Kategori: Eğitim

  • Faber-Castell, Sınav Silgisi ile Sınav Maratonunda da Öğrencilerin Yanında

    Faber-Castell, Sınav Silgisi ile Sınav Maratonunda da Öğrencilerin Yanında

    Nesiller boyu sınavlara giren gençlerin kalem kutusunda yer bulan Faber-Castell sınav silgisi, stresli anlarda yapılabilecek küçük yanlışların da büyük hayallerin de parçası oldu. Faber-Castell sınav silgisi, kararsızlığa karşı cesaret veren sessiz bir dost haline gelerek denemekten korkmayanların en yakın arkadaşı olmaya devam ediyor.

    Okulların kapanmasına sayılı günler kala Haziran ayı sınav heyecanı ve yoğun hazırlık süreciyle devam ediyor. Bu zorlu süreçte, öğrencilerin yanında yer alan araçlar da onların başarı yolculuğunda kritik rol üstleniyor. Faber-Castell sınav silgisi, bu rolü üstlenen en ikonik ürünlerden biri olarak yıllardır sınav dönemlerinde öğrencileri yalnız bırakmıyor.

    Yalnızca kırtasiye ürünü olmanın ötesine geçen Faber-Castell efsane sınav silgisi, öğrencilerin sınav sırasında karşılaştıkları küçük yanlışları düzeltmenin yanı sıra, onlara güven ve cesaret aşılıyor. Sessiz ama etkili varlığıyla sınav günlerinde destek veren, “yeniden dene” mesajını taşıyan ve yarı yolda bırakmayan bu ürün, sınav stresine karşı sembolik destek aracı olarak da öne çıkıyor.

    Zamanla ikonik ve zamansız kimlik kazanan Faber-Castell sınav silgisi, tüm öğrencilerin eğitim yolculuğunda onların yanında olmaya devam ederken sınav hazırlık sürecinde de öğrencilere eşlik ederek güven veren çözümler sunmayı sürdürüyor.

  • Sakarya’da Uluslararası Gençlik Projesi Başarıyla Tamamlandı

    Sakarya’da Uluslararası Gençlik Projesi Başarıyla Tamamlandı
    Sakarya Gençlik Merkezi tarafından yürütülen ve Türkiye Ulusal Ajansı tarafından desteklenen Erasmus+ KA153 projesi “Gençlik Çalışanları İçin Uluslararası Çalışmalarda Kapasite Geliştirme Eğitimi”, 14-22 Mayıs 2025 tarihleri arasında Sakarya’da başarıyla tamamlandı.
    Sakarya Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ev sahipliğinde Sezginler MTAL Uygulama Oteli’nde gerçekleştirilen proje kapsamında; Türkiye, İtalya, İspanya, İsveç, Macaristan, Slovakya ve Letonya’dan gelen toplam 37 gençlik çalışanı, uluslararası alanda yetkinliklerini geliştirme fırsatı buldu.
    Program süresince katılımcılara; gençlerle etkili iletişim kurma, kültürel farkındalık, empati geliştirme ve uluslararası proje hazırlama gibi konularda yaygın eğitim teknikleriyle interaktif oturumlar sunuldu. Farklı ülkelerden gelen gençlik çalışanları arasında bilgi ve deneyim paylaşımı sağlanarak, Avrupa çapında iş birliğine zemin oluşturuldu.


    Cemil Boz: “Sakarya, Gençlik Alanında Uluslararası Vizyon Kazanıyor”
    Proje hakkında değerlendirmede bulunan Sakarya Gençlik ve Spor İl Müdürü Cemil Boz, şu ifadeleri kullandı:
    “Gençlik çalışmaları alanında uluslararası vizyona sahip bir şehir olma yolunda ilerliyoruz. Bu tür projeler sayesinde hem gençlerimiz hem de gençlik çalışanlarımız Avrupa genelinde aktif roller üstleniyor. Sakarya olarak gençliğe yatırım yapmaya, onları uluslararası düzlemde desteklemeye kararlıyız. Bu organizasyon, gençlik merkezimizin vizyonunu ve uluslararası alandaki gücünü bir kez daha ortaya koymuştur.”
    Sakarya Gençlik Merkezi, daha önce de gençlerin Yunanistan (Katerini, Loutraki), Macaristan (Budapeşte), Almanya (Köln, Duisburg, Osnabrück, Vehrte), Bulgaristan (Kırcaali) ve Romanya (Bükreş, Târgu Jiu) gibi Avrupa şehirlerinde düzenlenen Erasmus+ projelerine katılımını sağlamıştı. Ayrıca merkez bünyesindeki proje ekibi tarafından hazırlanan ve Türkiye ile Yunanistan’da uygulamaya konulan projeler, Türkiye Ulusal Ajansı’nın desteğiyle hayata geçirildi.


    Bunun yanı sıra, proje ekibi tarafından hazırlanan K152 Gençlik Değişimi Projesi, Portekiz Ulusal Ajansı tarafından kabul edildi ve 2025 yılı içerisinde uygulanacak.
    Bu başarılı organizasyonla birlikte Sakarya, gençlik çalışanlarının uluslararası alanda güçlendiği önemli bir eğitim merkezi olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.

  • GEYVE EAST TO WEST YABANCI DİL KURSU

    GEYVE YABANCI DİL KURSU AÇILIYOR

    GEYVE EAST TO WEST YABANCI DİL KURSU

    EĞİTİMLERİMİZ

    GENEL İNGİLİZCE

    SINAV İNGİLİZCESİ

    TESOL

    BİZE ULAŞIN

    Telefon : 0554 540 71 00-0552 520 95 54

    Adres : Tepecikler Mahallesi Konyalı Ali Bey Caddesi No:49/A Geyve / Sakarya

    Şirketimiz 2014 yılında franchise bir firma olarak kurulmuş bu haliyle 7 yıl boyunca Sakarya merkezli olarak binlerce öğrenciye yabancı dil eğitim vermiş ve birçok öğrenciye de yurtdışı eğitim danışmanlığı konusunda yardımcı olmuştur. Kurumumuz Türkiye’nin tek uluslararası sertifika verme yetkisine sahip yabancı dil kursudur. 2024 yılında East to West markasını kurarak Sakarya merkezli Türkiye’nin ilk uluslararası yabancı dil sertifikası verme yetkisine sahip yabancı dil kursunu kurduk aynı zamanda East to West markası olarak dünyanın en büyük özel okulu olan İnternational Schooling Online özel okulunun Türkiye temsilcisi olmuştur Homeschooling, tesol ve 5000’e yakın mesleki sertifika ile öğrencilerimize kariyerlerine artı değerler katma fırsatı sunmaktadır. Kurumumuz asıl işi İngilizce öğretmenliği olan kurucular tarafından kurulmuş ve felsefe olarak öncelikle öğrencilerin doğru öğrenme ortamlarını sağlamak için sürekli kendini geliştirmekte ve bunun üzerinde çalışmalar yapmaktadır. Hedefimiz ise bu Felsefeyi kısa bir sürede doğru adımlarla tüm Türkiye’ye yayarak yabancı dil alanındaki eksiklikleri kapatmaktır.

    GEYVE YABANCI DİL KURSU | EAST TO WEST YABANCI DİL KURSLARI

    Geyve’de ise 2025 yılı itibari ile hizmet vermeye başlayacağız. Çalışmalarımız tüm hızıyla devam etmektedir.

    İngilizce dil yeterliliğini günlük yaşamda kullanmak isteyenler için ideal bir program sunuyoruz. Programımız, Avrupa Dil Portfolyosu (CEFR) esas alınarak düzenlenmiştir ve A1’den C2’ye kadar tüm seviyeleri kapsamaktadır. 4 dil becerisini ( konuşma, okuma, yazma, dinleme ) geliştirmeye yönelik eğitimlerimizi sunmaktayız.

    Seviye tanımları aşağıda sunulmuştur:

    A1 Seviyesi: Basit ifadelerle iletişim kurabilir, ihtiyaç durumunda yavaş ve anlaşılır konuşulması halinde soruları yanıtlayabilir ve basit sorular sorabilirsiniz.

    A2 Seviyesi: Bilinen konular hakkında temel bilgi alışverişi yapabilir, kısa sohbetlere katılabilirsiniz.

    B1 Seviyesi: Öğrenilen dilin konuşulduğu bir ülkede karşılaşılabilecek durumlarda kendinizi ifade edebilir, ilgi alanlarınıza ve günlük hayata dair konularda rahatça konuşabilirsiniz.

    B2 Seviyesi: Anadili İngilizce olan kişilerle akıcı ve doğal bir şekilde iletişim kurabilir, görüşlerinizi savunabilir ve tartışmalara katılabilirsiniz.

    C1 Seviyesi: Kendinizi akıcı ve doğal bir şekilde ifade edebilir, dili sosyal ve mesleki amaçlar için etkili bir şekilde kullanabilirsiniz. Fikirlerinizi açık ve net bir dille anlatabilir ve diğer konuşmacılarla etkin bir şekilde iletişim kurabilirsiniz.

    C2 Seviyesi: Her türlü tartışma ve konuşmaya katılabilir, deyim ve ifadeleri anlayabilir, kendinizi kusursuz bir şekilde ifade edebilir ve anlamdaki ince nüansları doğru bir şekilde iletebilirsiniz.

    Programımız, Avrupa Konseyi tarafından dil eğitiminde standart oluşturmak amacıyla geliştirilen Avrupa Dil Portfolyosu’nun bir parçasıdır. Bu portfolyo, bireylerin dil gelişimlerini takip etmelerine, kültürler arası deneyimlerini kayıt altına almalarına ve arşivlemelerine olanak tanımaktadır. East to West Yabancı Dil Kursları’na ait olan Avrupa Dil Portfolyosu, Avrupa Birliği Komisyonu tarafından akredite edilmiştir. Portfolyomuz, Europass özelliğine sahip olduğu için Avrupa Birliği ülkelerinde rahatlıkla çalışabilirsiniz. Yine Avrupa Birliği ülkelerinde Üniversite, Yüksek lisans veya Doktora yapmak isterseniz hazırlık sınıflarından muaf tutulursunuz.

    Her seviyede, öğrencilere 100 saat teorik eğitim sunulurken, pratik (club eğitimleri) ile öğrencilerimizin eğitim saatlerini 250 saate kadar çıkarma imkanı sağlanmaktadır. % 100 öğrenme garantimiz ile her seviyede bir kere kur tekrar hakkını öğrencilerimize sunuyoruz. Eğitimlerimizi tamamladıktan sonra öğrencilerimizin seviyelerinin gerilememesi için club derslerimizi ömür boyunca hediye ediyoruz.

    İngilizce dil eğitimi programlarımız, Ön Hazırlık ve Hazırlık olmak üzere iki ayrı kategoriye ayrılmaktadır. Dil seviyeniz A2-B1 düzeyinde ise Ön Hazırlık programına, B2-C1 düzeyinde ise doğrudan Hazırlık programına katılabilirsiniz. Bu programlar, üniversite hazırlık atlama sınavlarını da içeren Proficiency sınavlarına yönelik olarak tasarlanmıştır.

    TOEFL (Test of English as a Foreign Language), Kuzey Amerika İngilizcesini anlama yeteneğinizi ölçen, dünya çapında kabul gören standartlaştırılmış bir sınavdır. Bu sınav, çoktan seçmeli sorulardan oluşur ve bilgisayarlar tarafından değerlendirilir. TOEFL, ABD ve dünya genelindeki birçok kolej ve üniversite başvurularında, ayrıca profesyonel alanlarda yaygın olarak kullanılmaktadır.

    YDS (Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavı) 80 sorudan oluşan, son yıllarda Okuma ve Anlamaya daha ağırlık veren bir sınav türüdür. Akademik kariyer planlaması olanlar için olmazsa olmaz bir sınavdır. Çoğu üniversite Yüksek lisans ve üzeri eğitim almak isteyen öğrencilerden en az 60 puan almalarını beklemektedir. Ne kadar zor görünse de doğru strateji ve planlama ile rahatça 60 puana ulaşabilirsiniz. ayrıca kamu ve özel sektörde dil tazminatı alabilmek ve terfi edebilmek adına önemli bir sınavdır.

    East to West olarak, bu yeni geçiş sürecinde de en iyi rehberiniz olmaya devam ediyoruz. Sınav İngilizcesi için yeniden yapılandırılmış programlarımız hakkında daha fazla bilgi almak için temsilciliklerimizle iletişime geçebilirsiniz. Yakında bu sayfada daha ayrıntılı bir açıklama yer alacaktır.

    TESOL (Teaching English to Speakers of Other Languages), dünyanın herhangi bir yerinde İngilizce öğretme kariyerine adım atmak isteyenler için mükemmel bir platform sunmaktadır. TESOL programına kayıt olduktan sonra tarafınıza atanan öğretmen ile birlikte içerisindeki aşamaları tamamlamanız gerekmektedir. Bu aşamalar tamamlandıktan sonra size verilen sertifika ile MEB tarafından “usta öğretici” olarak özel kurumlarda öğretmenlik yapabilirsiniz.

    TESOL eğitiminin avantajları son derece belirgindir:

    Küresel İstihdam Fırsatları: TESOL mezunları, dünya çapında işverenler tarafından tercih edilmekte ve eğitim aldıkları süre boyunca edindikleri bilgi ve becerilerle geniş bir iş yelpazesinde çalışabilmektedir.

    Profesyonel Referans Desteği: Bağımsız olarak iş aramak isteyen katılımcılara, profesyonel referanslar sağlanmaktadır. Birçok işveren, adayın aldığı eğitimin içeriğini görmek ve doğrulamak istemektedir.

    İstihdam Olanakları: TESOL sertifikasına sahip öğrencilerimize, kurumlarımız bünyesinde çalışma imkânı sunmaktayız.

    TESOL eğitimi, İngilizce öğretimi alanında kariyer yapmak isteyenler için güçlü ve prestijli bir başlangıç noktasıdır.

     

     

  • Yetersizliklere Sahip Öğrenci Profili ile Ülkemizi İleriye Taşıyabilir miyiz?  

    Üniversiteler Açılırken ÖSYM Sınavı Sonuçları Üniversitelerimiz ve Ülkemizin Geleceği için Ne İfade Ediyor? Yetersizliklere Sahip Öğrenci Profili ile Ülkemizi İleriye Taşıyabilir miyiz?  

    İbrahim Ortaş, iortas@cu.edu.tr

    İnsanlık Bugünkü Gelişmişliği Nitelikli Eğitim ve Bilime Borçludur

    İnsanlık tarihinin birikimli tarihi yazı ile başlamış olmalı. Yazıyı bulan ve bilgiyi geliştirip geniş kesimlere yaygınlaştıran toplumlar dün de önemli güçlerdi, bugün de güçtürler. Bilgi güçtür ifadesini sanırım bölgemizde yaşadığımız sıcak ve acı verici olaylar ile daha iyi hissediyoruz. Günümüz iletişim teknolojileri çağının bilgisini üreten ve kullanan toplumların önemli özelliği temel bilimler ve matematik bilgisi yanında felsefeleri olan, soyut düşünen, analitik düşünme becerisi kazanmış çok sayıda insana sahip olmalarıdır. İnsanlığın kısa tarihinde toplumlar yetiştirdikleri nitelikli sanat, bilim, düşün, yazarlar ve sporda yetenekli nitelikleri insanları ile anılırlar. Eğitim kişileri her yönü ile yetişkin birey olarak geliştirmeyi amaç edinmiş olduğundan içlerindeki bilgi ve yeteneklileri de sınavlar ve yarışmalar ile seçerek öne çıkarırlar.

    Gelişmiş ve eskiden beri eğitimi önemli bir kaldıraç olarak kullanan toplumlar eğitimi ilk sırada görmüş, en çok yatırımı eğitime, bilime ve araştırmaya ayırmışlardır. Sorun olduğu zamanlarda da sorunu uzmanların bilgisi ile çözerek daha ileriye taşımışlardır. Uzun yıllardır ülkemizdeki eğitim ile ilgili gelişmeleri izleyerek notlar almaktayım. Verilen eğitimin kişide yaratığı etki sınavlar ile ölçüldüğü için sınav sonuçlarını önemserim. Sınavları ayrıca önemli, bilen ile bilmeyenin bir olmadığını göstermek, zekânın yanında çalışmanın ve çabanın değerli olduğunun kanıtları olarak ele alırım.  Bu görüş toplumda kabul görürse herkes güvenle çalışır ve hakkettiği alanda benimseyeceği konuma kendi çabası ile ulaşmış olur. Eğer bu duygu kaybedilirse yetenekliler kendilerine kendilerini kanıtlayacak, hayallerini gerçekleştirecek yer ararlar. Bugün beyin göçünün altında yatan gerçek de bu olsa gerekir.

    Ülkemizde uzun yıllardır izlediğim sınavların başında gelen ÖSYM sınav sonuçlarının 2024 yılı verilerine baktığımda hep aynı yerde durmak bir yana, gerilediğimizi görmekten dolayı çok üzgünüm. Çok üzgünüm, çünkü sınavın değerlendirme başarısına değil sıralamaya dayalı bir yapılanma ile her yıl 2-3 milyon gencimizi gerek kendilerinin, gerekse de ülkemizin gelecekteki performansların düzeyi için yarıştırıyoruz. Sınavların başarı düzeyine bakınca da maalesef diğer sınavlarda oluğu gibi dünya ortalamasının altında bir performansa sahip oluğumuz görülüyor.

    ÖSYM sınav Sonuçlarına Göre Çağı Yakalayabilecek ve Ne kadar Nitelikli, Üst Performansa Sahip İnsan Yetiştiriyoruz

    Her yıl yaklaşık 3 milyondan fazla lise mezunu gencin gelecekteki ülke yapısını kurmak için yarışacağı ve ÖSYM tarafından düzenlenen Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) 2024 yılı sonuçları açıklandı. Yaklaşık 30 yıldır ülkemizin gençleri için geleceklerinin varlık kaynağı olarak görülen bu sonuçları ülkenin geleceği için önemini merkeze alarak açıklıyorum. Geçen yıl ve bir önceki yıl yazdıklarıma baktığımda, bırakın değişmezliği öğrencilerin başarı düzeyinin geriye doğru gittiğini somut veriler üzerinden görüyorum.

    2012-2013 yılından başlayan 4+4+4 düzenlemesi ile eğitimin geleceğin nitelikli insan gücü eğitiminde yer almak üzere sınava giren lise mezunlarının sonuçlarının geçmiş yıllara göre daha da düşük oluğu belirgin.

    4+4+4 düzenlemesi başladığında 1 780 715 öğrenci öğretime eğitime başladı. 12 yıl sonra ise 1 093 000 öğrenci YKS sınavına girmiştir. Arada 778 bin öğrenci liseyi tamamlamış. Yüzde 42 kadar öğrenci ise liseyi zamanında tamamlamamış. Bu konu merak yaratıyor. Nedeni nedir? Ciddi bir gerekçe bulamadım ve bilemedim. Maddi sıkıntılar nedeniyle olabilir sanırım.

    Ülkemizin geleceği nitelikli beşerî sermayeye sahip olmamıza bağlı oluğuna göre eğitimli ve iyi yetişmiş çok farklı alanlarda çok sayıda nitelikli insan yetiştirmemiz gerekiyor. Geleceğe yönelik iyi bir analiz yapmak için bütün verilere makro düzeyde bakmakta yarar var. 2024 yılı sınavı için 3 120 870 aday başvuruda bulunmuş ancak 2 819 363 aday sınava girmiştir. TYT (Temel Yeterlilik Sınavı) sınavında 120 sorunun ortalama olarak soruları doğru çözme oranı 47.36 soru, AYT (Alan Yeterlilik Sınavı)ında ise 160 sorunun ortalaması ise daha düşük olup 29.83 soru. Başarı oranı %50’nin çok altında ve öğrencilerin çoğunluğunun Alan Yeterliliğinde bilgi yoksunu olduğu görülmektedir.

    YKS sonuçları TYT’ de 40 soruluk temel matematik testinde doğru ortalaması geçen yıl 8,2 iken bu yılki sınavda 6,9’a geriledi. AYT matematikte 40 sorunun ortalama doğru sayısı 7,5’ten 5,3’e indi. 64 bin kişinin ise sınavda sıfır çektiği rapor edildi. Matematik yalnızca bir çarpma bölme işlemi olarak değil, tamamen soyut düşünme ve yaratıcılığın göstergesi olarak ele alındığında geleceğimiz için önemsenmesi gereken en önemli sorundur.

    Okuduğunu anlamada ve edebiyatta 24 soruda ortalama 6,3,

    Din Kültüründe sorulan 6 soruda ortalama 1.

    Fizik: 14 soruda 2,06 ortalama,

    Tarih-1: 10 soruda 2,7 ortalama,

    Coğrafya-2: 11 soruda 2,7 ortalama,

    Felsefe grubu: 12 soruda 2,2 ortalama ile dünyada kabul edilen ortalamaların çok altında bir başarısızlık düzeyinde değişmeyen bir tabloya oturmuş görülüyor (Şekil 1). Bu sonuçlar net sonuç değil, ortalama doğru sayıları gösteriyor, neti değerlendirilse başarının çok daha düşük oluğu görülecektir. Bu sonuçlar ortaöğretimden liseye geçiş giriş sınavları ile paralellik göstermekte olduğundan eğitimdeki yetersizlik durumu ve gerileme bütünlüklü bir analiz gerektiriyor. Genel olarak sınav sonuçları ülkenin orta eğitiminin başarısı ve ülkenin gelecekte ne denli bir eğitim kalitesine sahip olacağını gösteriyor. Uzun zamandır düşük profilli ve hiçbir iyileşme ve ilerlemenin sağlanmadığı genel durum ülkemizin nitelikli insan yetiştirme konusunda çok da umut verici durumda olmadığını düşündürtüyor.

    Şekil 1. 2018-2024 yılları arası ÖSYM Alan Yeterlilik sınavlarında öğrencilerin sınav sorularına verdiği doğru cevapların düşük düzeydeki seyri (Kaynak ÖSYM çıktıları).

    Sınav için başvuran öğrencilerin %10’u TYT’e sınavına, % 13’ü AYT ve %27’si Yabancı Dil Testine katılmamış. Nedeni tam anlaşılamadı. Acaba gençler başaramam diye mi sınava girmiyor? Yoksa hiçbir bir şey değişmiyor deyip vaz mı geçti? Bütünü göremediğim için çok fazla yorumlayamadım. Geçmiş yıllarda da belirttiğim gibi 2024 yılında mevcut öğrencilerin üniversiteyi okuması için gerekli akademik bilgiye sahip olan, 400 ve üzerinde puan alan öğrenci sayısı 74.365 olup tüm öğrencilerin %2.64’ünü oluşturuyor. Gelişmekte olan bir ülkenin ise bilim ve teknoloji üretmesi, yaratıcılık, sorun çözme becerisine sahip en az %5 ve üzerinden nitelikli insanı olmalıdır.

    PISA sonuçlarında Ülkemizin Yeri Bize Gelecek Vadedemiyor mu?

    ÖSYM, PISA ve KPSS sınav sonuçlarına göre ülkemizde nitelikli insan oranı % 1-2 aralığındadır (Ortas, 2022). ÖSYM sınav sonuçlarına göre 400 ve üzerinden puan alan öğrenciler toplam sınava girenlere oranladığında durumumuz daha net görülür. Benzer şekilde 2022 PISA sınav sonuçlarına göre ülkemizden sınava giren ortaöğretim çağındaki öğrencilerinde okuma becerileri alanında yüksek performans gösterenlerin oranı % 1.9, Fen alanında % 4 ve Matematik alanında ise % 5.4 olduğu belirlenmiş. Almanya’nın aynı sıradaki başarısı %9, %10 ve %8, Japonya’da bu oran %23, %18 ve %12 (PISA, 2022). Singapur, Çin, Kore, Japonya ve Hong Kong gibi Asya ülkelerinin başarısı en üst düzeyde görülüyor. Türkiye eğitim sistemi öğrencilerini geleceğin nitelikli insanlarını yetiştirme konusunda OECD ülkeleri içinde ortalamanın çok altında yer almaktadır.

    Bütün sınav sonuçları ülkemiz öğrencilerinin okuduğunu anlamada yetersiz olduğu, matematik bilgisi olmadığı gibi, tarih ve coğrafya sonuçları da geleceği kuracak bir potansiyele sahip nitelikli bir insan olarak yetiştirilemediğini göstermektedir. Ortaöğretim ve PISA sonuçları ülkemizin ortaöğretim öğrencilerinin akademik düzeylerinin üniversite okumak için yeterli düzeyde olmadığını gösteriyor. Akademik beceri temelinde anlama ve yorum yapma becerisi olmadığı görülüyor. Açıkçası üniversiteye gelen öğrencilerin analitik düşünme becerisi, okuma ve sorgulamadan, sanatsal bilgi ve kültürden yoksunluğu ile konuları anlamadığı sıkça dile getiriliyor.

    Son iki ayda ziyaret ettiğim Çin, Portekiz, İtalya ve İspanya’daki gözlemlerim ülkemizin sanki dünyadaki gelişmelerden dolayı çok kaygılanmadığını gösteriyor. Günümüzde bilim, teknoloji ve gelişimin dinamiği Çin ve Güney Asya’da ışıldıyor görülüyor (PISA, 2022 sonuçları). Çin bütünlüklü bilim ve kalınma projesi ile on binlerce bilim insanını batıdan Çin’e çekmeyi başardı. Endonezya, Kore ve Singapur eğitime önem vermenin yanında bilim göçünü geriye çevirme yolunda önemli adımlar attılar. Bu bağlamda Güneydoğu Asya ülkeleri çok sayıda nitelikli bilim insanı ve mühendisleri ile dünyanın bilim ve teknoloji üssü haline gelmiştir (Ortaş, 2024)

    ÖSYM’de Alınan Puana Değil Sıraya Dayalı Yerleştirme Nitelikli İnsan Yetiştirmeye Kapı Aralıyor mu?

    Öğrencinin toplam akademik düzeyinin yetersiz olmasının bilinmesine karşın kişinin gene de ilgili bilim alanındaki dersleri anlayacak yetkinlik alanlarından ortalama düzeyde bir bilgi sahibi olması beklenir. Örneğin mühendislik alanlarının temelini oluşturan fizik ve matematik biliyor veya o konudaki sorulara çözme yatkınlığının olması beklenir. Ancak son yıllarda sıkça hiçbir fizik sorusu çözmeden fizik bölümüne kayıt yaptıran öğrenci haberleri yazılırdı. En somut örneği Prof. Dr. Behçet Yalın Özkara’nın sistemdeki çarpıklığı göstermek için girdiği YKS’de “aldığı eksi 1.75 fizik neti ile fizik bölümüne yerleştim” ifadesini kullanarak Yaptığı açıklamadır. Yani öğrencilerin asgari düzeyde bir başarısı yerine alınan puanlar tercih sıralamasında değerlendirilmektedir. Sanırım “tuzun koktuğu” durum tabiri bu olsa gerek. Hocamız da soruna parmak basmak için bu girişimde bulunmuş. Sıradan iyi eğitim almamış ancak üniversite okumak isteyenler alt yapısı da oluşturulmadan Liseden mezun edilerek sınava girmişlerdir. Anadolu çocuğunun birkaç soru yaparak sıralamadan üniversiteye kayıt yaptırdığında ne olacağı bellidir. Sıralamaya dayalı yerleştirme yerine, adayların akademik yeterliliklerine göre değerlendirilmesi gerektiği açık ve üniversite eğitiminin kaliteli yapılması için kaçınılmazdır.

    Çoğu hocamızın da bundan dolayı bu işin tadı kaçtı deyip ders verme heveslerinin kesildiğini biliyoruz. Buna rağmen çok az sayıda idealist hoca halen bir şeyler öğretmek için direniyor.

    Prof. Dr. Behçet Yalın Özkara YKS yerleştirme sonuçlarındaki çarpıklığı göstermek için yaptığı girişim aslında birçok konuda yaşadığımız sorunların benzerliğini gösteriyor. Amaç ve araç kavramları karışmış görünüyor. Bu yıl 150 kadar bölümün hiç tercih edilmediği, görülüyor. Bir dönem parlatılan Vakıf Üniversiteleri bir taraftan ücret artışı nedeniyle, diğer taraftan yaşam pahalılığı ve devlet üniversitelerine olan talep nedeniyle öğrenci bulamıyor. Tıp, hukuk, mühendislik ve mimarlık gibi bölümlerde tercihlerin dolmaması yanında en ciddi sorun olarak aynı bölümdeki öğrenciler arasında ciddi puan farklılıkları oluştuğu görülüyor.

    2024 Yılı ÖSYM Sınav Sonuçlarında Öğrenci Başarısı Değil, Sıralamanın Önemsendiği Görülüyor

    Birgün Gazetesinden Mustafa Kömüş’ün (Birgün gazetesi, 14 /08/ 2024) derlediği verilerde aynı üniversite veya farklı üniversitelerde aynı program veya bölüme kayıt hakkı kazanan öğrenciler arasında 355 kadar puan farkı olduğu belirtiliyor. Sayın Kömüş’ün bildirdiğine göre örneğin; “X Üniversitesi  …. Bölümü’ne en üst sıradan giren kişi 548 puan almışken Y Üniversitesi’ne son sıradan giren kişi ise 177 puan aldı ise aradaki puan farkı tam 371 olmaktadır.”. Benzer şekilde aynı üniversitenin aynı bölümüne en yüksek puan alan öğrenci 458 puanla, en düşüğü 163 puanla kayıt yaptırıyor ve aradaki puan farkı 295 oluyor. Ayrıca 35 yaş üstü kadın kontenjanı durumunda X Üniversitesi ……. Bölümü’ne ilk sıradan giren kişi 443 puan alırken 34 yaş üstü kontenjanından yalnızca 140 puanla girildiği ve aradaki puan farkının 300 olduğu görülüyor. Kadınların okuması için sonuna kadar destek olalım, ancak sonuçta aynı nitelikte bir diploma verilecek ise ve toplum yararına liyakate, bilgiye zekâya dayalı düzenleme yapılacaksa bu hakkaniyetli bir sıralama olmayacaktır. Bütün bu sorunlar nitelikli eğitim vermemenin önündeki ciddi engellerdir.

    Yetiştirilen Beşerî Sermaye Dünya Ölçeğinde Ekonomik ve Sosyal Açıdan Kendini Güvende Hissederse Ülkeye Hizmet Eder; Eğer Yetiştirdiğiniz İnsan Uygun Koşulları ve Güvenli bir Gelecek Görmez ise Kendine Yurt Dışında Gelecek Arar.

    Türkiye’de bugün toplamda 24 milyon öğrencinin eğitim gördüğü ortaöğretim başarı düzeyi arzu edilen düzeyin çok gerisindedir. Akademik yetersizlik yanında öğrencilerin genel kültür düzeyinin de çok yetersiz olduğu üniversiteye gelen öğrenciler ile konuşunca anlaşılıyor. Sınava hazırlanmaktan bir tek roman bile okumamış, gazete okumamış, müzeye, tiyatroya gidememiş, sanat galerisi ile hiç buluşmamış geniş bir öğrenci kitlesi var. Öğrencilerin başarısızlıklarının altında sosyal ve sportif etkinliklerin sınava kurban edilmesi de öğrencilerin başarısızlığı ile ilişkilendirilebilir. ÖSYM sınavlarında bir kaç soru çözerek üniversiteye kayıt yaptırma hakkı kazanmış öğrencilerin büyük çoğunluğunun da ne yazık ki beklenen düzeyde yetişkin birey olacak asgari gereklilikleri sağlamadan mezun olduğunu görüyoruz.

    Günümüzde 207 üniversitede yaklaşık 7 milyon öğrenci eğitim görüyor ve ne yazık ki üniversitelerimizin eğitim ve araştırma kapasitesinin dünyada ilk 500 sıralamasında ciddi bir yer edinmelerine yetmediğini görüyoruz. Times Higher Education (THE), tarafından 2025 yılı için hazırlanan en iyi dünya üniversiteleri sıralamasında Türkiye’nin en iyileri olan Koç, ODTÜ ve Sabancı üniversitelerinin eğitim başarısı en fazla % 44,2 iken Massachusetts Institute of Technology (MIT) üniversitesinde % 99,2. Dünyanın en pahalı yatırımı olarak değerlendirilen eğitimin maliyeti çok yüksek olmasına rağmen ülkemiz istenen nitelikte bir beşeri sermaye yaratamadı. Ancak nitelikli ve ülkenin gelişimine katkı sağlayacak ne kadar insan yetiştirdik. Çok sınırlı sayıda ailelerin kendi bireysel katkı ve destekleri ile sağlanan olanaklarla yetiştirilen nitelikli gençleri ise yurt dışında gelecek aradıkları için hızla kaybediyoruz,  ülkeden ayrılıyorlar. Yetiştirdiklerimizden %  kaçını ülke içinde üretimde istihdam ettirdik. Yüzde kaçı yurtdışına beyin göçüne uğradı.

    Sonuç olarak; Üniversiteler 2024- 2025 eğitim yılına devasa sorunlar ile başlıyor. Her ile bir üniversite sağlanması milyonlarca genç insanın enerjilerinin en yüksek olduğu 18-23 yaş aralığında olduğu dönemde gerçekten bir üniversite ortamında kendi düşünsel güç ve yeteneklerini açığa çıkartma şansını veriyor mu? Bu sorunun cevabı ne yazık ki “HAYIR”. Bilimsel kalite, akademik çıktılar ve bilgi üretiminde ise yine ne yazık ki “HAYIR”. Üniversiteler, eğitim her yönü ile “SOS“ diyor. Duyan var mı? Ne yazık ki “HAYIR”. Geleceğe yönelik ülkenin ciddi bir bilim politikası ve stratejisi var mı? Ne yazık ki “YOK”.

    Türkiye Yüzyılı çerçevesinde Muasır Medeniyetler düzeyine çıkmayı amaçlamış bir ülkenin belirli bir düzeyde üst performansa sahip insan yetiştirmeden, yetiştirilen gençleri üretimde değerlendirmeden gelişmesi mümkün mü? Ne yazık ki “HAYIR”. Okuduğunu anlamada yetersiz olan, matematik-analitik düşünme becerisi kazanamamış %95’in üzerinde bir öğrenci varlığı koşullarında bilim ve teknoloji üretilmesini beklemek saflık olur. Öğrencilerin evrensel ölçekte yurt ve yaşam ortamının sağlanmadığı, bursları günün enflasyona uygun olmayan, çoğu öğrencinin yetersiz beslendiği üniversiteden başarı beklemek de mümkün değildir.  Akademiya’nın üzerine sanki ölü toprağı serili gibi, moralsiz ve motivasyonsuz durumda. Üniversitelerin akademik özerkliğinin olmadığı, maaşların yetersiz, araştırma olanaklarının sınırlı olduğu, yardımcı eleman ve kadro sorunlarının üniversitelerin elini kolunu bağlamış olduğu durumda ne beklenebilir?

    Eğitim kalitesi ve öğrencilerin her konudaki yetersizliği sorunları ciddi olduğu ve ülkenin geleceğini doğrudan ilgilendirdiği için bu konuda YÖK, Üniversiteler, TÜBİTAK ve TÜBA ne düşünür!

    Ülkemizin içinde bulunduğu coğrafyada yaşadığı ve yaşayacağı sorunlar ile baş edebilmesi kaçınılmaz olarak nitelikli beşerî sermaye üretmesine bağlıdır. Genelde öğrencilerimizin toplam sorulara verdiği doğru cevaplar ile ne üniversite eğitimi istenildiği gibi yapılır ne de bilimsel araştırma. Mevcut öğrencilerin akademik düzeyi, genel kültürü ve çağın gerektirdiği yetersiz yetkinlikler ile ciddi bir üniversite eğitimi yapılamaz, yapılamıyor da. Ortaöğretimden üniversiteye ve daha da yukarıya, akademik düzeye kadar taşınan yetersizlikler ile hangi temel sorun araştırma ve tartışma ile analiz edilebilir ve hangi ileri teknoloji geliştirilebilir. Ne yazık ki yetiştirdiğimiz sınırlı sayıdaki insan gücü de beyin göçüne kolayca kurban ediliyor.

    Bütünlüklü bir bilim ve eğitim politikasının oluşturulması ve eğitim sistemine yönelik ciddi evrensel ölçekli, bilimsel eksenli reformların ve somut çözümlerin sağlanması aciliyeti bulunmaktadır. Ancak ülkemizin ulaşmak istediği bir hedefi, belirlenmiş bilim ve teknoloji politikası olmalıdır. Amaca uygun stratejiler uygulanması gerekir, bu da söylemle değil, somut veriler ve uygulama yoluyla sorunların yerinde çözülmesi ile olacak bir iştir. İstenirse hep beraber elbirliği ile çözüm üretilir. Türkiye geçmişte başarılı eğitim modeli sergilediği için yeniden başarabiliriz diye düşünüyorum.

    Kaynakça
    Ortaş, İ. 2021. ÖSYM Sınav Sonuçlarındaki Başarısızlığın Tek Nedeni Pandemi Değil, Yıllardır Uygulanan Sınava Dayalı Ezber Sistemidir. Tebeşir, Mektepli Bülten, Sayı 18. Ekim 2021.
    Ortaş, İ. 2022. Dünya ve Türkiye’de Üniversite Olgusuna Yaklaşımlar. Kitap Anı Yayıncılık tarafından basılı ve E-kitap formatında basıldı. https://aniyayincilik.com.tr/urunler/dunya-ve-turkiyede-universite-olgusuna-yaklasimlar/
    Ortaş, 2023. Cumhuriyetin İkinci Yüzyılına Girerken İlk Yüzyılda Üniversite ve Bilimsel Gelişmeler. 28 Ekim 2023. Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ Yazıları “Makale Arşivi “ (makalearsivi.com).
    Ortas, 2024. Çin’in Bilim ve Teknoloji Alanındaki Büyük Yükselişi Beklenenden de İleride Gelişmiş. Olaynet gazetesi https://olaynet.net/2024/09/cinin-bilim-ve-teknoloji-alanindaki-buyuk-yukselisi-beklenenden-de-ileride-gelismis/
    THE, 2024. World University Rankings 2025. Times Higher Education (THE),https://www.timeshighereducation.com/world-university-rankings/latest/world-ranking.
  • Sakarya Üniversitesi, Yükseköğretim Kurulu tarafından yayımlanan rapora göre 22 önemli göstergede ilk 20’de yer aldı.

    2025 HEDEFLERİNE GÜÇLÜ BİR ADIM
    Sakarya Üniversitesi, Yükseköğretim Kurulu tarafından yayımlanan rapora göre 22 önemli göstergede ilk 20’de yer aldı.
    Yükseköğretim Kurulu, ‘Üniversite İzleme ve Değerlendirme Genel Raporu’na göre Türkiye’deki 201 üniversiteyi 5 alandaki 64 göstergeye göre değerlendirdi. Üniversitelerin, eğitim ve öğretim, araştırma-geliştirme, proje ve yayın, uluslararasılaşma, sürdürülebilirlik ve topluma hizmet, sosyal sorumluluk olmak üzere, 5 alan altında değerlendirildiği rapora göre Sakarya Üniversitesi bir kez daha dikkatleri üzerine çekmeyi başardı. Her gösterge için ilk 20’de yer alan üniversitelerin ilan edildiği raporda Sakarya Üniversitesi 22 önemli göstergede ilk 20’de yer aldı.
    Ayrıca bu 22 göstergeden 8’inin doğrudan araştırma üniversitesi kriterleri ile ilişkili olması, 16 Eylül tarihinde YÖK tarafından açıklanan aday üniversiteler arasındaki birinciliğini yeniden tescilleyerek, 2025 yılında ilk 20 üniversite içinde olma kararlığını ortaya koydu.
    Raporda dikkat çeken diğer önemli unsurlardan birisi de Sakarya Üniversitesi’nin sürdürülebilirlik ve topluma hizmet alanlarındaki başarısı oldu. SAÜ’nün bu alanlarda elde ettiği başarılar, yalnızca akademik performansla sınırlı kalmadığını, toplumsal sorumluluk ve çevresel duyarlılık alanlarında da önemli bir rol üstlendiğini gösterdi.


    Sakarya Üniversitesi’nin ilk 20’de yer aldığı göstergelerin alanlara göre listesi;
    Not: * Araştırma üniversitesi kriterleri ile doğrudan ilişkili olan göstergeleri ifade eder.
    Eğitim ve Öğretim
    *Doktora mezunu olan öğrenci sayısının en yüksek olduğu 19. üniversite
    *Akredite lisans programı sayısının en yüksek olduğu 2. Üniversite
    İş Dünyasının, Mezunların Yeterlilikleri ile İlgili Memnuniyet Oranı en yüksek 4. üniversite
    Araştırma-Geliştirme, Proje ve Yayın
    *Üniversite sektör iş birliği ile yapılan yayın sayısının toplam yayın sayısına oranını en yüksek 17. üniversite
    *Başvurulan patent, faydalı model veya tasarım sayısının en yüksek olduğu 17. üniversite
    İstihdam edilen araştırmacı sayısının en yüksek olduğu 10. üniversite
    *Desteklenen proje sayısının en yüksek olduğu 5. üniversite
    *Ulusal seviyede endüstri ile ortak yürütülen projelere ait bütçenin en yüksek olduğu 2. üniversite
    *Ulusal seviyede endüstri ile ortak yürütülen proje sayısının en yüksek olduğu 5. Üniversite
    Uluslararasılaşma
    *Uluslararası öğrenci sayısının en yüksek olduğu 14. üniversite

    Sürdürülebilirlik
    İklim eylem endeksinde en başarılı 7. üniversite
    Yoksullukla mücadele endeksinde en başarılı 7. üniversite
    Sürdürülebilir yaşam endeksinde en başarılı 11. üniversite
    Yıllık geri kazanılmış su miktarının toplam su tüketimine oranı en yüksek 2. üniversite
    Tüketilen su miktarı başına su tasarrufu yatırımı en yüksek 3. Üniversite
    Topluma Hizmet ve Sosyal Sorumluluk
    Kurumun kendi yürüttüğü sosyal sorumluluk projesi sayısının en yüksek olduğu 19. üniversite
    Öğrenci kulüp sayısının en yüksek olduğu 6. üniversite
    Kulüplere kayıtlı öğrenci sayısının en yüksek olduğu 6. üniversite
    Uluslararası kuruluşlara üyeliği bulunan kulüp sayısının en yüksek olduğu 5. üniversite
    Dezavantajlı gruplara yönelik düzenlenen faaliyet sayısının en yüksek olduğu 11. üniversite
    Alınan ödül veya nişan sayısının en yüksek olduğu 5. üniversite
    Kariyer merkezinin gerçekleştirdiği faaliyet sayısı en yüksek 4. üniversite

  • Sakarya Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü 2024-2025 Eğitim Öğretim Yılı açılış dersine Başkan Semih Uçar katıldı

    İMO Sakarya Şubesinden öğrencilere paylaşım

    TMMOB- İnşaat Mühendisleri Odası Sakarya Şube Yönetim Kurulu Başkanı Semih Uçar ve yönetim Kurulu Sakarya Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü 2024-2025 Eğitim Öğretim Yılı açılış dersine katılım konulu bir basın açıklaması yaptı.

    ​Sakarya Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü 2024-2025 Eğitim Öğretim Yılı Sakarya Üniversitesi Turgut Özal Kongre Merkezi, Prof.Dr. Fuat Sezgin Konferans Salonunda gerçekleştirilen açılış dersi ile başladı.

    ​Açılış dersine Genç-İmo Sakarya Şube yönetimi ve sınıf temsilcisi öğrenci Kadir Emir, İnşaat Mühendisliği Bölüm Hocaları,  İnşaat Mühendisleri Odası Sakarya Şube Başkanı Semih Uçar ve yönetimi de katıldı.

    ​İlk dersin içeriği Meslek Etiği ve Ahlakı, Yetkin Mühendislik ve Uzmanlık Alanları,Türkiye ve Dünyadaki Önemli Mühendislik Yapıları, İş Hukuku, İş Güvenliği Uzmanlığı, Çevre Uygulamaları, Deprem, Zemin Problemleri ve İyileştirme Yöntemleri, Sıvılaşma, Şev Duraylılığı oldu.

    ​Amerika’daki, Avrupa’daki, İsviçre’deki, Almanya’daki, meslek alanımızdaki uygulamalar ve yenilikler  ile ilgili gençlere sayısız örnekler ve uygulamalar aktarılarak,ufukları açılarak, gelecekteki planlarını bugünden doğru bir şekilde yapmaları hedeflendi. Açılış dersine bir çok öğrenci katılarak fayda sağladılar.

    ​Dersin sonunda soru cevap şeklinde bir oturum gerçekleştirildi ve tüm öğrenciler akıllarına takılan sorularını katılımcılara sorarak cevaplarını aldılar.

    ​İnşaat Mühendisleri Odası Sakarya Şube Başkanı Semih Uçar, Sakarya Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü 2024-2025 Eğitim Öğretim Yılı 02 Ekim 2024 tarihinde saat 14.00’de Sakarya Üniversitesi Turgut Özal Kongre Merkezi, Prof.Dr. Fuat Sezgin Konferans Salonunda gerçekleştirilen açılış dersi sonrası öğrencilerin bilinç düzeyini ve farkındalığını artırmak adına bir paylaşım yaptı.

    AÇılıŞ dersine GenÇ-İmo Sakarya Şube yönetimimiz ve sınıf temsilcisi öğrencimiz Kadir EMİR, İnŞaat Mühendisllgi Uoltl-‘Hocaİarımız, İnşaat Mühendisleri odasİ Sakarya
    Şube Başkanı Semih Uçar ve yönetimi de katıldı.
    Açılış dersine
    – Prof.Dr. Hamza AL ( Sakarya Üniversitesi Rektörü)
    – Prof.Dr. Tuncer B. ED!, ( L|NIVERSITY oF WISKONSIN – MADİSON ),
    – Prof.Dr.A.MuratDEMİncİoĞı,u (vILDIZTEK.tINİ.IKT.FAK.Esr1r5braNı;
    – Prof.Dr. Aşkın Özoca« (SAÜ İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı ),
    – Prof.Dr. Sedat SERT ( S4Y. İnşaat Mühendisliği Bölümü Geoteknik Anabilim Dalı )
    – Prof.Dr. Eptan BOL ( SAÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü Geoteknik Anabilim Dalı )
    – Dr. Emre AKMAZ ( SAÜ İnşaat Müheııdisliği Bölümü Geoteknik Anabilim Dalı )
    – İlŞ.Yük.Müh Semih UÇAR ( İnşaat Mühendisleri Odası Sakarya Şube Başkanı )
    – Öğrenci Kadir EMİR ( Genç-i146 Sakarya Şube Sınıf Temsilcisi j
    ve yeni öğrenciler katıldılar.

    ​Uçar, şu ifadelere yer verdi:

    “Zaman Doldu, Vakit Tamam. Bizim artık  acil bir dönüşüme ihtiyacımız var . Ama sadece kentsel dönüşüme değil. Top yekün bir zihniyet dönüşümüne ihtiyacımız var. Afet bilincinin yükseldiği ve insanların yaşadığı zeminlerin, toprakların, yerlerin, evlerinin, yapıların sağlam olmasının önemli olduğu bilincini artıracak yaklaşımlar lazım.

    ​Artık yeter Suçlu olan cezasını çeksin. Artık bunun arkasında yatan sebepleri aramaya karar vermeliyiz. Deprem Ülkemizde doğal bir felaketten ziyade aslında sosyal bir travmadır. Bu sosyal travmaya karşı biz ne yapabiliriz. Herkesin hesap vermesi gereken bir zamanda ben ne yapabilirim. Bende kendi payıma düşen görevin bilincinde olmalıyım. İğneyi birilerine batırmak yerine, çuvaldızı kendimize batırmalıyız demeliyiz. Amacımız Üniversiteler, Kamu kurumları ve Sivil toplumun çok önemli saç ayakları olduğunu düşünüyoruz. ve Tabi ki devletinde en üstte…Akademisyenlere, belediyelere, Satso’ya, STK’lara, bir çağrıda bulunduk ve Bu konuyu sosyal boyuta da taşıdık. Bir Anket düzenledik ve bu anketi paylaştık, Sizlerin fikirlerini aldık, sizlerin fikirlerinin bizler için çok önemli olduğunun bilincindeyiz. Bir sonuç almak için gece gündüz çalışarak çaba sarf ediyoruz. Bu anketlerin sonuçlarını da sonuç bildirgesi olarak sizlerle paylaşacağız ve çıktılarını kamuoyuna duyuracağız.  Bu anketin sonuçlarına göre de Sakarya’mızın ihtiyaçlarını öğrenerek, çözüm önerileri üreteceğiz. Çalışma arkadaşları ve Komisyonlar oluşturacağız. İnşaat Mühendisleri Odasını Eğitim Platformunda İMO-SEM adı altında eğitimler ve katılım belgeleri, Sakarya Üniversitesi bünyesindeki konularında uzman hocalarımızla paket program eğitimleri, güncel teknolojiler zemin iyileştirme yöntemleri ve teknik malzemeler konularında sürekli eğitimler vererek uzmanlarımızın bilgilerini tazeleyeceğiz. Kamu ve Toplum yararına güzel etkinlikler yapacağız.​

    “Sorun yapılabilirlikte değildir. Sorun, bilinç düzeyi, deneyim, etik ve ahlaki kurallar kapsamında toplumsal bir sorundur. Bu açıdan ülkemiz, şehirlerimizin ve yerleşim alanlarımızın koşulları dikkate alınarak Şehir Planlama faaliyetleri gözden geçirilmelidir.Kendimizi hiç aldatmayalım. Bundan sonraki kuvvetli yer hareketine yol açan deprem ülkemizde ve şehrimizde nerede vuku bulursa bulsun aynı manzaralar tekrarlanacaktır. Sıvılaşan zeminlerimiz konunun uzmanı geoteknik mühendisleri tarafından, belirlenen uygun zemin iyileştirme yöntemleri ile iyileştirilmelidir.

    Bu sizlerin, gençlerin, İnşaat Mühendislerinin bu ülkeye, bu topluma olan sorumluluğunuzun da bir gereğidir. Bilginizi, görgünüzü, tecrübelerinizi paylaşacağınız en önemli mecralardan biri hiç kuşkusuz Odamız, İnşaat Mühendisleri Odası`dır. Hep birlikte buradayız, bundan sonra da bir arada olacağız.”

    BASIN AÇIKLAMASI

    TMMOB- İnşaat Mühendisleri Odası Sakarya Şube Yönetim Kurulu
    Başkanı Semih UÇAR ve Yönetim Kurulu " Sakarya Üniversitesi İnşaat
    Mühendisliği Bölümü 2024-2025 Eğitim Öğretim Yılı AÇILIŞ DERSİ' ne
    katılım " konulu bir basın açıklaması yaptı.

    Sakarya Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü 2024-2025 Eğitim Öğretim Yılı
    02.Ekim 2024 tarihinde saat 14.00'de Sakarya Üniversitesi Turgut Özal Kongre Merkezi,
    Prof.Dr. Fuat SEZGİN Konferans Salonunda gerçekleştirilen açılış dersi ile başladı.
    Açılış dersine Genç-İmo Sakarya Şube yönetimimiz ve sınıf temsilcisi öğrencimiz
    Kadir EMİR, İnşaat Mühendisliği Bölüm Hocalarımız, İnşaat Mühendisleri Odası Sakarya
    Şube Başkanı Semih Uçar ve yönetimi de katıldı.
    Açılış dersine
    – Prof.Dr. Hamza AL ( Sakarya Üniversitesi Rektörü)
    – Prof.Dr. Tuncer B. EDİL ( UNIVERSITY OF WISKONSIN – MADİSON ),
    – Prof.Dr. A.Murat DEMİRCİOĞLU (YILDIZ TEK.ÜNİ.IKT.FAK.ESKİ DEKANI )
    – Prof.Dr. Aşkın ÖZOCAK ( SAÜ İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı ),
    – Prof.Dr. Sedat SERT ( SAÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü Geoteknik Anabilim Dalı )
    – Prof.Dr. Ertan BOL ( SAÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü Geoteknik Anabilim Dalı )
    – Dr. Emre AKMAZ ( SAÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü Geoteknik Anabilim Dalı )
    – İnş.Yük.Müh Semih UÇAR ( İnşaat Mühendisleri Odası Sakarya Şube Başkanı )
    – Öğrenci Kadir EMİR ( Genç-İMO Sakarya Şube Sınıf Temsilcisi )
    ve yeni öğrenciler katıldılar.
    İlk dersin içeriği Meslek Etiği ve Ahlakı, Yetkin Mühendislik ve Uzmanlık Alanları,
    Türkiye ve Dünyadaki Önemli Mühendislik Yapıları, İş Hukuku, İş Güvenliği Uzmanlığı,
    Çevre Uygulamaları, Deprem, Zemin Problemleri ve İyileştirme Yöntemleri, Sıvılaşma, Şev
    Duraylılığı oldu.
    Amerika'daki, Avrupa'daki, İsviçre'deki, Almanya'daki, meslek alanımızdaki
    uygulamalar ve yenilikler ile ilgili gençlerimize sayısız örnekler ve uygulamalar aktarılarak,
    ufukları açılarak, gelecekteki planlarını bugünden doğru bir şekilde yapmaları hedeflendi.
    Açılış dersine bir çok öğrenci katılar fayda sağladılar. Katılımcılara bu önemli sunumları,
    tecrübe paylaşımları için teşekkür ederiz.

    Gençlere yaşamları boyunca çalışkan olmaları, mütevazi olmaları, beyin göçü yapmak
    yerine kendi ülkelerinde hizmet etmeleri, saygı ve sevgiye dikkat etmeleri, dürüst olmaları,
    nezaket kurallarına dikkat etmeleri, kamu kaynaklarını verimli ve doğru kullanmaları, sağlıklı
    beslenmeleri, yediklerine içtiklerine dikkat etmeleri, sigara içmemeleri, yardım etmeyi
    benimsemeleri, bencil olmamaları , aile bağlarına dikkat etmeleri gibi meslek etiği ve ahlaki
    konularında açılış dersinin katılımcıları tarafından bilgi, deneyim ve tecrübe aktarımları
    yapıldı.
    Dersin sonunda soru cevap şeklinde bir oturum gerçekleştirildi ve tüm öğrenciler
    akıllarına takılan sorularını katılımcılara sorarak cevaplarını aldılar.
    Etkinliğin sonunda değerli katılımcıları onurlandırmak adına, Sakarya Üniversitesi
    İnşaat Mühendisliği, Geoteknik Anabilimdalı Labaratuvarı önünde katılımcılar adına hatıra
    alanında ağaç dikim etkinliği gerçekleştirildi ve akabinde Geoteknik Labaratuvar binası ve
    yapılan hizmetler katılımcılara ve öğrencilerimize anlatılarak etkinlik sonlandırıldı.
    İMO SAKARYA ŞUBESİNDEN GENÇ-İMO ÖĞRENCİLERİNE PAYLAŞIM
    İnşaat Mühendisleri Odası Sakarya Şube Başkanı Semih UÇAR, Sakarya Üniversitesi
    İnşaat Mühendisliği Bölümü 2024-2025 Eğitim Öğretim Yılı 02.Ekim 2024 tarihinde saat
    14.00'de Sakarya Üniversitesi Turgut Özal Kongre Merkezi, Prof.Dr. Fuat SEZGİN
    Konferans Salonunda gerçekleştirilen açılış dersi sonrası öğrencilerin bilinç düzeyini ve
    farkındalığını artırmak adına bir paylaşım yaptı.
    Zaman Doldu, Vakit Tamam. Bizim artık acil bir dönüşüme ihtiyacımız var .
    Ama sadece kentsel dönüşüme değil. Top yekün bir zihniyet dönüşümüne ihtiyacımız
    var. Afet bilincinin yükseldiği ve insanların yaşadığı zeminlerin, toprakların, yerlerin,
    evlerinin, yapıların sağlam olmasının önemli olduğu bilincini artıracak yaklaşımlar
    lazım.
    Artık yeter Suçlu olan cezasını çeksin. Artık bunun arkasında yatan sebepleri
    aramaya karar vermeliyiz. Deprem Ülkemizde doğal bir felaketten ziyade aslında sosyal
    bir travmadır. Bu sosyal travmaya karşı biz ne yapabiliriz. Herkesin hesap vermesi
    gereken bir zamanda ben ne yapabilirim. Bende kendi payıma düşen görevin bilincinde
    olmalıyım. İğneyi birilerine batırmak yerine, çuvaldızı kendimize batırmalıyız
    demeliyiz. Amacımız Üniversiteler, Kamu kurumları ve Sivil toplumun çok önemli saç
    ayakları olduğunu düşünüyoruz. ve Tabi ki devletinde en üstte…Akademisyenlere,
    belediyelere, Satso'ya, STK'lara, bir çağrıda bulunduk ve Bu konuyu sosyal boyuta da
    taşıdık. Bir Anket düzenledik ve bu anketi paylaştık, Sizlerin fikirlerini aldık, sizlerin
    fikirlerinin bizler için çok önemli olduğunun bilincindeyiz. Bir sonuç almak için gece
    gündüz çalışarak çaba sarf ediyoruz. Bu anketlerin sonuçlarını da sonuç bildirgesi
    olarak sizlerle paylaşacağız ve çıktılarını kamuoyuna duyuracağız. Bu anketin
    sonuçlarına göre de Sakarya’mızın ihtiyaçlarını öğrenerek, çözüm önerileri üreteceğiz.
    Çalışma arkadaşları ve Komisyonlar oluşturacağız. İnşaat Mühendisleri Odasını Eğitim
    Platformunda İMO-SEM adı altında eğitimler ve katılım belgeleri, Sakarya Üniversitesi
    bünyesindeki konularında uzman hocalarımızla paket program eğitimleri, güncel
    teknolojiler zemin iyileştirme yöntemleri ve teknik malzemeler konularında sürekli
    eğitimler vererek uzmanlarımızın bilgilerini tazeleyeceğiz. Kamu ve Toplum yararına
    güzel etkinlikler yapacağız.

    “Sorun yapılabilirlikte değildir. Sorun, bilinç düzeyi, deneyim, etik ve ahlaki
    kurallar kapsamında toplumsal bir sorundur. Bu açıdan ülkemiz, şehirlerimizin ve yerleşim
    alanlarımızın koşulları dikkate alınarak Şehir Planlama faaliyetleri gözden geçirilmelidir.
    Kendimizi hiç aldatmayalım. Bundan sonraki kuvvetli yer hareketine yol açan deprem
    ülkemizde ve şehrimizde nerede vuku bulursa bulsun aynı manzaralar tekrarlanacaktır.
    Sıvılaşan zeminlerimiz konunun uzmanı geoteknik mühendisleri tarafından, belirlenen
    uygun zemin iyileştirme yöntemleri ile iyileştirilmelidir.
    Bu sizlerin, gençlerin, İnşaat Mühendislerinin bu ülkeye, bu topluma olan
    sorumluluğunuzun da bir gereğidir. Bilginizi, görgünüzü, tecrübelerinizi paylaşacağınız en
    önemli mecralardan biri hiç kuşkusuz Odamız, İnşaat Mühendisleri Odası`dır. Hep birlikte
    buradayız, bundan sonra da bir arada olacağız.”
    ‘Sakarya Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü 2024-2025 Eğitim Öğretim
    Yılı AÇILIŞ DERSİ’ konulu etkinliğin gençlerimize, öğrencilerimize, Şehrimize ve
    Ülkemize hayırlı olmasını ümit eder, gelecek nesillere sağlam, depreme dirençli,
    sürdürülebilir yapılar üretmek için yol gösterici ve örnek bir ders olmasını dilerim…

    TMMOB- İnşaat Mühendisleri Odası Sakarya Şube Başkanı

    İnş. Yük. Müh. Semih UÇAR

  • Sabancı Vakfı, başarılı üniversite öğrencilerine 50 yılda 54 binden fazla  burs desteği sağladı

    Sabancı Vakfı, başarılı üniversite öğrencilerine 50 yılda 54 binden fazla burs desteği sağladı

    Sabancı Vakfı, 2024-2025 eğitim-öğretim yılında da üniversite öğrencilerini karşılıksız burslarla desteklemeyi sürdürüyor. 50 yılda 54 binden fazla burs desteğinde bulunan Vakıf, yeni eğitim yılında burs tutarını aylık 7 bin TL olarak açıkladı.

    Sabancı Vakfı, 50. yılında da başarılı ve maddi desteğe ihtiyaç duyan üniversite öğrencilerini, üniversiteye girişten mezuniyete kadar karşılıksız bursla desteklemeye devam ediyor. Her yıl 1.500 öğrenciye burs sağlayan Sabancı Vakfı, bu yıl üniversite öğrencilerine aylık 7 bin TL olmak üzere 10 ay süreyle burs verecek.

    Sabancı Vakfı burs programında geri ödeme yükümlülüğü bulunmazken; mezun bursiyerler isteklerine göre burs almaya devam eden öğrencilere deneyim ve bilgi aktarımı için mentorluk yapabiliyor.

    Sabancı Vakfı’nın, üniversitelere yeni yerleşen öğrencilere yönelik farklı burs programları bulunuyor:

    • Üniversiteye Giriş Bursu: Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nda (YKS) Sabancı Vakfı tarafından belirlenen taban puanları sağlayarak burs kontenjanı tahsis edilen üniversitelere yerleştirilen öğrencilere veriliyor.

    • Kalkınmada Öncelikli İller Bursu: Sabancı Vakfı tarafından belirlenen 15 ilden birinde ortaöğrenimini tamamlayan, YKS’de yerleştirme puanı ile sıralamanın en üstünde yer alarak il birincisi olup yurt içindeki devlet üniversitelerine ya da burslu olarak Vakıf üniversitelerine yerleştirilen öğrencilere veriliyor.

    • Engelli Öğrenciler Bursu: YKS’de yerleştirme puanı ile sıralamanın en üstünde yer alarak yurt içindeki devlet üniversitelerine ya da burslu olarak Vakıf üniversitelerine yerleştirilen görme, işitme ve ortopedik engelli 5’er öğrenciye veriliyor.

    Sabancı Vakfı’nın 2024-2025 eğitim yılı için burs kontenjanı tahsis ettiği üniversiteler arasında; Ankara, Boğaziçi, Çukurova, Dokuz Eylül, Ege, Gazi, Hacettepe, İstanbul Teknik, İstanbul, İstanbul-Cerrahpaşa, Marmara, Orta Doğu Teknik ve Yıldız Teknik Üniversitesi yer alıyor.

    Üniversiteye yeni kayıt yaptıran ve Sabancı Vakfı’nın burs programına başvurmak isteyen öğrenciler, üniversitelerin burslarla ilgilenen ofislerini ve Sabancı Vakfı’nın resmî internet sitesi sabancivakfi.org adresini takip edebilir, detaylı bilgi için burs@sabancivakfi.org adresine e-posta gönderebilirler.

    Sabancı Vakfı 50 Yıldır Eğitim Alanında Binlerce Kişinin Hayatına Dokundu 

    Yarım asırlık tarihinde 54 binden fazla burs desteği sağlayan Sabancı Vakfı, 120’den fazla kalıcı eserin 79’unu eğitim alanında hayata geçirdi ve bu eğitim kurumları aracılığıyla bugüne kadar 400 bine yakın öğrenciye ulaştı.

    Sabancı Vakfı Hibe Programı ile eğitim alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarını 18 yıldır kesintisiz olarak destekleyen Vakıf, 300 binden fazla kişinin hayatına doğrudan, 4,6 milyon kişinin hayatına ise dolaylı olarak katkıda bulundu.

    Desteklediği çeşitli projelerle binlerce öğretmen ve milyonlarca öğrenciye ulaşan Sabancı Vakfı, English Together (Birlikte İngilizce) projesiyle Türkiye’nin 81 ilinde 30 binden fazla öğretmenin yetiştirilmesine öncülük ederken; Mor Sertifika programıyla 5 bini aşkın öğretmen, 1 milyona yakın öğrenciye, Öğretmen Ağı projesiyle ise 50 bine yakın katılımcıya ulaştı.

  • Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Sakarya’da düzenlenen törenle Adapazarı Anadolu İmam Hatip Lisesinin açılışını gerçekleştirildi.

    Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Sakarya’da düzenlenen törenle Adapazarı Anadolu İmam Hatip Lisesinin açılışını gerçekleştirildi.

    Çeşitli açılış ve toplantılara katılmak üzere Sakarya’ya giden Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Adapazarı Anadolu İmam Hatip Lisesinin açılışına katıldı. Tekin, ellerinde Türk bayrakları bulunan öğrenciler tarafından karşılandı. Bakan Tekin, açılış öncesi çeşitli yarışmalarda dereceye giren öğrencilerin projelerini inceledi.

    TEKNOFEST yarışlarında dereceye giren öğrencilerin araçlarına imza atan Tekin, öğrencilerden oluşan mehteran takımını selamladı. Açılış programında Sakarya Güzel Sanatlar Lisesi öğrencileri ve öğretmenleri, müzik dinletisi sundu. Hafızlık proje okulu öğrencisi Raşit Çetin tarafından Kur’an-ı Kerim tilaveti yapıldı.

    Tekin, yaptığı konuşmada, Bakanlık olarak belirli periyotlar hâlinde istatistikler çıkardıklarını, son dönemde de özellikle kendi karnelerini ortaya çıkarmak için 2002 öncesi ve sonrası Türkiye’deki eğitim istatistiklerini ortaya koymaya çaba sarf ettiklerini söyledi.

    Özellikle son 20 yılda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hem ekonomik bütçe payı anlamında hem de zaman ve enerji anlamında ayırdığı en büyük payın hiç şüphesiz eğitim olduğunu belirten Tekin, sözlerine şöyle devam etti: Önemli miktarda kaynak aktarıldı. Yatırım bütçemiz, genel bütçeden Millî Eğitim Bakanlığına ayrılan pay, her geçen gün arttı. Şu anda Sakarya dâhil birçok ilde eğitim öğretimin fiziki altyapısı, 20 yıl öncesiyle kıyas kabul edilemeyecek noktaya geldi. Şu anda Türkiye’deki fiziki altyapı itibarıyla göstergelerimiz, uluslararası göstergelere denk. Ortalamaların daha altında olduğumuz fiziki altyapı olarak hiçbir değerimiz yok. Derslik başına düşen öğrenci sayısı, okul sayımız, öğretmen başına düşen öğrenci sayısı itibarıyla 2002 öncesiyle kıyas kabul edilemeyecek noktaya geldik. Bu vesileyle Sayın Cumhurbaşkanımıza, emeği geçen herkese şahsım ve millî eğitim camiası adına teşekkür ediyorum.

    Eğitimde yaşanan teknolojik gelişmeleri de ıskalamadıklarını, okulların tamamında internet erişim hizmeti sunduklarını vurgulayan Tekin, neredeyse dersliklerin tamamında etkileşimli tahtalarla eğitim öğretim sürecini zenginleştirdiklerini, etkileşimli tahtalar üzerinden, EBA’dan öğretmen ve öğrencilerin yoğun şekilde faydalandığını aktardı.

    “Eğitimde hem fiziki hem teknolojik altyapı konusunda iyi bir noktaya gelindi”

    Tekin, eğitimde hem fiziki hem teknolojik altyapı konusunda iyi bir noktaya gelindiğinin altını çizerek sözlerini şöyle sürdürdü: Bütün bunlar tamamlandıktan sonra yapılması gereken şey, eğitimin içeriğine biraz daha odaklanmaktı. Bu anlamda geçtiğimiz yıl haziran aylarında göreve başladıktan itibaren kendimize bir orta ve uzun vadeli, bir de kısa vadede yapılacaklarla ilgili yol haritası çizdik. Kısa vadede yapılacaklarla ilgili geçen yaz öğrenci arkadaşlarımız çok mutlu olmasa da öğretmenlerimizi ve velilerimizi mutlu edecek bir dizi adım attık. Kamuoyunda çok konuşulan hususlar vardı. Sınıf tekrarının tekrar gündeme gelmesi, devamsızlığın sınıf tekrarı için bir sebep sayılması, açık liselere geçişlerin engellenmesi, okullarımızda, dersliklerimizde cep telefonuyla derse katılmanın önüne geçilmesi, ortaokullarda Türkçede, liselerde ise Türk dili ve edebiyatından çocuklarımızın sınıf geçmesi için 70’in üstünde not alması, okuma kültürümüzün geliştirilmesi için, yani ana dil becerilerinin geliştirilmesi için sınavlarımızın, yazılı sınavlarımızın test olmasından vazgeçmesi. Türkçe ve Türk dil edebiyatı derslerinin sınavlarının 4 temel beceri üzerinden yani konuşma, yazma, okuma ve dinleme üzerinden yapılmaya başlanması…

    Bunlar bir kısım öğrenci arkadaşlarımızın, gençlerimizin, çocuklarımızın çok hoşuna gitmeyebilir ama şuna inanıyorum; kısa vadede attığımız adımlar, uzun vadede çocuklarımızın gerçekten iyi yetişmesi için, gençlerimizin dünyadaki örnekleriyle rekabet edebilmesi için atılan adımlardan biri. Türkçemiz, dilimiz. Bir çocuk dilimize vakıf değilse kendisini ana dilinde düzgün ifade edemiyorsa şöyle trajikomik bir durumla karşı karşıya kalabiliriz. Yani kendi ana dilini gündelik olarak 150-200 kelimeyle konuşan bir öğrenciden 500 kelimeyle yabancı dil konuşmasını bekleyeceğiz. Sizce tutarlı bir önerme mi bu? Dolayısıyla biz dedik ki matematikten tutun yabancı dile kadar her alanda çocuklarımızın başarılı olması için ana dil becerilerinin sağlıklı şekilde gelişmesi lazım diye geçtiğimiz yıl kısa vadede alınması gereken bir dizi tedbir aldık.

    Orta ve uzun vadede dünya standartlarında hem felsefesi hem de uygulanması itibarıyla dünyadaki örnekleriyle uyumlu bir müfredat yapma kararı aldıklarını anlatan Tekin, müfredatta Cumhuriyet Dönemi’nin en büyük devrimlerinden birini yaptıklarını, müfredatı uluslararası arenada çocukların yarışabileceği yöntem ve içeriğe sahip bir hale getirdiklerini ve iyi insan yetiştirmeye odaklı bir Türkiye’nin maarif modelini bu yıl eğitim öğretim süreciyle başlattıklarını anlattı.

    Tekin, bu yıl üç konuyu ağırlıklı olarak masaya yatırdıklarını ve yıl içerisindeki etkinliklerin bunun üzerine odaklanacağı bilgisini paylaşarak “Bunlardan biri, Türkiye’mizin maarif modelinin uygulanmasıyla ilgili süreçte yapılması gerekenleri yapacağız. İkincisi, 10 Ağustos 2024 tarihinde ilk defa mesleki ve teknik eğitimde bir politika belgesi yayınladık. Birçok kişi duymamış olabilir ama burası Sakarya, sanayinin ve ekonominin hızla geliştiği bir ilimiz. Dolayısıyla burada mesleki ve teknik eğitim konusunda atacağımız adımların ciddi karşılığı olacağını tahmin ediyorum.

    Bu yıl gündemimizdeki üçüncü anatomi de dünyanın her tarafında eğitim sektör olarak belli paydaşların desteğiyle yürüyor. Mesleki teknik eğitimle ilgili sektör, iş dünyası, meslek örgütleri, bizim paydaşımız. Hayırseverlerimiz de bizim için önemli paydaşlar.” ifadelerini kullandı.

    Akla gelebilecek toplumsal rollerin öğretmene yüklendiğine değinen Tekin, “Ondan sonra da öğretmene diyoruz ki ‘Sen yapamadın bu işi.’ Öğretmenimiz öğretmenliğini yapsın. Biz de ebeveynliğimizi yapalım. Çocuklarımızla nitelikli vakit geçirelim. Çocuklarımızın eğitim öğretim süreçlerine yapıcı desteklerimizle öğretmenimizin işini kolaylaştıralım ki eğitim öğretim sürecimiz, sistemimiz başarılı olsun. Bu yıl üçüncü ana konumuz da velilerimizin eğitim öğretim süreçlerinde bir anne, bir baba olarak, bir ebeveyn olarak biraz daha fazla katkı sunmalarını, öğretmenlerimize bu anlamda işlerini öğretmek değil, işlerinde yardımcı olmayı seçmeleri bu yılki önemli başlıklarımızdan biri.” diye konuştu.

    Tekin, Bakanlık bünyesinde bir portal, bir platform oluşturduklarını, bu platformun içinde bazı mini diziler, uluslararası araştırmalar, uluslararası raporlar, velilerin eğitim öğretim süreçlerindeki rolüne ilişkin açıklayıcı metinlere yer verileceğini anlatarak çocukların eğitiminden sadece öğretmenlerin değil, ailelerin de mesul olduğunu, yüzde 50’nin üstünde başarı isteniyorsa herkesin sorumluluklarına sahip çıkması gerektiğini kaydetti.

    “İmam hatip okullarımızın programlarını da öğrencilerimizin istek ve beklentileri doğrultusunda revize ediyoruz”

    İmam hatip okullarının, özellikle 28 Şubat’la neredeyse kapanma noktasına geldiğini, katsayı uygulamasıyla imam hatip okulları ve meslek liselerinin toplumsal itibarının ciddi şekilde sarsıldığını dile getiren Tekin, konuşmasına şöyle devam etti: Bu anlamda hizmetlerimiz döneminde çok ciddi adımlar atıldı. Şu anda imam hatip okullarımız Türkiye’nin her tarafında, bunun da altını çizerek söylüyorum, toplumsal talebe istinaden kurulmuş, açılmış durumda. Şu rakamın altını özellikle çiziyorum. Burada 28 Şubat zulmünün engelleri gündeme geldiğinde oran olarak ne kadarsa şu anda da aynı orandadır. Yani Türkiye uygun bir noktada. Öyle sunuyorlar ki ‘Türkiye’nin her tarafında imam hatip okulları var.’ Hayır toplumsal talep neyse onu karşılayacak şekilde imam hatip okulu açtık. Talep olduğu sürece de açmaya da devam edeceğiz. Özellikle 2014 yılında proje okulu tanımlamasından sonra çok farklı projeler uygulayan imam hatip okullarımız var. Fen bilimleri, sosyal bilimler, fen ve teknoloji programı uygulayan, hafızlık projesi, İspanyolca programı uygulayan imam hatiplerimiz var. Dini musiki alanında, güzel sanatlar alanında, spor alanında proje uygulayan imam hatip okulumuz var. İmam hatip okullarımızın programlarını da öğrencilerimizin istek ve beklentileri doğrultusunda revize ediyoruz.

    Tekin ve protokol üyeleri, duaların ardından okulun açılış kurdelesini kesti.

  • Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Sakarya’da öğretmenlerle bir araya geldi.

    Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Sakarya’da öğretmenlerle bir araya geldi.

    BAKAN TEKİN, SAKARYA’DA ÖĞRETMENLERLE BULUŞTU

    Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Sakarya’da Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli eğitici öğretmenleri, TEKNOFEST ile TÜBİTAK proje koordinatörü öğretmenlerle bir araya geldi.

    Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Sakarya’daki temasları kapsamında TEKNOFEST ve TÜBİTAK proje koordinatörü öğretmenler ve Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli eğitici öğretmenleriyle bir araya gelerek görüş ve önerilerini dinledi.

    Buluşmaya katılan öğretmenler tek tek söz alarak eğitim alanındaki görüş, öneri ve beklentilerini aktararak kendilerine bu imkânı tanıdıkları için Bakan Tekin’e teşekkür ettiler.

    Öğretmenlerin sorularını yanıtlayan Bakan Tekin, bu buluşmaların önemine vurgu yaparak, “Kendimi en rahat hissettiğim yer, sizlerle buluşmalarımız… Gerek bu tür buluşmalar olsun gerekse okul ziyaretlerindeki öğretmenler odası buluşmalarımız olsun binlerce öğretmenimizle bir araya geldik. Bakanlık olarak hayata geçirdiğimiz politikaların karşılık bulabilmesi için öğretmenler başta olmak üzere diğer eğitim paydaşlarıyla her zaman istişare etmeyi, onların önerileri doğrultusunda projelerimizi hayata geçirmeyi ve bu kültürle hareket etmeyi çok önemsiyoruz.” dedi.

    Öğretmenler de fikirlerinin alındığı, görüş ve önerilerine değer verildiği bu tür toplantıların düzenlenmesinden dolayı Bakan Tekin’e teşekkürlerini sundu.

  • Ferizli’de 2024-2025 Eğitim Öğretim Yılı Coşkuyla Başladı

    Ferizli’de 2024-2025 Eğitim Öğretim Yılı Coşkuyla Başladı

    Ferizli’de 2024-2025 eğitim öğretim yılı, tüm yurtta olduğu gibi bugün heyecan dolu bir başlangıç yaptı. Yeni eğitim yılının ilk gününde, Ferizli Belediye Başkanı Mehmet Ata ve İlçe Milli Eğitim Müdürü Soner Yılmaz, Şehit Hacı Uzun İlkokulu’ndaki açılış törenine katılarak öğrencilerin ve velilerin heyecanına ortak oldu.

    Sabahın erken saatlerinde okul bahçesinde toplanan öğrenciler, veliler ve öğretmenler, yeni eğitim yılının başlamasının coşkusunu yaşadı. Tören, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Ardından Ferizli Belediye Başkanı Mehmet Ata, İlçe Milli Eğitim Müdürü Soner Yılmaz ve Ferizli Şehit Hacı Uzun İlkokulu Müdürü Şahin Türk sırayla konuşmalar yaparak yeni eğitim öğretim yılına ilişkin düşüncelerini ve temennilerini paylaştılar.

    Başkan Ata konuşmasında, eğitimin bir toplumun geleceğine yapılan en büyük yatırım olduğunu vurgulayarak, “Belediye olarak geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın eğitimi için her türlü desteği vermeye hazırız. Çocuklarımızın en iyi şartlarda eğitim alabilmeleri için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz,” dedi.

    İlçe Milli Eğitim Müdürü Yılmaz ise eğitimde başarıyı artırmak için kurumlar arası iş birliğinin önemine değindi. “Bu yıl da eğitimde kaliteyi artırmak için var gücümüzle çalışacağız. Öğrencilerimizin potansiyellerini en üst düzeyde kullanabilmeleri için gerekli tüm imkanları sağlamaya devam edeceğiz,” ifadelerini kullandı.

    Okul Müdürü Türk, öğrencilere hitaben yaptığı konuşmada, okulların sadece bilgi değil, aynı zamanda değerler kazandıran kurumlar olduğunu belirterek, “Bugün attığınız her adım, yarının teminatıdır,” dedi.

    Konuşmaların ardından öğrenciler, öğretmenleri eşliğinde sınıflarına geçerek ilk derslerine başladı. Yeni arkadaşlıklar kuran ve öğretmenleriyle tanışmanın mutluluğunu yaşayan öğrenciler, yeni eğitim yılına umutla başladı. Veliler ise okul bahçesinde bir süre daha kalarak, çocuklarının heyecanını uzaktan paylaştı.

    Tören sonrası Başkan Ata ve Müdür Yılmaz, ilçedeki diğer okulları da ziyaret ederek incelemelerde bulundu. Okul yöneticileri ve öğretmenlerle bir araya gelen yetkililer, eğitim kurumlarının ihtiyaçları hakkında bilgi aldı ve yeni dönem için başarı dileklerini iletti.

    Ferizli’de, 2024-2025 eğitim öğretim yılının ilk ders zilinin çalmasıyla birlikte 298 öğretmen ve 4482 öğrenci ders başı yaptı.