Kategori: dünya
-
Çin, 2023’te 4 trilyon yuan turizm geliri bekliyor
Öte yandan aynı rapor Çinli turist sayısının, 2023 yılında, yaklaşık 4,55 milyar kadar olacağını tahmin ediyor. Bu sayı, bir yıl öncesine kıyasla yüzde 80 oranında bir artış ifade ettiği gibi, 2019 yılı düzeyinin de yaklaşık yüzde 76’sı kadarına geri dönüşe tekabül ediyor.
-
Kalemin, kağıdın hükmünü yitirdiği anlar olur…
Öneriniz ne?
Yrd. Doç. Dr. Yurdagül Atun
Kalemin, kağıdın hükmünü yitirdiği anlar olur…
Gözlerinize bir bulut çöker, yüreğinizde yakıcı bir sitem, boğazınıza hüzün düğümleniverir. İnsan, ömrünün çok az anında -ki, içinde insanlıktan eser kalmışsa- “Bu da mı olacaktı” der kendine. Sessizliğin içinde soylu bir öfke dizginlenmiştir.
O an bu andır işte.
Günlerdir herkes bir şeyler yazdı çizdi.
Kimi “devlet koruyamıyor” dedi, kimi olayı ırkçılığa kadar getirdi.
Güzeller güzeli Helin’in (16) katlinden siyasi malzeme çıkaranlara sözüm.
Sizin bu her olayı başkasına yıkma, suçlu arama, suçları ideolojik olarak kategorize etme telaşı…
Cinnet toplumu dedikleri bu olsa gerek… Her şeyin paraya, bencilliğe, siyasi ikbale tahvil edildiği, bütün ölçünün dünyevi hazlara indirgendiği ve suçun top misali ayaktan ayağa sektirildiği bir dünya…
Herkes sütten çıkma ak kaşık!
Kaçının aklından “aile” mefhumu geçiyor, kaçı gerçekten o gencecik, pırıl pırıl evlada üzülüyor?
Kimse kusura bakmasın; Kıbrıs Türklerinin çoğu, toplumsal kaygıları, kimlik siyaseti gibi hararetli fikirlerden ayırmayı beceremiyor ve dezavantajlılara yardım etme değil, siyasallaşmış bakış açılarını kanıtlama derdi içinde. Kızgınlık, mağduriyet ve yakınma yeni para birimi. Buna bir de “Batılı gibi görünme hastalığı” eklenince bu tür olaylar tepe tepe kullanacakları siyaset malzemesi. Her şeyleri programlanan, inançsızlıkları ölçüsünce medeni sayılan bir güruhun, böylesi elim bir olaydan siyasi ikbal devşirme iştahını görmek için üstün bir zeka gerekmiyor.
“Devlet çocuklarımızı korumuyor” dediniz ya ben bir anne olarak şunu sorayım; Biz evlatlarımızı koruyabiliyor muyuz? Söz geçirebiliyor muyuz? Zarar geleceğini bildiğimiz arkadaşlarından uzak tutabiliyor muyuz? Dışarıdaki tehlikeleri sıraladığımızda, onları ikna edebiliyor muyuz?
Ben bir anne olarak cevaplayayım: Hayır!
Bunun suçlusu ebeveyn mi? Ona da hayır! Bunun suçlusu aile kurumunun kucağına koyduğunuz dinamit. Bunun içinde eğitim de var, hukuk sistemindeki boşluklar da var, mahalle baskısı dediğimiz sosyal koruyucunun yok edilmesi de var.

Geçen yıl bir işyerine gittim. İşyeri sahibinin 7 yaşındaki kızı, annesinin söylediklerine şiddetle refleks gösteriyor. “Şunu ver, şunu yap” şeklinde emirler yağdırıyordu. Ben dayanamadım, “annen senin iyiliğini düşünüyor. Onu dinle” gibi bir şeyler söyledim. Cevap: “Ben ayrı bir bireyim, beni kimse yönetemez!”
Babamızın bakışından kızgınlığını anlayıp, ortadan sıvışan bir neslin çocuğu olarak bu davranışı garipsedim, annesinin vermesi gereken cevabı ben verdim: “Evet, sen bir bireysin ancak kendi kararlarını kendin verecek olgunluğa ulaşıncaya kadar senin için alınması gereken kararları annen alacak.” Belli ki eğitim sisteminde bu tür bilinçaltı çalışmaları yapılıyor. Ona keza psikologların ve kişisel gelişimcilerin de içine düşüp, başkalarını çekmeye çalıştıkları tuzak bu: Siz değerlisiniz, sizi üzen canınızı sıkan herkesi hayatınızdan çıkarın, bu ailenizden birileri bile olsa!
Psikoloğun bu tavsiyesiyle anne babasıyla 10- 15 yıldır görüşmeyen insanlar tanıyorum ben.
Olaya biraz da bilimsel bakalım: Arthur Schlesinger Jr, Batının dibine kadar gidip, beğenmeyerek geri döndüğü bu durumu şöyle açıklıyor: “insanlar uçsuz bucaksız, anonim bir denizde ne kadar çok sürüklenirlerse, tanıdık, anlaşılır, koruyucu herhangi bir cankurtaran salına doğru umutsuzca yüzdüklerinde bir kimlik politikasını daha çok arzuluyorlar.”
Başka bir deyişle, sevgi dolu, istikrarlı evlerin çöküşü bizi başka yerde aile, arkadaş ve o minvalde gruplar aramaya sevk ediyor. İşte dışarıdaki kötü niyetli insanlar burada devreye giriyor. Dışarıdaki gruplarda baskı yok, kaygı yok, eğlence var! Sosyal medya burada en pratik sistem. Kötü niyetli kişilerin öyle Deep Web’e de uzanmaları gerekmiyor. Surface olarak adlandırılan yüzde 10’luk kısımdan çocuklarımıza ulaşıp elimizden alabiliyorlar.
Özetle, Batı dünyasını kasıp kavuran bireysellik, yalnızlık ve boşluk salgını bize de sirayet etmiş durumda. Batılı sistemin hazırladığı kitaplardan eğitim alan bizler, bilerek ya da bilmeyerek “ego”yu yükseltip, aile kurumunu, aile içi otoriteyi yerle bir ettik. Roller değişti, çocuklar ana babaları yönetir hale geldi. Doktorlar ve politika yapıcılar tarafından “bir halk sağlığı sorunu” olarak kabul edilen bu durumun, toplumsal cinnetlerin yanısıra çok sayıda soruna yol açacağı kanıtlanmış ki, İngiltere eski Başbakanı Theresa May yalnızlık için bir bakan atamıştı.
Son olarak; Modernlikle özdeşleşen bireyciliğin, kendini keşfetme ve geliştirmenin tek aracı olduğu iddiası, öğreticilerin “Benlik” kavramını yüceltmesiyle birleşince biz ana- babaları çaresiz bıraktı. Bireysel özgürlükler adına sosyal bağlarımızı koparınca da vahim sonuçlar ortaya çıktı, çıkacak. Kitle iletişim araçlarıyla desteklenen, sosyal medyadaki yandaşlarla çığırından çıkan “bireycilik, öz-yönetim” gibi edinimler insanlar için iyi bir şey olarak görülse de uzun vadede sosyal bir yaratık olan insanın hayatta kalması ve gelişmesi için bir aileye ihtiyacı var.
Evet, dışarıda kötüler, kötülükler var. Şiddete karşı her platformda kavgamızı sürdürsek de 16 yaşında bir yavru gittikten sonra kimin haklı kimin haksız olduğunun çok önemi kalmıyor. Yani, elzem olan olayı kendi ideolojimiz lehine kullanmak yerine çocuklarımızı nasıl koruyacağımız yönünde fikir üretmemiz. Bana göre “Modern İnsan Projesi”yle ruhumuzdan koparılan yavrularımız ancak eski tip aile örneğiyle kötülüklerden korunabilir. Yani, anne- baba- öğretmen otoritesinin “psikolojik şiddet” sayılmadığı günlerdeki aile yapısıyla…
Sizin öneriniz?
-
‘’TÜRKİYE NASIL DÜNYANIN ENERJİ ÜSSÜ OLACAK?’’ SORUSU MASAYA YATIRILACAK
‘’TÜRKİYE NASIL DÜNYANIN ENERJİ ÜSSÜ OLACAK?’’ SORUSU MASAYA YATIRILACAK
Nişantaşı Üniversitesi ev sahipliğinde harici.com.tr’nin düzenleyeceği ‘’Geleceğin Enerji Merkezi Türkiye’’ panelinde Türkiye nasıl dünyanın enerji üssüne dönüşebilir sorusuna yanıt aranacak. BM Kalkınma Programı E. Program Direktörü Bartu Soral’ın moderatörlüğünde gerçekleşecek panelde, Avusturya Eski Dışişleri Bakanı Dr. Karin Kneisll, Nişantaşı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şenay Yalçın, Rusya – Türkiye İş Forumu Genel Sekreter 1. Yardımcısı Ramin Ramizovich Gasimov yer alacak.
Rusya – Ukrayna savaşının yarattığı gerilim, enerjinin jeopolitik bir kart olarak aktif bir şekilde kullanılması, enerjide yeni arayışları beraberinde getirdi. Yeni tedarik kaynakları bulunması, alternatif güvenilir enerji koridorlarının oluşturulması yönündeki arayışlar hız kazandı.
Rusya gibi konusunda uzmanlaşmış bir enerji gücünün Türkiye ve Avrupa ile ilişkileri elbette enerji piyasalarının geleceğini biçimlendirmesi bakımından son derece önemli.
Türkiye, güneyde Arap ülkeleri, doğuda Orta Asya devletleri ve İran, kuzeyde Rusya ve Karadeniz ile Doğu Akdeniz’deki kaynaklar düşünüldüğünde adeta bir enerji denizinin ortasında yer alıyor. Bu durum, cevap bekleyen birçok soruyu da barındırıyor.
TÜRKİYE İÇİN ENERJİDE MERKEZ OLMA ZAMANI GELDİ Mİ?
‘’Türkiye için coğrafi gücünü enerjide “hub” bir diğer değişle merkez olmak için kullanmanın zamanı geldi mi? Mevcut durum nedir? Türkiye enerjide merkez olmak için hangi adımları atmalı? Rusya ve Avrupa ile ilişkiler, savaşın gidişatı, Türkiye’nin enerjide merkez olma hedefini nasıl etkileyecek?’’ gibi sorular, Nişantaşı Üniversitesi ev sahipliğinde harici.com.tr’nin düzenleyeceği ‘’Geleceğin Enerji Merkezi Türkiye’’ başlıklı panelde masaya yatırılacak.
AKADEMİSYENLER, İŞ İNSANLARI VE POLİTİKACILAR TARTIŞACAK
BM Kalkınma Programı E. Program Direktörü Bartu Soral’ın moderatörlüğünde gerçekleşecek panelde, Avusturya Eski Dışişleri Bakanı Dr. Karin Kneisll (Ortadoğu uzmanı ve enerji analisti olan Kneissl, 2022 Mart ayına kadar Rus enerji şirketi Rosneft’in yönetiminde de yer almıştır.), Nişantaşı Üniversitesi Rektörü, Enerji Uzmanı Prof. Dr. Şenay Yalçın, Rusya – Türkiye İş Forumu Genel Sekreter 1. Yardımcısı Rus siyasetçi Ramin Ramizovich Gasimov bu sorulara yanıt arayacak.



Panel 8 Şubat Çarşamba günü saat 16.00- 18.00 arasında Nişantaşı Üniversitesi NeoTech Kampüs’te gerçekleşecek.
-
Katar, Kış Güneşinin Tadını Çıkarmaya Davet Ediyor
Katar, Kış Güneşinin Tadını Çıkarmaya Davet Ediyor
Yıl boyu güneş ışığının eksik olmadığı Katar, aynı zamanda tatilcilerin hayatlarındaki en iyi kış tatilini yaşayabilmesini sağlayacak birçok yeni cazibe merkezini hizmete açıyor.
Dünyanın bazı bölgelerinde yaşanan kış mevsiminin aksine Katar, güzel kumsalları, yıl boyu eksilmeyen güneşi ile çekici bir kış kaçamağı sunuyor.
Sona eren FIFA Dünya Kupası Katar 2022™’nin ardından Katar’ı ziyaret etmek için heyecan verici bir zaman. Turistler, turnuvadan önce açılan ve tüm imkânlara sahip otellerin, tema parklarının, plajların ve kültürel cazibe merkezlerinin keyfini sürecek.
Katar Turizm’in Operasyon Direktörü Berthold Trenkel; “Katar, yeni yılın başında yeni ve heyecan verici aktivitelerin yanı sıra kış güneşi ile dolu, mükemmel bir tatil imkânı sunuyor. Dünya Kupası’nın dünyaya tanıttığı Katar’a dünyanın dört bir yanından akın eden futbolseverler, Katar kültürünü deneyimleyerek harika zaman geçirdiler, bu nedenle yeni gezginlere neler sunabileceğimizi göstermek istiyoruz.”
Katar, güneşli bir seyahat planı yapmak isteyenler için zengin seçenekler sunuyor. Aradığınız şey ister dinlenme ister macera ister romantizm ister kültür olsun; Katar harika bir seçim olarak öne çıkıyor.
Plajlar, Plaj Kulüpleri ve Spalar ile Huzuru Hissedin
Gerçek bir rahatlama deneyimi arayanlar için Katar, olması gereken her şeye fazlasıyla sahip. Kasım 2022’de Doha’nın West Bay bölgesinin kalbinde açılan üç muhteşem yeni plajdan, Orta Doğu’daki tek ESPA Life Spa’ya sahip yeni açılan Waldorf Astoria’ya kadar, dinlenmek için sonsuz fırsat keşfedilmeyi bekliyor. Diğer yeni açılışlar arasında Al Maha Adası’nın kıyısında yer alan NAMMOS Katar, SUSHISAMBA Doha ve içinde muhteşem bir açık hava dinlenme alanı ile havuzun yanı sıra Ned’s Club Spa’nın bulunduğu The Ned Doha yer alıyor.

Su Parkları, Tema Parklar ve Aileler İçin Eğlenceyle Heyecanı Hissedin
Macera arayan aileler, Katar’da diledikleri aktiviteleri seçebiliyor. Al Maha Adasında bulunan aile dostu bir park Lusail Winter Wonderland, yaklaşık 46 metrelik uzunluğuyla ülkenin en yüksek dönme dolabına sahip. Ziyaretçilerine gökyüzü altında paten yapmak gibi ender bir deneyimi sunan bölgenin ilk açık hava buz pateni pisti de dahil olmak üzere 50’den fazla heyecan verici aktivite parkta yer alıyor.
56 oyuncak ve kaydırağıyla ülkenin popüler Desert Falls Su ve Macera Parkı’na ek olarak, Qetaifan Adasının kuzeyinde yer alan yeni bir su parkı bu yıl açılacak ve suda eğlence arayan aileler için alternatif bir seçenek sunacak. Park 36 farklı kaydırağa ve dünyanın en yüksek su kaydırağı kulesine ev sahipliği yapacak. Daha sportif bir tatil isteyen aileler, Doha’nın hemen kuzeyindeki son teknoloji uçurtma sörfü tesisi Fuwairit Kite Beach’i tercih edebilir.
Birinci Sınıf Oteller, Romantik Akşam Yemekleri ve Spontane İkramlarla Aşkı Hissedin
Lüks bir gezi isteyenler için Katar, otelleri, restoranları ve alışveriş fırsatlarıyla büyülü bir dünyaya davet ediyor. Lusail’deki ikonik Raffles Doha ve Fairmont Doha’da kendinizi şımartabilir ya da Katara Kültür Köyü manzaralı, İskandinav tasarımından ilham alan 15 sakin villadan oluşan Katara Hills LXR Hotels’de yeşillikler içinde huzurlu ve özel bir tatil yapabilirsiniz. Şehrin koşuşturmacasından uzak kalıp birbirine yeniden bağlanmak isteyen çiftler; İç Deniz doğa koruma alanında yer alan ve 21 lüks orman evi, doğaya yakın deneyimler ve özel havuz imkânları sunan The Outpost Al-Barari’yi tercih edebilir. Katar eşsiz yemek deneyimleri için dünyanın en ünlü ve mükemmel restoranlarına ev sahipliği yapıyor. Son açılan mekanlar arasında Zuma, LPM Restaurant & Bar, Billionaire Doha ve Carbone Doha yer alıyor. Bunun yanı sıra Katar, Kasım 2022’de açılan, Paris’in prestijli büyük mağazası Printemps Doha’ya da ev sahipliği yapıyor.
Etkinlikler, sergiler ve sporla kültürü hissedin
Kısa bir süre önce yeniden açılan İslam Eserleri Müzesi ve ikonik Katar Ulusal Müzesine ek olarak, kültürel yönlerini keşfetmek isteyen ziyaretçiler Doha’da birçok yenilikle buluşacak. 20-25 Şubat tarihleri arasında düzenlenecek olan Doha Mücevher ve Saat Fuarı 2023 yaklaşık 175 ülkeden 30.000’den fazla ziyaretçinin katılması bekleniyor. 3-2-1 Katar Olimpiyat ve Spor Müzesindeki World of Football sergisi, futbol dozunu almak isteyenler için 1 Nisan’a kadar devam ediyor. Moda tutkunları, Maison Valentino’nun 1 Nisan’a kadar Msheireb Downtown Doha’da düzenlediği ve kurucusu Valentino Garavani’ye adadığı Orta Doğu’daki en büyük sergisini ve ilk sunumunu kaçırmamalı.
Katar, önemli kültürel olanakların yanı sıra önümüzdeki aylarda bir dizi spor etkinliğine de ev sahipliği yapacak. Ülkede Şubat ayında bir ATP Tour tenis etkinliği olan ExxonMobil Open ve 16-19 Şubat tarihlerinde ASYA TURU Uluslararası Serisi Katar gerçekleşecek.
Bu kısa tatili www.visitqatar.com
adresinden planlayabilir ve https://visitqatar.com/ intl-en/events-calendar adresinden Katar’da neler olup bittiği hakkında daha fazla bilgi edinebilirsiniz. Medya ile ilgili sorularınız için lütfen Qatar Tourism’in Basın Ofisi ile iletişime geçin:
+974 7774 7863 | pressoffice@visitqatar.qa
Katar Hakkında:
Dünya nüfusunun %80’inin altı saatlik bir uçuşla ulaşabildiği Katar; Orta Doğu’nun kalbinde bulunan, Basra Körfezi’nin çevrelediği bir yarımadadır. 2022 yılında Numbeo tarafından dünyanın en güvenli ülkesi seçilen Katar, tüm gezginlere kucak açıyor; 95’ten fazla ülkeden Katar’a vizesiz giriş yapılabiliyor. Katar, kolayca erişilebilen ve inanılmaz bir çeşitliliği bünyesinde bulunduran turistik mekanlara sahiptir. Ancak bununla da sınırlı değil; Katar, Balina Köpek Balığı ve görkemli bir ulusal hayvan olan Arap Antilobu da dâhil olmak üzere çok sayıda fauna ve floraya ev sahipliği yapıyor. Katar’da yaşanan birçok deneyim, kültürel özgünlük ve modernitenin benzersiz bir mozaiğini oluşturuyor. Katar, ikonik müzelerden gökdelen restoranlarına; heyecan verici çöl maceralarından, FIFA 2022 Katar Dünya Kupası™ gibi dünyaca ünlü birçok etkinliğe kadar, her gezgine ve her bütçeye uygun seçenekler sunuyor. Katar’ı transit geçecek olan gezginler, Qatar Airways ve Discover Qatar tarafından sunulan, Qatar Tourism tarafından desteklenen en iyi fiyatlara sahip kısa süreli konaklama paketleri ile bir taşla iki kuş vurabilir ve tatil sayılarını ikiye çıkarabilirler.
Qatar Tourism Hakkında:
Qatar Tourism kuruluşu; Katar’ın turizm olanaklarının tanıtımından ve geliştirilmesinden sorumlu olan ve sektörün katlanarak büyümesini hedefleyen resmi bir devlet kurumudur. Katar, dünyanın dört bir yanından insanların sanat, kültür, spor ve maceraya dair eşsiz seçenekleri deneyimlemek için bir araya geldiği, ailelere ve iş amaçlı misafirlerine Hizmet Mükemmelliği anlayışıyla hitap eden bir destinasyondur. Qatar Tourism, turizm değer zincirinin tüm öğelerini güçlendirmeyi, yerel ve uluslararası ziyaretçi talebini artırmayı, iç yatırımlar çekmeyi ve yerel ekonomide çarpan etkisi yaratmayı amaçlamaktadır. Qatar Tourism 2030 Stratejisi, 2030 yılına kadar ülkeye yılda 6 milyondan fazla uluslararası ziyaretçi çekmek gibi iddialı bir hedef belirleyerek, Katar’ı Orta Doğu’nun en hızlı büyüyen turistik destinasyonu haline getirmeyi amaçlamaktadır
Web sitesi: www.visitqatar.qa
Twitter: @VisitQatar
Instagram: @VisitQatar

-
Türk bilim insanları, çocuklarda görülen nadir metabolik hastalıkların genetik nedenlerini saptamak için tıbbi tanı kiti üretecek
Yakın Doğu Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi, çocuklarda görülen nadir metabolik hastalıkların genetik nedenlerini saptamak için tıbbi tanı kiti üretecek
Yakın Doğu Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi iş birliği ile çocuklarda görülen nadir metabolik hastalıkların genetik nedenlerini saptamak için tıbbi tanı kiti üretmek üzere hazırlanan “Sağlıkta Teknoloji Geliştirme Projesi”, İstanbul Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Birimi Araştırma Üniversiteleri Destek Programı (ADEP) tarafından desteklenecek.
Dünyanın ve ülkemizin ciddi toplum sağlığı problemlerinden biri olan nadir hastalıkların önemli bölümünü kalıtsal metabolik nadir hastalıklar oluşturuyor. Kompleks klinik yapı ve genetik heterojenite gösteren farklı kalıtsal metabolik hastalıklarda ortaya çıkan klinik belirti ve bulgu spektrumu ise oldukça geniş. Bunlar, hastalığın başlangıç yaşı, mutasyon tipi, beslenme, depolanan materyalin biyokimyası ve depolamanın yer aldığı hücre tiplerine göre değişiklik gösterir. Bütün bu nedenler, bu hastalıkların tanısını konmasını da güçleştirebilir. Nadir hastalıkların tanısının konulamaması veya tanının gecikmesi ise hastalarda zeka ve gelişim geriliği başta olmak üzere geri dönüşü olmayan hasarlara sebep oluyor. Bu nedenle, bu tip hastalıkları saptayabilmek için yapılan yenidoğan taramaları hayati bir önem taşıyor.
Yakın Doğu Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi iş birliği yaparak, yenidoğan taramalarında kullanılmak üzere metabolik hastalıkların genetik nedenlerini saptamada kullanılacak tanı kiti geliştirmek için çalışmalarını sürdürüyor. Bu amaçla, Yakın Doğu Üniversitesi DESAM Araştırma Enstitüsü ve İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Beslenme ve Metabolizma BD ve Çocuk Sağlığı Enstitüsü Nadir Hastalıklar Anabilim Dalı iş birliğinde hazırlanan “Ardışık kütle spektrometrisi ile genişletilmiş yenidoğan taramasında ikinci basamak moleküler ayırıcı tanı için üçüncü yeni nesil dizileme teknolojisi kullanılarak kit geliştirme” başlıklı ortak proje, İstanbul Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Birimi Araştırma Üniversiteleri Destek Programı (ADEP) tarafından desteklenmeye layık görüldü.
İki üniversitenin iş birliği içerisinde yürüttüğü projenin sonucunda üretilecek tanı kiti, yenidoğan taramalarında kullanılarak kalıtsal metabolik nadir hastalığa neden olan genetik mutasyonu saptamakta kullanılacak. Çalışma ile birlikte; hastalıkları belirti vermeden tespit edebilmek, erken tedaviyi başlatmak, beyin hasarı başta olmak üzere organ hasarlarını ve en önemlisi de engellilik ve erken ölümleri önlemek kolaylaşacak.
Yenidoğan taramaları nadir hastalıkların belirlenmesinde hayati önem taşıyor
Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı yenidoğan taraması kapsamında; Fenilketonüri, Konjenital Hipotiroidi, Konjenital Adrenal Hiperplazi, Biyotinidaz Eksikliği, Kistik Fibrozis ve Spinal Müsküler Atrofi olmak üzere altı adet kalıtsal metabolik hastalığı tarıyor. Amerika Birleşik Devletleri ve diğer gelişmiş ülkeler ise yenidoğan bebeklerinde 50’ye yakın farklı hastalığı tarayabilen “genişletilmiş yenidoğan taraması” programlarını yaklaşık yirmi yıldır kullanıyor. Yenidoğan taraması, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde ise bir ulusal tarama programı olarak henüz kullanılmıyor.
Türk bilim insanlarının geliştireceği tanı kiti ile pek çok nadir hastalığın tanısı konulabilecek
Yakın Doğu Üniversitesi Rektörü ve aynı zamanda DESAM Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ ve ekibi ile İstanbul Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülden Fatma Gökçay’ın yürütücülüğünde gerçekleştirilecek proje ile genişletilmiş yenidoğan taraması kapsamında, çocuklarda görülen belirli kalıtsal nadir metabolik hastalıkların tanılarının moleküler yöntemle doğrulanabilmesi mümkün hale gelecek. Genişletilmiş yenidoğan tarama kiti, Oxford NanoPore sistemi üzerinde geliştirilecek.
Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ: “Türkiye’nin köklü kurumlarından İstanbul Üniversitesi ile birlikte geliştireceğimiz, genişletilmiş yenidoğan tarama kitini farklı ticarileşme stratejileri ile sağlık sektörüne kazandıracağız.”
Yakın Doğu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, İstanbul Üniversitesi ile geliştirecekleri yenidoğan tarama kitinin önemli bir ihtiyacı karşılayacağını vurguladı. Daha önce Yakın Doğu Üniversitesi bünyesinde geliştirerek ürettikleri COVID-19 PCR Tanı ve Varyant Analiz Kiti’ni, Türkiye ve KKTC Sağlık Bakanlıklarının onayı ile kullanıma sunduklarını hatırlatan Prof. Dr. Şanlıdağ, “Türkiye’nin köklü kurumlarından İstanbul Üniversitesi ile birlikte geliştireceğimiz, genişletilmiş yenidoğan tarama kitini de farklı ticarileşme stratejileri ile sağlık sektörüne kazandıracağız” ifadesini kullandı. Geliştirecekleri tanı kitinin, sağlık alanında, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türkiye Cumhuriyeti arasındaki iş birliğine de önemli bir katkı sunacağını söyleyen Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, “Türkiyemiz ve Kuzey Kıbrıs’ımızda, nadir metabolik hastalıkların erken tanısı ile doğru ve kesin tedavinin uygulanması büyük ölçüde kolaylaşacak” ifadesini kullandı.

Prof. Dr. Gülden Fatma Gökçay: “Yakın Doğu Üniversitesi ile birlikte yenilikçi bir yaklaşımla geliştireceğimiz yeni kit, bilimsel literatürde ve sağlık sektöründe ilk olma özelliği taşıyor.”
Projenin yürütücülüğünü de üstlenen İstanbul Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülden Fatma Gökçay ise Yakın Doğu Üniversitesi ile birlikte yenilikçi bir yaklaşımla geliştirecekleri yeni kitin; klinik validasyonlar sonrasında, çocuklarda metabolik hastalıkların genetik nedeninin belirlenmesinde, bilimsel literatürde ve sektörde bir ilk olma özelliği taşıdığını söyledi.
Prof. Dr. Gülden Fatma Gökçay, tanı ve tedavi sürecinde geç kalınması durumda önemli zeka ve gelişim sorunlarına neden olan kalıtsal metabolik hastalıkların erken teşhisinin önemine vurgu yaparak, “Geliştirerek üreteceğimiz genişletilmiş yenidoğan tarama kiti, hızlı ve kesin teşhis imkanı sağlayarak, nadir hastalıkların teşhisinde çok önemli bir ihtiyacı karşılayacak” ifadesini kullandı.




-
Kıbrıs Modern Sanat Müzesi’nden Prof. Dr. Ümit Hassan anısına sergi
Kıbrıs Modern Sanat Müzesi’nden Prof. Dr. Ümit Hassan anısına sergi
Kıbrıs Modern Sanat Müzesi’nin, geçen hafta hayata veda eden Yakın Doğu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ümit Hassan anısına düzenlediği “Güzel Sanatlar Sergisi”, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Hasan Taçoy’un katıldığı törenle Yakın Doğu Üniversitesi Atatürk Kültür ve Kongre Merkezi Sergi Salonu’nda açıldı.
Kıbrıs Modern Sanat Müzesi’nin Prof. Dr. Ümit Hassan anısına düzenlediği ve 60 eserden oluşan “Güzel Sanatlar Sergisi”, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Hasan Taçoy’un katıldığı törenle Yakın Doğu Üniversitesi Atatürk Kültür ve Kongre Merkezi Sergi Salonu’nda açıldı. Serginin açılışına, Prof. Dr. Ümit Hassan’ın eşi Süheyla Hassan ve kızları Ayşe Ferda Hassan ve Erdem Nefes de katıldı.
Yakın Doğu Üniversitesi’nin Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi akademisyen sanatçıları tarafından hazırlanan “Güzel Sanatlar Sergisi”; resim, heykel, seramik, baskı resim ve vitraydan oluşan 60 eseri sanatseverlerle buluşturdu. Kıbrıs Modern Sanat Müzesi’nin 434’üncü sergisi olan sergi, 20 Şubat’a kadar ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek.
Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Hasan Taçoy ve Girne Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İlkay Salihoğlu’nun yanı sıra akademisyenler, sanatçılar, öğrenciler ve sanatseverlerin katıldığı serginin açılış konuşmalarını Yakın Doğu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, Yakın Doğu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Dekanı Prof. Erdal Aygenç, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Hasan Taçoy ve Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre yaptı.
Zorlu Töre: “Hocamızın, anısının tüm sevenleri tarafından yaşatılacağına eminim. Bugün anısına ithaf edilen bu sergi ve onun anısına bir araya gelen sevenleri bunun en güzel kanıtı.”
Konuşmasına, “Prof. Dr. Ümit Hassan, tüm bilgi birikimi ve engin tecrübesiyle büyük bir değerdi” sözleri ile başlayan Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre, “Hocamızın, anısının tüm sevenleri tarafından yaşatılacağına eminim. Bugün anısına ithaf edilen bu sergi ve onun anısına bir araya gelen sevenleri bunun en güzel kanıtı” ifadesini kullandı.
Yakın Doğu Üniversitesi rektörlüğüne getirilen Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ’ı da tebrik eden Cumhuriyet Meclisi Başkanı Töre, bu anlamı sergide emeği geçen sanatçıları ve güzel bir vefa örneği gösteren Yakın Doğu Ailesi’ni de tebrik etti.
Hasan Taçoy: “Güzel Sanatlar Sergisi, açılışına katıldığım en özel sergilerden biri.”
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Hasan Taçoy ise konuşmasına “Güzel Sanatlar Sergisi”nin özel bir sergi olduğunu vurgulayarak başladı. “Güzel Sanatlar Sergisi, çok çeşitli anlamlar barındırıyor. Yakın Doğu Ailesi’nin bir parçası olan sanatçı akademisyenlerin birbirinden değerli eserlerini bizlerle buluşturuyor. Diğer yandan Yakın Doğu Ailesi’nin bir parçası olan ve yıllardır özverisini esirgemeyen Prof. Dr. Ümit Hassan Hocamızın anısına yapılıyor” ifadelerini kullandı. “İnsan, hayattan göç etse bile unutulmamak, daima güzel anılarla var olmak ister” diyen Bakan Taçoy, Prof. Dr. Ümit Hassan’nın daima hatırlanacağını ve sözlerinin unutulmayacağını söyledi.
Bakan Taçoy, Prof. Dr. Ümit Hassan’nın sıklıkla kullandığı “Tüm kalbi duygularımla sizleri kucaklıyorum” sözlerini hatırlatarak, “Bizler de bugün tüm kalbi duygularımızla Ümit Hocamızın anısına adanan bu eserleri kucaklıyoruz” dedi. Hasan Taçoy, konuşmasının sonunda sergilenen eserlerde imzası olan sanatçıları tebrik ederek, Yakın Doğu Üniversitesi Rektörlüğüne getirilen Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ’ı da kutladı.
Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ: “Karmaşık hisler içerisinde, hayatımın en özel konuşmalardan birini yapmak için karşınızdayım.”
Yakın Doğu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ konuşmasına, “Bugüne kadar Kıbrıs Modern Sanat Müzemizin düzenlediği pek çok serginin açılışında sizlere seslenme onuruna sahip oldum. Ancak bugün, karmaşık hisler içerisinde, hayatımın en özel konuşmalardan birini yapmak için karşınızdayım” sözleri ile başlayarak yaşadığı duyguları dile getirdi.
“Güzel Sanatlar Sergisi”ndeki tüm eserlerin Prof. Dr. Ümit Hassan’ı yansıttığını söyleyen Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, “Bugün burada sanatseverlerle buluşan tüm bu eserler, Ümit Hocamızın çok yönlü bilim insanı kimliği ile doğru orantılı. Aynı onun gibi naif, nezaketli, nüktedan ve hoş sohbet kişiliğini yansıtırcasına çok geniş bir zenginliğe sahip” ifadelerini kullandı.
Yakın Doğu Üniversitesi Rektörü olarak ilk konuşmasını yaptığını belirten Prof. Dr. Şanlıdağ, ‘el vermek’ ve ‘el almak’ deyimlerine değinerek, “Yakın Doğu Üniversitesi Rektörlüğünü devralırken, 2015’ten bu yana yardımcılığını, 2020’den bu yana ise vekilliğini yürüttüğüm saygıdeğer Hocamız Prof. Dr. Ümit Hassan Hocamızdan el almış olmanın huzuru ve gururu içerisindeyim” dedi.
Prof. Dr. Şanlıdağ, “Sevgili Ümit Hocam, bugün, sizin aziz hatıranızı bir kez daha anmak için bir arada olan bütün şahitlerin önünde söz veriyorum ki; hatıranıza her zaman sahip çıkacak, 23 yıl boyunca büyük bir nezaket ve bilgelikle yürüttüğünüz bu görevde, size layık olmak için çabalayarak, emanetiniz olan Yakın Doğu Üniversitesini ileriye ve geleceğe taşımak için var gücümle çalışacağım” ifadelerini kullanırken “Beni, Yakın Doğu Üniversitesi Rektörlüğüne layık gören başta Kurucu Rektörümüz Dr. Suat İrfan Günsel Hocamız ve Mütevelli Heyeti Başkanımız Prof. Dr. İrfan Suat Günsel olmak üzere, Günsel Aile Kuruluna şükranlarımı sunuyorum” dedi.
Prof. Erdal Aygenç: “Bilime, sanata, insana verdikleri değeri her fırsatta kanıtlayan, bizlere sürekli yaratma motivasyonu sağlayan Yakın Doğu Ailesi’ne teşekkür ediyoruz.”
Yakın Doğu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Dekanı Prof. Erdal Aygenç ise konuşmasına “Kıbrıs Modern Sanat Müzesi için hazırladığımız eserlerden oluşan 434. Sergiyi geçtiğimiz hafta sonsuzluğa uğurladığımız değerli Rektörümüz Prof. Dr. Ümit Hassan onuruna açmaktan onur duyuyoruz” sözleri ile başladı.

Prof. Erdal Aygenç, Prof. Dr. Ümit Hassan’nın çok yönlü bir kişiliğe ve bilgeliğe sahip olduğunu belirterek, “Hocamız, bir kelimeyi üç dört dilde ustalıkla kullanabilen ve Türkçeye olan hakimiyeti çok iyi bilinen bir söz üstadıydı. Bilge kişiliğinin yanında, nüktedanlığı ve eşine az rastlanır ölçüde sanata olan sıkı bağları ile herkesin kalbinde derin bir yere sahip olmuştur” dedi.
Yakın Doğu Ailesi’nin sanata, sanatçıya ve bilime verdiği önemi vurgulayan Prof. Aygenç, “Bir kültür içerisinde hem estetik değerler hem de bilimsel değerler önemli kabul ediliyorsa; o kültürün insanları arasında sanatçılar da, bilim insanları da önemli yer tutar. Yakın Doğu Ailesi de örnek bir vefa göstergesi olacak şekilde Yakın Doğu Üniversitesi Büyük Kütüphanesi’nin en büyük salonuna, ‘Prof. Dr. Ümit Hassan Cumhuriyet Salonu’ adını verdi” ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Aygenç, “Bilime, sanata, insana verdikleri değeri her fırsatta kanıtlayan, bizlere sürekli yaratma motivasyonu sağlayan Yakın Doğu Ailesi’ne teşekkür ediyoruz” dedi.
-
Su ürünleri ve hayvansal mamuller sektöründen ABD’ye 250 milyon dolarlık ihracat hedefi
Türk Su ürünleri ve hayvansal mamullerine Las Vegas’ta yoğun ilgi
Su ürünleri ve hayvansal mamuller sektöründen ABD’ye 250 milyon dolarlık ihracat hedefi
Türkiye’nin ABD’ye su ürünleri ve hayvansal mamuller ihracatının yüzde 60’ını gerçekleştiren Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği, Las Vegas’ta 15-17 Ocak’ta düzenlenen Winter Fancy Food Show Fuarı’na katıldı.
Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Bedri Girit, “Winter Fancy Food Show Fuarı’na her yıl 40’a yakın ülkeden 900 firma katılıyor ve fuar yılda 10 bin ziyaretçiyi ağırlıyor. Birliğimizce bu sene fuara ikinci kez katıldık. ABD’ye Türkiye geneli su ürünleri ve hayvansal mamuller ihracatımız 10 yılda yüzde 746 artarak 12 milyon dolardan 104 milyon dolara yükseldi. Birliğimizden ABD’ye ihracatımızı da son 10 yılda 5 milyon dolardan 62 milyon dolara çıkardık. EİB olarak ABD’de Türk gıda ürünlerinin tanıtımı amacıyla sürdürdüğümüz Turquality Projemiz ve ABD’de katıldığımız fuarlar sayesinde Türkiye’den ABD’ye gıda ihracatının artışını domine ediyoruz. Ülkemizin ABD’ye su ürünleri ve hayvansal mamuller ihracatının yüzde 60’ını gerçekleştiren Egeli ihracatçılar olarak bu sene ürünlerimizi Winter Fancy Food Show Fuarı’nda üç gün boyunca tanıttık.” dedi.
Türkiye Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı Sinan Kızıltan, “2022 yılında Türkiye’den ABD’ye yapılan su ürünleri ve hayvansal mamuller ihracatımızın yüzde 52’sini, EİB’ten ABD’ye yapılan su ürünleri ve hayvansal mamuller ihracatımızın ise yüzde 80’nini su ürünleri oluşturuyor. Hava kargoda ABD’ye sefer sayılarının artması ve kapasitenin gelişmesiyle su ürünleri ve hayvansal mamuller ihracatımızı 250 milyon dolara çıkaracak potansiyele sahip olacağız. EİB bünyesindeki 6 Gıda Birliğimiz ile birlikte ABD pazarında Ticaret Bakanlığı desteğiyle yürüttüğümüz Turkish Tastes Turquality projemizin ilk dört yıllık aşamasını hedeflerimize ulaşarak başarıyla tamamladık. Projenin ikinci aşaması için hazırlıklarımız büyük bir titizlikle yürütüyoruz. Turquality Projemiz kapsamında işbirliği yaptığımız Las Vegas Üniversitesi UNLV Dekanı, Nevada Restoranlar Birliği Başkanları (NvRA), Bölgenin en büyük seafood distribütörü ve kanatlı-yumurta sektörü özelinde görüşmeler yapılması için bir araya geldik. Geçen yıl Las Vegas Üniversitesi’nde açılan Türk mutfağı kürsüsünde derslerin geliştirilmesi ile ilgili görüşmelerde bulunduk.” diye konuştu.
Fuarda EİB’i Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Bedri Girit, Türkiye Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı Sinan Kızıltan, Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Şahin Çakan temsil etti.

Soldan sağa; Mehmet Şahin Çakan, Bedri Girit, Sinan Kızıltan,
-
Katar Üst Üste 5. Kez En Güvenli Ülke Seçildi
Katar Üst Üste 5. Kez En Güvenli Ülke Seçildi
Katar, Numbeo’nun her yıl açıkladığı Şehre Göre Suç Endeksi’nde 5 yıldır olduğu gibi bu yıl da en güvenli ülke seçildi. Son olarak Fifa Dünya Kupası’na da ev sahipliği yapan ülke, tarihteki en iyi ve en güvenli turnuvayı hayata geçirdi.
Yaşam kalitesi verileri, barınma göstergeleri, suç oranları, sağlık hizmetleri kalitesi, ulaşım kalitesi gibi istatistikleri içeren kitle kaynaklı küresel veri tabanı olan Numbeo, Katar’ı beşinci yılda da en güvenli ülke ilan etti. Katar 2018 yılından bu yana Numeo Global Endeksi’nde ilk sırada kalarak dünyadaki en güvenli ülke konumunu koruyor.
Ülkeyi ziyarete gelenlerin her biri, turist olmalarına rağmen ülkede kendilerini güvende hissettiklerinin altını her fırsatta çiziyor. Uluslararası ziyaretçilerine sunulan hizmetleri iyileştirmeye ve geliştirmeye çalışan ülke, bu kriterleri korumayı en önemli görev olarak görüyor.
Katar’a, altı kıtada 160’tan fazla ana noktayı Doha’ya bağlayan ulusal havayolu Qatar Airways ile dünyanın her yerinden kolayca erişilebiliyor. Katar’ın vize muafiyet sistemi, ziyaretçilere vizesiz seyahat özgürlüğü sunuyor.
Katar, ödüllü havayolu Qatar Airways’den, en son güvenlik görüntüleme teknolojisi ve güvenlik kontrol noktalarında gelişmiş temassız teknolojiye sahip Hamad Uluslararası Havalimanı’na kadar her ziyaretçi temas noktasında güvenliğe öncelik veriyor.
Çöl, plajlar ve deniz boyunca çeşitlilikler içeren manzaralarıyla birlikte dünya standartlarında sanat galerileri ve ikonik müzelere, UNESCO dünya mirası alanlarına ve doğa harikalarına ev sahipliği yapan, modern bir başkent olan Doha, bir dizi benzersiz ve otantik deneyim sunuyor.
Dünya nüfusunun %80’inin altı saatlik bir uçuşla ulaşabildiği Katar; Orta Doğu’nun kalbinde bulunan, Basra Körfezi’nin çevrelediği bir yarımadadır. 2022 yılında Numbeo tarafından dünyanın en güvenli ülkesi seçilen Katar, tüm gezginlere kucak açıyor; 95’ten fazla ülkeden Katar’a vizesiz giriş yapılabiliyor. Katar, kolayca erişilebilen ve inanılmaz bir çeşitliliği bünyesinde bulunduran turistik mekanlara sahiptir. Ancak bununla da sınırlı değil; Katar, Balina Köpek Balığı ve görkemli bir ulusal hayvan olan Arap Antilobu da dâhil olmak üzere çok sayıda fauna ve floraya ev sahipliği yapıyor. Katar’da yaşanan birçok deneyim, kültürel özgünlük ve modernitenin benzersiz bir mozaiğini oluşturuyor. Katar, ikonik müzelerden gökdelen restoranlarına; heyecan verici çöl maceralarından, FIFA 2022 Katar Dünya Kupası™ gibi dünyaca ünlü birçok etkinliğe kadar, her gezgine ve her bütçeye uygun seçenekler sunuyor. Katar’ı transit geçecek olan gezginler, Qatar Airways ve Discover Qatar tarafından sunulan, Qatar Tourism tarafından desteklenen en iyi fiyatlara sahip kısa süreli konaklama paketleri ile bir taşla iki kuş vurabilir ve tatil sayılarını ikiye çıkarabilirler.

Qatar Tourism Hakkında:
Qatar Tourism kuruluşu; Katar’ın turizm olanaklarının tanıtımından ve geliştirilmesinden sorumlu olan ve sektörün katlanarak büyümesini hedefleyen resmi bir devlet kurumudur. Katar, dünyanın dört bir yanından insanların sanat, kültür, spor ve maceraya dair eşsiz seçenekleri deneyimlemek için bir araya geldiği, ailelere ve iş amaçlı misafirlerine Hizmet Mükemmelliği anlayışıyla hitap eden bir destinasyondur. Qatar Tourism, turizm değer zincirinin tüm öğelerini güçlendirmeyi, yerel ve uluslararası ziyaretçi talebini artırmayı, iç yatırımlar çekmeyi ve yerel ekonomide çarpan etkisi yaratmayı amaçlamaktadır. Qatar Tourism 2030 Stratejisi, 2030 yılına kadar ülkeye yılda 6 milyondan fazla uluslararası ziyaretçi çekmek gibi iddialı bir hedef belirleyerek, Katar’ı Orta Doğu’nun en hızlı büyüyen turistik destinasyonu haline getirmeyi amaçlamaktadır.
Web sitesi: www.visitqatar.qa
Twitter: @VisitQatar
Instagram: @VisitQatar













-
İnsan İzi Derneği Tanzanya’da ‘İyilik Köyü’ kuruyor
Yeni nesil yardımlaşma platformu İnsan İzi, Afrika halkları için model olmasını arzu ettiği İyilik Köyü projesini, Tanzanya’nın Darüsselam şehrinde hayata geçiriyor. “İyilikte iz bırakmak” mottosuyla başta Türkiye ve Afrika ülkeleri olmak üzere dünyanın birçok bölgesindeki mazlum, yetim ve muhtaçlara el uzatan yeni nesil yardımlaşma platformu İnsan İzi İnsani Yardım Derneği, Afrika kıtasında uzun soluklu bir projeye imza atmayı hazırlanıyor.
Kalıcı iyiliğin toprakta filizlenerek doğacağı görüşünden yola çıkan İnsan İzi, Doğu Afrika kıtasında yer alan Tanzanya’nın Darüsselam şehrinde kuracağı “İyilik Köyü” ile yerel halkın kendi kendine yetebileceği özgür ve özgün yaşam alanları oluşturmayı hedefliyor.
“Geleceğin Afrika’sı için bir ihtimal daha var”İnsan İzi İnsani Yardım Derneği Başkanı Umut Sarıkaya, “Anadolu’yu sevgi, iyilik ve yardımlaşma temelinde ilim ve irfan medeniyeti merkezi haline getiren atalarımızın torunlarıyız. Ruhumuza ve kültürümüze nakşedilmiş hasletlerle iyiliğin öncüleri olmak, iyilere yol göstermek, iyi bir iz bırakmak bizim mayamızda var. İnsan İzi olarak dünyaya iyi bir iz bırakmak için yeni bir hedef belirledik. Yarının Afrika’sını şimdiden iyilikle mayalamak istiyoruz. İnsanlığın ortak atasının izlerini taşıyan Afrika topraklarını ve samimi insanlarını, kendi kendine yetebilen ve çevresindeki ihtiyaç sahiplerine yardım edebilen bir gelişmişliğe taşımak, bu uğurda elimizden gelenin en iyisini yapmak hayalimizdir. Bu nedenle, geleceğin Afrika’sı için ‘bir ihtimal daha var’ diyoruz” dedi.“Afrika’nın dönüşümünü başlatacak yenilikçi bir model”Afrika insanına kendi öz değerlerini hatırlatacak yeni nesillerin yetişmesini arzu ettiklerini belirten Umut Sarıkaya, “Bu gayeyle, İyilik Köyü’nü ilk olarak, araştırma ve analizlerimiz sonucunda Tanzanya’nın Darüsselam şehrinde kurmayı arzu ettik. İyilik Köyü Projesi ile sürdürülebilir ve teknolojiye dayalı üretim kültürünü yaygınlaştırmayı, Afrika’nın dönüşümünü başlatacak yenilikçi bir modeli hayata geçirmeyi amaçlıyoruz. Hedefimiz günlük hayatta ve üretim süreçlerinde dijital teknolojileri kullanan, kendi kendine yetebilen, gençlere yeni ufuklar açan örnek bir model oluşturmak. İyilik Köyü ile teknolojik bilgi ve olanakları Afrika’ya ulaştırmak, istihdamı artırmak, üretimi güçlendirmek ve en önemlisi yerel kültürel değerleri koruyarak geleceğin liderlerini yetiştirmek hedefindeyiz. İyilik Köyü projemiz kapsamında, ilk etapta bir yetimhane inşa edecek ve değerlerine, köklerine sahip çıkan geleceğin liderlerini yetiştirmeye gayret edeceğiz. 2050’li yılların toplum önderleri, inşallah bu iyi niyetli ve samimi çalışmalar sayesinde şimdiden filizlenecek.

Donanımlı ve bilinçli gençler Afrika’nın geleceğini inşa edecek ve Afrika’yı sömürmek için limanlardan kalkan gemilerin bir zamanlar durduğu yerden el sallayarak Şeyh Edebali’nin sözünü hatırlatacaklar: ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.’ Tüm dostları, yarının Afrika’sının temelini birlikte atmak için İyilik Köyü projemizin detaylarını anlatacağımız tanıtım programına davet ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Afrika insanının kendi kendine yeteceği akıllı bir köyİnsan İzi İnsani Yardım Derneği, İyilik Köyü projesinin detaylarını, Üsküdar Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezi’nde 4 Şubat 2023 Cumartesi günü gerçekleştireceği tanıtım programıyla kamuoyuna duyuracak. İnsan İzi, başta yetimler olmak üzere Tanzanya’daki yüzlerce çocuğa, gence, aileye dokunmayı hedefliyor.
İnsan İzi, İyilik Köyü’nde yer alacak okul, yetimhane, cami, sağlık ocağı, misafirhane, atölyeler, akıllı tarım alanları ile Tanzanya’daki yaşam ve eğitim kalitesini artırmayı amaçlıyor. Akıllı köylere örnek teşkil edecek İyilik Köyü ile İnsan İzi, ilk etapta Tanzanya’da, ilerleyen dönemlerde Afrika’nın farklı bölgelerinde gençler, kadınlar ve aileler örnek olacak bir ekosistem oluşturmayı planlıyor.



-
Meteorolojik kuraklık, tarımsal kuraklığa döndü
Meteoroloji Mühendisleri Odası Ege Bölge Temsilcisi Ayşegül Akıncı Yüksel, azalan yağışlara ilişkin değerlendirmelerde ve uyarılarda bulundu.
Ramis SAĞLAM
İzmirSon yıllarda dünya genelinde yaşanan iklim değişikliği ve mevsim yağışlarının normallerin altında seyretmesi kuraklığın şiddetlenmesine neden oluyor. Bu durum değişmezse 50 yıl sonra dünyada sıcaklığın en az 0.5°C ile 1°C arasında artacağı bilim insanları tarafından tartışılan konulardan biri. Sıcaklık artışlarının yağış rejimlerini de olumsuz yönde etkileyeceği bekleniyor.
Kuraklık tehlikesini, nedenlerini ve sonuçlarını Meteoroloji Mühendisleri Odası Ege Bölge Temsilcisi Ayşegül Akıncı Yüksel ile konuştuk. Büyükşehirlerde atmosfere salınan aşırı kirleticilerin ve çarpık kentleşmenin her şehrin kendi ısı adasını oluşturduğunu belirten Yüksel sıcaklık, yağış, rüzgar gibi yerel iklim parametrelerini değişik şekilde etkilediğini söyledi.
‘METEOROLOJİK OLAYLAR İKLİMSEL DİZİLİMİ BOZUYOR’
Meteorolojik faktörlere eklenen plansız şehirleşme, kentlere göçün neden olduğu aşırı nüfus artışı, plansız sanayileşmenin artışı, başta ormanlar olarak tarım arazilerinin imara açılması, sanayi tesislerine tahsisinin, atmosferdeki gazların denge oranının bozulmasına neden olduğunu ifade eden Yüksel, bu durumun aynı zamanda meteorolojik olayların iklimsel dizilimini bozduğunu ve şiddetini artırdığını söyledi.
Sıcaklıkların artmasıyla birlikte azalan yağışlar sonucu meydana gelen meteorolojik kuraklığın hidrolojik kuraklığı tetiklediğini dile getiren Yüksel, “Bunun sonucu da ne yazık ki tarımsal kuraklıktır. Ayrıca, açık yüzey buharlaşmasına tabii olan toprak ve baraj gölü yüzeylerindeki buharlaşma üzerinde uzun güneşlenme süreleri ve hava sıcaklıklarındaki göreceli artışlar da etkili olmaktadır” dedi.
‘YAĞIŞLAR BİRİKTİRİLEMİYOR’
Yapılan araştırmalara göre, şehirlere düşen yağış miktarı kırsal alanlara düşen yağışlardan daha fazla, aynı zamanda yağışlar kısa süreli ve şiddetli. Şehir merkezlerine yağan yağışların, baraj ve göletlerin doluluk oranlarını etkilemediğine vurgu yapan Yüksel, “Bu yağışlar sel ve taşkınlara neden olmakta. Aşırı betonlaşma, kent içi zeminlerdeki geçirgen olmayan yüzey imalatlarındaki artış nedeniyle de mazgallar yoluyla denize atılmakta yer altı suyuna da fayda sağlamamaktadır” diye konuştu.
‘YAĞIŞLARDA YÜZDE 29 AZALMA MEVCUT’
Dünya Meteoroloji Teşkilatının (WMO) ocak ayı başında yayımladığı açıklamaya göre, Kuzey Afrika üzerinden gelen sıcak havanın yüksek basınç etkisiyle özellikle Avrupa’da rekor sıcaklıklar yaşandığını belirtti.
Meteoroloji Genel Müdürlüğünün (MGM) alansal yağış değerlendirme raporunu aktaran Yüksel, “1 Ekim 2022 ila 30 Kasım 2022 dönemini kapsayan 2 aylık alansal kümülatif yağış raporuna göre su yılı yağışları normalin altında. Türkiye geneli su yılı yağışı 77.0 mm; normali ise 107.7 mm (1991-2020) olmalı. Geçen yıl aynı dönem su yılı yağışı 76.2 mm oldu. Yağışlarda normaline göre yüzde 29 azalma mevcut” diye ekledi.
‘KURAKLIK TEHLİKESİ ARTIYOR’
Türkiye’nin birçok bölgesinin çok uzun bir süredir kuraklık tehdidi ile karşı karşıya olduğunu fakat bu durumun ülke gündeminde hak ettiği yeri bulamadığını ifade eden Yüksel, “Kuraklık birçok sektör üzerinde ciddi etkilere sahiptir. Tarım ve gıda sektörü başta olmak üzere, su kaynakları, doğal ekosistemler, kalkınma ve ekonomi, sanayi, turizm kuraklıktan en çok etkilenen sektörlerin başında gelmektedir. Özellikle ülkemiz yarı kurak bir iklim kuşağında bulunduğundan, kuraklık ciddiye alınması gereken önemli bir doğal afettir” dedi.
‘GEREKLİ TEDBİRLER ALINMALI’
Yağışların yerel veya bölgesel olarak mevsim normallerinin altına düştüğü ilk andan itibaren kuraklık eylem planlarına uygun gerekli tedbirlerin alınmadığını iddia eden Yüksel, “Yaşamın kaynağı ve zorunluluğu olan suyun değeri, özellikle temiz su kaynaklarının önemi konusunda toplumda farkındalık yaratmak sadece kişisel sorumluluklarla sağlanamaz. Bunun için bütüncül seferberlik, merkezi ve yerel idarelerin eşit sorumlulukları çerçevesinde toplumsal duyarlılık hattında oluşturulacak politikalar ve planlamalarla yapılmalıdır. En başta ormanların ve tarım alanlarının korunması ve çoğaltılması, dünyamızı saran havanın dengesini korumak anlamına gelecektir” diye konuştu.


