Kategori: Haberler

Haberler

  • TKP: Kemer sıkmıyoruz, 1 Mayıs’a çıkıyoruz

    1 Mayıs’ta İstanbul için Taksim kararı alındığını duyuran TKP, “Memleketi çok uluslu tekellerin yağmasına açıp emekçilere kemer sıkmayı vaaz edenlere karşı, bu 1 Mayıs’ta başta Taksim Meydanı’nda olmak üzere alanlarda olacağız” ifadelerini kullandı.

    Yapılan yazılı açıklamanın tamamı şöyle:

    “İşçi sınıfımız ağır ekonomik koşullar altında eziliyor. Hayat pahalılığı, geçim derdi milyonlarca emekçinin yaşam derdi bugün.

    Sorumluların ise hiç derdi değil.

    Son seçimlerde ağır yenilgi alan AKP, biraz daha sabır gerektiğini vaaz ediyor. Enflasyon üç yıl sonra tek haneli rakama düşecek, faiz biraz daha sonra inecek, döviz ancak kemerleri iyice sıktıktan sonra makul düzeyde duracak…

    Çalışma Bakanı, Temmuz ayında maaşlara gelecek olası birkaç kuruş artışı şimdiden püskürtüp, “nereden çıktı!” diyor. O sırada Hazine Bakanı patronların kullanacağı yüklü bir kredi anlaşmasını Dünya Bankası ile imzaladığını halka “müjdeliyor”.

    İşçi sınıfını bu denli örgütsüz yakalamış olmanın keyfini sürüyorlar.

    Üstelik arsızlar, görgüsüz ve halka düşmanlar.

    En temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan emekçi halkımız saatlerini ucuz et kuyruğunda geçirirken milletvekilleri Avrupa başkentlerinin lüks kulüplerinde akşam yemeği için “ıstakoz” sipariş ediyor. Emekçiler geçim derdinde, onlar eğlencede.

    Patronların da keyfi yerinde.

    AKP iktidarında kârlarına kâr katıp durmaksınız büyüdüler. Şimdi de yıpranan bu iktidarın yirmi bir yıl boyunca kendileri için yaptığının daha fazlasını vaat eden yeni alternatifleri ceplerine koydular.

    İktidarıyla muhalefetiyle düzen partilerinin önceliği hep patronların çıkarları. Patronlar kazancak, bir avuç aile servetine servet katacak ama onların şirketlerinde işçiler kelle koltukta çalışacak, aldığı ücretle ay sonunu getiremeyecek, borç içinde debelenip işsizlik sopası altında yaşamaya çalışacak.

    Hangimiz böyle bir düzeni hak ediyoruz?

    Bir avuç varsıl milyonlarca emekçiyi sömürecek diye böylesi adaletsiz ve eşitsiz bir düzene mahkum ediliyoruz.

    Sabah akşam hiç değişmeyeceğini anlatıp durdukları, iktidarıyla muhalefetiyle işçi sınıfını aldatmak üzerine kurulu bu düzenin sahibi sermaye sınıfıdır.

    Bize bir başka düzen gerek. Patronların değil işçi sınıfının sahibi olduğu, zenginliğin eşit ve adilce dağıtıldığı, sömürünün sona erdiği bu düzen sosyalizmdir. TKP böylesi güzel bir düzen için mücadele ediyor.

    İşçi sınıfının birlik mücadele ve dayanışma günü 1 Mayısları bayram olarak kutlayacağımız, işçi sınıfının iktidarda olduğu bu güzel düzeni mutlaka kuracağız.

    İşçi sınıfının örgütlü bir güç haline gelmesi için çalışmayı, partimizi büyütmeyi sürdüreceğiz.

    Memleketi çok uluslu tekellerin yağmasına açıp emekçilere kemer sıkmayı vaaz edenlere karşı, bu 1 Mayıs’ta başta Taksim Meydanı’nda olmak üzere alanlarda olacağız.

    Haydi 1 Mayıs’a. Haydi işçi sınıfının iktidarı için 1 Mayıs’ta parti saflarına.”

  • TGF 69. BAŞKANLAR KONSEYİ GEBZE’DE BAŞLADI

    TGF 69. BAŞKANLAR KONSEYİ GEBZE’DE BAŞLADI

    Türkiye Gazeteciler Federasyonu 69. Başkanlar Konseyi toplantısı Gebze Gazeteciler Cemiyeti’nin ev sahipliğinde başladı.
    Türkiye’nin dört bir yanından cemiyet başkanı ve gazeteciler, 22-24 Nisan tarihleri arasında konaklayacakları Darıca Bayramoğlu’na gelmeye başladı.
    TGF Genel Başkanı Yılmaz Karaca, 69. Başkanlar Konseyi toplantısında Anadolu basınının son durumu, sorunlarının ve çözüm önerilerinin masaya yatırılacağını belirterek, ayrıca Basın Vakfı olağan genel kurulunun da gerçekleştirileceğini söyledi.
    Programın bugünkü bölümünde Gebze’nin Eskihisar Köyünde Gebze belediye başkanı Zinnur Büyükgöz gazetecilerle yemek yiyecek ve ardından Başkanlar Konseyi üyeleri Darıca Hayvanat Bahçesini gezecekler.


    Program yarın da Başkanlar Konseyi toplantısı ve Basın Vakfı genel kurulu ile devam edecek.
    TGF Genel Başkan Yardımcısı ve Gebze Gazeteciler Cemiyeti başkanı Levent Altun da, “Türkiye’nin dört bir yanından meslektaşlarımızı 3 gün Gebze’de ağırlayacak olmanın heyecanı ve mutluluğunu yaşıyoruz. Hem mesleki sorunlarımızı tartışacağız hem de misafirlerimize Gebzemizin tarihi ve turistik yerlerini gezdirme fırsatı bulacağız” diye konuştu.

  • AKCOAT “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı 23 Nisan Kutlu Olsun”

    AKCOAT “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı 23 Nisan Kutlu Olsun”

    AKCOAT

    1979 yılında kurulan Akcoat, Ar-Ge ve müşteri memnuniyetini odağında tutan, emaye, seramik, yapışmaz-dekoratif kaplamalar, pigment ve cam kaplamalar olmak üzere 5 ana ürün grubunda iki kıtada üretim yapan dünyanın lider kimyasal kaplama malzemeleri üreticisidir.

    Akcoat beyaz eşya, küçük ev aletleri, yapı gereçleri, mimari çözümler ve mutfak gereçleri gibi hem endüstriyel hem de ev eşyaları sektöründen telekomünikasyona dek uzanan geniş yelpazedeki üreticilerin global çözüm ortağıdır.

    Türkiye ve İspanya’da üretim tesisleri, ABD ve Çin’de ofisleri, Avrupa, Güney Amerika, Asya ve Afrika gibi farklı bölgelerde de satış temsilcilikleri ve teknik servisleri ile müşterilerine aktif olarak hizmet vermektedir. Emaye ve seramik kaplama çözümleriyle Türkiye’de pazar lideri, globalde ise dünyanın en büyük ikinci emaye kaplama üreticisidir.

    Akkök Holding şirketler grubu çatısı altında yer alan Akcoat, aynı zamanda Türkiye’nin lider kimya şirketi Akkim’in iştiraki olarak faaliyetlerini bu sorumluluk bilinciyle sürdürmekte ve genişletmektedir.

  • Toyota Boshoku Türkiye “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı 23 Nisan Kutlu Olsun”

    Toyota Boshoku Türkiye “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı 23 Nisan Kutlu Olsun”

    TOYOTA BOSHOKU TÜRKİYE 

    Grubumuz koltuk seti, kapı içi paneli, ön konsol komponentleri, hava filtresi ve koltuk kılıfı üretimlerini Sakarya Merkez, Sakarya Metal ve Düzce olmak üzere 3 üretim tesisinde gerçekleştirmektedir.

    Yılda 280.000 araç seti üretim kapasitesine sahip olan firmamız; Avrupa’dan Afrika’ya kadar geniş bir pazara ihracat gerçekleştirmektedir.

    TOYOTA BOSHOKU TÜRKİYE MERKEZ FABRİKASI / SAKARYA

    TOYOTA BOSHOKU TÜRKİYE MERKEZ FABRİKASI / SAKARYA 

    Başta koltuk olmak üzere otomotiv iç döşeme parçalarının üretildiği fabrikamız Toyota Boshoku Türkiye Grubu’nun ana fabrikası konumundadır. 2002’de faaliyete başlayan fabrika “Tam zamanında üretim” prensibine göre çalışmaktadır. Merkez fabrikası, ürün çeşitliliği, uzun yıllara varan tecrübesi ve teknik altyapısıyla sektörün ve Sakarya’nın önde gelen üretim tesislerinden biridir.

    Ürünler
    Koltuk, Kapı içi paneli, Ön konsol komponentleri, Hava filtresi
    Üretim süreçleri
    Koltuk montaj, Sünger üretimi, Plastik Enjeksiyon, Vakumlu Şekillendirme
    Çalışılan Modeller
    Toyota C-HR, Corolla, Yaris Cross
    İhracat
    Güney Afrika Cumhuriyeti, Fransa
    Toplam Alan
    29.944 m²
    Kapalı Alan
    10.900 m²
    Üretim Başlangıç
    Kasım 2001
    Personel Sayısı
    670
    TOYOTA BOSHOKU TÜRKİYE METAL FABRİKASI / SAKARYA

    TOYOTA BOSHOKU TÜRKİYE METAL FABRİKASI / SAKARYA 

    Rulo sac şekillendirmeden koltuk iskeletine kadar tüm üretim süreçlerine sahip olan Sakarya Metal Fabrikası, 280.000 araç set/yıl üretim kapasitesiyle üretim ve teknik anlamda grubumuzun önde gelen tesislerinden biridir.

    Ürünler
    Koltuk iskeleti ve komponentleri, Ön konsol komponentleri
    Üretim süreçleri
    Pres, kaynak, kataforez kaplama, montaj
    Çalışılan Modeller
    Toyota C-HR, Corolla
    İhracat
    Güney Afrika Cumhuriyeti
    Toplam Alan
    63.086 m²
    Kapalı Alan
    14.700 m²
    Üretim Başlangıç
    Temmuz 2007
    Personel Sayısı
    258
    TB SEWTECH TURKEY (TBSTR) / DÜZCE

    TB SEWTECH TURKEY (TBSTR) / DÜZCE 

    Bir Toyota Boshoku Türkiye grubu şirketi olan TB Sewtech Turkey , Düzce Çilimli’de faaliyet göstermekte olup, 2013′ ten bu yana Toyota için koltuk kılıfı üretmektedir.

    Ürünler
    Koltuk kılıfı, tafnel
    Üretim Süreçleri
    Kesim, Dikiş
    Çalışılan Modeller
    Toyota C-HR, Corolla, Yaris
    İhracat
    Fransa
    Toplam Alan
    18.300 m²
    Kapalı Alan
    11.587 m²
    Üretim Başlangıç
    Haziran 2013
    Personel Sayısı
    941
  • Başkan Fatma Kılınçer’den 23 Nisan Kutlama Mesajı

    Başkan Fatma Kılınçer’den 23 Nisan Kutlama Mesajı

    Başkan Fatma Kılınçer’den 23 Nisan Kutlama Mesajı

    Engelliler ve Güçlendirme Derneği Başkanı Fatma Kılınçer, TBMM’nin kuruluşunun 104. yılı ile 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı vesilesiyle yazılı bir kutlama mesajı yayımladı.

    Başkan Fatma Kılınçer mesajında şu ifadelere yer verdi:

    “Bundan tam 104. yıl önce Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ sözleriyle Türk milletinin iradesini temsil eden Türkiye Büyük Millet Meclisi’miz kurulmuştur.

    Özgürlük ve bağımsızlığımızın zafer tacı olan TBMM’nin kuruluşunun ardından Ulu Önderimiz bu önemli günü dünyadaki tüm çocuklara armağan etmiş ve bu anlamda dünyada tek örnek olan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı her yıl artan ve çoğalan bir coşku ile kutlamaktayız.

    Bu bayramlar, birlik ve beraberliğimizi pekiştirdiğimiz, millet olarak bir olduğumuz günlerdir. Bugün bizlere düşen görev de; teslim aldığımız Cumhuriyeti bizden sonra yaşatacak olan nesillere en ileri seviyede miras bırakabilmektedir. Bu anlamda geleceğimizin teminatı olan çocuklarımıza sahip çıkmak, ülkemizin geleceğine sahip çıkmaktır.

    Bu duygu ve düşüncelerle hangi coğrafyada olursa olsun çocuklara zulmedenlerin, zulme şahitlik edenlerin son bulduğu, geleceğimizin teminatı çocuklarımıza insanlık suçlarından uzak, savaşsız, sevgi ve saygı ile bezenmiş huzur dolu bir dünya bırakmak dileğiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 104. yılını coşkuyla kutladığımız bugünde, bütün çocuklarımızın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı en içten duygularımla kutluyorum.

    Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere milli mücadelede emeği geçmiş olan herkesi en derin saygı ve rahmetle anıyorum.

  • Sakarya Kent Şurası  Başkanı Erol Öztürk Hacıeyüpoğlu’dan 23 Nisan Kutlama Mesajı

    Sakarya Kent Şurası  Başkanı Erol Öztürk Hacıeyüpoğlu’dan 23 Nisan Kutlama Mesajı

    Kent Şura  Başkanı Erol Öztürk Hacıeyüpoğlu, TBMM’nin kuruluşunun 104. yılı ile 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı vesilesiyle yazılı bir kutlama mesajı

    Hacıeyüpoğlu  mesajında şu ifadelere yer verdi:

    “Bundan tam 104. yıl önce Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ sözleriyle Türk milletinin iradesini temsil eden Türkiye Büyük Millet Meclisi’miz kurulmuştur.

    Özgürlük ve bağımsızlığımızın zafer tacı olan TBMM’nin kuruluşunun ardından Ulu Önderimiz bu önemli günü dünyadaki tüm çocuklara armağan etmiş ve bu anlamda dünyada tek örnek olan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı her yıl artan ve çoğalan bir coşku ile kutlamaktayız.

    Bu bayramlar, birlik ve beraberliğimizi pekiştirdiğimiz, millet olarak bir olduğumuz günlerdir. Bugün bizlere düşen görev de; teslim aldığımız Cumhuriyeti bizden sonra yaşatacak olan nesillere en ileri seviyede miras bırakabilmektedir. Bu anlamda geleceğimizin teminatı olan çocuklarımıza sahip çıkmak, ülkemizin geleceğine sahip çıkmaktır.

    Bu duygu ve düşüncelerle hangi coğrafyada olursa olsun çocuklara zulmedenlerin, zulme şahitlik edenlerin son bulduğu, geleceğimizin teminatı çocuklarımıza insanlık suçlarından uzak, savaşsız, sevgi ve saygı ile bezenmiş huzur dolu bir dünya bırakmak dileğiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 104. yılını coşkuyla kutladığımız bugünde, bütün çocuklarımızın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı en içten duygularımla kutluyorum.

    Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere milli mücadelede emeği geçmiş olan herkesi en derin saygı ve rahmetle anıyorum.

  • Cerrahi Şansı Olmayan Karaciğer Tümörlerinde Radyoembolizasyon Yaşam Beklentisini Yükseltiyor

    Cerrahi Şansı Olmayan Karaciğer Tümörlerinde Radyoembolizasyon Yaşam Beklentisini Yükseltiyor

    Özellikle son yıllarda görülme sıklığında artış gözlenen karaciğer tümörlerinin tedavisinde cerrahi tedavi çok önemli bir yer tutmakla birlikte hastaların yüzde 20 gibi küçük bir bölümü cerrahi şansına ulaşabiliyor. Cerrahi şansı olmayan karaciğer tümörlerinde ise radyoembolizasyon yönteminin kullanıldığını anlatan Nükleer Tıp Uzmanı Prof. Dr. Nalan Alan Selçuk ve Girişimsel Radyoloji Uzmanı Doç. Dr. Melih Topcuoğlu, karaciğer tümörlerinin ülkemizde de son yıllarda giderek arttığına işaret ederek hastaların yaşam beklentisinin artmasına fayda sağlayan radyoembolizasyon tedavisi hakkında bilgi verdi.

    Karaciğer tümörleri ve farklı organ kanserlerinin karaciğere metastaz yapmaları durumunda kullanılan TARE (TransArteriyel RadyoEmbolizasyon) yönteminin kullanımı giderek artıyor. Uygulamanın disiplinler arası bir yaklaşım gerektirdiğini söyleyen Nükleer Tıp Uzmanı Prof. Dr. Nalan Alan Selçuk ve Girişimsel Radyoloji Uzmanı Doç. Dr. Melih Topçuoğlu, bu yöntemin özellikle cerrahi imkanı olmayan hastalarda kullanıldığını ve başarılı sonuçlara ulaşıldığını anlattı.

    Gerek tanı olanaklarının artması gerekse çevresel etkenlere bağlı olarak son yıllarda karaciğer kanseri sıklığının tüm dünya ile birlikte ülkemizde de arttığına dikkat çeken Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Nükleer Tıp Uzmanı Prof. Dr. Nalan Alan Selçuk, dolayısıyla radyoembolizasyon tedavisinin de öneminin arttığına işaret etti. Vücuda radyoaktif maddeler verilerek sürdürülen bu tedavi ile ilgili Prof. Dr. N. Alan Selçuk, “Özellikle karaciğerin HCC dediğimiz Hepatoselüler kanserinde ya da kolanjio kanserinde radyoembolizasyon uyguluyoruz. Ayrıca kolon kanserinde, memenin ve nöroendokrin tümörlerinin karaciğere metastazlarında da radyoembolizasyon tedavisini uyguluyoruz” dedi.

    “KARACİĞER TÜMÖRLERİ ARTTIKÇA İHTİYAÇ ARTIYOR”

    Girişimsel Radyoloji Uzmanı Doç. Dr. Melih Topcuoğlu, bunun yanında cerrahi tedavi şansı olmayan hastalarda radyoembolizasyon tedavisi sonrasında hastanın cerrahiye uygun hale gelebildiğini anlattı. Bu kapsamda karaciğer tümörlerinde radyoembolizasyon tedavisinin önemine değinen Doç.  Dr.Topçuoğlu, radyoembolizasyon uygulamasının girişimsel radyolojik tedavi yöntemlerinden bir tanesi olduğunu belirterek günümüzde karaciğer tümörlerinin saptanabilirliğinin artış göstermesiyle birlikte ihtiyacın her geçen gün arttığını söyledi.

    Doç. Dr. Topcuoğlu bu hastaların sadece küçük bir kısmının cerrahi olarak ameliyatla tedavi olabildiğini belirterek “Cerrahi şansı olmayan hastalarda biz devreye girebiliyoruz. Tüm dünyada bu tedaviler yaklaşık 30 yıldır giderek artan sıklıkla yapılmakta. Cerrahi imkanı olmayan hastalara uyguladığımızda o hastaların tümörlerini küçülterek cerrahiye uygun hale getirebiliyoruz. Bazı hastalarda tümörleri tamamen ortadan kaldırıp ömürlerini uzatmaya yönelik katkı sağlayabiliyoruz. Birçok opsiyon mevcut” şeklinde konuştu.

     “HASTALARDA TÜMÖRÜN KARACİĞERDE SINIRLI OLMASI TARE UYGULANMASI AÇISINDAN ÖNEMLİ

    Prof. Dr. Alan Selçuk, lokal tedaviler arasında nükleer tıp ve girişimsel radyolojinin iş birliği ile uygulanan TARE tedavi yönteminin yer aldığını belirterek tedaviyi hangi durumlarda kullandıkları konusunda şu bilgileri verdi: “Cerrahi şansını kaybetmiş ve karaciğer içerisinde çoklu tümör söz konusu olan hastalarda, TARE yöntemiyle tümörler küçültülebiliyor ya da tamamen ortadan kalkabiliyor. Ancak tümörün karaciğere lokalize olması yani sadece karaciğerde sınırlı olması uygulama için önem taşıyor. Karaciğerin kendinden kaynaklı ya da metastaz yapmış bu tümörler nastanın yaşam kalitesini etkiliyorsa ya da hastanın prognozunu yani hastalığın ilerlemesini karaciğer tümörü belirliyorsa bu tedaviyi devreye sokuyoruz.”

    “TEDAVİ RADYOAKTİF MADDELER VERİLEREK YAPILIR”

    Kolon kanserinde, memenin ve nöroendokrin tümörlerinin karaciğere metastazlarında da radyoembolizasyon tedavisini kullandıklarını anlatan Prof. Dr. Nalan Alan Selçuk uygulamayla ilgili şu bilgileri verdi: “Girişimsel radyoloji ile birlikte yürütülen radyoembolizasyon iki basamaklı bir yöntemdir. Önce bir provası yapılır, karaciğerin anjiyosu çekilir. Tümörü besleyen damarı bulup hastaya uygulanacak radyoaktif maddenin dozu hesaplanır” diye konuştu.

    “HER HASTANIN ALACAĞI RADYASYON DOZLARI VE MİKTARLARI FARKLIDIR”

    Tedavi öncesinde prova yapıldığını hatırlatan Nükleer Tıp Uzman Prof. Dr. Nalan Alan Selçuk, prova yapılmasındaki amacın hastanın bu tedaviden faydalanıp faydalanmayacağını ön görmek ve uygun olan hastada tümörü yok etmek için verilen radyasyon miktarını belirlemek olduğunu söyledi. Uygulanan bu tedavinin kişiye özel olduğunun altını çizen Prof. Dr. Alan Selçuk şunları anlattı: “Her hastanın damar yapısı kendine özgüdür. Bu nedenle hastanın damar yapısının haritasının çıkarılması tedaviyle verilecek olan radyoaktif madde kaçaklarının tespiti için önemlidir. Bazı hastalarda karaciğeri besleyen damarların başka organı da beslediği görülmektedir. Böyle bir durumda siz prova yapmadan verdiğiniz radyaaktif madde tümör yerine sağlan dokuya giderek orada hasar yaratmaktadır. Bunun önüne geçmek için tedavi öncesinde mutlaka prova amaçlı anjiyografi yapılarak her hastanın damar yapısı incelenir. Karaciğer dışına kaçak var mı yok mu gözlemlenir. Her hastanın alacağı radyasyon dozları ve miktarları farklıdır. Her hastanın anjiyo yapısı farklıdır. Bunların her biri ince hesaplar doğrultusunda hesaplanarak hastaya yönelik değerlendirme yapılır. Sonrasında provada yapıldığı şekliyle hesaplanan radyoaktif maddeler yine aynı yöntemle enjekte edilir. Enjeksiyon yapıldıktan sonra da verilen maddenin doğru hedefe gidip gitmediğini veya hastanın bu tedaviden faydalanıp faydalanmayacağı PET görüntüleri alınarak gözden geçirilmektedir.”

     “HASTA AYNI GÜN YA DA ERTESİ GÜN TABURCU EDİLİR”

    Yapılan işlem sonrasında hastanın aynı gün ya da bir gün sonra taburcu edildiğini söyleyen Girişimsel Radyoloji Uzmanı Doç. Dr. Melih Topçuoğlu, kanserli dokuların bu tedaviye yanıtı en erken 6’ncı, 9’uncu ve 12’nci hafta arasındaki dönemde beklendiğini aktardı. Böylece yaklaşık 3 ay sonra MR, PET BT görüntülemesiyle kontrollerin sağlandığını hatırlatan Doç. Dr. Topcuoğlu metastazları ya da karaciğer tümöründeki küçülmeye göre ikinci bir tedavi şansının da hastalara tanıma imkanı olduğunu söyledi. Doç. Dr. Topcuoğlu, “Birinci seans anjiyoda provası yapılmış hastalar asıl tedavi için girişimsel radyoloji ünitesine gelir. Geldiğinde standart olarak sağ kasıktan nadiren de el bileğinden iğne deliğinden girilerek anjiyosunu gerçekleştiririz. Buradaki amaç: kanserli dokuları, kanseri besleyen atardamarlardan, radyasyon dozları önceden hesaplanmış ve yüklenmiş radyoaktif madde içeren mikroküre dediğimiz yapıları enjekte etmek. Hasta açısından oldukça konforlu olan bu işlemi lokal anesteziyle gerçekleştiriyoruz. Bu işlem yaklaşık olarak tabi tecrübeye de bağlı olarak 30 dk ile -1,30 saat sürmektedir. 1. anjiyo seansı olan prova işleminde kanserli dokunun atar damar haritası çıkarıldığı için ikinci anjiyo her zaman çok daha kısa sürer. Hastalar da uygulamanın nasıl gerçekleştiğine prova anjiyosu ile aşina olduğu için ikinci seans tedavi anjiyosu çok daha rahat oluyor” diye konuştu.

  • TOD 46.Bahar Sempozyumu 3-5 Mayıs tarihlerinde İstanbul’da

    TOD 46.Bahar Sempozyumu 3-5 Mayıs tarihlerinde İstanbul’da

    Türk Oftalmoloji Derneği İstanbul Şubesi’nin düzenlediği 46’ncı Bahar Sempozyumu 3-5 Mayıs 2024 tarihleri arasında Prof. Dr. Ünal Bengisu anısına CVK Park Bosphorus Hotel İstanbul’da yapılacak.

    Türk Oftalmoloji Derneği İstanbul Şubesi Başkanı Prof. Dr. Erdal Yüzbaşıoğlu, sempozyum konusunun ‘Tanı ve Tedavide Zorlayıcı Olgular’ olarak belirlendiğini, göz hekimlerinin karşılaştığı zorlu vakaların nasıl çözüldüğüne yönelik göz hekimlerinin bilgi ve birikimlerini paylaşmanın mesleki gelişim açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekti.

    46 yıldır aralıksız düzenleniyor

    Prof. Dr. Yüzbaşıoğlu aralıksız 46 yıldır düzenlenen sempozyum kapsamında göz hekimliğindeki zor ve tartışmalı konuların son gelişmelerin ışığı altında her yönüyle konuşulacağı paneller ve uydu toplantılarının yanında, endüstri firmalarının gerçekleştireceği toplantıların da yapılacağını söyledi.

    Makale ve sunumlara ödüller verilecek

    Ayrıca 46. Bahar Sempozyumu’nda sunulan serbest bildiriler içinden başvuran adaylar arasından en iyi ilk 3 araştırma plaketle ödüllendirilecek ve ödüller toplantıda düzenlenecek törenle sahiplerine verilecek. TOD İstanbul Şubesi üyelerinin 2023 yılı içinde etki faktörü en yüksek dergilerde yayınlanmış çalışmaları arasından seçilecek 3 adet makalenin sahiplerine teşvik ödülleri verilecek. 46. Bahar Sempozyumu süresince kayıt yaptıran katılımcılara İstanbul TODEM Merkezi’nde Eye-Si Simulatör ile cerrahi simülasyon eğitimi verilecek.

    Sempozyuma TOD Genel Başkanı Prof. Dr. Huban Atilla, TOD Genel Sekreteri Prof. Dr. Kıvanç Güngör ve tüm Genel Merkez Yönetim Kurulu üyeleri de katılacak.

    TOD Hakkında

    Türk Göz Hekimlerinin resmi ulusal mesleki derneği olan Türkiye Oftalmoloji Derneği (TOD), göz hastalıkları uzmanlarını ve bu konuda uzmanlık eğitimi almakta olan hekimleri bünyesinde barındırıyor. 5 bini aşkın üyesiyle ulusal göz sağlığına katkıda bulunmayı, üyelerinin mesleki ve bilimsel alanlar başta olmak üzere her alanda gelişmelerini sağlamayı, haklarını korumayı, halkın göz sağlığını ve mesleğin geleceğini tehdit eden etik ve bilim dışı uygulamalarla mücadele etmeyi amaçlıyor. 1928 yılında kurulan derneğin genel merkezi İstanbul’da bulunuyor.

     

    facebook.com/TurkOftalmolojiDernegi

    twitter.com/turkoftalmoloji

    instagram.com/turkoftalmolojidernegi

  • Güzel Parti Genel Başkanı Hüseyin Akbulut, 23 Nisan’da çocuk yoksulluğuna dikkat çekti

    Güzel Parti Genel Başkanı Hüseyin Akbulut, 23 Nisan’da çocuk yoksulluğuna dikkat çekti

    Genel Başkan Akbulut, 23 Nisan’da çocuk yoksulluğuna dikkat çekti

    ÇOCUK BAYRAMINDA ÇOCUKLAR  AÇ!

    Güzel Parti Genel Başkanı Hüseyin Akbulut, Türkiye’de artan yoksulluğun çocukların beslenme, sağlık, eğitim gibi temel hizmetlere ulaşılmasını engellediğine dikkat çekerek, “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı ve meclisimizin açılışının 104. yılını kutladığımız bugünde çocuklarımız aç” ifadelerini kullandı.

    Güzel Parti Genel Başkanı Hüseyin Akbulut, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının yıldönümünü yayınladığı mesajla kutladı.
    23 Nisan 1920’de açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Türk milletinin milli iradesini temsil ettiğini vurgulayan Başkan Akbulut, “Egemenliği kayıtsız şartsız milletin olduğunu ilan edildiği bugünü büyük bir gururla kutluyoruz. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bugünü tüm dünya çocuklarına armağan etti. Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği bu bayram dünyada eşi benzeri olmayan tek bir bayramdır. ‘En büyük eserim’ dediği cumhuriyeti de bugünün çocukların geleceğin gençlerine emanet etti” dedi.

    ÇOCUKLAR AÇLIK VE YOKSULLUKLA MÜCADELE EDİYOR
    Atatürk’ün cumhuriyeti emanet etti, geleceği güvencesi çocukların açlık ve yoksullukla mücadele etmek zorunda kaldığına işaret eden Güzel Parti Genel Başkanı Hüseyin Akbulut, “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı ve meclisimizin açılışının 104. yılını kutladığımız bugünde çocuklarımız aç” ifadelerini kullandı.

    ÇOCUK İŞÇİLİĞİ DE ARTIYOR
    Çocuk işçiliğine de dikkat çeken Başkan Akbulut, şunları söyledi: “Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde çocuğun en yüksek yararının göz önüne alınması gerektiği vurgulanırken; dünyada çocukların yarısından fazlası yoksulluk,  savaş gibi sorunlarla karşı karşıya kalıyor. Ülkemizde de ne yazık ki çocuklarımız beslenme, sağlık, eğitim gibi temel hizmetlere ulaşamıyor. Çocuklar okula aç giderken, anneler beslenme çantasını dolduramıyor. Çocuk yoksulluğuna paralel olarak çocuk işçiliği de artıyor. Çocuk yoksulluğu ile mücadele etmek hepimizin görevidir. Çocuklarımızın bayramlarını bayram gibi kutlayacağı günler için çalışmaya devam edeceğiz.”
    Atatürk’ün tüm dünya çocuklarına armağanı olan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlayan Güzel Parti Genel Başkanı Akbulut, “Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere bağımsızlık mücadelesi veren tüm şehit ve gazilerimizi saygı ile anıyorum.  Tüm çocuklarımızın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun” dedi.

  • Güzel Parti’li Özdilek, Abdalların sorunlarına dikkat çekti

    Güzel Parti’li Özdilek, Abdalların sorunlarına dikkat çekti

    ABDALLAR AÇLIĞA MAHKUM EDİLDİ

    Güzel Parti Genel Başkan Yardımcısı Hasan Özdilek, İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yaşayan Abdal vatandaşların sorunlarının her geçen gün arttığına dikkat çekerek, “Geri dönüşüm Abdal vatandaşlarımızın elinden alındı.  Artık tamamen ıssız ve açlığa mahkum edildiklerini söyleyip yeter artık sesimizi duyan yok mu diye feryat ediyorlar” dedi.

    Güzel Parti Genel Başkan Yardımcısı Hasan Özdilek, bu toprakların kadim kültürlerinden olan Abdalların yaşadığı sorunları gündeme taşıdı.
    Anadolu’da yaşayan Abdalların sorunlarının her geçen gün arttığına işaret eden Özdilek, şunları söyledi: “Binlerce yıldır bu topraklarda yaşıyoruz. hep hakir görüldük, dışlandık, ötekileştirildik. 2. sınıf muamelesi gördük. Biz de insanız. Biz de canız. Bizler de bu ülkede yaşayan bütün vatandaşlar gibi aynı haklardan faydalanmak, aynı haklara sahip olmak istiyoruz. İç Anadolu Bölgesi ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yaşayan Abdal vatandaşların sorunları her geçen gün artıyor. Abdal vatandaşlar hem hükümetten hem de belediyelerden şikayetçi . Mesleklerinin davul zurna işi olduğunu söyleyen Abdal kardeşlerimiz, daha çok geri dönüşüm işi yapıyorlar. Hükümet ve belediyeler geri dönüşüm işini ihale ile yandaşlarına verdiğinden dolayı artık geri dönüşüm işi de yapamadıklarını belirtiyorlar. Tamamen açılıya mahkum edildiler. Abdal vatandaşlar sesimizi duyan yok mu diye haykırıyor.”

    HALA ÖN YARGIYA MARUZ KALIYORLAR
    Başta AK Parti hükümeti olmak üzere Abdalların sesinin duyulmadığını kaydeden Özdilek, “Vatandaşımızın sesini duymazlıktan geliyor, kulaklarını tıkıyor, gözlerini yumuyor. Seçim zamanı gelince gülücükler dağıtıyor. En çok da seçim zamanı hatırlandıkları için siyasi partilere kızıyorlar. Güzel Parti olarak kardeşlerimizin dertlerini dinledik. Abdal kardeşlerimizin en büyük sorunu işsizlik, sigortasızlık ve hala ön yargıya maruz kalmaları” dedi.

    SESİMİZİ DUYAN YOK MU DİYE FERYAT EDİYORLAR
    Gelecek güvencesi olmayan Abdalların açlığa mahkum edildiğine işaret eden Güzel Parti Genel Başkan Yardımcısı Hasan Özdilek, “Abdal vatandaşların geçim sıkıntısı başta olmak üzere işsizlik, sosyal güvencelerinin olmayışı ve pazar yerlerinde kendilerine yer göstermediklerinden dolayı zabıtalarla sorunlar yaşadıklarını belirtiyorlar. Geri dönüşüm Abdal vatandaşlarımızın elinden alındığından artık tamamen ıssız ve açlığa mahkum edildiklerini söyleyip yeter artık sesimizi duyan yok mu diye feryat ediyorlar” diye konuştu.