Üretici Annemin Yaşamı ve Ondan Öğrendiklerim
İbrahim Ortaş, iortas@cu.edu.tr
Yunus Emre “Ölür ise ten ölür, canlar ölesi değil” der. Orhan Veli Kanık’ın, Sakın Şaşırma şiirinde belirttiği “Ölüm Allah’ın emri, ayrılık olmasaydı” dizelerinde belirtiği ayrılık duygusu aklımdan çıkmıyordu. Daha iki gün önce kabrini ziyaret ettiğimde zihnimde, “annemi kaybetmedim, çocukluğumun şekillenmesindeki akıl hocamı kaybettim” diye düşündüm. Ölümünden iki hafta sonra yayınlanan “Dünya ve Türkiye’de Üniversite Olgusuna Yaklaşımlar, Çukurova Üniversitesi Örneği” kitabımı atfettiğim anneme “İnsani değer ve duygulardan kopmamamı öğütleyerek kişiliğimin şekillenmesinin temellerini atan, eğitimi olmasa da görgü kurallarını kendisinden öğrendiğim merhum anneme” diye belirtmiştim.
Annemin Zorlu Yaşam Yolculuğu..
Anne evlat ilişkisi tanımlanamayacak kadar derindir. Doğumdan sonra ilk dokunan, ilk sevgiyi veren, beslenmenizi ve ayağa kalkmanızı sağlayan öğretici annedir. İnsan ayakları üzerine kalkana kadar anneye bağımlı olmakla birlikte uzun sürede kişiliği de kimliği de annenin bilgi, beceri ve iradesine bağlı olarak gelişmektedir.
İlk çocuğu olarak geldiğim dünyada, çocukluğumun şekillenmesini sağlayan kişi annemdir. İnsani ilişkilerden kopmamam için ilk öğretiyi de pratiği de annemden öğrendim. Hep bir şeyler öğretti ömrü boyunca. Yaşamında, insanı ve insan sıcaklığını tanıttı/tattırdı. Annemin yaşamında bildiklerimi, öldüğü zaman yeniden öğrendim. Karşılıksız dostluğu, paylaşımı, dolu dolu yaşamın ne olduğunu öğrendim. Yaşamını yalnızca işine, eşine ve çocuklarına adayarak doğayla iç içe bir mücadeleyle geçirdi.
Kahramanmaraş’ın kuzeyinde Güneydoğu Toros dağlarının doğu-batı uzantısında yer alan Ahır Dağı’nın doğu yakasında bulunan Karaağaç köyünde, dağlarda hayvan otlatırken, hiç görmediği ve tanımadığı dayısının askerden yeni dönen oğlu (babamla) ile tanıştırılmadan doğrudan söz kesilir. Hopan isminin anlamını Türk Dil Kurumu vs. benzeri kuruluşlarda bulamadım. Ancak ismin doğduğu dağlarda ilkbaharda kayalıkların içinde çıkan mor renkli çiçekli bir bitkiye verilen yerel bir isim oluğunu belirtirdi anneannem. Ayşe Anneannem, bölgede güzel Türkçe konuşan bilge bir kadındı.
Annem resmi olarak 1938 yılında doğduğu dağlardan yaklaşık 50 km güneyde çok sıcak ova köyüne at sırtında gelin gider. Bilmediği görmediği yeni hayata başlar. Hiç bilmediği bu yeni ortamın sıcak havasına hiç alışamamıştır. Sık sık hastalanır. Hatta babası Hasan dedem yayladan kızına yazın samana sarılı kar getirirmiş. Annem kendi köylüleri ve akrabalarının günün imkânları ölçüsünde verdiği bir kat yatak, birkaç çeyiz ve iki koyundan oluşan çeyizi ile yeni zorlu hayatına başlar. Çeyiz olarak verilen iki koyunundan 40-50 koyunluk bir sürü çoğaltır. Zamanla ineği, keçisi, tavuğu, hindisi, eşeği, köpeği olur.


