Kategori: Firmalar

Firmalar

  • Sakarya Kent Şurası 148. Toplantısını gerçekleştirdi

    Sakarya Kent Şurası 148. Toplantısını gerçekleştirdi

    Kent Şurası 148. Toplantısını gerçekleştirdi

    Sakarya Kent Şurası’nın 148. Toplantısı, Erol Öztürk Hacı Eyüpoğlu başkanlığında yapıldı.

    Erenler Edeler Toplantı Salonu’nda gerçekleştirildi.

    Adapazarı Şeker Fabrikası Satışına Tepki: “Üretim Devam Etmeli” Şeker Fabrikası yalnızca bir üretim tesisi değil “Adapazarı Şeker Fabrikası bir şehrin hafızası, binlerce ailenin umudu ve emeğin adıdır”İşçiler “Üretmek istiyor, çalışmak istiyor. Kazandırmak ve kazanmak istiyor.Satış süreci yalnızca mülkiyet değişikliği değil istihdamın daralması, üretimin zayıflaması ve bölge ekonomisinin zarar görmesi anlamına gelir.Fabrika stratejik öneme sahip “Şeker fabrikaları sıradan sanayi kuruluşları değildir. Gıda güvenliğinin ve yerli üretimin teminatıdır”Fabrikanın kapanması durumunda sadece üretimin değil, şehrin ekonomik ve sosyal dengesinin de zarar görür.

    İhracat ile ithalat arasındaki makas giderek açılıyor

    Yıllık bazdaki dış ticaret açığı ise her ay düzenli olarak artıyor. 2025 sonunda 92,1 milyar dolar düzeyinde oluşan yıllık dış ticaret açığı bu yıl ocak ayı sonunda 93 milyar dolara, şubat sonunda ise 94,2 milyar dolara çıktı. Açığın ilk iki aydaki artışı çok da kaygı duyulacak düzeyde değil. Zaten gözler mart ve sonrasına çevrilmiş durumda. Savaşın etkisiyle ihracatın gerilemesi, ithalatın ise artması beklenen bir durum. Ancak sorun ne boyutta olacak, işte o tam olarak kestirilemiyor.

    Kentsel Dönüşüm Konusunda Mülk sahipleri Mağdur edilmemelidir

    Türkiye’de yaklaşık 19 milyon konut bulunuyor. Bu konutlardan 2000 yılından sonra yapılan 5 milyon konut haricindeki 14 milyon konutun afet riski yönünden incelenmesi gerekiyor. Deprem tasarımının yetersiz olduğu binalar, malzeme dayanımı yetersiz olan ve mühendislik hizmeti almayan kaçak yapılar dahil yapı stoğunun yaklaşık %40‘ ının (6-7 milyon konut) yenilenmesi yada güçlendirilmesi gerektiği tahmin ediliyor. Kentsel dönüşüm öncelikle 1. Derece deprem kuşağında yer alan ve nüfus yoğunluğu fazla olan illerden başlayacaktır. Bu kapsamda, İstanbul, Kocaeli, Sakarya, Bursa ve İzmir gibi illerimiz 1inci derece deprem kuşağında bulunmaları nedeni ile öncelikli iller olup, fay hatları, sel ve heyelana maruz bölgeler gibi afet risklerinin fazla olduğu alanlar tespit edilecek ve uygulamalara tespitler doğrultusunda başlanacak ve uygulama aşama aşama ülke sathına yayılacaktır Yaklaşık 7 milyon konutun yıkılıp yeniden yapılacağı tahmin edilmekte olup, bu büyük projenin gerçekleştirilmesi elbette Türk İnşaat Sektörünü canlandıracaktır.

    4 OSB de 31033 kişi çalışırken 5 OSB boş burada 882 kişi çalışıyor

    Sakarya’da şu an aktif üretimde olan 6-7 Organize Sanayi Bölgesi (OSB) bulunsa da, şehrin stratejik konumu ve ihracat hedefleri doğrultusunda yeni OSB projeleri (5 adet) planlanmaktadır. Mevcut OSB’lerin doluluk oranları düşük planlı sanayi alanına ihtiyaçımız var

  • Akaryakıt istasyonlarına yönelik şikayetler  3 haftada yüzde 71 arttı

    Akaryakıt istasyonlarına yönelik şikayetler 

    3 haftada yüzde 71 arttı

    Şikayetvar, akaryakıt istasyonlarına yönelik şikayetlerin son 3 haftada yüzde 71 arttığını açıkladı. Platformda en çok şikayet edilen başlıkların zam öncesi satışın durdurulması, ani fiyat değişimleri ve istasyonlar arası farkların olduğu kaydedildi.

    Çözüm platformu Şikayetvar verilerine göre, akaryakıt istasyonlarına yönelik şikayetler aylık bazda yüzde 26 artarken, son üç haftada artış oranı yüzde 71’e ulaştı. Yıllık artış ise yüzde 8 seviyesinde gerçekleşti.

    En çok şikayet edilen konular neler?

    Zam beklentisiyle satış yapılmaması: İstasyonların fiyat artışı öncesinde yakıt satışını durdurduğu veya müşterileri beklettiği, satışın ise zamlı tarifeden yapıldığı ifade ediliyor.

    Fiyat dalgalanmaları ve istasyonlar arası farklar: Aynı gün ve aynı bölgede dahi litre fiyatlarında ciddi farklılıklar görülmesi, tüketicilerde güven sorununa yol açıyor.

    Ani ve sık fiyat değişimleri: Fiyatların gün içinde hızlı ve öngörülemez şekilde değişmesi, kullanıcıların planlama yapmasını zorlaştırıyor.

    Yakıt olmasına rağmen satış yapılmaması: Bazı istasyonlarda depoda yakıt bulunmasına rağmen satış yapılmadığı yönünde şikayetler öne çıkıyor.

    Yakıt bulunamaması ve bilgilendirme eksikliği: İstasyona giden kullanıcıların yakıt olmadığı gerekçesiyle geri çevrildiği ve bu durumun önceden bildirilmemesi mağduriyet yaratıyor.

    Şeffaflık eksikliği: Fiyatlandırma politikalarının açık olmaması ve fiyat değişimlerinin gerekçesinin paylaşılmaması tüketici memnuniyetini olumsuz etkiliyor.

    Hizmet kalitesinde düşüş: Yoğunluk, operasyonel sorunlar veya personel kaynaklı nedenlerle hizmet kalitesinde dalgalanmalar yaşanıyor.

    Konuyla ilgili platforma yansıyan şikayetlerden bazıları ise şöyle sıralandı:

     “Ankara Yenimahalle’deki benzin istasyonunda yakıt almak için durduğumda, pompa görevlisi aracımı önce 200 TL’lik yakıtla doldurdu, ardından aracımın yakıt pompasının arızalı olduğunu söyleyerek devamında yakıt vermeyi reddetti. Daha sonra aynı istasyonda, 28.03.2026 gecesi mazota gelecek 6 TL’lik zam nedeniyle yakıt verilmediğini ve ‘pompa arızalı’ bahanesinin bu gerekçeyle öne sürüldüğünü öğrendim. Bu durumun hem müşteriyi yanıltıcı hem de keyfi bir uygulama olduğunu düşünüyorum.”

    “09.03 tarihinde Kocaeli Körfez’de bir akaryakıt istasyonunda yakıt almak istediğimde, saat 23.45 sonrası görevliler zam beklendiğini söyleyerek beni araçta bekletti. Zamlı fiyat yürürlüğe girdikten sonra yakıt verildi ve bu nedenle daha yüksek fiyattan işlem yapıldı. 00.06’da yaklaşık 4 bin 400 TL tutarında motorin aldım. Hesaplamama göre yaklaşık 325 TL fazladan ödeme yaptım. Müşterinin bilinçli şekilde bekletilerek fiyat artışına maruz bırakılmasının haksız ve etik dışı olduğunu düşünüyorum.”

    “08 Mart 2026’da Gaziantep Şahinbey’de bir akaryakıt istasyonunda LPG almak istedim. Görevli, depoda LPG olmasına rağmen maliyetler nedeniyle satış yapmadıklarını söyleyerek beni geri çevirdi. Yakıt bulunmasına rağmen satış yapılmaması nedeniyle başka istasyona gitmek zorunda kaldım; bu durum zaman kaybına yol açtı ve ailemle birlikte mağduriyet yaşamama neden oldu.”

    “27.03.2026 akşamı saat 19.49’da bir akaryakıt istasyonundan aracımı 69,98 TL/L fiyatla motorin ile doldurdum. Aynı gün başka bir istasyonda aynı ürünün 68,47 TL/L’den satıldığını öğrenince durumu sorguladım. Müşteri hizmetlerinden, bayilerin serbest piyasa koşullarında farklı fiyat belirleyebildiği bilgisi verildi. Ancak aynı ürün için bu kadar fiyat farkı olması güven sarsıcı ve tüketici açısından rahatsız edici bir durum. Bu fiyat farklılıklarının nedenine dair kamuoyunun bilgilendirilmesini ve müşterileri mağdur etmeyecek daha şeffaf bir fiyat politikası uygulanmasını talep ediyorum.”

    “29.03.2026 saat 22.20 civarında bir akaryakıt istasyonuna motosikletimle yakıt almak için gittim. Yolda benzinin bitmesi nedeniyle yaklaşık 2 km motoru iterek ulaştım ancak istasyonda benzin olmadığı söylenerek yakıt verilmedi. Yakıt bulunmaması ve önceden herhangi bir bilgilendirme yapılmaması nedeniyle mağdur oldum. Bu istasyona güvenerek güzergâhımı planlamışken yakıt bulamamak ciddi bir sorun yarattı.”

    “27 Mart gecesi 23.45 civarında Manisa Salihli’de bir akaryakıt istasyonunda mazot almak istedim. Görevli, zam beklendiğini söyleyerek yaklaşık 20 dakika beklemem gerektiğini belirtti ve yakıt satışı yapılmadı. İstasyondan ayrıldıktan sonra yakın bir başka istasyondan kısa sürede sorunsuz şekilde mazot alabildim. Zam beklentisiyle müşteriye yakıt verilmemesinin kabul edilemez olduğunu ve mağduriyet yarattığını düşünüyorum.”

    “24 Mart akşamı saat 23:30 civarında Ankara bir akaryakıt istasyonunda motorin almak istedim. Zam beklentisi nedeniyle yakıt satışı durduruldu ve benimle birlikte birçok kişi mağdur edildi. Görevliler önce nöbet değişimini gerekçe gösterdi, ardından talimat gereği motorinin sadece saat 00.00’dan sonra verileceğini ifade etti. Ödeme yöntemi fark etmeksizin yakıt almak istememe rağmen satış yapılmadı. Zam gerekçesiyle satış yapılmamasının kabul edilemez olduğunu düşünüyor, konunun incelenmesini ve benzer mağduriyetlerin önlenmesi için gerekli önlemlerin alınmasını talep ediyorum.”

    “22 Mart gecesi 23.50 civarında İstanbul Sancaktepe’de bir akaryakıt istasyonuna benzin almak için gittim ancak ‘gün sonu’ gerekçesiyle satış yapılmayacağı, 00.05’te başlanacağı söylenerek yakıt alamadım. Gece saatlerinde acil ihtiyaca rağmen satış yapılmaması mağduriyete neden oldu. Bu uygulamanın standart bir prosedür mü yoksa istasyona özel bir durum mu olduğunun açıklanmasını istiyorum.”

  • SATSO 31. Meslek Komitesi’nden 5G Değerlendirmesi: “Sakarya Dijital Dönüşümün Öncüsü Olacak”

    SATSO 31. Meslek Komitesi’nden 5G Değerlendirmesi: “Sakarya Dijital Dönüşümün Öncüsü Olacak”

    Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası (SATSO) Bilişim ve Telekomünikasyon faaliyetleri ile iştigal eden 31. Meslek Komitesi, komite üyelerinin katılımı ile aylık olağan toplantısını gerçekleştirdi.

    Komite aylık toplantısında Türkiye’nin 1 Nisan 2026 itibarıyla başlayacak olan 5G yolculuğunu ve bu teknolojinin şehre katacağı değerleri gündeme getirdi. Toplantıda, 5G’nin sadece bir hız artışı değil, sanayide tam otomasyonun anahtarı olduğu vurgulandı.

    Komite toplantısında sektör adına açıklamada bulunan 31. Meslek Komitesi Üyesi Fahri Özdemir, 5G’nin teknik altyapısı ve sektörel gelişime katkısı üzerine yaptığı açıklamada şunları dile getirdi; “Türkiye’nin 5G yolculuğu, sadece bireysel internet hızımızın artması anlamına gelmiyor; bu, sanayide nesnelerin interneti (IoT), yapay zeka entegrasyonu ve düşük gecikmeli veri iletimi ile yeni bir çağın kapısını aralamaktır. Sakarya, güçlü üretim potansiyeli ve gelişime açık imalat yapısı ile 5G teknolojisine en çok ihtiyaç duyan ve bu değişimden en yüksek verimi alacak illerin başında gelmektedir. Komite olarak, yerel telekomünikasyon operatörlerimizin ve bilişim firmalarımızın bu sürece hızla adapte olması için rehberlik etmeye devam edeceğiz. Bilişim ekosistemine katkı sunacak bu gelişmeyi 1 Nisan itibariyle şehir merkezinde yer alan sektör temsilcilerimiz halka tanıtmak ve bugünün anlamına yönelik etkinlikler düzenleyecek. Bu konuda Adapazarı Belediyemizle görüşmelerimizi gerçekleştirdik. “

    Başkan Altuğ: “5G ile Üretimde Yeni Bir Dönem Başlayacaktır.”

    Gelişmeleri değerlendiren SATSO Yönetim Kurulu Başkanı A. Akgün Altuğ ise, 5G teknolojisinin Ülke genelinde olduğu gibi Sakarya’nın ekonomik ve sosyal hayatında yaratacağı değişime dikkat çekerek şunları dile getirdi; “1 Nisan itibarıyla ülkemizde kademeli olarak devreye alınacak olan 5G teknolojisi, Sakarya’nın ‘Üreten Şehir’ vizyonunu yüksek teknolojiyle buluşturacak stratejik bir eşiktir. Bu değişim telekomünikasyon ve teknolojide hız artışının yanı sıra; veri iletim hızının 4G’ye oranla yaklaşık 100 kat artması ve gecikme sürelerinin neredeyse sıfırlanmasıyla hayatın her alanında gerçek zamanlı bir dönüşüme vesile olacağına inanıyoruz.

    Özellikle çok yönlü bir üretim şehri olarak tanımladığımız Sakarya’mızda, aynı anda birden fazla cihazın birbiriyle haberleşebilmesi, fabrikalarımızdaki sistemlerin kusursuz bir uyumla çalışmasını sağlayarak tam otomasyonlu üretim hedeflerimize bizi bir adım daha yaklaştıracaktır.

    Bu teknolojik sıçrama sadece telekomünikasyonla sınırlı kalmayacak; üretimden tarıma, sağlıktan lojistiğe kadar pek çok alanda yeni bir süreci hayatımıza katacaktır.

    SATSO olarak, üyelerimizin bu dijital devrimden en yüksek verimi alması ve küresel rekabette öne geçmesi adına tüm gücümüzle çalışmaya ve rehberlik etmeye devam edeceğiz.”

  • Güler Sabancı: “Veri temelli ve etki odaklı iş birlikleri ile dönüşümü gerçekleştirebiliriz”

    Güler Sabancı: “Ölçülemeyen hiçbir şey geliştirilemez”

    Güler Sabancı: “Veri temelli ve etki odaklı iş birlikleri ile dönüşümü gerçekleştirebiliriz”

     Sabancı Vakfı ve Sabancı Üniversitesi’nden 

    Veri Temelli Eşitlik Buluşması

    Sabancı Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Mükemmeliyet Merkezi (SU Gender) ile Sabancı Vakfı’nın iş birliğinde düzenlenen “Toplumsal Cinsiyet Çalışmalarında Veri Temelli Yaklaşımlar: Bakım Odaklı Gelecek Buluşması”, 30 Mart’ta Sabancı Üniversitesi Altunizade Dijital Kampüs’te gerçekleştirildi. Toplumsal cinsiyet eşitliği alanında veri temelli çalışma önemine odaklanan buluşmada, mevcut durum analizleri, çözüm önerileri ve geleceğe yönelik iş birliği alanları ele alındı.

    Eşitlik Politikalarında Veri Temelli Yaklaşımlar Öne Çıkıyor

    Sabancı Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Mükemmeliyet Merkezi (SU Gender) ve Sabancı Vakfı tarafından, toplumsal cinsiyet eşitliği alanında sürdürülebilir ve etki odaklı bir diyalog zemini oluşturmak amacıyla düzenlenen etkinlik, “Bakım Odaklı Gelecek” temasıyla gerçekleştirildi. Akademi ve sivil toplumu bir araya getiren buluşmada, toplumsal cinsiyet eşitliği için verinin önemi, sorunları daha iyi anlamak ve kalıcı çözümler üretmek için veri odaklı yaklaşımların şart olduğu vurgulandı.

    “Sistematik dönüşüm veri temelli ve etki odaklı yaklaşımlarla mümkün”

    Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, “Toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda hepimizin bildiği ‘Bir kadın güçlenirse toplum güçlenir’ ve ‘Eşitlik bir insan hakları meselesidir’ gibi temel gerçekler var. Bunları biliyor, takip ediyoruz. Gelişme var ama yeterli değil. Veriler bize ne söylüyor? Kadınların iş gücüne katılımı hala istediğimiz yerlerde değil, sınırlı. Fırsatlara erişimde ciddi eşitsizlikler var. Bu nedenle alanda gerçek bir ilerleme için sistematik bir dönüşüme ihtiyacımız var. Ve bu dönüşüm ancak veri temelli ve etki odaklı yaklaşımlarla mümkün” dedi.

    “Filantropi yalnızca kaynak sağlayan bir yapı değil; farklı aktörleri bir araya getirerek değer üretiyor”

    Güler Sabancı, Sabancı Vakfı’nın 50 yılı geride bırakırken yeni bir yol haritası belirlediğini ifade ederek şunları söyledi: “Yeni döneme bakarken kendimize şu soruyu sorduk: ‘Daha etkili, daha sonuç odaklı ve kalıcı çözümler nasıl üretebiliriz?’ Bu sorunun cevabını ortak bir akılla tespit ettik. Bu yeni dönemde, veriye dayalı, bilimsel, etki odaklı ve en önemlisi iş birliğine dayalı bir yaklaşımı merkeze aldık. Bir boyut daha var ki, onu da özellikle vurgulamak isterim: Filantropinin dönüşümü. Artık mesele sadece destek vermek ya da kapasite geliştirmek değil; yaratılan etkinin en doğru şekilde yönlendirilmesi. Filantropi dünyasının önündeki bu yeni aşama da bizi yine aynı noktaya getiriyor; veriye dayalı, bilimsel ve etki odaklı bir yaklaşım. En önemlisi de akademi ile sivil toplumun birlikte çalıştığı, birlikte ürettiği güçlü iş birlikleri. Çünkü filantropi yalnızca kaynak sağlayan bir yapı olarak değil; farklı aktörleri bir araya getirerek değer üretiyor. Türkiye’de biz de bu rolü benimsiyoruz.”

    “Sistematik dönüşüm için veri temelli ve etki odaklı yaklaşımlara ihtiyaç var”

    Sabancı Vakfı’nın 2019’da OECD global filantropi raporunda toplumsal cinsiyet eşitliğine odaklanan en etkili yedi vakıftan biri olarak gösterildiğini hatırlatan Güler Sabancı, sözlerine şöyle devam etti: “OECD’nin geçtiğimiz hafta yayınlanan 2026 raporu da etkimizin ve yerimizin sürdüğünü gösteriyor. Ancak bizim için asıl önemli olan sahadaki dönüşüm. 20 yıl önce Birleşmiş Milletler ile yürüttüğümüz ortak program, Sabancı Üniversitesi ile geliştirilen Mor Sertifika Programı hep bir ihtiyaçtan doğdu, ortak akılla tasarlandı ve etkisini bugün de sürdürüyor.”

    “Akademi, saha ile bağlantılı çalıştığında etkiyi büyütür. Birlikte düşünmek, tasarlamak, üretmek artık bir gereklilik”

    Toplumsal cinsiyet eşitliği alanında somut ve ölçülebilir etki yaratmanın önemine dikkat çeken Güler Sabancı, “Bugün de aynı anlayışla, daha geniş iş birlikleriyle toplumsal cinsiyet eşitliği alanında somut ve ölçülebilir etki yaratmaya devam ediyoruz. Ama artık bir adım daha ileri gidiyoruz. Etki çalışmaları bir ‘pusula’ niteliği taşıyor. Çünkü: ‘Ölçülemeyen hiçbir şeyi geliştiremeyiz.’ Burada özellikle akademi için bir parantez açmak isterim. Akademi, yenilik üretme ve modeller geliştirme kapasitesine sahip. Ancak içinde bulunduğumuz dönem bize şunu gösteriyor: Tek başına akademinin ilerlemesi yeterli değil. Akademi, saha ile bağlantılı sivil toplum ile çalıştığında etkiyi büyütür ve politika süreçlerine daha güçlü katkı sunar. Çünkü sahada etkiyi yaratan sivil toplumdur. Bir nevi sivil toplum uygulayıcıdır. Bu nedenle birlikte düşünmek, tasarlamak, üretmek ve etkisini daha sonra ölçmek artık bir gerekliliktir.” dedi.

    Veri temelli araştırmalar ve ortak akıl eşitlik için aynı zeminde buluştu

    Türkiye’de toplumsal cinsiyet eşitliği alanındaki son yıllarda yürütülen veri temelli, hak temelli ve sosyal politikaya yön veren araştırmaları bir araya getirerek görünür kılan etkinlik; üniversitelerin araştırma merkezleri, sivil toplum örgütleri, uluslararası kuruluşlar ve fon sağlayıcı kurumlar arasında bilgi paylaşımı ve iş birliği zemini oluşturdu. Gün boyu süren program kapsamında düzenlenen panel ve atölye çalışmalarında bakım emeği, kadın istihdamı, geleceğin iş gücü, yapay zekâ, veri gibi başlıklar toplumsal cinsiyet perspektifiyle değerlendirildi.

  • Sepaş Enerji, müşteri hizmetleri merkezleri çalışma saatlerini güncelledi

    Sepaş Enerji, müşteri hizmetleri merkezleri çalışma saatlerini güncelledi

    Sepaş Enerji, müşteri hizmetleri merkezleri çalışma saatlerini güncelledi

    Sepaş Enerji, müşteri hizmetleri merkezlerinin çalışma saatlerinde güncellemeye gitti. 1 Nisan itibarıyla tüm Sepaş Enerji Müşteri Hizmetleri Merkezleri, 08.30-12.30 ve 13.30-18.00 saatleri arasında hizmet verecek.

    Bolu, Düzce, Kocaeli ve Sakarya’nın EPDK tarafından yetkilendirilen görevli tedarik şirketi olan ve 2 milyondan fazla aboneye, 4 milyondan fazla kullanıcıya elektrik tedarik hizmeti veren Sepaş Enerji, hizmet süreçlerini kullanıcı ihtiyaçları doğrultusunda geliştirmeye devam ediyor. Güncellenen çalışma saatleriyle birlikte kullanıcıların müşteri hizmetleri merkezlerine daha geniş zaman dilimlerinde erişim sağlaması hedefleniyor. Söz konusu uygulama hizmet bölgelerinde yer alan tüm müşteri hizmetleri merkezlerinde geçerli olacak. Bu kapsamda, Sepaş Enerji Müşteri Hizmetleri Merkezleri hafta içi 08.30-18.00 saatleri arasında hizmet sunacak olup, 12.30-13.30 saatleri arasında öğle molası uygulanacaktır.

     

    Farklı kanallar üzerinden kesintisiz hizmet

    Sepaş Enerji, fiziksel hizmet kanallarının yanı sıra dijital platformlar üzerinden de kullanıcılarına hizmet sunmayı sürdürürken, işlemlerin farklı kanallar üzerinden gerçekleştirilebilmesine imkan tanıyor. Müşteri hizmetleri merkezlerinde gerçekleştirilen abonelik işlemlerine ilişkin birçok işlem, Sepaş Enerji’nin dijital kanalları ve çağrı merkezi aracılığıyla da gerçekleştirilebiliyor. Böylece kullanıcılar, ihtiyaç duydukları işlemleri farklı kanallar üzerinden tamamlayabiliyor.

    Sepaş Enerji, fiziksel ve dijital hizmet kanallarını birlikte geliştirerek kullanıcı deneyimini iyileştirmeye devam ediyor.

  • Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği’nden 3 koldan sürdürülebilirlik atağı

    Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği’nden 3 koldan sürdürülebilirlik atağı

    Ege Yaş Meyve Sebze İhracatında Sürdürülebilirlik Hamlesi

    Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği’nden 3 koldan sürdürülebilirlik atağı

    Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği, 2025 yılında gerçekleştirdiği 1 milyar 232 milyon dolarlık ihracatla Ege Bölgesi’nde bitkisel ürün ihracatının lideri oldu.

    Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği, sürdürübelilirliği çalışmalarının merkezine oturttu. İhracatta sürdürülebilirliği güçlendirmek amacıyla “Kullandığımız Pestisitleri Biliyoruz”, “Gıda Kayıplarının Belirlenmesi ve Azaltılması” ve “Üçüncü Kuşak Tarım Girişimciliği Eğitim Programı” isimli üç önemli projeyi hayata geçirdi.

    Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Hayrettin Uçak, sürdürülebilirlik temalı projelerle pestisit kontrolünü, gıda kayıplarının azaltılmasını ve genç girişimcilerin tarıma kazandırılmasını hedeflediklerini dile getirdi.

    Pestisit kontrolüyle güvenli ihracat

    “Kullandığımız Pestisitleri Biliyoruz” Projesini 2021 yılında hayata geçirdikleri bilgisini veren Başkan Uçak, ‘İhracatta yoğunluğu yüksek olan ürünlerde pestisit kullanımının kontrol altına alınmasını hedefliyoruz. Proje kapsamında asma yaprağı, biber, çilek, domates, hıyar, kiraz, limon, mandarin, nar, sofralık çekirdeksiz üzüm ve şeftali gibi ürünlerde hasat döneminde üreticilerden numuneler alınarak akredite laboratuvarlarda pestisit analizleri yapılıyor. Analiz sonuçları doğrultusunda üreticiler ve ihracatçılar bilgilendirilirken, ilgili paydaş kurumlarla da koordinasyon sağlanıyor” ifadelerini kullandı

    Hayrettin Uçak, pestisit kullanımında doğru uygulamaların sürdürülebilir ihracat açısından kritik olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: “Pestisitler tarımsal üretimde hastalık ve zararlılarla mücadelede önemli bir araç. Ancak ruhsatlı dozların aşılması, yanlış etkili madde kullanımı veya uygun olmayan zamanda uygulama yapılması hem çevre hem de insan sağlığı açısından risk oluşturabiliyor. Bu durum ihracat pazarlarında da sorunlara yol açabiliyor. Projemizle üreticilerimizin doğru uygulamalar konusunda bilinçlenmesini ve sürdürülebilir üretimin güçlenmesini hedefliyoruz.”

    Ege Yaş Meyve Sebze İhracatında sürdürülebilir üretim atağı

    Küresel pazarlarda rekabet gücünün korunması için sürdürülebilir üretimin artık bir tercih değil zorunluluk haline geldiğinin altını çizen Uçak, “Yaş meyve sebze sektörü hem Türkiye’nin tarımsal üretim kapasitesi hem de ihracat potansiyeli açısından stratejik bir konumda. Ancak uluslararası pazarlarda kalıcı olmak için gıda güvenliği, izlenebilirlik ve sürdürülebilir üretim standartlarını en üst seviyede tutmak zorundayız. Birliğimiz bu anlayışla üretimden ihracata kadar tüm süreçleri kapsayan projeler yürütüyor. Birlik olarak sürdürülebilir üretim hedefi doğrultusunda yürüttüğümüz bir diğer çalışma ise “Gıda Kayıplarının Belirlenmesi ve Azaltılması Projesi” oldu. Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi iş birliğiyle yürütülen projede domates, mandarin ve nar ürünlerinde hem üretim alanlarında hem de soğuk hava depoları ve paketleme tesislerinde yaşanan gıda kayıpları incelendi. Üç yıl süren proje kapsamında kayıpların nedenleri tespit edilirken, üreticilere, aracılara ve ihracatçı firmaların teknik personeline eğitimler verildi. Gıda kayıplarının azaltılması hem ekonomik hem de çevresel açıdan çok değerli. Tarımda sürdürülebilirlik yalnızca üretimi artırmakla değil, üretilen ürünün değerini korumakla da mümkün. Bu projeyle üretimden depolamaya kadar olan süreçte yüzde 35’lere ulaşan kayıpları azaltarak daha verimli ve sürdürülebilir bir üretim modeli oluşturmayı hedefledik” diye konuştu.

    Gençler tarıma kazandırılıyor

    EYMSİB’in sürdürülebilir tarım vizyonunun önemli başlıklarından biri de genç girişimcilerin sektöre kazandırılması oldu.

    Bu kapsamda Ege Üniversitesi ve İzmir Ekonomi Üniversitesi öğretim üyeleri ile özel sektör temsilcilerinin katkılarıyla düzenlenen “Üçüncü Kuşak Tarım Girişimciliği Eğitim Programı” 2025 yılında üçüncü kez gerçekleştirildi.

    Programda iklim değişikliği, tarım ekonomisi, yeni teknolojiler ve sürdürülebilir üretim modelleri ele alınırken, girişimciliğe yatkın gençlerin tarım sektöründe yeni iş modelleri geliştirmeleri hedeflendi.

    Başkan Hayrettin Uçak, tarım sektörünün geleceği açısından gençlerin sektöre kazandırılmasının büyük önem taşıdığını vurgulayarak, “Tarımın geleceğini teknolojiye hâkim, girişimci ruhlu ve sürdürülebilirlik bilinci yüksek gençlerle inşa edebiliriz. Eğitim programımızla yeni nesil tarım girişimcilerinin yetişmesine katkı sağlıyoruz. Sürdürülebilirlik ile ilgili projelerimize 2026 yılında da devam edeceğiz” diyerek sözlerini noktaladı.

     

  • Kadın Girişimcilerin İhracat Yolculuğu EİB’de Başladı

    Kadın Girişimcilerin İhracat Yolculuğu EİB’de Başladı

    Kadın Girişimciler Küresel Pazarlara “İhracatta Kadın Gücü 2026” ile Hazırlanıyor

    Kadın Girişimciler İçin İhracatta Dönüşüm Yolculuğu Başladı

    EİB Kadın Girişimcilerin arkasında

    Kadın Girişimciler İçin İhracata Açılan Kapı Aralandı

    Kadınların Gücü İhracata Yön Veriyor

    Kadın Girişimciler İçin Küresel Yolculuk Başladı

    İzmir’den Kadın Girişimcilere Küresel Ticaret Vizyonu

    İhracatta Kadın Gücü Büyüyor

    Kadınların İhracattaki Gücü Daha da Büyüyecek

    Kadın Girişimciler İhracatta Daha Güçlü Adım Atacak

    Ege İhracatçı Birlikleri’nin ve TOBB İzmir Kadın Girişimciler Kurulu iş birliğiyle yürütülen “İhracatta Kadın Gücü 2026 – Kadın Girişimciler İçin İhracatta Dönüşüm Programı”nın açılış dersi gerçekleştirildi.

    “İhracat Yolculuğuna Başlarken: Küresel Perspektif ve İlham” başlığıyla düzenlenen programda; küresel ekonomideki dönüşüm, girişimciliğin geleceği ve ilk ihracat hikâyeleri ele alındı.

    İlham Buluşmaları kapsamında ise TOBB İzmir KGK İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Ayhan Seyfeli ve Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Muhammet Öztürk ilk ihracat deneyimlerini aktararak katılımcılara yol gösterdi.

    Prof. Dr. Yaşar Uysal’ın moderasyonunda gerçekleşen oturumda; “Değişen Dünya Ekonomisi ve Geleceğin Girişimcisi” başlığıyla önemli değerlendirmeler paylaşıldı.

    Sektörümüz üretim kapasitesi, ürün çeşitliliği ve ihracat performansı ile ülke ekonomisinin temel taşlarından biri

    Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Muhammet Öztürk, “Burada “İhracatta Kadın Gücü” başlığı altında bir araya gelmemiz, aslında yalnızca bir farkındalık oluşturma çabası değil; aynı zamanda ülkemizin ihracat hedeflerine ulaşmasında kadın girişimcilerimizin üstleneceği kritik rolün de güçlü bir göstergesidir. Başkanı olduğum sektör, yani hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü; üretim kapasitesi, ürün çeşitliliği ve ihracat performansı ile ülke ekonomisinin temel taşlarından biri konumundadır. Bugün 190’dan fazla ülkeye ihracat gerçekleştiren sektörümüz, küresel pazarlarda güçlü bir yer edinmiş durumdadır.” dedi.

    Kadınların iş dünyasına kattığı bakış açısı, ihracatımızın niteliğini artıracak en önemli unsurlardan biri

    Başkan Öztürk, “Artık yalnızca üretmek ve ihraç etmek yeterli değil. Değişen dünya ekonomisinde; katma değerli üretim, markalaşma, sürdürülebilirlik ve inovasyon gibi alanlarda kendimizi sürekli geliştirmek zorundayız. İşte tam da bu noktada, kadın girişimcilerimizin sürece daha fazla dahil olması büyük önem taşıyor. Kadınların iş dünyasına kattığı bakış açısı, disiplin ve sürdürülebilirlik yaklaşımı, ihracatımızın niteliğini artıracak en önemli unsurlardan biridir. Bugün konuşacağımız ihracat yolculuğu; yalnızca yeni pazarlara açılmak değil, aynı zamanda daha güçlü markalar yaratmak, küresel rekabette kalıcı olmak ve ülkemizi daha yüksek katma değerli üretimle öne çıkarmak anlamına gelmektedir.” diye konuştu.

    Bizi daha ileriye taşıyacak olan kadın girişimcilerimizin daha aktif rol alması

    Ege Bölgesi olarak güçlü bir üretim ve ihracat altyapısına sahip olduklarını belirten Öztürk, “Bu gücü daha ileriye taşıyacak olan ise kadın girişimcilerimizin bu yapının içinde daha aktif rol almasıdır. Ege İhracatçı Birlikleri olarak, kadın girişimcilerimizin ihracata yönlendirilmesi, uluslararası pazarlara erişimlerinin artırılması ve rekabet güçlerinin geliştirilmesi için çalışmalarımıza kararlılıkla devam ediyoruz. Programımızın yeni bakış açıları kazandıracağına, ilham verici hikâyelerle hepimize yol göstereceğine ve güçlü iş birliklerinin oluşmasına katkı sağlayacağına inanıyorum.” diyerek sözlerini tamamladı.

    Süreç yönetiminden devlet desteklerine, markalaşmadan e-ihracata, liderlikten yapay zekâ destekli pazar araştırmasına 

    TOBB İzmir KGK İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Ayhan Seyfeli, “Geçtiğimiz yıl ilk kez başlattığımız bu program, kadın girişimcilerden gördüğümüz yoğun ilgi ve ortaya çıkan güçlü sonuçlar doğrultusunda bu yıl ikinci kez uygulanıyor. Bu durum, kadın girişimcilerimizin ihracata yönelik gelişim talebinin ne kadar güçlü olduğunu ve bu alandaki çalışmaların ne kadar doğru bir ihtiyaca karşılık verdiğini açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Bugün gerçekleştirdiğimiz açılış dersi, yalnızca bir eğitim programının başlangıcı değil; aynı zamanda kadın girişimcilerimizin yerel pazardan küresel pazara uzanan yolculuğunda atılan stratejik bir adımdır. “İhracat Yolculuğuna Başlarken: Küresel Perspektif ve İlham” başlığıyla başlayan bu süreç, önümüzdeki haftalarda ihracat süreç yönetiminden devlet desteklerine, markalaşmadan e-ihracata, liderlikten yapay zekâ destekli pazar araştırmasına kadar birçok kritik başlığı kapsayan bütüncül bir gelişim programı olarak ilerleyecektir.” dedi.

    Temel hedefimiz kadın girişimcilerimizin ihracata daha bilinçli, daha güçlü ve daha özgüvenli adım atması

    Seyfeli, “Günümüzde kadın girişimcilerin sürdürülebilir büyüme sağlayabilmesi, markalarını güçlendirebilmesi ve rekabet gücünü artırabilmesi için ihracat artık bir seçenek değil, stratejik bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu programın temel hedefi de tam olarak bu noktada; kadın girişimcilerimizin ihracata daha bilinçli, daha güçlü ve daha özgüvenli adım atmasını sağlamaktır. İnanıyoruz ki bu süreç sonunda yalnızca bilgi kazanan değil; aynı zamanda ihracata yönelen, yeni pazarlara açılan ve başarı hikâyeleriyle örnek olacak kadın girişimciler kazanmış olacağız.” diye konuştu.

    Kadın girişimcilerimizin ihracata erişimini kolaylaştıracak, onları sistemli ve sürdürülebilir bir şekilde güçlendirecek bu programı hayata geçirdik

    Ege İhracatçı Birlikleri Genel Sekreteri İ. Cumhur İşbırakmaz, küresel ticaretin hızla dönüştüğü bir dönemden geçtiğini, sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve veri odaklı karar alma süreçlerinin artık ihracatın ayrılmaz bir parçası haline gelmiş durumda olduğunu söyleyerek sözlerine şöyle devam etti:

    “Bu yeni düzende başarılı olmak, yalnızca üretmekle değil; doğru stratejiyle, doğru araçlarla ve doğru bilgiyle hareket etmekle mümkün. Biz de Ege İhracatçı Birlikleri olarak bu ihtiyacı çok net görüyoruz. Bu nedenle, TOBB İzmir Kadın Girişimciler Kurulumuz ile birlikte, kadın girişimcilerimizin ihracata erişimini kolaylaştıracak, onları sistemli ve sürdürülebilir bir şekilde güçlendirecek bu programı hayata geçirdik. Bu programı klasik bir eğitim sürecinden farklı olarak kurguladık. Katılımcılarımız yalnızca bilgi edinmeyecek; aynı zamanda kendi firmaları için somut çıktılar üretecekler.”

    Her bir katılımcımız kendi ihracat yol haritasını oluşturmuş olacak.

    İşbırakmaz, “Program süresince; ihracata hazırlık seviyelerini objektif olarak değerlendirecek, rekabet ve marka stratejilerini geliştirecek, satış ve B2B kapasitelerini güçlendirecek, e-ihracat ve dijital pazarlama süreçlerini öğrenecek ve yapay zekâ destekli pazar araştırması araçlarını etkin şekilde kullanmayı deneyimleyecekler. En önemlisi ise, program sonunda her bir katılımcımız kendi ihracat yol haritasını oluşturmuş olacak. Yaklaşık 10 haftaya yayılan bu süreçte; eğitimlerin yanı sıra ilham buluşmaları, B2B eşleştirme günü ve final zirvesi ile katılımcılarımıza yalnızca bilgi değil, aynı zamanda güçlü bir iş ağı da sunuyoruz. Kadın girişimcilerimizin ihracattaki varlığı güçlendikçe, ülkemizin ihracat kapasitesi de aynı ölçüde güçlenecektir.” dedi.

     

  • KOBİ’lerin İşini Büyütürken Aradığı Destekler SATSO’da Değerlendirildi.

    KOBİ’lerin İşini Büyütürken Aradığı Destekler SATSO’da Değerlendirildi.

    Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası ile Denizbank iş birliğinde makroekonomik göstergeler ve ekonomik beklentiler, ihracat ve imalat sektörüne özel kredi iş birliği konularının değerlendirildiği panel düzenlendi.

    SATSO hizmet binasında, Yönetim Kurulu Başkanı A. Akgün Altuğ’un da iştirak ettiği panele KOBİ’ler, firma yetkileri ve SATSO üyeleri katılımıyla ilgi gösterdi.

    Panelin açılış konuşmasını yapan Deniz Bank Ekonomik Araştırmalar Grubu Müdürü Mustafa Koray Kalafatcılar, “Bölgedeki sıcak çatışmalar maalesef ekonomide durumu daha da kötüye götürmüş durumda. Doğalgaz ve elektrikte sübvansiyonların ekonomi yönetimince ne kadar zaman tolere edilebileceği merak konusu.

    2026 yılına ekonomi dünyası olarak daha iyimser tahminlerle başlamıştık. Yurt dışında hızlanma ve sosyal konut projesiyle inşaat sektöründe bir yükseliş vardı. Maalesef jeopolitik süreçlerin de etkisiyle büyüme tahmini aşağıya çekilip ve enflasyon tahmini de yükseğe çıkarılabilir. Gerilimlerin çıktısı süresinin devamı ve de en önemli sektörlerimizden turizmi etkileyip etkilemeyeceği ile ilgilidir. Savaşın süresi bizim tahminleri sürekli güncelleştirmemize sebep olacaktır.” dedi.

    Panelde sunum gerçekleştiren Denizbank KOBİ ve Tarım Bankacılığı Grubu, OBİ Satış ve Performans Yönetim Grup Müdürü Ümit Bıçak ise, “Bizim KOBİ’lere destek olmak için iştahımız yüksek ve önemli bir hazırlığımız da var. Orta ve uzun vadeli esnek geri ödemeli şekilde KOBİ’lerimizi yormayan paketlerimizi hizmete sunduk. Son 6 aylık periyotta önemli krediler kullandırmış durumdayız. Yenilenebilir enerji yatırımları, enerji yenileme sağlayıcı makine ve ekipman alımları, yeşil bina yatırımları, temiz ve düşük karbonlu ulaşım içeren finansmanları, kirlilik önleme ve kontrol, sürdürülebilir ve atık su yönetimiyle ilgili proje finansmanlarına destek veriyoruz.

    Tarımla ilgili de her türlü noktada destek sağlayabiliyoruz ve Sakarya’da oldukça çok olan süs bitkileri faaliyetini de bu kapsamda değerlendirebiliyoruz. Sakarya önemli bir savunma sanayi üreticisi. Burada KGF ile ortak yürüttüğümüz Sakarya’da yer alan savunma sanayisi tedarikçi destek programımız var. Tekrar bir Nefes Kredisi olması durumunda bizler de banka olarak kapsam içinde memnuniyetle destek vermeye devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

    Panel, soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.

    KOBİ’lerin İşini Büyütürken Aradığı Destekler SATSO’da Değerlendirildi.

    27 Mart 2026 Satso Haberleri

    Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası ile Denizbank iş birliğinde makroekonomik göstergeler ve ekonomik beklentiler, ihracat ve imalat sektörüne özel kredi iş birliği…

    Liman, Demiryolu ve Sanayi Entegrasyonu Sakarya’yı Üst Lige Taşıyacak

    26 Mart 2026 Satso Haberleri

    Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Mart Ayı Olağan Meclis Toplantısı Meclis Başkanı Erdem Ercan Başkanlığında Yönetim Kurulu Başkanı A. Akgün Altuğ, Yönetim Kurulu…

    SATSO Meclis Toplantısının Konuğu Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar Oldu

    26 Mart 2026 Satso Haberleri

    Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Mart Ayı Olağan Meclis Toplantısının onur konuğu Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar oldu….

    Sektörel Sorunlar, SATSO’daki Yılın İlk Müşterek Meslek Komiteleri Toplantısında Değerlendirildi

    26 Mart 2026 Satso Haberleri

    Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası, yılda iki kez düzenlenen Müşterek Meslek Komiteleri Toplantısı’nın 2026 yılı ilk toplantısı Ali Coşkun Konferans Salonu’nda, Yö…

    Sürdürülebilirlik’te Temel Kavramlar #SATSOAkademi’de İşlendi

    25 Mart 2026 Satso Haberleri

    Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Çevre ve Şehircilik Komisyonu, Yeşil Mutabakat Komisyonu ve TOBB Sakarya Kadın Girişimciler iş birliğiyle “Sürdürülebilirlik Tem…

    Sakarya’nın Sanayi-Demiryolu Entegrasyonu Hedefine TOBB’dan Destek

    23 Mart 2026 Satso Haberleri

    SATSO Raylı Sistemlerin Sanayi Entegrasyonunu TOBB’a Taşıdı…

    Sakarya Protokolü ve İş Dünyası Geleneksel SATSO Ramazan Bayramı Bayramlaşma Töreni’nde Bir Araya Geldi

    20 Mart 2026 Satso Haberleri

    Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Ramazan Bayramı Geleneksel Bayramlaşma Töreni SATSO Hizmet Binasında, İl Protokolü, Oda Üyeleri ve Sakaryalı davetlilerin katılı…

    İşini büyütmek isteyen KOBİ’ler SATSO ve Denizbank İş Birliğindeki Panelde Buluşuyor

    19 Mart 2026 Satso Haberleri

    Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası ile Denizbank paydaşlığında, makroekonomik göstergeler ve ekonomik beklentiler, ihracat ve imalat sektörüne özel kredi iş birliğ…

    Başkan Altuğ’dan Ramazan Bayramı Kutlama Mesajı

    19 Mart 2026 Satso Haberleri

    Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı A. Akgün Altuğ, Ramazan Bayramı vesilesiyle bir kutlama mesajı yayımladı….

    Kırgızistan Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Toktobekov’dan SATSO’ya Ziyaret

    18 Mart 2026 Satso Haberleri

    Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı A. Akgün Altuğ, Kırgızistan Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Çıngız Toktobekov ve beraberindeki heyeti k…

    SATSO Ramazan Bayramı Geleneksel Bayramlaşma Töreni 20 Mart Cuma Günü Gerçekleştirilecek

    18 Mart 2026 Satso Haberleri

    Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Ramazan Bayramı Geleneksel Bayramlaşma Töreni 20 Mart Cuma günü (Bayramın 1. günü) SATSO Hizmet Binası’nda gerçekleştirilecek….

    “Çanakkale’de Gösterilen Direniş Türk Milletinin Bağımsızlık Nişanıdır”

    18 Mart 2026 Satso Haberleri

    Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı A. Akgün Altuğ, Çanakkale Zaferi’nin 111’inci yılı vesilesi ve 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma…

    Başkan Altuğ’dan Kadir Gecesi Tebrik Mesajı

    16 Mart 2026 Satso Haberleri

    Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı A. Akgün Altuğ, Kadir Gecesi vesilesiyle bir tebrik mesajı yayımladı….

    SATSO Akademi’de Kişisel Motivasyonu Arttırma Teknikleri Eğitimi Gerçekleşti

    12 Mart 2026 Satso Haberleri

    SATSO Akademi ile TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Sürekli Eğitim Araştırma ve Uygulama Merkezi (TOBB ETÜ-SEM) iş birliğinde “Kendi Filminin Yıldızı Olmak…

    Sakarya’da Sanayinin Dönüşümde Geleceğine Temel Olacak Merkezin Mimari Proje Yarışması Tamamlandı

    10 Mart 2026 Satso Haberleri

    Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Üretim ve Dijital Dönüşüm Merkezi Mimari Proje Yarışması Kolokyum ve Ödül Töreni SATSO hizmet binasında gerçekleştirildi….

    Başkan Altuğ; “Sanayiyi doğrudan demiryolu ağıyla buluşturmalıyız”

    10 Mart 2026 Satso Haberleri

    Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı A. Akgün Altuğ, şehirde devam eden ulaşım ve demiryolu yatırımlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. …

    Başkan Altuğ’dan 8 Mart Kadınlar Günü Kutlama Mesajı

    8 Mart 2026 Satso Haberleri

    Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı A. Akgün Altuğ, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle kutlama mesajı yayımladı….

    SATSO Akademi’de “Stratejik Yönetim Eğitimi” Gerçekleştirildi

    6 Mart 2026 Satso Haberleri

    SATSO Akademi ile TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Sürekli Eğitim Araştırma ve Uygulama Merkezi (TOBB ETÜ-SEM) iş birliğinde “Stratejik Yönetim Eğitimi” g…

    Başkan Altuğ Şubat Ayı Dış Ticaret Rakamlarını Değerlendirdi

    3 Mart 2026 Satso Haberleri

    Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı A. Akgün Altuğ, güncel dış ticaret verilerini değerlendirdi….

    Başkan Altuğ E-Haciz Uygulamasını Değerlendirdi; “Yalnızca Finansal Dengeleri Değil, İş İnsanlarının Psikolojik Dayanıklılığını da Zedeliyor”

    2 Mart 2026 Satso Haberleri

    Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı A. Akgün Altuğ, son dönemde yaygınlaşan e-haciz uygulaması ve bunun iş

  • Türkiye, 2026 Küresel Kadın Zirvesi’ne Ev Sahipliği Yapacak

    Türkiye, 2026 Küresel Kadın Zirvesi’ne Ev Sahipliği Yapacak

    Türkiye, 2026 Küresel Kadın Zirvesi’ne Ev Sahipliği Yapacak
    Küresel Kadın Zirvesi Başkanı Irene Natividad, Türkiye’nin 4-6 Haziran’da düzenlenecek “2026 Küresel Kadın Zirvesi”ne ev sahipliği yapacağını açıkladı. Her yıl 60’tan fazla ülkeden yaklaşık 1.000 katılımcıyı bir araya getiren zirve, “Kadınlar: Cesur Bir Geleceğe Köprüler Kurmak” teması ile gerçekleşecek.

    İstanbul, 26 Mart 2026 – Küresel Kadın Zirvesi Başkanı Irene Natividad, Türkiye ekonomisinde hem kurumsal dünyada hem de girişimcilik alanında kadınların güçlü varlığına dikkat çekerek, Türkiye’nin 4-6 Haziran 2026 tarihleri arasında İstanbul’da düzenlenecek 2026 “Küresel Kadın Zirvesi”ne (Global Summit of Women) ev sahipliği yapacağını açıkladı. 35 yılı aşkın geçmişe sahip saygın bir küresel iş ve ekonomi platformu olan Küresel Kadın Zirvesi, her yıl 60’tan fazla ülkeden yaklaşık 1.000 katılımcıyı bir araya getiriyor. Bu sene de Kamerun, Vietnam, Fransa, Meksika, ABD, Filipinler ve Litvanya başta olmak üzere birçok ülkeden kadın iş heyetlerinin zirveye katılması bekleniyor.

    Zirve kapsamında uluslararası iş ağlarının geliştirilmesi, kariyer ve işletme büyümesine yönelik iyi uygulamaların paylaşılması ve kadınların küresel ekonomik ilerlemesini destekleyecek yenilikçi çözümlerin ele alındığı oturumlar düzenleniyor. Küresel Kadın Zirvesi Başkanı Irene Natividad, “Programda yer alacak çok sayıda Türk kadın iş liderini tanıtmayı ve Türkiye’deki yatırım ile iş fırsatlarını uluslararası katılımcılarla paylaşmayı heyecanla bekliyoruz” dedi. Türkiye’nin önde gelen iş dünyası kuruluşları olan TOBB, TÜSİAD ve Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği’nin bu küresel forumu desteklemesi, Türk özel sektörünün kadınların güçlü rol üstlendiği kapsayıcı bir ekonomik büyümeye verdiği önemi ortaya koyuyor.

    İş Dünyasından Zirveye Tam Destek

    Küresel Kadın Zirvesi 2026’nın tanıtım toplantısı, TÜSİAD ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Toplantıya Zirve Başkanı Irene Natividad’ın yanı sıra TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Fatih Kemal Ebiçlioğlu ve Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Pamir Karagöz de katılarak değerlendirmelerini paylaştı. Küresel Kadın Zirvesi Türkiye Ev Sahibi Komitesi İletişim Başkanı Doret Habib’in moderatörlüğünde gerçekleşen toplantıda, zirvenin Türkiye Ev Sahibi Komitesi ise G20 bünyesinde kurulan W20’nin kurucusu ve ABB Türkiye Yönetim Kurulu Başkan Vekili Dr. Gülden Türktan tarafından tanıtıldı.

    Toplantıda konuşan TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Fatih Kemal Ebiçlioğlu, “Tüm dünyada, kadınların karşılaştığı sorunlar bir yandan birbirine benzese de kendine özgü yerel dinamiklerle de şekillenmekte. O nedenle kadınların birbirinden öğrendiği, ilham aldığı ve aynı zamanda tüm paydaşlara seslenerek farkındalık yarattığı küresel ölçekteki tüm çalışmalar, dönüşümü hızlandırmak ve eşitliği sağlamak için çok kıymetli. Global Summit of Women toplantısının Türkiye’de gerçekleştirilmesinden büyük memnuniyet duyuyoruz. 35 yıldır kadınların ekonomik ve sosyal hayattaki konumunu güçlendiren ve destekleyen bu önemli platforma ülkemizin ikinci kez ev sahipliği yapmasını çok kıymetli buluyoruz” dedi.

    Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Pamir Karagöz ise konuşmasında, “Kadınların potansiyelini tam anlamıyla ortaya çıkaran bir sermaye piyasası yapısı; yalnızca bireyler için değil, ülke ekonomisi için de daha güçlü, daha dengeli ve daha sürdürülebilir bir gelecek anlamına gelir. Kadınların ekonomik hayata, özellikle de karar alma süreçlerine güçlü katılımı yalnızca bir eşitlik meselesi değil, sürdürülebilir büyümenin temel unsurlarından biridir. Bu nedenle yönetimde kadın temsilinin artırılması için kota uygulamalarının hayata geçirilmesi büyük önem taşımaktadır. İstanbul’da düzenlenecek Küresel Kadın Zirvesi kapsamında yürütülen çalışmaların bu dönüşümün önemli bir parçası olduğuna inanıyoruz ve teşekkür ediyoruz” dedi.

    Tema: “Kadınlar: Cesur Bir Geleceğe Köprüler Kurmak”

    Zirvenin “Kadınlar: Cesur Bir Geleceğe Köprüler Kurmak” teması, otuz yılı aşkın süredir zirvenin üstlendiği temel rolü yansıtıyor: İş dünyasındaki kadınları sınırların ötesinde birbirine bağlayarak küresel pazarın aktif oyuncuları haline getirmek. Türkiye’nin Doğu ile Batı arasında bir köprü konumunda olması, küresel gerilimlerin arttığı bir dönemde bu bağlantı kurma rolüyle örtüşüyor. Küresel Kadın Zirvesi Başkanı Irene Natividad, “Birçok ülkede, Christine Lagarde’ın (Avrupa Merkez Bankası Başkanı) son zirvede ‘annelerimizin ve anneannelerimizin uğruna savaştığı kadın haklarına yönelik küresel bir geri çekilme’ olarak tanımladığı bir dönem yaşanıyor. Böyle bir ortamda, KOBİ’ler küresel ekonominin bel kemiğini oluşturuyor ve bu işletmelerin yüzde 34’ü kadınlara ait. Türkiye’de de kadın girişimciliğini destekleyen iş dünyası, kamu ve sivil toplumdan oluşan güçlü bir ekosistemin bulunması umut verici. Ayrıca Borsa İstanbul’da işlem gören 31 büyük halka açık şirketin kadın CEO’lara sahip olması da takdiri hak ediyor; bu oran birçok ülkeden daha yüksek. Dünya Bankası raporları da hem Türkiye’de hem de dünyada kadınların son on yıllarda ulusal GSYH artışına önemli katkı sağladığını gösteriyor. Bu nedenle kadınlar geleceğin ekonomisinde girişimci, çalışan, yönetici, tüketici ve yatırımcı olarak kritik rol üstlenecek” diye konuştu.

    Zirve’nin Öne Çıkan Bazı Başlıkları

    4-6 Haziran 2026 tarihleri arasında İstanbul Hilton Bomonti Otel’de düzenlenecek olan Küresel Kadın Zirvesi 2026, e-ticaretin hızla geliştiği ve teknolojinin ekonominin her alanını dönüştürdüğü yeni küresel pazarda kadınların rolüne odaklanacak:

    • 3 Haziran’da Borsa İstanbul’da gerçekleştirilecek Piyasa Açılışı ve “Kadın CEO’lar: Küresel Bir Rapor” başlıklı 2026 raporunun açıklanması.

    • Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın ev sahipliğinde düzenlenecek ve 30’dan fazla kadın bakan ile hükümet yetkilisinin katılacağı Zirve öncesi “Bakanlar Yuvarlak Masa Toplantısı”. Toplantıda kadınların ve kız çocuklarının ilerlemesine yönelik kamu-özel sektör iş birlikleri ele alınacak.

    • Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği Başkanı Pamir Karagöz’ün katılımıyla gerçekleştirilecek “Türkiye ile İş Yapmak” başlıklı açılış oturumu. Oturumda yatırım fırsatları ve iş ortaklıkları gündeme gelecek.

    • Kazakistan, Kamboçya ve Vietnam’dan kadın girişimciler ile Türkiye’den kadın girişimciler arasında düzenlenecek B2B (işletmeden işletmeye) görüşmeler.

    • Siemens, Nestlé ve Unilever Türkiye CEO’ları ile Fransa’dan Bureau Veritas bölgesel başkanının katılacağı “Değer Temelli Liderlik” başlıklı Erkek CEO Forumu.

    • Boeing Türkiye, Hepsiburada, Kazakistan Halyk Bank ve ABD merkezli Velcro Inc. CEO’larının yer alacağı “Türbülanslı Dönemlerde Şirketlere Liderlik Etmek” başlıklı Kadın CEO Forumu.

    COVID sonrası dönemde değişen küresel ekonomide kadınlar için ekonomik eşitliğin nasıl güçlendirilebileceğine dair dinamik, veri odaklı ve ilham verici bir küresel forumun bizi beklediğini açıklayan Küresel Kadın Zirvesi Başkanı Irene Natividad, açıklamalarını; “Türkiye Ev Sahibi Komitesi, İstanbul’da düzenlenecek zirveye yönelik büyük bir heyecan yarattı. Katılımcılar bu tarihi, sanatsal ve aynı zamanda modern ülkeyi yakından deneyimleme fırsatı bulacak” sözleriyle tamamladı.

  • Liman, Demiryolu ve Sanayi Entegrasyonu Sakarya’yı Üst Lige Taşıyacak

    Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Mart Ayı Olağan Meclis Toplantısı Meclis Başkanı Erdem Ercan Başkanlığında Yönetim Kurulu Başkanı A. Akgün Altuğ, Yönetim Kurulu Üyeleri ve Meclis Üyelerinin katılımıyla Erol Öztürk Hacıeyüpoğlu Meclis Toplantı Salonu’nda gerçekleştirildi.

    Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Meclis Başkanı Erdem Ercan şunları dile getirdi: “

    Katar Silahlı Kuvvetleri’ne ait bir helikopterin eğitim faaliyeti sırasında düşmesi sonucu şehit düşen Türk Silahlı Kuvvetleri personelimize ve ASELSAN çalışanlarımıza Allah’tan rahmet; ailelerine, sevenlerine ve milletimize baş sağlığı diliyorum.

    Öğrencisinin acımasız bir saldırısıyla aramızdan ayrılan Fatma Nur Çelik öğretmenimize Meclisimiz adına Allah’tan rahmet; kederli ailesine, sevenlerine ve tüm eğitim camiasına sabır diliyor, şiddetin her türlüsüne karşı olduğumuzun bir kez daha altını çiziyorum. Camiamızdan hasta olan arkadaşlarımıza acil şifalar, vefat edenlere ve yakınlarına Meclisimiz adına Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır diliyorum.” dedi.

    Toplantının devamında yoklama ve gündem maddelerinin oylanmasına geçildi. 1242 nolu Meclis oturumuna ait tutanak görüşülerek oy birliği ile kabul edildi. Şubat ayı Kat’i Mizan ve ekleri ile Bütçe İzleme Raporu, Hesapları İnceleme Komisyonu Başkanı Tuncay Cebeci’nin sunumunun ardından oylanarak, meclis üyeleri tarafından tasdik edildi.

    Meclis Toplantısının devamında ülke ve ekonomi gündemi hakkında değerlendirmede bulunmak ve Yönetim Kurulu’nun aylık faaliyetleriyle ilgili bilgi vermek üzere kürsüye gelen SATSO Yönetim Kurulu Başkanı A. Akgün Altuğ şunları dile getirdi;

    Genel Değerlendirme

    Son dönemde küresel ekonomi belki de modern çağın en çetin sınavlarından birini veriyor. Artık öyle bir dönemdeyiz ki; bir iş insanı olarak sabah uyandığınızda sadece kura, enflasyon verisine veya faiz kararına bakmanız yetmiyor.

    Artık haritayı önünüze açıp, jeopolitik dengeleri de analiz etmek ve bunları yakından izlemek zorundayız. Özellikle Orta Doğu’da aylardır süren gerginlik, bize bir gerçeği çok sert hatırlattı: huzurun olmadığı yerde, hesap da tutmuyor. Mart ayının sonuna gelirken İran ile İsrail arasındaki o bildiğimiz gerilim, maalesef ABD’nin de girmesiyle bölgesel bir savaşa dönüştü ve bu durum mutfağımızdaki enerji maliyetinden, cebimizdeki finansal varlıklara kadar her yere sirayet etti. Bugün hürmüz boğazı çevresindeki riskler arttıkça, petrol akışı aksıyor.

    Bu da başta Asya ve Avrupa olmak üzere tüm dünyada enerji fiyatlarını yukarı doğru itiyor. Goldman Sachs’ın 17 Mart tarihli analizinde ise Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalması durumunda brent petrolünün ortalama 98 dolar civarında seyredeceği, ancak uzun kesintilerde fiyatların 150 dolar seviyesine kadar tırmanabileceği öngörülüyor. Bu tablo, küresel büyümede yaklaşık 0,3 puanlık gerileme riski yaratıyor.

    IMF verileri net: enerji fiyatlarında kalıcı bir %10’luk artış demek, dünya genelinde enflasyonun 40 baz puan artması, büyümenin ise %0,2 yavaşlaması demek. ABD merkez bankası, haziran ve eylül aylarında olası faiz indirimlerinin kapsamını yeniden değerlendirmeye alırken; Avrupa Merkez Bankası da enerji kaynaklı enflasyon baskılarını izlemeye devam ediyor.

    Ancak burada asıl mesele sadece matematiksel veriler değil. Rakamların bu denli savrulmasının ardında küresel sistemin koruyucusu olduğunu iddia eden ABD gibi güçlerin, kuralları ve kaideleri hiçe sayan keyfi tavırları uluslararası ticaretin güven zeminini yerle bir ediyor.

    Artık karşımızda hukukun üstünlüğüyle işleyen bir piyasa değil, ‘güçlü olanın kuralı o an yazdığı’ ve jeopolitik çıkarlar uğruna küresel refahın feda edildiği, kaotik bir düzen var. Diğer taraftan çoğumuz, enerji krizini sadece “akaryakıt zammı” sanıyoruz. Ama aslında bu kriz, kullandığımız yapay zekayı ve dijital dünyayı da vuruyor. Bugün devasa veri merkezleri o kadar çok enerji tüketiyor ki, enerji fiyatındaki her artış dijital işlem maliyetlerimizi de sessizce yukarı çekiyor. Yani kriz, sadece depomuzda değil, cebimizdeki telefonun işlem gücünde bile hissediliyor.

    Türkiye Ekonomisi

    Peki, bu devasa küresel dalgalanma Türkiye’ye nasıl yansıyor? Enerji ithalatçısı bir ülke olarak, küresel petrol ve gaz fiyatlarındaki her kuruşluk artış, bizim dış ticaret dengemizi ve enflasyonla mücadelemizi doğrudan zorlaştırıyor. Ancak Türkiye, bu süreci sadece “izleyen” değil, “yöneten” bir aktör olmalı. Sahip olduğumuz esneklik ve stratejik avantajlara odaklanmalıyız.

    Türkiye ekonomisi tam 22 çeyrektir aralıksız büyüyor; bu önemli bir başarı. Ancak 2026 yılında da bu ivmeyi sürdürmek daha zor. Bölgedeki savaş, bu büyüme yolunu ciddi anlamda “engebeli” hale getirdi. Bu yılki büyümenin kalıcılığı, tamamen bu krizin süresine ve bizim dış şoklara vereceğimiz tepkiye bağlı. Bu fırtınayı hasarsız atlatmanın tek yolu, gerçekçi bir ekonomi yönetimidir. Küresel türbülansın etkilerini asgariye indirmek için; sıkı para politikasının kararlılıkla sürdürülmesi, mali disiplinden asla taviz verilmemesi, dış dünyaya karşı güvenilirliğimizin teminatıdır.

    Diğer taraftan riskler büyük olsa da, elimizde güçlü enstrümanlar da var. Mesela; dünya enerji yollarında kriz yaşanırken, Türkiye sahip olduğu boru hatları ve lojistik altyapısıyla “güvenli liman” ve “enerji merkezi” olma vizyonu ile ilerlemeli.

    Bununla birlikte savunma sanayiimiz sadece bir güvenlik meselesi değil, aynı zamanda yüksek teknoloji üreten ve ihraç eden bir ekonomik güç. Bu sektör, Türkiye’ye küresel masada çok stratejik bir “diplomatik kaldıraç” ve ciddi bir döviz girdisi sağlıyor.

    Bir de Uzak Doğu’dan gelen lojistik hatlarının riskli hale gelmesi, Avrupalı dev markalar için Türkiye’yi önemli bir merkez kılıyor. Özellikle lojistikte yaşanan aksamalar birçok sektörde Türkiye’yi Avrupa’nın en büyük üretim alternatifi haline getirebilir. Şunu tekrar ifade edeyim: enerji fiyatlarındaki artışın sadece ulaşım ve ısınma maliyetlerini etkilediğini düşünmek büyük bir yanılgı olur; bu kriz aslında dijital dünyayı da derinden sarsıyor. Bugün devasa veri merkezlerinin yıllık enerji tüketimi, bazı orta ölçekli ülkelerin toplam tüketimini aşmış durumda.

    Su Verimliliği

    Bu konuyla paralel olarak dün, dünya su günü vesilesiyle gerçekleştirdiğimiz Sürdürülebilirlik Konferansı’nda da altını çizdiğimiz gibi; suyun geleceği, aslında enerjinin de geleceğidir.  Bugün bir fabrikayı ‘akıllı’ yapan şey, sadece elektriği tasarruflu kullanması değil, aynı zamanda her bir damla suyun değerini bilen kapalı devre arıtma sistemlerini ve geri dönüşüm teknolojilerini devreye almasıdır.

    Su krizi kapıdayken, enerji verimliliği ile su tasarrufunu birbirinden ayrı düşünemeyiz. Sakarya olarak bu konuda bilinçli ilerlediğimizi düşünüyorum. Büyükşehir belediyemizin en kıymetli su kaynağımız sapanca gölü ile ilgili çalışmaları da ortada. Kendilerini sonuna kadar destekliyoruz.

    Dünyada yaşanan bu süreci örneğin 3. Dünya savaşı olarak okursak tarih bize defalarca gösterdi ki: savaşın galibi yoktur. Çatışmanın olduğu yerde ne sermaye çiçek açabilir ne de emek karşılığını bulabilir. Bugün Hürmüz Boğazı’ndaki gergin bekleyiş, aslında sadece petrol varillerinin değil, bir çocuğun eğitiminin, bir gencin iş hayalinin ve bir ülkenin on yıllarca ilmik ilmik ördüğü büyüme momentumunun sınavıdır. Unutmayalım ki; ekonomi rakamlardan ibaret değildir, ekonomi hayattır ve hayat, ancak barışın gölgesinde yeşerir.

    Dış ticaret verileri

    TİM tarafından açıklanan verilere göre; ilimiz şubat ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde %7.1’lik artış, ocak ayına kıyasla ise yüzde 30.3’lük bir düşüşle 390 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Kümülatif ihracatımız geçtiğimiz yılın aynı dönemine kıyasla %17.8 artış gösterdi. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise %176 olarak gerçekleşti.

    ‘Made in EU’

    Türkiye, artık resmen ‘Made in EU’ (Avrupa Malı) düzenlemesi kapsamına alındı. Biliyorsunuz; yıl başında ab ile Hindistan arasında imzalanan anlaşma, rekabet gücümüz adına hepimizi endişelendirmişti. Ancak yeşil mutabakat ve sınırda karbon düzenlemesi gibi süreçlerde sergilediğimiz titizlik, bugün meyvesini verdi. Bu yeni düzenleme, o endişelere verilmiş en güçlü ve haklı cevaptır. Artık ürünlerimiz, Avrupa pazarına hiçbir kısıtlama olmaksızın Avrupa malı etiketiyle girebilecek.

    Bu sadece bir etiket değişimi değil; Türkiye’nin Avrupa üretim ekosistemindeki ayrılmaz yerinin tescilidir. Bu fırsat, hem rekabet gücümüzü artıracak hem de ülkemize nitelikli yatırımları çekecektir. Artık sadece bir ‘tedarikçi’ değil, Avrupa üretim zincirinin ana merkezlerinden biriyiz.

    Sanayi Sıçraması

    Ancak bu fırsat penceresinden geçmek için sadece mevcut yapımızı korumak, ayakta tutmak yetmez. Bunun yerine, sanayiyi yeni nesil bir anlayışla baştan tasarlamak zorundayız. Türkiye, sanayi basamaklarını birer birer tırmanan bir ülke olmanın ötesine geçmeli gerçek anlamda bir ‘sanayi sıçraması’ gerçekleştirerek lig atlamalıdır.  Bu sıçrama sadece daha fazla üretmek değil, daha akıllı, daha yeşil ve daha katma değerli üretmek demektir. Hedefimiz, küresel tedarik zincirinde ‘sipariş bekleyen’ bir halka olmak değil, o zincirin bizzat tasarımcısı ve oyun kurucusu konumuna yükselmektir.

    Sanayinin Demiryoluna Entegrasyonu

    Bildiğiniz gibi karasu demiryolu projesi 12 yıldır atıl bir durumdaydı. Geçtiğimiz yıl ihalesi tekrar yapıldı ve çalışmalar da resmi olarak başladı. Bizler de bu gelişmeyle birlikte demiryolunun sanayi bölgeleriyle entegrasyonu konusunu gündeme getirdik.

    Karasu demiryolumuz aynı zamanda karasu limanıyla da entegre edilecek. Demiryolu en ucuz, en uygun ve en fizıbıl taşıma operasyonudur. Bu projenin sanayi bölgeleriyle de bağlantılı olması ciddi bir kazanım ve lojistik güç sağlayacaktır.

    Şehrimizin ve ülkemizin önemli ihracatçılarından olan Toyota’nın da demiryolu bağlantısı ihtiyacı var, yıllardır dile getiriyor. Üretilen araçları karayoluyla limanlara taşımaktansa demiryolu ile limanlara ve Avrupa’ya sevk etmek ciddi bir rekabet avantajı yaratacaktır.

    Bu önemli konu TOBB Ulaşım ve Lojistik sektör meclisinin de ana gündeminde yer almış durumda. Meclis üyemiz yiğit ateş de odamızı temsilen o mecliste yer alıyor ve kendisi bakanlığa bu konu ile ilgili bir sunum gerçekleştirdi. TOBB’dan da bu önerimize ciddi destek var. Çünkü bu projeye Çin ve Avrupa arasını Zengezur koridorundan birbirine bağlayacak önemli bir proje olarak bakılıyor.

    Uluslararası anlamda da önemli kazanımları beraberinde getirmesi bekleniyor. Oda olarak bu konunun üzerine gideceğiz.  Demiryolu güzergahında planladığımız lojistik OSB’mizin de demiryolu projesi ile eş zamanlı tamamlanması şehrimizin lojistik üs anlamında stratejik konumunu güçlendirecek.

    E-Haciz

    Geçtiğimiz meclis toplantımızda dile getirdiğimiz ve ay içerisinde gündeme taşıdığımız e-haciz konusuna bir kez daha değinmek istiyorum. Bu ciddi bir konu ve iş insanlarına hiçbir hareket imkanı tanımıyor. Bir tuşla koyulan E-Hacizi kaldırmak için de ciddi mesai harcanıyor.

    Borcun meblağı düşük olsa da tüm hesaplara, kartlara tedbir uygulanması günlük iş akışıyla uyuşmuyor. Uygulamanın uygulanış biçiminin değişmesi gerekiyor. E-haciz son başvuru yöntemi olmalıdır. Bunu TOBB’a da ilettik.

    Trafik Cezaları

    Bir de trafik cezaları var. Bu konuda çok telefon geliyor. Son dönemde artan trafik cezaları ve denetim uygulamaları, ne yazık ki amacını aşıyor. Ciddi bir mağduriyet oluşturmaya başladı. Elbette trafik güvenliği ve kurallar önemlidir. Ancak ekonomik zorluklarla mücadele eden üyelerimiz için bu cezalar, bir mali yük haline geldi. Denetimlerin cezalandırıcı değil, eğitici ve ticari hayatın sürekliliğini gözetici bir anlayışla yürütülmesini bekliyoruz.

    Vergi Denetimleri

    İş dünyamızın omuzlarındaki bir başka ağır yük de vergi denetimleri… Hazine ve maliye bakanlığı vergi denetim kurulu (VDK), lüks harcamalar ile beyan edilen gelirler arasındaki uyumsuzluğa yönelik çok geniş kapsamlı bir inceleme başlattı. Risk Analiz Merkezi’nin verilerine göre, 16 bin 300 mükellef mercek altında.

    Kredi kartı harcamalarından gayrimenkul alımlarına kadar her detay izahata çağrılıyor. Elbette kayıt dışı ile mücadeleyi ve vergi adaletini hepimiz destekliyoruz ancak sahadan aldığımız geri bildirimler, üyelerimizin bu süreçte ciddi bir mağduriyetle karşı karşıya olduğunu gösteriyor.

    Çünkü hepimiz biliyoruz ki; ticaretin doğası gereği her harcamanın kaynağını yıllar sonra bile ‘bire bir evrakla’ ispatlamak her zaman mümkün olmuyor. Evrak eksikliği veya teknik detaylar nedeniyle iş insanlarımız, telafisi güç vergi zayi cezalarıyla karşı karşıya kalıyor. Buradan yetkililere de bir çağrıda bulunmak isterim: denetimler, dürüst mükellefi cezalandıran veya iş dünyasını üretimden soğutan bir sürece dönüşmemelidir. İradeden beklentimiz; mükellefin izahatlarını hakkaniyetle değerlendiren, mağduriyetleri önleyen ve yapıcı bir denetim modelinin işletilmesidir. Üretim gücümüzü korumak istiyorsak, vergi sistemimizi de cezalandırıcı değil, teşvik edici ve gerçekçi bir zeminde tutmak zorundayız.

    Öğretmen Cinayeti

    Cezalar, denetimler bir tarafa toplumsal yozlaşma da göz ardı edilemeyecek bir noktaya da gelmiş durumda. Biz burada sadece ekonomik bir mağduriyeti değil, toplumsal bir sızıyı da paylaşmak zorundayız.  Asıl tehlikenin ekonomik sıkıntılar değil, toplumsal çözülme ve derin bir “değerler erozyonu” olduğunu üzülerek izliyoruz.

    Geçtiğimiz haftalarda hayattan koparılan öğretmenimizin ve Sakaryalı futbolcumuzun acısı hala yüreğimizde. Allah’tan rahmet, kederli ailesine ve eğitim camiamıza başsağlığı diliyorum.

    Yerli Malı Tebliği

    Ülkemizi dışa bağımlılığını azaltmak adına bu yılın başında önemli bir adım atıldı ve “yeni yerli malı tebliği” yürürlüğe girdi. Odamız, bu yeni dönemde de yerli üretimin tescili noktasında belge düzenlemeye devam ediyor. Burada özellikle otomotiv sektörümüzü ve tedarik zincirimizi ilgilendiren bir hatırlatmam var:

    Artık kamu alımlarında ve engelli vatandaşlarımızın araç edinimlerinde, bakanlığın ilan ettiği “motorlu araçlar yerli katkı oranı beyanları” esas alınacak. Üretimde istikrarın bozulmaması için otomotiv sektörüne 1 temmuz 2026 tarihine kadar geçiş süreci tanındı.Bu konuda odamız sanayi müdürlüğü üyelerimizin sürece doğru ve hızlı şekilde adapte olmasına destek olmak amacıyla yeni yerli malı belgesi ile ilgili bilgilendirme ve başvuru yöntemlerine yönelik firmalarımıza birebir bilgilendirme toplantıları düzenliyor. Araç üretim sürecinde yer alan tüm tedarikçi üyelerimiz, odamız sanayi müdürlüğü ile iletişime geçebilirler.

    Gündem maddelerinin müzakere edildiği toplantının “Yönetim Kurulunun Aylık Faaliyetleri” maddesinde söz alan; Maddede söz alan:

    33. Meslek Komitesi (Makine ve Otomasyon Sistemleri Üreticileri) Meclis Üyesi Günay GÜNEŞ, “

    Büyükşehir Belediye Başkanımızın hepimizin geleceğine yönelik çalışmalarını içeren sunumu çok keyifli ve güzeldi kendisine teşekkür ediyorum. Kendisi konuşmasında “Ayrıştıran kaybetmeye mahkumdur,” dedi. Biz de burada ayrıştırmamalıyız. Sayın başkanımızın seçim sürecinden sonra ayrıştırmadan süreç geçireceğiz diye bir değerlendirmesi vardı. Teşekkür ediyorum. Ama söylemle eylem her zaman aynı olmuyor.   Ramazan Ayı elbette iftar programlarıyla geçti. Akgün başkanımız da birçok iftara katıldı, ancak bir konuyu kınıyorum: mikrofondan kimse bir komite için oy isteyemez. 20 bin üyesi olan bir STK başkanı kimse için oy istememelidir. Bu bizi ayrıştırır işte; seçim süreci başladı ve bu ayrıştırmalardan vazgeçelim.” dedi.

    Gündem maddelerinin müzakere edildiği toplantının devamında “Meslek Komitelerinin Sorunlarının Görüşülmesi” Maddesine geçildi. Maddede söz alan:

    29. Meslek Komitesi (Eğitim ve Öğretim Faaliyetleri) Meclis Üyesi Kenan TAÇYILDIZ, “2 Mart’ta bir öğretmenimiz katledildi. Sosyal medyada öğretmenlerin öğrenciler tarafından tiye alınması, veliler tarafından darp edilmesini görüyoruz. Bize ne oldu diye düşünmemiz gerekir. Okullarda önlem alınması gerekir. Okullar eğitim- öğretim yeridir. Bakanlığımız gerekli önlemleri alacağına inanıyorum.

    Değerli velilerimiz çocuklarını seviyorlar ve biz öğretmenler de onları onlar kadar seviyoruz. Bizler çocuklarımızın reel hayata hazırlanması için çabalıyoruz ancak velilerimiz çok duygusal davranabiliyor. Maalesef velilerimiz çocuklarına yeteri kadar hata yapma, hayal kurma imkanı vermiyor. Çocuklar serbest bırakılmalıdır. Onların öğretmeni biziz. Sizler anne-baba olun, bizler öğretmenlik yapalım.

    12 Mart’ta istiklal marşımızın kabul gününde kendini bilmez bazı idareciler bu ülkenin temiz çocuklarını alet ederek mili maşımızı farklı dille okuttular. Kendilerini kınıyorum. Hoşgörüyle bakılacak bir olay değildir. Hepimizi ilgilendiren ancak alışılmış çaresizliğimiz var: elektrik kesintileri. Bu konuya hiçbir şey yapamıyoruz. Elektik şirketine hiçbir yaptırım uygulanamıyor. Bayramda bile elektrik kesintileri yaşadık. Bu son bulmalıdır.” diye konuştu.

    7. Meslek Komitesi (Isıtma, Soğutma ve Mekanik Tesisatçılar) Meclis Üyesi Adem BİLGEN, “Sakarya’mızda yeni el değiştiren gaz dağıtım şirketiyle alakalı ciddi sorunlar yaşıyoruz. Geçiş sürecinde elbette bir operasyon süreci yaşanabilir. Bizler de firmalar olarak buna destek olabiliriz. Ancak tesisat firmaları olarak bizler karşımızda profesyonel iletişim kuracak birini bulamıyoruz. Firmada kararlar merkezden alınıyor. Yakında bir randevu talep ettik. Üyelerimizin sahipsiz olmadığını, EPDK kuralları çerçevesinde belirli haklarımız olduğunu hatırlatmak istiyoruz.” dedi.

    16. Meslek Komitesi (Sigortacılık ve Finans) Meclis Üyesi Zafer YILDIRIM, “Ülkemizde en çok kazanan sektörler hep aynı. Ancak herkesin en çok kazancı da gideri de maalesef faiz. Bankalar, kredi kooperatifleri, yatırım şirketleri arasında sigorta acenteleri ve şirketleri de gösteriliyor ancak bizim payımız ise bunda 10 binde 3’e tekabül ediyor. Adalet eşitlik ve mesleğin devamlılığı adına destekler bekliyoruz. Sektör olarak NACE kodu düzenlemesi, sigorta acentelerinin doğru konumlandırılarak desteklere erişebilmesi gerekiyor. TOBB’dan bu konularda destek bekliyoruz. Her kesimde ciddi bir geçim problemi var. SGK, vergi dairelerinden sürekli e-haciz bildirimi geliyor. Devlet özel fark etmeksizin bankalar hep alma derdindeler. Firma sayısında artış gözükse de sicili bozuk firmalar bölünüyor. Artık iş dünyasının yönlendirmelerinin itibar sayıldığı bir ortam sağlanmalıdır.” dedi.

    19. Meslek Komitesi (Ulaşım ve Taşımacılık Grubu) Meclis Üyesi Yunus Emre ELBEK, “Komite olarak istişare toplantısı tertipledik ve üyelerimizden birçok talep var. Taşımacılık sektörü özel-devlet firmalarıyla çalışıyor. Özel firmalarla yapılan sözleşmelerde fiyat farkı yakıt farkı maddesi koyulabiliyor. Devlet kurumlarında ise bu mümkün olmuyor. Bu sağlıklı bir devamlılık sağlamıyor. Şehrimizde “S” plaka uygulamasında personel plakası yapılan araçla öğrenci taşımacılığı yapılamaz deniyor. Bize personel taşımacılığı için ayrı öğrenci taşımacılığı için ayrı araçlar ve plakalar alınması söyleniyor. Bu reel piyasada pek mümkün olmayan bir uygulamadır. Maliyetler bu şekilde içinden çıkılmaz bir hal alabilir.” ifadelerini kullandı.

    22. Meslek Komitesi (Otomotiv ve Yan Sanayi) Meclis Üyesi Yiğit ATEŞ, “Karasu limanımızın raylı sistem ile OSB’lere bağlanması için Akgün Başkanımızla ciddi girişimlerde bulunduk. TOBB ulaşım sektör meclisinde bakanlığa bu konuda detaylı bir sunum yaptık ve çok hızlı aksiyon alındı, liman ile ulusal demiryolu ağının 2028’e kadar bağlanacağı sözü aldık.

    Bu proje çok önemli. Ticarette yeni bir İpekyolu projesi var. Çin ile Londra arasında Süveyş kanalından 46 gün süren lojistik macera 16 güne iniyor. Burada en kritik yerlerden biri Zengezur koridorundan bir ağ oluşturuluyor. Bu koridorun Kars ile birleşmesi ulusal demiryolu ağına eklenmesi demektir. Karasu Limanımız ile bu entegrasyonunun sağlanması çok önemli bir kazançtır. 1 Ocak itibariyle sınırda karbon mekanizması başladı. Karbon kazanımından dolayı bu demiryolu projesi çok kazanç sağlayacaktır.” dedi.

    17. Meslek Komitesi (Kooperatifler, Enerji Altyapı ve Hafriyatçılar) Meclis Üyesi Adnan BORAZANCIOĞLU, “Şartlar ve bürokrasi artık daha da zorlaşıyor. TOBB’dan bir yazı geldi ve yıldırımdan korunma sistemleri teknik şartnamesinin yeniden yazılmasıyla ilgili görüş istendi. Yazının talebi 12 Mart, bize gelişi 17 Mart, görüşlerin bildirilme son tarihi de 26 Mart. 198 sayfalık bir şartname ve çok önemli. Ancak nedense hep -mış -muş ile ilerliyoruz. Gelecekte ayağımızı bağlayacak ciddi sıkıntılar var.

    Yönetimimizden 2 ricam olacak: Müşterek meslek komiteleri toplantısı meclis ile aynı gün yapılmasın. Meclis günleri daha planlı ve meclise odaklı ilerlesin.” dedi.

    34. Meslek Komitesi (Müteahhitlik Faaliyetleri) Mensubu Meclis Başkan Yardımcısı Murat EKŞİ, “Bugün müşterek meslek komitelerinde çok verimli toplantı gerçekleştirdik. Bu toplantıların sektörel fayda sağladığını düşünüyorum. AGDAŞ el değiştirdi, AKSA oldu. Akgün Başkanımız da bu geçiş sürecindeki sıkıntılarda sektörlere elinden gelecek her konuda destek olacağını belirtti, teşekkür ederiz.

    Maalesef tüm tesisatı hazır ve sadece dışarıdan AKSA’nın kutu takmasını 2 ay kadar bekleyen projeler ve üyelerimiz var. Bizler sektör olarak onlara karşı yükümlülüklerimizi mecburen yerine getirmek zorundaysak onlar da hizmet vermek zorunda. Bizlerin önünü açmaları gerekiyor.

    Özellikle vergi borcu, SGK nedeniyle firmalar darboğazda. Asıl borç faizlerin 3’te 1’i seviyesinde. Ödemek istese bile faize gücü yetmiyor. Ciddi bir yapılandırma talebi var. Ödeyebilmeleri için devletin bir ödeme planı çıkarması gerekiyor. Bizim oda aidatları ile ilgili de bu şekilde mağduriyet ileten üyelerimiz var. Belki biz yaparız da devletimize örnek oluruz yeni bir hareket başlatmış oluruz.

    Akgün başkanımızı tebrik ediyorum. Başkan adaylığını ilan etmiş. 2022 seçimi öncesinde son döneminiz olduğunu belirtmiştiniz, üyelerden meclis üyelerinden destek istemiştiniz. Günay Bey’in de konuşmasında birçok kısma katılıyorum. O programa SATSO Başkanı kimliği ile katıldığınız ve adaylığınızı orada açıkladığınız için Günay bey bu şekilde düşünmüştür. Akgün başkanımızı seviyoruz, sayıyoruz. Söylediklerinizi dikkate almak zorundayız. Siz de özen gösterirseniz daha birlik beraberlik içinde süreci götürürüz.

    31. Meslek Komitesi (Bilişim ve Telekomünikasyon) Meclis Üyesi Behlül BAYRAK, “Dünyada devam eden bu sancılı savaş süreç tüm sektörleri zorladı. Özellikle ithalat firmalarını. Yoğun bir dengesizlik var. Özellikle bir telefon markası cihaz tamirlerinin 6 aya ulaşabileceğini belirtmiş.

    Komite olarak yaptığımız multimedya ve ses sistemleri konusundaki basın duyurumuza çok ilgi oldu, sektörümüz de bundan çok dertli. Ülkenin bizim gibi her ilinden harekete geçen odalarla birlikte hükümetimiz askıya aldı.

    Finans problemleri, ödeme sıkıntıları da maalesef çoğaldı. Bizler bu ürüne taksit de yapamıyoruz, tüketici de mağduriyet yaşıyor. Tüketici hakem heyetlerinden gelen icralar yüzünden TOBB desteğiyle mevzu bahis meblağ kadar bloke uygulanması kararı alındı, hayırlı olsun. Maalesef bu konularda ciddi ve yavaş bir bürokrasi de işliyor.

    Seçim dönemine giriyoruz. Hepimiz sektörlerimiz için buradayız. Kürsüden mümkünse yönetime sirayet edecek konular bırakıp sadece sektörlerimizi konuşmalıyız. Kürsüden icraatları eleştirip, sektör odaklı sorunlarımızı iletmeliyiz.” ifadelerini kullandı.

    21. Meslek Komitesi (Otomotiv ve Yedek Parça Ticareti) Meclis Üyesi Ahmet Öztürk HACIEYÜPOĞLU, “

    İkinci el ticareti yapan yetkili firmalarda eksper raporunu ibraz etmek zorunlu. Şahıstan şahsa yapılan ticarette ise zorunluluk yok. Ancak mağduriyet bireysel satışlarda daha çok. Ekspertiz raporunun kanunen geçerli olması için firmanın tse 13805 yeterlilik belgesine sahip olması gerekiyor. Tüketicilerin mağduriyet yaşamaması adına bu sertifikalı firmalardan hizmet almalı. Olmadığı takdirde noterler belge yok diye kabul ederek kanuni hak kapısını da kapatmaktadır.

    E-haciz konusu anayasadaki eşitlik ilkesine aykırıdır. Hakim güç devlet istediği zaman istediği haczi yapıyor. Bizim alacaklarımız için de icra dairelerine yetki verip bizim alacaklarımızı da tahsil edip bize teslim etsinler. Firmalardaki personel borçlarından dolayı da firmalara ödeme emri gelmesi de yanlıştır.

    İş dünyasında yeşil pasaport ihtiyacı var. ATO’dan bir tavsiye vardı: 15 yıl düzenli vergi ve SGK ödemesini düzenli veren, devlete borcu bulunmayan iş insanlarına yeşil pasaport verilmeli talebini doğru buluyorum.

    Odamızda yeni üyelere yönelik düzenli oryantasyon toplantıları yapılıyor. Bu toplantılara komite ve meclis üyelerinin de davet edilmesi iyi olabilir. Tanışma etkinliği olur” dedi.

    Başkan Altuğ Kapanış Değerlendirme

    Meclis üyelerinin konuşmasının ardından değerlendirme yapmak üzere kürsüye gelen SATSO Yönetim Kurulu Başkanı A. Akgün ALTUĞ, “Meclis Üyelerimizin çok kıymetli değerlendirmeleri ve sektörleri için önem arz sorunları var. Bizler yönetim olarak çok önemsiyoruz. Bu sorunların komite olarak da karara dökülmesi işimizi resmi olarak da çok daha kolaylaştıracaktır, tüm komitelerimizden karar almasını bekliyoruz.

    SEDAŞ’ta yönetim değişti, AGDAŞ ise el değiştirerek AKSA oldu. İki kurumdan da randevu talep ettik. İlgili meslek komiteleriyle beraber ziyarete gideceğiz. Komitelerimizden de bu kurumlar ile ilgili sorunlarını iletmelerini istedik. En azından bize uzun bir toplantı ayarlayıp orada konuları değerlendireceğiz.

    Biz icra makamı değiliz. Biz sizlerin taleplerinizi, dileklerinizi, isteklerinizi yerlerine iletmekle mükellefiz. Yani sizlerin avukatıyız. Bu avukatlığı yapmaya da devam edeceğiz.

    Konuşulmaya devam eden tüm konuları TOBB’a tekrar tekrar yazacağız. Üye orantasyon programlarımız devam edecek ve bunları duyuruyoruz. Talep eden tüm meclis ve komite üyelerimiz gelebilir.

    Başkan Altuğ; “Seçim Sürecine Giriyoruz”

    Başkan Altuğ ayrıca Meclis Başkanvekili Murat Ekşi’nin seçim süreci ile ilgili aday olmayacağı söylemini hatırlatmasına istinaden şunları dile getirdi; “Değerli Meclis Üyeleri, bir seçim sürecine giriyoruz. Bir tarafın seçim kazanması benim aday olmamama bağlıysa size Allah kolaylık versin… Burası, bu kürsü bu konuların konuşulacağı yer değil, üyelerimizin sorunları ve şehrimizin geleceğini konuşacağımız yer. Dışarıda herkes etik kurallar dahilinde ne istiyorsa yapabilir. Tabii ki burası SATSO’nun seçilmiş meclis üyelerinden oluşan bir meclis. Bir dahaki dönemde kimlerin meclis üyesi olacağına kıymetli üyelerimiz karar verecektir.” diye cevapladı.