Kategori: Sür Manşet

  • Ali Babacan: “TRT, iktidarın propaganda makinesi”

    Ali Babacan:

    “TRT, iktidarın propaganda makinesi”

    DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, 14 Mart Perşembe günü İzmir’de bir basın toplantısı düzenledi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Serap Karaosmanoğlu’nun da tanıtıldığı basın toplantısında Babacan, TRT’nin yayın politikasına, ekonomiye ve yaklaşan yerel seçimlere değindi.

    Ali Babacan’ın konuşmasından başlıklar şu şekilde:

    “TRT’deki durum çok vahim”

    Bir gazetecinin sorduğu TRT’nin yayın politikasıyla ilgili soruyu Ali Babacan şöyle yanıtladı: “TRT’deki durum çok vahim. Tamamen şu an iktidarın bir propaganda makinesi haline gelmiş durumda. DEVA Partisi kuruldu kurulalı, toplam bizimle ilgili yayın süresine bir bakın, 3-5 dakikayı geçmez. Dört yılda üç beş dakikalık, toplam, geçmez. O da hep negatiften bir şey tutturmuşlardır yani. Negatif bir şeyden bir yayın yapmışlardır. Bu adil değil, çünkü TRT, 85 milyonun vergileriyle finanse ediliyor, bir. İkincisi TRT elektrikten pay alıyor. Bugün sadece AK Parti’ye, sadece MHP’ye oy verenlerin elektrik faturasından kesilip de TRT finanse edilmiyor. Bütün siyasi partilere destek verenlerin elektrik faturasının altına TRT payı ekleniyor. Demek ki TRT’nin bütün bu milletin destekledikleri partilere adil bir görünürlük sağlaması lazım, haberleri de tarafsız vermesi lazım.”

    “Kamu kuruluşlarında ne tarafsızlık kaldı ne bağımsızlık kaldı”

    “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayımız İdris Şahin bey, partimizin de sözcüsü. İstanbul teşkilatımızla gittiler, TRT’nin önüne bir siyah çelenk koydular. Ve bu siyah çelengin anlamı nedir, biz sizden tarafsız yayın istiyoruz arkadaş. Eskiden olduğu gibi, onlarca yıldır gerçekleştirildiği gibi tarafsız yayın. TRT’den bizim beklediğimiz tarafsızlık. Ama kamu kuruluşlarında ne tarafsızlık kaldı ne bağımsızlık kaldı.”

    “Ülkeyi yönetenlerin hukukla ve süreyle sınırlandırılması gerekiyor”

    “Ülkeyi yönetenlerin hukukla ve süreyle sınırlandırılması gerekiyor. Oysa şu andaki hükûmet, şu andaki iktidar hukuk tanımıyor. Anayasa tanımıyor. Anayasa’ya göre Sayın Erdoğan’ın bir yemini var değil mi; meclis kürsüsüne, işte Seda Hanım’ın da, bütün milletvekillerinin de önünde çıktı kürsüye, ‘ben’ dedi ‘görevimi tarafsızca yapacağıma namusum ve şerefim üzerine ant içerim’ dedi göreve başladı. Peki görevini tarafsız yaptığını söylemek mümkün mü?”

    “Yüksek bir kadın temsiliyle şu anda sahadayız”

    “Adaylarımızdan 9’u kadın. Bu da İzmir’de bir rekor sanırım. Büyükşehir adayımız, artı 8 ilçe belediye başkan adayımız kadın. Pınar Hanım burada bizimle, Karşıyaka adayımız bizim kurucularımızdan, ilk İzmir teşkilatımızın çekirdek nüvesinden. Bugün sabahtan Tire’ye uğradık, Tire adayımız kadın. Kiraz ve Ödemiş’ten izin istediler, biz çalışma yapmak istiyoruz dediler, tabii dedim hiç sorun yok, öyle genel başkanımızın yanında dolaşayım diye şey yapmayın uğraşmayın. Hemen gidin çalışmalarınıza devam edin. Dolayısıyla sahadayız, ve çok yüksek bir kadın temsiliyle şu anda sahadayız.”

    “‘Bu genç adam mı yapacak bu işi?’ diyorlardı”

    Cumhuriyet Halk Partisi İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayının yaptığı “Belediyecilik tecrübesi olan tek adayım” açıklamasına dair sorulan bir soruyu Ali Babacan şöyle yanıtladı: “Ben bu ülkenin ekonomisinin başına geçtiğimde 35 yaşındaydım. Ve daha önce devlette hiçbir çalışmam yoktu. O zamanlar biliyorsunuz, bana ne diyorlardı, Bebecandiyorlardı. ‘Bu genç adam mı yapacak bu işi?’diyorlardı. Ama ne oldu, Türkiye ekonomisinin en parlak dönemi, çok şükür benim ekonominin başında olduğum dönem oldu. 3.500 dolarlık milli gelirimizi aldık 12.500 dolara çıkardık.”

    “Irkçılık yaparak iktidar olanların bu ülkeyi zerre kadar faydası olmaz”

    “İktidar olacağımızı bilsek ırkçılıkla biz iktidar olmayız. Çünkü ırkçılık yaparak iktidar olanların bu ülkeyi zerre kadar faydası olmaz; bu ülkeyi bölerler, parçalarlar. Onun için kimlik siyaseti de yapmıyoruz. Kimlik siyaseti ne demek; ‘ben şuyum, sen de şusun, bana oy ver.’ Ya da dönüyorsunuz, ‘sen falancasın ben de falancayım, onun için bana oy ver’. Ben o kimlik siyaseti yapanlara diyorum ki,arkadaş, sen Türkiye için ne yapacaksın, onu konuş.”

    “Siyaset tarzımızda kavga yok”

    “Siyaset tarzımızda kavga yok. Bizim siyaset tarzımızda gererek, kutuplaştırarak sen benden misin değil misin, beriki misin öteki misin diye insanları kutuplara ayırarak bir siyaset tarzı yok. Biz çok şükür Türkiye’nin her mahallesine rahatça girebilen, Türkiye’nin her kesiminin sempatiyle baktığı bir siyasi partiyiz. Ve bu özellikteki başka siyasi parti de yok.”

    “Sayın Erdoğan’ın keyfi bilir”

    Bir gazetecinin sorduğu “Akbelen’de maden ocaklarında bir kamulaştırma kararı çıktı, birkaç gün sonra da bu karar iptal edildi. Acaba yerel seçimlerle ilgili yapılmış bir hamle midir bu; yerel seçimden sonra tekrar aynı karar çıkabilir mi?” sorusunu Ali Babacan şöyle yanıtladı: “Sayın Erdoğan’ın keyfi bilir. Tek imzayla yaptı, tek imzayla da bozdu. Yarın tek imzayla yeniden yapmayacağının garantisi yok.”

    “Ne kadar süsleme görüyorsanız tamamı ülkenin cari açığını artıran harcamalar”

    “Ne kadar süsleme görüyorsanız sokaklarda, tamamı ülkenin cari açığını artıran harcamalar. Tamamı. %90’u devlet parası, belediye parası ya da işte belediyelerle ilişkide olanların parası. Oysa biz bakın burada her bir adayımızın kendi şahsi imkanlarıyla ve teşkilatımızın kendi içinde oluşturduğu bağış havuzlarıyla bir kampanya yönetiyoruz. Tertemiz, helalinden bir kampanya yapıyoruz.”

  • KUZEY ANADOLU FAY ZONU HER YIL 17-25 MİLİMETRE KAYIYOR

    KUZEY ANADOLU FAY ZONU HER YIL 17-25 MİLİMETRE KAYIYOR

    Türkiye’de diri fayların sayısı 485

    Türkiye’yi derinden etkileyen Kahramanmaraş merkezli depremleriyle ilgili olarak Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) Jeoloji Etütleri Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda deprem bölgesinde yürütülen arazi çalışmaları sonrası haritalanan yüzey kırığı haritası kurumun internet sitesinde yer alan Yerbilimleri Portalı (http://yerbilimleri.mta.gov.tr/anasayfa.aspx) üzerinden kullanıma açıldı.

    Diri fay haritasına ilişkin güncelleme çalışmaları, belirli bir zaman aralığından çok deprem jeolojisi ve diri fay araştırmalarında gelişen yeni yöntem ve yaklaşımlar dikkate alınarak gerçekleştiriliyor.

    KUZEY ANADOLU FAY ZONU HER YIL 17-25 MİLİMETRE KAYIYOR

    Türkiye Diri fay Haritası üzerinde gösterilen toplam diri fayların sayısı 485’e ulaşıyor. Bunlardan 326’sı tekçe fay, fay zonu veya sistemi olarak yer alırken 183’ü ise bu ana yapılar altında fay segmenti olarak haritalandırılıyor. Türkiye Diri Fay Haritası’nda gösterilen diri fayların her birinin 5,5 ve daha büyük depremler üretebilecek kaynak zonlar olduğu belirtiliyor.

    Türkiye’nin en önemli iki diri fay hattından biri olan Kuzey Anadolu Fay (KAF) Zonu boyunca yıllık kayma hızının yaklaşık 17-25 milimetre, Doğu Anadolu Fay (DAF) Zonunda ise yıllık kayma hızının yaklaşık 10 milimetre değerinde olduğu biliniyor.

  • Türkiye Komünist Partisi (TKP) de komünist belediyeciliğe dair ilkelerini açıkladı.

    31 Mart’ta gerçekleştirilecek olan yerel seçimlere kısa bir süre kalırken, Türkiye Komünist Partisi (TKP) de komünist belediyeciliğe dair ilkelerini açıkladı.

    “Belediyeler için komünist ilkeler” başlığıyla yayımlanan açıklamada,  komünist belediyeciliğin hayata geçirileceği yerlerde uygulanacak 14 farklı ilkeye yer verildi.

    Açıklanan ilkeler şöyle:

    1. Komünistler için belediyecilikte temel hedef her şeyden önce örgütlülüğünün giderek bilincine varan halkın yönetime katılması için kanalların açılmasıdır.
    Komünistlerin yetki aldığı her yerde halk mahalle, semt, okul, işyeri temsilcilikleri gibi kanallarla belediyenin yönetiminde söz sahibi olacaktır. Daha fazla olanak ve platform bulan emekçi halk bu mevziyi düzene karşı korumak için daha bilinçli hale gelecektir.

    2. Komünist belediyecilik emekçi halkın refah ve mutluluğunu amaçlar.
    Düzen içinde belediyecilik rant paylaşımına odaklanır. Komünistler ise belediyelerin etrafında kümelenmiş rant çetelerini dağıtmakla işe başlayacaktır. Tek bir patron ve müteahhit belediyeleri kendi çıkarları için kullanamayacak, ondan yararlanamayacaktır. Tek hedef emekçilerin yaşam niteliğinin gelişmesi olacaktır. Belediyenin tüm faaliyeti halkın ihtiyaçlarına göre planlanacaktır.

    3. Emekçi halkın sağlıklı ve nitelikli barınma, ulaşım, eğitim, kültür ve dinlenme olanaklarına kavuşması için bütün olanaklar seferber edilir.
    Birer hak olarak emekçi halkın sağlıklı ve sağlam konutlarda oturması, eğitim olanaklarına ulaşması, güvenilir kitle ulaşımının garanti edilmesi, dinlenme ve tatil yapma olanaklarının sağlanması başlıca hedef olacaktır. Kent planlamasında toplum ve çevre sağlığının esas alınması, yeşil alanların rantçılara karşı korunması ve geliştirilmesi ancak yerel yönetimlerde komünistlerin mücadelesiyle sağlanabilir.

    4. Komünist belediyeler deprem kuşağında yer alan ülkemizin her yerinde şehirlerimizin güçlendirilmesi önceliğiyle hareket edecektir.
    Şehirlerimizi deprem ve diğer doğal afetler karşısında savunmasız hale getiren halkın güvenliğini değil sermayedarların ve müteahhitlerin kâr hırsını önceleyen yaklaşımdır. Şehirlerimizi bu afetler karşısında güçlendirmek için önce yağmanın önünü kesilecek, ardından kaynaklar bir planlama doğrultusunda mevcut yerleşimlerin güçlendirilmesi, yeni yerleşimlerin ise bilimsel veriler doğrultusunda elverişli alanlarda kurulması için ayrılacaktır.

    5. Komünistlerin belediye yönetimlerindeki varlığı, ortaklaşmayı ve birlikteliği güçlendiren bir kültürün geliştirilmesi demektir.
    Çocukların, gençlerin ve yetişkinlerin birlikte kendilerini geliştirebilecekleri ortamları yaratmak komünistlerin yerel yönetimlerdeki birincil görevlerindendir. Kolay ulaşılabilir ve yaygın bir kütüphane ağı, çocuklar ve gençler için bilim merkezleri, birlikte yazıp oynayacağımız piyesler için tiyatrolar, şarkılarımızı, türkülerimizi öğrenip söyleyeceğimiz korolar ve orkestralar, biliminin emekçilerin yararına nasıl sunulacağını anlatan konferans dizileri ve birlikte yapılan spor bu ortak yaşam kültürünü yaratmanın araçları olacaktır.

    6. Komünistlerin belediyelerdeki çalışmaları uyuşturucu kullanımının yaygınlaşmasına karşı da bir bariyer olacaktır.
    Düzenin emekçi halkı çürüten saldırılarına, uyuşturucu kullanımı ve her türlü yozlaşmaya karşı komünistler gençlerimizi koruyan önlemler alacaktır.

    7. Kadınların eşitliği ve özgürlüğü için olanaklar yaratılacaktır.
    Mahallelerde, kreş ve çocuk yuvalarının kurulması, kadınların ev dışında kamusal alanlarda yer almasının desteklenmesi, şiddete karşı korunması komünist yerel yönetimlerin sorumluluk alanındadır.
    Kadınların eşit haklara sahip birer emekçi olarak istihdamına ek olanaklar yaratılması komünistler için belirleyici önemdedir.

    8. Toplum sağlığının korunması ve geliştirilmesi için çalışmalar yürütülecektir.
    Halkın temel sağlık sorunları; içme suyu ve gıda güvenliği, okul sağlığı, spor sağlığı, geri dönüşüm, atık sorunu gibi konular ancak yerel yönetimlerde komünistlerin etkili olmasıyla güven altına alınabilir. Belediyelerde sağlık birimleri oluşturulacak, bu birimlerde gönüllü hekim ve sağlıkçılar da görev alacaktır.

    9. Tüketim ve üretim kooperatiflerinin kurulması emekçi halkın yaşamını kolaylaştıracaktır. Market zincirlerinin ve piyasa ilişkilerinin yarattığı pahalılığa karşı halkın temel gıda ve tüketim malzemelerine ucuza ulaşmasını sağlayacak tüketim ve yerel yerleşim yerinin özelliğine göre üreticilerin üretim maliyetleri karşısında destekleyecek ve emeklerinin karşılığını alabilmelerini sağlayacakları üretim kooperatiflerinin özendirilmesi yine ancak komünistlerin işi olabilir.

    10. Komünist belediyeler işçilere karşı patron gibi davranan bir “şirket” olmayacaktır.
    Komünist belediyelerde çalışan işçiler karar alma süreçlerine katılacaklar ve belediye işçilerinin, halkın refahı için ortak hedefler doğrultusunda verilen mücadelenin doğal bir parçası olmalarını sağlayacak koşullar teşvik edilecektir.

    11. Komünistler belediyelerde hizmet yalanıyla kabul ettirilen ve fakat sadece patronların kârını amaçlayan taşeron düzenine son verecektir.
    Komünistler son 30 yılda belediyelerde hakim kılınan taşeron düzenini reddedecek, belediye hizmetlerini irili ufaklı patronlar için kârlı bir sömürü alanı haline getiren bütün uygulamalara son verecektir.

    12. Komünistler belediyelerde ırkçılığa, dinciliğe ve mezhepçiliğe geçit vermeyecektir.
    Emekçi halkımızı dil, etnik köken ya da inancına göre ikinci sınıf ilan eden yaklaşımlara komünist belediyelerde yer olmayacaktır. Komünistler, yerel yönetimlerde din istismarına geçit vermeyecek, laik bir yönetim tarzını yerleştirecek, kardeşlik, barış ve birliği örgütleyecektir.

    13. Komünist belediyeler uluslararası veya yerli sermayenin doğrudan ya da dolaylı maddi destek ve müdahalelerine tamamen kapalı olacaktır.
    Yerli veya yabancı sermaye ile kimi emperyalist yapılanmaların proje, fon ve benzer adlar altında gerçekleştirdikleri her tür ekonomik, siyasi ve sosyal müdahale ve girişimlere komünist belediyelerde izin verilmeyecektir.

    14. Komünist belediyeler ile toplumun eşitliğe ve özgürlüğe dayalı geleceği arasında bağ kurulur.
    Komünistler hangi ilde, hangi ilçe ya da beldede yönetimde olurlarsa olsunlar tüm bir ülkeye ve tüm insanlığa karşı sorumlu olduklarını, yaptıkları her şeyin ülkemizin ve dünyanın geleceğini aydınlatma çabasının bir parçası olarak anlam taşıdığını hiçbir zaman akıllarından çıkarmayacaklardır.

  • Eski İçişleri Bakanı  Yurt Partisi Genel Başkanı Sadettin Tantan” Emperyalist devletlerin tuzağına düşmemeli”

    Eski İçişleri Bakanı  Yurt Partisi Genel Başkanı Sadettin Tantan” Emperyalist devletlerin tuzağına düşmemeli”

    Türkiye’nin Irak’ta gerçekleştireceği konuşulan operasyonunun gerçek nedeni PKK unsurlarının yok edilmesi mi yoksa ABD menfaatleri için İran’ın kuşatılması mıdır?

    Türkiye; Kerkük, Erbil, Süleymaniye gibi kadim Türk kentlerinin yönetimsel olarak Türk hakimiyetine girmesini, PKK/YPG unsurlarının yok edilmesi hedefleriyle Irak’ta operasyon yapmadığı takdirde gerçekleştirilmesi muhtemel operasyon ABD ve İsrail’in NATO üzerinden İran’ı çevrelemesine neden olur.

    Bu durum da Türkiye ile İran arasında bir çatışma riski doğurur.

    Türkiye ile İran 1639 Kasrı Şirin Anlaşması’ndan beri sınırlarını çizmiş ve barış içindedir.

    Yaklaşık 400 yıldır süregelen huzur ve sükunu korumak gerekmektedir.

    Türkiye, iç siyasete dış politikanın alet edilmesinin bedelini ödemiş bir ülke olarak bu tuzağa tekrar düşmemelidir.

    Hükümetin, devlet gücünü kullanarak seçim propangadası yapması, sınırötesi operasyon sürecini bir seçim malzemesine dönüştürmesi ülkemize bir kazanç sağlamaz.

    Emperyalist devletlerin tuzağına düşmemeli, ne İran’la veya başka bir ülkeyle fiili bir çatışma ortamına girmemelidir.

    Artık günümüz savaşlarında konvansiyonel silahlarla veya klasik savaş anlayışıyla istenilen siyasi veya diplomatik başarı elde edilmesi mümkün değildir.

    Modern savaş yöntemleri kullanılarak ve güvenlik kurumları modern unsurlarla donatılarak savaşılmalıdır. Türkiye öncelikle güvenlik bürokrasisinde ve güvenlik güçlerinin envanterinde zihinsel ve ekipman olarak bu modernliği sağlamalıdır.

    Bölgede ve havzada güçlü ve güven veren bir Türkiye’ye ihtiyaç vardır.

    Türkiye güçlü bir ülkedir, bu güç doğru yönetildiği takdirde kendisine karşı kurulan tüm tuzakları boşa düşürebilir.

    Türkiye, PKK/YPG unsurlarını yok etmeli, Adalar ve Doğu Akdeniz meselesini diplomasi yoluyla kendi tezleri doğrultusunda çözümlemelidir.

    “Güçlü devlet güçlü siyaset” anlayışı ile bu mümkün olup mesele bağımsız bir siyasi iradenin ortaya konulmasıdır.

  • Uzman Doktor Cihan KOLİP “Sakarya Uzaydan böyle görünecek”dedi

    Uzman Doktor Cihan KOLİP “Sakarya Uzaydan böyle görünecek”dedi

    Uzman Doktor Cihan KOLİP “Sakarya Uzaydan böyle görünecek”dedi

    Sakarya Sivil Toplum Kuruluşları Platformuna  katılan Zafer Partisi  Sakarya Büyükşehir Belediye Başkan     adayı  Uzman Doktor Cihan KOLİP Projelerini anlatmaya devam ediyor

     

  • Ayhan, “Bizim görevimiz iyiliği yaymak, kötülüğü önlemek”

    Ayhan, “Bizim görevimiz iyiliği yaymak, kötülüğü önlemek”

    Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ömer Abdullah Ayhan, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı yapan babası merhum Cevat Ayhan’ın konuşmasının yer aldığı bir görüntüyü sosyal medya platformlarından paylaştı. Görüntü sosyal medyada büyük beğeni topladı.

    Seçim çalışmalarını sürdüren Saadet Partisi Sakarya Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ömer Abdullah Ayhan, sosyal medya hesabından, “Geleneğimizden aldığımız mirası , geleceğe taşıyoruz” başlıklı bir video yayınladı.

    Ayhan, seçim ziyaretlerinin yer aldığı videoda 54. Hükümet’te Bayındırlık ve İskan Bakanı olarak görev yapan merhum babası Cevat Ayhan’ın TEKDER Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmaya yer verdi.

    KISA SÜREDE BEĞENİ VE YORUM TOPLADI

    Merhum Cevat Ayhan’ın “Gayret bizden tevfik Allah’tandır netice itibariyle biz iyiliği yaymak, kötülüğü önlemek, güzel şeyleri memleket sathına hakim kılmak için bir büyük gayretin içinde olmakla vazifeliyiz.” ifadelerinin yer aldığı görüntü sosyal medyada büyüp beğeni topladı.

  • KENDİ ENERJİSİNİ ÜRETEN ÇEVRECİ BİR İSTANBUL MÜMKÜN

    KENDİ ENERJİSİNİ ÜRETEN ÇEVRECİ BİR İSTANBUL MÜMKÜN

    KENDİ ENERJİSİNİ ÜRETEN ÇEVRECİ BİR İSTANBUL MÜMKÜN

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi Bağımsız Başkan Adayı Hülya Kavuzlu, projelerini paylaşmak ve İstanbul’u, kentin çevre politikalarını, olması gereken doğa uyumlu şehir planlamasını konuşmak için TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç’ı ziyaret etti. Kavuzlu ayrıca TEMA Vakfı çalışmalarına destek sağlamak üzere cemiyet hayatının ünlü isimlerinin bir araya geldiği, Figen Babaoğlu ve Esra Öztürk’ün Pera Palas Hotel’de düzenlediği iftar yemeğine katıldı.

    Üreten ve kendine yeten bir İstanbul hedeflediklerini belirten Başkan adayı; “Biz siyaset üstüyüz, belediye hizmetleri insan ve doğa odaklı olmalıdır. Belediyeler siyaset meydanı değil, hizmet sahasıdır. Toplumu oluşturan tüm bireylere her daim koşulsuzca hizmet üretmeli ve götürülmelidir. Bir İstanbul sakini olarak biliyorum ki şehrin kendine has meseleleri ve sorunları var. Çevremizi ve geleceğimizi korumak da en önemli odağımız. Sn.Figen Babaoğlu ve Sn. Esra Öztürk’e nazik davetleri için teşekkür ediyorum, elde edilen gelirin TEMA Vakfı’na bağışlanacağı yemekte zarif bir organizasyonun güzelliğini yaşadık. Nazik davetleri için teşekkürlerimi sunuyorum” Dedi.

    Sözlerine; “Sayın TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanımız ile kendi enerjisini üreten bir İstanbul’u mümkün kılacak projelerimizden bahsettik. Birlikte İstanbul için çalışacağız ve doğamızı koruyacak adımları atacağız. Toplumun beklentilerini maksimum seviyede karşılayan çevreci ve doğal yaşam için farkındalık programlarını arttıracağız. Çevre koruyucu faaliyetlerde ve yenilikçi üretim çeşitliliği ile hizmet üretimi sunacak olan belediyemizde tüm İstanbul halkımız hem aktif olacak hem de belediyemizin hizmetlerden maksimum faydalanacaktır. Üreten İstanbul’un çevreci yaşamı teşvik etmesi en önemli faydasıdır. Tüketimin verime dönüştürülmesi için çalışacağız. İstanbul hepimizin” diye devam eden Kavuzlu Çevre ve Temiz Enerji konusundaki projelerinden bazılarını aktardı:

    • Anadolu ve Avrupa yakasına kurulacak rüzgar santrallerinde üretilen enerji, İstanbul’un kırsal ve kent yaşamında kullanılmak üzere vatandaşlarımıza enerji üretecektir.

    • Anadolu ve Avrupa yakasındaki Organize Sanayi Bölgelerine kurulacak güneş enerjisi santrallerinden, sanayici ve üreticilerimiz enerji ihtiyacını önemli ölçüde karşılayacaklardır.

    • Boğazınakıntısından elektrik üretilmek üzere; deniz tabanına kurulacak santraller,şehrimizin enerjisini karşılarken ülkemize kazandırılmış önemli bir enerjihamlesi olacaktır.

    • Biçilmiş çimler, yapraklar, dallar, haller, pazarlar, oteller, avm ve çevreden toplanan artık gıdalar geri dönüşüme kazandırılarak gübreye dönüştürülecektir.

    • Gıda fabrikalarının atıkları ise hayvan yeminin hammaddesi olarak kullanılacaktır.

    • Tarımsal kalkınma politikamız ve hizmetlerimizle şehrimizin verimliliği arttıracak kent ve kırsal yaşamı uyumlu hale dönüştüreceğiz.

    İstanbul Bağımsız Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Hülya Kavuzlu Kimdir?

    1981 yılında Adana’da doğmuştur. Babası Matematik Öğretmeni, annesi ev hanımıdır. Kimya Bilimci olan Hülya Kavuzlu, Uluslararası İşletmecilik Yöneticiler İçin Yüksek Lisans sahibidir. Kariyerine Uluslararası Şirkette Mühendis olarak başlayan Hülya KAVUZLU, üst düzey görevlerde bulunmuştur. İş geliştirme, Proje Yönetimi, Verimlilik, Kalite Yönetim Sistemi, Üretim, Proses,Ar-Ge, İnovasyon alanlarında yönetici pozisyonunda başarılı iş kariyerine sahiptir. Türkiye ve dünya genelinde ulaşabildiği ihtiyaç sahibi hanelere maddimanevi yardımlarda bulunmaktadır.
    Hülya Kavuzlu, Evrensel Kuran anlayışıyla Kuran Külliyatı adıyla ‘Alak- Rabbin Molekülü’ ve ‘Kadir – Kesretten Çıkış’ kitaplarını yazmıştır.‘İyi insan ol’ hasletlerini tüm insanlığı ulaştırmak adına eğitimler ve seminerler düzenlemektedir. Savaş ve zulüm karşısında insan, doğa odağında barışçıl söylem ve çalışmalar yürütmektedir. Tüm dünyaya, barış, sevgi ve kardeşlik çağrılarında bulunmuştur.İngilizce bilmektedir. Evlidir.

  • “SU YÖNETİMİNİN ÖNEMİ VE SU VERİMLİLİĞİ KONUSUNDA TOPLUMSAL BİLİNÇ ARTMALI”

    “SU YÖNETİMİNİN ÖNEMİ VE SU VERİMLİLİĞİ KONUSUNDA TOPLUMSAL BİLİNÇ ARTMALI”

    “SU YÖNETİMİNİN ÖNEMİ VE SU VERİMLİLİĞİ KONUSUNDA TOPLUMSAL BİLİNÇ ARTMALI”

    Uzmanlar, gitgide büyüyen su sıkıntısına karşı uyarıyor; etkili ve sürdürülebilir önlemler yanında, farkındalık oluşturarak bireysel ve toplumsal bilinci artırmanın daha da kaçınılmaz olduğunu vurguluyor…

    22 Mart Dünya Su Günü olarak kutlanıyor. Uzmanlar uyarılarını yinelerken, küresel ısınmanın ve su sorununun en önemli gündem maddelerinden biri haline geldiğini belirtiyor.  Yoğun kentleşme, aşırı nüfus artışı ve artan gıda talebi nedeniyle suya her geçen gün daha fazla ihtiyaç duyulurken, su kaynaklarının korunması ve optimum kullanımının da önemi her geçen gün artıyor. Bu çerçevede son zamanlarda su kayıp ve kaçakları dünya genelindeki tüm gelişmiş ülkeler tarafından yakından takip edilen, gelecek nesiller için suyun korunmasının gerekliliği doğrultusunda, küresel bir sorun olarak algılanan, Türkiye’nin su yönetiminde de ciddi bir gündem oluşturan ve önlemler alınmasını gerektiren bir alan olarak öne çıkıyor.

    Su yönetimi alanındaki ödüllü çalışmalarıyla öne çıkan Alter Uluslararası Mühendislik ve Müşavirlik Yönetici Ortağı Dide Özdikmen, su kayıplarının tespit edilerek su kullanımının azaltılması konusunda yapılacak çalışmaların önemine dikkat çekiyor.

    Gün geçtikçe artan su sıkıntısına karşı etkili ve sürdürülebilir önlemler almakta geç kalınmaması gerektiğini ifade eden Özdikmen, önlemlerin başında ise gelir getirmeyen suyun azaltılması, havza bazlı planlamaların yapılması, yer üstü ve yer altı sularının bilinçli değerlendirilmesi, suyun hem miktar hem kalite olarak izlenmesi ve değerlendirilmesi, bireysel ve toplumsal farkındalığın arttırılması gibi konuların geldiğini belirtti.

    Bakanlık koordinasyonunda geçtiğimiz yıl başlatılan Ulusal Su Seferberliği çalışmalarını hatırlatan Özdikmen, “ Bilindiği gibi Değişen İklime Uyum Çerçevesinde Su Verimliliği Strateji Belgesi ve Eylem Planı geçtiğimiz yıl Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Eylem Planı su kaynaklarının korunmasında bir rehber niteliğinde… Kentsel, tarımsal, endüstriyel alanlar gibi pek çok alanda verimliliğin artırılması amaçlanırken, diğer yandan su kayıp ve kaçaklarının önlenmesi de büyük önem taşıyor. Yerel idarelerde su verimliliğinin artırılmasıyla bütün belediyelerde su kayıp oranının 2033 yılına kadar yüzde 25, 2040 yılına kadar yüzde 10 seviyesine düşürülmesi hedefleniyor. Belirlenen bu ulusal hedeflere ulaşmakta herkese görev düşüyor” dedi.

    Geçtiğimiz yıllarda Tarım ve Orman Bakanlığı himayesinde, İLBANK ve World Water Council desteğiyle Altyapı ve Kazısız Teknolojiler Derneği (AKATED) tarafından düzenlenen “Su Kayıp ve Kaçakları Forumu”nda “Yılın Müşaviri” ödülünü alan ALTER’in çalışmalarına da değinen Özdikmen şu bilgileri verdi:

    “Su kayıp ve kaçaklarının önlenmesi konusunda yerel yönetimlere de büyük iş düşüyor. Bu konuda hayata geçirdiğimiz projeler, yerel yönetimlere de büyük katkı sağlıyor ve özellikle su kayıp ve kaçakları konusundaki hedeflere hızlı bir şekilde yaklaştırıyor. Yapılan çalışmalara örnek vermek gerekirse;  Su kaynaklarının korunması, şebeke üzerinde yapılan debi ve basınç ölçümleriyle kaçak su tespiti, su kayıplarının azaltılması ile üretilen ve temin edilen su miktarının ve maliyetinin azalması, gerçek zamanlı, tek bir merkezden, kolay, sürekli izleme ve kontrol, kısa sürede müdahale, kirlilik risklerinin azaltılması ve tüketicilere daha kaliteli su ve hizmet verilmesi, sürekli ölçüm sayesinde üretilen ürün ve hizmetin belirli kalite standartlarına uygun olması, tüketiciye ulaşan ürün ve hizmetin standartlaşması, sistemin iyileştirilmesi ve modernizasyonu, sistemin verimli çalıştırılması, işletilen sistemle ilgili istatistiki bilgilerin düzenli ve güvenilir bir şekilde tutulması, üst yönetime hızlı bilgi akışının sağlanması, yönetim bilgi sisteminin kurulması gibi konuları sayabiliriz.”

  • “İspanya’yı turizmde alaşağı ettik…”  

    “İspanya’yı

    turizmde

    alaşağı

    ettik…”

     

    Necdet Buluz

     

    Turizmin duayen isimlerinin ortak görüşü:

    “En büyük rakibimiz İspanya’yı alaşağı ederek, Akdeniz’i fethettik. Şu anda yüzde 50 doluluğa ulaştık. Bu sezon turizmde bir patlama bekliyoruz.”

    İşin çok önemli noktası:

    Turizmden elde edilen paralar turizm için harcanacak. Yeni tesisler kurulacak.

    Turizm gelirleri çok önemseniyor. Turizme ağırlık veren ülkelerin bütçeleri bu alandaki gelirleri ile güçlendiriyor. Daha fazla turist kapma yarışı ise bütün hızı ile sürüyor.

    Bizim turizmden beklentimiz 100 milyar dolar. Küçümsenecek bir rakam değil. İspanya’yı alaşağı ederek çok daha önemli bir gelir elde etmemiz sürpriz sayılmamalı. Büyümeye devam edeceğiz. Turizmden elde edilecek gelirlerle bütçe takviye edilecek, yeni yatırımlar güçlendirilecek.

    Artık dönem az ama çok para harcayan turistleri ağırlamak. Bunun için de altyapıyı güçlendirmek, tanıtımızı iyi yapmamız gerekiyor. Sektör temsilcileri artan rezervasyonlardan çok memnun.

    Şahinler Holding Başkanı Kemal Şahin, Avrupa pazarının Türkiye’ye yönelik ülkeyi Akdeniz çanağında birinciliğe taşıdığını belirterek “İspanya’yı alaşağı ederek Akdeniz’i fethettik” dedi.

    Megasaray Hotels’i bünyesinde bulunduran Şahinler Holding Başkanı Kemal Şahin, Almanya’da düzenlenen dünyanın en büyük turizm fuarlarından ITB Berlin’e katıldı.

    Avrupa pazarının Türkiye’ye yönelik ilgisinin ülkeyi Akdeniz çanağında birinciliğe taşıdığını belirten Kemal Şahin bu konuda şunları dile getirdi:

    “İspanya’yı alaşağı ederek Akdeniz’i fethettik. Bu bölgede hakimiyet bizde. Almanya pazarı da artışta. 2022 ve 2023’e kıyasla büyümüş durumdayız. Bu sezon daha çok büyüyeceğiz. Rusya pazarını bilemiyorum ama Avrupa pazarının Türkiye’ye olan ilgisi artıyor. Turizm Bakanımızın koymuş olduğu hedefi de geçeceğimizi düşünüyorum. Yüzde 10’dan fazla büyüyeceğiz.”

    Megasaray Hotels’in rezervasyonlarının iyi ilerlediğini dile getiren Kemal Şahin, bu alanda memnun. Görüşlerini yansıtalım:

    “Şu anda yüzde 50’lilere ulaşmış durumdayız. Hemen hemen yarıdan fazlasını sattık. Fuarda görüşmüş olduğum diğer meslektaşlarım da satışların iyiye gittiğini yüzde 30’lara ulaşmış olduklarını söyledi. Ekside olan çok az. Dolayısıyla bu sezon turizmin iyi olacağını düşünüyorum. Yatırımlarımıza devam edelim. Bu bizim için çok önemli. Çünkü turizmin çok net bir geliri var. 54 milyar dolar gelir elde ettik geçen sezon. Bu sezon ise 60 milyar doların üzerine çıkacağımızı düşünüyorum. Ülkemiz için özellikle de hükümetimizin şu andaki programı için döviz girdisi çok önemli. Biz de otelciler olarak buna daha çok katkı sunacağız. Krizleri yok edeceğiz. Bu işin kumandanı turizm ve turizm gelirleri.”

    Yatırımlara devam edeceklerini açıklayan Kemal sözlerini şöyle noktaladı:

    “Frene basmak yok. Kazandığımız paraları turizme yatıracağız. 2 sene içinde otellerimizi 1’den 5’e çıkardık. Büyümeye devam edeceğiz. Planladığımız bir destinasyon var. Fırsatları da kovalıyoruz. Hedefimiz kaynakları ülkemize doğru akıtmak.”

  • BAŞKAN BABAOĞLU ÖĞRETMENLERE 5 YILLIK KARNESİNİ SUNDU

    BAŞKAN BABAOĞLU ÖĞRETMENLERE 5 YILLIK KARNESİNİ SUNDU

    Öğretmenler ve aileleriyle iftar buluşmasında konuşan, Cumhur İttifakı Hendek Belediye Başkan Adayı Turgut Babaoğlu, “Bizim 5 yılda yaptıklarımız ortada. Boş laf değil, hizmet ürettik. Bunun yanında, 2019 yılında belediyeyi devraldığımızda borç, bütçenin tam iki katıydı. Şuan Hendek Belediyesi’nin borcu, bütçenin yarısına inmiş durumda. Hesap ortada, her şey ortada” dedi.

    Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül’ün de katıldığı iftar programına eğitim camiasından yoğun katılım olurken, Bülbül ve Başkan Babaoğlu davetlilerle yakından ilgilendi.

    Oruçların açılması ve yapılan duanın ardından söz alan Hendek Belediye Başkanı, Cumhur İttifakı Adayı Turgut Babaoğlu şunları söyledi:

    “İftar vesilesiyle siz kıymetli öğretmenlerimiz ve değerli aileleriyle bir kez daha bir arada olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Sizlere aslında çok fazla şey anlatmaya gerek yok, çünkü anlatılmadan da olup bitenleri analiz edecek, doğruyu yanlışı ayırt edebilecek kabiliyet, tecrübe sizlerde fazlasıyla var. Ancak bazı noktaları hem sizlere hem de kamuoyuna buradan sunmakta fayda görüyorum.”

    “HER ŞEYE RAĞMEN ÇALIŞTIK, ÜRETTİK”

    “Biz Hendek’in hayallerini gerçeğe dönüştürdük. Fen Lisesi bir hayaldi, Devlet Bahçeli Fen Lisesi’ni açtık. Kütüphane, Sakarya’nın en büyük ilçe halk kütüphanesinin inşasını tamamladık, yakında hizmete açılacak. Üretimde, hizmette bizden önceki dönemde yapılan işlerin tamamını ikiye, üçe, beşe katladık. Tüm bunları, 2,5 yıla yakın zaman ve enerji kaybına yol açan pandemi, patlama, afetler gibi olumsuzluklara rağmen gerçekleştirdik.”

    “BÜTÇE-BORÇ DENGESİNİ DEĞİŞTİRDİK”

    “Geleceği inşa ederken, kamuyu asla zarara uğratmadık. Bakın, belediyeyi devraldığımızda bütçe 60 milyon lira, borç bunun iki katı 117 milyon liraydı. Kasayı tam takır bırakmış arkadaş ve üstelik hemen seçim sonrası ödenmesi gereken ağır borç yüküyle beraber. Şuan ise Belediyemizin bütçesi 300 milyon lira, borcumuz bütçenin yarısına inmiş halde, 147 milyon lira. Bütçe borç dengesini sağladık. Hendek Belediyesi’nin ekonomisini düzelttik.”

    “CUMHUR İTTİFAKI İLE HENDEK KAZANACAK”

    “Hesap ortada her şey ortada, önümüzdeki dönem merkezden yerele uyumlu bir çalışmayla Hendek’imize çok daha güzel hizmetler kazandıracağız. Sayın Grup Başkanvekilimiz burada, AK Parti burada, Milliyetçi Hareket Partisi burada. Cumhur İttifakı ile Hendek’imiz kazanacak. Katılımlarınızdan dolayı hepinize teşekkür ediyorum.”

    BÜLBÜL: YAPILAN ÇALIŞMALARI HEPİMİZ GÖRÜYORUZ

    MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül’de programa katılanları selamladığı konuşmasında, “Güzel bir akşamda ve iftar programında bende sizlerle bir arada olmaktan mutluluk duyuyorum. İftarımız hayırlı, bereketli olsun. Önümüzde bir yerel seçim var. Cumhur İttifakı olarak 30 büyükşehirde ve 29 ilde Adalet ve Kalkınma Partisi ile ittifak halindeyiz. Cumhur İttifakı olarak, Hendek ve Taraklı’da Milliyetçi Hareket Partisi adayları ile Büyükşehir ve 14 ilçede AK Parti adayları ile seçime giriyoruz. İnşallah, milletimizin takdir ve desteğiyle Cumhur İttifakı olarak Sakarya’da 17-0 hedefimize ulaşacağız. Belediye başkanımız bahsetti, yapılan çalışmaları hepimiz görüyoruz. Vatandaşlarımızın bu çalışmalara itibar edeceğine, Cumhur İttifakının ve adaylarının yanında olacağına yürekten inanıyorum” dedi.

    Aşk-ı Ala Düğün Salonu’ndaki programda, MHP Hendek İlçe Başkanı Burhan Namlı, AK Parti Hendek İlçe Başkanı Adem Öz, kadın kolları ve Cumhur İttifakı Belediye Meclis üyesi adayları da yer aldı.