Kategori: Firmalar

Firmalar

  • 5 yıldızlı yüzen tatil köyü…

    5 yıldızlı

    yüzen

    tatil

    köyü…

     

    Necdet Buluz

    5 yıldızlı yüzen tatil köyü cümlesini yerinde kullandık. Kruvaziyer Aroya ultra lüks bir gemi. Ne isterseniz hepsi var. Yeme-içmede sınır yok. Havuzları iyi hizmet veriyor. 2 havuz deniz suyu ile dolu. Denizde yüzmeyi aratmıyor. Müziğin her çeşidi var. Deniz ürünlerinde ne ararsanız bulabilirsiniz. Geminin mutfakları ünlü şeflere emanet.

    Suudi Arabistan turizmde denizde de olacak. Dev kruvaziyer Aroya Kaşı rotasına aldı. Kaş’a deniz yolu ile turist yağacak. Kaş’ın kapasitesi bu iş için yeterli mi bunu o zaman göreceğiz.

    Kruvaziyer ’in Kaş’a gelmesi bir hareketlilik ve canlılık getirecek. Kaş esnafının cebi para görecek. Kaşlılar şimdi dev kruvaziyerin gelmesini bekliyor.

    Suudi Arabistan’a ait dev kruvaziyer Aroya, 2026 yaz sezonunda belirlenen tarihlerde Kaş’a uğrayarak yolcularına 1 günlük ziyaret imkânı sunacak. Bölge ekonomisine katkı sağlaması beklenen geminin, özellikle Kaş esnafına canlılık kazandırması ve önümüzdeki yıllarda sefer sayısını artırması öngörülüyor. Suudiler turizme tam girecek. Hazırlıklar bunu gösteriyor.

    Suudi Arabistan’a ait dev kruvaziyer Aroya, 2026 yaz sezonu boyunca Kaş’a uğramaya devam edecek. Daha önce 2025 yılında Kaş açıklarına demirleyerek 1 günlük ziyaretlere başlayan geminin, önümüzdeki yaz aylarında belirlenen tarihlerde Kaş’ta demirleyeceği öğrenildi. 

    Resmi kaynaklardan edinilen bilgilere göre, Aroya yolcu gemisi; 10 ve 17 Haziran, 1, 15 ve 29 Temmuz, 12 ve 26 Ağustos ile 2 ve 9 Eylül 2026 tarihlerinde Kaş açıklarına yanaşacak. Geminin her uğrakta yolcularına 1 günlük Kaş ziyareti imkânı sunacağı bildirildi. 

    Bölge ekonomisine önemli katkı sağlaması beklenen kruvaziyerin, özellikle Kaş esnafına canlılık kazandıracağı ifade ediliyor. Yetkililer, Aroya’nın önümüzdeki yıllarda sefer sayılarını artırmasının da beklendiğini kaydetti.

    “5 yıldızlı yüzen tatil köyü” olarak tanımlanan Aroya’nın, bin 678 kamaraya sahip olduğu ve 3 bin 264 yolcu kapasitesi bulunduğu belirtildi.

    Dev geminin 335 metre uzunluğunda ve 151 bin ton ağırlığında olduğu biliniyor. Kaş’a yapılacak bu ziyaretlerin, ilçenin kruvaziyer turizmindeki önemini daha da artırması bekleniyor.

  • İnanç turizminden Suudilerin geliri 12 milyar dolar…

    İnanç

    turizminden

    Suudilerin

    geliri 12

    milyar dolar…

    Necdet Buluz

    Suudi Arabistan’ın geliri 12 milyar doların üstünde. Hac ve umreden elde edilen bu gelire bir de petrol gelirlerini eklediğinizde parayı saymaya gücünüz yetmez. Bu gelir baş döndürür.

    Hükümet bütçeleri, artan hacı sayısına yetişmekte zorlanıyor. Son on yılda, bütçe kısıtlamaları ve diğer sorunlar nedeniyle Güney Asya, Kuzey Afrika ve Orta Doğu’daki birçok hükümet, hacı adaylarına verdikleri desteği geri çekti. 

    İnanç turizminin boyutu giderek genişliyor. Dini inançlara dayalı seyahat, özellikle tek bir kutsal mekâna veya bir dizi kutsal mekâna hac yolculuğu şeklinde yapılıyor. Dünyanın dört bir yanından farklı inançlara sahip insanlar, tanrılarına saygılarını sunup, şükranlarını iletmek hac merkezlerine gidiyor. 

    Türkiye inanç turizmi konusunda zengin. Meryem Ana Kilisesi, Noel Baba kilisesi gibi yerler Hristiyanlarca ziyaret ediliyor. Daha irili ufaklı inanç turizmine hizmet eden yerler de var.

    Küresel inanç turizmi sektörü, tüketicilerin manevi ve dini miras geleneklerini sürdürmelerine bağlı olarak büyüyor. Müslümanlar hac ibadeti gereği Mekke’ye, Katolikler bir adanmışlık göstergesi olarak Meryem Ana’ya, Paskalya ve Noel’de kiliseye, Hindistan’da insanlar Ganj Nehri kıyılarına seyahat ediyor. Bunların hepsi, duyulardan ziyade ruha hitap eden inanç turizmi kategorisine giriyor. 

    Pandemiyle birlikte başlatılan, günümüzde de çeşitli inanç grupları için devam ettirilen sanal hac yolculukları yine de rağbet görüyor. Bu sayede inananlar, Lourdes, Fatima ve Guadalupe gibi önemli dini mekanların resmî web sitelerine giriş yaparak, şahsen seyahat edememelerine rağmen ibadetlere katılabiliyor. Sanal hac kavramı Katolikliğin ötesine uzanıyor. Budistler ve Hindular için de seçenekler mevcut. Bazı sanal hac turları Temple 360 gibi çevrimiçi platformlar aracılığıyla sunuluyor.

    Türkiye Turizm Ansiklopedisi’nin Traveldailymedia.com’dan Marga Manlapig’in araştırmasından derlediği bilgilere göre, küresel inanç turizmi boyutunun 2025 yıl sonu itibarıyla 190 milyar dolar seviyesine ulaştığı tahmin ediliyor.

    The Business Research Company’nin son raporunda inanç turizminin 2029 yılında yıllık ortalama yüzde 8,5’luk büyümelerle 263  milyar dolara ulaşacağı ön görüldü. Ancak uzmanlar, özellikle Orta Doğu ve Doğu Avrupa’nın bazı bölgelerinde jeopolitik çatışmaların artmasıyla birlikte, inanç turizmin bu yıllardaki büyümesinin sekteye uğrayabileceğine inanıyorlar. İsrail ile Filistin arasında Gazze üzerindeki devam eden çatışma, Rusya ile Ukrayna arasındaki çözümsüz çatışma göz önüne alındığında, büyüme tahminlerinin tutmayabileceği ileri sürülüyor. 

    Silahlı çatışmalar hem hacıların hem de yerel halkın güvenliğini ciddi şekilde tehlikeye atıyor. Tur operatörleri, seyahat acenteleri ve havayollarının etkilenen bölgelere gidilmemesi konusunda yayınladıkları uyarılar, seyahat planlarında ciddi bir aksamaya neden oluyor.

    Mısır hükümeti yoksul vatandaşlar için devlet tarafından finanse edilen hac kontenjanlarını sona erdirdi.  Güney Asya’nın en büyük ülkesi Hindistan, 2018 yılında Hac yardımlarını sona erdirdi. Yaklaşık sekiz yıldır, başlangıçta Hac için ayrılan fonlar, kadınlar ve kız çocukları için eğitim girişimlerini finanse etmek için kullanılıyor. Nijerya’da, dini anlaşmazlıkların da etkisiyle artan bütçe açığı, Ekim 2024’te Hac yardımlarının sona erdirileceğini ilan etmeye yol açtı. 

    Bütçe sorunlarının yanı sıra, inanç  turizmle ilgili olarak halk sağlığı konusu da dikkate alınarak bazı kısıtlamalar yapılıyor. Asya ve Avrupa kiliseleri, özellikle Roma Katolik ve Doğu Ayini ibadetleri için sıkça ziyaret edilenler, sosyal mesafe gibi basit bir uygulamaya başvurdular. Ancak, Paskalya ve Noel gibi kilise takviminin önemli dönemlerinde veya özellikle saygı duyulan azizlerin bayram günlerinde bunun uygulanması zor olabilir.

    Bulaşıcı hastalıklarla mücadele etmek için bazı hükümetler, hac amacıyla yola çıkanların kendi ülkelerinde tıbbi taramadan geçirilmesini tavsiye ediyor. Özellikle Suudi Arabistan, hacı adaylarının yolculuklarından önce zorunlu sağlık taraması ve aşı yaptırmaları konusunda bir uyarı yayınladı. Katolikler arasında aşılar kesin olarak zorunlu olmamakla birlikte, hacı adaylarından yolculuk öncesinde seyahat sigortası yaptırmaları rica ediliyor. 

    Pandemi sonrası dönemde bile, sanal hac yolculukları, ibadet edenler için maneviyatlarını evlerinin rahatlığından ayrılmadan keşfetmelerine olanak tanıyor. Hatta hasta ve yaşlılara sağlıklarını tehlikeye atmadan, bir ibadet aracı hizmeti haline gelebiliyor. Deneyimsel teknolojilerdeki gelişmelerle birlikte, sanal ve artırılmış gerçekliğin, evde kalan dindar kişilerin bir yeri bizzat deneyimlemelerine yardımcı olabileceği düşünülüyor. 

    Dünya çapındaki en önemli dini hac yolculuklarından biri, tüm yetişkin Müslümanlar için ömürde bir kez yapılması gereken yıllık Hac ziyaretidir. Suudi Arabistan’ın Genel İstatistik Kurumu (GASTAT), 2025 yılında ülkeye gelen hacı sayısını toplam 1.673.230 kişi olarak açıkladı. Hac ibadeti sırasında kişi başı harcamaların  9 bin ABD dolarına kadar çıkabildiğini dikkate alan araştırmalarda, Suudi Arabistan’ın Hac ve Umre ziyaretlerinden yılda yaklaşık 12 milyar dolar gelir sağladığı tahmin ediliyor.

    Ağırlıklı olarak Roma Katolik olan Asya ülkesi Filipinler, Paskalya’ya kadar süren Büyük Perhiz döneminde, miras alanı olarak kabul edilen kiliselere hac turları sunuluyor. Ocak ayındaki Kara Nazarene ve Bebek İsa gibi dini festivaller, insanlar Manila’daki Quiapo’ya ve başkentteki diğer yerlere akın ediyor. Bazıları Cebu, Iloilo ve Leyte illerine yönelirken, mayıs ayında ise Manaoag, Pangasinan ve Antipolo, Rizal şehirlerinde Meryem Ana’ya olan bağlılık ön plana çıkıyor. 

  • Seyahatin kuralları değişiyor…

    Seyahatin

    kuralları

    değişiyor…

    Necdet Buluz

    Nasıl değişmesin. Artık bir yerden kalkıp başka bir yere yerleşmek seyahat değil. Kurallar değişti. Gastronomi de öne çıkıyor. Seyahate çıkacak olan biri gastronomiye de önem veriyor. Tatiller yemeklerle bütünleşti. İşte kural budur. “Seyahatin kuralları değişiyor” derken buna vurgu yaptık.

    Yapay zekâ artık dünyamıza girdi. Tatil programlarını bile yapıyor. Seyyahlar artık kendilerini yormuyor. Kolaya kaçılıyor.

    Önümüzdeki birkaç yıl içinde, seyahat deneyimi büyük ihtimalle daha az stresli, daha sohbet eder gibi, daha kişisel bir pozisyona evrilecek. Elli seçenek yerine üç doğru öneri sunan sistemler değer görecek ve norm olacak. Ama bu önerilerde esas farkı öykü yaratacak. Çünkü teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, bir yolculuğu yolculuk yapan şey hâlâ hikâyesi.

    Gezgin, hangi noktada insanla temas ediyor, hangi noktada tamamen algoritmaya teslim oluyor? Bu sorular, seyahat sektörünü yalnızca teknolojik değil, etik bir sınavla da karşı karşıya bırakıyor. Şeffaflık, güven ve sorumluluk kavramları, yapay zekâ çağında yeniden tanımlanmak zorunda.

    Seyahat şirketlerinin mutfağında, görünmeyen tarafta ciddi bir dönüşüm yaşanıyor. Ama burada dikkat edilmesi gereken bir şey var: Herkes aynı araçları kullanıyorsa, verimlilik kendi başına yarışta öne geçmeyi sağlamaz. Burada asıl soru, bu araçların hangi kişinin hikayesini daha iyi anlattığı.

    Seyahat, artık yalnızca bir yerden başka bir yere gitmek değil; aynı satır aralarında sıkışan, insanı yoran, heyecanı törpüleyen bir unsur var: süreçler. Araştırma, karşılaştırma, fiyatlar, kıyaslamalar, aktarmalar, koltuk seçimleri, iptal koşulları, ek ücretler…        

                                                                                                                                                                                                                                                                              

     Aslında en zor olan yolculuk değil, ona olan hazırlık. İşte tam bu noktada, son dönemin en çok konuşulan kavramlarından biri olan ayetçi yapay zekâ*, seyahatin gidişatını sessiz ve derin bir şekilde değiştiriyor.

    Bugün yapay zekâdan söz ederken çoğu zaman otomasyonla karıştırıyoruz. Oysa mesele yalnızca daha hızlı cevap veren sistemler ya da akıllı arama motorları değil. Agentic yapay zekâ, bir seyahatin tüm adımlarını planlayabilen, karar alabilen, bir görevi yalnızca desteklemekle kalmayıp onu üstlenebilen, arka planda bir zihin gibi çalışır. Sizin desteklenmiş zihniniz gibi. Yani “yardımcı” olmaktan çıkıp, belli sınırlar içinde uygulayıcı hâline gelen bir teknoloji.

    Bu dönüşümün seyahat planlamasındaki en kritik vurgusu, bir gezginin sevdiğiyle sevmediğini birbirinden ayırt edebilmesinde yatıyor. İnsanlar hâlâ hayal kurmayı seviyor ve bu insan var olduğu sürece değişmeyecek. Her seyahati seven ruh, nereye gideceğini düşünmeyi, görsellerle ilham almayı, hikâyelere kapılmayı seviyor.

    Sevmedikleri şey ise bu hayali somut bir plana dönüştüren karmaşık, tekrarlı ve çoğu zaman keyifsiz süreçler. Agentic yapay zekâ tam da bu boşluğa yerleşiyor: hayali bozmadan, angarya olarak tanımlanan süreçleri ortadan kaldırma vaadiyle.

    Ama en büyük fark, bu teknolojinin önce müşteride değil, seyahat acentaları yani içeride çalışmaya başlatılması. Satış danışmanları, çağrı merkezleri, pazarlama hedeflemeleri, içerik üretimi, hatta yazılım geliştirme gibi alanlar…

    Çünkü seyahat, ne kadar dijitalleşirse dijitalleşsin, özünde duygusal bir sektör. İnsanlar yalnızca en uygun uçuşu değil, kendilerini anlayan bir dili, güven duydukları bir rehberi, “beni tanıyorlar ve anlıyorlar” hissini arıyor. Yapay zekâ, bu noktada insanın yerine geçmiyor;

    Aksine, insanın asıl yapması gereken şeye alan açıyor. Operasyondaki işler azalınca anlatı öne çıkıyor. İnsanlar birbirine daha kolay bağlanıyor ve ilham alıyor.

    Bu, özellikle kültür turizmi yapan, butik çalışan, derinlikli deneyimler sunan markalar için önemli bir eşik. Çünkü bu nitelik görünürlüğü yüksek ama içeriği yüzeysel olanla, sessiz ama derin olan arasındaki mesafeyi kısaltma potansiyeli taşıyor. Doğru kullanıldığında yapay zekâ, zaten büyük olanı büyütmekten çok, özgün olanı daha anlaşılır ve sade yapabilir

    Elbette bu yeni dünyanın riskleri de var. Para kimin hesabına yatıyor? İptal olduğunda sorumluluk kimde? KVKK gereğince veriler nerede tutuluyor ve korunuyor?

    Bu kadar değişiklikten sonra aklıma bir soru takılıyor: İnsan, ilerde yolculuk ederse ne yapacak? Bana kalırsa cevap çok net. Yapay zekâ, seyahati insansızlaştırmıyor; tam tersine, insanı merkeze geri çağırıyor, öne çıkartıyor. Makine, sıkıcı işleri yapıyor; insan ise anlamlı işleri yapıyor.

    Asıl soru artık şu değil: Yapay zekâyı kullanacak mıyız? Şimdi asıl soru: Bu yeni aklı, seyahatin ruhunu zedelemeden nasıl kullanacağız?

    *Kendisine verilen bir hedef doğrultusunda, insan müdahalesi olmadan karar alabilen, plan yapabilen, adım adım harekete geçebilen ve süreci uçtan uca yürütebilen yapay zekâ sistemleri.

  • Koç Topluluğu’nun Sanayi 4.0 Başarılarıyla Küresel Ölçekte Örnek Gösterilen Üretim Tesisi Sayısı 6’ya Yükseldi

    Koç Topluluğu’nun Sanayi 4.0 Başarılarıyla Küresel Ölçekte Örnek Gösterilen Üretim Tesisi Sayısı 6’ya Yükseldi

    Koç Topluluğu’nun Sanayi 4.0 Başarılarıyla Küresel Ölçekte Örnek Gösterilen Üretim Tesisi Sayısı 6’ya Yükseldi

    KOÇ HOLDİNG CEO’SU LEVENT ÇAKIROĞLU, DAVOS ZİRVESİ’NDE YAPAY ZEKÂ DESTEKLİ SANAYİ DÖNÜŞÜMÜNÜ AKTARDI

    • Koç Topluluğu bünyesindeki bir üretim tesisi daha Sanayi 4.0. uygulamalarındaki başarılarıyla Dünya Ekonomik Forumu (WEF) tarafından küresel ölçekte örnek gösterildi.

    • Dijital ikiz, yapay zekâ, nesnelerin interneti gibi ileri dijital teknolojiler alanında, Ford Otosan mühendisleri tarafından geliştirilen 60’tan fazla çözüme sahip Ford Otosan Yeniköy Fabrikası WEF Global Lighthouse Network’e dahil edildi. Böylece, Koç Topluluğu’nun WEF tarafından örnek gösterilen üretim tesisi sayısı altıya yükseldi.

    • Ford Otosan Yeniköy Fabrikası ile geçtiğimiz yıl Global Lighthouse Network’e seçilen Tüpraş İzmit Rafinerisi’nin ödüllerini, Davos Zirvesi’ndeki törende Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu aldı.

    • Çakıroğlu, “100. yılımızı kutlayacağımız 2026 yılında, Sanayi 4.0 teknolojilerini operasyonel mükemmeliyete dönüştürebilen, dünyadaki sayılı kuruluşlar arasında seçilmekten gurur duyuyoruz” dedi.  

    Koç Topluluğu; dijital dönüşüm, inovasyon ve Ar-Ge çalışmalarına öncülük ettiği gelişmiş üretim tesisleriyle küresel ölçekte örnek gösterilmeyi sürdürüyor. Ford Otosan Yeniköy Fabrikası, Sanayi 4.0 ve ileri dijital üretim teknolojilerindeki başarısıyla, Dünya Ekonomik Forumu (WEF) tarafından yönetilen Global Lighthouse Network’e kabul edildi. Gölcük Fabrikası’nın 2019 yılında dahiliyetinin ardından Yeniköy Fabrikası’nın da WEF Global Lighthouse Network’e kabul edilmesiyle Ford Otosan, Türkiye’den bu prestijli ağa dahil edilen tek otomotiv üreticisi olma konumunu sürdürüyor. Böylece, Koç Topluluğu’nun WEF tarafından örnek gösterilen üretim tesisi sayısı altıya yükseldi.

    Levent Çakıroğlu: “Sanayi 4.0 teknolojilerini operasyonel mükemmeliyete dönüştürebilen, dünyadaki sayılı kuruluşlar arasında seçilmekten gurur duyuyoruz.”

    Ford Otosan Yeniköy Fabrikası ile geçtiğimiz yıl Global Lighthouse Network’e dahil edilen Tüpraş İzmit Rafinerisi’nin ödüllerini, WEF tarafından düzenlenen Davos Zirvesi’ndeki törende Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu aldı. Çakıroğlu, konuya ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “100. yılımızı kutlayacağımız 2026 yılında, Sanayi 4.0 teknolojilerini operasyonel mükemmeliyete dönüştürebilen, dünyadaki sayılı kuruluşlar arasında seçilmekten gurur duyuyoruz. Bir tesisimizin daha Dünya Ekonomik Forumu’nun Global Lighthouse Network’e dahil edilmesini, uzun vadeli kültürel ve dijital dönüşüm yolculuğumuzun ölçeklenmiş ve sürdürülebilir sonuçlar ürettiğinin göstergesi olarak değerlendiriyoruz. WEF tarafından tanınan altı üretim tesisimizi, başarısı kanıtlanmış dijital dönüşüm uygulamalarının Topluluğumuz genelindeki farklı sektörlerde yaygınlaşmasını sağlayan güçlü birer referans noktası olarak görüyoruz.

    ‘Geleceğin fabrikası’ vizyonuyla yeniden inşa edilen Yeniköy Fabrikası’nın açılışından yalnızca iki yıl sonra elde ettiği bu başarıyla Topluluğun dijital dönüşümde ulaştığı seviyeyi küresel ölçekte bir kez daha tescillediğini kaydeden Çakıroğlu, “Ford Otosan Yeniköy Fabrikamızda, yapay zekâ destekli optimizasyonla tek bir üretim hattında müşteri taleplerine göre şekillenen donanım, yazılım ve teknik özelliklerden oluşan 4.000’in üzerinde farklı araç varyasyonunu uçtan uca yönetiyoruz. Gölcük Fabrikası’nın ardından Yeniköy Fabrikası’nın da Global Lighthouse Network’e kabul edilmesiyle Ford Otosan, Türkiye’den bu prestijli ağa dahil edilen tek otomotiv üreticisi olma konumunu sürdürüyor. Ford Otosan Kocaeli tesislerinin uluslararası ortaklarımızdan Ford Motor Company bünyesinde bu ağa dahil edilen tek üretim merkezi konumunda olması da ayrı bir gurur kaynağı. Bu ödülleri, Topluluğumuz genelinde dijital teknolojilerin geliştirilmesinden hayata geçirilmesine kadar bu başarıya katkı sağlayan tüm çalışma arkadaşlarım adına alıyorum” dedi.

    Levent Çakıroğlu: “Akıllı fabrikalar; üretkenlik, verimlilik, kalite, sürdürülebilirlik konularında, hatta müşteri memnuniyeti ve çalışan bağlılığında değer yaratıyor. Başarılı sonuçlar üreten uygulamaları ölçeklendirerek tüm üretim tesislerimizde yaygınlaştırıyoruz.” 

    Davos Zirvesi kapsamında düzenlenen “Düşünen Fabrikalar” adlı panelde de konuşan Levent Çakıroğlu, “Akıllı fabrikalar; üretkenlik, verimlilik, kalite, sürdürülebilirlik konularında, hatta müşteri memnuniyeti ve çalışan bağlılığında değer yaratıyor. Başarılı sonuçlar üreten uygulamaları ölçeklendirerek tüm üretim tesislerimizde yaygınlaştırıyoruz” dedi.

    Koç Topluluğu’nda yapay zekâ ve dijital dönüşümün, stratejik öncelik olarak ele alındığını vurgulayan Çakıroğlu, “Üretim ve enerji alanlarında kullandığımız dijital ikiz ve yapay zekâ destekli uygulamalar, üretim hatlarının tasarımından günlük operasyonların yönetimine kadar pek çok alanda esneklik ve verimlilik sağlıyor. Dijital ikiz teknolojisi sayesinde otomotiv sektöründeki üretim tesisimizde verimlilik yüzde 70, toplam ekipman etkinliği ise yüzde 13 arttı. Petrol rafinerilerinde, bu teknolojiyi kullanarak verim, enerji ve bileşen karışımı oluşturma kararlarını entegre ettiğimizde kapasite kullanım oranını yükselttik. Tedarik zincirinde ise, uçtan uca yönetim kapsamında planlama ve finansal kararları birleştirerek tahmin doğruluğunu yüzde 95 seviyesine çıkardık. Diğer yandan operasyonel karmaşıklık arttıkça; hız, çeviklik ve karar alma süreçlerinin kalitesi daha da önem kazanıyor. Şirket içinde geliştirdiğimiz ve 40’tan fazla sahada kullandığımız Platform360 Co-Pilot’ımız, karar alma süreçlerini ve alınan aksiyonları ölçeklendirerek standartlaştırıyor” dedi.

    Çakıroğlu, akıllı fabrikalarda yeni teknolojileri hayata geçirmenin ötesinde kurumsal yönetimi, operasyonel sistemleri, yetkin insan kaynağını, kurum kültürünü ve liderliği güçlendirmenin de önem taşıdığını sözlerine ekledi.

  • Sapanca’da Fırınlara Denetim

    Sapanca’da Fırınlara Denetim

    Sapanca Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, ilçe genelinde faaliyet gösteren fırınlara yönelik kapsamlı denetimler gerçekleştirdi. Vatandaşların sağlıklı, güvenilir gıda üketmesi amacıyla yapılan denetimlerde; temizlik ve hijyen koşulları ile ekmek ve unlu mamullerin gramajları detaylı şekilde incelendi.

    Gerçekleştirilen denetimlerde fırınların üretim alanları, kullanılan ekipmanlar, personelin hijyen kurallarına uygunluğu ve satışa sunulan ürünlerin mevzuata uygunluğu kontrol edildi. Denetimler sırasında eksiklik ve uygunsuzluk tespit edilen işletmelere gerekli uyarılar yapıldı. Kurallara aykırı durumlar için ise ilgili mevzuat çerçevesinde işlem uygulandı. Sapanca Belediye Zabıta Müdürü Lider Kösemen, halk sağlığının korunmasının öncelikli görevleri arasında yer aldığını belirterek, özellikle temel gıda ürünlerinin üretim ve satış noktalarında denetimlerin düzenli aralıklarla sürdürüleceğini ifade etti.

  • Ergonomi ve egzersiz, çay işçilerinin sağlığını güçlendiriyor!

    Ergonomi ve egzersiz, çay işçilerinin sağlığını güçlendiriyor!

    Çay işçilerinin ağrıları azaldı, uyku kalitesi arttı!

    Rize’de çay üretiminde çalışan işçiler üzerinde yapılan yeni bir akademik araştırma, ergonomi eğitimiyle desteklenen düzenli egzersiz programlarının kas-iskelet sistemi ağrılarını belirgin biçimde azalttığını, uyku kalitesi ve günlük işlevselliği ise anlamlı düzeyde artırdığını ortaya koydu.

    Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ömer Şevgin’in danışmanlığında, fizyoterapist İlayda Gür tarafından yürütülen çalışmada, çay işçilerine 12 hafta boyunca uygulanan bütüncül müdahalenin etkileri incelendi. Doç. Dr. Ömer Şevgin, elde edilen bulguların çay işçilerinin sağlığında bütüncül yaklaşımların ne kadar önemli olduğunu gösterdiğini vurgulayarak, “Çay tarımı son derece yoğun fiziki çaba gerektiren bir alan. Egzersiz ve doğru çalışma alışkanlıklarının birlikte verilmesi hem işçinin sağlığını koruyor hem de iş verimini artırıyor.” dedi.

    Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ömer Şevgin’in danışmanlığında, fizyoterapist İlayda Gür tarafından Rize’de yürütülen tez çalışmasında, çay işçilerine 12 hafta boyunca uygulanan bütüncül müdahalenin etkileri incelendi.

    Fiziksel yük çok fazla, ağrılar kaçınılmaz hale geliyor

    Araştırma kapsamında Rize’de çay tarımında aktif olarak çalışan 60 işçi değerlendirildi. Çalışmada, çay toplama işinin uzun süre ayakta kalmayı, eğilerek çalışmayı ve tekrarlayıcı el-kol hareketlerini gerektirdiğine dikkat çekildi. İşçilerin topladıkları çayları omuz ve sırtlarında taşımasının ise özellikle boyun, bel, sırt ve omuz bölgelerinde yoğun ağrılara yol açtığı belirlendi.

    Katılımcıların büyük çoğunluğunun, çalışmaya başlamadan önce özellikle boyun ve bel bölgesinde kas-iskelet sistemi ağrılarından yakındığı tespit edildi.

    Egzersiz eklenen grupta çarpıcı sonuçlar

    Araştırmada tüm işçilere ergonomi eğitimi verilirken, bir gruba buna ek olarak haftada üç gün, 40–50 dakikalık seanslardan oluşan egzersiz programı uygulandı. Program; esneme, kas güçlendirme, denge ve postür egzersizlerinden oluştu.

    12 haftanın sonunda elde edilen sonuçlar dikkat çekiciydi. Ergonomi eğitimiyle birlikte egzersiz yapan grupta; tüm vücut bölgelerinde ağrı düzeylerinin anlamlı biçimde azaldığı, uyku kalitesinin belirgin şekilde iyileştiği, el, kol ve omuz fonksiyonlarında kayda değer gelişme sağlandığı belirlendi.

    Sadece ergonomi eğitimi alan grupta ise omuz ve bel ağrılarında sınırlı bir iyileşme gözlemlendi.

    Bütüncül yaklaşım işçinin sağlığını da verimini de artırıyor

    Çalışmanın danışmanı Doç. Dr. Ömer Şevgin, elde edilen bulguların çay işçilerinin sağlığında bütüncül yaklaşımların ne kadar önemli olduğunu gösterdiğini vurgulayarak, şu değerlendirmede bulundu:

    “Çay tarımı son derece yoğun fiziki çaba gerektiren bir alan. Sadece ergonomik düzenlemeler ya da sadece egzersiz yeterli olmuyor. Egzersiz ve doğru çalışma alışkanlıklarının birlikte verilmesi hem işçinin sağlığını koruyor hem de iş verimini artırıyor.”

    Doç. Dr. Şevgin ayrıca, Üsküdar Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı’nda yürütülen çalışmaların, toplumsal problemlere pratik, uygulanabilir ve etkili çözümler üretmeyi hedeflediğini, bilimin hayatla temas eden yönünü güçlendirdiğini ifade etti.

    Koruyucu programlar kurumsal hale getirilmeli

    Araştırmayı yürüten fizyoterapist İlayda Gür ise çay işçilerinde kas-iskelet sistemi ağrılarının oldukça yaygın olmasına rağmen, bu alanda çözüm odaklı uygulamaların sınırlı olduğuna dikkat çekerek, “Çay işçileri ağrıyla çalışmayı neredeyse normal kabul ediyor. Oysa düzenli ergonomi eğitimi, koruyucu egzersiz programları ve fizyoterapist desteği kurumsal düzeyde sağlanabilir. Bu çalışma, bu tür müdahalelerin ne kadar etkili olabileceğini açıkça gösteriyor.” dedi.

  • Dicle Elektrik’in Güçlü Altyapısı Karanlığa Geçit Vermedi

    Dicle Elektrik’in Güçlü Altyapısı Karanlığa Geçit Vermedi

    Mardin Derik’te Gerilim Hattı’nda Hırsızlık

    Dicle Elektrik’in Güçlü Altyapısı Karanlığa Geçit Vermedi

    Mardin’in Derik ilçesinde kimliği belirsiz kişiler tarafından çalınan destek üniteleri nedeniyle 3 orta gerilim direği devrildi. Ancak Dicle Elektrik’in yaptığı güçlü altyapı yatırımı sayesinde alternatif besleme hatları anında devreye girerek ilçeye 5 dakika içinde elektrik verdi. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan şirket yetkilileri, “Altyapımıza yönelik bu tür müdahaleler yalnızca şirketimizi değil, doğrudan vatandaşlarımızı mağdur ediyor. Enerjinin sürekliliğini sağlayarak hem halkımızı koruyoruz hem de kamu hizmetlerinin aksamamasını sağlıyoruz” dedi.

    Kayıpsız, kesintisiz ve kaliteli enerji arzı hedefiyle yatırımlarına aralıksız devam eden Dicle Elektrik, Mardin’in Derik ilçesinde yaşanan hırsızlık nedeniyle ortaya çıkan olumsuz duruma karşın, güçlü altyapısı sayesinde Derik ilçesini elektriksiz bırakmadı. Mardin’in Derik ilçesinin elektrik ihtiyacını karşılayan 3 orta gerilim direği, destek ünitelerinin kimliği belirsiz kişilerce çalınması üzerine devrilerek devre dışı kaldı. Ancak şirketin sahip olduğu alternatif besleme hatları anında devreye alınarak, sadece 5 dakika içinde Derik’e tekrar enerji verildi.

    “Yatırımlarımız sayesinde enerjinin sürekliliğini sağladık”

    Dicle Elektrik’in bölgeye yaptığı altyapı yatırımları, muhtemel risklerin önüne geçilmesinde etkili oldu. Derik’teki enerji hattında yaşanan bu olay sonrası ekipler hızlıca devreye girerken, arızalı hat kısa sürede devre dışı bırakılarak, alternatif hat sisteme entegre edilerek enerjinin sürekliliği korunmuş oldu. Böylece hem günlük hayatın akışı hem de kamu hizmetlerinin devamlılığı sağlandı. Dicle Elektrik yetkilileri, “Yaptığımız yatırımlar sayesinde Derik’te enerjinin sürekliliğini korumayı başardık” dedi.

    Kamu malına zarar, vatandaşın hayatına kesinti demek

    Bölgedeki direklerin yaklaşık 4 ay önce yine benzer bir şekilde hırsızlık nedeniyle devrildiği öğrenildi. Elektrik iletiminde hayati rol oynayan destek ünitelerinin çalınması, sistemin dayanıklılığını zayıflatırken, olumsuz hava koşulları da arızaların yaşanmasına zemin hazırlıyor. Dicle Elektrik yetkilileri, yaşanan bu olayların hem can ve mal güvenliği hem de enerji arz güvenliği açısından ciddi tehlikeler oluşturduğunu vurguladı. Açıklamada, “Altyapımıza yönelik bu tür müdahaleler yalnızca şirketimizi değil, doğrudan vatandaşlarımızı mağdur ediyor. Enerjinin sürekliliğini sağlayarak hem halkımızı koruyoruz hem de kamu hizmetlerinin aksamamasını sağlıyoruz” ifadelerine yer verildi.

     

  • YARIYIL TATİLİ “VODAFONE İLK HATTIM” FIRSATLARIYLA BAŞLIYOR

    YARIYIL TATİLİ “VODAFONE İLK HATTIM” FIRSATLARIYLA BAŞLIYOR

    YARIYIL TATİLİ “VODAFONE İLK HATTIM” FIRSATLARIYLA BAŞLIYOR

    Vodafone, 16 yaş ve altı çocuklara özel “İlk Hattım” ile yarıyıl döneminde de ailelerin ve çocukların yanında olmaya devam ediyor. Çocuklar ve ebeveynleri için bu tatilde de avantajlı tarifelerden indirimli cihaz fırsatlarına, Vodafone Happy marka ayrıcalıklarından ebeveyn güvenlik uygulaması Find My Kids’e kadar pek çok ayrıcalık sunulacak. Ayrıca, Vodafone’lu ebeveynler çocuklarına alacakları yeni hatlarda 12 ay geçerli 10 GB hediyesinden faydalanabilecek.

    22 Ocak 2026 – Türkiye’nin dijitalleşmesine liderlik etme vizyonuyla faaliyet gösteren Vodafone, 16 yaş ve altı çocuklar için yarıyıl tatil dönemini dolu dolu geçirmelerini sağlayacak faydalar sunuyor. “Vodafone İlk Hattım” faydalarıyla çocukların güvenle teknolojiyle tanışması sağlanırken; indirimli teklifler, fatura aşımını önleyen ücretsiz durma, sınırsız WhatsApp ve ebeveyn güvenlik uygulaması ile ebeveynlerin endişelerinin giderilmesi hedefleniyor. Diğer yandan, yarıyıl tatiline özel olarak, seçili akıllı telefon, akıllı saat ve aksesuar gibi teknolojik cihazlardan giyime ve yeme-içmeye, eğlenceden seyahate kadar birçok marka faydası karne hediyesi olarak müşterilere sunuluyor. Vodafone’lu ebeveynler çocuklarına alacakları yeni hatlarda 12 ay geçerli 10 GB hediyesinden de faydalanabiliyor.

    Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Meltem Bakiler Şahin, şunları söyledi:

    “TÜİK verilerine göre, 6-15 yaş arası çocukların internet kullanım oranı 2024 itibarıyla %91,3’e yükseldi. BTK verilerine göre ise Türkiye’deki ebeveynlerin %88’i çocuklarıyla her an iletişimde kalabilmek için ilk teknolojik cihazlarını alırken, %86’sı çocuklarına yeni bir hat aldığında fatura aşım nedeniyle bütçesini aşmaktan endişe duyuyor. Bu araştırmalar, ülkemizde çocukların dijital dünyaya erişiminin yüksek olduğunu, internet kullanımının gittikçe arttığını ve teknoloji kullanımının eğlence, eğitim ve iletişim ekseninde yoğunlaştığını gösteriyor. Söz konusu yapı, çocukların dijital alanla temasında kontrol, güvenlik ve doğru yönlendirme ihtiyacını ön plana çıkarırken; ebeveynlerin de bu süreçte güvenilir, sınırları belirlenebilir ve çocuk dostu çözümlere olan beklentisini güçlendiriyor. İki yıl önce hayata geçirdiğimiz ‘Vodafone İlk Hattım’ ile hem ebeveynlerin endişelerini gideren, hem de 16 yaş altı gençleri teknolojiyle güvenle tanıştıran birçok faydayı müşterilerimize sunuyoruz. Yarıyıl tatilinde de müşterilerimize sınırsız WhatsApp ve ücretsiz durma özelliği sunduğumuz tarifelerimiz, yarıyıl tatiline özel indirimli teknolojik cihazlar, ebeveyn güvenlik uygulaması ve güçlü marka indirimleri bu dönemin daha verimli, hesaplı ve dolu dolu geçirilmesine yardımcı oluyor. Vodafone olarak, avantajlı ürün ve hizmetlerimizle müşterilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz.”

    İlk hatta güven, uygun fiyatlı tarifelerle devam ediyor

    Ebeveynler çocuklarına ilk hattını alırken faturalı ya da faturasız seçeneklerden birini tercih ederek çocuğunun ilk akıllı saati, telefonu ya da tableti için kullanabilecek. “Vodafone İlk Hattım”, 16 yaş ve altı kullanıcılar için indirimli tarifeleriyle çocukların iletişim ihtiyaçlarını karşılarken, faturalı tarifelerinde sınırsız konuşma ve ücretsiz durma özelliği sunarak ebeveynlere de kontrollü ve güvenli bir kullanım deneyimi sunuyor. Faturalı mobil yeni müşteriler, 250 SMS ve 1.000 dakika konuşma içeriğiyle birlikte 2 GB, 5 GB, 10 GB ve 20 GB mobil internet içeren tarifelerden birini seçebilecek.

    Vodafone’lu ebeveynlere özel: Yeni hatta 12 ay geçerli 10 GB hediye

    Vodafone’lu ebeveynler, yeni hat kampanyası ile çocuklarının internet ihtiyacını karşılamak açısından avantajlı oluyor. Çocuklarına alacakları yeni hatlarda 12 ay boyunca geçerli 10 GB hediye faydasından yararlanabiliyor. Vodafone’un yeni hat kampanyasıyla birleşen bu avantaj sayesinde çocuklar ilk hat deneyimlerini daha bol internetle yaşarken, aileler de bütçelerini güvende tutmaya devam ediyor. “Vodafone İlk Hattım”, yarıyıl döneminde sunduğu kapsamlı faydalarla yalnızca bir hat değil; güvenli, avantajlı ve keyifli bir ilk iletişim deneyimi vadediyor.

    Yarıyıl tatilinde karne hediyesi olarak indirimli cihaz teklifleri

    Global ölçekte yapılan araştırmalara göre, ebeveynlerin %55’i akıllı telefon ve teknolojik cihazları tatil hediyesi olarak değerlendirebileceğini belirtiyor. Çocukların %62’si de akıllı telefon ve saatleri hediye olarak istiyor. Vodafone’un yarıyıl tatil dönemine özel olarak sunduğu seçili indirimli cihaz teklifleri sayesinde çocuklar karne hediyesi olarak ilk telefonlarına, akıllı saatlerine avantajlı fiyatlarla sahip olurken, ebeveynler de bütçelerini zorlamadan bu ihtiyacı karşılayabiliyor. “Vodafone İlk Hattım”, tarife ve cihazı bir arada düşünerek ailelere bütüncül bir çözüm sunuyor.

    Vodafone Happy ile yarıyıl tatili boyunca ayrıcalık

    “Vodafone İlk Hattım” müşterileri, yarıyıl tatilinde seçili eğlence merkezlerine indirimli girerken, sinema bileti aldığında 1 bilet hediye oluyor.  Müşteriler Vodafone Happy platformu üzerinden eğlenceden giyime, yeme-içmeden eğlence merkezlerine kadar pek çok farklı markada özel indirimlerden faydalanabiliyor. Müşteriler, Vodafone Happy üzerinden alacakları indirim kodlarıyla tatil boyunca avantajlı bir deneyim yaşıyor.

    Çocukların güvenliği için uygulama

    “Vodafone İlk Hattım” müşterilerine dijital dünyada 16 yaş ve altı çocukların güvenliğini sağlamak amacıyla 12 ay ücretsiz “Find My Kids” ebeveyn güvenlik uygulaması da sunuluyor. Ebeveynler, bu uygulamayla çocuklarının konumunu, uygulama kullanımını, internet davranışlarını ve hatta cihaz şarjını takip edebiliyor.

    Vodafone İlk Hattım tarifeleri hakkında ayrıntılı bilgi için vodafone.com.tr adresi ziyaret edilebilir.

    Vodafone Grubu hakkında

    Vodafone, Avrupa ve Afrika’nın önde gelen telekomünikasyon şirketlerinden biridir. 15 ülkede işlettiğimiz şebekelerin yanı sıra 5 ayrı ülkede yaptığımız yatırımlar ve 40’tan fazla ülkedeki ortaklıklarımız ile toplamda 360 milyonu aşkın müşteriye mobil ve sabit iletişim hizmetleri sunuyoruz. İnternetin omurgasını oluşturan 70’i aşkın denizaltı kablo sisteminde kapasitemiz bulunuyor. Buna ek olarak, kapsama alanı dışında kalan bölgelere bağlantı sağlamaya yönelik yeni bir doğrudan mobil uydu iletişim hizmeti geliştiriyoruz. Vodafone, dünya genelinde 220 milyonu aşkın IoT bağlantısıyla dünyanın en büyük IoT platformlarından birini işletiyor. Ayrıca, 7 Afrika ülkesinde yaklaşık 94 milyon müşteriye finansal hizmetler sağlayarak, diğer tüm hizmet sağlayıcılardan daha fazla işlem gerçekleştiriyoruz. Amacımız, deniz tabanından gökyüzüne kadar her yerde sunduğumuz teknolojilerle herkesi bağlantıda tutmak.

    Daha fazla bilgi için www.vodafone.com adresini ziyaret edebilir, @VodafoneGroup X hesabımızı takip edebilir ve www.linkedin.com/company/vodafone adresinden bizimle bağlantı kurabilirsiniz.

  • Başkan Altuğ; “Üretimin Olmadığı Yerde Ticaret Canlanmaz, Ticaret Üretimden Ayrı Düşünülemez”

    Başkan Altuğ; “Üretimin Olmadığı Yerde Ticaret Canlanmaz, Ticaret Üretimden Ayrı Düşünülemez”

    SATSO OCAK AYI MECLİS TOPLANTISI YAPILDI

    Başkan Altuğ; “Üretimin Olmadığı Yerde Ticaret Canlanmaz, Ticaret Üretimden Ayrı Düşünülemez”

    Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Ocak Ayı Olağan Meclis Toplantısı Meclis Başkan Vekili Onur KANSU’nun Başkanlığında Yönetim Kurulu Başkanı A. Akgün ALTUĞ, Yönetim Kurulu Üyeleri ve Meclis Üyelerinin katılımıyla Erol Öztürk HACIEYÜPOĞLU Meclis Toplantı Salonu’nda gerçekleştirildi.

    Yılın ilk meclis toplantının açılış konuşmasını Meclis Başkanı Erdem Ercan’ın rahatsızlığından dolayı vekalet eden Meclis Başkan Vekili Onur KANSU yaptı.

    KANSU konuşmasında “Nusaybin–Kamışlı sınır hattımızda Türk Bayrağımıza yönelik hain YPG Terör Örgütü tarafından gerçekleştirilen saldırıyı Meclisimiz adına şiddetle kınıyorum. Meclis Başkanımız Erdem Ercan’a acil şifalar diliyorum.” dedi.

    Toplantının devamında yoklama ve gündem maddelerinin oylanmasına geçildi. 1240 nolu Meclis oturumuna ait tutanak görüşülerek oy birliği ile kabul edildi. Aralık ayı Kat’i Mizan ve ekleri ile Bütçe İzleme Raporu, Hesapları İnceleme Komisyonu Başkanı Tuncay Cebeci’nin sunumunun ardından oylanarak, meclis üyeleri tarafından tasdik edildi.

    Meclis Toplantısının devamında ülke ve ekonomi gündemi hakkında değerlendirmede bulunmak ve Yönetim Kurulu’nun aylık faaliyetleriyle ilgili bilgi vermek üzere kürsüye gelen SATSO Yönetim Kurulu Başkanı A. Akgün Altuğ Meclis Başkanı Erdem Ercan’a acil şifalar dileyerek başladığı konuşmasında şunları dile getirdi;

    Nusaybin–Kamışlı sınır hattında şanlı Türk bayrağımıza yönelik bölücü hain YPG terör örgütü yandaşları tarafından gerçekleştirilen saldırıyı şiddetle kınıyorum. Bu alçakça provokasyon ve benzeri girişimler asla amacına ulaşamayacak, ülkemizin ve milletimizin namusu şanlı bayrağımız her zaman özgürce dalgalanacaktır.

    Genel Değerlendirme

    2025 yılı gerek ülkemiz gerekse küresel ekonomi açısından zorlukların yaşandığı bir yıl olarak geride kaldı. Yeni yılın bu ilk günlerinde de dikkatle yönetilmesi gereken başlıkların varlığını koruduğunu hep birlikte görüyoruz. 2025’i yüksek enflasyon baskısı altında istikrar arayışı yılı olarak değerlendiriyoruz.

    Enflasyonla mücadele kapsamında atılan adımların etkilerini kademeli olarak görmeye başlasak da fiyat istikrarı konusunda hâlâ kat etmemiz gereken önemli bir mesafe olduğunu biliyoruz. Finansmana erişim ise geçtiğimiz yıl iş dünyamızın ana gündem maddelerinden biri oldu. Faiz oranlarının nakit akışı ve yatırım iştahı üzerindeki etkisi sahada güçlü biçimde hissedildi. Resmî verilere baktığımızda büyüme oranlarımızın ve millî gelirimizin arttığını, 2025 yılının sonuna doğru enflasyonun son yılların en düşük seviyelerine gerileyerek yüzde 30,9 seviyelerinde gerçekleştiğini görüyoruz.

    Ancak sahadaki yansımaların bu verilerin ortaya koyduğu tabloyla aynı ölçüde hissedilmediğini de açıkça ifade etmemiz gerekiyor. Küresel ölçekte de 2025 yılı oldukça zorlu bir sınav oldu. Artan üretim maliyetleri ve finansmana erişimde yaşanan güçlükler, enflasyon oranının çok altında kalan döviz kuru ve güçlü TL dengesi ihracatçılarımızın kârlılığını düşürdü. Bu süreçte birçok firma yurt dışı borçlanmaya yönelmek zorunda kaldı. Özellikle emek yoğun sektörlerde ciddi kayıplar yaşandı. Her ne kadar 2025 yılında ülke ihracatımız yüzde 4,5 oranında artmış olsa da, dış ticaret açığında beklenen iyileşme sağlanamadı ithalat artışı devam etti.

    Küresel Siyaset

    Bu dönemde dünya siyasetinin de ne kadar keskin ve kuralsız bir viraja girdiğine hep birlikte şahitlik ediyoruz. Venezuela’da yaşanan durum buna bir örnektir. Meşru ya da gayrimeşru seçilmiş bir devlet başkanı bir operasyon ile eşiyle birlikte alınıyor. İran’da yaşanan karışıklıklar da malumunuz… Toplumsal gerilimler, bölgesel belirsizliği canlı tutmaya devam ediyor.

    Terörsüz Türkiye sürecine girmişken Suriye’de sahadaki yeni güvenlik gelişmeleri ve artan hareketlilik de ona keza… Rusya-Ukrayna savaşı, Çin-Filipinler…

    Yaşanan gelişmeler küresel ölçekte ekonomik ve siyasi risklerin aynı anda tırmandığı bir sürece işaret ediyor. Bu durum enerji koridorlarından emtia fiyatlarına, ticaret yollarından finansal piyasalara kadar pek çok alanda hızlı ve öngörülemez değişimlere yol açabiliyor. Bu nedenle üretim yaparken yalnızca kendi maliyetlerimizi değil dünyanın içinde bulunduğu bu yeni ve belirsiz düzeni de dikkate almak zorundayız.

    Tüm bu tabloya rağmen iş dünyamızın en büyük gücü zorlukları görürken umudunu kaybetmemesidir. Belirsizliğin arttığı bu dönemde üretmekten ve rekabetten vazgeçmemeliyiz. Ancak şunu net bir biçimde ifade etmeliyim ki: rekabetin şartları da ağırlaşmıştır.

    Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması

    Özellikle en büyük ticaret ortağımız olan Avrupa Birliği’nin sınırda karbon düzenleme mekanizması 1 Ocak 2026 itibarıyla mali yükümlülükleriyle birlikte yürürlüğe girdi. Bu düzenlemenin ihracat maliyetlerimiz üzerinde ciddi bir baskı oluşturacağı açıktır.

    Ancak bu süreci yalnızca bir risk olarak değil, aynı zamanda önemli bir dönüşüm fırsatı olarak da görmek zorundayız. Yükümlülüklerimizi zamanında ve doğru şekilde yerine getirdiğimiz takdirde, üreticimizin rekabet gücü korunacak, hatta birçok alanda daha da güçlenecektir. Fabrikalarımızı sürdürülebilir altyapılarla donatmalı, üretimimizi yeşil enerjiyle, çevreyle uyumlu, sıfır atık odaklı ve karbon ayak izi düşük bir yapıya kavuşturmalıyız. Bu dönüşüm, geleceğimiz açısından artık ertelenemez bir zorunluluktur.

    Bu zorunluluktan yola çıkarak SATSO olarak geçen sene hazırladığımız ve destek almaya hak kazanan Avrupa Birliği Projesi Greenshift kapsamında üyelerimizin yeşil dönüşüm sürecinde yürüteceği çalışmalara destek olacak mevzuat uyumu, teknik rehberlik ve uygulamaya dönük çözümler sunacak kalıcı bir merkez kuracağız. Elbette çevresel sürdürülebilirlik tek başına yeterli değildir. Bu süreci besleyecek temel unsur teknolojik derinlik ve katma değerdir. Artık geleneksel yöntemlerle yetinme dönemi geride kalmıştır.

    Dijital Ürün Pasaportu ve Uygulamaları Eğitimi

    Bu doğrultuda Odamızın dijital dönüşüme yönelik çalışmaları hız kazanmış durumda. Avrupa birliği yeşil mutabakatı ve döngüsel ekonomi eylem planı kapsamında hayata geçirilen dijital ürün pasaportu uygulamalarına yönelik bir eğitim programı gerçekleştiriyoruz.

    Bu eğitimle farkındalığın artırılmasını teknik, hukuki ve operasyonel boyutların net bir şekilde ele alınmasını hedefliyoruz. Dijital ürün pasaportu izlenebilirlik, sürdürülebilirlik ve rekabet gücü açısından sektörlerimiz için yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Tüm üyelerimizi bu eğitime katılmaya ve süreci doğru okumaya davet ediyorum.

    ASO İLTEK (İllerin Teknolojik Gelişmişlik Endeksi) Araştırması

    Dijitalleşme ve teknolojik gelişim açısından Sakarya’nın mevcut durumuna da bakmakta fayda var. Ankara sanayi odası tarafından hazırlanan “İllerin Teknolojik Gelişmişlik Endeksi Araştırması”, oldukça kapsamlı ve gerçekçi bir tablo ortaya koyuyor.

    Ar-Ge ve İnsan Kaynağında Çok Güçlüyüz

    Bu çalışma bize şunu gösteriyor: Sakarya üretmeyi biliyor, tasarlamayı biliyor ve bunu teknoloji çıktısına dönüştürebiliyor. Bugün Sakarya patent sayısında Türkiye’de ikinci sırada, tasarım tescilinde beşinci sırada, yüksek teknoloji ihracatında ise ilk 10 şehir arasında yer alıyor.

    Ar-Ge merkezleri açısından ilk 10’da, üniversite proje sayısında ilk 15’te, teknoloji alanlarında okuyan öğrenci sayısında yine ilk 15 şehir arasındayız. Bu göstergeler, Sakarya’nın güçlü bir insan kaynağına ve sağlam bir Ar-Ge altyapısına sahip olduğunu açıkça ortaya koyuyor.

    Dijital Altyapıda ise İlk 30 İl Gerisindeyiz!

    Ancak her güçlü tablonun iyileştirmeye açık yönleri de vardır. Sakarya’nın iyileştirmeye ihtiyacı olan alanlarından biri dijital altyapıdır. Fiber altyapının yaygınlığı ve mobil geniş bant kullanımında ilk 30 ilin gerisindeyiz. Bu durum, dijital dönüşüm hızımızı ve sanayimizin verimliliğini sınırlayan önemli bir başlık olarak karşımıza çıkıyor.

    Dijital altyapı güçlenmeden dijital dönüşüm hızlanamaz, dijital dönüşüm hızlanmadan da rekabet gücü artmaz. Bu nedenle sanayi bölgelerinden başlayarak fiber altyapının yaygınlaştırılması ve 5G yatırımlarının hızlandırılması Sakarya için öncelikli konular arasında yer almaktadır. Özellikle Türk Telekom’un başında bir Sakaryalı varken Sakarya’nın ön sıralarda olması gerektiğini düşünüyorum. Buradan Sayın Hemşehrimiz Ebubekir Şahin’e de selamlarımızı iletiyoruz.

    Yaşam Kalitesi Endeksi

    Bu araştırmada bir diğer önemli başlık ise yaşam kalitesi ve iş gücü çekiciliğidir. Yaşam kalitesi endekslerinde Sakarya orta sıralarda yer alıyor. Öğrenci dostu şehir, kültür-sanat altyapısı ve sosyal yaşam göstergelerinde ilk 30’un dışında kalıyoruz.

    Bugün nitelikli mühendis, yazılımcı ve tasarımcı çalışacağı iş kadar yaşayacağı şehri de önemsiyor. Bu nedenle öğrenci ve gençler için daha cazip bir şehir ortamı oluşturmak, kültür ve sanat altyapısını güçlendirmek, konut ve sosyal yaşam imkânlarını geliştirmek büyük önem taşıyor. Özellikle yeni OSB’lerimizin bulunduğu kuzey ilçelerimizde konut ve sosyal yaşam alanlarına ihtiyaç giderek artıyor. Bu alanların bütüncül bir bakış açısıyla ele alınması gerektiğini özellikle vurgulamak istiyorum. Söğütlü, Ferizli, Kaynarca gibi ilçelerimizde ciddi bir konut hareketliliği ve sosyal yaşam düzenlemesi gerekiyor.

    Üretim Her Alana Katkı Sağlar

    Sakarya’nın önemli bir avantajı da sanayi ve Ar-Ge desteklerinden yararlanma kapasitesidir. Sanayi desteklerinden yararlanan firma sayısında ilk 15’te, destek tutarlarında ise ilk 10 şehir arasında yer alıyoruz. Ancak önümüzdeki dönemde hedefimiz yalnızca destek almak değil, bu destekleri daha fazla ticarileştiren ve katma değer üreten sonuçlara dönüştürmek olmalıdır.

    Şunu net olarak ifade etmek isterim ki üretimin olmadığı yerde ticaret canlanmaz. Biz üretimi aktif ve nitelikli tuttuğumuz sürece başta ticaret olmak üzere diğer tüm sektörlerin de güçlendiğini görürüz. Ticaret üretimden ayrı düşünülemez. Üretimi yalnızca sanayi başlığı altında ele almıyoruz. Ticaretten hizmet sektörüne, inşaattan sosyal hayata kadar uzanan geniş bir etki alanı olarak değerlendiriyoruz. Bu nedenle teknoloji odaklı, yaşam kalitesini ve iş gücü çekiciliğini merkeze alan bu araştırma görünürde belirli başlıklara odaklansa da özünde ekonominin bütününe canlılık kazandırmayı hedeflemektedir. Ortaya çıkacak kazanımların yansımaları tüccarımıza, hizmet sektörümüze, inşaat başta olmak üzere tüm alanlara sirayet edecektir.

    Vergi İncelemesi

    Son dönemde yapılan vergi incelemelerinde, indirim ve istisna uygulamalarına ilişkin ciddi sayıda hata tespit edilmiştir. Bu incelemeler özellikle uygulamada yapılan yanlışlara odaklanmakta ve firmalarımız açısından önemli sonuçlar doğurmaktadır.

    Örneğin; teknokentlerde faaliyet gösteren firmalarımızda istisnanın yalnızca yazılım, güncelleme ve gayri maddi hak gelirleri için uygulanması gerekirken bazı durumlarda tüm gelirlerin istisna kapsamına alındığına rastlanmaktadır. Yatırım teşvik belgesi sahibi firmalarımızda ise yatırıma katkı tutarının üzerinde vergi indirimi uygulanması gibi hatalı uygulamalar inceleme konusu olmuştur. Bunun yanı sıra diğer indirim ve istisna başlıklarında da mevzuata aykırı uygulamalar nedeniyle hazine zararına yol açan durumlar tespit edilmektedir. Bu kapsamda yapılan düzeltmeler ve uygulanan cezalar firmalarımız için beklenmeyen finansal kayıplara ve endişe ortamına neden olmaktadır. Bu nedenle üyelerimizin vergi, teşvik ve istisnalarından yararlanırken mevzuata tam uyum konusunda azami hassasiyet göstermeleri büyük önem taşımaktadır.

    İhracat

    TİM tarafından açıklanan verilere göre; ilimiz Aralık ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 4,1 artış kaydetmiş ancak kasım ayına kıyasla yüzde 19,9’luk bir düşüşle 504 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirmiştir. 2025 yılının tamamında ise Sakarya, bir önceki yıla göre yüzde 6,1’lik bir gerilemeyle 5,9 milyar dolarlık ihracat yapmıştır.

    Buna rağmen bu rakam Sakarya tarihinin en yüksek ikinci ihracat performansıdır. Ayrıca TÜİK’in açıkladığı son verilere göre, 2025 Kasım döneminde ilimizde ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 172 olarak gerçekleşti. İlk 11 ayda 1,5 milyar doların üzerinde dış ticaret fazlası verdik. 11 aylık ortalamamız ise yüzde 144 ile Türkiye ortalamasının oldukça üzerindedir.

    Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Ortak Toplantı

    Üyesi olduğum TOBB genel idare kurulu, strateji geliştirme kurulu, yüksek koordinasyon kurulu ve TOBB yönetim kurulu müşterek toplantısında Hazine ve Maliye Bakanımız Sayın Mehmet Şimşek’i ağırladık. Kendisine Sakarya iş dünyamızın taleplerini birinci ağızdan iletme fırsatı buldum.

    Bakanımız toplantıda sanayide rekabet gücünü belirleyen üç temel başlık olduğunu vurguladı: ölçek ekonomisi, teknoloji üretimi ve üretimde verimlilik.

    Artık küçük ölçeklerle, düşük teknolojiyle ve verimsiz üretim yapılarıyla küresel rekabette ayakta kalmak mümkün değil. Bakanlığımızın yaklaşımı çok net: daha büyük ölçekli, daha teknolojik ve daha verimli üretim yapıları oluşturmak zorunda olduğumuzu söyledi. Bu anlayış, sadece daha fazla üretmeyi değil; aynı kaynakla daha fazla katma değer üretmeyi, maliyetleri düşürmeyi ve sürdürülebilir büyümeyi hedefliyor.

    SATSO’nun Tek Menfaati Üyelerinin ve Sakarya’nın Gelişmesidir

    Son günlerde, Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası’nın adının bilinçli şekilde tartışmaların içine çekilmeye çalışıldığı bazı kişisel değerlendirmeler ve iddialarla ilgili, kurumsal duruşumuzu net bir şekilde ifade etme ihtiyacı doğmuştur.

    Öncelikle şunun altını açık ve net biçimde çizmek isterim:

    Bahse konu edilen evrakın muhatabı Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası değildir. İlgimiz, bilgimiz ve dahlimiz olmayan konuların, şehrimizin en köklü ve saygın meslek kuruluşlarından biri olan Odamız ile ilişkilendirilmeye çalışılması, kurumu haksız ve yersiz biçimde mağdur etmektedir. SATSO, bugüne kadar olduğu gibi bugün de siyasetin değil üyelerinin, üretimin, ticaretin ve hukukun tarafındadır.

    Bizim kaygımız ve gayretimiz Sakarya’nın üretimini artırmak, refahını yükseltmek ve üyelerimizin sorunlarını çözmektir.  Dedikodular ve iftiralara ayıracak vaktimiz yok.

    Kurumumuzun adı üzerinden oluşturulmaya çalışılan bu algıyı kabul etmemiz mümkün değildir. SATSO, şeffaflığı, kurumsal disiplini ve hukuka bağlılığıyla yoluna devam etmektedir ve edecektir.

    Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası, kuruluşundan bu yana hiçbir dönemde siyasi polemiklerin tarafı ya da malzemesi olmamış bundan sonra da olmayacaktır. SATSO’nun siyaseti ancak ve ancak Sakarya’nın ve üyelerinin menfaati üzerinedir. Bunun net bir şekilde bilinmesini isterim. Bizim tek sevdamız Sakarya’dır…

    Konuşmasını tamamlayan Başkan Altuğ’un ardından Yönetim Kurulu’nun Aylık Faaliyetleri ve Gündem ile ilgili söz alan 3. Meslek Komitesi (Toptan ve Perakende Gıda) Meclis Üyesi Engin TUMBAZ, “

    Akgün Başkanımızın konuşmasının sonunda bahsi geçen şirketin bir ortağı olarak açıklama için kürsüye çıktım. Biliyoruz ki SATSO ve OSB’ler birbirinden ayrılamaz. OSB’lerin omurgası SATSO’dur. Biz de şirket ortakları ve meclis üyeleri olarak SATSO’nun bu tarz olaylarla isminin anılmasını kesinlikle istemeyiz.

    Hem SATSO hem de SOMİ OSB Başkanımız Akgün Altuğ’a konuyla ilgili birkaç soru yöneltme gereği doğmuştur.

    • Firmamızın ortağı olan AK Parti Sakarya İl Başkanı Yunus Tever’in konumu sebebiyle ilgili OSB’den yer talebinde, yatırım tahsisi konusunda firmamıza öncelik tanınmış veya usulsüzlük yapılmış mıdır?
    • OSB yatırımından vazgeçtiğimizde bizlere örnek bir dilekçe verildi ve bu belgeler her yatırımcı firma için aynı mıdır?
    • 2025 yılında bizimle birlikte kaç firma daha yatırımdan vazgeçmiştir?
    • Bahsi geçen ve basına servis edilen bu belge nasıl ve kim ya da kimler tarafından basına servis edilmiştir?
    • Bizimle birlikte yatırımdan vazgeçen diğer firmaların da belgeleri basına servis edildi mi yoksa bu sadece Yunus Tever’den sebep firmamızın dilekçesi mi servis edilmiştir?
    • OSB Müdürlüğüne bir yaptırım olacak mı?
    • OSB’ye başvuran yatırımcılara bir kredi ya da özel bir finansman kaynağı sağlanıyor mu?

    Firmamızın ortakları da Yunus Tever de Sakarya’da, farklı iş kollarında şehre katkı sunmaya çalışan ve çabalayan iş insanlarından oluşmaktadır. Yunus Tever aynı zamanda SATSO yönetim kurulu ve meclis üyeliği görevlerinde bulunmuş da bir isimdir.

    Bu tarz bir saldırı Sakarya’nın üretim ikilimi ve ortamına zarar vermektedir. Şehirdeki siyasi çekişmelerin içerisine SATSO’nun da dahil edilmesinden büyük bir rahatsızlık duyuyoruz. SATSO şehir iş dünyasının en büyük çatı kuruluşudur. Burası siyasi çekişmenin değil ortak aklın temsilidir. Bu tarz çekişmelere SATSO’yu katmamak gerekiyor. Buradaki meclis üyeleri olarak Sakarya’nın birçok OSB’sinde yatırımları olan insanlardır ve şehir, ülke ekonomisine katkı sağlamaya çabalamaktadırlar. Bu tarz altı boş haberler ve sızıntılar nedeniyle SATSO, OSB üzerinden rant sağlamaya çalışan bir yapıya, OSB’deki yatırımcılar da rantçı pozisyona çekilmeye çalışılıyor. Buna kesinlikle izin vermememiz gerekiyor.” diye konuştu.

    Meclis Üyesi Engin Tumbaz’ın ilettiği sorulara kürsüye gelerek şeffaf bir şekilde cevap veren SATSO Yönetim Kurulu Başkanı A. Akgün Altuğ,

    “Sakarya’da OSB’lerin yönetiminde sadece SATSO yok. Bahsi geçen SOMİ OSB’de Odamızı temsilen ben varım ve yönetim kurulu başkanlığını yapıyorum. Bununla birlikte yönetimde ilçe kaymakamı var, büyükşehir belediyesini temsilen meclis üyesi var, iki  dernek temsilcisi var.

    Bahse konu firmamız bu araziyi aldığında yine basında gündem olmuştu. Ben o zaman da özellikle iş insanlarından oluşan bir firmanın yatırım yapmasının son derece normal olduğunu ve OSB’den yer alabileceğini çok açık bir şekilde ifade etmiştim. Bu firmamıza da yer vermemiz son derece normaldi.

    Fiyat ve vade itibariyle de herhangi bir ayrıcalık uygulamadık. Müteşebbis heyetin aldığı kararlardan başka bir uygulama yapmadık. Tüm yatırımcı firmalara uygulanan şartlar bu firmamıza da uygulandı. Usulsüzlük ve de herhangi bir ayrıcalık da kesinlikle yoktur. Ayrıca, yatırımdan vazgeçilmesi konusunda da firmamıza herhangi ayrıcalık tanınmadı.

    OSB kanunu gereğince firmalar OSB arazisi alım-satımı yapamaz. Firmalarımız vazgeçerse OSB’ye araziyi devreder.

    Yaklaşık 30 firmamız yatırımdan vazgeçti. Biz bu şartlar eşliğinde parsellerini geri aldık ve paralarını da yönetmelik nasıl ödenmesi gerektiğini söylüyorsa o şekilde geri verdik. Hatta yatırımdan vazgeçen firmalar burada zarar bile etmiştir. Yeniden değerleme oranıyla parasını geri alsalar da reel koşullarda yatırımdan vazgeçmenin zarar bile ettirdiğini söyleyebilirim.

    Bahsi geçen evrak veya dilekçe her firma için aynı da değildir. Herkes durumunu, yatırımdan neden vazgeçtiğini, sebeplerini kendini ifade eder şekilde farklı dilekçelerle bugüne kadar belirtmiş ve müdürlüğe iletmiştir. Yatırımdan vazgeçmek adına matbu bir evrak yoktur, herkes farklı ama amacı belli eden bir şekilde başvurabilmektedir.

    İlgili bu belgenin nasıl basına sızmış olduğunu araştırıyoruz. Müdürlükte bütün personelle toplantısını yaptık. Araştırmamız devam ediyor.

    OSB yönetimleri özel kredi veya finansman vermez. Firmamıza da ne finansman ne özel bir kredi sağlanmamıştır.

    OSB’ler rant ile anılıyor, maalesef böyle bir imaj da şehrimizde var.

    OSB’lerde rant dillerde pelesenk olmuş bir şey. Halbuki en son 2024 Eylül’de kanun değişti. Ön tahsisten tahsise dönüşenler fabrika yapmak zorunda ve yapmadan satamaz. Biz OSB projesi öncesi o arazilerde yer almış firmalarla da ciddi mücadele ediyoruz. Buna rağmen birçok firmayı da eledik hatta tehdit bile edildik. Biz bu rantı engellemek için elimizden geleni yaptık, yapmaya da devam ediyoruz.

    Bizim OSB’lerimiz Anadolu’daki OSB’ler gibi değil. Burada tüm her şeyi sanayici kendi ödüyor. 9 OSB’nin hiçbirinde bir destek almadık, sanayici her şeyi kendi yaptı. OSB’deki altyapıyı, yolu, düzenlemeyi, tesisleri hepsini. Bu şehirde ihracat, istihdam sağlanıyorsa ana kaynağı OSB’lerdir. Rant konusunda da bildiğiniz bir şey varsa hep beraber üzerine gideriz.

    OSB’lerin kanunu var, yönetmeliği var, müteşebbis heyetleri var. Ne şartlarda, ne katı kurallarla, nasıl oluşturulduğu şeffaf ve bellidir. Müteşebbis heyet bir karar vermeden yönetim bu kararı uygulayamaz bile. Ben bir rant olduğunu asla düşünmüyorum. OSB içindeki firmalarımız üretime geçtiklerinde şehrimiz için olumlu bir rant elde ediliyor. Bu rant da şehrin ve bütün ülke ekonomisinin rantıdır.” dedi.

    1. Meslek Komitesi (Mobilya İmalatçıları ve Malzemecileri) Meclis Üyesi Ahmet FAZLIOĞLU, “Ben de bahsi geçen firmanın ortaklarından biriyim. Diğer ortağımız ve meclis üyemiz Engin Bey gerekli soruları iletti. Akgün Başkanımız da cevapladı kendisine teşekkür ediyoruz. Ancak; ilgili belgenin basına sızdırılmasıyla alakalı araştırmaya devam ediyoruz dedi, bizim tarafımızdan sızdırılmaz dedi ancak bu olayda iki taraf var: OSB ve yatırımcı firma. Bu belgeyi biz mi sızdırdık. Hem firmamızı hem de kamuoyunu konuyla ilgili rahatlatıcı bir açıklama bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.

    Gündem maddelerinin müzakere edildiği toplantıda “Yönetim Kurulu’nun Hakem, Bilirkişi ve Eksper Listeleri ile ilgili Teklifi” maddesi görüşüldü. Gündem maddesiyle ilgili bilgi vermek üzere söz alan 28. Meslek Komitesi (Danışmanlık ve Emlak Müşavirliği) Meclis Üyesi Ahmet KARAPEKMEZ, “Komitemize SPK lisanslı değerleme uzmanı arkadaşlarımızın talepleri geldi. Bu taleple birlikte bünyemizde barındırdığımız uzman arkadaşlarımızı talep edildiği takdirde bir havuz sistemiyle sıraları geldiğinde hizmet vermeleri için adına bir karar aldık. Hakkaniyetli bir uygulamayla arkadaşlarımızı sırasıyla görevlendiriyoruz.” dedi.

    Komite tarafından teklif edilen değerleme uzmanı kişi/kişilerin asil üye olarak eklenmesi maddesi meclis tarafından onaylandı.

    Toplantının devamında kürsüye gelen Meclis Üyeleri, gündeme ilişkin açıklamalarda bulunup sektörleri hakkında değerlendirmede bulundular.

    Meslek Komitelerinin Sorunlarının Görüşülmesi gündem maddesinde söz alan;

    1. Meslek Komitesi (Kooperatifler, Enerji Altyapı ve Hafriyatçılar) Meclis Üyesi Adnan BORAZANCIOĞLU, “Ülke ekonomisine ikame ürün üreten üyelerimizden biri ihracat giderleri sebebiyle milyonlarca liraya ulaşan KDV alacağı oluştuğunu bize belirtti. Vergi dairelerine bu alacak için başvurduğunda KDV mahsuplaşması yoluna gidileceğini ve de ilerleyen yıllarda oluşabilecek vergi borçlarından karşılanacağı belirtildi.

    Ancak söz konusu araştırma bir yıldan uzun sürmüş ve de sonucunda firmanın yıllık tefe-tüfe gecikme oranları da uygulanmamıştır. Üyemiz haklı mağduriyetini bu şekilde talep etmektedir. Mevcut uygulama Mükellef ve Vergi Dairesi arasında karşılıklılık ilkesine aykırıdır. Bu tarz gelişmeler maalesef üretime, yatırım iştahına, uygulamalara olan güveni de zedelemektedir.

    Yine aynı üyemizin bir başka sorunu da: 2018 yılında Sanayi Bakanlığı tarafından 1 milyon dolar teşvik alarak uygun fiyatlarla ürettiği ürünler sayesinde özellikle ABD ve Avrupa menşeili ithal ürünlere karşı ciddi fiyat avantajı sağlayarak ülke ekonomisine katkı sağladığını, ithalatı azalttığını belirtti. Ancak Çin ve Hindistan ile rekabet edilemediğinin de altını çizdi. Hammadde ve kalıp fiyatlarının dünyada aynı olduğunu ancak enerji, işçilik giderleri ve de enflasyonun ciddi arttığını belirterek. Koruma veya vergi artışı yapılmasını talep etmektedir.” dedi.

    1. Meslek Komitesi (Tarım Ürünleri Üretimi ve Ticareti) Mensubu Yönetim Kurulu Üyesi Turgay ÇELİK, “Bu yıl için özellikle çiftçilerimiz ve tarımla ilişkili tüm sektörlerimizin kuraklık, böcek istilası gibi sorunlara karşı sıkıntı içinde. Devletimizin bu yıl ekstradan Sakarya’nın yanında olması gerekiyor. Çünkü hem kuraklık hem de zararlı canlılar ile aynı anda mücadele edilecek.

    Ben aynı zamanda Kaynarca’daki DOMİ OSB yönetimindeyim. Bahsi geçen ve basına sızan belge ile ilgili vahim bir durum var. Meclis Üyelerimiz ve firma ortakları Rencide olmuşlardır ve bu gelişmeler de Sakarya’yı aşağıya çekmektedir.

    Sakarya’da yatırım yapmak için yerler gerçekten pahalı, yatırımcı sanayicilerimiz kredi kullanamıyor. Sanayicilerin yatırımı tamamlamak, üretime geçmek, istihdamı sağlamak için canları çıkıyor. İnsanlar katma değer sağlamak için mücadele veriyor. Burada da her zaman rant yok mücadele vardır. Sakarya’mıza başka şehirden insanlar geliyor, yatırım yapıyor, üretiyor, ihracat yapıyor ancak ismi rantçıya çıkıyor. Bu kabul edilemez.

    Diğer ülkelerde yatırımcılara inanılmaz bir saygı var, anlayış var. Ancak bizde ise şehrimizin ismine maalesef zarar veriliyor. Şehrimize yatırımcı bulmak için sanayici avlıyoruz resmen, şehrimizi tercih etmesi için çabalıyoruz ve bunları yaparken de temiz iş yapan, katma değerli üretim yapan sanayici arıyoruz. Rant kesinlikle yok. Bulan buyursun çıkarsın.” dedi.

    1. Meslek Komitesi (Enerji ve Petrol Ürünleri) Meclis Üyesi Ali İhsan BAKIM, “Akaryakıt istasyonları için verilen teminatlar var. Bunun için ekspertiz hizmet alınıyor ancak fiyatlar 120 bin TL civarı tutuyor. Ekstra olarak da güncel değer 20 milyon TL üzerinde ise iki ayrı ekspertiz raporu bankalar tarafından isteniyor. Bu da maliyeti 2 katına çıkarıyor. Her banka da kendi bir daha ekspertiz istiyor. Yapılan ekspertiz raporunun başka yerde de kullanılıyor olması gerekiyor.” dedi.
    2. Meslek Komitesi (Bilişim ve Telekomünikasyon) Meclis Üyesi Necmettin KIRIK,Akgün Başkanımızın dediği kesintilerle ilgili bilişim sektöründen teknokentte bulunan ve destek almış birçok firmamız var. Maalesef bu desteklerle ilgili gri alanlar var. Destekten çıkartıldığı gibi bu sefer meslekmensubunun firması otomatikman karlı duruma geliyor. Deniyor ki bu destekleri kullanamazsınız. Bunlar bu projede veya bu firmada bu destekler olmaz gibi bir algı oluşturuluyor. Karlı duruma geçen firmayı da 2022 yılında, 2023 yılında karlı gösteriyorsunuz. O tarihten itibaren de firmaya vergi çıkartıyorsunuz. O vergiyi de faiziyle bugün istiyorsunuz. İlginç rakamlar çıkmaya başladı. Bizim kendi meslek grubumuzda arkadaşlarımız bununla ilgili mağdur olan arkadaşlarımız var. Belki bu konuyla ilgili maliyeye veya ilgili kuruma gitmek gerekir. Aslında desteklerin nasıl kullanılacağı, nasıl işleneceği gibi konuları uzun zamandır teknokentte eğitim olarak veriyorlar. Bizler de ilave olarak bunu yapabiliriz.” dedi.
    3. Meslek Komitesi (Müteahhitlik Faaliyetleri) Meclis Üyesi Hakan ARSLAN, “İnşaat sektörü birçok alt sektörü doğrudan destekleyen stratejik bir sektördür. Sakarya’da ruhsatlı yapı sayısı son 3 yıldadalgalı bir seyir halinde devam etmektedir. Sektörümüzle ilgili komitemiz ve meslektaşlarımızla toplantılarda dört büyük ana sorunla karşılaşmaktayız. Bunlar arsa maliyetleri, finansmana erişim, işçilik maliyetleri ve kalifiye personel sıkıntısı ile inşaat malzemeleri maliyetlerindeki artışlar olarak göze çarpıyor.

    Özellikle malzeme ve işçilik fiyatlarındaki artış konut fiyat artışlarının önüne geçmiştir. Önümüzdeki yıllar için konuşacağımız en önemli meselelerden biri de şüphesiz kentsel dönüşüm olacaktır. Kentsel dönüşüm Sakarya için kaçınılmaz bir gerçektir. Riskli bina tüm şehri tehdit eder. SBB’nin Tığcılar mahallesinde %65 ile anlaşma sağlanması çok değerli bir çalışmadır. Yusuf Başkanımıza teşekkür ediyorum.” dedi.

    1. Meslek Komitesi (Müteahhitlik Faaliyetleri) Meclis Üyesi ve Meclis Başkan Yardımcısı Murat EKŞİ, “Ekspertizlerle ilgili sıkıntılarla sektör olarak biz de karşılaşıyoruz. Rakam da 20 değil 10 milyon ve üzerine çift eksper olarak isteniyor maalesef. Özellikle günümüz enflasyonist ortamında bu paralar çok fazla. 10 milyon üzerine iki eksper ciddi zaman ve para kaybıdır. Bu alanda büyük boşluklar var ve fiyatlandırmada, uygulamada düzenleme yapılmasını ısrarla istiyoruz. Tüketici maalesef çok büyük faizlerle mücadele ediyor, konuta ulaşım finansman anlamında çok zorlandı. Sakarya’da uygun konut kredisine ulaşımda kolaylık sağlanması gerekiyor. Özellikle 14 bin acil yıkılması gereken konut varken finansman sorununun çözülmesi lazım. Belediyelerimiz ciddi çalışma içindeler ancak yeterli değil. Bireysel olarak da hızlanması adına konut kredisi çalışması şarttır.

    Meclis Üyelerimizin ortağı olduğu OSB’deki firma konusu ile ilgili ise; buradaki meclis üyesi arkadaşlarımızın her birinin ciddi anlamda üretimle alakalı faaliyetleri var ve kendilerinin al-satçı olmadığını da biliyoruz. Hepsi kendi sektörlerinde üretim yapan arkadaşlar ve ciddi firmaları var, hepsini tebrik ediyorum ki hepsiyle de yakın arkadaşlığımız var.

    Bu ortaklığın ilk kez basına yansımasında da yadırgamıştım, bir ortaklık yapısının bu kadar net detaylı bir şekilde basına sızmasını çok yanlış bulmuştum ama Akgün Başkanımızın verdiği ortaklık yapılarının sicil sistemi üzerinden kolaylıkla görülüyor bilgisini de bilmiyordum, teşekkür ediyorum.

    Bu yazının üzerinden haber yapılması, bu yazı üzerinden siyasetçiyi vurmak manidar bir davranış. Şehirde siyasi çekişmelerin bazılarının isim isim bilinmesine rağmen SATSO neden yaralanıyor bu işten? Çünkü SATSO yönetiminden de bazı arkadaşların sürekli bu işlerle uğraşması bunları tırmandırıyor. Böyle bir kurgulanma hoş değil. Burası bizim mahremimiz. Antetli kağıda yazılmış bir dilekçenin yayılmasında en suçsuz basının kendisidir ve basına servis etmek onun görevidir. Buradaki konunun detayını dilekçeyi yazan üzerinden gidilmesi gerekiyor. SATSO, şehirde kimsenin kişisel husumetlerini kalkan ederek yürütebilecekleri bir yer değildir. Birçok insan emek harcıyor. Yatırımcıların bir yatırım yapmakta ne kadar zorlandıklarını da biliyoruz. Ama biz bunların önünü kesmemiz için bazı açıklamaları net yapmamız lazım.” dedi.

    1. Meslek Komitesi (Bilişim ve Telekomünikasyon) Meclis Üyesi Behlül BAYRAK, “Hepimiz çok çalışıyoruz. İstihdam yaratmaya, vergi ödemeye, üretimle fayda sağlamaya çalışıyoruz. Kimsenin işi kolay olmuyor.

    Bakanlığımızın kararıyla 2026 yılına 30 euroya kadar gümrük vergisi muafiyetli ithalat uygulamasının kaldırılması gelişmesiyle başladık. Bizim komitemizde de e-ihracat ile ilgilenen birçok firmamız var. 2 yıldan beri bastırdığımız bir konuydu. Bizler ithal ürünleri gümrük vergisi + maliyetler ile getirirken aynı ürünü 30 euro altında çok kolay getirip buradan satılabiliyordu. Bu 30 euro sınırının kaldırılması sektörler için olumlu bir gelişmedir, memnuniyetle karşılıyoruz. Rakam size az gelebilir ama ülkedeki ticari değeri 9 milyar dolar civarındadır.

    İnşallah bu tarz tartışmalar burada olan ve çaba sarf edilen evimize helal kazanç sağlamak, ülkemize katkı sunmak içindir.

    1. Meslek Komitesi (Konstrüksiyon ve Metal İşleme) Meclis Üyesi Çetin SERTER, “Son zamanlarda vergi denetimleri sıklaştı. 2020 yılında aldığımız bir ürünle ilgili denetime tabii tutulduk. Ürünün bedelini ödemişiz ancak fatura sahte çıkmış…. Her şey resmi fakat vergi memurları KDV’yi tekrar ödemezsek ihracatta KDV iadesinde zorluk çıkartacaklarını belirtiyorlar. Ödediğimiz KDV’yi bir kez daha neden ödeyelim? İrsaliye var, atılan imzalar belli, banka üzerinden ödemişiz. Evraklar tam ancak yine de sıkıntı çıkaracaklarını belirtiyorlar. Bu konuda mağduriyet yaşıyoruz.” dedi.
    2. Meslek Komitesi (Tarım ve Hayvancılık Meslek Grubu) Meclis Üyesi Ahmet BAYRAK, “Ulusal süt konseyi fiyatları açıkladı. Referans fiyat yüzde 17 artışla 22.22 TL oldu.

    Sütün üretim maliyeti fiyatı ise 24.5 TL. Ülkedeki çiftlikler zararına satış yapmak zorunda kalıyor. Dişi hayvanlar maalesef kesime gidiyor. Taşıma su ile değirmen döndürmeye çalışıyoruz. İthal hayvan ile memleketi doyurmaya çalışıyoruz ancak olmaz. Et tüketimi çok azaldı, alım gücü yok. Gıda enflasyonu üretmezsen daha da artar. Üreticiye destek olmadan karın doymaz. Ülkede %30 enflasyon ancak %68 et fiyat artışı var. Dolar stabil, giderler stabil ancak et fiyatları tüketiciye 2 katı artışla sunuluyor. Sütte yapılan baskılama şimdi de kanatlı sektörüne yapılıyor. Orada da fiyat artışı yok. Kanatlı üreticilerinin hepsi fason üretim yapıyor. Küçük üreticilerin sıkıntılarına kulak verilmezse entegre tesisler büyük sıkıntı yaşayacaklardır.

    Sapanca gölü error veriyor. Kullanımla alakalı şehrin büyükleri bir yasa çıkarması gerekiyor. İZSU istediğim suyu çekerim diyor.  O kadar yağmur yağıyor, kar yağıyor ancak artış 8 cm. Eğer biz mayıs sonuna kadar 31.5 kotuna çıkamazsak büyük sıkıntılar olacak. Yasal kullanım ve suyu koruma konusunda ciddi atılımlar yapılması gerekiyor.” dedi.

    1. Meslek Komitesi (Isıtma, Soğutma ve Mekanik Tesisatçılar) Meclis Üyesi Emrah TETİK “2003 yılından beri şehrimizde faaliyet gösteren AGDAŞ aksa enerjiye satıldı. Ülkede 10 ilde faaliyet gösteren bu şirketin Sakarya da bir şube olmuş oldu artık Bugün de AGDAŞ’ı ziyaret ettik. Sektör olarak merak ettiklerimizi kendilerine sorduk. Sakarya’da gaz olan ve olmayan bölgeler hakkında bilgi verdik. Proje çalışmalarımızın hızlı olması ve aklımızdaki soruları ilettik. Sakarya’da 204 mahallede gaz olmadığını tespit ettik ve nüfusun %10’una tekabül ediyor. Bu alanlar da Karasu, Kocaali, Hendek taraflarında olduğunu görüyoruz. AGDAŞ’ın yatırım planlarında vardı ancak yeni yönetimde devam edecek mi diye sorduk. Şehrimiz için hayırlı olmasını diliyorum.
    2. Meslek Komitesi (Otomotiv ve Yedek Parça Ticareti) Meclis Üyesi Ahmet Öztürk HACIEYÜPOĞLU, “Şehrimiz Büyükşehir ancak küçük şehir gibi davranılıyor. Vergi Denetim Kurulu için Kocaeli İzmit’e gitmek zorunda kalıyoruz. Bütün şehir, bütün mükellefler oraya gidiyor. Vergi Denetim Kurulu’nun tekrar burada faaliyet göstermesi için çalışma yapılması gerekiyor.” dedi.
    3. Meslek Komitesi (Elektrik – Elektronik ve Elektromekanik Grubu) Meclis Üyesi Kenan DAĞ, “

    13 Şubat tarihinde komite olarak mini bir fuar düzenliyoruz. Hem fuar hem de çalıştay mantığında bir organizasyon olacak. Önümüzdeki hafta da SEDAŞ ile bir toplantı düzenleyeceğiz. Önceden de yapmıştık ve meslektaşlarımız adına çokça verim almıştık yine aynısını düzenleyeceğiz, bu sefer de yine elektrik mühendisleri odası gibi paydaşlarımız da katkı sunacaklar.

    Sapanca gölünden SBB, İZSU ve Tüpraş’ın su alma yetkisi var. Bugün SASKİ’nin 20 MW kurulu gücü varken Tüpraş’ın 18 MW olarak ciddi bir kurulu gücü var. Bir il kadar neredeyse. Tüpraş bir il değil ve neden bu kadar büyük bir kurulu gücü var. Bugün çekmese de bu gücü varken günü geldiğinde su çekebilir.” dedi.

    Meslek Komitelerinin Sorunlarının Görüşülmesi gündem maddesinde söz alan;

    1. Meslek Komitesi (Isıtma, Soğutma ve Mekanik Tesisatçılar) Meclis Üyesi Adem BİLGEN, “OSB’lerde devir hakkı olmadığını biliyoruz. Firma ile birlikte yer satmak da yoksa burada bir rant sağlanmıyor demektir. Üretici olan, sanayici olan buralardan yer alabiliyor, isteyen alabilir. Tesisatçılar çarşısı talebimizi de yenilemek istiyorum.” diye konuştu.
    2. Meslek Komitesi (Kooperatifler, Enerji Altyapı ve Hafriyatçılar) Meclis Üyesi Mehmet ÇATALBAŞ, “Böyle bir konunun iktidar partisi ve SATSO çaprazında getirilip gündemde olmasını kınıyorum. OSB’de müteşebbis heyet var, yönetim var, denetim kurulu var, OSB çalışanları var, evrak memurları var. Basın mensupları işini iyi yapıyorsa ona işini yaptıran kim? Kim kimin ayağına bastı? Resmin büyüğüne bakmanız lazım.

    İndirilen Türk Bayrağı olayını esefle kınıyorum. Bir ay önce Nusaybin’deydim ve esnaf odasını da ziyaret ettik. Bu olayların ardından da bugün de bir karar alınmış ve bana da iletildi. Nusaybin Esnaf Sanatkarlar Odası Başkanı’nın açıklaması da çok değerli. Söz konusu olay Nusaybinliler değil sınırın öteki tarafından kişiler tarafından yapılmıştır. Burada maalesef ilçeler çok konuşulmuyor.

    Karasu limanı genişliyor, güzel bir yatırım var ancak limanın genişlemesi demek sahilin de erozyonla yok olması demektir. Erozyon limandan 9 km mesafeye ulaşmış durumda. Karasu sahili denize toprak olarak akıyor.” dedi.

    1. Meslek Komitesi (Eğitim ve Öğretim Faaliyetleri) Meclis Üyesi Kenan TAÇYILDIZ, “Ulusun yetişmesi iyi bir eğitimle mümkündür. Çocukların yetişmesinde aile, okulların gerekli özeni gösterdiğini düşünüyorum. Ancak görsel ve sanal basında çocuklarımızın dikkatini dağıtıp kötü yola düşmesine sebep olacak çok fazla argüman var. TV programları sıkı bir denetime tabii tutulmalıdır. Rusya’da sosyologlar Türk dizilerinin aile yapısına zarar verdiğini dile getirdi. Neden bunun önüne geçilmiyor. Sakarya’mızın adının kötü alışkanlıklarla çıkmasını istemiyoruz. Önlemlerin bir an önce ivedilikle alınması gerekiyor.” dedi.
    2. Meslek Komitesi (Kooperatifler, Enerji Altyapı ve Hafriyatçılar) Meclis Üyesi Adnan BORAZANCIOĞLU, “Meclisimizde birçok konuyu konuşuyoruz. Ancak çoğu zaman konuşmaların karşılığı sessizlik oluyor. Bu kürsüler çok kıymetlidir. Asıl güç hemen kabul görmesi değil kayıt altına alınmasıdır. Bugün anlaşılmamak yarın hatırlanmamaya eşdeğer değildir. Zaman hiçbir şeyi unutmaz. Gün gelir kayıt altına alınan sözler sonradan değerlenir. Anlaşılmak da öyle aceleye gelmez.Bir önceki gündem maddesinde sorunlarını dile getirdiğim üyemiz bana sitem ederek,”SATSO ne yapabiliyor? Konuşuyorsunuz da ne oluyor?” dedi. İcra makamı değiliz. Onun için konuşabilmek, kürsüleri kullanabilmek çok önemli ve çok değerli. Artık şunu özellikle ifade etmek isterim ki 1996 yılından beri bu çatının altındayım. Çok net gördüm ki SATSO’da bir şeyler yapabilmek için her zaman yetkili olmak gerekmez. Bazen sorumluluk duygusu yeterlidir. Yetkisi olmayan ama sorumluluğu hisseden insanlar karar vermezler ama iz bırakırlar.” dedi.
    3. Meslek Komitesi (Bilişim ve Telekomünikasyon) Meclis Üyesi Behlül BAYRAK, “Buradan karar alıyoruz ve kanun yapıcılara sesleniyoruz. sektörlerimizin sorunlarına sahip çıkın diye ve sağ olsunlar da bir sürü sorunların çözümünde SATSO’nun Türkiye’de başrol oynadığını görmek bizi çok mutlu ediyor.

    Güzel bir gelişme oldu. Zincir marketlerde 2026 itibariyle Cep telefonu, elektronik cihazları, yine beyaz eşya, mobilya ve ev tekstili, züccaciye ve inşaat sektöründen ürünler satılamayacak. Ayrıca aktüel ürünlerde de belirli oranların üstünde indirim yapamayacaklar. Şimdi bunu kim yaptı? Konuşuyor diye yargılanan meslek kuruluşları üyelerinin yönetim kurullarına arz ettiği o komite toplantılarında konuşulduğu ve yaptıkları girişimler ile oldu.

    Nisan ayında Ticaret AR-GE komisyonu olarak Kapadokya’ya bir gezi programı gerçekleştireceğiz. Gittiğimiz her yerde Sakarya kafilesi olarak güzel izler bırakıyoruz, güzel ahbaplıklar ediyoruz. Bu gezi de buna katkı sunacaktır.” dedi.

  •  Metal İşkolunda Müzakerelerin 140. Gününde Anlaşmaya Varıldı  

     Metal İşkolunda Müzakerelerin 140. Gününde Anlaşmaya Varıldı  

     Metal İşkolunda Müzakerelerin 140. Gününde Anlaşmaya Varıldı  

    Otomotiv, dayanıklı tüketim ve demir-çelik gibi birçok sektörü ilgilendiren metal işkolundaki Grup Toplu İş Sözleşmesi’nde, 140 gün süren zorlu müzakerelerin sonunda anlaşmaya varıldı. 

    1 Eylül 2025 – 31 Ağustos 2027 dönemini kapsayan MESS Grup Toplu İş Sözleşmesi ile 150 binden fazla metal işçisinin saat ücretlerine sözleşmenin ilk 6 ayı için, ücret iyileştirmesi, nispi ve seyyanen artış olmak üzere, toplamda ortalama %28 oranında zam yapıldı. 

    MESS, muhatabı üç işçi sendikası ile son iki dönemde olduğu gibi, bu dönemde de üçlü mutabakatla eş zamanlı olarak Grup Toplu İş Sözleşmelerini imzaladı.

    İmzalanan sözleşmeler kapsamında, ilk 6 ay için ücret iyileştirmesi, nispi ve seyyanen artış olmak üzere, toplamda ortalama %28 oranında zam yapıldı.

    Varılan anlaşmayla metal işçileri, mevcut sosyal yardımlar için ise yıllık %50 oranında artış aldı. 

    MESS tarafından yapılan açıklamada; toplu iş sözleşmesi sürecinde üretimin ve çalışma barışının korunması yönünde tüm taraflarla birlikte büyük çaba sarfedildiği vurgulanarak şu ifadelere yer verildi:

    MESS olarak üyelerimizin ve çalışma arkadaşlarımızın kalıcı refahını, üretim ve istihdamın korunmasını, çalışma barışını, sanayinin sürdürülebilirliğini ve ülkemizin rekabetçiliğini önceliklendirerek çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Her dönem olduğu gibi bu dönem de Grup Toplu İş Sözleşmesi sürecini büyük bir hassasiyet ve özveri içerisinde yürüttük. Sanayicimizin global krizler, korumacılık yaklaşımları ve maliyet baskıları ile rekabette zorlandığı bu dönemde, sözleşme sürecine çok erken başladık. Yaklaşık bir yıla yayılan bir süreçte tüm paydaşlarımızla birçok kez bir araya geldik. Sanayinin içinde bulunduğu durumu ve bu süreçte tüm tarafların adım atması gerektiğini tekrarlı şekilde ifade ettik. Hem üyelerimize hem de muhatabımız işçi sendikalarına kulak verdik. Süreci masa başında sona erdirmeye yönelik yoğun çabalarımız sonuç verdi. Geçtiğimiz iki dönemde olduğu gibi, üyelerimizin görüşleri doğrultusunda bu dönem de Grup Toplu İş Sözleşmelerini muhatabımız olan üç işçi sendikası ile 140 gün süren zorlu müzakerelerin sonunda eş zamanlı imzaladık.” 

    Daima “İşçi olmadan işveren olmaz, işveren olmadan işçi olmaz” ilkesiyle hareket eden MESS; açıklamasının devamında “Her zaman metal sektöründe çarkların dönmesini, üretimi, istihdamı ve çalışma barışını önceliklendiriyoruz. İmzalanan Grup Toplu Sözleşmeleri ile sanayimizi ve ülkemizi daha ileriye taşıyacak çalışmalarımızı sürdüreceğiz. 2025-2027 dönemi MESS Grup Toplu İş Sözleşmesinin, üyelerimiz, çalışma arkadaşlarımız, tüm metal sektörü ve ülkemiz için hayırlı olmasını temenni ediyoruz.” ifadelerini kullandı. 

    Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS) Hakkında

    1959 yılında kurulan Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS), Türkiye’nin en köklü ve en büyük işveren sendikasıdır. Otomotiv, beyaz eşya, demir-çelik, makine ve elektronik gibi stratejik sektörlerde faaliyet gösteren 263 üye şirketiyle Türkiye sanayi üretiminin ve ihracatının önemli bir bölümünü temsil etmektedir. 2019 yılında benimsediği “yeni nesil sendikacılık” anlayışıyla geleneksel sendikacılık faaliyetlerine ek olarak yeni nesil küresel gelişmeleri sektöre kazandırmak ve metal sektöründe çalışma barışını korumak amacıyla hizmet üretmektedir. 

    Daha fazla bilgi almak için; 

    MESS: https://www.mess.org.tr/tr/