Kategori: Sür Manşet
-

Uyuşturucu akışını kesmek, terörün finansal damarını kesmektir!
Prof. Dr. Sevil Atasoy:
“Uyuşturucu akışını kesmek, terörün finansal damarını kesmektir!”
Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Birleşmiş Milletler Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu (INCB) Başkanı Prof. Dr. Sevil Atasoy, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan himayelerinde gerçekleştirilen 5. Antalya Diplomasi Forumu kapsamında düzenlenen “Terörle Mücadele: Uluslararası İşbirliğinin Yeniden Sahiplenilmesi” panelinde önemli değerlendirmelerde bulundu.
Terör örgütlerinin finansmanında yasa dışı uyuşturucu ekonomisinin artık “merkezi bir rol” oynadığını vurgulayan Prof. Dr. Atasoy, küresel güvenliğin bu alandaki zafiyetlere bağlı olarak ciddi risk altında olduğunu ifade etti. Günümüz tehditlerinin klasik güvenlik anlayışını aştığını belirten Atasoy; “Terör artık sadece silahla değil, finansal ağlar ve suç ekonomileri üzerinden büyüyor.” dedi.
Prof. Dr. Atasoy aynı zamanda uyuşturucu akışını kesmenin terörün finansal damarını da kesmek olduğunun altını çizdi.
Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Birleşmiş Milletler Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu (INCB) Başkanı Prof. Dr. Sevil Atasoy, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan himayelerinde gerçekleştirilen 5. Antalya Diplomasi Forumu kapsamında düzenlenen “Terörle Mücadele: Uluslararası İşbirliğinin Yeniden Sahiplenilmesi” panelinde önemli değerlendirmelerde bulundu.

17-19 Nisan 2026 tarihlerinde İngiltere Dışişleri Bakanlığında DEAŞ Karşıtı İletişim Birimi Başkanı Martyn Warr’ın moderatörlüğünde düzenlenen panele; Prof. Dr. Sevil Atasoy’un yanı sıra Nijerya Savunma Bakanı Christopher Gwabin Musa, Mozambik Milli Savunma Bakanı Cristovao Artur Chume, Uluslararası Kriz Grubu (ICG) Kıdemli Danışmanı Dareen Khalifa, Finlandiya Dışişleri Bakanlığı Dış ve Güvenlik Politikasından Sorumlu Müsteşar Yardımcısı Outi Holopainen ve NATO Harekâttan Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Vekili Burcu San da katıldı.

Küresel güvenliğin görünmeyen kilit aktörü: INCB!
INCB’nin yalnızca bir “uyuşturucu denetim kurumu” olarak değerlendirilmesinin yetersiz olduğunu dile getiren Prof. Dr. Sevil Atasoy, kurulun küresel güvenlik mimarisinin kritik bir unsuru olduğunu söyledi.
Birleşmiş Milletler sistemi içinde bağımsız bir organ olarak faaliyet gösteren INCB’nin, uyuşturucu ticareti ile terörün finansmanı arasındaki bağı kesmeye yönelik en somut ve operasyonel araçlardan biri olduğunu belirten Atasoy, Kurulun üç uluslararası sözleşmeden aldığı yetkiyle devletler arasında gerçek zamanlı bir güvenlik ağı kurduğunu ifade etti.
1988 Sözleşmesi, terör finansmanına doğrudan müdahale
Atasoy, özellikle 1988 tarihli sözleşmenin yalnızca uyuşturucu maddeleriyle değil, bu maddelerden doğan yasa dışı ekonomik sistemlerle de mücadele etmesi bakımından “oyun değiştirici” olduğunu vurguladı.
Bu çerçevenin kara para aklama ve terörizmin finansmanıyla mücadele eden uluslararası mekanizmalarla birlikte çalışarak çift yönlü bir etki yarattığını belirten Atasoy, “Bir yandan kaynağı kurutuyor, diğer yandan finansal sistem içindeki akışı kesiyoruz.” dedi.
Tehdit daha oluşmadan engelleniyor!
INCB’nin sahadaki etkilerine de değinen Atasoy, öncül kimyasalların izlenmesi sayesinde yasa dışı üretimin daha başlamadan engellenebildiğini ifade etti.
Yakın zamanda tonlarca fentanil öncülünün saptırılmasının önlendiğini hatırlatan Atasoy, bunun milyarlarca ölümcül dozun piyasaya girmesini engellediğini belirterek, “Bu, terörün finansmanını daha doğmadan kesmek anlamına gelir.” dedi.
“Artık parçalı değil, bütünleşik bir tehditten söz ediyoruz”
Prof. Dr. Sevil Atasoy günümüzde terör örgütleri, organize suç şebekeleri ve dijital platformların birbirine entegre olduğu yeni bir tehdit modeliyle karşı karşıya olunduğunu belirtti.
Bu yapının esnek, sınır aşan ve hızla uyum sağlayabilen bir karakter taşıdığını ifade eden Atasoy, “Artık parçalı değil, bütünleşik bir tehditten söz ediyoruz. Bu da mücadeleyi çok daha karmaşık hale getiriyor.” dedi.
Uyuşturucuyla mücadele aynı zamanda terörle de mücadele…
Konuşmasının en dikkat çekici bölümünde uyuşturucu ile mücadele ile terörle mücadelenin ayrılmaz hale geldiğini ifade eden Atasoy; “Uyuşturucu kaçakçılığını engellediğinizde, sadece bir suç türünü değil, terörün finansal yaşam hattını, damarını kesmiş olursunuz.” ifadelerini kullandı.
Finansman zafiyeti güvenlik açığı yaratıyor!
Uluslararası mekanizmaların yeterli kaynakla desteklenmemesi durumunda ciddi boşluklar oluşacağını belirten Atasoy, bu boşlukların suç ve terör ağları tarafından istismar edildiğini ifade etti.
Atasoy, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Daha güvenli ve öngörülebilir bir gelecek mümkündür. Ancak bunun yolu, çok taraflı iş birliğini güçlendirmekten geçiyor.”
-

‘Hedefimiz esnafımızı yeniden güçlendirmek’
‘Hedefimiz esnafımızı
yeniden güçlendirmek’
Yeni yönetim anlayışıyla esnafın daha etkin ve daha güçlü söz sahibi olacağı bir dönemin başlayacağını belirten SESOB Başkan Adayı Muzaffer Kabacan hedeflerinin esnafı yeniden güçlendirmek olduğunu söyledi.PROJELERİ ANLATIYOR
Kent genelinde esnaf ziyaretlerini sürdüren Sakarya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (SESOB) Başkan Adayı Muzaffer Kabacan, gittiği yerlerde ekonomideki mevcut tabloyu değerlendirirken, diğer yandan çözüm odaklı projelerini esnafla paylaşıyor.
ÇEŞİTLİ BAŞLIKLAR
Ziyaretlerinde esnafın en önemli sorunlarının başında artan maliyetler ve daralan iç piyasa geldiğini vurgulayan Kabacan, “Bizim hedefimiz, esnafı yeniden güçlendiren bir ekonomik zemin oluşturmak. Bu kapsamda düşük faizli kredi imkanlarının artırılması, dijital dönüşüm desteklerinin yaygınlaştırılması gibi başlıklar öne çıkıyor” dedi.
İNŞA ETMEK ZORUNDAYIZ
Özellikle genç girişimcilerin önünü açacak eğitim programları, mesleki gelişim kursları ve kadın esnafa yönelik teşvik paketlerinin hayata geçirileceğini belirten Kabacan, “Geleceğin güçlü esnaf yapısını bugünden inşa etmek zorundayız. Bu kapsamda, ustalık-çıraklık ilişkisi yeniden canlandırılmalı ve kaybolmaya yüz tutmuş mesleklerin desteklenmesi de hedeflerimiz arasında yer alıyor” diye belirtti.
ESNAF GÜÇLENİRSE…
Öte yandan, yerel yönetimlerle güçlü bir iş birliği kurulmasının önemine dikkat çeken Kabacan, belediyelerle ortak projeler geliştirerek esnafın şehir ekonomisindeki payını artırmayı hedeflediklerini ifade etti. “Esnaf güçlenirse şehir kazanır” anlayışıyla hareket ettiklerini belirten Kabacan, yeni yönetim anlayışıyla esnafın daha etkin, daha güçlü ve daha söz sahibi olacağı bir dönemin başlayacağını söyledi.
-
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Kutlu olsun
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı
23 Nisan 1920, Türk milletinin iradesini temsil eden Türkiye Büyük Millet Meclisi’ nin açıldığı ve Türk Milletinin egemenliğini ilan ettiği tarihtir.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 23 Nisan 1924’te 23 Nisan gününün bayram olarak kutlanmasına karar vermiştir.
Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılış yıldönümü olan 23 Nisan’da Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde kutlanan ulusal ve resmî bir bayramdır.
Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk ulusal bayramı olma özelliğini taşıyan bu bayram,Türkiye’de 1921’den itibaren “23 Nisan Millî Bayramı” adıyla kutlanmaya başlanmıştır.[8] İlk başta yasal adı “Çocuk Bayramı” olmasa da, daha sonra çocuklara neşeli bir gün geçirtme ve Himaye-i Etfal Cemiyeti’ne gelir yaratma amacıyla 1927’den itibaren çocuk bayramı olarak kutlanmıştır. Bayramın adı 1935’te “Hâkimiyet-i Milliye Bayramı”, 1981 yılında ise “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” olmuştur. UNESCO’nun 1979’u “Çocuk Yılı” olarak duyurmasının ardından, devlet kanalı Türkiye Radyo Televizyon Kurumu’nun TRT Uluslararası 23 Nisan Çocuk Şenliği’ni başlatması ile bu bayram uluslararası düzeye taşınmıştır.
Devrin cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün 1933 yılında başlattığı, 23 Nisan’da çocukları makamına kabul edip onlarla sohbet etme âdeti bu bayramın bir parçası olarak yaygınlaşıp gelenekselleşmiş; devlet adamlarının makam koltuklarına çocukları oturtma geleneği 2013 yılına kadar devam etmiştir. Yine 1933’te stadyumlarda beden hareketleri gösterileri ile kutlama geleneği başlamış;bayramın stadyumlarda binlerce öğrenci ve devlet protokolünün katıldığı gösterilerin yerini 2013’ten itibaren, sokaklarda karnaval havasında kutlamalar almıştır.
23 Nisan günü, Türkiye’de ve KKTC’de Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olarak kutlanır.
Kosova Cumhuriyeti’nde ise Kosova Türkleri, Türkiye Cumhuriyeti’nde Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olarak kutlanan 23 Nisan gününü, “Kosova Türkleri Bayramı” olarak benimsemiştir.2008’de Kosova’nın bağımsızlığını ilan etmesinden sonra ülkede yaşayan bütün topluluklara kendi millî bayramlarının tarihini seçme ve kutlama hakkı tanınmış ve Kosova Türkleri 23 Nisan gününü seçmiştir. 23 Nisan 2009 tarihinden itibaren 23 Nisan günü, ülkede Kosova Türkleri Bayramı kutlanır.
23 Nisan’ın Türkiye’de ulusal bayram olarak kabul edilmesinin nedeni, 1920’de o gün Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılmış olmasıdır. İstanbul’un işgal edilerek Meclis-i Mebusan’ın kapatıldığı dönemde Anadolu’da bir direniş başlamış ve bu direnişin bir sonucu olarak Mustafa Kemal Paşa’nın çağrısı ile Ankara’da bir meclis toplanmıştı.
Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, TBMM’nin açıldığı “23 Nisan” gününde her yıl kutlanmaktadır.
Milletvekili seçimleri Mustafa Kemal Paşa’nın Ankara’da bir meclisin toplanacağını ve neden toplanması gerektiğini açıklayan 19 Mart 1920 tarihli bildirisiyle başladı,yine Mustafa Kemal Paşa’nın 21 Nisan’daki genelgesiyle meclisin açılacağı tarih duyuruldu ve seçilen milletvekillerinin Ankara’ya gelmesi istendi. Meclis, 23 Nisan 1920’de Ankara’da belirlenen 337 milletvekilinden 115’inin katılabildiği ilk toplantısını gerçekleştirdi.

23 Nisan Millî Bayramı
1921’de çıkarılan 23 Nisan’ın Milli Bayram Addine Dair Kanun ile, Türkiye’nin ilk ulusal bayramı olmuştur. Bayram, kanunen halen Osmanlı saltanatının hüküm sürdüğü bir dönemde ortaya çıktı. Adında ne ulusal egemenlikten ne de çocuklardan söz edilmekteydi.Ancak 23 Nisan 1922’de Ankara’da yapılan ilk kutlamalarından itibaren çocukların ön plana çıktığı bir bayram oldu
Hâkimiyet-i Milliye Bayramı
1 Kasım 1922’de Türkiye’de saltanat kaldırıldı. 1 Kasım, “Hâkimiyet-i Milliye Bayramı” (Ulusal Egemenlik Bayramı) olarak kabul edildi. Ancak daha sonraki yıllarda, 1 Kasım değil, TBMM’nin açılış tarihi olan 23 Nisan “Millî Hakimiyet Bayramı” olarak kutlandı.
3 Nisan 1922’de ilk Hâkimiyet-i Milliye Bayramı kutlamaları için meclis önünde askerî birlikler ve okulların katıldığı büyük bir geçit merasimi düzenlendi. Mustafa Kemal, şu sözlerle günün önemini dile getirdi
23 Nisan, Türkiye için milli tarihin başlangıcı ve yeni bir dönüm noktasıdır. Bugün, bir cihan husumete karşı kıyam eden Türkiye halkının Türkiye Büyük Millet Meclisini vücuda getirme hususunda gösterdiği harikayı ifade eder.”
Vatanın düşman işgalinden kurtarılmasının da etkisiyle 23 Nisan 1923 yılı Hâkimiyet-i Milliye Bayramı daha coşkulu kutlandı. İlk kez İstanbul’da da bayram kutlandı; İstanbul’daki kutlamalar Gülhane Parkı’nda gerçekleşti; Muhtelif mevkilerden 21 pare top atılmış ve vilayette tebrik merasimi ve gece fener alayları ile devam etti
1935’te bayramlar ve tatil günleriyle ilgili kanun değiştirilmiş ve “23 Nisan Millî Bayramı”nın adı “Millî Hakimiyet Bayramı” haline getirilmiş, böylece 1 Kasım Hakimiyet-i Millîye Bayramı ile 23 Nisan Millî Bayramı birleştirilmiştir
23 Nisan’ın Çocuk Bayramı oluşu yine TBMM’nin açılışıyla ilişkili olmasına rağmen, tamamen ayrı bir bayram olarak gelişmiş ve 1981 yılına kadar da öyle devam etmiştir. 23 Nisan gününün çocuklarla ilişkilendirilmesi, 23 Nisan 1927’de Himaye-i Etfal Cemiyeti’nin o günü “Çocuk Bayramı” olarak duyurmasıyla başlamış kabul edilir. Aslında Himaye-i Etfal Cemiyeti’nin 23 Nisan’la ilgili çalışmaları daha önceki yıllarda vardır.
23 Nisan Hâkimiyet-i Milliye Bayramı’nın 1922 yılında Ankara’da yapılan ilk kutlamalarında geçit töreni yapan askerler ve talebeler ön plana çıkmıştı.
Himaye-i Etfal Cemiyeti yöneticileri Mustafa Kemal’in de desteğini alarak 23 Nisan 1923’teki millî bayram için pullar bastırdı ve sattı.
23 Nisan 1924’te Hâkimiyet-i Milliye gazetesinde “Bugün Yavruların Rozet Bayramıdır” ibaresi yer aldı. Himaye-i Etfal’i, Cumhurbaşkanının eşi Latife Hanım’ın temsil etmesi, 23 Nisan kutlamalarında çocukların öne çıkmasında etkili oldu.
1925 yılı kutlamalarında gazetelere ve yorumlarda 23 Nisan’ın aynı zamanda bir Himaye-i Etfal Günü olduğu belirtildi, basında çocuk meselesi gündeme geldi; böylece “Çocuk Bayramı”nın temelleri atıldı
23 Nisan; 1925 yılında “Çocuk Günü”, 1926’dan itibaren “Çocuk Bayramı” olarak görülmeye başladı. Nihayet 23 Nisan 1927’de Himaye-i Etfal Cemiyeti o günü Çocuk Bayramı olarak şöyle duyurmuştur:
“Millet Meclisimizle millî devletimizin Ankara’da ilk teşkile günü olan millî bayram Cemiyetimizce çocuk günü olarak tesbii edilmiştir. Bize yeni bir vatan ve yeni bir tarih yaratıp bırakan mübarek şehitlerle fedakâr gazilerin yavruları fakir ve ıstırabın evladları ve nihayet alelıtlak bütün muhtac-ı himaye-i vatan çocukları namına milletin şevkatli ve alicenab hissiyatına müracaat ediyoruz. Kadın, erkek, genç, ihtiyar hatta vakti ve hali müsait çocuklardan mini mini vatandaşlar için yardım bekliyoruz. Her sayfası başka bir şan ve muvaffakiyetle temevvüç eden milletimizin, yarın azami derecede muavenet göstermekle beraber, çocuk gününün layıkı veçhiyle neşeli ve parlak geçirilmesi için aynı derecede alaka ve müzaheret göstereceğinden emin olan Himaye-i Etfal Cemiyeti, şimdiden arz-ı şükran eder
Bu tarihten itibaren bu üç kavram, aynı gün üzerinde birleşecek ve çocuk bayramı olma konusunda bir kanunla belirlenmişlik olmaksızın kutlanmaya başlanacaktır.
Çocuk bayramı adı daha resmiyet kazanmamış olsa da, bundan sonra 23 Nisan “Millî Hâkimiyet Bayramı”nın yanı sıra “Çocuk Bayramı” olarak da kutlandı.
23 Nisan 1953 tarihli Akşam gazetesinde Çocuk Bayramı kutlamaları
Kapsamlı olarak ilk kez 1927’de kutlanan çocuk bayramı, başta kaynak oluşturma olmak üzere, çocuklara neşeli bir gün geçirtmeyi hedeflerinde bulunduruyordu. 23 Nisan 1927’deki ilk bayram Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucusu ve dönemin cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa himayesinde gerçekleştirilmiş, etkinlikler için Atatürk arabalarından birini çocuklara tahsis etmiş ve Cumhurbaşkanlığı Bandosu’nun konser vermesini sağlamıştır. O yıl cemiyetin Ankara’daki binalarından birine Çocuk Sarayı adı verilmiş ve burada düzenlenen çocuk balosuna İsmet (İnönü) Bey’in çocukları da katılmıştır.
1929’dan itibaren 23-30 Nisan haftası “Çocuk Haftası” olarak kutlanmıştır. 70’li yıllara kadar ulusal boyutta yaygınlaşıp ve katılımı artırarak ilerleyen 23 Nisan Çocuk Bayramı kutlamalarına, 1975’te Türkiye Radyo Televizyon Kurumu da katıldı ve bir hafta çocuk programları yayımladı.
1978’de Meclis Başkanlığının izniyle meclisteki törenlere çocukların da katılması sağlandı.1979’da bu uygulama Ankara ilkokullarından gelen çocuklarla düzenli olarak başlatıldı, 1980’de de bütün illerden gelen çocuklarla “Çocuk Parlamentosu” oluşturuldu.
1979 yılının UNESCO tarafından Dünya Çocuk Yılı olarak duyurulması üzerine, TRT tarafından dünyanın bütün çocuklarını kucaklamayı amaçlayan bir proje hazırlandı ve 1979 yılından itibaren TRT Uluslararası 23 Nisan Çocuk Şenliği adıyla uygulamaya kondu.
Bayramın en son şeklini alışı 1981’de gerçekleşti. 1980 darbesi döneminde Millî Güvenlik Konseyi bayramlar ve tatillerle ilgili kanunda yaptığı değişiklikle o güne kadar kanunen adı konmamış bir şekilde kutlanan bayrama “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” adını vermiştir
2013’te ulusal bayramlar ve anma günlerine ilişkin yönetmelikteki düzenlenme ile 23 Nisan’daki kutlamaların ”Ulusal Egemenlik” ile ”Çocuk Bayramı” olmak üzere iki ayrı programla yapılmaya başladı. Yönetmeliğe göre 23 Nisan’da bayram, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından düzenlenir.Devlet koltuklarına çocukların oturtulması uygulaması ve stadyum kutlaması kaldırılmıştır.
Kutlanışı
23 Nisan, Türkiye Cumhuriyeti’nde 23 Nisan 1921’de resmî bayram olarak kabul edilmesinden bu yana, değişik adlarla da olsa resmî törenlerle kutlanmıştır. En yalın haliyle bu törenlerde İstiklâl Marşı okunur ve saygı duruşunda bulunulu
Günümüzde 23 Nisan günlerinde bayram Türkiye Cumhuriyeti devleti erkanının başta Anıtkabir olmak üzere çeşitli Atatürk anıtlarında yaptıkları resmî törenlerle başlamakta, stadyumlarda ilköğretim öğrencilerinin hazırladığı gösterilerin sergilenmesi ve resmî geçit töreniyle devam etmektedir. Akşamları da büyük şehirlerde fener alayı düzenlenir. Resmî törenlerden sonra bayram yeri olarak nitelendirilen çayırlarda güreşler, koşular ve başka çeşit yarışmalar düzenlenir. Çeşitli sivil toplum örgütleri veya kuruluşlar tarafından düzenlenen etkinlikler yer alır. Önceden belirlenmiş öğrenciler kısa bir süreliğine kurumlardaki devlet memurlarının makamlarına oturur, onlarla orada sohbet edilir. Ayrıca 23 Nisan günü Türkiye’de resmî tatil günüdür. İlköğretim öğrencilerine 24 Nisan günü de tatildir.
-
Nalan Yedekçi: “23 Nisan, Çocukların Umuduyla Güçlenen Cumhuriyetin En Temiz Mirasıdır”
Nalan Yedekçi: “23 Nisan, Çocukların Umuduyla Güçlenen Cumhuriyetin En Temiz Mirasıdır”
Cumhuriyet Halk Partisi Serdivan İlçe Başkanı Nalan Yedekçi, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda, 23 Nisan’ın yalnızca bir tarih değil; millet iradesinin, bağımsızlığın ve çocuklara duyulan güvenin simgesi olduğunu ifade etti.
“Egemenlik, Milletin Kendi Geleceğini Belirleme Hakkıdır”Yedekçi, 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıyla birlikte halk egemenliğinin devlet yönetiminde karşılık bulduğunu belirterek şunları söyledi:
“Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde açılan Meclis, milletimizin kaderine sahip çıktığı en önemli dönüm noktasıdır. 23 Nisan’ın çocuklara armağan edilmesi, Cumhuriyet’in geleceğini genç nesillere emanet etme iradesinin en güçlü göstergesidir.”“Çocuklarımız İçin Eşit ve Güvenli Bir Gelecek”
Serdivan’ın gelişen yapısına dikkat çeken Nalan Yedekçi, çocukların eğitim ve sosyal imkânlara eşit şekilde erişmesinin önemini vurguladı:
“Her çocuğun nitelikli eğitim alması, güvenli ortamlarda büyümesi ve sosyal hayata eşit katılması temel bir haktır. Hiçbir çocuğumuzun imkânsızlıklar nedeniyle geri kalmadığı bir düzeni kurmak hepimizin sorumluluğudur.”“23 Nisan, Umudu Büyütme Günüdür”
Yedekçi, 23 Nisan’ın yalnızca bir bayram değil aynı zamanda toplumsal sorumluluk günü olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Çocuklarımızın yüzünün güldüğü, hayallerinin desteklendiği bir Türkiye için çalışmaya devam edeceğiz. Onların mutluluğu, Cumhuriyetimizin en büyük güvencesidir.”Açıklamasının sonunda Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve tüm milli mücadele kahramanlarını saygı ve minnetle anan Nalan Yedekçi, Serdivanlı çocukların ve tüm Türkiye’deki çocukların 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutladı.
-

Yusuf Alemdar’dan Serdivan’da tarihi eşik olacak ‘Raylı Sistem’ açıklaması
Yusuf Alemdar’dan Serdivan’da tarihi
eşik olacak ‘Raylı Sistem’ açıklaması:
“İlçeye yepyeni bir ulaşım aksı geliyor”Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar, AK Parti Serdivan İlçe Başkanlığı 73.
Genişletilmiş İlçe Danışma Meclisi’nde ilçeye yapılan ve yapılması planlanan
projelere dair bilgiler verdi. Alemdar, ilçenin toplu taşıma kültürünü değiştirecek
olan ulaşımda tarihi eşik Raylı Sistem Projesi’nin projenin sadece Altınova
Caddesini ilgilendiren kısımda kamulaştırma bedelinin 200 milyon TL olduğunu
söyledi. Alemdar, “Şehrimiz için büyük öneme sahip raylı sistem projemiz Adapazarı
ve Serdivan arasında yeni bir ulaşım aksı sağlayacak. Huzur Koridoru ile ilçemize
yeni bir sosyal alan kazandırdık ve 2. etabı ile göl kıyısını vatandaşın kullanımına
açmaya devam edeceğiz. Kazımpaşa Spor Kompleksi, Ekrem Berberberoğlu
revizyonu, Bahçelievler Futbol Sahası, 4. Cadde yeni ulaşım hattı ve Sivritepe'deki
revizyon projelerimiz devam ediyor.” dedi.
Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar, AK Parti Serdivan İlçe Başkanlığı
tarafından düzenlenen 73. Genişletilmiş İlçe Danışma Meclisi Toplantısı’na katıldı.
Alemdar, toplantıda Serdivan için planlanan, başlayan, devam eden ve hayata geçirilen
projeleri tek tek anlattı.
Yoğun katılım
Programa, AK Parti Sakarya Milletvekilli Murat Kaya, AK Parti Sakarya İl Başkanı Yunus
Tever, Serdivan Belediye Başkanı Osman Çelik, AK Parti Serdivan İlçe Başkanı Yusuf
Haldızoğlu, AK Parti Serdivan Gençlik Kolları Başkanı Muhammed Yeşilyurt, AK Parti
Serdivan Kadın Kolları Başkanı Sema Yıldırım, MHP Serdivan İlçe Başkanı Yaşar Kara,
Belediye meclis üyeleri, mahalle başkanları, muhtarlar ve çok sayıda partili katılım sağladı.
İlçenin ulaşım tarihinde bir eşik olan, Serdivan’da toplu taşıma kültürünü ve alışkanlıkları
değiştirecek Raylı Sistem Projesi hakkında bilgiler veren Alemdar, çocukların sporla
büyümesi için hayata geçirilen spor yatırımlarını ve Sapanca Gölü’nün kıyısında büyük
beğeni toplayan Huzur Koridoru Projesi’nin 2. Etabını anlattı.
“Sadece Altınova Caddesi 200 milyon TL”
Hafif raylı sistemin sadece Altınova Caddesi’ni ilgilendiren kısım için kamulaştırma
bedelinin 200 milyon TL olduğunu ifade eden Alemdar, “Şehrimiz için büyük öneme sahip
olan raylı sistem projemiz Adapazarı ve Serdivan arasında yeni bir ulaşım aksı sağlayacak.
Sadece Altınova Caddesi’nde Raylı Sistem ile ilgili kamulaştırma bedeli 200 Milyon TL.
Yine Serdivan’da 13,5 kilometre içme suyu, 10 kilometre kanalizasyon ve 10 kilometre
yağmur suyu olmak üzere toplamda 175 Milyon TL’lik altyapı yatırımını hayata geçirdik.”
Kazımpaşa, Bahçelievler ve Huzur Koridoru
Alemdar diğer yatırım ve projelerden bahsederken şunları söyledi: “43 bin ton sıcak asfaltı
Serdivan’ımızın yollarına serdik. Huzur Koridorumuz ile ilçemize yeni bir sosyal alan
kazandırdık, 2. Etap proje çalışmalarımız sürüyor. Kazımpaşa Spor Kompleksi, Ekrem
Karaberberoğlu, Bahçelievler futbol sahası olmak üzere spor yatırımlarını ilçemizekazandırdık. 4. Caddemiz ile Beşköprü ile ilçe merkezimizi birleştiriyoruz. 32. Sokak’ta ve
Sivritepe Caddesi’nde yol genişletme çalışması ile yeni bir ulaşım aksını hemşerilerimiz ile
buluşturuyoruz. 19. Cadde’de ise kaldırım çalışmasını hayata geçireceğiz” dedi.
“Şehrimize katkı sunuyoruz”
AK Parti Milletvekili Murat Kaya, “Ülkemizi Türkiye Yüzyılı’na taşıyan, yangın
coğrafyasında ülkemizi dimdik ayakta tutan, 24 yılda Türkiye’nin kabuğunu değiştiren bir
Cumhurbaşkanımız var. Bizler kapı kapı dolaşarak davamızı anlatmak zorundayız. Yusuf
Başkanımıza Ankara’da tüm kapıları açıyor, tüm protokol üyeleri ile şehrimize katkı
sunuyoruz” dedi.
“Üye sayımız 200 bine ulaştı”
AK Parti Sakarya İl Başkanı Yunus Tever, “Ne mutlu ki, iki yıllık süreçte hayata geçirilen
hizmetleri sahada bizzat görüyorsunuz ve biz söz verdiysek yaparız anlayışıyla hareket
ediyoruz. Cumhurbaşkanımızla yürümek, zor dönemlerde vatandaşın yanında duran güçlü
bir yol arkadaşlığıdır. Sakarya’da 200 bine ulaşan üye sayımız ve canla başla çalışan
teşkilatımızla büyük bir özveriyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz” diye konuştu.
“Verdiğimiz sözleri tutuyoruz”
Serdivan Belediye Başkanı Osman Çelik, “Göreve geldiğimiz 2 yıllık süreçte
Serdivanımıza birçok eser ve hizmet sağladık. İlk olarak iş makinesi parkuru ve temizlik
araçlarımızı yeniledik. 130 bin ton sıcak asfaltı ilçemiz sokaklarıyla buluşturduk. 21
kilometrelik yaya kaldırım imalatını tamamladık. Sipahi Sokak’ı yayalaştırarak seçim
zamanı verdiğimiz sözlerin yüzde 85’ini hayata geçirdik.” ifadelerini kullandı.
“Dava için emek veren bir teşkilatız”
AK Parti Serdivan İlçe Başkanı Yusuf Haldızoğlu, “Güçlü bir liderin öncülüğünde büyük
bir davanın neferleriyiz ve hiçbir zaman yalnız değiliz. Geride bıraktığımız Ramazan
ayında birlik olduk, beraber olduk, gönüllere dokunduk. Kadın kollarımız kapı kapı
dolaşarak vatandaşlarımızla buluştu, samimi sohbetlerle kardeşliğimizi pekiştirdi.
Cumhurbaşkanımızın bizlere öğrettiği istişare kültürüyle hareket eden, bu dava için zaman
ayıran ve emek veren bir teşkilatın mensuplarıyız” dedi.
“Birlik ve beraberlik içinde çalışıyoruz”
AK Parti Serdivan Kadın Kolları Başkanı Sema Yıldırım, “Teşkilatımızın her
kademesinde, mahalle mahalle, sokak sokak bu davayı taşıyan sizlerle birlikte olmaktan
büyük gurur duyuyorum. Vatandaşlarımızı dinleyerek ihtiyaçlarına çözüm üretmek için
gayret gösteriyoruz. Birlik ve beraberlik içinde aynı kararlılıkla çalışmalarımızı
sürdürüyoruz” şeklinde konuştu.
“İzleyen değil, yön veren anlayışla çalışıyoruz”
AK Parti Serdivan Gençlik Kolları Başkanı Muhammed Yeşilyurt ise, “Gençlik; gelecek,
dinamizm ve enerji demektir. Biz de bu bilinçle, izleyen değil yön veren bir anlayışla
çalışmalarımıza katkı sunuyoruz.” ifadelerini kullandı.
Program protokol üyeleri ve teşkilat mensuplarının hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi. -

Türkiye Hazır Beton Birliğinin 39. Olağan Genel Kurul Toplantısı Yapıldı
Türkiye Hazır Beton Birliğinin 39. Olağan Genel Kurul Toplantısı Yapıldı
– İnşaat sektörü ekonominin lokomotifi olmayı sürdürüyor
– Türkiye hazır beton üretiminde Avrupa lideri
– THBB’nin “Üçüz Dönüşüm” modeli sektöre yön verecek
Türkiye’de standartlara uygun beton üretilmesi ve inşaatlarda doğru beton uygulamalarının sağlanması için 38 yılı aşkın süredir faaliyet gösteren Türkiye Hazır Beton Birliğinin (THBB) 39. Olağan Genel Kurulu, 18 Nisan 2026 tarihinde İstanbul’da yapıldı. İnşaat sektörünün 2025 yılında %10,8 büyüme ile ekonominin lokomotifi olmaya devam ettiğini ifade eden THBB Başkanı Yavuz Işık, hazır beton sektörünün 293 milyar TL cirosu, 50 bini aşan istihdamı, yıllık 140 milyon metreküplük üretimiyle inşaat sektörüne ve buna bağlı olarak ülke ekonomisine büyük katkı sağladığını ve Avrupa’da liderliğini sürdürdüğünü söyledi.
Türkiye Hazır Beton Birliğinin (THBB) 39. Olağan Genel Kurul Toplantısı 18 Nisan 2026 tarihinde THBB’nin İstanbul Kavacık’taki merkez binasında yapıldı. Genel Kurulda konuşan Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB) Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Işık, “Birliğimiz, kurulduğu günden bu yana, hazır beton sektörünün lideri, kalitenin temsilcisi ve bilimsel gelişmelerin öncüsü olmuştur. Üyelik kriterlerimizle, kaliteyi zorunluluk hâline getiren; teknolojiyi ve bilimi sektörün temeline yerleştiren güçlü bir yapıyız.” dedi.
İnşaat sektörü ekonominin lokomotifi olmayı sürdürüyor
Konuşmasında ekonomik gelişmeleri değerlendiren THBB Başkanı Yavuz Işık, “İçinden geçtiğimiz dönem, ekonomik göstergelerin yanı sıra jeopolitik gelişmelerle de şekillenen son derece kritik bir süreçtir. 2025 yılında Türkiye ekonomisi sıkı para politikasının etkisiyle %3,6 büyürken inşaat sektörü %10,8 büyüme kaydederek ekonominin lokomotifi olmayı sürdürmüştür.” diye konuştu. 2018–2022 dönemindeki durgunluğun ardından sektörün güçlü bir toparlanma sergilediğini belirten THBB Başkanı Yavuz Işık, bu performansta deprem sonrası yeniden inşa faaliyetleri, kamu yatırımları ve özel sektör projelerinin etkili olduğunu söyledi.
İnşaat sektörüyle ilgili değerlendirmelerini paylaşan THBB Başkanı Yavuz Işık, “2025 yılında konut satışları %14’ün üzerinde artmış, ilk el konut satışları 540 bin adedi aşarak son 7 yılın en yüksek seviyesine ulaşmıştır. Özellikle yılın son ayında görülen güçlü artış, ertelenmiş talebin devreye girdiğini göstermektedir ancak ipotekli satış oranlarının hâlâ sınırlı seviyelerde kalması, finansman koşullarının talep üzerindeki belirleyici rolünü sürdürdüğünü ortaya koymaktadır.” dedi. Faiz oranları ve krediye ulaşımdaki zorlukların “erişilebilirlik” sorununu gündemde tuttuğunu belirten THBB Başkanı Yavuz Işık, yüksek faiz ve peşinat yükünün talebi daha çok üst-orta gelir grupları ve kurumsal yatırımcılar tarafına yönlendirdiğini vurguladı.
2026 yılına ilişkin beklentileri de paylaşan THBB Başkanı Yavuz Işık, inşaat sektörünün büyümesini sürdüreceğini ancak daha dengeli bir görünüm sergileyeceğini söyledi. Deprem bölgesindeki inşa faaliyetleri ve kamu projeleri sayesinde sektörün güçlü performansını koruyacağını belirten THBB Başkanı Yavuz Işık, konut satışlarının ise kredi faizlerine bağlı olarak şekilleneceğini ifade etti. Bu çerçevede 2026 yılının büyümenin devam ettiği ancak kârlılık, maliyet yönetimi ve finansmana erişimin kritik olduğu bir dönem olacağını kaydetti.
Türkiye hazır beton üretiminde Avrupa lideri
Türkiye Hazır Beton Birliği ve çalışmaları hakkında bilgiler veren THBB Başkanı Yavuz Işık, her yıl Hazır Beton Sektör Raporu hazırladıklarını ifade ederek, “Sektörümüz 293 milyar Türk lirası cirosu, 50 bini aşan istihdam hacmi ve yıllık 140 milyon metreküplük üretimiyle inşaat sektörüne ve buna bağlı olarak ülke ekonomisine önemli katkı sağlamaktadır. Bu büyüklük yalnızca üretim hacmini değil; istihdam, lojistik, ekipman, agrega, çimento, kimyasal katkı ve hizmet ekosistemiyle birlikte çok geniş bir katma değer alanını temsil etmektedir. Türkiye’nin Avrupa’da hazır beton üretiminde lider konumda olması da bu başarının en somut göstergelerinden biridir.” diye konuştu.
Sektörde dönüşüm ihtiyacı daha görünür hâle geldi
Sektörde dönüşüm ihtiyacına da dikkat çeken THBB Başkanı Yavuz Işık, “Sektörümüzün geleceği daha fazla üretmekte değil, daha akıllı üretmekte yatmaktadır. Daha verimli, izlenebilir, düşük karbonlu ve dayanıklı bir üretim anlayışı artık bir tercih olmaktan çıkarak bir zorunluluk hâline gelmiştir. Bu noktada yeşil dönüşüm kritik bir başlık olarak öne çıkmaktadır. Düşük karbonlu üretim sadece teknik bir detay değil, rekabetin belirleyici unsurlarından biri olmuştur. Avrupa Yeşil Mutabakatı, sınırda karbon düzenlemeleri ve emisyon ticaret sistemi gibi uygulamalar, sektörümüzün bu dönüşüme hızla adapte olmasını gerektirmektedir.” dedi.
THBB’nin “Üçüz Dönüşüm” modeli sektöre yön verecek
Bu kapsamda hayata geçirdikleri “Üçüz Dönüşüm” modelinin; yeşil, dijital ve insani dönüşümü kapsayan bütüncül bir yaklaşım sunduğunu belirten THBB Başkanı Yavuz Işık, “Dijital tarafta; GPS ve nesnelerin internet tabanlı sistemlerle filo yönetimi, yapay zekâ destekli rota optimizasyonu ve veri temelli performans yönetimi gibi uygulamalar devreye alınmaktadır. Yeşil dönüşüm tarafında ise; düşük karbonlu beton üretimi, geri kazanılmış malzeme kullanımı, su verimliliği ve elektrikli araç dönüşümü gibi alanlarda somut adımlar atılmaktadır. İnsani dönüşüm boyutunda ise eğitim, yetkinlik gelişimi ve iş güvenliği kültürü ön plana çıkmaktadır. Bu üç alanın birlikte ele alınması, sektörümüzün sürdürülebilir bir şekilde büyümesi açısından kritik öneme sahiptir.” şeklinde konuştu.
THBB’nin kalite ve belgelendirme hizmetlerine değinen THBB Başkanı Yavuz Işık, “Kuruluşunun 30. yılını kutladığımız, Birliğimizin örnek denetim kuruluşu olan KGS, beton ve bileşenlerine yönelik yurt içi ve yurt dışında denetimlerini sürdürmektedir. KGS tarafından 2025 yılında 560 sistem denetimi ve 1.371 ürün denetimi yapılmıştır.” dedi.
Sürdürülebilirliğe gündemimizde öncelikli olarak yer veriyoruz
THBB’nin sürdürülebilirlik konusundaki çalışmalarını paylaşan THBB Başkanı Yavuz Işık, “Sürdürülebilirliğe gündemimizde öncelikli olarak yer veriyoruz. Üyesi ve Bölgesel Sistem Operatörü olduğumuz İsviçre merkezli Beton Sürdürülebilirlik Konseyi CSC ile çalışmalarımıza devam ediyoruz. Ülkemizde 2025 yılı sonu itibarıyla 9 çimento üretim tesisi, 13 beton üretim tesisi ve 5 agrega üretim tesisi olmak üzere toplam 27 tesis CSC belgeli olarak faaliyet göstermektedir.” diye konuştu.
Beton ve bileşenleri ile ilgili bütün deneyleri yaptıkları ve kalibrasyon hizmeti verdikleri THBB Yapı Malzemeleri Laboratuvarının genişleyen kapasitesiyle birlikte ülkemizdeki ve yurt dışındaki önemli projelere hizmet verdiğine dikkat çeken THBB Başkanı Yavuz Işık, “2025 yılında Laboratuvarımızda 6.806 beton basınç dayanımı testi, 1.088 numune için fiziksel, mekanik ve kimyasal testler ve 6.812 adet kalibrasyon hizmeti gerçekleştirilmiştir.” şeklinde konuştu.
Birliğin eğitim çalışmalarıyla ilgili bilgiler veren THBB Başkanı Yavuz Işık, “1994 yılından bu yana pompa ve transmikser operatörleri, santral operatörleri ve laboratuvar teknisyenleri Birliğimizin sertifikalı eğitimlerinden geçmektedir. Bugüne kadar yaklaşık 20 bin kişiye eğitim verilmiştir. Ekonomik ve Güvenli Sürüş Eğitimlerimiz ile hazır beton tesislerinin kaynaklarının verimli kullanılmasını sağlamaya devam ediyoruz. Bugüne kadar 304 tesiste 6.000 kişiye ekonomik ve güvenli sürüş eğitimi verdik.” dedi.
Mesleki yeterlilik belgelendirme faaliyetlerinin sürdüğünü belirten THBB Başkanı Yavuz Işık, “THBB Mesleki Yeterlilik ve Belgelendirme Merkezi (THBB MYM) olarak, 2025 yılında toplam 56 kişiyi Beton Santral Operatörü, 77 kişiyi Beton Pompa Operatörü, 70 kişiyi ise Transmikser Operatörü alanında belgelendirdik.” diye konuştu.
BETON 2027 Fuarı ve Kongresi ile başarılarımızı daha da ileri taşımayı hedefliyoruz
Sektörel organizasyonlara da değinen THBB Başkanı Yavuz Işık, “2025 yılında gerçekleştirdiğimiz BETON Fuarı ve Zirvesi, bu anlamda son derece başarılı bir buluşma olmuştur. 100’ün üzerinde firmayı, 15 bini aşkın ziyaretçiyi ve 71 ülkeden sektör temsilcisini bir araya getiren bu organizasyon, sektörümüzün gücünü ve potansiyelini bir kez daha ortaya koymuştur. Şimdiden çalışmalarına başladığımız BETON 2027 Fuarı ve Kongresi ile bu başarıyı daha da ileri taşımayı hedefliyoruz. Sektörümüzün artan ilgisi ve yoğun talep üzerine fuarımızı İstanbul Fuar Merkezi’nin daha büyük salonlarına taşıyoruz. Daha geniş katılım, daha güçlü içerik ve daha yüksek etkileşimle sektörümüzü geleceğe hazırlamaya devam edeceğiz.” dedi.
Daha güvenli, kaliteli ve sürdürülebilir bir yapılaşma kültürü oluşturmak için çalışıyoruz
Konuşmasının sonunda THBB’nin kuruluşundan bu yana temel hedefinin güvenli, kaliteli ve sürdürülebilir yapılaşma olduğunu vurgulayan THBB Başkanı Yavuz Işık, “Türkiye Hazır Beton Birliği olarak 1988 yılından bu yana tek bir hedef doğrultusunda çalışıyoruz: Daha güvenli, kaliteli ve sürdürülebilir bir yapılaşma kültürü oluşturmak. Bugün geldiğimiz noktada, sektörümüz büyüyen bir sektör olmanın ötesinde dönüşen, gelişen ve geleceğe yön veren bir konuma gelmiştir. Önümüzdeki dönemde de veri temelli yaklaşımlarımızla, kalite odaklı anlayışımızla ve sürdürülebilirlik vizyonumuzla çalışmaya devam edeceğiz.” dedi.
Türkiye Hazır Beton Birliği hakkında
Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB), 1988 yılından beri güvenli ve dayanıklı yapıların inşası amacıyla standartlara uygun beton üretilmesi, tekniğine uygun beton uygulamalarının yaygınlaşması ve ülkemizde kaliteli, dayanıklı, yüksek dayanım sınıflarında beton kullanılması için uğraş veren mesleki bir kuruluştur. THBB, Avrupa Hazır Beton Birliği (ERMCO) ve Beton Sürdürülebilirlik Konseyi (The Concrete Sustainability Council) üyesi; Beton Sürdürülebilirlik Konseyi “Bölgesel Sistem Operatörü”dür. THBB’ye üye olacak şirketlerin bütün hazır beton tesislerinde standartlara uygun üretim yapması, THBB Kalite Güvence Sisteminin (KGS) sürekli habersiz denetimlerine tabi olarak KGS Uygunluk Belgesi alması, uygun laboratuvar bulundurması, teknik, çevre, iş sağlığı ve güvenliği, yasal ve etik kriterleri eksiksiz yerine getirmesi zorunludur.
-

Dr. Cihan Kolip’in vefat eden babası İzzet Kolip, Hendek’te son yolculuğuna uğurlandı
İzzet Kolip son yolculuğuna uğurlandı
Zafer Partisi Genel İdare Kurulu (GİK) üyesi Dr. Cihan Kolip’in vefat eden babası İzzet Kolip, Hendek’te son yolculuğuna uğurlandı.
Zafer Partisi Genel İdare Kurulu (GİK) üyesi Dr. Cihan Kolip’in babası İzzet Kolip, bir süredir tedavi gördüğü Sakarya Eğitim Araştırma Hastanesi’nde hayatını kaybetti.
İzzet Kolip’in cenazesi bugün öğle namazına müteakip Hendek Merkez Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından Hendek Merkez Mezarlığı’nda toprağa verildi.
Cenaze namazına siyaset ve iş camiasından çok sayıda isim, Kolip’in yakınları ve sevenleri katıldı.
-
Anestezi ve Yoğun Bakım Uzmanı Dr. Cihan Kolip’in babası İZZET KOLİP (83) Vefat etti
Anestezi ve Yoğun Bakım Uzmanı Dr. Cihan Kolip’in babası İZZET KOLİP (83) Vefat etti
İZZET KOLİP
HENDEK – AKOVA
Doğum Tarihi: 10.02.1943
Ölüm Tarihi: 20.04.2026
Mezarlık: Hendek Merkez Mezarlığı
Cami: Hendek Merkez Cami
Vakit: Öğle
Allah Rahmet Eylesin Mekanı Cennet Olsun
Merhuma Allah’tan rahmet, başta Dr. Cihan Kolip olmak üzere ailesine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz.
Bugün Vefat Edenler
HAYRETTİN KARAÇAMADAPAZARI – ÇUKURAHMEDİYEHANİFE KARABULUTADAPAZARI – HIZIRTEPEVACİT ALKIŞADAPAZARI – PAPUÇÇULARFATMA DEMİRADAPAZARI – ŞEKERSEDAT EKERERENLER – EKİNLİİZZET KOLİPHENDEK – AKOVAFAHRETTİN CEBESOYKAYNARCA – KAYACIKNEBAHAT ALKOCAALİ – HIZARHABİBE ÇINARPAMUKOVA – MEKECESALİ ŞİRİN
SAPANCA – MEMNUNİYE
-
Ölümlü trafik kazaları cinayet olarak değerlendirilsin
Ben Övül Akyol; kızım Laçin Akyol’u 25 Ocak 2025’te elim bir trafik kazasında kaybettik. Onun kaybı sadece bir trafik kazası olarak değerlendirilemez; bu, bizim için bir cinayettir.
En son duruşmamız sanığa 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası verilmesiyle sonuçlandı. Ancak, eğer Yargıtay bu kararı onaylarsa, sanık infaz yasası indirimiyle sadece 1 yıl 8 ay ceza alacak ki, 1 yıl 2 ayını zaten tamamladı. Birkaç ay sonra serbest kalacak.
Bu tür ölümlü kazaların “olası kast” ile değerlendirilmesini talep ediyoruz. Trafikte insan hayatını hiçe sayan bu tür sorumsuz davranışlar basit kazalar olarak kabul edilemez ve caydırıcı cezalar verilmelidir. Sevdiklerimizin tekrar böyle bir adaletsizlikle karşılaşmaması için, yasaların daha etkili ve caydırıcı olması gerektiğine inanıyoruz.
Siz de sevdiklerinizi koruma altına almak istiyorsanız değişimin bir parçası olun ve bu adalet çağrısını imzalayın.
Teşekkürler.
Övül Akyol















































