Kategori: dünya

  • TRUMP MI? MADURO MU? İKİSİNE DE HAYIR!

    İNOSAM (İnovatif Stratejik Araştırmalar Merkezi) YK Başkanı Gürkan Avcı, açık sözlü ve dürüst konuşmak zorundayız:

    TRUMP MI? MADURO MU? İKİSİNE DE HAYIR!

    ABD Başkanı Trump’ın Venezuela Başkanı Maduro ve eşini askeri bir operasyonla kaçırarak kendi mahkemelerinde yargılayacağını ilan etmesi, sadece bir ülkenin egemenliğine yönelik bir saldırı değil, aynı zamanda uluslararası hukukun ve BM Şartı’nın temel ilklerine de dönük açık bir darbedir.

    Bu eylem, hiçbir şekilde kabul edilemez, mazur görülemez ve görmezden gelinemez. Zira bir milletin kaderini belirleme hakkı, o milletin özgür iradesine aittir. Trump’ın bu pervasız adımı, küresel ekonomik ve siyasi istikrara da ciddi zararlar verecektir ki benzer müdahalelere kapı aralayacak ve kimi ülkelerin saldırgan politikalarını meşrulaştırma riskini de artıracaktır.

    Bununla birlikte, açık ve dürüst olmak zorundayız: Venezuela’daki mevcut durum, yıllardır süren derin bir insani krizle maluldür. Maduro rejimi, Venezuela’yı bir yolsuzluk ve yoksulluk cehennemine çevirmiştir. Halkın yüzde 95’i açlıkla boğuşurken, organize suç dalgaları ülkeyi dünyanın en karanlık, yaşanılmaz bir köşesine dönüştürmüştür. Uyuşturucu, kumar, fuhuş kartelleriyle iç içe geçmiş bir yönetim, tüm zehrini Amerika ve Avrupa başta olmak üzere bütün dünyaya taşırken, kendi halkını emperyalizm karşıtlığı kisvesi altında köleleştirmiştir. Hapishanelerden salınan mafyatik suçluları “devrimci savaşçı” diye emperyalizme karşı kullanan bir lider, anti-emperyalizm değil, suç ortaklığı yapmaktadır.

    Maduro’nun baskıcı rejimi, ortada aklı selim, normal bir halk bırakmamıştır; sadece korkuyla sindirilmiş kitleler ve zulümle zenginleşmiş işbirlikçi elitler kalmıştır. Bu rejimi savunmak, emperyalizme karşı durmak değil, insanlığa karşı bir ihanet olur. Maduro rejiminin hatalarını eleştirmek, ABD’nin hukuk dışı müdahalesini haklı kılmaz; her ikisini de reddetmek, gerçek vicdan, hakkaniyet, adalet ve barış yoludur, gerçek anti-emperyalizmdir.

    Anti-emperyalizm kılıfı arkasında baskı ve adaletsizliklerin gizlenemeyeceği bir dünyada yaşıyoruz. Gerçek bağımsızlık ve egemenlik, ancak içerde adalet, eşitlik, demokrasi ve halkın refahıyla mümkün olur. Devletler, kendi iç sorunlarını çözmeden dış müdahalelere karşı koyamaz; adil ve vicdanlı olmayan bir yönetim ne savunulmaya ne de uzun ömürlü olmaya layıktır.

    Venezuela’daki bu komplo, bize şunu söylüyor: Zulüm varsa, gelecek yoktur; baskı varsa, yaşama ve direnme sevinci söner. Biz, Türkiye olarak, demokrasimizi güçlendirerek, adaletimizi pekiştirerek, iç barışımızı büyüterek; yolsuzlukların, hukuksuzlukların, haksızlıkların, hırsızlıkların, torpilin, ayrımcılığın, zulmün kökünü kurutarak emperyalist kalkışmalara karşı en güçlü kalkanı örmeliyiz. Kuru laf ve hamasetle değil.

    İNOSAM olarak, başta hükümetimizi olmak üzere BM’yi ve tüm vicdan sahibi özgür kuruluşları, bu krize müdahil olmaya, zulümden, yoksulluktan, işgalden kurtarılması gereken Venezüella halkının arkasında durmaya davet ediyoruz. Sorumlu devletlerin ve kuruluşların; diyalog, insani yardım ve Venezuela halkının kendi kaderini tayin hakkını koruyacak adımları atması gerekmektedir.

    Türkiye, her zaman barışın, hukukun, insanlık vicdanının ve mazlum milletlerin sesi olmaya devam etmelidir. Adil, çağdaş, şeffaf bir anlayışla; sevgi, şefkat ve kadim bir akılla yönetilen bir Türkiye ancak büyük ve güçlü bir Türkiye olur ki böylece yalnız kendi halkına değil, tüm mazlum milletlere de ilham ve hami olacaktır.

  • İsrail, İran’a Ağır Darbe İndirdi: Küresel Piyasalar Çöktü

    İsrail’in İran’a başlattığı çok yönlü hava saldırılarında nükleer tesisler, askeri üsler ve üst düzey İranlı yetkililer hedef alındı.

    İsrail bu sabaha karşı “Yükselen Aslan” operasyonu adını verdiği saldırılar kapsamında İran’a 240’tan fazla hava saldırısı düzenlendi; İran’dan “yakında kararlı bir yanıt” sinyali geldi Tahran’ın “savaş ilanı” ihtimali masada. Küresel piyasalarda panik havası hâkim.

    Yüzlerce Saldırı, Öldürülen Kritik İsimler

    İsrail merkezli Kanal 14 ve uluslararası ajansların aktardığına göre, İsrail Hava Kuvvetleri gece boyunca İran’daki stratejik hedeflere yönelik 240’tan fazla hava saldırısı düzenledi. Tahran, Natanz, İsfahan, Khondab ve Hürmüzgan’daki askeri ve nükleer altyapılar doğrudan hedef alındı.

    İsrail saldırılarında İran’ın üst düzey komuta kademesi hedef alındı. Saldırılarda hayatını kaybeden önemli isimlerden bazıları şunlar:

    • Hüseyin Salami – İran Devrim Muhafızları Başkomutanı

    • Mohammad Mehdi Tehranchi – Teorik fizikçi ve Azad Üniversitesi Rektörü

    • Fereydoun Abbasi – İran Atom Enerjisi Örgütü eski başkanı, milletvekili

    • Gholam Ali Rashid – Khatam al-Anbia Karargah Komutanı

    Özellikle Salami’nin ölümü, İran’ın askeri mimarisine yönelik büyük bir darbe olarak yorumlanıyor. Salami, İran’ın ileri savunma konseptinin mimarlarından biri olarak biliniyor ve uzun menzilli balistik füze programının denetiminde önemli rol oynamıştı.

    “Yükselen Aslan Operasyonu”: İsrail’den Açık Savaş Hamlesi

    İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, “Yükselen Aslan Gücü” adlı operasyonun İran’ın varoluşsal tehdidini ortadan kaldırmayı amaçladığını ve gerekirse günlerce süreceğini açıkladı. Netanyahu ayrıca İran’ın “dokuz atom bombasına yetecek kadar uranyum zenginleştirdiğini” iddia etti.

    Tel Aviv, saldırılarla birlikte olağanüstü hâl ilan etti. İran’ın füze ve İHA’larla misilleme yapması bekleniyor. İsrail ordusu, Demir Kubbe ve David’s Sling sistemlerini ülke genelinde aktif hale getirdi.

    Tahran’da Savaş Alarmı ve Halk Panikte

    İran resmi haber ajansı IRNA, üst düzey bir İranlı yetkilinin, “İsrail’in bu saldırısına kararlı ve orantılı bir askeri yanıt çok yakında gelecek” dediğini aktardı. İran basınında savaş ilanı tartışmaları başladı.

    Tahran’da halk benzin istasyonlarına akın ederken, şehir dışına kaçışlar gözlemlendi. Uzun araç kuyrukları kameralara yansıdı. Birçok İranlı, kırsaldaki akrabalarının yanına gitmek üzere şehirden ayrılmaya çalışıyor.

    ABD: “Katılmadık Ama Askerimizi Koruruz”

    ABD yönetimi, saldırılara doğrudan katılmadığını ancak bölgedeki Amerikan personelini korumak için her türlü tedbiri alacağını açıkladı. Beyaz Saray, bölgede yaşanabilecek gelişmelerin “kontrolden çıkabileceği” uyarısında bulundu.

    Pentagon, Körfez’deki ABD üslerinde “tam savaş teyakkuzuna” geçildiğini bildirdi. Akdeniz’de konuşlu USS Gerald R. Ford uçak gemisinin pozisyonu değiştirildi.

    Ekonomik Deprem: Petrol Fırladı, Kripto Çöktü

    İsrail’in saldırısı sonrası dünya piyasalarında ciddi dalgalanmalar yaşandı:

    • Ham petrol fiyatı %9’dan fazla yükseldi.

    • Bitcoin 102.000 dolar seviyesine geriledi.

    • Altcoinler kırmızıya döndü.

    • Borsa endekslerinde sert satışlar görüldü.

    Analistler, İran’ın doğrudan yanıt vermesi halinde Brent petrolün 130 doları görebileceğini, Bitcoin’in ise psikolojik 100.000 dolar eşiğinin altına inebileceğini öngörüyor.

    Kudüs’te Kutlama, Bölge Genelinde Alarm

    Kudüs’te yüzlerce Yahudi, Batı Duvarı’nda toplanarak İsrail’in saldırılarını kutladı. Sosyal medyada paylaşılan videolarda dualar eşliğinde zafer çağrıları dikkat çekti.

    Buna karşın, Lübnan Hizbullah’ı, Yemen’deki Husi milisleri ve Irak’taki İran yanlısı grupların da İsrail’e misilleme için harekete geçebileceği konuşuluyor. ABD üslerinin bulunduğu bölgelere İHA saldırıları riski artmış durumda. Hatta ilk parti İran İHA’larının yola çıktığı bildiriliyor.

    Bölge Yeni Bir Savaşa Sürükleniyor?

    İsrail’in bu çok yönlü saldırısı, artık “gölge savaşın” bittiğini ve doğrudan askeri hesaplaşma dönemine girildiğini ortaya koyuyor. İran’ın vereceği karşılık, yalnızca iki ülkeyi değil, tüm bölgeyi etkileme potansiyeline sahip. Özellikle Körfez ülkeleri, ABD ve Avrupa’nın pozisyonları önümüzdeki saatlerde netleşecek.

    Dünya, yeni bir Ortadoğu savaşının eşiğinde olabilir.

  • Liderler, Okyanus Anlaşması’nın acilen onaylanması çağrısında bulundu

    Liderler, Okyanus Anlaşması’nın acilen onaylanması çağrısında bulundu

    Avrupa Birliği ve 13 ülkenin hükümetleri, dünya okyanuslarını aşırı avlanma ve diğer insan kaynaklı faaliyetlerden korumaya yönelik Birleşmiş Milletler (BM) anlaşmasının onaylanmasına öncelik verilmesi çağrısında bulundu.

    AB ve Belçika, Bermuda, Şili, Kosta Rika, Dominik Cumhuriyeti, Fransa, Almanya, Yunanistan, Güney Kore, Nijerya, Palau, Filipinler ve Seyşeller hükümetleri bu hafta Atina‘da düzenlenen “Okyanusumuz” konferansında (The Our Ocean Conference, OOC)  “Açık Denizler” anlaşmasının yürürlüğe girmesi için gereken 60 onayı süratle sağlamayı taahhüt etti.

    Açık denizlerdeki biyolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik küresel anlaşma geçen yıl BM tarafından resmen kabul edildi ve “30’a 30” olarak bilinen 2030 yılına kadar Dünya’nın kara ve denizlerinin yüzde 30’unun korunması hedefine ulaşılması için önemli bir araç olarak görülüyor.

    30×30 nedir?

    COP15’te en çok bilinen tartışma konuları arasında “30’a 30” bulunuyor. Bu başlıkta 2030’a kadar Dünya’nın kara ve denizlerinin yüzde 30’unu koruma çağrısına yer veriliyor.

    COP15’te bu konuya iki grup öncülük ediyor: İlki hem karayı hem de denizleri korumaya çalışan ve ikincisi de yalnızca okyanusa odaklanan bir grup.

    Ayrıca Doğa ve İnsanlar için Yüksek Hırs Koalisyonu, Ocak 2021’de Paris’te gerçekleştirilen Tek Gezegen zirvesindeki lansmanından bu yana 114 imza toplamıştı ve koalisyon da 30×30 sözü vermişti.

    Malta adaları çevresindeki deniz seviyesinin 23 Şubat 2023’te Marsascala, Malta’da rekor seviyede; 50 cm düşmesinin ardından kıyı şeridinde genellikle su altında bulunan ağarmış algler görüldü. – Fotoğraf: Darrin Zammit Lupi-Reuters

    Dört ülke anlaşmayı resmen onayladı

    Şu ana kadar dört ülke – Palau, Şili, Belize ve Seyşeller – anlaşmayı resmen onaylarken 89 ülke de onaylama niyetlerini ifade ederek imzaladı.

    Reuters’ın aktardığına göre; geçtiğimiz günlerde Avrupa Birliği’nin bu yıl bir dizi girişimle okyanusu korumak ve sürdürülebilirliği teşvik etmek için 3.5 milyar avro (3.71 milyar dolar) harcamayı taahhüt ettiği bildirildi.

    Konferans sırasında toplamda 10 milyar dolar tutarında 400’den fazla yeni taahhüt açıklandı.

    AB’nin yıllık konferans sırasında açıklanan 40 taahhüdü, deniz kirliliğiyle mücadeleden sürdürülebilir balıkçılığın desteklenmesine ve mavi ekonomi olarak adlandırılan ekonomik faaliyetler için deniz ve tatlı su kaynaklarının sürdürülebilir kullanımına yönelik yatırımlara kadar uzanıyor.

    AB Komisyonu‘nun Çevre, Okyanuslar ve Balıkçılıktan sorumlu Üyesi Virginijus Sinkevicius, “Anlaşmanın yürürlüğe girmesi için gereken diğer 60 onayı da mümkün olan en kısa sürede toplamayı umuyoruz” dedi ve ekledi:

    “Okyanus bizim kim olduğumuzun bir parçasıdır ve ortak sorumluluğumuzdur.”

    Isınan okyanuslar

    Avrupa Birliği’nin Copernicus İklim Değişikliği Servisi geçen ay yaptığı açıklamada, 1979’a kadar uzanan verilere göre okyanus sıcaklıklarının Şubat ayında rekor seviyeye ulaştığını bidirdi. Aşırı avlanma ve plastik kirliliği de okyanuslar için önemli tehditler arasında bulunuyor.

    AB fonlarının büyük bir kısmı Kıbrıs, Yunanistan, Polonya, Portekiz ve İspanya‘da sürdürülebilir balıkçılık ve su ürünleri yetiştiriciliği alanında 14 yatırım ve bir reformu desteklemek için kullanılacak. Diğer AB girişimleri ise Afrika ülkelerinin mavi ekonomilerini geliştirmelerine yardımcı olmaya yönelik.

    Öte yandan Virginijus Sinkevicius, Yunanistan’ın ülkenin tüm deniz koruma alanlarında dip trol avcılığının yasaklanmasını da içeren 21 taahhüt için 780 milyon Avro harcayacağını bidirdi.

    Ülke ayrıca, biri deniz kuşlarının korunması için Ege Denizi‘nde ve diğeri deniz memelilerinin korunması için İyon Denizi’nde olmak üzere, AB’nin Natura 2000 çevre koruma alanları kapsamında korunan dört bin km2’den fazla alanı kapsayacak iki deniz parkı daha oluşturma sözü verdi.

    Yaptığı bir açıklamada Yunanistan Başbakanı Kyriakos Mitsotakis ise, “Zarar azaltma ve adaptasyon yeterli değil. Karayı ve denizleri zararlı insan faaliyetlerinden izole etmek ve doğaya iyileşmesi için alan açmak üzere koruma ve restorasyona da odaklanmalıyız” dedi.

    Ek olarak Yunanistan’ın Ege Denizi‘ndeki deniz parkı planından Türkiye rahatsız. Geçen hafta Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Atina’yı jeopolitik gündemi için çevre sorunlarını istismar etmekle suçladı.

    Buna karşılık Yunanistan ise Türkiye’yi “tamamen çevresel bir konuyu siyasileştirmekle” suçladı.

    Ekoloji aktivistleri de Yunanistan’ı İyon Denizi’ndeki doğalgaz arama planlarını durdurmaya çağırdı.

    “Okyanusumuz” konferansı, 2014 yılında başlatılmasından bu yana yaklaşık 130 milyar dolar değerinde 2 bin 160’tan fazla taahhüdü harekete geçirdi

  • Türk lezzetleri yeni dünyanın sofralarını süslemeye gidiyor

    Türk lezzetleri yeni dünyanın sofralarını süslemeye gidiyor

    ABD’ye gıda ihracatımız son 4 yılda ikiye katlandı

    Anadolu topraklarında ve denizlerinde yetişen birbirinden lezzetli gıda ürünlerine Amerikalıların talebi her geçen gün katlanarak artıyor. 2018-2022 yılları arasında ABD’nin toplam gıda ithalatı yüzde 43’lük artışla 154 milyar dolardan 220 milyar dolara çıkarken, aynı dönemde Türkiye’nin ABD’ye gıda ihracatı yüzde 96’lık sıçramayla 924 milyon dolardan, 1 milyar 815 milyon dolara yükseldi. Türk gıda ihracatçıları ABD’ye 5 milyar dolarlık ihracat hedefi koydu.

    Türk gıda sektörü, ABD’ye ihracatını 5 milyar dolara çıkarabilmek için 25-27 Haziran 2023 tarihlerinde Newyork Fancy Food Fuarı’nda 43 firmayla yerini alacak.

    Fancy Food Fuarı’nın Türkiye Milli Katılımını 24 yıldır başarıyla gerçekleştiren Ege İhracatçı Birlikleri, 2023 yılında da Türk gıda firmalarının milli katılım organizasyonunu üstleniyor.

    Türk gıda sektörünün geleneksel ihraç pazarları olan Avrupa Birliği, Ortadoğu ve Rusya Federasyonu’nda konumunu güçlendirirken, Amerika Birleşik Devletleri, Japonya, Çin, Kanada, Güney Kore gibi gıda ithalatı hacimli olan ülkeleri hedef Pazar olarak seçtiğini aktaran Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, Türk gıda sektörünün ABD pazarına yaptığı yatırımların meyvelerini topladıklarını, Türkiye’nin ABD’ye gıda ihracatında 2023 yılı hedeflerinin 2 milyar dolar, orta vadede ise 5 milyar dolara ulaşmak olduğunu dile getirdi.

    TURQUALITY Projesi ihracat hızını artırdı

    Ticaret Bakanlığı’nın desteklediği TURQUALITY Projesiyle ABD’de 4 yıl süreyle Türk gıda ürünlerinin tanıtımını yaptıkları bilgisini veren Eskinazi, “TURQUALITY Projesi kapsamında Anadolu topraklarında ve denizlerinde yetişen su ürünleri, kuru meyve, meyve sebze mamulleri, zeytinyağı, tıbbı aromatik bitkiler ve hububat, bakliyat ve yağlı tohumların ağırlıkta olduğu binlerce çeşit yemeğe sahip Türk mutfağının Las Vegas Üniversitesi William F. Harrah Turizm Otelcilik Okulu müfredatında ders olarak okutulmasını sağladık. Amerika’da düzenlediğimiz yemek yarışmasında Las Vegaslı şefler, Türk gıda ürünleriyle hazırladıkları yemeklerle yarıştılar. Ünlü şeflerle tarif videoları, sektör bazlı tadım ve tanıtım etkinlikleri, ulusal ölçekli etkinlik katılımları, medya reklamları, özel jette tadım etkinliği, e-spor yarışmacısı sponsorluğu gibi son tüketici odaklı çalışmalar yaptık. Turkish Tastes isimli referans kitabı hazırladık. Kitapla hedef kitleye bir yandan ürünlerimizi, mutfağımı ve kültürümüzü tanıtırken bir yandan da Türk ürünlerinin dünyanın tüm mutfaklarında kullanılabileceğini göstermiş olduk. TURQUALİTY Projemizin ikinci dört yıllık dönemine başladık. TURQUALİTY Projesi, Fuarlar, Sektörel Ticaret Heyetleriyle ABD’ye gıda ihracatında potansiyelimizi tam olarak yansıtmayı hedefliyoruz” diye konuştu.

    Şef Özlem Oğuzcan Cranston tadım etkinlikleri yapacak

    Türk gıda ürünlerinin lezzetlerini her fuarda gerçekleştirdiği tadım etkinleriyle ziyaretçilere sunan Ege İhracatçı Birlikleri Fancy Food Fuarı’nda da Şef Özlem Oğuzcan Cranston ve ekibinin sunumlarıyla Türk lezzetlerini ziyaretçilerin beğenisine sunacak.

    Fancy Food Fuarı için 3 gün 3 ayrı menü hazırlayan Şef Özlem Oğuzcan Cranston ilk gün fuar ziyaretçilerine kayısı, incir, fıstık ve fındıktan oluşan kuruyemiş barları, biber, beyaz peynir ve fındık pestolu közlenmiş patlıcan salatası ve fıstık şekerlemeli kayısı musu ikram edecek.

    İkinci günün menüsünde ise; Labneli parfe meyve kompostosu ile (kayısı, incir, antep fıstığı ve fındık), Levrek Marin (Levrek, zeytinyağı, defne yaprağı) ve kuru domatesli bruschetta olacak. Fuarın son günü Labneli ve haşhaşlı lokmalar, kapari, kekik ve zeytinli kanepe ve glaze incirli beyaz peynirli turtalar fuar ziyaretçilerinin beğenisine sunulacak. Fuar süresince 3 gün süreyle şarap tadım seansları da olacak.

    Güçlü heyet katılımı olacak

    Newyork Fancy Food Fuarı’na; Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Davut Er Heyet Başkanı olarak katılırken, Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Mehmet Ali Işık, Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Bedri Girit, Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Muhammet Öztürk, Türkiye İhracatçılar Meclisi Yönetim Kurulu Üyesi Birol Celep’in aralarında bulunduğu bir heyet Ege İhracatçı Birlikleri’ni temsilen katılacak. Heyet, Türk Evi ve Newyork Başkonsolosluğunu ziyaret edecekler. Türkiye’nin Newyort Başkonsolosu Reyhan Özgür, Newyort Ticaret Ataşeleri Filiz KÖSEYENER,

    Bilgehan Ramazan CANER ve Osman Nuri GÖKBULUT fuar süresince Türkiye standını ziyaret ederek, Türk firmalarına ABD ile ilgili deneyimlerini aktaracaklar.

    25-27 Haziran 2023 tarihlerindeki Newyork Fancy Food Fuarı’na; “AHMETOĞLU KONSERVE TARIM VE GIDA ÜRÜNLERİ İMALAT, AKDAĞLAR KURU GIDA İTHALAT İHRACAT SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ, ALTIPARMAK GIDA SANAYİ VE TİCARET A.Ş., ALTUNKAYA İNŞ. NAK. GIDA TİC.A.Ş., AVOD KURUTULMUŞ GIDA VE TARIM ÜRÜNLERİ SAN. TİC. A.Ş., BEŞSAN MAKARNA GIDA SAN. VE TİC. A.Ş., BOZTOPRAK GIDA SANAYİ VE TİCARET A.Ş., CHEF SEASONS GIDA SAN. VE TIC. LTD. STI., ÇİÇEK SALAMURA SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ, DNZ DENIZ DIS TICARET SANAYI VE PAZARLAMA LTD. STI., EGE SU ÜRÜNLERI VE HAYVANSAL MAMULLER İHR. BIR., ELVAN GIDA SAN. VE TİC. A.Ş., EMINEMS OLIVE OIL, GÜVEN ASA GIDA SANAYİ VE TİCARET A.Ş., HEMSİ TARIM ÜRÜNLERİ TİC. VE SAN. A.Ş., İLKSOY GROUP GIDA VE ENDÜSTRİYER ÜRÜNLER DIŞ TİCARET LTD. ŞTİ., İZTARIM A.Ş., K.F.C.GIDA A.Ş., KALKAN ORGANIK TARIM ÜRÜNLERİ GIDA VE TAŞIMACILIK DIŞ TİCARET LTD. ŞTİ., KORHAN SERA PAZARLAMA VE DIS TICARET A.Ş., KURTAY İHTİYAÇ  MADDELERİ GIDA KOL.ŞTİ.KEREM KURTAY VE ORTAĞI, MARBİL YAĞ SANAYİ VE TİCARET A.Ş., MARSA YAĞ SAN. VE TİC. A.Ş., MEVSİM GIDA SANAYI VE SOGUK DEPO TICARET A.Ş., NUTOVA GIDA SANAYİ VE TİC.LTD.ŞTİ, ORIENTCO DIŞ TİCARET VE İNŞAAT SAN. LTD. ŞTİ., RASAGRA GIDA DIŞ TİCARET LTD. ŞTİ., SANTE GIDA SANAYİ VE TİCARET A.Ş., SARDES GIDA SAN.TAR.UR.TIC.ITH.IHR.LTD, SAVOLA GIDA SAN. VE TİC. A.Ş., SERES FOODS GIDA SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ, SİBAŞ GIDA SANAYİ VE TİCARET A.Ş., SPESYA FOOD LTD., SUER GIDA SANAYİ VE DIŞ TİCARET A.Ş., TASCO GIDA VE DANIŞMANLIK SANAYi TiCARET LTD. ŞTi., TAT MAKARNACILIK SAN.VE TİC.A.Ş/EĞİ.KAT.BED., TATLISUMAKLAR GIDA PAZ. SAN. VE TİC. A.Ş., TERMES TARIM SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ, TUKAŞ GIDA SANAYİ VE TİCARET A.Ş., VERDE YAG BESIN MAD. SAN. VE TIC.A.Ş., YAVUZ İNCİR GIDA TARIM TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ, YÜCEBAŞ GIDA ORGANİK TARIM ÜRÜNLERİ LTD. ŞTİ., ZEYADA GIDA İTH. İHR. SAN. VE TİC A.Ş” katılarak Türk gıda ürünlerinin ihracatını artırmak için yeni ticari bağlantı arayışında olacaklar.

    Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi

     

  • Red Bull Sporcusu Ali Türkkan’dan Tarihi Başarı

    Red Bull sporcusu Ali Türkkan, Dünya Ralli Şampiyonası’nın 3. kategorisinde (WRC3) çıktığı ilk yarış olan İtalya Sardinya Rallisi’nde üçüncü oldu. Castrol Ford Team Türkiye pilotu Türkkan, co-pilotu Burak Erdener ile birlikte podyumun üçüncü basamağında yer aldı.

    Red Bull sporcusu Ali Türkkan, Dünya Ralli Şampiyonası’nın 3. kategorisinde olan WRC3’te bu sezon çıktığı ilk yarışta podyuma çıkma başarısı gösterdi. Türkkan, 1-4 Haziran tarihleri arasında İtalya Sardinya Rallisi’nde üçüncü oldu. Co-pilotu Burak Erdener ile birlikte Fiesta Rally 3 aracıyla büyük bir başarı gösteren Türkkan, Roope Korhonen ve Roberto Blach’ın hemen ardından üçüncü sırayı aldı.

    WRC3’te Castrol Ford Team Türkiye pilotu Ali Türkkan’ın da yarışacağı bir sonraki etap 20-23 Temmuz’da Estonya’da koşulacak.

  • BMX World Cup Sakarya’da fırtına estirdi: “Dünya bizi izledi ve izlemeye devam edecek”

    Sakarya Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde BMX Racing World Cup yarışları Sakarya’da bisiklet fırtınası estirdi. Yoğun yağış altında pedal çeviren dünya yıldızları, 110 ülkeden sporseverlerin izlediği 1. ve 2. etapların sonunda podyumda ödüllerini aldı. Dünyanın bisiklet başkenti olma iddiasını güçlendirdiklerini vurgulayan Başkan Ekrem Yüce, “Sakarya’yı dünya izledi ve izlemeye devam edecek. İki önemli unvanla birlikte dünyanın bisiklet başkenti olmayı hedefliyoruz. Her zaman söylediğimiz gibi Sakarya sizin eviniz, dünyayı misafir ederiz” dedi.

    Bisiklet Dostu Şehir unvanlı Sakarya’da hafta sonu bisiklet şöleni yaşandı. Dünyanın en heyecanlı bisiklet yarışı olan UCI BMX Racing World Cup Series 1-2 yarışlarına ev sahipliği yapan Sakarya’da dünyanın en iyi bisikletçileri yarıştı. Büyük heyecana sahne olan dünya kupasının ilk 2 etabı Sakarya’da gerçekleştirildi.

    25 ülkeden 232 sporcu, Sakarya etaplarında podyuma çıkabilmek için yağışlı havada pedal çevirerek kendi sınırlarını zorladı. Avrupa’nın en kapsamlı tesisi olan Ayçiçeği Bisiklet Vadisi’nde start verilen yarışları Sakarya’dan, Türkiye genelinden ve dünyadan yüzlerce sporseverler ilgiyle takip etti. Dünyanın en heyecanlı yarışı olarak bilinen BMX Racing yarışı ayrıca 110 ülkede canlı yayınla ekranlara taşındı.

    Dünya, Avrupa ve Olimpiyat şampiyonları

    Sakarya’nın adını dünya sahnesine yeniden çıkardığı yarışlarda 25 ülkeden 232 sporcu pedal çevirdi. 23 yaş altı erkekler, 23 yaş altı kadınlar, elit erkekler ve elit kadınlar olmak üzere 4 ayrı kategoride gerçekleştirilen yarışlarda dünya, avrupa ve olimpiyat şampiyonları kıyasıya mücadele etti.

    3 gün boyunca büyük heyecan

    Açılış gecesi, ilk ve ikinci etap yarışlarıyla beraber üç gün süren Dünya Kupası heyecanında Büyükşehir Belediyesi toplam 70 adet bisikleti çekilişle dağıttı. Elite erkekler kategorisinde bitiş çizgisini Fransız sporcu Joris Daudet birinci sırada geçti. İlk etabın galibi olan Fransız sporcu Romain Mahieu ikinci olurken Avusturalyalı İzaac Kennedy yarışı üçüncü tamamladı.

    Elite kadınlar kategorisinde ise ilk etabı kazanan Olimpiyat Şampiyonu Bethany Shriever sürprize izin vermedi ve ikinci etabı da birinci sırada geçti. İkinci sırayı Amerikalı sporcu Alisa Willoughby alırken 27 şampiyonluğu bulunan Hollandalı sporcu Laura Smulders ise yarışı üçüncü sırada bitirdi.

    Kazananlar değişmedi

    23 yaş altı erkekler kategorisinde ilk etabı birinci bitiren Yeni Zelendalı sporcu Rico Bearman, ikinci etapta da bitiş çizgisini birinci sırada geçti. Fransız sporcu Hugo Marszalek ikinci olurken; Britanyalı sporcu Callum Russell ise üçüncü oldu. 23 yaş altı kadınlar kategorisinde ise Fransız sporcu Tessa Martinez ilk etaptan sonra ikinci etabı da birinci sırada geçen isim oldu. İtalyan sporcu Francesca Cingolani ikinci olurken Amerikalı sporcu Mckenzie Gayheart ise üçüncülüğe yerleşti.

    “Dünyanın bisiklet başkenti olmayı hedefliyoruz”

    Kazananlara ödüllerini takdim eden Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem Yüce, hedeflerinin dünyanın bisiklet başkenti olduğunu vurgulayarak, “Sakarya Bike Fest’e önce MTB dağ bisikleti, sonra Tour Of yol bisikleti ve son olarak BMX dünya kupası ile devam ettik. Programlar kapsamında dünyanın en heyecan verici bisiklet yarışlarına ev sahipliği yapmaktan onur duyduk. Şehrimizde bisiklet fırtınası her geçen gün büyüyor ve kapsamı genişliyor. Dünya Bisiklet Şehri ve Avrupa Spor Şehri unvanlarıyla birlikte attığımız önemli adımlar dünyanın bisiklet başkenti olma iddiamızı da hamdolsun güçlendiriyor. Bu süreçte Sakarya’yı dünya izledi ve 110 ülkeden canlı yayınlar yapıldı ve izlemeye de devam edecek. Enerjimiz yüksek ve bisiklet alanında hizmetlerimiz hız kesmiyor. Biz her zaman diyoruz ki Sakarya sizin eviniz, dünyayı misafir ederiz” ifadelerini kullandı.

    MTB, Tour Of ve son olarak BMX

    Sakarya’da etkinlikler, konserler, çekilişler ve birbirinden güzel programlara ev sahipliği yapan Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki Sakarya Bike Fest kapsamında MTB (dağ bisikleti) ile başlayan heyecan, Sakarya’nın sembol cadde ve sokaklarından geçen Tour Of (yol bisikleti) serisiyle devam etti ve heyecan en heyecan verici yarış olan BMX Racing World Cup ile devam etti. Dünyanın en prestijli yarışlarına ev sahibi olan Sakarya’da nefes kesen festival, 11-12 Haziran Cumartesi ve Pazar günü yine aynı pistte start alacak BMX Europa (cross) Cup 9 ve 10’uncu Turu ile son bulac

  • Ayçiçeği Bisiklet Vadisi’nde heyecan zirve yaptı Dünya Kupası yarışlarının ilk günü tamamlandı

    Ayçiçeği Bisiklet Vadisi’nde heyecan zirve yaptı Dünya Kupası yarışlarının ilk günü tamamlandı

    Sakarya Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen UCI BMX Dünya Kupası Serisi ilk ayak yarışlarının kazananları belli oldu. Ayçiçeği Bisiklet Vadisi’nde 25 ayrı takımdan 236 sporcunun kıyasıya rekabetinde büyük heyecan yaşandı. Elite erkeklerde Fransız Romain Mahieu, elite kadınlarda Britanyalı Bethany Shriever, 23 yaş altı erkeklerde Yeni Zelendalı Rico Bearman ve 23 yaş altı kadınlarda ise Fransız Tessa Martinez zirvede yer aldı.

    Bisiklet sporunda dev organizasyonlara imza atan Sakarya, Dünya’nın en heyecanlı bisiklet yarışlarından biri olan UCI BMX Racing World Cup Series 1-2 (Dünya Kupası Serisi 1-2) yarışlarına ev sahipliği yaptı. Ayçiçeği Bisiklet Vadisi’nde Ekim ayına kadar sürecek olan BMX Racing Dünya Kupası yarışlarının ilk etabı başladı.

    Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde büyük heyecana sahne olan yarışların ilk iki etabı Sakarya’da gerçekleştirilirken, Dünya Kupası serisi 10 etaptan oluşacak ve sırasıyla Hollanda ve Fransa etapları koşulduktan sonra Arjantin’de sona erecek. UCI BMX Racing World Cup Series yarışlarının ilk etabında Ayçiçeği Bisiklet Vadisi’ne heyecana ortak olmaya gelen izleyicilere çekilişle 10 bisiklet hediye edildi.

    4 kategori 25 farklı takım 236 sporcu

    Dünya’nın en heyecanlı yarışlarından biri olan BMX yarışlarında yoğun hava muhalefetine rağmen heyecan hiç durmadı ve dünyanın en iyi bisikletçileri şampiyonluk için pedal çevirdi. 25 ayrı takımdan 236 sporcunun katıldığı Dünya Kupası yarışları 23 yaş altı erkekler, 23 yaş altı kadınlar, elite erkekler ve elite kadınlar olmak üzere 4 ayrı kategoride gerçekleşti.

    Sakarya etabının şampiyonları belli oldu

    Dünya’nın en iyilerinin bile zorlandığı BMX pistinde kazalar, yaralanmalar olsa da sporcular kıyasıya mücadele içinde pedal çevirdi. 4 ayrı kategoride elemeler, çeyrek final, yarı final ve final müsabakaları gerçekleştirildi ve şampiyonlar belli oldu.

    Elit erkekler ve elit kadınlar

    87 sporcunun start aldığı Elite erkekler kategorisinde bitiş çizgisini Fransız sporcu Romain Mahieu birinci sırada geçti. Kolombiyalı sporcu Diego Arboleda ikinci olurken; Fransız sporcu Joris Daudet üçüncü olarak podyuma çıktı.

    Final etabı kıyasıya geçen elite kadınlar kategorisinde ise Britanyalı Bethany Shriever yarışı birinci olarak bitirdi. İsviçreli Zoe Claessens ikinci olurken; Amerikalı sporcu Alisa Willoughby yarışı üçüncü bitirdi.

    23 yaş altında kıyasıya rekabet

    Büyük çekişmeye sahne olan 23 yaş altı erkekler kategorisinde Yeni Zelendalı sporcu Rico Bearman birinci olurken Çek sporcu Marek Neuzil yarışı ikinci sırada tamamladı. Yarışı üçüncü sırada ise İsviçreli Filib Steiner tamamladı. 23 yaş altı kadınlar kategorisinde ise Fransız sporcular ilk iki sırayı aldı. Fransız sporcu Tessa Martinez birinci olurken vatandaşı Zoe Hapka ise ikinci oldu. Yarışı üçüncü sırada ise Hollandalı genç sporcu Michelle Wissing bitirdi.

    Sakarya Bike Fest Programı

    4 Haziran Pazar

    UCI BMX Supercross World Cup 2 (Dünya Kupası) – Ayçiçeği Bisiklet Vadisi

    Başlangıç Saati: 09:00 –17:00

    Cengiz Kurtoğlu Konseri – Ayçiçeği Bisiklet Vadisi

    Saat 20.30

    EDİTÖRÜN GÖZÜNDEN

    Bir 2 kişi ve bisiklet görseli olabilir

    Bir 7 kişi ve bisiklet görseli olabilir

    Bir 2 kişi, motorsiklet, bisiklet ve yazı görseli olabilir

  • İhracatçılar Çin seferine çıkıyor

    İhracatçılar Çin seferine çıkıyor
    Dünya’nın ikinci büyük ekonomisi konumundaki Çin Halk Cumhuriyeti’nde 5-10 Kasım 2023 tarihlerinde düzenlenecek olan Çin Uluslararası İthalat Fuarı, Çin’in yıllık 2,7 trilyon dolarlık ithalatından daha fazla pay almak isteyen firmalara büyük fırsatlar sunuyor.
    Çin’de 400 milyon orta ve yüksek gelir seviyesinde insanın yaşadığını, Türkiye’den Çin’in 7 şehrine direk uçak seferleri olduğunu, Çin’in yıllık 2,7 trilyon dolarlık ithalatıyla, Amerika Birleşik Devletleri’nden sonra dünyanın en çok ithalat yapan ikinci ülkesi konumunda bulunduğu bilgisini veren Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, pandemi sonrasında ilk kez fiziki katılımın olacağı Çin Uluslararası İthalat Fuarı’na Çin pazarında büyümek isteyen Türk ihracatçılarını davet etti.

    Çin’e dış ticaret açığını azaltmak istiyoruz

    Ticaret Bakanlığı’nın Uzak Ülkeler Stratejisiyle örtüşen ve Ticaret Bakanlığı’nca desteklenen Çin Uluslararası Ticaret Fuarı sayesinde Çin’e, Türkiye’den yapılan ihracatı artırmak için uygun bir zemin oluştuğu bilgisini veren Eskinazi, “Çin’de karantina şartları ortadan kalktı. Vize süreci normale döndü. Çin Uluslararası İthalat Fuarı’na 4. Kez Türkiye Milli Katılım Organizasyonu yapacağız. Türkiye ile Çin arasındaki dış ticaret Türkiye aleyhine bir seyir izliyor. Çin’den ithalatımız 2022 yılında 41,3 milyar dolar iken, ihracatımız 3 milyar dolar seviyesinde. 2022 yılındaki toplam 109 milyar dolarlık dış ticaret açığımızın 38 milyar dolarlık kısmı Çin’e karşı verilmiş durumda. Çin’e ihracatımızı artırarak bu dış ticaret açığını azaltmak istiyoruz” diye konuştu.

    Fuarda “Hizmetler, Otomobil, Akıllı Endüstri ve Bilgi Teknolojileri, Tüketici Ürünleri, Medikal Ekipmanlar ve Sağlık Ürünleri, Gıda ve Tarımsal Ürünler adlarında ayrı holler bulunduğunu aktaran Eskinazi, gıda, dayanıklı tüketim ürünleri, kozmetik, bebek mamaları, şarap, organiz kimyasallar, işlenmiş doğal taş sektörlerinin Çin’e ihracat için avantajlı sektörler olduğunun altını çizdi.

    Ege İhracatçı Birlikleri’nin 2019 yılını “Çin Yılı” ilan ettiğini, Çin ile ilgili çalışan bir ekip oluşturduklarını anlatan Eskinazi sözlerini şöyle sürdürdü; “İki ülke arasında iki ülke yerel paraları ile karşılıklı ticaret hacminin artırılması için girişimlerimiz devam ediyor. Ülkemize bir ilk olan kurumsal internet sitemizin Çince versiyonu hizmete girdi. Aynı zamanda 2019 yılından itibaren Ticaret Müşavirleri, ICBC Bank yetkilileri ve Çin’den ithalatçıların katılımıyla webinarlar düzenledik. ICBC ile Şanghay şubesinde Birliğimizin hesabını açmak için görüşmelerimiz devam ediyor. Uzun yıllardır Çin’in Şanghay’da düzenlenen Çin Uluslararası İthalat Fuarı’nın ve dünyanın en büyük doğaltaş fuarı Xiamen’in Türkiye Milli Katılım Organizasyonunu gerçekleştiriyoruz.”

    Turkish Tastes Çin’e uzanacak

    Ticaret Bakanlığımızın desteğiyle Türk gıda ürünlerinin ihracatını artırmak için “Turkish Tastes” isimli bir TURQUALITY Projesi yürüttüklerini hatırlatan Eskinazi, “Turkish Tastes projemiz kapsamında ABD’de yoğun bir tanıtım programı sürdürüyoruz. Bu projenin benzer bir ayağının Çin’de olmasını planlıyoruz. Bu projede Türk mutfağı Las Vegas Üniversitesi’nde ders olarak okutulurken, Sosyal medya fenomenleri ve ünlü şefler Türk lezzetlerini Amerikalılara tanıttı. Bu tanıtım çalışmaları sonucunda ABD’ye gıda ihracatımız yüzde 100’lük artışla 700 milyon dolardan 1,4 milyar dolara çıktı. Türk gıda ürünlerinin Çin’de de bilinirliğini ve tercih edilirliğini artıracak bir proje hazırlığı içindeyiz. Çin Uluslararası İthalat Fuarı’da Çin’e ihracatımızı artırmak için önemli bir fırsat. Türk ihracatçılarımızı bu fırsatı değerlendirmeye davet ediyoruz” dedi.

    Çin Uluslararası İthalat Fuarı, 2022 yılında toplam 360.000 m2’lik sergi alanında gerçekleşti. 128 ülkeden 2.800 firma ve 460.000’den fazla profesyonel ziyaretçi katıldı. Fuarda “Hizmetler, Otomobil, Akıllı Endüstri ve Bilgi Teknolojileri, Tüketici Ürünleri, Medikal Ekipmanlar ve Sağlık Ürünleri, Gıda ve Tarımsal Ürünler adlarında ayrı holler bulunuyor. Çin pazarında networkünü geliştirmek isteyen ihracatçı firmalarımıza büyük fırsatlar sunuyor.”

    Fuar katılımını Ticaret Bakanlığı destekliyor 

    Çin Uluslararası İthalat Fuarı, Ticaret Bakanlığı’nın desteklediği fuarlar arasında yer alıyor. Fuarın desteksiz m2 katılım bedeli nakliye dahil 1.150 USD/m2, nakliye hariç 1.050 USD/m2’dir.
    Fuara katılmak isteyen firmalar, 2 Haziran 2023 Cuma günü mesai bitimine kadar Ege İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliği’yle 02324886000 no.lu telefon ya da tarim1@eib.org.tr e-posta adresi aracılığıyla iletişe geçebilirler.

  • “Rusya- İslam Dünyası: Kazanforum 2023” 16. Uluslararası Ekonomi Forumu Kazan’da Düzenlendi

    “RUSYA- İSLAM DÜNYASI: KAZANFORUM 2023” 16.  ULUSLARARASI EKONOMİ FORUMU KAZAN’DA DÜZENLENDİ

    Rosatom Orta Doğu ve Kuzey Afrika Direktörü ve Bölge Başkan Yardımcısı Alexander Voronkov: “Nükleer enerji, ekolojik olması, enerji üretmesi ve ekonomik faydaları bakımından benzersiz”

    “Akkuyu NGS, tek başına ülkenin elektrik ihtiyacının yaklaşık %10’unu karşılayacak ve atmosfere salınan karbondioksit miktarını yılda yaklaşık 18 milyon ton azaltacak”

    Rusya Federasyonu’na bağlı Tataristan Cumhuriyeti’nin başkenti Kazan’da “Rusya-İslam Dünyası: Kazan Forum 2023” başlıklı 16. Uluslararası Ekonomi Forumu düzenlendi.

    2009 yılında başlayan ve Rusya ve İslam İş Birliği Teşkilatı arasında ticari, ekonomik, bilimsel, teknik, sosyal ve kültürel ilişkilerin güçlendirilmesi için etkili bir platform haline gelen foruma bu yıl 80 ülke katıldı. Forum kapsamında 130 anlaşma ve mutabakat zaptı imzalandı.

    Forumun iş programında aktif rol alan Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom’un Orta Doğu ve Kuzey Afrika Direktörü ve Bölge Başkan Yardımcısı Alexander Voronkov, iklim değişikliği ve Rusya ile Mısır arasındaki iş birliğinin ele alındığı yuvarlak masa toplantılarına katıldı.

    “İklim Sürdürülebilirliği: Rusya ve İslam İş birliği Teşkilatı Diyaloğu” başlıklı yuvarlak masa toplantısında konuşma yapan Alexander Voronkov, enerji piyasasında ortaya çıkan dalgalanma eğiliminde, yatırım ve insanların refah düzeyi riskinin yüksek olduğunu vurguladı. Voronkov, bu nedenle, düşük karbonlu çözümlere dayalı enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesinin her ülke için son derece önemli olduğuna dikkati çekti.

    Ekonomik, endüstriyel, sosyal ve hatta siyasi sektörlerde sürdürülebilir kalkınmanın, iklim açısından nötr, 7/24 kullanılabilir ve öngörülebilir düşük karbonlu kaynakların dengeli bir şekilde bir araya getirilmesine bağlı olduğunu belirten Voronkov, “Nükleer enerjinin benzersizliği elbette ekolojik olması, enerji üretmesi ve ekonomik faydalarından kaynaklanmaktadır. Nükleer güç santralleri hava koşullarından bağımsız olarak öngörülebilir fiyatlarla güvenilir baz yük elektriği üretmekte ve enerji sektörüne istikrar getirmektedir” dedi.  Voronkov, nükleer enerjinin küresel düşük karbonlu elektrik üretimine %25’in üzerinde katkı sağladığını ve dünyanın en büyük ikinci düşük karbonlu enerji kaynağı olduğunu da sözlerine ekledi.

    Rosatom’un Orta Doğu ve Kuzey Afrika Direktörü ve Bölge Başkan Yardımcısı Alexander Voronkov, Mersin’de inşası devam eden Akkuyu Nükleer Güç Santrali’ne (NGS) ilişkin olarak ise şunları söyledi: “Türkiye’de VVER-1200 tipi reaktörlerle donatılmış dört güç ünitesine sahip Akkuyu NGS, tek başına ülkenin elektrik ihtiyacının yaklaşık %10’unu karşılayacak ve atmosfere salınan karbondioksit miktarını yılda yaklaşık 18 milyon ton azaltacaktır. Bu da neredeyse yılda 10 milyon otomobilin atmosfere saldığı emisyona eşdeğerdir. Nükleer santraller enerjiye yönelik faydalarının yanı sıra bölgelerin ekonomik ve sosyal altyapısı için de önemli bir itici güçtür. Örneğin, santraldeki bir işyeri, ilgili endüstrilerde ve altyapıda on yeni işin yaratılması için gerekli koşulları sağlamakta, bölgenin kalkınmasını hızlandırmakta ve ülkenin Gayrı Safi Yurtiçi Hasıla’sının yanı sıra teknoloji, eğitim ve bilimin gelişmesine önemli ölçüde katkıda bulunmaktadır.”

    Dünya esnekliğe ihtiyaç duydukça, küçük modüler nükleer reaktörler geliştirilerek nükleer enerjinin daha erişilebilir hale getirildiğine dikkati çeken Voronkov, “En yeni su basınçlı RITM-200 güç ünitemizi küçük NGS’lerin amiral gemisi olarak kullanıyoruz. Bu reaktörler, Rus nükleer buzkıran filosunun onlarca yıldır Kuzey Kutup koşullarıyla test edilen 50 yılı aşkın deneyiminden faydalanmaktadır. Böylesine modern ve referans bir teknolojiye sadece Rusya sahiptir. Büyük Rus bilim adamı Lomonosov’un adını taşıyan (Akademik Lomonosov) tek yüzer nükleer güç santralini 2020 yılında devreye alarak, deniz ve kara yoluyla ulaşılamayan, elektrik şebekelerinden uzak bölgelerde yüzer güç ünitelerinin kullanılmasının benzersiz olanaklarını ortaya koyduk. Rosatom ayrıca Rusya’nın kuzeyindeki bir maden tesisinin çalışmasını desteklemek için modernize edilmiş dört yüzer güç ünitesi de tedarik edecek. RITM-200 tipi güç ünitelerinin her biri en az 106 MW kurulu güce sahip olacak. Karaya gelince; Yakutistan’da RITM-200 reaktörlerine dayalı bir kara projesini uygulamaya başladık” diye konuştu.

    Voronkov, ülkelerin dört düşük karbonlu enerji kaynağına (rüzgâr, su, güneş ve atom) dayalı dirençli bir enerji karışımı oluşturabilmesi için “yeşil dörtlü” olarak adlandırılan kavramın incelenmesi gerektiğini de belirtti.

    Nükleer enerjinin, hava koşullarından bağımsız olarak güvenilir bir temel yük elektrik kaynağı sağladığının altını çizen Voronkov, “Böylelikle tek bir elektrik kaynağı seçmeye gerek yok. Ancak önemli olan her ülkenin ihtiyaçları için en uygun kombinasyonu bulmaktır” dedi.

    İklim değişikliği, ülkelerin kalkınmasını birçok yönden etkileyen küresel bir sorun. Bu nedenle, iklim değişikliğinin azaltılmasına yönelik etkili politikaların benimsenmesi ve projelerin uygulanması büyük önem taşıyor. Net sıfır hedefine ulaşma sorununu çözmek için belediyeleri, şehirleri, özel şirketleri ve yerel toplulukları içeren ülkeler arası diyalogun, deneyim alışverişine ve küresel iklim sürdürülebilirliğine katkıda bulunacağı belirtiliyor. Ülkelerin bu konudaki farklı yaklaşımları, iklim dostu projeler için en iyi yatırım çözümleri, en iyi teknolojiler ve uygulamalar, olası engeller ve diğer konular Rosatom’un konuşmacı olarak katıldığı “İklim Sürdürülebilirliği: Rusya ve İslam İş Birliği Teşkilatı Diyaloğu” başlıklı yuvarlak masa toplantısında ele alındı.

  • 21 Mayıs 1864: 159 yıldır devam eden soykırım ve sürgün

    300 yıl süren savaş sonunda 2 milyondan fazla Çerkes yurtlarından edildi. 1 milyonu aşkın insan savaşta ya da sürgün sırasında hayatını kaybetti.

    Selçuk ULUTAŞ*

    Çarlık Rusya’sının yaklaşık 300 yıl süren Rus-Kafkas Savaşlarının sona erdiği tarih olarak kabul ettiği 21 Mayıs 1864, Çerkesler içinse soykırım ve sürgünün sembol tarihidir.

    Rusların meşhur “Sıcak denizlere inme” politikası, tarih derslerinden akılda kalan bir klişe olsa da Çerkesler ve tüm Kuzey Kafkas halkları için anlamı yüzlerce yıl süren savaş, katliamlar ve cinayetlerin sonunda soykırım ve sürgün olarak tezahür etti. 1567 yılında Çar VI. Ivan’ın Kabardey topraklarına saldırmaya başlamasıyla 300 yıl sürecek bir çatışma başladı. Ruslar 1763 yılında bugünkü Mezdeug bölgesinde kaleler inşa etmeye başladı ve hazırlık savaşlarının sona erip, her bir günü çatışmayla geçecek, 101 yıllık Rus-Kafkas savaşlarının kanlı dönemi başlamış oldu.

    101 YILLIK DİRENİŞ

    İşgalciler tarafından Çerkes köyleri basıldı, yakıldı, kadın-çocuk demeden Rus ordusuyla karşılaşan her insan hatta her canlı katledildi. Buna rağmen 101 yıl direnen Çerkesler için 1864 yılına gelindiğinde Kuban Nehri’nin diğer kıyısına yerleşmek veya Osmanlı topraklarına gitmek dışında seçenek bırakılmamıştı. Kitleler halinde Anapa, Novorossisk, Tuapse, Soçi ve diğer limanlara sürüklenen Çerkesler, gemilere istif edilerek Osmanlı topraklarına sürüldüler. Katliamlardan sağ kurtulanların büyük çoğunluğu sürgün yolunda hayatını kaybetti. Son muharebe 20 Mayıs 1864’te, Soçi yakınlarındaki Kbaada Vadisi’nde yaşandı. Muharebe, yerel köylüler ve milislerin yanı sıra atlılardan oluşan 20 bin kişilik Çerkes ordusu ile Kazak ve Rus atlıları, piyade ve topçulardan oluşan 100 bin kişilik bir Rus ordusu arasında gerçekleşti. Muharebenin yaşandığı yer günümüzde Krasnaya Polyana olarak bilinir. “Krasnaya Polyana” kızıl çayır anlamına gelir. Adını tepeden nehre akan Çerkes kanından alır.

    21 Mayıs 1864’te, Rus ordusu zaferi kutlamaya başladı ve bir askeri-dini geçit töreni düzenlendi, 100 Çerkes savaşçı halka açık bir infaz töreniyle kolları ve bacakları kesilerek idam edildi. Ruslar bu tarihi savaşın sona erdiği ve Kafkasya’nın fethedildiği tarih olarak kutlarken Çerkesler ise aynı tarihi, Çerkes soykırım ve sürgününün yıl dönümünde kaybedilenleri savruldukları farklı coğrafyalarla anıyor.

    2 MİLYONDAN FAZLA ÇERKES YURTLARINDAN EDİLDİ

    300 yıl süren savaş sonunda 2 milyondan fazla Çerkes yurtlarından edildi. 1 milyonu aşkın insan savaşta ya da sürgün sırasında hayatını kaybetti. Bugün Türkiye, Ürdün, Suriye ve İsrail başta olmak üzere yaklaşık 6 milyon Çerkes 159 yıldır ana vatanlarından uzakta yaşıyor. Bunlardan sadece 700 bin kadarı ana vatan Kafkasya’da. Soykırım olmasa Çerkes halkının nüfusunun 30 milyonu bulabileceği tahmin ediliyor.

    Peki soykırım, sürgünle birlikte sona erdi mi? Nüfusunun büyük çoğunluğu ana vatanı dışında yaşayan, ana vatanına turist olarak bile giderken zorluk çıkarılan, bulundukları ülkelerde ana dili, kimlik ve kültürlerini korumaya çalışan Çerkesler açısından soykırım devam ediyor! Ana vatanlarında yaşayan az sayıdaki Kuzey Kafkas halkları dahi ana dilleri seçmeli ders yapılarak, federe cumhuriyetlerinin statüleri zayıflatılarak ve her türlü baskıya maruz kalarak yaşamak zorunda.

    ÇERKESLER SOYKIRIM GERÇEĞİNİ TÜM DÜNYAYA HAYKIRIYOR

    Çerkesler bir yandan 21 Mayıslarda soykırım ve sürgünde hayatını kaybeden atalarını anarken, diğer bir taraftan ise her geçen yıl daha yüksek çıkan bir sesle soykırım gerçeğini tüm dünyaya haykırıyor ve soykırımın tanınması, mülkiyet ve tazminat haklarının sağlanması, ana vatana koşulsuz dönüş hakkı, ana dili, kimlik ve kültüre yönelik tedbirler alınarak yasal güvence sağlanması, Çerkesçe TV ve radyo yayımları yapılması gibi taleplerini Rusya Federasyonu ve Türkiye Cumhuriyetine yöneltiyor.

    ÇERKESLER ‘BUNUN ADI SOYKIRIM’ DİYECEK

    Kafkas Dernekleri Federasyonu (KAFFED) geçen yıl Yenikapı’da olduğu gibi tüm dünyaya, tüm insanlığa “Bunun adı soykırım!” demek üzere bu yıl, seçim sürecinin etkileri nedeniyle, Ankara’da bir miting açık hava toplantısı düzenliyor. Açık hava toplantısının yanı sıra farklı programların ve uluslararası mecrada atılan adımların olduğu etkinliklerin takvimi şu şekilde:

    – 21 Mayıs 2023 Pazar günü (Bugün), soykırım ve sürgününün 159. Yıl dönümünde, saat 18.00’de Ankara Anıtpark’ta açık hava toplantısı yapılacak.

    – 22 Mayıs Pazartesi günü, saat 17.00’de, Brüksel’de bulunan Avrupa Parlamentosunda “Güncel siyasi durum bağlamında Çerkes soykırımı ve sürgünü’nün devam eden etkileri” konulu bir panel düzenlenecek.

    Bu etkinlikler dışında, Kuzey Kafkas halkları açısından, soykırım ve sürgünün önemli bir sembolü ve hafıza mekanı olan Kefken sahilinde Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından yaptırılan Kafkas Sürgünü Anıtı, tüm federasyonların davet edildiği bir törenle 21 Mayıs 2023 tarihinde açılacak.

    Kafkas Dernekleri Federasyonu olarak Tüm Çerkesleri ve Çerkes dostlarını, zulmün ve haksızlığın karşısında olan herkesi “Bunun adı soykırım” demek ve sesimizi dünyaya duyurmak üzere yapılacak etkinliklere katılmaya davet ediyoruz.

    *Kafkas Dernekleri Federasyonu (KAFFED) Genel Sekreteri