Pamukova Ziraaat Odası Başkanı Yaşar Ulukaya ile tarım üzerine bir sohbet gerçekleştirdik

ana manset - 3 Ağustos 2023 21:16 A A

Pamukova Ziraaat Odası Başkanı Yaşar Ulukaya ile tarım üzerine bir sohbet gerçekleştirdik. Biz sorduk Yaşar Bey cevapladı. Ve sizin için tarımda merak ettiklerimizi derleyip okumanız adına sunduk.

Hazırsanız başlayalım. İlk olarak Ziraat odaları ne iş yapar?

Ziraat odaları gerçekten çok büyük bir iş yapıyor. Çiftçiyi temsil eden Türkiye de bir tek kurum var o da Türkiye Ziraat Odaları. Onun haricinde temsil eden bir kurum yok. Her ziraat odası kendi bulunduğu yerin sorunuyla uğraşıyor. Fikir alışverişi yapıyoruz. Amacımız tarım…

Sizin için tarım nedir?

Tarım insanlığın var olması için gerekli olan, gıda ihtiyacını karşılayan kısacası insanlığın olmazsa olmazlarından biridir. Bir zamanlar Türkiye’nin %60’ı tarımla uğraşıyordu, şimdi bu uğraş %40’lara düştü. Bizim tarıma bundan sonra daha çok sahip çıkmamız gerekir. İnsan nüfusu gün geçtikçe artmakta. Bundan dolayı da tarım olmalı ki insanın ihtiyaçları karşılansın.

Biliyoruz ki her alanda bir sıkıntı mevcuttur, buna ek olarak tarımda ki sıkıntılar ne olabilir?

Şu anda ki en büyük sıkıntımız gençlerimizi tarımda tutamamak, yani gençlerimizi tarımda tutamıyoruz. Çiftçiliğin yaş ortalaması 50-55. Şu an gençler asgari ücretle herhangi bir kamuda ya da özel sektörde çalışmakta ama çiftçilik yapmamakta. Çünkü tarımın bir getirisi kalmadı. Girdi maliyetleri çok yükseldi buna örnek özellikle gübre, mazot ve kimyasal ilaçlar. Bize bunlardan verilen destekler var ama biz bu şekilde destek istemiyoruz. Mazotta bilhassa, biliyorsunuz ÖTV denilen  Özel Tüketim Vergisi  geçtiğimiz günlerde yükseltildi. Çiftçinin traktöründe kullandığı mazotun ötv ile ne alakası var. Mesela KDV ve ÖTV’nin kaldırılması mazotta hiç değilse ÇKS’de kayıtlı kişinin mal varlığına göre ona bir mazot tanımlansın yıllık ne kadar tüketimi olur diyerekten. Gübreye biraz daha destek verilmesi, ücret olarak istemiyoruz biz bunu fiyatı düşürülsün. Aynı şekilde kimyasal ilaçlarda öyle. Mesela dün akşam ben üzümümü ilaçladım, 3600 tl para ödedim. Kendi emeğim ve traktörümde kullandığım mazot hariç. Bu girdi maliyetlerinin biraz daha aşağıya çekilmesi gerekir. Üzüm toptan 20 tl, bizim için çok para değil. Anca maliyetleri kullanırız bununla. Ha bundan tüketici de çok mağdur, tüketici 50 tl’ye yiyor bu üzümü. Siyasilerin buna bir el atıp aradaki farkı yani tüketiciyle üreticiyi bir noktada buluşturmak. Bilhassa Pamukova bölgesinde havza bazlı bazı desteklerden bizim üreticimiz yararlanamıyor. Fındıkta dönüm aralığında bir destek var, bizde sadece gübre mazot desteği var. Biz bu desteklerin içine üzüm ve ayva desteği de almak istiyoruz. Bu durum üreticimize büyük bir destek olacaktır. Bir diğer sıkıntı da tarımda sulama. Üreticilerimizden sulamadan kaynaklı çok büyük şikayetler alıyoruz. Şu anda sulamada kullanılan elektrik maliyetleri çok yüksek. Bunlar yüksek olduğu için maalesef sulama birlikleri de bunu üreticiye yansıtıyor. Bunun biraz daha aşağıya çekilmesi gerekiyor maliyet açısından. Birde sulamada ova kısmında kullandığımız beton kanallarımız var. Bunlar hemen hemen 45-50 yıldır özelliğini kaybetmiş durumda, kışın dondan yazın sıcaktan dolayı. Şu anda topraktan akıyor suyumuz diyebiliriz. Burada da suyumuz tarlaya varmadan toprağın emmesi vasıtasıyla azalıyor. Çoğu çiftçimizde şu anda mağdur, kanallarda sularımız yetmiyor. Bunun tekrar bir tazelenmesi gerekiyor. Ahiler barajı diye bir barajımız var. Bu barajın 2016 yılında tüm etüt çalışmaları bittiği halde maalesef tam ihale aşamasına geldikten sonra bu iptal edildi. Bu barajın tekrar faaliyete geçirilmesi, bir an evvel ihalesinin yapılması iyi olur. Bu baraj faaliyete geçerse 80 bin dönüm arazimiz kapalı sistem pompaj sulama şeklinde cazibe sulama şeklinde üreticimize fayda verecek. Bu hem elektrik tüketiminden hem de çiftçinin kullandığı mazottan büyük bir tasarruf sağlanmasına yardımcı olacak. Hatta Akçay barajında olduğu gibi, buraya bir arıtma tesisi kurulup buranın suyu konutlarda içme suyu olarak da kullanılabilir. Tekrar bir gündeme getirilmesi tarafındayız.

Barajlar bizlere yetersiz mi geliyor?

Yayla köylerimizde yeterli suyumuz var. Onlar kışın dere sularından gölet sularından biriktirme su şeklinde kullanıyorlar. Bizim sıkıntımız dediğimiz gibi ova kısmında. Pamukova, Geyve ovasında büyük bir su sıkıntısı var. Sakarya’dan gelen su maalesef ovanın her tarafından geçmiyor, belirli aralıklarda geçiyor. Bunu da artijen dediğimiz kuyulardan üreticimiz sağlıyor. Bu kuyuların maliyeti çok yüksek.

Siyasiler tüketiciyle üreticiyi nasıl ortada buluşturabilir, bir fikriniz var mıdır?

Buluşturulabilir, hal yasasında yeni bir düzenleme yapılabilir. Mesela şu an bir hal yasası var, hale girdi çıktı yapmadan pazarcı gelip bizden mal alamıyor, tezgahına koyamıyor. Dediğimiz gibi alsa da illa ki hale girdi çıktı yapması lazım. Bu durumda da hal olsun, belediye olsun belirli bir ücretleri ödeyecek, ondan sonra tezgahına çıkaracak. Pazarcı da şu anda ben bu kadar zahmete katlandıktan sonra niye üreticiden alayım diyerek gidip halden alıyor. Şu anda ki halde kapzımallar tüccar oldu. Maalesef bunlar kapzımallık yapmıyorlar, tüccarlık yapıyorlar. Bizden malı alıyorlar, kendileri orada işlemesini yapıyorlar, yani dediğimiz gibi maalesef tüccar oldular. Buna bir önlem alınması şart.

Çiftçi- Köylü istediğini elde edebiliyor mu?

Mesela enginar hasatımız vardı bitti, enginar verim olarak da tonaj olarak da iyiydi. Üreticimizin yüzü güldü hatta bundan birazda para kazanabildi. Arkasından yayla köylerimizden çilek çıktı. Çilek ilk başladığında çok güzeldi maalesef aşırı yağmurlardan dolayı çürüme yaptı, çürüme yapınca fiyatlarda düştü. Çiftçi bundan para kazanamadı. Ama bunun pazarla bir alakası yok. İklim sonuçta bu.  Şu süreçte üzüm başlamış durumda, fiyatlarımız güzel.  Ama bu sene rekolte yok. Kışın baharda yaşanan doğal afetlerden, donmadan dolayı. Onun haricinde yağmurlardan dolayı bir hastalık geldi. O da etkiledi tabi üzümü. 1 ton aldığımız bağdan 200-250 kilo anca verim bekliyoruz. 20 tl aşağı düştüğü zaman çiftçimiz yaptığı masrafı kurtarabilir mi kurtaramaz mı bilemiyoruz.

Çifti kendini duyurması gerekir mi?

Çiftçi halinden memnun bence, yani bu durumlardan eylem yapalım dense çiftçimiz buna yanaşmaz.

Kırsalda yaşayanlar, neden kente göç etmeye başladı. Bunda tarımın bir etkisi mi var yoksa kendi istekleri-düşünceleri mi?

Dediğimiz gibi tarımın şu anda bir getirisi kalmadı. Bizim bir atadan gelen atasözümüz var “seneye”. Hep seneye, bir şey yapacaksın gelecek seneye… maliyetlerin yüksekliğinden dolayı da kırsalda yaşayanlar şehre göç etmeye başladı. Sözlerimin başında da bahsettim ya, gençleri tarımda, köyde tutamıyoruz. Hatta şu anda arazilerimizin büyük bir çoğunluğu yabancılara satıldı, büyükşehirde oturanlara satıldı. Onlarda araziyi alıyorlar, bakımı olmadığı içinde hepsi şu anda orman gibi. Kişi düğün yapacak arazi satıyor, bankadan kredi çekmiş ödeyecek arazi satıyor. Bu sonuç nereye varır bilmem ama korkarım ki şundan 8-10 yıl sonra maalesef kendi arazimizde yövmiye ile çalışan işçi olacağız.

Görünene göre çiftçi ürettiğini zor satıyor, aksine bizde ürünleri dışarıdan alıyoruz. Bunun sonucunda tarım bir nevi bitecek diyebiliriz o zaman.

Şimdi bir örnek vereyim. Dün internet sayfalarında okuduğumuza göre zeytinyağı ihracatı  3 ay süreliğine yasaklandı. Bu bir önlem değil, bu şekilde önlem alınmaz. Sen şimdi tüketiciyi rahatlatayım diyerekten ihracatı yasakladın, piyasa biraz bollansın diyerekten ama tüketici mağdur oluyor. Yani denen şey bu çare değil. İhracatı kısmak çare değil.

Önceki bir sorumuzda cevap olarak tarıma ihtiyaç demiştik, arazi alım satımları vb. Tarım alanlarının azalmasının sebebini de ihtiyaca bağlayabilir miyiz?

Aslında asıl önem maddiyat. Şimdi eskiden bir satılık arazi çıktığı zaman sınır komşusu kim varsa onlar aralarında anlaşırlardı. Mesela diyelim dönümü 100 bin lira olacak bir yere büyük şehirde oturan kişi 500 bin lira veriyor. Bunu çiftçi alamıyor maalesef. Bu konuda maalesef emlakçıların da etkisi var. Dışarıda ki insana getirisi şu kadar deyip onları yanlış yönlendirebiliyor. Alan kişi de iki sene sonra maalesef bırakabiliyor kendi haline, eğer içinde de bağ meyve varsa da ölüyor zaten. Satılan yeri çiftçi dediğimiz gibi fiyatların yüksekliğinden alamıyor. Ama yabancı şehirde ki hiç düşünmeden gelip alabiliyor.

Ülkemizdeki en verimli tarım alanı desek bu Sakarya çevresi mi olur yoksa başka bir yer de ekleyebilir miyiz?

Aslında en büyük alan Akdeniz-Çukurova’dır. Bizim bu Pamukova bölgemizde küçük bir Çukurova’dır. Nariciye ürünleri hariç her bir ürün bizim Pamukova’mız da yetişmektedir. Bizde verim bakımından çok güzel bir bölgede yaşıyoruz.

Peki bu cevabın ardından şunu sormak istiyorum. Pamukova istediği yere verimli bir şekilde ihracatını yapabiliyor mu?

Yapabiliyoruz. Biz burada çıkardığımız ürünleri çoğunlukla Karadeniz bölgesi, İstanbul ve Ankara, ege bölgesinin belirli bir kısmına gönderebiliyoruz. Hatta oradan tüccar kendisi gelip üreticilerden kendisi alabiliyor. Kısaca malımızı satmakta sıkıntı çekmiyoruz diyebilirim.

Tarımı iklim nasıl etkileyebilir, hatta tarımı yok edebilir mi?

İklim değişikliği maalesef son yıllarda baya değişti. Hiç görmediğimiz şeylere tanık oluyoruz. Bağlarda hiç görülmeyen hastalıklar meydana gelmeye başladı. Bu sene yağmurdan gelen bir hastalık direk üzümü etkiledi. Tarımda gece-gündüz sıcaklığı belirli bir seviyede olmalı. Maalesef bundan bir ay öncesine kadar geceleri çok soğuk yaşadık, gündüzleri sıcak yaşadık. Bunun sonucunda da gıdalar şoka uğradı, hastalıkların büyük çoğunluğu da bu iklim değişikliklerinden meydana geldi.

Soğuk hava depolarının önemini biliyoruz, neden bu kadar önemli olmasına rağmen yeteri kadar yapılmıyor?

3 sene de bir getirisi oluyor. Bunlarında maliyeti var tabi ki. Mesela elektrik tüketimi, kasa, paketleme malı korumak için bunlar da büyük bir külfet olduğundan dolayı kişi buna fazla rağbet göstermiyor. Gösteremiyor. Aslında bu soğuk hava depoları için devletimiz tarafından geri ödemeli destekler veriliyor. Ama üreticimiz ne hikmetse buna pek rağbet etmiyor, ödeyemem korkusu olabilir tabi ki. Genelde bu soğuk hava depoları belirli bir kesimin elinde oluyor.

Hilal YILDIZ

ana manset - 21:16 A A
BENZER HABERLER