TRUMP MI? MADURO MU? İKİSİNE DE HAYIR!
05.01.2026
Kişi Okumuş
0 Yorum
İNOSAM (İnovatif Stratejik Araştırmalar Merkezi) YK Başkanı Gürkan Avcı, açık sözlü ve dürüst konuşmak zorundayız:
TRUMP MI? MADURO MU? İKİSİNE DE HAYIR!
ABD Başkanı Trump’ın Venezuela Başkanı Maduro ve eşini askeri bir operasyonla kaçırarak kendi mahkemelerinde yargılayacağını ilan etmesi, sadece bir ülkenin egemenliğine yönelik bir saldırı değil, aynı zamanda uluslararası hukukun ve BM Şartı’nın temel ilklerine de dönük açık bir darbedir.
Bu eylem, hiçbir şekilde kabul edilemez, mazur görülemez ve görmezden gelinemez. Zira bir milletin kaderini belirleme hakkı, o milletin özgür iradesine aittir. Trump’ın bu pervasız adımı, küresel ekonomik ve siyasi istikrara da ciddi zararlar verecektir ki benzer müdahalelere kapı aralayacak ve kimi ülkelerin saldırgan politikalarını meşrulaştırma riskini de artıracaktır.
Bununla birlikte, açık ve dürüst olmak zorundayız: Venezuela’daki mevcut durum, yıllardır süren derin bir insani krizle maluldür. Maduro rejimi, Venezuela’yı bir yolsuzluk ve yoksulluk cehennemine çevirmiştir. Halkın yüzde 95’i açlıkla boğuşurken, organize suç dalgaları ülkeyi dünyanın en karanlık, yaşanılmaz bir köşesine dönüştürmüştür. Uyuşturucu, kumar, fuhuş kartelleriyle iç içe geçmiş bir yönetim, tüm zehrini Amerika ve Avrupa başta olmak üzere bütün dünyaya taşırken, kendi halkını emperyalizm karşıtlığı kisvesi altında köleleştirmiştir. Hapishanelerden salınan mafyatik suçluları “devrimci savaşçı” diye emperyalizme karşı kullanan bir lider, anti-emperyalizm değil, suç ortaklığı yapmaktadır.
Maduro’nun baskıcı rejimi, ortada aklı selim, normal bir halk bırakmamıştır; sadece korkuyla sindirilmiş kitleler ve zulümle zenginleşmiş işbirlikçi elitler kalmıştır. Bu rejimi savunmak, emperyalizme karşı durmak değil, insanlığa karşı bir ihanet olur. Maduro rejiminin hatalarını eleştirmek, ABD’nin hukuk dışı müdahalesini haklı kılmaz; her ikisini de reddetmek, gerçek vicdan, hakkaniyet, adalet ve barış yoludur, gerçek anti-emperyalizmdir.
Anti-emperyalizm kılıfı arkasında baskı ve adaletsizliklerin gizlenemeyeceği bir dünyada yaşıyoruz. Gerçek bağımsızlık ve egemenlik, ancak içerde adalet, eşitlik, demokrasi ve halkın refahıyla mümkün olur. Devletler, kendi iç sorunlarını çözmeden dış müdahalelere karşı koyamaz; adil ve vicdanlı olmayan bir yönetim ne savunulmaya ne de uzun ömürlü olmaya layıktır.
Venezuela’daki bu komplo, bize şunu söylüyor: Zulüm varsa, gelecek yoktur; baskı varsa, yaşama ve direnme sevinci söner. Biz, Türkiye olarak, demokrasimizi güçlendirerek, adaletimizi pekiştirerek, iç barışımızı büyüterek; yolsuzlukların, hukuksuzlukların, haksızlıkların, hırsızlıkların, torpilin, ayrımcılığın, zulmün kökünü kurutarak emperyalist kalkışmalara karşı en güçlü kalkanı örmeliyiz. Kuru laf ve hamasetle değil.
İNOSAM olarak, başta hükümetimizi olmak üzere BM’yi ve tüm vicdan sahibi özgür kuruluşları, bu krize müdahil olmaya, zulümden, yoksulluktan, işgalden kurtarılması gereken Venezüella halkının arkasında durmaya davet ediyoruz. Sorumlu devletlerin ve kuruluşların; diyalog, insani yardım ve Venezuela halkının kendi kaderini tayin hakkını koruyacak adımları atması gerekmektedir.
Türkiye, her zaman barışın, hukukun, insanlık vicdanının ve mazlum milletlerin sesi olmaya devam etmelidir. Adil, çağdaş, şeffaf bir anlayışla; sevgi, şefkat ve kadim bir akılla yönetilen bir Türkiye ancak büyük ve güçlü bir Türkiye olur ki böylece yalnız kendi halkına değil, tüm mazlum milletlere de ilham ve hami olacaktır.
İlgili Terimler :
YORUMLAR






