Kategori: Sür Manşet

  • Saldırganların yüzde 70–80’i önceden sinyal veriyor!

    Okul şiddeti önlenebilir mi?

    Bir genç ‘kimse beni anlamıyor’ diyorsa dikkat!

    Saldırganların yüzde 70–80’i önceden sinyal veriyor!

    Okul şiddetinin aniden ortaya çıkan bir kriz değil, önceden sinyaller veren bir süreç olduğunu vurgulayan Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, şiddetin çoğu zaman sosyal geri çekilme, yoğun öfke ve tehdit diliyle kendini önceden belli ettiğini söyledi.

    Okul şiddetinin tamamen ortadan kaldırılamasa da büyük ölçüde önlenebilir olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Bir genç ‘kimse beni anlamıyor’ diyorsa bu bir alarmdır” diyerek erken farkındalığın hayati önem taşıdığına dikkat çekti.

    Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, okul şiddetinin önlenmesi konusunu değerlendirdi.

    Okul şiddeti ‘ani patlama’ değil, önceden gelişen bir süreç

    Prof. Dr. Nevzat Tarhan, okul şiddetinin tamamen ortadan kaldırılamasa da büyük ölçüde önlenebilir olduğuna dikkat çekerek, “Okul şiddeti sıfırlanamaz ama büyük ölçüde önlenebilir. Çünkü okul şiddeti ‘ani patlama’ değil, önceden gelişen bir süreçtir bu yüzden erken fark edilirse önlenebilir. Çünkü araştırmalar şunu gösteriyor: Saldırganların yüzde 70–80’i önceden sinyal verir. Çoğunda: sosyal geri çekilme, tehdit dili,yoğun öfke ve planlama davranışı vardır şiddet görünmez değil, erken evrede fark edilebilir. Sadece güvenlik önlemleri (metal dedektör vs.), sadece disiplin cezaları veya sadece kamera sistemi sonucu azaltabilir ama nedeni çözmediği için geçici olur.” dedi.

    ABD’de okullarda psikolojik sağlamlık çalışmaları başladı

    ABD’deki verileri örnek gösteren Prof. Dr. Tarhan, “2013–2023 arasında bin 468 okul silah olayı (önceki on yıla göre yüzde 324 artış) olur. Bunun üzerine hızlı bir şekilde okullarda Mindfulness (Bilinçli Farkındalık) ile empati, anlam, amaç paylaşımcılık, minnettarlık, dürtü kontrolu modülleri ile psikolojik sağlamlık çalışmalar başladı. Okullarda SEL (Sosyal ve Duygusal Beceri eğitimleri) verildi. 2024 yılında yaklaşık 336 okul silah olayı raporlanmış iken 2025 okul yılında bu sayı 254’e düştü (yaklaşık yüzde 22 azalma).  Buna rağmen, bu düzey, 25 yıl öncesinin 2 katından fazladır.” diye konuştu.

    Birincil önleme (Her öğrenci için)

    Okul şiddetini önlemede üç aşamalı bir yaklaşım gerektiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, birincil önlemenin tüm öğrencilere yönelik olduğunu ve okul iklimini dönüştürmeyi hedeflediğini söyledi. Bu kapsamda sosyal-duygusal öğrenme (SEL), empati eğitimi, zorbalık karşıtı programlar ve duygu düzenleme becerilerinin kazandırılması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, Üsküdar Üniversitesi tarafından 5 yıllık çalışmayla hazırlanan “Mutluluk Bilimi ve Değerler” isimli yardımcı ders kitabının da rehberlik programlarında kullanılabileceğini belirtti.

    İkincil önleme (Riskli öğrenciler için)

    İkincil önlemenin riskli öğrencileri hedef aldığını dile getiren Prof. Dr. Tarhan, erken müdahalenin kritik olduğunu vurguladı. “Bu çocuk neden sessizleşti, neden görünmez oldu ya da neden alışılmışın dışında davranmaya başladı?” sorularının sorulması gerektiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, yalnız öğrencilerin tespit edilmesi, depresyon belirtilerinin izlenmesi ve okul psikolojik danışmanlığının etkin kullanılması gerektiğini söyledi.

    Üçüncül önleme (Yüksek risk durumlarında kriz müdahalesi)

    Üçüncül önlemenin ise yüksek risk durumlarında kriz müdahalesini kapsadığını ifade eden Prof. Dr. Tarhan, tehdit değerlendirme ekiplerinin kurulması, aile-okul-uzman iş birliğinin sağlanması ve gerektiğinde güvenlik önlemlerinin devreye alınmasının önemine dikkat çekti.

    Psikolojik ihtiyaçların karşılanamamasına dikkat!

    Araştırmaların en net bulgularından birinin, bir öğrencinin hayatında en az bir güvenilir yetişkinin bulunmasının şiddet riskini dramatik biçimde düşürdüğü olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Öğretmen, rehberlik uzmanı, ebeveyn ya da akran mentörü ile güvenli ilişki kuran çocuk hayatı güvenilir bulur ve şiddete başvurmaz.” dedi.

    “Bir genç ‘kimse beni anlamıyor’ diyorsa dikkat!” uyarısında bulunan Prof. Dr. Tarhan, okul şiddetinin çoğunlukla temel psikolojik ihtiyaçların karşılanmamasıyla ilişkili olduğunu ifade etti.

    Bu ihtiyaçları aidiyet (bağlanma ve ait olma), değerlilik (önemli hissetme), anlam (hayat yaşamaya değer dedirten amaçlar) ve duyguları ifade edebilme olarak sıralayan Prof. Dr. Tarhan, bu alanlarda eksiklik yaşandığında yalnızlık, öfke ve umutsuzluğun ortaya çıktığını belirtti.

    Mafya lideri gibi bazı rol modeller şiddeti estetikleştiiyor

    Aşırı dijitalleşmenin de önemli bir risk faktörü olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, yoğun ekran maruziyetinin sosyal izolasyona ve yüzeysel ilişkilere yol açtığını, mafya lideri gibi bazı rol modellerin şiddeti estetikleştirdiğini ifade etti ve “Bu nedenle modern önleme çalışmaları sadece okul içinde değil, dijital yaşamı da kapsamalı.” diye sözlerini tamamladı.

    Mutluluk Bilimi ve Değerler

    PDF olarak sosyal sorumluluk amacı ile bu kitabı indirebilirsiniz ve okul rehberlik programında uygulayabilirsiniz

  • SATSO 31. Meslek Komitesi’nden Sektöre Yönelik Kurumlarla İstişare Toplantısı

    SATSO 31. Meslek Komitesi’nden Sektöre Yönelik Kurumlarla İstişare Toplantısı

    Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası bünyesinde çalışmalarını yürüten Bilişim ve Telekomünikasyon sektör temsilcisi 31. Meslek Komitesi öncülüğünde istişare etkinliği gerçekleştirildi.Sakarya’da bilişim sektörüne yönelik çalışmalar ve projelerin değerlendirildiği programa SATSO Yönetim Kurulu Başkanı A. Akgün Altuğ ve Meclis Başkanı Erdem Ercan’ın yanı sıra Sakarya Sanayi ve Teknoloji İl Müdürü İsrafil Yıldız, Ticaret İl Müdürü Emre Atmaca, Sakarya Teknokent Genel Müdürü Doç. Dr. Yakup Köseoğlu, Sakarya Nehir Teknokent Genel Müdürü Doç. Dr. Barış Boru, SABİDER Başkanı Nahit Gök ile İl Müdürlüklerinden bürokratlar konuk olarak katılırken 31. Meslek Komitesi Başkanı Enes Sevindik, Başkan Yardımcısı Cemil Kaya, Meclis Üyeleri Behlül Bayrak, Necmettin Kırık ve Ahmet Şehit ile Komite Üyeleri Şenol Silinmez ve Fahri Özdemir ise ev sahipliğini üstlendi.

    Komite çalışmalarının tanıtıldığı toplantıda sektörün Sakarya ve Türkiye’deki yükselişi ve sektör özelinde kurumlar arası çalışmalar gibi konularda fikir alışverişinde bulunuldu.

    Komitesi adına karşılama konuşmasını gerçekleştiren Komite Mensubu Meclis Üyesi Necmettin Kırık, “Oda, komite ve sektör olarak yakın çalıştığımız kurumlar ile istişare etmek, mevcut çalışmaları değerlendirmek için bu toplantıyı organize ettik. Sektörümüz yerinde durmadan sürekli gelişiyor, çeşitleniyor. Bizler de bu gelişimde Sakarya neden ön planda olmasın ve belli başlı konularda merkez olmasın diye düşünüyor ve bunu sağlamak için çabalıyoruz. Önemli kazanımlara sahibiz, nitelikli yazılım firmalarımız var, teknolojik altyapı oluşturmada ülke ortalamasının üstünde kalitede hizmet veren üyelerimiz var. Sektörün SATSO çatısı altında ilgili kurumların da paydaşlığında ilerleyerek Sakarya’yı bir marka konumuna getirmesi için çabalıyoruz.” dedi.

    SATSO Yönetim Kurulu Başkanı A. Akgün Altuğ ise “Sakarya’mız ciddi bir üretim kenti ve üretimi çok çeşitli karma bir yapıya sahip. Bizler özellikle üretim ve ihracatta otomotiv şehri unvanıyla gurur duysak da bunu çeşitlendirmek için çabalıyoruz. Oda olarak bilişime verdiğimiz önem reelde de görülüyor. İki teknokentimizin de kurucu ortağıyız, yönetimindeyiz. Bununla birlikte himayemizde bilişim temalı bir meslek lisesi de var. Bilişime yapılacak yatırımın rekabette lehimize olacağının farkındayız. Bunun üzerine de düşmeye devam edeceğiz.” dedi.

    SATSO Meclis Başkanı Erdem Ercan da 31. Meslek Komitesi’ne başarılı çalışmaları, sektörel birlik ve beraberlik girişimleri, bilişimde Sakarya’yı öne çıkaracak faaliyetlere katkı sunmaları sebebiyle teşekkür etti.

    Sakarya Sanayi ve Teknoloji İl Müdürü İsrafil Yıldız ve Ticaret İl Müdürü Emre Atmaca ise SATSO 31. Meslek Komitesine ev sahiplikleri için teşekkür edip sektörün katma değerli ve sürekli gelişime açık olduğunu vurguladılar. Sakarya’nın katma değerli teknoloji üretiminde ciddi potansiyeli olduğuna dikkat çekip bu konudaki çalışmalara da her zaman katkı vereceklerinin altını çizdiler.

    Toplantının devamında sırayla tüm katılımcılar söz alarak sektörel konuda beklenti, talep ve sorunların çözümüne yönelik önerilerini dile getirdiler.

     

  • BAŞKAN ŞENOL DİNÇ’TEN ANKARA’DA ÖNEMLİ ZİYARETLER

    BAŞKAN ŞENOL DİNÇ’TEN ANKARA’DA ÖNEMLİ ZİYARETLER

    BAŞKAN ŞENOL DİNÇ’TEN ANKARA’DA ÖNEMLİ ZİYARETLER

    Erenler Belediye Başkanı Şenol Dinç, Ankara’da Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ile bir araya geldi.

    Erenler Belediye Başkanı Şenol Dinç, Ankara temasları kapsamında önemli ziyaretler gerçekleştirdi. Başkan Dinç, Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici ve heyet ile birlikte, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nu ziyaret etti. Gerçekleşen görüşmede ilçeyi ilgilendiren mevcut yatırımlar ile planlanan projeler ele alınarak kapsamlı istişarelerde bulunuldu.

    ÇALIŞMALAR KONUŞULDU

    Ziyaretin ardından Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici ile genel merkezde de bir araya gelen Başkan Dinç, Erenler’e yönelik çalışmalar ve projeler hakkında değerlendirmelerde bulundu. Nazik ev sahiplikleri ve destekleri dolayısıyla Bakan Abdulkadir Uraloğlu ile Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici’ye teşekkür eden Başkan Şenol Dinç, Erenler için var güçleriyle çalışmaya devam edeceklerini ifade etti.

  • Okul çantasında 5 silah 7 şarjör! 8. sınıf öğrencisi dehşet saçtı: 9 ölü 13 yaralı

    Okul çantasında 5 silah 7 şarjör! 8. sınıf öğrencisi dehşet saçtı: 9 ölü 13 yaralı

    Türkiye, Siverek’teki okul saldırısının şokunu atlatamadan bu kez korkunç haber Kahramanmaraş’tan geldi. 8’inci sınıf öğrencisi İsa Aras Mersinli, sırt çantasında getirdiği 5 silah ve 7 şarjörle okula girdi, önüne çıkana kurşun yağdırdı. Bir öğretmen ve 8 öğrenciyi öldürüp, 20 kişiyi yaraladı. Can pazarının yaşandığı okulda bulunanlar koşarak ve pencerelerden atlayarak dışarı kaçmaya çalışırken, silahları eski polis başmüfettişi olan babasından aldığı tahmin edilen saldırganın da olay sırasında kendisine ateş ederek öldüğü bildirildi.

    DÜN öğle saatlerinde Kahramanmaraş’ın merkez Onikişubat ilçesi Haydarbey Mahallesi’ndeki Ayser Çalık Ortaokulu’ndan silah sesleri yükseldi. 8’inci sınıf öğrencisi 14 yaşındaki İsa Aras Mersinli, sırt çantasında getirdiği 5 silah ve 7 şarjörle okula geldi, girdiği 2 sınıfta rasgele ateş açmaya başladı. Can pazarının yaşandığı okulda bulunanlar koşarak ve pencerelerden atlayarak dışarı kaçmaya çalışırken, ihbar üzerine bölgeye çok sayıda sağlık ve polis ekibi sevk edildi. Saldırıda 9 kişi hayatını kaybetti, 20 kişi de yaralandı. Saldırgan İsa Aras Mersinli’nin de olay sırasında kendisine ateş ederek öldüğü bildirildi. Yaralılar, ekiplerin ilk müdahalesinin ardından ambulanslarla kentteki hastanelere kaldırılarak tedaviye alındı.

    BABASI TUTUKLANDI

    İsa Aras Mersinli’nin babası Uğur Mersinli’nin eski 1. Sınıf Emniyet Müdürü Polis Başmüfettişi olduğu, saldırganın silahlara bu şekilde eriştiği tahmin ediliyor. Saldırının ardından Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı, 3 Cumhuriyet başsavcıvekili ile 4 Cumhuriyet savcısı görevlendirildi. Saldırganın babası Uğur Mersinli ve öğretmen annesi Peyman Pınar Mersinli gözaltına alındı.

    Emniyet Genel Müdürlüğünden yapılan açıklamada, “15.04.2026 tarihinde Kahramanmaraş’ta bir okulda meydana gelen silahlı saldırı olayına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında, yapılan ilk incelemelerde şahsın WhatsApp profilinde 2014 yılında ABD’de saldırı gerçekleştiren Elliot Rodger’e atıfta bulunan bir görsel kullandığı tespit edilmiştir. Olayı gerçekleştiren şahsın babası U.M., 15.04.2026 tarihinde gözaltına alınmış, sevk edildiği adli mercilerce tutuklanmıştır” ifadelerine yer verildi.

    Olayla ilgili çalışmaların devam ettiği belirtilen açıklamada, “Şahsın ikametinde ve babasına ait araçta yapılan aramalarda elde edilen dijital materyallere el konularak incelemeye alınmıştır. Olay yeri inceleme çalışmaları tamamlanmış olup, kamera kayıtları dahil tüm deliller titizlikle değerlendirilmektedir. İlk bulgular çerçevesinde olayın terör bağlantısına dair herhangi bir tespit bulunmamakta olup, bireysel bir saldırı olduğu değerlendirilmektedir. Kamuoyunu yanıltıcı ve asılsız paylaşımlara itibar edilmemesi önem arz etmektedir” ifadeleri kullanıldı

    OKUL ÖNÜNDE ARBEDE YAŞANDI

    Olay sonrası okul önünde toplanan ve çocukları hakkında bilgi almak isteyen veliler ile güvenlik güçleri arasında arbede çıktı. Vali Ünlüer, megafonla panik halindeki kalabalığa hitap ederek vatandaşları sakinleştirmeye çalıştı. Saldırgan Mersinli’nin cenazesi ise okuldan zırhlı polis aracıyla çıkarıldı. Vatandaşlar aracı durdurmaya çalıştı. Polis aracı, kalabalığın arasından güçlükle uzaklaştı. Mersinli’nin 2014’te California’da 6 kişiyi öldüren Elliot Roger’a hayran olduğu ve WhatsApp profil fotoğrafını katliamcının fotoğrafı yaptığı belirlendi.

    Adalet Bakanı Akın Gürlek, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada, saldırıya ilişkin Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı’nca derhal soruşturma başlatıldığını belirtti. Bakan Gürlek, “Başsavcımız ve görevlendirilen Cumhuriyet savcılarımız olay yerinde incelemelerini sürdürmektedir. Soruşturmanın selameti açısından yayın yasağı kararı alınmış olup, basın kuruluşlarımızın soruşturmanın gizliliğine hassasiyetle riayet etmesi önem arz etmektedir. Soruşturmanın tüm aşamalarına ilişkin gerekli bilgilendirmeler yetkili makamlarca yapılacaktır” dedi.

    8 MÜFETTİŞ GÖREVLENDİRİLDİ

    İçişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Bakan Çiftçi tarafından olayın tüm yönleriyle araştırılması amacıyla 4 mülkiye başmüfettişi ile 4 polis başmüfettişinin görevlendirildiği ifade edildi. Öte yandan, dün parti yöneticileri de Meclis’te özel toplantı yaptı. Başkanvekili Pervin Buldan başkanlığındaki görüşmede, okullardaki şiddet olaylarının araştırılması ve alınacak önlemlerin belirlenmesi amacıyla araştırma komisyonu kurulması kararlaştırıldı. Partilerin hazırlayacakları önergeler doğrultusunda gelecek hafta salı günü Genel Kurul’da konu görüşülecek ve uzlaşmayla ortak bir komisyon kurulacak.

    591 HESAP HAKKINDA İŞLEM BAŞLATILDI

    KAHRAMANMARAŞ ve Şanlıurfa’daki saldırılarla ilgili sosyal medyada yapılan paylaşımlar hakkında inceleme başlatıldı. Emniyet Genel Müdürlüğü’nün (EGM), NSosyal hesabından yapılan açıklamada, şu ifadeler yer aldı: “Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığımızca Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da yaşanan elim hadiselere ilişkin toplam 591 sosyal medya hesabı hakkında, kamu düzenini olumsuz etkileyen, suçu ve suçluyu övücü nitelik taşıyan, olayları çarpıtan, kasıtlı biçimde dezenformasyon üreten ve toplumda kin ve düşmanlık duygularını körüklemeye yönelik paylaşımlar tespit edilmiştir. Tespit edilen söz konusu hesap ve içeriklere ilişkin gerekli işlemler başlatılmış, içerikleri üreten, yayan ve yayılmasına aracılık eden şahıslar hakkında adli süreçler gecikmeksizin yürütülmektedir. Bu tür provokatif paylaşımlarda bulunanlar hakkında gerekli işlemler kararlılıkla sürdürülecektir.” Paylaşımları yapanlar hakkında resen soruşturma başlatıldığı bildirildi. Kahramanmaraş’taki silahlı saldırı anına ilişkin görüntüleri sosyal medya hesaplarından paylaşan B.B.İ. ve B.K. gözaltına alındı.

    LİSELİ OKULDA SİLAHLA YAKALANDI

    MERSİN’de dün öğle saatlerinde Tarsus Fatih Anadolu Lisesi 12’nci sınıf öğrencisi M.M.A.’nın okula silahla geldiği tespit edildi. Okul yönetimi ve polis, tehlikeli bir durum oluşmadan silahı alırken, öğrenci ise ilçe emniyet müdürlüğüne götürüldü. Öğrencinin okula ne amaçla silahı getirdiğinin henüz bilinmediği ve Mersin’de ikâmet ettiği öğrenildi. Olayla ilgili soruşturma sürüyor. Sosyal medya üzerinden Adana’da “Karakola ve okula saldırı yapacağız” paylaşımları yapan M.M.A. ile Sivas’ta okullara saldırı düzenleneceği yönünde paylaşım yapan 10’uncu sınıf öğrencisi E.A. (17) gözaltına alındı. İstanbul Üsküdar’da bir okulu hedef göstererek, “Urfa bitti, sırada Ç.A.L. var. İstanbul Üsküdar” yazan şüpheli hakkında da soruşturma başlatıldı.

    BAŞSAĞLIĞI MESAJLARI

    – Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz: “Tüm kurumlarımız olayın tüm yönleri ile aydınlatılması için çok yönlü inceleme ve soruşturmaları derhal başlatmışlardır. Bu elim hadisede hayatını kaybeden öğretmenimiz ve öğrencilerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum.”

    – TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş: “Son derece acı, son derece üzüntülü bir olayın haberini aldık. İçimiz kan ağlıyor, büyük ve derin bir acı içerisindeyiz. Milletimizin başı sağ olsun.”

    – AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik: “Acımız çok büyük, hepimiz derinden sarsıldık. Kaybettiğimiz canlarımıza Allah’tan rahmet diliyoruz. Bu insanlık dışı vahşi saldırılar tüm boyutlarıyla ortaya çıkarılacaktır.”

    – Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş: “Bakanlık olarak, psikososyal destek ekiplerimizle hastanede tedavisi devam eden evlatlarımızın ve ailelerimizin yanındayız. Milletimizin başı sağ olsun.”

    BAKANLAR BÖLGEDE 

    Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Adalet Bakanı Akın Gürlek ve Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu Kahramanmaraş’a gitti. Hastanede yaralıları ziyaret eden bakanlar, öğrencilere ve ailelerine geçmiş olsun dileklerini iletti, sağlık personellerinden çocukların durumları hakkında bilgi aldı. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, sanal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Silahlı saldırıda yaralanan vatandaşlarımızdan 11’i tedavilerinin ardından taburcu edildi, 9 hastamızın tedavisi ise hastanelerimizde titizlikle devam ediyor” dedi.

    EĞİTİME 2 GÜN ARA VERİLDİ

    Milli Eğitim Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada da “Menfur saldırı, maarif camiamız başta olmak üzere milletimizi derinden sarsarak yasa boğmuştur. Süreç, Bakanlığımızca hassasiyetle takip edilmekte olup gerekli tüm müdahaleler, ilgili birimlerimizce koordineli bir şekilde yürütülmektedir” denildi. İçişleri Bakanı Çiftçi, Kahramanmaraş’ta eğitim ve öğretime iki gün ara verildiğini açıkladı.

    ZONGULDAK’TA SALDIRI YAPACAĞI YÖNÜNDE MESAJ ATAN ÖĞRENCİ GÖZALTINA ALINDI

    Zonguldak’ta sınıf arkadaşlarının bulunduğu Whatsapp grubuna okulda saldırı yapacağına yönelik mesajlar atan lise öğrencisi B.T.A. (17) polis ekipleri tarafından evine düzenlenen operasyonla gözaltına alındı. Evde yapılan aramada 6 kurusıkı tabanca mermisi ele geçirilirken, B.T.A.’nın daha önce eğitim gördüğü lisede, sınıfta torpil patlattığı için okuldan atıldığı ortaya çıktı.

    Olay, akşam saatlerinde kent merkezinde meydana geldi. İddiaya göre Fener Anadolu Lisesi’nde eğitim gören B.T.A., sınıf arkadaşlarının bulunduğu Whatsapp grubunda Şanlıurfa Siverek ve Kahramanmaraş’takine benzer şekilde okulda saldırı yapacağı yönünde mesajlar atıp tehdit içerikli fotoğraflar paylaştı. Paylaşımlar, öğrenci ve velileri endişelendirdi. İhbar üzerine Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığı talimatıyla harekete geçen polis ekipleri, B.T.A.’nın evine operasyon düzenledi. Evde yapılan aramada, B.T.A.’nın odasında 6 kurusıkı tabanca mermisi ele geçirildi. B.T.A., Çocuk Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından gözaltına alındı.

    Ev araması sırasında polislerin B.T.A. ile yaptığı ön görüşmede, daha önce Karaelmas Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde eğitim gördüğü sınıfın içinde torpil patlatması nedeniyle, disiplin kurulu tarafından okuldan atılarak kaydının Fener Anadolu Lisesi’ne aldırıldığını anlattığı öğrenildi. Ayrıca B.T.A.’nin görüşme sırasında arkadaşlarına şaka yapmak amacıyla bu tip mesajlar attığını, kurusıkı tabanca mermilerini ise köyden hatıra amaçlı getirdiğini söylediği ifade edildi.

  • Desam: YAVRULARIMIZ KORKU İÇİNDE OKULA GİDİYOR; Bekle-Gör Politikasını Derhal Bırakın!

    Şanlıurfa’nın Siverek ilçesindeki bir lisede yaşanan saldırıyla 16 yaralıya ve failin intiharına yol açan ve yine Kahramanmaraş Onikişubat ilçesindeki bir ortaokulda 8. sınıf öğrencisi tarafından düzenlenen silahlı saldırıda 9 can kaybı ve 13 yaralı haberiyle tüm ülkeyi sarsan olaylarla ilgili, “Siverek’ten Kahramanmaraş’a Okul Şiddetinin Kelebek Etkisini Durdurmak İçin Acil Vizyoner Adımlar atmalıyız” diyen DESAM (Demokrasi ve Eğitim Etütleri Stratejik Araştırma Merkezi) Yönetim Kurulu Başkanı Gürkan Avcı, şunları söyledi:

    YAVRULARIMIZ KORKU İÇİNDE OKULA GİDİYOR;

    Bekle-Gör Politikasını Derhal Bırakın!

    Değerli basın mensupları, sevgili anne-babalar, öğretmenler ve öğrencilerimiz,

    Bugün DESAM Genel Merkezi’nde, okul güvenliği, akran zorbalığı, mobbing ve şiddet önleme alanlarının önde gelen DESAM Danışma Meclisi uzmanlarıyla, son 48 saatte ülkemizin yüreğini dağlayan Siverek ve Kahramanmaraş’taki okullarda meydana gelen iki acı olayı derin bir üzüntü, bilimsel titizlik ve ulusal sorumluluk duygusuyla ele aldık. Çünkü artık okullarımızdaki şiddet zincirine son vermek için; erken uyarı, bilimsel koruma ve ulusal dönüşüm zamanıdır!

    Bu olaylar, “münferit asayiş hadisesi” olarak nitelendirilemeyecek kadar ciddi ve birbirini tetikleyen bir sistemik uyarıdır. Artık gözlerimizi kapatamayız. Bu açıklamamız, sadece bir eleştiri değildir; Türkiye’nin eğitim sistemini 2030’lara taşıyacak, dünya çapında örnek gösterilecek vizyoner bir yol haritası sunmaktadır.

    Çünkü on yıllardır süren uluslararası araştırmalar net bir gerçeği ortaya koymaktadır: Okul şiddeti tesadüf değildir. Erken sinyaller kaçırıldığında, sosyal medya üzerinden taklit etkisiyle hızla bulaşır. “Bekle-gör” yaklaşımı her yeni kurbanı doğurur. Artık zaman, cesur, bilim temelli ve sistemli bir değişim zamanıdır.

    Olayların Gerçek Boyutu: “Münferit” Değil, Sistemik Bir Kırılmadır

    Bu iki büyük olay arasında yalnızca 24 saat var. Bilimsel veriler açıkça gösteriyor: Okul saldırıları ortalama 13 günlük bir bulaşma penceresi içinde birbirini tetikliyor. Sosyal medyada fail görüntüleri, “devamı gelecek” paylaşımları, akran zorbalığına dayalı kin dili ve intikam söylemleri zehirli bir döngü yaratıyor.

    Sorun, tek bir gencin “kötü” olması değildir. Sorun, okul ikliminin bozulması, akran mobbing’inin normalleşmesi, dijital taklit etkisinin büyümesi ve silah erişiminin kolaylaşmasıdır. Okullarımıza “Güvenli okul” tabelası asmak yetmez. Dinamik risk değerlendirmesi, erken uyarı mekanizmaları ve bütünsel bir koruma modeli artık zorunludur. Aksi takdirde kelebek etkisiyle yarın başka bir ilde, başka bir okulda aynı tabloyla yüzleşeceğiz.

    Acil Eylem Planı: Bilimsel Zorunluluk Olarak 2 Günlük Standart Ara Verilmelidir

    Hemen bugün, tüm Türkiye genelinde en az 2 tam gün (gerekirse 4 gün) eğitime ara verilmelidir. Bu karar panik yaratmak için değil, bilimsel bir zorunluluktur. Bu kısa süre içinde Milli Eğitim Bakanlığı şu adımları atmalıdır:

    • Olay yeri incelemesi ve delil toplama tamamlanmalı,
    • Dijital tehdit taraması ve sosyal medya izleme yapılmalı,
    • İkinci fail veya yardımcı ihtimali titizlikle dışlanmalı,
    • Psikososyal destek ekipleri hazır hale getirilmeli,
    • Fiziki güvenlik kontrolleri (kamera kör noktaları, giriş-çıkış prosedürleri, servis ve arka kapılar) yeniden yapılmalı.

    Kırmızı bayraklar varsa — açık tehdit, silah paylaşımı, eski öğrenci bağlantısı, “yarın sıra bizde” paylaşımları, şüpheli dolaşım veya keşif davranışı — ilgili okul kesinlikle açılmamalıdır. Siverek’te uygulanan 4 günlük ara doğru adımdır; Kahramanmaraş’ta da aynı standart derhal ve kararlılıkla hayata geçirilmelidir.

    Erken Uyarı Sistemleri: Hayat Kurtaran 5 Katmanlı Bilimsel Koruma Kalkanı

    Uluslararası kanıtlar gösteriyor ki, okul saldırılarında %80’inden fazlasında fail, niyetini (leakage) birine sızdırıyor. Bu sinyalleri yakalamak için 5 katmanlı erken uyarı sistemi derhal kurulmalıdır:

    1. Akran ve Yetişkin İstihbaratı: Öğrencilerin “şaka gibi” tehditleri, kin dili, silah fotoğrafı paylaşımları ve intikam söylemleri tek bir ulusal havuzda toplanmalı. Anonim ihbar hatları (Say Something benzeri) her okulda zorunlu olmalı.
    2. Rehberlik ve Disiplin Verileri Entegrasyonu: Son 30 günde gelen tehdit, kavga, uzaklaştırma, devamsızlık ve sosyal medya ihbarları yapay zekâ destekli tek platformda risk haritasına dönüştürülmeli.
    3. Dijital Tehdit Taraması: Sosyal medya keyword analizi, “okul krokisi”, “silah temini” ve “katliam övgüsü” gibi ifadeler anında alarm vermeli. Gizlilik kuralları içinde, yapay zekâ + insan doğrulaması bir arada çalışmalı.
    4. Tek Komuta Zinciri Kriz Masası: Her okulda müdür, millî eğitim, rehberlik ve kolluktan oluşan “Tehdit Değerlendirme Ekibi” 5 adımlı karar ağacıyla (transient vs. substantive tehdit ayrımı) çalışmalı. Tehlike seviyesi belirlendikten sonra anında müdahale protokolü devreye girmeli.
    5. Psikososyal ve Aile Desteği: Erken sinyal yakalandığında ceza değil, destek devreye girmeli: Bireysel danışma, aile ziyareti ve sosyal-duygusal öğrenme seansları.

    Bu sistem, uluslararası araştırmalarda saldırıları %70-90 oranında önleme potansiyeli taşımaktadır.

    Uluslararası Başarılı Modeller ve Türkiye’ye Uyarlaması: Dünya Standartlarını Yakalayalım

    Dünya, bu sorunu çözdü. Norveç’te Olweus Zorbalık Önleme Programı (OBPP) zorbalığı %18-19, kurbanlaşmayı %15-16 azalttı; okul iklimini kökten değiştirdi. ABD Virginia’da Comprehensive School Threat Assessment Guidelines (CSTAG) modeli binlerce okulda uygulandı: Tehditlerin %99’u şiddet olmadan çözüldü, okuldan uzaklaştırma oranları dramatik düştü, ırksal ayrımcılık ortadan kalktı ve öğrenciler “okul daha güvenli” dedi.

    Finlandiya’da KiVa Programı ve ABD’de bütünsel SEL (Sosyal-Duygusal Öğrenme) yaklaşımları, akran mobbing’ini %40-50 azalttı. Bu modellerin ortak noktası: Bütün okul yaklaşımı, erken müdahale ve veri odaklı karar alma.

    Türkiye bu modelleri uyarlayarak kendi ulusal hibrit sistemini yaratabilir: Olweus’un iklim değişikliği + Cornell’in tehdit değerlendirmesi + yerli yapay zekâ ve akran istihbaratı. 2027’ye kadar pilot illerde uygulansın, 2028’de tüm ülkeye yayılsın.

    Pedagojik Gelecek Projeksiyonu: Türkiye’yi Dünya Okul Güvenliği Modeli Haline Getirmeliyiz

    Bu kriz, aynı zamanda büyük bir fırsattır. Türkiye, “bekle-gör” modelinden çıkıp “erken sinyal – hızlı tehdit değerlendirmesi – geçici koruma arası” modeline geçerse, 2027 eğitim yılına kadar dünyada örnek gösterilen bir sistem kurabilir:

    • Her okulda Tek Komuta Zinciri altında dijital destekli Tehdit Değerlendirme Kriz Masası kurulacak.
    • Ulusal “Okul İklimi ve Güvenlik Endeksi” ile her okula dinamik risk notu verilecek; basit “güvenli” etiketi yetmeyecek, sürekli iyileştirme zorunlu olacak.
    • Akran zorbalığı ve mobbing’e karşı bütünsel program devreye girecek: Sosyal-duygusal öğrenme (SEL) müfredatı, aktif müdahaleci öğrenci kültürü ve veli-öğretmen-öğrenci ortaklığı ile zorbalık oranları %40-50 oranında düşürülecek.
    • Yapay zekâ destekli erken uyarı sistemi devreye alınacak: Sosyal medya paylaşımları, rehberlik notları ve tehdit kelimeleri anında tek havuzda toplanacak.
    • Her öğretmen her yıl zorunlu “travma farkındalığı, tehdit algısı ve akran istihbaratı” brifingi alacak.
    • Velilere tek merkezden dijital ve yazılı “güvenlik ortaklığı” paketi gönderilecek: “Çocuğunuzdan duyduğunuz her tehdidi ihbar edin” çağrısı net olacak.

    Bu vizyon gerçekleşirse Türkiye, 2030’da OECD ülkeleri arasında okul şiddeti en düşük ilk 3 ülke arasına girebilir. Çocuklarımız korkmadan okula gidecek, öğretmenlerimiz motive ve güvende çalışacak, velilerimiz huzurlu olacak. Bu, sadece güvenlik meselesi değil; eğitimde ulusal bir sıçrama, geleceğimize yapılan en büyük yatırımdır.

    Öğrencilerimize: Sizler Kahramansınız

    Sevgili gençler, sizler bu ülkenin umudu ve geleceğisiniz. Okulunuzda bir arkadaşınızın “şaka gibi” bir tehdit savurduğunu, kin dolu sözler söylediğini veya silah fotoğrafı paylaştığını duyarsanız lütfen sessiz kalmayın. Ekran görüntüsünü hemen bir yetişkine gösterin. Faili övmek yeni kurbanlar yaratır; birbirinizi korumak ise gerçek kahramanlıktır. Siz izleyici değil, aktif müdahaleci olabilirsiniz. Bir tehdidi rapor etmek, bir hayat kurtarmaktır. Sizlerin sesi, okullarımızı daha güvenli kılacaktır.

    Velilerimize: Siz Okulların En Güçlü Halkasısınız

    Değerli anne-babalar, çocuğunuz “okula gitmek istemiyorum”, “korkuyorum” veya sessizleştiğinde lütfen dinleyin. Evinizde silah erişimini sıkı kontrol edin. Kin dili, intikam söylemi, silah fotoğrafı veya “intikam alacağım” ifadeleri gördüğünüz anda okul yönetimi ve kollukla hemen paylaşın. Sizler sistemin en güçlü halkasısınız. Erken müdahale ile şiddetin %40’ı önlenebilir. Panik yapmayın; sistemli, sorumlu ve duyarlı olun. Çocuklarınız önce size emanettir.

    Öğretmen ve Okul Yöneticilerimize: Destek ve Teşekkür

    Sizler ön cephesiniz. “Kim sorunlu çocuk?” değil, “Kimden endişe duyuluyor ve neden?” sorusunu sorun. Akran istihbaratını, devamsızlık listelerini, kantin ve bahçe dinamiklerini, “şaka gibi” tehditleri ciddiye alın. Kamera kör noktalarını, arka girişleri yeniden kontrol edin. Yalnız değilsiniz. Ulusal destek timleri ve kriz masaları sizlerin yanında olmalıdır. Sizlerin fedakârlığı ve gözlem gücü, birçok felaketi önleyebilir.

    Yetkililere İvedi Tembihlerimiz: Şimdi Gerçek Liderlik Zamanı

    Sayın Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e:
    Dün açıkladığınız güvenlik protokolü güncellemesi önemli bir adımdır ancak yeterli değildir. Hemen şu adımları atın:
    • Ulusal Tehdit Değerlendirme Kılavuzu’nu 30 gün içinde tüm okullara zorunlu hale getirin.
    • Her ile “Tehdit Destek Timi” kurun.
    • Sosyal medya yayın kısıtlaması ve faili övücü içerik yasağı yönetmeliğini çıkarın.
    • 2 günlük standart “tehdit değerlendirme tatili” prosedürünü yasal hale getirin.

    Cumhurbaşkanlığı Eğitim Politikaları Kurulu’na ve Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a:
    Sayın Cumhurbaşkanı, bu iki olay sizden güçlü bir liderlik bekliyor. Lütfen Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile “Okul Güvenliği ve İklimi Ulusal Stratejisi” ni ilan edin. Bütçede öncelik verin. Bu stratejiyi “eğitimde vizyoner reform” olarak sahiplenin. Çocuklarımız size emanettir. Türkiye’yi güvenli okul ikliminde dünya modeli yapmak sizin elinizdedir.

    Değerli basın mensupları, bu öneriler bir uyarı değil, umut ve eylem çağrısıdır. Kelebek etkisiyle olaylar yayılmadan, umut etkisiyle güveni yeniden inşa etmeliyiz. Türkiye, bu vizyoner modelle yarınlara daha güvenli, daha güçlü ve daha aydınlık bakabilir. Bilim, pedagoji ve ulusal vicdan adına…

    Gürkan Avcı
    DESAM Yönetim Kurulu Başkanı

    (15 Nisan 2026 – DESAM Genel Merkezi, Ankara)

  • Ölen babadan maaş alabilmek için 2 BİN 606 KİŞİ ANLAŞMALI BOŞANDI

    Ölen babadan maaş alabilmek için 2 BİN 606 KİŞİ ANLAŞMALI BOŞANDI

    SGK’nın 2025 Faaliyet Raporu’nda sahte sigortalı ve sahte işyeri sayılarına, kimlerin nasıl sahtecilik yaptığına yer verildi. Geçen yıl yapılan denetimlerde 369 bin 573 kişinin kayıt dışı çalıştırıldığı ve 7 bin 801 işyerinin de kayıt dışı olduğu tespit edilmiş. Kayıt dışı çalışanların 3 bin 968’i de yabancı uyruklu. İşverenin eksik veya hiç bildirmediği tespit edilen prim tutarı ise 395.2 milyon TL.

    * SGK’nın Faaliyet Raporu’nda, 2025’te yapılan denetimler sonucu tespit edilen sahte sigortalı ve sahte işyeri sayılarına, kimlerin nasıl sahtecilik yaptığına detaylı yer veriliyor. Raporda, kayıt dışı istihdamın çalışma hayatındaki en büyük sorunlarından biri olduğuna dikkat çekiliyor. Rapor incelendiğinde, SGK’nın, kayıt dışı istihdamda, yabancı uyruklulara ait işletmeler ile yine yabancı uyruklu kişilerin yoğun olarak çalıştığı işyerlerine odaklandığı anlaşılıyor. Bunun yanı sıra SGK’ya yapılan ihbar ve şikayetler de kayıt dışı istihdamın tespitinde etkili rol oynamış.

    * Yeri gelmişken kayıt dışı istihdam ile ne kastediliyor, ona da değinmek lazım. İşverenin çalıştırdığı elemanı sigortalı yapmaması, sosyal güvenlik kapsamına sokmaması ki, genelde bu durum yabancı işçilerde oluyor; SGK’ya düşük prim ödemek için çalışanların maaşının düşük gösterilmesi, prim gün sayısı emeklilik için yetmeyenlerin bir tanıdığının şirketinde kendini sigortalı göstermesi yaygın olan kayıt dışılık. Ölen babadan maaş alabilmek için boşanma yoluna gidilmesi, kadınların doğum öncesi ile sonrasında iş göremezlik ödeneğinden faydalanmak için çalışılıyor gösterilmesi de kayıt dışı istihdama giriyor.

    2025’TE 369 BİN 573 KİŞİ KAYIT DIŞI

    * 2025 yılında yapılan denetimler sonucu toplam 369 bin 573 kişinin kayıt dışı çalıştırıldığı ve 7 bin 801 işyerinin de kayıt dışı olduğu tespit edilmiş. Kayıt dışı çalışanların 3 bin 968’i de yabancı uyruklu kişiler. Tespitler sonucu da işverenin eksik veya hiç bildirmediği prim tutarı 395.2 milyon TL. Yani, işveren ödemesi gereken 395.2 milyon TL’lik primi SGK’ya ödememiş. Yine tespitler sonucu bu gibi girişimleri yapan işyerlerine 2025 yılında 4.1 milyar TL idari para cezası kesilmiş.

    * Kayıt dışı istihdamın tespiti konusunda ilginç veriler de var. Mesela, 2025 yılında emniyet asayiş denetimleri yapmış ve bu denetimler sonucu 11 bin 539 kişinin kayıt dışı çalıştığı, 144 işyerinin kayıt dışı olduğu belirlenmiş. Yine emniyet 14 bin yabancının çalışma izin bilgilerini kontrol etmiş, bunların 3 bin 543’ünün kaçak çalıştırıldığı tespit edilmiş. Gelir İdaresi Başkanlığı, 88 bin 540 işyerini denetlemiş, bu işyerleri içinde 2 bin 579 kişinin kayıt dışı çalıştırıldığı, 258 işyerinin de kaçak olduğu tespit edilmiş.

    İŞ KAZASI DİYEREK HAKSIZ TAZMİNAT

    * Çalışanların, brüt maaşlarının üzerine eklenen ikramiye, prim, fazla mesai, yol, yemek yardımı gibi ödemeler çalışanın prime esas kazanç tutarını oluşturur ve başta kıdem tazminatı olmak üzere ödenen haklar bu tutar üzerinden ödenir. 2025’te işyerlerinde yapılan denetimlerde, bazı işverenlerin, bu tutarları çalışanlara yansıtmadığı tespit edilmiş. Tespit edilmeyen toplam tutar ise 114.2 milyon TL.

    * Bir başka durum ise iş kazası ve meslek hastalığı. İş kazası ve meslek hastalığı nedeniyle SGK, hak sahiplerine gelir ve tazminat ödüyor. Yapılan incelemelerde, iş kazası ve meslek hastalığı nedeniyle SGK’dan haksız gelir ve tazminat talep edildiği tespit edilmiş ve 2025 yılında SGK ödediği bu paraları 2 bin 235 işverenden, 647 çalışandan hukuk yoluyla talep etmiş.

    2 BİN 606 KİŞİ ANLAŞMALI BOŞANDI

    * Ölen babadan maaş alabilmek için boşanma yoluna gidilmesi de sahte sigortalılık olarak sayılıyor. 2025 yılında boşandığı eşi ile birlikte yaşama nedeniyle 3 bin 936 kişiyi denetlemiş ve sonuçta 2 bin 606 kişinin SGK’dan maaş almak için anlaşmalı boşandığı tespit edilmiş ve bu kişilerin gelirleri ve aylıkları kesilmiş.

    * Kayıt dışı istihdam ile ilgili liste uzun. Tüm bu denetimlerin sonucunda da 2025 yılında kayıt dışı istihdam oranı yüzde 26.94 olarak gerçekleşmiş.  Denetlenmeyen işyerlerini hesaba katarsanız aslında kayıt dışı istihdamın daha da yüksek olduğu ortaya çıkacaktır.

  • Serdivan Kitap Fuarı’nda Ünlü İsimlere Büyük İlgi

    Serdivan Kitap Fuarı’nda Ünlü İsimlere Büyük İlgi

    Serdivan 2. Kitap Fuarı, birbirinden değerli isimleri ağırlamaya devam ediyor. 14 Nisan Salı günü fuar kapsamında iki önemli isim okuyucularıyla buluştu. Ahmet Özhan, “Ötekisiz Tek” başlıklı söyleşisiyle katılımcılara hitap ederken, Ömer Demirbağ ise “Medeniyet İnşası: Okumaktan Mana Nedir?” konulu söyleşisiyle dikkat çekti.

    Söyleşilere Yoğun Katılım

    Yoğun ilgi gören programların ardından her iki isim de okuyucuları için kitaplarını imzalayarak katılımcılarla birebir sohbet etme imkânı buldu. Söyleşiler, edebiyat ve düşünce dünyasına ilgi duyan ziyaretçiler tarafından büyük ilgiyle takip edildi.

    Çocuk Atölyeleri Renkli Görüntülere Sahne Oldu

    Fuarın çocuk atölyeleri bölümü de ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü. Özellikle düzenlenen Origami Atölyesi, minik katılımcıların aktif katılımıyla renkli anlara sahne oldu. Eğitici ve eğlenceli içeriklerle hazırlanan atölyeler, çocukların hem el becerilerini geliştirmesine hem de keyifli vakit geçirmesine katkı sağladı.

    Serdivan Belediye Başkanı Osman Çelik, “Ahmet Özhan ve Ömer Demirbağ gibi kıymetli isimleri Serdivan’da ağırlamaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Hemşehrilerimizin söyleşilere gösterdiği ilgi bizleri ayrıca mutlu etti.” dedi.

  • Alkaş’tan İyi Parti’ye sert eleştiri

    Alkaş’tan İyi Parti’ye sert eleştiri

    MHP Sakarya İl Başkanı Oğuz Alkaş, İYİ Parti’nin son dönemde kullandığı pankartlara ilişkin sert açıklamalarda bulundu. Alkaş, söz konusu söylemlerin “trajikomik” olduğunu belirterek, İYİ Parti’yi eleştirdi.

    MHP Sakarya İl Başkanı Oğuz Alkaş, İYİ Parti’nin son dönemde kullandığı pankartlara ilişkin sert açıklamalarda bulundu. Alkaş, söz konusu söylemlerin “trajikomik” olduğunu belirterek, İYİ Parti’yi eleştirdi.

    “MİLLİ DURUŞU ANLAYAMADILAR”

    Alkaş, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin ortaya koyduğu milli duruşun bazı kesimler tarafından anlaşılamadığını ifade etti. İYİ Parti’nin geçmiş siyasi ilişkilerini hedef alan Alkaş, bu tür sloganlarla geçmişin örtbas edilmeye çalışıldığını savundu.

    “HAFIZALAR TAZELENMELİ”

    Açıklamasında geçmiş siyasi süreçlere de değinen Alkaş, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yaşanan tartışmaları hatırlattı. HDP’li Fatma Kurtulan’ın sözlerini gündeme getiren Alkaş, o dönemde verilen tepkileri eleştirdi.

    “TERÖRLE MÜCADELE KARARLILIĞIMIZ SÜRÜYOR”

    MHP’nin terörle mücadelede kararlı bir duruş sergilediğini vurgulayan Alkaş, “Terörsüz Türkiye” hedefinin güçlü bir vizyon olduğunu ifade etti. Bu hedefin, Türkiye’nin geleceği açısından kritik öneme sahip olduğunu belirtti.

    “SİYASİ TÜKENMİŞLİK”

    Alkaş, İYİ Parti’nin kullandığı söylemlerin siyasi tükenmişliğin bir göstergesi olduğunu ileri sürerek, Sakarya’da verilen mesajlarla Ankara’daki tutumların örtüşmediğini savundu. Açıklamasının sonunda Alkaş, Milliyetçi Hareket Partisi’nin terörün her türlüsüne ve bu yapılarla bağlantılı oluşumlara karşı mücadelesini kararlılıkla sürdüreceğini ifade etti

  • SESOB’da Alişan’dan veda mesajı

    Sakarya Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği Başkanı Hasan Alişan, 1991 yılından bu yana sürdürdüğü görevini 2026 yılı itibarıyla kendi isteğiyle bırakma kararı aldığını açıkladı.

    Göreve başladığı günden bu yana esnaf ve sanatkârların haklarını korumak, mesleki dayanışmayı güçlendirmek ve Sakarya ekonomisine katkı sunmak için yoğun çaba sarf ettiklerini belirten Alişan, bu süreçte birlikte çalıştığı oda başkanlarına, yönetim kurulu üyelerine ve tüm esnafa teşekkür etti.

    ADAY OLMAYACAK

    Alişan, 2026 yılında gerçekleştirilecek seçimlerde aday olmayacağını duyurarak, görevi yeni vizyonlara sahip isimlere devretmenin kurumun gelişimi açısından önemli olduğunu vurguladı. Süreçte ortaya konan görüşlerin ortak akıl ve istişare kültürünün bir yansıması olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

    DEMOKRATİK SÜREÇ VURGUSU

    Nihai kararın her zaman olduğu gibi demokratik irade ile şekilleneceğine inandığını belirten Alişan, görevi devralacak isimlere başarı dileklerini iletti. Sakarya esnaf ve sanatkârlarının gelecekte daha da ileriye taşınacağına inandığını kaydetti.

    “GURURLA DEVREDİYORUM”

    Görevini büyük bir gururla devrettiğini dile getiren Alişan, Sakarya esnaf ve sanatkârlarının her zaman daha iyisini hak ettiğini belirterek, birliğin güçlü temeller üzerinde yükselmeye devam edeceğine inandığını sözlerine ekledi.

     

  • ŞEKER FABRİKASININ TAŞINMASI, ARAZİ DÖNÜŞÜMÜ MÜ?

    Sakarya Büyükşehir Belediyesinin 13 Nisan 2026 tarihinde yapılan toplantısında Başkan Yusuf Alemdar ilk defa net bir açıklamada bulundu.

    • Yazar/

    • Haluk Akbay

    Şeker fabrikasının yerini almaya çalışıyorum. Fabrikanın yeri sanayi alanı. Şeker fabrikasını alıp şehre kazandırmak için mücadele ediyorum. Bu şehrin yarını için büyük bir park alanı, millet bahçesi olması için gayret gösteriyorum. Bu konuda fabrika sahipleriyle görüştük. Pamukova Belediye Başkanımızın önerdiği Mekece’deki 200 dönüm alanı alıp fabrikanın kapanmadan oraya taşınması için çalışma içerisindeyim. Şeker fabrikasının kapanmasından yana değilim, ben bu fabrikanın yine Sakarya sınırları içinde çalışmasından yanayım. Ben fabrikanın tekrar çalışması için zamanında mücadele eden bir insanım.”

    Adapazarı Şeker Fabrikası 1952 senesinde Türkiye’nin beşinci şeker fabrikası olarak 480 dönüm üzerinde kurulmuş, 11 Ekim 1953’te işletmeye alınarak üretime başlamıştır.

    Adapazarı Şeker Fabrikası, 17 Ağustos 1999 depreminde üretim binaları ve makineleri ağır hasar almış, 2004 yılında özelleştirme kapsamına alınmıştır.

    Adapazarı Pancar Ekicileri Kooperatifi (APEK), 2005 yılında Bank Asya’dan alınan kredi sonrasında kamuya ait %94,09 hisseyi 45 milyon 750 bin dolar karşılığında satın aldı.

    APEK ve fabrika yönetiminin başarısızlığı ile birlikte Şeker Kurumu’nun şeker kotasının düşürülmesi ve Sakarya sınırları dışındaki pancar temininin azaltılması sonucu APEK, Bank Asya’ya olan borcunu ödemekte zorlandı. 24 Eylül 2012’de Bank Asya, APEK’in borcuna karşılık şeker fabrikasını devraldı.

    24 Kasım 2013 itibarıyla 182 milyon TL karşılığında Yıldız Holding bünyesine satıldı. 2025 yılında 480 dönümün imara açılacağı Sakarya’da ilgili idareler tarafından hazırlanan imar planları Yıldız Holding’e sunulmuş; dev arsa için fabrikanın yeri adına başka bir yer takası ve imara açılacak yerin büyük bölümünün Yıldız Holding’e bırakılmasının ardından 2026 yılında başka bir senaryo gündeme gelince Yıldız Holding ön protokol imzalayarak üretimden çıktı.

    480 dönüm üzerinde üretim yapan Sakarya’nın Adapazarı ilçe merkezindeki fabrikanın sahiplik bakımından %50’si Sakaryalı iş insanı Davut Dişli ve oğlu Emir Haktan Dişli’ye, diğer %50’si ise FON’a aittir. Eğer Bor Şeker’den KAP’a yapılan açıklama doğrultusunda sürecin tamamlanması bekleniyor.

    Adapazarı Şeker Fabrikası, yüksek kapasitesi olan, daha düşük maliyetle üretim yapan, yan üretimleri ile yan gelirleri çok olan, uzun vadede çok daha kârlı; sadece fabrika değil, sanayi üssü olmaya müsait bir tesistir.

    Başkan Yusuf Alemdar’ın ifadesine göre Pamukova Belediye Başkanı’nın önerisiyle 200 dönüm Pamukova Mekece bölgesine taşınması önerisi mevcut olan Adapazarı Şeker Fabrikası’nın küçülerek kârlı bir üretim yapmasını mümkün kılmaz.

    Öncelikle Pamukova Ovası alanı yaklaşık 289 km²’dir. Pamukova, Sakarya Nehri’nin orta kısmında yer alır. Pamukova arazisi yılda 2 veya 3 sefer ürün alınacak verimli topraklara sahiptir. Pamukova’da seracılık ve süs bitkileri alanında oldukça iddialıdır. Hayvancılığın önemli bir yeri vardır. Süt ve süt ürünleri de Pamukova’da yaygındır. Doğal güzellikleri dikkat çekicidir.

    Şeker fabrikasının 200 dönüm yere taşınması demek, baştan düşük kapasiteyi kabul etmek demektir. Maliyet artar, genişleme imkânı yoktur, ayrıca modernizasyon zorlaşır. Burada fabrika büyümez; çünkü esas lazım olan 600 dönüm yerdir. Adapazarı 480 dönüm üzerinde çalışmıştır. Bu koşullarda fabrika rekabet edemez, kapanmakla yüz yüze gelir.

    Şeker fabrikaları sadece bina değildir.

    Tarım–lojistik–sanayi entegrasyonu ister. Eğer küçük seçilirse taşınma veya genişleme sorunu çıkar; yatırım yarım kalmış proje olur.

    Pamukova seçeneği çözüm değildir; lojistikten uzak, sanayi aksından kopuk, otoyol ve liman bağlantıları zayıf, maliyet ve zaman kaybı yüksektir.

    Akyazı–Hendek hattına şeker fabrikasının taşınması dezavantajlıdır. Öncelikle nakliye giderleri %30–40 artar, işçilik maliyetleri yüksektir, çevre yatırımları (filtre, arıtma tesisleri) maliyetleri yukarı çeker, ilk yatırım maliyeti yüksektir, kâr marjı düşer. Kampanya döneminde yüzlerce pancar kamyonu trafiği ve ulaşımı zorlaştırır. Ayrıca şeker fabrikaları su tüketir. Zaten var olan sanayi tarafından yer altı suları kullanılmaktadır. Şeker fabrikasına uygun yer değildir; arazi fiyatları da yüksektir.

    Söğütlü–Ferizli hattı en doğru yerdir. Fabrika kurmaya uygun araziler vardır. Kuzey Marmara Otoyolu bağlantısı vardır. Karasu Limanı vardır. Karasu–Adapazarı arasında demiryolu gelecek en önemli ulaşım aracıdır. Pancar ekimi olan bölge ve OSB’lerin bulunduğu bir bölgedir.

    Öncelikle şu soruya cevap bulmalıyız: Fabrikanın %50’sine sahip hissedarlar neden bu fabrikayı çalıştırmak istemiyor? Sayın Başkan bu şeker fabrikasına sahipleniyor. Başkanın da ifadesine göre imar durumu sanayi–endüstri alanıdır. Halka millet bahçesinin üretime katkısı yoktur.

    Bu şehir zaten kötü imar ile üst üste birinci sınıf deprem bölgesinde yaşıyor. Acaba fabrikayı oradan başka yere taşımak ile imar değişikliği “kamu yararı” tanımı değiştirilerek 49 yıllığına bir yatırımcıya verilmek, gerekirse 99 yıla kadar uzatılarak Bakanlık müsaadesi ile turizm ve sosyal tesis altyapı projelerine izin verilmek mi isteniyor? Dolayısıyla koruma alanı içinde betonlaşma ihtimali artar.

    Büyükşehir Belediyesi imar kararını sanayi alanından çıkarıp, kamu yararına millet bahçesi adı altında intifa hakkı ile şeker fabrikasının taşınması sonrası süreçte arazi kullanım maksadı değiştirilebilir. Burada alınacak kararlar; imar kararı, Bakanlık desteği, kamu yararı tanımı ve uzun süreli kullanım tahsis modeli ile doğa satılmıyor ama çok uzun süreli ekonomik kullanıma açılabilir.

    Koruma alanları zamanla koruma alanı olmaktan çıkıp kontrollü ticaret alanına dönüşebilir. Bu, şehrin toprak kullanım felsefesinin yeniden yazılmasıdır.

    Sağlıkla, sevgiyle, hoşça kalın.