Kategori: Sür Manşet

  • CHP İl Başkanı Oğuz Can Curoğlu’ndan 18 Mart Mesajı

    İl Başkanı Oğuz Can Curoğlu’ndan 18 Mart Mesajı

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Sakarya İl Başkanı Oğuz Can Curoğlu, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümü münasebetiyle bir mesaj yayımladı. Curoğlu, mesajında Çanakkale Zaferi’nin, Türk milletinin bağımsızlık ve özgürlük mücadelesindeki en önemli dönüm noktalarından biri olduğunu vurguladı.

    Oğuz Can Curoğlu, mesajında şunları ifade etti: “Çanakkale Zaferi, milletimizin azim ve kararlılığının, birlik ve beraberlik içinde neler başarabileceğinin en somut göstergesidir. Bu zafer, yalnızca düşmana karşı kazanılmış bir başarı değil, aynı zamanda milletimizin bağımsızlık ve özgürlük uğruna verdiği mücadelenin de bir simgesidir. 18 Mart, bu büyük zaferin yanı sıra, vatanımız için canlarını feda eden tüm şehitlerimizi anma ve onlara olan minnettarlığımızı ifade etme günüdür.”

    CHP Sakarya İl Başkanı Curoğlu, Çanakkale Zaferi’nin öneminin, genç nesillere aktarılması gerektiğini belirtti: “Çanakkale Zaferi’ni anlamak ve anlatmak, gelecek nesillere bu büyük mirası aktarabilmek adına üzerimize düşen en önemli görevlerden biridir. Bu zaferin öğretileri, gençlerimize vatan sevgisi, milli birlik ve beraberlik duygularını aşılayarak, onları geleceğe hazırlamaktadır.”

    Curoğlu, mesajını şehit ve gazilere duyulan minnettarlık duyguları ile sonlandırdı: “18 Mart Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümünde, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları başta olmak üzere, vatanı uğruna canını bir an bile düşünmeden feda eden tüm şehitlerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyor, gazilerimize sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Onların fedakarlıkları, milletimizin özgürlük ve bağımsızlık yolundaki yürüyüşünü daima aydınlatmaya devam edecektir.”

  • Mehmet Mesut Gökdemir“BİZ KURTULUŞ SAVAŞI’NI KAZANDIK, GAZZE’DE KAZANACAK”

    Mehmet Mesut Gökdemir“BİZ KURTULUŞ SAVAŞI’NI KAZANDIK, GAZZE’DE KAZANACAK”

    “BİZ KURTULUŞ SAVAŞI’NI KAZANDIK, GAZZE’DE KAZANACAK”

    HAK-İŞ Konfederasyonu İl Başkanı, HİZMET-İŞ Sendikası Şube Başkanı Mehmet Mesut Gökdemir, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 109. Yıl Dönümü nedeniyle basın açıklamasında bulundu.
    Gökdemir; 18 Mart Çanakkale , “Çanakkale Savaşlarının ve elde edilen muhteşem zaferin tarihimizde çok özel bir yeri ve önemi olduğunu belirterek, “1915’te Çanakkale’de muhteşem bir destan yazılmıştı. O kahramanlık destanında sadece Anadolu’dan değil, İslam coğrafyasından yürekleri iman dolu birçok Müslüman katılmıştı. Kudüs ve Gazze’den yola çıkan 300 kahramanımız bizlerle birlikte Çanakkale cephesine koştular ve Çanakkale Destanını yazdılar. Gazze sadece Filistin’in değil, tüm Müslümanların Çanakkalesi’dir. Biz kurtuluş savaşını kazandık, Gazze’de kazanacak” dedi.
    “Çanakkale, ülkemiz düşman tehlikesiyle karşı karşıya kaldığında aziz milletimizin nasıl kararlı ve onurlu bir duruş sergilediğini gösterdiği yerdir. Çanakkale, bir milletin sıradan hatırlayışı değil, tarihi varoluşumuzu ebedi kılan bir duruştur.


    1915’te Çanakkale’de muhteşem bir destan yazılmıştı. O kahramanlık destanında sadece Anadolu’dan değil, İslam coğrafyasından yürekleri iman dolu birçok Müslüman katılmıştı.  İşte ‘Çanakkale Geçilmez’ diyerek yedi düvele meydan okuyan o yiğitlerin arasında Filistinli kardeşlerimiz de vardı. Kudüs ve Gazze’den yola çıkan 300 kahraman bizlerle birlikte Çanakkale cephesine koştular. Burada emperyalizme, yedi düvele karşı kahramanca çarpıştılar ve Çanakkale Destanını yazdılar. 53 Filistinli kardeşimiz Çanakkale’de şehit düştü ve bugün Çanakkale’de Gazze Şehitliği bulunmakta. Çanakkale ruhu işte bu topraklarda oluştu. Gazze Sadece Filistin’in Değil, Tüm Müslümanların Çanakkalesi’dir. Filistinliler, Gazelliler kadın, çocuk, genç, yaşlı bir millet olarak bağımsızlık, özgürlük ve kurtuluş savaşı veriyor. Biz nasıl ki bir millet olarak bundan 109 yıl önce kurtuluş savaşını kazandık, Gazze de kazanacak.
    Çanakkale’de elde ettiğimiz zaferin gururunu yaşadığımız bugün, Çanakkale benzeri bir ruhla özgürlük ve bağımsızlık mücadelesi veren Filistinli kardeşlerimizin yanında olduğumuzu bir kez daha yineliyoruz. Katil ve Siyonist İsrail Devleti tarafından uygulanan vahşet ve soykırımın son bulması adına uluslararası tüm kuruluşları görev almaya davet ediyoruz. Kendi topraklarında asırlardır sürgün durumunda olan Filistinli kardeşlerimizin bir an önce bağımsızlığına kavuşmasını temenni ediyoruz.
    Bu duygu ve düşüncelerle Çanakkale Deniz Zaferinin 109. Yıldönümünü kutluyor, vatanı, bayrağı ve hürriyeti için şehit düşen Mehmetçiklerimizi ve vatandaşlarımızı minnet ve şükranla anıyoruz. Ruhları şad olsun.”

  • MUSTAFA KEMÂL’LE ÇANAKKALE DESTANI

    MUSTAFA KEMÂL’LE ÇANAKKALE DESTANI

    Hilmi Özden

    “ŞEHİTLER ALLAH’TAN ŞUNU İSTEDİLER:

    -YA RABBİ BİZİ DÜNYAYA TEKRAR GÖNDER VE SENİN UĞRUNDA

    BİR KERE DAHA ŞEHİD OLALIM”
    HAZRETİ MUHAMMED

    (O’NA, ASHAB-I GÜZİNE, EHL-İ BEYTİNE SELÂM OLSUN)

    Mehmetçik yürüdü Allahu Ekber
    Alamaz onları yerde bin makber
    Yürekler göründü cihandan ekber
    Ya Allah Bismillah Allahu Ekber

    Conkbayırında toprak düz müdür?
    Baharın mevsimi yoksa güz müdür?
    Cennete gülenler başta yüz müdür ?
    Ya Allah Bismillah Allahu Ekber

    Ölüm düğün günü yiğit harmanı
    İstemez düşmana boyun kırmanı
    Dilinde söylüyor Hakk’ın fermanı
    Ya Allah Bismillah Allahu Ekber

    Mehmetçik kartaldı arşa doldular
    “İngilizler için afet oldular”
    Mustafa Kemal’le yaran buldular
    Ya Allah Bismillah Allahu Ekber

    Saygı ve Şükranla
    hilmi özden

    MUSTAFA KEMÂL’LE ÇANAKKALE DESTANI
    Birinci Dünya Savaşında, Kasım 1914 ile Ocak 1916 arasında Çanakkale
    cephesinde yoğun muharebeler yaşandı. 19 Şubat 1915 günü iki İngiliz
    zırhlısının Çanakkale Boğazı'na girip Türk mevzilerini topa tutmasıyla başlayan
    savaş, 18 Mart 1915 günü deniz harekâtıyla devam etti. 25 Nisan 1915'te ingiliz
    ve Fransız Orduları'nın Kumkale ve Gelibolu yarımadası'na yaptıkları kara
    çıkartmasıyla süren savaş; 7 Ocak 1916'da ingiliz ve Fransız birliklerinin
    Seddülbahir'den çekilmesiyle sona erdi. Bu savaşlarda insan kayıpları farklı
    kaynaklarda değişik sayılarda verilir. "Avustralyalı yazar Alan Moorehhead
    1956 yılında yayımladığı; Gelibolu isimli eserinde tarafların Çanakkale
    Savaşları kayıplarını şöyle sıralar: Türkler: 251.309, İngilizler: 205.000,
    Fransızlar: 47.000 kişidir"
    Mustafa Kemal Çanakkale muharebeleri sırasında "Vatan Müdafası"nı
    askerlerindeki yüksek ruh ve imanı bilerek yapıyordu. Fakat cephedeki Alman
    komutanların Mustafa Kemal'in bildiği bu ruhu anlamaları beklenemezdi.
    Üstelik öngörüleri yetersiz, Türk Milletinin, Vatanları üzerindeki hassasiyetleri
    onlar için çok önemli değildi. Bu yüzden Ordunun sevk ve idaresinde de
    gerçekçi olamıyorlardı.
    Örneğin 5. Ordu Komutanı Liman Von Sanders'in düşmanın çıkartma
    yapacağı yerleri yanlış tahmin etmesi ve ordumuzun ana kuvvetlerini yanlış
    yerlerde konuşlandırması, çıkartma yapılan alanlarda savunmasız
    yakalanmamıza neden olmuştur. Halbuki savunma hattımız Seddülbahir ve
    Kabatepe bölgelerinde gerekli miktarda kuvvetlerle konuşlandırılsaydı, belki
    düşmanın karaya bile çıkmasına izin verilmeyecek ve savaş da o kadar uzun
    sürmeyip, o kadar fazla kayıpla bitirilmeyecekti.
    25. Nisan. 1915 Anzak Koyu çıkarması: Halim Sami Bey'den gelen
    raporu okuyan Mustafa Kemal, 57. Alay'a ve topçu bataryasına derhal hazır
    olma emrini verir. Yanındaki 57. Alay 1. Tabur Komutanı Zeki Bey, dört yıl
    sonra, 1919'da Çanakkale'ye geri dönen Avustralyalı tarihçi Charles Bean'e o anı
    ve Mustafa Kemal'in sözlerini şöyle aktaracaktır: “Alay toplandı. Mustafa
    Kemal şöyle dedi. “Eğer düşman kuvveti Kocaçimen'e doğru yönlenmişse bubasit bir çıkarma olamaz: bu gerçek bir şey; bu bir ana çıkarma.” Ve bunun
    üzerine, sadece 1 taburu değil tüm 57. Alay'ı harekete geçirmeye karar verdi."

    Mehmetçik yürüdü Allahu Ekber
    Alamaz onları yerde bin makber
    Yürekler göründü cihandan ekber
    Ya Allah Bismillah Allahu Ekber

    Mustafa Kemal durumu son derece iyi okumuş, Conkbayırı hattının
    önemini kavramış ve bu hat güçlü bir şekilde tutulmazsa, düşmanın stratejik
    olarak üstünlüğü ele geçireceğini ve savunmanın yetersiz kalacağını anlamıştır.
    Düşman çıkarma yaptığı zaman bölgede sadece gözetleme görevini sürdüren
    küçük avcı birliklerimiz bulunmaktaydı. Her ne kadar bu birlikler kahramanca
    çarpışarak düşmanı oyalasalar da, sayıca çok üstün olan düşman kuvvetleri, bu
    birlikleri ezip geçerek bölgeye yayılmaya başlar. Kanlısırt, Kırmızısırt ve daha
    kuzeydeki sırtlar işgal edilir. Kocaçimen'e 57. Alay'ı bizzat sevk ederek ulaştıran
    Mustafa Kemal'in ilk gördüğü manzara pek fikir verici değildir. Düşmanın
    çıkarma yapmış olduğu Arıburnu sahilleri Kocaçimen'den görülmemektedir.
    Bunun üzerine binbir güçlükle Conkbayırı'na ulaşır. Bu esnada Conkbayır'ın
    güneyindeki 261 Rakımlı Tepe'den, 27. Alay'dan sahili gözetlemekle görevli bir
    müfreze efradının Conkbayır'a doğru kaçmakta olduğunu görür. Mustafa Kemal
    onların önüne geçer. Olayın geri kalan bölümünü kendisinden dinleyelim:
    "Bizzat bu efradın önüne çıkarak:
    -Niçin kaçıyorsunuz? Dedim.
    -Efendim, düşman! Dediler.
    -Nerede?
    -İşte! Diye 261 Hakimli Tepe'yi gösterdiler.
    Filhakika düşmanın bir avcı hattı 261 Rakımlı Tepe'ye yaklaşmış ve kemal-i
    serbestiyle ileri doğru yürüyordu. Şimdi vaziyeti düşünün: Ben kuvvetlerimibırakmışım, efrat on dakika istirahat etsin diye… Düşman da bu tepeye gelmiş.
    Demek ki, düşman bana benim askerlerimden daha yakın ve düşman benim
    bulunduğum yere gelse, kuvvetlerim pek fena bir vaziyete düçar olacaktı. O
    zaman artık bunu bilmiyorum, bir muhakeme-i mantıkiye midir, yoksa sevk-i
    tabii ile midir, bilmiyorum. Kaçan efrada:
    -Düşmandan kaçılmaz, dedim.
    -Cephanemiz kalmadı, dediler.
    -Cephaneniz yoksa süngünüz var. dedim.
    Ve bağırarak bunlara süngü taktırdım. Aynı zamanda Conkbayırı'na doğru
    ilerlemekte olan piyade alayı ile Cebel bataryasının yetişebilen efradının marş
    marş'la benim bulunduğum yere getirilmesi için yanımdaki emir zabitini geriye
    yolladım. Bu efrat süngü takıp yere yatınca düşman efradı da yere yattı.
    Kazandığımız an bu andır.
    “Bir koca muharebenin ufacık bir lahzaya bağlı olduğunu, hatta bir memleket
    hayatının fena kullanılmış bir an yüzünden tehlikeye düşebileceğini, burada
    olduğu gibi iyi kullanılmış bir anın ise bir muharebenin ve bir vatanın
    mukadderatını iyileştireceğini o dakikayı görür gibi canlanmış bir ifade ile
    duymak insanın tüylerini ürpertiyor.”

    Conkbayırında toprak düz müdür?
    Baharın mevsimi yoksa güz müdür?
    Cennete gülenler başta yüz müdür

    5. Ordu Komutanı Alman Liman Von Sanders Mehmetçik için demiştir
    ki: “Ölüme onlar kadar gülerek giden bir millet ferdi daha görmedim”

    Ya Allah Bismillah Allahu Ekber

    57. Alay'ın bir taburu düşmanın kuzey kanadını tutacak şekilde yerleşir.
    Bu kuvvetlere Mustafa Kemal şu tarihi emri verir:
    “Ben size taarruzu emretmiyorum. Ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye
    kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler gelebilir, başka
    komutanlar kaim olabilir.”

    57. Alay bir sel gibi düşmanın üzerine atılır. Düşman sahile kadar geri
    püskürtülür, öyle bir darbe yemişlerdir ki, ne yapacağını şaşıran düşman
    askerlerinin bir kısmının kayıklara binip kaçma çabaları görülür.
    25/26 Nisan 1915 gecesi, İngilizler 5 tümenlik bir kuvvetle yeniden
    Arıburnu'na çıkarma yaparlar. Bu küçük bir ordudur. Halbuki bizim
    kuvvetlerimiz onlara göre hem sayıca çok az hem de bir sürü yetersizlik ve
    olumsuzluklarla mücadele etmektedir. Muharebe iletişimi iyi kurulamamıştır.
    Mustafa Kemal her türlü olumsuzluklara rağmen emrindeki birliklerle düşmana
    bir başarı şansı vermez.

    Ölüm düğün günü yiğit harmanı

    30 Nisan 1915’de Mustafa Kemal'e padişah adına Gümüş İmtiyaz
    Madalyası gönderilir. Bu madalya yazısının bir cümlesinde şu ifade vardır:
    "Geceli gündüzlü süren harbi, başarılı bir şekilde idare ederek, her an başka bir
    surette tecelli etmekte olan fedakar hizmetinizin sürüp gitmesini bekler, bütün
    kalbimle sizi kutlarım"
    30 Nisan'da bir kumandanlar toplantısı yapılır. Mustafa Kemal şöyle der:
    “Bir'e kadar hepimiz ölerek düşmanı mutlaka denize dökmemiz
    lazımdır. İçimizde ve askerlerimizde, Balkan Harbi utancını tekrar
    görmektense ölmeyecek yoktur. Böyleleri varsa kendi elimizle kurşuna
    dizelim”.

    İstemez düşmana boyun kırmanı
    Dilinde söylüyor Hakk’ın fermanı

    Âl-i İmrân Sûresi 142. Ayet “Yoksa siz; Allah, içinizden cihat edenleri
    (sınayıp) ayırt etmeden ve yine sabredenleri (sınayıp) ayırt etmeden cennete
    gireceğinizi mi sandınız?”
    Mâide Sûresi 35.Ayet “ Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının,
    ona yaklaşmaya vesile arayın ve onun yolunda cihat edin ki kurtuluşa eresiniz”.

    Ya Allah Bismillah Allahu Ekber

    Kahraman 57. Alay askerlerimiz için komutanları Mustafa Kemal şunları
    demiştir:
    “Onlar mukaddes vatan toprakları için canlarını seve seve vermişler,
    Çanakkale Savaşlarının kaderini değiştirmişlerdir. Burada geçen her saniye,
    kullanılan her an, ölen her nefer Türk vatan ve milletinin mukadderatını
    çizmiştir. Kara savaşlarına katılan ilk birlik olan 57. Alay vatan sevgisinin ne
    olduğunu insanlıkta göstermiştir. Bu kahraman alayı, hayranlık, minnet ve
    rahmetle anıyorum.”

    Mehmetçik kartaldı arşa doldular

    Mustafa Kemal “Askerin önüne geçerek yüksek sesle selam verdim ve
    dedim ki;
    -Askerlerim, karşımızdaki düşmanı yeneceğimize hiç şüphem yoktur:
    fakat siz acele etmeyin, önce ben ileriye gideyim. Siz ben kırbacımla işaret
    verdiğim zaman hep birden atılırsınız!.. Komutan ve subaylara da, işaretime
    askerlerin dikkatini çekmelerini emrettim. Ondan sonra hücum safının önünde
    bir yere kadar giderek oradan kırbacımı havaya kaldırıp, hücum işaretini verdim.
    Bütün erler, subaylar arlık her şeyi unutmuşlar, gözlerini, kalplerini verilecek
    işarete vermiş bulunuyorlardı. Süngüleri ve bir ayakları ileri uzatılmış olan
    askerlerimiz ve onların önlerindeki tabancaları ve kılıçları ellerinde olduğu
    halde subaylarımız, kırbacımın aşağıya inmesiyle birden demirden bir kitle
    halinde, aslanlar gibi saldırdılar ve ileriye atıldılar. Bir saniye sonra düşman
    siperleri içinde gök gürültüsü gibi (Allah! Allah! Allah!) seslerinden başka bir
    şey işitilmiyordu. Düşman silah kullanmaya fırsat bulamadı. Boğaz boğaza
    kahramanca mücadele sonucunda, ilk hatta bulunan düşman kamilen yok edildi.
    Dört saat gibi kanlı bir mücadeleden sonra 23. ve 24. Alaylarımız Conkbayır'ı
    düşmandan tamamen temizledikten ve 28. Alay da Şahinsırt’ın en yüksek sırtını
    geriye attıktan sonra, Sarılarla, Ağıldere üzerine batıya doğru saldırdılar.
    Askerlerimiz önlerine çıkan düşman birliklerini yeniyor, bozguna uğratıyordu.”

    “İngilizler için afet oldular”

    Mustafa Kemal, röportajında gazeteci Ruşen Eşref’e “Çanakkale
    Savaşının İngilizler için afet olduğunu” söyler.

    Savaştan sonra bir İngiliz yazarı, o günkü çarpışmalarda harekatı komuta
    eden Mustafa Kemal hakkında şöyle diyecektir:
    "Mustafa Kemal'in savaş yönetiminde gösterdiği şaşırtıcı başarılar silsilesi
    bu tarihten itibaren başladı diyebiliriz. Ne Liman Von Sanders ne de başkasının
    göremediğini o görmüş, Gelibolu yarımadasına ancak Conkbayırı ile Kocaçimen
    Tepesinde egemen olunabileceğini o anlamıştı. Müttefikler buraları ele
    geçirselerdi, bütün boğaza egemen olurlar ve 20 km.'lik bir çevreyi istedikleri
    gibi topçu ateşine tutabilirlerdi. Küçük rütbeli ama dahi bir Türk subayının orada
    bulunması müttefikler için harbin en büyük talihsizliklerinden biri oldu."

    Mustafa Kemal’le yaran buldular

    Mustafa Kemal “Conkbayır tepesi birliklerimizin eline geçtikten sonra,
    düşman karadan ve denizden yağdırdığı yoğun topçu ateşiyle bu tepeyi
    cehenneme çevirmişti. Gökten şarapnel ve demir parçaları yağmur gibi
    yağıyordu. Büyük çaplı gemi toplarının tam isabetli daneleri yerin içine büyük
    lağımlar açıyordu. Bütün Conkbayır koyu dumanlar ve ateşler içinde kaldı.
    Herkes tevekkül içinde akıbetini bekliyordu. Etrafımız şehitlerle ve
    yaralılarla doldu. Savaş meydanında olanı biteni gözetlerken, bir şarapnel
    parçası göğsüme isabet etti. Cebimdeki saat parça parça oldu. Şarapnel bu
    yüzden vücuduma girememiş, yalnız derince bir kan lekesi bırakmıştı”.
    Mustafa Kemal'in saatinin vurulma anını Şevki Yazman ise şöyle
    nakleder: Askerlerin saflarından ileriyi gözetleyen grup kumandanı bir ara
    göğsünün sağ tarafına bir şeyin çarptığını duyuyor, başını çeviriyor ve burada
    bir delik görüyor. Yanında 24. Alay'ın Kumandanı ve eski arkadaşı Nuri Bey
    (Conker) vardır. O telaşlanıyor, "Efendim vuruldunuz!" diye bağırıyor.
    Maiyetinin bundan haberdar olmasını istemeyen kahraman kumandan, "Sus!"
    diyor, eliyle Nuri Bey'in ağzını kapıyor. Sonra hissettirmeden sızı veren bu
    yanını yokluyor. Bütün hızıyla bu yanına çarpan misket ceketinin cebini
    deldikten sonra cebin içindeki eski mektep saatini paramparça ediyor ve bu
    suretle Türk'ün koruyucusunu da Türk'ün talihini de koruyor.
    Ya Allah Bismillah Allahu Ekber

    Anafartalar Grup Komutanı Albay Mustafa Kemal 9. Ağustos. 1915
    gecesi birliklerin bulundukları hattı tahkim ederek savunma için düzenlenmeleri
    emrini verir. Kendisi de 10 Ağustos'ta yapılacak taarruzu yönetmek için

    Conkbayırı;na hareket etmiştir. Öte yandan 9. İngiliz Kolordu Komutanı da,
    Türkler;in elinde bulundurduğu Anafarta sırtlarını elde etmek amacıyla 10
    Ağustos sabahı taarruz için gerekli emirleri vermiştir. İngilizler 20.000 kişilik
    bir kuvvetle günlerce kazdıkları siperlere yerleşmişler hücum anını
    beklemektedirler. Mustafa Kemal taarruzu çok erken saatlerde baskın tarzında
    planlamıştır. Bu taarruz süngü hücumu şeklinde olacaktır. 10 Ağustos 2015
    taarruzu çok çetin ve çok kanlı muharebelere sahne olmuştur. Mehmetçik
    savaşın bütün evrelerinde olduğu gibi bu cephede de çok büyük kahramanlık
    destanları yazmıştır. Bakın o günkü muharebedeki askerimizin
    kahramanlıklarını Mustafa Kemal nasıl anlatır:
    Karşılıklı siperler arasında mesafe sekiz metre… Yani ölüm
    muhakkak! Birinci siperdekiler hiçbiri kurtulmamacasına hepsi düşüyor.
    İkincidekiler onların yerine giriyor. Fakat ne kadar imrenilecek bir
    soğukkanlılık ve tevekkülle biliyor musunuz? Öleni görüyor, üç dakikaya
    kadar öleceğini biliyor. En ufak bir duraksama bile göstermiyor. Sarsılma
    yok! Okuma bilenler ellerinde Kur'an-ı Kerim, Cennete gitmeye
    hazırlanıyorlar. Bilmeyenler, kelime-i şahadet getirerek yürüyorlar. Bu
    Türk askerin deki ruh kuvvetini gösteren hayrete ve tebrike değer bir
    örnektir! Emin olmalısınız ki, Çanakkale Muharebesini kazandıran bu
    yüksek ruhtur!"

    Kaynaklar:
    İsmail Bilgin, Çanakkale savaşı Günlüğü, Timaş Yayınları, İstanbul, 2015.
    Ruşen Eşref, Mustafa Kemal Çanakkale’yi Anlatıyor, Şema yayınevi, İstanbul,
    2010.
    Sadedin Özgür, Çanakkale Anlatılmaz Yaşanır, Özgür Medya, İstanbul.

  • Sigara kullanımı, dolaylı olarak eklemin beslenmesini de olumsuz etkiliyor

    Dikkat! Eklemlerimiz son yıllarda alarm veriyor!

    Aşırı kilo ve hareketsizlik kireçlenmeyi artırıyor!

    Ağrılar ve hareketlerinizdeki kısıtlanma çekilmez olduysa!

    Diz ve kalça protezi ameliyatında yeni gelişmeler…

    EKLEM KİREÇLENMESİNE YOL AÇAN 5 ÖNEMLİ YANLIŞ!

    Modern çağın önemli sorunlarından aşırı kilo ve hareketsizlik başta olmak üzere günlük yaşam alışkanlıklarımızdaki bazı yanlışlar eklemlerimizin hızla kireçlenmesine yol açıyor. Acıbadem Taksim Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Fahri Erdoğan halk arasında ‘kireçlenme’ olarak ifade edilen, tıptaki isimleriyle osteoartrit veya artrozun son yıllarda hızla yaygınlaştığını belirterek, hareketlerimizde kısıtlılığa ve istirahat ederken bile  geçmeyen ağrılara neden olan bu hastalığın kişinin günlük yaşam kalitesini önemli ölçüde düşürdüğünü söylüyor.

    Ancak günümüzde teknolojideki ve tıptaki hızlı gelişmelerle tedavide önemli başarılar sağlamanın mümkün olduğunu belirten Prof. Dr. Erdoğan, ameliyat dışı tedavi yöntemlerine yanıt vermeyen hastalarda protez ameliyatının çok önemli faydalar sağladığını, bu sayede kişinin ağrılarından kurtulurken sosyal yaşantısına yeniden kavuşabildiğini vurguluyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Fahri Erdoğan günlük yaşamda çok sık yapılan ve eklemlerimizde kireçlenmeye yol açan 5 önemli yanlışı sıraladı, protez ameliyatındaki yenilikleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

    Son yıllarda giderek yaygınlaşan eklem kireçlenmesi artık sadece yaşlılarda değil gençlerde de önemli bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Zamanla hastanın yürüme mesafesini ciddi şekilde azaltan, eğilme ve çömelmesini imkansız hale getiren, gece ve gündüz dinlenme halinde bile ağrılarının sürmesine yol açan hastalık bu nedenle kişiyi sosyal yaşamdan da koparabiliyor. Acıbadem Taksim Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Fahri Erdoğan ilaç ve fizik tedaviye ya da yürümeye yardımcı cihazlara rağmen hastanın ağrısının dindirilemediği durumlarda protez ameliyatının kaçınılmaz hale geldiğini belirterek “Kireçlenmenin boyutu onarılamayacak düzeye ve yaygınlığa ulaştığında hastanın ameliyat olması ve protez ile ekleminin yüzeylerinin değiştirilmesi gerekir. Günümüzde teknolojideki ve tıptaki gelişmeler, ileri ölçüde yıpranan ve ameliyat dışı tedavi yöntemlerine yanıt vermeyen hastalarda; yerinde ve kuralına uygun uygulanan bir eklem proteziyle ağrısız ve hareketli bir yaşamı mümkün kılıyor” diyor.

    Ağrısız ve hareketli bir yaşamı mümkün kılıyor!

    Proteze uygun şartlara sahip olan hastanın ameliyat edilerek en fazla iki gün içerisinde ayakta yürür ve merdiven çıkabilecek, evde tüm ihtiyaçlarını kendisi karşılayabilecek şekilde taburcu olabildiğini belirten Prof. Dr. Erdoğan sözlerine şöyle devam ediyor: “Son yıllarda hızla gelişen teknolojiyle beraber daha dayanıklı ve doku ile uyumlu malzemeler üretilmiştir. Günümüzde artık 4. jenerasyon seramik yüzeylerin kullanımı ile daha başarılı uzun dönem sonuçlar sağlanabilmektedir. Ameliyat öncesi tetkik ve taramalarda ameliyat sırasında veya sonrasında gelişebilecek problemler başlangıçta tespit edilerek gerekli önlemler alınmaktadır. Ayrıca anestezi alanında kazanılan yenilikler, daha güvenli anestezi teknikleri ile cerrahi sırasında özellikle ileri yaş ve riskli hasta grubunda daha güvenli cerrahi imkanı sağlamaktadır. Dokuya daha az zarar vererek yapılan cerrahi yaklaşımlarla hastanın kas fonksiyonlarının maksimum seviyede korunması sağlanmaktadır.”

    Eklem kireçlenmesi yol açan 5 önemli yanlış!

    Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Fahri Erdoğan, eklem ve kıkırdak aşınmalarına genetik rahatsızlıklar, ilerleyen yaş ve menopoz sonrası kemik erimesi (osteoporoz) gibi birçok etkenin yol açabildiğini belirtirken, bazı yanlışlarımızın da kireçlenme sürecini hızlandırdığını vurguluyor. Prof. Dr. Erdoğan kireçlenmeye yol açan 5 önemli yanlışı şöyle sıralıyor;

    • Aşırı kilo: Fazla kilo eklemler için taşınması gerekenden fazla yüke neden olarak aşınmayı hızlandırdığından ideal kiloya inmek gerekiyor.

    • Hareketsizlik: Hareketsizlik eklemleri zayıflatıp, kıkırdakların hızla tahrip olmasına yol açarak kireçlenmeyi hızlandırıyor. Uygun ve düzenli egzersiz eklemleri koruyor.

    • Eklemlere aşırı yük bindirmek: Eklemin hareketlerini zorlayacak düzeyde ve ağırlıkta hareketler eklemlere zarar veriyor. Bu nedenle özellikle eklemi darbeye maruz bırakacak tarzda zıplama veya sıçrama ile yapılan hareketlerden kaçınmak gerekiyor.

    • Sigara ve alkol: Yapılan bilimsel çalışmalarla genel sağlığa verdikleri zararlar tartışmasız olan sigara ve alkol kullanımı, dolaylı olarak eklemin beslenmesini de olumsuz etkiliyor, kıkırdak aşınmasını hızlandırarak aşınmaya yol açacak başka rahatsızlıkların gelişimine neden oluyor.

    • Duruş bozukluğu: Yanlış duruş ve oturuş eklemlerdeki yıpranmayı artırıyor. Bu nedenle duruş bozukluklarını düzeltmek, özellikle kas ve eklemin gerilimini azaltacak ve eklem çevresi kas gruplarını kuvvetlendirecek egzersizleri yapmak gerekiyor.

  • SİLAHSIZ DÜŞMANLAR VURDULAR BENİ

    SİLAHSIZ DÜŞMANLAR VURDULAR BENİ

    MEHMET MAHMUT YILDIZ-ŞAHLANIŞ PARTİSİ YÜKSEK İSTİŞARE KURULU BAŞKANI BAŞKANI  Bugün Çanakkale Deniz Zaferinin 106. Yıldönümü. Elbette kutlu bir gün; ama aynı zamanda da acılarla dolu. Vatan şairimiz Mehmed Akif‘in ifadesiyle göklerden ölümün indiği, yerden ölülerin fışkırdığı bir gün. 1315 doğumlu, henüz 16 yaşında olan çocuk yaştaki evlatlarımızın, her biri birer güneş olan yavrularımızın bir hilal uğruna battığı gün.
    Gururluyuz elbet; ancak aynı zamanda hüzünlüyüz de… Hüzünlüyüz çünkü Çanakkale‘de toprağa düşen yiğitlerin korumak için can verdiği Osmanlı‘nın başkenti İstanbul, Çanakkale destanından üç yıl sonra, günümüzden 109 yıl önce bugün, 16 Mart 1915 de Çanakkale‘yi abluka altına alan düşmanlar tarafından işgal edildi.
    Hüzünlüyüz, çünkü şehitlerimize layık olamadık. Tarihimize ve şehitlerimize, o şanlı zaferin ve daha sonraki büyük zaferlerin büyük emektarları Nusret Mayın Gemisi‘ni, Yavuz, Midilli, Hamidiye Zırhlılarını, Bandırma Vapuru‘nu jilet yapacak kadar nankörlük ettik.
    Hüzünlüyüz, çünkü Kurtuluş Savaşı‘mızdan sonra da bu topraklarda şehitler eksik olmadı. Şehit cenazelerinde hep şehitler üzerinde zerre hakkı olmayan dirilere sorduk:” Bu şehide haklarınızı helal ediyor musunuz?” diye. O şehide sorsaydık bir de; “Ey şehidim musalla taşının önünde, en ön safta duran takım elbiseli, cübbeli, rütbeli, yüksek makamlı, adı büyük kendi küçük şu ekabire hakkını helal ediyor musun?” diye. Ne cevap verirdi sizce?
    Şehitlik büyük makam, onlar cennetin baş köşesinde misafir. Onların bizim nutuklarımıza dualarımıza ihtiyaçları yok. Asıl zavallı olanlar, onların emaneti bu kutsal toprakları hak etmeyen bizleriz.
    Bir vatan yalnız düşman askerlerinin işgali ile elden çıkmaz. Vatan, limanları, tüm haberleşme sistemleri, stratejik önemdeki askeri ve sivil tesisleri Çanakkale‘de kovduklarımıza peşkeş çekildiğinde de işgal altındadır.
    Vatan birinci sınıf tarım toprakları terk edildiğinde, yurt dışından saman, nohut, mercimek, pamuk, ayçiçeği ithal edildiğinde de işgal altındadır. Vatan, ata tohumları yasaklanıp, toprakları döl vermeyen, İsrail‘den ithal edilen ebter tohumlara muhtaç bırakıldığında da işgal altındadır.
    Vatan köyde yaşayan nüfus oranı % 7,5‘a düştüğünde, tarımdaki yaş ortalaması 55 olduğunda da işgal altındadır.
    Bir vatan, paralı yol, tünel ve hastaneleriyle ilgili uyuşmazlıklarda yetkili mahkeme olarak Çanakkale‘deki en büyük düşmanın başkenti Londra mahkemeleri kabul edildiğinde de işgal altındadır.
    Gırtlağına kadar borçlu olan, üretmediğini tüketen, vatandaşının % 75‘ inin yabancılara ait bankaların kapısına kul edildiği bir vatan da işgal altındadır.


    Minare ve cami sayılarının çokluğu, büyüklüğü, bayrak direklerinin ve bayrakların boyutları büyümüş olabilir. Nutuklar daha yüksek perdeden atılıyor olabilir. Bunlar, gerçeği gizlemeye çalışan maskelerdir.
    Hüzünlüyüz; çünkü bu acı gerçeğin mimarları hala bu ülkenin başındadırlar. Muhalefet aynı ezberleri tekrar etmekle oyalanmaktadır. Hüzünlüyüz çünkü bu millet hala gerçeği görmekte zorlanmakta, yaşadığı sıkıntılarının sorumlularına bel bağlamaktadır.
    Hüzünlüyüz; ama asla umutsuz değiliz. Biliyoruz ve umuyoruz ki gerçek vatanseverlerin, vefalı gönül erlerinin çıkarsız birliği, DAYANIŞMACI TOPLUMCU ŞAHLANIŞ HAREKETİ‘NİN memleketin ufkundan doğacağı günler yakındır.
    Bu vesileyle Başta Çanakkale şehitlerimi olmak üzere bu toprakları yurt yapan tüm şehitlerimizi, en kalbi duygularla selamlıyor, rahmet ve minnetle yad ediyorum.

  • Kaynarca’nın dev projesi Atık Su Arıtma Tesisi’nde çalışmalar devam ediyor

    Kaynarca’nın dev projesi Atık Su Arıtma Tesisi’nde çalışmalar devam ediyor

    Kaynarca’nın dev projesi Atık Su Arıtma Tesisi’nde çalışmalar devam ediyor
    Büyükşehir Belediyesi, Kaynarca İlçesi’ne kazandıracağı dev yatırım Kaynarca İleri Biyolojik Atık Su Arıtma Tesisi’nde çalışmalarını aralıksız şekilde sürdürüyor. Ekiplerin çalışmaları ile 18 bin vatandaşa hizmet verecek tesisin yüzde 70’lik kısmı tamamlandı.

    Sakarya Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (SASKİ), Kaynarca İleri Biyolojik Atık Su Arıtma Tesisi’nde çalışmalarını aralıksız şekilde sürdürüyor. Tamamlandığında günde 3 bin metreküp atık su arıtma kapasitesi ile 18 bin vatandaşa hizmet verebilecek dev proje ile Kaynarca’nın doğası uzun yıllar boyunca güvence altına alınacak. Türkiye’nin en büyük su basar ormanı Acarlar Longozu’nun tabiatını da koruyacak çevreci projede devam eden çalışmalar ile yüzde 70’lik kısım tamamlandı.

    Yüzde 70’lik kısmı tamam
    Kurum tarafından yapılan açıklamada ise, “ Çalışmalarına aralıksız şekilde devam ettiğimiz Kaynarca İleri Biyolojik Atık Su Arıtma Tesisi ile ilçemizin bugün ve yarınlarına kusursuz şekilde hizmet edeceğiz. Tesisimize ulaşan atık suları son teknoloji cihazlar ile arıtarak sağlıklı hale getirdikten sonra doğaya yeniden deşarj edeceğiz. Bugüne kadar attığımız adımlar ile dev projemizin yüzde 70’lik kısmını tamamladık. ” ifadeleri kullanıldı.

  • İYİ Parti Sapanca Belediye Başkan Adayı Senem Kılıç, Sapanca Villa ve Bungalov İşletmecileri Derneği (SAVİBU) yönetimi ve üyeleri ile bir araya geldi.

    İYİ Parti Sapanca Belediye Başkan Adayı Senem Kılıç, Sapanca Villa ve Bungalov İşletmecileri Derneği (SAVİBU) yönetimi ve üyeleri ile bir araya geldi.

    31 Mart 2024 Yerel ve Mahalli İdareler seçimleri anbean yaklaşırken, İYİ Parti Sapanca Belediye Başkan Adayı Senem Kılıç halk ile temaslara hız kesmeden devam ediyor.

    Sapanca’da bulunan Engelsiz Kafe’de Sapanca Villa ve Bungalov İşletmecileri Derneği (SAVİBU) yönetim kurulu ve üyeleriyle bir araya gelen İYİ Parti’li Senem Kılıç, Sapanca’nın göz bebeği olan bungalovlar ve turizm hakkında değerlendirmelerde bulundu.

    Hoş sohbet eşliğinde devam eden buluşmada; turizm master planı, genel sorunlar ve çözüm önerileri masaya yatırılarak değerlendirmelerde bulunuldu.

    Gün, toplu fotoğraf çekimiyle sona ererken; ziyaretin ardından açıklama yapan Senem Kılıç, “SAVİBU Sapanca Villa ve Bungalov İşletmecileri Derneği Yönetimi ve Üyeleriyle “Engelsiz Kafe” de bir araya geldik. Sapanca Turizm Master Planı, Genel sorunlar, yatırım konuları ve çözüm yolları üzerine güzel bir sohbet oldu. Davetimize icabet eden bütün SAVİBU dernek yönetim kuruluna ve üyelerine teşekkür ediyorum. Sapanca İYİ olacak” açıklamalarında bulundu.

  • Doğanın sesine kulak verilmeli…

    Doğanın

    sesine

    kulak

    verilmeli…

     

    Necdet Buluz

     

    Doğa ile oynanırsa, bir gün doğanın intikamını alması kaçınılmazdır. Heyelanlar, sel baskınları, deniz kirliliğinden meydana gelen müsilajlar bundan kaynaklanıyor.

    Bu nedenle diyoruz ki, doğa ile oynanmamalı. Doğanın sesine de kulak verilmeli. Bunlar olmazsa doğa bir gün ayağa kalkar ve intikamını da alır. Bugüne kadar yaşadığımız olumsuzluklar da ders çıkarmıyoruz.

    Bugün, konumuz yine deniz kirliliği ve bu nedenle meydana gelen müsilajlar. Bunu her yıl yaşıyoruz ve denizlerimiz kirlenmesini önleyecek tedbirleri almıyoruz. Yakında denizlerimizde bir canlı kalmazsa bu hiçbir zaman sürpriz olmamalı.

    Üsküdar Üniversitesi Mühendislik Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Esma Ulusoy, müsilajın yeniden gündeme gelmesi üzerine değerlendirmede bulundu

    Üniversiteden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Ulusoy, “deniz karı veya deniz salyası” olarak da bilinen müsilajın; bitkilerde tohum kabuğu ve köklerden salınan karbonhidrat ağırlıklı jölemsi zararsız organik bir salgı olduğu bilgisini paylaştı.

    Ulusoy, dünyanın oksijenin önemli bir kısmını üreten mikroskobik canlıların bir çevre felaketine sebep olduğuna işaret ederek, şu açıklamayı yaptı:

    “Azot ve fosfor yüzünden zamanla asitleşen deniz suyu aşırı artan fitoplanktonları strese sokar ve bolca müsilaj üretmelerine sebep olur. Oksijeni tüketen zararlı bakterilerin kolera, kolibasili ve kolit gibi hastalıklarının artışına sebep olduğunu biliyoruz. zamanla denizin içinde başlayan bu anormal besin ağının dev bir pıhtıya dönüşerek hem deniz yüzeyini hem de deniz tabanını kapladığını görmekteyiz. Ulusoy, müsilajın denizde oksijene bağlı yaşayan balıkların, kabukluların, sünger ve mercan gibi canlıların kitlesel ölümlerine yol açıyor. Ayrıca balıkçı ağlarına da zarar veriyor. Artan sanayileşme, artan nüfus, gemi trafiğindeki artış, tarımsal faaliyetlerde kullanılan gübre ve ilaçlardan kaynaklı kirlilik sıkı denetimlerle mutlaka engellenmesi gerekiyor. Bunun için halkın atık yönetimiyle ilgili bilinçlendirilmesi, ileri atık su tesislerinin geliştirilmesi ayrıca atık suların, balıkçılık faaliyetlerinin, gemi sintine sularının, tarımsal kimyasal ve gübrelerin denetlenmesi hayati önem taşıyor.”

    Ulusoy, Marmara Denizi’ne, son 60 yılda kuruyan yetmiş göle, son yıllarda çokça görülen hortum, sel ve depremlere dikkati çekerek, “Doğanın sesine kulak vermedikçe bütün bu felaketlerin sebebi olan küresel ısınmanın sonuçlarını anlamamız mümkün olamayacak” açıklamasında bulundu

    Özetleyelim:

    Geçenlerde bir yazı yazmış ve denizlerimizde balık neslinin tükenmekte olduğunu ve bu nedenle yakında balığa hasret kalacağımıza değinmiştik.

    Bugün bu görüşümüzü yineliyoruz. 

    Birçok işletme zehir oluşan atıklarını en yakın akarsuya döküyor. Bu akarsular denize dökülüyor. Bunların çok sıkı denetlenmesi ve önlenmesi gerekiyor.

    Bunların dışında insanlar petleri veya diğer malzemeleri denize atıyor. Bu da ayrı bir kirlilik nedeni. Elimizle denizlerimizi kirletiyoruz. Çoğu zaman deniz temizliği sırasında denizden neler çıkıyor çok ürküntü verici. Böyle bir durumda bu denizde canlı yaşar mı?

    Doğanın sesine kulak verilmeli. Yoksa intikamı can yakar. Bugüne kadar yaşananlar ders olmalı.

  • Gündoğdu “Bu büyük coşku 31 Mart zaferini müjdeliyor”

    Binlerce Kişinin Katıldığı Ferizli İftarında Cumhur İttifakı Gövde Gösterisi Yaptı
    Gündoğdu: “Bu büyük coşku 31 Mart zaferini müjdeliyor”

    Cumhur İttifakı Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Yusuf Alemdar ve Ferizli Başkan Adayu İsmail Gündoğdu’nun katıldığı Büyük Ferizli İftarı adeta gövde gösterisine dönüştü. Binlerce kişinin katıldığı programda konuşan Gündoğdu, “Bu büyük coşku bize 31 Mart zaferini müjdeliyor. Allah bu birliğimizi, birlikteliğimizi, muhabbetimizi ve sevgimizi daim kılsın” dedi.

    İFTAR PROGRAMINA ÜÇ BİN KİŞİDEN FAZLA KATILIM
    Cumhur İttifakı Sakarya Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Yusuf Alemdar ve Cumhur İttifakı Ferizli Belediye Başkan Adayı İsmail Gündoğdu ilçede vatandaşlarla bir araya gelerek düzenlenen Büyük Ferizli İftarına katıldı. İftar programından önce Alemdar ve Gündoğdu Gölkent, Bakırlı, Değirmencik mahallelerinde esnaf ve vatandaşlarla bir araya geldi. Ardından ise Ferizli ilçe merkezinde esnaf ziyaretinde bulunuldu. Alemdar ve Gündoğdu vatandaşlarla sohbet ederek beklentilerini ve taleplerini dinledi. Esnaf ve mahalle ziyaretlerinin ardından ise Ferizli Belediyesi Kapalı Pazar Yeri’nde Büyük Ferizli İftarı gerçekleşti. Binlerce kişinin katıldığı iftara Alemdar ve Gündoğdu’nun yanı sıra AK Parti İl Kadın Kolları Başkanı Yasemin Turan, AK Parti İl Gençlik Kolları Başkanı Hüseyin Serdar, Sakarya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Genç, AK Parti Ferizli İlçe Başkanı Ramazan Serhoş, MHP Ferizli İlçe Başkanı Veysel Dikbaş, meclis üyeleri, Cumhur İttifakı yöneticileri ve çok sayıda vatandaş katıldı.

    31 MART’TA BAYRAMIN ARİFESİNİ YAŞAYALIM
    Geniş katılımlı iftar programı öncesi Alemdar ve Gündoğdu alanda bulunan masaları tek tek gezerek vatandaşların Ramazan Ayını tebrik ederek selamlarını iletti. Ardından ise hep birlikte oruçlar açıldı. İftar programının ardından Ferizlililere hitap eden Yusuf Alemdar, “Biz 5 sene de yapacağımız projeleri sizlere sunduk. Bu sözlerimizin arkasında durarak inşallah 5 sene sonucunda Ferizli’nin çok daha farklı yerde olacağını ifade ediyorum. Çünkü Ferizli bunu hak ediyor. Çünkü Ferizli’nin çok daha güzel hizmetlere layık olduğunu biliyoruz. Geçmişten beri Belediye Başkanlarımızın her biri güzel hizmetler yaptı. 22 yıldır Ferizli’de iktidarımızın çok güzel yatırımları var. Bu yatırımların ardından devamını sağlamakta bizim boynumuzun borcudur. Bu akşam bizlerle aynı sofrayı paylaşmak için her mahalleden gelen siz değerli hemşerilerime şükranlarımı sunuyorum. 31 Mart günü inşallah Ramazan Bayramının arifesini birlikte yaşayalım” dedi.

    FERİZLİ’NİN GELECEĞİNE YATIRIM
    Ferizli Belediye Başkanı ve Cumhur İttifakı Ferizli Belediye Başkan Adayı İsmail Gündoğdu, güçlü adımlarla yola devam ettiklerini ifade ederek, “2019’da Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleriyle Cumhur İttifakı Ferizli Belediye Başkanlığına aday olarak gösterildim ve girdiğimiz seçimde Ferizli tarihinin en yüksek oyunu almak bizlere nasip oldu. Bu 5 yıllık süreçte ilçemiz için var gücümüzle çalıştık, eser ve hizmet siyaseti ile vatandaşlarımızın yanında olduk. Ferizli’nin geleceğine yatırım yapmaya devam edeceğiz. Mali disiplin, sürdürülebilir kalkınmanın ve kaliteli hizmetin temelini oluşturuyor. Allah nasip ederse yeni dönemimiz atılım ve kalkınma dönemi olacak” dedi.

    PROJELERİ SIRALADI YENİ DÖNEMİ ANLATTI
    5 yılda gerçekleştirdikleri vizyon projeleri sıralayan Gündoğdu, merkez ana cadde yenileme projesi, kapalı pazar yeri projesi, sosyal tesis projeleri ve üst geçit projesi altyapı ve üstyapı iyileştirmelerinin yanı sıra, spor ve eğitim alanlarında yaptıkları çalışmaları anlattı. Gündoğdu ayrıca tarım alanında gerçekleştirilen çalışmalar, yeni çocuk parkları, ilçedeki doğalgaz çalışmaları ve eğitim yatırımlarından da bahsetti. Gündoğdu yeni dönemde belediyeye yeni bir hizmet binası kazandırmayı hedeflediklerini açıklayarak, “Yeni dönemde Allah nasip ederse belediyemizin karşısındaki binayı yeni belediye hizmet binası haline getirerek sizlerin hizmetine sunacağız. Mevcut halinin üzerine bir kat ilave ederek, modern bir belediye binası ilçemize kazandırarak, Ferizli’nin tarihine eser bırakacağız

    YUSUF ALEMDAR AĞABEYİMİZ ÖNÜMÜZÜ AÇACAK
    Gündoğdu ayrıca şunları kaydetti: “Yeni dönemde Büyükşehir Belediyemizde bizlere yol gösteren bir ağabeyimiz var. Yusuf Alemdar Ağabeyimiz Büyükşehir’de inşallah bilgi birikimi ve belediyecilik tecrübesi bizim önümüzü açacak ve ilham verecek. Allah kendisinden razı olsun. Birlikte ilçemiz için çalışmaya devam edeceğiz. Ferizli bugün gösterdiği bu coşku ve destek ile Cumhur İttifakının arkasında olduğunu herkese ilan etti. Ferizli için yaptığımız her işte, vatandaşlarımızın desteği ve güveni bizim en büyük gücümüz. Bundan sonra da hep birlikte, istişare ve ortak akıl ile ilçemiz için daha büyük projelere imza atacağız.”

    BİRLİĞİMİZ VE MUHABBETİMİZ DAİM OLSUN
    Binlerce kişinin katıldığı dev iftar programındaki büyük coşku ve ilgiye de karşılıksız kalmayan ve herkese teşekkür eden Gündoğdu son olarak şöyle konuştu: “Bu gece burada büyük bir birlik ve beraberlik havası var. Hep birlikte aynı inançla, aşkla ve muhabbetle bir aradayız. Bu büyük coşku bize 31 Mart zaferini müjdeliyor. Allah bu birliğimizi, birlikteliğimizi, muhabbetimizi ve sevgimizi daim kılsın. Bu gibi vesilelerle rabbim şevkimizi, azmimizi, gücümüzü arttırsın. Gönül soframıza konuk olup, bereketlendirdiğiniz için burada bizlerle olan tüm hemşerilerime şükranlarımı sunuyorum. Rabbim sizler ile gönül bağlarımızı kuvvetlendirsin. Şehrimiz için ilçemiz için 31 Mart’ta hayırlı bir zafer diliyorum.”

    ÇOCUK ŞENLİĞİ İLE UNUTULMAZ BİR GECE
    İftar programının ardından ise Ramazan Şenliği düzenlendi. Çocukların unutulmadığı şenlikte Ferizli Beleyesi Kapalı Pazar Yerinin bir bölümünde kurulan şenlik alanında çocuklar unutamayacakları bir gece yaşadı. Hacivat Karagöz’den, yüz boyama etkinliğine, ateş şovundan, sosis balon etkinliğine, pamuk şekerden Aşuk ve Maşuk’a ve sevimli karakterlere kadar her şey ile çocuklar doyasıya eğlendi.

  • Ayhan, “Çiftçilerimize sesleniyorum ! Tarlalarınızı sürmekten korkmayın biz geliyoruz”

    Saadet Partisi Sakarya Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ömer Abdullah Ayhan, 31 Mart’ta yapılacak Mahalli İdareler Genel Seçimleri kapsamında ziyaretlerini sürdürüyor.

    Ayhan, Adapazarı Belediye Başkan adayı Aytaç Çakıroğlu ve teşkilat mensuplarıyla birlikte Katlı Pazaryeri esnafını ziyaret etti.

    Genç Arifiyeliler Platformu’na ziyaret gerçekleştiren Ayhan, ardından Arifbey Mahalle sakinleriyle bir araya geldi.

    Başkan adayı Ömer Abdullah Ayhan, Şehirde imar uygulamalarında tarım arazilerini mutlaka koruyacağını, sanayi ve yerleşim alanlarını belirlerken verimli tarım arazilerimizi hiçbir surette imara açmayacağını belirtti.

    DESTEK OLACAĞIZ

    Çiftçilere her türlü desteği sağlayacağını vurgulayan Ayhan, “Çiftçilerimize sesleniyorum, taralarınızı sürmekten korkmayın biz geliyoruz. Tarım ve hayvancılıkta zor durumda olan çiftçilerimizin her zaman yanında olacağız. Özellikle küçük üreticilere cansuyu mahiyetinde tohum, gübre ve mazot desteğinde bulunacağız.” dedi.

    KÂRLI SATIŞLARINA İMKAN SAĞLAYACAĞIZ

    Çiftçinin güçlenmesine öncü olacağını belirten Ayhan, “Üreticilerimizin ürünlerini vatandaşa direk satabilmeini sağlayacak üretici pazarlarını kuracak, aracı maliyetleri olmadan ürünlerini daha kârlı satışlarına imkan sağlayacağız. Belirli ölçeğin altındaki çiftçilerimizin bir araya gelerek kooperatifleşmesini teşvik edip pazarda daha da güçlenmelerini sağlayacağız.” diye konuştu.