Kategori: Firmalar
Firmalar
-

Necmettin Kırık’tan Ramazan Ayı Mesajı
Necmettin Kırık’tan Ramazan Ayı Mesajı
TÜBİFED Bilişim Sektörü Dernekleri Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Necmettin Kırık, Ramazan ayına girmemiz dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Kırık mesajında; birlik, beraberlik, bereket ayı olan Ramazan-ı Şerif’in ülkemize, milletimize ve tüm Sakarya halkına hayırlar getirmesi temennisinde bulundu.
Necmettin Kırık mesajında şu ifadelere yer verdi:
“Ramazan ayı birlik beraberlik ve yardımlaşma duygularının en yoğun yaşandığı özel günlerdir. Özlemle beklediğimiz 11 ayın sultanı Ramazan’a bir kez daha erişmenin mutluluğu içindeyiz. Bu ay iyilik, yardımlaşma, birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularının pekişmesi için bizlere verilmiş bir nimettir. Ramazan’ı en güzel şekilde değerlendirerek; tutacağımız oruçlarımızın, kılacağımız namazlarımızın, vereceğimiz zekât, fitre ve sadakalarımızın, yapacağımız hayırlarımızın kabul edilmesini Yüce Allah’tan niyaz ediyoruz.
Bu duygu ve düşüncelerle Ramazan ayının ailemiz, milletimiz, nefsimiz ve bütün insanlık için hayırlı olmasını diliyorum. Sağlık, afiyet ve birlik içinde Ramazan Bayramı’na da kavuşmamızı temenni ediyorum.”
-

Başkan Altuğ’dan Ramazan Ayı Mesajı
Başkan Altuğ’dan Ramazan Ayı Mesajı
Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı A. Akgün Altuğ, Ramazan ayının başlaması vesilesiyle bir tebrik açıklamasında bulundu.
Başkan Altuğ mesajında şunları dile getirdi: “11 ayın sultanı, başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ebedi azaptan kurtuluş olan mübarek Ramazan ayına bir kez daha ulaşmış olmanın mutluluğunu yaşıyoruz.
Ramazan’ı önemli kılan oruç ve ibadetleriyle dinimizce taşıdığı önemin yanı sıra; sosyal hayatımızda da paylaşmayı, dayanışmayı, gönül birliğini ve iyiliği çoğaltan, huzuru pekiştirip samimiyetin artmasına, zengin-fakir, genç-yaşlı demeden aynı sofraya oturmaya, aynı saflarda durmaya vesile olan önemli bir ay olmasıdır.
Maddi ve manevi sayısız güzelliklerin yaşandığı Ramazan ayını bu erdemli özelliklerin yerleşmesi için bir vesile olarak değerlendirmeliyiz. Tüm bunları en güzel şekilde yaşatacak, hep birlikte manevi huzuru bol bir Ramazan Ayı geçirmeyi diliyorum.
Bu mübarek ayın, hepimize sağlık, huzur ve bereket getirmesini diliyorum. Başta kıymetli Sakaryalı hemşehrilerimiz olmak üzere, ülkemize ve tüm İslam alemine hayırlı, bereketli ve huzurlu bir Ramazan ayı temenni ediyorum.
-
ARAP ATOM ENERJİSİ AJANSI, NÜKLEER ENERJİNİN BARIŞÇIL KULLANIMI ALANINDA STRATEJİK İŞ BİRLİĞİ İÇİN RUSYA İLE ANLAŞMA İMZALADI
ARAP ATOM ENERJİSİ AJANSI, NÜKLEER ENERJİNİN BARIŞÇIL KULLANIMI ALANINDA STRATEJİK İŞ BİRLİĞİ İÇİN RUSYA İLE ANLAŞMA İMZALADI
Bu iş birliği anlaşması, Arap ülkelerinde nükleer bilim ve teknolojilerin geliştirilmesindeki ortak çabaların temelini oluşturuyor
Arap Atom Enerjisi Ajansı (AAEA) ve Uluslararası Araştırma Merkezi (IRC) Çok Amaçlı Hızlı Nötron Araştırma Reaktörü (MBIR) Konsorsiyum Lideri, nükleer enerjinin barışçıl kullanımı alanında stratejik iş birliği anlaşması imzaladı. Anlaşmayı, AAEA Genel Müdürü Salim Hamdi ve IRC MBIR Limited Şirketi Genel Müdürü Vasily Konstantinov imzaladı. Anlaşma, Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom’un Orta Doğu ve Kuzey Afrika Ofisi’nin desteğiyle imzalandı.
Anlaşmanın imzalanması, iki kuruluş arasındaki diyaloğun devamı anlamına geliyor. Anlaşma, taraflar arasında bilimsel araştırma, personel eğitimi, altyapı geliştirme alanlarında iş birliğini öngörmesinin yanı sıra nükleer enerjinin barışçıl kullanımı alanında belirli ortak projelerin uygulanmasını da amaçlıyor.
AAEA Genel Müdürü Dr. Salim Hamdi, anlaşmanın imzalanmasıyla ilgili olarak şunları söyledi: “Bu, Nükleer Enerjinin Barışçıl Kullanımında Arap Stratejisi’nin uygulanması açısından önemli bir adım. İş birliği anlaşmasının imzalanması, kilit projelerimizin geliştirilmesinde somut bir araç sağlıyor. Sadece uygulamalı veya temel bilimden değil, aynı zamanda Arap ülkelerinde ekonomiye ve yaşam kalitesine doğrudan katkıdan da bahsediyoruz. Örneğin, IRC MBIR ile iş birliğimiz, çevresel güvenlik için hayati önem taşıyan bölgesel radyoaktif atık yönetim sisteminin düzenlenmesi projesindeki çalışmaları hızlandırmaya yardımcı olacak. MBIR’nin kullanımı ortak araştırma, kamu sağlığı alanında onkolojik hastalıkların teşhis ve tedavisinde radyofarmasötiklerin geliştirilmesi ve üretimi konusunda yeni fırsatlar sağlayacak. Ayrıca, bu araştırma altyapısına erişim, gelecekteki Arap Uzmanlık Eğitim Merkezimiz için uzmanların yetiştirilmesinde mesleki yetkinlikler ve ilk nükleer güç santrali inşaat projelerini uygulayan ülkelere teknolojik destek anlamına geliyor.”
IRC MBIR Limited Şirketi Genel Müdürü Vasily Konstantinov da, “AAEA’nın bize duyduğu güveni son derece takdir ediyoruz ve bu anlaşmayı MBIR Projesi’ne yabancı katılımcıların kapsamının genişletilmesinde önemli bir aşama olarak görüyoruz. MBIR, dünyada ve kendi sınıfında en güçlü araştırma reaktörüdür. Bu reaktörün eşsiz yeteneklerine erişim, Arap ülkelerine enerji mühendisliği, nükleer tıp ve endüstriyel teknolojilerde çığır açan projelerde ortak çalışma fırsatları sunuyor. Ayrıca, Arap ülkelerinin sürdürülebilir kalkınma sorunları üzerinde çalışan mühendis ve bilim insanlarının yetiştirilmesi için eğitim ortamının oluşturulmasına yardımcı olacak” dedi.
AAEA ve IRC MBIR Limited Şirketi arasındaki iş birliği anlaşması, temel araştırma yetkinliklerinin geliştirilmesi, düzenleyici çerçevenin güçlendirilmesi ve sonuç olarak AAEA üye ülkelerinin vatandaşları için enerji mühendisliği, gıda güvenliği ve yaşam kalitesinin iyileştirilmesi alanlarındaki stratejik hedeflere ulaşılması için temel oluşturuyor.
-

SEDAŞ, Düzce’de enerji arz güvenliğini güçlendiren önemli bir yatırımı hayata geçirdi
SEDAŞ, Düzce’de enerji arz güvenliğini güçlendiren önemli bir yatırımı hayata geçirdi
SEDAŞ, Düzce Bahçeşehir Kalıcı Konutlar Bölgesi’nde Alternatif Ring Hattı Projesi ile enerji arz güvenliğini güçlendiriyor.
Sakarya Elektrik Dağıtım A.Ş. (SEDAŞ), Sakarya, Kocaeli, Bolu ve Düzce’yi kapsayan hizmet bölgesinde enerji arz güvenliğini artırmaya yönelik yatırımlarını aralıksız sürdürüyor. Bu kapsamda, Düzce’de artan yerleşim yoğunluğu ve kesintisiz enerji ihtiyacını dikkate alan SEDAŞ, Merkeze bağlı Bahçeşehir Kalıcı Konutlar Bölgesi’nde önemli bir altyapı yatırımını hayata geçirdi. Yaklaşık 12 bin abonenin bulunduğu bölgede devreye alınan “Alternatif Ring Hattı Projesi” ile özellikle olası elektrik kesintilerinde enerjinin çok daha kısa sürede yeniden sağlanması hedefleniyor.
SEDAŞ yöneticileri, proje kapsamında enerji akışının farklı noktalardan sürdürülebilmesini sağlamak amacıyla iki adet prefabrik dağıtım merkezinin kurulduğunu, bölgenin artan elektrik ihtiyacını karşılamak üzere 1000 kVA gücünde bir trafonun devreye alındığını ve 38 kilometrelik yeraltı kablosu tesis edildiğini açıkladı. Çalışmalar süresince 6 kilometre açık kazı ve 2 kilometreye yakın yatay sondaj uygulaması gerçekleştirildiği aktarıldı.
Hayata geçirilen yatırımla birlikte, Bahçeşehir Kalıcı Konutlar Bölgesi’nde meydana gelebilecek arıza veya bakım kaynaklı kesintilerde enerjinin alternatif hatlar üzerinden hızlı bir şekilde yönlendirilmesi ve konutların günlük yaşamının minimum düzeyde etkilenmesi amaçlanıyor. Projenin yalnızca Bahçeşehir ile sınırlı kalmadığı; Kazukoğlu ve Kuyumcuhacıali mahallelerinde de alternatif besleme yapısının oluşturulduğu bilgisi paylaşıldı.
SEDAŞ, Düzce genelinde yürüttüğü kapsamlı yatırımlarla güçlü ve sürdürülebilir bir enerji altyapısı oluştururken, müşteri memnuniyetini ve hizmet kalitesini artırmayı hedefliyor.
-

Kediler Hayatımızı Nasıl Daha İyi Hale Getiriyor?
Kediler Hayatımızı Nasıl Daha İyi Hale Getiriyor?
Royal Canin’den Dünya Kediler Günü’nde Sorumlu Hayvan Sahipliği, Sağlıklı Toplumlar
ve Güçlü Bağlar Vurgusu
Dünya genelinde milyonlarca insanın hayatında özel bir yere sahip olan kediler, yalnızca evleri değil, bireylerin ve toplumların yaşam kalitesini de dönüştürüyor. Dünyada 600 milyondan fazla, Türkiye’de ise yaklaşık 10 milyon kedi insanlarla birlikte yaşıyor. Bu veriler, kedilerin yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline geldiğini ortaya koyuyor.
Son yıllarda yaşanan kedi sahipliğindeki artış eğilimi ile birlikte, modern yaşam dinamiklerine de uyum sağlayabilen kediler, yalnızca yaşamlarımızı, yaşam alanlarımızı birleştirdiğimiz canlılar değil; aynı zamanda duygusal, psikolojik ve sosyal iyilik halinin de önemli bir parçası haline geliyor.
Bilimsel araştırmalar, kedilerin insan sağlığı üzerindeki olumlu etkilerini net biçimde ortaya koyuyor. Kedilerle etkileşim, beynin dopamin ve serotonin salgılamasını tetikleyerek stres seviyesini düşürüyor, mutluluk ve sakinlik hissini artırıyor. Uzun süreli araştırmalar, kedi sahiplerinin kalp krizi ve kardiyovasküler hastalıklardan kaynaklı ölüm risklerinin, hiç kedi sahibi olmayan bireylere kıyasla anlamlı derecede daha düşük olduğunu ortaya koyuyor. Aynı zamanda kedilerin, kan basıncını düşürdüğü, stresi azalttığı ve bağışıklık sistemini destekleyen hormonların salgılanmasına katkı sağladığı bilimsel olarak doğrulanıyor.
Öte yandan kedi sahipliği, kaygı ve depresyonla mücadelede önemli bir rol oynuyor. Araştırmalar, hayvan sahiplerinin daha yüksek benlik saygısına, olumlu öz-imaja ve daha düşük yalnızlık düzeyine sahip olduğunu ortaya koyuyor. Özellikle gençlerde ve yaşlı bireylerde, kedilerle kurulan bağın bir “amaç duygusu” kazandırdığı; sosyal izolasyonu azalttığı ve ruh sağlığını iyileştirdiği gözlemleniyor. İnsan-Hayvan Bağı Araştırma Enstitüsü (HABRI) tarafından yapılan bir ankete göre, aile hekimlerinin yüzde 87’si hayvanların hastalarının ruh hâline olumlu katkı sağladığını belirtiyor.
Ancak bu güçlü bağın sürdürülebilirliği, sorumlu hayvan sahipliği anlayışıyla mümkün. Sorumlu sahiplik; doğru beslenme, düzenli veteriner hekim kontrolleri, fiziksel ve sosyal ihtiyaçların karşılanması, güvenli yaşam alanları oluşturulması ve yaşam boyu bakım sorumluluğunu kapsayan bütüncül bir yaklaşımı ifade ediyor. Bu yaklaşım, hayvan refahını yalnızca bireysel duyarlılık değil; bilimsel, etik ve sistematik bir süreç yönetimi olarak ele almayı gerektiriyor.
Royal Canin’den “Sorumlu Hayvan Sahipliği” vurgusu
Royal Canin Avrasya Bölgesi Kurumsal İlişkiler Direktörü Tuba Güven Saraçoğlu konu ile ilgili şu değerlendirmede bulundu: “Royal Canin olarak hayvan sağlığını, yaşam boyu süren bütünsel bir süreç olarak ele alıyoruz. Bilimsel araştırmalar, veteriner hekim iş birlikleri ve önleyici sağlık yaklaşımıyla geliştirdiğimiz beslenme çözümlerimiz, kedilerin yalnızca bugününü değil, tüm yaşam döngüsünü korumayı hedefliyor. Sorumlu hayvan sahipliği; bilinç, bilgi ve sürdürülebilir bakım anlayışıyla mümkündür. Dünya Kediler Günü vesilesiyle bu bilinci birlikte büyütmenin önemine inanıyoruz. Yarım asrı aşan bir süredir sahip olduğumuz tüm bilgi birikimi ve deneyimimizi, onları daha iyi anlayabilmek ve onlara daha iyi bir dünya sunabilmek için çeşitli kanallar aracılığıyla tüm paydaşlarımıza açıyoruz. Her bir kedi eşsiz ve buna paralel her birinin farklı beslenme ve bakım ihtiyaçları bulunuyor. Bu ihtiyaçları anlayıp ona göre çözümler üretmek kurulan bu bağın ve yaratılan değerin daha da büyümesine katkı sağlayacaktır.”
Royal Canin® Hakkında:
Mars Petcare çatısı altında faaliyet gösteren Royal Canin dünya çapında lider bir şirket olup, kedi ve köpeklere yönelik sağlıklı beslenme sunan ROYAL CANIN® markasının sahibidir. 1968 yılında Fransız veteriner hekim Jean Cathary tarafından kurulduğu günden bu yana, kedi ve köpeklere sağlıklı beslenme çözümleri sunmakta ve onların yaşam kalitesini artırmak için tüm dünyada beslenme uzmanları, hayvan yetiştiricileri ve veteriner hekimlerle ortaklıklar geliştirerek çalışmalar yürütmektedir. Bugün 100’den fazla ülkede 8000’i aşkın çalışanı ile faaliyet göstermekte ve kedi ve köpeklerin eşsiz özellik ve ihtiyaçlarını tüm çalışmalarının merkezine koymaktadır.
Royal Canin Türkiye hakkında detaylı bilgi almak için
-
Şişecam’ın 2025 yılı net satışları 225 milyar TL seviyesinde gerçekleşti
Şişecam’ın 2025 yılı net satışları
225 milyar TL seviyesinde gerçekleşti
Cam ve kimyasallar sektörlerinin küresel oyuncusu Şişecam, 2025 yılı finansal sonuçlarını açıkladı. Şirket, 2025 yılında 225 milyar TL net satış elde etti. Şişecam’ın bu dönemde toplam satışları içerisindeki uluslararası satışlarının payı yüzde 59,34 seviyesinde gerçekleşirken; toplam yatırımları 35,8 milyar TL, ihracatı ise 938 milyon dolar oldu.
Şişecam 2025 yılına ilişkin finansal sonuçlarını açıkladı. Şirketin bu dönemdeki konsolide net satışları 225 milyar TL seviyesinde gerçekleşirken, Türkiye’den yapılan ihracatla Türkiye dışı üretimlerden yapılan satışların toplamını ifade eden uluslararası satışların konsolide satışlar içindeki payı ise yüzde 59,34 seviyesinde oldu. Şişecam’ın 2025 yılı toplam yatırımları 35,8 milyar TL, ihracatı ise 938 milyon dolar olarak açıklandı. Bu dönemde 5,6 milyon ton cam üreten şirket, 4,3 milyon ton soda külü ve 4 milyon ton endüstriyel hammadde üretimi gerçekleştirdi.
2025’in, küresel makroekonomik ve jeopolitik gelişmelerin üretimden ticarete ekonominin tüm alanlarında etkisini güçlü biçimde hissettirdiği zorlu bir yıl olduğunu ifade eden Şişecam Genel Müdürü Can Yücel, şirketin 2025 yılı performansını şöyle değerlendirdi: “2025’i jeopolitik ve ekonomik dalgalanmalara sahne olan ve ticaretin bu gelişmelerden etkilenmeye devam ettiği bir yıl olarak tamamladık. Küresel ölçekte koruyucu tedbirlerin ön plana çıktığı bu dönemde; üretim dengeleri değişirken, tedarik zincirinde riskler arttı ve öngörülebilirlik azaldı. Bu durum, yatırım kararları ve ticaret hacimleri üzerinde tüm dünyada hissedilen bir baskı oluşturdu
Süregelen bu tabloya rağmen 2025 yılında cam ve soda külü sektörlerinde sınırlı da olsa toparlanma gerçekleştiğini ifade etmek mümkün. Talepte devam eden zayıflık ve mevcut kapasite fazlalarının hem cam hem de soda külü alanlarında fiyatlamayı baskılamaya devam ettiğini gördük. Bu koşulların ortaya koyduğu zorluklara rağmen Şişecam olarak faaliyet karlılığımızı artırmaya, sürdürülebilir büyümeye, yatırımlarımızı aksatmadan sürdürerek tamamlamaya ve marka değerimizi artırmaya odaklandık. Ürün kalitemiz, coğrafi çeşitliliğimizin sunduğu esneklik, küresel marka gücümüz, köklü kültürümüz ve iş alanlarımızdaki uzmanlığımız ile çalışanlarımızın gayreti; belirsizliklerin yüksek olduğu 2025 yılında Şişecam’a önemli bir finansal ve operasyonel dayanıklılık sağladı.
2025 yılı daralan marjların dengelenmesi adına sıkı maliyet kontrolü ve verimlilik artışı çalışmalarını ele aldığımız bir yıl oldu. Verimlilik odağımızı daha sistematik bir yapıya taşımak amacıyla kapsamlı bir verimlilik yönetimi inisiyatifi başlattık. Nakit akış kapasitemizi artırma ve mali yapımızı güçlendirme hedeflerimiz doğrultusunda, yıl boyunca üretim maliyetlerimizi kontrol altına aldık ve bakım planlarımızı optimize ettik.
Bu kapsamda güncellediğimiz soğuk tamir programları, fırınlarımızın daha etkin kullanılması açısından önemli kazanımlar sağladı. Örneğin, Kuzey İtalya’daki düz cam üretim tesisimizin soğuk tamirini öne çekmemiz üretim ve maliyet dengesini daha etkin yönetmemizi desteklerken, diğer fırınlarımızda revize edilen bakım periyotları operasyonel karlılığımızı artırdı.
2025, Şişecam’ın dijital dönüşüm süreçlerinde de kritik bir yıl oldu. Dijital dönüşüm projelerimizi tamamladığımız ve veriyi uçtan uca süreçlerimize entegre ederek katma değere dönüştürme imkanını sağladığımız bu yılda; teknolojik alt yapımızı köklü bir şekilde güncelledik ve verimliliğimizi maksimize etmek amacıyla yapay zekâ yetkinliklerini bu yapı üzerinde inşa etmeye başladık. Eş zamanlı olarak güncellediğimiz organizasyonel yapılanmamız ve müşteri odağında şekillendirdiğimiz iş modelimizin de hedeflediğimiz dijital yetkinliklerle birlikte çok daha yüksek katma değer sağlamasını öngörüyoruz.”
Yücel, 2025 yılının Şişecam’ın stratejik yatırımları açısından da önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Yıl boyunca stratejik önceliklerimiz doğrultusunda üretim kabiliyetimizi, teknoloji altyapımızı ve coğrafi çeşitliliğimizi destekleyen önemli adımlar attık. Avrupa’daki mimari cam yapılanmamızı pazar koşullarına uyarladık. Tarsus’taki buzlu cam fırını ve enerji camı işleme hatlarını devreye alarak katma değerli ürün kapasitemizi artırdık. Denizli’deki cam ev eşyası üretimini Kırklareli’ne taşıyarak daha entegre ve sürdürülebilir bir yapı oluşturduk.
2026 yılına da sürdürülebilir büyümemize destek olacak şekilde başladık. Şubat ayında Avrupa’daki ilk cam ambalaj yatırımımız olan Macaristan, Kaposvar tesisimizin ilk fırınını ateşledik. Bulgaristan’daki düz cam tesisimizde yıllık 6 milyon metrekare kapasiteli; İtalya, San Giorgio di Nogaro’daki tesisimizde ise yıllık 6,5 milyon metrekare kapasiteli iki kaplamalı cam hattı devreye aldık. Yine yılın ilk çeyreğinde devreye alacağımız Tarsus düz cam fırını yatırımımız da ürün çeşitliliğimizi artırırken Şişecam’a operasyonel esneklik ve Ar-Ge çalışmalarımız için daha geniş bir hareket alanı sunacak.”
Can Yücel, Şişecam’ın yıl içinde nakit akışını güçlendirmek amacıyla önemli finansal hamleler de gerçekleştirdiğini belirterek şöyle devam etti: “2026 başında İngiltere’deki yüzde 100 bağlı ortaklığımız aracılığıyla gerçekleştirdiğimiz 7 yıl vadeli 500 milyon ABD doları tutarındaki Eurobond ihracı, 1,7 milyar ABD doları talep ile tamamlandı. Bu talep uluslararası yatırımcıların Şişecam’ın disiplinli harcama yönetimine, verimlilik artırıcı aksiyonlarına ve öngörülebilir nakit akışına duyduğu güveni bir kez daha teyit etti. Ekim ayında Uluslararası Finans Kurumu (IFC) iş birliğiyle sağlanan uzun vadeli finansman paketi ise düz cam ve enerji camı yatırımlarımızın desteklenmesi, borç vade yapısının dengelenmesi ve sürdürülebilirlik hedeflerimizin güçlendirilmesi açısından stratejik öneme sahip bir adım oldu. Sadeleşme ve verimlilik odağında, âtıl durumdaki taşınmazlarımızı da ele aldık. Operatif olmayan gayrimenkullerimiz için oluşturduğumuz satış planı ve değerli maden portföyümüzün etkin şekilde yönetilmesi kapsamında atılan adımlar likiditemizi yıl içerisinde destekledi ve 2026 yılında da aynı şekilde katkı sağlamaya devam edecek.
Ülkemizin küresel markası Şişecam, kesintisiz ve sürdürülebilir gelişim yaklaşımıyla 2026 yılında da faaliyetlerini inovasyonla destekleyerek, kaliteyi ve müşteri güvenini her zaman önceliklendirerek, yüksek bir disiplin ve titizlikle çalışmalarına devam edecek. Camın tüm alanlarında faaliyet gösteren tek küresel oyuncu olarak; finansal gücümüzü muhafaza etmeye öncelik vererek, katma değerli ürünlere odaklanarak ve enerji verimliliği sağlayan teknolojilere yatırım yaparak ülkemiz ve paydaşlarımız için değer üretmeye ve Şişecam markasını küresel ölçekte güçlendirmeye devam edeceğiz.”
Şişecam Hakkında
Şişecam bir gelişim hikayesi…
1935 yılında genç Türkiye Cumhuriyeti’nin sanayi gelişimine katkı sağlamak üzere Türkiye İş Bankası tarafından Türkiye’nin cam sanayisini inşa etmek amacıyla kurulan Şişecam, yerel bir girişim olarak başladığı gelişim yolculuğunda yıllar içinde cam ve kimyasallar sektörlerinde küresel bir oyuncuya dönüştü.
Camın tüm temel alanlarında faaliyet gösteren tek global şirket olan Şişecam, sektörlerinde dünyanın en büyük beş üreticisinden biri.
Şişecam; Türkiye, İtalya, Bulgaristan, Romanya, Slovakya, Macaristan, Bosna-Hersek, Rusya, Gürcistan, Mısır, Hindistan ve ABD dahil olmak üzere dört kıtada, 12 ülkede üretim yapıyor. Düz cam, cam ev eşyası, cam ambalaj, kimyasallar, otomotiv, cam elyaf, madencilik, enerji ve geri dönüşüm sektörlerinde öncü bir rol oynuyor. İnovasyon ve teknolojiyi işinin merkezinde tutarak yetkin tedarik zinciri sayesinde ürünlerini 150’den fazla ülkede müşterileriyle buluşturuyor.
90 yıllık tecrübesi, yetkin insan kaynağı ve akıllı teknoloji kullanımı ile fark yaratan Şişecam, ana faaliyet alanlarında dünyanın ilk üç üreticisi arasında yer alma hedefine doğru, 22 bini aşkın çalışanıyla birlikte emin adımlarla ilerliyor.
CareForNext stratejisiyle, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları doğrultusunda; gezegeni koruma, toplumu güçlendirme ve yaşamı dönüştürme perspektiflerinden cam ve kimyasallar sektörlerinin sürdürülebilirliğini sağlamak için çalışıyor.
Şişecam, daha iyi bir gelecek için teknoloji ve inovasyonun peşinde, tüm ekosistemiyle birlikte gelişim hikayesine devam ediyor. Daha fazla bilgi için: www.sisecam.com.tr
-
Corendon Airlines, 3. ALZ Londra Uluslararası Sağlık Turizmi Fuarı’na ana sponsor olarak destek verdi
Corendon Airlines, 3. ALZ Londra Uluslararası Sağlık Turizmi Fuarı’na ana sponsor olarak destek verdi
Corendon Airlines, sağlık turizmi alanındaki ulaşım ağı ve operasyonel gücüyle; bu alandaki uluslararası buluşmalardan biri olan 3. ALZ Londra Uluslararası Sağlık Turizmi Fuarı’nda yer aldı. 14-15 Şubat 2026 tarihlerinde Londra Westminster’daki Queen Elizabeth II Centre’da gerçekleştirilen fuar; 10’dan fazla ülkeden 80’in üzerinde hastane ve kliniği binlerce ziyaretçiyle bir araya getirdi. Etkinliğin ana sponsorluğunu üstlenen Corendon Airlines ve Corendon Turizm Grubu; havacılık, konaklama ve seyahat hizmetlerini kapsayan entegre yapısıyla sağlık turizmine yönelik çözümlerini ziyaretçilerle paylaştı.
Sağlık turizmi alanında önemli etkinler arasında yer alan 3. ALZ Londra Uluslararası Sağlık Turizmi Fuarı, 14-15 Şubat 2026 tarihlerinde Londra’nın etkinlik merkezlerinden Queen Elizabeth II Centre’da gerçekleşti. Türkiye’nin ve Avrupa’nın öncü hava yolu markası Corendon Airlines’ın ana sponsorunda yapılan fuar, farklı ülkelerden sağlık kuruluşları ile uluslararası ziyaretçileri aynı çatı altında buluşturdu.
İki gün süren organizasyonda 10’dan fazla ülkeden 80’in üzerinde hastane ve klinik yer aldı. Katılımcıların önemli bir bölümünü, uluslararası hasta sayısındaki artışla dikkat çeken Türkiye’den sağlık kuruluşları oluşturdu. Etkinlik boyunca 4 bini aşkın ziyaretçi ağırlandı; sağlık profesyonelleri, hasta yönlendirme kuruluşları ve sektör temsilcileri birbirleriyle doğrudan temas kurma fırsatı yakaladı.
Açılışta sağlık turizmi ve ulaşım vurgusu
Fuarın ilk gününde, açılışı etkinliği ve konferans programı gerçekleştirildi. Açılışta; ALZ Grup Yönetim Kurulu Başkanı Cihat Alagöz, Corendon Airlines Birleşik Krallık Bölge Müdürü Matthew Carpenter, TÜRSAB Disiplin Kurulu Üyesi Mehtap Aram, Hizmet İhracatçıları Birliği Genel Sekreter Yardımcısı Üzeyir Işık, DEİK Sağlık İş Konseyi Başkanı Dr. Mehmet Altuğ, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi ve Kırşehir Milletvekili Necmettin Erkan ile T.C. Londra Büyükelçisi Koray Ertaş konuşmalarıyla yer aldı.
Corendon Airlines Birleşik Krallık Bölge Müdürü Matthew Carpenter açılış konuşmasında, Corendon Airlines’ın özellikle Birleşik Krallık başta olmak üzere Avrupa’daki farklı noktalardan Türkiye’nin önemli destinasyonlarına gerçekleştirdiği direkt uçuşlarla sağlık turizmine erişimi kolaylaştırdığını vurguladı. Carpenter, sağlık hizmeti almak üzere seyahat eden yolcular için güvenilir, konforlu ve doğrudan ulaşımın tedavi sürecinin önemli bir parçası olduğuna dikkat çekerek, havayolu bağlantılarının uluslararası hasta hareketliliğini destekleyen stratejik bir unsur haline geldiğini ifade etti.
Entegre turizm gücü
Ana sponsor olarak fuarda lounge alanıyla yer alan Corendon Airlines ve Corendon Turizm Grubu; havacılık, konaklama ve seyahat hizmetlerini kapsayan entegre yapısıyla sağlık turizmine yönelik çözümlerini ziyaretçilerle paylaştı. Grup bünyesinde yer alan Corendon Airlines, Birleşik Krallık’taki çeşitli bölgesel havalimanlarından Türkiye’nin önemli tatil destinasyonlarına ve Avrupa’daki farklı noktalara direkt uçuşlar gerçekleştirirken, Corendon Hotels & Resorts; Antalya, Curaçao ve Amsterdam gibi destinasyonlarda resort ve şehir otelleriyle hizmet veriyor. Bu dikey entegre yapı, sağlık turizmi kapsamında seyahat eden misafirler için uçuş ve konaklamanın bir bütün olarak planlanabilmesine olanak tanıyor.
Fuarın ikinci günü olan 15 Şubat Pazar günü ise B2B ikili iş görüşmeleri programı gerçekleştirildi. Birleşik Krallık başta olmak üzere Avrupa Birliği ülkeleri, ABD ve Kanada’dan gelen hasta yönlendirme acenteleri ile sağlık hizmeti sunucuları önceden planlanmış toplantılarda bir araya geldi.
T.C. Ticaret Bakanlığı’nın destekleriyle; TOBB, DEİK, Hizmet İhracatçıları Birliği, TÜRSAB ve Global Healthcare Accreditation iş birliğinde düzenlenen fuar, Türkiye’nin sağlık turizmindeki konumunu uluslararası platformda güçlendirmeye katkı sundu.
-
Güzellik dünyasında büyük buluşma! Ünlüler Önder Tiryaki için objektif karşısında…
Güzellik dünyasında büyük buluşma! Ünlüler Önder Tiryaki için objektif karşısında…
Saç ve makyaj sektöründe 25 yılı aşkın süredir birçok ünlü isim ve markanın ilk tercihi olan saç ve makyaj artisti Önder Tiryaki, kendi adını taşıyan markası Önder Tiryaki Studio Onarıcı Saç Bakım Ürünleri serisiyle güzellik dünyasına damgasını vurdu.
Yeni serinin lansman çekimlerinde adeta bir yıldızlar geçidi yaşandı.
Didem Soydan, Nilperi Şahinkaya, Ece Sükan, Gülcan Arslan, Bennu Gerede, Dilan Gerede ve Eda Güngör, fotoğrafçı Emre Ünal’ın objektifine poz vererek dostlarının yeni markasının yüzleri oldu.
Her biri stil ve güzellik dünyasının güçlü isimleri olan ünlüler, Önder Tiryaki’nin 25 yıllık deneyimini yansıtan bu özel seri için bir araya geldi.
Yıllar boyunca edindiği profesyonel tecrübeyi herkesle paylaşmayı bir yaşam felsefesi haline getiren Önder Tiryaki, bu seriyi de tam olarak bu motivasyonla hayata geçirdi.
Serinin yıldız ürünleri: Onarıcı Şampuan & Saç Bakım Kremi
Markanın en yeni ürünleri Onarıcı Şampuan ve Saç Bakım Kremi, yoğun hasar görmüş ve yıpranmış saçların onarılmasına, güçlenmesine ve doğal ışıltısına kavuşmasına destek olmak üzere geliştirildi. Profesyonel bakım anlayışını günlük rutine taşıyan seri, kısa sürede büyük ilgi görmeye başladı.
“Dokunduğum herkesin kendi ışığını keşfetmesine katkı sağlamak beni en canlı tutan hikâye” diyen Önder Tiryaki, markasının mottosunu şu sözlerle özetliyor:
“Şimdi sıra sizde; İçinizdeki Işıltıyı Ortaya Çıkarın.”
Ünlü isimlerin desteğiyle lansmanı yapılan seri, şimdiden güzellik dünyasının en çok konuşulan projeleri arasına girdi.
-
Ketçap ve Salça Üretiminde Tuzun Ürün Kalitesine Etkisi
Giriş: Gıda Üretiminde Tuzun Stratejik Konumu
Ketçap ve salça gibi domates bazlı ürünlerde tuz, yalnızca tat veren bir bileşen olarak değerlendirilmemelidir. Üretim sürecinin her aşamasında ürün güvenliğini, fiziksel yapıyı ve raf ömrünü doğrudan etkileyen kritik bir girdidir. Kullanılan tuzun özellikleri, nihai ürünün lezzet profilinden görsel kalitesine kadar birçok parametre üzerinde belirleyici olur. Bu nedenle ketçap ve salça üretiminde tuz seçimi, teknik bir tercih olmanın ötesinde stratejik bir üretim kararıdır.
Ketçap ve Salçada Tuzun Kullanım Amaçları
Ketçap ve salça üretiminde tuzun en temel görevlerinden biri lezzet dengesini sağlamaktır. Domates doğal olarak yüksek asit içeren bir hammaddedir. Tuz, bu asitliği yuvarlayarak tat profilini dengeler ve ürünün tüketici tarafından daha kolay kabul edilmesini sağlar. Dengeli tuz kullanımı, ürünün ne aşırı keskin ne de yavan olmasını sağlar.
Bununla birlikte tuz, mikrobiyal kontrol açısından da önemli bir rol üstlenir. Su aktivitesini düşürerek mikroorganizmaların çoğalmasını yavaşlatır. Bu etki, ürünün bozulma hızını azaltır ve gıda güvenliğine katkı sağlar. Özellikle pastörizasyon işlemi ile birlikte kullanıldığında, tuz raf ömrünün uzatılmasında destekleyici bir unsur haline gelir.
Tuzun bir diğer kritik işlevi, ürünün kıvamı ve yapısal bütünlüğü ile ilgilidir. Ketçap ve salçada pektin ve proteinler arasında oluşan etkileşimler, ürünün akışkanlığını ve homojenliğini belirler. Tuz, bu etkileşimleri stabilize ederek istenen kıvamın korunmasına yardımcı olur. Aynı zamanda oksidasyonu sınırlayarak domates ürünlerine özgü parlak kırmızı rengin korunmasına katkı sağlar.
Üretim Sürecinde Tuzun Kullanıldığı Aşamalar
Salça üretiminde tuz, konsantre öncesinde ya da konsantre sonrasında doğrudan karışıma eklenir. Bu aşamada tuzun tamamen çözünmesi büyük önem taşır. Çözünmeyen veya topaklanan tuz, ürünün yapısında homojenlik sorunlarına yol açabilir.
Ketçap üretiminde ise tuz; su, şeker, sirke ve baharatlarla birlikte homojen karışım aşamasında ilave edilir. Bu süreçte tuzun hızlı ve berrak şekilde çözünmesi gerekir. Aksi halde ürün içerisinde dengesiz tat dağılımı ve fiziksel kusurlar ortaya çıkabilir. Bu nedenle ketçap ve salça üretiminde kullanılan tuzun çözünürlük performansı kritik bir kalite kriteri olarak değerlendirilir.
Ketçap ve Salça Üretimi İçin Uygun Tuzun Özellikleri
Bu sektörde kullanılan tuzun gıda kodeksine uygun olması temel bir gerekliliktir. Ketçap ve salça üretimi, yüksek çözünürlük ve nötr tat isteyen bir prosestir. Bu nedenle rafine vakum tuzu tercih edilir. İyotsuz olması, ürünün tat ve renk bütünlüğünün korunması açısından zorunludur.
Ayrıca tuzun kalsiyum ve magnezyum içeriğinin düşük olması gerekir. Bu minerallerin yüksek olması, üründe çökelti oluşumuna ve kıvam bozukluklarına neden olabilir. Hızlı çözünen ve berrak yapıdaki tuzlar, üretim sürecinde istenen homojenliği sağlar ve ürün içerisinde bulantı oluşmasını engeller.
İyotlu, nemli veya topaklanan tuzlar ile demir içeriği yüksek olan tuzlar ketçap ve salça üretimi için uygun değildir. Bu tür tuzlar tat kusurlarına, renk koyulaşmasına ve ürün kalitesinde düşüşe yol açar.
Tuz Kalitesinin Nihai Ürün Üzerindeki Etkileri
Kullanılan tuzun kalitesi düştüğünde, ürün içerisinde bulanıklık ve çökelti oluşabilir. Bu durum genellikle düşük saflık ya da yüksek kalsiyum ve magnezyum içeriğinden kaynaklanır. İyot veya ağır metal içeren tuzlar ise metalik tat oluşumuna neden olur. Demir içeriği yüksek tuzlar, ürün renginin koyulaşmasına yol açarak görsel kaliteyi olumsuz etkiler.
Tuzun homojen çözünmemesi durumunda ise ürün içerisinde dengesiz tat dağılımı ortaya çıkar. Bu tür kalite sorunları, tüketici memnuniyetini ve marka güvenilirliğini doğrudan etkiler.
Sonuç: Ketçap ve Salça Üretiminde Tuz Bir Kalite Belirleyicisidir
Ketçap ve salça üretiminde tuz; tat, güvenlik, yapı ve renk üzerinde eş zamanlı etkiye sahip olan temel bir bileşendir. İyotsuzluk, yüksek saflık ve hızlı çözünürlük, bu sektörde tuz seçiminde en kritik kriterlerdir. Yanlış tuz kullanımı, üretim sürecinde telafisi zor kalite problemlerine yol açar. Bu nedenle doğru tuz seçimi, sürdürülebilir ve kaliteli üretimin vazgeçilmez bir parçasıdır.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Ketçap ve salçada tuz sadece tat için mi kullanılır? Hayır. Tuz; tat, mikrobiyal kontrol, kıvam, renk stabilitesi ve raf ömrü için kullanılır.
İyotlu tuz neden tercih edilmez? Tat ve renk kusurlarına yol açtığı için kullanılmaz.
Tuzun çözünürlüğü neden önemlidir? Topaklanma ve heterojen yapı, ürün kalitesini düşürür.
Demir içeriği yüksek tuz neye neden olur? Üründe renk koyulaşmasına yol açar.
Gıda Üretiminde Doğru Tuz ile Süreçlerinizi Güvence Altına Alın
Ketçap ve salça üretimine uygun, iyotsuz ve yüksek saflıkta tuz çözümleri için Marmara Tuz ürünlerini inceleyebilirsiniz. Gıda üretim süreçlerinizde kaliteyi doğru tuzla destekleyin.
İletişim: Web: https://marmaratuz.com/
info@marmaratuz.com
Tuzda Kalite ve Güvenin Adı | Gıda, Su Arıtma, Endüstri, Sağlık, Yol Buzlanma, Kimya, Hayvancılık Sektörleri ve Doğal tuz çeşitleri ile Özel Tuz Çözümleri | Marmara Tuz ile Global Büyüme
Hakkında


















