Kategori: Firmalar

Firmalar

  • Menarini Türkiye’ye Golden Pulse’den İki Ödül Birden!

    Menarini Türkiye’ye Golden Pulse’den İki Ödül Birden!

    Sağlık sektöründe dünya çapında köklü bir geçmişe sahip olan Menarini Türkiye, sağlık iletişiminin en prestijli organizasyonlarından biri olan Golden Pulse Ödülleri’nden iki önemli ödülle döndü.

    Menarini Türkiye; hipertansiyon alanında hayata geçirdiği Türkiye’nin hipertansiyon alanındaki ilk yapay zeka destekli vaka simülasyon projesi “CaseTalk” ile Jüri Özel Ödülü’nü kazanırken, Toplum Gönüllüleri Vakfı (TOG) işbirliği ile yürüttüğü “Kaygını Yönet, Potansiyelini Keşfet” projesiyle de Yılın En Başarılı Sosyal Sorumluluk Projesi ödülünün sahibi oldu.

    Teknolojiyi Klinik Pratikle Buluşturan Yenilik

    Jüri Özel Ödülü’ne layık görülen CaseTalk projesi, hekimlerin sanal bir hasta üzerinden gerçek zamanlı vaka yönetimi yapmalarına imkan tanıyan yenilikçi yapısıyla öne çıkıyor. Türkiye’nin yedi farklı şehrinde düzenlenen sekiz ayrı toplantıda toplam 269 hekim, vaka simülasyonlarını aktif olarak deneyimleme fırsatı buldu. Yapay zeka desteğiyle 1.500’ün üzerinde klinik soruya anlık yanıtların üretildiği projede, sanal hastalar üzerinde 292 farklı tedavi yaklaşımı oluşturularak interaktif bir gelişim ortamı sağlandı.

    Gençlerin Geleceğine Yatırım: Kaygını Yönet, Potansiyelini Keşfet

    Yılın En Başarılı Sosyal Sorumluluk Projesi Ödülü’nü kazanan proje, sınav sürecindeki gençlerin gelecek kaygısıyla başa çıkma becerilerini güçlendirmeyi amaçlıyor. Geçtiğimiz eğitim-öğretim döneminde 800’den fazla öğrenciye ulaşan proje, 2025-2026 eğitim yılında da daha fazla gence ulaşarak büyümeye devam edecek.

    Proje kapsamında, lise öğrencilerine sınav ve gelecek kaygısıyla başa çıkma becerilerini kazandırmak, özgüvenlerini artırmak ve psikolojik iyi oluşlarını desteklemek hedefleniyor. Bu doğrultuda, projede yer alan gönüllü üniversite öğrencileri, aldıkları kapsamlı eğitimler sonrasında okullara giderek sınav stresi ile başa çıkmakta zorlanan lise 10. ve 11. sınıf öğrencileri ile bilgilerini paylaşıyorlar.

    Menarini Türkiye Pazarlama ve Kurumsal İletişim Direktörü Işıl Çelik Uzunçakmak, ödüllere ilişkin şunları kaydetti: “Menarini Türkiye olarak, teknolojinin imkanlarını hekimlerimizin uzmanlığıyla buluşturmayı ve gençlerimizin hayata karşı daha güçlü durmalarını sağlamayı önceliklendirdiğimiz bu iki projemizle ödül almak büyük bir gurur kaynağı. CaseTalk ile hekimlerimizin klinik karar süreçlerini interaktif bir platformda güçlendirirken, ‘Kaygını Yönet, Potansiyelini Keşfet’ projemizle gençlerimizin sınav kaygısını yönetmelerine ve potansiyellerini fark etmelerine yardımcı oluyoruz. Golden Pulse’dan aldığımız bu iki ödül, ‘daha fazla sağlık, daha fazla mutluluk, daha fazla hayat’ misyonumuzun değerli birer yansımasıdır. Emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarımıza ve paydaşlarımıza teşekkür ediyoruz.”

    Grup fotoğrafı soldan sağa; Zekiye Taş Aydin- Pazarlama Müdürü / Ecem Uzel – Kıdemli Ürün Müdürü / Duygu Başak Mumcu- Kurumsal İletişim Süreç Yöneticisi / Süheyla Taş – Kurumsal İletişim Uzmanı

    Menarini Türkiye Hakkında: İtalya’nın en büyük ilaç firması olan Menarini, dünya çapında 140 ülkede 17.000’den fazla çalışanıyla sağlık çözümleri sunmaktadır. Türkiye’de 1000’e yakın çalışanı ve İstanbul’daki üretim tesisiyle faaliyetlerini sürdüren şirket, 300’den fazla ürün seçeneğiyle insanlara sağlık sunmaktadır

  • Aras Kargo Operasyonel Mükemmellik Başkan Yardımcılığına Sevilay Güven Atandı

    Aras Kargo Operasyonel Mükemmellik Başkan Yardımcılığına Sevilay Güven Atandı

    Aras Kargo Operasyonel Mükemmellik Başkan Yardımcılığına Sevilay Güven Atandı

    Aras Kargo, bağlı olduğu Avusturya Postanesi’nin LEAD 2030 stratejisi doğrultusunda operasyonel mükemmelliğini ve verimlilik çalışmalarını güçlendirmek amacıyla yeni bir yapılanmaya giderek, “Operasyonel Mükemmellik Başkan Yardımcılığı” pozisyonunu oluşturdu. Şirket, bu göreve sektörün deneyimli ismi Sevilay Güven’i atayarak süreç optimizasyonu, performans yönetimi ve operasyonel verimliliği merkeze alan yeni bir büyüme stratejisi başlattı.

    Aras Kargo, operasyonel süreçlerini güçlendirmek ve verimlilik çalışmalarını daha etkin yönetmek amacıyla organizasyonel yapısında yeni bir görev alanı ekledi. Bu kapsamda “Operasyonel Mükemmellik Başkan Yardımcılığı” pozisyonunu oluşturan şirket, bu göreve sektörün deneyimli ismi Sevilay Güven’i getirdi. Güven, Transfer Operasyonları Proje Direktörlüğü, Operasyonel Mükemmellik Müdürlüğü, Optimizasyon Müdürlüğü ve Operasyonel Planlama ve Performans Yönetimi Müdürlüğü birimlerinin faaliyetlerini ve raporlarını yönetecek.

    Yeni yapılanma ile birlikte operasyonel süreçlerin ölçümü, analizi ve iyileştirilmesine odaklanan projeler, operasyonun günlük akışından bağımsız olarak yürütülecek. Bu sayede süreç mükemmelliği, verimlilik artışı ve performans yönetimi alanlarında daha bütüncül bir yapı oluşturulacak. Aras Kargo bu kapsamda geliştirilen teknoloji projeleri ile bugünün operasyonel ihtiyaçlarının ötesine geçerek geleceğin iş  modellerini tasarlamayı ve sektöre yön vermeyi hedefliyor. Bu bütüncül yaklaşımla beraber operasyon ve süreç geliştirme ekipleri arasındaki koordinasyon güçlendirilerek müşteri deneyiminin de tüm aşamalarda iyileştirilmesi amaçlanıyor. Yeni görevine ilişkin değerlendirmede bulunan Aras Kargo Operasyonel Mükemmellik Başkan Yardımcısı Sevilay Güven, bu görevin Aras Kargo’nun sürekli gelişim ve sürdürülebilir büyüme vizyonunun bir parçası olduğunu belirterek şunları söyledi: “Operasyonel mükemmellik, verimlilik artışının ötesinde kurumun karar alma, iş birliği ve değer üretme biçimini yeniden tanımlıyor. Aras Kargo’nun köklü saha deneyimi ve güçlü teknolojik altyapısı ile bu dönüşümü hızla hayata geçirerek, verimliliği ve hizmet kalitesini sürdürülebilir biçimde artırmayı hedefliyoruz.”

    Sevilay Güven – Aras Kargo Operasyonel Mükemmellik Başkan Yardımcısı:

    Sevilay Güven, İTÜ Bilgisayar ve Kontrol Mühendisliği lisans ve yüksek lisans dereceleri ardından Université de Paris 5 Rene Descartes’de Endüstriyel Sistemlerde Bilgisayar Metodları konusunda doktora yeterliğine hak kazandı. Kariyerine bilişim ve süreç yönetimi odaklı projelerde başlayıp, Oyak Renault, Dynargie Yönetim Geliştirme firmaları ardından Schenker Arkas Lojistik’te uzun yıllar CIO olarak görev yaptı. Sonrasında kendi şirketini kurarak, operasyonel mükemmellik, süreç tasarımı ve stratejik yeniden yapılanma konularında çok uluslu şirketler ve kobilere danışmanlık yaptı. 2020–2025 yılları arasında YASAD Genel Sekreteri olarak, ulusal ölçekte yazılım sektörü gelişimi ve dijital dönüşüm projelerine liderlik etti. İleri düzeyde İngilizce ve Fransızca bilen Güven’in uzmanlık alanları arasında operasyonel mükemmellik, süreç optimizasyonu, ERP uygulamaları, bilişim yönetimi ve organizasyonel gelişim yer almaktadır.

    Aras Kargo Hakkında:

    Türkiye’nin öncü ve yenilikçi kargo şirketi Aras Kargo; 14 bölge müdürlüğü, 28 transfer merkezi, 5.800’ ü aşkın teslimat noktası ve 16 bin kişilik istihdam gücü ile her gün 1 milyonun üzerinde kapıyı çalıyor. İştiraki olduğu Avusturya Postanesi çatısı altında sürdürülebilirliği kurumsal stratejisinin ve çalışma disiplininin merkezine alan Aras Kargo; taşımacılık alanındaki 45 yılı aşkın tecrübesiyle teknolojiye ve verimliliğe yatırım yaparak yeni nesil çözümler üretmeye devam ediyor.

  • Cengiz Enerji, 2025’te dengeli üretim yaklaşımıyla büyümesini sürdürdü

    Cengiz Enerji, 2025’te dengeli üretim yaklaşımıyla büyümesini sürdürdü

    Cengiz Enerji, 2025’te dengeli üretim yaklaşımıyla büyümesini sürdürdü

    Toplam 5.744 MW’lik kurulu gücüyle Türkiye’nin önde gelen enerji şirketleri arasında yer alan Cengiz Enerji, 2025 yılında enerji arz güvenliğini odağına alan dengeli üretim modeli ve yatırımlarıyla faaliyetlerini sürdürdü. Şirket, baz yük kapasitesi ile yenilebilir enerji kaynaklarını aynı sistem içinde etkin biçimde yöneten entegre yapısıyla, enerji sisteminin sürekliliğine katkı sağlamaya devam etti.

    Enerji sektöründe arz ile talebin anlık olarak dengelenmesini gerektiren yapı, 2025 yılında daha da kritik hale geldi. Bu dönemde Cengiz Enerji, termik santrallerin sağladığı baz yük kapasitesi ile hidroelektrik, rüzgar ve güneş enerjisini entegre bir üretim yaklaşımıyla yönetti. Şirketin yenilenebilir enerji portföyü; 2.290 MW hidroelektrik, 828 MW güneş ve 156 MW rüzgar olmak üzere toplam 3.274 MW kurulu güce ulaştı. Yurt dışında ise Özbekistan’daki 480 MW kurulu güce sahip doğal gaz santrali, portföyün dengeli yapısını tamamlayan önemli unsurlar arasında yer aldı.

    ÜRETİMDEN DAĞITIMA UZANAN ENTEGRE YAKLAŞIM

    Cengiz Enerji, 2025 yılında elektrik dağıtım alanındaki faaliyetleriyle de Türkiye’nin enerji altyapısına katkı sağlamayı sürdürdü. Şirket; Boğaziçi Elektrik Dağıtım A.Ş. (BEDAŞ), Akdeniz Elektrik Dağıtım A.Ş. (AEDAŞ), Meram Elektrik Dağıtım A.Ş. (MEDAŞ) ve Çamlıbel Elektrik Dağıtım A.Ş. (ÇEDAŞ) aracılığıyla, İstanbul Avrupa Yakası başta olmak üzere 13 ilde yaklaşık 20 milyon kişiye elektrik arzının sürekliliğini sağlamaya devam etti. Türkiye toplam elektrik tüketiminin yaklaşık %30’unu kapsayan bu dağıtım portföyü kapsamında, Cengiz Enerji yıllık yaklaşık 54 milyar kWh elektrik dağıtımı gerçekleştiriyor.

    2025’TE YATIRIM ODAĞI DENGELİ VE ÖNGÖRÜLEBİLİR BÜYÜME OLDU

    2025 yılı, Cengiz Enerji açısından büyüme stratejisinin kontrollü, öngörülebilir ve uzun vadeli bir bakış açısıyla desteklendiği bir dönem oldu. Şirketin planlama ve izin süreçleri devam eden toplam yeni kurulu gücü 1.160 MW seviyesinde bulunuyor. Bu kapasitenin 550 MW’ı Özbekistan’da hayata geçirilecek doğal gaz santrali yatırımından, 610 MW’ı ise Türkiye’de ağırlıklı olarak yenilenebilir ve depolamalı santral projelerinden oluşuyor. İzin ve ÇED süreçleri doğrultusunda ilerleyen projelerin bir bölümünün 2026 yılında devreye alınması hedefleniyor. Rüzgar enerjisinde ise Şirket, Türkiye’nin en büyük rüzgar türbinlerinden biri olan 7,2 MW’lık kapasiteli yeni nesil türbin yatırımıyla, kapasite artışının yanı sıra üretim verimliliği artırmaya yönelik çalışmalarını 2025 yılı boyunca sürdürdü. Bu yatırımlar, Cengiz Enerji’nin kurulu gücünü büyütmesinin ötesinde, uzun vadeli arz güvenliği ve sistem esnekliği hedeflerini de destekliyor.

    HİBRİT VE DEPOLAMA ADIMLARI STRATEJİK ÖNCELİK HALİNE GELDİ

    Yenilenebilir enerji üretiminin doğası gereği değişken bir karaktere sahip olması, 2025 yılında sistem dengesi ve arz sürekliliğini enerji sektörünün ana gündem maddeleri arasına taşıdı. Cengiz Enerji bu çerçevede, portföy dayanıklılığını artırmaya yönelik hibrit ve depolama yatırımlarına odaklandı. Türkiye’nin ilk hibrit santralini hayata geçiren şirket, Aşağı Kaleköy’de 500 MW hidroelektrik kapasiteye ek olarak 80 MW güneş enerjisiyle hibrit üretimini sürdürdü. Depolamalı santral yatırımlarına yönelik ön lisans süreçleri tamamlanırken, izin aşamalarının ardından projelerin kademeli olarak devreye alınması hedefleniyor. Depolamalı santraller için önümüzdeki 10 yıllık ihtiyacı kapsayan 34 bin MW’lık ulusal kapasite çerçevesi, Cengiz Enerji’nin yatırım planlamasında dikkate aldığı temel referanslardan biri olarak yıl boyunca yakından izlendi.

    YURT DIŞI YATIRIMLARDA ORTA ASYA VE TÜRK CUMHURİYETLERİ ODAKTA

    Cengiz Enerji’nin yurt dışı portföyünde Özbekistan, 2025 yılında da öncelikli konumunu korudu. Mevcut santraller ve devam eden yatırımlar, ülkenin enerji arz güvenliğine katkı sağlarken, şirketin uluslararası büyüme stratejisinin de temel yapı taşlarını oluşturuyor. Cengiz Enerji, Orta Asya ve Türk Cumhuriyetleri başta olmak üzere farklı coğrafyalarda, regülasyonlara uyumlu, sürdürülebilir ve uzun vadeli yatırım fırsatlarını yakından takip etmeyi sürdürüyor.

    Bu kapsamda Cengiz Enerji, 2025 yılında Orta Doğu’da da stratejik bir adım attı. Şirketin de yer aldığı uluslararası konsorsiyum ile Suriye Enerji Bakanlığı arasında imzalanan anlaşma doğrultusunda, toplam 5.000 MW kurulu güce ulaşması hedeflenen doğal gaz ve güneş enerjisi santrallerine yönelik projelerde uygulama aşamasına geçildi. Söz konusu yatırımın, bölgenin enerji arz güvenliğini güçlendirmesi ve uzun vadeli ekonomik toparlanmaya katkı sağlaması hedefleniyor.

    GELECEĞİM MÜHENDİSLERİNE YATIRIM

    Cengiz Enerji, 2025 yılında enerji altyapısına yönelik yatırımlarının yanı sıra sektörün geleceğini şekillendirecek nitelikli insan kaynağına yönelik çalışmalarını da güçlendirdi. Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Ankara Şubesi iş birliğiyle ReAktör mentorluk programını hayata geçirdi. Üniversite–sanayi iş birliğinin somut bir örneği olarak tasarlanan program, genç mühendislerin teorik bilgilerini gerçek üretim ortamında uygulamalı olarak deneyimlemelerini ve enerji sektörüne daha donanımlı şekilde hazırlanmalarını hedefliyor. Proje kapsamında, Ankara’daki 11 üniversitenin elektrik-elektronik mühendisliği öğrencilerine yönelik mentorluk, saha deneyimi ve teknik tesis ziyaretlerinin 2026 yılında da sürdürülmesi planlanıyor.

    “ENERJİ YATIRIMLARINDA KALICI DEĞER, DOĞRU PORTFÖY MİMARİSİYLE MÜMKÜN”

    Cengiz Enerji CEO’su Ahmet Türkoğlu 2025 yılına ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Enerji yatırımlarında kalıcı değer üretmenin yolu, bugünün ihtiyaçlarını karşılarken yarının sistemini de bugünden doğru şekilde planlamaktan geçiyor. 2025 yılında odağımız; baz yük kapasitesi ile yenilenebilir kaynakları dengeli biçimde bir araya getiren, arz güvenliğini önceleyen ve uzun vadeli öngörülebilirlik sağlayan bir portföy mimarisi oluşturmak oldu. Hibrit projelerimizle sistem esnekliğini desteklerken, depolama alanında ise teknik, idari ve planlama çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Aynı zamanda dijitalleşme ve yapay zeka destekli uygulamalarla üretimden dağıtıma kadar tüm süreçlerde verimliliği ve karar alma hızını artırmaya odaklanıyoruz. Enerji sektöründe rekabet avantajının, yalnızca kurulu güçten değil; veriyi doğru okuyabilen, sistemi doğru planlayabilen ve operasyonel disiplini güçlü yapılardan geçtiğine inanıyoruz. 2026 ve sonrasında da Türkiye’de ve faaliyet gösterdiğimiz coğrafyalarda, regülasyonlara uyumlu, sürdürülebilir, ölçeklenebilir ve uzun vadeli değer üreten projelerle yolumuza devam edeceğiz.”

  • Dicle Elektrik’ten Kritik Uyarı:  Isınmada Kaçak Elektrik Kullanımı Enerji Arzını Tehlikeye Atıyor!

    Dicle Elektrik’ten Kritik Uyarı:
    Isınmada Kaçak Elektrik Kullanımı Enerji Arzını Tehlikeye Atıyor!

     Dicle Elektrik, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde kış aylarında kaçak elektriğin yanı sıra elektrikli ısıtıcı kullanımının artmasıyla birlikte dağıtım şebekesinde aşırı yük oluştuğunu açıkladı. Bu durumun arıza ve kesintilere yol açtığını ifade eden Dicle Elektrik Şebeke Operasyonlarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Nedim Tüzün, “Isınma ihtiyacının kaçak elektrikle karşılanması şebeke altyapısını zorlarken, sürdürülebilir enerji dağıtımını da sekteye uğratıyor” dedi.

     Kayıpsız, kesintisiz ve kaliteli enerji dağıtımı hedefiyle faaliyetlerini sürdüren Dicle Elektrik, kış aylarında artan kaçak elektrikle ısıtıcı kullanımının bölgedeki elektrik dağıtım şebekesini ciddi problemlere yol açtığına dikkat çekti. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde dağıtım hizmeti veren şirket, özellikle sabah ve akşam saatlerinde elektrikli soba gibi cihazların aynı anda devreye girmesinin trafolarda hasar oluşturduğunu ve bu nedenle enerji kesintilerinin yaşandığını bildirdi.


    “Bu yükü hiçbir şebeke taşıyamaz”

    Soğuk havaların etkisiyle bireysel elektrikli ısıtıcı kullanımının artması, özellikle kaçak tüketimin yaygın olduğu bölgelerde şebeke altyapısına ciddi zararlar veriyor. Dicle Elektrik’ten yapılan açıklamada bu durumun trafolarda aşırı yüklenmeye, bağlantı noktalarında gevşemeye ve koruma sistemlerinin sık devreye girmesine neden olduğu belirtildi. Şirketin Şebeke Operasyonlarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Nedim Tüzün, elektrikle ısınmanın kısa vadede pratik gibi görünse de uzun vadede enerji kalitesini düşürdüğünü ve enerji arzının sürekliliğini tehdit ettiğini ifade etti. Bölgedeki bazı trafolarda meydana gelen sorunların da bu aşırı yüklenmeden kaynaklandığını kaydeden Tüzün, “Dünyanın hiçbir yerinde konut ısıtması, kaçak elektrikten sağlanan enerjiyle sağlanamaz. Bu yükü hiçbir şebeke taşıyamaz” dedi.

    “Kaçak tüketim hem bireye hem sisteme zarar veriyor”

    Kaçak elektrik kullanan tüketicilerin, yasal kullanıcıların 9-10 katı kadar elektrik tükettiği tespit eden şirketin araştırma verilerine göre kullanıcıların elektrikle ısınmayı tercih etmesi, dağıtım şirketinin sürdürülebilir hizmet sunmasını engelliyor. Tüzün, özellikle kırsal bölgelerde kaçak tüketimin yoğunlaştığını, bu yasa dışı kullanımın hem teknik arızaları artırdığını hem de yasal kullanıcıları mağdur ettiğini vurgulayarak, “Kaçak kullanım, diğer abonelerin de elektriksiz kalmasına neden oluyor. Bu sebeple tüm abonelerimizin kayıt dışı tüketimden kaçınarak, ortak sistemin zarar görmesini engellemeleri gerekiyor” şeklinde konuştu.

    Bilinçsizlik elektrik tüketimi faturayı artırıyor 

    Kaçak elektrik kullanımının yanı sıra elektrikli ısıtıcıların yoğun ve bilinçsiz şekilde yasal yollardan kullanılması da kullanıcıların bütçesini olumsuz etkiliyor. Dicle Elektrik Genel Müdür Yardımcısı Tüzün, mesken tarifesinde uygulanan kademeli sistem nedeniyle yüksek tüketimin faturaları hızla üst kademeye taşıdığını, bu nedenle elektrikle ısınmanın ekonomik bir çözüm olmaktan çok uzak olduğunu belirtti. 3 kW gücünde sıradan bir ısıtıcının günde 8 saat çalışması durumunda aylık maliyetinin yaklaşık 3 bin TL’yi bulduğuna dikkat çeken Tüzün, bu rakamın cihaz sayısı ve güç arttıkça katlanarak yükseldiğini ifade etti

  • DEİK Türkiye-Çin İş Konseyi’nin yeni başkanı Aydın Mıstaçoğlu oldu

    DEİK Türkiye-Çin İş Konseyi’nin yeni başkanı Aydın Mıstaçoğlu oldu

    Çinli teknoloji devi Oppo’nun Türkiye’deki stratejik iş ortağı Mıstaçoğlu Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Mıstaçoğlu, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) bünyesinde faaliyet gösteren Türkiye-Çin İş Konseyi Başkanlığı görevine seçildi.

    1994 yılından bu yana yurt içi ve yurt dışında 14 şirketiyle faaliyet gösteren Mıstaçoğlu Holding; teknoloji üretimi, global teknoloji markalarıyla iş ortaklıkları, mobil iletişim, turizm, madencilik, gayrimenkul geliştirme ve işletmecilik gibi birçok alanda öncü yatırımlar gerçekleştiriyor.

    Holdingin Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Mıstaçoğlu, yeni görevi kapsamında Türkiye ile Çin iş dünyası arasındaki ticaret, yatırım ve iş birliği süreçlerinin geliştirilmesine liderlik edecek.

    İştiraki AGM Teknoloji aracılığıyla Çinli teknoloji devi Oppo’nun Türkiye’deki üretim, satış, pazarlama ve satış sonrası hizmetlerini yöneten  Mıstaçoğlu Holdingin Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Mıstaçoğlu’nun bu göreve seçilmesi, küresel tedarik zincirlerinde Türkiye’nin stratejik konumunun güçlendirilmesi açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

    Aydın Mıstaçoğlu, önceki dönemde DEİK bünyesinde Türkiye-Kırgızistan İş Konseyi Başkanlığı görevini yürütüyordu.

    Mıstaçoğlu Holding Hakkında

    1994 yılından bu yana yurt içi ve yurt dışında faaliyet gösteren Mıstaçoğlu Holding; teknoloji üretimi, global teknoloji markalarıyla iş ortaklıkları, mobil iletişim, turizm, madencilik ve gayrimenkul alanlarında yatırımlar gerçekleştirmektedir. Telekomünikasyon sektöründe temelleri atılan Holding, Mobiltel İletişim Hizmetleri A.Ş. aracılığıyla Apple, Samsung, Huawei ve birçok global marka ile iş birliği yapmış; AGM Teknoloji bünyesinde ise OMIX ve Oppo markalarının üretimiyle teknoloji ve mobil iletişim alanındaki güçlü konumunu pekiştirmiştir. Bugün 2000’i aşkın çalışanı ile faaliyet gösterdiği her sektörde sürdürülebilir büyüme ve liderlik vizyonunu sürdürmektedir.

  • 2026 modası daha renkli, daha feminen, daha katmanlı

    2026 modası daha renkli, daha feminen, daha katmanlı

    ‘2026 modası daha renkli, daha feminen, daha katmanlı’

    BİLGİ Tekstil ve Moda Tasarımı Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Evrim Büyükaslan Oosterom, 2026 modasına yön verecek trendleri değerlendirdi. Büyükaslan Oosterom, “2025 yılında sosyal medyada yayılan mikro trendler baskın bir modanın öne çıkmasını engelledi. 2026 modasında; daha renkli, daha sesli, daha katmanlı ve fark edilebilir tasarımlar göreceğiz” dedi.

    İstanbul Bilgi Üniversitesi Tekstil ve Moda Tasarımı Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Evrim Büyükaslan Oosterom, 2025’te moda ve tekstil sektöründe yaşanan dönüşümü ele alarak 2026 modasında öne çıkacak trendleri değerlendirdi.

    2025 yılında modada belirgin bir ana trendin ortaya çıkmadığını belirten Büyükaslan Oosterom, sosyal medyada hızla yayılan mikro trendlerin bu belirsizliği derinleştirdiğine dikkat çekti. Sosyal medya platformlarının trendlerin ömrünü ciddi ölçüde kısalttığını ifade eden Büyükaslan Oosterom, “Sosyal medyada hızla yayılan mikro trendlerin baskın bir modanın öne çıkmasını engellemesi nedeniyle, 2025 yazına ‘trendsiz yaz’ adı bile verildi. Ancak son yılların hâkim trendi olan ‘sessiz lüks’ yavaş yavaş yerini daha kişiselleştirilmiş ögeler barındıran tasarım arayışlarına bırakıyor” diye konuştu.

    Bol kesimlerden vücut hatlarını vurgulayan siluetlere

    2026 modasında daha renkli, daha katmanlı ve daha dikkat çekici bir estetik anlayışın öne çıkacağını belirten Büyükaslan Oosterom, “Bu yıl ince dantel, nakışlı kumaşlar ve feminen siluetlerin yanı sıra asimetrik ve katlı etek uçları ile gelenekselin dışına çıkan modeller; büyük boy, farklı renklerde veya hayvansal figürlerle birleştirilmiş puantiyeler, ekose desenler öne çıkacak. Son yılların bol ve rahat kalıplarının yerini, bedene daha çok oturan, bel hattını vurgulayan ve omuzları ön plana çıkaran siluetler alacak” dedi.

    Yapay zekâ trend tahmininde oyunun kurallarını değiştiriyor

    Moda sektörünün mutfağında da büyük bir dönüşüm yaşandığını belirten Büyükaslan Oosterom, “Yapay zekâ trend tahmin süreçlerinde vazgeçilmez hale geldi. Bugün yapay zekâ kullanmadan trend tahmini yapmak neredeyse imkânsız. Matematiksel modellere dayalı analizler, yıllardır sektöre yön veren geleneksel trend tahmin mekanizmalarını dönüştürüyor. Bu durum, sektörde otorite kabul edilen trend tahmin firmalarının geleceğini de sorgulatıyor” dedi.

    ‘Ekonomik gelişmeler sektörü yeniden şekillendiriyor’

    2026 yılında teknolojik dönüşüm kadar ekonomik koşulların da hazır giyim ve tekstil sektöründe belirleyici bir rol oynayacağını belirten Büyükaslan Ooesterom, “Türkiye’de hazır giyim ve tekstil sektöründe bir daralma yaşanırken, küresel ölçekte üretim ve tüketim dengeleri yeniden şekilleniyor. Pandemi sonrası patlama yaşayan lüks giyime talep azalırken, sektör bu talebin yerine birşey koymakta ve yüksek karlılığı devam ettirmekte zorlanıyor.” diye konuştu.

    İstanbul Bilgi Üniversitesi Hakkında: 

    İstanbul Bilgi Üniversitesi, 1996 yılında “Okul için değil, yaşam için öğrenmeli” mottosuyla Türkiye’de üniversite yaşamına yeni bir soluk getirmek amacıyla kurulmuştur. Bugün 20.000’in üzerinde öğrencisi ve 70.000 mezunu bulunmaktadır. İstanbul Bilgi Üniversitesi, Hukuk, İletişim, İşletme, Mimarlık, Mühendislik ve Doğa Bilimleri, Uygulamalı Bilimler, Sağlık Bilimleri ile Sosyal ve Beşerî Bilimler fakültelerinin yanı sıra Bilişim Teknolojisi Yüksekokulu, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu, Meslek Yüksekokulu, Lisansüstü Programlar Enstitüsü, Avrupa Birliği Enstitüsü ve Bilişim ve Teknoloji Hukuku Enstitüsü çatısı altında 150’yi aşkın önlisans, lisans ve lisansüstü program sunmaktadır. Üniversitenin İstanbul’un merkezinde, santralistanbul, Dolapdere ve Kuştepe olmak üzere üç kampüsü bulunmaktadır. İstanbul Bilgi Üniversitesi hakkında ayrıntılı bilgiye www.bilgi.edu.tr adresinden ulaşılabilir.

  • Mercedes-Benz Otomotiv, En Yakıt iş birliği ile Türkiye’de Yüksek Hızlı Şarj ağını kurmak üzere yola çıkıyor

    Mercedes-Benz Otomotiv, En Yakıt iş birliği ile Türkiye’de Yüksek Hızlı Şarj ağını kurmak üzere yola çıkıyor

    Mercedes-Benz Otomotiv, En Yakıt iş birliği ile Türkiye’de Yüksek Hızlı Şarj ağını kurmak üzere yola çıkıyor

    • Mercedes-Benz Otomotiv, ilk kez Türkiye’de ve sektörde Mercedes-Benz farkını yansıtacak kendi markalı yüksek hızlı şarj ağını oluşturma projesini En Yakıt iş birliği ile başlatıyor.
    • Projenin ilk aşamasında, 2027 yılının sonuna kadar 40’a yakın şarj lokasyonu açılması ve Türkiye’nin çeşitli şehirlerinde ve büyükşehirleri birbirine bağlayan otoyollara 140’tan fazla aktif soket aktifleştirilmesi planlanıyor.
    • Mercedes-Benz elektrikli araç müşterileri, Mercedes-Benz markalı bu istasyonlarda markanın temellerinin atıldığı 140. yıla özel olarak yüzde 14 indirime sahip olacak.
    • Bekleme salonu ve market gibi müşterilere çevresel olanaklar sağlayacak istasyon konseptleri Türkiye’de örneği bulunmayan yaklaşımlar ile sektörde fark yaratacak.

    Türkiye’de 2025 yılında sattığı her 5 araçtan 1’i elektrikli olan ve bu oranla sektördeki dönüşümü öncü markalarından biri olarak elektrikli taahüddünü sürdüren Mercedes-Benz Otomotiv, sektörün mobilite çözümlerine katkıda bulunmak amacıyla En Yakıt ile iş birliğini duyurdu. Gerçekleştirilecek iş birliği kapsamında, 2027’nin sonuna kadar 40’a yakın Şarj lokasyonu açılması planlanıyor. Projenin ilk etabında, istasyonlar Türkiye’de elektrikli otomobillerin hızla yaygınlaştığı büyükşehirler ve ayrıca İstanbul-İzmir ve İstanbul-Ankara otoyolları başta olmak üzere bu büyükşehirleri birbirine bağlayan otoyollara kurulacak. Ayrıca Mercedes-Benz’in 140 yıllık yenilikçi mirasını kutladığı 2026 yılına özel olarak 140’tan fazla soketin aktifleştirilmesi planlanıyor. İlk istasyonlar sene ortası itibariyle açılacak.

    Türkiye’de otomotiv sektörünün son yıllarda büyük bir dönüşüm geçirdiğini ve bu dönüşümün merkezinde de elektrikli araçlar olduğunu söyleyen Mercedes-Benz Otomotiv İcra Kurulu ve Otomobil Grubu Başkanı Şükrü Bekdikhan, “2025 yılında elektrikli araç satışlarımızı geçtiğimiz seneye göre yüzde 35 artırdık. Bu sayede toplam satışımız içerisindeki elektrikli araç oranı yüzde 21’e yükseldi. Bu oran bizi tüm Mercedes-Benz ülkeleri arasında 8. sıraya yerleştirdi. Toplam satış hacmi bakımından ise 11. sırada yer alıyoruz. Bu durum, Türkiye’de elektrikli araç pazarının ne kadar hızlı büyüdüğünü açıkça ortaya koyuyor.” diyerek bu ivmenin artması için elektrikli araç teknolojileri kadar şarj altyapısının gelişiminin de önemini vurguladı.

    Son yıllarda gelişen batarya teknolojisiyle elektrikli araçların menzillerinin hızla yükseldiğini ifade eden Bekdikhan, “Birkaç ay önce Türkiye lansmanını gerçekleştirdiğimiz ve bu yıl Avrupa’da Yılın Otomobili seçilen yeni CLA, tek şarjla 715 kilometreye varan bir menzile ulaşıyor. 2026 yılında, markamızın temellerinin atıldığı 140. yılı kutluyor, yepyeni modellerimiz ile bir rekorun daha başlangıcına işaret ediyoruz.” diyerek tüketicilerin menzile dair soru işaretlerinin gün geçtikçe daha da giderildiğini belirtti.

    Mercedes-Benz Otomotiv, En Yakıt iş birliği ile Türkiye’de ilk kez kendi Yüksek Hızlı Şarj ağını kuruyor

    Türkiye’de sorunsuz ve yüksek kaliteli bir şarj deneyimi sunarak elektrikli mobilite çözümlerini geliştirmeyi amaçladıklarını söyleyen Şükrü Bekdikhan, Mercedes-Benz’in elektrikli araç müşterilerinin yanında olmak ve sektörde Mercedes-Benz farkını yansıtmak için ilk kez Türkiye’de kendi Yüksek Hızlı Şarj ağı projesini başlattıklarını belirtti. Bu amaçla En Yakıt iş birliğini duyuran Bekdikhan, “Müşterilerimize her zaman en iyi deneyimin sözünü veren, müşteri deneyimine odaklanan bir marka olduk. En Yakıt ile başlattığımız iş birliğimiz de markamızın global kalite ve üst düzey tasarım standartlarını karşılayacak şekilde oluşturulacak. İlk istasyonların sene ortası itibariyle açılmasını planlıyoruz. Mercedes-Benz elektrikli araç müşterileri ise Mercedes-Benz markalı istasyonlarda belirlenen tarifeler üzerinden yüzde 14 indirime sahip olacak, önümüzdeki yıllarda da avantajlar devam ederek indirim oranları tekrar belirlenecek. Mercedes-Benz elektrikli araç sahipleri, bunun yanı sıra yeni CLA ile tanıtılan Electric Intelligence navigasyon sayesinde rotaları üzerindeki en uygun ve kullanılabilir şarj istasyonuna otomatik olarak yönlendirilecek.” dedi.

    En Yakıt istasyonlarında ayrıcalıklı, hızlı ve kesintisiz hizmet

    Türkiye’nin ilk lisanslı şarj operatörü olarak odaklarını her zaman premium hizmet anlayışı üzerine kurduklarını söyleyen En Yakıt İcra Kurulu Başkanı Özcan Akcan, “Tamamı en az 180 kW gücünde DC cihazlardan oluşan altyapımız ve ‘Özgürlüğe Yolculuk’ mottosuyla Türkiye’nin dört bir yanında operasyonlarımızı sürdürüyor; müşterilerimize her noktada ayrıcalıklı bir deneyim sunmak için çalışıyoruz. Bu deneyimin önemli bir parçası olan En Yakıt mobil uygulaması, yalnızca bir şarj başlatma aracı olmanın ötesinde; EnWin, sadakat programları, En Cüzdan, avantajlı paketler ve statü programı gibi pek çok faydayı bir arada sunan kapsamlı bir ekosistem niteliği taşıyor. En-ix teknolojimizle otomatik şarj başlatma deneyimi sunarken, güçlü müşteri hizmetlerimizle de süreci baştan sona kesintisiz şekilde destekliyoruz.” diyerek 2026’da atacakları adımlarla hizmet standartlarını daha da yukarı taşımayı hedeflediklerini ifade etti.

    Dünyanın en güçlü otomotiv markalarından biri olan Mercedes-Benz ile hayata geçirdikleri iş birliğiyle bu hedeflerini ortaya koyduklarını belirten Akcan, ilk lisanslarını aldıkları gün duydukları gurur ve heyecanı, bu stratejik ortaklıkla daha da ileriye taşıdıklarını belirterek, “Bu iş birliği ile elektrikli araç sahiplerine yalnızca bir şarj hizmeti değil, bir yaşam tarzı sunuyoruz. ‘Premium deneyim’ yaklaşımımızın doğal bir sonucu olarak tüm elektrikli araç kullanıcıları, Türkiye genelindeki En Yakıt istasyonlarında ayrıcalıklı, hızlı ve kesintisiz bir hizmet alacak. Konfor ve hızı bir araya getiren bu ortaklık, elektrikli araç müşterilerinin beklentilerini en üst seviyede karşılayacak. Elektrikli araç kullanımını her yönüyle keyifli bir sürece dönüştürmeye devam edeceğiz.” dedi.

    İstasyonlar öncelikli olarak elektrikli araçların yoğun olduğu büyükşehirler ve otoyollarında kurulacak

    Projenin ilk aşamasında istasyonların elektrikli otomobillerin hızla yaygınlaştığı büyükşehirler ile büyükşehirleri birbirine bağlayan otoyollara kurulması planlanıyor. İllerin seçiminde elektrikli otomobil yoğunluğu, mevcut şarj altyapısının yeterliliği, planlanan istasyonların potansiyel trafiği gibi kriterler göz önünde bulunduruldu. Kurulacak şarj istasyonlarının uzun mesafeli seyahatler veya günlük şehir içi kullanım için olsun her zaman uygun bir yerde konumlanması hedefleniyor. Tüm elektrikli araç sahipleri bu istasyonlardan faydalanabilecek.

    İstasyonlar, Mercedes-Benz’e özel tasarımlarla farklılaşacak

    İş birliği kapsamında kurulacak istasyonlarda “üst düzey deneyim” amacıyla sürücülerin enerji aktarımı süresince rahatça dinlenebilecekleri, temel ihtiyaçlarını kolaylıkla karşılayabilecekleri, hijyen ve temizlik standartları yüksek lokasyonlarda farklı olanaklar sunulacak. İstasyonlar, ortalama 4 ila 12 adet soket sayısına sahip olarak ihtiyaç duyulan maksimum kapasite ve hızı esnek bir şekilde müşterilere sağlayacak. Toplam 4 farklı konseptteki istasyonlardan Flagship ve Premium üst segment istasyon konseptleri, Türkiye’de örneği bulunmayan şarj istasyonu yaklaşımları ile sektörde fark yaratacak. İstasyonlarda güvenli bir şarj ortamı sağlamak için 7/24 güvenlik kameraları ve diğer önlemler de bulunacak.

    Teknik Bilgiler

    Konsept Flagship Premium Advanced Indoor  
    Lokasyon Şehirler arası yollar Şehirler arası yollar
    Büyük Otoparklar
    Alışveriş Merkezleri
    Oteller
    Dinlenme Tesisleri
     
    Soket sayısı 6-12 soket 4-12 soket
    Şarj gücü Soket başı 480 kW’a kadar güç çıkışı Cihaz başı minimum 180 kW
    Olanaklar Bekleme salonu
    Kanopi / Çatı
    Market
    Çevre olanakları
    Kanopi / Çatı
  • Škoda Yüksek Küresel Taleple Birlikte Yüzde 12.7 Büyüdü

    Škoda Yüksek Küresel Taleple Birlikte Yüzde 12.7 Büyüdü

    Škoda, 2025 yılında artan küresel müşteri talebiyle birlikte bir önceki yıla göre yüzde 12.7 oranında büyümeye imza attı. Türkiye’de de tarihinin en büyük satış adedine ulaşarak rekor bir yılı geride bırakan Škoda, yüksek taleple birlikte geçtiğimiz yıl küresel pazarlarda toplam 1 milyon 43 bin 900 adetlik araç satışı gerçekleştirdi. Škoda bu satış performansıyla birlikte son 6 yılın en yüksek satış rakamına ulaştı.

    Tamamen elektrikli ve şarj edilebilir Škoda modellerinin satışları, bir önceki yıla göre yüzde 25.7 oranında artarak markanın yüksek satış performansına katkı sağladı.  Buna göre geçtiğimiz yıl Škoda’nın sattığı her 4 modelden biri elektrikli veya şarj edilebilir hibrit olmak üzere elektrifikasyona sahip araçlar oldu.

    Avrupa’nın en çok tercih edilen üçüncü markası

    2025’te Avrupa’da 836 binin üzerinde araçla müşterilerini buluşturan Škoda, böylece yılı en çok tercih edilen üçüncü marka olarak tamamladı. Almanya, yüzde 12.8 artış ve 211 bin 100 adetle Škoda’nın en büyük pazarı olurken, 91 bin 800 adetle Çek Cumhuriyeti ve 83 bin 300 adetle Birleşik Krallık en çok tercih edilen en büyük Škoda pazarları oldu. 65 bin 200 adetle Polonya ve 50 bin 800 adetle Fransa bu pazarları takip ederken Türkiye de45 bin 321 adetlik yeni rekor seviyesiyle Škoda’nın en önemli pazarlarından biri oldu.

    Škoda Hindistan’daki satışlarını yüzde 96 artırarak 70 bin adedi aşarken Vietnam’da başlayan yeni model üretimleri ve Suudi Arabistan pazarına girişiyle genişlemesini sürdürdü.

    Škoda, e-mobilitede de üst sıralarda yer alıyor

    Almanya, Danimarka ve Hollanda, e-mobilite açısından Škoda’nın en güçlü pazarları olurken Avrupa’da toplam satışların yüzde 25.7’sini elektrikli ve hibrit modeller oluşturdu. Škoda’nın kompakt SUV segmentindeki ilk tam elektrikli otomobili Elroq, birçok pazarda en çok tercih edilen elektrikli model olurken Avrupa’da ikinci sırada yer alarak elektrifikasyonda önemli bir rol üstlendi. Škoda, elektrikli ürün gamının da başarısıyla sadece elektrikli araç üretimi yapan otomotiv markaları arasında yüzde 6.8’lik pazar payıyla da dördüncü sırada yer aldı.

    2025’te, elektrikli modellerin satışları bir önceki yıla göre iki katından fazla artarak 218 bin 700’e ulaştı. Bu göre marka, 174 bin 900 adet elektrikli ve 43 bin 800 şarj edilebilir hibrit satışı gerçekleştirdi.

    Octavia yine zirvede

    Škoda’nın en çok tercih edilen modeli, 2025 yılında da 190 binin üzerinde adetlerle Octavia oldu. Octavia modelini, 130 bin 400 adetle Kodiaq, 125 bin 900 adetle Kamiq ve 119 bin 100 adetle Fabia izledi.

    2026’da da yeniliklerine ara vermeyecek olan marka, bu yılın ilk yarısında tamamen yeni SUV modeli Epiq’in lansmanını yapacak ve ardından yedi kişilik yeni SUV’u Peaq’i tanıtacak.

    Yüce Auto

    * Škoda Türkiye Distribütörü Yüce Auto bir Doğuş Otomotiv ortaklığıdır.

    * Orhan Yüce tarafından kurulan Yüce Grubu, otomotiv sektöründe 70 yıllık bir geçmişe sahiptir.
    * Yüce Auto, ISO 9001 ve VW Grup TÜV kalite yönetimi sertifikalarına sahiptir.
    * Yüce Auto A.Ş. Türkiye çapında 50 yetkili satıcı ve 57 yetkili servis noktası ile hizmet vermektedir.
    * 2022 yılında Yüce Auto, elde ettiği üstün başarıyla Škoda Auto tarafından satış performansına göre verilen “Uluslararası Satışlar Ödülü”ne layık görülmüştür.
    * 2025 yılında 45 bin 321 araç teslim eden Yüce Auto, bu adetle % 4,2 pazar payı elde etmiştir. 
    * 2024 yılında Yüce Auto, elde ettiği üstün başarıyla Škoda Auto tarafından ikinci “En İyi Distribütör” seçilmiştir.
    * Yılın Distribütörleri ödüllerinde Yüce Auto 2024 yılında, En İyi Uluslararası Satışlar ve En İyi Müşteri Deneyimi ödüllerine layık görülmüştür. Marka ve İnovasyon Kategorisi’nde ise üçüncülük elde etmiştir.
    * 2024 yılı “En İyi Distribütör” ödül töreninde elde ettiği başarıyla Yüce Auto, Škoda tarihinde ilk kez dört ödül birden kazanan distribütör olma unvanının sahibi olmuştur.

    ŠKODA Auto

    * 100 yılı aşkın geçmişiyle dünyanın en eski otomobil üreticileri arasında yer alan Škoda, 1895’te üretimine önce bisiklet ve motosikletle başladı.
    * Škoda, 16 Nisan 1991 tarihinden itibaren bir Volkswagen Group markasıdır.
    * Marka, bugün dünya çapında 11 farklı modelin üretim ve satışını gerçekleştiriyor: Fabia, Scala, Octavia, Superb, Kamiq, Karoq, Kodiaq, Elroq, Enyaq, Kushaq ve Slavia.
    * 2024 yılında Škoda, dünya çapında 926 bin 600 adet araç teslimatı gerçekleştirdi.
    * 2014, 2015, 2016, 2017, 2018, 2019 ve 2020’de bir takvim yılı içerisinde 1 milyondan fazla araç satan Škoda tarihinde bir rekor kırdı.
    * Škoda Auto, 100’ün üzerinde pazarda yer alırken, dünya çapında 42 binin üzerinde kişi istihdam etmektedir.

  • YAŞLI DOSTU KONUTLAR LÜKS DEĞİL, İHTİYAÇ

    YAŞLI DOSTU KONUTLAR LÜKS DEĞİL, İHTİYAÇ

    YAŞLI DOSTU KONUTLAR LÜKS DEĞİL, İHTİYAÇ

    Türkiye’de ve dünyada yaşam süresinin uzaması, konut politikalarını ve mimari yaklaşımları yeniden gündeme taşıyor. Artan nüfusla birlikte konut ihtiyacı sayısal olarak büyürken, bu konutların farklı yaş gruplarının değişen ihtiyaçlarına uyum sağlayabilecek biçimde tasarlanması giderek daha kritik hale geliyor. Uzmanlar, özellikle ileri yaş dönemini de kapsayan “yaşlı dostu konut” yaklaşımının, önümüzdeki yıllarda konut üretiminde belirleyici başlıklardan biri olacağına dikkat çekiyor. Buna göre 50 yaş ve üzeri yetişkinlerin yaklaşık yüzde 75’i, yaşamlarını mümkün olduğunca kendi evlerinde sürdürmek istiyor. Bu tablo, konut tasarımında yalnızca erişilebilirlik ve güvenlik gibi teknik başlıkların değil, yaşam boyu kullanılabilirlik, bağımsız yaşam ve sosyal bağları koruyan bütüncül bir mimari yaklaşımın önemini artırıyor…

    Aura Design Studio, yaşlı dostu konut kavramını “yaşam boyu kullanılabilir konut” yaklaşımı üzerinden ele alıyor. Bu anlayış; konutun, bireyin yaşamı boyunca değişen ihtiyaçlarına uyum sağlayabilmesini, farklı yaş gruplarını ayrıştırmadan birlikte yaşamı desteklemesini esas alıyor. Doğru planlanmış bir konut yalnızca fiziksel konfor sağlamıyor; bireyin bağımsız yaşamını sürdürebilmesine olanak tanıyor, psikolojik güven hissini güçlendiriyor ve sosyal kopuş riskini azaltıyor. Bu yönüyle konut, barınma işlevinin ötesine geçerek bireyin yaşamla kurduğu ilişkinin mekânsal altyapısına dönüşüyor.

    EKONOMİK VE TOPLUMSAL BİR YATIRIM ALANI

    Esnek planlama anlayışıyla tasarlanmış, farklı yaşam senaryolarına uyum sağlayabilen konutlar; yalnızca kullanıcılar için değil, kentler ve ekonomi açısından da uzun vadeli değer üretiyor. Kısa sürede işlevini yitiren konut tipolojileri ilerleyen yıllarda yüksek dönüşüm maliyetleri yaratırken, yaşam boyu kullanılabilir konutlar piyasa değerini daha uzun süre koruyor. Aynı zamanda bireyin kendi evinde, çevresiyle bağını koparmadan daha uzun süre yaşayabilmesi; sağlık ve sosyal hizmetler üzerindeki kamusal yükün azalmasına katkı sağlıyor.

    “İYİ MİMARLIK, YALNIZCA BUGÜNÜ DEĞİL YARINI DA DÜŞÜNÜR”

    Aura Design Studio, yaşlı dostu konutları ayrı bir uzmanlık alanı olarak değil, çağdaş mimarlığın doğal bir gereği olarak ele alıyor. Filiz Cingi Yurdakul bu yaklaşımı şu sözlerle özetliyor: “İyi mimarlık yalnızca bugünün ihtiyaçlarına cevap vermekle yetinemez. Ömürlerin uzadığı bir dünyada, mimarlığın sorumluluğu daha fazla konut üretmek değil; yaşamın her evresinde kullanıcıya eşlik edebilecek doğru mekânları tasarlamaktır.”

    AURA DESIGN STUDIO HAKKINDA:

    Aura Design Studio, mimarlık, bilim ve sanatın kesişiminde yenilikçi çözümler geliştiren disiplinler arası bir tasarım stüdyosudur. Etik değerler, çevresel duyarlılık ve kullanıcı deneyimini merkeze alan yaklaşımıyla; yalnızca yapılı çevreyi değil, yaşam biçimlerini dönüştürmeyi hedefler. Stüdyo, doğadan ilham alan, insana dokunan ve zamana karşı dirençli bir mimarlık dili geliştirmeyi sürdürmektedir.

  • Sepaş Enerji, Görüntülü İletişim Merkezi ile abonelik işlemlerinde kolaylık sağlıyor

    Sepaş Enerji, Görüntülü İletişim Merkezi ile abonelik işlemlerinde kolaylık sağlıyor

    Sepaş Enerji, müşteri hizmetlerine erişimi herkes için kolay ve kapsayıcı hale getirmek amacıyla hayata geçirdiği Görüntülü İletişim Merkezi ile abonelerine görüntülü iletişim ve işaret dili ile iletişim seçeneği sunuyor. 2024 yılında devreye alınan uygulama, bugüne kadar yaklaşık 2 bin müşteriye hizmet verdi.

    Müşteri deneyimini dijitalleşme ve erişilebilirlik odağında geliştirmeyi hedefleyen Sepaş Enerji, Görüntülü İletişim Merkezi ile müşterilerinin abonelik ve fatura işlemlerini, canlı görüntülü görüşme yoluyla hızlı ve kolay şekilde gerçekleştirmesine imkân sağlıyor. Görüntülü İletişim Merkezi aynı zamanda, işitme engelli bireyler için işaret diliyle görüntülü görüşme seçeneği de sunuyor. 2024 yılında devreye alınan merkez, bugüne kadar yaklaşık 2 bin kullanıcı tarafından tercih edildi. Sepaş Enerji, bu hizmeti özellikle ihtiyacı olan müşterilerin kullandığı, erişilebilirlik odaklı bir iletişim kanalı olarak konumlandırıyor.

    Sepaş Enerji, Görüntülü İletişim Merkezi ile engelli bireylerin abonelik işlemleri ile ilgili hizmetlere engelsiz erişimini desteklemeyi amaçlıyor. Özellikle işitme engelli bireyler için sunulan işaret dili destekli canlı görüntülü görüşme olanağı sayesinde, müşteriler herhangi bir aracıya ihtiyaç duymadan işlemlerini doğrudan ve güvenle gerçekleştirebiliyor. Bu yaklaşımla Sepaş Enerji, kapsayıcı hizmet anlayışını güçlendirirken, herkes için erişilebilir ve eşit bir müşteri deneyimi sunuyor.

    Etkin zaman yönetimi sağlıyor

    Hafta içi 09.00–18.00 saatleri arasında hizmet sunan Görüntülü İletişim Merkezi’ne, Sepaş Enerji’nin internet sitesi üzerinden ya da Sepaş Cebinde mobil uygulamasında yer alan “Görüntülü İletişim Merkezi” seçeneğinden kolayca ulaşılabiliyor. Kullanıcı dostu yapısıyla öne çıkan bu hizmet, özellikle iletişimde desteğe ihtiyaç duyan müşterilerin süreçlerini daha rahat ve etkin şekilde yönetmesine olanak tanıyor. Bu kanal sayesinde müşteriler, şubeye gitmeye gerek kalmadan işlemlerini görüntülü görüşme yoluyla tamamlayarak zaman tasarrufu sağlıyor; yüz yüze iletişime en yakın deneyimi dijital ortamda yaşayabiliyor.