Kategori: Firmalar

Firmalar

  • Hakkı Usta’nın Adana Sofrası’nda sürpriz buluşma

    Hakkı Usta’nın Adana Sofrası’nda sürpriz buluşma

    Hakkı Usta’nın Adana Sofrası’nda sürpriz buluşma

    Sakarya’da lezzet denildiğinde akla gelen ilk adreslerden biri olan Hakkı Usta’nın Adana Sofrası, bu kez sadece kebaplarıyla değil, yaşanan sürpriz ziyaret ile de gündeme geldi. Yenidoğan Mahallesi Bosna Caddesi No:66 Adapazarı / Sakarya adresinde hizmet veren ve tek şube olarak faaliyetlerini sürdüren işletme, anlamlı bir buluşmaya ev sahipliği yaptı.

    İade-i ziyarette beklenmedik sürpriz

    Bir süre önce hastanede tedavi gören ve ameliyat süreci sonrası Oflu Kadir Öztürk’ü ziyaret eden Hakkı Usta’nın Adana Sofrası’nın sahibi Hakkı Uçar, bu ziyaretin iadesini beklemediği bir anda aldı. Sakarya’nın sevilen simalarından Oflu Kadir Öztürk, beraberinde Karadeniz müziğinin tanınan isimlerinden, Sakarya sevdalısı Kont Adnan Yılmaz ile birlikte Hakkı Usta’nın Adana Sofrası’nı ziyaret etti.

    “Efsane geri döndü” mesajı verdiler

    Hastane süreci sonrası gerçekleşen bu buluşma, mekânda adeta “efsane geri döndü” havası estirdi. Samimi görüntülere sahne olan ziyarette dostluk, vefa ve moral ön plana çıktı. Ziyaret sırasında Oflu Kadir Öztürk’ün mekânda kısa bir Karadeniz müziği performansı sergilemesi ise geceye ayrı bir renk kattı.

    Unutulmaz bir akşam yaşandı

    Sürpriz mini konserle birlikte Hakkı Uçar ve Hakkı Usta’nın Adana Sofrası ailesi için unutulmayacak bir akşam yaşanırken, mekânda bulunan misafirler de bu özel ana tanıklık etti. Lezzet ile müziğin buluştuğu gece, uzun süre hafızalardan silinmeyecek görüntülere sahne oldu.

    Lezzetin adresi olmaya devam ediyor

    Öte yandan Hakkı Usta’nın Adana Sofrası, lezzetli kebap menüsü ve devam eden özel kampanyalarıyla Sakaryalıların uğrak noktası olmayı sürdürüyor. İşletme hakkında bilgi almak isteyenler 0264 279 88 72 ve 0264 279 84 70 numaralı telefonlardan işletmeyle iletişime geçebiliyor. Lezzetin, dostluğun ve müziğin aynı sofrada buluştuğu bu özel ziyaret, Hakkı Usta’nın Adana Sofrası’nın sadece bir restoran değil, aynı zamanda bir buluşma ve vefa adresi olduğunu bir kez daha gösterdi.

  • Tağşiş, Hem Üreticiyi Hem de Tüketiciyi Zedeliyor

    Sakarya Ticaret Borsası ve ATB Özel Gıda Kontrol Laboratuvarı Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Genç, bal sektöründe artan tağşiş vakalarına karşı üreticileri ve tüketicileri uyardı. Başkan Genç, balda tağşişin tespit edilmesinde kontrol laboratuvarlarının kritik bir rol oynadığını vurguladı.

    “Tağşiş, Hem Üreticiyi Hem de Tüketiciyi Zedeliyor”

    Son yıllarda bal sektöründe sahtecilik ve tağşiş vakalarının arttığına dikkat çeken Başkan Mustafa Genç, “Bal, doğallığı ve sağlığa olan faydaları ile tüketicilerin en çok tercih ettiği ürünlerden biridir. Ancak piyasada artan tağşiş olayları, hem üreticilerimizin emeğine zarar vermekte hem de tüketicilerin sağlığını tehdit etmektedir. Gerçek bal, doğallığı ile bilinir ve sahte bal üretimi, büyük bir gıda güvenliği riski oluşturur” dedi.

    “Sakarya’nın Zengin Florası, Kaliteli Bal Üretimi İçin Fırsatlar Sunuyor”

    Başkan Genç, Sakarya’nın zengin ve çeşitli bitki örtüsünün bal üretimi için büyük bir avantaj sunduğunu belirterek, “Sakarya, sahip olduğu doğal florasıyla kaliteli bal üretimi için oldukça uygun bir bölgedir. Bu ekosistem, son yıllarda bal üretiminin artmasına büyük katkı sağlamıştır. Ancak üretimin artışıyla birlikte, sahte bal üretiminin önlenmesi ve ürünlerin kalitesinin güvence altına alınması da her zamankinden daha fazla önem kazandı” diye konuştu.

    “Gıda Kontrol Laboratuvarları Tağşişi Tespit Etmek İçin Etkili Bir Araçtır”

    Mustafa Genç, balın içeriğinin doğru bir şekilde analiz edilebilmesi için gıda kontrol laboratuvarlarının kritik bir rol oynadığını vurguladı. “Balda tağşişin tespit edilmesi, yalnızca bilimsel ve güvenilir analizlerle mümkündür. Gıda kontrol laboratuvarları, balın içeriğindeki katkı maddelerini, şeker şuruplarını ve diğer sahte bileşenleri doğru bir şekilde tespit edebilmek için en güvenilir araçlardır. Üreticilerimiz, bal ürünlerinin kalitesini ve güvenliğini garanti altına almak için Adapazarı Ticaret Borsası Özel Gıda Kontrol Laboratuvarı’na başvurarak profesyonel analiz yaptırabilirler. Laboratuvarımızda gerçekleştirilen testlerle, ürünlerinizin Türk Gıda Kodeksi Bal Tebliği kriterlerine uygunluğu, saflığı ve kalitesi belgelerle kanıtlanır. ” şeklinde konuştu.

  • Deprem Göçü ve Mimari Yapının Kenti Yeniden Şekillendirmesi

    Deprem Göçü ve Mimari Yapının Kenti Yeniden Şekillendirmesi

    Ankara’nın Sessiz Dönüşümü: Deprem Göçü ve Mimari Yapının Kenti Yeniden Şekillendirmesi

    Aura Desıgn Kurucusu ve Türk Serbest Mimarlar Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Filiz Cingi Yurdakul – Değerlendirme Yazısı

    Türkiye’nin son yıllarda yaşadığı büyük depremler, yalnızca etkilenen şehirleri değil; ülke genelinde kentleşme ve şehircilik anlayışımızı da köklü biçimde dönüştürdü. Bugün yaşadığımız sürecin, geçici bir nüfus hareketinden çok daha fazlası olduğunu düşünüyorum. Deprem sonrası oluşan göç dalgası, kentlerimizi yeniden tanımlayan yapısal bir kırılmaya işaret ediyor.

    Bu dönüşümün en görünür olduğu kentlerden biri Ankara. Özellikle İstanbul başta olmak üzere deprem riski yüksek bölgelerden, daha güvenli bir yaşam arayışıyla Ankara’ya yönelen göç; başkentin demografik yapısını, gündelik yaşam alışkanlıklarını ve mimari üretim biçimlerini sessiz ama derin bir biçimde değiştirmeye başladı. Geleneksel olarak bir memur ve bürokrasi kenti olarak anılan Ankara, bugün çok merkezli, daha dinamik ve karmaşık bir metropol yapısına doğru evriliyor.

    Bu göç hareketi, Ankara’da yalnızca konut ihtiyacını artırmakla kalmadı; ofis, ticari alan, eğitim yapıları ve sosyal yaşam mekânlarına yönelik talebi de ciddi biçimde yükseltti. Özellikle Çayyolu, İncek, Yaşamkent, Bağlıca ve Eryaman akslarında gelişen projelerde; daha yatay mimari, düşük katlı yapılaşma, geniş yeşil alanlar ve güçlü sosyal donatı alanları ön plana çıkıyor. Yeni nesil projeler, artık yalnızca barınma ihtiyacını karşılayan yapılar olmaktan çıkarak; güvenli, sağlıklı ve sürdürülebilir bir yaşam ekosistemi sunma iddiası taşıyor.

    Kentleşme literatüründe sıkça vurgulanan bir gerçek vardır: Kentler çoğu zaman büyük projelerle değil, gündelik hayatta alınan binlerce küçük kararla dönüşür. Bu bakış açısı, İlhan Tekeli’nin yıllardır altını çizdiği temel bir yaklaşımdır. Ankara’da bugün yaşanan dönüşüm de tam olarak bu niteliktedir. Sessizdir; çünkü yüksek sesli projelerle ilerlemez. Ancak etkilidir; çünkü mimari dili, konut algısını ve yaşam beklentilerini kökten değiştirir.

    Deprem bilinci, Ankara’daki mimari üretimin en temel belirleyicilerinden biri haline gelmiş durumda. Yüksek katlı yapılaşma anlayışından uzaklaşılarak, insan ölçeğini önceleyen, daha ferah ve daha güven veren yatay mimari eğilimler güç kazanıyor. Açık ve yeşil alanlar, yürüyüş yolları, çocuk ve spor alanları ile sosyal tesisler, yalnızca tasarım unsurları değil; sağlıklı bir kent yaşamının vazgeçilmez bileşenleri olarak ele alınıyor.

    Ancak burada kritik bir eşikte olduğumuzu da söylemek gerekiyor. Konuttan ve kentten beklenen güvenlik duygusu, mimarlığı yalnızca talebe cevap veren bir üretim alanına indirgediği anda, kamusal alanın ve kentsel bütünlüğün zayıflaması riski ortaya çıkıyor. Oysa mimarlık, yalnızca bireysel talepleri karşılayan değil; kentin uzun vadeli yaşam kalitesini ve toplumsal dengesini gözeten kamusal bir sorumluluk alanıdır.

    Ankara’nın bu süreçte taşıdığı özel bir rol var. Ankara sıradan bir göç kenti değil; başkent. Bu kimlik, hızlı büyümeyi planlı, dengeli ve sürdürülebilir biçimde yönetme sorumluluğunu da beraberinde getiriyor. Kentin gelişimi yalnızca konut üretimi üzerinden değil; ulaşım altyapısı, sosyal donatılar, eğitim ve sağlık hizmetleri, çevresel sürdürülebilirlik ve kamusal alan sürekliliğiyle birlikte ele alınmak zorunda. Plansız ve kontrolsüz genişleme, uzun vadede trafik, altyapı yetersizlikleri ve yaşam kalitesinde düşüş gibi sorunları kaçınılmaz hale getirir.

    Bugün Ankara, yaşadığı bu sessiz dönüşüm sayesinde Türkiye’nin en güvenli, planlı ve yaşanabilir metropollerinden biri olma potansiyeline güçlü biçimde sahip. Deprem sonrası ortaya çıkan bu yeni şehircilik yaklaşımı doğru stratejilerle yönetildiği takdirde; Ankara daha güvenli, daha yeşil, daha erişilebilir ve daha sürdürülebilir bir kent kimliği kazanabilir. Bu süreci yalnızca mimari bir dönüşüm olarak değil; toplumsal yaşam kalitesini yükselten bütüncül bir şehircilik hamlesi olarak okumak gerektiğine inanıyorum.

  • İzmir, Sürdürülebilir Su Ürünleri Yetiştiriciliğinde Uluslararası Merkez Oldu

    Sürdürülebilir Su Ürünleri Yetiştiriciliğinde Genç Kadınlara Yönelik Uluslararası Buluşma İzmir’de Gerçekleşti
    Su ürünleri sektöründen Uluslararası Sürdürülebilirlik Hamlesi

    İzmir, Sürdürülebilir Su Ürünleri Yetiştiriciliğinde Uluslararası Merkez Oldu

    Ege’den Dünyaya: Sürdürülebilir Su Ürünlerinde Güçlü İş Birliği

    Genç kadınların su ürünleri sektöründe sürdürülebilir uygulamaları deneyimlediği ‘Sürdürülebilir Su Ürünleri Yetiştiriciliği Programı’, İzmir’de başarıyla gerçekleştirildi.

    FEAP ve FAO-GFCM iş birliğinde, Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği organizasyonuyla İzmir’de gerçekleştirilen “Programme on Sustainable Aquaculture Practices for Young Women” etkinliği; Türkiye’nin su ürünleri yetiştiriciliğindeki güçlü altyapısını, sürdürülebilir üretim anlayışını ve kadınların sektörde giderek artan rolünü uluslararası katılımcılarla buluşturdu.

    Türk Su Ürünleri Sektörü 7 Ülkeden Katılımcılara Aktarıldı

    Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Bedri Girit, “Etkinlik kapsamında ülkemizin su ürünleri yetiştiriciliği sektörünü Yunanistan, Fas, İspanya, Ukrayna, Cezayir, İtalya ve Tunus’tan seçilen katılımcılara aktardık. Yetiştiricilik sektöründe araştırma, işleme ve paketleme gibi aşamalarda kadınların aktif rolü ve sektördeki katkıları firma ziyaretleri ile gözlemlendi. İlknak Aquaculture firmasının Kuluçkahane Tesisi, Akvatek Su Ürünleri Firmasının Kuluçkahane Tesisi, Marex Seafood tesisi, Emel Balık ve Balık Ağı firması, Ertuğ Balık (More Aquaculture) Firmasının balık işleme tesisini ziyaret ettik. Etkinliğin son gününde Ege Üniversitesinde Türkiye su ürünleri yetiştiriciliği ve kadınların su ürünleri sektöründeki ülkemizin konumuna dair detaylı sunumlar gerçekleştirdik, laboratuvar ziyaretleri ve akvaryum gezisi gerçekleştirdik.” dedi.

    Türk su ürünleri ihracatının yüzde 66’sı Ege’den

    Başkan Girit, “2025 yılında Türkiye’nin su ürünleri ihracatı 2,2 milyar dolara ulaşırken, bu ihracatın yaklaşık yüzde 66’sı Ege Bölgesi’nden gerçekleştirildi. Bu güçlü performans, Ege Bölgesi’nin su ürünleri sektöründeki liderliğini ve uluslararası rekabet gücünü bir kez daha ortaya koydu. Ülkemizin su ürünleri yetiştiriciliğinde sahip olduğu güçlü altyapı, modern üretim tesisleri, sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımı ve nitelikli insan kaynağıyla bilgi birikiminin ve iyi uygulamalarının uluslararası paydaşlarla paylaşılmasına imkân tanıyan etkinliğimiz, kadınların sektördeki rolünü güçlendirmesi ve sürdürülebilir yetiştiricilik anlayışının yaygınlaşmasına katkı sağlaması bakımından son derece değerli.” diye konuştu.

    Kadınların güçlenmesi sektöre dayanıklılık ve inovasyon kazandırıyor

    Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Denetim Kurulu Üyesi ve Ege İş Kadınları Derneği (EGİKAD) Yönetim Kurulu Başkanı Şahika Aşkıner, “Açılış ve kapanış etkinliklerimizde kadınların su ürünleri zincirinde üretimden işleme, araştırma ve yönetime kadar çeşitli alanlarda önemli rol oynadığını, Türkiye’de kadınların sektöre katılımı ve güçlendirilmesinin giderek daha fazla önem kazandığını vurguladık.” dedi.

    Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Ufuk Atakan Demir, “Kadınların sektöre dahil edilmesinin yalnızca eşitlik meselesi olmadığı, aynı zamanda inovasyonu, dayanıklılığı ve sürdürülebilir uzun vadeli gelişmeyi destekleyen kritik bir unsur olduğunu ifade ettik. Kapanış toplantısında en başarılı proje taslağına ödül takdim edildi ve tüm katılımcılar için sertifika töreni düzenledik. Programa katılım sağlayarak deneyimlerini paylaşan, katkılarıyla etkinliğin başarısına ortak olan tüm uluslararası katılımcılara, eğitmenlere ve paydaş kurum temsilcilerine teşekkür eder, kurulan iş birliklerinin önümüzdeki dönemde artarak devam etmesini temenni ederiz.” dedi.

    İlgili toplantılara  FEAP Politika ve Proje Yöneticisi Szilvia Mihalffy, FAO-GFCM Yetiştiricilik Bölümü Sorumlusu Houssam Awadh Hamza, Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Bedri Girit ve Yönetim Kurulu Üyesi Ufuk Atakan Demir, Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Yetiştiricilik Daire Başkanlığı Şube Müdürü Nimet Kavuz, Ege İş Kadınları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Şahika Aşkıner, Ege İhracatçı Birlikleri Genel Sekreteri İ. Cumhur İşbırakmaz, TOBB İzmir Kadın Girişimciler Kurulu İcra Komitesi Başkanı Deniz Celep ve İzmirli kadın girişimci Pelin Ömüroğlu katılım sağladı.

     

     

  • Migros 7.875 çalışanını kadrosuna dahil etti

    ÖNCELİĞİMİZ ÇALIŞAN REFAHI VE GÜVENLİĞİ

    Gıda sektöründe faaliyet gösteren bir şirket olarak ana amacımız, toplumumuza kesintisiz bir biçimde güvenli ve sağlıklı gıda arzını sağlamaktır.

    Bu hayati görevi daha sürdürülebilir şekilde yönetmek için Türkiye genelinde taşeron firmalarca yürütülen 43 dağıtım merkezinde görev yapan 7.875 çalışanı Migros kadrosuna dahil etmiştik. Bu geçişle birlikte çalışanlara mevcut haklarını korumanın yanı sıra Migros Grubu’nda yaklaşık 45 bin çalışanımızın yararlandığı Toplu İş Sözleşmesi kapsamındaki sendikal haklardan da faydalanma imkânı sunmuştuk.

    Çalışanlarımızın büyük çoğunluğu, sağlanan bu hakları memnuniyetle karşılayıp iş başı yapmak isterken, bir grup çalışan, defalarca uyarımıza rağmen her geçen gün artan şekilde yasa dışı eylemlerine devam etmekte, iş yeri faaliyetlerini durdurmaktadır. Daha önemlisi, bunların bir kısmı da çalışmak isteyen arkadaşlarımıza sözlü taciz ve fiziki müdahalelerde bulunarak iş güvenliğini tehdit etmeye başlamışlardır.

     

    Gelinen noktada, kanuna aykırı eylemleri sürdüren bu kişilerle yol ayrımına gidilmesi, gıda tedarik zincirinin sürekliliğinin sağlanması bir kenara, çalışan güvenliği ve iş huzuru açısından zorunlu hale gelmiştir. Sorumluluğumuz sadece işimizin devamlılığını sağlamak değil, çalışma arkadaşlarımızın refahını ve güvenliğini garanti altına almaktır. Bu nedenle yapılan sözlü ve yazılı bilgilendirmelere rağmen eylemlerini sürdüren 141 kişinin iş akitleri, yürürlükteki mevzuat ve şirket politikaları çerçevesinde feshedilmek zorunda kalınmıştır.

  • SAĞLIK VE SOSYAL HİZMET SİSTEMİNİN YÜKÜNÜ TAŞIYANLAR TÜKENİYOR

    SAĞLIK VE SOSYAL HİZMET SİSTEMİNİN YÜKÜNÜ TAŞIYANLAR TÜKENİYOR

    Türkiye’de sağlık ve sosyal hizmet sisteminin omurgasını oluşturan çalışanlar, artan iş yükü, personel eksikliği, belirsiz görev tanımları ve uzun süredir çözülemeyen yapısal sorunlar nedeniyle ciddi bir tükenmişlik sendromu ile karşı karşıya. Sağlık Hizmetleri Sendikası (SAHİM-SEN), sahadan gelen veriler ve çalışanların yaşadığı sorunlar doğrultusunda, sistemin sürdürülebilirliği için acil adımlar atılması gerektiğine dikkat çekiyor.

    Türkiye’de sağlık ve sosyal hizmet sisteminin yükünü taşıyan çalışanlar, artan iş yükü, kronik personel eksikliği ve uzun süredir çözüme kavuşturulamayan yapısal sorunlar nedeniyle ciddi bir tükenmişlik sürecine sürükleniyor. Sağlık kurumlarından sosyal hizmet birimlerine, hastanelerden çocuk evleri siteleri ve huzurevlerine kadar geniş bir alanda görev yapan emekçiler; uzayan çalışma saatleri, fazla mesailer, belirsiz görev tanımları, şiddet, mobbing  vakaları altında kamu hizmetini ayakta tutmaya çalışıyor. Sağlık ve sosyal hizmet alanında görev yapan çalışanlar; uzayan çalışma saatleri, artan hasta ve hizmet yükü, fazla mesailer, görev tanımı belirsizlikleri ve şiddet vakaları nedeniyle mesleklerini ağır bedeller ödeyerek icra etmeye çalışıyor. Bu tablo, yalnızca çalışanları değil, doğrudan kamusal sağlık ve sosyal hizmetin niteliğini de tehdit ediyor.

    Sosyal Hizmet Alanında Alarm Zilleri Çalıyor

    Özellikle Çocuk Evleri Siteleri ve huzurevleri başta olmak üzere sosyal hizmet alanında görev yapan personelin ciddi bir personel eksikliğiyle çalıştığını vurgulayan SAHİM-SEN Genel Başkanı Özlem Akarken, fazla mesailerin artık istisna değil, rutin hale geldiğini belirterek, “Sağlık kadar sosyal hizmet alanında çalışanlarımız da sistemin görünmeyen yükünü taşıyor. Çocuk Evleri Siteleri’nde, huzurevlerinde görev yapan personelimiz uzun saatler boyunca, yetersiz kadrolarla hizmet üretmeye çalışıyor. Sürekli fazla mesaiyle yürüyen bir sistem ne çalışanı korur ne de hizmet kalitesini sürdürülebilir kılar,” dedi.

    Görev Tanımları 5 Yıldır Güncellenemiyor

    Sağlık Bakanlığı bünyesinde görev yapan birçok meslek grubunun görev tanımlarının yaklaşık beş yıldır güncellenemediğine dikkat çeken Özlem Akarken, bu durumun sahada ciddi karmaşaya yol açtığını ifade ederek, “Görev tanımları güncellenecek denileni beş yıl oldu  çalıştaylar yapıldı derneklerin görüşleri alındı ancak somut bir adım olarak çalışmalar bitti üst kurula sevk edilecek deniliyor ama ne zaman resmi gazetede yerini alacak belli değil. Eğitim Araştırma Hastaneleri nde öğretim elemanı olan hekimler başta olmak üzere sağlık personelleri eğitimlerinin karşılığını göremiyor. Liyakat tek istenilen konu. Her sağlık çalışanı görevini net biçimde bilmek, yetki ve sorumluluk çerçevesinde kamu hizmetini layıkıyla yapmak istiyor. Belirsiz görev tanımları hem çalışanı yıpratıyor hem de hizmet sunumunda aksamalara neden oluyor. Yardımcı hizmetler sınıfı kamunun kanayan yarası ilke imza atacak yerlerden biri Sağlık Bakanlığı ama görmezden gelinen her işi yapar modunda kullanılan personel. Yardımcı hizmetler sınıfı  eğitim öğretimlerine göre sınıf değişikliği bekliyorlar yıllardır. Ve tabii ki de atanamayan mezun gençler ya da aldıkları eğitim göz ardı edilen üstelik sağlık idareci meslek tanımı varken sağlık yönetimi mezunu olup büro personeli olarak atanıp bürolar idari birimler dışında çalıştırılan personeller, bu personellerde görev tanımlarını bekleniyor. Tıbbi sekreterler tıbbi birimler dışında her yerde kullanılan personeller. Ve sağlık ordusunun yükünü omuzlarında taşıyan hemşireler ,teknisyenler teknikerler aynı kurumda çalışıp aynı işi yapıp ek ödemede bile katsayılarla ayrıştırılanlar. Kan Merkezleri, laboratuvar hizmeti verdiği acile hizmet ettiği gözardı edilen ,patoloji kimyasallarla uğraşıp ama etkin bir yıpranma ya da ek ödeme farkı alamayan birimler. Sorunlar bitmiyor çözüm ise belli.

    Şiddet, Artan İş Yükü ve Tükenmişlik

    Artan hasta yükü, yetersiz istihdam ve uzun çalışma saatlerinin sağlık çalışanlarını fiziksel olduğu kadar psikolojik olarak da yıprattığını vurgulayan SAHİM-SEN, şiddet vakalarının da tükenmişliği derinleştiren en önemli başlıklardan biri olduğuna dikkat çekti.

    Akarken, “Şiddetin önlenemediği, dinlenme hakkının korunmadığı, emeğin karşılığının verilmediği bir sistemde tükenmişlik kaçınılmazdır. Sağlık ve sosyal hizmet çalışanı tükenirse sistem çöker,” ifadelerini kullandı.

    Askeri Hastaneler ve İade-i İtibar Çağrısı

    Askeri hastanelerin yeniden açılmasının gündemde olduğuna da değinen Özlem Akarken, bu sürecin yalnızca fiziki yapılar üzerinden değil, insan kaynağı ve özlük hakları boyutuyla ele alınması gerektiğini vurgulayarak, “Bir kurumu kapatmak kolaydır, ancak diriltmek zaman alır. Askeri tabiplerimiz, sağlık astsubaylarımız ve sivil memurlarımız geçmişte TSK da  , mesai mefhumu gözetmeden hizmet verdiler. Üstelik çoğu askeri okulları bitirerek görevlerini yerine getirdiler. Şimdi ise Sağlık Bakanlığı bünyesinde kamu hizmetini yerine getiriyorlar çok kırgınlar devrolan  personelin iade-i itibarlarının sağlanması ve hukuki yollarla almaya çalıştıkları özlük haklarının teslim edilmesi artık ertelenmemelidir,” dedi.

    Akarken, güçlü bir ordunun güçlü bir sağlık sistemiyle desteklenmesi gerektiğini belirterek, nitelikli sağlık hizmeti için geçmişte yapılan yanlışların cesaretle düzeltilmesi çağrısında bulundu.

    “Yanlışlar Bir An Önce Doğruya Evrilmeli”

    “Devletimiz büyüktür, ordumuz şanlıdır. Ancak nitelikli sağlık ve sosyal  hizmeti; planlama, liyakat, net görev tanımları ve çalışanını koruyan politikalarla mümkündür. Sağlık ve sosyal hizmet sisteminin yükünü taşıyanlar daha fazla görmezden gelinmemeli. Yanlışlar bir an önce doğruya evrilmelidir,” diyen Akarken, yetkilileri kalıcı ve kapsayıcı çözümler üretmeye davet etti.

  • OYAK Çimento ARKE Arama ve Kurtarma Ekibi Kuruldu

    OYAK Çimento ARKE Arama ve Kurtarma Ekibi Kuruldu

    Türkiye çimento sektörünün lideri OYAK Çimento, İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) vizyonunu toplumsal sorumlulukla birleştirerek şirket çalışanlarından oluşan arama kurtarma ekibi ARKE’yi hayata geçirdi. AFAD Kentsel Arama Kurtarma akreditasyon süreci kapsamında kurulan ARKE, şirketin afetlere karşı kurumsal hazırlık kapasitesini sürdürülebilir bir modele dönüştürüyor.

    6 Şubat depremleri sonrası deprem bölgesinde hem arama kurtarma hem de yardımların ulaştırılması konusunda etkin bir rol alan OYAK Çimento, sahadaki deneyimlerini profesyonel bir yapıya kavuşturma kararı alarak, “ARKE – OYAK Çimento Arama ve Kurtarma Ekibi”ni kurdu.

    Farklı üretim tesislerinden gönüllü çalışanların katılımıyla oluşturulan ARKE ekibi; arama-kurtarma teknikleri, ilk yardım, enkazda çalışma ve kriz yönetimi gibi kritik alanlarda yoğun teorik ve uygulamalı eğitim süreçlerini tamamladı. 5 Aralık 2025 itibarıyla eğitimlerini başarıyla bitiren ekip, AFAD Kentsel Arama Kurtarma Hafif Seviye Akreditasyon sürecinin ardından profesyonel düzeyde operasyonlara katılabilecek yetkinliğe sahip olacak.

    “Afet hazırlığını somut bir kurumsal kapasiteye dönüştürdük”

    Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan OYAK Çimento Ülke CEO’su Murat Sela şunları söyledi: “OYAK Çimento olarak afetlere karşı hazırlıklı olmayı bir kurumsal ve sosyal sorumluluk olarak görüyoruz. Deprem gerçeğiyle yaşayan bir ülkede şirketimizin iş sürekliliğini düşünürken, insan hayatını önceleyen bir yaklaşımı benimsemek ve içselleştirmek zorundayız. Afetlere hazırlığı somut bir kurumsal kapasiteye dönüştürmek çok önemli bir karar, bunun sonucu olarak AFAD Kentsel Arama Kurtarma akreditasyon süreci kapsamında kurduğumuz ARKE – OYAK Çimento Arama ve Kurtarma Ekibi, bu yaklaşımın sahadaki karşılığı olarak konumlanıyor. Farklı tesislerimizden oluşturulan ekibimiz, yoğun eğitimler ile gerçek operasyon senaryolarına hazır hale geldi. ARKE, sadece OYAK Çimento tesisleri için değil ihtiyaç duyulması halinde bulunduğumuz bölgelerde de destek verebilecek donanıma sahiptir. Bu yapıyı sürekli geliştirmeye ve yaygınlaştırmaya devam edeceğiz.”

    Sürdürülebilir afet yönetimi ve toplumsal katkı

    ARKE, OYAK Çimento’nun sadece kendi tesis ve çalışan güvenliğini korumakla kalmayıp, aynı zamanda Türkiye’nin genel afet müdahale kapasitesine de katkı sunma hedefini taşıyor. Şirketin İSG odaklı dönüşüm stratejisinin bir parçası olan bu girişim, çalışan bağlılığını artırırken kurumsal sosyal sorumluluk anlayışını da pekiştiriyor.


    CIMPOR / OYAK Çimento Hakkında:

    Türkiye Çimento ve Beton sektöründe ilklerin temsilcisi olan OYAK Çimento, bugün geldiği noktada güçlü finansal performansı, sürdürülebilirlik odaklı stratejileri ve yenilikçi uygulamaları ile endüstrinin en dikkat çeken oyuncuları arasında yer alıyor. Bir yandan Türkiye pazarındaki lider konumunu sürdürürken, geleceğe yönelik daha da büyük hedefleri doğrultusunda kararlılıkla ilerliyor. Küresel çimento ihtiyacını analiz ederek yeni pazarlara yatırım yapma, yenilikçilik anlayışı ve sürdürülebilir büyümeye katkı sağlama hedefi, şirketteki bu büyük dönüşümün temelini oluşturuyor. Portekiz’in en köklü yapı malzemeleri markalarından biri ve sektör lideri CIMPOR Global Holdings’in Portekiz ve Cape Verde operasyonlarının 2019 yılında OYAK Çimento tarafından satın alınması, OYAK Çimento’nun uluslararası arenadaki ilk önemli adımlarından biriydi. 2024 ise CIMPOR ve OYAK Çimento için küresel çimento devi TCC Group Holdings çatısı altında güçlerini birleştirerek tarihi adım attıkları bir yıl oldu. Bu birleşme sonrasında, dünya çimento sektöründe (Çin hariç) 3. büyük çimento üreticisi konumuna gelen TCC Group altında faaliyet göstermeye başlayan ve küresel pazarlardaki konumunu daha da güçlendiren bir marka haline gelen CIMPOR, Türkiye inşaat ve yapı malzemeleri sektöründe OYAK Çimento markası ile faaliyet gösteriyor. CIMPOR markasıyla dünya arenasında daha da güçlü bir şekilde ilerleyen şirket, bu yeni dönemde büyümeye, gelişmeye, çevreye duyarlılık ve daha yüksek ürün kalitesi prensipleri doğrultusunda sektörde fark yaratmaya devam ediyor.

  •  Şanlıurfa’nın En Büyük İlçesine 2 Miyar TL’yi Aşkın Yatırım Yapıldı

     Şanlıurfa’nın En Büyük İlçesine 2 Miyar TL’yi Aşkın Yatırım Yapıldı

    Eyyübiye’nin Enerji Altyapısı Dicle Elektrik’le Güçlendi

     Şanlıurfa’nın En Büyük İlçesine 2 Miyar TL’yi Aşkın Yatırım Yapıldı

    Dicle Elektrik, Şanlıurfa’nın en büyük ilçesi Eyyübiye’de kesintisiz ve kaliteli enerji hedefiyle altyapı yatırımlarını aralıksız sürdürüyor. 8 yıl içinde ilçeye toplamda 2 milyar 205 milyon TL yatırım yapan şirket, 2026 yılında da teknoloji ve şebeke yatırımlarına devam edecek.

    Kayıpsız, kesintisiz ve kaliteli enerji dağıtımı hedefiyle yatırımlarına hız kesmeden devam eden Dicle Elektrik, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin en kalabalık ilçelerinden biri olan Eyyübiye’de şebeke altyapısını güçlendirmeye yönelik dev adımlar attı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile EPDK regülasyonları doğrultusunda hareket eden dağıtım şirketi, yaptığı yatırımlarla hem enerji verimliliğini artırdı hem de olası kesintilerin önüne geçti. 400 bini aşkın nüfusuyla birçok ilden kalabalık olan Eyyübiye’de modern bir enerji altyapısı kuran Dicle Elektrik, merkez mahallelerden kırsal bölgelere kadar enerjinin ulaşmadığı nokta bırakmadı.

    Enerji performansında gözle görülür artış sağlandı

    Eyyübiye’nin enerji altyapısını güçlendirmeye yönelik yatırımların bölge genelinde hissedilir düzeyde bir performans artışı sağladığını belirten Dicle Elektrik Şanlıurfa İl Müdürü Naci Obut, “Son 8 yıl içinde ilçeye toplam 2 milyar 205 milyon TL’lik yatırım gerçekleştirdik. Asya Mahallesi’ne 405 milyon, Direkli’ye 350 milyon, Kadıkendi’ne 140 milyon TL’lik yatırımlar yaptık. Ayrıca Selçuklu, Muradiye ve Osmanlı mahallelerine yapılan yatırımın tutarı ise bakım, onarım ve yenileme çalışmalarıyla birlikte                  600 milyon TL’ye yaklaştı. Yeni enerji nakil hatları, yer altı şebekeleri, trafo merkezleri ve aydınlatmalarla Eyyübiye’nin enerji performansını geçmişe kıyasla önemli ölçüde artırdık” dedi.

    Zorlu hava şartlarında altyapı büyük bir sınav verdi

    Merkez ilçe ve kırsalında yeni enerji nakil hatları, trafo merkezleri ve aydınlatma tesisleriyle dayanıklı bir enerji altyapısı inşa eden Dicle Elektrik, Şanlıurfa’da son 58 yılın en yoğun kar yağışının yaşandığı dönemde güçlü altyapısıyla kış sınavını başarıyla geçti. Sıfırın altına düşen hava sıcaklıkları ve artan elektrik talebine rağmen, ilçede kesintisiz enerji hizmeti sunulmaya devam edildi. Özellikle elektrikle ısınma kaynaklı yoğun talebin oluştuğu bu süreçte lokal olumsuzluklar kısa sürede giderildi.

     

  • VODAFONE’DAN MAĞAZADA 5G DENEYİMİ 

    VODAFONE’DAN MAĞAZADA 5G DENEYİMİ 

    VODAFONE’DAN MAĞAZADA 5G DENEYİMİ 

    Vodafone, dileyen herkese İstanbul ve Ankara’daki seçili mağazalarında 5G farkını deneyimleme imkânı sunuyor. Ziyaretçilere Vodafone 5G’nin eşzamanlı bağlantı teknolojisi kullanılarak hız, oyun, yüksek çözünürlüklü video izleme ve büyük boyutlu dosya indirme deneyimleri yaşatılıyor. 

    25 Ocak 2026 – Türkiye’nin dijitalleşmesine liderlik etme vizyonuyla faaliyet gösteren Vodafone, 5G yolunda müşterilerine yeni deneyimler yaşatmaya devam ediyor. 5G teknolojisindeki global deneyimini Türkiye’ye taşıyan şirket, Ankara Kızılay Caddesi (Gama İş Merkezi), İstanbul İstiklal Caddesi (Ankara İş Hanı Yanı) ve İstanbul Bağdat Caddesi (Suadiye) mağazalarında, dileyen herkese 5G farkını deneyimletiyor. Ziyaretçiler, bu mağazalarda yer alan özel 5G deneyim alanlarında hız, oyun, video ve indirme gibi farklı kullanım senaryoları üzerinden 5G deneyimi yaşayabiliyor. Tüm deneyimler, BTK test izni kapsamında sağlanan 5G test sinyali üzerinden gerçekleştiriliyor.

    Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Meltem Bakiler Şahin, şunları söyledi:

    “Vodafone olarak, 5 kıtadaki 5G tecrübemizle Türkiye’yi 5G ile buluşturmaya dünden hazırız. 5G teknolojisindeki bu global deneyimimizi Türkiye’de gerçek kullanıcı deneyimine dönüştürüyor, müşterilerimizi 5G’nin sunduğu yeni nesil deneyimlere hazırlıyoruz. Mağazalarımızı da 5G’ye hazırladık. Müşterilerimiz de 5G’ye hazır olsun diye, Vodafone 5G’nin eşzamanlı bağlantı teknolojisini kullanarak Ankara ve İstanbul’daki seçili mağazalarımızda ziyaretçilere 5G farkını sadece anlatmıyor, aynı zamanda deneyimletiyoruz. Amacımız, 5G’nin faydalarını somut ve anlaşılır hale getirmek. 5G farkını merak eden herkesi mağazalarımızdaki deneyim alanlarına bekliyoruz.”

    Farklı senaryolarda 5G deneyimi

    Vodafone mağazalarında yer alan 5G deneyim alanlarında ziyaretçilere özel cihazda oyun oynatılarak 5G’nin düşük gecikme avantajı deneyimletiliyor. Müşteriler ayrıca, yüksek çözünürlüklü video izleme ve büyük boyutlu dosya indirme senaryolarıyla 10 kata kadar daha hızlı indirme deneyimi yaşayabiliyor.

  • Turizmde büyük markalar, büyük yapılarla yükselir

    TURİZM SEKTÖRÜNDE DEV MARKALAŞMA HAMLESİ VE YENİ BİR GÜÇ BİRLİĞİ MODELİ

    Honest Holding, outgoing tur operatörü lideri Wtatil’e ortak oldu

    Turizm sektöründe yepyeni bir ortaklık modeli için imzalar atıldı. Honest Holding, yurt dışı tur operasyonunda lider olan Wtatil’le ortak olarak güç birliğine gittiklerini açıkladı. İki şirket birlikte büyüme yönündeki kararlılıklarının yanı sıra, Türkiye’nin küresel pazardaki rekabet gücünü arttırmayı da hedefliyor. Yeni ortaklık yapısı kapsamında Anadolu’dan yurtdışına uçuş ağı genişletilecek, hedef 1 yılda 200 bin koltuk 

    Türkiye turizm sektöründe uzun süredir konuşulan büyük ölçekli markalaşma ve güç birliği modeli, Honest Holding’in hamlesiyle hayat buluyor. Honest Holding’ten yapılan açıklamada; şirketin Türkiye’nin yurtdışı tur organizasyonlarında lider firmalarından biri olan Wtatil’e ortak olduğu duyuruldu. Bu stratejik ortaklık; iki şirketin büyüme kararlılığı dışında Türk turizminin yurtdışı pazarlarındaki rekabet gücünü artırmayı hedefleyen yapısal bir dönüşüm hamlesi olarak da konumlanıyor.

    1 yılda 200.000 koltukluk dev operasyon

    Honest Holding ve Wtatil ortaklığı kapsamında, 2026–2027 döneminde yaklaşık 200.000 koltuk kapasitesine ulaşan bir yurtdışı tur operasyonu hedefleniyor. Balkanlar, Avrupa, Mısır, Orta Doğu ve Uzak Doğu pazarlarını kapsayan bu yapı, Türkiye çıkışlı yurtdışı tur organizasyonlarında bugüne kadar görülmemiş ölçekte bir planlamayı temsil ediyor. Wtatil, halihazırda Türkiye’nin yurtdışı turlar alanında en yüksek hacimli operasyonunu yöneten firma olarak sektörde lider konumda bulunurken; Honest Holding’in finansal gücü, yatırım vizyonu ve entegre turizm altyapısı ile bu liderliğin daha üst bir lige taşınması hedefleniyor. Honest’ın dünya üzerindeki satış ağı ile Wtatil’in operasyon gücünün birleştiren ortaklık yapısı ile; Wtatil markasını global bir marka haline getirmek ve küresel pazarda büyütmek de hedefler arasında.

    Anadolu’dan yurtdışına direkt uçuş ağı genişliyor

    Ortaklıkla birlikte, yurtdışı turların yalnızca İstanbul merkezli bir yapıdan çıkarılması ve Anadolu’ya yayılan güçlü bir charter ağı oluşturulması planlanıyor. Direkt uçuş planlanan şehirler arasında İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Antalya, Diyarbakır, Trabzon, Samsun, Konya, Kayseri ve Elazığ yer alıyor. Bu strateji sayesinde hem Anadolu’daki yolcular için erişilebilirlik artacak hem de B2C çalışan acentelere daha fazla ürün, daha güçlü fiyatlama ve daha yüksek satış hacmi sunulacak.

    “Turizmde büyük markalar, büyük yapılarla yükselir”

    Honest Holding Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Deveci, ortaklıkla ilgili şu değerlendirmeyi yaptı: “Turizmde markalaşma tek başına çok zor. Ancak doğru markalar, doğru çatı altında birleştiğinde gerçek değer ortaya çıkar. Wtatil, yurtdışı tur organizasyonlarında Türkiye’nin en büyük markası. Bu markayı Honest Holding çatısı altında daha da büyütmek, sektöre uzun vadeli bir vizyon kazandırmak istiyoruz.

    Wtatil Kurucu Ortaklarından Cansu Varlık, güç birliğini “Honest Holding’in kurumsal gücü ve uluslararası vizyonu ile Wtatil’in sektörel uzmanlığının birleşmesi, hem Türkiye’de hem de global pazarlarda daha güçlü bir büyüme sürecinin kapısını aralıyor. Bu ortaklıkla birlikte ürün çeşitliliğimizi artırarak acentelerimize sunduğumuz değeri daha da yukarı taşımayı hedefliyoruz. Wtatil için yeni bir büyüme dönemine giriyoruz” sözleriyle değerlendirdi.

    Wtatil Kurucu Ortaklarından Cihan Saray ise yeni ortaklık modeline dair şunları kaydetti: “Yıllar içinde oluşturduğumuz operasyonel güç ve pazar liderliği, Honest Holding’in yatırım gücü ve vizyonuyla birleşti. Bu ortaklık, yalnızca büyüme değil; sektörde yeni bir denge oluşturacak. Önümüzdeki dönemde bu yapının birçok firma için referans noktası olacağına inanıyoruz.”