Kategori: Sür Manşet

  • SESOB Başkan Adayı Muzaffer Kabacan ‘BU SEÇİM ESNAFIMIZ İÇİN DÖNÜM NOKTASI OLACAK’

    ‘BU SEÇİM ESNAFIMIZ İÇİN

    DÖNÜM NOKTASI OLACAK’

    Sakarya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (SESOB) Başkan Adayı Muzaffer Kabacan: “Bu seçim sadece yönetim değişikliği değil, aynı zamanda Sakarya esnafının geleceğinin bir dönüm noktası olacaktır”

    YENİ BİR DÖNEM

    Artık Sakarya esnafı için değişim zamanı diyen Başkan Adayı Muzaffer Kabacan, “İnşallah yeni bir dönemin kapılarını her birlikte aralayacağız. Esnafımız şimdiye kadar görmediği hizmeti ve projeleri bizlerin çalışmaları sayesinde şahit olacak. Esnafımız sadece ayakta kalmayı değil, büyümeyi de hak ediyor” dedi.

    ÖNCELİKLİ HEDEFLER

    Kabacan sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu kapsamda düşük faizli kredi imkanlarının genişletilmesi, kooperatifleşmenin teşvik edilmesi ve yerel üretimin desteklenmesi öncelikli hedeflerimiz  arasındadır. Yerel üretimi ve ticareti ne kadar genişletirsek, bölgemizdeki cazibeyi ve ekonomiyi o derece canlandıracağımıza inanıyorum.

    ESNAFIN MENFAATLERİ

    Bu süreçte, birlik ve beraberliğimize önem vereceğiz. Tüm odalarla ortak akıl çerçevesinde hareket edip, Sakarya’nın menfaatleri ne ise onu gözeteceğiz. Hesap verebilirlik ve katılımcı karar alma mekanizmalarıyla yeni bir yönetim anlayışını esnafımızın hizmetine sunacağız. Bu seçim, sadece bir yönetim değişikliği değil; aynı zamanda Sakarya esnafının geleceğinin bir dönüm noktası olacaktır”

    #muzafferkabacan #esnaf   #SakaryaesnafveSanatkarlarOdalarıBirliği

  • EDİZ HUN: ‘’YAŞLANINCA YALNIZ KALIYORSUNUZ’’

    EDİZ HUN: ‘’YAŞLANINCA YALNIZ KALIYORSUNUZ’’

    HÜLYA KOÇYİĞİT: ‘’NÜFUSUMUZ YAŞLANIYOR’’

    EDİZ HUN: ‘’YAŞLANINCA YALNIZ KALIYORSUNUZ’’

    SAĞLIKLI VE KEYİFLİ YAŞ ALMANIN MERKEZİ: GOLDHAVEN ANATOLIA TANITILDI

    ‘’Sevgiyle yaşama bağlanmak’’

     

    Kütahyalı iş insanı Ahmet Tekdemir başkanlığında “Türkiye’nin Kooperatifi” sloganıyla kurulan Sınırlı Sorumlu Kütahya Sosyal Hizmetler İşletme Kooperatifi’nin açılışı ve “Goldhaven Anatolia” projesinin tanıtımı Hülya Koçyiğit ve Ediz Hun’unun katılımıyla Kütahya’da gerçekleşti. Proje, Türkiye’nin en büyük yatak kapasiteli yaşlı bakım evi olma özelliği ile hayata geçmeye hazırlanıyor.

     

    Türkiye’nin en önemli termal sağlık merkezlerinden ve “Gençlik Suyu” olarak da bilinen Kütahya Yoncalı Termal Kaplıcaları bölgesinde hayata geçmeye hazırlanan ‘’Goldhaven Anatolia’’nın tanıtımı, içerik ve süreci projenin öncüsü Ahmet Tekdemir tarafından paylaşıldı. Yatağa bağımlı ya da fiziksel gerilemeleri nedeniyle özel ilgi ve destek gerektiren yaşlılara uzman ekipler eşliğinde destek vermeyi ve daha iyi bir bakım ve önleyici sağlık hizmetler sunmayı hedefliyor.

     

    Açılışa ayrıca Global Engelliler Vakfı Başkanı Necdet Öztürk, Türkiye Sağlık, Enerji ve Teknoloji İş Birliği Uzmanı Yönetim Kurulu Üyesi Oya Demirel, Sinema Oyuncuları Meslek Birliği Başkanı Renan Bilek ve Türk Dünyası Sinema Vakfı Başkanı Erdoğan Erdoğdu katıldı.

     

    Hülya Koçyiğit: ‘’Nüfusumuz yaşlanıyor’’

    Türk sinemasının usta ismi Hülya Koçyiğit konuşmasına Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’daki saldırılara dair geçmiş olsun dileklerini paylaşarak başladı. Koçyiğit: “Hepimizin içi kan ağlıyor. Birkaç gündür yaşadığımız olaylar hepimizi derinden sarstı. Kaybettiğimiz evlatlarımıza, öğretmenimize rahmet; tüm yaralılara şifa diliyorum.” sözleriyle üzüntüsünü dile getirdi.

    Proje hakkındaki düşüncelerini paylaşan Koçyiğit şunları söyledi: “Anlamlı bir projede bir araya geldik. Yaşlanıyoruz, nüfusumuz da yaşlanıyor fakat önemli olan yaşlanmak değil, kaliteli yaşlanmak. Toplum içerisinde birikimlerini paylaşabilmek, yalnız hissetmemek, yaşıtlarıyla birlikte yeteneklerini paylaşabileceği ortamı bulabilmek çok önemli. Bu düşünceyi ve projeyi hayata geçirme heyecanını paylaşan herkese, yürekten teşekkür ediyorum. Ülkemizin bu gibi nice merkezlere ihtiyacı var. Dilerim bu merkezin açılışında da birlikte oluruz.”

     

    Ediz Hun: ‘’Yaşlanınca yalnız kalıyorsunuz’’

    Türk sinemasının efsane isimlerinden Ediz Hun da saldırıları kınayarak sözlerine başladı: “Elim bir olay yaşadık hepimizi derinden yaraladı. Hayatını kaybedenler Allah’tan rahmet diliyorum.”

    Planlanan tesis hakkında konuşan Hun, “Goldhaven Anatolia” çok önemli bir proje. Bu tarz bir tesis Avrupa’nın pek çok ülkesinde var. Yaşlılığın ne olduğunu ancak yaşlanmaya başlayan insanlar idrak edebilir. Bu yüzden bu konuda bedensel yapınızın mükemmeliyeti, ruh sağlığınız ve sosyal yaşam dengesi çok önemli. Belki bu tesiste konaklayanlar aralarında kurdukları tiyatro grubuyla oyun sergileyecekler, belki resim yapacaklar… Ben babama da ‘Çık, gez” derdim. ‘Kim kaldı ki çıkayım’ derdi. Yaşlanınca yalnız kalıyorsunuz ve bu da sizi üzüntüye sürüklüyor. Bu sosyal ortamda ise pek çok yapabilirsiniz. Gerçekleşmesi planlanan bu proje, diğer illerimize de örnek teşkil edecektir.” dedi.

     

    Açılış konuşmasına geçtiğimiz günlerde Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da gerçekleşen saldırılara dair geçmiş olsun dileklerini paylaşarak başlayan S.S. Sosyal Hizmetler Başkanı Ahmet Tekdemir “Memleketimizin başı sağ olsun”diyerek tüm hayatını kaybedenleri rahmetle andı.

    Projenin Türkiye’de bir ilk olduğunu vurgulayan Tekdemir, “Bu projeyle, insanın kendini değerli hissettiği, sağlığın, huzurun ve sosyal hayatın yeniden anlam kazandığı bir yaşam modeli kurmayı planlıyoruz.” dedi.

    Aynı zamanda kurulacak olan merkezle Kütahya’nın sağlık turizmi merkezi haline gelmesini hedeflediklerini dile getiren Tekdemir, “Bu modelle; yerel kalkınmayı destekleyen, ortaklarına değer kazandıran ve sürdürülebilir bir ekonomik yapı oluşturuyoruz. Kooperatif ortaklığı sayesinde, bu yatırımın getirisi sadece bir yapıya değil, geniş bir dayanışma ağına yayılmaktadır.” ifadelerini kullandı.

    Ayrıca açılışta, Global Engelliler Vakfı Başkanı Necdet Öztürk de global kapsayıcı ve erişilebilir turizm hakkındaki sunumunu gerçekleştirerek, Kooperatif Başkanı Ahmet Tekdemir ile iş birliği protokolü imzaladı.

     

    21.000 m² alanda 500 yatak kapasitesiyle ülkenin bu alandaki en büyük entegre bakım merkezi olacak olan tesis; tıbbi bakım, rehabilitasyon, palyatif hizmetler ve psiko-sosyal desteği tek bir yaşam alanında bir araya getirecek. Ayrıca, kök hücre ve doku yenilenme çalışmalarına yönelik özel bir sağlık ünitesinin de yer alacağı tesis, yurt içi ve yurt dışından 65 yaş üstü tüm yaşlıları davet ediyor.

    Klasik termal otel anlayışının sınırlarını aşarak sağlık, dinlenme ve yaşam kalitesini tek bir çatı altında buluşturan bütüncül bir konsept üzerine inşa edilen ve temelinde modern tıbbın öne çıkan yaklaşımlarından biri olan rejeneratif tıp perspektifin yer aldığı tesis iki ile on iki hafta arasında değişen konaklama seçenekleri, geriatrik rehabilitasyon programları, aktif yaşam aktiviteleri, wellness ve sağlıklı yaşam paketleri ile bütüncül bakım hizmetlerini bir arada sunuyor ve yüksek katma değerli bir sağlık ve turizm deneyimi yaratmayı hedefliyor.

     

    GOLDHAVEN HAKKINDA:

    Geniş Hedef Kitlesi

    Büyük şehirlerde yaşayan ileri yaştaki bireyler, Avrupa’daki Türk toplulukları, wellness odaklı seyahat tercih eden uluslararası ziyaretçiler ve uzun süreli sağlık ile dinlenme amaçlı konaklama arayan misafirler bu modelin öne çıkan potansiyel konukları arasında yer alıyor.

    Termal sağlık olanakları, bütüncül yaşam destek yaklaşımı ve uluslararası vizyonu sayesinde tesisin, sağlık ve yaşam odaklı uluslararası bir çekim merkezi haline gelmesi hedefleniyor.

    Ev sıcaklığında tasarlanmış yaşam alanları, ileri sağlık standartlarında hizmet sunabilecek teknik altyapı, termal alanlar, sosyal ve kültürel mekânlar ile sanat ve terapi uygulamaları ile bireylerin yalnızca fiziksel değil, ruhsal ve sosyal iyilik hallerini de güçlendiren bir yaşam ortamı sunmayı amaçlayan tesis yatağa bağımlı ya da fiziksel gerilemeleri nedeniyle özel ilgi ve destek gerektiren yaşlılara uzman ekipler eşliğinde destek vermek, evinden daha iyi bir bakım ve önleyici sağlık hizmetleri sunmayı planlıyor.

    İhtiyaca Göre Bakım Anlayışı

    Tesise kabul sürecinde her konuk, uzman bir ekip tarafından ücretsiz olarak değerlendiriliyor. Bu değerlendirme sonucunda sağlık ekibi tarafından tamamen kişiye özel bir bakım planı hazırlanıyor. Süreç boyunca plan güncellenerek bireyin ihtiyaçlarına yanıt vermeye devam ediyor.

    Alzheimer, Parkinson, Demans, MS ve kanser gibi ileri düzey tıbbi bakım gerektiren hastalar dahil tüm konuklara 24 saat kesintisiz hizmet sunuluyor. Solunum cihazına bağlı ya da özel beslenme yöntemi gerektiren bireyler için de gerekli altyapı ve uzman kadro sağlanıyor.

    Konfor ve Güvenliği Bir Arada Sunan Bir Ortam

    Tek ve çift kişilik olarak planlanan odalar; banyo, tuvalet, klima, televizyon ve kişiye özel mobilyalarla donatılıyor. Hemşire çağırma sistemi ve 24 saat aktif güvenlik uygulaması konukların güvende hissetmesini sağlıyor. Aileler ise istedikleri zaman çevrimiçi kamera sistemi aracılığıyla yakınlarını takip edebiliyor.

    Sağlık hizmetleri arasında düzenli doktor muayeneleri, ilaç yönetimi, tedavi takibi ve bireyselleştirilmiş fizyoterapi programları yer alıyor.

    Beden ve Zihin İçin Bütüncül Destek

    Psiko-sosyal hizmetler, projenin temel bileşenlerinden birini oluşturuyor. Sosyal çalışmacılar ve psikologlar tarafından yürütülen bireysel ve grup terapilerinin yanı sıra sanat terapisi, sosyal etkinlikler ve el becerisi çalışmaları da program kapsamında sunuluyor. Sinema salonu, kütüphane, hobi odası ve konferans salonu bu hizmetlere ev sahipliği yapacak.

    Beslenme programları doktor ve diyetisyen iş birliğiyle kişiye özel olarak hazırlanıyor; günde üç ana ve iki ara öğün sunuluyor. Gerektiğinde yemek yedirme ve özel beslenme yöntemleri de uygulanıyor.

    Doğayla Bütünleşen Bir Yaşam Alanı

    Tesis, yalnızca tıbbi bir bakım merkezi olarak tasarlanmıyor. Konuklar, kendilerinin ekip biçebileceği organik bahçelerde zaman geçirebilecek; şifalı kaplıca sularıyla beslenen hamam ve havuzlara erişebilecek. Spor salonları ve dinlenme alanlarıyla desteklenen bu ortam, yaşlı bireylerin günlük yaşamına anlam ve keyif katmayı hedefliyor.

    Kooperatif Modeli: Birlikte Yatırım, Birlikte Kazanç

    Projenin kooperatif yapısı, yüksek başlangıç maliyetlerini ortaklar arasında dengeli biçimde dağıtıyor. Türkiye’de hızla büyüyen yaşlı nüfus, bu alanda kalıcı ve güçlü bir talep zemini oluşturuyor. Projeye ortak olmak; hem düzenli gelir potansiyeli hem de toplumsal değer üreten bir yapının parçası olma fırsatı sunuyor.

     

    Ediz Hun: ‘’Yaşlanınca yalnız kalıyorsunuz’’

    Türk sinemasının efsane isimlerinden Ediz Hun da saldırıları kınayarak sözlerine başladı: “Elim bir olay yaşadık hepimizi derinden yaraladı. Hayatını kaybedenler Allah’tan rahmet diliyorum.”

    Planlanan tesis hakkında konuşan Hun, “Goldhaven Anatolia” çok önemli bir proje. Bu tarz bir tesis Avrupa’nın pek çok ülkesinde var. Yaşlılığın ne olduğunu ancak yaşlanmaya başlayan insanlar idrak edebilir. Bu yüzden bu konuda bedensel yapınızın mükemmeliyeti, ruh sağlığınız ve sosyal yaşam dengesi çok önemli. Belki bu tesiste konaklayanlar aralarında kurdukları tiyatro grubuyla oyun sergileyecekler, belki resim yapacaklar… Ben babama da ‘Çık, gez” derdim. ‘Kim kaldı ki çıkayım’ derdi. Yaşlanınca yalnız kalıyorsunuz ve bu da sizi üzüntüye sürüklüyor. Bu sosyal ortamda ise pek çok yapabilirsiniz. Gerçekleşmesi planlanan bu proje, diğer illerimize de örnek teşkil edecektir.” dedi.

    Açılış konuşmasına geçtiğimiz günlerde Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da gerçekleşen saldırılara dair geçmiş olsun dileklerini paylaşarak başlayan S.S. Sosyal Hizmetler Başkanı Ahmet Tekdemir “Memleketimizin başı sağ olsun”diyerek tüm hayatını kaybedenleri rahmetle andı.

    Projenin Türkiye’de bir ilk olduğunu vurgulayan Tekdemir, “Bu projeyle, insanın kendini değerli hissettiği, sağlığın, huzurun ve sosyal hayatın yeniden anlam kazandığı bir yaşam modeli kurmayı planlıyoruz.” dedi.

    Aynı zamanda kurulacak olan merkezle Kütahya’nın sağlık turizmi merkezi haline gelmesini hedeflediklerini dile getiren Tekdemir, “Bu modelle; yerel kalkınmayı destekleyen, ortaklarına değer kazandıran ve sürdürülebilir bir ekonomik yapı oluşturuyoruz. Kooperatif ortaklığı sayesinde, bu yatırımın getirisi sadece bir yapıya değil, geniş bir dayanışma ağına yayılmaktadır.” ifadelerini kullandı.

    Ayrıca açılışta, Global Engelliler Vakfı Başkanı Necdet Öztürk de global kapsayıcı ve erişilebilir turizm hakkındaki sunumunu gerçekleştirerek, Kooperatif Başkanı Ahmet Tekdemir ile iş birliği protokolü imzaladı.

    21.000 m² alanda 500 yatak kapasitesiyle ülkenin bu alandaki en büyük entegre bakım merkezi olacak olan tesis; tıbbi bakım, rehabilitasyon, palyatif hizmetler ve psiko-sosyal desteği tek bir yaşam alanında bir araya getirecek. Ayrıca, kök hücre ve doku yenilenme çalışmalarına yönelik özel bir sağlık ünitesinin de yer alacağı tesis, yurt içi ve yurt dışından 65 yaş üstü tüm yaşlıları davet ediyor.

    Klasik termal otel anlayışının sınırlarını aşarak sağlık, dinlenme ve yaşam kalitesini tek bir çatı altında buluşturan bütüncül bir konsept üzerine inşa edilen ve temelinde modern tıbbın öne çıkan yaklaşımlarından biri olan rejeneratif tıp perspektifin yer aldığı tesis iki ile on iki hafta arasında değişen konaklama seçenekleri, geriatrik rehabilitasyon programları, aktif yaşam aktiviteleri, wellness ve sağlıklı yaşam paketleri ile bütüncül bakım hizmetlerini bir arada sunuyor ve yüksek katma değerli bir sağlık ve turizm deneyimi yaratmayı hedefliyor.

    GOLDHAVEN HAKKINDA:

    Geniş Hedef Kitlesi

    Büyük şehirlerde yaşayan ileri yaştaki bireyler, Avrupa’daki Türk toplulukları, wellness odaklı seyahat tercih eden uluslararası ziyaretçiler ve uzun süreli sağlık ile dinlenme amaçlı konaklama arayan misafirler bu modelin öne çıkan potansiyel konukları arasında yer alıyor.

    Termal sağlık olanakları, bütüncül yaşam destek yaklaşımı ve uluslararası vizyonu sayesinde tesisin, sağlık ve yaşam odaklı uluslararası bir çekim merkezi haline gelmesi hedefleniyor.

    Ev sıcaklığında tasarlanmış yaşam alanları, ileri sağlık standartlarında hizmet sunabilecek teknik altyapı, termal alanlar, sosyal ve kültürel mekânlar ile sanat ve terapi uygulamaları ile bireylerin yalnızca fiziksel değil, ruhsal ve sosyal iyilik hallerini de güçlendiren bir yaşam ortamı sunmayı amaçlayan tesis yatağa bağımlı ya da fiziksel gerilemeleri nedeniyle özel ilgi ve destek gerektiren yaşlılara uzman ekipler eşliğinde destek vermek, evinden daha iyi bir bakım ve önleyici sağlık hizmetleri sunmayı planlıyor.

     

    İhtiyaca Göre Bakım Anlayışı

    Tesise kabul sürecinde her konuk, uzman bir ekip tarafından ücretsiz olarak değerlendiriliyor. Bu değerlendirme sonucunda sağlık ekibi tarafından tamamen kişiye özel bir bakım planı hazırlanıyor. Süreç boyunca plan güncellenerek bireyin ihtiyaçlarına yanıt vermeye devam ediyor.

    Alzheimer, Parkinson, Demans, MS ve kanser gibi ileri düzey tıbbi bakım gerektiren hastalar dahil tüm konuklara 24 saat kesintisiz hizmet sunuluyor. Solunum cihazına bağlı ya da özel beslenme yöntemi gerektiren bireyler için de gerekli altyapı ve uzman kadro sağlanıyor.

    Konfor ve Güvenliği Bir Arada Sunan Bir Ortam

    Tek ve çift kişilik olarak planlanan odalar; banyo, tuvalet, klima, televizyon ve kişiye özel mobilyalarla donatılıyor. Hemşire çağırma sistemi ve 24 saat aktif güvenlik uygulaması konukların güvende hissetmesini sağlıyor. Aileler ise istedikleri zaman çevrimiçi kamera sistemi aracılığıyla yakınlarını takip edebiliyor.

    Sağlık hizmetleri arasında düzenli doktor muayeneleri, ilaç yönetimi, tedavi takibi ve bireyselleştirilmiş fizyoterapi programları yer alıyor.

    Beden ve Zihin İçin Bütüncül Destek

    Psiko-sosyal hizmetler, projenin temel bileşenlerinden birini oluşturuyor. Sosyal çalışmacılar ve psikologlar tarafından yürütülen bireysel ve grup terapilerinin yanı sıra sanat terapisi, sosyal etkinlikler ve el becerisi çalışmaları da program kapsamında sunuluyor. Sinema salonu, kütüphane, hobi odası ve konferans salonu bu hizmetlere ev sahipliği yapacak.

    Beslenme programları doktor ve diyetisyen iş birliğiyle kişiye özel olarak hazırlanıyor; günde üç ana ve iki ara öğün sunuluyor. Gerektiğinde yemek yedirme ve özel beslenme yöntemleri de uygulanıyor.

    Doğayla Bütünleşen Bir Yaşam Alanı

    Tesis, yalnızca tıbbi bir bakım merkezi olarak tasarlanmıyor. Konuklar, kendilerinin ekip biçebileceği organik bahçelerde zaman geçirebilecek; şifalı kaplıca sularıyla beslenen hamam ve havuzlara erişebilecek. Spor salonları ve dinlenme alanlarıyla desteklenen bu ortam, yaşlı bireylerin günlük yaşamına anlam ve keyif katmayı hedefliyor.

    Kooperatif Modeli: Birlikte Yatırım, Birlikte Kazanç

    Projenin kooperatif yapısı, yüksek başlangıç maliyetlerini ortaklar arasında dengeli biçimde dağıtıyor. Türkiye’de hızla büyüyen yaşlı nüfus, bu alanda kalıcı ve güçlü bir talep zemini oluşturuyor. Projeye ortak olmak; hem düzenli gelir potansiyeli hem de toplumsal değer üreten bir yapının parçası olma fırsatı sunuyor.

  • ÇEKMEKÖY ÖMERLİ MAHALLESİNDE DEV DOĞAL YAŞAM ALANI AÇILDI

    ÇEKMEKÖY ÖMERLİ MAHALLESİNDE DEV DOĞAL YAŞAM ALANI AÇILDI

    İSTANBUL ÇEKMEKÖY ÖMERLİ MAHALLESİNDE DEV DOĞAL YAŞAM ALANI AÇILDI

    Çekmeköy’de sokak hayvanları için örnek bir proje hayata geçirildi. Ömerli Mahallesi’nde kurulan Doğal Yaşam Alanı, yüzlerce can dosta güvenli ve huzurlu bir yaşam sunmayı hedefliyor.

    Çekmeköy Belediyesi tarafından Ömerli Mahallesi’nde, Ayvalı-Çataldağı Devlet Ormanı içerisinde kurulan Doğal Yaşam Alanı düzenlenen törenle hizmete açıldı. Çekmeköy Belediye Başkanı Orhan Çerkez’in ev sahipliğinde gerçekleştirilen açılış törenine, İstanbul Vali Yardımcısı Mustafa Asım Alkan, Çekmeköy Kaymakamı Resul Çelik, İstanbul Büyükşehir Belediye Meclis Başkan Vekili Gökhan Gümüşdağ, siyasi parti ilçe temsilcileri, STK temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı.

    Sokak hayvanlarının huzur, güven ve hijyen koşullarında barınmasını amaçlayan tesis, modern yapısı ve geniş kapasitesiyle öne çıkıyor. Toplam 75 dönümlük arazi üzerine kurulan ve 12 dönümlük yerleşke alanına sahip olan merkezde, her biri 100 metrekare büyüklüğünde 88 ayrı yaşam alanı bulunuyor. Bu sayede tesiste aynı anda 880 sokak hayvanının barınabilmesi mümkün hale geliyor.

    Tesis, yalnızca barınma imkânı sunmakla kalmayıp, hayvanların doğal ortamda hareket edebileceği geniş oyun alanlarıyla da dikkat çekiyor. Bu alanlar sayesinde sokak hayvanlarının rehabilite edilmesi ve sosyal davranışlarının desteklenmesi hedefleniyor. Merkezde görev yapacak uzman veteriner hekimler ve teknik ekip sayesinde sokak hayvanlarının sağlık kontrolleri düzenli olarak gerçekleştirilecek. Tedavi, bakım ve rehabilitasyon süreçlerinin titizlikle yürütüleceği tesiste, sokak hayvanlarının emin ellerde güvenle yaşamlarını sürdürecek.

    İstanbul Vali Yardımcısı Mustafa Asım Alkan, “Bizim medeniyetimiz, “Yaratılanı severiz yaratandan ötürü” düsturuyla; kuşlar için vakıflar kuran, kışın aç kalan hayvanlar için dağlara yiyecek bırakan bir gelenekten gelir. Bugün açılışını yaptığımız bu alan, işte bu kadim merhametin modern bir vizyonla buluşmuş hâlidir. Sokak hayvanları, bu şehrin sakinleri ve bizlere emanet olan canlardır. Burası, onların hem güvenle yaşayabileceği hem de rehabilite edilebileceği bir merkez olacaktır. Bu merkez sayesinde hem hayvanlarımızın yaşam konforu artacak hem de sokaklarımızdaki kontrolsüz popülasyon, bilimsel yöntemlerle yönetilerek vatandaşlarımızın güvenliği sağlanacaktır. İstanbul’umuzun yaşam kalitesine her açıdan büyük katkılar sunacak ve vicdanımızın sesi olacak bu alanın planlanmasında ve hayata geçirilmesinde emeği geçen, başta Çekmeköy Belediye Başkanlığı olmak üzere tüm kişi ve kurumları tebrik ediyorum” dedi.

    Çekmeköy Kaymakamı Resul Çelik, “Sahipsiz hayvanların kontrol altına alınması rehabilitasyon kısırlaştırma ve sahiplendirme süreçlerinin etkinleştirilmesi, barınakların fiziki ve hijyenik şartlarının iyileştirilmesi, vatandaşlarımızın bilinçlendirilmesi gibi adımlar yaptığımız çalışmaların temel yapı taşlarını oluşturuyor. Unutulmamalıdır ki bu mesele yalnızca idari bir görev değil aynı zamanda insani vicdani ve toplumsal bir sorumluluktur. Amacımız hem insanlarımızın güvenliğini temin etmek hem de sahipsiz hayvan yaşam haklarını koruyarak dengeli ve sürdürülebilir bir çözüm ortaya koymaktır. Ben yaptıkları bu çalışmalarla değerli başkanım Sayın Orhan Çerkez’e ve onun şahsında emeği geçen bütün paydaşlara huzur şükranlarımı arz ediyorum, hayırlı olsun” dedi.

    7 gün 24 Saat Hizmet!.

    Açılışta konuşan Çekmeköy Belediye Başkanı Orhan Çerkez, “Bugün Ömerli’de, doğanın kalbinde can dostlarımız için hayata geçirdiğimiz Doğal Yaşam Alanı’nın açılışını gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. 75 dönümlük bir alan içerisinde, 12 dönüm üzerine kurulu bu modern tesisimizde; her biri 100 metrekare olan 88 ayrı bölüm bulunuyor. Bu kapasiteyle aynı anda yaklaşık 880 can dostumuza güvenli, sağlıklı ve konforlu bir yaşam alanı sunuyoruz. Geniş oyun alanlarıyla onların özgürce hareket edebileceği bir ortam oluşturduk. 5 veteriner hekim, 2 veteriner tekniker ve alanında uzman ekiplerimizle burada 7 gün 24 saat hizmet vereceğiz. Ayrıca sahada görev yapan hayvan ambulanslarımız ve transfer araçlarımızla ilçemizin 21 mahallesinde de aktif olarak can dostlarımızın yanındayız. Bizler Çekmeköy’de sadece insanlar için değil, birlikte yaşadığımız tüm canlılar için daha iyi şartlar oluşturmakla sorumluyuz. En büyük hedefimiz ise bu güzel dostlarımızı sıcak yuvalarla buluşturmak. Tüm komşularımızı sahiplendirme konusunda duyarlı olmaya davet ediyorum. Çekmeköy’de can dostlarımız için daha iyi imkanlar sunmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Bu güzel hizmetin ilçemize hayırlı olmasını diliyorum” dedi.

    Nurcan Kırcalı

  • SATSO’dan Türkiye’ye Örnek Model: Üretim ve Dijital Dönüşümde Yeni Dönem Başlıyor

    Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası (SATSO) öncülüğünde hayata geçirilecek “SATSO Üretim ve Dijital Dönüşüm Merkezi” projesi kapsamında, Toyota Türkiye tesislerinde kapsamlı bir istişare toplantısı gerçekleştirildi.

    SATSO Yönetim Kurulu Başkanı A. Akgün Altuğ, Yapay Zekâ ve Veri Bilimi Komisyonu Başkanı Bülent Yazıcı ve Genel Sekreter Şevket Kırıcı’dan oluşan heyet, Toyota Türkiye’nin kıdemli yöneticileriyle bir araya gelerek merkezin stratejik kurgusunu değerlendirdi.

    Toplantıda; Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı destekleriyle kurulacak SATSO IN-FAB (Model Fabrika ve Sanayi Dönüşüm Merkezi) başta olmak üzere merkezin tüm bileşenleri ele alındı. IN-FAB, MetalEX ve e-ComEX modülleri üzerinden üretimden insan kaynağına ve dijital ticarete uzanan bütüncül yapı değerlendirilirken, merkezin mimari kurgusu da paylaşıldı.

    Bütüncül Entegre Sistem

    Toplantıda konuşan SATSO Yönetim Kurulu Başkanı A. Akgün Altuğ, üretimde dönüşümün seçenek değil gereklilik olduğuna dikkat çekerek, “Bugün üretimde rekabet sadece hız, kalite ve maliyet üçgeninden de öteye taşınarak verimlilik ve veriyle yönetilen sistemler üzerinden şekilleniyor.

    Amacımız bütüncül entegre bir sistem oluşturarak firmalarımızın yılları aşan, başarısı kanıtlanmış tecrübelerini merkezimizin yetkinliğine katarak şehrimiz üretim ekosisteminin her kademesine katkı sunan verimli bir kompleks oluşturmaktır. Biz bu merkezde firmalarımıza sadece bir eğitimden ziyade üretim süreçlerini ölçen, analiz eden ve geliştiren bir yapı kurmayı amaçlıyoruz.

    Özellikle dijital ikiz, veri analitiği, yapay zekâ destekli karar sistemleri ve süreç simülasyonlarıyla üyelerimiz kendi üretimlerini gerçek zamanlı olarak görebilecek, kararlarını veriyle alabilecek ve kayıplarını da somut şekilde yönetebilecektir.

    Tecrübeli Firmalarla Ortaklık

    Odamızın asrı aşan tarihi ve kurumsal gücü; TOYOTA’nın da KAİZEN gibi kanıtlanmış iyileştirme felsefesi, üretim kalitesi, sürdürülebilirlik girişimleri, kadın istihdamına hassasiyeti, karbon nötr çabalarıyla sahip olduğu hafızayı Sakarya ve Türkiye için en verimli merkezi kurmak için yola çıkıyoruz. Bu çalışmamızda alanında etki etmiş birçok firma ile ortak ilerleyeceğiz.

    Ana Omurga: İkiz Dönüşüm

    Aynı zamanda dijital dönüşüm ile yeşil dönüşümü de merkezin ana omurgası haline getiriyoruz. Enerji verimliliği, kaynak kullanımı, karbon ayak izi ve sürdürülebilir üretim uygulamaları bu yapının ayrılmaz bir parçası olacak. Hedefimiz, sahada karşılığı olan, ölçülebilir sonuçlar üreten ve sanayicimizin rekabet gücünü kalıcı şekilde artıran bir dönüşüm modeli ortaya koymak. Bizler reklamdan çok yapılacak örnek işlerle ses getirmek istiyoruz. Fayda sağladığımız her firma veya kişinin düşüncesini daha da fazla alana yaymasıyla başarılı olacağız.  Oda olarak birçok projeye öncülük ettik. Bizler bir girişimcinin ne yapmasını göstermek ona doğru pazarı bulmak finans desteğini sağlamak ve de onun sürdürülebilirliğini sağlamak için kolları sıvadık. Hayırlı olsun”

    Başkan Altuğ’un konuşmasının ardından SATSO Genel Sekreteri Şevket Kırıcı, merkezin teknik mimarisi ve operasyonel modeline ilişkin bir sunum gerçekleştirdi. Kırıcı, merkezin tanılama–tasarım–uygulama–ölçüm döngüsü üzerine kurgulandığını belirterek, firmaların sisteme giriş aşamasında üretim hatları, kapasite kullanımı, darboğaz noktaları, kalite performansı ve dijital olgunluk seviyeleri üzerinden çok boyutlu analizden geçirileceğini ifade etti.

    Bu analizler doğrultusunda firmalara özel dönüşüm yol haritaları oluşturulacağını aktaran Kırıcı; IN-FAB modülünde yalın üretim, süreç optimizasyonu ve dijital üretim uygulamalarının simülasyon ve gerçek üretim ortamında test edileceğini, MetalEX ile ileri üretim ve kaynak teknolojileri alanında uygulamalı eğitim ve yetkinlik geliştirme süreçlerinin yürütüleceğini, e-ComEX kapsamında ise firmaların dijital ticaret operasyonlarının uçtan uca yapılandırılacağını belirtti.

    Toplantı sonunda Toyota Türkiye yetkilileri, merkezin sahip olduğu bütüncül yaklaşımın doğru uygulama ile yalnızca Sakarya’da değil, Türkiye genelinde sanayinin dönüşümüne katkı sağlayacak örnek bir model haline gelebileceğini belirterek projeye katkı sunmaya hazır olduklarını ifade etti.

  • Yas, Hafıza ve Zaman: “Derinlik”te Buluştu

    Yas, Hafıza ve Zaman: “Derinlik”te Buluştu

    Yas, Hafıza ve Zaman: “Derinlik”te Buluştu

    Evrim Sanat Galerisi’nde izleyiciyle buluşan sergi,

    yüzeyin ötesine geçen bir iç dünya ve dönüşüm alanı sunuyor.

    Evrim Sanat Galerisi, çağdaş sanatın dikkat çeken isimlerinden İclal Erentürk Güçsav’ın, küratörlüğünü İlayda Uzunarslan’ın üstlendiği “Derinlik” başlıklı kişisel sergisine ev sahipliği yapıyor. 18 Nisan 2026 tarihinde gerçekleşen açılışla sanatseverlerle buluşan sergi, izleyiciyi sanatçının içsel dünyasına ve çok katmanlı anlatım diline davet ediyor. Güçsav’ın son dönem üretimlerinden oluşan seçki, 6 Mayıs 2026 tarihine kadar ziyaret edilebilecek.

    “Derinlik”, bireysel deneyim ile toplumsal hafızanın iç içe geçtiği, zaman ve duygunun katmanlar hâlinde açıldığı bir anlatı sunuyor. Resimlerde keskin sınırlar yerini akışkan ve geçişken yüzeylere bırakırken, karşıtlıklar birbirini dışlayan değil, dönüşerek çoğalan anlamlar üretiyor. Sanatçının yüzeyle kurduğu ilişki; kazıma, silme ve aşındırma gibi müdahalelerle derinleşiyor ve her katman bir öncekini taşıyan canlı bir yapıya dönüşüyor. Bu yaklaşım, izleyiciye yalnızca görsel bir karşılaşma değil, hafıza, zaman ve dönüşüm üzerinden ilerleyen çok katmanlı bir deneyim sunuyor.

    Küratör İlayda Uzunarslan, sergiye ilişkin değerlendirmesinde, bu seçkinin izleyiciyi gündelik olanın ötesine taşıyarak daha kırılgan, çok katmanlı ve dönüşken bir iç dünyayla karşı karşıya getirdiğini vurguluyor. Uzunarslan’a göre Güçsav’ın eserleri, kişisel olan ile kolektif olan arasındaki sınırları belirsizleştirirken, her katmanda biriken izler aracılığıyla süreklilik duygusu yaratıyor ve izleyiciyi bu çok katmanlı yapının aktif bir parçası hâline getiriyor.

    Sanatçı İclal Erentürk Güçsav ise “Derinlik”te, içsel bir araştırma alanını başkalarıyla kurulan ilişkiler üzerinden genişlettiğini ifade ediyor. Kendi deneyimlerinden yola çıkan sanatçı, özellikle yakın dönemde yaşadığı kaybın etkisiyle, zamanın parçalı yapısını ve duyguların iç içe geçme hâlini resimlerinde görünür kıldığını belirtiyor. Bu sergiyle birlikte kişisel bir yasın, ortak bir hafıza ve duygudaşlık alanına dönüşebileceğine işaret eden Güçsav, çalışmalarını merhum babası İç Mimar Cemil Aytaç Erentürk’ün anısına ithaf ediyor.

    “Derinlik”, izleyiciyi yalnızca bir sergi mekânında dolaşmaya değil, aynı zamanda kendi iç katmanlarıyla karşılaşmaya davet eden bir deneyim sunuyor. Evrim Sanat Galerisi’nde 6 Mayıs 2026 tarihine kadar ziyaret edilebilecek sergi, çağdaş resim pratiğine duyusal ve düşünsel açıdan yoğun bir bakış öneriyor.

    Evrim Sanat Galerisi

    Adres: Caddebostan Mahallesi Bağdat Caddesi Ergun Apt. No: 244 Kat 2 Daire 8 Kadıköy İstanbul, Tel.: (0533) 237 59 06

    Ziyaret Saatleri: Pzt-Çrş-Perş-Cuma-Cmt 11:00-19:00

    Pazar 12:00-18:00, Salı günleri ziyarete kapalıdır.

  • SAKARYA TEŞKİLATINDAN TÜRKİYE DİVANI’NA GÜÇLÜ KATILIM

    SAKARYA TEŞKİLATINDAN TÜRKİYE DİVANI’NA GÜÇLÜ KATILIM

    SAKARYA TEŞKİLATINDAN TÜRKİYE DİVANI’NA GÜÇLÜ KATILIM

    Saadet Partisi Genel Merkezi tarafından düzenlenen Türkiye Divanı Programı, yurt genelinden yoğun katılımla gerçekleştirildi. Programa Sakarya teşkilatları da adeta çıkarma yaptı. Ana kademe, kadın kolları ve gençlik teşkilatlarıyla birlikte il ve ilçe yönetimlerinden toplam 580 kişi programa katılım sağladı.

    Sakarya teşkilatının yüksek katılımı, parti çalışmalarına verilen önemi bir kez daha gözler önüne sererken, programda bölgesel faaliyetler de dikkat çekti. Bu kapsamda Karasu İlçe Başkanı Murat Ali Aksoy, yürüttükleri çalışmalar ve saha performansına ilişkin kapsamlı bir rapor sunumu gerçekleştirdi. Aksoy’un sunumu, teşkilat çalışmaları açısından örnek gösterildi.

    Programda konuşan Genel Başkan Mahmut Arıkan ise hem Türkiye hem de dünya gündemine dair önemli değerlendirmelerde bulundu. Net ve kararlı mesajlar veren Arıkan, özellikle son dönemde gündemde olan erken seçim tartışmalarına da değindi.

    Saadet Partisi’nin her an seçime hazır olduğunu vurgulayan Arıkan, teşkilatlara seçim çalışmalarının başlatılması talimatını verdi. Bu açıklama, parti içinde yeni bir sürecin başlangıcı olarak değerlendirilirken, sahadaki çalışmaların da hız kazanacağı mesajı verildi.

    Türkiye Divanı Programı, Saadet Partisi teşkilatların motivasyonunu artıran ve seçim sürecine yönelik stratejilerin şekillendiği önemli bir buluşma olarak öne çıktı. 20 Bin kişinin üzerinde katılımın olduğu programla Saadet Partisi seçim atmosferine giren ilk parti oldu.

  • SESOB’taki başkanlık yarışından Yusuf İlkhun çekildi

    SESOB’taki başkanlık yarışından Yusuf İlkhun çekildi

    SESOB’taki başkanlık yarışından Yusuf İlkhun çekildi

    Başkan adayı Yusuf İlkhun, 9 Mayıs’taki kongrede Ali Bektaş’ı destekleme kararı alarak yarıştan çekildi.

    Sakarya Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği (SESOB) kongresi öncesinde dengeleri alt üst edecek flaş bir gelişme yaşandı. Başkan adayları Yusuf İlkhun ve Ali Bektaş güçlerini birleştirme kararı aldı.

    9 Mayıs’taki kritik kongreye günler kala yapılan sürpriz görüşmeden ittifak çıktı. Adapazarı Otomobilciler Odası Başkanı Yusuf İlkhun, yarıştan çekilerek Ali Bektaş’a destek verme kararı aldı.

    Gözler şimdi 9 Mayıs’taki kritik seçime çevrildi.

    Sakarya Minibüsçüler Esnaf Odası Başkanı ve SESOB başkan adayı Ali Bektaş, konu ile alakalı sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

    ”Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanımız Yusuf İlkhun kardeşim ile bir ara gelip SESOB seçimlerine dair bir görüşme gerçekleştirdik.

    Esnafımızı daha güçlü bir şekilde temsil etmek adına seçimde ortak hareket etmeye karar verdiğimizi kamuoyu ile paylaşmak isteriz. Hayırlı olsun”

  • Kabacan: Hiçbir esnafımızı yalnız bırakmayacağız

    Kabacan: Hiçbir esnafımızı yalnız bırakmayacağız

    Kabacan: Hiçbir esnafımızı

    yalnız bırakmayacağız

    Sakarya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (SESOB) Başkan Adayı Muzaffer Kabacan, “Birleştiren bir yönetim anlayışıyla hareket edip her odaya eşit mesafede duracağız. Hiçbir esnafımızı yalnız bırakmayacağız” dedi.

    ESNAF EN İYİSİNE LAYIK

    Seçim çalışmaları kapsamında ziyaretlerini sürdüren Sakarya Sebze ve Meyveciler Esnaf Odası Başkanı ve SESOB Başkan Adayı Muzaffer Kabacan, Sakarya esnafının her şeyin en iyisine layık olduğunu söyleyerek göreve geldikleri gibi esnafın sorunlarına büyük bir ciddiyetle eğileceklerini ifade etti.

    Sakarya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkan Adayı Muzaffer Kabacan

    CİDDİ BİR SINAV

    Hepimiz biliyoruz ki artık eski düzen ile ayakta kalmak mümkün değil diyen Kabacan, “Artan maliyetler, düşen alım gücü ve rekabetin her geçen gün zorlaşması, esnafımızı ciddi bir sınavla karşı karşıya bırakıyor. İşte tam da bu noktada bizim farkımız ortaya çıkacak. Biz sorunları konuşan değil, çözen bir yönetim anlayışını hayata geçireceğiz” dedi.

    DİJİTAL DÖNÜŞÜM

    Kabacan, göreve geldiklerinde ilk olarak esnafın finansmana erişimini kolaylaştıracaklarını belirterek, “Bankalarla ve ilgili kurumlarla güçlü temaslar kurarak düşük faizli kredi imkanlarını artıracağız. Bununla birlikte dijital dönüşüm projeleriyle esnafımızı geleceğe hazırlayacağız. Artık sadece dükkân açmak yetmez; dijital dünyada da var olmak zorundayız” diye belirtti.

    ÇIRAKLIK-USTALIK

    SESOB Başkan Adayı Muzaffer Kabacan şöyle devam etti: “Gençlerimizi esnaflığa kazandıracağız. Çıraklık ve ustalık kültürünü yeniden canlandırarak mesleklerimizin devamlılığını sağlayacağız. Çünkü biliyoruz ki güçlü bir esnaf yapısı, güçlü bir şehir demektir. Aynı zamanda birlik içinde birlik olacağız. Ayrıştıran değil, birleştiren bir yönetim anlayışıyla hareket edeceğiz. Her odaya eşit mesafede duracak, hiçbir esnafımızı yalnız bırakmayacağız.

    DEĞİŞİM SEÇİMİ

    Bu seçim bir değişim seçimidir. Bu seçim, “artık yeter” diyen esnafın seçimidir. Gelin birlikte yeni bir sayfa açalım. Güçlü, kararlı ve çözüm odaklı bir yönetimle esnafımızın hak ettiği değeri birlikte kazandıralım. Sizlerin desteğiyle başaracağız. Sizlerin güveniyle büyüyeceğiz”

    #muzafferkabacan #esnaf   #SakaryaesnafveSanatkarlarOdalarıBirliği

  • CHP Genel Başkanı Özgür Özel 26 Nisan Pazar günü saat 16.30’da Sakarya Demokrasi (Kent) Meydanı’nda

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel 26 Nisan Pazar günü saat 16.30’da Sakarya Demokrasi (Kent) Meydanı’nda

    Cumhuriyet Halk Partisi Sakarya İl Başkanlığı

    Emekliyi yoksulluğa, çiftçiyi borca, emekçiyi geçim savaşına, öğrenciyi ise umutsuzluğa mahkûm eden; adaleti yok sayan ve hukuksuzluğu büyüten bu düzene karşı, Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in katılımıyla millet iradesine sahip çıkmak için buluşuyoruz.

    Susmayan, boyun eğmeyen, hakkına, hukukuna ve memleketine sahip çıkan herkesi 26 Nisan Pazar günü saat 16.30’da Demokrasi (Kent) Meydanı’na “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitingimize davet ediyoruz.

    #MilletİradesineSahipÇıkıyor
    #chpsakarya
    #chp
    #SakaryaKentMeydanı
    #Sakarya

  • Yarım Kalan Bir Aydınlanma Destanı: Köy Enstitülerinden Günümüz Eğitim Çıkmazı

    Yarım Kalan Bir Aydınlanma Destanı: Köy Enstitülerinden Günümüz Eğitim Çıkmazı

    İbrahim Ortaş, iortas@cu.edu.tr

    Köy Enstitülerinin Kapatılması ve Günümüzün Eğitimin ve Toplumun Çözülemeyen Sorunları ile Boğuşmak.

    Bilgi ve Teknoloji Çağı’nda ülkemizin eğitim çıkmazı artık sokaktaki insandan devletin en üst düzeyindeki yetkililere kadar hiç kimsenin memnun olmadığı bir millî sorun konumundadır. Ne yazık ki son 50 yıldır bilincim dahilinde, toplumda hayatın her alanında işlenen sorunlar aynı, ancak hiçbir konuda nitelikli ve sürdürülebilir çözümün üretilmediği görülmektedir. Eğitim gibi toplumun gücünü ve geleceğini belirleyen yapının kontrol edilmesi her zaman söz konusu olacaktır. Ancak yöneticilerin ve toplumun sağduyusu eğitimi ile oynanmasına müsaade etmemesi kadar, eğitiminin çağdaşlaştırılarak ileriye taşıyacak şekilde desteklenmesi gerekir. Cumhuriyet kurulurken, o dönemi analiz eden Mustafa Kemal ve arkadaşları, dönemin tarıma dayalı toplumunda eğitimsizliğin kaderini değiştirmeyi en ciddi sorun olarak görmüşler ve işe koyulmak için kolları sıvamışlar. O dönemde köylerimizin temel olgusu büyük çoğunluğunda kapalı bir ekonomi, ilkel tarım teknikleri ile ihtiyaca yönelik bir üretim ve sade yaşam biçimi hüküm sürmektedir. Toplumun %95’i okuma yazmadan yoksun.

    Mustafa Kemal bu bağlamda 1922 yılında köylüyü Türkiye’nin gerçek sahibi ilan eder. 25 Kasım 1923 tarihinde Mustafa Kemal’in valilere gönderilen genelgede, yurdun her köşesinin cehalet ve irfansızlığın acısı altında olduğu, eğitimin her yaştan ve her sınıftan halkın gereksinmesi olduğu ve bu konuda çalışmalara hemen başlanması istendi.

    Cumhuriyet kurulduğunda ülkenin eğitim ihtiyacı genelde askerlikte, Ali Ocağı’nda kendini gösteren doğal zeki insanlar tarafından sağlanmaktaydı. Enstitünün temel anlayışı da ordunun Ali Okulu başarısına dayanmaktaydı. 1936’larda askerliğini onbaşı veya çavuş olarak yapan köy çocukları 6 ay süreli tarımsal uygulamalı kurslarda yetiştirilerek köylerinde eğitmen olurlarmış. Bu uygulamaların başarılı sonuçları masaya yatırılarak ülkenin öğretmen ihtiyacının sistematik hale getirilmesi planlanmıştır. Bununda altında Osmanlı’nın son dönemlerde arayışı yapılan eğitimin konusundaki çabalar ile köylü eğitimi konusundaki tartışma ile gelen bir arka plan hazırlığı ve isteği bulunmaktadır.

    Cumhuriyet’in gerçekleştirmek istediği kırsalın eğitim yoluyla geliştirilmesi projesi, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Bakan Hasan Âli Yücel ve eğitimci İsmail Hakkı Tonguç’un planlamasıyla 17 Nisan 1940’ta 3803 sayılı yasa ile kuruldu ve halen Türkiye’nin yarattığı ve dünyanın en özgün eğitim modeli olan Köy Enstitüleridir. Köy Enstitüleri yasasının 1. maddesi “ Köy öğretmeni ve köye yarayan diğer meslek erbaplarını yetiştirmek üzere, ziraat işlerine elverişli arazi bulunan köylerde, Maarif Vekâletince Köy Enstitüleri açılır” hükmünü içermektedir. Türkiye’nin yakaladığı bu eşsiz kendine özgü model olarak kuruldu ve teknik olarak Köy Enstitüleri 1946’da Hasan Âli Yücel’in ayrılması ve müfredatın değiştirilmesiyle “ruhunu” kaybetmeye başlamış, ancak resmi olarak kapatılmaları ve Öğretmen Okullarıyla birleştirilmeleri 1954 yılında gerçekleşmiştir. O dönemde neredeyse tamamı eğitimden yoksun ve köyde yaşayan nüfusu bütünsel olarak eğitmeyi amaçlayan bir modeldir. Köy Enstitüleri, Cumhuriyet’in temel felsefesinin bir yansıması olan toplumu eğitmek, toprak reformu yaparak kırsalı kalkındırmak ve üreterek toplumu çağdaş medeniyetler seviyesinin üzerine çıkarmaktır. İlk iş eğitim ile başlar. Köy Enstitüleri, kırsal toplulukların aydınlanmasına ve canlandırılmasına hedefledikleri için köylerin en diri, yetenekli, zeki gençleriyle işe başlanır.

    Enstitülerin Başarısı, Yaparak Öğrenme ve Öğretmeye Dayanıyor

    Köy Enstitülerinde eğitim pratik eğitimi esas alan bir müfredat içeriyor. El becerilerini zihni bilgi ile bütünleştirmeli özgün bir eğitim modelidir. Eğitimin siyasi sorumlusu Hasan Ali Yücel, mimarı ve kurgucusu İsmail Hakkı Tonguç’tur. Öğrenmeyi iş işleyerek ve üretim sürecinde işin içine katmaktadır. Öğrenme becerisinin iş içinde gerçekleşeceğini ören Tonguç’un İkinci Dünya Savaşı sıralarında kamunun elindeki alanların boş arazilerde tarımsal üretimin ileri teknikleri öğrencilere yapılarak öğretilmesi istenmiştir.

    Benim de sonradan öğrendiğim kadarıyla, oradaki köy bizim geleceğimizi sağlayacak enstitü köyleriymiş. Ancak ne yazık ki o köyün geleceğe ilişkin ufkunu maalesef başarılamadı. Her şey bir sonuçtur; her sonucun da bir nedeni vardır. O köyde eşek ve at sırtında taş ve kum taşıyarak bina yapan, kitap taşıyan öğrenci eğitmenlerin yerine şimdi hazır bilgi sunularak sağlanmaktadır. Bugün ülkemiz “of tüf” ediyorsa ve sürekli sorun üstüne sorun yaşıyorsa, bunun nedeni ciddi bir eğitim sistemine sahip olmamamızdandır. Bugün milyonlarca öğrenci hiçbir mesleki beceri kazandırılmadan üniversite kapısına iş bulma umuduyla zorlanıyorsa, sınavlarda şifre kopya söylentileri her zaman olmaktadır.

    Hepimiz Köy Enstitüleri kapatılmasalardı acaba ülkemiz bugün ne durumda olurdu? Ülkemiz bugün bilim ve teknolojik gelişmişlik yönünden daha neler sahip olacaktı. Ülkemizin gelişmişliği, tarım ve sanayi ve günümüz iletişim teknolojileri alanında dünyadaki yerini nasıl alacaktır? Bugün ülkemiz çiftçileri feryat ediyor, tarım can çekişiyor. Yaşam kalitesi, toplum sağlığı ve insanın geleceğe mutlu ve üretken bakması sanırım farklı olacaktı. Toplumun sanat ve bilimden haz alması ve katkıda bulunması ile ileri ve gelişmiş bir ülke yaratılmış olmayacak mıydı? Bugün artık işleyemez durumdaki eğitim ve sağlık sistemi, sanırım şimdi çok sorun olmayacaktı. Her vergisini verin, vatandaş, ülkesinin her ortak alanında sorumluluk alan her yurttaş eğitim ve sağlıkta da hizmet alacaktı.

    Enstitüler İnsani Değerleri Yüksek Öğretmenler Yetiştirmeyi Amaçladı

    Yücel ve Tonguç daha evrenselci ve hümanist yaklaşımla hareket ederek medeni bir toplum yaratma peşindedirler. Öğretmen-yazar Mahmut Makal’ın bir anlatısında, enstitüde öğretmen ders anlatırken Tonguç öğrencileri ile konuşmak ister. Öğrenci çekindiği için anlatamaz. Tonguç öğretmene dönerek, öğrencilerin konuşmalarını ve iletişimlerini geliştirmesini önerir. Cumhuriyet’in ilk yıllarında 40 bin köyün ancak birkaç binide eğitim yapıldığı ortamda köylüyü köyden çıkaranlar ile eğitmeyi amaçlıyorlardı. Çocuklar müzik, resim, el işi becerileri kazandılar. Öğrenciler, hayatın içinde teorik ve pratik öğrenmenin yanında kültür dersleriyle yetiştirilen örnek bir model.

    Öğretmen, öğretmen niteliği taşıyan yetkinlikleri olmalı, her konuda örnek olma özelliği göstermesi beklenir. Öğrenme ve öğretme gibi alanlarda para ile öğretmenlik, ek ders vs. durumlar öğretme niteliğini bozdular ve inandırıcılıktan çıkardılar.

    Öğretmenin önemini 2015 Nobel Kimya Ödüllü Prof. Dr. Aziz Sencar 11 Ekim 2015 tarihli Hürriyet’ten Tolga Tanış’a verdiği mülakatta “Bölgenizdeki okullar bunun için yeterli miydi? Sorusuna verdiği cevap: Maalesef biz memleket olarak her şeyimizi tenkitten hoşlanıyoruz. O dönem okullarımız harikaydı. Olağanüstü öğretmenlerim vardı ilkokulda. Oradaki ilkokul eğitimini burada Amerika’daki en iyi ilkokullarda verirler mi, vermezler mi bilmiyorum. Eğitim o kadar iyiydi ki köyden Amerika’ya ve Nobel ödülüne kadar eğitim ortamı hazırladı.

    Öğretmenler mi iyiydi?
    Tabii, çoğu Köy Enstitüsü mezunuydu. Çok idealist insanlardı.”

    Eğitiminize devam etmenizde öğretmenlerin teşviği rol oynadı mı?
    Öğretmenler teşvik etti tabii. Onlar cesaret verdiler

    Enstitüler Neden Kapatıldı

    Kapatılma nedeni, Soğuk Savaş sonrası enstitüler toplumun ahlaki değerleri üzerinden yalan bilgi ile manipüle edildi. Bununla toplumun toptan eğitimini öngörmektedir. Cumhuriyet’in ilk 20 yılda kurduğu eğitim örgütlenmesi ve atılımlar ile kısa sürede ülkenin her alanında ciddi bir kalkınmanın gerçekleştiği görülmüştür. Ancak İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemin koşulları ve Soğuk Savaş ile birlikte eğitim sistemi amacından saptırılmaya başlandı.

    Toplum enstitüler konusunda gerçekliği olmayan anlatılar (kız ve erkek öğrencilerin aynı okulda okuması vs.) kışkırtıldı. Siyaset oy kaygısıyla Bakan Hasan Ali Yücel görevden alındı ve diğer kurum yöneticileri tasfiye edildi. Kısa sürede enstitülerden mezun olan yazar ve nitelikli öğretmenler toplumun farkındalığını artırdı. İnsanî değerler topluma anlatıldı. Köy Enstitüleri, öğrenme yöntemi pratiği içinde de kendini ispatlayarak nitelikli eğitim almış olgun insan yetiştirmiştir. Beğenmedikleri ve eleştirdikleri enstitü sistemini kaldırıp onun yerine, bireyci, ekonomi temelli eğitim modelinin çıktılarının yaratığı bencil, tutumlu insanların bugün üretmediği gibi yeni sorunlar yaratıkları görülmektedir. Şimdilerde okullarda yaşanan öldürmelerin altını kazarsak, insani değerlerden uzaklaşan yapı üzerine birçok konu çıkacaktır.

    Ne Aralıyoruz?

    Eğer ülkemiz eşsiz eğitim modelini Soğuk Savaş’a kurban verecek şekilde kendi elleriyle devre dışı bırakmasaydı, bugün ülkemiz yurttaşları daha bilinçli, insani kalkınmışlık düzeyinde dünyada geri sıralarda olmazdı. Eğer köy enstitüsü kapanmasaydı, belki de 20–30 yıl ileride olabilirdi. Çünkü köy enstitüleri dünyada örnek bir modeli ve dünyada başka örneği yoktur. Yalnız öğretmen yetiştirmiyor, sanatçı, çiftçi yetiştiriyor. Kısacık sürede Köy Enstitülerinde 16.400’ü kadın ve erkek öğretmen, eğitmen, sağlık memuru olmak üzere toplam 22.456 eleman yetiştirir. Elemanlarını kentlere değil kırsala ve köye göndererek köylerin eğitim ve aydınlanmasını sağlayarak Türkiye’nin çağdaş medeniyetler seviyesine çıkmasına çalışılır.

    Doğadan koparılmamış coğrafyayı, tarihi gerçeklikleri bilen, insani değerin  yanında diğer canlıların varlığını önemseyen, ekolojiyi anlamış ve insani değerleri kazanmış insan yetiştirilmelidir. Eğer enstitüler kapatılmasaydı, coğrafi ve tarihi yurtseverlik bilinci kazanmış öğretmenlerin çoğunlukta olduğu Türkiye’nin zengin ekolojisi ve doğal zenginliği daha doğru ve bilinçli olarak kullanılacaktı ve sürdürülebilirliği bilinçli ellerde şekillenecekti. Toplumun okuma yazma sorunu çözülmüş olduğu için, bilinciyle, aklıyla geleceğini kendisi bilinciyle belirlerdi. Şimdi değil, 2000’li yılların başına kadar ülkemizin eğitilmiş kadroların büyük çoğunluğunun o dönemdeki köy enstitülerinden ve öğretmen okullarından yetişen öğretmenlerin eseri olduğunu sanırım herkes biliyordur.

    Ozanın ifadesi ile

    “Orada bir köy var uzakta…

    Gitmesek de, kalmasak da, o köy bizim koyumuzdur…”

    İşte o köylerin hedeflediği nitelikli eğitim almış, ülkesinin tarımını, coğrafyasını, tarihini bilen, insani değerleri gelişmiş, edem sahibi insan kaynağı üreten pınarını günümüzde yaşanan  çocukların işlediği suçlar sürecinde daha iyi anlıyor ve aranıyoruz.

    Ne yapılabilir; eski enstitüler olmaz; ancak yaparak öğrenme, insani değerleri okuyarak, sanat yaparak, spor yaparak öğrenen, mutlu, empati yapabilen bir insan eğitimi verebiliriz. Paralı eğitim, ek ders, özel okullar ve eğitim kurumlarının olmadığı, öğretmenin ek iş yapmak zorunda bırakılmadığı ve öğretmenin el üstünde tutulduğu bir eğitim ortamı yaratılabilir. Üniversitelerinde bilim insanlarının yoksulluk sınırında maaş almadığı, ek-ders, performans, dışarıda hizmet alımı vs. gibi bilim, entelektüellik ve aydınlanma ortamı ile bağdaşmayan anlayışlardan uzak, özerk ortamda özgürce bilimsel araştırma yaptığı, öğrencilerinin isteyerek öğrenmeye geldiği ve çağın yetkinliklerini kazanmak için her tülü düşünme, üretme ve kendini geçekleştirdiği ortamların sağladığı iklimde kendi yol haritasını yaratan bir yüksek öğretim oluşturulabilir. Köklü bir eğitim reformu ile yukarıdan aşağıya bir yapılanmayla nitelikli öğretmen okulları ve özerk üniversiteler kurarak yeniden başlanmalıdır. Eğitimin amacı ve öznesi, iyi eğitilmiş nitelikli, entelektüel birikimi, ahlaki zekâsı olan erdemli insanlar yetiştirmek olmalıdır. Yetiştirilen nitelikli öğretmen ve öğretim üyeleri ile bu defa yukarıdan aşağıya aranan kendisi olan kendisi kadar doğaya, topluma çalışarak, üreterek katkıda bulunan, açgözlülükten uzak, yaşadığı ortamdan mutlu olan anlam bilen insanları eğitmek mümkündür.