Kategori: Sağlık

  • Türkiye’de yaşlı nüfus büyüyor, katarakt artacak

    TOD Onursal Başkan Dr. Sunay Duman TOD 56. Ulusal Kongresi’nde konuştu

    Türkiye’de yaşlı nüfus büyüyor, katarakt artacak

    Antalya’da düzenlenen Türk Oftalmoloji Derneği 56’ncı Ulusal Kongresi’nde konuşan Türk Oftalmoloji Derneği Onursal Başkanı Dr. Sunay Duman, dünya nüfusunun ve göz hekimlerinin yakın gelecekte karşılaşacağı sorunlarla ilgili önemli açıklamalar yaptı.

    Türk Oftalmoloji Derneği tarafından Türk Oftalmoloji Derneği Diyarbakır Şubesi katkılarıyla Antalya’da düzenlenen TOD 56’ncı Ulusal Kongre’nin açılışında konuşan TOD Onursal Başkanı Dr. Sunay Duman göz hekimliği mesleğinde yakın gelecekteki trendler, göz hastalıklarının gelişimi ve değişimi hakkında çarpıcı bilgiler paylaştı.

    Türkiye’de 65 yaş üstü nüfus 26 milyon

    Dünya nüfusunun 2050 yılında 10 milyara, Türkiye’de ise 118 milyona ulaşmasının beklendiğini, dünyadaki 65 yaş üstü nüfusun 2050 yılında 2,1 milyara, Türkiye’de ise aynı yaş grubunun 26 milyona ulaşacağına dikkat çeken Sunay Duman, “Göz hekimleri için yakın gelecekte en sık tedavi edilmesi gereken hastalık katarakt olmaya devam edecek. Günümüzde bireylerin yaşam süresi artıyor ve buna bağlı olarak aktif yaşam isteği ortaya çıkıyor. Bu hastaların beklentileri çok yüksek, hemen ameliyat olmak ve yaşamlarına kaldıkları yerden devam etmek istiyorlar. İşine ya da gündelik hayatlarına hemen geri dönerek gözlüğe ihtiyaç duymadan yaşamlarını sürdürmek arzusundalar” diye konuştu.

    Dr. Sunay Duman toplumlarda nüfusun yaşlandıkça göz bakımına talebin giderek arttığını, kök hücre ve gen tedavisi gibi yeni teknolojilerin hızla oftalmolojiye giriş yaparak yeni gelişmelere neden olduğuna dikkat çekerek, 2050 yıllarına gelindiğinde göz hekimlerinin sayısının hastaların ihtiyacını karşılamaya yetmeyeceğinin tahmin edildiğini, teletıp, teleoftalmoloji gibi kavramlarla yapay zeka ve robotik cerrahi gibi uygulamaların hayatımıza gireceğini belirtti.

    Göz hekimlerinin iklim krizi ile mücadelesi

    Dr. Sunay Duman sağlığın en temel belirleyicisinin çevre faktörü olduğunu ifade ederek, Eylül 2021 tarihinde ABD’de 200’den fazla tıp dergisinin ülke gündemine taşıdığı küresel iklim krizine olumsuz katkı yapan cerrahi atıkların azaltılması konusunu gündeme getirerek bunun önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu aktardı. Oftalmoloji uzmanlarının karbon ayak izini düşürmeye yönelik ameliyat atıklarını azaltarak bazı cerrahi aletlerin tekrar kullanımına yönelik bir çalışma başlattığını belirten Suman şöyle devam etti:

    “Dünyadaki oftalmologların başlattığı karbon ayak izini azaltmaya yönelik bu çabalarına Türk Oftalmoloji Derneği de katkı sağlamak ve bu projenin bir parçası olmak amacıyla “Sürdürülebilir Oftalmoloji Multidisipliner Çalışma Grubu” kuruldu ve faaliyetlerine başladı. Bu çalışma grubu, dünyadaki gelişmeleri yakından takip ederek, küresel iklim krizinin önüne geçmek amacıyla göz hekimleri olarak yapılaması gerekenleri planlamayı hedefliyor.”

    TOD Hakkında 

    Türk Göz Hekimlerinin resmi ulusal mesleki derneği olan Türkiye Oftalmoloji Derneği (TOD), göz hastalıkları uzmanlarını ve bu konuda uzmanlık eğitimi almakta olan hekimleri bünyesinde barındırıyor. 5 bini aşkın üyesiyle ulusal göz sağlığına katkıda bulunmayı, üyelerinin mesleki ve bilimsel alanlar başta olmak üzere her alanda gelişmelerini sağlamayı, haklarını korumayı, halkın göz sağlığını ve mesleğin geleceğini tehdit eden etik ve bilim dışı uygulamalarla mücadele etmeyi amaçlıyor. 1928 yılında kurulan derneğin genel merkezi İstanbul’da bulunuyor.

     

    facebook.com/TurkOftalmolojiDernegi

    twitter.com/turkoftalmoloji

    instagram.com/turkoftalmolojidernegi

  • Adalet Eski Bakanı İsmail Müftüoğlu merhum eşi adına yaptırdığı Aile Sağlığı Merkezi Hizmete açıldı

    Adalet Eski Bakanı İsmail Müftüoğlu’nun merhum eşi adına yaptırdığı Zümrüt Müftüoğlu Aile Sağlığı Merkezinin açılışında İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile birlikte çok sayıda protokol üyesi katıldı.

    Adapazarı  Tuzla  Mahalle Muhtarlı yanında gerçekleşen Aile Sağlık Merkezi’nin açılışına İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Vali Çetin Oktay Kaldırım, İl Jandarma Komutanı Aydın Kutlu,  AK Parti Sakarya Milletvekili Çiğdem Erdoğan Atabek, CHP Grup Başkan Vekili ve Sakarya Milletvekili Engin Özkoç, CHP İstanbul Milletvekili Akif Hamzaçebi,  Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem Yüce,  AK Parti İl Başkanı Yunus Tever, MHP İl Başkanı Ahmet Ziya Akar, Sakarya Üniversitesi Rektörü Hamza Al ve çok sayıda STK başkanı ile vatandaş katıldı.

    Resim

    Resim

    Resim

    Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem Yüce, ” Sakaryalı hemşerilerimize fayda sağlayacak her projede varız. Sağlık konut alanında gündüz gece demeden çalışıyoruz. Şehrimizde sağlık hizmet sunumunu güçlendirmektedir. Salgın sebebiyle sağlığın ne kadar önemli olduğunu anladık. Pandemi sürecini birlikte geçirdik. Bugün sağlık merkezi açılışını gerçekleştiriyoruz. Aile sağlığı merkezinin açılmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Müessesemiz hayırlı olsun” dedi.

    Resim

    Resim

    CHP İstanbul Milletvekili Akif Hamzaçebi, ” Böyle bir günde birlikte olmaktan çok mutluyum. İsmail abimiz eşinin ismini yaşatmak ve Sakaryalılara hizmet etmek için bu eseri kurmuştur. Bu eserin yapılmasına katkı sunan herkese teşekkür ederim” dedi.

    Resim

    İsmail Müftüoğlu (1939, Of, Türkiye) Türk Hukukçu ve Siyasetçi, 1973-1977 yıllarında Sakarya Milletvekilliği, 1975-1977 yılları arasında Adalet Bakanlığı ve aynı dönemlerde vekâleten İçişleri Bakanlığı yapmıştır. Milli Nizam Partisi Kurucu Üyeliği ve Milli Selamet Partisi Genel Başkan Vekilliği görevinde bulunmuştur.

    İsmail Müftüoğlu 1939 yılında Trabzon’un Of ilçesinde doğdu. Çapa Öğretmen Okulu’nda öğrenim gördü. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi ‘nden mezun oldu. Bir süre serbest olarak çalıştı. 1969 yılında Sakarya ilinden bağımsız milletvekili adayı oldu. Bunun yanında Milli Nizam Partisi’nin kurulmasında da öncü oldu. 1973 yılında yapılan Türkiye genel seçimlerinde de Sakarya’dan milletvekili seçilerek Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne girdi. 1975-1977 yılları arasında da Adalet Bakanlığı görevinde bulundu. Ayrıca Milli Gazete, Vakit ve Zaman gazetelerinde de yazılar yazdı.

    AK Parti Sakarya Milletvekili Çiğdem Erdoğan Atabek, “Şehrin bir evladı olarak bakanımıza teşekkür ederim. Bizleri hiç yalnız bırakmıyor. İsmail bakanımızın ülkemize çok değerli eserler bıraktı. Zümrüt annemize bakanımız çok güzel bir eser bıraktı. Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun. Bu esere katkı sağlayan herkese teşekkür ederim. Hayırlı uğurlu olsun” dedi.

    Vali Çetin Oktay Kaldırım, “Bakanımız Sakarya’mıza her zaman alakasını ilgisini göstermiştir. İsmail bakanımıza bize bu kazandırdığı eserden dolayı teşekkür ederim. Sakarya’mız Türkiye’mizin gelişmesinde büyük katkılar veren bir şehir. Bu şehir Türkiye’nin en potansiyelli şehri. Bizde milletimize hizmet etmek için çalışıyoruz. İsmail Müftüoğlu bakanımıza şükranlarımı sunuyorum. Ahirete yolcu ettiğimiz eşine Allah rahmet etsin. Bu eserde emeği geçen herkese teşekkür ederim” dedi.

    ”Bu eser hepimizin gayretiyle yapıldı”

    Adalet eski bakanı İsmail Müftüoğlu, “İnsanlar fanidir baki olan bırakılan eserlerdir. Bu eser hepimizin gayretiyle burada yapıldı. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Hepinize saygılarımı sunuyorum” dedi.

    ”Hayırlı işler hayırlı günlerde olur”

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, ” Hayırlı işler hayırlı günlerde olur. Güzel bir açılış için bu cuma günü burada buluştuk. Bu hayırlı işe gelen tüm dostlarımıza teşekkür ederim. İzmir’de yaşanan deprem sonrası bir saat içerisinde oradaydık. Allah devletimiz ve milletimizden razı olsun. Bu güzel eserler önemli ve büyü eserlerdi. Zümrüt annemizi tanıma fırsatım oldu. Allah gani gani rahmet etsin. Biz müslüman bir milletiz Allah razı olsun bir hayırda hepimizi buluşturdunuz. Allah sizden razı olsun. Gelecek nesilleri iz bu Güzel örneklerle daha çok hayır yapsın. Bu sağlık ocağı açılışında emeği geçen herkese teşekkür ederim. Bu eserin açılışında bulunan herkesten Allah razı olsun. Cumhurbaşkanımızın selamlarını ve hayırlı olsun dileklerini gönderiyorum” dedi

     


  • Organ ve Doku Bağışı Haftası – Kornea bağışı pandemiden sonra arttı

    Kornea bağışı pandemiden sonra arttı, nakil bekleyenler azaldı

    Türk Oftalmoloji Derneği Kornea ve Oküler Yüzey Birimi Başkanı Prof. Dr. Ayşe Burcu, Antalya’da düzenlenen 56. Ulusal Oftalmoloji Kongresi’nde kornea nakli ile ilgili olarak pandemi öncesi ve sonrası yaşananlara ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

    Türkiye’de 3-9 Kasım 2022 tarihlerinde kutlanan Organ ve Doku Bağışı Haftası’nda vatandaşları organ bağışı yapmaya davet eden Prof. Dr. Ayşe Burcu, “Pandeminin etkilerinin azalmasıyla birlikte Türkiye’de kornea bağışı hız kazandı. Kornea nakli bekleyen hasta listesi hızla azaldı. Yurtdışından ülkemize kornea nakli olmaya gelen hasta sayısında artış var” dedi. 

    Türk göz doktorlarını temsil eden Türk Oftalmoloji Derneği 56’ncı Ulusal Kongresi 2-6 Kasım 2022 tarihleri arasında Türk Oftalmoloji Derneği Diyarbakır Şubesi katkılarıyla Antalya’da düzenleniyor. Göz hastalıkları ve göz sağlığı alanında ülkemizdeki en kapsamlı ve önemli etkinlik olan kongreye, yurtiçi ve yurtdışından yaklaşık bin 500 göz uzmanı, 681 yerli ve 29 yabancı konuşmacının yanı sıra 78 firma ve 350 firma temsilcisinin katılıyor.

    Kornea nakli bekleyenler azaldı

    Türk Oftalmoloji Derneği Kornea ve Oküler Yüzey Birimi Başkanı Prof. Dr. Ayşe Burcu, kongrede kornea nakli ilgili ülkemizde yaşanan gelişmelerle ilgili açıklamalar yaptı. Türkiye’de kornea nakli bekleyen hasta sayının pandemi döneminde arttığını, ancak pandemi etkilerinin azalmasıyla birlikte hem Sağlık Bakanlığı’nın hem de Türk göz hekimlerinin yaptığı koordineli çalışmalarla kornea nakli bekleyen hasta sayısında hızla azalma kaydedildiğini söyledi. Kornea hastalığı görme kaybına sebep olan hastalıklar içinde üçüncü sırada yer aldığına dikkat çeken Prof. Dr. Ayşe Burcu şöyle konuştu. “Kornea nakli bir göz nakli ameliyatı değildir, sadece gözün ön yüzeyinde bulunan kornea tabakası değişimidir. Hayatını kaybeden uygun organ bağışçılarının sağlıklı kornea tabakası alınarak hastalara kornea nakli yapılıyor.”

    Türk Oftalmoloji Derneği Kornea ve Oküler Yüzey Birimi Başkanı Prof. Dr. Ayşe Burcu

    Yabancıların tercihi Türkiye

    “Sağlık Bakanlığının kurduğu sistemle göz bankaları veya bankalara bağlı doku kaynağı merkezlerince vefat eden kişilerdeki uygun kornealar belirlenip steril şartlarda alınıyor ve ameliyatla kornea nakli bekleyen hastalara naklediliyor. Tüm dünyada doku kaynağının kısıtlı olması nedeniyle kornea nakli bekleyen çok sayıda hasta var. Ülkemizde de geçmiş yıllarda kornea nakli bekleme listeleri oldukça kabarıktı. Bugün Türkiye’de göz doktorları kornea nakli konusunda çok ileri derecede tecrübe kazanmıştır ve dünya standartlarında kornea nakli ameliyatları yapılıyor. Hatta yurtdışındaki kornea nakli bekleyen hastalar da ameliyat için Türkiye’ye gelmeyi tercih ediyor.”

    Kornea bağışçısı olalım

    Prof. Dr. Ayşe Burcu, Organ ve Doku Bağışı Haftası sebebiyle halkımızı organ bağışı yapmaları konusunda duyarlı olmaya davet ederek, “Kullanılmayan kornea tabakasının başka bir hastanın gözüne nakli görmeyen hastalarımıza ışık oluyor. Organ nakli hayat kurtarır, kornea nakli gözü kurtarır, görmek hepimiz için çok değerli.” dedi.

    Nakillerde COVID-19 vakasına rastlanmadı

    COVID-19 pandemisi sırasında hastalığın kornea nakli yolu ile bulaşıp bulaşmadığı tam bilinmediğini, temaslı veya şüpheli vefatlardan kornea alınmadığını sözlerine ekleyen Ayşe Burcu şöyle devam etti: “Hastalar da kendilerini COVID-19’dan korumak için o dönemde nakil ameliyatlarını ertelemeyi tercih ettiler. Hem kornea temininin azalması hem de hastaların ameliyatlarını ertelemeleri nedeniyle bekleme listeleri yeniden artmıştı.   Sağlık Bakanlığı ve Türk Oftalmoloji Derneği’nin bu dönemlerde yaptığı halkı bilinçlendirme çalışmaları, istatistiksel ve geri bildirim çalışmaları ve Türk göz hekimlerinin de özverili çalışmaları ile kısa sürede tekrar bekleme listeleri hızla eritildi. Şu ana kadar kornea nakli ile bulaşmış bir COVID-19 vakasına rastlanmadı. Pandeminin hızla kontrol altına alınması ile kornea nakli ameliyatları da tekrar hızla şekilde artmaya başladı.”

    TOD Hakkında

    Türk Göz Hekimlerinin resmi ulusal mesleki derneği olan Türkiye Oftalmoloji Derneği (TOD), göz hastalıkları uzmanlarını ve bu konuda uzmanlık eğitimi almakta olan hekimleri bünyesinde barındırıyor. 5 bini aşkın üyesiyle ulusal göz sağlığına katkıda bulunmayı, üyelerinin mesleki ve bilimsel alanlar başta olmak üzere her alanda gelişmelerini sağlamayı, haklarını korumayı, halkın göz sağlığını ve mesleğin geleceğini tehdit eden etik ve bilim dışı uygulamalarla mücadele etmeyi amaçlıyor. 1928 yılında kurulan derneğin genel merkezi İstanbul’da bulunuyor.

    facebook.com/TurkOftalmolojiDernegi

    twitter.com/turkoftalmoloji

    instagram.com/turkoftalmolojidernegi

  • Karapürçek’te bir ilk GÜLNUR Sağlık Kabini açıldı

    GÜLNUR Sağlık Kabini, Karapürçek İnönü Mahallesi, Osmanlı  Caddesi, 19/1 numaralı adreste hizmete başladı.

    GÜLNUR Sağlık Kabini, Karapürçek İnönü Mahallesi, Osmanlı  Caddesi, 19/1 numaralı adreste hizmete açıldı. Düzenlenen açılışa, Karapürçek Belediye Başkanı Orhan YILDIRIM, FE&SA Bilişim Limited Genel Müdürü Fehmi DUMAN,İş İnsanı İlhan YÜKSEK,Dernektürk Koordinatörü Necla BAKAN, GÜLNUR Sağlık Kabini sahibi Hemşire Gülnur KAV ve davetliler katılım gösterdi. Açılış kurdelesinin kesilmesinin ardından davetliler sağlık kabinini gezdi.

    Açılışta konuşan Karapürçek Belediye Başkanı Orhan YILDIRIM”İlçemizin bir  eksiğini tamamlayan GÜLNUR hemşireye teşekkür ederim.Sağlıklıklı  ve  başarılar diliyorum.Hayırlı olsun”dedi

    Kabinde gerçekleştirecekleri hizmetlerden bahseden Kocaeli Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Tıbbi Laboratuvar Teknikleri  Programı Mezunu hemşire GÜLNUR KAV, “Bu ilçede doğdum,okudum, ve Halkıma  hizmet etmek için bu iş yerini açmak nasip oldu.Kurumumuzda enjeksiyon, pansuman, serum takma, ilk yardım gibi acil müdahaleler, sonda takma, çıkarma, reçeteli bütün ilaçların tedavisi, oksijen tedavisi, kulak delme, kulak yıkama ayrıca evde bakım hizmetini burada vereceğiz. Her türlü hemşirelik hizmetini burada vereceğiz. Hafta içi 09.00 ile 17.00 saatleri arasında hizmet verirken cumartesi ise 09.00 ile 15.00 saatleri arasında hizmet vereceğiz. Onun haricinde evde bakım hizmeti verdiğimiz için vatandaşımız bizi 0532 169 60 54 numaralı hattan aradığında yardımcı olacağız.” dedi.

     

  • Bağırsak Şikayetlerinizi Azaltın!

    Bağırsak Şikayetlerinizi Azaltın!

    İNFLAMATUAR BAĞIRSAK HASTALIKLARINDA LİFLİ BESİNLER AZALTILMALI

    Besin Alerjisi Derneği üyesi Alerji Diyetisyeni Ecem Tuğba Özkan sizler için bazı bağırsak hastalıklarında lif tüketiminin neden azaltılması gerektiğini anlattı.

    İnflamatuar bağırsak hastalığı, Crohn hastalığı, ülseratif koliti içeren kronik, tekrarlayan bağırsak iltihabıdır. İnflamatuar bağırsak hastalığının görülme sıklığı son yıllarda gelişmiş ülkelerde artmaktadır.

    İnflamatuar bağırsak hastalığının belirtileri karın ağrısı, ishal, kanlı dışkı, kilo kaybı ve geç ergenliktir. Ayrıca uzun vadede bağırsak kanserinin görülme riskini arttırabilir. Bu hastalığın kesin nedeni bilinmemektedir, ancak bazı risk faktörleri arasında genetik, beslenme, çevresel etkenler ve bağırsak bakterilerindeki değişiklikler bulunmaktadır.

    Lif, bitki kaynaklı besinlerde (tahıllar, meyveler, sebzeler ve bakliyatlar) bulunan ve insan vücudundaki sindirim enzimleri tarafından parçalanmaya dirençli bir grup bileşiğe verilen isimdir.

    Diyet lifi tüketmek, sağlıklı bireylerde bağırsak sağlığını olumlu yönde etkilerken inflamatuar bağırsak hastalığına sahip bireylerde hassasiyet nedenli şikayete neden olmaktadır. Ancak yapılan araştırmalara göre, fermente edilmemiş liflerin tüketilmesinin inflamasyonu artırdığı ve bazı inflamatuar bağırsak hastalığına sahip hastalarda belirtileri kötüleştirdiği görülmüştür. Araştırmacılar, enginar, hindiba kökü, sarımsak, kuşkonmaz ve muz gibi besinlerde bulunan belirli lif türlerinin, genellikle inflamatuar bağırsak hastalığına sahip hastalarda belirli bakterilerin eksik veya hatalı çalışması durumunda fermente edilmesinin özellikle zor olduğunu belirtmişlerdir.

    Sonuç olarak, inflamatuar bağırsak hastalığında fermente edilmemiş diyet liflerine karşı hassasiyet bulunmaktadır. Bu durumun nedenleri arasında; bağırsak mikrobiyotasının lifi fermente etme kapasitesinde azalma, mukozal yüzeyde bağışıklık hücrelerinin varlığının artması ve bağırsak bariyerinde inflamatuar hasarı bulunmaktadır. Bu nedenle, bu hastalığa sahip bireylerin diyet lifi seçiminde dikkat etmeleri gerekmektedir. Kuşkonmaz ve brokoli gibi saplı sebzeler, havuç,patates,kereviz ve pancar gibi kök sebzeler, enginar, hindiba kökü, sarımsak, soğan ve muz gibi besinlerden uzak durmaları bağırsaklarını olumlu etkileyecektir.

  • Astım ve KOAH’ta Atak Mevsimi Başladı!

    Astım ve KOAH’ta Atak Mevsimi Başladı!

    Solunum yolu hastalıklarında yaşanan artışın özellikle KOAH ve astım hastaları için risk oluşturduğuna işaret eden Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Ü. Seha Akduman, alerji veya viral enfeksiyonlar nedeni ile zayıflayan bağışıklık sisteminin KOAH ve Astım hastalarının atak geçirmesine, yaşam kaybıyla sonuçlanabilecek zatürrelere neden olabileceğine dikkat çekti. 

    Havaların soğumasıyla birlikte alerjilerin artışı, virüslerin aktifleşmesi, okulların açılması, düşük sıcaklıklarda bağışıklık sisteminin zayıflaması, kalabalık ve kapalı ortamlarda daha fazla sürenin geçirilmesi gibi birçok nedene bağlı olarak solunum yolu hastalıklarında da artış gözleniyor. Bu durumun özellikle KOAH ve astım hastaları için ayrı bir önem taşıdığına ve ataklara neden olduğuna işaret eden Göğüs Hastalıkları uzmanı Dr. Öğr. Ü. Seha Akduman, korunma sağlamak için aşılamaların mutlaka yapılması gerektiğine dikkat çekti.

    KOAH ve astımda her alevlenme yani kontrolün bozulmasının akciğer fonksiyonunda azalmaya neden olacağını söyleyen Dr. Öğr. Ü. Seha Akduman, alevlenme sıklığı artan hastaların akciğer kapasitelerinin azaldığını ve hastalık evresinin de ilerlediğini söyledi. Yaşanabilecek viral enfeksiyonların özellikle KOAH hastaları için yeni bir alevlenme riskini arttırmakla birlikte kronik solunum yetmezliğine gidişi hızlandırabileceğine işaret etti.

    KOAH’LI HASTALAR BUZDAĞININ SADECE GÖRÜNEN YÜZÜ

    Son 5 yılda KOAH farkındalığı giderek artsa da yapılan araştırmaların tüm dünyada ve ülkemizde tanı alan hasta oranlarını sadece ‘buz dağının görünen yüzü’ olarak tanımlandığını söyleyen Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Göğüs Hastalıkları uzmanı Dr. Öğr. Ü. Seha Akduman, “Dünya Sağlık Örgütü öngörülerine göre KOAH’a bağlı yaşam kayıplarının en sık 3. sebep olarak karşımıza çıkacağını vurgulamaktadır” diye konuştu.

    ALARM NİTELİĞİNDEKİ BU BULGULARA DİKKAT!

    Yeni gelişen nefes darlığı, öksürük, balgam veya var olan şikayetlerin artmasının kontrolün bozulduğunun en önemli işaretleri olduğunu söyleyen Dr. Öğr. Ü. Seha Akduman, “Bu hastalarda ateş yüksekliği, oksijen seviyelerinin düşmesi de oldukça kritik ve dikkate alınması geren alarm niteliğinde bulgulardır. Dolayısıyla hastaların zaman kaybetmeden hastaneye başvurmalı” diye konuştu.

    Özellikle 65 yaş üzeri sigara içmeye devam eden, aşıları eksik ve tedavileri yetersiz KOAH lı hastaların zatürre ve akut solunum yetmezliği riskinin en yüksek hastalar arasında yer aldığını söyleyen Dr. Öğr. Ü. Seha Akduman, diyabet, kalp yetmezliği, kronik böbrek hastalıkların varlığının da riski arttıran önemli

    “KIŞ AYLARINDA KOAH TANISI 4 KAT ARTIYOR”

    KOAH’lı hastaların yaklaşık yüzde 50’sinin alt solunum yolları enfeksiyonu ile tedavi görürken tanı aldığını ve kış aylarında da tanı alma oranlarının 4 kat kadar arttığını belirten Dr. Öğr. Ü. Seha Akduman, “Sigara içenlerde öksürük, balgam ve nefes darlığı yıllar içerisinde yavaş yavaş arttığı için hastalar şikayetlerinin tam farkında olmazlar ve doktora başvurmazlar. Ancak enfeksiyon nedeni ile şikayetleri olduğunda tanı konulur” diye konuştu.

    ÖNLEMLERİN ALINMASI ŞART!

    Özellikle değişen hava şartları nedeni ile solunum hastalıklarında kullanılan ilaçların dozlarının değişebileceğinin unutulmaması gerektiğini ve bu nedenle kontrollerin önem taşıdığını hatırlatan Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Göğüs Hastalıkları uzmanı Dr. Öğr. Ü. Seha Akduman alınması gereken önlemlerle ilgili şu bilgileri verdi:

    “Atkı, bere gibi vücut ısısını koruyacak şekilde havaya uygun giyinmeli. Sigara içen hastalarda sigaranın bırakılması, bırakılamıyorsa da sayının azaltılması, ilaçların düzenli kullanılması, kalabalık ve iyi havalanmayan ortamlardan uzak durulması, maske kullanılması, düzenli uyku, düzenli beslenme gibi iyi yaşam kurallarına daha fazla özen gösterilmeli.”

    BU GRUP HASTALAR İÇİN COVİD AŞILARI MUTLAKA TAMAMLANMALI!

    Özellikle korunma anlamında bu hastaların aşılanmasının da önem taşıdığının altını çizen Dr. Öğr. Ü. Seha Akduman, yapılması gereken aşılarla ilgili şu bilgileri verdi: “Günümüzde yapabileceğimiz zatürre aşısı, grip aşısı ve COVID aşısı bulunmaktadır. Grip aşısı Ekim veya kasım aylarında yapılması önerilir. İnfluenza (grip) virüsü mutasyona uğrar ve her yıl aşı değişir. Bu nedenle her yıl tekrarlanması önerilir.  Yüzde yüz koruyuculuğu yoktur ancak hastalığın hafif atlatılmasını sağlar. Zatürre aşısı için bir tanesi ömür boyu 1 kez yapılan (KPA13 ), diğeri 5 yılda 1 tekrarlanan (PPA23) olmak üzere iki tip Pnömokok aşı bulunmaktadır. Pnömokok aşısı olmamış hastalarda aşılanma KPA 13 ile başlanır ve en az 8 hafta sonra 1 doz PPA23 uygulanır. Oldukça güvenli aşılar olup Ulusal Sağlık Sistemimizde de uygulanmaktadır. COVID aşılarının tamamlanması da KOAH v e Astım hastalarında oldukça önemlidir.”

  • Geyve’nin ilk ve tek Fizyoterapi ve Danışmanlık Merkezi açıldı

    Geyve’nin ilk ve tek Fizyoterapi ve Danışmanlık Merkezi açıldı

    Geyve İlçesi Tepecikler Mahallesi İstanbul Caddesi üzerinde  engin tecrübeye sahip olan Fizyoterapis Mehmet Akif Çilingir tarafından, ilk defa Fizyoterapi ve Danışmanlık Merkezi açıldı.

    Çilingir Fizyoterapi ve Danışmanlık Merkezi açılışına CHP Grup Başkanvekili ve Sakarya Milletvekili Engin ÖZKOÇ,  Geyve Belediye Başkanı İpekyolu Belediyeler Birliği Başkanı Murat KAYA,CHP Adapazarı Belediye Meclis Üyesi  Haluk AKBAY,AK Parti Geyve İlçe Başkanı Abdullah Özdemir,CHP Parti Geyve İlçe Başkanı Gürkan Kar,İYİ Parti Geyve İlçe Başkanı Yusuf BARAN,MHP İlçe Başkanı Sn.Murat Çakmak,FE&SA Bilişim Limited Genel Müdürü Fehmi DUMAN, Dernektürk  Koordinatörü Necla BAKAN , İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü  Remzi Şengül, İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü Sn. Ahmet Öztekin, MEBBİS Yöneticisi Gökhan Kılıç, Geyve Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi kadrosu, Eren Firuit Ticaret, Fatih ve Şeyda Eren, Diş Tabibi Murat Kılıçarslan, Mali Müşavirler Leyla Yılmaz ve Melike Özgen, Yıldırım ve Şengün Ailesi, Neşet ve Bennur Yıldırım, Saliha Çelik Dalgıç, Selçuk Yıldız, Ayşenur Önal Karabacak ve çok sayıda Geyveli  katıldı.

    Kurdele kesiminden önce Geyve Belediye Başkanı İpekyolu Belediyeler Birliği Başkanı Murat KAYA”İlçemizde ilklere  imza atanları kutluyorum.Annemin tedavisindede  büyük katkıları olan engin tecrübeye sahip  Fizyoterapis Mehmet Akif Çilingir Fizyoterapi ve Danışmanlık Merkezini kurarak ilçemize faydalı  bir iş yaptı.Hayırlı olsun”dedi.

    CHP Grup Başkanvekili ve Sakarya Milletvekili Engin ÖZKOÇ “Fizyoterapis Mehmet Akif Çilingire hayırlı olsun bereketli ve şifa dağıtmayı faydalı olmasını dilerim”

    CHP Adapazarı Belediye Meclis Üyesi  Haluk AKBAY ” Fizyoterapis Mehmet Akif Çilingire hayırlı olsun bereketli ve şifa dağıtmayı faydalı olmasını dilerim”

    Bir şunu diyen bir yazı 'CILINGIR' görseli olabilir

    Bir 8 kişi, ayakta duran insanlar ve balon görseli olabilir

    Bir 2 kişi ve ayakta duran insanlar görseli olabilir

    Bir 7 kişi, oturan insanlar, ayakta duran insanlar ve açık hava görseli olabilir

    Bir 4 kişi, ayakta duran insanlar ve balon görseli olabilir

    Bir 1 kişi, çiçek ve iç mekan görseli olabilir

    Bu Merkezde Fizyoterapist hastalık, sakatlık, yaralanma veya yaşlanmayla ortaya çıkan fiziksel zorlukları olan hastaların hareketlerinin iyileştirilmesine yardım edip. Masaj gibi manuel terapiler, terapötik egzersiz ve elektroterapi yöntemlerini kullanarak tedavi programlarını tasarlayıp gözden geçirirler. Fizyoterapist, uzman hekimin koyduğu tanıya göre hastalar için uygun fizyoterapi ve rehabilitasyon tedavi programlarını uygulayan meslek grubuna verilen unvandır. Teşhisi konulmuş olan, yaş ilerlemesine bağlı kas rahatsızlıkları, yaralanma, doğuştan gelen özür, hareket sistemi bozuklukları gibi hastalıkların tedavisine yönelik programlar uygular.

    Fizyoterapis Mehmet Akif Çilingir Diyor Ki

    Sakarya’nın güney bölgesinin ilk ve tek Fizyoterapi ve Danışmanlık Merkezi’ni açmış bulunmaktayız. Açılışta bizleri yalnız bırakmayan Geyve Belediye Başkanımız Sn.Murat Kaya, AK Parti Geyve İlçe Başkanı Sn. Abdullah Özdemir, CHP Grup başkanvekili ve Sakarya Milletvekili Sn. Engin Özkoç, Sakarya CHP Meclis Üyesi Sn.Haluk Akbay, CHP Geyve İlçe Başkanı Sn.Gürkan Kar, MHP İlçe Başkanı Sn.Murat Çakmak, İYİ Parti İlçe Başkanı Sn.Yusuf Baran, İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü Sn. Remzi Şengül, İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü Sn. Ahmet Öztekin, MEBBİS Yöneticisi Sn.Gökhan Kılıç, Geyve Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi kadrosu, Eren Firuit Ticaret, Fatih ve Şeyda Eren, Diş Tabibi Murat Kılıçarslan, Mali Müşavirler Leyla Yılmaz ve Melike Özgen, Yıldırım ve Şengün Ailesi, Neşet ve Bennur Yıldırım, Saliha Çelik Dalgıç, Selçuk Yıldız, Ayşenur Önal Karabacak, Geyve halkına ve desteklerini hiçbir zaman esirgemeyen ailemize teşekkür ediyoruz.

    İlk danışmanlık hizmetimiz ücretsiz olup günün her saatinde iletişim numaralarımızdan ve instagram adresimizden bizlere ulaşabilirsiniz.

    Sağlıklı günlerde beraber olmak temennisiyle…

    Bir şunu diyen bir yazı 'Fzt. Mehmet Akif Çilingir Çilingir Fizyoterapi 0553 045 54 69 Elektroterapi Manuel Terapi Kayroprakti Elektroakupunktur Graston Kuru İğne Kupa Terapi Moxa Kinesiotape.. Geyve, Sakarya' görseli olabilir

  • GÜÇLÜ BİR BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ İLE İLERİ YAŞTA DA SAĞLIKLI KALIN

    GÜÇLÜ BİR BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ İLE İLERİ YAŞTA DA SAĞLIKLI KALIN

    Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de insanların ömrü uzuyor ve toplumun yaş ortalaması giderek artıyor. Yaşlanma ile tüm organ sistemlerinde olduğu gibi bağışıklık sisteminde de bir takım değişiklikler oluyor. Esas görevi bizi enfeksiyonlardan ve kanser gibi rahatsızlıklardan korumak olan bağışıklık sistemimizin fonksiyonlarındaki yaşlanmaya bağlı azalma ile bu hastalıklar daha sık görülmeye başlıyor. Memorial Şişli Hastanesi Geriatri Bölümü’nden Uz. Dr. Yıldıray Topçu, ileri yaşta bağışıklık sisteminin önemi hakkında bilgi verdi.

    İleri yaşta zayıf bağışıklık tekrarlayan enfeksiyonlara sebep olabiliyor

    Yaşlanmanın bir sonucu olarak bağışıklık sistemi belli bir derece baskılanmaktadır. Bazı özelleşmiş bağışıklık hücrelerinin sayısı oransal olarak azalsa da, esas sorun bağışıklık sisteminin fonksiyonlarındaki bozulmalar sonucu yanıt vermesi gereken durumlarda yetersiz veya orantısız yanıt vermesidir. Yaşlılarda bağışıklık sistemi yetmezliği tanısının konulması zor olabilir. Zayıf bağışıklık sisteminin ayırt edici özelliği tekrarlayan enfeksiyonlardır. Beklenenden daha sık, daha şiddetli ve olağan dışı mikroorganizmalar sonucu enfeksiyon gelişmesi gibi bulgular bağışıklık sistemi yetersizliğinden şüphelenilmesini sağlar. Uzun süreli ishal, beslenme bozuklukları ve yara iyileşmesinin yavaş olması yine uyarıcı bulgu olmalıdır.

    Memorial Şişli Hastanesi Geriatri  Uz. Dr. Yıldıray Topçu

    Bağışıklık sistemi yetersizliğinin birçok sebebi olabiliyor 

    Bağışıklık sistemi yetersizliği doğuştan gelen bir hastalık veya bir takım nedenlere bağlı ikincil olarak gelişebilir. Yaşlı hastalarda beslenme bozuklukları, kanserler, kanser ilaçları, otoimmün hastalıklar (bağışıklık sisteminin kendi organizmasını yabancı zannederek kendi hücrelerine saldırması) için kullanılan steroid gibi bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar, şeker hastalığı, karaciğer hastalığı, bazı böbrek hastalıkları, AIDS veya bazı bağırsak hastalıklarına bağlı olarak ikincil nedenlere bağlı bağışıklık sistemi yetersizlikleri daha çok görülür. Bağışıklık sistemi yetersizliğinden şüphelenen veya şüphelenilen bireylere geriatri veya iç hastalıkları polikliniklerinde bir takım kan ve idrar testleri yapılarak gerekli araştırmalar yapılabilir.

    Aşılar ileri yaşta da önemini koruyor

    Zatürre ve grip yaşlılarda en sık ölüme neden olan ilk on hastalık arasındadır.  Yaşlılarda bozulmuş aşı yanıtı T lenfosit denilen bağışıklık sisteminin hafızasını oluşturan hücrelerin fonksiyonel ve sayısal olarak azalmasından kaynaklanabilir. KOAH, astım, diyabet, etkili öksürme gücünün azalması, mukozal yüzeylerin bozuklukları ve mukus üretim bozuklukları bu hastalıklara yakalanmayı kolaylaştırmaktadır. Gençlere oranla yaşlılarda aşıların koruyuculuğu bir miktar azalsa da, özellikle enfeksiyonlar açısından risk grubunda bulunan yaşlıların aşılanması büyük önem arz etmektedir.

    Özellikle yaşlı bireylere grip, zatürre, Covid aşıları yapılmalıdır. KOAH gibi kronik hastalıklarının ilaçlarının düzenli kullanılması, soğuk sıcak farkı oluşturacak veya hava akımı olan ortamlardan kaçınmak, hasta kişilerden maske ve sosyal mesafeye dikkat ederek kaçınmak, yaşlı hastaların bakımını sağlayan kişilerin aşılanması gibi önlemlere dikkat edilmelidir. Ayrıca yaşlı bireylere Zona, tetanoz, difteri ve boğmaca aşılarının yapılması önerilmektedir.

    Vitamin ve mineraller bağışıklık sistemini destekliyor

    Vitamin ve mineral takviyelerinin bağışıklık sistemini güçlendirebileceği yönündeki çalışmalar eksik olsa da, bir takım vitamin (A, D, E, B12, Folik asit, C vitamini gibi) ve minerallerin (selenyum, çinko, bakır ve demir gibi) bağışıklık sisteminin fonksiyonlarını sürdürebilmesi için gerekli olduğuna dair elimizde veriler mevcuttur. Bu takviyelerin günlük ihtiyacın ötesinde bağışıklık sisteminin fonksiyonlarının artırılması için ne dozda kullanılması gerektiği yönünde bilgi eksiklikleri olsa da eksikliklerinin önlenmesi önemlidir. Yapılan bir çalışmada yeterli günlük sebze meyve tüketen yaşlılara zatürre aşısı uygulanması sonrası daha güçlü bağışıklık yanıtı alınabildiği gösterilmiştir.

    Kronik stres bağışıklığı zayıflatıyor

    Kronik stresin bağışıklık sisteminin yaşlanmasını hızlandırdığı düşünülmektedir. Orta zorlukta, uzun süreli egzersizin bağışıklık fonksiyonunu düzeltebileceğini gösteren çalışmalar bulunmaktadır. Psikososyal destek ve stresle baş etme becerilerini artırmaya yönelik çalışmaların bağışıklık sistemi fonksiyonları üzerine olumlu etkileri olabilir. Kalp damar hastalığı, şeker hastalığı, kolesterol gibi hastalıkları bulunan hastalar için metformin grubu şeker hastalığı ilaçlarının ve statin grubu kolesterol ilaçlarının bağışıklık sistemi üzerine olumlu etkileri olabileceği düşünülmektedir.

    Koruyucu tedbirler bağışıklık sistemi için her zaman önemli

    Vücudu her an korumaya çalışan bağışıklık sisteminin güçlü tutulması, ciddi sonuçlara yol açabilecek birçok hastalığa karşı korunmada faydalı olmaktadır. Yaşlılıkta geçirilecek ciddi bir hastalık sonrası yaşlı hastalar eski mental ve fonksiyonel durumlarına dönemeyebilirler. Bu nedenle sağlıklı beslenme, egzersiz, kronik hastalıkların düzenli tedavi-takibi, hastalanmadan önce korucuyu tedbirler almak (maske, mesafe, aşılanma gibi) sağlıklı bir yaşlılığın vazgeçilmez öğeleridir.

  • Büyükşehir bu çatı altında ‘şifa’ üretiyor

    Büyükşehir bu çatı altında ‘şifa’ üretiyor

    Tarih boyunca alternatif tıp ve günlük hayatın vazgeçilmezi olan aromatik bitkiler, Büyükşehir çatısı altında şifaya dönüşüyor. Başkan Yüce’nin talimatıyla kurulan Ali Taner Tıbbi ve Aromatik Bitki Laboratuvarı 1 yılda 222 bin adet şifalı ürün üretti. %100 doğal olan kenevir, badem, çörekotu yağı, cildi besleyen kremler, hidrosoller ve sabunlar internet satışında rekor seviyelere ulaştı.

    Türkiye’nin en büyük tarımsal üretim projelerinden birine imza atarak Melen Botanik Vadisi’nde ürün eken, işleyen ve pazara kazandıran Büyükşehir Belediyesi, Sakarya için her geçen gün katma değer üretmeye devam ediyor.

    Tarımsal üretimin ve güçlü bir bağışıklığın son derece önemli olduğunu tüm dünyanın fark ettiği pandemi sürecinde, bir tarım cenneti haline dönüştürülen arazilerde üretime başlayan ve şifa evlerini şehre kazandıran Büyükşehir, şifalı tıbbi ve aromatik bitkilerden üretilen 93 kalem ürünü yerel marketler ve e-ticaret platformlarında çok kısa bir sürede şifalı ürünlerini vitrine çıkardı.

    Büyükşehir işleyip vitrine koyuyor

    Sakarya Büyükşehir Belediyesi 60 kilometrelik Melen Botanik Vadisi’nde yüzlerce çeşit aromatik bitkinin üretimine başladı. İlk günden bu yana büyük ilgi gören ürünlerin %90’ı ilk etapta talep üzerine yurt dışına ihraç edildi.

    Bu şekilde oluşturulan ticaret hacmiyle üretim sahasını genişleten Büyükşehir, ürünlerin %10’luk kısmını ise her aşamasıyla birlikte kendisi işlemeye başladı. Hipokrat’ın ‘Besinler ilacınız, ilacınız besininiz olsun’ sözünün önemine işaret eden bir anlayışla yola çıkan Büyükşehir, kısa bir süre sonra Ali Taner Tıbbi ve Aromatik Bitki Laboratuvarı’nı kurdu.

    Aromatik, tıbbi bitkiler şifaya dönüşüyor

    Sakarya’da oluşturulan tarım cenneti arazilerde verimli topraklardan alınan yüzlerce çeşit tıbbi ve aromatik bitkinin şifaya dönüşme serüveni ise bu laboratuvarda başladı. Kurulan özel ekip bu ürünleri büyük bir özenle işleyerek yağ, hidrosol, çay, sabun, kolonya, krem, mum ve losyona dönüştürdü.

    Yerel üreticiye destek olan, sözleşmeli tarım modelini benimseyen ve vatandaşlara her biri şifa olan ürünleri kolay şekilde ulaştıran bu sistem büyük ilgi gördü. Belediye, kendi üretimi ile çiftçiden temin ettiği tüm ürünlerle, Sağlık Bakanlığı onaylı formüllerle 93 kalem ürüne dönüştürdü. Bu üretim merkezi araştırma ve ürün geliştirme çalışmalarının yanı sıra gıda, kozmetik ürünlerinin de mikrobiyolojik analizlerinin yapılmasıyla Türkiye’de öncü bir model oldu.

    Bakanlık onaylı, sertifikalı ürünler

    Doğal tedavi, alternatif tıp ve geleneksel doğal ürünler alanında dünyanın örnek aldığı sistem Sakarya için şifa kaynağı oldu. Tüm ürünler ISO 90001, ISO 22000 ve Helal Gıda Sertifikası’nı aldı. Sakarya genelinde hizmete açılan şifa evleri, internet ortamlarında oluşturulan satış sistemleri ve ihracat yoluyla ulaştırılan ürünler yoğun bir talep gördü.

    1 yılda elde edilen 222 bin adet ürünün büyük kısmı e-ticaret sitelerinde kısa sürede satıldı. Satış uygulamalarında alışveriş yapan müşterilerin puanlamasıyla Sera A.Ş 5 puan üzerinden 4.8 puan aldı. En çok satılan ürünler arasında ise kenevir tohumu yağı, çörekotu yağı, kantaron yağı, susam yağı, badem yağı ile ınvıctus, limon, nehir ada, lavanta kolonyaları, altın, güneş koruyucu kremleri, hep-mis parfümü, lavanta hidrosolü, kenevir tohumu yağlı, zeytin yağlı, bal ile polenli sabunlar yer aldı.

    Doğal şifaya talep yüksek

    Bu ürünler daha çok cilt sağlığını koruyucu özellikleri sebebiyle tercih ediliyor. Üretilen yağlar ise ‘inhaler’ yöntemiyle buhurdanlık kullanılarak solunum yolunu rahatlatıcı özelliğiyle ön plana çıkıyor. Bitki özlerinden üretilen doğal kremler ve sabunlar ise saç, cilt ve vücut bakımında %100 doğal olduğu için tercih ediliyor. Üretilen parfümler ve hidrosoller ise yine tamamen doğal bir ‘aromaterapi’ imkanı sunuyor.

    Koku, parfüm oil ürünleri de uçucu şekilde değerlendirilerek rahat bir uyku, berrak bir zihin oluşmasında doğal bir etki oluşturuyor. Petrol ve türevleri içermeyen mumlar ise doğallığıyla dikkat çeken ürünler arasında yer alıyor. Kadınlar ise özellikle doğal güneş kremi, losyon, sabunlar ve hidrosolleri cilt bariyerini onarıcı ve doğal nemlendirici özellikleri sebebiyle tercih ediyor.

    Doğal şifalı ürünleri halka sunuyoruz

    Sera A.Ş.’den yapılan açıklamada, “Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ekrem Yüce önderliğinde kurulan Ali Taner Tıbbi ve Aromatik Bitki Laboratuvarı’nda misyonumuz; doğal ve şifalı ürün teminini artırmaktır. Doğallığına emin olduğumuz kendi bünyemizde yetiştirdiğimiz aromatik bitkilerden ürettiğimiz doğal ürünleri vatandaşımızın faydalanması için uygun fiyata ulaştırıyoruz. Aromatik bitkilerin buharlı distilasyon ve soğuk sıkım yolu ile sabit ve uçucu yağlara dönüşmesini sağlıyoruz. Büyükşehir artık bu çatı altında tamamen güvenli ve bakanlık onaylı ürünler üretiyor, doğal ürünleri şifaya dönüştürüyor. Talep arttıkça, kapasitemizi de inşallah artıracağız” denildi.

  • Anestezide yan etkilere dikkat!

    Anestezide yan etkilere dikkat!

    Cerrahi müdahale sırasında uygulanan anestezinin üç çeşidi olduğunu belirten Anestezi Ve Reanimasyon Uzmanı Prof.Dr. Anış Arıboğan, operasyon öncesinde detaylı tetkikler yapılması gerektiğini söyledi. Ameliyat öncesinde 6-8 saat açlık gerektiğini belirten Prof. Dr. Anış Arıboğan, anestezi sonrası ağrı, bulantı-kusma, idrar yapamama, bağırsak hareketlerinin geç dönmesi gibi yan etkilerin oluşabileceğini söyledi.

    Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Anestezi Ve Reanimasyon Uzmanı Prof.Dr. Anış Arıboğan, anestezi uygulamaları ve önemine ilişkin değerlendirmede bulundu.

    Anestezinin “tüm duyuların yokluğu” olduğunu kaydeden Prof.Dr. Anış Arıboğan, “Anestezi tıp alanında özellikle cerrahi sırasında uygulanan bir yöntemdir. Sterilizasyon ve anestezinin keşfi bugünki cerrahi gelişmede en önemli iki aşamadır. Anestezi duyusuzluk hali demektir, bu duyulardan en önemlisi ağrının yok edilmesidir.” dedi.

    Anestezi öncesi detaylı tetkikler yapılmalıdır

    Anestezi almadan önce hasta ile ilgili değerlendirilmeler yapılması gerektiğini kaydeden Prof.Dr. Anış Arıboğan, “Hastanın yaşamsal fonksiyonlarının gözden geçirilmesi gerekir. İlk olarak hastanın dolaşım ile ilgili bir problemi olup olmadığına bakılır. Anestezi uygularken verilecek ilaçlar hastayı etkileyeceği için hastanın daha önce geçirdiği kalp yetmezliği, yüksek tansiyon, astım, zatürre ve KOAH gibi hastalıkların öyküsüne bakılır. Diğer önemli faktör ise solunum fonksiyonlarıdır. Hastanın akciğer kapasitesinin yeterli olup olmadığı, solunum probleminin olup olmadığına bakılması gerekir. Hastanın kan değerlerine bakılır. Çünkü karaciğer, böbrek gibi organlar yakın olarak değerlendirilmelidir. Hastanın aktif enfeksiyonu, kansızlık durumu, kanama probleminin olup olmadığının tespit edilmesi gerekir.” dedi.

    Ameliyat öncesi 6-8 saat açlık gerekiyor

    Hastanın alerji öyküsüne de bakıldığını kaydeden Prof.Dr. Anış Arıboğan, “Anestezi almadan önce anestezi hekiminden bilgi alınmalıdır. Anestezi doktoru hastayı klinik olarak değerlendirip sorgulayıp muayene ettikten sonra akciğer ile ilgili akciğer grafisi, kalp ile ilgili EKG, kan tahlilleri ve kanama zamanı ile ilgili tetkikler isteyebilir. Bütün bu tetkik hastanın güvenliği için çok önemlidir. Ameliyat öncesi dikkat edilmesi gereken diğer kurallardan biri ise, açlık ve su ile ilgili kurallardır. Hastanın ameliyat olacağı kesinleşti ise 6-8 saat bir açlık süresi gereklidir. Bunun nedeni ise hava yolu refleksleri ortadan kalktığı için ortaya çıkabilecek kusma gibi bir yan etkide mide içeriğinin akciğere kaçıp akciğeri yakmasını engellemektir.” dedi.

    Ameliyat öncesi mutlaka bilgi alınmalı

    Cerrah ile anestezi hekiminin çalışmasının anne baba ilişkisi gibi olduğunu, birbirini tamamlayıcı özellikleri bulunduğunu ifade eden Prof.Dr. Anış Arıboğan, şunları söyledi:

    “Bu yüzden anestezi uygulaması ile ilgili her bilgi alınmalıdır. Burada cerrahi ana bir plandır. Ancak uygun bir anestezi olmazsa hem hastanın hayatı risk altındadır hem de cerrahinin başarısı tartışılır. Bu ortak alanda cerrahi ile de ilgili endişeler olabilir. Anestezi hekimi ile görüşen bir hastanın anestezi ile ilgili sorular sorması gerekir. Anestezi uzmanlarına ilk sorulan sorulardan biri ‘’ne zaman uyanırım’’ sorusudur. Hastaların uyanmak ve iradelerini teslim etmek ile ilgili ciddi endişeleri mevcuttur. Ayrıca hastaların tercih edilmesi gereken anestezi uygulamaları ile ilgili bilgi almaları gerekir. Ameliyat öncesi nelere dikkat edilmesi gerektiği ile ilgili bilgi almaları gerekmektedir. Kan temini ile alakalı bilgi almaları gerekmektedir. Hasta, anestezi sonrasında oluşabilecek bulantı, kusma, ağrının niteliği ve ağrının tedavisi gibi endişelerini anestezi uzmanına iletmelidir.”

    Üç çeşit anestezi yöntemi bulunuyor

    Genel anestezi, bölgesel anestezi ve lokal anestezi olmak üzere üç çeşit anestezi uygulaması olduğunu belirten Prof.Dr. Anış Arıboğan, şu bilgileri verdi:

    Genel anestezi: Bilinç kaybı ile seyreden anestezi uygulamalarıdır. Bilinç kaybı, tüm duyuların yok olması, reflekslerin ortadan kalkması ve çoğu zaman unutkanlık ile seyreden bir anestezi uygulamasıdır. Damar ya da solunum yolu ile verilen anestetik ilaçlar ile oluşturulur. Anestezi uygulamasında en önemli şey beyin üzerinden etkili olduğu için solunum ve dolaşım fonksiyonlarının korunmasıdır. Genel anestezi geçici bir koma halidir. Hastanın bir süre sonra hiçbir şey fark etmemesi, hiçbir duyuya cevap verememesi ancak zamanı geldiğinde uyandırılmasıdır.

    Bölgesel anestezi: Cerrahi bölgeyi içeren tüm alanın uyuşturulmasıdır. Örneğin; kol, omuz, bacak, kalça gibi bölgelerin uyuşturulması, ağrısız kılınmasıdır. Bölgesel anestezi de bilinç kaybı yoktur.

    Lokal anestezi: Yalnızca cerrahi bölgenin uyuşturulmasıdır, dar bir alanı içerir. Belirli kısmın uyuşması sırasında hastada bilinç kaybı olmaz.

    Anestezinin yan etkileri ortaya çıkabiliyor

    Anestezi sonrası ortaya çıkan yan etkilere de değinen Prof.Dr. Anış Arıboğan, şunları söyledi:

    Ağrı: Anestezi sonrası ortaya çıkabilecek en önemli yan etki ağrıdır. Ameliyat işlemi devam ederken ağrı tedavisine başlanır. Bölgesel uyuşturma teknikleri ile ağrıya müdahale edilmektedir. Ameliyat sonrası ise hekim ve hemşire kontrolleri ile damardan ya da bölgesel olarak ağrı tedavisi uygulanır.

    Bulantı-kusma: Ameliyat öncesi başlayan bir süreçtir. Ameliyat öncesi ve sonrasında bulantı önleyici ilaçlar uygulanır. Bu ilaçlar hastanın bulantı- kusma yan etkisini ortadan kaldırmaya yardımcı olur.

    Solunumun durması: Genel anestezi altında hastanın solunumu durabilir. Genel anestezi uygulaması sırasında istenmeyen bir yan etkidir, hava yolunu ilgili uzmanlar yönetir ve oksijen tedavisini sağlar. Hayati bir önem taşır. Hastanın tam uyandığından ve solunumunun yeterli olduğundan emin olunması gerekir.

    İdrar yapamama: Bazı hastalar ilaçların etkisinden dolayı idrar yapamamaktan şikayetçi olabilir. Bu durumda hastaya idrar sondası ile müdahale edilir.

    Bağırsak hareketlerinin geç dönmesi: Karın ameliyatlarından sonra meydana gelen bir yan etkidir. Bunun için de bazı tedavi yöntemleri mevcuttur.

    Ameliyat sonrası akciğere pıhtı atması: Anestezi ile direkt olarak ilgili bir problem olmasa da akciğerde solunum sıkıntısına neden olan hayati bir durumdur. Bunun için anestezi sonrası ameliyatın izin verdiği en erken sürede hasta mobilize edilir.

    Bunların yanında hastanın tansiyonunun düşmemesi, ritim bozukluğunun olmaması ameliyat sonrası hastanın konforunu ciddi şekilde etkileyen yan etkilerdir.