Kategori: Sür Manşet

  • Başbakan Dr. Markus Söder Taraklı’lı Necati SEYYAR’ı unutmadı

    Başbakan Dr. Markus Söder Taraklı’lı Necati SEYYAR’ı unutmadı

    Hayatı , ilmî mücadele ile geçen  Prof.Dr.Ali SEYYAR’ın babası  Necati SEYYAR  90  yaşında

    Prof.Dr.Ali SEYYAR”Bu mektubu görmenizi istedim..babam 90 yaşına girdi ve Bavyera Başbakanı babamı kutluyor ve ülkemde saadet içinde yaşamanız için elimden gelen her şeyi sizin için yapacağım diyor. .diyor da bizim idareciler babamın 90 yaşına girdiğinden haberi yok..”

    İktisatçı ve sosyal siyasetçi. 1 Mayıs 1960, Akçapınar köyü / Taraklı / Adapazarı doğumlu. İlkokulu (1968-72), ortaokul ve liseyi Almanya Ulm’da (1972-82) okudu. Yükseköğrenimini Mannheim Üniversitesi İşletme Fakültesinde (1982-84) yaptı. Aynı üniversitenin İktisat Fakültesinden mezun oldu (1988). Yüksek lisansını Mannheim Üniversitesi İktisat Fakültesinde “Geldpolitische Fehler und Optionen in der Weltwirtschaftskrise 1929-1933 / 1929-1933 Dünya Ekonomik Krizinde Malî Politikalar ile İlgili Hatalar ve Tercihler” adlı teziy-le (1988-90), doktora eğitimini ise İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisat Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümünde “F. Almanya’da Bakıma Muhtaçların Sosyal Güvenliği” adlı çalışmasıyla (1994-97) tamamladı.

    Almanya Ludwigshafen Belediyesinde Yabancılar Danışma Meclisi üyeliği, Eğitim Komisyonu başkanlığı ve Yabancılar Danışma Meclisi başkan yardımcılığı yaptı (1990-91). Aynı dönemde Batı Almanya Goethe Enstitüsünün yabancı dil uzmanı olarak Mannheim Akşam Akademisinde yetişkin yabancılara Almanca dersleri verdi. 1991-93 yılları arasında Doğu Almanya Saksonya Eyaletinde, Almanya İş Kurumu ve Sanayi Odasının meslek eğitim uzmanı olarak özel bir meslek akademisinde işletme ve sanayi asistanlığı dalında iki yıl meslekî eğitime tâbi tutulan yetişkin Alman öğrencilerine işletme-büro organizasyonu-sosyal güvenlik-muhasebe-insan kaynakları yönetimi ve meslekî İngilizce dersleri verdi.

    Çalışmalarını 1993-97 yılları arasında İstanbul’da sürdürdü ve 1997-98 yıllarında SÜ Geyve Meslek Yüksek Okulunda iktisat İngilizcesi dalında okutmanlık yaptı. 1998’de Sakarya Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü Sosyal Siyaset ve Sosyal Güvenlik Anabilim Dalına yardımcı doçent olarak atandı. Aynı yıl KÜ İİBF İktisat Bölümünde misafir öğretim üyesi olarak sosyal politika dersi verdi. 1999’da SÜ Sosyal Siyaset ve Sosyal Güvenlik Anabilim Dalı Başkanlığına atandı. Kasım 2000’de doçent, sonra profesör oldu. 2003’ten  itibaren Başbakanlık Özürlüler Dairesi Başkanlığının danışmanlığını yaptı.

    ESERLERİ:

    ÇEVİRİ: Yengeç Kitabı-Çocuğunu-zu Yanlış Terbiye Ediyorsunuz (Christian Gotthilf Salzmann’dan, 1995).

    ARAŞTIRMA: Bakıma Muhtaçların Sosyal Güvenliği (1999), Sosyal Siyaset Açısından Kadın ve Aile-Politikaları (1999), Sosyal Siyaset Açısından Özürlülüğe Karşı Mücadele (2000), Sosyal Siyaset Açısından Özürlüler Politikası (2001), Teorik ve Pratik Boyutuyla Sosyal Bakım.

    ANSİKLOPEDİK SÖZLÜK: Sosyal Siyaset Terimleri (2002), Ahlâk Terimleri (2003), Davranış Bilimleri Terimleri (2004), Sosyal Güvenlik Terimleri.

  • SEÇİM AFİŞLERİNİN KALDIRILMASI HAKKINDA MEMLEKET PARTİSİ SAKARYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKAN ADAYI AV. ALİ SARI’NIN AÇIKLAMASI

    SEÇİM AFİŞLERİNİN KALDIRILMASI HAKKINDA MEMLEKET PARTİSİ SAKARYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKAN ADAYI AV. ALİ SARI’NIN AÇIKLAMASI

    SEÇİM AFİŞLERİNİN KALDIRILMASI HAKKINDA MEMLEKET PARTİSİ SAKARYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKAN ADAYI AV. ALİ SARI’NIN AÇIKLAMASI

    Haksızlık karşısında eğilmeyiniz! Çünkü hakkınızla beraber şerefinizi de kaybedersiniz demiş Hz Ali!

    Bu video haksızlığa karşı durulması için bir çağrıdır. Öncelikli olarak Ak Parti dışındaki Tüm Belediye Başkan adaylarına ve Sakarya ilimiz sakinlerine sesleniyorum. Önceki hafta Serdivan ilçesine ilçe seçim kurulu tarafından alınan karar gereğince seçim afişlerimiz kaldırılmıştır. Her ne kadar bu karar hukuka uygun olsa da etik olarak doğru olmadığı için tarafımızca kabul görmemiştir. Bu haksızlık sadece partime ve şahsıma değil tüm adaylara yapılmıştır. Son iki gündür ise Adapazarı İlçe Seçim Kurulu tarafından alınan karar gereğince Adapazarı ilçesindeki tüm siyasi partilere ait afişler kaldırılmıştır. Ancak bir partinin ve adayının afişleri hariç. Hali hazırda eşit şartlarda yarışılmayan bir seçimde, Ak Parti adayları ellerindeki imkanların tamamını kullanarak gözün görebileceği heryere afişlerini asmış bir şekilde seçim kampanyalarına devam etmektedir. Tüm bunlar yetmediği gibi etik açıdan doğru olmamasına rağmen rakiplerin tüm afişlerini kaldırıp kendi afişlerini astırmak da vicdanen kabul edilebilir bir durum değildir. Bu haksızlığı vatandaşlarımızın vicdanlarına şikayet ediyorum ve 31 Mart seçimlerinde gereğini yapacaklarından en ufak şüphe duymuyorum.

    Seçim yarışında adil olunmaması, seçim sonrasında da adil bir yönetim sergilenemeyeceğinin göstergesidir.

  • Rekor sıcaklara hazır olun…

    Rekor sıcaklara

    hazır olun…

     

    Necdet Buluz

     

    Bu yıl kışı yaşamadık. Uzmanlar son 58 yılın en sıcak kış aylarını yaşadığımızı söylüyor.  Önümüzdeki ilkbahar ve yaz aylarında da rekor sıcaklıklara dikkat çekiyor. “Yaz aylarında kavurucu sıcaklar yaşayacağız” deniliyor.

    İşin sıkıntılı tarafı şu:

    Kış kurak geçti. Bu durum tarım alanlarını etkileyecek. Yaz aylarındaki sıcaklıklar suya daha çok ihtiyaç duyulacak. Bir yerde susuzluk da kapımıza dayanacak.

    Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz, El Nino etkisiyle aralık, ocak ve şubat aylarında dünyanın en sıcak kışının yaşandığını, rekor sıcaklıkların mart, nisan, mayıs aylarında da devam edeceğini söyledi.

    El Nino hava olayının etkili olduğu 2023, tüm zamanların en sıcak yılı olurken rekor sıcaklıkların 2024’ün ilk aylarında da devam etmesiyle tarihin en sıcak kışı yaşandı. Dünya genelinde 1941-1980 yılları arasında aralık, ocak ve şubat aylarının ortalama sıcaklığı 11,9 dereceyken geçen kış mevsiminde sıcaklık, bu ortalamanın 1,29 derece üzerinde, 13,24 derece ölçüldü.

    Kurnaz, dünyanın genel ikliminin El Nino ve La Nina hava olaylarıyla çok yakından alakalı olduğunu da kaydetti.

    Pasifik Okyanusu’nun dünyanın yaklaşık yarısını kapladığını ve El Nino’nun bu suların normalden sıcak, La Nina’nın ise normalden serin olmasını sağladığını anlatan Kurnaz, “Bu nedenle bu sular sıcak olursa dünyanın ortalama sıcaklığı da artıyor, yani sadece orası sıcak olduğu için ortalama artmıyor. Oranın sıcak olması dünyada geri kalan her yerin sıcaklığının biraz daha yükselmesine neden oluyor.” dedi.

    İklim değişikliğinin sıcaklıkların devamlı artmasına neden olduğunu, sıcaklıkların El Nino senelerinde daha fazla, La Nina senelerinde ise biraz daha az arttığını belirten Kurnaz, şöyle devam etti:

    “Dünya geçen sene haziran ayında El Nino dönemine girdi, dolayısıyla temmuz ayının başından itibaren bütün dünya ısındı ve yaşadığımız her ay, tarihte yaşadığımız en sıcak ay oldu. Bu da doğal olarak geçirdiğimiz kışı, en sıcak kış yaptı. Aralık, ocak ve şubat ayları dünyada geçirdiğimiz en sıcak kış oldu, muhtemelen mart, nisan ve mayıs da en sıcak ilkbahar mevsimi olacak.”

    El Nino etkisinin mayıs ayı sonunda etkisini kaybedeceği öngörüsünü paylaşan Kurnaz, daha sonra sıcaklıkların biraz daha azalacağını, gelecek yaz mevsiminin 2023 yazı kadar sıcak olmayacağını ve geçen seneki gibi rekorlar görülmeyeceğini ifade etti.

    Isınmada asıl faktörün iklim değişikliği olduğunun altını çizen Kurnaz,’ın açıklamaları şöyle:

    “İklim değişikliği dünyayı zaten ısıtıyor, düzenli bir şekilde yukarı doğru giden bir eğri var. Bu eğrinin üzerinde bazen biraz daha yüksek, bazen biraz daha düşük olarak, sıcaklıklar dalgalanıyor. Bundan 6 sene sonranın La Nina sıcaklıkları, bu senenin El Nino sıcaklıkları kadar olabilir. Ocak ve şubatta Türkiye’de ciddi kış kuraklığı görülmediğini, dünyada da tablonun benzer olduğunu görmekteyiz. Her 1 derece sıcaklık artışı, düşen yağış miktarını yüzde 7 artırır. ‘Bütün dünyada kuraklık’ diye bir kavram yoktur. Amerika’nın batı kesimleri çok ciddi yağış aldı, ama 2 sene önce susuzluk alarmı içindelerdi. Onun için bir tarafta çok yağış olan bir zamanda, başka bir tarafta tablo çok farklı olabilir, bu normal.”

     

    Kış kuraklığını, mevsim normallerinin altında düşen yağış miktarı şeklinde tanımlayan Kurnaz, şu görüşleri paylaştı:

    “Türkiye’de aralık ve ocak ayları oldukça yağışlı geçti. Şubatta ve şimdiye kadar martta çok fazla yağış görmedik, bu çok beklediğimiz bir şey değil ama hiç olmayan bir şey de değil. Ama bu yazın sonunda itibaren El Nino etkisini kaybedip La Nina geldiğinde eylül, ekim ve kasım ayları nispeten daha az yağışlı geçecek gibi duruyor. Gelecek sonbahar ve kış, yağışlar azalabilir, bunun için de hazırlıklı olmamız gerekiyor ama bu ‘kuraklık’ demek değil.”

    Tarımda ihtiyaç duyulan yağışların esasında mart ve nisan yağışları olduğunu işaret eden Kurnaz, şubat ayı boyunca Türkiye’nin hiçbir bölgesine yeterli yağış düşmediğini, bunun mart boyunca sürmesi ve nisan ayına sarkması durumunda Türkiye’de tarım sektöründe ciddi sorunlar yaşanabileceği uyarısında bulundu. Kurnaz, “Kış kuraklığı yaşamadık ama bahar kuraklığı tarımı etkileyecektir.” sözlerini sarf etti.

    Paris Anlaşması’nda küresel ısınmayı sınırlamak için belirlenen 1,5 derece hedefinin son 12 ayda aşıldığını ancak bu hedefin kalıcı olarak aşıldığını söylemek için henüz erken olduğunu bildiren Kurnaz, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Her yıl 1,5 derecenin üzerinde ısınma yaşandığında 1,5 derece hedefinin aşıldığı söylenebilir. Şu anda son 12 ayın sıcaklığı 1,5 derecenin üzerinde. Haziran ya da temmuz ayı birazcık normalin hafif çevresinde olursa rakam 1,48’e düşebilir. Bu yüzden 1,5 derece hedefinin aşılması bugün, yarın olacak şeyler değil. Önümüzdeki 3-5 yıl içinde aşılacak, her ayın ortalaması 1,5 derece sıcak olacak ki ‘kalıcı olarak aşıldı’ diyebilelim. Bunu demek için daha birkaç sene var.”

  • ASAŞ İhracat Şampiyonları Arasına Girdi

    ASAŞ İhracat Şampiyonları Arasına Girdi

    ASAŞ İhracat Şampiyonları Arasına Girdi

    ASAŞ, İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği tarafından düzenlenen İhracatın Metalik Yıldızları Ödül Töreni’nde 4 ödüle birden layık görüldü.  Demir ve demir dışı metaller sektöründe Türkiye’nin en çok ihracat yapan üçüncü şirketi olan ASAŞ, ayrıca Alüminyum Çubuk Profiller kategorisinde 1’incilik, Alüminyum Yassı Ürünler ve Alüminyum İnşaat Malzemeleri kategorilerinde ise 2’lik ödülü aldı.  4 ödül ile ASAŞ, en fazla ödül alan firma oldu.

    İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği (İDDMİB) tarafından Türkiye’nin ihracatına katkı sağlayan başarılı ihracatçıların ödüllendirildiği İhracatın Metalik Yıldızları ödüllerinin kazananları açıklandı. Türkiye’nin lider sanayi kuruluşlarından ASAŞ, 74 şirketin ödüllendirildiği İhracatın Metalik Yıldızları’nda ihracat şampiyonluğunda üçüncülük başarısını gösterdi. Ayrıca ASAŞ “Alüminyum Çubuk Profiller” kategorisinde 1’incilik, “Alüminyum Yassı Ürünler” ve “Alüminyum İnşaat Malzemeleri” kategorilerinde ise 2’lik ödülünün sahibi oldu. Elde ettiği başarılarla 4 ödül almaya hak kazan ASAŞ, aynı zamanda en fazla ödül alan firma oldu.

    2023 yılında piyasalarda yaşanan daralmaya ve yaklaşık %17 azalan alüminyum fiyatlarına rağmen ihracattaki güçlerini korumayı başardıklarını söyleyen ASAŞ Genel Müdürü Derya Hatiboğlu, “İhracat şampiyonları arasında ilk üçte yer almanın haklı gururunu yaşıyoruz. ASAŞ olarak 6 kıtada 90’dan fazla ülkeye ihracat gerçekleştiriyor ve mevcut pazarlardaki payımızı artırmayı hedefliyoruz. Bu şekilde ülkemiz ekonomisine katma değer sağlıyor olmaktan mutluluk duyuyoruz.” dedi.

    ASAŞ Hakkında 

    1990 yılında kurulan ASAŞ, bugün Akyazı, Sakarya bölgesinde yer alan son teknoloji ile donatılmış 5 üretim tesisi ve 3.062 çalışanıyla Türkiye’nin en önemli sanayi kuruluşları arasında yer alıyor. Sektörün bakanlık onaylı ilk Ar-Ge merkezine de sahip olan ASAŞ, üretim alanındaki tecrübesini tasarım ve Ür-Ge çalışmalarıyla sürekli geliştirerek sektöre birçok sektör için yenilikçi ürünler sunuyor. ASAŞ, alüminyum profil, kompozit panel, alüminyum yassı mamul, PVC kapı ve pencere sistemleri, alüminyum bayrak ve aydınlatma direkleri, alüminyum kapı, pencere ve giydirme cephe sistemleri, panjur sistemleri, garaj kapıları ve motor kontrol sistemleri alanında zengin bir ürün yelpazesine sahip. Bugün 90’dan fazla ülkeye ihracat yapan ve kuruluşundan bu yana istikrarlı büyümesini sürdüren ASAŞ, Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2021 sıralamasında 54’üncü sırada yer alıyor.

  • Türkiye Komünist Hareketi Sakarya Büyükşehir Belediye Başkan adayı Murat TAKSİM “İhale yok, rant yok, beton yok,”

    Türkiye Komünist Hareketi Sakarya Büyükşehir Belediye Başkan adayı Murat TAKSİM “İhale yok, rant yok, beton yok,”

    Türkiye Komünist Hareketi Sakarya Büyükşehir Belediye Başkan adayı Murat TAKSİM “İhale yok, rant yok, beton yok,”

    Türkiye Komünist Hareketi Sakarya Büyükşehir Belediye Başkan adayı Murat TAKSİM  sakarya54.net Canlı yayınında Fehmi DUMAN’dan Al Haberi Proğramında soruları cevapladı

  • 14 MART TIP BAYRAMI’NDA TEMEL HAKLARIN VERİLMESİNİ İSTİYORUZ!

    14 Mart Tıp Bayramı öncesinde bir açıklama yapan SAHİM-SEN Genel Başkanı Özlem Akarken, “Sağlık çalışanlarının, hekimlerimizin sorunları hala giderilmemiş durumda. Ve artarak devam ediyor. Pandemi döneminde kahraman ilan edilen sağlık çalışanları, haklarını istemeye gelince ‘istenmeyen adam’ ilan edilmişlerdir. Temel hakların bir an önce verilmesi istiyoruz!” dedi

    14 Mart, 1827’de, II. Mahmut döneminde, Hekimbaşı Mustafa Behçet’in önerisiyle ilk cerrahhanenin, Şehzadebaşı’daki Tulumbacıbaşı Konağı’nda Tıphane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire adıyla kurulması, Türkiye’de modern tıp eğitiminin başladığı gün olarak kabul edilir.

    14 Mart Tııp Bayramı öncesi bir değerlendirmede bulunan Sağlık Hizmetleri Sendikası (SAHİM-SEN) başkanı Özlem Akarken şu değerlendirmelerde bulundu: “O günden bugüne Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘’Beni Türk Hekimlerine emanet edin’’ Giderlerse gitsinlere’’ kadar geldik. Pandemide alkışlandık sonra ’yeterince zam almadınız mı ağlamayın’ durumuna geldik. Eğitim öğretimimize karşın hak ettiğimiz değeri görüyor muyuz düşünülür.  Gelişmişliğin karnesinde eğitim ve sağlığın ne kadar önemli olduğunu her birey bilmektedir. Devasa şehir hastaneleri, hala önlenemeyen gerekli yaptırımlı cezaların olmadığı şiddet, personel eksiklikleri, adil olmayan nöbet paraları, kısa süreli MHRS randevuları, geçici görevlendirmeler, görev tanımlarının günümüzün şartlarına göre güncellenmemesi, sağlığımız ve iyiliğimiz için bir sistem ama mağduriyetler azalacağına çoğalıyor.

    YENİ NESİL HEKİM OLMAK İSTEMİYOR

    Dil kurslarına müracaat edenleri sağlık alanında incelediğimizde; özellikle yeni nesil, ülkemizde hekim olmayı tecrübe bile etmek istemiyor. Direk yurtdışına gitme niyetindeler. Maddi–manevi en zor eğitim süreçlerinden geçen hekimler ve en fazla çalışan, yıllık izin dışında tatili olmayan, çocuğu hasta olduğunda izin vermek için en çok düşünülen ve çoğunlukla alamayan, yaşlandıkça daha çok çalışan, yıpranan, mesleğini bilimsel kriterlerle yapmak için çırpınan ama hak ettikleri ötelenen bir grup sağlık çalışanı aslında sağlık kurumunda çalışanlar. Bir kurumda 4-A 4-B 4-C 4-D farklı statülerde emekçi varsa ve eğitim öğretime karşı ücretlendirme yapılmıyorsa özlük haklarında bir düzenleme beklememiz elzemdir.

    EK GÖSTERGE DÜZENLEMESİ EKSİK YAPILMIŞTIR

    Ek gösterge düzenlemesi kamu personelinde eksik yapılmıştır. Hekimler hak ettiği ek göstergeyi alamamıştır. Hekime en az 7800 ek gösterge verilmelidir. Bu arada Sağlık Bakanlığı’na bağlı kurumlar dışında Adalet Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Türk Silahlı Kuvvetleri, YÖK’e bağlı kurumlarda görev yapan sağlık çalışanlarının da özlük hakları düzenlenmelidir. Bütün sağlık kurumlarında çalışanların özel hizmet tazminatlarının artırılması, yıpranmanın geçmişe işlemesi kısacası hekimler başta olmak üzere sağlık kurum çalışanları olarak çalışırken ve emeklilikte hakkımızı istiyoruz. Bu nedenle emekliliğe yansıyan tek kalem maaş düzenlemesi şart.

    KİŞİ BAŞINA EN AZ HEKİM DÜŞEN ÜLKE TÜRKİYE

    Kişi başına en az hekim düşen ülke Türkiye, Hekim başına en çok hasta düşen ülke Türkiye… OECD içerisinde en iyi olduğumuz alan sağlık ama sınırlı kaynakla mucizeler başaran insanlar neden sahipsiz? Hekimlik meslek kanunu ve 39 sağlık branştaki mesleklerin meslek kanunu şart. Her yere eğitim kurumu açabiliriz ama mezununa atama veremiyorsak gerekli planlama yapılmadan yapılan atanmalar büyük sorun alt ediyor. Yakın zamanda sonuçlanacak diş hekimlerde göreceğimiz gibi 20.000 atama bekleyen diş hekimi varken 286 diş hekimi atanabilecek. TUS ve DUS sınavlarında kontenjanlar az. Bu sınavlar sonucunda eğitim görülecek kurumlarda eğitimi verecek uzman hekimlerin sayısı da düşündürücü.

    SAĞLIK HERKES İÇİN TEMEL BİR HAKTIR, GEREKLİ DÜZENLEMELERİN YAPILMASINI İSTİYORUZ!

    Yoğun emek gerektiren meslek grupları olarak başta hekimler olmak üzere sağlık kurum çalışanları olarak emeğin karşılığı olan, insanca yaşayacak ve emekliliğe yansıyacak güvenceli gelir almak istiyoruz. Hekimlerin maaş ve emekli aylığına etki edecek, en az 7800 ek göstergenin uygulanmasını ve özel hizmet tazminat oranlarının yükseltilmesini talep ediyoruz. Özetle fiziki ve yasal düzenlemeler, nöbet ücretleri, temel özlük hakları ve adil maaş sistemi için bir kez daha sesleniyoruz ve çağrıda bulunuyoruz. Sağlık herkes için temel bir haktır ve bu hakkı sağlayanlar haklarını almalıdır. Aşırı iş yükü ve artan personel eksikliği ne denli vahim sonuçlara yol açabileceğini nöbet sonrası trafik kazaları, intiharlar görmeyelim. Yaşanan zorluklar, maruz kalınan baskılar ve özlük haklarındaki eksiklikler göz ardı edilemez boyuttadır. Ülkemizde her meslek grubunun satın alma gücü ciddi düzeyde azaldı. Satın alma gücünü artırıcı tedbirlerin başında vergi adaletsizliğinin giderilmesi gerekiyor.  Sorunlara çözüm önerimiz kısaca insanca çalışma koşulları, adil iş yükü planlanması, emeğe eğitime öğretime karşı gelecek ücretlendirme, vergi adaletsizliğinin giderilmesi ve emekliliğe yansıyacak tek kalem maaş.”

  • TEMA Vakfı’ndan yerel seçimler öncesi çağrı:   Doğal afetlere dirençli kentler istiyoruz!

    TEMA Vakfı’ndan yerel seçimler öncesi çağrı:  Doğal afetlere dirençli kentler istiyoruz!

    TEMA Vakfı’ndan yerel seçimler öncesi çağrı: 

    Doğal afetlere dirençli kentler istiyoruz!

    TEMA Vakfı, 31 Mart yerel seçimleri öncesi hazırladığı Yerel Yönetimler için Ekosiyaset Belgesi 2024 ile seçimlere katılan tüm belediye başkanı adaylarına, kentlerin iklim krizi ve doğal afetlere karşı dirençli hale getirilmesi ve doğal varlıkların korunması yönünde çağrıda bulunuyor.

    “Önümüzdeki dönemde, tüm canlılar için daha sağlıklı bir yaşam için doğal varlıkları ve ekolojik dengeyi gözeten demokratik bir yerel yönetim anlayışına ihtiyaç var” diyen TEMA Vakfı, hazırlamış olduğu Yerel Yönetimler için Ekosiyaset Belgesi 2024’ü kamuoyuyla paylaştı.

    Yerel yönetimlere doğa ve toplum odaklı politika ve stratejiler geliştirmeleri için rehberlik etmeyi hedefleyen belgede; toprak, su, orman, mera, tarım alanları gibi doğal varlıkların, biyolojik çeşitliliğin ve ekosistem bütünlüğünün korunması için çözüm önerileri sıralanıyor. Bunların yanında; doğa olaylarına karşı dirençlilik, iklim değişikliğine uyum ve iklim kriziyle mücadele, iklim adaleti, sera gazı emisyonlarının azaltımı, gıda, su, hava ve katı atık yönetimi, demokratik katılım ve kentli hakkı konularında başta yerel yöneticiler olmak üzere, tüm yurttaşların atabileceği adımlar özetleniyor.

    “Yerel yönetimler ekolojik kriz ve afetlere karşı hazırlıklı olmalı”

    Türkiye’de yerel yönetimlerin 2019 yerel seçimlerinden bu yana salgın, deprem ve iklim krizi kaynaklı afetler gibi zorlayıcı gündemlerle yüzleşmek zorunda kaldıklarını hatırlatan TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, “Yaşanan bu afetlerin yanı sıra, orman alanlarının azalması, biyolojik çeşitlilik kaybı, çölleşme, azalan su ve gıda, kirlenen hava gibi süregelen ekolojik krizler de yerel yönetimlerin yeni politikalar geliştirmeleri gerektiğini açıkça göstermektedir. Ekolojik kriz ve afetler nedeniyle karşı karşıya olduğumuz etki ve riskler dikkate alındığında; yerel yönetimlerin hazırlıklı olmasının, planlı, acil ve stratejik müdahalelerde bulunmasının zorunlu hale geldiği ortadadır” diye konuştu.

    “Ekosistem tabanlı bir yönetim modeli geliştirmeli”

    “Kuraklık sorunu, şiddetli yağışlar sonucu oluşan su baskını ve sel olayları, meydana gelen depremlerin ve heyelanların yıkıcılığı, şiddetli rüzgârlar ve fırtınalar sonucu ortaya çıkan hasarlar, sıcak dalgaları ile artan hava kirliliği nedeniyle genel halk sağlığının bozulması kentlerimizin doğal afetlere karşı olan kırılganlığını gözler önüne seriyor” diyen Deniz Ataç, “Doğal afetlere dirençli yerleşimler için binaların ve altyapı sistemlerinin deprem, fırtına, sel ve heyelan gibi doğa olaylarına karşı güçlendirilmesi oldukça önemli. Üst ve altyapının dayanıklılığını ve güvenliğini artırmak, doğa olaylarının yaşandığı anlarda oluşacak zararı en aza indirecek ve afet sonrası yaşamın normale dönmesini hızlandıracaktır. Ancak sağlam yapılar, dirençli yerleşimler ve toplumlar için tek başına yeterli değildir. Bunun için ekosistem tabanlı bir yönetim modeli geliştirmek gerekir. Bu bağlamda yerel yönetimler; afet risklerini azaltacak, arazinin jeolojisi, morfolojisi, örtüsü, ekolojik işlevleri ve topografyasını dikkate alacak ve doğal varlıklara zarar vermeyecek stratejiler geliştirmeli” ifadelerini kullandı.

    “Yerel yönetimler iklim kriziyle mücadelede önemli bir role sahip”

    İklim değişikliğinin, özellikle Türkiye gibi orta enlemlerde yer alan coğrafyalarda giderek artan olumsuz etkilerine dikkat çeken Ataç, “Kentlerin yoğun nüfusu, plansız yapılaşma, yeşil alanların azalması ve yüksek enerji ihtiyacı gibi faktörler, hava kirliliğini ve sera gazı emisyonlarını artırıyor. Bu durum, doğal ekosistemlerin azalmasına da neden oluyor. Yerel yönetimler iklim kriziyle mücadelede önemli bir role sahip ve bu kapsamda insanı ve doğayı bir bütün olarak ele alan politikalar benimsemeleri gerekiyor. Yerel iklim eylem planlarının hazırlanması, geliştirilmesi ve bu süreçlere yurttaşların katılımının sağlanması gerekiyor” dedi.

    Lancet Kirlilik ve Sağlık Komisyonu’nun 2019 yılı raporuna göre; hava kirliliğinin Türkiye’de erken ölümlere neden olan çevresel sorunlar arasında birinci sırada olduğunun da altını çizen Ataç, “Hazırlamış olduğumuz belge ile yerel yönetimlere; hava kalitesini artırmak için etkin önlemler alınması ve temiz hava eylem planlarının hazırlanmasında hızlandırıcı ve yönlendirici rol oynamaları konusunda çağrıda bulunuyoruz” şeklinde konuştu.

    “Kentler; sürdürülebilirlik, demokrasi, eşitlik ve sosyal adalet ilkeleri ile planlanmalı”

    Yerel yönetimler tarafından alınan her kararın ve atılan her adımın yurttaşların yaşam kalitesini ve doğal varlıkları etkilediğine vurgu yapan Ataç, “Belgede; yerel yönetimlerin politika tercihlerinin hayati önem taşıdığını ve bu süreçlerde yurttaşların, meslek örgütlerinin, sivil toplum kuruluşlarının ve akademik kurumların etkin katılımının sağlanması gerektiğini hatırlatıyoruz. Kentler; sürdürülebilirlik, demokrasi, eşitlik ve sosyal adalet ilkeleri çerçevesinde hakkaniyete uygun şekilde planlanmalıdır. Kentsel mekânlar, hizmetler, imkânlar ayrıcalıklı gruplar için değil tüm kentlilerin kullanımına uygun olarak tasarlanmalıdır. Sağlıklı bir çevrede yaşama, ulaşım ve dolaşım özgürlüğü, tarihi ve kültürel mirasın korunması, bireylerin kendi yaşam tercihleriyle özgürce var olabilmesinin güvence altına alınması, barınma güvencesinin sağlanması, iş birliği ve dayanışmanın artırılması, iktisadi ve sosyal adalet ile toplumun her kesiminin kendini güvende hissetmesinin sağlanması ve insan onuruna yakışır bir yaşamın kurulmasıyla kentli hakkı tesis edilmelidir” dedi.

  • Yaşar Dursun’un “İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü” Mesajı

    Yaşar Dursun’un “İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü” Mesajı

    Yaşar Dursun’un “İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü” Mesajı

    Vatan ve Hürriyet Derneği Genel Başkanı Yaşar Dursun 12 Mart İstiklal Marşının kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u anma günü münasebetiyle kutlama mesajı yayınladı.

    Vatan ve Hürriyet Derneği Genel Başkanı Yaşar Dursun : ”İstiklal Marşımız, Türk Milletinin vatan ve bayrak sevgisinin, özgür ve bağımsız yaşama tutkusunun, yeniden varoluş mücadelesinin en güzel ifadesidir. Mehmet Akif Ersoy, içinde yaşadığı toplumun değerlerini çok iyi bildiği için milletimizin duygu ve düşüncelerine en iyi şekilde tercüman olmuş; şanlı istikbâl ve istiklâl mücadelemizin kaleme dökülüp adeta vücut bulduğu muazzam bir eser olan “İstiklâl Marşımızı” Türk Milleti’ne armağan etmiştir” diye belirtti.

    Vatan ve Hürriyet Derneği Genel Başkanı Yaşar Dursun : “Aziz milletimiz, kendisine armağan edilen bu eşsiz marşın her kıtasını, her bir dizesini kalbinin derinliklerinde hissetmeyi sürdürerek, mısralarda yer alan ortak idealleri, ortak duygu birliğini ilelebet muhafaza edecektir. Bu duygu ve düşüncelerle; İstiklal Marşımızın kabulünün 103. yıldönümünü kutluyor, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, İstiklal Marşımızın Şairi Mehmet Akif Ersoy’u ve bu destanı bizlere armağan eden tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle, gazilerimizi şükranla anıyorum” dedi.

  • Hüseyin Tuncay KONUKÇU’ın “İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü” Mesajı

    Hüseyin Tuncay KONUKÇU’ın “İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü” Mesajı

    Hüseyin Tuncay KONUKÇU’ın “İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü” Mesajı

    DEVA Partisi  Karapürçek Belediye Başkan Adayı Hüseyin Tuncay KONUKÇU  12 Mart İstiklal Marşının kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u anma günü münasebetiyle kutlama mesajı yayınladı.

    Hüseyin Tuncay KONUKÇU: ”İstiklal Marşımız, Türk Milletinin vatan ve bayrak sevgisinin, özgür ve bağımsız yaşama tutkusunun, yeniden varoluş mücadelesinin en güzel ifadesidir. Mehmet Akif Ersoy, içinde yaşadığı toplumun değerlerini çok iyi bildiği için milletimizin duygu ve düşüncelerine en iyi şekilde tercüman olmuş; şanlı istikbâl ve istiklâl mücadelemizin kaleme dökülüp adeta vücut bulduğu muazzam bir eser olan “İstiklâl Marşımızı” Türk Milleti’ne armağan etmiştir” diye belirtti.

    Hüseyin Tuncay KONUKÇU: “Aziz milletimiz, kendisine armağan edilen bu eşsiz marşın her kıtasını, her bir dizesini kalbinin derinliklerinde hissetmeyi sürdürerek, mısralarda yer alan ortak idealleri, ortak duygu birliğini ilelebet muhafaza edecektir. Bu duygu ve düşüncelerle; İstiklal Marşımızın kabulünün 103. yıldönümünü kutluyor, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, İstiklal Marşımızın Şairi Mehmet Akif Ersoy’u ve bu destanı bizlere armağan eden tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle, gazilerimizi şükranla anıyorum” dedi.

  • Eyüp GÜZEL’ın “İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü” Mesajı

    Eyüp GÜZEL’ın “İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü” Mesajı

    Eyüp GÜZEL’ın “İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü” Mesajı

    Zafer  Partisi  Taraklı Belediye Başkan Adayı Eyüp GÜZEL  12 Mart İstiklal Marşının kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u anma günü münasebetiyle kutlama mesajı yayınladı.

    Zafer  Partisi  Taraklı Belediye Başkan Adayı Eyüp GÜZEL: ”İstiklal Marşımız, Türk Milletinin vatan ve bayrak sevgisinin, özgür ve bağımsız yaşama tutkusunun, yeniden varoluş mücadelesinin en güzel ifadesidir. Mehmet Akif Ersoy, içinde yaşadığı toplumun değerlerini çok iyi bildiği için milletimizin duygu ve düşüncelerine en iyi şekilde tercüman olmuş; şanlı istikbâl ve istiklâl mücadelemizin kaleme dökülüp adeta vücut bulduğu muazzam bir eser olan “İstiklâl Marşımızı” Türk Milleti’ne armağan etmiştir” diye belirtti.

    Zafer  Partisi  Taraklı Belediye Başkan Adayı Eyüp GÜZEL: “Aziz milletimiz, kendisine armağan edilen bu eşsiz marşın her kıtasını, her bir dizesini kalbinin derinliklerinde hissetmeyi sürdürerek, mısralarda yer alan ortak idealleri, ortak duygu birliğini ilelebet muhafaza edecektir. Bu duygu ve düşüncelerle; İstiklal Marşımızın kabulünün 103. yıldönümünü kutluyor, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, İstiklal Marşımızın Şairi Mehmet Akif Ersoy’u ve bu destanı bizlere armağan eden tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle, gazilerimizi şükranla anıyorum” dedi.