Sakarya Büyükşehir Belediyesinin 13 Nisan 2026 tarihinde yapılan toplantısında Başkan Yusuf Alemdar ilk defa net bir açıklamada bulundu.
Yazar/
Haluk Akbay
“Şeker fabrikasının yerini almaya çalışıyorum. Fabrikanın yeri sanayi alanı. Şeker fabrikasını alıp şehre kazandırmak için mücadele ediyorum. Bu şehrin yarını için büyük bir park alanı, millet bahçesi olması için gayret gösteriyorum. Bu konuda fabrika sahipleriyle görüştük. Pamukova Belediye Başkanımızın önerdiği Mekece’deki 200 dönüm alanı alıp fabrikanın kapanmadan oraya taşınması için çalışma içerisindeyim. Şeker fabrikasının kapanmasından yana değilim, ben bu fabrikanın yine Sakarya sınırları içinde çalışmasından yanayım. Ben fabrikanın tekrar çalışması için zamanında mücadele eden bir insanım.”
Adapazarı Şeker Fabrikası 1952 senesinde Türkiye’nin beşinci şeker fabrikası olarak 480 dönüm üzerinde kurulmuş, 11 Ekim 1953’te işletmeye alınarak üretime başlamıştır.
Adapazarı Şeker Fabrikası, 17 Ağustos 1999 depreminde üretim binaları ve makineleri ağır hasar almış, 2004 yılında özelleştirme kapsamına alınmıştır.
Adapazarı Pancar Ekicileri Kooperatifi (APEK), 2005 yılında Bank Asya’dan alınan kredi sonrasında kamuya ait %94,09 hisseyi 45 milyon 750 bin dolar karşılığında satın aldı.
APEK ve fabrika yönetiminin başarısızlığı ile birlikte Şeker Kurumu’nun şeker kotasının düşürülmesi ve Sakarya sınırları dışındaki pancar temininin azaltılması sonucu APEK, Bank Asya’ya olan borcunu ödemekte zorlandı. 24 Eylül 2012’de Bank Asya, APEK’in borcuna karşılık şeker fabrikasını devraldı.
24 Kasım 2013 itibarıyla 182 milyon TL karşılığında Yıldız Holding bünyesine satıldı. 2025 yılında 480 dönümün imara açılacağı Sakarya’da ilgili idareler tarafından hazırlanan imar planları Yıldız Holding’e sunulmuş; dev arsa için fabrikanın yeri adına başka bir yer takası ve imara açılacak yerin büyük bölümünün Yıldız Holding’e bırakılmasının ardından 2026 yılında başka bir senaryo gündeme gelince Yıldız Holding ön protokol imzalayarak üretimden çıktı.
480 dönüm üzerinde üretim yapan Sakarya’nın Adapazarı ilçe merkezindeki fabrikanın sahiplik bakımından %50’si Sakaryalı iş insanı Davut Dişli ve oğlu Emir Haktan Dişli’ye, diğer %50’si ise FON’a aittir. Eğer Bor Şeker’den KAP’a yapılan açıklama doğrultusunda sürecin tamamlanması bekleniyor.
Adapazarı Şeker Fabrikası, yüksek kapasitesi olan, daha düşük maliyetle üretim yapan, yan üretimleri ile yan gelirleri çok olan, uzun vadede çok daha kârlı; sadece fabrika değil, sanayi üssü olmaya müsait bir tesistir.
Başkan Yusuf Alemdar’ın ifadesine göre Pamukova Belediye Başkanı’nın önerisiyle 200 dönüm Pamukova Mekece bölgesine taşınması önerisi mevcut olan Adapazarı Şeker Fabrikası’nın küçülerek kârlı bir üretim yapmasını mümkün kılmaz.
Öncelikle Pamukova Ovası alanı yaklaşık 289 km²’dir. Pamukova, Sakarya Nehri’nin orta kısmında yer alır. Pamukova arazisi yılda 2 veya 3 sefer ürün alınacak verimli topraklara sahiptir. Pamukova’da seracılık ve süs bitkileri alanında oldukça iddialıdır. Hayvancılığın önemli bir yeri vardır. Süt ve süt ürünleri de Pamukova’da yaygındır. Doğal güzellikleri dikkat çekicidir.
Şeker fabrikasının 200 dönüm yere taşınması demek, baştan düşük kapasiteyi kabul etmek demektir. Maliyet artar, genişleme imkânı yoktur, ayrıca modernizasyon zorlaşır. Burada fabrika büyümez; çünkü esas lazım olan 600 dönüm yerdir. Adapazarı 480 dönüm üzerinde çalışmıştır. Bu koşullarda fabrika rekabet edemez, kapanmakla yüz yüze gelir.
Şeker fabrikaları sadece bina değildir.
Tarım–lojistik–sanayi entegrasyonu ister. Eğer küçük seçilirse taşınma veya genişleme sorunu çıkar; yatırım yarım kalmış proje olur.
Pamukova seçeneği çözüm değildir; lojistikten uzak, sanayi aksından kopuk, otoyol ve liman bağlantıları zayıf, maliyet ve zaman kaybı yüksektir.
Akyazı–Hendek hattına şeker fabrikasının taşınması dezavantajlıdır. Öncelikle nakliye giderleri %30–40 artar, işçilik maliyetleri yüksektir, çevre yatırımları (filtre, arıtma tesisleri) maliyetleri yukarı çeker, ilk yatırım maliyeti yüksektir, kâr marjı düşer. Kampanya döneminde yüzlerce pancar kamyonu trafiği ve ulaşımı zorlaştırır. Ayrıca şeker fabrikaları su tüketir. Zaten var olan sanayi tarafından yer altı suları kullanılmaktadır. Şeker fabrikasına uygun yer değildir; arazi fiyatları da yüksektir.
Söğütlü–Ferizli hattı en doğru yerdir. Fabrika kurmaya uygun araziler vardır. Kuzey Marmara Otoyolu bağlantısı vardır. Karasu Limanı vardır. Karasu–Adapazarı arasında demiryolu gelecek en önemli ulaşım aracıdır. Pancar ekimi olan bölge ve OSB’lerin bulunduğu bir bölgedir.
Öncelikle şu soruya cevap bulmalıyız: Fabrikanın %50’sine sahip hissedarlar neden bu fabrikayı çalıştırmak istemiyor? Sayın Başkan bu şeker fabrikasına sahipleniyor. Başkanın da ifadesine göre imar durumu sanayi–endüstri alanıdır. Halka millet bahçesinin üretime katkısı yoktur.
Bu şehir zaten kötü imar ile üst üste birinci sınıf deprem bölgesinde yaşıyor. Acaba fabrikayı oradan başka yere taşımak ile imar değişikliği “kamu yararı” tanımı değiştirilerek 49 yıllığına bir yatırımcıya verilmek, gerekirse 99 yıla kadar uzatılarak Bakanlık müsaadesi ile turizm ve sosyal tesis altyapı projelerine izin verilmek mi isteniyor? Dolayısıyla koruma alanı içinde betonlaşma ihtimali artar.
Büyükşehir Belediyesi imar kararını sanayi alanından çıkarıp, kamu yararına millet bahçesi adı altında intifa hakkı ile şeker fabrikasının taşınması sonrası süreçte arazi kullanım maksadı değiştirilebilir. Burada alınacak kararlar; imar kararı, Bakanlık desteği, kamu yararı tanımı ve uzun süreli kullanım tahsis modeli ile doğa satılmıyor ama çok uzun süreli ekonomik kullanıma açılabilir.
Koruma alanları zamanla koruma alanı olmaktan çıkıp kontrollü ticaret alanına dönüşebilir. Bu, şehrin toprak kullanım felsefesinin yeniden yazılmasıdır.