Kategori: Haberler

Haberler

  • Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ”Her yıl 400 bin kaçak ülkemize sınırlarımızı aşarak giriyor”

    Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ”Her yıl 400 bin kaçak ülkemize sınırlarımızı aşarak giriyor”

    BİR MİLLET İNTIHAR EDİYOR

    Eğer kapıları açarsan, uçak parası denkleştiren herkes gelebilirse, sınırdaki duvarı atladı mı Türkiye’de ise, burada destek, yardım görüyorsa, sigorta primi ödemeden şartsız kayıtsız işe giriyor, vergi vermeden iş kurabiliyorsa,

    GELİRLER!

    Ve gelenler de gitmez. Türkiye’nin çevresinde buraya gelmek isteyen, ya da aklınca buradan kapağı Avrupa’ya atmak isteyen ama Avrupa’nın çektiği duvarı aşamayacağı için burada kalacak belki 500 milyon kişi var.

    Yazıyla da yazalım, beş yüz milyon. Avrupa Birliği bunu bildiği için mülteciler ile ilgili bütün hukuk sistemini değiştirdi.

    Kendisi Avrupa Kalesi ve yeni mülteci hukuku ile korumaya çalışıyor.

    Türkiye’de ise bir millet intihar ediyor! Elitleri, siyasileri devlet görevlileri okumuşları ya uyuyor ya da uyuma numarası yapıyor.

    Bu işgali geri çevirmek her saniye daha da zorlaşıyor Tarih kitaplarında “evet bu bölgede eskiden Türkler denen bir grup yaşardı” denmesini mi istiyorsunuz? Bugün ülkemizde yaşayan kayıtlı ve kaçak 7 milyon Suriyeli kalırsa sayıları 21 milyon olacak.

    Her yıl 400 bin kaçak ülkemize sınırlarımızı aşarak giriyor. 2040 kadar böyle devam ederse sadece 6.4 milyon kaçak ülkemize girecek.

    Bakın, ülkemizdeki mevcut Afganları, Afrikalıları, Pakistanlıları vs. Hiç saymadım.

    Problem görmemek mi, anlamamak mı, koca bir millet entelektüel ve siyasi olarak felç mi oldu, küçük hesaplar küçük çıkarlar bu büyük tehdidi görmeyi engelliyor mu?

    Bu işgale karşı çok ciddi, kolektif olarak tam teşekküllü interaktif akılcı sert önlemler alınmazsa maalesef yakında sizi Zafer Partisi bile kurtaramaz.

    Çünkü dünya bölgemizden hareketle küresel bir çatışmaya sürükleniyor.

    Bu hayati problemin çözümüne başlamak için bir sonraki seçimi beklemeyelim!

    Buradan Saray’da yaşayan Erdoğan’a, yerel yönetimde iktidarda olan, mecliste olan olmayan bütün partilere açık çağrımızdır: bir an önce herkes konuyla ilgili bilgisini tahlilini uyarısını çözüm önerisini birikimini ortaya koysun ve bir an önce bu işgali durdurmak için beraber hareket edelim.

    Bu çağrıya karşılık vermeyen herkes tarih karşısında kendini savunmak durumunda kalacaktır.

    Seçimler bitti. Oyunu alan aldı alamayan alamadı.

    Koltuklara yeni eski insanlar oturdu.

    Ama bu problem çözülmeden devam ederse tekrar ediyoruz, Türkiye göz göre göre ve hem de eskisi gibi yavaş yavaş değil artık giderek hızlanan bir şekilde intihar etmiş olur.

    Bu noktada seçmenimiz olan olmayan tüm vatandaşlarımızdan tüm sivil toplum örgütlerinden üniversitelerden devlet kurumlarından sığınmacı ve kaçak meselesi ile ilgili çözüm üretme çağrımıza destek ve katkı bekliyoruz.

  • Avrupa Komünist Hareketi Yunanistan Komünist Partisi’nin ev sahipliğinde Atina’da toplandı.

    Avrupa Komünist Hareketi Yunanistan Komünist Partisi’nin ev sahipliğinde Atina’da toplandı.

    Avrupa Komünist Hareketi Yunanistan Komünist Partisi’nin ev sahipliğinde Atina’da toplandı.

    “Avrupa’da İşçi Haklarının Durumu ve Komünistlerin Mücadele Deneyimi Üzerine” başlığı taşıyan konferansa Avusturya Emek Partisi, Fransa Devrimci Komünist Partisi, Komünist İşçi Partisi – Barış ve Sosyalizm için (Finlandiya), Hollanda Yeni Komünist Partisi, İrlanda İşçi Partisi, İspanya İşçileri Komünist Partisi, İsveç Komünist Partisi, İsviçre Komünist Partisi, Komünist Cephe (İtalya), Yunanistan Komünist Partisi, Ukrayna Komünistleri Birliği ve Türkiye Komünist Partisi delegeleri katıldı.

    Toplantıda, 6-9 Haziran’da gerçekleştirilecek olan Avrupa Parlamentosu seçimleri için hazırlanan ortak bildiri üzerinde çalışıldı.  Avrupa Birliği’ne, savaş politikalarına ve işçi sınıfına yönelik ağırlaşan saldırılara karşı mücadele temalarının öne çıktığı bildirinin taslak metni Yunanistan Komünist Partisi Genel Sekreteri Dimitris Kutsumbas tarafından sunuldu. Bildiri önümüzdeki günlerde yayınlanacak.

    Kutsumbas’ın sunumunun ardından partilerin her birinin kendi ülkelerindeki deneyimleri paylaştığı sunumlar gerçekleştirildi. Avrupa Birliği’nin emperyalist karakteri, güncel savaşlar, kazanılmış haklara yönelik saldırılar ve komünistlerin işçi sınıfı hareketliliklerindeki rolü üzerine hazırlanan katkıların sunulduğu oturumda TKP adına Parti Meclisi üyesi Gözde Kök söz aldı. Sunumda TKP’nin Avrupa Birliği ile ilgili pozisyonu ve Türkiye’nin Avrupa Birliği serüveni  hakkında yapılan özetin ardından  Türkiye işçi sınıfının güncel durumu, mücadele deneyimi ve komünistlerin çalışmalarıyla ilgili bilgi verildi.

    “AB’yi deşifre etme görevi sürüyor”

    TKP’nin konferansa yaptığı katkıda Avrupa sermayesinin Türkiye’yle kurduğu ilişkilerin Avrupa işçi sınıfının hak kayıplarına paralel olarak Türkiye’deki büyük yoksullaşmanın en önemli sebeplerinden birini oluşturduğu hatırlatılırken TKP’nin AB’yi deşifre etme görevinin sürdüğü belirtildi. Sunumda ayrıca Türkiye’den göç eden eğitimli ve eğitimsiz emekçilerin yaşam mücadelesinin de Avrupa’da işçi sınıfı mücadeleleriyle bağının kurulması gerektiğine işaret edildi. TKP’nin ülkedeki yabancı tekellerin istilasına karşı devletleştirmeyi ve emperyalistlerle yapılan tüm anlaşmaların feshini savunduğunun anlatıldığı sunumda Türkiye’de sosyalist seçeneğin güçlendirilmesinin ana kanalının ise TKP’nin işçi sınıfı içindeki örgütlülüğünden geçtiği vurgulandı. Son olarak, TKP’nin Avrupa’nın her yerinden büyük bir soruna dönüşen güvencesiz ve esnek çalışma rejimini, işyerlerinin değişen yapısını ve yeni çalışma koşullarını hesaba katan yaratıcı bir örgütlenme tarzı geliştirme ihtiyacıyla devreye soktuğu Patronların Ensesindeyiz Haberleşme Dayanışma ve Mücadele Ağı (PE) deneyimi aktarılarak son dönemde PE’nin çeşitli biçimlerde parçası olduğu işçi direnişlerinden örnekler verildi.

    Uluslararası Komünist Dergi’nin katkıcıları derginin 13. sayısı için toplandı

    Avrupa Komünist Hareketi’nin toplantısının ertesi günü Uluslararası Komünist Dergi’ye katkıda bulunan komünist partiler Yunanistan Komünist Partisi’nin ev sahipliğinde bir araya geldi. Toplantıda  derginin 13. sayısına katkıda bulunan Avusturya Emek Partisi, Hollanda Yeni Komünist Partisi, İspanya İşçileri Komünist Partisi, İsveç Komünist Partisi, Kazakistan Sosyalist Hareketi, Meksika Komünist Partisi, Türkiye Komünist Partisi, Venezuela Komünist Partisi ve Yunanistan Komünist Partisi temsilcileri hazır bulundular. Toplantıda partilerin 13. sayı için kaleme aldığı makaleler tartışıldı. Sayının ana temasını oluşturan Ukrayna’daki emperyalist savaşla ilgili makalelerin yanı sıra yapay zeka, Venezuela’daki Birleşik Sosyalist Parti iktidarı ve komünistler, Orta Asya’da çatışma ve savaş olasılıkları üzerine katkılar da değerlendirildi.

  • Lüks tatile ilgi artıyor…

    Lüks tatile ilgi artıyor…

    Necdet Buluz

    Artık klasik tatillerin yerini lüks tatiller almaya başladı. Paralı turistlerin yeni hedefi haline gelen lüks tatillere talep de artıyor.

    Lüks tatillerde hedef, bölgesel kalkınma ve istihdama katkı sağlamak olarak adlandırılıyor. Sağlıklı beslenme ve gastronomi de lüks tatillerin vaz geçilmezleri arasında yer alıyor. Özel konserle de taçlandırılıyor.

    Akdeniz Bölgesi’nin köklü ve öncü turizm markalarından Barut Hotels, lüksün yeni adresi olarak tanımladığı Anda Barut Collection’ı 2024 Mayıs ayında Didim Delice Yarımadası’nda hizmete açıyor. 150 milyon Euro’yu aşan yatırımıyla Anda Barut Collection bölgeyi turizmde en önemli merkezlerden biri haline getirmeyi hedefliyor.

    Anda Barut Collection Genel Müdürü Cem Karacan’ın görüşleri şöyle:

    “52 yıl önce ilk otelini açarak Akdeniz’de turizm anlayışını değiştiren markalardan biri olan Barut Hotels, yarım asrı geçen tecrübesini artık Ege’ye taşıyacak. Bölgenin prestij simgesi olacak olan bu yatırımımız Türk turizmindeki yeni bir aşama olacak. Dünyanın lüks turizm potansiyelini Türkiye’ye çekecek, milyarder liginde yer alan isimlerin Türkiye’de tatil yapabileceği yeni bir lokasyon oluşturuyoruz. Önümüzdeki yıllara bizi taşıyacak bu projelerin yanı sıra yeni nesiller için sürdürülebilirliğe büyük önem veriyoruz. Türkiye’de Akdeniz Bölgesi’nin ilk Uluslararası Yenilenebilir Enerji sertifikalı otellerine sahibiz. Bütün otellerimiz yeşil enerji kullanmayı sürdürecek.”200 dönüm doğal güzellik içerisinde konumlanacak olan Anda Barut Collection, konuklarına rahatlıkla nefes alabilecekleri geniş ve ferah bir alan sunmanın yanı sıra, İzmir ve Bodrum havalimanlarına olan yakınlığıyla da ulaşım kolaylığı sağlıyor. Didim-Delice Yarımadası’nın dört mevsim turizme olanak tanıyan iklimi sayesinde, otel yıl boyu misafirlerine unutulmaz anılar biriktirebilecekleri bir deneyim sunacak.

    Anda Barut Collection, misafirlerinin rahat etmeleri ve tüm deneyimleri yaşayabilmeleri için üç ana bölüme ayrılacak. İster iş için ister aile tatili veya lüks romantik bir tatil için ziyaret edin, Anda Barut Collection’dan dinlenmiş ve ömür boyu değer vereceğiniz anılarla dolu olarak ayrılacaksınız.

     

    Anda Barut Collection’da, yetişkinler için özel olarak tasarlanmış bir alan sizi bekliyor. Geniş odalar, gurme restoranlar, büyüleyici deneyimler, sağlık, spor ve lüks alanlarıyla sizi çok daha fazla ayrıcalıkla karşılıyor. Ege’nin büyülü doğası ile buluşan huzurlu alanlar, özel havuzlar ve şık konaklama seçenekleri ile tatiliniz sakinlik ve romantik anlarla dolu olacak.

     

    Anda Barut Collection, çocuklu aileler için tatil deneyimini yeniden hayal etti ve en ince ayrıntıya kadar düşündü. Otel içinde; bölgenin en büyük su parkı ve panayır alanı bulunan eğlence parkı, çocuklar için özel olarak tasarlanmış eğitici aktiviteler ve güvenli oyun alanları bulunuyor. Bu alanlar, çocukların enerjilerini en etkili şekilde harcayabilecekleri, aynı zamanda öğrenirken eğlenebilecekleri bir ortam sağlıyor. Ailelerin hem rahatlayabilecekleri hem de kaliteli zaman geçirebilecekleri tüm olanakları sunan bu bölümler, küçük misafirlerimizin tatil deneyimini zirveye taşıyacak.

     

    Anda, sadece lüks bir konaklama deneyimi sunmakla kalmıyor aynı zamanda konukların kendi gastronomik yolculuklarına çıkmalarını da sağlıyor. Dikkatle seçilmiş organik ürünlerle hazırlanan çeşitli menülerle, doğanın en saf lezzetlerini misafirlerin sofralarına getirmeyi amaçlıyor. Modern mutfak teknikleri ile yerel malzemelerin mükemmel kombinasyonuyla, sağlıklı yemeğin sanatını yeniden tanımlıyor.

    Anda Barut Collection, olimpiyat madalyalı dünya çapında ünlü sporcularla birlikte düzenlenecek hareket dolu bir spor etkinliğine ev sahipliği yapıyor. 10-12 Mayıs 2024 tarihleri arasında gerçekleşecek olan bu etkinlik, katılımcılara koşu, plaj fitnessı, yüzme, kürek çekme, yoga, dans gibi çeşitli spor aktivitelerini deneyimleme şansı sunacak. Misafirlerin, dünyanın en iyi sporcularından rehberlik, eğitim ve ilham alabilecekleri, her gün farklı programlar ve egzersizlerle dolu olan etkinlik spor, hareket ve enerji dolu günler vadediyor.

     

    38 yıllık kariyerinde 14 albüm ve yüzlerce şarkıya imza atan Fransız şarkıcı Dany Brillant, 17 Haziran, 5 Temmuz, 23 Ağustos ve 20 Eylül 2024 tarihlerinde Anda Barut Collection’da izleyicilere unutulmaz anlar yaşatacak. Efsane sanatçı, müziğinde salsa, caz ve İtalyan etkilerini bir araya getirerek Fransız ruhunu misafirlerle buluşturacak.

     

    Türkiye’nin önemli caz vokallerinden Selen Beytekin “Soul Vibes” projesiyle Anda Barut Collection sahnesinde yer alacak. Jazz, R&B, funk, soul,  blues ve gospel müziğinin harmanlandığı “Soul Vibes” projesinde Selen Beytekin;  usta müzisyenler Şenova Ülker (trompet), Engin Recepoğulları (tenor saksafon), Ercüment Orkut (piyano), Ozan Musluoğlu (kontrbas), Ferit Odman (davul) ve vokallerle birlikte müzikseverlere 16 Haziran, 25 Temmuz, 9 Ağustos, 13 Eylül tarihlerinde unutulmaz bir yaz akşamı yaşatacak.

     

    Didim, tarih boyunca çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapmış önemli bir Ege destinasyonu olma özelliğini taşıyor. M.Ö. 500’lere dayanan yazılarla bilinen antik kent, Neolitik döneme kadar uzanan yerleşim izlerine sahip. Milet’in kutsal alanı olarak da bilinen Didim, birçok medeniyetin etkisi altında kalmış. Günümüze pek çok tapınak ve manastır mirasının kaldığı, Apollon Tapınağı, Didyma Antik Kenti, Milet Antik Kenti gibi görkemli yapılarla çevrili olan Didim, tarih meraklıları için keşif rotalarında önde geliyor. Bölgede yer alan Bafa Gölü ve Eski Doğanbey Köyü gibi diğer gezi noktaları da ziyaretçilerin ilgisini çekiyor.

    Trending destinations
    Most popular choices for travellers from Turkey
    Paris
    Athens
    Thessaloniki
    Rome
    Amsterdam

    Get inspiration for your next tripMore

    Stay at our top unique properties
    From castles and villas to boats and igloos, we’ve got it all
    • Gyttja Västergårds
      Finland, Lillandet
      9.3

      9.3
      Superb

      Superb

       · 203 reviews

    • Waldschenke Stendenitz Übernachten im Wald am See
      Germany, Neuruppin
      8.7

      8.7
      Fabulous

      Fabulous

       · 330 reviews

    • Harbor View
      United Kingdom, Isle Of Skye
      9.0

      9.0
      Superb

      Superb

       · 148 reviews

    • Casa rural La Marquesa – Cuenca
      Spain, Valera de Abajo
      9.4

      9.4
      Superb

      Superb

       · 61 reviews

    • Domki ROSSE niedaleko plaży
      Poland, Jastrzębia Góra
      9.8

      9.8
      Exceptional

      Exceptional

       · 136 reviews

    • Casaprisco
      Netherlands, Putten
      9.3

      9.3
      Superb

      Superb

       · 78 reviews

    • Das rote Haus hinterm Deich
      Germany, Simonsberg
      9.4

      9.4
      Superb

      Superb

       · 49 reviews

    • Tiny House Dreischwesternherz
      Germany, Trier
      9.6

      9.6
      Exceptional

      Exceptional

       · 165 reviews

    • Casa na praia em São Sebastião
      Brazil, São Sebastião
      9.6

      9.6
      Exceptional

      Exceptional

       · 44 reviews

    • Carinya Park
      Australia, Gembrook
      9.2

      9.2
      Superb

      Superb

       · 34 reviews

    • Ranczo w Dolinie
      Poland, Kiszkowo
      9.5

      9.5
      Exceptional

      Exceptional

       · 230 reviews

    • La Maison Pamaljolie
      Canada, Stanstead-Est
      9.1

      9.1
      Superb

      Superb

       · 46 reviews

    • Agriturismo Cabrele
      Italy, Santorso
      9.3

      9.3
      Superb

      Superb

       · 271 reviews

    • Loft Over The Vines
      Australia, Richmond
      9.5

      9.5
      Exceptional

      Exceptional

       · 46 reviews

    • May’s Apartments by May’s
      Norway, Reine
      9.4

      9.4
      Superb

      Superb

       · 884 reviews

    Homes guests love
    • 3 Epoques Apartments by Adrez
      Prague 1, Czech Republic, Praha 1
      8.7

      8.7
      Fabulous

      Fabulous

       · 590 reviews

      Starting from
      TL 4,970
    • 7Seasons Apartments Budapest
      06. Terézváros, Hungary, Budapest
      8.8

      8.8
      Fabulous

      Fabulous

       · 10,795 reviews

      Starting from
      TL 5,091
    • Oriente Palace Apartments
      Centro, Spain, Madrid
      9.0

      9.0
      Superb

      Superb

       · 3,099 reviews

      Starting from
      TL 5,418
    • Leman Locke
      Tower Hamlets, United Kingdom, London
      8.8

      8.8
      Fabulous

      Fabulous

       · 1,273 reviews

      Starting from
      TL 6,237
  • En dakik havayolları tercih ediliyor…

    En dakik

    havayolları

    tercih

    ediliyor…

     

    Necdet Buluz

     

    1990 yılında Japon Hükümetinin davetlisi olarak Japonya’ya gittim. Gitmeden önce Japonya’nın Ankara Büyükelçisi bana yemek verdi. Yemekte “Hangi havayolunu tercih ederseniz biletinizi o havayolundan alacağız. Biz Alman Havayollarını Lufthansa’yı öneriyoruz. Çünkü çok dakik ve zamanında kalkış yapıyor” demişti. Tercihimi Lufthansa’dan yana yaptım.

    Söylemek istediğim şu:

    Japonlar gibi tutucu bir ülke kendi havayollarını tercih etmiyor. Zamanında kalkış yapan ve rötara takılmayan Lufthansa’yı tercih ediyor.

    Özet:

    En dakik havayolları tercih ediliyor. Doluluk oranları da kıskandırıyor.

    Türk Hava Yolları’nı geçerek zamanında uçuş performansında liderliği ele geçiren Pegasus, Mart 2024 itibarıyla en dakik havayolu olarak öne çıktı.

    Pegasus, geniş iç ve dış hat ağında gösterdiği üstün performansla dikkat çekiyor. Bu başarı, havayolu şirketinin operasyonel verimliliğine ve müşteri memnuniyetine verdiği önemi yansıtıyor. Pegasus’un bu yükselişi, Türk havacılık sektöründe rekabetin ne denli kızıştığını gözler önüne seriyor.

    Skift.com’da yer alan Gordon Smith imzalı habere göre, Global ilk 10’da birkaç sürpriz bulunuyor; birden fazla bayrak taşıyıcı ve hatta bir bütçe havayolu ilk sıra için yarışıyor.

    Havayolları için zamanlama, yolcuları mutlu etmekten daha fazlasını ifade eder. Gecikmeler, ek yakıt, işçilik ve operasyonel maliyetlerle şirketin kar marjını olumsuz etkileyebilir. Düzensiz programlama aynı zamanda ciddi bir itibar kaybına da yol açabilir.

    Bu yüzden, şirketlerin uçaklarını ve personelini zamanında tutmak için çok çalışmaları şaşırtıcı değildir.

    Yeni veriler, geçen ay en dakik büyük havayollarının hangileri olduğunu ortaya koyuyor. Havacılık analistleri Cirium tarafından sağlanan veriler, bir şirketin Mart 2024 boyunca tüm ağı üzerinden zamanında performansını gösteriyor. Bu, bir uçağın planlanan varış saatinden 15 dakika içinde kapıya varması olarak tanımlanmaktadır.

    Listede onuncu sıradan başlayarak, Türk Hava Yolları. İstanbul merkezli firma, son yıllarda hızla büyüyerek dünyanın en tanınmış taşıyıcılarından biri haline geldi. Bugün 120 ülkeye hizmet veriyor – bu da onu diğer tüm havayollarından daha fazla ülkeye uçuran bir şirket yapıyor. Küresel kapsamına rağmen, Mart ayında takip edilen uçuşların %84.03’ü zamanında varış yaptı.

    Dokuzuncu sırada, Suudi Arabistan’ın ulusal havayolu olan Saudia yer alıyor ve ardından sekizinci pozisyonda SAS geliyor. İspanya’nın Iberia havayolu, İskandinav rakibini az bir farkla geride bırakarak yedinci sıraya yerleşiyor.

    Listede Amerikalı bir taşıyıcı için ilk ve tek bahsedilen Delta Air Lines altıncı sırada, takip edilen uçuşların %85.54’ü zamanında. Aşağıdaki tablo gösterildiği gibi, Delta Mart ayı boyunca ilk beş havayolu toplamından daha fazla uçuş gerçekleştirdi, bu da ölçek ve zamanlama başarısının elde edilebileceğini kanıtlıyor.

    Sonraki üç sıra tamamen Latin Amerika şirketlerine ait. Beşinci sırada Latam Airlines var – Güney Amerika’daki çoğu büyük şehre hizmet veren dev bir grup. Uluslararası ağının yanı sıra, Brezilya, Şili, Kolombiya, Ekvador ve Peru’da beş iç pazarında da faaliyet gösteriyor.

    Dördüncü sırada Aeromexico bulunuyor, Şubat ayındaki en üst sıradan düşmüş durumda. Meksikalı taşıyıcıyı, üçüncü sırada Kolombiya’nın ulusal havayolu Avianca takip ediyor.

    İkinci sırada, Türkiye merkezli düşük maliyetli taşıyıcı Pegasus yer alıyor. Şirket, Türkiye genelinde altı havaalanı üssüne sahip ve global ilk 10 içindeki tek bütçe dostu havayolu.

    Dünyanın En Dakik Havayolu Hangisiydi?

    Mart ayı için global listeye öncülük eden Qatar Airways oldu – %87.36’lık zamanında varış oranıyla zirvede yer aldı.

    Dikkat çekici bir şekilde, Doha merkezli taşıyıcı Şubat ayının ilk beşinde hiç yer almamıştı – bu, tabloda güçlü bir yükseliş anlamına geliyor. Şirketin dünya genelinde 170’den fazla destinasyona – dünyanın en yoğun havaalanlarının birçoğuna dahil – uçuş yapması göz önüne alındığında, lider konuma ulaşması gerçekten büyük bir başarı.

  • SAADET SAKARYA BAYRAMLAŞTI…

    SAADET SAKARYA BAYRAMLAŞTI…

    SAADET SAKARYA BAYRAMLAŞTI…

    Saadet Partisi Sakarya İl Başkanlığı tarafından düzenlenen programa partililer yoğun ilgi gösterdi. Geleneksel bayramlaşma programında Sakarya Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ömer Abdullah Ayhan, tüm İslam aleminin bayramını kutladı ve partililerle bayramlaştı.

    Saadet Partisi Genel İdare Kurulu Üyesi (GİK) Eyüp Yıldırım’ında hazır bulunduğu programa ilçe başkanları, gençlik ve kadın kolları, STK, milko ve parti temsilcileri ile partililer katıldı. Ömer Abdullah Ayhan, seçim sürecinde desteklerini esirgemeden tam mesai çalışan, kadın ve gençlik kollarına, İl ve ilçe yönetim kurullarına teşekkür ederek, helallik istedi. Bayramların, hüzünleri biraz olsun sevince dönüştürmeye imkân olduğunun altını çizen Ayhan, gelecek seçimlere kadar değil, her an arazide vatandaşla, esnafla, emekliyle ve gençlerle birlikte olacaklarını, STK, kamu ve eğitim kurumlarına ziyaretlerde bulunacaklarını ifade ederek, “Toplumda sadece seçim zamanı gelirler algısını Saadet Partisi olarak yıkacaklarını” söyledi. GİK üyesi Eyüp Yıldırım da bir selamlama konuşması yaparak, herkesin bayramını kutladı.

  • Hatay’da çocuklara ve ailelere yönelik ‘Hatay İçin Elele’ programı düzenlendi.

    Haydi Tut Elimi Derneği’nce ‘Hatay İçin Elele’ programı gerçekleştirildi

    Hatay’da çocuklara ve ailelere yönelik ‘Hatay İçin Elele’ programı düzenlendi.

    Yönetim Kurulu Başkanlığını Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın yaptığı Haydi Tut Elimi Derneği gönüllü gençleri, 1’inci yılında 6 Şubat depremlerinden etkilenen Hatay’a giderek, Hatay’ın deprem sonrası zorlu sürecinde çocukların yüzlerinde bir tebessüm oluşturdu.

    Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Sessiz iyilik, iyiliğin en kaliteli ve en üst makamıdır.”

    6 Şubat depremlerinden etkilenen Hatay’da yaşayan çocuklara ve ailelere umut ışığı olan Haydi Tut Elimi Derneği, toplumsal dayanışmanın gücünü bir kez daha gösterdi. Derneğin gönüllü gençleri maddi destekten çok daha fazlasını sunarak, Hatay’ın deprem sonrası zorlu sürecinde çocukların yüzlerinde tebessüm oluşturdu.

    Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Haydi Tut Elimi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Sessiz iyilik, iyiliğin en kaliteli ve en üst makamıdır.” dedi.

    Toplumsal dayanışmanın gücünün, her daim insanlığın en önemli değerlerinden biri olduğunu dile getiren Tarhan, bu değerlerin en somut örneklerinden birinin Haydi Tut Elimi Derneği’nin Üsküdar Üniversitesi iş birliğinde Hatay’da çocuklara ve ailelere gerçekleştirdiği yardım çalışmaları olduğunu kaydetti.

    @pg_pro_

    “Deprem sonrası yaşanan ekonomik zorluklar ve sosyal sorunlar, birçok aile için hayatı zorlaştırdı”

    Bu çalışmaların, sadece maddi destek sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda umut ve sevgiyle dolu bir gelecek için önemli bir adımı temsil ettiğini ifade eden Tarhan, şöyle devam etti:

    “Hatay, coğrafi konumu ve kültürel zenginliğiyle dikkat çeken bir şehirdir. Ancak, asrın felaketi olarak adlandırılan deprem sonrası yaşanan ekonomik zorluklar ve sosyal sorunlar, birçok aile için hayatı zorlaştırdı. İşte tam da bu noktada, Haydi Tut Elimi Derneği’nin gönül elçileri devreye girerek, ihtiyaç sahibi ailelere ve çocuklara destek olmak için harekete geçtiler.

    “Gönül elçilerinin sunduğu manevi destek Hatay’da yaşayan herkesin yüreğine dokundu”

    Haydi Tut Elimi Derneği, Hatay’da yaşayan çocuklar ve ailelere; gıda, giysi ve nakdi kart desteğiyle, ihtiyaç sahibi ailelerin günlük yaşamlarını bir nebze olsun umut ışığı oldu. Ancak, bu yardımların ötesinde, gençlerin çoğunlukta olduğu gönül elçilerinin sunduğu manevi destek ve insanlık duygusu, Hatay’da yaşayan herkesin yüreğine dokundu.”

    Yardımseverlik çalışmalarının sadece ihtiyaç sahiplerine yardım etmekle kalmayıp, aynı zamanda toplumda birlik ve dayanışma duygularını pekiştirdiğini kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Gösterilen sevgi ve destek, Hatay’da yaşayan herkesin birbirine daha sıkı sarılmasını ve geleceğe umutla bakmalarını sağladı” dedi.

    Dr. Öğr. Üyesi Nebiye Yaşar: “Hatay’da birbirimize sarıldık, hep birlikte güçlü olduk”

    Üsküdar Üniversitesi Genç Beyinler Akademisi Direktörü Dr. Öğr. Üyesi Nebiye Yaşar da Hatay’da gönüllü gençlerin sevgiyle çalışmalar yaptıklarını ifade ederek, “Hatay’da birbirimize sarıldık, hep birlikte güçlü olduk.” dedi.

    Bir kişi bile ben yoruldum demedi…

    Haydi Tut Elimi Derneği Genel Sekreteri A. Banu Güngenci ise gönüllü gençlerin birlik olup hiç düşünmeden, bir an bile tereddüt etmeden Hatay’a koştuklarını dile getirerek, “Çok emek verip zoru başardılar. Bir kişi bile ‘Ben yoruldum’ demedi. ‘Daha ne yapabilirim?’ diye sordu. Memleketim böylesine muhteşem gençlere sahip iken bizler her daim ayakta kalırız.” diye ifade etti.

    Ayşegül Şekli: “Gençlerin enerji ve yetenekleriyle minik yüreklerde bir damla sevinç olduk”

    Dernek Yönetim Kurulu Üyesi Ayşegül Şekli de acıların, kayıpların, sıkıntıların çok büyük olduğu deprem bölgesine küçücük umutlar ve mutluluklar götürmek istediklerini söyleyerek, “Yola çıkarken vereceğimiz desteğin nasıl olacağı endişesi vardı fakat minik adımlar çığ gibi büyüdü. Birlik olmanın, yardımlaşmanın, pozitif dayanışmanın, tüm sorunların üstesinden geldiğini gördük. Takım ruhunun, önemi gençlerin enerji ve yetenekleri ile birleşince minik yüreklerde bir damla sevinç olduk.” dedi.

    Dernek Yönetim Kurulu Üyesi Serpil Tarhan ise “Sevgiyi bütün hücreleriyle taşıyan ve insana dokunmada muhteşem olan değerli gençlerimiz şahane bir etkinlikte sizlerle birlikte olmaktan onur duyduk. Hepiniz topluluğumuza ayrı ayrı değer kattığınız ve zor şartlara aldırmadan tüm gücünüzle yanımızda olduğunuz için çok teşekkür ederiz.” diye duygularını ifade etti.

    Gönüllü gençler duygularını paylaştı

    Gönüllü gençlerden Elif Zehra Erdem, “Rabbim hayırlarınızı kabul eylesin inşallah birlikte nice nice etkinliklerimizde buluşmak dileğiyle. ”

    Kamile Güneş, “Asrın felaketi olan 6 Şubat depremi hepimizin ortak yarası depremin ilk anından itibaren yaralarımızı birlikte sarmaya çalışıyoruz buna ayağa kalkana kadar devam etmemiz gerektiğini unutmamalıyız.”

    Yunus Altanhan, “İnşallah bundan sonra da çok güzel eğitimler, etkinlikler, projelerde beraber oluruz.”

    Dicle Kocakaplan, “Hepimiz için çok kıymetli bir etkinlik oldu. Orada yıkılan binaları inşa etmeye gücümüz yetmese bile bizler hep birlikte koordine olup oradaki çocukların umutlarını, sevinçlerini, mutlu beraberliklerini ve daha nicelerini biraz olsun inşa ettiğimize inanıyorum.”

    Hamoud Haba, “Bu benim için gerçekten harika bir deneyim ve umarım gelecek etkinliklerin ve projelerin bir parçası olmayı umuyorum.”

    Zühre Nur Aktaş, “Çocukların zor günlerinde yanında olmak küçüklüğümden beri hayalimdir. Bu etkinlikte birçok zor koşullardan bir arada bulunan çocuklarla tanışmak vesile oldu. Onların mutluğu bana da can oldu…”

    Gizem Sarıal da “Başta projeyi yöneten öğretmenlerim olmak üzere tüm katılan ve yüreğini, emeğini, sevgisini bu projeye veren herkese çok teşekkür ederim.” Şeklinde duygularını dile getirdiler.

    Hataylı çocuklar Çocuk Şenliği’nde eğlendi

    Bölgedeki çalışmalarına ilişkin bilgi veren Haydi Tut Elimi Derneği Genel Sekreteri A. Banu Güngenci: “Haydi Tut Elimi Derneği gönüllüleri Hatay Antakya Suvatlı ve Saçaklı Köyleri ile Antakya Akçaova’ya giderek burada çocuklara mont, pantolon ve çorap dağıtımı yaptı. Çocuk şenliği de yapıldı. (Yüz boyama, el boyama, palyaço ile etkinlikler, ip atlama, şarkılar, danslar, bilim atölyesi, astronomi atölyesi, kar spreyi ve konfetiler ile eğlence.)  Erzak dağıtımı olarak alışveriş kartları dağıtıldı. Ayrıca kadın paketleri, hijyen paketleri ve kadın, erkek, çocuk kıyafetleri ile ayakkabı dağıtımı da yapıldı. Etkinlik boyunca gezilen 3 okulda da öğretmenlere Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın ‘Bilinçli Genç Olmak’ ve ‘Son Sığınak Aile’ kitapları hediye edildi.” dedi.

     

  • Uzmanlar uyarıyor! Kulaklarınıza bir şey sokmayın, temizlemeye çalışmayın!

    Uzmanlar uyarıyor!

    Kulaklarınıza bir şey sokmayın, temizlemeye çalışmayın!

    Gözlük ne kadar önemliyse, işitme cihazları da o kadar önemli!

    İşitme sağlığı için sağlam bir kulak olması gerektiğini belirten uzmanlar, kulak sağlığı için en önemli şeyin kulakların silinmemesi, temizlenmemesi, kurulanmaması ve hatta kaşınmaması olduğunu söylüyor. “Kulak kiri aslında bir şey değildir, kulakta bulunan bir yağ dokusudur. Bu nedenle kulaklarınıza bir şey sokmayın, temizlemeye çalışmayın.” diyen KBB Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Gözlük ne kadar önemliyse, işitme cihazları da o kadar önemlidir. Doktor önerisi varsa, kesinlikle kullanılmalı ve net bir işitme sağlanmalıdır.” dedi.

    Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, kulak ve işitme sağlığını koruma konusunda bilgi verdi.

    “İşitme sağlığı için sağlam bir kulak olması gerekiyor”

    İşitme sağlığı için sağlam bir kulak olması gerektiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Sağlıklı kulak için sağlıklı bir beyin olması gereklidir. Bu nedenle her zaman dinlemeli, kulağınızın bakımını yapmalıyız. İşitmek, fonksiyonel bir iş değil, kendi kendinizi işitirsiniz ama bunu dinlemek gerekiyor. Bu aktif bir süreçtir, dinamik ve enerji harcanan. Beyin de bu süreci anlamak için çalışır.” dedi.

    Kulaklara neler yapılmamalı?

    “Kulak sağlığı için en önemli şey; kulaklar silinmemeli, temizlenmemeli, kurulanmamalı, kaşınmamalı, karıştırılmamalı ve travmalardan korunmalı” diyen Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, kulak sağlığıyla ilgili şu önemli bilgileri verdi:

    “Kulak kiri aslında bir şey değildir, kulakta bulunan bir yağ dokusudur. Bu nedenle kulaklarınıza bir şey sokmayın, temizlemeye çalışmayın. Kulak sağlığını tehdit eden asıl konu ise ototoksik ilaçlardır. Herhangi bir kulak problemi yaşayan kişilerin doktora gittiğinde ototoksik ilaçlardan uzak durmaları gerekmektedir.”

    Gözlük ne ise, işitme cihazı da o…

    Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, işitme problemi yaşayan kişilerin işitme cihazlarına ön yargılı olmamaları gerektiğine de işaret ederek, “Gözlük ne kadar önemliyse, işitme cihazları da o kadar önemlidir. Doktor önerisi varsa, kesinlikle kullanılmalı ve net bir işitme sağlanmalıdır. Çünkü gözler kapalıyken birçok tehlikeyi duymak mümkün olmayabilir, ancak kulaklar hiçbir zaman kapanmazlar.” dedi.

  • Dalları bastı kiraz

    Dalları bastı kiraz

    Kiraz ihracatında hedef 250 milyon dolar

    Dalları bastı kiraz

    Milyonlarca kiraz ağacı ihracat rekoru kırmak için 1 hafta önceden meyvelerini verdi

    Kiraz ağaçları ihracat rekoru kırmak için sabırsızlanıyor!

    Kiraz üretiminde dünya lideri olan Türkiye’de 2024 yılının ilk kiraz hasadı, baharın erken gelmesiyle birlikte 2023 yılına göre bir hafta önce yapıldı.

    Türkiye’deki 22 milyon kiraz ağacının 2,4 milyon adedine ev sahipliği yapan Manisa’nın Şehzadeler ilçesinde Kuzey Yarım Kürenin ilk kiraz hasadı yapıldı. Hasat edilen ilk kiraz açık artırmada sembolik 2 bin TL’ye satıldı.

    Manisa Şehzadeler’deki kiraz ağaçlarının çiçeklenme dönemini çok güzel geçirdiğini dile getiren Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Hayrettin Uçak, kiraz ağaçlarının 2024 yılında ihracat rekoru kırmak için bir hafta önce meyve verdiğini, 725 bin ton kiraz rekoltesinin 90-100 bin tonluk kısmını ihraç etmek ve yıllık 250 milyon dolar dövizi Türkiye’ye kazandırmayı hedeflediklerini kaydetti.

    Manisa ve İzmir’in erkenci kiraz üreten bölgeler olduğunun altını çizen Başkan Uçak, “Cumhuriyetimizin 100. Yılı olan 2023 yılında 83 bin ton kiraz ihracatı karşılığı 215 milyon dolar ihracat yapmıştık. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına da başarılı bir giriş yapmak istiyoruz. Kiraz üretiminde 725 bin tonluk rekolteyle açık ara dünya lideriyiz, ihracatta da dünyanın ilk dört ülkesi arasındayız. İhracatta da ilk üç ülke arasına girmeyi hedefliyoruz” şeklinde konuştu.

    Çin’e ihracatın başlaması için temaslar sürüyor

    Türk kirazının en önemli pazarlarının Almanya ve Rusya Federasyonu olduğu bilgisini veren EYMSİB Başkanı Uçak sözlerini şöyle sürdürdü; “Hindistan, Singapur, Hong Kong gibi ülkelerde kirazımız çok seviliyor ve bu ülkelere ihracatımızı artırma potansiyelimiz bulunuyor. Türk kirazının büyük gelişim gösterebileceği pazarlardan biriside Çin. Kullandığımız Pestisitleri Biliyoruz Projesi ve Akdeniz Meyve Sineğinden Arındırılmış Kiraz Üretimi Projesi ile Türkiye’nin kalıntısız kaliteli kiraz üretip ihraç etmesi için çabalıyoruz. Çin, Hindistan gibi pazarlara ihracat yapabilmek için bitki sağlığı sertifikası anlaşması yapılması için Tarım ve Orman Bakanlığı temaslarını sürdürüyor. Bu adımlarla Türkiye’nin ihracat pazarlarındaki payını genişletmeyi amaçlıyoruz. Türkiye’nin, dünya kiraz ihracatında sürdürülebilir bir büyüme ve potansiyelini değerlendirmesi önceliklerimizden birisi. Şili, dünya kirazının yüzde 10’unu üretirken, yüzde 30’unu ihraç ediyor. Türkiye ise yüzde 30’unu üretip yüzde 10’unu ihraç edebiliyor. Bu paradoksu ortadan kaldırmaya çalışıyoruz. Kiraz sezonunun üreticilerimiz, ihracatçılarımız ve ülkemiz için bereketli, hayırlı, bol ihracat yaptığımız bir yıl olmasını diliyorum.”

    Kiraz ihracatının lideri Almanya 

    Türkiye, 2023 yılında 215 milyon dolar kiraz ihraç ederken, Almanya 95,5 milyon dolarlık Türk kirazı talebiyle zirvede yer aldı.

    Taze meyve sebze ihracatında Türkiye’nin lider pazarı Rusya Federasyonu, 2023’te 43,8 milyon dolarlık Türk kirazı talebiyle zirve ortağı oldu. Kiraz ihracatında üçüncü sırada 14,2 milyon dolarlık taleple Avusturya adını yazdırdı. Türkiye, 2023 yılında 55 ülkeye kiraz ihraç ederken, ilk 10’daki diğer ülkeler; İtalya, Norveç, Hollanda, Irak, Polonya, Bulgaristan ve İngiltere şeklinde sıralandı.

    Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Hayrettin Uçak, 2024 yılında kiraz ihracatında 250 milyon dolar hedef koyduklarını söyledi.

    Türkiye 725 bin tonluk kiraz üretimiyle dünya lideriyken, kiraz ihracatında dünyada ilk dört ülke arasında yer alıyor.

     

  • Yurt Partisi lideri Sadettin Tantan “Emperyalizm kaybettiğini anladığı anda geri çekilir ama hedefinden vazgeçmez”

    Yurt Partisi lideri Sadettin Tantan “Emperyalizm kaybettiğini anladığı anda geri çekilir ama hedefinden vazgeçmez”

    1968’de 6. Filo’nun bayrak gemisi Shangri-La uçak gemisinin askerleri denize döküldükten sonra aynı noktaya 45 yıl sonra aynı isimde otel açılması emperyalizmin hafızasını canlı tuttuğunu gösteren olaylardan birisidir.

    I. Dünya Savaşı’nın arka planını tanzim eden Sykes-Picot gizli anlaşmasıyla dünyaya yeni bir düzen getiren emperyalizm, II. Dünya Savaşı’dan sonra BM üzerinden farklı değerleri kullanarak yeni bir düzen oluşturdu.

    Günümüzde ise nüfus azaltılarak ve sınırlar kaldırılarak farklı bir düzen getirilmek isteniyor.

    Bu stratejinin arkasındaki planlayıcı unsur İngiliz aklıdır. Bu akıl, kargaşa yarattıkları ülkelerde işbirlikçilerini kullanarak ülkelerine hizmet eder gibi görevlere gelmelerini sağlasa da aslında ülkerine ihanet ettirmektedir.

    Emperyalizm Sevr’den vazgeçmedi! Türkiye bunu asla yoksayamaz.

    Türk milletini Atatürk’ün önderliğinde Kurtuluş Savaşı’nda ortaya koyduğu cesaret ve Cumhuriyet döneminde iç ve dış politikada ortaya konan vizyon emperyalizme 100 yıl için geri adım attırsa da onlar stratejilerinden vazgeçmedi.

    Mevcut siyasi zihniyet dış politikayı okumakta yetersiz kaldığı için Ortadoğu coğrafyasında Türkiye hem yalnızlaştırıldı hem de kuşatıldı. İngiliz özentisi siyasilerin aklıyla Türk dış politikası yönetilemez. Bölgesel çatışmaların kazananı bölge dışı aktörlerdir.

    İran ile İsrail arasındaki gerilim bölgesel bir krize neden olma riski barındırmaktadır.

    Türkiye bu krizi dikkate takip etmeli ve çatışma ortamının sonlanması için çaba göstermelidir.

    Türkiye’nin gelmekte olan Yeni Dünya Düzeni’nde müreffeh bir konumda olabilmesi için milli kimlikli, temiz siyaset, iyi bir eğitim sistemi, tarımsal üretimin artırılması, güçlü savunma sanayi, enerji kaynaklarının artırılması, ticaret yollarına hakim olunması büyük önem arz etmektedir.

    Bu unsurları gerçekleştirebilmek için önce siyasetin arındırılması ve liyakat sahiplerinin önünün açılması şarttır. Her koşulda ülkemizin menfaatlerini savunacak, yurdumuza sahip çıkacağız!

    SADETTİN TANTAN
    Sadettin Tantan, 1 Ocak 1941 tarihinde Sakarya’nın Sapanca ilçesinde doğdu.
    Polis Enstitisü ve Eskişehir İktisadi-Ticari İlimler Akademisi İşletme Bölümü’nde öğrenim gördü. Bursa İş İdaresi Enstitüsü’nde de master eğitimi aldı. 1966 yılında da komiser yardımcısı olarak Emniyet Genel Müdürlüğü’nde çalışmaya başladı
    Bu dönemde Eskişehir, Bursa, İstanbul, Giresun ve Tekirdağ gibi çeşitli şehirlerde görev aldı. Bunun yanında İstanbul Güreş İhtisas Kulübü Başkanlığı ile Türkiye Güreş Federasyonu Başkanlığı da yaptı. 1990 senesinde de Emniyet Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu İstanbul Bölge Başkanlığı’na tayin edildi. 1994’de de emekliye ayrılarak Anavatan Partisi’ne (ANAP) katıldı. 21. Dönem’de de İstanbul milletvekili seçilerek Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne girdi. DSP-MHP-ANAP koalisyonunun kurduğu 57. Hükümette de içişleri bakanı olarak vazifelerde bulundu. 2001 yılında da Anavatan Partisi’nden istifa ederek Yurt Partisi’ni kurdu. 25 Ağustos 2002 tarihinde de partinin genel başkanlığına getirildi.
    FAİLİ MEÇHUL CİNAYETLERİ ÇÖZME ÇALIŞMALARI BAŞLATTI
    Tantan göreve başladığı andan itibaren özellikle Temmuz 1999’da, faili meçhul olayların dosyalarını, yeniden ele alarak İstihbarat, Terörle Mücadele, Asayiş ve Olay Yeri İnceleme birimlerinden oluşan özel bir ekiple, faili meçhul terör olaylarının aydınlatılması çalışmalarını başlattı.1980-83 yılları arasında İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde görevli bir Mali Polis Müdürü iken gerçekleştirdiği operasyonlarla kaçakçılara göz açtırmayan Tantan, Uğur Mumcu’nun da dikkatini çekti.Yazılarında Tantan’dan övgüyle söz eden Mumcu, onu “dürüst, namuslu polis” diye nitelendirdi ve mafya ile mücadelesinde de “Bu namuslu polise ve arkadaşlarına Allah yardımcı olsun” diye yazdı. Tantan’ın “sağcıdır” diye görevden alınmasına da tepki gösterdi.
    UĞUR MUMCU’DAN TANTAN’A ÖVGÜLER
    Uğur Mumcu’nun, “daha genç bir polisken” Sadettin Tantan’dan övgüyle söz ettiği yazılarından bazı bölümler şöyle:ÜÇ ADAM (Cumhuriyet 22 Temmuz 1983)”Dr. Martella, Sofya’da Bekir Çelenk’in sorgusunu yaptı; böylece Ağca soruşturmasında bir adım daha atılmış oldu. Yakında dava açılacak, hepimiz kanıtları birlikte göreceğiz. Şimdi Çelenk, Türkiye’ye dönmek için can atıyor. Oysa başına bu kadar iş gelmeden de Türkiye’ye dönebilirdi. Üstelik sıkıyönetim yetkililerince yurda dön çağrıları' ile aranmaktaydı. O günlerde Avrupa'nın çeşitli kentlerinde gece kulüplerinde keyif çatan Çelenk'in vatan özlemi nedense İtalya'daki kaçakçılık soruşturmalarından sonra depreşmeye başladı.Öyle ya; daha önce arandığını duyar duymaz Londra'da bir uçağa atlar, Yeşilköy'e gelir teslim olurdu. Yurda dönmek isteyene engel olan mı vardı? Çelenk o günlerde Londra'daki Türk yetkililerineSadettin Tantan, görevinden ayrılsın, ondan sonra döner teslim olurum’ dememiş miydi? Çelenk, dürüstlüğü ile tanınan İstanbul mali müdüründen niçin bu kadar çekiniyordu? Bir endişesi, bir korkusu mu vardı?”

  • H. Bartu Soral”Ülkemizin etrafına bir bakın, her yerde savaş, iç karışıklıklar var”

    Kalkınma Ekonomisti. Yazar. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı E. Program Müdürü. Finans & Kalkınma Ekonomisi H. Bartu Soral”Ülkemizin etrafına bir bakın, her yerde savaş, iç karışıklıklar var”

    HATIRLATMA

    Ülkemizin etrafına bir bakın, her yerde savaş, iç karışıklıklar var.

    Ulus devletin ve üniter yapının önemini, bölgemizdeki savaşları, kaosları, iç karışıklıkları gördükçe daha iyi anlıyoruz. Irak’ı, Libya’yı, Suriye’yi parçalayan Amerikan emperyalizminin asıl hedefinin Türkiye olduğunu hepimiz biliyoruz.

    Amerikan emperyalizmi güneyimizde Kürdistan adıyla ikinci bir İsrail devleti kurmayı planlıyor. Hepimiz bunu da biliyoruz.

    Bunun için ne yaptılar? Suriye’yi bombaladırlar, İşid’i sahaya sürdüler.

    Milyonlarca Suriyelinin ülkemize gelmesinin önünü açtılar.

    Dönemin stratejik sığlığa sahip dış politika elemanlarının katkısıyla bugün milyonlarca insan ülkemizde sığınmacı olarak yaşıyor.

    Hem de kaç yıldır…

    Milyonlarca sığınmacı ve kaçağın barınma ihtiyacı var; ev kiralıyorlar, ev alıyorlar, doğal olarak ev fiyatları artıyor.

    Milyonlarca kaçak ve sığınmacının gıda ihtiyacı var; elbette yiyecek içecekler ama biz tarımı zaten yönetemiyoruz.

    Yeteri kadar gıda üretemiyoruz, doğal olarak gıda enflasyonu oluyor.

    Sığınmacı ve kaçaklar asgari ücretin altında çalışıyor.

    Tabi ki de sigortasız.

    Ne oluyor böyle olunca?

    Hem devlet vergi kaybediyor hem de memleketimin işçisi işten atılıyor.

    Onun yerine ucuz ve kaçak işçi sığınmacı çalışıyor.

    Bi tek iş veren zengin kazançlı, sigorta yok, kıdem tazminatı yok, ucuz işçinin karı cebe!..

    Bunlar teknoloji üreten, iyi yetişmiş, yüksek kaliteli insan gücü de değil. Sığınmacı ve kaçaklara hastaneler de bedava, ilaçlar da.

    Peki hastane masrafları ve ilaç masraflarını kim ödüyor?

    Biz. Yani vergi veren vatandaşlar.

    Kültürel entegrasyonu sağlanamayan bu eğitimsiz göçmen nüfus Türk ekonomisine her anlamda yük.

    Biz daha kendi genç nüfusumuza uluslararası rekabete girebilecekleri, nitelikli eğitimi veremiyoruz. Eğitimde fırsat eşitliği sağlayamıyoruz.

    Kalkınmanın gereklerini yerine getiremiyoruz.

    Ülke ekonomisi bu yükü artık kaldırmayacak durumda. Şehirlerimizin demografik yapısı bozuluyor.

    Türk nüfusun doğurganlığı 1.2, göçmenlerinki 5.4. Tekrar söylüyorum, bu bir ulusal güvenlik sorunudur. Bu sorun görmezden gelinemez.

    Esad’la hızla anlaşılıp, geri dönüşler başlatılsın, Avrupa’ya gitmek isteyenlerin de geçişlerine izin verilsin.

    Yol parası olmayana da yol parası verilsin.

    Burası yol geçen hanı değil.

    Amerikan emperyalizmi FETÖ’yü 15 Temmuz’da nasıl taşeron olarak kullandılarsa yarın bu göçmenlerin bir kısmını Ülkeyi karıştırmak için taşeron olarak kullanabilirler.

    Zaten çeteleşenleri var şimdiden.

    Bayramlarda gidip gelenleri var.

    Bayram’da ziyarete gidilebilen yerden gelen adamın sığınmacılığı mı olur?

    Biz Mustafa Kemal Atatürk’ün; “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir” öğretisiyle yetiştik. Bizim kimseye, hiç bir millete, hiç bir insana düşmanlık beslediğimiz yok.

    Ama ülkemizi ve milletimizi korumak gibi bir derdimiz var.