Kategori: Firmalar
Firmalar
-

Sakarya Akademik Meslek Örgütleri Birliği kuruldu
Sakarya’da faaliyet gösteren akademik meslek kuruluşları olarak, ortak değerler ve hedefler etrafında bir araya gelerek Sakarya Akademik Meslek Örgütleri Birliğini kurmuş bulunuyoruz.
Birliğimizin kuruluş genel kurulu 18 akademik meslek örgütünün temsilcilerinin katılımıyla 25 Mart 2026 tarihinde yapılmıştır. Genel kurulumuz tarafından yürütme kurulu seçilmiş olup yürütme kurulu dönem sözcüsü olarak Sakarya Barosu Başkanı Av. Musa ADIYAMAN, yürütme kurulu dönem sözcü yardımcısı olarak Sakarya Eczacı Odası Başkanı Ecz. Alper ALPAY, yürütme kurulu genel sekreteri olarak Sakarya SMMM Odası Başkanı Mali Müşavir Erdinç ATALAY, yürütme kurulu üyesi olarak İnşaat Mühendisleri Odası Sakarya Şubesi Başkanı İnş. Yük. Müh. Semih UÇAR ile yürütme kurulu üyesi olarak Sakarya Diş Hekimleri Odası Başkanı Dr. Dt. Gökhan UZEL seçilmiştir.
Birliğimiz; meslek kuruluşları arasında dayanışma ve iş birliğini güçlendirmeyi, sahip olduğumuz bilimsel bilgi ve birikimi kamu yararına sunmayı ve insan hakları, demokrasi, hukukun üstünlüğü ile bilimsel yaklaşım ilkeleri doğrultusunda çalışmalar yürütmeyi amaçlamaktadır.
Aynı zamanda merkezi ve yerel yönetimler, üniversiteler, kamu ve özel sektör ile sivil toplum kuruluşlarıyla güçlü bir iletişim ve iş birliği ağı kurarak; sağlıklı insan, sağlıklı toplum, sağlıklı kent ve sağlıklı çevre hedefleri doğrultusunda Sakarya’ya katkı sunmayı hedeflemektedir.
Kuruluşumuzu kamuoyunun bilgisine sunar, tüm paydaşları ortak akıl ve bilimsel yaklaşım temelinde iş birliğine davet ederiz.
Saygılarımızla
Sakarya Akademik Meslek Örgütleri Birliği Yürütme Kurulu
-

Sürdürülebilirlik’te Temel Kavramlar #SATSOAkademi’de İşlendi
PROFESÖR
ÖMER HULUSİ DEDE
SAKARYA UYGULAMALI BİLİMLER ÜNİVERSİTESİ/SAKARYA MESLEK YÜKSEKOKULU/ÇEVRE KORUMA TEKNOLOJİLERİ BÖLÜMÜ/ÇEVRE KORUMA VE KONTROL PR./
Mühendislik Temel Alanı Çevre Bilimleri ve Mühendisliği Katı ve Tehlikeli Atıklar, Atık Yönetimi, Toprak Kirliliği ve- Akademik Görevler
- 2020
-
SAKARYA UYGULAMALI BİLİMLER ÜNİVERSİTESİ
SAKARYA MESLEK YÜKSEKOKULU ÇEVRE KORUMA TEKNOLOJİLERİ BÖLÜMÜ
- 2018
-
SAKARYA UYGULAMALI BİLİMLER ÜNİVERSİTESİ
KAYNARCA SEYFETTİN SELİM MESLEK YÜKSEKOKULU BİLGİSAYAR TEKNOLOJİLERİ BÖLÜMÜ
-
2015
-
Adapazarı Ziraat Odası Meclis Üyesi
- 2011
-
SAKARYA ÜNİVERSİTESİ
MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ ÇEVRE MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ
- 2009
-
SAKARYA ÜNİVERSİTESİ
KAYNARCA SEYFETTİN SELİM MESLEK YÜKSEKOKULU BİLGİSAYAR TEKNOLOJİLERİ BÖLÜMÜ
- 2002
-
SAKARYA ÜNİVERSİTESİ
FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ
- Öğrenim Bilgisi
- 2004-2009
-
SAKARYA ÜNİVERSİTESİ
FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ ÇEVRE MÜHENDİSLİĞİ (DR)
Tez adı: Fındık zürufu ve arıtma çamuru karışımından süs bitkisi yetiştirme ortamı geliştirilmesi
- 2001-2004
-
SAKARYA ÜNİVERSİTESİ
FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ ÇEVRE MÜHENDİSLİĞİ (YL) (TEZLİ)
Tez adı: Magnetik alan etkisiyle suların arıtılması
- 1996-2000
-
SAKARYA ÜNİVERSİTESİ
FEN-EDEBİYAT FAKÜLTESİ FİZİK BÖLÜMÜ
-

Şirketlerde tam cinsiyet eşitliğine ancak 2051’de ulaşılabilecek
Şirketlerde tam cinsiyet eşitliğine ancak 2051’de ulaşılabilecek
“KADIN LİDERLER KRİZLERE KARŞI DAHA DAYANIKLI”
Küresel ekonomi son yıllarda pandemi, savaş, hammadde krizleri ve lojistik tıkanıklıklarla en zorlu sınavlarından birini verirken, iş dünyası da krizlerle mücadele için çözüme yönelik kaslarını daha da geliştirmek zorunda kaldığı bir dönemden geçiyor. Araştırmalara göre kriz dönemlerinde kadın liderlerin yetkinlikleri erkek liderlerin önüne geçiyor; şirketlerin ve tedarik zincirlerinin en güçlü sigortası kadın liderler haline geliyor.

Fakat iş dünyasında kadınların yükselişi her ne kadar bir kazanım olarak görülse de veriler, özellikle üst yönetim yolundaki engellerin tedarik zinciri ve satın alma gibi kritik departmanlarda stratejik bir zafiyete dönüştüğünü gösteriyor. Yani küresel ölçekte kadınların liderlikteki payı artış gösterse de ivme yavaşlıyor. McKinsey “Women in the Workplace 2025” verilerine göre; kadınların giriş seviyesinden yöneticiliğe terfi etme oranlarındaki eşitsizlik (Broken Rung), yönetim kademelerindeki yetenek havuzunu kilitliyor. TÜSAYDER tarihinde bir ilk olan eş başkanlık sisteminin mimarlarından TÜSAYDER Yönetim Kurulu Eş Başkanı Dr. Sevgi Yılmaz Grant Thornton International tarafından bu yıl 22. kez gerçekleştirilen İş Dünyasında Kadınlar Araştırması’na göre, küresel ölçekte kadınların üst yönetimdeki oranının 1,1 puan gerileyerek %32,9 olduğunu, mevcut eğilimin, orta ölçekli şirketlerde tam cinsiyet eşitliğine ancak 2051’de ulaşılabileceğine işaret ettiğini söylüyor. Yılmaz, araştırmaya göre, üst yönetimdeki kadın oranı sıralamasında Türkiye, %41,8’lik bir oran ile 35 ülke arasında 6. sırada yer aldığını belirtti. Araştırmaya göre Türkiye, %32,9 olan küresel ortalamanın 8,9 puan; %34,9 olan Avrupa Birliği ortalamasının 6,9 puan üzerinde konumlanıyor.
“Şirketlerin önündeki en büyük engel yönetimdeki çeşitlilik eksikliği”
Satın alma gibi müzakere, etik, risk yönetimi ve paydaş yönetimi kaslarının ön planda olduğu “çok disiplinli” alanlarda kadın liderlerin, şirketlerin kriz anındaki rekabet gücünü doğrudan artırdığını ifade eden Yılmaz uluslararası araştırmaların, kadın liderlerin kriz anlarındaki reflekslerinin şirket performansını doğrudan etkilediğini gösterdiğini söylüyor. Harvard Business Review (HBR) tarafından yapılan ve 2020 kriz dönemini kapsayan bir araştırma, kadınların “inisiyatif alma”, “öğrenme çevikliği” ve “başkalarını motive etme” gibi kriz yönetimi için kritik 19 liderlik yetkinliğinin 13’ünde erkek meslektaşlarından daha yüksek puan aldığını ortaya koyuyor. Dr. Yılmaz kadınların kriz anlarında daha dayanıklı olduklarını belirterek İzlanda Modeli’ni hatırlatıyor:
“Bugün şirketlerin önündeki en büyük engel sadece dış ekonomik faktörler değil, yönetimdeki çeşitlilik eksikliğidir. ‘Kırık Basamak’ dediğimiz o terfi engelleri, aslında şirketlerin dayanıklılık reflekslerini zayıflatıyor. Oysaki krizin en yoğun olduğu dönemde, İzlanda’daki tüm büyük bankalar batarken, hayatta kalan ve kâr etmeye devam eden tek finans kuruluşu kadınlar tarafından kurulan ve yönetilen Audur Capital olmuştu. Kurucular Halla Tómasdóttir ve Kristin Petursdóttir, krizi “erkek egemen risk alma iştahı ve sürü psikolojisi”nin bir sonucu olarak tanımlayıp “Duygusal sermaye”, “risk farkındalığı” ve “uzun vadeli kâr” gibi kavramları merkeze koydular. Bu yaklaşım, Harvard Business Review ve TED gibi platformlarda vaka analizi olarak işlendi ve küresel ekonomide hala en başarılı “krizden çıkış” vaka analizlerinden biri olarak kabul ediliyor. Satın alma tarafına baktığımızda da kadın temsilinin artması, şirketlerin kriz dönemlerinde daha yüksek ‘yetenek bağlılığı’ ve ‘inovasyon’ kapasitesine ulaşmasını sağlıyor. Bu bir sosyal hedef değil, 2026’nın sert piyasa koşullarında bir hayatta kalma stratejisidir.”
“Kadın Liderliği Bir Tercih Değil, Stratejik Bir Zorunluluktur”
Dr. Sevgi Yılmaz, satın almanın yeni döneminde kadınların rolünü şu sözlerle vurguluyor:
“Tedarik zinciri artık sadece bir matematik hesabı değil; aynı zamanda yüksek empati, kriz anında hızlı manevra kabiliyeti ve etik duruş gerektiren bir ekosistem. Küresel krizler gösterdi ki; kadın liderler belirsizlik altında daha ihtiyatlı ancak daha kararlı adımlar atıyor. Şirketlerin ‘cam tavanları’ kırması artık sadece bir sosyal sorumluluk projesi değil, 2026’nın çalkantılı ekonomisinde hayatta kalmak için stratejik bir zorunluluktur. Biz TÜSAYDER olarak, satın almanın mutfağındaki kadınların, tedarik zincirinin yeni ‘Demir Leydi’leri olarak sektörü dönüştüreceğine inanıyoruz.”
STZ26, 11 Nisan’da Wyndham Grand İstanbul’da
Satınalmanın dönüşümü ve kadın liderlerin kriz yönetme formüllerinin konuşulacağı, zirvenin ikinci oturumu olan “Ezber Bozan Yeni Çağın Kadın Liderleri” panelinde; Dr. Sevgi Yılmaz moderatörlüğünde, iş dünyasının önemli isimleri Emine Erdem (SEDEFED YK
Başkanı), Esra Bezircioğlu (KAGİDER YK Başkanı), Ayşem Ulusoy (ATC Grup YKB) ve Damla Alişan (Alişan Lojistik CEO) bir araya gelecek. Oturumda, lojistikten üretime, perakendeden teknolojiye kadar geniş bir yelpazede kadın refleksinin tedarik zincirini nasıl daha “dayanıklı” kıldığı somut örneklerle tartışılacak.
Tedarik zinciri ve satın alma alanında çalışan profesyoneller için yenilikleri takip etme, sektör liderleriyle ağ kurma ve geleceğin iş modellerini keşfetme fırsatı sunan “Satınalmanın Yeni Çağı” temalı bu zirve, değişime öncülük etmek isteyenler için kaçırılmayacak bir etkinlik olacak. Ücretsiz kayıtlar https://tusayder.org adresinden yapılabilecek.
-

Dicle Elektrik 20 Metrelik Gizli Düzeneği Ortaya Çıkardı
Direği Oyup Kaçak Hat Çektiler!
Dicle Elektrik 20 Metrelik Gizli Düzeneği Ortaya Çıkardı
Dicle Elektrik, Şanlıurfa’nın Harran ilçesinde gerçekleştirdiği kaçak kontrol çalışmasında dikkat çeken bir yöntem tespit etti. Ahşap bir elektrik direğinin içi oyularak gizlenen harici hattın, yaklaşık 20 metre boyunca toprağın altından ilerletilerek bir konuta bağlandığı belirlendi.
Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan altı ilde sürdürülebilirlik odaklı, kayıpsız, kesintisiz ve kaliteli enerji dağıtımı hedefiyle çalışmalarını sürdüren Dicle Elektrik, kaçak elektrikle mücadele kapsamında saha denetimlerine aralıksız olarak devam ediyor. Teknolojik izleme sistemleri ve düzenli kontrollerle enerji şebekesinin güvenliğini korumayı amaçlayan şirket, son olarak Şanlıurfa’nın Harran ilçesinde dikkat çekici bir kaçak düzenek ortaya çıkardı.
Ahşap direğin içini oyarak hattı gizlemişler
Şanlıurfa’nın Harran ilçesine bağlı Aşağı Kesmekaya Mahallesi’nde yapılan kontrollerde, bir ahşap elektrik direğinin iç kısmının kanal şeklinde oyulduğu tespit edildi. Kaçak kontrol ekiplerinin dikkatini direk üzerinde bulunan şalter çekti. Ana hattan bağlanan harici kabloların önce bu şaltere, ardından oyulan bölümden direğin içerisine gizlendiği belirlendi. Direğin altına çuvallar yerleştirilerek aşağıya indirilen kablonun, buradan da yaklaşık 20 metre boyunca toprağın 15-20 santimetre altından ilerletilerek yakındaki konuta ulaştırıldığı ortaya çıkarıldı. Ekipler tarafından söz konusu harici kaçak hattı iptal edilirken, ev sahibi hakkında yürürlükteki mevzuat kapsamında işlem başlatıldı.
Adil enerji paylaşımı adına çalışmalar sürecek
Dicle Elektrik yetkilileri, kaçak elektrik kullanımının yalnızca ekonomik kayıplara yol açmadığını, aynı zamanda enerji arz güvenliği ve teknik kalite üzerinde de ciddi riskler oluşturduğunu vurguladı. Yetkililer, “Kaçak kullanım şebekedeki yükü artırarak arıza kaynaklı elektrik kesintileri ile gerilim düşümlerine yol açıyor. Bu durumdan tüm abonelerimiz olumsuz olarak etkileniyor. Hem hizmet kalitesinin korunması hem de adil enerji paylaşımının sağlanması adına kaçakla mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz” ifadelerini kullandı. Yetkililer ayrıca vatandaşlara yasal abonelik şartları ve mevzuata uygun elektrik kullanımı konusunda duyarlılık çağrısında bulundu.
-

SUYUN AKTIĞI YERDE EŞİTLİK BÜYÜR
SUYUN AKTIĞI YERDE EŞİTLİK BÜYÜR
SÜT-D’nin SU PERİLERİ GÖREVDE
SÜT-D HERKESİN DAHA GÜVENLİ SUYA ERİŞTİĞİ, CİNSİYET EŞİTLİĞİNİN SAĞLANDIĞI YAŞAM İÇİN HAREKETE GEÇELİM ÇAĞRISI YAPTI
Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği Dünya Su Günü açıklamasında güvenli su ve sanitasyonun insan hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin kritik öğeleri olduğuna dikkat çekerek herkesin daha güvenli suya eriştiği, cinsiyet eşitliğinin sağlandığı yaşam için harekete geçerek su yönetimi çözümlerinde kadını öncelikleyelim çağrısı yaptı.
Her yıl, evlerine yakın güvenli suya erişimi olmayan 2,1 milyar insanı etkileyen önemli bir soruna dikkat çeken bir tema ile 1993 yılından beri kutlanan 22 Mart Dünya Su Günü’nde İstanbul Teknik Üniversitesi(İTÜ) Öğretim Üyesi ve Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D) Başkanı Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu herkesin daha güvenli suya eriştiği, cinsiyet eşitliğinin sağlandığı yaşam için harekete geçerek su yönetimi çözümlerinde kadını öncelikleyelim çağrısı yaparak SÜT-D Su Perileri Projesi ile etki yaratıyoruz dedi.
Suyun aktığı yerde eşitlik büyür
Bu yıl Birleşmiş Milletler(BM) Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları(SKA) içinde SKA5:Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve SKA6: Temiz Su ve Sanitasyon ile güvenli su ve sanitasyonun insan hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin kritik öğeleri olduğuna 22 Mart Dünya Su Günü’nde dikkat çekilerek tüm kadın ve kız çocuklarını güçlendirmek hedefli kampanya “Suyun aktığı yerde eşitlik büyür” teması ile yürütülüyor bilgisini veren İTÜ Öğretim Üyesi ve SÜT-D Başkanı Prof.Dr. Filiz Karaosmanoğlu, küresel su krizi herkesi etkiliyor. Ancak bu etki eşit değil. Eşitsizlikler artarken en büyük yükü kadınlar ve kız çocukları taşıyor, dedi.
Su, kadın ve korkutucu sayılar
Prof. Karaosmanoğlu BM verisine göre:
- Kadınların dörtte birinden fazlası, 1 milyardan çok kadının güvenli içme suyu erişimi yok
- 1,8 milyardan fazla evde içme suyu yokken her üç haneden ikisinde su toplamadan kadın sorumlu
- Veri bulunan 53 ülkede kadınlar ve kız çocukları erkekler ve erkek çocuklardan üç kat daha fazla olarak günde 250 milyon saat su toplama işi yapıyor
- Güvenli olmayan su, sanitasyon ve hijyen her gün beş yaşın altındaki yaklaşık bin çocuğun ölümüne neden oluyor
- Ülkelerin yaklaşık %14’ünde kadınların suyla ilgili karar alma ve su yönetimine eşit şekilde katılımını sağlayacak mekanizmalar bulunmamakta
korkutucu sayılarına vurgu yaparak hepimize düşen görevleri bilme gereğine dikkat çekti.
Su yönetimi çözümlerinde kadını öncelikleyelim
Su yönetimi çözümlerinde evde, okulda, işte, yolda, tarlada, ormanda, yaşamda her yerde en doğru ve iyiyi başarmak için kadın ve kız çocuklarını merkeze alma vakti geldi.Kadın sesinin, liderliğinin ve yetkilerinin tam tanındığı, su kararlarında eşit söz hakkına sahip olduğu, dönüştürücü, kapsayıcı, hak temelli yeni bir yaklaşım şart. Hepimiz, tüm paydaşlar öğrenmeli, etki yolumuzu seçmeli ve nasıl değer yaratacağımızı belirlemeliyiz diyen Dr. Karaosmanoğlu sivil toplum kuruluşlarının bu yolda paydaş sorumluluğu yüksek değerlendirmesini yaptı.
SÜT-D’nin su perileri görevde
SÜT-D Başkanı Karaosmanoğlu “15 Eylül 2025’te kız çocuklarına sürdürülebilir yaşam kültürü için su yönetimini öğretme, uygulatma ile değer yaratma hedefli Su Perileri projemizi başlattık. İlk paydaş okulumuz Beşiktaş Bilim ve Sanat Merkezi (BİLSEM). BİLSEM okullarımızda yetenekli öğrencilerin gelişimleri hızlandırılmakta, okul saatleri dışında özel eğitimler verilmekte. Beşitaş BİLSEM’de Müdür Dr. Meral Topal, Öğretmen Aysel Gökçe ve Öğretmen Ayşe Demirkan koordinasyonunda projemizde 20 kız çocuğu, 20 anne ve 6 kız kardeş ile ilerliyoruz. Bugün çevrim içi kutlamamızı yapacağız, dedi.
Harekete geçelim
Herkesin daha güvenli suya eriştiği, cinsiyet eşitliğinin sağlandığı yaşam için harekete geçmek için hepimizin her yerde yapacakları olduğunu ifade eden Dr. Karaosmanoğlu, harekete geçelim çağrısı ile Dünya Su Günü kutlamasını sundu.
Bilgi için: Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu; filiz@itu.edu.
tr; 0532 286 21 55 -

Tarımda Su Verimliliği Artırılmalı
Tarımda Su Verimliliği Artırılmalı
Sakarya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Genç, Cumhurbaşkanlığı tarafından onaylanarak Resmî Gazete’de yayımlanan Ulusal Su Planı (2026-2035)’e ilişkin açıklamada bulundu.
Son yıllarda ülke genelinde yaşanan kuraklık ve iklim değişikliği etkileri nedeniyle su kaynaklarının sürdürülebilir yönetiminin Türkiye’nin geleceği açısından kritik öneme sahip olduğunu belirten Mustafa Genç, suyun artık yalnızca doğal bir kaynak değil, tarımın, gıda güvenliğinin ve ekonomik sürdürülebilirliğin temel belirleyicilerinden biri olduğunu ifade etti. “Suyu doğru yönetemeyen ülkeler, yarın gıdayı da yönetemeyecektir” dedi.
Ulusal Su Planı’nda Türkiye’de kullanılan suyun yaklaşık yüzde 75’inin tarım sektöründe tüketildiğine dikkat çekildiğini belirten Başkan Genç, “Bu veri, tarımın su yönetimindeki sorumluluğunu açıkça ortaya koyuyor. Aynı zamanda tarımsal üretimin ülkemizin gıda güvenliği açısından ne kadar stratejik bir öneme sahip olduğunu gösteriyor. Suyun verimli kullanılması kadar üretimin sürdürülebilirliğinin korunması da büyük önem taşımaktadır. Su verimliliğinin artırılması, modern sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması ve üretimde sürdürülebilirliğin sağlanması artık bir tercih değil, zorunluluktur” dedi.
Bununla birlikte, planın başarıya ulaşabilmesi için üreticilerin bu dönüşüm sürecinde desteklenmesi gerektiğine dikkat çeken Başkan Genç, modern sulama sistemlerine geçişi kolaylaştıracak finansman desteklerinin artırılmasının, sulama altyapısının hızla modernize edilmesinin ve su verimliliği konusunda eğitim çalışmalarının yaygınlaştırılmasının büyük önem taşıdığını belirtti.
Sakarya’nın verimli toprakları ve güçlü üretim kapasitesiyle Türkiye’nin önemli tarım merkezlerinden biri olduğunu belirten Mustafa Genç, “Bölgede suyun bilinçli kullanımı yalnızca bugünün üretimini değil, gelecek nesillerin gıda güvenliğini de doğrudan etkilemektedir. Su yönetimi sadece çevresel bir konu değil; aynı zamanda bir tarım ve gıda güvenliği meselesidir” dedi.
-

İşini büyütmek isteyen KOBİ’ler SATSO ve Denizbank iş birliğindeki Panelde Buluşuyor
İşini büyütmek isteyen KOBİ’ler SATSO ve Denizbank iş birliğindeki Panelde Buluşuyor
Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası ile Denizbank paydaşlığında, makroekonomik göstergeler ve ekonomik beklentiler, ihracat ve imalat sektörüne özel kredi iş birliği konularının ele alınacağı panel düzenlenecek.
26 Mart Perşembe günü sat 14.00 ile 16.00 arasında SATSO hizmet binasında gerçekleştirilecek olan panelde Denizbank yetkilileri Mustafa Koray Kalafatçılar ve Ümit Bıçak tarafından SATSO üyesi KOBİ’lere ayrıntılı bilgiler paylaşılacak.
İş dünyasının ekonomi gündeminde en temel başlıklarını bir araya getirecek panelde piyasalara yönelik değerlendirmeler paylaşılacak; enflasyon, faiz oranları, döviz kurları ve büyüme verilerinin reel sektör üzerindeki etkileri detaylı biçimde ele alınacak.
İş dünyasının önünü görmesine katkı sağlayacak öngörülerin de aktarılacağı panelde orta ve uzun vadede finansal istikrar ve sektörel büyüme potansiyelleri üzerine değişen ekonomik koşullara uyum sağlama ve risk yönetimi ipuçları da paylaşılacak. KOBİ’lerin ekonomik gelişmelere farkındalığını artırarak finansal öngörülerini artırıp doğru finansal ve stratejik adımları planlama imkanları da değerlendirilecek.
-

Tarımsal Sulamada Suyun %35-60’ı Tarım Arazisine Ulaşmadan Kayboluyor
Tarımsal Sulamada Suyun %35-60’ı Tarım Arazisine Ulaşmadan Kayboluyor
Türkiye’de tüketilen suyun yaklaşık %74’ü tarımsal sulamada kullanılıyor, ancak yanlış sulama yöntemleri nedeniyle bu suyun %35–60’ı tarım arazilerine ulaşmadan kayboluyor.
22 Mart Dünya Su Günü kapsamında değerlendirmelerde bulunan İMPO Motor Pompa Türkiye Satış Müdürü Özlem Başlangıç, Türkiye’de tarımsal sulamada yanlış yöntemlerin yol açtığı kayıpları vurgulayarak, modern sulama sistemleri ve verimli pompalarla sağlanacak enerji ve su tasarrufuna dikkat çekti.
Türkiye’de su kaynakları üzerindeki baskı giderek artarken, tarımda kullanılan sulama yöntemleri ve ekipman verimliliği her geçen gün daha kritik hale geliyor. T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı Su Yönetimi Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan Su Verimliliği Strateji Belgesi ve Eylem Planı (2023–2033) verilerine göre Türkiye, su stresi yaşayan ülkeler arasında yer alıyor. Ülkede tüketilen suyun yaklaşık %74’ü tarımsal sulamada kullanılıyor.
22 Mart Dünya Su Günü kapsamında değerlendirmelerde bulunan İMPO Motor Pompa Türkiye Satış Müdürü Özlem Başlangıç, Türkiye’de tarımsal sulamada yanlış yöntemlerin yol açtığı kayıplara dikkat çekti:
“Tarımda %30-50 oranında su tasarrufu sağlayabiliyor”
“Ülkemizde tarımsal sulamanın yaklaşık %80’i hâlâ cazibeli sulama sistemleriyle gerçekleştiriliyor. Bu sistemlerde suyun %35-60’ı tarım arazilerine ulaşmadan kayboluyor. Bu nedenle tarımsal sulamanın, suyun doğrudan bitkinin kök bölgesine ulaşmasını sağlayan basınçlı sulama sistemleri, yani damla veya yağmurlama yöntemleri ile yapılması büyük önem taşıyor. Basınçlı sulama sistemlerine geçiş, tarımda %30-50 oranında su tasarrufu sağlayabiliyor. Ancak ne yazık ki ülkemizde modern sulama sistemlerinin kullanım oranı hâlâ %20 seviyelerinde bulunuyor.”
Sulama verimliliğinde yalnızca yöntemin değil, sistemi besleyen pompa teknolojisinin de belirleyici olduğunu belirten Özlem Başlangıç, şunları söyledi:
Pompa kapasitesine dikkat!
“Azalan su kaynakları ve artan enerji maliyetleri, bahçe ve tarımsal sulama sistemlerinde verimli çözümleri zorunlu hâle getiriyor. Bu noktada sistemi besleyen pompaların doğru seçilmesi, sürdürülebilirlik açısından kritik önem taşıyor. Düşük kapasitedeki pompalar yetersiz sulamaya neden olurken, aşırı güçlü pompalar ise gereksiz enerji tüketimi ve su kaybına yol açabiliyor. Bu nedenle sulama sistemlerinde sabit basınç ve doğru debi sağlayan pompaları tercih etmek gerekiyor.
Tarımsal sulamada optimum performans sunuyor
İmpo olarak, SKN 4 serisi teknopolimer fanlı dalgıç pompa ürün gruplarımız ile damla ve yağmurlama sistemlerinde sistem verimini artırıyoruz. Kompakt yapıları ve stabil çalışma özellikleri sayesinde gereksiz su kullanımını azaltarak su tasarrufuna katkı sağlayan dalgıç pompalar, yüksek hidrolik verimleriyle de daha az enerji tüketerek tarımsal sulamada optimum performans sunuyor.
Dalgıç pompaların korozyona dayanıklı teknopolimer gövde ve fan yapısı ise uzun ömürlü kullanım imkânı sağlayarak, bakım ve işletme maliyetlerini düşürüyor.” dedi.
İMPO Motor Pompa hakkında
Temelleri 1969 yılında İzmir’de atılan İMPO Motor Pompa, faaliyetlerine Batı Anadolu illerinde ağırlıklı olarak zirai alanda hizmet vererek başlamış; bugün ise Türkiye’de dalgıç motor ve pompa sektöründe en kapsamlı üretimi gerçekleştiren firmalardan biri haline gelmiştir.
İMPO; sarılabilir dalgıç motor, döküm, noril ve paslanmaz dalgıç pompa, hidrofor, santrifüj ve drenaj pompaları ile farklı sektörlerin ihtiyaçlarına cevap vermektedir.
İzmir’de 30.000 m2 alan üzerine kurulu üretim tesisinde, 400 çalışanı ve güçlü üretim altyapısı ile 50’den fazla ülkeye ihracat gerçekleştirirken İMPO, yurtiçinde de pazar payını her geçen gün artırmaya devam etmektedir.
Kuruluşundan bu yana mevcut ürünlerinin kalitesini mükemmelleştirmek ve yeni ürünler geliştirmek amacıyla kalite ve Ar-Ge çalışmalarına aralıksız yatırım yapan İMPO, yıllar içinde oluşan bilgi birikimi ve “güvenilir marka” imajı sayesinde sektördeki global firmaların dikkatini çekmiştir. Bu gelişmelerin bir sonucu olarak, su teknolojileri sektöründe dünyanın lider şirketlerinden Franklin Electric, 2011 yılında şirketin ana ortağı olmuş, 2018 yılı itibarıyla da İMPO’nun tek hissedarı haline gelmiştir.
İMPO; yüksek kalite standartları, geniş ürün yelpazesi, yaygın satış ağı ve hızlı teslimat gücüyle tüm ürün gruplarında mükemmelliği hedeflerken, müşterilerine maliyet avantajlı ve sürdürülebilir çözümler sunmaktadır.
-
ESNAFIN VE VATANDAŞIN BORCUNU ÖDEYEBİLMESİ İÇİN YOL AÇILMALI
PALANDÖKEN, “YAPILANDIRMA VE HURDA ARAÇ TEŞVİKİ NEFES ALDIRIR”
-“ESNAFIN VE VATANDAŞIN BORCUNU ÖDEYEBİLMESİ İÇİN YOL AÇILMALI”
-“YAPILANDIRMA GELMEDEN PİYASANIN RAHATLAMASI ZOR”
-“20 YAŞ ÜSTÜ 8 MİLYONDAN FAZLA ARAÇ TRAFİKTE”
ANKARA- Yapılandırma ve hurda araç teşviki gibi uygulamaların ekonomiye aynı anda katkı
sağlayacağını belirten TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “Esnafın günden güne
sıkıntıları katlanıyor. E-hacizle bütün gayrimenkullerle bankadaki paralarına el
koyuluyor. Dolayısıyla insanlar ödeyecekse ödeyemiyor. Biz demiyoruz ki faizini alma,
yatırmadığımız vergimizi affet demiyoruz. Bir yapılandırma yapın. Yapılandırma
yapıldığı zaman ne olacak? Ekonomide bir canlanma olacak. İnsanlar en azından
elindeki parayı götürüp borcunu yatırıp işini idame ettirecek. Hurda araçlar trafikte
yaklaşık 20 yaş üstünde 8 milyon araç var. Toplam 34 milyon civarında araba var
ülkemizde. Dolayısıyla bunların artık eski teknolojileri, bakımı, masrafı, yaktığı, yakıtın
çokluğu artık her şeyin tasarrufa gittiği bir yerde. Dünyada bir petrol krizi de başlıyor,
savaş var. yeni araçlar yeni üretimler hem ekonomik hem teknoloji değişmiş. Kimisi
hibrit, kimisi elektrik enerjisiyle, aküyle çalışan araçlar. Trafikte rahatsızlık vermeyen,
karbon üretmeyen doğayı kirletmeyen sistem gelmiş. Biz hala 40 sene, 30 sene evvelki
araçların hurdaya çıkmasıyla uğraşıyoruz. Yani tekliflerimizin hepsi makul yapılması
gerekli. Ülke ekonomisine en azından rahatlık getirilebilecek işler” dedi.
-“SON YAPILANDIRMA İLE DEVLET 156 MİLYAR TL TAHSİLAT SAĞLADI”
Son yapılandırma düzenlemesiyle devletin yaklaşık 156 milyar TL tahsilat sağladığını
hatırlatan Palandöken, “Yapılması lazım gelen birçok işin pratikte çözümlenmesiyle hem
ekonomiye hem de devletin gelirlerinin artırması her şeyden evvel huzurlu bir ticaretin
idamesi için şart. Sosyal güvenlik priminden tutun. Diğer vergi borçlarına aynı şekilde
hurda arabasından teşvikle bunu aldığınız zaman en azından piyasada bir yenilenme,
bir hareketlenme olur. E Hacizde bütün malla mülküne el koyuluyor. Ülkede birkaç
tane hem ekonomik krizi hem Pandemi hem arkasından deprem vesaire bunların
hepsinin birikintisi bir oldu. Şimdi böyle bir şey yaparsanız diyor en azından ben
borcumu taksitlendiririm, ödeyebilecek hale getiririm. Yoksa bu vaziyette
ödeyemiyorum diyor” ifadelerini kullandı.
-“BORÇLARLA PİYASA KİLİTLENİYOR VE İNSANLAR MAĞDUR OLUYOR”
Yapılandırma talebinin ivedilikle hayata geçirilmesi gerektiğini söyleyen Palandöken, “Bu bir
affedilme değil. Bu borcun taksitlendirilme modeli. Kabul edilmeli. Ve insanlar bunu
rahatlıkla ödeyebilmeli. Yoksa bu şekilde hem piyasalar kilitleniyor hem de insanlar
mağdur oluyor. Piyasa ne kadar canlanırsa, insanlar ne kadar teşvik edilirse hem
üretim miktarındaki artış aynı şekilde de vatandaşların huzursuz bir şekilde işlerinin
başına da durmalarına son verilir. Bu borçlardan kurtulmanın alternatifleri oluşmalı.
Yani borcu borçla ödeme modeli değil. Artık insanlar gerçekten zor durumdalar. Bu bir
af da değil. Bu taksitlendirme. Her yerde bir sıkışma olmuş. E- haciz mağduriyetleri.
Sosyal güvenlikten bu hizmetleri alamayan insanlar borcunu ödeyemediği için sadece
gidip muayene oluyor. Eczaneye gidip ilaç alamayanlar” diye konuştu.











































Birlikte çalıştığı kişiler




