Kategori: Sür Manşet

  • Ekrem Yüce: Baki kalan, kubbede hoş bir sadâ imiş

    Ekrem Yüce: Baki kalan, kubbede hoş bir sadâ imiş

    Ekrem Yüce: Baki kalan,

    kubbede hoş bir sadâ imiş

    Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem Yüce, gündüz-gece hizmet ettiği Sakaryada 5
    yıl boyunca birlikte çalıştığı şehir protokolüne veda ziyaretleri gerçekleştirerek,
    Baki kalan kubbede hoş bir sadâ imiş. Güzel hizmetlerle, dua ile anılmak
    umuduyla ifadelerini kullandı.
    Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem Yüce, hayatın her alanında hizmetle geçen
    bir 5 yılı geride bıraktı. Yüce, ekibiyle birlikte gündüz-gece demeden gayretle ortaya
    koyduğu çalışmalar ve projelerle Sakaryada ilklere imza attı ve hizmetleriyle şehre önemli
    bir katma değer oluşturdu.
    Durmadan, yorulmadan devam edeceğiz
    Görevi devredecek olan Yüce bu gelişmeyi açıklarken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip
    Erdoğanın önderliğinde Sakaryayı Türkiye Yüzyılına hazırlamak ve ülkenin parlayan
    yıldızı yapmak için durmadan, yorulmadan çalışmaya devam edeceğim ifadelerini
    kullanmıştı. Başkan Ekrem Yüce, seçime sayılı günler kala şehirde veda ziyaretlerine
    başladı.
    Sırasıyla Sakarya Valisi Yaşar Karadeniz, Sakarya Cumhuriyet Başsavcısı Osman Köse, İl
    Emniyet Müdürü Selçuk Doğuş, İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Necdet Karaca,
    SATSO Yönetim Kurulu Başkanı Akgün Altuğ ile Meclis Başkanı Erdem Ercan, Sakarya
    İl Milli Eğitim Müdürü Coşkun Bakırtaş, Sakarya İl Sağlık Müdürü Aziz Öğütlü, Çever
    Şehircilik İl Müdürü Nedim Arsal, MÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı İsmail
    Filizfidanoğlunu ziyaret eden Başkan Yüce, 5 yıl boyunca Sakaryaya katkı için yürütülen
    çalışmalar sebebiyle teşekkür etti.
    Her biriniz bu şehir için büyük bir değerdir
    Vali Karadeniz başta olmak üzere şehir protokolüyle, ortak akıl ile hayata geçirilen
    hizmetleri değerlendiren Yüce, Her bir yöneticimiz yaşadığımız dönem için Sakarya için
    büyük bir fırsat ve değerdi. Şahsıma ve Sakaryaya sunduğunuz değerli fedakarlıklarınız
    için minnettarım ifadelerini kullandı.
    Kubbede kalan hoş bir sadâ…Başkan Yüce, Sakarya için gündüz, gece demeden çalıştık. Tarımda, sanayide, hizmet
    sektöründe, turizmde, sosyal alanda ilklere imza attık. İsmimizi, imzamızı sadece
    Türkiyeye değil Dünyaya ulaştırdık. Binlerce misafir ağırladık, onlarca ülke ve şehir ile
    ortak projeler yürüttük. Şimdi geriye dönüp baktığımızda hayırlı hizmetlerle anılmak,
    tohumunu ektiğimiz çiçeklerin meyve verdiğini görmek büyük bir gururdur. Dünya
    Bisiklet Şehri ve Avrupa Spor Şehri olarak teslim edeceğimiz Sakaryamızı Türkiye
    Yüzyılının parlayan yıldızı yapmak için durmayacağız, önderimiz Cumhurbaşkanımız
    Recep Tayyip Erdoğanın izinden yürümeye devam edeceğiz. Baki olan kubbede hoş bir
    sadâ imiş, bunu hissediyorum. Ben bu memlekete ve her bir ferdine minnettarım dedi.
    Yüce, ziyaret ettiği her bir yönetici ve protokolden helallik istedi ve hediye takdiminde
    bulundu.

  • Veysel YAVUZ”Huzurlu ve güvenli bir Sakarya için #BuSeferHÜDAPAR diyelim.”

    Veysel YAVUZ”Huzurlu ve güvenli bir Sakarya için #BuSeferHÜDAPAR diyelim.”

    Sakarya Büyükşehir Belediye Başkan Sakarya Büyükşehir Belediye Başkan Veysel YAVUZ “Huzurlu ve güvenli bir Sakarya için #BuSeferHÜDAPAR diyelim.”Diyor

     

  • Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, İzmir’de miting düzenledi.

    Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, İzmir’de miting düzenledi.

    Prof. Dr. Ümit Özdağ: Değerli arkadaşlar, ülkemizin birçok sorunu var ama bir de ‘kök sorun’ dediğimiz, ana sorun dediğimiz bir sorunla karşı karşıyayız. Bu, hiç şüphesiz ülkemizin demografik yapısının değişmesinden kaynaklanan sorundur. Hepiniz Kavimler Göçünü okudunuz. Kavimler Göçü, Roma İmparatorluğu’nu yıktı. Akatlar’ın göçü Sümerleri yıktı. Dünya tarihi boyunca gerçekleşen bütün büyük göçlerin sonucunda göçe uğrayan coğrafya ya bir iç savaşa girmiştir ya parçalanmıştır ya da bir savaşa sürüklenmiştir. Bugünde ülkemiz dünya tarihinin yaşadığı en büyük göçlerden birsini yaşıyor. 2011 senesinden bu yana, ülkemize gelen insan sayısı 13 milyon ve her gün 1250 kişi ülkeye girmeye devam ediyor. Bu yılda 400 bin demektir.

    Bu gelenler kendi ana dillerinde okuma yazmada zorlanırken, bizim yazılımcılarımız, doktorlarımız, mühendislerimiz yurt dışına gidiyorlar. Doğru mu arkadaşlar? Buraya gelenlerin 5 milyonu kayıtlı Suriyeliler, geçici sığınmacı statüsüne sahipler. Geçici sığınmacı statüsünde Türk Devletinden ekonomik yardım alıyorlar. Sağlık yardımı alıyorlar, ilaç yardımı alıyorlar. Eğitim yardımı alıyorlar, çocuk yardımı alıyorlar. Yılda 11 milyar dolar harcıyoruz. Bu 11 milyar doları biz ödüyoruz, siz ödüyorsunuz. Her birinizin cebinden çıkan 2 bin dolar şimdiye kadar. Bakın şuradan bir aspirin almaya gidin. İki lira eksik olsa siz alamazsınız. Sığınmacı girer bedava alır, parasını siz ödersiniz. Hastaneye gidersiniz ayni şekilde o bedavaya gelir, siz parayla. Onun parasını da siz ödersiniz. Önce gitseniz bile sırada arkasında dikilmek zorunda kalırsınız. Bu bize haksızlık. Bu size haksızlık.

    Bizden, doğum oranlarımız düştü. Bir milletin sayısının artması için yüzde 2.1’lik bir doğum oranı gerekiyor. Bu önce 1.7’ye sonra 1’e düştü. Suriyelilerde ise oran 5.3. Yani bizim 3 buçuk katımız. Bugün kayıtlı ve kayıtsız 7 milyon olan Suriyeli sayısı 2040 yılında böyle devam ederse söyleyeyim size 21 milyon olacaklar. Bizim de 84 milyondan daha aşağı bir nüfusumuz olacak. Azalıyoruz çünkü ve yaşlanıyoruz.

    Arkadaşlar eskiden bir ordu diğer orduyu yenerdi, yenilen ordu çekilirken o orduya asker veren halkta çekilirdi ve işgal böyle gerçekleşirdi. Şimdi işgal için bizim ordumuz yenilmedi Allah’a şükür ama biz de işgal ediliyoruz. Kentlerde azınlığa düşüyoruz. Kilis’te olduğu gibi, nüfus kafa kafaya gelmeye başlıyor. Hatay’da, Gaziantep’te olduğu gibi. Sonunda bu süreç devam ederse, bir sabah kalktığımızda diyeceğiz ki ‘aa kaybetmişiz’. Ülke kaybediyoruz. Üstelik finansmanını da biz yapıyoruz, parası da bizim cebimizden çıkıyor.

    Sokakta gece yürümeye korkuyoruz büyükşehirlerde. Neden? Karşınıza kimin çıkacağı belli değil. Üstelik gelirken uyuşturucu getiriyorlar, onun pazarlamasını yapıyorlar. Özetle, bu kabul edilebilir bir durum değil. Biz kimseye karşı nefretle bakmıyoruz. Kimseye düşman da değiliz ama eğer komşumuzun evini su basarsa, kapımızı çalarsa evimize alırız. Gece bakarız, besleriz, bir iki gün daha misafir ederiz. Ama sonra, ‘ya komşum evine dönmüyor musun?’ ‘Yok, dönmüyorum ne olacak. Senin misafir odan çok güzelmiş ben burada kalayım. Beni bir de tapuya kaydet.’ Olur mu? Olmaz. Kolundan tutar atarsınız. Biz de aynı şeyi yapacağız. Bunun için Avrupalılar, bunları bizim çıkarmamızı engellemek için Avrupalılar, burada iktidarı ve muhalefeti ikna etmişler. Her ikisi de Türkiye’yi Avrupa kalesinin önündeki hendek olarak düşünmüşler, kabul etmişler. Türk milletine de yalan söylediler. Dediler ki, ‘devletler hukukuna aykırı, bunlar kalacak.’ Yalan, böyle bir devletler hukuku yok. Biz de bunu söyledik, Türk milleti ikna oldu. Şimdi böyle bazen parmak kaldırıp, ‘biz de yollayacağız gönüllü olanları’ falan diyorlar. Gönüllü olanın size ihtiyacı yok zaten kardeşim. Gönüllü olan sizsiz de gider. Gerekirse zorla hepsini yollayacak bir tek politikaya Zafer Partisi sahip. Onun için sizden destek istiyorum. Lütfen hepiniz, seçime kadar vatanınızı geri almak için, kaynaklarınızı geri almak için, geleceğinizi geri almak için Zafer Partisi’ne annenizi ikna edin, babanızı ikna edin, amcanızı, dayınızı ikna edin, arkadaşınızı ikna edin. Arkadaşlar oylar bölünmesin değil vatan bölünmesin meselesidir bu tamam mı? Vatan bölünmesin meselesi. ‘Ya peki Zafer Partisi kazanırsa burada Suriyeleri yollayacak mı?’ Onun için genel seçimi bekleyeceksiniz. Genel seçimde Cumhurbaşkanı adayıyım ben, ilan ettim.

    Burada Zafer Belediyesini seçerseniz ne olur? Belediye kaynaklarından sığınmacılara yapılan bütün yardımlar durdurulacak. Belediye hiçbir sığınmacıya, kaçağa iş vermeyecek. Şimdi veriyorlar, yardım da yapıyorlar. Açmış oldukları dükkânları, ruhsatsız dükkânlarını hemen o gün kapatacağız. 1 Nisan günü kapatacağız hepsini. Bir apartman dairesinde öyle 3-4 aile birlikte oturmak yok. Kamu sağlığı, bunu kapatacağız. Sizin bir liraya istifade ettiğiniz bir hizmetten onlar 3 liradan faydalanacaklar.

  • Dr. Aydoğan Arslan: ”Vatandaşına kulak veren bir Belediye olacağız”

    Dr. Aydoğan Arslan: ”Vatandaşına kulak veren bir Belediye olacağız”

    Cumhuriyet Halk Partisi Serdivan Belediye Başkan Adayı Dr. Aydoğan Arslan, daha yaşanılabilir  bir Serdivan için çalışmaya devam edeceklerini belirterek. “ Serdivan bizim sevdamız” dedi.

    Cumhuriyet Halk Partisi Serdivan Belediye Başkan Adayı Aydoğan Arslan , Her bir oyun çok kıymetli olduğunu belirterek, “ Mutlaka sandığa gitmeliyiz. Her oy çok kıymetlidir  O zaman   Serdivan nasıl değişiyor, gelişiyor, hep birlikte göreceğiz.” dedi. Asfalt, alt yapı, yol, temizlik, park ve bahçeler gibi icraat birimlerinin modernize edilerek en verimli şekilde yapılandırılacağını vurgulayan  Arslan,   Serdivanlıları  hizmet memnuniyetini en üst düzeye çıkaracaklarını da belirterek, “ Serdivan bizim sevdamız’ dedi.

    KULAĞIMIZ HALKTA OLACAK

    Hedeflerini de  açıklayan Aydoğan, ‘Hedefimiz liyakatli kadrolarla verimli bir şekilde çalışan, iş üreten, çözüm üreten, problem çözen, vatandaşına kulak veren bir Belediye olmak. Belediye olarak en öncelikli işimiz ve görevimiz vatandaşların şikâyetlerini hızlıca gidermek olacak.  Ve bu yolda daha iyi hizmet vermek için teknolojiyi kullanacağız. Belediyemizin ilgili birimleri iletilen sorunlarla ilgili kesin sonuçlar üretecek ve en hızlı şekilde harekete geçecek. Serdivan  Belediyesi olarak kulağımız her daim halkta olacaktır” dedi.

    DANIŞACAĞIZ, DİNLEYECEĞİZ

    Öncelikle katılımcı ve sosyal bir belediye olacaklarını ifade eden Arslan, “ Şehrimizle ilgili alınacak kararları halk ile birlikte, ortak akılla alacağız. Hepimizi ilgilendiren ve her birimizin günlük hayatını etkileyecek olan kararların süreçlerine STKlar ve vatandaşlarımızı dâhil edeceğiz. Soracağız, danışacağız, dinleyeceğiz, anlayacağız, anlatacağız. ‘Ben yaptım oldu’ anlayışını bitireceğiz. İklim değişikliği ve tüm afetlere karşı hazırlıklı ve dirençli bir kent olacağız. Afet öncesi, afet anı ve sonrası için hazırlıklarımızı  hemen  tamamlayacağız” dedi,

  • Ali Babacan: Kapılar ardında para hesapları yapanların da bu ülkeye katacakları hiçbir şey yok

    Ali Babacan: Kapılar ardında para hesapları yapanların da bu ülkeye katacakları hiçbir şey yok

    Ali Babacan:

    “Videolar, ses kayıtları düşmeye başladıysa bilin ki seçimler geliyor”

    DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, 20 Mart Çarşamba akşamı Adana’da iftar programında konuştu. Babacan konuşmasında, yaklaşan yerel seçimlere giderken ortaya çıkan video ve ses kayıtlarına, ekonomiye, Adana’da uzun süredir devam eden uyuşturucu sorununa ve tarıma değindi.

    Ali Babacan’ın konuşmasından başlıklar şu şekilde:

    “Cumhurbaşkanı helallik istemeye başladıysa bilin ki seçimler geliyor”

    “Seçimlerin yaklaştığını artık şuradan anlıyoruz:Nasıl ki yaz gelince cemre düşüyor; seçimler yaklaşınca da bir bir videolar düşmeye başlıyor.Montaj ya da değil. Gerçek ya da değil. Ama videolar düşmeye başladıysa, bilin ki seçimler yaklaşıyor. Ses kayıtları düşmeye başladıysa, bilin ki seçim geliyor. Cumhurbaşkanı ‘Bu artık son’ deyip helallik istemeye başladıysa, bilin ki seçimler geliyor. Ülkemizde demokrasiyle anılması gereken seçimler artık şunlarla anılıyor: Düşen videolar, ses kayıtları, pazarlıklar, tehditler, şunlar bunlar.”

    “Seçimler uzun süredir seçim marşlarıyla, sloganlarla anılmıyor”

    “11 gün sonra sandıklara gideceğiz, oylarımızı kullanacağız. Ülkenin her yeri flamalarla, brandalarla, afişlerle donatılmış. Artık son hazırlıklar yapılıyor: İnsanların kapıları çalınıyor, insanlardan son kez destek isteniyor. Kimi yerlerde tatlı bir telaş hâkim, kimi yerlerde rekabet hepten kızışmış.Bunların hepsi demokrasilerde olan şeyler. Ülkemiz demokrasi kültürü olan, seçimlere alışkın bir ülke.Fakat seçimler uzun süredir seçim marşlarıyla, sloganlarla, adayların tatlı sert rekabetleriyle anılmıyor.”

    “Kapılar ardında para hesapları yapanların da bu ülkeye katacakları hiçbir şey yok”

    “Muhalefet etmeyi bir kazanç kapısı olarak görenlerin de, kapılar ardında para hesapları yapanların da, seçimlere giderken videolardan medet umanların da, montajlara sığınanların da bu ülkeye katacakları hiçbir şey yok. Çünkü, iktidarıyla, muhalefetiyle, yerel seçimlerdeki hiçbir hesapta halk yok. Çiftçimiz yok. Millet yok. Hizmet yok.”

    “Herkeste yarınlara dair bir endişe, herkeste geçim sıkıntısı”

    “Herkeste yarınlara dair bir endişe var arkadaşlar, herkeste geçim sıkıntısı. Ne diyor Peygamber efendimiz, ‘Komşusu açken kendisi tok yatan bizden değildir’ diyor değil mi? Açlar çoğaldı ülkede.Adana’da kaç yerde otobüsümüzün önünü kestiler. Mersin’de kaç yerde otobüsümüzün önüne kestiler.Biraz, bir-iki sohbetten sonra emeklilerimiz hemen dert yanmaya başladı. ‘Geçinemiyoruz, açız’ diyorlar. Açlar çoğaldı, insanlar komşularına yardım etme çabasındalar.”

    “Çiftçimiz zarar ediyor, ürettikçe daha çok zarar ediyor”

    “Merkez Bankası karşılıksız para basıp Kur Korumalı Mevduat’ın kur farkını ödüyor. Bu ülkede enflasyon düşer mi? Karşılıksız para basarak milyonların kesesinden, cebinden alıyorlar, bir avuç zaten parası olana kur farkı ve faiz olarak ödüyorlar. Yaptıkları bu. Onun için sıkıntı büyüyor, onun için emeklimiz feryat ediyor, onun için çiftçimiz zarar ediyor, ürettikçe daha çok zarar ediyor.”

    “Gençleri mutlaka toprakta tutmamız gerekiyor”

    “Gençler ‘Baba, anne siz para kazanamıyorsunuz ben gideyim geleceğimi, yarınlarımı başka meslekte arayayım’ diyor. Köylerimizde artık gençlerimiz yaşamak istemiyor. Gençler tarımdan kaçtıkça; ben size soruyorum bu ülkede tarımın hali nice olacak?Bu ülkede üretimi, hayvancılığı kim yapacak?Gençleri mutlaka toprakta tutmamız gerekiyor.”

    “Uyuşturucu bir kişiye bulaşıyor, tüm aileyi yıkıyor”

    “Tüm bu kötü ekonomi, toplumsal çürümeyi de beraberinde getiriyor. Her türlü yasadışı kumar, uyuşturucu ticareti, bahisler memlekette tavan yaptı. Uyuşturucu ticareti artık bir iş alanı haline geldi. Uyuşturucu çocuğa bulaşıyor, anneyi babayı yıkıyor. Kardeşe bulaşıyor, abiyi ablayı yıkıyor. Bir kişiye bulaşıyor, tüm aileyi yıkıyor. Değerli arkadaşlar, bizim hiçbir gencimizi, bu illete teslim etmeye niyetimiz yok.”

  • Zafer Partisi’nden Agrobay çıkarması: Seçim çalışmalarına ara verip direnişteki işçilere koştu!

    Zafer Partisi’nden Agrobay çıkarması: Seçim çalışmalarına ara verip direnişteki işçilere koştu!

    İzmir’de AKP’ye yakınlığıyla bilinen Bayburt Grup’a ait Agrobay Seracılık’ta sendika üyeliği yaptıkları için işten çıkarılan 39 işçi Ankara’ya doğru yürüyüşe geçti. Ankara’nın ilçesi Çankaya’da Zafer Partisi’nden Belediye Başkan Adayı olan ve Çankaya sokaklarında yoğun bir seçim mesaisi yürüten Esmaül Hüsna Aslan ise, çoğunluğu kadınlardan oluşan Agrobay işçilerini Ankara’da beklemek yerine, seçim çalışmalarına ara verip yürüyüşe geçen Agrobay işçilerine desteğe koştu. Aynı zamanda Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı olan Aslan, Manisa’nın Soma ilçesinde işçilerle buluştu ve onların sorunlarını dinledi.

    Agrobay işçilerini, Soma’da geceyi geçirmek için kurdukları çadır alanında, yaktıkları ateşin başında ziyaret eden Zafer Partili Aslan, işçilerin Agrobay’da yaşadıkları zorbalığı, doğrudan işçilerin ağzından dinledi. Agrobay işçilerine Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın selamlarını ve destek mesajını ileten Aslan, Ankara’da işçilerin taleplerini yetkililere ulaştırmak için girişimlerde bulunduklarını ve parti olarak Agrobay işçilerini yalnız bırakmayacaklarını vurguladı.

    TUVALET YASAĞI, SİSTEMATİK HAKARET, MAAŞ İSE YOK…

    Destek ziyareti onrasında Bergama-Dikili yolu üstünde Agrobay Seracılık işletmesi önüne giden Esmaül Hüsna Aslan, burada bir açıklama yaptı ve Agrobay işçisinin yaşadıklarını şirket tabelası önünde anlattı. Açıklamasında “İzmir Bergama-Dikili arasında bulunan Agrobay Seracılık önündeyiz. Burada bulunmamızın sebebi, 7 ay önce bu işletmeden haksız yere işten çıkartılan 39 işçi arkadaşımız. İşçilerimiz, çalışma koşullarının kötülüğü yüzünden anayasal hakları olan sendika üyeliği süreci başlatmışlardı” diyen Aslan, işçilerin bu işyerinde yaşadığı zorbalığı da şu ifadelerle kamuoyuna duyurdu:

    “Agrobay işçisi, günde bir defa tuvalet izni olduğu için, iki ayda bir maaş ancak alabildikleri için, yemek molalarının süresi çalındığı için, kışın üşüdükleri yazın yandıkları otobüslerle iş yerlerine ulaştırıldıkları için, hastalandıkları için ve bir de üstüne üstlük sistematik bir şekilde hakarete uğradıkları için sendikaya üye oldu. Patron ise işçilerimize, kişilik haklarına da saldırarak, kod-46’dan işlem yapıp işten çıkardı.

    Bildiğiniz gibi, Kod-46, saray rejimiyle birlikte iş hayatımızı ele geçiren bir madde. 39 işçi kardeşimizden 31’i, sendikal haklara sahip olmak için bir adım atınca, onurları zedelenerek işten çıkarıldılar. Bu yüzden, işlerinden oldukları yetmezmiş gibi işsizlik maaşı bile alamaz, başka bir yerde işe girip çalışamaz duruma düşürüldüler.”

    ERDOĞAN’DAN ÖDÜL ALIP BİNALİ YILDIRIM’LA KURDELE KESEN PATRON

    Açıklamasına “Peki soruyorum, patron Agrobay Patronu, bunca pervasızlığı, kime, neye güvenerek yapabildi?” Sorusuyla devam eden Aslan, “Bu sorunun yanıtı için önce Agrobay patronunu tanımamız gerekiyor. Agrobay isimli işletme kime ait? Abdurrahman Şentürk’ün başında olduğu Bayburt Grup’a. Abdurrahman Şentürk ve sahibi olduğu Bayburt Grup’u gelin birlikte tanıyalım, tanıyalım ki 39 işçimizin emeğinin neden bu kadar rahat gasp edilebildiğini anlayalım” diyerek şunları söyledi:

    “Abdurrahman Şentürk isimli şahıs, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın elinden ödüller alıp Binali Yıldırım gibi isimlerle kurdeleler keserken, patronu olduğu Bayburt Grup ise devletten en ballı ihaleleri kapan holding oldu son 10 yılda. Yetmez derseniz, yine aynı kişi daha birkaç yıl önce “Resmi belgede sahtecilik” ve “nitelikli dolandırıcılık”tan 7 yıla mahkum edildi. Yani bu patron için işçiyi dilediği şekilde işten atmak çok da bir iş değil. Arkasında saray desteği, Türkiye’de bu hukuksuzluk düzeni oldukça Agrobay patronu işçilere işkence yapmayı adeta kendine hak görüyor, zeytinyağı gibi üste çıkarak bir de “firmamın itibarını zedelediler” diyerek işten çıkarttığı işçiler hakkında tazminat davası açabiliyor.”

    ‘ADALET MEŞALESİNİ AGROBAY’IN ÖNÜNDE YAKIYORUZ’

    “Sevgili halkımız, kıymetli emekçiler; Bu karanlığa, bu zorba düzene teslim olmayın” çağrısı yapan Esmaül Hüsna Aslan “Zafer Partisi, Türk işçisinin yanında, Zafer Partisi, emeğiyle geçinen, alınteri ile çabalayan halkın yanındadır. Bugün de buradayız, adalet meşalesini zorbalığın ve adaletsizliğin hüküm sürdüğü Agrobay’ın önünde yakıyoruz” dedi.

    ‘İŞÇİYİ EZMEYE KALKAN KARŞISINDA BİZİ BULACAK’

    Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Çankaya Belediye Başkan Adayı Aslan, “İşçilerimiz 7 ayı geride bıraktı direnişlerinde ve 3 gündür de Ankara yolunu tuttu. İstedikleri Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na seslerini duyurabilmek. Ankara’da da yanlarında olacağız, burada olduğumuz gibi” derken, “Dost düşman duysun, Agrobay’ın direnen emekçilerini ezmeye kalkan karşısında Zafer Partisi’ni bulacak” ifadelerini kullandı.

    Aslan, açıklamasını çoğunluğu kadınlardan oluşan Agrobay işçilerinin sloganıyla bitirdi:

    “Ankara, Ankara duy sesimizi,

    Bu gelen kadınların ayak sesleri!”

  • CHP’li Orhan Bayram fitili ateşledi: Yeni siyaset için susmak değil, haykırmak zamanı!

    CHP’li Orhan Bayram fitili ateşledi: Yeni siyaset için susmak değil, haykırmak zamanı!

    Belediye Başkan aday adayı olarak Çukurova halkının karşısına çıkan ve yoğun bir destek toplayan CHP’li Orhan Bayram, aday yapılmaması ardından aldığı kararları bir manifesto halinde partili dostları ve Çukurova halkı ile paylaştı.

    Adana’nın sevilen siyasetçilerinden CHP’li Orhan Bayram, geride bıraktığı Çukurova Belediye Başkan aday adaylığının ardından CHP kulislerine damga vuracak bir manifesto yayınladı. Video mesajla aday adaylığı sürecini değerlendiren Orhan Bayram “Siyaset, kişisel hırsların kariyer ikbaline dönüştüğü politik süreçlerin oportinistçe kullanıldığı ve tüketildiği harcama kalemindeki bir ihanetin anotomisi değildir” ifadeleriyle dikkat çekti.

    ‘PARTİ HİYERARŞİSİNİN MUHTAÇLIĞA DÖNÜŞTÜĞÜ…’

    Açıklamasına “Siyaset nedir sorusunu sormadan önce, siyaset ne değildir sorusunu sormak ve cevabını aramak, güzel ülkemizin ivedilikle halletmesi gereken sorunların başında gelir” diyen ve bunun nedenini “Gerçek mânada bir ülkede toplumsal ve politik yozlaşmanın bütün ilişkilere sirayet eden arka planını öğrenebilmek, bu sorunla yüzleşebilme cesaretini gösterme kabiliyetinde gizlidir” ifadeleriyle anlattı. Ünlü fransız düşünürü Michel Foucault’nun “siyasal olan hakikat ile ilgili olandır” sözünü alıntılayan Bayram, “Siyaset, adayların temsil karizmalarını bir endüstriye dönüştürerek, parti mekanizmasındaki hiyerarşinin muhtaçlık ilişkisine dönen bir bağlamı değildir” dedi.

    ‘BEN BU AMORTİSMANI İLİKLERİME KADAR YAŞADIM’

    Gençlik yıllarında kendine “tarihin gayesi nedir” ve “siyaset ne derece tarihin gayesine hizmet eder” sorularını çokça sorduğunu ve bu motivasyonla Cumhuriyet Halk Partisi’ne üye olduğunu aktaran Orhan Bayram, “Ve büyük bir özveriyle çalışarak Adana İl Gençlik Kolları Başkanlığı’na kadar yükseldim. Bu başkanlık sürecinde kendime dair, siyasete dair, şehrime dair ve ülkeme dair çok şeyler öğrendim. Öğrenmek, her daim insanı yeniler ve geliştirir. Daha sonraki süreçlerde siyaseten yenildim, düştüm, kalktım, mücadele ettim ve en sonunda da partimin örgütlerine güvenerek Çukurova Belediye Başkanlığına Aday Adaylık başvurusunda bulundum… Eğer siyasetin bir amortismanı varsa, aday adaylık sürecimde ben bu amortismanı iliklerime kadar hissettim ve yaşadım” dedi.

    CHP’li Orhan Bayram, “Aslında sorun ne benim şahsım, ne de benim adaylığımdır. Sorunun çok ama çok daha derinlerde olduğunu fark ettim” diyerek şu ifadeleri kullandı:

    “İşin aslına bakarsanız yaşananlar kamuoyundan çok da habersiz yaşanmadı. Bazen bir şey en iyi göz önünde gizlenir der Beatriz Colomina.

    Kısacası yaşadığım siyasi süreçlerin özeti şudur ki: bazı yanlışlar insana değil, insanlığa yapılır. Bundan sonra bana düşen görev, öncelikle aday adaylık sürecimdeki desteklerinden ötürü aileme, akrabalarıma, partililerime, dostlarıma ve hemşehrilerime teşekkür etmek, sonra da susmak değil haykırmak, gitmek değil kalmak, küsmek değil yürümektir.”

    ‘FİTİLİNİ ATEŞLEYECEĞİMİZ YENİ SİYASET’

    “Bütün sorumluluk bilincim, duyarlılığım ve vicdani mukavemetimle onur ve haysiyet diye derdi olanlara selam ederim” diyen CHP’li Bayram, açıklamasını “Fitilini ateşleyeceğimiz yeni siyasi süreçlerin gereğini bütün gönül dostlarımdan içten ferasetleriyle temenni ederim” sözleriyle bitirdi.

    ORHAN BAYRAM KİMDİR?

    Orhan Bayram, 4 Aralık 1974 tarihinde Adana’da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Adana’da tamamladı. 1994 yılında Çukurova Üniversitesi Maden Mühendisliği bölümüne başlarken CHP üyesi oldu. Genç bir Cumhuriyet Halk Partili olarak başladığı üniversite hayatına CHP’nin üniversite temsilcisi olarak devam etti. Aynı yaşlarda ticaret hayatına başlayarak iş dünyasına adım attı. 1998 yılında CHP Adana İl Gençlik Kolları Başkanı olarak CHP’ye hizmet etmeye devam etti. O dönem yaptığı birçok çalışma ve mücadelenin ardından gerçekleşen CHP Gençlik Kolları kurultayında Gençlik Kolları Genel Başkan Yardımcısı olarak görev aldı. 2014 Yerel Seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi’nin Adana-Yüreğir Belediye Başkan Adayıydı. Cumhuriyet Halk Partisi ile bağını koparmadan iş hayatını da sürdürdü. Türkiye’de faaliyet gösteren uluslararası ölçekli inşaat ve organizasyon şirketlerinde üst düzey yöneticilik yaptı. Orhan Bayram İnşaat A.Ş. adıyla kurduğu şirket ile Adana’ya güvenli konutlar ve iş yerleri kazandırdı. Çeşitli sivil toplum kuruluşları üyelikleri ile kültür, sanat, çevre gibi pek çok sosyal alanda gerçekleştirilen çalışmalara ve etkinliklere katıldı. CHP Adana Kurultay Delegesi olarak sürdürdüğü siyaset hayatında CHP’nin başarısı için mücadele etmeye devam etmektedir.

    Orhan Bayram, 2024 Yerel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi’nin Adana-Çukurova Belediye Başkan Aday Adayı oldu ve başkanlık projeleri büyük dikkat çekti. Çünkü Orhan Bayram Çukuruva’nın bir kültür sanat başkenti olmasını planlamış, halktan büyük destek almıştı.

  • Başkan Yüce’den SATSO’ya Veda Ziyareti

    Başkan Yüce’den SATSO’ya Veda Ziyareti

    Başkan Yüce’den SATSO’ya Veda Ziyareti

    Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem Yüce, veda ziyaretleri
    kapsamında Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası’nı ziyaret etti.

    Başkan Yüce, ziyaret programı kapsamında SATSO Yönetim Kurulu Başkanı A.
    Akgün Altuğ, Meclis Başkanı Erdem Ercan ve Yönetim Kurulu Üyeleri tarafından
    ağırlandı.
    Samimi bir ortamda gerçekleşen ziyarette konuşan Sakarya Büyükşehir Belediye
    Başkanı Ekrem Yüce, “El ele hizmetle geçen 5 yılı geride bıraktık. Erenler Belediye
    Başkanlığı ve Adapazarı Belediye Başkan Yardımcılığı görevlerinin ardından bir 5
    senede Büyükşehir Belediye Başkanı olarak hizmet etme fırsatı verildi. SATSO ile bu
    süreçte birçok konuda ve projede iş birliği içinde çalıştık. SATSO ile her zaman ortak
    noktada anlaştık ve Akgün Başkanımız ile yan yana olduk. Şehrimiz iş dünyasının
    çatı kuruluşu SATSO Sakarya’nın en önemli dinamiklerinin başında geliyor. Özellikle
    Darıçayırı Barajında güzel bir iş birliği örneği gösterdik. Verdiğiniz destek ve
    Sakarya’mız için gösterdiğiniz gayret için teşekkür ediyorum.” dedi.
    SATSO Yönetim Kurulu Başkanı A. Akgün Altuğ ise, “Değerli Başkanımızla
    şehrimizin menfaatleri için 5 yıl boyunca uyum içerisinde çalıştık. Büyükşehir
    Başkanlığı öncesinde de kendisini tanıyorduk. Başkanlığı döneminde de şehrimize
    katkıları için teşekkür ediyoruz. Güzel projelerinizi desteklemeye, hep birlikte
    şehrimizin daha iyisine ulaşması için çalıştık. Sakarya'mıza vermiş olduğu değerli
    katkıları ve bizlere yıllardır gösterdiği dost samimiyeti için kendisine çok teşekkür
    ediyorum. Her zaman ağabeyimiz olacaksınız, kapımız her zaman size açıktır.
    Yolunuz açık olsun.” dedi.
    SATSO Meclis Başkanı Erdem Ercan da görev süresi boyunca Sakarya için yaptığı
    hizmetler, projeler ve kattıkları için teşekkür ederek şunları dile getirdi: “Başkanımıza
    5 yıl boyunca şehrimize vermiş olduğu hizmetler için teşekkür ediyoruz. Kapımız her
    zaman kendisine açıktır.”
    Ziyaretin sonunda SATSO Y.K. Başkanı Altuğ ve Meclis Başkanı Ercan tarafından
    Başkan Yüce’ye günü anlamı için armağan takdim edildi. Başkan Yüce’de her iki
    başkana hediye takdiminde bulundu.

  • İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener,”EMEKLİLERE 7 BİN LİRA BAYRAM İÇİN İKRAMİYE VERİN”

    İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Ahlat’ı uluslararası bir kültür ve turizm merkezi haline getireceklerini belirterek, “Geçmişte Lozan ve Brüksel’de, halen Soçi ve Davos’ta olduğu gibi uluslararası toplantıların burada yapıldığını hayal edin. Bunu birlikte başaracağız.” dedi.

    Bitlis’in Ahlat ilçesinde partisince düzenlenen teşkilat toplantısına katılan İYİ Parti lideri Akşener, İYİ Partiye katılan Ahlat Belediye Başkanı Abdulalim Mümtaz Çoban’a destek istedi. Çoban’ın, Ahlat’a önemli hizmetlerinin olduğunu belirten Akşener, bu hizmetlerin devam etmesi için ilçe sakinlerinin oyuna talip olduklarını söyledi.

    “El ele vererek Ahlat’ı devletimizin önemli toplantılarının yapıldığı, uluslararası bir kültür ve turizm merkezi haline getireceğiz.” diyen Akşener, şöyle konuştu:

    “Buraya ABD Başkanı Biden, Putin, Avrupa ülkelerinin devlet başkanları gelecekler. Geçmişte Lozan ve Brüksel’de, halen Soçi ve Davos’ta olduğu gibi uluslararası toplantıların burada yapıldığını hayal edin. Bunu birlikte başaracağız. Bunun için önce Mümtaz başkanımız seçilecek. Buraya devletin yaptığı, Sayın Erdoğan’ın öncülük ettiği külliyenin yapılmasına karşı çıkmadık bir muhalefet parti olarak ama daha aktif, canlı, geniş kullanılması gerektiğini de daha yüksek sesle söylemeye devam edeceğiz.”

    “EMEKLİLERE 7 BİN LİRA BAYRAM İÇİN İKRAMİYE VERİN”

    Seçime giderken bütün siyasi partilerin emeklilerin maaşlarıyla ilgili konuştuğunu anlatan Akşener, yan geliri olmayan emeklilerin Ahlat, Aydın ve İstanbul’da da zor şartlarda geçindiğini ifade etti.

    Bir emeklinin 10 bin lira maaşla et ve peynir almasının mümkün olmadığını belirten Akşener, şöyle devam etti:

    “Şimdi diyorum ki emeklilerle ilgili, Sayın Erdoğan, 7 bin lira bayram için ikramiye verin. 3 bin lira yetmez. İki dudağınızın arasında, 11 bin lira seyyanen zam verin emeklilerin tümüne ve en düşük emekli maaşını da asgari ücret kadar yapın. Şimdi buraya gelirken bir arkadaşımdan yeni duydum. Bir seyyanen zam yapılacağı konuşuluyormuş. 5 bin liraymış. 5 bin lirayı kabul etmiyorum Sayın Erdoğan. Biz onu hesapladık. 11 bin lira seyyanen zam vermenin bu ülkeye bir zararı yok ama o emeklilerimiz ayağa kalkar. Onlar bunu hak ettiler.”

    Bütün partilerin Cumhuriyet’in 100. yılında 100 bin öğretmen atamasını dile getirdiğini anımsatan Akşener, “Diyorum ki seçime kadar 100 bin öğretmen tayin edin. Yine bütün siyasi partiler olarak dedik ki mülakatı kaldıracağız. 82 puanla tayin edilmeyen çocuklar, 73 üç puanla tayin edilen çocuklar. Bunları kaldırın seçime kadar ki seçmen o gözle size baksın. O gözle size baksın dediğimde de bir taraf dönüp diyor ki gittiği yerlerde Tayyip Bey’e oy istiyor. Ne alakası var? Sizin derdinizin çözülmesini istiyorum. Sesiniz olmak istiyorum.” ifadelerini kullandı.

    31 Mart seçiminin önemli bir seçim olduğunu vurgulayan Akşener, “İYİ Parti’nin her bir mensubuna sesleniyorum, Mümtaz başkan için çok çalışacaksınız. Söz verdiğinize göre benim bildiğim Ahlatlılar sözlerinden caymaz. Hayırlı uğurlu olsun.” diye konuştu.

  • “Çalışanımızı, memurumuzu, emeklimizi enflasyona ezdirmeme ilkemize her şart altında bağlıyız”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Burdur mitinginde yaptığı konuşmada, “Çalışanımızı, memurumuzu, emeklimizi enflasyona ezdirmeme ilkemize her şart altında bağlıyız. Ama asıl amacımız, kalıcı refah artışını sağlamaktır” dedi.

    Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen Burdur mitingine katılarak bir konuşma yaptı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında “İstiklal Şairi” merhum Mehmet Akif’in mebusluğunu yaptığı Burdur’da bulunmanın bahtiyarlığı içinde olduğunu belirtti.

    Yörük hocalarının ismini verdiği Burdur’a kendilerinin de kalplerini verdiği dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ahde vefanızdan, coşkunuzdan, her zaman yanımızda hissettiğimiz hayır dualarınızdan dolayı sizlere teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

    Isparta’da da çok büyük sevgi seliyle karşılandıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şimdi de ‘Meydanda ne kadar kardeşimiz var?’ diye sordum. Verdikleri rakam 40 bin. Maşallah, bu ne coşku, bu ne aşk? Aşkınız daim olsun, coşkunuz sandıklara dolsun. Rabb’im aramızdaki muhabbeti daim eylesin” diye konuştu.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Burdur’a ve Burdurlulara şükran borçlarının olduğunu, 14 ve 28 Mayıs seçimlerinde Burdur’un kendilerini yalnız bırakmadığını söyledi.

    Cumhur İttifakı’na milletvekilliğinde yüzde 52,6, cumhurbaşkanlığında yüzde 56 oyla destek veren Burdurlulara şükranlarını sunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Demokrasiye, özgürlüklere, millî iradeye sahip çıktığınız için sizlere hassaten teşekkür ediyorum. Şimdi önümüzde yeni bir sınav daha var. 31 Mart’ta inşallah yerel yöneticilerimizi belirleyeceğiz. Seçimlere 10 gün kaldı. Bundan 10 gün sonra sandık bir kez daha önümüze gelecek. Bu sefer, yerelde kimler ve hangi zihniyet tarafından idare edileceğinizin tercihini yapacaksınız. İnanıyorum ki 31 Mart’ta Burdur gerçek belediyecilikten, eser ve hizmet siyasetinden yana tavır alacak.”

    “GÖNÜL COĞRAFYAMIZA BAKTIĞIMIZDA YÜREKLERİMİZ DAĞLANIYOR”

    “On bir ayın sultanı” ramazanın gelmesiyle hanelerin şenlendiğine, sofraların bereketlendiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ebedî azaptan kurtuluş olan bu mübarek ayın manevi havasını doya doya teneffüs ediyoruz. Ailelerimizle, sevdiklerimizle, çoluk çocuğumuzla birlikte Ramazan-ı Şerif’i huzurla idrak ediyoruz. Bundan dolayı Rabb’imize ne kadar hamdetsek azdır. Gönül coğrafyamıza baktığımızda ise yüreklerimiz dağlanıyor. Gazze’den Suriye, Yemen’den Afganistan’a kadar kardeşlerimiz bu ramazanı kan içinde, ateş içinde, maalesef acı içinde geçiriyor. Karadeniz’den komşularımız olan Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş 2 yılı aşkın süredir devam ediyor.”

    “SINIRLARIMIZIN HEMEN ÖTESİNDEKİ KAYGILARIN HİÇBİRİNİ BİZLER YAŞAMIYORUZ”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın kendilerine sıçrama tehlikesinden dolayı Avrupa’nın birçok ülkesinde endişenin hâkim olduğunu belirtti.

    Yarın ne olacağını, krizin nerede patlak vereceğini kimsenin bilmediğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Tüm bu çatışmaların ortasında, Türkiye, hamdolsun istikrar adası olarak yükselmektedir. Esnafımız her sabah dükkânını gönül huzuruyla açıyor. Çiftçimiz tarlasını rahatça sürüyor. Sanayicimiz, tüccarımız, iş dünyamız, turizmcimiz geleceğine umutla bakıyor, fabrikalarımızda üretim, okullarımızda eğitim hiçbir aksaklık olmadan devam ediyor. Sınırlarımızın hemen ötesindeki kaygıların hiçbirini bizler yaşamıyoruz. Bunların ne kadar büyük bir nimet olduğunu etrafımıza baktığımızda çok daha iyi anlıyoruz. Tabii ki bunları söylerken ülkemizde her şey süt liman demiyoruz.”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın her ülkesi gibi Türkiye’nin de sıkıntılarının ve çözmek için uğraştıkları problemleri olduğunu belirterek, bölgede yaşanan çatışmalardan Türkiye’nin de etkilendiğini dile getirdi.

    Avrupa ve ABD dâhil pek çok yerde son 70 yılın zirvelerine çıkan enflasyon oranlarının herkes gibi Türkiye’yi de zorladığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm bunlara ilave olarak 6 Şubat depremlerinin yol açtığı güçlüklerle de mücadele ettiklerini anımsattı.

    “DEPREMİN VURDUĞU İLLERİMİZİ TEKRAR İNŞA ETMEMİZ ŞART”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, 53 binden fazla vatandaşın vefat ettiği depremlerin yaralarını sarmaya çalıştıklarını ifade ederek, “Ekonomik maliyeti 104 milyar dolar olan depremin ülkemiz ekonomisinde oluşturduğu baskı hâlâ devam ediyor. Her hesabımızı buna göre yapıyoruz. Bu yılın bütçesinde deprem çalışmaları için 1 trilyon liranın üzerinde kaynak tahsis ettik. Geçen yıl da bütçede aşağı yukarı aynı tutarda harcamamız oldu. Bu rakama belediyelerimizin, vakıflarımızın ve iş dünyamızın harcamaları dâhil değil. Üzerinden zaman geçtikçe bazı şeyler unutulsa da ülke ve millet olarak büyük bir imtihanla sınandığımız bir gerçektir” diye konuştu.

    Deprem bölgesini ayağa kaldırmadan hiç kimsenin gönlünün rahat olmayacağını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, evi yıkılan, düzeni bozulan, eşini, çocuğunu, anne, babasını, yakınlarını depremde kaybeden vatandaşlara sırtlarını dönemeyeceklerini söyledi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, depremzedeleri yeni yuvalarına süratle kavuşturmaları gerektiğini dile getirerek, dün 30 bin 723 deprem konutu ve köy evini hak sahiplerine teslim ettiklerini, böylece 76 binden fazla kişiyi yeni yuvalarıyla buluşturduklarını kaydetti.

    Bu rakamı yıl sonuna kadar 200 bine tamamlayacaklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aynı şekilde depremin vurduğu illerimizi tekrar inşa etmemiz şart. Bizim de devlet olarak önceliğimiz deprem bölgesidir, depremzede vatandaşlarımızı konteynerden kurtarıp evlerine yerleştirmektir” dedi.

    “AMACIMIZ, KALICI REFAH ARTIŞINI SAĞLAMAK”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, deprem bölgesine yoğunlaşırken diğer şehirleri ve buralarda yaşayan vatandaşları asla ihmal etmediklerine vurgu yaparak, şöyle devam etti: “Hayat pahalılığının yol açtığı sıkıntıların farkındayız. Özellikle emeklilerimizden gelen serzenişlere kulaklarımızı tıkamıyoruz. Gerek tek sefere mahsus yaptığımız 5 bin liralık ödemeyle, gerekse yüzde 50’yi bulan maaş ve ikramiye artışlarıyla emeklilerimizin yükünü hafifletmeye çalıştık. Sadece bu ek ödemeler için 300 milyar lira civarında kaynak kullandık. Emeklilerimizin bayram ikramiyelerini nisanın ilk haftasında hesaplarına yatırıyoruz. Çalışanımızı, memurumuzu, emeklimizi enflasyona ezdirmeme ilkemize her şart altında bağlıyız ama asıl amacımız kalıcı refah artışını sağlamaktır. Bunun için de enflasyonu tek haneli rakamlara düşürmemiz gerekiyor. Daha önce bunu nasıl yaptıysak inşallah yine başaracağız. Devletimizin imkânları büyüdükçe, geliri arttıkça, omuzlarındaki yük biraz daha azaldıkça ortaya çıkan kaynağı herkese adil şekilde dağıtacağız. Sizlerden biraz daha sabır, biraz daha dayanışma bekliyorum.”

    “BİZ ŞEHİRLERİMİZİ BÜYÜTMENİN, KALKINDIRMANIN DERDİNDEYİZ”

    Burdurluların, muhalefetin “laf olsun, torba dolsun” kabilinden sözlerine itibar etmeyeceğine inandığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Burdur bunlara aldanmasın, boş vaatlerine kanmasın. Bunların derdinin ne emeklilerimiz ne emekçilerimiz ne de çiftçilerimiz olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Bunların tek bir derdi var, o da menfaatlerini korumaktır. Deste deste para balyalarından yapılan kuleleri siz de televizyonlarda izlediniz. Ortada nereden geldiği ve nereye gittiği belli olmayan milyonlarca lira ve döviz var. Her televizyona çıkan farklı bir açıklama yapıyor. Acemi Genel Başkan dâhil parti yöneticilerinin hepsi ayrı telden çalıyor. Hiç merak etmeyin dik duracağız, eğilmeyeceğiz” değerlendirmesinde bulundu.

    Hiç kimsenin şüphe bulutlarını giderecek makul, mantıklı ve tutarlı bir cümle kuramadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Meselenin daha vahim tarafı, tüm bu tartışmalar sürerken meşhur hesap uzmanının ortalıkta esamesi yok. Kim olduğunu biliyorsunuz. Ortalıkta hiç gözükmüyor kayıp. Ankara’da bir apartman dairesi tutmuşlar, vaktini orada geçiriyor. Ben ne demiştim, ‘bay bay Kemal’ demiştim. Dediğim çıktı mı, çıktı. Hiç kimse böyle bir skandalı üç maymunu oynayarak geçiştiremez. Hiç kimse sağa, sola saldırarak, hakaret ederek, bu yetmeyince de milleti kendi suçuna ortak ederek bu rezaletten kendini kurtaramaz. Çantalar dolusu bu paraların kimden alındığı, nereye harcandığı belgeleriyle, kayıtlarıyla şeffaf bir şekilde açıklanmak zorundadır.”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Sadece bu kadar da değil. CHP’nin DEM’den transfer ettiği adaylarından biri çıkıyor İstanbul’un bir ilçesiyle ilgili akla ziyan sözler ediyor. Bir başka adaylarıyla ilgili şantaj dâhil her türlü iddia ortada kol geziyor. Özgür Efendinin bizzat kendisi ise akılla, mantıkla bağdaşmayacak garip darbe açıklamaları yapıyor. CHP genel başkanlarının telefon merakı ona da sirayet etmiş. Darbecilerden kendisine, millî iradenin yerle yeksan edildiğine dair telefon gelecekmiş, o da ‘bunu gençler yapıyor’ diye sevinecekmiş. Gerçi bunların devrik Genel Başkanları da darbecilerin tanklarının arasından kaçmış, kahvesini Bakırköy Belediyesinde yudumlayarak işin sonucunu beklemişti. Özgür Efendi bıraksın bu darbe şakşakçılığını da çıksın önce içlerine kurt düşürdüğü CHP’li vatandaşlarımıza karşı görevini yerine getirsin. Özgür Efendi yanına İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanını da alsın Türk siyasetine bulaştırdıkları bu lekeden dolayı milletten özür dilesin. Gerçekten özgürce siyaset yapmak, siyasi rüştünü ispat etmek istiyorsa Özgür Efendiden beklenen tavır budur. Bunun dışında söylediklerinin milletimizin nazarında hiçbir hükmü yoktur.”

    Sadece bu olaylara bakmanın bile kendileri ile muhalefet arasındaki gündem ve vizyon farkını ortaya koymaya kafi olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz şehirlerimizi büyütmenin, kalkındırmanın, insanımıza aşkla hizmet etmenin derdindeyiz. Onlar ise ceplerini doldurmanın, koltuklarını sağlama almanın peşindeler. Mevcut CHP yönetiminden ülkemize ve milletimize fayda gelmeyeceğini hep beraber görüyoruz. Bunun için biz sadece işimize bakıyoruz, işimize odaklanıyoruz. Hizmet ve eser siyasetimizi devam ettirmenin yollarını arıyoruz” ifadelerini kullandı.

    “BURDUR’A SON 21 YILDA 60 MİLYAR LİRANIN ÜZERİNDE YATIRIM YAPTIK”

    Burdur’a son 21 yılda 60 milyar liranın üzerinde yatırım yaptıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eğitimde, bin 362 adet yeni derslik inşa ettik. Mehmet Akif Ersoy Üniversitesini şehrimize kazandırdık. Gençlik ve sporda, 9 bin 172 kapasiteli yükseköğrenim yurt binaları açtık. 31 spor tesisi yaptık. Burdurlu ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza, şehit yakınlarımıza, yaşlılarımıza, engellilerimize 1,5 milyar liralık kaynak aktardık. Sağlıkta, 475 yataklı Burdur Devlet Hastanesi başta olmak üzere toplamda bin 150 yataklı, 10 hastane dâhil, 37 sağlık tesisini hizmete açtık. 4 sağlık tesisinin yapımı sürüyor” bilgilerini verdi.

    TOKİ vasıtasıyla 4 bin 691 konutun inşasının tamamlanıp hak sahiplerine teslim edildiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 276 konutun ise yapımına devam edildiğini aktardı. Riskli 8 bin 175 yapıyı dönüştürdüklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilde yapılan yeni atık su tesisleriyle belediye nüfusunun yüzde 90’ına hizmet verildiğini belirtti.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Burdur’daki 3 millet bahçesi projesinden birinin tamamlandığını, birinin yapımına, diğerinin de proje çalışmasına devam ettiklerini anlattı. Ulaştırmada, 45 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğunu 267 kilometreye çıkardıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, yapımı devam eden yollar hakkında bilgi verdi.

    Hızlı tren hattı projesi tamamlandığında Burdur’un, ülkenin hızlı tren ağına bağlanacağına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sulama ve içme suyu yatırımları hakkında da bilgi verdi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çeltikçi’ye de doğal gaz arzını sağlayacaklarını belirtti. Burdur’a yapılan yatırımlar ve açılan eserlere ilişkin video da miting alanında yayımlandı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhuriyet Meydanı’ndaki mitinginin ardından Burdur Valiliğini ziyaret ederek Vali Türker Öksüz’den çalışmalara ilişkin bilgi aldı.