Kategori: dünya

  • 12’inci Türkiye Enerji Zirvesi Sona Erdi

    ‘Enerji ve Jeopolitik Özel’ ana teması ile yapılan Türkiye enerji sektörünün en önemli Aile Buluşması 12’inci Türkiye Enerji Zirvesi sona erdi. T.C. Enerji Bakanlığı’nın himayelerinde, Enerji Fuarcılık tarafından 21-22 Kasım 2022 tarihlerinde Antalya’da düzenlenen zirvenin açılışını, T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez yaptı. Bakan Dönmez, dünya enerji tarihinde belki de öngörülebilirliğin en az olduğu bir döneme girildiğine dikkat çekti ve “Bu durum kimi ülkeler için kriz, kimi ülkeler için fırsat demek. Bizler bu durumu fırsata çevirmek için elimizden geleni yapıyoruz” dedi.

    21-22 Kasım tarihleri arasında Antalya’da Regnum Carya Otel’de 12’ncisi düzenlenen Türkiye Enerji Zirvesi; STK’lar, özel sektör temsilcileri, Türkiye ve bölge ülkelerin kamu yetkililerini buluştururken, enerji piyasalarına yön veren konulara da ev sahipliği yaptı. Zirvede alanlarında öne çıkmış 100’e yakın ulusal ve uluslararası konuşmacı, düzenlenen 20’yi aşkın farklı oturumda enerji sektörünü her açıdan masaya yatırdılar.

    12. Türkiye Enerji Zirvesi’ne T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’in yanı sıra; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Ekonomi ve Enerji Bakanı Olgun Amcaoğlu, Almanya Eski Başbakanı Gerhard Schröder de katıldı. Ukrayna-Rusya savaşı sonrası ortaya çıkan enerji krizi, çözüm yolları, Türkiye’nin bu alandaki potansiyeli ve gücü, ülkemizin fırsatları, ev ödevleri iki gün boyunca enerji zirvesinde enerjiye yön verenlerce paylaşıldı.

    Türkiye Enerji Zirvesi’nde konuşan T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez; Türkiye’nin bölgesinin enerji merkezi olması için yaptığı çalışmalar hakkında ilk elden bilgi verdi. Bakan Fatih Dönmez, Türkiye’nin altyapısı ve gaz piyasalarıyla doğal gaz merkezi olmak için tüm enstrümanlara sahip olduğunu belirterek, “Yeni hatların ve yeni kaynakların en ekonomik rotasının Türkiye olması, sahip olduğumuz altyapının daha da gelişmeye müsait bir potansiyeli olduğunu gösteriyor.” dedi. T.C. Enerji Bakanlığı’nın himayelerinde, Enerji Fuarcılık tarafından düzenlenen Zirve’nin önemine de vurgu yapan Bakan Dönmez, “Bu enerji zirveleri belki 3-5 yıla kalmaz, yakıt-piyasa-fiyat zirvelerinden, teknoloji-fiyat-servis zirvelerine dönüşebilir. Türkiye’de bu 3 elemanın, üçünde de çok daha büyük adımlar atacak.” dedi.

    Zirve’nin Özel Oturum konuğu olan Almanya Eski Başbakanı Gerhard Schröder de Rus gazını Avrupa’ya taşıyacak Kuzey Akım 2 doğal gaz boru hattı projesinin yürütücü firması Nord Stream AG ve 2 AG’nin Hissedarlar Komitesi Başkanı kimliği ile de 12. Türkiye Enerji Zirvesine katıldı. Schröder zirvede, Enerji ve Jeopolitik Özel başlıklı oturumda konuşmacı olarak yer aldı. Avrupa’da birçok firmanın ani fiyat artışlarıyla karşı karşıya kaldığını dile getiren Schröder “Enerji fiyatlarının makul seviyede kalması için enerji tedarik güvenliğinin sağlanması şart” yorumunda bulundu.

    Akaryakıt, LPG, doğalgaz, elektrik sektörleri başta olmak üzere 4 sektörü tek zirvede buluşturan 12.  Türkiye Enerji Zirvesi, gelecek yıl yine buluşmak  temennisi ile son buldu.

  • Mülteci barınma merkezi olduk…

    Mülteci barınma merkezi

    olduk…

     

    Necdet Buluz

     

    Dünya’da en fazla mülteciyi topraklarında barındıran Türkiye’de resmi rakamlara göre 3,7 milyon mülteci bulunuyor. Peki, Türkiye’ye en çok kaçak göçmen nereden geliyor?

    Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) resmi rakamlarına göre Türkiye 3,7 milyon mülteciyi bünyeisnde barındırıyor. Türkiye’de yakalanan düzensiz göçmen sayısı ise bir hayli fazla.

    2014-2022 yıllarını kapsayan son 9 yılda 1 milyon 811 bin kaçak göçmen, yetkililer tarafından yakalandı. Yakalanan kaçak göçmenlerin 651 bini Afganistan uyruklu. Yani yakalanan düzensiz göçmenin yüzde 36’sı Afgan.

    Euronews’te yer alan habere göre, Son 9 yılda yakalanan Afganistanlı düzensiz göçmen sayısı 651 bin. İkinci sırada 388 bin ile Suriyeliler var. 222 bin ile Pakistanlılar üçüncü sırada bulunuyor. Bunların ardından Iraklılar (102 bin), Filistinliler (43 bin) ve İranlılar (32 bin) geliyor.

    Göç İdaresi’nin verilerine göre yakalan düzensiz göçmen sayısı yıllara göre farklılık gösteriyor. 2014-2022 yıllarında rekor 2019’da görüldü. Bu senede 454 bin düzensiz göçmen yakalandı. 2018’de ise 268 bin düzensiz göçmen yakalanmıştı. 2022’de ise 10 Kasım itibariyle sayı 248 bine ulaştı. 9 senenin toplamı ise 1,8 milyonu aştı.

    2019 yılında Afganistan uyruklu 201 bin düzensiz göçmen yakalandı. 2018’de bu sayı 101 bin idi. 10 Kasım itibariyle 2022’de ise yakalanan kaçak Afgan sayısı 103 bini geçti.

    Göç idaresi, 2022 yılında 197 bin 482 kaçak göçmenin ülkeye girişinin engellendiğini açıkladı. 2016 yılından bu yana Türkiye’ye girişi engellenen kaçak göçmen sayısı 2 milyon 661 bin oldu.

    Türkiye 2016 yılından bu yana 398 bin kaçak göçmeni sınır dışı etti. Sadece 2022 yılında Afganistan’a düzenlenen 178 adet charter (özel uçak) seferi ile 32 bin 744 ve tarifeli uçuşlarla 10 bin 204 olmak üzere toplam 42.948 Afganistan vatandaşı ülkesine gönderildi.

  • Terör ve savaş potansiyeli yüksek bölgemizde barışı savunmak gerekir

    Terör ve savaş potansiyeli yüksek bölgemizde barışı savunmak gerekir

    Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ, Çukurova Üniversitesi, iortas@cu.edu.tr

    Terör ve Savaş Potansiyeli Yüksek Jeopolitik Fay Hattındaki Bölgemizde Hiçbir Görüş ve Düşünce İnsan Canına Kastetmeyi Haklı Gösteremez

    Taksim’de yaşanan patlamada hayatını kaybedenlere rahmet, yakınlarına başsağlığı ve yaralılara şifa diliyorum. Dünya şehri İstanbul’un kalbinde böyle bir terör saldırısı ülkemize ve hepimize yapılmış sayılır. Terör saldırısı bugün hayatını kaybeden 6 insanımıza, yarın ban-sana. Terörün her türünü lanetliyorum.

    Olaydan bir gün önce Mersin’de yapılan 14. Uluslararası Turunçgil Kongresi için davetli üç misafirimizi kongre sonrası İstanbul’a yolcu etmiştim. Buraya kadar gelmişken İstanbul’u görüp öyle ülkenize dönün demiştim. Misafirlerimizin o saatlerde dışarıda olacağını bildiğim  için çok kaygılandım. Kongreye davet ettiğim için ülkemizden ayrılana kadar sorumluluğu omuzlarımızdadır. Arkadaşlara ulaşıncaya kadar çok tedirgin oldum.

    Dünyanın merkezinde duran, uygarlıklar kavşağı Anadolu’nun tarihi ve doğal yapısını merak eden milyonlarca insanın ziyaret ettiği bir ortamın güvensiz hissettirilmesi ülkemizin geleceğine büyük zarar veriyor. Türkiye’nin kalbinde böyle bir terör olayı yaşanırsa kimse artık güvenle gelir mi ülkemize? Kongre ekseninde davet ettiğimiz çoğu kişi bulunduğumuz yerin Suriye’ye yakın olmasından tutun da teröre kadar bir dizi konuyu öne sürdüler. Onlar tedirgin oldukça sizde ülkeniz için yapılan tedirginliklere tedirgin oluyorsunuz.

    Bilgi ve iletişim çağında bu tür akıldan ve sağduyudan uzak düşünceler ile hiçbir şeyden habersiz masum insanların dışarıya çıktığı saatlerde bombalar patlatarak hayatlarına kastetmenin hiçbir görüş ve ideolojik açıklaması olamaz. Bu anlamsız terör olayları ile insan öldürerek korkutmak veya yaşamın birçok alanından uzaklaştırılması kabul edilemez. İnsanlık tarihi boyunca insanlar birbirine savaş ve baskılar ile inançlarını ve görülerini dayattıkları olmuştur. Ancak hiçbir düşünce ve görüş insanları öldürerek uzun süre görüşlerini kabul ettirememiştir.

    Şiddet ve korku kısa süreliğine yaşanır. Ancak bunun çok karşılığı var mıdır? Şiddete hayır diyelim. Artık kök soruyu sorarak bu terörün uygarlıklar kavşağı olan bu coğrafyada sonlandırılması gerekir. Toplum olarak bu anlamsız eylemlere SON dememiz gerekir. Düşüncesi olan düşüncesini savunmalı, ancak şiddet ve teröre “asla” demeliyiz. Bu anlamda

    İnsanı insan olarak gören, kimsenin yaşam hakkına müdahale edilmemesi gerektiği bilinci insanlara sağlanmalı. Öyle görülüyor ki bu terörist(ler) bu toprakların çocukları. Hiçbir anne çocuğunun teröre bulaşmasını elbet istemez. Ancak insanın canına kasteden yine tanımadığı insan. Nasıl oldu da bu insan/insanlar hiç tanımadığı yerli yabancı, çoluk-çocuk demeden insanların bulunduğu bir kalabalıkta bomba patlatabiliyor. Nasıl bir ideoloji sahibi ki tanımadığı insanı öldürmeyi kendinde hak görüyor! Bitsin artık bu lanet olası anlamsız kavgalar, savaşlar, öldürmeler. İnsanın birbirine baskı yapmadan, insanca bir arada yaşamak için çok daha fazla olanağı var. Yeter ki önce doğanın kapasitesini fark etsin ve bilsin. Yeter ki insan ne istediğini bilsin. Kendinde hak gördüğü şeyin bilincine varsın. Yaşamı bütünlüklü olarak doğanın sunduğu olanakları ve yaşamı hak ettiği bilincine varsın.

    Sorun bütünlüklü bir anlayışla ele alınmalı ve kök soru sorularak çözüme kavuşulmalıdır.

    Bulunduğumuz Ortadoğu bölgesi savaş potansiyeli yüksek jeopolitik bir faya sahip olduğunu günümüzde canlı canlı yaşıyoruz. Bu bölgede binlerce yıldır hep güç savaşları yaşanmıştır. İbn-i Haldun’un “Coğrafya kaderdir” ifadesi ile gerçekte coğrafyanın bu kötü olgusunu mu yaşıyoruz?

    Türkiye gibi tarihin üzerinde doğduğu iklim ve coğrafi yapısı uygun bir coğrafyada terörün ve şiddetin baskısı altına alınmaması için uzun erimli ve sorun çözücü bir eğitim ve bilinç yaklaşımı geliştirilmelidir. Bölgemiz son 100 yıla yakın tarihte hep şiddet, hep kan ve göz yaşı ile inliyor. Hiç kimsenin huzuru yok ve sefalet içinde düşük bir yaşam kalitesine sahip yaşıyor. Bölgenin milyonlarca insanı bu ağır sefaleti hakketmiyor.

    Keşke bütün insanlar önce temel bir tarih bilincine (bilim, iktisadi ve dinler tarihi) varsa. Sonra  yaşadığı coğrafyayı ve doğayı tanısa sanırım daha iyi bir analiz bilincine sahip olur diye düşünürüm. O zaman herhalde insan birbirini analar ve birbirine saygı gösterir. Ancak ne yazık ki bugün dünyanın gücü elinde tutanların ülkelerin yöneticileri hepsi iyi okullarda ve üniversitelerde okumuşlardan oluşuyor. İnsanlık tarihinin son bir kaç bin yıllında savaşlar ve çatışmalar hiç eksik olmadı. Yaşanan gelişmeleri geçmişte analiz etmiş olan filozoflar, bilginler ve akil insanlar hep savaşlara karşı durabildiler. Hata çoğu savaşları cinayet olarak gördüler.

    Terörsüz, savaşsız, çıkar ilişkilerine dayalı kavgasız bir Dünya için hep beraber dayanışma gösterilmeli. İnsanlığın büyük çoğunluğu eminim ki barış ve huzur istiyor.

    Özet Olarak

    Terör ve savaş dinamiği yüksek fay hattındaki ülkemiz ve bölgemizde aydınların, felsefecilerin, duvarlı insanların kök soru sorarak sorunların çözümünü talep etmesi ve toplumu aydınlatması sorumluluğu var. Çok çabalayan aydınlarımız var, ancak çok da etkili olundu mu? sorusu sorulmaya devam ediyor. Bu coğrafyada çok karmaşık hesapların ve iktidar ilişkilerinin kapıştığı ortamda etkili olmanın zor olduğunun da farkındayım. Bu yük aynı zamanda akademik dünyanın omuzlarında. Yazarak en azından çevremizdeki insanların kafasında bir soru işareti yaratsak bile yarar diye düşünüyorum. Ayrıca toplumu bu tür korkulardan kurtarmak için yazmak gerekiyor.  Yazının yansıma bulduğunu görebiliyorum. Terörsüz, savaşsız, çıkara ilişkilerinden uzak bir dünya için daha çok çaba harcamak dileği ile.

  • KKTC’nin kuruluşunun 39’uncu yıl dönümü onuruna, Kıbrıs Modern Sanat Müzesi tarafından düzenlenen “Cumhuriyet Sergisi” açıldı

    KKTC’nin kuruluşunun 39’uncu yıl dönümü onuruna, Kıbrıs Modern Sanat Müzesi tarafından düzenlenen “Cumhuriyet Sergisi” açıldı

    KKTC’de Cumhuriyet Bayramı kutlamaları kapsamında Kıbrıs Modern Sanat Müzesi tarafından düzenlenen “Cumhuriyet Sergisi”, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ve Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre’nin katılımı ile Yakın Doğu Üniversitesi Atatürk Kültür ve Kongre Merkezi Sergi Salonu’nda açıldı

    Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyet’nin 39’uncu yıl dönümü, Kıbrıs Modern Sanat Müzesi tarafından Yakın Doğu Üniversitesi Atatürk Kültür ve Kongre Merkezi Sergi Salonu’nda düzenlenen “Cumhuriyet Sergisi” ile kutlandı. Yakın Doğu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi’nin 18 akademisyen sanatçısına ait 50 eseri bir araya getiren serginin açılışına Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Hasan Taçoy ve Lefkoşa Milletvekili Ahmet Savaşan da katıldı.

    Yoğun bir katılım ile gerçekleşen serginin açılışında sırasıyla; Yakın Doğu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erdal Aygenç, Yakın Doğu Oluşumu Müzeler Daire Başkanı Prof. Dr. Ali Efdal Özkul, Meclis Başkanı Zorlu Töre ve Cumhurbaşkanı Ersin Tatar birer konuşma yaptı.

    Kıbrıs Modern Sanat Müzesi’nin 429’uncu sergisi olma özelliği taşıyan; resim, heykel, vitray, seramik ile baskı resimlerden oluşan Cumhuriyet Sergisi, 25 Kasım’a kadar ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek.

    Ersin Tatar: “Sanat eserleri; ülkeyi, insanlığı ve tüm tarihi geleceğe taşıyan en büyük hazinelerdir.”

    Cumhuriyet Sergisi’nin açılış töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin 39’uncu kuruluş yıl dönümü onuruna düzenlenen bu özel sergide bulunmak bizler için ayrı bir önem taşıyor” ifadelerini kullandı.

    Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kolay kurulmadığını ve bugünlere kolay gelinmediğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Tatar, “Bugün Doğu Akdeniz’e baktığınız zaman, bağımsız ve özgür bir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti görüyoruz” dedi. Özbekistan’ın Semerkant şehrinde yapılan Türk Devletler Teşkilatı zirvesinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin gözlemci statüsüne kabul edildiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Tatar, “Ülke olarak elde ettiğimiz bu başarı ileriki günlerde daha büyük adımlar atmamıza yardımcı olacaktır” dedi. Atılan bu adımla alakalı çeşitli eleştiri ve yorumlara da cevap veren Cumhurbaşkanı Tatar, “Bizler sadece devletimizi ve Cumhuriyetimizi güçlendirerek halkımızın bağımsızlığını korumaya çalışıyoruz” dedi.

    Yakın Doğu Üniversitesi’nin pek çok ülkeden sanatçılarla önemli bir sanat atmosferi yarattığını söyleyen Cumhurbaşkanı Tatar, “Yakın Doğu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi sanatçılarının eserleri, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tarihini ve kültürünü en güzel şekilde bizlerle buluşturuyor. Sanat eserleri ülkeyi, insanlığı ve tüm tarihi geleceğe taşıyan en büyük hazinelerdir” dedi. Cumhurbaşkanı Tatar, 15 Kasım Cumhuriyet kutlamaları kapsamında gerçekleştirilen törende yerli otomobil GÜNSEL’in de konvoya katılmasından değinerek, “Cumhuriyet’in 39’uncu yıl dönümü kutlamaları sırasında tören alanında milli gururumuz GÜNSEL’in çeşitli renkleriyle insanları selamlamasının çok daha derin bir anlamı vardı. O da şudur ki, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti; üreten, geliştiren ve tüm projelerini hayata geçiren bir ülkedir” dedi.

    Zorlu Töre: “Atatürk’ün de ifade ettiği gibi Cumhuriyet; en büyük bayram, en büyük eser, en büyük hazine ve en büyük fazilettir.”

    Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluş yıl dönümü onuruna düzenlenen serginin açılışında konuşan Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre, sanatın ve bilimin iç içe olduğunu vurgulayarak, “Sanat ve bilim bir ülkeyi, bir milleti ileri götürebilir. Tüm bu eserler aslında sanatla, sevgiyle ve bilimle bir araya geliyor. Yakın Doğu Üniversitesi ise sanata ve bilime verdiği önemle tüm bu eserleri bugün burada bizlerle buluşturuyor” dedi.

    “Atatürk’ün de ifade ettiği gibi cumhuriyet; en büyük bayram, en büyük eser, en büyük hazine ve en büyük fazilettir. Türk milletine yakışan en güzel idare tarzı cumhuriyettir” diyen Cumhuriyet Meclisi Başkanı Töre, Yakın Doğu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi’nin sanatçılarına seslenerek “Siz değerli sanatçılarımızın bu kıymetli eserleri bizlerle buluşturması bizler için büyük mutluluktur. Ellerinize, gözlerinize tüm emeklerinize sağlık” ifadelerini kullandı.

    Prof. Dr. Ali Efdal Özkul: “21 Kasım Pazartesi günü Yeniboğaziçi’nde açılacak Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi de cumhuriyete yaraşır bir eser olacak.”

    Yakın Doğu Oluşumu Müzeler Daire Başkanı Prof. Dr. Ali Efdal Özkul, “Cumhuriyet Sergisi”nin Kıbrıs Modern Sanat Müzesi’nin 429’uncu sergisi olduğunu belirterek “Yakın Doğu Ailesi olarak üzerimize düşen sorumluluğun bilinci ile hareket ediyoruz. Kıbrıs Türk halkının ihtiyaçlarını karşılamak için 43 yıldır bir çok alanda faaliyet gösteriyoruz ve göstermeye devam edeceğiz” dedi.

    Prof. Dr. Ali Efdal Özkul, “15 Kasım’da Cumhuriyetimizin 39’uncu yıl dönümünün kutlandığı resmi geçit töreninde ülkemizin gurur kaynağı olan GÜNSEL de halkımızı selamladı. GÜNSEL, çok yakında dünya yolları ile buluşacak. 21 Kasım Pazartesi günü Yeniboğaziçi’nde açılacak Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi de cumhuriyete yaraşır bir eser olacak” dedi.

    İnsanın yaşamında bilim ve sanatın olmazsa olmaz iki unsur olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Özkul,  “Sanat ve bilim, insan çabasının ürünleridir ve geleceğe yönelik birer ışık kaynağıdır. Bizler, bu ışık kaynağını arayan ve sorgulayan gençlerin çok daha iyi bir ortamda yetişmeleri için sanat ve bilimi birarada tutuyoruz. Yakın Doğu Oluşumu’na bağlı tüm kurumlarda verilen hizmetin ve eğitimin her evresinde, herkesi sanatla ve bilimle buluşturduk ve buluşturmaya devam ediyoruz. Çünkü insanlık gelecekte sanatları ve sanat eserleriyle anılacaktır” dedi.

    ????????????????????????????????????

    Prof. Dr. Erdal Aygenç: “Bilimi ve sanatı hayatlarına katamayan toplumların, ilerleme kaydetmeleri ya da çağdaş dünyada yer bulabilmeleri mümkün değildir.”

    Yakın Doğu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erdal Aygenç ise konuşmasına, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 39’uncu yılını kutlayarak başladı. Prof. Dr. Aygenç, Cumhuriyet’in tanımını yaparak “Cumhuriyet sevgidir, dostluktur, insanlıktır, barıştır, akıldır, bilimdir, çağdaşlıktır. Bilimi ve sanatı hayatlarına katamayan, toplumların ilerleme kaydetmeleri ya da çağdaş dünyada yer bulabilmeleri mümkün değildir” dedi.

    Bilimin, eğitimin, teknolojinin ve sanatın gücüne sahip olmanın zorunluluk olduğunu söyleyen Prof. Dr. Aygenç, ancak bu sayede toplumsal, siyasal, ekonomik ve kültürel dönüşüm gerçekleştirilebileceğini vurguladı.

    Yakın Doğu Üniversitesi’nin ve Yakın Doğu Oluşumu’nun tüm birimlerinin sanat ve bilim için uğraştığını belirten Prof. Dr. Aygenç, “Hepimizin gururu olan yerli ve milli otomobilimiz GÜNSEL, sahip olduğumuz ve yeni inşaa ettiğimiz tüm müzeler, hastaneler, kütüphaneler, programlar; bilimde, teknolojide, sağlıkta, sporda, kültür ve sanatta gerçekleştirilen tüm atılımlar bizleri ve ülkemizi aydınlık bir geleceğe kavuşturacak ışıklı basamaklardır” ifadelerini kullandı.

  • Anadolu Isuzu’dan Almanya’ya rekor otobüs ihracatı

    Türkiye’nin ticari araç markası Anadolu Isuzu, dünyanın üçüncü, Avrupa’nın ise en büyük otobüs pazarı konumunda olan Almanya’ya ilk yılında toplam 151 otobüs ihraç ederek rekor bir başarı elde etti. Toplu ulaşım alanında en titiz standartlara sahip ülkelerden biri olan Almanya’ya gerçekleştirilen otobüs ihracatı, Anadolu Isuzu’nun üretim kalitesinde ulaştığı seviyeyi ve yurtdışı pazarlardaki iddiasını da tescil ediyor. Anadolu Isuzu’nun akıllı fabrika altyapısına sahip modern tesislerinde “Terzi İşi İmalat” usulü ile üretilen ve teslimatları belirlenen zamanlamalar doğrultusunda gerçekleştirilen otobüslerin tümü Almanya’nın çeşitli şehirlerinde toplu taşıma hizmetlerinde kullanılacak.  

    Türkiye’nin ticari araç markası Anadolu Isuzu, yurtdışı pazarlarda büyüme hedefi doğrultusunda ihracat başarılarına yenilerini eklemeye devam ediyor. Yeni uluslararası pazarlara açılmayı ve mevcut pazarlardaki varlığını geliştirmeyi hedefleyen Anadolu Isuzu, Almanya pazarına girdiği ilk yılda toplam 151 otobüsün ihracatını gerçekleştirdi. Dünyanın üçüncü, Avrupa’nın ise en büyük otobüs pazarı konumunda olan Almanya’ya teslimatı gerçekleştirilen 151 araç, boyu 8 ile 18 metre arasında değişen Isuzu Citiport ile NovoCiti Life otobüs ve midibüs modellerinden oluşuyor.

    Anadolu Isuzu tarafından yüksek yerlilik oranı ile Türkiye’de üretilen ve dünyada ticari araç ve otobüs üretimi alanında önde gelen ülkelerden biri olan Almanya’ya ihraç edilen otobüsler, çeşitli şehirlerde toplu taşıma hizmetleri sunan ulaşım operatörü şirketlere teslim edildi. Anadolu Isuzu, Türkiye’den Almanya’ya bu kadar yüksek hacimde otobüs ihracatı gerçekleştiren ilk yerli üretici oldu. Almanya’nın titiz toplu taşıma standartlarına yüzde 100 uyumlu olarak üretilen araçların şoför mahalli de yine Almanya Şoförler Birliği VDV’nin talepleri doğrultusunda, en üst düzey ergonomi ve konfor öncelikleri ile tasarlandı.

    Anadolu Isuzu’nun ürettiği otobüsler, avantajları ile rekabette öne çıkıyor

    Anadolu Isuzu’nun Çayırova’daki “Akıllı Fabrika” teknolojilerine sahip modern tesislerinde ürettiği midibüs ve otobüsler, belediyeler ve toplu ulaşım hizmeti veren işletmecilerin güncel taleplerini en iyi şekilde karşılıyor. Yüksek performanslı ve dayanıklı motorları, gelişmiş teknik ve güvenlik özellikleri ile yurtdışı pazarlarda beğeni toplayan Isuzu modelleri, işletmecisine sağladığı düşük bakım ve işletim maliyeti avantajları ile tercih ediliyor.

    12 ve 18 metrelik seçenekleriyle toplu ulaşımda akılcı seçenek olarak öne çıkan Isuzu Citiport serisi otobüsler, güçlü ve çevreci motor, alçak taban platformu, geniş ve ferah iç düzeni, şasi yana yatma sistemi ve erişilebilirliği artırarak tüm yolcular için engelsiz bir yolculuk sağlayan tekerlekli sandalye rampası ile öne çıkıyor. Citiport, toplu taşıma alanında faaliyet gösteren müşterilerine düşük yakıt tüketimi, yüksek yolcu kapasitesi, uzun bakım periyotları gibi avantajları bir arada sunuyor.

    Novociti Life serisi ise üstün motor teknolojisi, yüksek enerji verimliliği ve düşük yakıt tüketimi sağlarken modern kentlerin taleplerine başarıyla yanıt veriyor. Ulaşımda büyük ve orta büyüklükteki otobüsler yerine küçük boyutlarda otobüs konseptiyle dar sokaklı şehirleri de hedefleyen Novociti Life serisi, alçak tabanlı yapısıyla engelli ve yaşlı nüfusun sosyal hayata daha fazla katılımını da destekliyor.

  • Antalya’ya Rusya’dan akın devam ediyor…

    Antalya’ya Rusya’dan

    akın devam ediyor…

     

    Necdet Buluz

     

    Türkiye İstatistik Kurumu Ekim 2022 dönemi Konut Satış İstatistikleri’ni açıkladı. Türkiye genelinde konut satışları ekimde geçen yılın aynı ayına göre yüzde 25,3 düşüşle 102 bin 660 adet olurken yabancılara ekim ayında toplam 5 bin 377 konut satıldı.

    İstatistiklere göre, yabancılara yapılan konut satışları ekimde bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 8,8 azalarak 5 bin 377 oldu. Sene başında toplam konut satışları içinde yabancılara yapılan konut satışının payı yüzde 4,7 iken, ekim ayında bu oran yüzde 5,2’ye yükseldi.

    Yabancılara yapılan konut satışları Ocak-Ekim döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 26,9 artarak 55 bin 21 oldu. Ekimde yabancılara yapılan konut satışlarında ilk sırayı 2 bin 123 konut satışı ile Antalya aldı. Antalya’yı sırasıyla 1658 konut satışı ile İstanbul ve 490 konut satışı ile Mersin izledi.

    Ekim ayında en çok Ruslar konut satın aldı. Konut satın alan yabancılar arasında Rusya Federasyonu vatandaşları 2 bin 23 konut ile ilk sırada yer alırken, bu ülkeyi 498 konut ile İran, 310 konut ile Irak, 216 konut ile Ukrayna ve 211 konut ile Almanya vatandaşları i

    Sozcu.com.tr’nin TÜİK verilerinden yaptığı derlemeye göre Antalya genelinde satılan 6 bin 323 konutun 2 bin 123’ü yabancılara satıldı. Yani yabancıya satışın toplam satışlar içerisindeki payı yüzde 33,57 oldu. Diğer bir değişle Antalya’da satılan her üç konuttan birini yabancılar almış oldu.

     

    Bu yıl ocakta 479, şubatta 509 adet konut satın alan Ruslar, Ukrayna savaşının başladığı 24 Şubat sonrasında Türkiye’den konut alımlarını artırdı.

    Martta 547 olan rakam, nisanda 1152’ye, mayısta 1275’e, haziranda 1887’ye yükseldi. Temmuzda 1028, ağustosta 1238 ve eylülde 1196 olarak gerçekleşen bu rakam ekim ayında 2023 ile rekor kırdı.

    Konutta yabancı talebinde yaşanan patlama fiyatları da sert şekilde artırdı. Bu durum Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi’nin (BETAM) ekim ayına ait Satılık Konut Piyasası Görünümü raporuna da yansıdı.

    Satılık konut metrekare fiyatlarında en hızlı artışın görüldüğü iller, yüzde 231,2 ile Mersin, yüzde 223,5’le Antalya, yüzde 218,1’le İstanbul oldu. Böylece Antalya’daki konut fiyat artışı İstanbul’daki artışı geride bıraktı.

    Antalya’da geçtiğimiz yılın ekim ayında ortalama 5 bin 480 TL olan konut fiyatı bu yıl 17 bin 727 oldu. Yani 100 metre bir konutun fiyatı ortalama 1 milyon 727 bin TL oldu.

    Geçtiğimiz yıllarda yapılan düzenleme ile yabancıların belli bir değerin üstünde konut satın alarak Türk vatandaşlığına hak kazanmasına izin verilmişti. Haziran ayında ise Türk vatandaşlığına başvuruda alınacak gayrimenkul değeri 250 bin dolardan 400 bin dolara yükseltilmişti.

    TL’deki değer kaybı ve yabancılara gayrimenkul alımı karşılığında vatandaşlık verilmesi uygulaması, yabancıların Türkiye’deki gayrimenkul alımlarını artırırken, Türkiye’deki fiyat artışlarında da etkili oluyor.

    Yabancı talebinin Türkiye’deki gayrimenkul fiyatlarını artırdığı bilinmesine ve bu durum Türk vatandaşlarının konuta erişimini zorlaştırmasına rağmen hükümet yabancı alımlarını teşvik etmeye devam ediyor.

  • Cennet Kaz Dağları’nda Ultra Kış Koşusu   

    Cennet Kaz Dağları’nda Ultra Kış Koşusu   

    Kaz Dağları,25 ülkeden 2.000’e yakın koşucuya ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor

    Kar Spor İda Ultra-Trail

    3-4 Aralık 2022, Kaz Dağları

    Bu yıl 3-4 Aralık tarihlerinde Kaz Dağları’nda altıncısı düzenlenecek Kar Spor İda Ultra-Trail’de hazırlıklar büyük bir coşkuyla devam ediyor. Dünyanın en fazla oksijen oranına sahip ikinci bölgesi olan Kaz Dağları’nda gerçekleştirilecek yarış, 4 farklı parkurdan oluşacak. Köy Koşusu 15K, Run Zeus 36K, İda Half Ultra 66K, İda Ultra 114K parkurları ile katılımcıları tarafından özlemle beklenen yarışta koşucular, toplam 17 köyden geçerek Aeneas Kültür Rotası’na dokunacaklar. Yunan mitolojisine konu olan efsaneleri ile ünlü Kaz Dağları’nda Kar Spor İda Ultra Trail koşucuları, tarihin ve doğanın içinde eşsiz bir koşu deneyimi yaşayacak. 

    Tarihi ismi ‘İDA Dağı’ olan Kaz Dağları, görkemi ve güzelliği ile Antik Çağlardan bu yana birçok hikâyenin ve mitolojinin ana unsurlarından biri olmuştur. Doğayı, tarihi ve mitolojiyi derinlerinde hissetmek isteyen 2.000’e yakın koşu sever 3-4 Aralık tarihinde bölgeye akın edecek.‘Kar Spor İda Ultra-Trail’ ile spora ve turizme değer katanlar ise söyle sıralanıyor; Kar Spor isim sponsorluğunda, Edremit Belediyesi’nin ana sponsorluğunda, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, Dynafit, 2AS, Panthzer, SALEWA, ZÜBER, Hattusa Vacation Thermal Club, co sponsorluğunda, TC. Gençlik ve Spor Bakanlığı, Balıkesir Valiliği, Çanakkale Valiliği, Edremit Kaymakamlığı, Ayvacık Kaymakamlığı, Türkiye Atletizm Federasyonu resmi destekleriyle, Rossist Event tarafından yapılıyor.

    Köy Koşusu KOK 15K, Run Zeus RUZ 36K, İda Half Ultra İHU 66K, İda Ultra İDU 114K parkurları ile katılımcıları tarafından özlemle beklenen yarışın programı kapsamında Kar Spor’un Türkiye temsilcisi olduğu dünyaca ünlü İtalyan trail running markası Dynafit’in Türkiye lansmanı Kaz Dağları’nın eşsiz doğasında gerçekleştirilecek.

    Bir şehirde başlayıp başka bir şehirde biten yarış

    Edremit Körfezi’nin büyüleyici manzarası eşliğinde, zeytin bahçeleri arasında, tarihin izinden gidilen birbirinden çetin parkurlar, koşucuları bir şehirden başka bir şehre götürecek. Yarış, Çanakkale-Yeşilyurt’tan başlayarak Balıkesir-Güre’ye kadar uzanacak. Edremit Körfezi’nden Altınoluk’a yayılan Biga Yarımadası’nın en yüksek dağı olan Kaz Dağları’nın bol oksijeni eşliğinde start alacak koşucular ödüllerine 4 Aralık 2022 Pazar günü kavuşacak.

    Yarışçılar toplam 17 köyden geçecek

    Yeşilyurt, Adatepe, Narlı, Doyran, Altınoluk, Avcılar, Kızılçukur, Kavlaklar, Tahtakuşlar, Çamlıbel, Güre, Kavurmacılar, Beyoba, Pınarbaşı, Mehmetalan, Zeytinli ve Kızılkeçili olmak üzere toplam 17 köyden geçen koşucular, termalleriyle ünlü Güre Kasabası’ndaki bitiş noktasına varmaya çalışacak.

    Birbirinden çetin dört parkur

    Türkiye’nin birbirinden güzel iki köyü Yeşilyurt ve Adatepe arasında geçen Köy Koşusu KOK 15K, Edremit körfezinin benzersiz coğrafyasında, 640 m+ irtifa kazanımına sahip parkuru 3 Aralık 2022 Cumartesi saat 11.00 da Yeşilyurt Meydan’dan başlayacak. Yarış, yaklaşık 3 saat sürecek.

    Türkiye’nin en güzel coğrafyasında, Yeşilyurt, Adatepe ve Altınoluk köyleri arasında geçen keyifli bir macera sunan Run Zeus RUZ 36K, 1640 m+ irtifası ile zirveleri zorlayacak. 3 Aralık 2022 Cumartesi saat 09.00 da Yeşilyurt Meydan’dan başlayacak yarışa katılanların hedefi 7 saat içerisinde parkuru tamamlamak olacak.

    Türkiye’nin batı ucunda Kaz Dağları efsanesinin doğduğu noktada eşsiz bir yarış olan İda Half Ultra İHU 66K, 2670 m+ irtifa kazanımına sahip. 3 Aralık 2022 Cumartesi saat 07.00’de Yeşilyurt Meydan’dan başlayan yarışın 14 saat içerisinde tamamlanması gerekiyor.

    Kaz Dağları’nı bir uçtan diğer uca zeytin bahçeleri arasında ve Kaz Dağları Milli Parkı sınırları içerisinde Tarihi Aeneas Kültür Rotasına dokunarak koşmak isteyenler için İda Ultra İDU 114K parkurları muhteşem bir deneyim sunacak. 114 km uzunluğunda olan yarışın startı 3 Aralık 2022 Cumartesi saat 07.00’da Yeşilyurt Meydan’dan başlayacak, 24 saat içerisinde sona erecek.

    Kaz Dağları 

    Kaz Dağları, mitolojide üç büyük tanrıça arasında geçen ünlü güzellik yarışmasının yapıldığı yer olmanın yanı sıra aynı yarışmanın yargıcı ve Troia savaşının çıkmasına neden olan çoban Paris’in büyüdüğü yer olarak bilinir.

    Kaz Dağları’nın bulunduğu, Biga yarımadası; bereketli toprakları, sulak alanları, yer üstü ve yer altı zenginlikleri, uygun iklim koşullarından dolayı binlerce yıl boyunca yerleşim alanı olarak kullanılmış, görkemli devletler, kentler kurulmuştur. Homerosun İlyada’sında Bin Pınarlı İda olarak adlandırılan Kaz Dağları’nda sayısız pınarlar bulunmaktadır.

    Kazdağı milli parkında bilim adamlarınca bugüne kadar 101 familyaya ait 800 civarında bitki taksonu tespit edilmiştir. Bu türlerin 77 adedi yalnızca Türkiye’de bulunmaktadır. Bunların 29 tanesi de dünyada sadece Kaz Dağı Milli Parkı’nda bulunan endemiklerdir.

    Kaz Dağları’nın güney yamaçlarında denizden itibaren 200 metrelere kadar zeytin ağaçları, yaklaşık 800 metrelere kadar kızıl çamlar, yaklaşık 1500 metrelere kadar karaçam, Kaz Dağı Göknarı, Kayın ve Karaçamlar bulunmaktadır.

  • 2023’te Küresel İflaslar Yüzde 19 Artacak

    Allianz Trade’in Küresel İflaslar Raporu’na göre, küresel çapta ticari iflaslarda 2022’de yüzde 10, 2023’te ise yüzde 19 artış bekleniyor.

    Ticari alacak sigortasında dünya lideri Allianz Trade’in son yayınladığı Küresel İflaslar Raporu’na göre enerji krizi, enflasyona odaklı faiz politikası ve müdahale edilemeyen resesyon iflas dalgasını tetikleyecek. İki yıllık düşüşün ardından, küresel çapta ticari iflaslarda 2022’de yüzde 10, 2023’te ise yüzde 19 oranında geniş tabanlı bir artış bekleniyor.

    Raporda enerji krizinin, Avrupa firmaları için hükümetlerin ancak kısmen dengeleyebileceği büyük bir kârlılık şoku anlamına geldiği belirtilirken; firmaların, enerji fiyatlarındaki artışın dörtte birini müşterilerine yansıtabilse bile, güçlerinin ancak yüzde 50’nin altındaki bir fiyat yükselişini yönetmeye yeteceği öngörülüyor. Enerji yoğun sektörlerin endişe verici risklere maruz kalabileceği belirtilen raporda, politika desteğinin önemine ve enerjide bir tavan fiyat belirlemenin gerekliliğine dikkat çekiliyor.

    Karlılığa en büyük darbenin enerjiden geleceği ifade edilirken, elektrik kesintisi senaryosu durumunda Birleşik Krallık’ta 42.000, Fransa’da 18.700 ve Almanya’da 28.400 şirketin batma riskiyle karşı karşıya kalacağı tahmin ediliyor.

    Rapora göre Allianz Trade’in analiz ettiği ülkelerin yarısı, 2022 yılının ilk yarısında ticari iflaslarda çift haneli artışlar kaydetti. Bu artışın üçte ikisi İngiltere, Fransa, İspanya, Hollanda, Belçika ve İsviçre’deki KOBİ’lerden kaynaklanırken; ABD, Çin, Almanya, İtalya ve Brezilya uzun süredir devam eden düşük iflas seviyelerini koruyor. Avrupa’da sektörlerin yüzde 60’ında iflasların yeniden boy gösterdiği belirtilen raporda gıda, konaklama, imalat ve B2C hizmetleri sektörlerinde şimdiden pandemi öncesi iflas seviyelerine dönüldüğü ifade ediliyor. Ticari iflaslarda en çok artış kaydeden sektörler ise ulaşım, inşaat, B2C hizmetleri ve imalat olarak öne çıkıyor.

    2023 yılında iflasların Fransa’da yıllık yüzde 29 artışla 53 bin, Birleşik Krallık’ta yüzde 10 artışla 27 bin, Almanya’da yüzde 17 artışla 17 bin, İtalya’da ise yüzde 36 artışla 10 bin 900 vakayı aşması öngörülüyor. Önümüzdeki yıl Çin’de düşük büyümeyle birlikte parasal ve mali gevşemenin sınırlı etkisi nedeniyle iflasların yüzde 15 artması beklenirken; ABD’de parasal ve finansal koşulların sıkılaşmasının bir sonucu olarak yüzde 38’lik bir artış tahmin ediliyor. Rapora göre bu da yılda 20 binden fazla iflas vakasına dönüş anlamına geliyor.

    Geçici desteklerin kademeli çekilmesi gelişmekte olan ülkeleri zorlayacak

    Gelişmekte olan ekonomiler için iflaslarda yeniden artışın çoktan başladığı söylenen raporda, Covid-19 ile ilgili geçici destek önlemlerinin kademeli şekilde sona ermesine bağlı olarak yukarı yönlü eğilimin beklendiği ifade ediliyor. Rapora göre Orta ve Doğu Avrupa’daki yükseliş eğilimi, ağustos itibarıyla iflaslarda yüzde 69 artış gösteren Türkiye’yle birlikte Bulgaristan, Romanya ve Baltık bölgesindeki artışlardan kaynaklanıyor.

    Normalleşme belirtilerine rağmen, çoğu ülkede iflas seviyelerinin hâlâ pandemi öncesi seviyelerin altında seyrettiği söylenen raporda; yıl başından bu yana dört ülkeden birinin 2019 yılının aynı dönemine göre, aynı oranda veya üzerinde iflas seviyelerine ulaştığı belirtiliyor. Bununla birlikte rapora göre Türkiye, Polonya, Çekya, Romanya ve Bulgaristan’da 2019 seviyelerinin üzerinde iflas yaşanırken, iflaslarda Orta ve Doğu Avrupa, Afrika ve Orta Doğu’da 2023’te rekor seviyelere ulaşılması bekleniyor.

  • Her başarının ardında Atatürk’ün izi var

    Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünün üzerinden 84 yıl geçti ancak onun sözleri halen büyük başarıların anahtarı oluyor. Çünkü o, büyük bir miras bırakmakla kalmadı, nasıl başarılabileceğini de gösterdi. Saygıyla ve özlemle anıyoruz…

    10 Kasım 1938… Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün aramızdan ayrıldığı tarih. O tarihten bu yana 84 yıl geçti, en büyük eseri Cumhuriyet dimdik ayakta.

    Bu büyük eser kadar değerli manevi mirası da onun sözleri. Onun sözlerini şiar edinenler başarıya ulaşıyor.

    Örnekleri saymakla bitmez ama yakın zamana bakmak bile bunun kanıtı.

    Covid-19 salgınına karşı geliştirdikleri aşı ile dünyaya umut olan Özlem Türeci ve Uğur Şahin, “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir” sözünü hatırlatmışlardı.

    Nobel ödüllü bilim insanı Aziz Sancar, “Rol modeliniz kim” diye sorulduğunda düşünmeden Atatürk’ü işaret etmişti. Sancar, Atatürk sevgisini sözde de bırakmamış, Nobel madalya ve sertifikasını Anıtkabir Komutanlığına takdim etmişti.

    Anadolu Efes ile iki yıl üst üste Euroleague şampiyonluğu kazanan Ergin Ataman, Anıtkabir’i ziyaret ettikten sonra “Bizler Atatürk’ün çocuklarıyız ve bu ülke Atatürk’ün bizlere bırakmış olduğu çok büyük bir miras, sonuna kadar da bunu devam ettireceğiz” demişti.

    Pek çok uluslararası ödülün sahibi Fazıl Say, “Biz sanatçılar onun için ne yapsak azdır” sözleriyle Atatürk’ü anmıştı.

    Türkiye’yi ekran başına toplayan Filenin Sultanları galibiyeti kutlarken İzmir Marşı’nı söylemişlerdi.

    Resim

    Resim

    Resim

    Resim

    Resim

     




















  • Suriyeliler geri dönmüyor…

    Suriyeliler geri

    dönmüyor…

    Necdet Buluz

    Suriyeli sığınmacılar yine gündem oluşturuyor. Sorunun ancak Esad ile anlaşmadan geçebileceği söyleniyor.

    Suriyeli sığınmacıların ülkelerine dönme tartışması Türkiye’nin yanı sıra Ürdün ve Lübnan’ın da ana gündemini oluşturuyor. Halen resmi verilere göre Türkiye’de 3 milyon 654 bin Suriyeli kayıtlı sığınmacı bulunuyor. Kayıt altına alınmayan kaç kişi var, bilinmiyor.

    BM kayıtlarına göre Ürdün’de 670 bin Suriyeli sığınmacı var. Lübnan ise Suriye ile sınırı kevgire döndüğü için net rakam veremiyor. 5.9 milyon nüfuslu ülkede kabataslak 1.5 milyon Suriyeli sığınmacı yaşıyor.

    Türkiye dünyada en fazla sığınmacı barındıran ülke konumunda… Lübnan ise nüfusuyla oranlandığında en fazla sığınmacının yaşadığı ülke. Her 4 Lübnanlıya karşı bir sığınmacı bulunuyor!

    Lübnan ve Ürdün’ün Suriye ile anlaşmasına rağmen, bu ülkelerdeki sığınmacıların çok az bir bölümü ülkelerine döndü. Lübnan ve Ürdün, 2018 yılında ‘sığınmacıların geri dönüşü’ konusunda Esad yönetimiyle anlaşmıştı. O tarihten bu yana Lübnan’dan sadece 39 bin sığınmacı Suriye’ye döndü.

    Oysa ülkede 1.5 milyondan fazla Suriyeli bulunuyor. Dahası Lübnan son 3 yıldır derin bir ekonomik krizin içinde. Lübnan’da hayat pahalı… İşsizlik almış başını gitmiş… İnsanlar parasını alabilmek için banka şubelerini basıyor.

    2018 yılından sonra Ürdün’den dönen sığınmacıların sayısı ise 41 bin… Ürdün de ekonomik olarak parlak bir durumda değil. Türkiye’de olduğu gibi Ürdün’de de Suriyeli sığınmacılara çalışma izni veriliyor ancak sığınmacıların ancak yüzde 10’u bu izni alabilmiş.

    BM kayıtlarına göre Ürdün’de 670 bin Suriyeli sığınmacı bulunuyor. Lübnan ve Ürdün’den 2016-2022 döneminde ülkelerine dönen toplam sığınmacı sayısı ise yaklaşık 136 bin 500…  Türkiye’de ise kayıtlı Suriyeli sayısı 3.6 milyon… 5 Ekim itibariyle ülkelerine dönen Suriyeli sayısı 521 bin… Ancak Türkiye’den dönenler Türk askerinin güvenlik önlemi aldığı Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı operasyon bölgelerine göç ediyor. Bu bölgelerde sağlıktan eğitime temel hizmetleri Türkiye temin ediyor. Lübnan ve Ürdün’ün Suriye topraklarında böyle bir faaliyeti bulunmuyor.