Geleceğin Üretim Sistemlerine Yön Veren Eğitim

ana manset - 16 Ekim 2025 18:59 A A

Geleceğin Üretim Sistemlerine Yön Veren Eğitim

Prof. Dr. İbrahim Çil, METU-DTX bünyesinde yürütülen proje kapsamında
bakanlık, akademi ve sektör temsilcilerine eğitim verdi.
Sakarya Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi ve Sr. Trainer
Expert (Kıdemli Eğitim Uzmanı) Prof. Dr. İbrahim Çil, “Orta Doğu Teknik Üniversitesi
Dijital Dönüşüm ve İnovasyon Merkezi (METU-DTX)” bünyesinde yürütülen “ODTÜ
Dijital İnovasyon Merkezi Teknik Destek” projesi kapsamında dört modülden oluşan
bir eğitim serisi verdi.
Prof. Dr. Çil, “Çevik ve Esnek Üretim Temelleri”, “Esnek Montaj Sistemleri”, “Esnek ve
Çevik Üretim: İş Organizasyonu” ile “Dijital Ürün Geliştirme ve Endüstri 4.0
Standartları” başlıklı eğitimlerde, bakanlık çalışanları, ODTÜ öğretim üyeleri ve sektör
temsilcilerine önemli bilgiler sundu.
“Çevik ve Esnek Üretimin Temelleri”
Eğitimin ilk modülünde, üretim sistemlerinde çeviklik, esneklik ve hızlı adaptasyonun
nasıl sağlanabileceği ele alındı. Dijital dönüşümün yalnızca teknolojik yenilikle sınırlı
olmadığı, aynı zamanda yeni iş modelleri ve çevik yönetim anlayışı ile desteklenmesi
gerektiği vurgulandı.
Katılımcılar, Agile felsefesi, çevik yaklaşımın itici güçleri ve Scrum metodolojisinin
üretim ortamındaki uygulanışı gibi konularda teorik ve pratik bilgi edindi. Yalın ve
çevik üretimin nasıl sinerjik bir etki yarattığı tartışılırken, başarılı ve başarısız çevik
dönüşüm örnekleri vaka analizleriyle değerlendirildi.
“Esnek Montaj Sistemleri”
Bu eğitimde esnek montaj sistemlerinin temel yapı taşları, kullanılan ekipmanlar ve
yönetim yaklaşımları detaylı biçimde ele alındı. Esnek montaj sistemleri, birden fazla
ürün tipi veya varyasyonu arasında hızlı geçiş yapabilen, modüler, yeniden

programlanabilir ve insan-robot iş birliğine açık yapılar olarak tanımlandı. Bu
sistemlerde kullanılan robotik kollar, akıllı konveyörler, görüntü işleme sistemleri,
sensörler ve veri toplama teknolojilerinin, üretim süreçlerini hem otomatikleştirerek
verimliliği artırdığı hem de çevik hale getirdiği belirtildi.
Endüstri 4.0 ile birlikte esnek montaj sistemlerinin üretimde zorunlu hale geldiği, akıllı
hatlar, dijital ikizler, MES sistemleri, otonom robotlar ve yapay zekâ destekli
çözümlerle üretim esnekliğinin ileri seviyelere taşındığı aktarıldı. Bu sistemlerin farklı
ürünlerin aynı hatta hızlı ve kolay şekilde üretilmesini sağladığı, küçük partilerle
çalışan işletmelere önemli avantajlar sunduğu, maliyetleri azalttığı, teslim sürelerini
kısalttığı ve müşteri memnuniyetini artırdığı vurgulandı. Ayrıca yalın üretimle uyumlu
yapılarının çevik üretim modellerinin temelini oluşturduğu ve firmalara rekabet
avantajı sağladığı belirtildi.
Eğitimde ayrıca, esnek montajı mümkün kılan teknolojiler ve uygulama alanları
kapsamlı şekilde aktarıldı. Modüler istasyon tasarımları, cobot’ların (iş birliğine açık
robotlar) üretim hatlarına entegrasyonu, AGV’lerin (otonom taşıma araçları) kullanımı,
U-tipi ve hücresel hat tasarımları, Yamazumi ve hat dengeleme yöntemleri, Heijunka
ile talep dengesi sağlama teknikleri ve SMED yöntemiyle hızlı ürün değişimi konuları
örneklerle birlikte anlatıldı.
“Esnek ve Çevik Üretim: İş Organizasyonu”
Eğitimin üçüncü modülünde, şirketlerin rekabet ortamına uyum sağlayabilmeleri için
organizasyonel yapılarını ve süreçlerini nasıl dönüştürmeleri gerektiği ele alındı.
Çevik organizasyon, esnek çalışma biçimleri, esnek iş gücü ve teknolojinin iş
süreçlerine etkisi kapsamlı şekilde ele alındı. Eğitim boyunca, üstel ve yıkıcı
teknolojilerin iş dünyasını nasıl dönüştürdüğü, VUCA (Volatility, Uncertainty,

Complexity, Ambiguity) dünyasında hangi organizasyonel yapıların daha dayanıklı
olduğu ve çevik organizasyonların silo yapıları
nasıl yıktığı tartışıldı.
Ayrıca, esnek çalışma modelleri ve esnek iş gücü yönetiminin önemi, yeni kuşakların
bu modellere bakışı, SHOJINKA yaklaşımının talep dalgalanmalarında sağladığı
çeviklik, iş rotasyonunun çalışanlar ve kuruluşlar için faydaları, çoklu yetenek ve
beceri matrislerinin neden kritik olduğu gibi konular işlendi. Eğitim, OJT (iş başında
eğitim) uygulamalarının esnek iş gücü geliştirmedeki rolü ve çoklu beceri
değerlendirmesinin nasıl yapılması gerektiği konularıyla tamamlandı.
“Dijital Ürün Geliştirme ve Endüstri 4.0 Standartlar”
Eğitimin son modülünde ise dijital dönüşüm, dijital ürün ve dijital müşteri
kavramlarıyla ilişkili standartlar ele alındı. Dijital ekosistemin sürdürülebilir, güvenli ve
birlikte çalışabilir olabilmesi için standartların önemi vurgulandı. Endüstri 4.0’ın
temelini oluşturan standartları anlamak, uygulamak ve stratejik biçimde yönetmek;
kurumların dijital olgunluğa ulaşmasında kritik bir unsur olarak değerlendirildi.
Standartların sistemlerin birbiriyle konuşabilmesini, veri paylaşımının güvenli ve
anlamlı hale gelmesini, teknolojik
entegrasyonun ölçeklenebilirliğini sağladığı anlatıldı.
Eğitimde, dijital dönüşümde standartların farkındalığını artırmak, doğru çerçeveler ve
mimarilerle entegrasyon kabiliyetlerini güçlendirmek hedeflendi. Katılımcılara
Endüstri 4.0 ve IIoT standartları, siber-fiziksel üretim sistemleri, BT/OT entegrasyonu,
Almanya Endüstri 4.0 standardizasyon yol haritası, referans mimariler (RAMI 4.0,
IIRA vb.), IIoT protokolleri (OPC UA, MQTT, AMQP), operasyonel teknolojilerde BT
güvenliği, dijital ürün ve müşteri kavramları, gemi inşa ve otomotiv sektörlerinden
örnek kullanım senaryoları ile geleceğin standartlarına ilişkin vizyon aktarıldı.

Rekabetçi üretim vizyonuna katkı hedefi
Prof. Dr. İbrahim Çil, eğitimin hem Türkiye’nin dijital dönüşüm yolculuğuna katkı
sunma hem de uluslararası ölçekte rekabetçi üretim sistemlerine ilişkin bilgi birikimini
paylaşma açısından önemli bir deneyim olduğunu aktardı. Prof. Dr. Çil, seçkin
katılımcıların yer aldığı vizyoner bir merkeze katkı sağlamaktan ve ülkenin dijital
dönüşüm sürecine destek olmaktan büyük bir gurur duyduğunu ifade ederek,
katkılarından dolayı METU-DTX ekibine, T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına ve
Sistem Global Danışmanlık A.Ş.’ye teşekkür etti.

 

ana manset - 18:59 A A
BENZER HABERLER