Kategori: Firmalar
Firmalar
-

Yapay Zeka Teknolojide Kuralları Baştan Yazıyor
Yapay Zeka Teknolojide Kuralları Baştan YazıyorUluslararası Ekonomi Zirvesi’nin (UEZ 2026) dördüncü panelinde konuşan sahibinden.com CEO’su Burak Ertaş, teknolojideki dönüşüme atıfta bulunarak, “Yapay zekanın hız kazanmasıyla birlikte, özellikle halka açık teknoloji şirketlerinde yüzde 90’lara varan değer kayıpları yaşandı.” dedi.2012 yılından bu yana Capital, Ekonomist ve Start Up dergileri tarafından düzenlenen Uluslararası Ekonomi Zirvesi (UEZ 2026), bu yıl 15’inci kez Türkiye ve dünyanın saygın siyasetçilerini, iş dünyası liderlerini ve akademisyenlerini ağırlıyor.Bu yıl “Büyük Dönüşüm: Dayanıklı ve Sürdürülebilir Bir Küresel Sisteme Geçişin Pusulası” temasıyla düzenlenen zirvenin ana sponsorluğunu Tera Finans Grubu üstleniyor.Zirvenin dördüncü paneli, “Yapay Zeka İş Yaşamını ve Sektörleri Nasıl Değiştirecek?” başlığıyla düzenlendi. Aydem Enerji CEO’su Serdar Marangoz’un moderatörlüğünü yaptığı panelin sponsoru sahibinden.com oldu. Marangoz, panelin açılışında yaptığı konuşmada, yapay zekanın etki olanının çok geniş olduğunu ve özellikle kurumların yapay zekayı iş süreçlerine adapte etme süreçlerinin daha da önem kazandığını dile getirdi.“İlancılığın GPT’sini geliştirdik”sahibinden.com CEO’su Burak Ertaş, yapay zekanın evrimini değerlendirirken 2018’de makine öğrenimi ve derin öğrenme ile başlayan sürecin bugün radikal bir kırılma noktasına ulaştığını ifade etti.Ertaş, şirketin yapay zeka yolculuğuna ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:“2018 yılında özellikle makine öğrenimi ve derin öğrenme konuları gündeme gelmeye başlamıştı. Bizim köklü bir kültürümüz var: Teknoloji alanında faaliyet gösterdiğimiz için işimizin başkası tarafından elimizden alınma ihtimali her zaman daha yüksek. Bankacılık gibi sektörlerde bir oyuncunun yerini almak kolay değil; ancak bizim gibi teknoloji şirketlerinde bariyerler çok daha düşük. Nitekim yapay zekanın hız kazanmasıyla birlikte, özellikle halka açık teknoloji şirketlerinde yüzde 90’lara varan değer kayıpları yaşandı. ‘Eğer bugün bizim yerimize bir rakip gelse, hangi ürünü ya da hizmeti geliştirerek bizi geride bırakır?’ sorusunu sürekli soruyoruz. Bin kişilik bir organizasyonuz; bunun yaklaşık 350’si teknoloji ve yazılım ekiplerinde çalışıyor. Ancak bu bakış açısı sadece teknoloji ekiplerine değil, tüm organizasyona yayılmış durumda.”Şirket olarak erken dönemde görüntü işleme teknolojilerine yatırım yaptıklarını belirten Ertaş, araç fotoğrafından model tanıma gibi uygulamaların operasyonel verimlilik sağladığını söyledi. Bu teknolojinin zamanla evrilerek ilan giriş süreçlerini otomatikleştirdiğini belirten Ertaş, “Bugün kullanıcı sadece fotoğraf yükleyerek ilan detaylarını büyük ölçüde otomatik oluşturabiliyor. Bu, bizim için önemli bir dönüşüm adımı oldu.” dedi.Son dönemde ise odağın tamamen değiştiğini vurgulayan Ertaş, “Son 1,1-5 yıldır yapay zeka bambaşka bir yere geldi. Artık mesele verimlilik değil, iş modelinin kendisinin dönüşmesi. ‘İlancılığın GPT’si’ni geliştirdik. Şubat ayında bunu lanse ettik. Kullanıcılar platformda doğal dil ile arama yapabiliyor.” ifadelerini kullandı.Yapay zekanın iş gücü üzerindeki etkisine de değinen Ertaş, bu dönüşümün doğrudan bir iş kaybı yaratmaktan ziyade iş yapış biçimlerini değiştireceğini belirterek, müşteriyle temas eden katma değerli alanlarda insan kaynağının yeniden konumlanacağını söyledi.“Asıl mesele teknolojiyi değere dönüştürmek”IBM Türkiye Genel Müdürü Işıl Kılınç Gürtuna, yapay zekanın sadece teknolojik değil, yapısal bir dönüşüm yarattığını vurguladı.Gürtuna, “Yapay zekanın gelişimi yalnızca bir teknoloji değişimi değil; yeni bir altyapı ve yeni bir normalle birlikte dönüşebilme yeteneğinin öne çıktığı bir çağın başlangıcı. Bugün tüm CEO’lar bu gerçeği kabul ediyor, dünya bunu tartışıyor. Ancak kritik mesele, teknolojiye ne kadar hızlı yatırım yaptığımız değil; bu yatırımlardan ne ölçüde fayda sağladığımız ve nasıl değere dönüştürdüğümüz.” dedi.Kurumsal dünyada dönüşümün iki aşamada ilerlediğini belirten Gürtuna, ilk aşamada şirketlerin kendi yapay zeka asistanlarını geliştirerek iç süreçleri optimize ettiğini, ikinci aşamada ise operasyonel derinlik, otomasyon ve karar destek sistemlerinin devreye girdiğini ifade etti.Türkiye’nin bu dönüşümde güçlü bir potansiyele sahip olduğunu belirten Gürtuna, hızlı adaptasyon kabiliyetine rağmen plansız ilerlemenin risk oluşturduğuna dikkat çekti.“Bu dönüşümün geri dönüşü yok”QNB Türkiye CEO’su Ömür Tan ise yapay zekayı yalnızca teknolojik bir kırılma olarak değil, çok katmanlı bir dönüşüm dalgası olarak değerlendirdiklerini ve bu dönüşümden artık geriye dönüşümün mümkün olmadığını söyledi. Bu sürecin ekonomik, kültürel ve hatta jeopolitik etkiler yarattığını vurgulayan Tan, son dönemde yaşanan küresel gelişmelerin de bu dönüşümün kapsamını net biçimde ortaya koyduğunu ifade etti.Ömür Tan, yapay zekayı yeniden keşfetmek yerine buna en iyi şekilde uyum sağlamanın ve adapte olmanın iş süreçleri ve şirketler açısından daha efektif bir yol olacağının altını çizdi.Teknolojinin bankacılık sektörü özelinde etkisine de konuşan Tan, birkaç yıl öncesine kadar yenilikçi kabul edilen birçok teknolojinin bugün temel gereklilik haline geldiğini belirtti.. Özellikle chatbot tarafında yaşanan dönüşüme dikkati çeken Tan, reaktif sistemlerin yerini proaktif, müşteri davranışını öngören ve yönlendiren yapılara bıraktığını söyledi.UEZ 2026 ile ilgili en güncel bilgileri www.uluslararasiekonomizirvesi.org adresinden ve sosyal medya hesaplarından takip edebilirsiniz.Twitter: @UEkonomiZirvesiInstagram: @uluslararasiekonomizirvesiYoutube: Uluslararası Ekonomi ZirvesiFacebook: Uluslararası Ekonomi ZirvesiUluslararası Ekonomi Zirvesi Hakkında: Dünyadan ve Türkiye’den birbirinden değerli konuşmacıları ve iş insanlarını buluşturan Uluslararası Ekonomi Zirvesi (UEZ), Capital, Ekonomist ve Start Up dergileri tarafından düzenleniyor. 2012 yılından bu yana organize edilen etkinlik, sektör liderleri ve medya tarafından ilgiyle takip edilirken birçok yeni fikre ve girişimciye de ışık tutuyor. Geçmiş dönemlerdeki Başbakan Yardımcıları, Ekonomi veMaliye Bakanları, Gıda ve Tarım Bakanları, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Eski Bakanlarının katılımıyla onurlandırdığı; dünyaca ünlü ekonomistleri, şirketlerin CEO ve yöneticilerini ve ayrıca siyaset dünyasından önemli isimleri ağırlayan, Uludağ Ekonomi Zirvesi (eski adıyla), birçok değerli isme ev sahipliği yaptı.Ana Sponsor Tera Group Hakkında: Tera Group, 2005 yılında kurulan ve 20 yıllık büyüme sürecinde Türkiye’nin en kapsamlı yatırım gruplarından biri hâline gelen çok sektörlü bir yatırım ekosistemidir.Finans ve bankacılık, varlık yönetimi, girişim sermayesi, siber güvenlik ve savunma, tarım ve hayvancılık, gayrimenkul ve sürdürülebilir ekonomi alanlarında faaliyet gösteren 26 şirketi bünyesinde barındırır.2025 sonu itibarıyla 5 halka açık şirketi, 6,16 milyar dolar konsolide piyasa değeri ve 2026 ilk çeyrek itibarıyla 211 milyar TL yönetim altındaki varlığa sahip olan şirket, yaklaşık 200 bin yatırımcısıyla ölçeğini, derinliğini ve güvenilirliğini kanıtlamış bir grup kimliğine sahiptir.2025 yılında 16 stratejik satın alma ve yaklaşık 650 milyon dolara yaklaşan toplam anlaşma değerine ulaşan Tera Group, dijital bankacılık, yapay zeka, fintech altyapısı, tarım, temiz enerji ve küresel ödeme teknolojileri alanlarında büyüme iddiasını somutlaştırmıştır.Türkiye’den doğan, küresel sermayenin sınırlarında faaliyet gösteren Tera Group, döngünün ötesini düşünen bir liderlik anlayışı ve kararlı sermaye felsefesiyle yarının ekonomisini tanımlayan sektörlerde kalıcı değer inşa etmeye odaklanmaktadır. -
Sermaye Sadece Getiri Değil, Öngörülebilir Bir Ortam Arıyor
Sermaye Sadece Getiri Değil, Öngörülebilir Bir Ortam Arıyor
Uluslararası Ekonomi Zirvesi’nin (UEZ 2026) ilk panelinde konuşan Garanti BBVA Baş Ekonomisti Seda Güler Mert, Sıcak çatışma ortamına çok yakın bir noktada bulunuyoruz. Savaş sadece risk primini etkileyen bir katman değil, lojistik ve hammadde tedariği gibi konuları da etkiliyor. Sermaye en yüksek getiriyi arayacak ancak daha öngörülebilir bir ortam arıyor.” dedi.
2012 yılından bu yana Capital, Ekonomist ve Start Up dergileri tarafından düzenlenen Uluslararası Ekonomi Zirvesi (UEZ 2026), bu yıl 15’inci kez Türkiye ve dünyanın saygın siyasetçilerini, iş dünyası liderlerini ve akademisyenlerini ağırlıyor.
Bu yıl “Büyük Dönüşüm: Dayanıklı ve Sürdürülebilir Bir Küresel Sisteme Geçişin Pusulası” temasıyla düzenlenen zirvenin ana sponsorluğunu Tera Finans Grubu üstleniyor.
Zirvenin ilk panelinde küresel ekonomideki gelişmeler ele alındı. TEPAV Ekonomik ve Yapısal Politikalar Merkezi Direktörü Dr. Burcu Aydın moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelin sponsorluğunu, Garanti BBVA üstlendi.
Dr. Burcu Aydın, “Global Ekonomide Yeni Dengeler ve Türkiye” başlıklı panelin açılışında yaptığı konuşmada, Türkiye’de merkez bankasının son üç yıldır parasal sıkılaşma süreci içinde olduğunu belirtti. Savaş öncesi dönemde yüzde 30’un üzerinde seyreden enflasyonun, bu yılki hedeflerle birlikte hem hane halkı hem de reel sektör üzerinde belirleyici bir baskı unsuru haline geldiğini ifade etti.
Farklı eleştirilerin gündemde olduğu bu süreçte küresel ölçekte yeni bir şokla karşı karşıya kalındığını vurgulayan Aydın, bu gelişmeler doğrultusunda merkez bankasının faiz artışları ve rezerv satışlarıyla şekillenen bir politika setine yöneldiğini belirtti.
Prof. Dr. Ahmet Kasım Han: “Üç ülkede birden rejim değişimi gerekiyor”
TED Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Kasım Han da 2000’li ve 2010’lu yıllarda ülkeler arasındaki farkların azalacağı yönündeki beklentilerin aksine, günümüzde küresel ölçekte belirgin bir ayrışma ve dönüşüm yaşandığını ifade etti.
İran savaşında kalıcı bir barışın zor göründüğünü dile getiren Han, “Ama kalıcı barış nasıl olur derseniz, size çok net olarak söyleyeyim. Üç ülkede birden rejim değişimi gerekiyor. ABD’de, İsrail’de ve İran’da. Bu üç ülkenin üçünde de rejim değişmeden bu bölgede kalıcı bir barış tesis edilmesi pek bir imkan dahilinde değil.” değerlendirmesinde bulundu.
Küresel savaş riski ve artan jeopolitik belirsizliklerin kısa vadede ciddi riskler barındırdığını vurgulayan Han, buna karşın uzun vadede Türk varlıkları ve Türkiye ekonomisinin mevcut jeopolitik kırılma sürecinden önemli fırsatlar ve kazanımlar üretebileceğini dile getirdi.
Prof. Dr. Ali Hakan Kara: “Merkez bankası tek başına dünyayı kurtaramaz”
Bilkent Üniversitesi, İktisat Bölümü Merkez Bankacılığı & Finansal Piyasalar Profesörü Prof. Dr. Ali Hakan Kara ise küresel kriz ve savaş ortamında merkez bankalarının mevcut yaklaşımına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Merkez bankalarının enflasyon hedeflerinde eskisi kadar katı olmadığını vurgulayan Kara, “Merkez bankası tek başına dünyayı kurtaramaz. Maliye politikası ve diğer politika alanları da en az para politikası kadar belirleyici.” ifadelerini kullandı.
Ekonominde her yıl mart ayında farklı bir şokla karşılaşıldığını ancak Türkiye’nin bu şoklara karşı dayanıklı kalmayı başarabildiğini belirten Kara, şunları kaydetti:
“Enflasyon konusunda çok iyimser değilim ancak dayanıklılık ve şokları absorbe etme kapasitesi açısından daha olumlu bir noktadayım. Maliye politikası genel olarak iyi gidiyor ancak dış kaynaklı şoklar nedeniyle bazı zorluklar söz konusu. Küresel kriz döneminde Türkiye’nin kredi notu düşüktü. Türkiye’nin göründüğünden daha dayanıklı olduğunu anlatıyorduk ancak yeterince karşılık bulmuyordu. Ardından gelen küresel kriz, bu dayanıklılığı somut şekilde ortaya koydu ve not artışlarını beraberinde getirdi. Mevcut savaş ortamında da benzer bir sürecin yaşanması mümkün. Belirsizliklerin azalmasıyla birlikte Türkiye’nin yeniden not artışı sürecine girebileceğini öngörüyorum.”
Belirsizlikler azalırsa, sermaye akışı da artar
Gelinen noktada güvenlik kaygılarının ve jeopolitik risklerin öne çıktığını ifade eden Garanti BBVA Baş Ekonomisti Seda Güler Mert, “Küreselleşmenin sonu değil ancak kimlerle entegre olduğunuz öne çıkıyor. ABD-Çin rekabeti, teknolojideki ayrışmalar, ticaret savaşları öne çıkıyor. Ülkeler ticari partnerlerini belirlerken jeopolitik partnerleriyle hareket ediyor. Sıcak çatışma ortamına çok yakın bir noktada bulunuyoruz. Savaş sadece risk primini etkileyen bir katman değil, lojistik ve hammadde tedariği gibi konuları da etkiliyor. Sermaye en yüksek getiriyi arayacak ancak daha öngörülebilir bir ortam arıyor.” dedi.
Türkiye’nin tek başına kırılganlıklar değil, avantajlar da sunan bir ekonomi olduğunu anlatan Seda Güler Mert, sözlerine şöyle devam etti:
“Sanayide üretim kapasitesinin olması, nitelikli insan kaynağının olması, özel sektörün dayanıklılığı, hizmet gelirlerinin önemli bir pay edinmesi, kamu borçluluğunun düşük olduğu bir dönemdeyiz. Bunlar bize fırsatlar sunuyor. Ama sermaye neden kısa vadeli ve fırsatçı dediğimizde de yüksek enflasyon gibi kırılganlıklar öne çıkıyor. Hem maliyet hem de güven şoku ile karşı karşıyayız. Enflasyon kalıcı olarak yüzde 20’nin altına inecek mi, bu tür soru işaretleri var. Sağlam bir zeminimiz, temelimiz var desek de daha proaktif olmamız gerekiyor. İklim değişikliği ile beraber gıda arz güvenliğini de konuşmamız gerekiyor. Türkiye bu şoktan daha sağlam çıkacak. Ancak belirsizlikleri daha da azaltırsak sermaye akışının artacağını düşünüyorum.”
Uzun vadede dünya ticaretinin daralması herkesin aleyhine
Koç Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nden Prof. Dr. Kamil Yılmaz, şöyle konuştu:
“Son 60 yılda küreselleşmenin başlamasıyla birlikte sürekli artan bir ticaret var; ancak sorunların da arttığını görüyoruz. Bu süreçte ciddi kırılmalar yaşandığına tanık oluyoruz. Dünyanın en büyük ithalatçısı, ithalat yaptığı ülkelere tarifeler koyuyor. Çin’in de üretici olarak karşı hamlelerini görüyoruz. İki gücün çarpışmasına tanıklık ediyoruz. Üçüncü ülkeler ise daha itidalli davrandı, köprüler kurmaya çalıştı; üçüncü bir yolun mümkün olup olmadığına baktılar. Uzun vadede dünya ticaretinin daralması herkesin aleyhine. ABD ile Çin’in ayrışması dünya ekonomisini yaklaşık yüzde 4 daraltıyor. Tamamen enseyi karartmamıza gerek yok. AB’nin Hindistan ile yaptığı anlaşma, Pasifik ülkelerinin yaptığı anlaşmalar önemli. İran savaşının etkilerinden ziyade uzun vadeye bakıyorum. Türkiye’nin coğrafi konumu, Avrupa’ya Gümrük Birliği ile entegrasyonu önemli. Bu yeni oluşan dünya düzeninin bize ne kadar fayda sağlayacağına, bizi ne kadar ileri taşıyacağına bakmak lazım. Biz yine Gümrük Birliği konusunda adımlar atmak zorundayız.”
UEZ 2026 ile ilgili en güncel bilgileri www.
uluslararasiekonomizirvesi.org adresinden ve sosyal medya hesaplarından takip edebilirsiniz. - Twitter: @UEkonomiZirvesi
- Instagram: @uluslararasiekonomizirvesi
- Youtube: Uluslararası Ekonomi Zirvesi
- Facebook: Uluslararası Ekonomi Zirvesi
- LinkedIn: linkedin.com/
company/ uluslararasiekonomizirvesi
Uluslararası Ekonomi Zirvesi Hakkında: Dünyadan ve Türkiye’den birbirinden değerli konuşmacıları ve iş insanlarını buluşturan Uluslararası Ekonomi Zirvesi (UEZ), Capital, Ekonomist ve Start Up dergileri tarafından düzenleniyor. 2012 yılından bu yana organize edilen etkinlik, sektör liderleri ve medya tarafından ilgiyle takip edilirken birçok yeni fikre ve girişimciye de ışık tutuyor. Geçmiş dönemlerdeki Başbakan Yardımcıları, Ekonomi ve
Maliye Bakanları, Gıda ve Tarım Bakanları, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Eski Bakanlarının katılımıyla onurlandırdığı; dünyaca ünlü ekonomistleri, şirketlerin CEO ve yöneticilerini ve ayrıca siyaset dünyasından önemli isimleri ağırlayan, Uludağ Ekonomi Zirvesi (eski adıyla), birçok değerli isme ev sahipliği yaptı.
Ana Sponsor Tera Group Hakkında: Tera Group, 2005 yılında kurulan ve 20 yıllık büyüme sürecinde Türkiye’nin en kapsamlı yatırım gruplarından biri hâline gelen çok sektörlü bir yatırım ekosistemidir.
Finans ve bankacılık, varlık yönetimi, girişim sermayesi, siber güvenlik ve savunma, tarım ve hayvancılık, gayrimenkul ve sürdürülebilir ekonomi alanlarında faaliyet gösteren 26 şirketi bünyesinde barındırır.
2025 sonu itibarıyla 5 halka açık şirketi, 6,16 milyar dolar konsolide piyasa değeri ve 2026 ilk çeyrek itibarıyla 211 milyar TL yönetim altındaki varlığa sahip olan şirket, yaklaşık 200 bin yatırımcısıyla ölçeğini, derinliğini ve güvenilirliğini kanıtlamış bir grup kimliğine sahiptir.
2025 yılında 16 stratejik satın alma ve yaklaşık 650 milyon dolara yaklaşan toplam anlaşma değerine ulaşan Tera Group, dijital bankacılık, yapay zeka, fintech altyapısı, tarım, temiz enerji ve küresel ödeme teknolojileri alanlarında büyüme iddiasını somutlaştırmıştır.
Türkiye’den doğan, küresel sermayenin sınırlarında faaliyet gösteren Tera Group, döngünün ötesini düşünen bir liderlik anlayışı ve kararlı sermaye felsefesiyle yarının ekonomisini tanımlayan sektörlerde kalıcı değer inşa etmeye odaklanmaktadır.

-
Mehmet Şimşek’ten UEZ’de güçlü ekonomi vurgusu: Şoklara karşı hazırlıklıyız, program çalışıyor
Uluslararası Ekonomi Zirvesi’nin (UEZ) açılışında konuşan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, İran savaşının ülke ekonomisine etkilerine dair yaptığı konuşmada, “Türkiye olarak dayanıklı olduğumuzu geçen yıl ispatladık, bu yıl da ispatlayacağız. Şokları programla atlattık. Enerjide o bölgeye olan bağımlılığımız çok az. Bizim makroekonomik şoklara olan dayanıklılığımız daha yüksek. Özel ve kamu borçluluğunun toplamına baktığımızda da geçmişe oranla düşük. Bu nedenle bu şoku da atlatacağız.” dedi.
İş ve ekonomi dünyasının kalbinin attığı Uluslararası Ekonomi Zirvesi (UEZ 2026) başladı. 2012 yılından bu yana Capital, Ekonomist ve Start Up dergileri tarafından düzenlenen UEZ, bu yıl 15’inci kez Türkiye ve dünyanın saygın siyasetçilerini, iş dünyası liderlerini ve akademisyenlerini ağırlıyor.
Bu yıl “Büyük Dönüşüm: Dayanıklı ve Sürdürülebilir Bir Küresel Sisteme Geçişin Pusulası” temasıyla düzenlenen zirvenin ana sponsorluğunu Tera Finans Grubu üstleniyor.
Zirvenin ana konuşmacısı olan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde Türkiye ekonomisinin şoklara karşı dirençli olduğunu belirtti. İran savaşının etkilerinden bahseden Şimşek, “Bu büyük bir şok. Geçmişe oranla baktığınızda, bugünkü savaşın enerji piyasalarına etkisi çok büyük. Hürmüz Boğazı çok kritik bir geçiş noktası. Sadece petrol değil, gübre ve doğalgaz açısından da öyle. Geçmiş benzer savaş ve şoklarla karşılaştırdığımız zaman, petrol ve doğalgazda artışın çok fazla olduğunu görürsünüz. Ateşkes sürse dahi maalesef bir miktar küresel ve Türkiye ekonomisi açısından tahribat söz konusu. Enflasyon yukarı yönlü, büyüme aşağı yönlü, tedarikte sorunlar devam edecek. Bunun farkındayız. Çok daha kalıcı etkiler doğurduğunun farkındayız. Savaşın getirdiği yıkım ve rehabilitasyon biraz zaman alacak. Jeopolitik olarak ne bölge ne de dünya eskisine dönmeyecek” dedi.
“Şokları önemli kayıplar yaşamadan programla atlattık”
“Ümit ederim ABD ve Çin anlaşır ve daha büyük savaşlar olmaz” diyen Şimşek, sözlerine şöyle devam etti:
“Türkiye olarak dayanıklı olduğumuzu geçen yıl ispatladık, bu yıl da ispatlayacağız. Geçen yıl ticaret savaşlarının yarattığı hareketlilik, volatilite, 12 günlük savaş, kuraklık; bütün bunlar önemli gündem maddeleriydi. Bu şokları önemli kayıplar yaşamadan programla atlattık. Program kendini kanıtladı, kendi rüştünü ispat etti. Peki bu sene içinden geçtiğimiz sıkıntıları atlatabilecek miyiz? Enerjide o bölgeye olan bağımlılığımız çok az. Petrolde hemen hemen bağımlılığımız yok. Türkiye’nin dayanıklılığının en önemli ayağı, maliye politikasının sağlam yapıda olması. 2023’te büyük bir deprem yaşadık. EYT gibi konular da vardı; bütçe açığının millî gelire oranını yüzde 3’ün altına düşürdük. Açığın millî gelire oranının düşük olması önemli. Bu da bize politikada manevra alanı sağlıyor. Bizim makroekonomik şoklara olan dayanıklılığımız daha yüksek. Reel kurda önemli bir artış yaşansa bile, faizlerde önemli bir artış yaşansa bile, büyümede düşüş görsek bile, Türkiye’nin kamu borcunun millî gelire oranı düşük olduğu için rahat atlatabiliyoruz. Özel ve kamu borçluluğunun toplamına baktığımızda da geçmişe oranla düşük. Bu nedenle bu şoku da atlatacağız.”
Türkiye dezenflasyonda kararlı olduğunu ortaya koyuyor
Savaş döneminde Türkiye’nin olumlu yönde ayrıştığını ifade eden Mehmet Şimşek, şöyle konuştu:
“Vatandaşların bize ve programa olan güveni önemli. Vatandaşların dövize olan talebi geçmişte çok yüksek olurdu. Bugün o kadar değil. Altına yönelik talebin olduğunu ise görüyoruz. Programın raydan çıkmasını engelleyeceğiz. Fiyat istikrarı ve mali disiplin konusunda gerekeni yapacağız. Bu savaşın etkilerini rakama dökecek olursak; yılbaşından itibaren petrol fiyatı yılın tamamı için 81 dolar öngörülüyor. Bunu baz alırsak bizim enflasyon 3 puan yüksek seyredebilir. Bizim öngörümüz 65 dolardı. Cari açık bir puan yükselir, onu yönetebiliriz. Büyüme yarım puan veya bir puan düşebilir. Benim buradaki mesajım şu: Bütün bu etkiler yönetilebilir. Dolayısıyla programı rayından çıkarmaz. Programı etkiler ama rayından çıkarmaz. Bu önemli bir şok ama bu şoku yönetilebilir görüyoruz. Türkiye dezenflasyonda kararlı olduğunu ortaya koyuyor. 65’lerden 30’lara düştü. Hedefimiz 20’lerin altıydı. Piyasa enflasyonu 25 civarı görüyor. Ateşkes devam ettiği takdirde enflasyonu düşük tutmak için çalışmaya devam edeceğiz. Uzun vadede cari açıkta azalma bekliyoruz. Petrol ve doğalgazda üretimimiz artıyor. Daha fazla enerjiyi yenilenebilir enerjiden üretiyoruz. Bizim hizmet ihracatında çok güçlü bir pozisyonumuz var. En önemlisi, biz şu anda sanayi politikalarıyla sanayide dönüşümü başarıyoruz.”
Philip Hammond: “ABD, Çin’in ekonomik bir oyuncu olarak gücünü tanımadığı için çok pişman oldu”
Birleşik Krallık Eski Dışişleri ve Maliye Bakanı Lord Philip Hammond ise “Jeopolitik Parçalanma Çağında Global Ekonominin Geleceği” başlıklı konuşmasında; yapay zekâ destekli teknolojiler, demografik dönüşüm ve iklim değişikliğiyle bağlantılı enerji güvenliği gibi başlıkların küresel gündemi belirlemeyi sürdürdüğünü vurguladı.
Teknolojik dönüşümün küresel güç dengelerini yeniden şekillendirdiğine dikkati çeken Hammond, 2015 yılına atıfta bulunarak şu değerlendirmeyi yaptı:
“2015 yılında ben mesela bireysel olarak şuna şahit oldum. ABD, Çin’in ekonomik bir oyuncu olarak gücünü tanımadığı için çok pişman oldu. Çünkü gerçekten bu çok çok büyük, önemli sonuçları olacak bir stratejik hataydı. Özellikle de daha sofistike teknolojilere erişim açısından…Bu konuda bir pişmanlık yaşadılar. Ama maalesef çok geç olmuştu. Çünkü Çin dünyanın en önemli teknoloji merkezlerinden ve kuvvet merkezlerinden biri oldu.”
Philip Hammond, Ukrayna savaşı sonrasında Avrupa’nın yalnızca karbonsuzlaşma hedefleriyle değil aynı zamanda yüksek enerji maliyetleri ve rekabet kaybı riskiyle de karşı karşıya kaldığını kaydetti.
Avrupa’nın 2050 net sıfır hedeflerine ulaşmasına şüphe ile yaklaştığını belirten Hammond, “Çünkü burada gerçekten çok görünür olmayan bir takım beklenmedik etkiler olacak. Ve bu etkiler nedeniyle de bazı fırsatlar gözden kaçmış olacak. Kısa vadede beklenen pozitif etkiler gerçekleşmedi. Rekabetçilik perspektifinden bakıldığında, birçok ülkenin karbonsuzlaşma hedeflerine yaklaşmakta dahi zorlanacağını düşünüyorum.” dedi.
Küresel ekonominin yeniden şekillendiğini ifade eden Hammond,son dönemdeki küresek gelişmelerin özellikle enerji güvenliği üzerinde yıkıcı etkiler yarattığını ve mevcut ekonomik trendleri doğrudan etkilediğini sözlerine ekledi.
Jeopolitik gelişmeler belirleyici oluyor
RePie Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Dr. M. Emre Çamlıbel, açılışta yaptığı konuşmada jeopolitik gelişmelere dikkat çekti. Çamlıbel, “Ekonomi ve iş hayatında atabileceğimiz adımlar, alabileceğimiz kararlar ve bu kararların etkileri giderek daha fazla bu sınırın içinde şekilleniyor. Küresel enflasyon, altın fiyatları, döviz pariteleri, petrol fiyatları ve tedarik zincirleri; artık büyük ölçüde jeopolitik, uluslararası ve askeri gelişmeler tarafından belirleniyor” dedi.
Orta ve uzun vadede Türkiye adına olumlu bir tablo olduğunu dile getiren Çamlıbel, sözlerine şöyle devam etti:
“Ancak kısa vadede karşı karşıya olduğumuz dalgalanmalarla nasıl mücadele edeceğimiz en kritik sorulardan biri olarak öne çıkıyor. Bu belirsizlik ortamında şirketler de stratejilerini ve süreçlerini yeniden şekillendiriyor. Gündemlerine üç temel kavramı almış durumdalar: Dayanıklılık, risk azaltma ve çeşitlendirme. Amaç, belirsizlikleri yönetebilmek ve sürprizlere karşı hazırlıklı olmak. Ben de bu zirvede yer alan değerli konuşmacıların ve oturumların, tam da bu çerçevede yol gösterici öngörüler sunmasını bekliyorum. Elbette yalnızca jeopolitik cam tavanı değil, onun altındaki oyun alanımızı da konuşmalıyız. Yapay zekâ, dijitalleşme, sürdürülebilirlik, dayanıklılık, değişen küresel dengeler ve start-up ekosistemi gibi başlıklarda yapılacak tartışmaları da büyük bir heyecanla takip ediyorum.”
Geleceğe dair yön belirleyecek liderler bir arada
UEZ 2026’nın açılış konuşmasını yapan Capital&Ekonomist&StartUp Dergileri Yayın Direktörü Sedef Seçkin Büyük, bu yılki zirveyi dünya çapında yaşanan büyük kırılmayı birlikte analiz edebilecek bir kurguyla tasarladıklarını belirtti. “Geleceğe dair yönümüzü belirlememize katkı sağlayacak değerli fikir liderlerini bir araya getirdik” diyen Büyük, dünya ekonomisinin artık öngörülebilir ve sürdürülebilir bir yapı olmaktan hızla uzaklaştığını vurguladı. Sedef Seçkin Büyük, şunları söyledi:
“Jeopolitik fay hatları derinleşiyor, ticaret blokları sertleşiyor. Dünyanın en güçlü ülkeleri arasındaki teknoloji rekabeti stratejik bir mücadeleye dönüşüyor. Bu yeni düzende büyüme ve kârlılık artık temel parametreler olarak yeterli değil. Dayanıklılık, sürdürülebilirlik ve stratejik konumlanma belirleyici hale geliyor. Bu nedenle UEZ 2026’nın ana temasını ‘Büyük Dönüşüm: Dayanıklı ve Sürdürülebilir Bir Küresel Sisteme Geçişin Pusulası’ olarak belirledik. Çünkü artık mesele değişimin olup olmayacağı değil; bu değişimin kim tarafından, nasıl ve hangi kurallarla yönetileceği. Bugün küresel ekonomi yalnızca piyasa dinamikleriyle şekillenmiyor. Siyasi kararlar; sosyal hayatın, iş dünyasının ve ticaretin kurallarını doğrudan yeniden yazıyor. Artık mesele sadece değişime uyum sağlamak değil. Mesele, belirsizliği yönetmek ve yön tayin edebilmek. UEZ 2026 bu nedenle bir konferans olmanın ötesinde; derinlikli bir fikir ve yön belirleme platformudur. Burada ortaya konacak fikirler ve öneriler, yalnızca bugünü değil, önümüzdeki on yılın ekonomik mimarisini de şekillendirecek.”
UEZ 2026 ile ilgili en güncel bilgileri www.
uluslararasiekonomizirvesi.org adresinden ve sosyal medya hesaplarından takip edebilirsiniz. - Twitter: @UEkonomiZirvesi
- Instagram: @uluslararasiekonomizirvesi
- Youtube: Uluslararası Ekonomi Zirvesi
- Facebook: Uluslararası Ekonomi Zirvesi
- LinkedIn: linkedin.com/
company/ uluslararasiekonomizirvesi
Uluslararası Ekonomi Zirvesi Hakkında: Dünyadan ve Türkiye’den birbirinden değerli konuşmacıları ve iş insanlarını buluşturan Uluslararası Ekonomi Zirvesi (UEZ), Capital, Ekonomist ve Start Up dergileri tarafından düzenleniyor. 2012 yılından bu yana organize edilen etkinlik, sektör liderleri ve medya tarafından ilgiyle takip edilirken birçok yeni fikre ve girişimciye de ışık tutuyor. Geçmiş dönemlerdeki Başbakan Yardımcıları, Ekonomi ve
Maliye Bakanları, Gıda ve Tarım Bakanları, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Eski Bakanlarının katılımıyla onurlandırdığı; dünyaca ünlü ekonomistleri, şirketlerin CEO ve yöneticilerini ve ayrıca siyaset dünyasından önemli isimleri ağırlayan, Uludağ Ekonomi Zirvesi (eski adıyla), birçok değerli isme ev sahipliği yaptı.
Ana Sponsor Tera Group Hakkında: Tera Group, 2005 yılında kurulan ve 20 yıllık büyüme sürecinde Türkiye’nin en kapsamlı yatırım gruplarından biri hâline gelen çok sektörlü bir yatırım ekosistemidir.
Finans ve bankacılık, varlık yönetimi, girişim sermayesi, siber güvenlik ve savunma, tarım ve hayvancılık, gayrimenkul ve sürdürülebilir ekonomi alanlarında faaliyet gösteren 26 şirketi bünyesinde barındırır.
2025 sonu itibarıyla 5 halka açık şirketi, 6,16 milyar dolar konsolide piyasa değeri ve 2026 ilk çeyrek itibarıyla 211 milyar TL yönetim altındaki varlığa sahip olan şirket, yaklaşık 200 bin yatırımcısıyla ölçeğini, derinliğini ve güvenilirliğini kanıtlamış bir grup kimliğine sahiptir.
2025 yılında 16 stratejik satın alma ve yaklaşık 650 milyon dolara yaklaşan toplam anlaşma değerine ulaşan Tera Group, dijital bankacılık, yapay zeka, fintech altyapısı, tarım, temiz enerji ve küresel ödeme teknolojileri alanlarında büyüme iddiasını somutlaştırmıştır.
Türkiye’den doğan, küresel sermayenin sınırlarında faaliyet gösteren Tera Group, döngünün ötesini düşünen bir liderlik anlayışı ve kararlı sermaye felsefesiyle yarının ekonomisini tanımlayan sektörlerde kalıcı değer inşa etmeye odaklanmaktadır.
-

Serdivan’ın İmar ve Altyapı Geleceği İçin Stratejik İş Birliği
Serdivan’ın İmar ve Altyapı Geleceği İçin Stratejik İş Birliği
Serdivan Belediye Başkanı Osman Çelik, ilçenin gelişim vizyonu doğrultusunda teknik heyetiyle birlikte DSİ 3. Bölge Müdürü Kağan Şan’ı ziyaret ederek kentsel planlama projelerini değerlendirdi. Görüşmede özellikle Aralık, Kazımpaşa, Kuruçeşme ve Selahiye mahallelerini kapsayan yeni imar planlarına esas teşkil eden hidrolojik ve hidrolik etüt raporları üzerinde duruldu. Onay süreci devam eden bu teknik çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte, ilçenin yerleşime uygunluk standartlarının güncellenmesi ve modern şehircilik hedeflerine bir adım daha yaklaşılması planlanıyor.

Kurt Deresi Projesi ve Yeni Dönem Vizyonu
İlçedeki yaşam kalitesini artırmaya yönelik yürütülen altyapı çalışmaları kapsamında, Kurt Deresi Kapalı Kanal ıslah projesinde gelinen son aşama detaylıca ele alındı. DSİ yetkilileri ile koordineli şekilde ilerleyen süreçlerin, bölgenin fiziksel çehresini değiştirecek bir dönüşümün öncüsü olması hedefleniyor. Teknik süreçlerin kısa zaman içerisinde neticelendirilmesiyle birlikte, Serdivan’ın sürdürülebilir büyüme hedeflerini destekleyen yeni bir dönemin kapıları açılmış olacak.
Ortak Akıl ve Vatandaş Odaklı Hizmet Vurgusu
Ziyaret sonrası değerlendirmelerde bulunan Başkan Osman Çelik: “Serdivanımızı daha dirençli ve modern bir geleceğe hazırlarken vatandaşlarımızın taleplerini merkeze alıyoruz. DSİ ile yürüttüğümüz bu ortaklık, ilçemizin altyapı güvenliğini güçlendirecektir. Destekleri ve misafirperverlikleri için Bölge Müdürümüz Kağan Şan’a ve ekibine teşekkür ediyorum.” dedi.
-
Başkan Sabahattin Duman, 2026 turizm sezonuna dair ezber bozan bir projeksiyon sundu.
2026 turizm sezonu analizi: “Panik yok, disiplin var!”
BOYD (Bodrum Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği) Başkanı Sabahattin Duman, 2026 turizm sezonuna dair ezber bozan bir projeksiyon sundu.
Sektörün önündeki zorlukları “yönetilebilir bir denklem” olarak tanımlayan başkan, yeni dönemin parolasını açıkladı: “Hesap yapan kazanır!”
Turizm dünyası, 2026 sezonuna jeopolitik gerilimlerin gölgesinde ama güçlü bir altyapıyla girmeye hazırlanıyor. BOYD cephesinden gelen son veriler, sektörün artık sadece “doluluk” değil, “kârlı doluluk” ve “algı yönetimi” üzerine inşa edilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. İşte 2026 sezonunun yol haritası:
Algı, Gerçekliğin Önüne Geçti
Dünyadaki bölgesel çatışmaların Türkiye turizmine yansımasını değerlendiren BOYD Başkanı, Türkiye’nin çatışmaların tarafı olmamasına rağmen bir “algı baskısı” altında olduğunu vurguladı. Avrupa pazarındaki “bekle-gör” yaklaşımının bu algıdan kaynaklandığını belirterek, “Ürünü yönetmek kadar algıyı yönetmek de kritik hale geldi” dedi.
Bodrum’da Mikro Analiz Dönemi: “Pazar Çökmedi, Şekil Değiştirdi”
Bodrum özelinde yapılan değerlendirmelerde, özellikle İran pazarındaki Nevruz iptallerinin tüm destinasyona mal edilmesinin yanlış olduğu belirtildi.
İran Pazarı: Üst segmente kayan ve daralan bir yapıda.
Rusya Pazarı: Gücünü ve ilgisini korumaya devam ediyor.
Sonuç: Bodrum’da talep bitmedi; pazar bazlı doğru analiz yapan işletmeler ayakta kalacak.
“Ucuz Türkiye” Devri Kapandı
Sektörün en çarpıcı tespiti ise fiyat politikaları üzerine oldu. Artık Türkiye’nin “ucuz destinasyon” kimliğinden sıyrıldığını belirten BOYD Başkanı, şu uyarılarda bulundu:
“Fiyat ile hizmet arasındaki makas açılırsa marka erozyonu başlar. Kontrollü fiyat disiplini ve deneyim odaklı yaklaşım, 2026’nın anahtarıdır.”
BOYD Başkanı Sabahattin Duman
Yeni Hedef: Kârlı Doluluk
Artan maliyetler ve kur baskısı altında sadece oteli doldurmanın bir başarı kriteri olmaktan çıktığı ifade edildi. 2026’da işletmelerin kendine sorması gereken temel soru: “Doluyuz ama kazanıyor muyuz?” Operasyon maliyetlerini kontrol edemeyen ve doğru segmentte fiyatlama yapamayan tesisler için doluluk oranlarının tek başına bir anlam ifade etmeyeceği vurgulandı.
Yunan Adaları ve Kapıda Vize Rekabeti
Yunan adalarının “kapıda vize” avantajıyla güçlü bir alternatif haline geldiği kabul edilirken; Bodrum’un tesis çeşitliliği, hizmet standardı ve deneyim zenginliği ile bu tehdidi yönetebilecek güçte olduğu hatırlatıldı.
68 Milyar Dolarlık Stratejik Hedef
Türkiye’nin 2026 için belirlediği 68 milyar dolarlık turizm geliri hedefinin ulaşılabilir olduğu, ancak bunun için dağınık değil, disiplinli bir hareket planına ihtiyaç duyulduğu kaydedildi.
-

Bayrak Emlak Yönetim Kurulu Başkanı Şaban Bayrak’ Sakarya54.net‘in 20. Yıl Dönümünü Kutladı
Bayrak Emlak Yönetim Kurulu Başkanı Şaban Bayrak’ Sakarya54.net‘in 20. Yıl Dönümünü Kutladı
Bayrak Emlak Yönetim Kurulu Başkanı Şaban Bayrak ,Sakarya54.net‘in 20. yılını tebrik etti ve başarılar diledi.
Bayrak Emlak Yönetim Kurulu Başkanı Şaban Bayrak “Yerel basının güçlü seslerinden Sakarya54.net’in 20. kuruluş yıl dönümünü gönülden kutluyorum. Kurulduğu günden bu yana kamuoyunu doğru, güvenilir ve tarafsız bilgiyle buluşturma sorumluluğunu titizlikle yerine getiren Sakarya54.net, Ülkemiz ve Sakarya’mızın sosyal, kültürel ve ekonomik hayatına önemli katkılar sunmuştur.
Bu anlamlı yıl dönümü vesilesiyle, başta İmtiyaz sahibi Fehmi DUMAN olmak üzere emeği geçen tüm çalışanlara şükranlarımı sunuyor; Ülkemiz ve Sakarya’mız için nice başarılı, üretken ve etkili yıllar diliyorum.
-

Sermaye Piyasaları Aktörleri 11. TSPB Altın Boğa Ödülleri İçin Sahnedeydi
Sermaye Piyasaları Aktörleri 11. TSPB Altın Boğa Ödülleri İçin Sahnedeydi
11. TSPB Altın Boğa Ödülleri 2025’in ‘En’lerine Gitti
Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği’nin sektörde faaliyet gösteren kurumların başarılarını görünür kılmak amacıyla 11 yıldır aralıksız gerçekleştirdiği “TSPB Altın Boğa Ödülleri” 8 Nisan’da İstanbul’da düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Kurumsal başarı hikayelerinin ödüllendirildiği 11. TSPB Altın Boğa Ödülleri, sermaye piyasası faaliyetlerine göre, 5 kategoride 21 dalda verildi.
Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği’nin (TSPB) sektörde gelenekselleşen Altın Boğa Ödülleri, bu yıl 11’inci kez düzenlenen törenle İstanbul’da sahiplerini buldu. 2006 yılından bu yana aralıksız gerçekleştirilen ve sermaye piyasası sektöründe önemli bir marka haline gelen TSPB Altın Boğa Ödülleri, sektöre değer katan kurum ve projelerin başarılarını görünür kılmayı ve sermaye piyasalarının gelişimine katkı sağlayan iyi uygulamaları teşvik etmeyi amaçlıyor. TSPB’nin ev sahipliğinde düzenlenen törene sermaye piyasası kurumlarının üst düzey yöneticileri ve Birlik üyeleri katılırken, açılış konuşmalarını Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Dr. İbrahim Ömer Gönül ile Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği (TSPB) Yönetim Kurulu Başkanı Pamir Karagöz yaptı.
“Temel önceliğimiz sizlerle sektörümüzü büyütmektir”
Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği’nin düzenlediği 11. Altın Boğa Ödül töreninde konuşan Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı Dr. İbrahim Ömer Gönül, konuşmasına sektörün gelişimi için önemli çalışmalar yapan Birliğin 25. kuruluş yıldönümünü kutlayarak başladı. Altın Boğa Ödülleri’nin finansal ekosistemin gelişmesine önemli katkılar sunduğunu belirten Gönül, “Bu anlamlı gecede bir kez daha vurgulamak isterim ki; Kurulumuzun temel önceliği siz değerli paydaşlarımızla sektörümüzü büyütmek, yeni yatırımcılarla buluşturmak ve onların haklarını korumaktır. Son yıllarda yatırımcılarımızın piyasaya olan ilgisinin ve güveninin artması bizleri memnun etmektedir. Bu durumun en somut göstergesi, yatırımcı sayılarımızdaki yükseliştir. Bugün geldiğimiz noktada 1 milyon bandında uzun yıllar yatay seyreden pay piyasası yatırımcı sayısı 6,4 milyon seviyelerinde bulunmaktadır. Sermaye piyasalarında toplam bakiyeli yatırımcı sayısı 10 milyonun üzerinde seyretmektedir. Şirketlerin de sermaye piyasalarına ilgisi katlanarak devam etmektedir. Son 5 yılda borsada işlem gören şirket sayısı 394’ten 604’e yükselmiştir” diye konuştu.
“Son iki yıldaki halka arzlarla şirketler 63,7 milyar lira kaynak sağladı”
2025 yılında 18 şirketin halka arz edildiğini anımsatan Gönül, bu yılın ilk çeyreğinde 14 şirketin halka arzının gerçekleştiğini kaydetti. Bu halka arzlarla şirketlerin piyasadan sırasıyla 45,2 milyar lira ve 18,5 milyar lira kaynak sağladığını belirten Gönül, şunları söyledi: “Geçen yıl şirketler 2,2 trilyon liralık borçlanma aracı ve 350 milyar liralık kira sertifikası ihracı gerçekleştirmişti. 2026 yılı Mart sonu itibarıyla da şirketler 622 milyar lira civarında borçlanma aracı ve 122 milyar lira seviyesinde kira sertifikası ihracı gerçekleştirmiştir. Yeşil ve sürdürülebilir temalı borçlanma araçları da son yıllarda kayda değer gelişim göstermiştir.”
“Yatırım fonları bizim gözbebeğimiz”
Sermaye piyasalarımızın derinleşmesi adına önemli alanlardan bir diğerinin yatırım fonları olduğu vurgulayan Gönül, “Her zaman söylüyorum, fonlar bizim gözbebeğimiz. Sermaye piyasalarının geniş kitlelere ulaşmasında en önemli kasımız fonlar” dedi. 89 adet portföy yönetim şirketince yönetilen portföy büyüklüğünün 2026 Mart sonu itibarıyla 12,7 trilyon lira seviyesinde olduğunu belirten Gönül, sözlerine şöyle devam etti: “9 menkul kıymet yatırım ortaklığı, 52 gayrimenkul yatırım ortaklığı ve 8 girişim sermayesi yatırım ortaklığının toplam piyasa değeri 936 milyar lira düzeyindedir.”
Kurul olarak teknolojik gelişmeleri ve küresel piyasaları yakından takip ederek sermaye piyasalarına uyumlaştırma noktasında önemli düzenlemelerin da hayata geçirildiğini kaydeden Gönül, “40 yıllık Teşkilat Yönetmeliğimizi değiştirdik. Katılım Finans, Finansal Teknolojiler, Uluslararası ve Sürdürülebilirlik dairelerini kurduk. Teknolojik altyapı, insan kaynağı ve mevzuat olarak Kurulumuzu geleceğe hazırlıyoruz. Hem bireysel hem de kurumsal yatırımcıların haklarını korumak temel önceliğimizdir. Bu doğrultuda, sermaye piyasalarının güvenilir, şeffaf, etkin, istikrarlı, adil ve rekabetçi bir ortamda işleyişi ve gelişmesi adına piyasadaki gelişmeleri ve işlemleri her an takip ediyoruz” dedi.
“Yatırımcı haklarını korumada önceliğimiz finansal okuryazarlık”
Dr. İbrahim Ömer Gönül sözlerine şöyle devam etti: “Kurul olarak piyasaların sağlıklı işlemesi için yaptığımız ana faaliyetlerin yanı sıra hem sosyal sorumluluk hem de yatırımcı haklarını korumak adına finansal okuryazarlık bir numaralı gündem maddemiz oldu. Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile 22 Mayıs Finansal Okuryazarlık Günü olarak kutlanıyor. Bu yıl uluslararası anlamda da pek çok koordinasyonluk görevi aldık. OECD delegasyon başkanlığı ve Küresel Para Haftası ulusal koordinatörlüğü görevlerini yerine getiriyoruz. Ülke genelinde öğrenciler ve kadınlar başta olmak üzere toplumun her kesimine finansal okuryazarlık eğitimi veriyoruz.”
“25 yıldır sektörümüz için özveriyle çalışıyoruz”
Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Pamir Karagöz, TSPB 11. Altın Boğa Ödülleri töreninde yaptığı konuşmada, Birlik olarak hedeflerinin sermaye piyasalarının derinliğini artırmak, yatırımcı tabanını genişletmek ve piyasaların uluslararası rekabet gücünü daha da yukarı taşımak olduğunu söyledi. Karagöz, “Bu doğrultuda sektörümüzle birlikte çalışmaya, üretmeye ve değer yaratmaya devam edeceğiz” dedi.
Bu yılın Birlik açısından özel bir önem taşıdığını belirten Karagöz, “Birliğimizin kuruluşunun 25’inci yılını kutluyoruz. Çeyrek asırdır Birliğimiz, finansal okuryazarlığın artırılması, yatırımcı tabanının genişlemesi, sektörümüzün gelişmesi, derinleşmesi ve uluslararası rekabet gücünün artması adına önemli bir rol üstlenmiştir. Finans sektörünün en kapsayıcı meslek örgütü olarak üstlendiğimiz sorumluluk doğrultusunda, daha güçlü bir sermaye piyasası için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu akşam, 2006 yılından bu yana aralıksız düzenlediğimiz TSPB Altın Boğa Ödül Töreni’nin 11.’sinde bir araya gelerek, üyelerimizin başarı hikayelerini ödüllendiriyoruz. TSPB Altın Boğa Ödülleri yalnızca bir ödül töreni değil, aynı zamanda Türkiye sermaye piyasalarının yıllar içinde kat ettiği mesafeye hep birlikte tanıklık ettiğimiz bir başarı hikayesidir” dedi.
“TSPB Altın Boğa Ödülleri yatırımcı odaklı yaklaşımları teşvik ediyor”
Pamir Karagöz, TSPB Altın Boğa Ödülleri ile sermaye piyasalarının gelişimine katkı sağlayan, dönüşüm sürecinde öne çıkan, sektörün gelişimine değer katan kurumların ve başarı hikayelerinin ödüllendirildiğini kaydetti. Karagöz, şunları söyledi: “TSPB Altın Boğa Ödülleri ile sermaye piyasalarımızın gelişimine katkı sağlayan, yenilikçi yaklaşımlarıyla sektöre yön veren ve yatırım kültürünün yaygınlaşmasına öncülük eden kurum ve kuruluşları onurlandırıyoruz. Bu ödüllerle amacımız yalnızca başarıyı takdir etmek değildir. Aynı zamanda iyi uygulamaları görünür kılmak, sektörümüzde kalite ve rekabet standartlarını yükseltmek ve sermaye piyasalarımızın gelişimine katkı sağlamaktır. Bu ödüller; başarıyı, yeniliği, şeffaflığı ve yatırımcı odaklı yaklaşımı teşvik ederek sektörümüzün gelişimine katkıda bulunuyor.”
“Artan yatırımcı ilgisi yeni sorumluluklar ve yeni bakış açıları getirdi”
Sermaye piyasaları açısından önemli bir dönüm noktası olan pandeminin üzerinden altı yıl geçtiğini anımsatan Karagöz, pandemi sonrasında sermaye piyasalarına olan ilginin tarihi seviyelere ulaştığını vurguladı. Son yıllarda artan yatırımcı ilgisinin, sektöre yalnızca yeni fırsatlar değil, aynı zamanda yeni sorumluluklar ve yeni bakış açıları da getirdiğini ifade eden Karagöz, şöyle konuştu: “Artık karşımızda yalnızca sayıca artan değil, aynı zamanda bilinçlenen, sorgulayan ve geleceğe ortak olmak isteyen yeni bir yatırımcı profili var. Bu da bizleri klasik yöntemlerin ötesine geçmeye, yenilikçi çözümler üretmeye ve teknolojiyi çok daha etkin kullanmaya yöneltti.”
Sermaye piyasalarına olan ilginin artmasında finansal okuryazarlığın gelişmesi için yürütülen çalışmaların da çok önemli katkısı olduğunu da belirten Karagöz, dijital platformların yaygınlaşması ve yatırım araçlarının çeşitlenmesiyle birlikte sermaye piyasalarının çok daha geniş kitlelere ulaştığını söyledi.
“2020’den bu yana 220 yeni şirket, Borsa İstanbul’da işlem görmeye başladı”
Pandemi sonrası yatırımcı sayısındaki artışta, bu dönemde halka arz sayılarında yaşanan gelişmelerin de önemli bir payı bulunduğunu belirten Pamir Karagöz, “2020 yılından bugüne kadar toplam 220 yeni şirket Borsa İstanbul’da işlem görmeye başladı. Halka arzlar, şirketlerimize uzun vadeli ve sürdürülebilir finansman imkânı sunarken yatırımcılarımız için de ekonomimizin büyümesine ortak olma fırsatı yaratıyor. Türkiye’nin güçlü ve ölçekli şirketlerinin sermaye piyasalarıyla daha fazla buluşması, yalnızca şirketler için değil, ülkemizin büyüme hikayesi için de kritik bir eşik olacaktır” diye konuştu.
“Teknolojik gelişim tercih değil, zorunluluk”
Globalleşen dünyada teknolojik gelişimin artık bir tercih değil, bir zorunluluk olduğunu vurgulayan Karagöz, “Bu süreçte sermaye piyasalarımız; dijital dönüşüm, yeşil dönüşüm ve sosyal dönüşümün oluşturduğu ikiz ve üçüz dönüşüm sürecine büyük bir çeviklikle uyum sağladı. Ülkemizde sermaye piyasaları güçlü bir kurumsal yapıya sahiptir. Düzenleyici ve denetleyici kurumlarımız, piyasa kurumlarımız, yatırım kuruluşlarımız ve yatırımcılarımız ile birlikte güvenilir, şeffaf ve gelişime açık bir ekosistem oluşturmuş durumdayız. Bu güçlü yapı sayesinde sermaye piyasalarımız, zorlu dönemlerde dahi faaliyetlerini kesintisiz sürdürerek ekonomimize destek olmaya devam etmiştir. Bu sayede Türkiye sermaye piyasaları; yatırımcı tabanındaki genişleme, halka arzlara artan ilgi ile yatırım fonları ve bireysel emeklilik sistemindeki büyümenin etkisiyle önemli bir gelişim süreci yaşadı. Ancak küresel örnekler, bize sürdürülebilir büyümenin güçlü kurumsal yatırımcı tabanı, ürün çeşitliliği, uzun vadeli yatırım kültürü ve yüksek finansal okuryazarlık ile desteklendiğini gösteriyor” dedi.
“Sermaye piyasalarımızın arzuladığımız seviyelere ulaşması için kurumsal yatırımcı tabanının güçlendirilmesi, alternatif yatırım araçlarının artırılması, ürün çeşitliliğinin geliştirilmesi ve yatırımcı güveninin daha da pekiştirilmesi gerekiyor” diyen Karagöz, sözlerine şöyle devam etti: “Son yıllarda güçlü bir şekilde ivmelenen türev araçlar, girişim sermayesi, sürdürülebilirlik temalı finansal ürünler ve farklı yatırımcı profillerine hitap eden yeni nesil yatırım araçlarının artarak gelişmesi piyasalarımızın derinleşmesine katkı sağlayacaktır. Bunun yanında, araştırma ve analiz kapasitesinin geliştirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Özellikle orta ve küçük ölçekli şirketlerin daha fazla analiz kapsamına alınması, fiyatlama etkinliğini artıracak ve sermayenin daha verimli alanlara yönlendirilmesine katkı sağlayacaktır.”
11.TSPB Altın Boğa Ödülleri sahiplerine verildi
Gelenekselleşen ve bu yıl 11’cisi gerçekleştirilen Altın Boğa Ödülleri’nde 5 kategoride 21 daldaki ödül, sahiplerine verildi. TSPB Altın Boğa Ödülleri’ni alan kategori ve kurumlar şöyle;
ARACILIK İŞLEMLERİ
- Borsa İstanbul Pay Piyasası İşlem Hacmi Lideri – 2025
BANK OF AMERICA YATIRIM BANK A.Ş.
- Borsa İstanbul Borçlanma Araçları Piyasası İşlem Hacmi Lideri – 2025
J.P. MORGAN CHASE BANK N.A. MERKEZİ COLUMBUS OHIO İSTANBUL TÜRKİYE ŞUBESİ
- Borsa İstanbul Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası İşlem Hacmi Lideri – 2025
YAPI KREDİ YATIRIM MENKUL DEĞERLER A.Ş.
- Kaldıraçlı İşlemler İşlem Hacmi Lideri – 2025
GCM YATIRIM MENKUL DEĞERLER A.Ş.
KURUMSAL FİNANSMAN İŞLEMLERİ
- Pay İhracına Aracılık Lideri – 2025
İNFO YATIRIM MENKUL DEĞERLER A.Ş.
- Özel Sektör Borçlanma Aracı İhracına Aracılık Lideri – 2025
YAPI KREDİ YATIRIM MENKUL DEĞERLER A.Ş.
- Kira Sertifikası İhracına Aracılık Lideri – 2025
ZİRAAT YATIRIM MENKUL DEĞERLER A.Ş.
SAKLAMA FAALİYETİ
- Yerli Yatırımcı Saklama Bakiyesi Lideri – 2025
TÜRKİYE İŞ BANKASI A.Ş.
- Yabancı Yatırımcı Saklama Bakiyesi Lideri – 2025
QNB YATIRIM MENKUL DEĞERLER A.Ş.
PORTFÖY YÖNETİMİ FAALİYETİ
- Yatırım Fonları Portföy Büyüklüğü Lideri – 2025
GARANTİ PORTFÖY YÖNETİMİ A.Ş.
- Emeklilik Yatırım Fonları Portföy Büyüklüğü Lideri – 2025
ZİRAAT PORTFÖY YÖNETİMİ A.Ş.
- Bireysel Portföy Yönetimi Büyüklüğü Lideri – 2025
ZİRAAT PORTFÖY YÖNETİMİ A.Ş.
- Alternatif Yatırım Fonları Portföy Büyüklüğü Lideri – 2025
RE-PIE PORTFÖY YÖNETİMİ A.Ş.
- Katılım Yatırım Fonları Portföy Büyüklüğü Lideri – 2025
KUVEYT TÜRK PORTFÖY YÖNETİMİ A.Ş.
- Katılım Emeklilik Yatırım Fonları Portföy Büyüklüğü Lideri – 2025
ZİRAAT PORTFÖY YÖNETİMİ A.Ş.
- Yatırım Fonları Getiri Lideri – 2025
TEB PORTFÖY YÖNETİMİ A.Ş. – TEB PORTFÖY GÜMÜŞ FON SEPETİ FONU
- Serbest Yatırım Fonları Getiri Lideri – 2025
ATLAS PORTFÖY YÖNETİMİ A.Ş. – ATLAS PORTFÖY SERBEST FON
- Emeklilik Yatırım Fonları Getiri Lideri – 2025
KUVEYT TÜRK PORTFÖY YÖNETİMİ A.Ş. – KATILIM EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. KIYMETLİ MADENLER KATILIM EMEKLİLİK YATIRIM FONU
YATIRIM ORTAKLIĞI FAALİYETİ
- Menkul Kıymet Yatırım Ortaklığı Net Varlık Değeri Lideri – 2025
İŞ YATIRIM ORTAKLIĞI A.Ş.
- Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Gayrimenkul Yatırım Lideri – 2025
EMLAK KONUT GAYRİMENKUL YATIRIM ORTAKLIĞI A.Ş.
- Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı Girişim Sermayesi Yatırım Lideri – 2025
GÖZDE GİRİŞİM SERMAYESİ YATIRIM ORTAKLIĞI A.Ş.
TSPB hakkında: Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği (TSPB), banka, aracı kurum, portföy yönetim şirketleri ve yatırım ortaklıklarının üye olduğu öz düzenleyici bir meslek kuruluşudur.
-

Ekşioğlu Ekmek Fırınları İşletmecisi İş İnsanı Soner EKŞİOĞLU Sakarya54.net‘in 20. Yıl Dönümünü Kutladı
Ekşioğlu Ekmek Fırınları İşletmecisi İş İnsanı Soner EKŞİOĞLU Sakarya54.net‘in 20. Yıl Dönümünü Kutladı
Ekşioğlu Ekmek Fırınları İşletmecisi İş İnsanı Soner EKŞİOĞLU ,Sakarya54.net‘in 20. yılını tebrik etti ve başarılar diledi.
Ekşioğlu Ekmek Fırınları İşletmecisi İş İnsanı Soner EKŞİOĞLU, Sakarya54.net‘in kuruluş yıl dönümü dolayısıyla yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:
“Yerel basının güçlü seslerinden Sakarya54.net’in 20. kuruluş yıl dönümünü gönülden kutluyorum. Kurulduğu günden bu yana kamuoyunu doğru, güvenilir ve tarafsız bilgiyle buluşturma sorumluluğunu titizlikle yerine getiren Sakarya54.net, Ülkemiz ve Sakarya’mızın sosyal, kültürel ve ekonomik hayatına önemli katkılar sunmuştur.
Bu anlamlı yıl dönümü vesilesiyle, başta İmtiyaz sahibi Fehmi DUMAN olmak üzere emeği geçen tüm çalışanlara şükranlarımı sunuyor; Ülkemiz ve Sakarya’mız için nice başarılı, üretken ve etkili yıllar diliyorum.
-

ASSU SU FABRİKASINDAKİ EYLEM İSTANBULA TAŞINDI
ASSU SU FABRİKASINDAKİ EYLEM İSTANBULA TAŞINDI
Öz Gıda İş Sendikası Sakarya Şube Başkanı Hüseyin Özkan, ASSU grevimizin ikinci aşaması kapsamında, İstanbul Üsküdar’da bulunan, ASSU firma sahibi Yaşabey Kalebaşı’nın Başkanlığını yaptığı SUDER Derneği önünde basın açıklamamızı gerçekleştirerek mücadelemizi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz dedi.
Özkan; Öz Gıda-İş Sendikası olarak açıkça ilan ediyoruz:
Aşkale İçecek Üretim Pazarlama A.Ş. (ASSU) işyerinde yaşananlar yalnızca bir işyeri sorunu değil, anayasal hakların açık ihlalidir.
Haziran 2023’ten bu yana yürüttüğümüz örgütlenme süreci, ilgili Bakanlık tarafından tescillenmiş; sendikamızın çoğunluğu sağladığı resmen belirlenmiştir. Buna rağmen işveren, hukuku tanımamış, süreci yargıya taşıyarak oyalama yoluna gitmiş, yetmemiş; sendikal faaliyet yürüten üyelerimizi işten atarak daha sürecin başında hukuku tanımayacağını adete haykırmıştır.
Mahkemelerden çıkan karar ortadadır. Yetki sendikamızdadır.
Buna rağmen işveren ÖZ GIDA-İŞ Sendikası olarak yaptığımız onca çağrıya ve başvuraya olumlu cevap vermemiş , masaya oturmamış ve ANAYASAYI ve hukuku yok saymıştır.Buradan açıkça sesleniyoruz:
Bu ülke bir hukuk devletidir. Hiç kimse kendisini anayasanın üstünde göremez.
ASSU İÇECEK işvereni Yaşabey Kalebaşı,
işçilerin sendika hakkını tanımamakta ısrar ederek yalnızca işçilere değil, hukuka ve toplumsal barışa karşı da sorumluluk almaktadır.Sendikamızın yaptığı tüm uzlaşma çağrıları cevapsız bırakılmış, İŞKUR aracılığıyla yürütülen arabuluculuk görüşmelerinden dahi sonuç alınamamıştır. Bu tablo, işverenin çözüm değil dayatma istediğini açıkça göstermektedir.
Bu nedenle:
25.03.2026 tarihinde aldığımız grev kararı doğrultusunda,
03.04.2026 itibarıyla Aşkale İçecek Üretim Pazarlama A.Ş. işyerinde yasal grev başlatılmıştır.Bu grev:
-
İşten atılan üyelerimiz geri alınana kadar,
-
Sendikal haklar eksiksiz tanınana kadar,
-
Toplu iş sözleşmesi imzalanana kadar
kararlılıkla sürecektir.
Buradan bir kez daha uyarıyoruz:
İşçilerin anayasal haklarını yok sayan bu anlayış sürdürülebilir değildir.
Bu tutum yalnızca işyerini değil, markayı ve tüm ticari ilişkileri de doğrudan etkileyecektir.Bundan sonraki duraklarımız ASSU markasının ürünlerinin yer aldığı Türk Hava Yolları, BİM, A101, Şok ve Migros başta olmak üzere tüm satış noktaları ve kamuoyu, bu hukuksuzluk konusunda bilgilendirilmeye devam edilecektir.
Hiç kimse şunu unutmasın:
Sendikal haklar pazarlık konusu değildir.
Bu haklar ya tanınır, ya da mücadeleyle alınır.Biz buradayız.
Gücümüzü yasadan, meşruiyetimizi işçilerden alıyoruz.ÖZ GIDA-İŞ Sendikası olarak ; Hiç bir mücadelemizde geri adım atmadık,bu mücadeleyi de çalışanlarımızın yasal hakları alınıp toplu İş sözleşmesi imzalanmadan bırakmayacağız.
-



















