Kategori: Firmalar
Firmalar
-
Likhachev, “21. yüzyıl, şimdiden ‘elektrik yüz yılı’ olarak adlandırıldı.
ROSATOM GENEL MÜDÜRÜ ALEXEY LİKHACHEV:
“TÜRKİYE’DE BU YIL NÜKLEER ENERJİNİN HAYATA GEÇİRİLMESİ İÇİN HER ŞEYİ YAPACAĞIZ”
Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom’un Genel Müdürü Alexey Likhachev, geride bıraktığımız yıla ve 2026 planlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Mersin’de inşası süren Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) projesine ilişkin konuşan Likhachev, “Türkiye’de nükleer enerjiyi bu yıl içinde hayata geçirmek için her şeyi yapacağız” dedi.
Rossiya-24 kanalına konuşan Likhachev, Türkiye’nin ilk nükleer güç santrali olacak olan Akkuyu NGS’yi, devreye alma operasyonlarına bu yıl hazırlayacaklarını belirterek, “Bu önemli süreçte hem Cumhurbaşkanı Sn. Recep Tayyip Erdoğan’ın hem de Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sn. Alparslan Bayraktar’ın liderliğini de vurgulamadan geçmek istemem” dedi.
“En Büyük Baskıyı Akkuyu NGS Projesinde Hissettik”
2025’i “Kolay olmayan ama zaferlerle dolu bir yıl” olarak niteleyen Likhachev, “Tüm zorluklara ve batının neredeyse kolektif olarak bize karşı yürüttüğü sert ekonomik savaşa rağmen Rosatom’un görevini tam olarak yerine getirdiğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı. Rosatom Genel Müdürü, Akkuyu NGS projesinin ciddi bir baskı altında kaldığını vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu:
“En ağır baskıyı, Siemens’in tedarik etmesi gereken ekipmanı göndermediği, 2 milyar dolarlık yatırımların dondurulduğu ve ödeme sisteminin fiilen çöktüğü Akkuyu NGS projemizde yaşadık. Ancak bu koşullara rağmen bir an bile durmadık. Bundan sonra da ilerlemeye devam etmek için gereken her şeyi yapacağız. Bu süreçte Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Sn. Putin’den çok güçlü bir destek aldık. Hükümet ve Merkez Bankası, çalışmaların planlandığı şekilde ilerlemesi için mümkün olan her adımı attı. Alınan bu kararlar bize ilham vermekle kalmadı, aynı zamanda somut hareket alanları da sağladı.”
Likhachev: “Kurulu gücün kullanım katsayısı %87’nin üzerine çıktı”
Alexey Likhachev Rosatom’un Rusya içi ve dışı diğer projeleri ve yürüttüğü çalışmalar hakkında da bilgiler verdi. 2025’te Rus nükleer endüstrisinin 80’inci yılının kutlandığını vurgulayan Rosatom Genel Müdürü, 2025 Eylül ayında Moskova’da gerçekleştirilen Atomic Week ile hem dünya liderlerinin hem de nükleer enerji alanında en etkin isimlerin katıldığı önemli bir etkinliğe imza attıklarını hatırlattı. Söz konusu etkinlikte, aralarında devlet liderlerinin de bulunduğu çok sayıda üst düzey ismin bir araya geldiğini, NATO üyesi ülkelerin de temsil edildiğini ve uluslararası alanda etkili neredeyse tüm nükleer kuruluşların yöneticilerinin buluştuğunu belirtti.
Likhachev, etkinlik kapsamında dünya nükleer endüstrisinin liderleri ile önde gelen ülkelerin temsilcileri arasında yapılan görüşmelerin dünyanın geleceği bakımından nükleer enerjinin geliştirilmesinin alternatifsiz olduğu ve uluslararası alanda eşitlik temelinde iş birliğinin gerekliliği sonuçlarını ortaya koyduğunu belirtti.
Likhachev, “21. yüzyıl, şimdiden ‘elektrik yüz yılı’ olarak adlandırıldı. Elektriğin üretilmesi ve bunun sürdürülebilir ve uygun fiyatlı olması
şarttır. Bu soruna nükleer teknolojilerin geliştirilmesi dışında bir çözüm yaklaşımı bulunmuyor. Biz de burada, iş birliğine açık ülkelerle uzun vadeli ortaklıklar öneriyoruz” diye konuştu.
2025 yılı değerlendirmelerinde Rosatom olarak elektrik üretiminde planlananın üzerinde bir performans sergilediklerini de belirten Likhachev, şöyle devam etti: “Bizim için son derece kritik bir gösterge olan kurulu gücün kullanım katsayısı %87’nin üzerine çıktı. Bu oran, genel olarak enerji sektörü için, özelde ise nükleer enerji açısından rekor bir seviyedir. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki; karşı karşıya kaldığımız tüm zorluklara, bakım ve onarım gerekliliklerine ve nükleer santrallerimize yönelik gerçekleştirilen terörist saldırılara rağmen, tüm nükleer enerji kompleksleri 24 saatin 21 saatinde yüzde yüz kapasiteyle çalıştı.”
Rusya Federasyonu olarak hükümet planlarında ülkenin enerji dengesinde nükleer enerjinin payının %25’e çıkarılmasına yönelik bir hedef bulunduğunun altını çizen Rosatom Genel Müdürü Likhachev, “Plan, 2042 yılına kadar nükleer enerji kapasitesinin artırılmasını öngörüyor. Bu nedenle de sahip olunandan daha fazla santral inşa etmemiz ve daha fazla kurulu gücü devreye almamız gerekiyor”
Rusya dışında yürüttükleri projelere de değinen Likhachev, çalışmalarının Çin Halk Cumhuriyeti, Hindistan ve Mısır’da devam ettiğini, Bangladeş’teki nükleer güç santralinin birinci ünitesinin de devreye alma çalışmalarının başlamasına neredeyse hazır durumda olduğunu söyledi.
Çin’de Rosatom projeleri kapsamında yer alan Tianwan NGS’nin 7. ünitesinde ve Xudapu NGS’nin 3. ünitesinde ise fiziksel devreye alma aşamasının başlatılmasının beklendiğini belirten Rosatom Genel Müdürü, Myanmar ile küçük modüler reaktörlere ilişkin bir hükümetler arası anlaşma imzalandığını duyurdu.
Likhachev, Vietnam için Rus tasarımı yeni bir araştırma reaktörünün kurulmasına karar verildiğini, Özbekistan’da küçük kapasiteli nükleer güç santralinin inşasında kilit bir aşamaya geçildiğini ve Macaristan’daki Paks-2 NGS’de “ilk beton” dökümünün yapılmasının Şubat 2026’da öngörüldüğünü de hatırlattı.
Yeni Buzkıranların İnşası Sürüyor
Rusya içindeki çalışmalarının yoğunlaştığı noktalardan birinin de yeni buzkıranların inşası ve Kuzey Deniz Yolu’nun geliştirilmesi olduğunu söyleyen Alexey Likhachev, 2025 yılında buzkıranların faaliyet gösterdiği Kuzey Deniz Yolu üzerinden konteyner taşımacılığında rekor kırıldığını belirtti. Likhachev, Kuzey Deniz Yolu’nda yıl boyunca 24 transit konteyner seferiyle 3,2 milyon tonluk toplam transit yük hacmine ulaştıklarını açıkladı.
Buna ek olarak Kaliningrad’da lityum-iyon batarya üretimi için bir gigafabrika devreye aldıklarını da belirten Likhachev, “Aynı özelliklere sahip bir fabrikayı da Yeni Moskova’da, bu yıl içinde endüstriyel işletmeye alacağız. Böylece yılda 100 bine kadar araca yetecek batarya tedarik edebilecek kapasiteye ulaşacağız” ifadelerini kullandı. Rosatom Genel Müdürü, söz konusu projenin yalnızca üretimle sınırlı olmadığını, projenin bir parçası olarak, geri dönüşüm/bertaraf süreçleri, şarj istasyonları ve sistemleri, servis ve bakım hizmetleri gibi tamamlayıcı altyapı unsurlarının da hayata geçirilmesinin hedeflendiğini söyledi.
Likhachev, Rosatom’un kapalı nükleer yakıt çevrimi alanında yürüttüğü çalışmalara da değindi. Likhachev, Rosatom’un Aralık 2024’te yenilikçi BREST-OD-300 reaktörü için nükleer yakıt üretecek tesisi işletmeye aldığını, bu tesisin dünya nükleer endüstrisinde benzersiz olan ve IV. nesil deneysel-gösterim amaçlı enerji kompleksinin üç unsurundan ilki olma niteliğini taşıdığını söyledi.
BREST-OD-300’ün tamamen ikincil nükleer yakıt çevrimi ürünlerinden oluşan yenilikçi yakıtın kullanılacağı, kurşun soğutmalı ilk reaktör tesisi olacağını belirten Alexey Likhachev, tesisin üretilmesi ve devreye alınmasının nükleer enerjinin kaynak tabanının önemli ölçüde genişletilmesini ve ışınlanmış yakıt demetlerinin (TВС) depolanmak yerine yeniden işlenerek taze yakıt üretiminde kullanılmasını sağlayacağını, ayrıca nükleer atık oluşumu ile atıkların radyoaktif aktivitesinin radikal biçimde azaltacağını söyledi.
Likhachev, “Hedefimiz, santral sahasında kapalı yakıt çevrimine sahip bu kompleksi 2030 yılına kadar devreye almak. Yakıt fabrikasyonu ve yeniden fabrikasyon modülü hâlihazırda işletmede ve burada geliştirme çalışmaları yoğun şekilde sürüyor. BREST reaktörünün de belirlenen takvim çerçevesinde bizi memnun edecek sonuçlar vereceğinden eminim” dedi.
-

SEDAŞ, Enerji Verimliliği Haftası’nda gelecek nesilleri bilinçlendirdi
SEDAŞ, Enerji Verimliliği Haftası’nda gelecek nesilleri bilinçlendirdi
Enerjinin güvenli ve verimli kullanımına yönelik farkındalık çalışmalarını her yıl olduğu gibi bu yıl da sürdüren Sakarya Elektrik Dağıtım A.Ş. (SEDAŞ), 2026 yılının ilk etkinliğini Enerji Verimliliği Haftası kapsamında gerçekleştirdi. Bu kapsamda Sakarya ve Kocaeli’deki anaokulu ve ilkokulları ziyaret eden SEDAŞ, yaklaşık 250 öğrenciyle bir araya geldi.
Enerji Verimliliği Haftası’na özel olarak düzenlenen etkinliklerde, çocuklara enerjinin doğru, güvenli ve verimli kullanımı; yaş gruplarına uygun, eğlenceli ve öğretici içeriklerle aktarıldı. Günlük hayattan örnekler ve interaktif anlatımlar eşliğinde gerçekleştirilen sunumlarda; enerji tasarrufu, elektrikli cihazların güvenli kullanımı, enerji israfının önlenmesi ve iklim değişikliği gibi başlıklar ele alındı.
SEDAŞ yöneticileri, artan nüfus ve sınırlı doğal kaynaklar karşısında enerji verimliliğinin her geçen gün daha kritik hale geldiğine dikkat çekerek, enerji tasarrufu bilincinin gelecek nesillere aktarılmasında kurumlara ve bireylere önemli sorumluluklar düştüğünü vurguladı. Bu tür çalışmalarla çocuklara erken yaşta enerji bilinci kazandırmayı ve sürdürülebilir bir gelecek için kalıcı davranış değişiklikleri oluşturmayı hedeflediklerini ifade etti.
SEDAŞ Kurumsal İletişim ve Müşteri İlişkileri Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen sunumlarda; çocuklara enerjinin kullanım alanları, neden verimli tüketilmesi gerektiği ile küresel ısınmanın nedenleri ve doğurduğu sonuçlar anlatıldı. Enerji tasarrufuna yönelik ipuçlarının örneklerle paylaşıldığı etkinliklerde öğrencilerin soru ve görüşlerine de yer verildi.
Etkinlikler kapsamında çocuklara, Elektrik Dağıtım Hizmetleri Derneği (ELDER) tarafından hayata geçirilen “Kıvılcım & Volkan” animasyon videosu da izletildi. Enerjik ve meraklı iki karakter üzerinden hazırlanan animasyonda; elektriğin ne olduğu, günlük hayatta nerelerde kullanıldığı, enerji verimliliği, tasarruf ve güvenli kullanım gibi konular çocukların yaş gruplarına uygun, eğlenceli ve anlaşılır bir dille aktarıldı. Gösterimlerin ardından katılımcı öğrencilere enerji verimliliğine ilişkin bilgilendirici broşürler dağıtıldı.
-
Küresel Politik Gerilimler Kıymetli Madenleri Parlatıyor: Altın ve Gümüşte yeni rekorlar gelecek
Küresel Politik Gerilimler Kıymetli Madenleri Parlatıyor:
Altın ve Gümüşte yeni rekorlar gelecek
Geçen yılı tarihi rekor seviyelerde kapatan altın ve gümüş fiyatlarının 2026 yılında da yeni rekorlar kırması bekleniyor. Troy Kıymetli Maden Ticaret A.Ş. tarafından hazırlanan “Kıymetli Madenler 2026 Yılı Beklentileri” raporunda, son yıllarda ekonomik göstergelerden daha çok artan politik ve jeopolitik risklerin kıymetli maden fiyatları üzerinde belirleyici olduğuna dikkat çekildi. Raporda, 2026 yılında altının ons bazında 5.500 doları, gümüşün ise ons bazında 110 doları görmesinin beklendiği ifade edildi.
Kıymetli maden ticaretinde Türkiye’nin önde gelen şirketlerinden Troy Kıymetli Maden Ticaret A.Ş., “Kıymetli Madenler 2026 Yılı Beklentileri” raporunu açıkladı. Raporda, küresel politik söylem ve eylemlerin sertleştiği, jeopolitik risklerin arttığı, ticaret ve güvenlik başlıklarının yeniden ön plana çıktığı bir ortamda, kıymetli madenlerin geçen yıl olduğu gibi bu yıl da yatırımcıların gözdesi olmaya devam edeceği vurgulandı. Kıymetli madenlere ilişkin fiyat beklentilerinin yer alması nedeniyle yatırımcılar tarafından da merakla beklenen Troy Kıymetli Maden Ticaret A.Ş. “Kıymetli Madenler Beklentileri” raporunda, geçen yılı yüzde 64 artışla 4.313 dolar/ons seviyesinde kapatan altının, 2026 yılında 5.500 dolar/ons seviyelerini test etmesinin beklendiği belirtildi. Raporda, geçen yılı yüzde 146 artışla 71,08 dolar/ons seviyesinde kapatan gümüşün ise 2026 yılında 110 dolar/ons seviyelerine kadar yükselebileceği öngörüsüne yer verildi.
Fiyatlamaları ekonomiden çok jeopolitik faktörler şekillendiriyor
Troy Kıymetli Maden Ticaret A.Ş. “Kıymetli Madenler 2026 Yılı Beklentileri” raporunda, 2025’te küresel anlamda politik risklerdeki artışın, küresel ticarette oluşan yeni dengelerin ve başta ABD olmak üzere para politikalarındaki belirsizlikler nedeniyle yatırımcıların güvenli limanlara yöneldiği ve kıymetli metallerin diğer finansal varlıklardan belirgin biçimde ayrıştığı bir yıl olduğu ifade edildi. Son yıllarda varlık fiyatlamalarında ekonomik göstergelerden ziyade jeopolitik ve politik risklerin belirleyici olduğuna dikkat çekilen raporda, bu eğilimin 2026 yılında daha da güçleneceği vurgulandı. Raporda, “Ticaret savaşları, yaptırım tehditleri, enerji ve hammadde erişimindeki stratejik hamleler, merkez bankalarına yönelik artan siyasi baskılar ve küresel bloklaşmanın tetiklediği mevcut ve olası çatışmalar risk algısını hızla yükseltiyor. ABD’nin Venezuela’ya yönelik hamleleri ve enerji arzına ilişkin doğrudan yönlendirici söylemleri ise jeopolitiğin artık yalnızca güvenlik başlığıyla sınırlı kalmadığını; emtia ve enerji fiyatlamalarının da yapısal bir belirleyicisi hâline geldiğini ortaya koyuyor. Benzer şekilde, ABD’nin Grönland üzerinden yeniden gündeme taşıdığı stratejik coğrafya tartışmaları da müttefiklik ilişkilerinin egemenlik ve kaynak güvenliği ekseninde daha sert bir zemine kayabileceğine işaret ediyor” ifadelerine yer verildi.
Raporda ayrıca, Çin’in dışa bağımlılığı azaltmaya yönelik stratejik adımlarının hız kazandığı; enerji, maden ve rezerv yönetiminde daha kapalı ve kontrollü bir modele geçiş eğiliminin öne çıktığına işaret edildi. Orta Doğu’da İsrail–Gazze hattında süregelen gerilim, Kızıldeniz ve Hürmüz Boğazı kaynaklı enerji güvenliği riskleri ile Rusya–Ukrayna savaşının devam eden etkileri birlikte değerlendirildiğinde, 2026 yılı boyunca küresel risk algısının yüksek seyretmeye devam edeceği belirtildi. Raporda, “2026 yılında kıymetli madenler; küresel siyasi söylemlerin sertleştiği, jeopolitik risklerin arttığı, ticaret ve güvenlik başlıklarının yeniden ön plana çıktığı bir ortam içinde 2025 yılının daha üstünde fiyatlamalarla yine yatırımcıların gözdesi olmasının beklendiği” belirtildi. Raporda ayrıca, “Kıymetli metallerde fiyatların ne kadar hızlı yükseldiğinden çok, ulaşılan seviyelerin korunmasının öne çıkacağı bir yıl profili oluşabileceğinin” altı çizildi.
Altın 2026’da 5.500 doları test edebilir
Raporda, altının, küresel belirsizlik ortamında fiyatlamalar açısından doğal referans noktası olma özelliğini koruduğu belirtildi. Raporda, yüksek borçluluk seviyeleri, para politikalarının daralan manevra alanı ve finansal karar alma süreçlerinin giderek daha politik bir zeminde şekillenmesinin, altının portföylerdeki rolünü güçlendiren başlıca unsurlar olarak öne çıktığı vurgulandı. Merkez bankalarının rezerv çeşitlendirme eğilimleri ile jeopolitik risklerin kalıcı yüksek seyrinin ise altına yönelik yapısal talebin korunmasını sağladığına dikkat çekildi. Troy Kıymetli Maden Ticaret A.Ş. “Kıymetli Madenler 2026 Yılı Beklentileri” raporunda, “Bu çerçevede 2026’nın altın açısından yeni zirvelerin test edildiği ve bu seviyelerin sindirildiği bir yıl olmasını bekliyoruz. Altının ons fiyatının yıl içerisinde 5.500 dolara kadar yükselebileceği; yılı ise 5.200 dolar/ons seviyelerinde kapatacağını öngörüyoruz” denildi.
Çift yönlü talep gümüş fiyatlarını yeni rekorlara taşıyacak
Troy Kıymetli Maden Ticaret A.Ş. “Kıymetli Madenler 2026 Yılı Beklentileri” raporunda, gümüşte fiyatlamaların teknik göstergelerden çok piyasanın fiziksel işleyişine duyarlı bir görünüm sergilediği belirtildi. Gümüşün, belirsizlik dönemlerinde altın gibi değer saklama aracı olarak talep görmesinin yanı sıra sanayi üretimi, enerji dönüşümü ve elektrifikasyon süreçlerinde vazgeçilmez bir girdi olması, metalin çift yönlü yapısını koruduğuna dikkat çekildi. Çin’in stratejik hammaddelere yönelik daha kontrolcü yaklaşımı; üretim, ihracat ve stok yönetimini devlet politikalarıyla yönlendirmesi sonucunda küresel tedarik zincirlerinde esnekliğin azaldığının belirtildiği Raporda, 2026 yılı boyunca gümüş fiyatlarında yeni zirve denemelerinin mümkün olduğu, altın/gümüş oranının 50 seviyesinin altına gerileyebileceğine yönelik beklentinin de bunu desteklediği ifade edildi. Ayrıca, gümüşün yıl içerisinde 110 dolar/ons seviyelerine kadar yükselebileceği, yılı ise 100 dolar/ons seviyeleri civarında kapatmasının öngörüldüğü belirtildi.
Arz kısıtları platinin yükselişini destekliyor
Raporda, platin tarafında arz kaynaklı yapısal kırılganlıkların fiyatlamalar üzerindeki etkisini sürdürdüğü vurgulandı. Raporda, küresel platin üretiminin büyük bölümünün Güney Afrika’da yoğunlaşması; yüksek maliyetli maden yapıları, enerji arzındaki kesintiler ve operasyonel aksamalar nedeniyle üretimin kısa vadede artırılmasını zorlaştırdığı belirtildi. Bu nedenle platin arzının esnek bir yapı sunmadığı, talepteki sınırlı artışların dahi fiyatlarda belirgin etki yaratabildiği ifade edildi. Raporda, 2026 yılında platin fiyatlarının endüstriyel kullanımın sürekliliği ile platin grubu metaller arasında maliyet ve performans temelli denge arayışının etkisiyle dirençli bir zeminde seyredeceği; sınırlı arzın desteğiyle yukarı yönlü hassasiyetin korunacağı öngörüldü. Troy Kıymetli Maden Ticaret A.Ş. “Kıymetli Madenler 2026 Yılı Beklentileri” raporunda, 2025 yılını yüzde 127 oranında artışla 2.054,55 dolar/ons seviyelerinde kapatan platinin, 2026 yılında 3.000 dolar/ons seviyelerine kadar yükselebileceği; yılı ise yaklaşık 2.750 dolar/ons seviyelerinde kapatacağı öngörülüyor.
Talepteki sınırlılık paladyumda yükselişi engelliyor
Troy Kıymetli Maden Ticaret A.Ş.’nin “Kıymetli Madenler 2026 Yılı Beklentileri” raporunda, talebin büyük ölçüde otomotiv sektörüne bağlı olmasının paladyumu sektörel dönüşümlere karşı daha hassas hâle getirdiği vurgulandı. Elektrikli araçların payının artması ve katalizör teknolojilerinde paladyum yerine alternatif metallerin kullanımının yaygınlaşmasının, talep tarafında yapısal bir daralmaya işaret ettiğine dikkat çekilen Raporda, buna karşın arzın önemli bir bölümünün Rusya kaynaklı olması nedeniyle paladyumun jeopolitik gelişmelere duyarlı olmaya devam ettiği belirtildi. Raporda” Yaptırımlar, lojistik kısıtlar ve politik riskler paladyum fiyatının belirli bir tabanın altına sarkmasını zorlaştırırken, talep tarafındaki sınırlamalar güçlü ve kalıcı bir yükseliş trendinin oluşmasını engelliyor” ifadelerine yer verildi. Raporda ayrıca, 2026 boyunca paladyum fiyatlarının dalgalı ancak 2025 yılına göre daha yüksek bir seviyede hareket etmesinin beklendiği kaydedildi. Raporda, geçen yılı yüzde 75 oranında artışla 1601,20 dolar/ons seviyesinden kapatan paladyum fiyatının 2026 yılında 2.500 dolar/ons seviyelerine kadar yükselebileceği; yılı ise yaklaşık 2.250 dolar/ons seviyelerinde kapatacağı öngörülüyor.
-
Başkan Altuğ’dan Miraç Kandili Kutlama Mesajı
Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı A. Akgün Altuğ, Miraç Kandili vesilesiyle açıklamada bulundu.
Başkan Altuğ; Miraç Kandili’nin 3 aylar içerisindeki özel ve müstesna günlerden birisi olduğuna işaret edip günahlardan arınmaya ve mutluluk ile huzura kavuşmaya vesile olduğunu dile getirdiği mesajında şu ifadelere yer verdi:
“Mübarek kandil geceleri beraberliğin, barış ve dayanışmanın öne çıktığı müstesna günlerdir. Miraç Kandili de sabrın, teslimiyetin, arınmanın ve manevi yükselişin en derin şekilde idrak edildiği; bizlere kardeşliğin, merhametin, paylaşmanın ve birlik olmanın değerini bir kez daha hatırlatan müstesna bir gecedir.
Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v) bütün beşeri hislerden ter temiz bir kulluğa, en yüce mertebeye yükselişinin gerçekleştiği gün olan bu mübarek gecenin bizlere inanç, sabır, merhamet ve sorumluluk bilincini hatırlatarak toplum olarak ortak değerler etrafında kenetlenmemize ve de özellikle de dünyamızda öfkenin ve bedelini masum insanların ödediği savaşların son bulmasına vesile olmasını diliyorum.
Bu duygu ve düşüncelerle Sakaryalı hemşehrilerimiz ve üyelerimiz başta olmak üzere, Türk Milletinin ve tüm İslam aleminin mübarek Miraç Kandili’ni en içten duygularımla kutluyorum.”
-

Doğayla iç içe eNGüzel kış tatili!
Sömestir Kampanyası
Sömestir tatilinde NG Sapanca ve NG Enjoy’da çocuklar için eğlence, aileler için keyif bir arada. Sincap Kulüp’ten yaratıcı sanat atölyelerine, ödüllü game center turnuvalarından eğlenceli çocuk panayırına; uzay gözlem filmleri, dış alan aktiviteleri ve çocuklara özel pony at biniciliği ile dolu dopdolu bir program sizi bekliyor. Spor turnuvaları, mini disco ve Just Dance etkinlikleri çocukların enerjisini zirveye taşırken; yoga, meditasyon ve canlı müzik gibi ruh-beden dengesini destekleyen deneyimler büyükler için tatili tamamlıyor. Doğanın içinde, her yaşa hitap eden aktivitelerle sömestir, NG Sapanca ve NG Enjoy’da eNGüzel anılara dönüşüyor.
Geçerlilik Tarihi
17 Ocak 2026 – 31 Ocak 2026
Tarihleri arasında yapılacak konaklamalarda geçerlidir.
Çift Kişilik odada Kişi Başı ₺ 8.250 ‘den başlayan fiyatlar
(Superior / Deluxe çift kişilik odada,kişi başı yarım pansiyon,hafta içi, gecelik,KDV ve konaklama vergisi dahil fiyattır)
Kampanya / Paket Detayları
-
Aynı anda iki kampanya / paket birleştirilemez.
-
Fiyatı en düşük gecenin ücreti tahsil edilmez.
-
Web sitemiz üzerinden yapılan online rezervasyonlarda belirlenen fiyatlar üzerinden %8 indirim sunulmaktadır. Ayrıca, konaklama süresince yapılan SPA harcamalarına %15 ek indirim avantajı sağlanmaktadır
Doğayla iç içe eNGüzel kış tatili!
-
-
Bu nasıl hesap? yolcu garantisinde yüzde 97 oranında sapma var
Bu nasıl hesap? yolcu garantisinde yüzde 97 oranında sapma var
Necdet Buluz
Devlet garantisi ile yapılan bütün tesisler zarar ediyor. Garanti dışına taşılıyor. Bu da devleti yaralıyor.
Emekliye verilecek para bulamayan devlet garanti verdiği her yere ödeme yapıyor. Zafer Havaalanı da bunlardan biri. Nasıl hesap yapılıyorsa yolcu garantisinde yüzde 97 oranında sapma meydana geliyor.
İşte devletin parası böyle çar-çur ediliyor. Bu anlayışla bu devlet ayağa kalkabilir mi?
Türkiye’nin kamu-özel iş birliği (KÖİ) modeliyle işletilen tartışmalı projelerinden Uşak Zafer Havalimanı, 2025 yılı yolcu garantisi verileriyle yeniden gündeme geldi. Açıklanan rakamlar, gerçekleşme ile garanti arasındaki uçurumu bir kez daha gözler önüne serdi.
Hazine’den Şirkete 6,7 Milyon Euro Garanti Ödemesi yapılacak. Bile bile lades buna denir.
Zafer Havalimanı için 2025 yılı garanti edilen giden yolcu sayısı 1 milyon 317 bin 733 olarak belirlendi. Ancak aynı yıl içinde gerçekleşen giden yolcu sayısı yalnızca 38 bin 727 oldu.

Bu tabloya göre, yolcu garantisinde yaklaşık yüzde 97 oranında bir sapma meydana geldi.
Sözleşme kapsamında oluşan fark nedeniyle Hazine’nin işletmeci şirkete yapacağı garanti ödemesi 6 milyon 747 bin 196 Euro olarak hesaplandı. Güncel döviz kuru üzerinden bu tutar yaklaşık 340 milyon TL’ye karşılık geliyor.
Bu ödeme, kamu bütçesi üzerindeki garanti yükünün boyutunu bir kez daha gündeme taşıdı.
Konuya ilişkin açıklama yapan Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı Fatih Eryılmaz, garanti sistemini sert sözlerle eleştirdi. Eryılmaz, sosyal medya hesabından yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı:
“Hazine emekliye gelince kaynak bulamıyor. Yukarıdaki matematikle tabii ki bulamazsın. Fakirden alıp zengini daha da zengin etmenin matematiğini bulmuşlar.”
Zafer Havalimanı örneği, KÖİ modeliyle hayata geçirilen projelerde talep garantilerinin gerçekçi olup olmadığı, kamu zararının nasıl önleneceği ve sözleşmelerin yeniden ele alınıp alınmayacağı sorularını yeniden gündeme taşıdı.
Uzmanlar, benzer garanti ödemelerinin önümüzdeki yıllarda da bütçe üzerindeki baskıyı artırabileceğine dikkat çekiyor.
-

Farklı sektörleri bünyesinde barındıran şirketler için veri çeşitliliği fırsat
BACACI YATIRIM HOLDİNG BİLGİ TEKNOLOJİLERİ İCRA KURULU ÜYESİ VİLDAN ÇAL ÖZEL:
“Farklı sektörleri bünyesinde barındıran şirketler için veri çeşitliliği fırsat”
Farklı sektörleri bir çatı altında barındıran gruplar için veri çeşitliliğini bir fırsat olarak gördüklerini kaydeden Bacacı Yatırım Holding Bilgi Teknolojileri İcra Kurulu Üyesi Vildan Çal Özel, veri analitiği ve yapay zeka yatırımlarının etkisini maksimize etmek için; sektör bazlı silo çözümler yerine, ortak analitik reflekslerin ve problem odaklı modellerin geliştirilmesinin kritik olduğuna dikkat çekti.
“Geleceğe Değer Üretmek” mottosu ile 9 farklı sektörde faaliyet gösteren Bacacı Yatırım Holding, dijital dönüşüm yolculuğunda veri analizini yalnızca raporlama ve geçmiş performansın ölçülmesi amacıyla değil; karar alma süreçlerini yönlendiren stratejik bir yetkinlik olarak konumluyor. Farklı sektörleri çatısı altında barındıran gruplar için veri çeşitliliğini bir fırsat olarak gördüklerini kaydeden Bacacı Yatırım Holding Bilgi Teknolojileri İcra Kurulu Üyesi Vildan Çal Özel, veri analitiği ve yapay zeka yatırımlarının etkisini maksimize etmek için; sektör bazlı silo çözümler yerine, ortak analitik reflekslerin ve problem odaklı modellerin geliştirilmesinin kritik olduğuna dikkat çekti.
Bu süreçte yapay zekâyı tek başına konuşmanın da yeterli olmadığına işaret eden Özel, teknoloji direktörlerinin (CTO) gündemindeki asıl konun yapayı zekâyı gerçekten somut iş değerine dönüştürecek projeler geliştirmek olduğunu söyledi.
“STRATEJİK BİR YETKİNLİK OLARAK KONUMLUYORUZ”
Veriyi zenginleştirmenin önemine işaret eden Vildan Çal Özel, bu noktada “cross learning, cross industry intelligence” yani “karşılıklı öğrenme ve sektörler arası bilgi aktarım mekanizmalarının” devreye girdiğini belirterek sözlerine şöyle devam etti:
“Amaç; bir sektörde olgunlaşmış analitik modellerin, metodolojilerin ve karar destek pratiklerinin, diğer sektörlerde hızlandırıcı etki yaratacak şekilde değerlendirilmesi. Böylece veri analizi, yalnızca tekil sektör performansını artıran bir araç olmaktan çıkarak, öğrenen ve gelişen bir karar mekanizmasına dönüşüyor. Bacacı Yatırım Holding olarak dijital dönüşüm yolculuğumuzda, veri analizini yalnızca raporlama ve geçmiş performansın ölçülmesi amacıyla değil; karar alma süreçlerini yönlendiren stratejik bir yetkinlik olarak konumluyoruz. Bu çerçevede veri analizi stratejimiz; verinin yalnızca sektör bazlı değil, kurum genelinde anlamlandırılabilir, karşılaştırılabilir ve yeniden kullanılabilir bir varlık olarak ele alınmasını esas almakta. Bu nedenle cross industry intelligence kavramı, Bacacı Yatırım Holding’te bu yıl özellikle ele alacağımız bir konu olacak. Farklı sektörlerde üretilen veriler; benzer iş problemlerine, risklere ve optimizasyon ihtiyaçlarına nasıl ışık tutabilir, buna çalışacağız. Örneğin, finansal yatırım tarafında kullanılan zaman serisi analizi ve volatilite modellerini, kargo ve lojistik operasyonlarına uyarlayarak kapasite kullanımını bugün uyguladığımız yöntemlere kıyasla daha iyi optimize edilebilir miyiz diye düşünüyoruz. Burada yaratılacak %10’luk bir fark dahi operasyonel süreçlerimizde olumlu bir etki yaratacaktır. Beklentimiz anlık ve büyük dönüşümler değil ama kademeli, ölçülebilir ve sürdürülebilir kazanımlar üretmek.”
Özel, “Yapay zekâ ile birlikte sağlam bir veri altyapısı ve doğru veri analitiği de beraberinde geliyor. Sağlam bir veri zemini olmadan, yapay zekâdan beklenen iş değerini üretmek mümkün olmuyor. Bununla birlikte bu dönüşüm yalnızca teknolojiyle değil; doğru yetkinliklere sahip ekipler, bu yetkinlikleri sürdürülebilir kılan organizasyon yapıları ve yeteneğe erişimle mümkün. Yetenek yönetimi artık CTO’lar için teknolojik kararlar kadar kritik. Aynı zamanda artan siber tehditler ve regülasyonlar nedeniyle güvenlik, sadece teknik bir konu değil; iş sürekliliği ve kurumsal güvenin temel unsuru. Bugün bizler için, hız, veri, güvenlik ve insan arasında doğru dengeyi kurmak önemli” dedi.
Bacacı Yatırım Holding hakkında
1980 yılında faaliyetlerine başlayan ve Halil İbrahim Bacacı’nın Yönetim Kurulu Başkanı olduğu Bacacı Yatırım Holding lojistik, sanayi, inşaat, teknoloji, telekomünikasyon, gıda ve besin takviyeleri gibi alanlarda faaliyet gösteren çok sektörlü bir yatırım grubudur. 45 yıllık deneyimiyle Türkiye’nin önde gelen yatırım gruplarından olan Bacacı Yatırım Holding, Sürat Kargo, Sürat Lojistik, Port Mobile, Zade Yağları, Zade Vital, Panout, OutMedya, Port Filo ve Port Teknik Yapı gibi farklı sektörlerdeki güçlü markalarıyla değer üretmeye devam etmektedir.
-
Ege Bölgesi ihracat artışından payına düşeni alamadı
Ege Bölgesi 2025 yılını 43,7 milyar dolarlık ihracatla kapattı
Ege Bölgesi ihracat artışından payına düşeni alamadı
Türkiye’nin ihracatı 2025 yılında yüzde 4,5’luk artışla 261,7 milyar dolardan 273,4 milyar dolara çıkarken, Ege Bölgesi’nin ihracat artış hızı yüzde 0,6’da kaldı. Ege Bölgesi, 2025 yılında Türkiye’ye 43,7 milyar dolar kazandırırken Türkiye’nin ihracat artışından payına düşeni alamadı
Ticaret Bakanlığı 2025 yılına ait faaliyet illerine göre ihracat istatistiklerini yayınladı. Söz konusu istatistiklere göre İzmir, Manisa, Denizli, Balıkesir, Aydın, Muğla, Kütahya, Afyonkarahisar ve Uşak’ın 2024 yılında 43,4 milyar dolar olan ihracatı 2025 yılında 43,7 milyar dolar olarak kayıt altına alındı.
Ege Bölgesi’nin 2024 yılı aralık ayı ihracatı 3 milyar 872 milyon dolar iken, 2025’in aralığındaki ihracatı yüzde 2,7’lik azalışla 3 milyar 768 milyon dolara geriledi.
6 il 1 milyar dolar barajının üstüne çıktı
Ege Bölgesi’nde İzmir, Manisa, Denizli, Balıkesir, Aydın ve Muğla ihracatta milyar dolar barajını aşma başarısı gösterdi. İzmir ve Manisa’nın ihracatı düşüş gösterirken diğer 7 il ihracatlarını artıda tutmayı başardı.
İzmir, Türkiye üçüncüsü oldu
Ege İhracatçı Birlikleri’nden yapılan yazılı açıklama göre İzmir, 2025 yılında 23 milyar 614 milyon dolarlık ihracatla Türkiye genelinde en çok ihracat yapan üçüncü şehir olurken, 2024 yılındaki 23 milyar 833 milyon dolarlık ihracat performansının yüzde 1 gerisinde kalmaktan kurtulamadı.
İzmir’in ihracatına en büyük katkıyı 2 milar 126 milyon dolarla kimya sektörü sağlarken, çelik-demir ve demirdışı metaller sektörü 1 milyar 542 milyon dolar, konfeksiyon sektörü 1 milyar 271 milyon dolarlık performans ortaya koydu.
İhracat artış rekortmeni Afyonkarahisar oldu
Mermerin başkenti Afyonkarahisar 2024 yılındaki 710 milyon dolarlık ihracatını 2025 yılında yüzde 17,4’lük artışla 834 milyon dolara taşıdı ve Ege Bölgesi’nde ihracat artış rekortmeni oldu. Afyonkarahisar 2026 yılında aynı başarı çizgisini koruyarak ihracatta 1 milyar doları aşmak için çaba gösterecek.
Manisa, İzmir’i takibini sürdürdü
Ege Bölgesi’nde İzmir’den sonra en çok ihracat yapan il geçmiş yıllarda olduğu gibi 2025 yılında da Manisa oldu. 2024 yılında 7 milyar 675 milyon dolarlık dövizi ülkemize kazandıran Manisa 2025 yılında ihracatta yüzde 3,5 azalış yaşasa da 7,4 milyar dolar dövizi Türkiye’ye kazandırdı ve İzmir’i takibini sürdürdü. Manisa’nın ihracatı aralık ayında yüzde 9’luk azalışla 689 milyon dolardan 629 milyon dolara indi. Manisa’nın ihracatındaki düşüş elektrik-elektronik sektörü kaynaklı oldu. 2024 yılında 2 milyar 218 milyon dolar ihracata imza atan elektrik-elektronik sektörü 2025 yılında 1 milyar 709 milyon dolarda kaldı. Elektrik-elektronik sektörü tek başına Manisa’nın ihracatında 510 milyon dolarlık erimeye yol açtı.
Denizli’nin ihracatı arttı
Ege Bölgesi’nde 2025 yılında ilk iki sıradaki şehrin ihracatı gerilerken, üçüncü sıradaki Denizli’nin ihracatı yüzde 6,4’lük artışla 4,2 milyar dolardan 4,5 milyar dolara ulaştı. Denizli’de elektrik-elektronik sektörü ihracatını yüzde 16’lık artışla 875 milyon dolardan 1 milyar 19 milyon dolara taşıdı ve ilk kez 1 milyar doları aşma mutluluğu yaşadı. 1 milyar 94 milyon dolar ihracat yapan hazır giyim ve konfeksiyon sektörüyle aradaki farkı 235 milyon dolardan 75 milyon dolara düşürdü.
Balıkesir 2,5 milyar doları aştı
2024 yılında 2 milyar 457 milyon dolarlık dış satım gerçekleştiren Balıkesir, 2025 yılında ihracatını yüzde 5’lik artışla 2 milyar 579 milyon dolara taşıdı ve ihracatta 2,5 milyar dolar barajını aştı. Balıkesir’in önümüzdeki süreçte hedefi ihracatta 3 milyar doları yakalamak olacak.
Aydın’ın ihracatında 2 milyar dolara ramak kaldı
Aydın, 2025 yılında ihracatını yüzde 4’lük artışla 1 milyar 848 milyon dolardan 1 milyar 1925 milyon dolara yükseltti. Aydın, 2026 yılında ihracatını 2 milyar doların üzerine çıkarmak için mücadele edecek.
Muğla, Ege Bölgesi’nde ihracatını en çok artıran ikinci il oldu
Su ürünleri sektöründe Türkiye birincisi olan Muğla, 2025 yılında ihracatını yüzde 10’luk artışla 1 milyar 280 milyon dolardan 1 milyar 403 milyon dolara yükseltti. Muğla’nın ihracatında su ürünleri sektörü 992 milyon dolarla temsil edildi.
Kütahya 1 milyar dolar hedefini 2026 yılına öteledi
2025 yılına 1 milyar doları aşma hedefiyle giren Kütahya’nın ihracatı 956 milyon dolarda kaldı. Kütahya’nın ihracatta 1 milyar doları aşma hedefi 2026 yılına ötelendi.
Son aylarda ihracatta iyi bir ivme yakalayan Uşak, 2025 yılı genelinde ihracatını yüzde 6,6’lık artışla 442 milyon dolardan 471 milyon dolara çıkardı. Uşak, aralık ayında yüzde 28’lik ihracat artış hızı yakaladı ve ihracatını 35,6 milyon dolardan 45,7 milyon dolara çıkardı.

























