“İktidar İsrail’e karşı laf değil, icraat üretmelidir”

“İktidar İsrail’e karşı laf değil, icraat üretmelidir”
Sakarya Filistin Gönüllüleri, Gazze’de yaşanan katliamlara karşı Ak Parti Adapazarı İlçe Başkanlığı önü, Demokrasi Meydanı’nda basın açıklaması yaptı.
Yüzlerce kişinin katıldığı basın açıklamasını grup adına Mücahid Gacal okudu. Gacal, İsrail’in Trump’tan aldığı cesaret ile Gazze’de soykırıma devam ettiğini ancak direnişin de azim ve kararlılıkla devam ettiğini belirtti.
Trump’ın ve İsrail’in ele ele vererek tehcir planı yaptığını kaydeden Gacal, Trump ve ABD ile sıcak ilişki kurmak için çabaladığını söylediği Ak Parti iktidarına da tepki gösterdi.
Gacal, “Türkiye’nin geleceği bağımsız politikalarla aydınlanacaktır. Trump ile sıcak ilişki kurmak için çabalayan iktidarın tavrı kabul edilemez. İsrail’e karşı laf üretmekten vazgeçilerek icraat üretilmelidir. Ticaret hileli yollarla devam etmektedir. İsrail’e hizmet eden üsler halen açıktır. İsrail’e mal ve silah götüren gemilere limanlarımızı bile kapatmıyoruz. Gazze halkı Ceyhan üzerinden İsrail’e aktarılan Azerbaycan petrolüne acilen ülkemiz yetkililerinin dur demesini beklemektedir. Bu petrolün akışı kesilmeli, vanaları kapatma yetkimiz kullanılmalıdır” ifadelerini kullandı.
Basın açıklamasında “Hamas’a Selam Direnişe Devam, Vanalar Kapansın, Gemiler Bağlansın, Kahrolsun İsrail, Kahrolsun Amerika, Hükümet Uyuma Filistin’e Sahip Çık, Söz Değil İcraat Filistin’e Sadakat” sloganları atıldı.
Basın açıklamasının tam metni şu şekilde:
ZAFER İNANANLARIN OLACAKTIR!
Gazze, Yemen ve Lübnan Allah yolunda canlarıyla ve mallarıyla bedel ödemeye devam ediyor.
Özellikle de Gazze halkı bir yandan katliama maruz kalırken, diğer yandan açlık, susuzluk ve hastalıklarla imtihan oluyor. Siyonist İsrail, Gazze tamamen boşaltılıncaya kadar soykırıma devam edeceğini ilan ediyor. Trump’ın da tam desteği ile birlikte yaptığı katliamlara dair hiçbir mazeret ya da bahane açıklamasına bile ihtiyaç duymuyor.
Batı Şeria’da da siyonist cinayetler ve işgaller tam gaz devam ediyor. Nihai amacın Filistin’in Filistinlilerden temizlenmesi, Kudüs dahil bir Yahudi yurdu haline getirilmesi, Mescid-i Aksa’nın yıkılıp yerine Süleyman Tapınağı’nın yapılması olduğu açıkça ifade ediliyor.
Tüm Müslümanların kutsalı olan Filistin, Kudüs, Mescid-i Aksa davasını savunan, bu amaç uğruna canlarını ve mallarını feda eden direniş cephesi erlerine selam olsun.
Onlar; soykırıma, açlığa, susuzluğa, hastalıklara rağmen Gazze’yi terk etmiyorlar. Yıkılmış binalarda ikamet ediyorlar. Siyonistlere karşı silahlı mücadeleyi sürdürüyorlar. 50 civarında esiri hala ellerinde tutuyorlar. Ateşkes masasında İsrail’in karşısında var olmaya devam ediyorlar.
Onlar; Amerika ve İngiltere’nin bombardımanı ile her gün verdikleri onlarca şehide, açlık ve susuzlukla imtihanlarına rağmen Kızıldeniz’i İsrail’e giden gemilere kapatan, İsrail’in tüm yerleşim bölgelerine ve hava alanlarına füze yağdıran Yemen’in direniş erleri, Ensarullah fedaileri…
Onlar; sürekli Siyonist bombardımana maruz kalmalarına, lider kadrolarını şehit vermelerine rağmen Siyonistlere karşı var gücüyle direnen Lübnanlı mücahidler, Hizbullah fedaileri…
“Aksa Tufanı” operasyonu başta Müslümanlar olmak üzere tüm dünya halklarının hakikatle yüzleşmesini sağladı.
Bizler; Gazze’ye, Yemen’e, Lübnan’a bakıp gerçek imanın ne olduğunu öğrendik. Asrı Saadet dönemindeki imanın ete kemiğe bürünerek bugüne taşınmasına şahit olduk. İmanın sadece dil ile tasdik değil; Allah yolunda sevdiklerimizden vazgeçebilmek, sadece ve sadece Allah’ı ve resulünü tercih etmek olduğunu anladık.
Bizler; Gazze’ye, Yemen’e, Lübnan’a bakıp Batı medeniyetinin düşünce yapısı ve uygulamalarıyla ne denli iki yüzlü ve zalim olduğuna tanıklık ettik.
Batı’daki egemenlerin dünyaya empoze etmeye çalıştığı demokrasi, insan hakları, özgürlük gibi kavramların ne denli içi boş ve sahte olduğunu gördük. Batı’nın vicdanlı insanlarının da zulme karşı yürütülen eylemlerde Müslümanlarla birlikte saf tuttuğunu gözlemledik.
Bizler; Gazze’ye, Yemen’e, Lübnan’a bakıp İslam ülkelerindeki iktidarların ne denli aciz ve bağımlı olduklarına şahitlik ettik. Azerbaycan gibi söylemi ve eylemi ile İsrail’in yanında saf tutanlarla, Türkiye gibi söylemi ile Filistin’i destekleyen ancak eylemleri ile bu söylemin tersini yapan iktidarlarla yüzleştik.
Hasılı; Aksa Tufanı Müslümanlar ve diğer halklar için iman ve adalet arayışında bir turnusol kağıdı oldu. Kimin gerçekten hakkın ve adaletin yanında olduğu, kimin zalimlerle iş tuttuğu ortaya çıktı.
Artık hakikati örtme dönemi sona ermiştir. Bütün manipülasyonlara, bütün algı operasyonlarına rağmen artık hakikatin önüne geçilememektedir.
Gazze’deki soykırımın sorumlusu olan, Siyonist İsrail’i her koşulda tüm imkânları ile destekleyen, Gazze’nin Filistinlilerden arındırılması projesinin mimarı olan Trump’a dostum diyebilen, Trump ile yüz yüze görüşmek için can atan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a buradan sesleniyoruz:
Şeytan ile kol kola girerek hem dünyanı hem ahiretini yakıyorsun. Gazze, Yemen ve Lübnan’daki katliamların sorumlusu olan katil Trump ile uzlaşmak, işbirliği yapmak büyük bir vebaldir.
Amerika’nın Türkiye’yi Ortadoğu’da yeni bir projeye ortak ettiğini gözlemliyoruz. Türkiye Ortadoğu’da Amerika’nın taşeronu asla olmamalıdır. Türkiye’nin geleceği tam bağımsız politikalarla aydınlanacaktır.
İktidarın Atlantik ekseni ile arasını sürekli sıcak tutma, hatta daha da ısıtma politikaları İsrail ile ilgili tavırlarına da aynen yansımaktadır.
İktidarın “Filistin’in yanındayız” söylemine rağmen, İsrail’i besleyen kanalları kapatmaya yanaşmadığına hepimiz şahidiz.
Türk firmaları İsrail’le ticareti hileli yollarla sürdürüyor. Bir yandan da İsrail’deki Türk yatırımları devam ediyor.
Bir tarafta paranın dini, ideolojisi olmaz diyerek İsrail’le ticari ilişkilerini sürdüren TÜSİAD ve MÜSİAD ile, diğer tarafta bunların önünü açan, engel olmayan iktidar ile yüzleşiyoruz.
Azerbaycan petrolü Ceyhan üzerinden İsrail’i beslemeye devam ediyor. Bu süreçte Azerbaycan petrol şirketi SOCAR başrolde, BOTAŞ ise onun taşeronluğunu yapıyor. Ceyhan’daki vanayı Türkiye kontrol ediyor. Ama İsrail’e can simidi olan petrol akışını engellemek adına girişimde bulunmuyor, İsrail’e giden petrolün vanasını kapatmıyor. Filistin halkı Türkiye’den Filistin davasına sadakatini ifade etmesini değil, bu vanayı kapatarak ispat etmesini istiyor.
Türkiye’nin vahim çelişkilerinden biri de İsrail ve Amerika’ya çalıştığı açık olarak bilinen İncirlik ve Kürecik üslerinin hâlâ faal olmasıdır. Bu üsler acilen kapatılmalıdır.
İsrail’in ZIM gemileri ve ZIM konteynırları limanlarımızda cirit atmaktadır. Bu durum hepimiz için bir utançtır. Bu gemilere ve konteynırlara limanlarımız kapatılmalıdır. Son olarak Amerika’dan İsrail’e F-35 parçaları taşıyan Maersk Detroit gemisinin 28 Nisan’da Mersin’e demir atması bekleniyor. Avrupa ülkelerinin bile İsrail’e silah taşıyan gemileri limanlarına sokmadığı bir ortamda iktidar inisiyatif almalı ve bu geminin yüküne el koymalıdır. Türkiye, İsrail’e silah dahil her türlü lojistik faaliyette bir ara durak olmamalıdır.
AK Parti iktidarı, Amerika ve İsrail ile ilişkilerinde samimi bir duruş sergilemelidir. İkircikli tavırlar utanç vericidir.
İsrail’den yana olduğunu açıkça ifade eden Aliyev’in arabuluculuğunda Azerbaycan’da Suriye’de İsrail ile çatışmasızlık toplantılarına katılan iktidar; niçin aynı ihtimamı, aynı gayreti Gazze’de çatışmasızlık için, Gazze’de ateşkes için göstermiyor?
Bu durum iktidarın Filistin için Amerika ve İsrail ile karşı karşıya gelmeme politikasının bir göstergesi değil midir? Madem Filistin için hiçbir risk almıyoruz, o takdirde Filistin’in yanındayız söyleminin hiçbir reel karşılığı yoktur.
Son zamanlarda Gazze’den hicret söyleminin iktidar medyasında gündemleştirildiğini görüyoruz.
Hicret bir kişi veya halkın çeşitli nedenlerle gönüllü yer değiştirmesidir.
Gazze halkı için hicret kavramını kullanmak zehirli bir bakış açısıdır. Gazze halkını tehcire yani sürgüne mecbur etmek isteyen Amerika ve İsrail, Gazze direnişini kırmak adına “hicret” kavramını gündemleştirmeye çalışmaktadır. İktidar medyası da bu oyuna alet olmaktadır.
Gazze halkı topraklarını terk etmemek adına son ana kadar mücadele edeceğini, sürgün/tehcir tehditlerine pabuç bırakmayacağını defalarca kez ilan etti, ilan etmeye devam ediyor.
Buradan halkımıza sesleniyoruz:
Filistin için yardım kampanyalarına azami destek sağlamalıyız. Maddi imkanlarımızı Filistin için seferber etmeliyiz. İsrail , Amerika ve diğer batılı müttefiklerinin ürünlerinin boykotunu etkili ve sürekli kılmalıyız. Boykot yorgunluğuna asla izin vermemeliyiz. Boykotu yılmadan, usanmadan hayatımızın bir parçası haline getirmeliyiz.
Aksa Tufanı tüm taşları yerinden oynatmıştır. Bugün Gazze, Yemen ve Lübnan’a bakarak direnişin yara aldığını, büyük bir bedel ödendiğini söyleyerek bir yenilgi psikolojisi içine girmek yanlıştır.
Allah’ın da yardımıyla, şanlı Filistin direnişinin, Aksa Tufanı’nın yepyeni bir kurtuluş meşalesi yaktığının farkında olmalıyız. Bu direnişin, dökülen kanların, çekilen acıların Müslümanlara yakın bir gelecekte izzetli bir zaferin muştusu olacağını hep birlikte göreceğiz. Bize düşen cehd ve sabırdır.
Yaşasın Özgür Kudüs!
Yaşasın Nehirden Denize Özgür Filistin!


-
Başkan Osman Çelik’ten Ankara’da Stratejik Yatırım Temasları
-
Sakaryalı iş insanlarına MÜSİAD’da vefa plaketi
-
Sakarya’dan Türkiye Finallerinde Büyük Başarı
-
Hem Toprağından Oldu Hem Borçlu Çıktı: Kaynarca Köylüsüne “Geri Ödeme” Şoku!
-
SESOB başkan adayı Ali Bektaş: “Esnafla yol yürüyeceğiz”
-
Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye’nin düzenlediği ‘Trafik Güvenliği Resim Yarışması’ sonuçlandı


