Kategori: Firmalar
Firmalar
-

Başkent EDAŞ Zonguldak’ın enerji altyapısını güçlendirmeye devam ediyor
Başkent EDAŞ Zonguldak’ın enerji altyapısını güçlendirmeye devam ediyor
Kesintisiz, kaliteli ve sürdürülebilir enerji için faaliyetlerini sürdüren Başkent EDAŞ, zorlu coğrafi yapısı, madencilik sektörü, deniz ticareti ve 600 bine yakın nüfusu ile Batı Karadeniz’de öne çıkan Zonguldak’ta 2025 yılında 825 milyon TL yatırımı hayata geçirdi. Enerji arz güvenliğini sağlamak amacıyla faaliyetlerini kararlılıkla sürdüren şirket, Zonguldak’ta bakım ve onarım faaliyetlerine de hız verdi
Türkiye’nin enerji dönüşümüne öncülük eden Enerjisa Dağıtım Şirketleri’nden Başkent EDAŞ, Zonguldak’ta 427 bini aşkın müşterisine daha güvenilir ve kesintisiz enerji sunma hedefiyle 2025 yılında Zonguldak’ta 3 bin 381 trafo ve 16 bin 829 kilometrelik enerji hattında bakım, onarım ve yatırım çalışmalarını sürdürdü.
Daha aydınlık bir kent hedefi doğrultusunda hareket eden şirket, mevsimsel ve coğrafi şartların olumsuz etkilerini en aza indirmek için Merkez, Kozlu, Kilimli, Devrek, Alaplı, Gökçebey, Çaycuma ve Ereğli ilçelerinde 2025 yılında 14 bin 53 aydınlatma armatürü, 1.624 kilometrelik enerji nakil hattı, 37 elektrik dağıtım panosu ve 130 trafo merkezinin bakımlarını gerçekleştirdi. Yeni yatırımlar kapsamında ise 264 kilometrelik kablo döşemesi, 3.623 yeni aydınlatma armatürü, 259 elektrik dağıtım panosu ve 94 trafonun montajı tamamlanarak altyapı güçlendirildi.

Zorlu Kış Şartları İçin Hazırlıklara Devam Edildi
Başkent EDAŞ, Zonguldak’ta kış aylarında yaşanabilecek olumsuz hava koşullarına karşı enerji arzının sürekliliğini sağlamak amacıyla kapsamlı hazırlıklarını sürdürüyor. Şirket, yıl boyunca gerçekleştirdiği bakım, onarım ve yenileme çalışmalarıyla özellikle yüksek kesimlerde altyapı dayanıklılığını artırırken, olası arızalara karşı önleyici bakım programlarını yıl boyunca hayata geçirdi.
Kritik öneme sahip direk, iletken ve topraklama sistemlerinde yapılan kontrollerin yanı sıra, alternatif enerji hatları ve yer altı kablo tesisleriyle kesinti risklerinin en aza indirilmesi hedefleniyor. Ekipler, yaklaşan kış şartlarında ortaya çıkabilecek yoğun kar yağışı ve fırtına gibi zorlu hava koşullarında da kesintisiz hizmet verebilmek için 7/24 esasına göre hazır şekilde görev yapıyor.
Başkent EDAŞ, kış mevsimi boyunca güvenli ve sürdürülebilir enerji arzını korumak için Zonguldak’ta bulunan tüm ilçelerde operasyonel hazırlıklarını devam ederek, müşterilerine kaliteli hizmet sunma kararlılığını sürdürüyor.
Müşteri odaklı hizmet anlayışı memnuniyeti arttırdı
Operasyonel iş süreçlerini daha verimli hale getirebilmek için dijital dönüşümüne ağırlık veren Enerjisa Dağıtım Şirketleri kullanıcı memnuniyetini en üst seviyeye çıkarmak için çalışmalarını sürdürüyor. 7/24 hizmet sunan www.baskentedas.com.tr, Web ChatVolt, Başkent 186 Mobil Uygulaması, WhatsApp İhbar Hattı ve 186 Çağrı Merkezi ile her kanaldan müşterilerine ulaşıyor. Sosyal medya üzerinden gelen talepleri de hızlıca karşılayarak Zonguldaklıların yanında olmayı sürdürüyor.
Enerjisa Dağıtım Şirketleri’nin Ayedaş ve Toroslar EDAŞ ile birlikte elektrik dağıtımındaki 3 şirketinden biri olan Başkent EDAŞ, Zonguldak’taki enerji altyapısını güçlendirmek için yatırımlarına kararlılıkla devam edecek
Başkent EDAŞ Hakkında
Enerjisa’nın Toroslar EDAŞ ve Ayedaş ile Türkiye’deki 14 ilde 22 milyonu aşkın kullanıcıya hizmet veren 3 elektrik dağıtım şirketinden biri olan Başkent EDAŞ, 2009 yılından bu yana Ankara, Bartın, Çankırı, Kastamonu, Karabük, Kırıkkale ve Zonguldak’ta kaliteli ve kesintisiz elektrik hedefiyle faaliyetlerini sürdürüyor.
-
Amazonia Veteriner Kliniği Törenle Açıldı.
Amazonia Veteriner Kliniği Törenle Açıldı.
Hayvan dostlarımıza her türlü sağlık hizmetinin verildiği veteriner kliniklerine bir yenisi daha eklendi.
Serdivan ilçesi Arabacıalanı Mahallesi 617. Sokak’ta (Agora avm açık otopark yanı) hizmete giren Amazonia Veteriner Kliniği’nin açılışını; Sakarya Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Volkan Toker, AK Parti İl Kadın Kolları Başkanı Duygu Çetin, AK Parti Serdivan İlçe Başkanı Yusuf Haldızoğlu ve kliniğin sahibi Veteriner Hekim Zeynep Bolat birlikte gerçekleştirdi.
Hayvan dostlarının yoğun ilgi gösterdiği açılışta bir konuşma yapan Veteriner Hekim Zeynep Bolat, Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesinden mezun olduktan sonra sekiz yıl çeşitli klinik ve hayvan hastanelerinde tecrübe kazandığı mesleğinde hayali olan kendi kliniğini açmanın heyecanı ve mutluluğunu yaşadığını belirtti. Bu özel günde yanında olan eşi Endüstri Mühendisi Murat Kaan Bolat’a, annesi Neriman Akgüneş’e, kayınvalidesi Fatma Bolat’a, kızkardeşi veteriner teknikeri Zeren Kamber’e, minik oğlu Sarp Bolat’a, açılışa katılarak hayırlı olsun mesajlarını ileten tüm akraba ve dostlarına çok teşekkür eden Zeynep Bolat, öğrencilik yıllarında ilgi duyduğu cerrahi eğitimlerine devam ettiğini ifade ederek, Amazonia Veteriner Kliniğinde her cana dokunmaya çalışacağını vurguladı.
Ameliyathane, laboratuvar ve her türlü tedavi amaçlı araç ve gereçlerin bulunduğu klinikte; kedi, köpek, tavşan ve kanatlı hayvanlar üzerine koruyucu hekimlik, aşılama programı, parazit uygulamaları, kısırlaştırma operasyonları, cerrahi operasyonlar, dahiliye, röntgen ve ultrason görüntülemesi, teşhis ve laboratuvar hizmetleri, acil veteriner hizmetleri, fizik tedavi ve rehabilitasyon hizmetleri verilecek.
-
KİMYA SANAYİSİNİN AVRASYA’DAKİ STRATEJİK BULUŞMASI
KİMYA SANAYİSİNİN AVRASYA’DAKİ STRATEJİK BULUŞMASI
Türkiye’nin ihracatında stratejik sektörler arasında yer alan kimya sanayisi, 2025 yılında 31,9 milyar dolarlık ihracat hacmiyle ülke ekonomisinin lokomotif alanlarından biri olmayı sürdürdü. Toplam ihracat içinde ikinci sırada yer alan sektör; artan küresel rekabet, sürdürülebilir üretim baskısı ve yeni pazarlara erişim ihtiyacıyla birlikte uluslararası iş birliklerine her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyor. Bu çerçevede, Türkiye ve EMEA Bölgesi’nin en geniş kapsamlı kimya platformlarından biri olan Turkchem Eurasia 2026, 11. kez düzenlenecek organizasyonuyla 25–27 Kasım 2026 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde kapılarını açmaya hazırlanıyor. Artkim Fuarcılık organizasyonuyla düzenlenecek fuar; özel ve spesifik kimyasallardan genel kimyasallara, petrokimyadan laboratuvar ve ölçüm cihazlarına, proses ve otomasyondan paketleme, geri dönüşüm ve çevre teknolojilerine, nadir toprak elementlerinden gübre kimyasallarına kadar kimya sanayisinin tüm alt bileşenlerini aynı çatı altında buluşturacak. Devlet destekleriyle güçlenen yapısı ve artan uluslararası katılımıyla birlikte Turkchem Eurasia 2026 için stant satış süreci de başladı.
KİMYA İLE İLGİLİ HER ŞEYİ BULUŞTURAN PLATFORM
İlk kez 2006 yılında düzenlenen Turkchem Eurasia Fuarı, geçen yıllar içinde kimya endüstrisinin bölgedeki en köklü ve güvenilir buluşma noktalarından biri haline geldi. Kurulduğu dönemde Türkiye kimya sektörünün ekonomik hacmi yaklaşık 8,7 milyar dolar seviyesindeyken, sektör son 18 yılda önemli bir dönüşüm geçirerek 2022 yılı itibarıyla 33,6 milyar dolarlık büyüklüğe ulaştı ve Türkiye’nin en yüksek ihracat payına sahip sektörlerinden biri konumuna geldi.
Kimya sanayisinin büyümesiyle paralel olarak Turkchem de ölçeğini ve uluslararası etki alanını genişletti. Yıllardır “Kimya ile İlgili Her Şey” mottosuyla düzenlenen fuar; yeni iş bağlantılarının kurulması, mevcut iş birliklerinin geliştirilmesi ve sektöre dair güncel gelişmelerin paylaşılması açısından katılımcılar ve ziyaretçiler için güçlü bir etkileşim alanı sunuyor.
RAKAMLARLA TURKCHEM’İN ULUSLARARASI GÜCÜ
Turkchem Eurasia 2024, üç gün boyunca 95 ülkeden 13.897 profesyonel ziyaretçiyi ağırlayarak organizasyonun uluslararası erişimini bir kez daha ortaya koydu. En yoğun ziyaretçi katılımı İran, Çin, Rusya, Pakistan, Mısır, Almanya, Birleşik Arap Emirlikleri, Bulgaristan, İtalya, Rusya ve Hindistan’dan gerçekleşti. Bu tablo, Turkchem’in yalnızca Türkiye için değil, Avrasya ve çevre bölgeler için de önemli bir ticaret ve iş birliği platformu haline geldiğini gösterdi.
KİMYA SANAYİSİNİN GELECEĞİ İÇİN ORTAK ZEMİN
Turkchem Eurasia 2026’ya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Artkim Group Kurucusu ve CEO’su Ahmet Güler, kimya sanayisinin küresel ölçekte önemli bir dönüşüm sürecinden geçtiğine dikkat çekti. Güler, “Artan rekabet, sürdürülebilir üretim zorunluluğu ve yeni pazarlara erişim ihtiyacı, sektör paydaşlarını aynı platformda buluşturan uluslararası organizasyonların önemini her geçen gün artırıyor. Geçmiş yıllarda yerli ve yabancı çok sayıda firmayı ve sektör profesyonelini aynı çatı altında buluşturmamız, Turkchem Eurasia’nın sektör nezdinde güçlü bir karşılık bulduğunu açıkça gösteriyor. 2026 edisyonuna yönelik lansman sürecinde gözlemlediğimiz yoğun ilgi ise fuarın yalnızca Türkiye’de değil, Avrasya genelinde de yakından takip edilen bir organizasyon haline geldiğini ortaya koyuyor. Devlet destekleriyle güçlenen yapımız ve artan uluslararası katılımla birlikte, 2026 edisyonunda katılımcılarımıza daha nitelikli iş birlikleri, sürdürülebilir ticari ilişkiler ve yeni pazar bağlantıları sunmayı hedefliyoruz. Turkchem Eurasia, sektörün bugünkü ihtiyaçlarının yanı sıra geleceğe yönelik dönüşüm başlıklarını da gündeminde tutmaya devam edecek.” dedi.
PRESTİJLİ FUAR STATÜSÜYLE GÜÇLENEN 2026 EDİSYONU
Turkchem Eurasia 2026, T.C. Ticaret Bakanlığı tarafından Prestijli Fuar Statüsü kapsamında değerlendirilerek, güncellenen Yurt İçi Fuar Destekleri Tebliği çerçevesinde desteklenen organizasyonlar arasında yer alıyor. 1 Ocak 2026 itibarıyla yürürlüğe giren yeni düzenleme kapsamında katılımcı firmalar, metrekare bazlı devlet desteklerinden faydalanabilecek. Buna göre fuarda m² başına 5.307 TL destek sağlanırken, firma başına uygulanabilecek üst destek limiti 1.292.800 TL olarak belirlendi. Bu destek modeli, firmaların fuar yatırımlarını daha öngörülebilir ve sürdürülebilir bir yapı içinde planlamalarına olanak tanıyor.
KİMYA SANAYİSİNİN DÖNÜŞÜM NOKTASI
Turkchem Eurasia 2026; yalnızca ürün ve çözümlerin sergilendiği bir fuar olmanın ötesinde, sürdürülebilir üretim, yüksek katma değerli kimyasal çözümler, ihracat odaklı büyüme ve uluslararası iş birliklerini destekleyen yapısıyla kimya sanayisinin dönüşen dinamiklerine yön veren stratejik bir buluşma noktası olarak konumlanıyor.
-
BDDK kredi borcu yapılandırma ayrıntılarını açıkladı: 3 aylık başvuru süresi başlıyor!
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK), kredi ve kredi kartı borçlarına yönelik yeni bir yapılandırma kararı aldı. Düzenleme, borçlarını ödemekte zorlanan bireysel müşterilere yeniden ödeme imkânı sunmayı amaçlıyor. Uygulamanın kapsamı ve etkilerine ilişkin detaylar BDDK tarafından paylaşıldı. Peki BDDK’nin kredi ve kredi kartı borçlarına yönelik yapılandırma kararı kimleri kapsıyor, borcu olanlar bu haktan nasıl yararlanacak? Başvuru süreci ne şekilde işleyecek, bankalar borçlulara hangi kolaylıkları sunacak? İşte tüm ayrıntılar…
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK), bireysel kredi ve kredi kartı borçları için yapılandırma imkânı tanıyan bir karar aldı. Buna göre, üç ay içinde başvuru yapılması halinde kredi borçları 48 ay vadeyle yeniden yapılandırılabilecek. BDDK, düzenlemeden yararlanabilecek kişi sayısına ilişkin detaylı verileri de kamuoyuyla paylaştı.
KREDİ KARTI LİMİTLERİNİN BÜYÜK BÖLÜMÜ KULLANILMIYOR
BDDK verilerine göre, 2025 yılı sonu itibarıyla sektörde toplam bireysel kredi kartı limiti yaklaşık 13 trilyon 300 milyar TL seviyesinde bulunuyor. Bu tutarın yüzde 21’ine karşılık gelen 2 trilyon 800 milyar TL’lik kısmı kullanılırken, toplam limitin yüzde 79’u ise kullanılmıyor.
Aynı dönemde Türkiye genelinde 40 milyon 700 bin tekil kredi kartı kullanıcısı bulunuyor. Bu kullanıcıların 30 milyon 600 bini, yani yüzde 75’i, 400 bin TL’nin altında kredi kartı limitine sahip.
YÜKSEK LİMİTLİ KULLANICILAR AZINLIKTA
BDDK’nın paylaştığı bilgilere göre, 750 bin TL’nin altında kredi kartı limitine sahip kullanıcıların toplam kart sahipleri içindeki oranı yaklaşık yüzde 90 düzeyinde. Buna karşılık, 750 bin TL’nin üzerinde limite sahip kullanıcılar toplam kredi kartı limitinin yüzde 48’ini elinde bulunduruyor. Bu grubun kredi kartı doluluk oranı ise yaklaşık yüzde 20 seviyesinde bulunuyor.
TÜRKİYE’DE KREDİ KARTI SAYISI 142 MİLYONU AŞTI
Bankalararası Kart Merkezi (BKM) verilerine göre, 2025 yılı sonu itibarıyla Türkiye’deki toplam kredi kartı sayısı 142 milyon 133 bin 933 olarak kaydedildi.
YASAL TAKİPTEKİ BORÇLU SAYISI ARTTI
2025 yılı sonu itibarıyla 1 milyon 284 bin kişi bireysel kredi borcunu, 1 milyon 625 bin kişi ise kredi kartı borcunu ödeyemedi. Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi’nin “Negatif Nitelikli Bireysel Kredi ve Kredi Kartı” verilerine göre, bireysel kredi veya kredi kartı borcu nedeniyle yasal takibe giren kişi sayısı, bir önceki yıla kıyasla yüzde 14 artarak 2 milyon 114 bine yükseldi.
TASFIYE EDİLECEK BORÇ TUTARI 288 MİLYAR TL’Yİ AŞTI
Risk Merkezi verilerine göre, Aralık 2025 itibarıyla bireysel kredi kartlarını da kapsayan bireysel kredilerde tasfiye olunacak alacaklar, bir önceki yıla göre yüzde 100’ün üzerinde artarak 288 milyar 800 milyon TL’ye ulaştı.
Aynı dönemde, bireysel kredi kartı borcu nedeniyle yasal takibe uğrayan kişi sayısı 178 bin 131 olurken, bireysel kredi borcu nedeniyle yasal takibe intikal eden kişi sayısı ise 156 bin 716 olarak kayıtlara geçti.
-
TÜRKİYE KRUVAZİYERDE 3 MİLYON YOLCUYA ODAKLANDI
TÜRKİYE KRUVAZİYERDE 3 MİLYON YOLCUYA ODAKLANDI
Türkiye kruvaziyer turizmi, son yıllarda yakaladığı büyüme ivmesini 2026 sezonunda yeni bir eşiğe taşımaya hazırlanıyor. 2025 yılında kruvaziyer yolcu sayısının 2,1 milyonun üzerine çıkarak son 12 yılın en yüksek seviyesine ulaşması, Türkiye limanlarının uluslararası kruvaziyer rotalarındaki stratejik konumunu daha da güçlendirdi. Artan mega kruvaziyer gemi trafiği, genişleyen rota planlamaları ve uluslararası operatörlerin Türkiye limanlarına artan ilgisi, sektörün büyüme potansiyelini destekleyen temel unsurlar arasında yer alıyor. Camelot Maritime Yönetim Kurulu Başkanı Kaptan Emrah Yılmaz Çavuşoğlu, mevcut talep eğilimi ve kapasite artışı doğrultusunda, 2026 yılında kruvaziyer yolcu sayısının 3 milyon seviyesine yaklaşmasının mümkün olduğunu belirtiyor.
Kruvaziyer turizmi, liman şehirlerinde yarattığı ekonomik hareketlilik, yüksek harcama potansiyeline sahip turist profili ve artan uluslararası talep ile Türkiye turizminin stratejik büyüme alanları arasında yer alıyor. 2026 yılında kruvaziyer turizminde büyümenin devam etmesi beklenirken, liman altyapılarının güçlendirilmesi, sürdürülebilir denizcilik uygulamalarının yaygınlaştırılması ve uluslararası tanıtım faaliyetlerinin artırılması sektörün rekabet gücü açısından kritik başlıklar arasında gösteriliyor. Türkiye, coğrafi konumu, tersane altyapısı ve destinasyon çeşitliliği ile Doğu Akdeniz ve Karadeniz kruvaziyer rotalarında bölgesel merkez olma potansiyelini artırırken, 2026 yılının sektör açısından büyümenin yanı sıra dönüşüm yılı olması öngörülüyor.
Yüksek Katma Değerli Turist Yeni Dönemin Odağı
Kruvaziyer turizminde son yıllarda yalnızca yolcu sayısına odaklanan büyüme yaklaşımının yerini, daha yüksek harcama potansiyeline sahip yolcu profilinin aldığı görülüyor. Kruvaziyer operatörlerinin destinasyon deneyimine odaklanan tur paketleri ve şehir içi deneyim programları, liman şehirlerinde turizm gelirlerinin daha dengeli dağılmasına katkı sağlıyor. Yeni dönemde kruvaziyer turizminin, destinasyonla temas eden ve şehir ekonomisi ile daha güçlü entegrasyon sağlayan bir modele doğru evrildiği dikkat çekiyor.
Camelot Maritime Yönetim Kurulu Başkanı Kaptan Emrah Yılmaz Çavuşoğlu, yeni döneme ilişkin değerlendirmesinde, “Kruvaziyer turizminde artık sadece yolcu sayısı değil, yolcunun bıraktığı ekonomik değer de önem taşıyor. Destinasyon deneyimi güçlü olan, şehir ekonomisi ile temas eden ve sürdürülebilir turizm yaklaşımına uyumlu yolcu profili yeni dönemin belirleyici unsuru olacak.” dedi.
2026 Büyümenin Yanında Dönüşüm Yılı
2026 yılının kruvaziyer turizmi açısından büyümenin yanı sıra kalite dönüşümü, sürdürülebilirlik ve altyapı yatırımlarının hızlandığı bir dönem olması bekleniyor. Kamu-özel sektör iş birliklerinin güçlenmesi ve uluslararası tanıtım faaliyetlerinin artırılması, Türkiye’nin kruvaziyer turizmindeki konumunu daha da yukarı taşıyabilecek başlıklar arasında yer alıyor. Kaptan Emrah Yılmaz Çavuşoğlu,
“2026 yılı kruvaziyer turizmi açısından sadece büyüme değil, dönüşüm yılı olacak. Doğru yatırımlar ve güçlü iş birlikleri ile Türkiye kruvaziyer turizminde küresel ölçekte daha üst bir konuma ulaşacaktır.” dedi.2026’da Sektörün Karşı Karşıya Olduğu Kritik Başlıklar
2026’da kruvaziyer sektörünün karşı karşıya olduğu kritik başlıklar gündemdeki yerini korurken, Çavuşoğlu da sektörün önündeki temel sorunlara dikkat çekerek kruvaziyer turizminin sürdürülebilir büyümesi için çözüm bekleyen başlıkları bir kez daha gündeme taşıdı.
Liman Altyapısı ve Kapasite Yönetimi
Artan gemi boyutları ve sefer sayıları, liman altyapılarının modernizasyonunu zorunlu hale getiriyor. Özellikle ana liman (homeport) operasyonlarının artırılması, Türkiye’nin kruvaziyer turizmindeki rekabet gücünü doğrudan etkileyen başlıklar arasında yer alıyor.
Kaptan Emrah Yılmaz Çavuşoğlu, “Kruvaziyer turizminin sürdürülebilir büyümesi için liman altyapılarının modernizasyonu kritik önem taşıyor. Homeport operasyonlarının artması Türkiye’nin kruvaziyer turizmindeki konumunu daha da güçlendirecektir.” ifadelerini kullandı.
Sürdürülebilir Denizcilik Dönüşümü
Küresel kruvaziyer turizminde karbon emisyonlarının azaltılması, limanlarda elektrik altyapısının yaygınlaştırılması ve çevre dostu operasyon modelleri sektörün öncelikli gündem maddeleri arasında yer alıyor. Çavuşoğlu, “Kruvaziyer turizminin geleceği sürdürülebilir denizcilik uygulamalarından geçiyor. Limanlarda elektrik kullanımının yaygınlaşması ve çevreci operasyon modellerinin artması sektörün küresel rekabet gücü açısından önemli.” dedi.
Uluslararası Tanıtım ve Destinasyon Rekabeti
Kruvaziyer turizminin küresel ölçekte büyümesi, destinasyonlar arasındaki rekabeti de artırıyor. Uluslararası tanıtım çalışmaları ve destinasyon markalaşması, kruvaziyer turizminde sürdürülebilir büyümenin temel unsurları arasında yer alıyor. Çavuşoğlu, “Türkiye’nin kruvaziyer turizminde güçlü tanıtım stratejileri ile uluslararası pazarlarda daha görünür olması gerekiyor. Doğru tanıtım ve doğru yatırım stratejileri ile Türkiye kruvaziyer turizminde çok daha güçlü bir konuma ulaşabilir.” değerlendirmesinde bulundu.
-
Başkent EDAŞ Ankara’da bakım ve yatırımları ile geleceğe yatırım yapıyor
Başkent EDAŞ Ankara’da bakım ve yatırımları ile geleceğe yatırım yapıyor
Sektöre öncü teknolojileri ve insan odaklı çalışma anlayışıyla hareket eden Başkent EDAŞ, 2025 yılında Ankara’da kesintisiz ve kaliteli enerji için 6 milyar 670 milyon TL yatırımı hayata geçirdi. Bakım, onarım ve yatırım çalışmalarına hız veren şirket, Türkiye’nin başkenti ve nüfus bakımından en büyük ikinci olan Ankara’da yenilikçi teknolojilerini de faaliyetlerine entegre etmeyi sürdürdü
‘Herkes için daha iyi bir gelecek’ vizyonuyla sürdürülebilir projelerini hayata geçiren Enerjisa Dağıtım Şirketleri’nden Başkent EDAŞ, 3 milyon 311 binden fazla aboneye kesintisiz ve kaliteli enerji hizmeti vermek için çalışmalarını sürdürüyor.
2024 yılında en çok yatırım yapan 4 elektrik dağıtım şirketinden biri olarak öne çıkan Başkent EDAŞ, kamu ve özel sektörün ağırlıklı olduğu, ticaret ve sanayi yatırımlarına bağlı olarak büyük bir nüfus göçü alan Ankara’da sorumluluk alanında olan 22 bin 686 trafo ve 69 bin 387 kilometrelik enerji hattında kesintisiz ve kaliteli enerji arzını sağlamak amacıyla bakım, onarım ve yatırım çalışmalarını 2025 yılında da kararlılıkla sürdürdü.

Ankara’da kesintisiz enerji için altyapı güçleniyor
Daha aydınlık bir kent hedefi doğrultusunda, mevsimsel ve coğrafi şartların olumsuz etkilerini en aza indirmek için çalışan şirket Akyurt, Altındağ, Ayaş, Bala, Beypazarı, Çamlıdere, Çankaya, Çubuk, Elmadağ, Etimesgut, Gölbaşı, Güdül, Haymana, Kahramankazan, Kalecik, Kızılcahamam, Nallıhan, Polatlı, Pursaklar, Şereflikoçhisar ve Sincan ilçelerinde bakım ve onarım çalışmalarını aralıksız sürdürdü. .
2025 yılında, 20 bin 495 armatür, 10 bin 261 km’lik kablo, 143 trafo merkezi, 1.733 adet dağıtım merkezi ve 310 elektrik dağıtım panosunun bakımlarını tamamladı. Ayrıca yeni yatırımlar kapsamında 2.251 km’lik kablo hattı, 447 trafo ile 9.519 armatür ve 1.295 elektrik dağıtım panosu tesis ederek enerji altyapısını güçlendirdi.
Müşteri odaklı hizmet anlayışı memnuniyeti artırdı
Operasyonel iş süreçlerini daha verimli hale getirebilmek için dijital dönüşümüne ağırlık veren Enerjisa Dağıtım Şirketleri kullanıcı memnuniyetini en üst seviyeye çıkarmak için çalışmalarını sürdürüyor. 7/24 hizmet sunan www.baskentedas.com.tr, Web ChatVolt, Başkent 186 Mobil Uygulaması, WhatsApp İhbar Hattı ve 186 Çağrı Merkezi ile her kanaldan müşterilerine ulaşıyor. Sosyal medya üzerinden gelen talepleri de hızlıca karşılayarak Ankaralıların yanında olmayı sürdürüyor.
Enerjisa Dağıtım Şirketleri’nin Ayedaş ve Toroslar EDAŞ ile birlikte elektrik dağıtımındaki 3 şirketinden biri olan Başkent EDAŞ, Ankara’daki enerji altyapısını güçlendirmek için yatırımlarına kararlılıkla devam edecek.
Başkent EDAŞ Hakkında
Enerjisa’nın Toroslar EDAŞ ve Ayedaş ile Türkiye’deki 14 ilde 22 milyonu aşkın kullanıcıya hizmet veren 3 elektrik dağıtım şirketinden biri olan Başkent EDAŞ, 2009 yılından bu yana Ankara, Bartın, Çankırı, Kastamonu, Karabük, Kırıkkale ve Zonguldak’ta kaliteli ve kesintisiz elektrik hedefiyle faaliyetlerini sürdürüyor.
-

Zemin Kata ve Taşıyıcı Sisteme Müdahaleler Sistemi Bozar, Binayı Zayıflatır, Sorumluluğu Değiştirir!
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Sakarya Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Semih UÇAR ve Yönetim Kurulunun, 6 Şubat yargı süreçleri hakkında yaptığı basın açıklaması.
Zemin Kata ve Taşıyıcı Sisteme Müdahaleler Sistemi Bozar, Binayı Zayıflatır, Sorumluluğu Değiştirir!
Resmî verilere göre 53 binden fazla insanımızı yitirdiğimiz, deprem anında yaklaşık 40 bin binanın yıkıldığı, 300 binden fazla binanın ise ağır hasar aldığı 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki 6 Şubat 2023 Depremlerinin ardından başlayan yargı süreçleri devam etmektedir.
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası olarak 6 Şubat Depremlerinin yaratmış olduğu yıkımda sorumluluğu bulunan herkesin yargı önüne çıkarılması ve bu kişilerden hukuk nezdinde hesap sorulması gerektiğini söyledik ve söylemeye de devam edeceğiz. Çünkü adil bir yargılama yapılmadan ve gerçek sorumlular tespit edilip cezalandırılmadan, ülkemiz benzer acıları yaşamaya, enkaz altında kalmaya devam edecektir.
6 Şubat 2023 Depremleri sonrasında yürütülen ceza yargılamalarında sıkça gündeme gelen zemin katta yapılan veya taşıyıcı sisteme yapılan müdahale iddiaları, yargılamaların sağlıklı ve adil yürütülebilmesi açısından özel önem taşımaktadır.
Taşıyıcı sistemin herhangi bir bileşenine yapılan müdahale, yük aktarım zincirini değiştirir ve sistemin davranışını öngörülemez hale getirir. Zemin katta yapılan duvar kaldırma, asma kat ekleme, konsol kirişlerin kaldırılması ya da tesisat geçişi sırasında kolon-kirişlere verilen zarar, kolon kesmek kadar tehlikelidir. Bu müdahaleler, yapının rijitliğini azaltır, yük dağılımını bozar ve deprem kuvvetlerine karşı koyma kapasitesini düşürür. Teknik olarak bozulmuş taşıyıcı sistemin tasarlandığı haline göre davranması beklenemez; bu nedenle hukuki sorumluluk da artık müdahaleyi yapanlara aittir.
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Sakarya Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Semih UÇAR
Zemin Kat Duvarlarının Kaldırılması
Zemin kat duvarlarının kaldırılması, yanal rijitlik dağılımında dengesizlik yaratır. Dolgu duvarlar, yalnızca bölme unsuru değil, çerçevenin rijitliğine katkı sağlayan elemanlardır. Duvarların kaldırılması, zemin katın üst katlara göre çok daha fazla ötelenmesine neden olur ve ‘yumuşak kat’ oluşabilir. Deprem yönetmeliklerinin belirlediği yumuşak kat kıstasları sağlanmasa da duvarları kaldırılmış bir katın öncesine göre daha yumuşak olduğunda tereddüt yoktur. Bu durumda deprem enerjisi zemin katta yoğunlaşır. Duvar bulunmayan zemin katlarda rijitliğin %30-40’lar oranında azalabildiği, doğal titreşim periyotlarının uzadığı ve hasarın zemin katta başladığını gösteren akademik çalışmalar mevcuttur
Duvarlarda Açılan Boşluklar
Dolgu duvarlarda kapı, pencere veya tesisat boşlukları açılması, rijitlik ve dayanımı doğrudan azaltır. Açıklık oranı arttıkça duvar rijitliği yaklaşık %50 oranında azalabilir. Açıklıkların kiriş-kolon birleşimine yakın olması, yük aktarım yollarını bozar ve çerçeve davranışını olumsuz etkiler. Sonradan yapılan bu tür müdahaleler projede tanımlı taşıyıcı sistemin bütünlüğünü ortadan kaldırabilir.
Asma Kat İlavesi ve Kısa Kolon Etkisi
Asma kat ilavesi, kolonların serbest yüksekliğini azaltarak ‘kısa kolon etkisi’ oluşturur. Bu durumda kolonlar daha fazla kesme kuvvetine maruz kalır. Örneğin kolon boyunun %30 kısalması kesme kuvvetini yaklaşık iki kat artırabilir. Asma katla birlikte rijitlik artarken süneklik azalır, bu da zemin katın deprem kuvvetlerine dayanımını düşürür.
Konsol ve Kapalı Çıkmalarda Kirişlerin Kaldırılması
Kapalı çıkmalardaki konsol ve alın (bayrak) kirişlerinin yapılmaması ya da sonradan kaldırılması, moment aktarımını keser ve sistemin sürekliliğini bozar. Bu tür müdahaleler, moment dengesi ve burulma rijitliğini azaltarak göçmeye zemin hazırlar. Aşağıdaki fotoğraflarda görülen örnekte, zemin kattaki duvarların tamamen kaldırılması ve alın kirişlerinin yapılmaması, depremde yıkımın başlıca nedenlerinden biri olmuştur.

Fotoğraf 1. Kapalı çıkmada konsol ve alın kirişlerinin yapılmadığı (veya kaldırıldığı), zemin kattaki tüm duvarların market tarafından kaldırıldığı bina örneği.
Tesisat ve Yenileme Müdahaleleri
Tesisat geçişleri sırasında kolon, kiriş veya döşemelere açılan delikler, kesit kaybı ve donatı zedelenmesine, bazen de donatı kesilmesine yol açar. Bu küçük görünen ancak önemli etkisi olabilecek müdahaleler, deprem anında kırılma mekanizmasının başladığı noktalardır. Aşağıda muhtelif binalarda tespit edilen olumsuz örnekler gösterilmiştir.

Fotoğraf 2. Kolon ve kirişte tesisat geçişi ile verilen hasar

Fotoğraf 3. Betonarme kirişte boru geçişi ile verilen hasar

Fotoğraf 4. Betonarme kiriş gövdesinde boru geçişi için kirişe ve donatıya verilen hasar

Fotoğraf 5. Betonarme kirişte tesisat için açılan boşluk ile verilen hasar

Fotoğraf 6. Temelde ve kolonda tesisat geçişleri ile verilen hasar

Fotoğraf 7. Betonarme kirişte tesisat geçişleri ile verilen hasar

Fotoğraf 8. Betonarme kirişte tesisat geçişi ile verilen hasar

Fotoğraf 9. Betonarme kolonda tesisat geçişi ile verilen hasar
Korozyon Hasarı
Taşıyıcı elemanlarda korozyon yapısal bütünlüğü ciddi şekilde zayıflatabilir. Betonarme elemanlarda donatının korozyona uğraması, donatı kesitinin azalmasına, aderansın kaybolmasına ve betonun çatlayarak sıyrılmasına yol açar. Korozyona bağlı %10–20 oranındaki donatı kaybı dahi kolon ve kirişlerde kesme ve eğilme dayanımını anlamlı ölçüde düşürür. Donatı çapının küçülmesi ve beton örtüsünün ayrılması, deprem sırasında oluşan tekrarlı zorlamalar altında elemanın ani göçme davranışı göstermesine neden olabilir. Özellikle zemin katta duvarların kaldırılması, asma kat ilavesi, tesisat için açılan boşluklar veya konsol kirişlerin kaldırılması gibi müdahalelerle birlikte ortaya çıkan korozyon hasarı, yapının deprem güvenliğini proje değerlerinin çok altına indirir. Bu tür hasarlar tasarımcı mühendislerin öngörebileceği nitelikte olmadığı gibi, esas sorumluluk da bu müdahaleleri yapan ve korozyon gelişimine yol açan koşulları yaratan ya da giderilmesini sağlamayan kişi veya kurumlara aittir. Aşağıda korozyon hasarlarından örnekler içeren fotoğraflar sunulmuştur

Fotoğraf 10. Betonarme kiriş ve döşemede korozyon hasarı örnekleri

Fotoğraf 11. Betonarme kolonlarda ve döşemede korozyon hasarı örnekleri
Mevcut Binalarda Tehlikenin Erken Tespiti ve Önleme Sorumluluğu
Bugün halen ayakta olan pek çok binada da benzer müdahaleler bulunmaktadır. Nitekim yukarıda sunulan fotoğrafların tamamı yıkılmak için küçük bir sarsıntı bekleyen mevcut binalara aittir. Bu durum, sadece olası yargılamalar için değil, yaşam hakkının korunması bakımından da ciddi bir risk oluşturmaktadır. Taşıyıcı sistem bütünlüğünü bozan müdahalelerin tespiti ve önlenmesi, yapım sürecinde görev üstlenmiş mühendis ve mimarların değil, bina maliklerinin, idarelerin ve kamu otoritelerinin asli sorumluluğudur.
İlgili idareler, mevcut yapı stokunda bu tür değişikliklerin tespitine yönelik periyodik denetim mekanizmaları oluşturmakla yükümlüdür. Binaların yapım aşamasında olduğu kadar kullanım sürecinde de izlenmesi, taşıyıcı sistemde izinsiz müdahalelerin erken fark edilmesini sağlar ve yaşam hakkının korunması açısından zorunludur.
Bu bağlamda, binaların periyodik kontrolü yalnızca kamu otoritesinin görevi olarak değil, bina sahipleri ve sakinlerinin de kolektif sorumluluğu olarak görülmelidir. Maliklerin ve kullanıcıların taşıyıcı sisteme müdahale edilmemesini gözetme ve izinsiz tadilatları bildirme yükümlülüğü hem kendi can güvenliklerinin hem de komşularının yaşam hakkının korunması için zorunludur.
Değerlendirme
Taşıyıcı sistemi de etkileyen müdahaleler maalesef çok sık görülmektedir ve deprem sonrası yargılamalarda önemli tartışma konularından birini oluşturmaktadır. Zemin katta yapılan izinsiz değişiklikler veya taşıyıcı sisteme müdahaleler proje müellifi, şantiye şefi, fenni mesul veya denetim kuruluşunun öngörebileceği sınırları aşar. Mühendisler tasarlayıp inşa ettikten sonra binalar kullanıcılara (maliklerine/sakinlerine) teslim edilir. Kullanıcılar izin vermedikçe mühendislerin binalarda denetim yapma imkanları olmadığı gibi denetim sorumlulukları da bulunmamaktadır. Binanın tasarlandığı ve inşa edildiği gibi davranmasını engelleyen, bütünlüğünü bozan müdahalelerin deprem dayanımını düşürerek risk oluşturduğunda şüphe bulunmamaktadır. Bu riskin kaynağını oluşturmayan mühendislerin sonuçtan da sorumlu tutulmamaları hukukun gereğidir.
Tasarlanan ve inşa edilen sistemi bozan, değiştiren her türlü müdahale taşıyıcı sistemin bütünlüğünü bozacak ve yapı deprem kuvvetlerine tasarlandığı şekliyle değil, bozulmuş haliyle karşı koymaya çalışacaktır. Mevcut haliyle önemli farklar içerse de tasarlandığı halin de uygun olması gerekir, bakış açısıyla tasarlanan halin modellenip analiz edilmesi doğru bir yaklaşım değildir. Zira tüm modelleme ve analizler kabuller içermektedir ve tasarlanan halin depremdeki davranışını yüzde yüz kesinlikle yansıtma kabiliyetine sahip değildir. Binanın statik projesinde tasarlanan halinde yapılan esaslı değişiklikler sonrasında, tasarlanan haliyle ilgili yapılacak tüm değerlendirmeler şüphe içerecektir ve şüpheden sanığın yararlanması genel bir hukuk ilkesidir. Ayrıca nedensellik bağı ve objektif isnadiyet açısından da değişikliklerin dikkate alınması zaruridir
Bir binanın güvenliği, taşıyıcı sistemin bütünlüğüne bağlıdır. Zemin katta yapılan her müdahale – duvar kaldırma, asma kat ekleme, kiriş yapmama veya kaldırma, betonarme perde duvar, kolon veya kirişte boşluklar açma yapının dengesini bozar. Bu eylemler, kolon kesmek kadar tehlikelidir.
Bu tür müdahalelerin önlenmesi yalnızca teknik değil, toplumsal bir sorumluluktur. İlgili idarelerin binaları düzenli aralıklarla kontrol edip denetlemeleri, vatandaşların müdahaleleri bildirme ve önleme bilincini geliştirmeleri, yaşam hakkının korunması için zorunludur.
İMO olarak, meslektaşlarımızın hukuka aykırı biçimde sorumlu tutulmalarına yol açacak eksik ve hatalı değerlendirmelerin karşısında durmaya ve yaşam hakkının korunması için yapılması gerekenleri talep etmeye devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.
-

Serdivan’da Mazot Desteği İçin Başvuru Süreci Başlıyor
Serdivan’da Mazot Desteği İçin Başvuru Süreci Başlıyor
Serdivan Belediyesi tarafından tarımsal üretimi desteklemeye yönelik olarak hayata geçirilen Mazot Desteği Projesi kapsamında başvuru süreci başlıyor. İlçe genelinde faaliyet gösteren üreticileri kapsayan uygulama ile tarımsal faaliyetlerin devamlılığına katkı sağlanması hedefleniyor.
Üreticiler İçin Destek Kriterleri Belirlendi
Mazot desteğinden faydalanmak isteyen üreticilerin ilgili kayıt sistemlerinde yer alması gerekiyor. İlçe Tarım Müdürlüğü kayıtları esas alınarak yürütülecek uygulama kapsamında destekler yüzde yüz hibe olarak sağlanacak. Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı üreticilere, arazi büyüklüklerine göre 0–5 dekar arası için 50 litre, 5–20 dekar arası için 100 litre, 20 dekar ve üzeri için ise 150 litre mazot desteği verilecek. Hayvan Bilgi Sistemi’ne kayıtlı ve işletme belgesi bulunan üreticilere büyükbaş hayvan başına 10 litre, küçükbaş hayvan başına 5 litre mazot desteği sağlanacak. Arıcılık Kayıt Sistemi’ne kayıtlı arıcılara ise kovan başına 3 litre mazot desteği uygulanacak.
Uygulama kapsamında, üreticilerin sahip olduğu arazi büyüklüğü, hayvan sayısı ya da kovan sayısı belirtilen kriterlerin üzerinde olsa dahi tek seferde en fazla 150 litre mazot desteği verilecek. Tüzel kişiler ile tüzel kişilerin dahil olduğu ortaklıklar bu destekten yararlanamayacak.
Talep Toplama Süreci 9 Şubat’ta Başlıyor
Mazot desteği için talep toplama süreci 9 Şubat 2026 tarihinde başlayacak ve 9 Mart 2026 tarihine kadar devam edecek. Başvurular Kazımpaşa Meydanı’nda kurulan ofiste, Yazlık Mahallesi Muhtarlık binasında oluşturulan ofiste ve Serdivan Belediyesi Merkez Hizmet Binası Çözüm Masasında alınacak.
Başkan Çelik’ten Projeye İlişkin Değerlendirme
Projeye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Osman Çelik, Serdivan’da üretimin sürekliliğini önemsediklerini belirterek hazırlıkların tamamlandığını ve talep toplama sürecinin ardından Nisan ayı itibarıyla mazot dağıtımına başlanacağını ifade etti. Dağıtım sürecinin, dağıtım noktalarında uygulanacak şeffaf bir kart sistemi üzerinden ve mevzuata uygun şekilde gerçekleştirileceğini belirten Çelik, uygulamanın üreticiler için önemli bir destek olacağını dile getirdi.
Serdivan Belediyesi, bu uygulamayla tarımsal üretimin ilçede sürdürülebilir şekilde devam etmesine katkı sunmayı amaçlıyor.
-

PALANDÖKEN, “RAMAZAN DAYANIŞMA VE BEREKET AYIDIR”
PALANDÖKEN, “RAMAZAN DAYANIŞMA VE BEREKET AYIDIR”
-“RAMAZAN YARDIMLARI ESNAF ARACILIĞIYLA DAHA DOĞRU ULAŞIYOR”
-“RAMAZAN KOLİLERİ GÖSTERİŞ İÇİN DEĞİL İHTİYAÇ İÇİN HAZIRLANMALI”
ANKARA- Ramazan’a sayılı günler kala tüm esnaf teşkilatı için genelge hazırlatan TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “Ramazan’a artık sayılı günler kaldı. Bu süreçte Konfederasyon olarak TESK çatısı altında, 13 mesleki Federasyon ve 82 Birliğe bir genelge gönderdik. Ramazan ayında vatandaşlarımızın yiyecek ve içecek temininde, fiyatların yüksekliğinden kaynaklanan zorlukların bir nebze de olsa hafifletilmesi amacıyla vecibelerini yerine getirerek yurttaşlarımıza yardımcı olmalarını istedik. Aynı şekilde vatandaşlarımızın da kendi semtlerinde tanıdıkları, her zaman alışveriş yaptıkları esnafı tercih etmelerini tavsiye ediyoruz. Özellikle akşam saatlerinde veya cami önlerinde ‘hakiki bal’, ‘kuruyemiş’ gibi ürünlerin satıldığına sıkça rastlanıyor. Satılan ürünlerin cinsine bakılmaksızın, Ramazan aylarında akşamüstleri bu tür korsan satıcılar piyasaya çıkabiliyor. Vatandaşlarımızın bu konuda çok dikkatli olması ve sofralarına kendilerinin yemeyeceği, başkasına da yedirmeyeceği ürünleri koymamaları gerekiyor” dedi.

-“RAMAZAN KOLİLERİ HAZIRLANIRKEN BİLİNÇLİ VE DİKKATLİ OLUNMALI”
Ramazan paketlerinin esnaf aracılığı ile ihtiyaç sahiplerinin gerçek ihtiyaçları doğrultusunda hazırlanması gerektiğini söyleyen Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “Esnaf dediğimiz kişiler semtinizde tanıdığınız; kasabınız, manavınız, bakkalınız, şarküterinizdir. Elbette herkes imkânları ölçüsünde alışveriş yapacaktır. Ancak insan sağlığını hiçe sayan, gözü dönmüş fırsatçılara itibar edilmemesi, iştahlarının kabartılmaması büyük önem taşıyor. Ramazan ayında en çok tüketilen ürünlerin başında beyaz et, kırmızı et, süt, yoğurt, Ramazan pidesi, yumurta ve tatlılar geliyor. Her yıl olduğu gibi bu dönemde de özellikle cami çevrelerinde ve akşam saatlerinde korsan satıcılar ortaya çıkıyor. Bu nedenle tanıdığınız, bildiğiniz esnaftan alışveriş yaparak hem sağlığınızı hem de ağız tadınızı korumanız gerekiyor. Hayır amacıyla dağıtılacak yardım paketlerinin de yine esnaf aracılığıyla ve gerçekten ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçları tespit edilerek hazırlanması önemli. Sadece kolilerin üzerinde reklam yapar gibi hazırlanan paketlerden, gerçek ihtiyaç sahipleri çoğu zaman yeterince faydalanamıyor. Bu nedenle evin gerçek ihtiyacına göre ürün temini çok daha doğru oluyor. Ürünlerin son kullanma tarihlerine mutlaka bakılmalı, yalnızca kutu doldurmak amacıyla yapılan gereksiz alışverişlerden kaçınılmalı” şeklinde konuştu.
-“GÜVENİLİR VE BİLİNİR ALIŞVERİŞ NOKTALARI TERCİH EDİLMELİ”
Ramazan ayında alışverişlerin bilinir ve güvenilir esnaftan yapılması gerektiğini vurgulayan Palandöken, “Böylelikle Ramazan ayında sofralarınız hem daha güzel olacak hem de tükettiğiniz gıdalar sağlıklı olacak. Semtinizdeki esnaflar sizi tanıdığı, damak tadınızı bildiği için ihtiyaçlarınıza uygun ürünleri temin etmede size destek olacaktır. Bu mübarek ayın huşu içerisinde, sofralarınıza davet edeceğiniz anne, baba, akraba ve yakınlarınızla birlikte güzel bir Ramazan geçirmenizi tavsiye ediyorum. Geleneklerimizin bazıları zamanla azalmış olsa da Ramazan’ın bereketi hâlâ sofralarımızda yaşatılabiliyor. Bizler de bu süreçte esnaflarımızı uyarıyoruz. Birlik ve federasyon başkanlarımız, kendi alanlarını ilgilendiren konularda vatandaşlarımıza yardımcı olacaklar. Fiyat denetimleri ise Ticaret Bakanlığı, Tarım Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı tarafından aralıksız şekilde sürdürülüyor. Laboratuvarlarda sağlıksız gıdalar da tespit ediliyor. Ancak en önemlisi, vatandaşlarımızın güvendiği ve bildiği alışveriş noktalarını tercih etmesidir” ifadelerini kullandı.







