Kategori: Haberler

Haberler

  • “Benim Kulübüm Yeşilay Tırı” 23 Nisan’da Malatya’daydı

    6 Şubat 2023’te meydana gelen depremin ardından, depremden en çok etkilenen 5 ili tek tek dolaşarak depremden etkilenen çocuklara psikososyal destek hizmeti veren “Benim Kulübüm Yeşilay Tırı, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda bir kez daha Malatya’daydı.

    Bugüne dek yaklaşık 15 bin çocuğa ve gence ulaşan “Benim Kulübüm Yeşilay Tırı”, bayramın neşesini çeşitli etkinliklerle Malatya’daki çocuklar yaşadı. Çocuklar gün boyu çeşitli etkinliklerle hem 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın tadını çıkardılar hem depremin yol açtığı olumsuz psikolojik etkilerden de uzaklaşma imkânı buldular.

    Fiziksel aktivite, oyun gibi etkinliklerle çocukların kaygılarının azaltılması ve sosyalleşmesi amaçlanan psikososyal destek hizmeti projesinde, oryantasyon eğitimi alan şube personelleri ve gönüllüler görev alıyor.

    Psikososyal Destek Programı ile hikâye, resim, kutu ve kart istasyonları tasarlayarak çocukların hikâye yazması, resim çizmesi, kart ya da kutu oyunları oynayarak arkadaşlarıyla sosyalleşip deprem psikolojisinden çıkabilmeleri amaçlanıyor. Aynı zamanda etkinliklerde tasarım yapmaları, hareket istasyonunda şarkı söylemeleri ve serbest etkinlikler gerçekleştirmeleri de sağlanıyor.

    444 98 01 numaralı hat üzerinden hizmet veren Yeşilay Danışmanlık Merkezi (YEDAM) Psikososyal Destek Hattı, ihtiyaç duyan kişilere psikolojik ilk yardım, online görüşme ya da YEDAM şubelerinde yüz yüze psikolojik destek sağlıyor.

    Yeşilay Hakkında

    1920 yılında faaliyetlerine başlayan, dünyanın önde gelen sivil toplum kuruluşlarından biri olan Yeşilay; insan onurunu ve saygınlığını temel alır. Tüm toplumu ayrım gözetmeden zararlı alışkanlıklardan korumak için çalışır. Millî ve ahlaki değerleri önceler. Ulusal ve uluslararası düzeyde önleyici ve rehabilite edici halk sağlığı ile savunuculuk çalışmaları yürütür. Alkol bağımlılığıyla mücadele hedefiyle kurulmuş; kuruluşundan günümüze bağımlılık türleri artıkça Yeşilay’ın tüzüğüne yeni çalışma alanları eklenmiştir. Alkolden sonra; tütün, madde, kumar ve teknoloji bağımlılığı mücadele alanlarına dâhil olmuştur.

    Türkiye genelinde 120 Yeşilay şubesi, dünya genelinde 97 Ülke Yeşilay’ı bulunmaktadır. 2015 yılında kurulan Yeşilay Danışmanlık Merkezleriyle (YEDAM) bağımlı bireylere ve yakınlarına ücretsiz ayaktan psikososyal destek hizmeti verilmektedir. Türkiye’nin 81 ili ve KKTC’de olmak üzere toplam 107 YEDAM bulunmaktadır. YEDAM’a 115 Danışma Hattı üzerinden ulaşılabilmektedir.

    Türkiye’ye özgü bir bağımlılık rehabilitasyon sistemi olan her biri 40’ar yataklı Yeşilay Rehabilitasyon Merkezleriyle Bursa ile Diyarbakır’da alkol ve madde bağımlısı bireylere yatarak hizmet verilmektedir.

    Toplumu bağımlılıklardan korumak ve bilinçlendirmek için yaptığı çalışmalarından dolayı Yeşilay, 1934 yılından bu yana “Kamuya Yararlı Cemiyetler” arasında yer almaktadır. “Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyi (ECOSOC) Özel Danışmanlık Statüsü”ne ve “Avrupa Kalite Yönetimi Vakfı (EFQM) Türkiye Mükemmellik Ödülü”ne sahiptir.

  • Türk gıda ihracatçıları, Singapur üzerinden Asya Pasifik pazarında büyüyecek

    Türk gıda ihracatçıları, Singapur üzerinden Asya Pasifik pazarında büyüyecek

    Türk gıda ihracatçıları, Singapur üzerinden Asya Pasifik pazarında büyüyecek

    Dünya’nın reexport merkezlerinden Singapur, 2023 yılında gıda sektöründe 30 milyar dolarlık dış ticaret hacmiyle dünyanın gıda ambarı olan Türkiye’nin gıda ihracatında öncelikli hedef pazarlarından biri konumunda. Türk gıda ihracatçıları Singapur üzerinden Asya Pasifik pazarında konumunu güçlendirmeyi amaçlıyor.

    Türk gıda ihracatçıları, Singapur üzerinden Asya Pasifik pazarında büyüyecek adımları atmak için Singapur FHA Food and Beverage Fuarı’nda 26 firmayla yerini aldı.

    RCEP ülkelerinde 2,2 milyar insan yaşıyor

    Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Hayrettin Uçak, 2,2 milyar insanın yaşadığı Singapur’un aralarında bulunduğu 15 ülkenin imza koyduğu Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık (RCEP) anlaşmasın Asya Pasifik pazarını daha kıymetli bir pazar haline getirdiğini, amaçlarının dünyanın en önemli reexport merkezi olan Singapur üzerinden RCEP pazarında konumlarını güçlendirmek olduğunu dile getirdi.

    Singapur’a gıda ihracatında hedef 100 milyon dolar

    Türkiye’nin fındık, kuru meyve, zeytin ve zeytinyağı, taze meyve sebze, meyve sebze mamulleri, hububat, bakliyat yağlı tohumlar, su ürünleri ve hayvansal mamuller, odundışı orman ürünleri sektörlerinde dünyanın en büyük tedarikçileri arasında yer aldığına vurgu yapan Uçak, “2023 yılında 900 milyar dolarlık dış ticaret hacmine ulaşan Singapur’un, dış ticaret hacminin 2024 yılında 1 trilyon doları geçmesi bekleniyor. Singapur’a 2023 yılında 33 milyon dolar olan gıda ürünleri ihracatımızı 2028 yılında 100 milyon dolara çıkaracak potansiyele sahibiz” diye konuştu.

    TURQUALITY ve UR-GE Projeleriyle 40 milyar dolar gıda ihracatına ulaşılacak

    Türk gıda sektörlerinin 2023 yılında 26 milyar dolar ihracata imza attığına temas eden Başkan Uçak, gıda sektörlerinin ihracatının sanayi sektörlerine göre daha iyi bir seyir izlediğini, 2028 yılında Türkiye’nin gıda ihracatının 40 milyar dolar hedefine ulaşması için Singapur gibi alımgücü yüksek yeni pazarlarda Ticaret Bakanlığı’nın destek verdiği Fuarlar, TURQUALITY ve UR-GE Projeleriyle pazarlama faaliyetlerine yoğunlaşacaklarını sözlerine ekledi.

    Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği, Ticaret Bakanlığı tarafından, “En İyi Uygulama Örneği” ödülüyle ödüllendirilen, Taze Kiraz, Üzüm ve Nar URGE Projesi kapsamında 2023 yılında Singapur’a “Ticaret Heyeti” organize etmişti. EYMSİB, kendi iştigal sahasına giren elma, narenciye, kuru domates gibi ürünlerde Singapur pazarında ihracat potansiyeli görüyor ve bu yönde çalışmalarını sürdürüyor.

    Taze meyve sebze ve mamul ihracatçısı 41 firma güçlerini birleştirdi

    Singapur’u Asya Pasifik ülkelerine açılan bir kapı olarak gören EYMSİB, Türkiye’nin yıllık 6 milyar 100 milyon dolar olan taze meyve sebze ve meyve sebze mamulleri ihracatını 10 milyar dolara taşımak için taze meyve sebze ve meyve sebze mamulleri sektöründe 41 firmayı 14 Mart 2024 tarihinde Turkish Fresh and Processed Fruits and Vegetables Cluster isimli UR-GE Projesi’nde birleştirmişti.

    Aromatic spices and herbs. Ingredients for cooking. Ayurveda treatments.
    Pickled cucumber, onion, peppers, olives and vegetables

    Beladung eines Containerschiffes

    EYMSİB, Taze Kiraz, Üzüm ve Nar URGE Projesi’nde hedef Pazar olarak belirlediği Hindistan’a Türkiye’nin taze meyve sebze ihracatını 3 yılda 3,5 kat artırarak 30 milyon dolardan 100 milyon doların üzerine taşımıştı. EYMSİB, Turkish Fresh and Processed Fruits and Vegetables Cluster UR-GE Projesiyle benzer bir başarıyı hedefliyor.

    1.524 firmanın kaldığı Singapur FHA Food and Beverage fuarında; süt ürünleri, hububat, hazır yemekler, konserve ürünler, hazır yemekler ve içecekler sektörleri güçlü bir şekilde temsil ediliyor. Türk gıda sektörü 26 firmayla yerini almış durumda. Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği fuarda kurduğu stantta Türk lezzetlerinin tanıtımını gerçekleştirdi.

    Fuarın ilk günü Türkiye’nin Singapur Büyükelçisi Mehmet Burçin Gönenli ve Singapur Ticaret Müşaviri Esin Arslan Türkiye pavyonunu ve EYMSİB standını ziyaret ettiler ve Singapur pazarıyla ilgili deneyimerini Türk ihracatçılarıyla paylaştılar.

    Singapur FHA Food and Beverage Fuarı’na; Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Hayrettin Uçak, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Cengiz Balık ve Yönetim Kurulu Üyeleri H. Vural Güleç ve Mehmet Kırıcı EYMSİB’i temsilen katılan isimler oldu.

  • Sakarya Kent Şurası Başkanı Erol Öztürk Hacıeyüpoğlu ve kent şurası üyeleri Başkan Yusuf Alemdar’ı ziyaret ettiler

    Sakarya Kent Şurası Başkanı Erol Öztürk Hacıeyüpoğlu ve kent şurası üyeleri Başkan Yusuf Alemdar’ı ziyaret ettiler.

    Başkan Alemdar’ı makamında ziyaret ederek yeni görevi için hayırlı olsun dileklerinde bulundular.

    Ziyaretin ardından sosyal medya hesabından bir paylaşım yapan Başkan Yusuf Alemdar,

    Sakarya Kent Şurası Başkanı Erol Öztürk Hacıeyüpoğlu ile heyetini ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi ve kendilerine teşekkür etti. Alemdar paylaşımında, “Sakarya Kent Şurası Başkanı Erol Öztürk Hacıeyüpoğlu ve kent şurası üyeleri belediyemizde ağırladık. Hayırlı olsun dilekleri için teşekkür ediyor, çalışmalarında kolaylıklar diliyorum” ifadelerini kullandı.

  • Başkan Alemdar, Hulusi Akar’ı ağırladı “Sakarya’yı Türkiye Yüzyılı hedeflerine ulaştırmak için gayretle çalışacağız”

    Başkan Alemdar, Hulusi Akar’ı ağırladı “Sakarya’yı Türkiye Yüzyılı hedeflerine ulaştırmak için gayretle çalışacağız”

    Başkan Alemdar, Hulusi Akar’ı ağırladı
    “Sakarya’yı Türkiye Yüzyılı hedeflerine ulaştırmak için gayretle çalışacağız”
    TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Milletvekili Hulusi Akar, Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar’ı makamında ziyaret ederek görevinde başarılar diledi. Alemdar, nazik ziyaretleri için Akar’a teşekkür ederek, Sakarya’yı Türkiye Yüzyılı hedeflerine ulaştırmak için gayretle çalışmaya devam edeceklerini belirtti.

    AK Parti Milletvekili ve TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar, Sakarya temasları kapsamında Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar’ı makamında ziyaret etti.

    52. Milli Savunma Bakanı ve 29. Genelkurmay Başkanı olan Akar, Başkan Alemdar’la Sakarya’nın geleceğini ve Türkiye Yüzyılı için hazırlanan projeleri görüştü. Görüşmede ayrıca AK Parti İl Başkanı Yunus Tever, AK Parti İstanbul Milletvekili İsmail Emrah Karayel ve Birlik Vakfı Kurucular Kurulu Başkanı Yaşar Karayel yer aldı.

    Türkiye Yüzyılı ve Sakarya
    Akar, Başkan Alemdar’ın Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini tebrik ederek, Sakarya için hayırlı hizmetlere vesile olma temennisini paylaştı ve şehrin potansiyeli ve çalışmalar hakkında istişarelerde bulundu.

    Başkan Alemdar, nazik ziyaretleri için Akar’a teşekkür ederek, “Yaptığınız nazik ziyaret ve şehrimize ifade ettiğiniz güzel temenniler için çok teşekkür ediyoruz. İnşallah güzel işlerle dolu bir dönemi hep birlikte geçireceğiz. Sakarya’yı Türkiye Yüzyılı hedeflerine ulaştırmak için gayretle çalışmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

  • TURKUAZ MAYO ÜÇ GÜNDE EL DEĞİŞTİRDİ. YENİ MAYO SAHİBİ TOBIAS ANDRESEN OLDU.

    59. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Tur’unun 137,9 kilometrelik Marmaris-Bodrum etabını DSM Firmeneich takımından Tobias Andresen 3 saat 29 dakika 42 saniye ile kazandı

    ETAP BOYUNCA MAYO TAŞIYAN SPORCULAR

    Antalya-Antalya etabı ile başlayan Tur’da bugüne kadar Turkuaz mayo üç kez el değiştirdi. Etap boyunca mayo taşıyan sporcular ise şekilde oluştu.

    Turkuaz Mayo (Genel Ferdi Klasman Birincisi) Giovanni Lonardi (Polti-Kometa) Spor-Toto sponsorluğunda

    Kırmızı Mayo (Dağların Kralı) Samet Bulut (Beykoz Belediyespor) Türk Hava Yolları sponsorluğunda

    Yeşil Mayo (Sprint Mayosu) Max Kanter (Astana) Mosso Sponsorluğunda

    Beyaz Mayo Vinzent Dorn (Bike Aid) Türkiye Güzellikleri Mayosu

    KAÇIŞLAR ÇABUK BAŞLADI

    10. kilometre geçilirken beş sporcu atak yaptılar ancak uzun süre gidemeden pelotona yakalandılar. 20.  kilometrede bu kez altı bisikletçi bir kaçış grubu oluşturdu. James Whelan (Q36.5),  Calum Johnston (Caja Rual),  Manuele Tarazzi (Bardiani), Owen Geleijn (TDT Unibet), Gianni Marchand (Tartelotto, Petros Mengs (Beykoz Belediyespor), kaçış grubu pelotonun 40 saniye önde pedal basıyor. Kırmızı Mayo’nun sahibi Samet Bulut ile aynı mayo için mücadele veren Vinzent Dorn kaçan altılı grubu yakalamak için büyük mücadele verdikten sonra yakalamayı başardılar. Peloton ile kaçış grubu arasındaki zaman farkı 2 dakika 15 saniyeye çıktı. 50. kilometrede zaman farkı 2 dakika 50 saniye olarak verildi. Bu arada Sakarya Büyükşehir Belediyespor Takımı’ndan Emre Yüce yarışı bıraktı.

    TIRMANIŞ PRİM KAPISI SONUÇLARI

    Etabın 61,5’inci kilometresinde ilk tırmanış prim kapısı geçildi. Üçüncü kategoriden puan veren prim kapısından ilk üç içinde şu sporcular geçti:

    1-Vinzent Dorn (Bike Aid)

    2- Petros Mengs (Beykoz Belediyespor)

    3-Samet Bulut (Beykoz Belediyepor)

    Samet, çekiştiği rakibi Vinzent’in altına düştü. Gözler etabın ikinci tırmanış kapısına çevrildi. Ne yazık ki ikinci tırmanış kapısında da Samet gerekli puanları alamadı ve Kırmızı Mayodan düştü. Büyük ihtimalle Bike Aid sporcusu Vinzent Dorn Kırmızı Mayo’nun da sahibi olacak.

    SPRİNT PRİM KAPISI SONUÇLRI

    1-James Whelan (Q36.5)

    2-Owen Geleijn (TDT-Unibet)

    3-Manuele Tarozzi (Bardiani)

    İKİNCİ TIRMANIŞ PRİM KAPISI SONUÇLARI

    1-Vinzent Dorn (Bike Aid)

    2- James Whelan ((Q36.5)

    3-Calum Johnston (Caja Rual)

    4-Manuele Tarozzi (Bardiani)

    TÜRKİYE GÜZELLİKLERİ PRİM KAPISI SONUÇLARI

    1-Vinzent Dorn (Bike Aid)

    2-James Whelan (Q36.5)

    3- Calum Johnston (Caja Rual)

    ETABA ŞİDDETLİ RÜZGAR DAMGASINI VURDU

    Saat 12.45’te verilen startla 168 bisikletçi Bodrum için yola çıktı. Yarış Direktörü Mutlu Erçevik start öncesi sert rüzgarın yarışın dengelerini değiştireceğini söyledi. Pelotonda bölünmelere neden olacak sert rüzgar özellikle Yatağan bölgesinde sporculara epey zor anlar yaşattı. Bu nedenle bugün sprint finişinin beklenmediği de belirtildi. Çok teknik olan iniş ve çıkışlarda bisikletçileri bu etapta zorlayan faktörler arasındaydı.

    SON METRELERDE BÜYÜK ÇEKİŞME

    Etabın son 5 kilometresine 4 sporcu girdi. Son 400 metrede atak yapan Tobias Andresen etabı birinci bitirdi.

    4. ETAP SONUNDA MAYOLAR SAHİPLERİNİ BULDU

    Genel klasman liderine verilen Spor Toto sponsorluğundaki Turkuaz Mayo’yu DSM-firmenich takımından Tobias Lund Andresen elde etti. Belçikalı sporcuya mayosunu Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı Emin Müftüoğlu giydirdi.

    Puan klasmanı liderine verilen Mosso sponsorluğundaki Yeşil Mayo’yu Polti Kometa Takımından Giovanni Lonardi elde etti. Sporcuya mayosunu Cumhurbaşkanlığı Raporatörü Baki İlgün giydirdi.

    Dağların Kralı klasmanı liderine verilen Turkish Airlines Kırmızı Mayo’yu Bike Aid takımından Vinzent Dorn kazandı. Sporcuya mayosunu Türkiye Bisiklet Federasyonu Asbaşkanı Metin Cengiz takdim etti.

    Türkiye Güzellikleri klasmanı liderine verilen goturkiye.com sponsorluğundaki Beyaz Mayoyu Bike Aid takımından Vinzent Dorn kazandı. Sporcuya mayosunu Muğla İl Emniyet Müdürü Ali Canbolat ve Muğla İl Jandarma Komutanı Yenalmaz giydirdiler.

    YENİ MAYOLAR ŞU SPORCULAR ARASINDA DAĞILDI

    Etap sonrası mayolar şu sporcular arasında dağıldı. Türkiye Güzellikleri ve Dağların Kralı Mayosu Vinzent Dorn’a geçti. Yeşil Mayo Giovanni Lonardi’de kaldı. Turkuaz Mayo yine el değiştirdi ve Tobias Andresen’e geçti.

    YARIN 177.9 KİLOMETRELİK BODRUM-KUŞADASI KOŞULACAK

    59.Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Tur’unun beşinci gününde yarın 177,9 kilometrelik Bodrum-Kuşadası etabı ile devam edilecek.

     

  • UNDP Türkiye, herkesi iklim konusunda eyleme geçmek için söz vermeye davet ediyor

    UNDP Türkiye, herkesi iklim konusunda eyleme geçmek için söz vermeye davet ediyor

    Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye, herkesi çocukların geleceğini güvence altına almak için iklim eylemi sözü vermeye davet ediyor. 

    21 Mart’ta dünya çapında iklim değişikliğinin etkileri hakkında farkındalığı artırmak için başlatılan “Hava Durumu Çocukları” (Weather Kids) kampanyası kapsamında UNDP Türkiye, şimdi de 22 Nisan Yeryüzü Günü’nü geride bıraktığımız bu haftada herkesi hareketin bir parçası olmaya davet ediyor. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı da kutladığımız bu dönemde çocuklara güzel bir gelecek bırakmak için herkes kampanya web sitesini (www.weatherkids.org/tr) ziyaret ederek iklim eylemi sözü vermeye davet ediliyor. İklim konusunda eyleme geçmek için bugünden harekete geçenler, hayatlarındaki çocukların adına imza vererek gelecek için önemli bir adım atıyor.

    Hava Durumu Çocukları Kampanyası Hakkında

    UNDP tarafından Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) ve The Weather Channel ortaklığında hayata geçirilen Hava Durumu Çocukları kampanyası, Brezilya’da 2025’te düzenlenecek COP30 iklim müzakerelerine giden yolda iklim değişikliği ile ilgili kamuoyu tartışmalarına ilham vermeyi ve mücadele için herkesi harekete geçirmeyi amaçlıyor. Televizyon izleyicilerinin her gün gördüğü hava durumu raporları formatında tasarlanan ve çocuklar tarafından sunulan tahminler, Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) ve UNDP’nin İnsani İklim Ufukları (Human Climate Horizons) veri platformundan alınan veriler kullanılarak geliştirildi. Sunulan tahminler arasında, dünyadaki çocukların yüzde 94’ünün etkileneceği, gıda güvenliğine yönelik tehditler ve vergi mükelleflerinin faturalarında küresel olarak trilyonlarca ABD Doları tutarındaki potansiyel artış da yer alıyor. Türkiye’den de Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) ve İletişim Danışmanlığı Şirketleri Derneği (İDA), küresel kampanyanın ortakları arasında yer alıyor. Hava Durumu Çocukları kampanyası dünya çapında 80’den fazla ülkedeki haber kanallarında yayınlandı. Bu küresel erişim, Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) ve The Weather Company’nin markası The Weather Channel’a ek olarak Activista; Earth X; Pvblic Vakfı, The Artery, ICCO – Uluslararası İletişim Danışmanlığı Örgütü – ve SAWA, Küresel Sinema Reklamcılığı Derneği gibi pek çok ortağın desteği sayesinde gerçekleşti.

    “Hava Durumu Çocukları”nın sunduğu 2050 tahminini Türkçe olarak buradan (İngilizce olarak buradan) izleyebilirsiniz. Hayatınızdaki çocukların geleceğini düşünerek iklim eyleminde bulunma sözü vermek için www.weatherkids.org/tr adresini ziyaret edebilirsiniz.

    UNDP Hakkında

    UNDP, Birleşmiş Milletler’in yoksulluk ve eşitsizlik gibi adaletsizliklerle ve iklim değişikliğiyle mücadele konusundaki lider kuruluşudur. Geniş uzman ağımız ve 170 ülkedeki ortaklarımızla birlikte çalışarak, devletlerin insanlar ve dünya için entegre ve kalıcı çözümler üretmelerine yardımcı oluyoruz. Daha fazla bilgi için tr.undp.org adresini ziyaret edebilir veya @undpturkiye sosyal medya hesabımız üzerinden bizi takip edebilirsiniz.

  • Prof. Dr. Havva Kök Arslan: “Türk Dışişleri açısından yılın belki de en sorunlu günü 24 Nisan…”

    Prof. Dr. Havva Kök Arslan: “Türk Dışişleri açısından yılın belki de en sorunlu günü 24 Nisan…”

    “Türkler, Rumlar ve Ermeniler yeniden bir ekonomik ve kültürel birliğin temelini atabilirler”

    24 Nisan’ın Birinci Dünya Savaşı sırasında İttihat ve Terakki Hükümetinin İstanbul’daki Ermeni aydınlarını tutuklamaya başlaması ile Tehcir uygulamasının başladığı gün olarak kabul edildiğini ifade eden Siyaset Bilimci Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Türk Dışişleri açısından yılın belki de en sorunlu günü 24 Nisan’dır.” dedi.

    Türkiye’nin bu olay karşısındaki tutumunun devlet politikası olarak ‘soykırım’ kavramının reddi üzerine kurulu olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Eğer bu bölgenin halkları Birinci Dünya Savaşı’nın travmalarını arkada bırakarak geleceğe bakabilirlerse Türkler, Rumlar ve Ermeniler yeniden bir ekonomik ve kültürel birliğin temelini atabilirler.” dedi.

    Üsküdar Üniversitesi’nde İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Havva Kök Arslan, 24 Nisan 1915’te İstanbul’daki Ermeni toplumundan 2 bin 234 kişinin tutuklanarak tehcir edilmesi nedeniyle Ermeni tehcirinin başlangıç günü olarak kabul edilen 24 Nisan tarihinin siyaset ve dışişleri açısından değerlendirdi.

    Tehcir uygulamasının başladığı gün…

    “Türk Dışişleri açısından yılın belki de en sorunlu günü 24 Nisan’dır.” diyen Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Bu tarih Birinci Dünya Savaşı sırasında İttihat ve Terakki Hükümetinin İstanbul’daki Ermeni aydınlarını tutuklamaya başlaması ile Tehcir uygulamasının başladığı gün olarak kabul edilir. Bu tarih Ermeni diasporası ve lobilerinin çabaları ile dünyanın birçok ülkesinde ‘Ermeni Soykırımını Anma Günü’ olarak kabul edilmiştir. Türkiye’nin bu olay karşısındaki tutumu devlet politikası olarak ‘soykırım’ kavramının reddi üzerine kuruludur.” dedi.

    1915’te neler olmuştu ve neden Türkiye ‘soykırım’ kelimesini asla kabul etmedi”

    Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “1915’te neler olmuştu ve neden Türkiye ‘soykırım’ kelimesini asla kabul etmedi.” Sorularına da yanıt vererek, şunları kaydetti:

    “Elbette olan bitenler Türk tarihi açısından keşke hiç olmasaydı diyeceğimiz acı sonuçlar doğurmuş bir uygulamaydı. İngiltere, Rusya ve müttefikleri ile savaş halindeki Osmanlı İmparatorluğu vatandaşları olan Ermenilerin Hınçak ve Taşnaksutyun gibi siyasi partileri Ermeni Cemaatini Türkiye topraklarında bağımsız bir Ermeni devleti kurulması için Doğu Cephesinde Rus ordularını desteklemeye çağırıyor ve bu çağrı sınır illerinde etkili de oluyordu. Ermeniler maalesef Doğu cephesinde Rus Ordusuna karşı savaşan Türk Ordusunu arkadan vuran sabotaj ve isyan gibi kalkışmalara imza atarak azınlıkta oldukları bir toprak parçasında dış destekle bir ülke kurma sevdasına düştüler.

    Oysa milleti sadıka olarak bilinen bu halkın evlatları daha üç yıl önceki Balkan Savaşlarında Türk Ordusunun askerleri olarak büyük yararlıklar göstermiş ve kahramanlıklara imza atmışlardı. Eğer tarih farklı aksaydı ve Doğu’daki Kürt aşiretleri gibi Ermeniler de vatandaşı oldukları Türkiye’yi ve binlerce yıldır yaşadıkları anavatanlarını Türk Ordusu içinde Rus işgalcilerine karşı savunmuş ve Kurtuluş Savaşına da katılmış olsaydılar Osmanlı’da olduğu gibi bugün de Ermeni generallerimiz, bakanlarımız ve büyükelçilerimiz olacaktı. Ancak tarih farklı aktı ve emperyalistlerin Balkanlarda kurdukları oyun Doğu Anadolu’da da ortaya sürüldü. Terör, baskı ve dış destekle bir Hıristiyan azınlık Müslüman halkın çoğunlukta olduğu bir toprak parçasında devlet kurmaya itildi.”

    “Bu ülke benzer bir durumu Balkan savaşlarında yaşamıştı”

    1821 Mora ayaklanması ve Yunanistan’ın kurulmasından beri aynı oyunun sahneye konulduğunu ve başarılı olarak 1915’te bütün Rumeli’nin Osmanlının elimizden çıktığını anlatan Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Sert ve kararlı bir önlem alınmazsa Sivas’a kadar olan topraklarımız da Rus ordularının da desteği ile bir gecede elimizden çıkacaktı. Bu ülke benzer bir durumu Balkan savaşlarında yaşamış ve ülkenin yarısını kısa bir zamanda kaybetmişti ve tekrar aynı kaderi yaşayamazdı.” diye o dönemde yananlara işaret etti.

    Tehcir Kanunu neden çıktı?

    Tehcir kararını alan İttihatçıların 2. Abdülhamit rejimine karşı Ermeni devrimci örgütleri ile birlikte çalıştığının bir sır olmadığını da dile getiren Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Gerçekten de ülke Birinci Dünya Savaşı’na girdiğinde İttihatçılar Ermenilerin ülke savunmasına katılmaları için epey gayret sarf ettiler. Patrikhane bu talebe kerhen olumlu cevap vermiş ancak Ermeni silahlı terör örgütleri olan Hınçak ve Taşnak örgütleri bu savaşı fırsat bilerek Rus ordusunun da yardımı ile sınırları Kafkasya’dan Adana ve Mersin’e kadar uzanan Büyük Ermenistan’ı kurma hayaline kapılmışlardı. Talat Paşa Hükümeti ise ülke bir yandan Çanakkale savaşlarında ölüm kalım mücadelesi verirken, Doğu Anadolu’yu kaybetmemek için bölge nüfusunu Müslümanlaştırarak Ermeni tehlikesinden kurtulmak amacıyla Anadolu’daki Ermeni halkını savaş süresince geçici olarak tümden Suriye’deki Osmanlı vilayetlerine sürgün etme kararını aldı ve Tehcir Kanunu’nu çıkardı. Talat Paşa anılarında bu kararı bir savaş önlemi olarak aldıklarını, bu kadar çok kayıpla karşılaşacaklarını düşünmediklerini ve bu uygulamanın bir trajediye dönüştüğünü kabul eder.” diye anlattı.

    Van’ın Ermeni Belediye Başkanı Bedros Kapamacıyan Efendi’nin öldürülmesi…

    Ermeni tehcirinin savaş süresi içinde Ermeni sivillerin geçici olarak yani savaş sonunda evlerine dönebilecekleri geçici bir askeri önlem olarak düşünüldüğünü ifade eden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, Osmanlı Devleti’ne bağlı kalan Ermenilerin başına gelenleri de şöyle hatırlattı:

    “Van’ın Ermeni Belediye Başkanı Bedros Kapamacıyan Efendi’nin Osmanlı Devleti’ne bağlı kaldığı ve Taşnak örgütüne destek olmadığı için bu örgütün militanları tarafından öldürüldüğünü bugünkü Ermeni lobilerine hatırlatmakta fayda var. Kapamacıyan Efendi 10 Aralık 1912’de 65 yaşındayken Taşnak üyesi Aram Manukyan tarafından başına iki kurşun sıkılarak öldürülmüştür. Öldürüldüğü zaman Müslüman halk da çok üzülmüş ve Kilisedeki cenaze törenine Ermeniler kadar Türkler de büyük oranda katılmıştı. Cenaze törenine katılmayanlar ise Taşnakçılardı. Tehcirden üç yıl önce gerçekleşen bu suikastı anlamadan tehciri ve Ermeni sorununu anlamak mümkün değildir. Çünkü bu suikast açıkça göstermektedir ki Tehcir Kanunu Osmanlı Hükümetinin bir gece Ermeni halkını tümden ortadan kaldırmak ve yeryüzünden silmek amacıyla gerçekleştirdiği ırkçı bir soykırım planı ya da uygulaması değildi. Bunun bir soykırım olmadığının yine en büyük ispatından biri de Osmanlı Devleti’nin tehcire tabi tutulan Ermeni vatandaşlarına savaş sonrasında memleketlerine dönme hakkını tanımış olmasıdır.”

    “Türk Devleti Ermenileri Ermeni oldukları için değil devlete isyan ettikleri için tehcir etmiştir”

    Tehcir uygulaması sırasında o yıllarda tren ve motorlu araçlar ve de düzgün yollar olmadığı için birçok sivilin yoldaki olumsuz koşullardan ötürü açlık ve hastalıktan hayatını kaybettiğini kaydeden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Asker kaçakları, bölgesel eşkıya çeteleri ve de durumu fırsat bilen bazı yerel güçler de Ermeni kafilelerine saldırıp katliamlar yaptılar. Yine bazı disiplinsiz kolluk kuvvetlerinin de zulme varan infazlar yaptıklarına yönelik tanıklıklar mevcuttur. Bütün bunların hiçbiri sistematik bir soykırımın olduğunu göstermez. Türk Devleti Ermenileri Ermeni oldukları için değil devlete isyan ettikleri için tehcir etmiştir. Üstelik Hem Osmanlı Hükümetleri hem de TBMM Hükümetleri Devlete isyan eden Türklere ve Kürtlere de benzer ağır cezaları vermiştir. Türk devletlerinde belki ortak bir töre ve siyasi refleks olarak süregelen bir gelenek vardır o da devlet her şeyi affedebilir ama devlete isyanı asla affetmez. Fatih Sultan Mehmet’in Bizans Rumu bir paşası olan Rum Mehmet Paşa’nın Osmanlı’ya başkaldıran Konya-Karaman Türkmenlerini nasıl büyük bir kırımdan geçirdiğini biliyoruz. Hırvat asıllı Kuyucu Murat Paşa’nın Anadolu Türkmenlerini kuyulara atarak katlettiğini tarihler yazmaktadır. Soykırım kavramı ise İkinci Dünya Savaşından sonra Yahudi soykırımı sonucunda oluşmuş bir hukuki tabirdir ve soykırım yapan devletlere ağır tazminat cezaları yükler.” dedi.

    “Türkiye her 24 Nisan’da tehcirde ölen suçsuz sivil Osmanlı Ermenileri için üzüntülerini bildirmektedir”

    Ermenilerin Birinci Dünya Savaşında Doğu Anadolu’da isyan etmekle kalmamış, üstüne bir de Rus İmparatorluğu’nun yıkılmasından sonra kurulan bağımsız Ermeni Cumhuriyeti’nin TBMM Hükümeti ile Doğu Anadolu ya da onların iddiasına göre Batı Ermenistan’ı topraklarına katmak için savaşa giriştiğini ve Kazım Karabekir Paşa’nın komutasındaki 3. Ordu tarafından çok ağır bir yenilgiye uğratıldığını da hatırlatan Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Bu saydığımız tarihi koşulları, isyanları ve askeri yenilgilerini hiç kaale alıp hatırlamak istemeyen Ermeni lobileri bir çocuk mızıkçılığı ile azınlıkta oldukları bir ülkede isyan çıkarıp yenildikleri halde soykırım iddialarına sığınarak Türkiye aleyhinde toprak ve para tazminatı peşinde koşmakta ve de bütün bir Ermeni ulusunu mağduriyet travması altında yaşatmaktadır. Oysa Türkiye her 24 Nisan’da Cumhurbaşkanlığı tarafından yayımlanan taziye mesajları ile tehcirde ölen suçsuz sivil Osmanlı Ermenileri için üzüntülerini bildirmektedir. Türkiye olayın sonucu olarak gelişen insanlık trajedisine gözlerini kapamamıştır. Türkiye sadece bu insani trajedisinden siyasi rant koparmaya çalışan şımarıklığa boyun eğmemiştir ve de eğmeyecektir.” dedi.

    “TRT’de Ermenice ve Yunanca kanallarının da yayına girdiğini görmek hiç de hayalperestlik değil”

    “Ermenistan Cumhurbaşkanı Paşinyan’ın bu yıl soykırım kelimesini kullanmamış olması ise artık bazı Ermeni siyasetçilerinin Türkiye’den şımarıkla Batılı devletleri arkalarına alarak bir takım hukuki oyunlarla toprak koparamayacaklarını anlamış olduklarını göstermesi açısından önemlidir.” diyen Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Eğer bu bölgenin halkları Birinci Dünya Savaşının travmalarını arkada bırakarak geleceğe bakabilirlerse Türkler, Rumlar ve Ermeniler yeniden bir ekonomik ve kültürel birliğin temelini atabilirler. Bir gün devlet televizyonu olan TRT’de Arapça ve Kürtçe kanalları olduğu gibi Ermenice ve Yunanca kanallarının da yayına girdiğini görmek hiç de hayalperestlik değildir.” dedi.

  • Raymond Weil ile Anneler Günü Hediyeniz  Saat&Saat Mağazalarında

    Raymond Weil ile Anneler Günü Hediyeniz 

    Saat&Saat Mağazalarında

    Dünyaca ünlü markalarının Türkiye’deki tek yetkili distribütörü Saat&Saat, bu Anneler Günü’nde hediye arayanları İsviçre saat yapımcılığının kusursuz bir örneğini sergileyen Raymond Weil’ın zarif modellerine göz atmaya davet ediyor.

    Raymond Weil Freelancer Ladies Automatic saat, bezelinde dizili pırlanta taşlarla göz alıcı bir etki yaratıyor. Serinin imzası olan kare formundaki çelik kasasıyla göz dolduran bu model; kadranın degrade mavisi ve W şeklindeki büyüleyici motifi ile markanın özgünlüğünü ön plana sunuyor. Sıra dışı bir etki bırakan kadranda, karanlıkta parlayan akrep ve yelkovan, ince bir saniye ibresi ve saat 3 yönünde bir tarih göstergesi bulunuyor. 1920’lerin ve 1930’ların art deco döneminde popüler bir stil olan kare kadranlı saatlere şık bir selam veren Raymond Weil’in Toccata koleksiyonundan quartz model, 23 mmx28 mm boyutlarındaki dikdörtgen kadranı ve 6,4 mm’lik muazzam incelikteki kasası ile sofistike bir çekiciliğine sahip. Raymond Weil’in en ince kasasına sahip olan bu model, altın ve gümüş renklerinin mükemmel uyumunu tasarımında barındırıyor. Sedef kadran üzerindeki altın ve pırlanta indekslerle markanın DNA’sındaki sanatsal ve müzikal ruhu yansıtan bu model, rafine bir estetik yakalıyor.

    Gelenek ve modernliğin mükemmel dengesini sunan Raymond Weil’in bu iki modeli, Anneler Günü hediyesi arayanları Saat&Saat mağazalarına ve saatvesaat.com.tr‘ya davet ediyor.

    Ürün Kodu: RW2490STS50051 – RW5925STP00995

     

    Saat&Saat Hakkında:

    Saat&Saat, köklü bir geçmişe sahip olup, 1971 yılından beri saat sektöründe varlığını sürdürmektedir. 1994 yılında markalaşan Saat&Saat, dünya çapında tanınmış markaların Türkiye distribütörü olarak sektörde önemli bir konuma gelmiştir. İlk olarak Adidas’ı, ardından da DKNY markasını portföyüne ekleyerek büyümesini sürdürmüş ve sonraki yıllarda Versace, Raymond Weil, Maurice Lacroix, Michael Kors, Fossil, Philipp Plein, Guess, Gc, Emporio Armani, Tommy Hilfiger, Lacoste, Diesel, Calvin Klein, Missoni, Jacques Philippe, Welder, Universe Constant, Milano X Change, Wesse, U.S. Polo Assn, Ted Baker, Furla, Kenneth Cole, Tory Burch gibi global 30’dan fazla saat ve takı markasının Türkiye distribütörlüğünü üstlenmiştir. 158 mağaza ve shop-in-shop, 469 bayi, www.saatvesaat.com.tr ve tüm pazaryerleri üzerinden Saat&Saat, 30 yıllık deneyimiyle ürünlerini müşterilerine sunmaktadır. Türkiye genelinde tüm markalara teknik servis hizmeti vermektedir.

  • Mercedes-Benz Türk, Endüstri 4.0 Teknolojileri ile Standartları Aşıyor!

    Mercedes-Benz Türk, Endüstri 4.0 Teknolojileri ile Standartları Aşıyor!

    Ürettiği kamyon ve çekiciler ile ağır ticari araç sektöründe kalite, güvenlik ve konfor standartlarını belirleyen Mercedes-Benz Türk, Aksaray Kamyon Fabrikası’nda açtığı yeni yağmurlama test standına sahip tesis ile kalite kontrol ve test teknolojilerindeki öncülüğünü pekiştiriyor. Endüstri 4.0 teknolojileri referans alınarak tasarlanan ve otomatik çalışan yeni tesiste araçlar, 80 km/h hızla seyir halindeymiş gibi simüle edilirken araçların karşılaştıkları fiziksel olaylar incelenebiliyor.

    Aksaray Kamyon Fabikrası’nda ürettiği kamyon ve çekiciler ile müşterilerine üst düzey bir sürüş deneyimi sunan Mercedes-Benz Türk, yeni nesil kalite kontrol ve test teknolojilerine yatırım yapmaya devam ediyor. Bu kapsamda Aksaray Kamyon Fabrikası’nda kurulan yağmurlama test standına sahip yeni tesiste araçların yüksek hızda seyir halindeyken karşılaşabileceği fiziksel olaylar simüle edilirken aynı zamanda tesisin sahip olduğu kapalı su çevrimi ile suyun geri dönüşümü sağlanarak sürdürülebilirliğe katkı sağlanıyor.

    Yeni tesisin projelendirilmesi ve kurulmasında görev alan  Aksaray Kamyon Fabrikasının proje ekibi, tüm Daimler Truck fabrikaları çatısı altında kullanılabilecek standart bir teknik şartname hazırlanmasında global anlamda aktif rol oynadı. Yeni kurulan tesiste,  araçların rüzgarlı ve yağmurlu hava şartlarında 80 km/h hızla seyir halinde giderken karşılaşacağı koşullar simüle ediliyor  böylece araçların karşılaştıkları fiziksel olaylar incelenebiliyor. Yeni tesisin sahip olduğu sistem ile Aksaray Kamyon Fabrikası’nda üretilen tüm kamyon ve çekicilerin verileri otomatik olarak depolanarak, araçlarla ilgili tüm yağmurlama test verileri dijital ortamda izlenip analiz edilebiliyor. Sistem ayrıca tesisten topladığı verilerle bakım ekiplerine, tesisin durumu hakkında zamanında bilgi aktararak, tesisin verimliliğini artırmak için gerekli olan otomasyon tabanlı değişikliklerin yapılabilmesine olanak tanıyor.

    İlgili basın bültenine ve görsellerin yüksek çözünürlüklü versiyonlarına Mercedes-Benz Türk medya websitesi’nden ulaşabilirsiniz.

    Mercedes-Benz Türk Hakkında:

    Mercedes-Benz Türk, 1967 yılından bu yana Türkiye’de ağır ticari araç endüstrisinin öncüsü olarak faaliyet göstermektedir. Şirket, 2020 yılına kadar kamyon ve otobüs gruplarındaki faaliyetlerine ek olarak Mercedes-Benz marka hafif ticari araçların ve Daimler AG çatısı altındaki tüm otomobil markalarının satışını gerçekleştirmiştir. Daimler AG, 2020 yılında kamyon ve otobüs ile otomobil ve hafif ticari araçlar birimlerini iki ayrı şirket yapısı altında topladı. 01.12.2021 itibarıyla da ayrı bir tüzel kişilik olan  “Daimler Truck AG”’ şirketi altında; Mercedes-Benz Türk A.Ş., Daimler Truck’ın 3 büyük kamyon üretim tesisinden biri olan Aksaray Kamyon Fabrikası, Daimler Buses’ın dünyadaki en büyük otobüs üssü olan Hoşdere Otobüs Fabrikası ve bünyesinde bulunan iki AR-GE merkezi ile Kamyon ve Otobüs gruplarından sorumlu olarak faaliyetlerine devam etmektedir. Yaklaşık 1.4 milyar avro yatırım hacmiyle Mercedes-Benz Türk A.Ş. bugün Türkiye’nin en büyük yabancı sermaye yatırımlarından biridir ve 7.000’i aşkın personel istihdam etmektedir.

  • Tüpraş, 23 Nisan Ulusal Egemenlik     ve Çocuk Bayramı’nı  12. Kez Düzenlediği     Çocuk Şenliği ile Kutlad

    Tüpraş, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı 12. Kez Düzenlediği Çocuk Şenliği ile Kutlad

    Türkiye enerji sektörünün lider kuruluşu Tüpraş, sosyal sorumluluk projeleriyle de topluma enerji vermeye devam ediyor. Geleneksel hale gelen Tüpraş Batman Rafinerisi Çocuk Şenliği’nde 1.500’ü aşkın çocuk, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı birbirinden keyifli etkinliklerle kutladı.

    “Enerjimiz Geleceğe” sloganıyla Türkiye’nin enerjisini üretirken, toplumsal fayda odaklı projeleri de hayata geçiren Tüpraş, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda, geleneksel Tüpraş Batman Rafinerisi Çocuk Şenliği’nin 12’ncisini düzenledi.

    Tüpraş Batman Sosyal Tesisleri’nde geniş katılımlı etkinliklerle kutlanan şenlikte, 10 çevre ilköğretim okulundan, 7-11 yaş arası 1.500’ü aşkın öğrenci ve Batman Rafinerisi çalışanlarının çocukları buluştu.

    Batman Valiliği ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle gerçekleşen etkinlikte, Batman Valisi’nin eşi Dr. Ayten Canalp, Batman İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Beşir Tileği, Batman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İdris Demir ve eşi Zeynep Demir ile Tüpraş yönetimi hazır bulundu.

    Organizasyonda ağırlıklı Batman’dan olmak üzere İzmit, İzmir, Kırıkkale rafinerilerinden gelen 70 kişilik Tüpraş gönüllü ekibine 70 öğretmen eşlik etti. Etkinlik sürecinde çocuklar okullarından öğretmenleri ve Tüpraş gönüllerinin rehberliğinde alınarak, Tüpraş Batman Rafinerisi sosyal tesislerindeki eğlence alanına getirildi ve aynı şekilde, gün sonunda okullarına teslim edildi.

    Koç Topluluğu bünyesindeki başarılı projelerin belirlendiği “En Başarılı Koçlular”da da ödül alan toplumsal gelişim projelerinden biri olan etkinlik, Batman Valiliği’ni, İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nü, çevre okul yönetici ve öğretmenlerini, sivil toplum kuruluşlarını, Tüpraş gönüllerini ve ailelerini buluşturan güçlü bir iş birliği örneği oluşturuyor.

    23 Nisan Batman Çocuk Şenliklerinde bugüne dek 25 bine yakın çocuğa ulaşıldı. 

    Tüpraş’ın ilk günden bu yana büyük bir titizlikle gerçekleştirdiği toplumsal gelişim projelerinden biri olan 23 Nisan Batman Çocuk Şenliği, uzun yıllardır Batman halkıyla bütünleşen bir etkinlik haline geldi. Çevre okullardan öğrencileri ve rafineri çalışanlarının çocuklarını ağırlayan şenliklerde bugüne dek 25 bine yakın çocuk misafir edildi.

    Çocuklar Tüpraş tesislerinde kurulan oyun parklarında animatörler ve sahne şovları ile keyifli saatler geçirdi.

    Tüpraş Batman Rafinerisi Tesislerinde kurulan, animatörlerin çeşitli etkinlik ve sahne gösterileri sergilediği şenlik meydanında çocuklar, birbirinden keyifli oyuncaklarla ve ikramlarla doyasıyla eğlendikleri bir gün geçirdiler. 23 Nisan’a özel olarak tasarlanan, Atatürk’le birlikte hatıra fotoğrafı çekimiyle de günü ölümsüzleştirdiler.

    23 Nisan Çocuk Şenlikleri, Batman rafinerisinde bölge halkının geniş katılımıyla kutlanırken; ayrıca İzmit, Kırıkkale ve İzmir rafinerilerindeki Tüpraş tesislerinde de çalışanların çocuklarına yönelik çeşitli aktiviteler düzenleniyor.

    Tüpraş, insan odaklı, toplumsal faydayı büyütmeyi hedefleyen bakış açısıyla üretim gerçekleştirdiği bölgelerde kalıcı değer yaratmaya odaklanırken, sosyal dayanışmayı ve kültürel gelişimi de desteklemeye devam edecek.