Kategori: Firmalar

Firmalar

  • Sakarya’da “Hayvancılık ve Kırmızı Et Sektörünün Dünü, Bugünü ve Yarını” Zirvesi

    Sakarya’da “Hayvancılık ve Kırmızı Et Sektörünün Dünü, Bugünü ve Yarını” Zirvesi

    Sakarya’da “Hayvancılık ve Kırmızı Et Sektörünün Dünü, Bugünü ve Yarını” Zirvesi Geniş bir katılımla gerçekleşti.

    Sakarya Ticaret Borsası tarafından Sakarya Sosyal Gelişim Merkezi’nde düzenlenen “Hayvancılık ve Kırmızı Et Sektörünün Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı programda, sektörün mevcut durumu ve geleceğe yönelik yol haritası ele alındı. Kamu, akademi, perakende ve medya temsilcilerinin katıldığı zirvede, üretimden tüketime uzanan zincirin tüm aşamaları masaya yatırıldı.

    Programın açılış konuşmasını yapan Sakarya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Genç, Sakarya’nın lojistik avantajları, verimli toprakları ve güçlü hayvancılık geleneğiyle Türkiye’nin tarımsal stratejisinde kilit bir noktada yer aldığını vurguladı. Günümüz dünyasında geleneksel yöntemlerin yeterli olmadığını belirten Başkan Genç, dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve katma değeri yüksek üretimin zorunluluk haline geldiğini ifade etti.

    Başkan Genç, kırmızı et ve hayvancılık sektörünün gıda arz güvenliği, fiyat istikrarı, kırsal kalkınma ve halk sağlığı açısından hayati öneme sahip olduğuna dikkat çekerek, “Sorunlarımız ne kadar büyük olursa olsun, doğru iletişim, güçlü iş birliği ve kararlı adımlarla aşamayacağımız hiçbir mesele yoktur. Bugün burada yapılacak her katkı, söylenecek her söz; sektörümüzün geleceğine atılmış kıymetli bir adımdır.”dedi.

    “Et ihtiyacının yüzde 93’ü yerli üretimle karşılanıyor”

    Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdür Yardımcısı Erkan Alkan ise yaptığı konuşmada, Türkiye’de et ihtiyacının yüzde 93’ünün yerli üretimle karşılandığını, yüzde 7’lik kısmın ise ithalatla temin edildiğini söyledi. Alkan, “Her yıl ithalatı azaltıyoruz. Uyguladığımız destekleme modelleriyle inşallah bu oranı en aza indirmeyi ya da tamamen ortadan kaldırmayı hedefliyoruz” dedi.

    Türkiye’nin sığır, manda, koyun ve keçi etinden oluşan kırmızı et üretiminde 2 milyon 105 bin tonla dünyada dokuzuncu sırada yer aldığını belirten Alkan, planlı üretime geçtiklerini ve verimlilik odaklı yeni bir destekleme modeli oluşturduklarını kaydetti.

    İklim değişikliğinin tarım ve hayvancılığı doğrudan etkilediğini vurgulayan Alkan, 11 il ve 52 ilçede su sıkıntısı yaşandığını, bunun hem bitkisel üretimi hem de hayvancılığı ciddi şekilde etkilediğini ifade etti. Ayrıca 19 ilde besi bölgesi oluşturulduğunu belirterek, bölgesel üretim planlamasının önemine dikkat çekti.

    Çok paydaşlı değerlendirme

    Güvenilir Ürün Platformu Başkanı Celal Toprak’ın moderatörlüğünü yaptığı zirvede ; Sakarya İl Tarım ve Orman Müdürü Asım Baş, İstanbul PERDER Yönetim Kurulu Başkanı Rahmi Kartal, tarım yazarı Gazi Kutlu ve gastronomi uzmanı Biral Serttaş da görüşlerini paylaştı.

    Gastronomi uzmanı Biral Serttaş, ülkelerin gıda stratejilerinin dönemsel olarak değiştiğini belirterek Türkiye’nin üretim modelini yeniden sorgulaması gerektiğini söyledi. Gelişmiş ülkelerde makro ölçekli üretimlerin öne çıktığını ifade eden Serttaş, “Biz makro mu micro mu üretim yapmalıyız, bunu sorgulamak lazım. Türkiye büyükbaş mı, küçükbaş mı yetiştirmeli; bu da stratejik bir karar olarak değerlendirilmelidir” dedi.

    Tarım yazarı Gazi Kutlu ise hem Türkiye’de hem de dünyada gıda alanında ciddi sıkıntılar yaşandığını belirterek küçükbaş hayvancılığın artırılması, meraların ıslah edilmesinin önemine dikkat çeken Kutlu, gençlerin tarıma yönlendirilmesi gerektiğini ifade ederek, “Üretim yetersiz olduğu için ithalat artıyor, fiyatlar yükseliyor. Oysa bizim ciddi bir potansiyelimiz var. Sadece güçlü bir iradeye ve yenilikçi projelere ihtiyacımız var” dedi.

    Zirve, panele katılan Sakarya’daki kırmızı et sektörü temsilcileri ve besicilerin sorularının yanıtlanmasının ardından sona erdi.

     

  • RESAID Projesi kapsamında geliştirilen çevrim içi oyunlar ve dersler tanıtıldı

    RESAID Projesi kapsamında geliştirilen çevrim içi oyunlar ve dersler tanıtıldı

    RESAID Projesi kapsamında geliştirilen çevrim içi oyunlar ve dersler tanıtıldı

    İstanbul Bilgi Üniversitesi tarafından yürütülen ve Avrupa Komisyonu Jean Monnet Mükemmeliyet Merkezleri Programı tarafından desteklenen Bilgi Düzensizliklerine Karşı Toplumsal Bilişsel Dirençlilik Yaratmak-RESAID Projesi kapsamında dijital oyunlar ve açık erişim ders içerikleri geliştirildi. Bilgi düzensizliklerine karşı toplumsal dirençliliği artırmak amacıyla geliştirilen içerikler, çevrim içi düzenlenen etkinlikte kamuoyuyla paylaşıldı

    İstanbul Bilgi Üniversitesi tarafından yürütülen ve Avrupa Komisyonu Jean Monnet Mükemmeliyet Merkezleri Programı tarafından desteklenen Bilgi Düzensizliklerine Karşı Toplumsal Bilişsel Dirençlilik Yaratmak- RESAID Projesi kapsamında geliştirilen proje çıktıları “Oyunlaştırma ve RESAID Deneyimi: Dijital Çağda Bilgi Temelli Güçlendirmek” başlıklı çevrim içi etkinlikte kamuoyuna sunuldu. Pandemi sürecinden bu yana infodemi ve bilgi düzensizlikleri üzerine çalışan RESAID ekibi, bireyleri dijital dünyada güçlendirmeyi hedefleyen dijital oyunları ve açık erişim ders içerikleri hakkında detaylı bilgi paylaştı.

    ‘Bilgiye erişim temel bir haktır’

    Etkinliğin açılışında konuşan BİLGİ Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Pınar Uyan Semerci, içinde bulunduğumuz dönemi “çoklu krizler çağı” olarak tanımlayarak bilgi düzensizliğinin insanların sadece doğru bilgiye değil, diğer tüm haklarına erişimini kısıtlayan temel bir kriz olduğunu belirtti. Prof. Dr. Uyan Semerci, bilgi düzensizlikleri ile mücadelede bireyden başlayarak toplumsal katmanlara yayılan bir dirençlilik modeli oluşturmayı hedeflediklerini ve bu mücadelenin merkezine insan haklarını koyduklarını ifade etti.

    Dezenformasyona karşı ‘Psikolojik Aşılama’

    Projenin yürütücüsü BİLGİ Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Emre Erdoğan, konuşmasında 2025 Küresel Riskler Raporu’na atıfta bulunarak önümüzdeki iki yılın en büyük riskinin mezenformasyon ve dezenformasyon olduğunun altını çizdi. Yasal düzenlemelerin veya sadece “doğrusu budur” demenin artık yetersiz kaldığını belirten Erdoğan, “Tıpkı bir aşı gibi, bireyleri manipülasyonun zayıflatılmış bir dozuyla, yani simülasyonlar ve oyunlarla karşı karşıya bırakarak bağışıklık kazanmalarını hedefliyoruz” diyerek oyunların öğrenmeyi sağlayan güvenli alanlar yarattığını vurguladı.

    Oyunlaştırılmış çevrim içi açık ders (MOOC)

    Proje kapsamında Türkçe, İngilizce ve Fince olmak üzere üç dilde hazırlanan eğitim platformu ise bilgi düzensizliklerine ilişkin temel kavramlar, yanlış bilgiye inanmanın psikolojik temelleri, hibrit savaş ve doğrulama yöntemleri gibi konuları içeren 7 ders sunuyor. Dersleri tamamlayan katılımcılar, katılım belgesi almaya hak kazanıyor. BİLGİ Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Tuğçe Erçetin Sabuncu, “Platform, kullanıcıyı pasif bir izleyici konumundan çıkarıp oyunlaştırılmış bir öğrenme deneyiminin aktif bir parçası haline getiriyor. Katılımcılar, video içine gömülü quizler ve modül sonu testleri sayesinde anlık geri bildirim alırken, kişisel profilleri üzerinden gelişimlerini ölçülebilir şekilde takip edebiliyor.” dedi. 

    Dijital oyunlarla aktif öğrenme: ‘Risk almadan deneyimle’

    Etkinlikte, projenin en dikkat çekici çıktılarından olan dijital oyunları tanıtan RESAID Projesi Araştırmacısı Gökçe Uysal Gündoğdu oyunların sadece çocuklar için değil, yetişkinler için de güçlü bir öğrenme aracı olduğunu vurguladı. Bilgi düzensizliği gibi karmaşık konularda teorik bilginin tek başına yeterli olmadığını belirten Uysal Gündoğdu, oyunların katılımcılara “hata yapabilecekleri güvenli bir alan” sunduğunu ifade etti.

    Proje kapsamında geliştirilen Catch and Match (Yakala ve Eşle), kullanıcıların “troll”, “bot”, “influencer” gibi dijital dünyadaki aktörlerin davranış örüntülerini tanımasını sağlayan bir eşleştirme oyunu. Oyuncular, ipuçlarını ve dijital ayak izlerini takip ederek içeriğin arkasındaki aktörü tespit etmeye çalışıyor.

    Oyuncunun kurgusal bir ada ülkesini yönettiği stratejik bir simülasyon olan InfoChief (Bilgi Şefi)’te ise bilgi şefi olan oyuncu, kriz anlarında “güvenlik” ve “özgürlük” arasındaki hassas dengeyi kurmaya çalışıyor. Oyun, alınan kararların kısa vadede sorunu çözse bile uzun vadede toplumsal güveni nasıl sarsabileceğini göstererek kullanıcıyı kararlarının bedelleriyle yüzleştiriyor.

    Bireyi merkeze alan ve kendi yankı odalarıyla yüzleşmesini sağlayan Fanus‘ta ise kullanıcılar, en sık siyaset konuştukları kişileri ve bu kişilerin görüşlerinin kendilerine ne kadar benzediğini sisteme giriyor. Oyun, bu verileri görselleştirerek kişinin ne kadar dar bir “fanus” içinde yaşadığını ve sadece kendi sesini duyup duymadığını somut bir şekilde ortaya koyuyor.

    Açık kaynaklı The Misinformation Game’in bir uyarlaması olan  Sparkline ise iklim krizi ve orman yangınları temasına odaklanıyor. Oyuncular, sansasyonel içeriklerle etkileşime girdikçe takipçi sayılarını artırırken güvenilirlik puanlarını kaybetme riskiyle yüzleşiyor. Oyun, sosyal medyadaki “popülerlik” ve “doğruluk” arasındaki gerilimi deneyimletmeyi amaçlıyor.

    RESAID Projesi kapsamında açık erişim olarak paylaşılan tüm derslere, politika belgelerine ve oyunlara resaid.bilgi.org.tr adresinden erişilebiliyor.

    İstanbul Bilgi Üniversitesi Hakkında: 

    İstanbul Bilgi Üniversitesi, 1996 yılında “Okul için değil, yaşam için öğrenmeli” mottosuyla Türkiye’de üniversite yaşamına yeni bir soluk getirmek amacıyla kurulmuştur. Bugün 20.000’in üzerinde öğrencisi ve 70.000’i aşkın mezunu bulunmaktadır. İstanbul Bilgi Üniversitesi, Hukuk, İletişim, İşletme, Mimarlık, Mühendislik ve Doğa Bilimleri, Uygulamalı Bilimler, Sağlık Bilimleri ile Sosyal ve Beşerî Bilimler fakültelerinin yanı sıra Bilişim Teknolojisi Yüksekokulu, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu, Meslek Yüksekokulu, Lisansüstü Programlar Enstitüsü, Avrupa Birliği Enstitüsü ve Bilişim ve Teknoloji Hukuku Enstitüsü çatısı altında 150’yi aşkın önlisans, lisans ve lisansüstü program sunmaktadır. Üniversitenin İstanbul’un merkezinde, santralistanbul, Dolapdere ve Kuştepe olmak üzere üç kampüsü bulunmaktadır. İstanbul Bilgi Üniversitesi hakkında ayrıntılı bilgiye www.bilgi.edu.tr adresinden ulaşılabilir.

  • OYAK Çimento “Renkli Yakalar” ile Geleceği Güzelleştiriyor:  Ünye İnönü İlkokulu’na Anlamlı Destek

    OYAK Çimento “Renkli Yakalar” ile Geleceği Güzelleştiriyor: Ünye İnönü İlkokulu’na Anlamlı Destek

    OYAK Çimento “Renkli Yakalar” ile Geleceği Güzelleştiriyor:

    Ünye İnönü İlkokulu’na Anlamlı Destek

    OYAK Çimento çalışanlarının gönüllülük hareketi “Renkli Yakalar”, Ünye İnönü İlkokulu’nun bahçesini modern bir spor alanına dönüştürdü.

    Türkiye çimento sektörünün lideri OYAK Çimento, hayata geçirdiği “Renkli Yakalar” projesiyle toplumsal fayda sağlamaya devam ediyor. OYAK Çimento tarafından uygulanan proje kapsamında; şirket katkısının yanı sıra OYAK Çimento çalışanlarından oluşan gönüllü ekiplerle, Ünye İnönü İlkokulu’nun bahçesini yeni spor ekipmanları ve zemin düzenlemeleriyle baştan aşağı yenilenerek öğrencilere modern bir spor alanı armağan edildi. Renkli Yakalar projesi; OYAK Çimento’nun faaliyette bulunduğu lokasyonlarda eğitimden çevreye, spordan sosyal dayanışmaya kadar pek çok farklı alanda toplumsal gelişimi destekleyen faaliyetlerini kapsıyor.

    “Liderliği sadece rakamlarla ölçmüyoruz ”

    Okuldaki açılış töreninde konuşan OYAK Çimento Ünye Fabrika Direktörü Özhan İnceoğlu, liderliği sadece üretim rakamlarıyla değil, topluma sağladıkları katkıyla ölçtüklerini ifade ederek şunları dile getirdi: “TCC Group Holdings çatısı altında küresel bir ailenin parçasıyız ancak kalbimiz her zaman fabrikalarımızın bulunduğu bölgelerdeki komşularımızla birlikte atıyor. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün eğitim vizyonundan ilham alarak, evlatlarımıza sporun disiplinini ve takım ruhunu kazandıracak bir alan hediye etmek istedik. Gönüllü ‘Renkli Yakalar’ ekibimize bu içten dokunuşları için teşekkür ediyorum.”

    Projeye dair bir mesaj paylaşan OYAK Çimento Ülke CEO’su Murat Sela, sosyal sorumluluğun şirket kültürünün ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı: “OYAK Çimento olarak ‘Globalde Lokal Oyuncu’ olma vizyonumuz, sadece ticari bir strateji değil; içinde yaşadığımız topluma ve çevreye karşı sorumluluklarımızı da kapsayan bir duruştur. Çalışanlarımızın kendi istekleriyle bir araya gelerek oluşturduğu ‘Renkli Yakalar’ gönüllülük hareketi, bu vizyonun en değerli meyvesidir. Çocuklarımızın geleceğine katkı sunmaya, bölgemize değer katmaya devam edeceğiz.”

    CIMPOR / OYAK Çimento Hakkında:

    Türkiye Çimento ve Beton sektöründe ilklerin temsilcisi olan OYAK Çimento, bugün geldiği noktada güçlü finansal performansı, sürdürülebilirlik odaklı stratejileri ve yenilikçi uygulamaları ile endüstrinin en dikkat çeken oyuncuları arasında yer alıyor. Bir yandan Türkiye pazarındaki lider konumunu sürdürürken, geleceğe yönelik daha da büyük hedefleri doğrultusunda kararlılıkla ilerliyor. Küresel çimento ihtiyacını analiz ederek yeni pazarlara yatırım yapma, yenilikçilik anlayışı ve sürdürülebilir büyümeye katkı sağlama hedefi, şirketteki bu büyük dönüşümün temelini oluşturuyor. Portekiz’in en köklü yapı malzemeleri markalarından biri ve sektör lideri CIMPOR Global Holdings’in Portekiz ve Cape Verde operasyonlarının 2019 yılında OYAK Çimento tarafından satın alınması, OYAK Çimento’nun uluslararası arenadaki ilk önemli adımlarından biriydi. 2024 ise CIMPOR ve OYAK Çimento için küresel çimento devi TCC Group Holdings çatısı altında güçlerini birleştirerek tarihi adım attıkları bir yıl oldu. Bu birleşme sonrasında, dünya çimento sektöründe (Çin hariç) 3. büyük çimento üreticisi konumuna gelen TCC Group altında faaliyet göstermeye başlayan ve küresel pazarlardaki konumunu daha da güçlendiren bir marka haline gelen CIMPOR, Türkiye inşaat ve yapı malzemeleri sektöründe OYAK Çimento markası ile faaliyet gösteriyor. CIMPOR markasıyla dünya arenasında daha da güçlü bir şekilde ilerleyen şirket, bu yeni dönemde büyümeye, gelişmeye, çevreye duyarlılık ve daha yüksek ürün kalitesi prensipleri doğrultusunda sektörde fark yaratmaya devam ediyor.

  • Kütahya Porselen, Ambiente 2026’da  Yeni Koleksiyonlarını Tanıttı

    Dünyanın en prestijli tüketim malları fuarı olan Ambiente, 6-10 Şubat 2026 tarihlerinde Frankfurt’ta gerçekleştirildi.

    DR. TANZER POLAT YILMAZ: “TASARIM VE ÜRETİMDE TEKNOLOJİYİ İYİ KULLANARAK DÜNYADA FARK YARATIYORUZ”

    Kütahya Porselen, Ambiente 2026’da 

    Yeni Koleksiyonlarını Tanıttı

    Sofra estetiğinden başlayarak yaşamın tüm alanlarına değer katan Türkiye’nin öncü porselen üreticilerinden Kütahya Porselen, dünyanın en saygın tüketim ürünleri fuarlarından Ambiente Frankfurt 2026’ya katıldı.

    Fuar süresince 70’ten fazla ülkeden 200’ü aşkın ticari müşteriyle birebir temas kuran Kütahya Porselen, sürdürülebilirlik odağında geliştirdiği Green Route kategorisinde yer alan ve yüzde 75 geri dönüştürülmüş malzemelerle tasarlanan Tilop Koleksiyonu’yla dikkat çekti.

    Kütahya Porselen’den Yenilikçi Koleksiyonlar

    6–10 Şubat tarihleri arasında dünyaca ünlü markaların yer aldığı fuarda, 345 m²’lik Home ve 240 m²’lik Horeca standı olmak üzere toplam 585 m² alanda katılımcılarını ağırlayan Kütahya Porselen, ev ve horeca sektörlerine yönelik güçlü ve geniş ürün yelpazesini uluslararası ziyaretçilerle buluşturdu.

    Kütahya Porselen, yeni Dijital Koleksiyonu’nda yer alan Mystic Edge, Lume, Riva ve Bloom Garden ürünlerinin yanı sıra reaktif sır eknolojisiyle geliştirdiği yeni Reaktif Koleksiyonu’nda yer alan Eterea Nuance ve VForm ürünlerini de fuarda ilk kez tanıttı. Kütahya Porselen’in fuar için özel olarak kurgulanan stant tasarımı ise farklı koleksiyonları güçlü bir görsel anlatı altında bir araya getirerek fuarın dikkat çeken alanlarından biri oldu.

     “Teknolojiyi Tasarımın Merkezine Alıyoruz”

    Kütahya Porselen Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü Dr. Tanzer Polat Yılmaz, fuara ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: Ambiente, dünyanın en önemli porselen üreticilerinin yer aldığı, sektörümüz açısından son derece kritik bir uluslararası organizasyon. 2026 yılında fuarda sürdürülebilir üretim anlayışı, fonksiyonel estetik ve hikâye anlatımı tasarımın merkezinde yer aldı. Bu yaklaşım, sektörün yalnızca estetik değil; çevresel sorumluluk ve kullanım verimliliği odağında da yeniden şekillendiğini gösterdi. Kütahya Porselen olarak fuarda, ev grubuna ve profesyonel kullanıma yönelik ürünlerimizi iki ayrı stantta ziyaretçilerimizi ağırladık. Koleksiyonlarımızı; farklı coğrafyaların estetik beklentilerine uyum sağlayan, aynı zamanda küresel kalite standartlarında süreklilik sunan bir perspektifle kurguladık. Fine dining segmentine yönelik tasarımlarımızı, profesyonel kullanıma uygun yüksek dayanıklılığa sahip ürünlerle birlikte sunarak hem estetik hem performans odağımızı ortaya koyduk. Bu yapı; esnek üretim gücümüzü, güçlü tasarım altyapımızı ve teknolojiyi tasarımın merkezine alan yaklaşımımızı net biçimde yansıttı. Bu tür uluslararası platformlarda markamızı ve ülkemizi en iyi şekilde temsil ederek rekabet gücümüzü pekiştirmeyi ve global pazarlardaki konumumuzu daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz.

    Kütahya Porselen, yenilikçi tasarım anlayışı ve üretim gücüyle uluslararası pazarlardaki büyümesini sürdürmeyi hedefliyor.

     

  •  SATSO’da Bir İlk: Elektrik-Elektronik ve Elektromekanik Mini Fuarı Düzenlendi

     SATSO’da Bir İlk: Elektrik-Elektronik ve Elektromekanik Mini Fuarı Düzenlendi

    Elektrik, Elektronik ve Elektromekanik Sektörü SATSO’daki Mini Fuar’da Buluştu

    Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası bünyesinde çalışmalarını yürüten Elektrik – Elektronik ve Elektromekanik Grubu sektör temsilcisi 10. Meslek Komitesi’nin organizasyonuyla Elektrik – Elektronik ve Elektromekanik Mini Fuar & Sektör Buluşması organizasyonu gerçekleştirildi.

    SATSO hizmet binası fuaye alanında gerçekleşen etkinlikte birçok sektör temsilcisi firma stant açarken birçok sektörden konuk katılımcı yer aldı.

    SATSO Yönetim Kurulu Başkanı A. Akgün Altuğ ve Meclis Başkanı Erdem Ercan’ın da katıldığı organizasyonun ev sahipliğini 10. Meslek Komitesi Başkanı Kadir Beyenal, Başkan Yardımcısı Muhammet Lütfi Altunbudak, 10. Meslek Komitesi’nden Meclis Üyeleri Onur Kansu, Hasan Şevki ve Kenan Dağ ile Komite Üyeleri Yavuz KORG ve Fatih Kuru üstlendi.

    Organizasyon, elektrik- elektronik ve elektromekanik sektörlerinin yanı sıra hizmet sektörü, üretim, inşaat, lojistik, perakende ve teknik hizmetler başta olmak üzere pek çok hizmet alanını doğrudan ilgilendiren yapısıyla geniş bir etki alanına hitap ederek iş birliği olanakları geliştirilmesine yeni ticari bağlantılar ve sektörel etkileşime de katkı sundu.

    Organizasyona sektör temsilcisi üyeler, resmi kurum ve kuruluşların il müdürleri, mesleki kuruluşların başkan ve temsilcileri iştirak etti.

    Fuarın açılış töreninde konuşan SATSO Yönetim Kurulu Başkanı A. Akgün Altuğ, buluşmanın üretimin ticaretle, teknolojinin sahayla, bilgi birikiminin iş birliğiyle bir araya geldiği önemli bir platform olduğuna vurgu yaparak “Bugün gerçekleştirdiğimiz bu organizasyon, yalnızca firmalarımızın ürünlerini sergilediği bir etkinlik değildir. Elektrik ve elektromekanik sektörü; sanayiden hizmet sektörüne, altyapıdan ihracata kadar birçok alanın temelini oluşturmaktadır. Bu alandaki her gelişim, doğrudan üretime, istihdama ve şehrimizin ticari gücüne katkı sunmaktadır.

    Burada oluşan tablo, Sakarya’nın sadece üreten değil; aynı zamanda birlikte hareket edebilen, ortak akıl geliştirebilen ve ticari birlikteliğini sahaya yansıtabilen bir şehir olduğunu göstermektedir. Bu mini fuarın, Odamız bünyesindeki diğer meslek komiteleri için de ilham verici bir model olacağına inanıyoruz. Çünkü sektörleri bir araya getiren, firmalar arasında iletişimi artıran ve somut iş birlikleri doğuran her adım, kurumsal gücümüzü daha da ileri taşıyacaktır.

    İnanıyorum ki bugün attığımız bu ilk adım önümüzdeki dönemlerde daha geniş katılımlı organizasyonlara zemin hazırlayacak ve kalıcı bir platforma dönüşecektir. Katılım sağlayan tüm firmalarımıza, organizasyonda emeği geçen komitemize ve katkı sunan herkese teşekkür ediyor; mini fuarımızın şehrimize ve sektörümüze hayırlı olmasını diliyorum.” diye konuştu.

    Açılışta konuşan SATSO 10. Meslek Komitesi Başkanı Kadir Beyenal ise, “SATSO ev sahipliğinde ilk kez düzenlediğimiz bu mini fuarla elektrik, elektronik ve elektromekanik sektörünün gelişimine katkı sağlamayı, firmalar arasındaki iş birliği olanaklarını artırmayı ve sektörümüzün görünürlüğünü yükseltmeyi amaçlıyoruz.

    1. meslek komitesinde yer alan üyelerimiz, enerjiden imalata, taahhütten teknik hizmetlere kadar pek çok sektörü doğrudan ilgilendiren geniş bir etki alanına sahiptir. Bu fuar da etki alanının genişliği sayesinde farklı sektörlerden firmalar arasında önemli temaslar kurulmasını ve B2B görüşmeler ile yeni iş birliği fırsatları doğmasını sağlayacağına inanıyoruz. Sakarya’mızın sanayi vizyonunda elektrik, elektronik ve elektromekanik sektörünün ayrıcalıklı bir yeri vardır. Teknolojik dönüşümün yaşandığı günümüzde, akıllı üretim sistemlerinden yenilenebilir enerji altyapılarına kadar pek çok alanda komiteye üye firmalarımızın ürün ve çözümleri kullanılmaktadır.

    Düzenlemekte olduğumuz Elektrik-Elektronik ve Elektromekanik Mini Fuarı da komitemizin sektörel iş birliğini geliştirme vizyonunun somut bir ürünüdür. İnancımız bu fuarın sektörümüzde faaliyet gösteren firmalar arasındaki iletişimin güçlenmesini sağlayacak ve yeni iş birliklerine imkân tanıyacaktır.”

    Başkan Altuğ konuşmasının devamında Sakarya’da bir fuar merkezi kurulması konusunda Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı çalışma hakkında da bilgi verdi.

    Başkan Altuğ, fuar merkezi şehrin girişinde bulunan arazinin lojistik açıdan önemli olduğunu vurgulayarak “Sadece Sakarya için değil bölge için farklı bir yer olacak. Belki Sakarya’yı bir fuar şehri yapabilecek bir organizasyon olacak orada. Biz de SATSO olarak buna destek vereceğiz.” dedi.

    Konuşmasında şehirdeki fuar alanı ihtiyacına da değinen Komite Başkanı Beyenal, “Birçok coğrafi güzel özellikleri öne çıkan şehrimizde halen bir fuar merkezi bulunmamaktadır. Özellikle Sakarya’mıza bir fuar merkezi kazandırmak için bu organizasyonumuzun da bir adım olacağına inanıyoruz. Aynı zamanda bu organizasyonun, Odamızın diğer meslek komitelerine ve sektörlere de örnek olacağı kanaatindeyiz.

    Organizasyonumuzun ilimize, sektörümüze ve iş dünyamıza hayırlı olmasını diliyorum. Fuarımızın, kalıcı iş birliklerine ve nice başarılara vesile olmasını temenni ediyor katılan tüm üye firmalarımıza da paydaşlıkları için teşekkür ediyorum.” dedi.

    Komite Başkanı Kadir Beyenal’ın fuar alanı ihtiyacını dile getirmesine cevaben SATSO Yönetim Kurulu Başkanı A. Akgün Altuğ, bu konuda bir müjdeyi de paylaşarak Arifiye’deki Milli Savunma Bakanlığı’na ait olan arazinin bir kısmının Büyükşehir Belediyesi’ne tesis edildiğini belirterek bu araziye bir fuar alanı yapılacağını paylaştı.

    Konuşmaların devamında kürsüye gelen 10. Komitesinden Meclis Üyesi Kenan Dağ da söz alarak fuarın Sakarya’da sektörün ortak amaç odağında toplanmasına vesile olacağına vurgu yapıp önemli iş birliklerine de araç olacağını belirtti.

    Gün boyu devam eden, ürün sergilemelerinin ve B2B görüşmelerin yoğunlukla gerçekleştiği organizasyonda komite temsilcileri de tüm katılımcılarla yakın olarak ilgilendi, komite çalışmalarını ve 2026 yılı hedef projeleri aktardı.

     

  • ETİ BURÇAK – ŞENER ŞEN İŞ BİRLİĞİ İLE   “BU TOPRAKLARDA AYNI KALMIŞ BİR ŞEYLER İYİ Kİ VAR” 

    ETİ BURÇAK – ŞENER ŞEN İŞ BİRLİĞİ İLE  “BU TOPRAKLARDA AYNI KALMIŞ BİR ŞEYLER İYİ Kİ VAR” 

    ETİ BURÇAK – ŞENER ŞEN İŞ BİRLİĞİ İLE 

    “BU TOPRAKLARDA AYNI KALMIŞ BİR ŞEYLER İYİ Kİ VAR” 

    ETİ Burçak için hazırlanan yeni reklam filminde Türk sinema ve tiyatrosunun usta oyuncusu Şener Şen rol aldı. Filmde, “bizi biz yapan” duygu ve değerler hatırlatıldı.

    ETİ’nin sevilen bisküvi markası ETİ Burçak, “bu topraklarda aynı kalmış bir şeyler iyi ki var” söylemiyle yeni bir reklam kampanyası hazırladı. “Bizi biz yapan” duygu ve değerleri konu alan ETİ Burçak’ın yeni reklam filmi, ekranlarda görmeyi özlediğimiz Türk sinema ve tiyatrosunun usta oyuncusu Şener Şen’i izleyicilerle buluşturdu.

    Reklam filminde Şener Şen, “Hiçbir şeyin eski tadı yok” diye başladığı yürüyüşünde “bizi biz yapan” duygu ve değerleri çevresinde görüyor ve bizzat yaşıyor. Filmde bir çocuğu gülümsetmenin, özlenmenin, şefkatin, vefanın, misafirperverliğin ve paylaşmanın önemine dikkat çekiliyor.

    Film bir buğday tarlası görüntüsüyle sona ererken, Şener Şen’in, “Bu topraklarda aynı kalmış bir şeyler hâlâ var. İyi ki var,” dediği duyuluyor.

    Yeni reklam filminin tanıtımı için Pera Palace’da düzenlenen toplantıda Gazeteci, Yazar ve Podcast Yayıncısı Nilay Örnek’in moderatörlüğünü yaptığı, ETİ CEO’su Ercan Öz, Şener Şen ve Kuşak Araştırmacısı Evrim Kuran’ın konuşmacı olarak katıldığı keyifli bir söyleşi gerçekleştirildi. 

    Toplantıda konuşan ETİ CEO’su Ercan Öz şunları söyledi:

    “ETİ Burçak, 48 yıldır bu toprakların bereketine, insanına ve değerlerine duyduğu saygıyla var olan bir marka. Burçak’ın temel hammaddesini buğday oluşturuyor. Ama biz buğdayı bir hammadde olmasının ötesinde, bir miras ve vefa gösterdiğimiz bir değer olarak görüyoruz.”

    Ercan Öz, şöyle devam etti:

    “Buğday, tarım ve çiftçinin yanı sıra bir de işin değer boyutu ve bize hissettirdiği güzel duygular var. Bizi biz yapan hisler ve hayatımızı güzelleştiren değerlerimiz var. İşte bu nedenle ETİ Burçak markamıza bizi biz yapan “duygu ve değerlerin hafızası” olmak sorumluluğunu atfediyoruz.

    Hangi yaşta olursak olalım, hep önceyi, geçmişi, kaybettiğimiz güzellikleri anıyoruz, özlüyoruz. Ama aslında aynı kalan birçok şey var ve biz bunları hiç konuşmuyoruz. ETİ Burçak’ın yeni kampanyasında bu duygu ve değerlere odaklandık. Bu toprakların bir ürünü olan ETİ Burçak’a biraz da bu değerlerin lezzet kazandırdığına inanıyoruz”.

    ETi CEO’su Ercan Öz sözlerini şöyle tamamladı:

    “ETİ de değerler üzerine inşa edilmiş bir markadır. Kurucumuz rahmetli Firuz Kanatlı, “İnsanlığın mutluluğundan daha yüce bir amaç yoktur” sözleriyle bir vizyon ortaya koydu ve bunu bir marka amacı haline getirdi. Biz de 65 yıldır bu vizyonu kutup yıldızımız olarak görüyor, insanlığın mutluluğu için çalışıyoruz. Gücümüzü bu topraklardan ve bu toprakların değerlerinden alıyoruz. Bu topraklarda aynı kalmış, doğal kalmış bizi biz yapan şeyler hâlâ var. Hepimizi mutlu eden değerler hâlâ dimdik ayakta… Herkeste bu farkındalığı sağlayıncaya kadar değerlerimizin hafızası olmaya devam edeceğiz. Tüm bu sahip olduğumuz duygu ve değerleri anlatmak için hepimizin hafızalarında samimiyeti, içtenliği ve sahip olduğu değerleriyle yer edinen bir isimle bu yolculuğa çıkmalıydık. Bunları göz önünde bulundurduğumuzda aklımıza gelen ilk isim Şener ŞEN oldu.

    Reklam filmimizi kabul ettiği, aktarmak istediğimiz duygu ve değerleri en güzel şekilde ekranlara taşıdığı için Sayın Şener Şen’e en içten teşekkürlerimizi sunuyorum.”

    Sanatçı Şener Şen ise şu sözleri söyledi:

    “Benim inandığım doğrultuda, ilkeleri olan, kurumsal kimliği olan, işini iyi yapan kurumlarla çalışmak öncelikli. Böyle bir projede bir birliktelik oldu. Bunun iki taraf içinde hayırlı olmasını, güzel sonuçlarda olmasını diliyorum. Gerçekten bize ait değerler var. Sofra kültürü, birlikte birbirimizle ilgilenme, onun derdine ortak olma, yani aile kavramı gibi. Hele ki eskiden babaanne, büyükanne hepsi bir arada kaldığı için onların bütün çocuklar üzerinde etkisi vardı. Yani o değerler kuşaktan kuşağına aktarılırdı.”

    Türkiye’yi Türkiye yapan değerler arasında birlik beraberlik ve dayanışma öne çıkıyor!

    ETİ Burçak için araştırma kuruluşu Sia Insight tarafından yapılan bir araştırma Türkiye’nin değer haritasını ortaya koydu. 15-54 yaş grubunda farklı sosyo ekonomik segmentlerden kadın-erkek 800 kişiyle yapılan araştırmaya göre değerler arasında Birlik Beraberlik %65, Dayanışma %63 ile öne çıkıyor.

    Birlik ve beraberlik en çok “kötü günde yanında olma” üzerinden tanımlanıyor. Ama bu birlikteliğin en çok öykünülen, en sıcak hali “paylaşmak” olarak ifade ediliyor. Toplum bunu en çok sofra üzerinden anlatıyor. “Bir sofra etrafında toplanmak” sadece birlikte yemek yemeyi değil; birliği, beraberliği, paylaşmayı aynı zamanda aileyi, geleneği, göreneği ve saygıyı temsil ediyor.

    Her 4 kişiden biri, değerlerimizi korumanın ve gelecek nesillerle aktarmanın önemini vurguluyor ve bunları bir kuşağın diğerine bıraktığı en değerli miras olarak görüyor. Araştırmaya katılanlar evin, ailenin içinden başlayan saygıyı, sofrada çoğalan misafirperverliği, zor zamanda büyüyen dayanışma ve paylaşmayı önemli değerler olarak ifade ediyor.

    Araştırmanın sonuçlarına göre, dayanışma, birlik ve aidiyet hâlâ güçlü bir ortak hafıza olarak varlığını koruyor. Yeni bir değer seti arayışı yok.

    Türkiye ve ETİ Burçak’ın özdeşleştirildiği değerler aslında çok paralel. ETİ Burçak, tüketiciler tarafından en çok ‘samimiyet’, ‘geleneklere bağlılık’, ‘misafirperverlik’ ve ‘güven’ değeriyle özdeşleştiriliyor. Özdeşleştirildiği tüm bu değerlerle ETİ Burçak, bu toprakların değerlerinin hafızası olmaya devam ediyor.

    KÜNYE:

    Reklamveren: ETİ

    Reklamveren Yetkilileri: Alper Eroğlu, Zübeyde Erce Özmen, Burcu Kaya, Özge Güray, Deniz Onural

    Reklam Ajansı: Propaganda

    Müşteri İlişkileri: Elçin Duraklar, Asya Biçer

    Kreatif ekip: Mustafa Küçükkalıpçı, Rojda Çimen, Pınar Kurt, Derya Oğuz, Sena Büyüklüoğlu

    Stratejik Planlama: Ceylan Eren

    Ajans Prodüktörü: Tuse Tamer

    Yapım şirketi: PTOT

    Yönetmen: Ozan Açıktan

    Yapımcı: Işıl Ege, Deniz Çivicioğlu

    DOP: Barış Özbiçer

     

    REKLAM FİLMİ YOUTUBE LİNKİ: ETİ BURÇAK – İYİ Kİ VAR

  • MİMARİYE YÖN VERENLERİ ‘İNOVASYON VE İLHAM YOLCULUĞUNA’ ÇIKARAN ETKİNLİK!

    MİMARİYE YÖN VERENLERİ ‘İNOVASYON VE İLHAM YOLCULUĞUNA’ ÇIKARAN ETKİNLİK!

    NG Kütahya Seramik’in ‘Month of Love’ etkinliği

    mimar, iç mimar ve sektör yatırımcılarını

    ilham ve deneyimle buluşturdu!

    NG Kütahya Seramik, Türkiye’de mesleğinin zirvesinde olan mimar, iç mimar ve sektör yatırımcılarını NG Enjoy Sapanca Otel’de düzenlediği
    Month of Love etkinliğinde bir araya getirdi. E
    tkinlik kapsamında gerçekleştirilen açılışta konuşma yapan NG Kütahya Seramik
    Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Güral, “Sektörde inovasyonun öncüsü olan,katma değeri yüksek ürünlerimizle mimariye yön veren profesyonellere h
    ayal güçlerini özgürce yansıtabilecekleri yüzeyler sunuyoruz. Önümüzdeki dönemde yeni teknoloji ve tasarımlarımızla projelere değer katmaya devam edeceğiz” dedi. Etkinlik, Türk pop müziğinin güçlü yorumcularından Aşkın Nur Yengi’nin gala gecesinde verdiği konserle taçlandı

    Fark yaratan yeni nesil tasarımları, inovatif ebatlı ürünleri ve üstün teknolojisiyle seramik sektöründe global bir marka olan NG Kütahya Seramik, 6-8Şubat 2026 tarihlerinde Sapanca’daki NG Enjoy Otel’de düzenlediği Month of Love etkinliğinde mesleğinin zirvesinde olan mimar, iç mimar ve sektör yatırımcıları ile bir araya geldi.

    Tasarımın, mimarinin ve inovasyonun buluştuğu bu özel etkinlik; NG Kütahya Seramik’in ev sahipliğinde, Türkiye’nin tüm bölgelerinden yaklaşık 500 mimar, iç mimar müteahhit ve sektör profesyonelinin katılımıyla gerçekleşti. 

    Erkan Güral: “İlham veren koleksiyonlarımızın uygulama alanı hızla artıyor” 

    Sanat, estetik ve deneyimle harmanlanan bu özeletkinliğin açılışında yaptığı konuşmada, sektörün önde gelen profesyonelleriyle bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti dile getiren NG Kütahya Seramik Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Güral, “Yolumuz uzun, daha yapacak çok işimiz var. Mimarlarımız yeni eserlerini hayata geçirirken, biz de NG Kütahya Seramik olarak bu yolculukta onların çözüm ortağı olmaya devam ediyoruz. Önümüzdeki dönemde de farkındalık yaratan, katma değeri yüksek ürün gamıyla, mimarlarımızın hayal güçlerini besleyen, özgün fikirlerini özgürce yansıtabilecekleri yüzeyler sunmaya; ilham veren tasarımlarımızla projelerine değer katmaya devam edeceğiz” dedi. 

    Geçtiğimiz yıllarda Month of Love etkinliklerinde NG Stone ve NG Slim koleksiyonlarını tanıtmaktan duydukları heyecanı hatırlatan Güral, “Sektörde inovasyonun öncüsü olan bukoleksiyonlarımızın sahada uygulama alanları hızla artıyor. Bu ürünlerdeki yeniliklerimizi ve en yeni yüzey teknolojilerimizi mimarlarımızın deneyimleme imkanı bulduğu bu etkinliği, aynı zamandaonlarla bilgi alışverişinde bulunmak açısındanönemli bir kazanım olarak görüyoruz. Seramik sektörünün en büyük ve en ileri teknoloji altyapılarından birine sahip olarak sektöre yön veren profesyonellerin çözüm ortağı olmayı sürdüreceğiz” diye konuştu.

    Devecioğlu: “Teknolojik üretim gücümüz ile sektörün güçlü bir paydaşıyız”

    ‘NG Kütahya Seramik’in Teknolojik Üretim Gücü’ başlığı altında yaptığı sunumla şirketin üretim altyapısını ve teknolojik yetkinliklerini katılımcılarla paylaşan NG Kütahya Seramik Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Fabrika Genel Müdürü Ahmet Devecioğlu ise, şu değerlendirmede bulundu:

    “Mimarlık sadece yapıları değil, yaşam biçimlerini ve geleceği tasarlamak. NG Kütahya Seramik olarak amacımız ise bu önemli yolculuğun güçlü bir paydaşı olmaya devam etmek.Türkiye’de ilk kez 160×320 cm ebatlarında çok büyük ebatlı seramik karo üretimini gerçekleştirdiğimiz NG Stone vesadece 3 mm kalınlığıyla ultra ince, dayanıklı ve esnek bir dış cephe kaplama çözümü sunan NG Slim, teknolojik üretim gücümüzü yansıtıyor. Bunlara NG Kütahya Seramik özelinde 100×100 cm, NG Slim özelinde 120×360 cm ve NG Performa özelinde 80×80 cm ölçülerinde yeni ebatlar ilave ettik. Türkiye’de ilk kez uyguladığımız DDG (DeepDigitalGlaze) gibi teknolojilere ilave olarak ise SHP Mat (Dijital Rölyef Teknolojisi), BLT Mat (Büyük Ebat Rölyef Yüzeyler) ve Yüksek Efektli Lappato (HG Lappato) gibi yeni yüzey teknolojilerini ekledik. Ürünlerimiz, bir yüzey çözümünden öte, mimari vizyonun da güçlü bir tamamlayıcısı.”

    Bedesten Info Mağazası’nda inovatif ürünler detaylı olarak incelendi 

    Month of Love etkinliği, toplantının ardından katılımcıların NG Kütahya Seramik’in Sapanca’daki Bedesten Info Mağazası’nda ağırlanmasıyla devam etti. NG Slim ve NG Stone çözümlerinin mimari bakış açısıyla incelendiği Bedesten Info Mağazası, ürünlerin yalnızca teknik özelliklerinin değil, aynı zamanda mimari tasarım süreçlerindeki kullanımının da somut örnekler üzerinden aktarıldığı bir buluşma noktası oldu.

     

  • MİMARİYE YÖN VERENLERİ ‘İNOVASYON VE İLHAM YOLCULUĞUNA’ ÇIKARAN ETKİNLİK!

    MİMARİYE YÖN VERENLERİ ‘İNOVASYON VE İLHAM YOLCULUĞUNA’ ÇIKARAN ETKİNLİK!

    NG Kütahya Seramik’in ‘Month of Love’ etkinliği mimar, iç mimar ve sektör yatırımcılarını ilham ve deneyimle buluşturdu!

    NG Kütahya Seramik, Türkiye’de mesleğinin zirvesinde olan mimar, iç mimar ve sektör yatırımcılarını NG Enjoy Sapanca Otel’de düzenlediği
    Month of Love etkinliğinde bir araya getirdi. E
    tkinlik kapsamında gerçekleştirilen açılışta konuşma yapan NG Kütahya Seramik
    Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Güral, “Sektörde inovasyonun öncüsü olan,katma değeri yüksek ürünlerimizle mimariye yön veren profesyonellere h
    ayal güçlerini özgürce yansıtabilecekleri yüzeyler sunuyoruz. Önümüzdeki dönemde yeni teknoloji ve tasarımlarımızla projelere değer katmaya devam edeceğiz” dedi. Etkinlik, Türk pop müziğinin güçlü yorumcularından Aşkın Nur Yengi’nin gala gecesinde verdiği konserle taçlandı.

    Fark yaratan yeni nesil tasarımları, inovatif ebatlı ürünleri ve üstün teknolojisiyle seramik sektöründe global bir marka olan NG Kütahya Seramik, 6-8Şubat 2026 tarihlerinde Sapanca’daki NG Enjoy Otel’de düzenlediği Month of Love etkinliğinde mesleğinin zirvesinde olan mimar, iç mimar ve sektör yatırımcıları ile bir araya geldi.

    Tasarımın, mimarinin ve inovasyonun buluştuğu bu özel etkinlik; NG Kütahya Seramik’in ev sahipliğinde, Türkiye’nin tüm bölgelerinden yaklaşık 500 mimar, iç mimar müteahhit ve sektör profesyonelinin katılımıyla gerçekleşti. 

    Erkan Güral: “İlham veren koleksiyonlarımızın uygulama alanı hızla artıyor” 

    Sanat, estetik ve deneyimle harmanlanan bu özeletkinliğin açılışında yaptığı konuşmada, sektörün önde gelen profesyonelleriyle bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti dile getiren NG Kütahya Seramik Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Güral, “Yolumuz uzun, daha yapacak çok işimiz var. Mimarlarımız yeni eserlerini hayata geçirirken, biz de NG Kütahya Seramik olarak bu yolculukta onların çözüm ortağı olmaya devam ediyoruz. Önümüzdeki dönemde de farkındalık yaratan, katma değeri yüksek ürün gamıyla, mimarlarımızın hayal güçlerini besleyen, özgün fikirlerini özgürce yansıtabilecekleri yüzeyler sunmaya; ilham veren tasarımlarımızla projelerine değer katmaya devam edeceğiz” dedi. 

    Geçtiğimiz yıllarda Month of Love etkinliklerinde NG Stone ve NG Slim koleksiyonlarını tanıtmaktan duydukları heyecanı hatırlatan Güral, “Sektörde inovasyonun öncüsü olan bukoleksiyonlarımızın sahada uygulama alanları hızla artıyor. Bu ürünlerdeki yeniliklerimizi ve en yeni yüzey teknolojilerimizi mimarlarımızın deneyimleme imkanı bulduğu bu etkinliği, aynı zamandaonlarla bilgi alışverişinde bulunmak açısındanönemli bir kazanım olarak görüyoruz. Seramik sektörünün en büyük ve en ileri teknoloji altyapılarından birine sahip olarak sektöre yön veren profesyonellerin çözüm ortağı olmayı sürdüreceğiz” diye konuştu.

    Devecioğlu: “Teknolojik üretim gücümüz ile sektörün güçlü bir paydaşıyız”

    ‘NG Kütahya Seramik’in Teknolojik Üretim Gücü’ başlığı altında yaptığı sunumla şirketin üretim altyapısını ve teknolojik yetkinliklerini katılımcılarla paylaşan NG Kütahya Seramik Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Fabrika Genel Müdürü Ahmet Devecioğlu ise, şu değerlendirmede bulundu:

    “Mimarlık sadece yapıları değil, yaşam biçimlerini ve geleceği tasarlamak. NG Kütahya Seramik olarak amacımız ise bu önemli yolculuğun güçlü bir paydaşı olmaya devam etmek.Türkiye’de ilk kez 160×320 cm ebatlarında çok büyük ebatlı seramik karo üretimini gerçekleştirdiğimiz NG Stone vesadece 3 mm kalınlığıyla ultra ince, dayanıklı ve esnek bir dış cephe kaplama çözümü sunan NG Slim, teknolojik üretim gücümüzü yansıtıyor. Bunlara NG Kütahya Seramik özelinde 100×100 cm, NG Slim özelinde 120×360 cm ve NG Performa özelinde 80×80 cm ölçülerinde yeni ebatlar ilave ettik. Türkiye’de ilk kez uyguladığımız DDG (DeepDigitalGlaze) gibi teknolojilere ilave olarak ise SHP Mat (Dijital Rölyef Teknolojisi), BLT Mat (Büyük Ebat Rölyef Yüzeyler) ve Yüksek Efektli Lappato (HG Lappato) gibi yeni yüzey teknolojilerini ekledik. Ürünlerimiz, bir yüzey çözümünden öte, mimari vizyonun da güçlü bir tamamlayıcısı.”

    Bedesten Info Mağazası’nda inovatif ürünler detaylı olarak incelendi 

    Month of Love etkinliği, toplantının ardından katılımcıların NG Kütahya Seramik’in Sapanca’daki Bedesten Info Mağazası’nda ağırlanmasıyla devam etti. NG Slim ve NG Stone çözümlerinin mimari bakış açısıyla incelendiği Bedesten Info Mağazası, ürünlerin yalnızca teknik özelliklerinin değil, aynı zamanda mimari tasarım süreçlerindeki kullanımının da somut örnekler üzerinden aktarıldığı bir buluşma noktası oldu.

     

  • TP, İnsan Odaklı Gelişim Kültürüyle Geleceğin Liderlerini Yetiştiriyor

    TP, İnsan Odaklı Gelişim Kültürüyle Geleceğin Liderlerini Yetiştiriyor

    TP, İnsan Odaklı Gelişim Kültürüyle Geleceğin Liderlerini Yetiştiriyor
    İnsan kaynağını sürdürülebilir büyümenin merkezine koyan TP, eğitimden dijital yetkinliklere uzanan bütüncül gelişim yaklaşımıyla çalışanlarını geleceğin liderleri olarak yetiştiriyor. Great Place to Work® “Dünyanın En İyi İşverenleri 2025” listesinde ilk 10’da yer alan TP, bu başarının arkasındaki en güçlü unsurun insan odaklı kurum kültürü olduğunu ortaya koyuyor.

    Dijital iş hizmetlerinin küresel lideri TP, insan odaklı yaklaşımı ve güçlü kurum kültürüyle küresel çapta en iyi işverenler arasında yer alıyor. Great Place to Work® tarafından hazırlanan “Dünyanın En İyi İşverenleri 2025” listesinde ilk 10’da yer alan TP, 69 ülkede sahip olduğu Great Place to Work® sertifikalarıyla, globaldeki 500 bini aşkın çalışanının %97’sine kapsayıcı, güvenli ve gelişim odaklı bir çalışma ortamı sunuyor.

    TP Türkiye & Azerbaycan İnsan Kaynaklarından Sorumlu Başkan Yardımcısı Jülide Marangoz, çalışan gelişimine yönelik vizyonlarını şu sözlerle aktarıyor: “TP olarak insana yapılan yatırımın, geleceğin en güçlü iş stratejisi olduğuna inanıyoruz. Eğitim ve gelişim yatırımlarımızla ekiplerimizi yarının liderleri olarak yetiştiriyoruz. Araştırmalar, iş dünyasının %73’ünün beceri geliştirme konusunda daha fazla destek beklediğini ve uzun vadeli yetenek stratejilerinin hayati önem taşıdığını ortaya koyuyor. Biz de bu doğrultuda, çalışanlarımızın gelişimini destekleyen, potansiyellerini açığa çıkaran ve kariyer yolculuklarını uzun vadede güçlendiren bir kurum kültürü inşa ediyoruz. Bu sürecin merkezine dijital becerileri yerleştiriyoruz. McKinsey verileri gösteriyor ki dijital yetkinlikleri güçlü şirketler, performansta 4 kata kadar fark yaratıyor. Biz de bu bilinçle kişiselleştirilmiş, sürekli güncellenen eğitim programlarımızla dijital becerileri çalışanlarımızın yetkinlik setine entegre ediyoruz. İnsana ve gelişime odaklanan yaklaşımımızla uzun vadeli ve sürdürülebilir değer yaratmaya devam edeceğiz.”



    TP, Çalışan Gelişimini Stratejik Eğitim Programlarıyla Destekliyor

    TP, çalışan gelişimini desteklemek amacıyla kapsamlı eğitim programları yürütüyor. Yeni katılan çalışanlar için tasarlanan Preboarding & Onboarding Programı, hoş geldin aramaları, buddy desteği, İSG ve soft skill eğitimleriyle çok yönlü bir adaptasyon süreci sunuyor. Düzenli olarak gerçekleştirilen Foundation eğitimleri teknik bilgi, liderlik ve zaman yönetimi gibi konularda yetkinlik kazandırırken, hazırlık seviyeleri Readiness Score ile ölçülüyor. Yüksek performans gösteren çalışanlara yönelik Jump! Programı ise teknik ve davranışsal eğitimler, mentorluk ve yetenek havuzunda kariyer fırsatlarıyla geleceğin liderlerini yetiştiriyor. Bu çok katmanlı yaklaşım, TP’nin çalışanlarına bugünün ötesinde güçlü bir kariyer yolculuğu sunmasını sağlıyor.

    Dijital Geleceği Çalışanlarının Yetkinlikleriyle Şekillendiren Vizyon

    TP, dijital dönüşümü yalnızca teknoloji yatırımı olarak değil, yetkinlik gelişimini merkeze alan bir dönüşüm alanı olarak ele alıyor. Global eğitim sistemi üzerinden sunulan e-learning içerikleriyle sürekli öğrenme desteklenirken, Citizen Developer Programı teknolojiye yatkın ekiplerin dijital becerilerini güçlendiriyor. İstanbul Üniversitesi iş birliğiyle hayata geçirilen Micro MBA programı ise yöneticilere dijital çağda liderlik, stratejik düşünme ve dönüşüm yönetimi alanlarında gelişim imkânı sunuyor. TP’de öğrenme ve gelişim, güçlü bir paylaşım kültürüyle de destekleniyor. TP Talks etkinlikleriyle ekipler düzenli olarak bilgi ve deneyimlerini paylaşırken, Friday Post aracılığıyla sunulan içerikler liderlikten zaman yönetimine kadar pek çok alanda gelişimi teşvik ediyor. Bu yaklaşım, TP’nin sürekli öğrenmeyi temel alan kurum kültürünü güçlendiriyor.


    TP Türkiye Hakkında

    TP, dünyanın önde gelen markalarına ve onların müşterilerine daha basit, daha hızlı, daha güvenli ve gelişmiş müşteri hizmetleri sunmak için “Gücümüz teknoloji, odağımız insan” vizyonuyla hareket eden dijital iş hizmetlerinde küresel bir lider. TP’nin yapay zeka ile güçlendirilen, duygusal zeka ile değer katan kapsamlı hizmet portföyü; hem çevrimiçi kullanıcıları hem de marka itibarını korumaya yardımcı olan güven ve güvenlik hizmetleri de dahil olmak üzere ön büro müşteri hizmetlerinden arka büro işlevlerine kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. TP’nin çalışma alanları arasında tahsilat, tercümanlık ve yerelleştirme, vize ve konsolosluk hizmetleri, işe alım süreci, dış kaynak hizmetleri gibi özel alanlara odaklanan bir dizi hizmet de bulunuyor. TP’nin dünya genelinde 300’den fazla dil konuşabilen 500 bine yakın ilham verici ve tutkulu takım üyesiyle desteklenen TP Türkiye; 10 binden fazla etkileşim uzmanıyla, 160’tan fazla markaya verdiği hizmetlerle markaların, müşterilerin ve toplumun desteklenmesine katkı sağlıyor. 1995 yılından beri hizmet veren TP Türkiye, başta Türkçe, Almanca, İngilizce, Felemenkçe ve Arapça olmak üzere desteklediği 20’den fazla dil ile yarattığı ihracat büyüklüğüyle Türkiye’de çok dilli hizmet sunan müşteri deneyim merkezleri içinde lider konumda yer alıyor. Uçtan uca müşteri deneyimindeki bilgi birikimini, teknolojinin gücüyle birleştiren TP Türkiye; yetkin yazılım ekipleri ile geliştirdiği ihtiyaca uygun çözümler ve geniş partner ekosisteminin gücü ile müşterilerinin uçtan uca eksiksiz bir dijital dönüşüm gerçekleştirmesine yardımcı oluyor.

  • STB Başkanı Mustafa Genç:Sakarya’nın Tarımsal Potansiyeli ve Katma Değerli Üretim Vizyonunu Anlattı

    STB Başkanı Mustafa Genç:Sakarya’nın Tarımsal Potansiyeli ve Katma Değerli Üretim Vizyonunu Anlattı

    Sakarya’nın Tarımsal Potansiyeli ve Katma Değerli Üretim Vizyonu Anlatıldı

    Sakarya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Genç, CNBC-e ekranlarında Ali Çağatay’ın moderatörlüğünü yaptığı “Üretimin Gücü” programına konuk oldu. Başkan Genç, Sakarya’nın tarım ve hayvancılıkta sahip olduğu potansiyeli ve katma değerli üretim vizyonunu anlattı.

    “Sakarya Üreten Bir Şehir”

    Programda Sakarya’nın üretim gücüne dikkat çeken Başkan Genç, kentin tarım ve hayvancılıkta stratejik avantajlara sahip olduğunu vurguladı. Tarımsal üretimin üç ana bölgede yoğunlaştığını belirten Başkan Genç, kuzey ilçeler Karasu, Kaynarca, Kocaali ve Hendek’te ağırlıklı olarak fındık üretimi yapıldığını ifade etti. Sakarya’nın bir dönem Türkiye fındık üretiminde ikinci sırada yer aldığını hatırlatan Başkan Genç, Samsun’un üretimde öne geçmesiyle ilin bugün üçüncü sırada bulunduğunu söyledi.

    Orta kesimde bitkisel üretimin öne çıktığını aktaran Başkan Genç; başta mısır olmak üzere pancar ve ayçiçeği ekimi yapıldığını, güney ilçelerinde ise ayva, üzüm ve çeşitli meyve türlerinin yaygın olarak üretildiğini dile getirdi.

    Hayvancılıkta Geçiş Merkezi

    Sakarya’nın hayvancılıkta önemli bir geçiş noktası olduğunu belirten Başkan Genç, Hayvan Borsası’nın bölge ekonomisine katkısına dikkat çekti. Üretilen hayvanların karkas et olarak İstanbul gibi büyük metropollere ulaştırıldığını ve bu alanda ciddi bir pazar payına sahip olunduğunu ifade etti.

    “Fındık Stratejik Bir Ürün”

    Fındığın Türkiye için stratejik bir ürün olduğunu vurgulayan Başkan Genç, üretimin büyük bölümünün Avrupa’ya ihraç edildiğini ve ülke ekonomisine önemli katkı sağladığını söyledi. Ancak dünya pazarındaki payın 20 yıl önce yüzde 80 seviyesindeyken bugün yüzde 60’lara gerilediğine dikkat çekerek, bunun en önemli nedeninin diğer ülkelerin de fındık üretimine başlaması olduğunu kaydetti.

    Kokarca zararlısı, don olayları ve kuraklığın üretimi olumsuz etkilediğini belirten Başkan Genç, alan bazlı verimin artırılması gerektiğini vurguladı. Dekar başına 200 kilogram seviyesine ulaşılmadığı takdirde rekabetin zorlaşacağını ifade eden Başkan Genç, gerekli önlemler alınmazsa önümüzdeki 10 yıl içinde üretimin yüzde 50’nin altına düşebileceği uyarısında bulundu.

    Bilinçli Tarım ve Mekanizasyon

    Küresel iklim değişikliğinin etkilerine değinen Başkan Genç, daha az suya ihtiyaç duyan fındık fidelerinin geliştirilmesi, toprak analizine dayalı doğru gübreleme ve bilinçli tarım uygulamalarının yaygınlaştırılması gerektiğini söyledi.

    Mekanizasyonun maliyetleri düşürdüğünü belirten Başkan Genç, doğru sulama yöntemleriyle hem su hem de gübre tasarrufu sağlanabileceğini, yağmur hasadı uygulamalarının da teşvik edilmesi gerektiğini dile getirdi.

    Planlı Üretim ve Lisanslı Depoculuk

    Mısır üretimine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Başkan Genç, Türkiye’nin su krizi yaşayan bir ülke olduğunu hatırlatarak mısırın buğday ve arpaya kıyasla daha fazla su tükettiğini ifade etti. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın planlı üretim politikasının önemine dikkat çeken Başkan Genç, Sakarya Ovası’nda geçmişte 400 bin ton mısır üretildiğini belirtti.

    Lisanslı depoculuğun önemine de değinen Başkan Genç, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun girişimiyle 14 yıl önce TMO–TOBB LİDAŞ’ın kurulduğunu hatırlatarak bu önemli adım için teşekkür etti. Türkiye genelinde lisanslı depo kapasitesinin tamamlandığında 22 milyon tona ulaşacağını ifade eden Başkan Genç, bu kapasitenin ülke için yeterli olduğunu belirtti. Lisanslı depolarda stopaj muafiyeti ve ürünlerin TÜRİB üzerinden elektronik ortamda satılabilmesinin üreticiye önemli avantajlar sağladığını kaydetti.

    Karasu Limanı ve Lojistik Güç

    Karasu Limanı’nın Sakarya’nın dünyaya açılan kapısı olduğunu vurgulayan Başkan Genç, limanın genişletilmesi ve Arifiye’den limana demir yolu hattının bağlanmasının kentin tarım ve ticaret gücünü artıracağını söyledi.

    Sakarya’nın tarım, sanayi ve turizm alanında büyük bir potansiyele sahip olduğunu belirten Başkan Genç, tarım arazilerinin küçük ölçekli olmasının dezavantaj gibi görünse de metropol şehirlere yakınlığın önemli bir avantaj sunduğunu sözlerine ekledi