Kategori: Etkinlik

Sakarya Etkinlik

  • Models of Turkey Güzellik Yarışması’nda final heyecanı yaşandı

    MODELS OF TURKEY GÜZELLİK YARIŞMASI GECEYE DAMGA VURDU

    Models of Turkey Güzellik Yarışması muhteşem bir tören ve defile gösterileri eşliğinde Ankara Crowne Plaza’da gerçekleştirildi…

    Bu yıl 12. kez düzenlenen Models of Turkey Güzellik Yarışması’nda final heyecanı yaşandı. Finale kalan 20 güzel dereceye girmek için podyuma çıktılar…

    Models of Turkey Güzellik Yarışması, Ankara Crowne Plaza’da düzenlenen final gecesiyle bu yılın en iyilerini seçti.

    Mariia Özdemir, Nesrin Kılavuz, Vahe Kılıçaslan, Semra Kızılmeşe, Aydan Özdoğan, Seray Akıncı, Cevher Aksoy, Muammer Ketenci, Yalçın Genç, Gülcan Nalbanoğlu, Ekaterina Ayva, Erhan Yalçın, Murat Ünal, Gül Muratoğlu, Fatma Semiz, Cansu Durkun, Şenol Kalyoncu, Olga Kalemci, Tyla Angelis gibi tanınmış isimlerinden oluşan jüri, 20 finalist arasından değerlendirme yaparak Türkiye güzellerini seçtiler…

    BİRBİRİNDEN GÜZEL DEFİLELER YARIŞMAYA RENK KATTI…

    Yarışmacıların Muammer Ketenci Defilesi, Başkent Üniversitesi Güzel sanatlar tasarım ve mimarlık fakültesi tekstil ve moda tasarım Bölümü defilesi, Joker Ajansın bünyesinde Maria Özdemir‘in kurduğu Model Akademi’nin 18 yaş altı mankenleri ve daha birçok defilenin yer aldığı yarışmada; Geçmiş senelerin modelleri ve 20 finalist güzel eşliğinde elbiseler podyumda sergilendi. Ayrıca Cevher Aksoy birbirinden güzel şarkılarını güzeller ve geceye gelen konuklar için seslendirdi…

    GÜZELLERİN TACINI TANINMIŞ İSİMLER TAKTI

    Jürinin değerlendirmesi sonucu 21 yaşındaki Diana Ermak  birincilik tacını kazandı. Diana tacını Semra Kızılmeşe ile Orçun Apay’ın elinden aldı.

    Güzellik yarışmasının ikinciliği Bilkent üniversitesi iç mimarlık bölümü öğrencisi 19 yaşındaki İrem Rona kazanırken Muammer Ketenci ve Gül Muratoğlu güzele tacını sundu… Üçüncülüğü lise son sınıf öğrencisi 17 yaşındaki Afina Podsevalova kazanırken bu güzele de tacını Fatma Semiz taktı. Dördüncülüğü ise TED üniversitesi mimarlık bölümü öğrencisi 20 yaşındaki Ceyda Yığman layık görüldü. Yığman’ın pelerinini Nesrin Kılavuz giydirerek tacını elleriyle güzele taktı.

    Gecede Cansın Çelik ise Joker ajans güzeli seçildi.  20 Adayın Finale kaldığı Başkentin tek güzellik yarışmasını yüzlerce konuk izlerken, günlerce süren kamp sonunda güzeller podyuma çıkarak beğeni ile izlendiler.

    EN GÜZEL DİANA

    Pasta şefliği eğitimi alan 1. Güzel Diana Ermak iki yıldır bu işi yapmakta. Çocukluğundan beri hayali, olan modelliği Ankara’da profesyonel olarak başladı. Şu anda farklı giyim ve kozmetik firmalarında markalara modellik yapmakta. Diana Yarışmaya Ankara’dan katıldı.

  • FİLM-SAN VAKFI ‘’Sinemanın Çakıl Taşları’’sergisini Hazırladı…

    4.İşbirliği ve Güç birliği Etkinliği Kapsamında Çağsiad (Çağdaş iş insanları Derneği) önderliğinde 7-8 Aralık 2022 tarihinde Wow İstanbul Hotels Convention Center’da düzenlenen etkinlik kapsamında Film-San Vakfı ve Çağsiad işbirliğinde “Sinemanın Çakıl Taşları” sergisi gerçekleşti.

    Sanatçı Ayfer Yelken tarafından  Film-San Vakfı için hazırlanan 20 eser sanatseverle buluştu.

         Açılışta Film-San Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Türk Sinemasının Jönü Oyuncu Engin Çağlar, Bşk Yrd. Meral Konrat, Yönetim Kurulundan Sevinç Özer, Derya Özgören, Vakıf Müdürü Kıvanç Terzioğlu, Kültür Sanat Danışmanı Hikmet Aydoğan, Gazeteci Kamil Hızer, Dr. Mert Gençoğlu, Küçükçekmece Türk Anneler Derneği Başkanı Figen Gürlek ve yönetim kurulu üyesi Funda Baykan gibi seçkin isimler katıldı.

    Sanatçı Ayfer Yelken ile 2023 yılında daha geniş kapsamlı projeler hazırlamak için anlaşma sağlandı.

  • Devlet Destekleri ve Teşvikleri SATSO’da Tanıtıldı

    Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası üye odaklı etkinliklerine devam ediyor. İşletmelerin devlet teşvikleri ve destekleri konusunda detaylı bilgi alarak bu doğrultuda faaliyetlerini yürütmeleri, bu imkanlardan faydalanabilmeleri amacıyla, SATSO organizatörlüğü ve ev sahipliğinde “Devlet Destekleri ve Teşvikleri Tanıtım Günü” etkinliği gerçekleştirildi.

    SGK Sakarya İl Müdürlüğü, İŞ-KUR Sakarya İl Müdürlüğü, KOSGEB Sakarya İl Müdürlüğü, Sakarya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Doğu Marmara Kalkınma Ajansı katılımı ile gerçekleştirilen etkinlikte, SATSO Üyesi firmaların destek ve teşviklerden yararlanmaları adına yapmaları gerekenler, sahip olmaları gereken nitelikler ile kurumların devam eden programları, bu zamana yapılan faaliyetler ve yeni programlar hakkında bilgiler verildi.

    Etkinliğin moderatörlüğünü ve açılış konuşmasını gerçekleştiren SATSO Genel Sekreteri Şevket Kırıcı katılımcılara desteklerin öneminden bahsederek bu teşvik ve desteklerden yararlanmak adına planlı ve proje bazlı çalışmanın gerekli olduğunu vurguladı. Devlet destekleri ve teşviklerinin, firmaların daha planlı çalışmasına, gelecek hedeflerine yönelik kolaylık sağladığına dikkat çekti.

    Toplantıda İŞ-KUR Sakarya İl Müdürü Tekin Kaya, ildeki kayıtlı istihdam oranları ve özellikle de pandemi sürecindeki çalışmalar hakkında bilgi vererek sunum gerçekleştirildi.

    İŞ-KUR Sakarya İl Müdürü Tekin Kaya, Sakarya’nın son 2.5 yıllık sürecinde istihdamın Cumhuriyet tarihinde görülmemiş %25 gibi hızlı şekilde yükseldiğini vurguladı. İstihdamı korumak adına birçok projeyi hayata geçirdiklerini ve işbaşı eğitim programı, istihdam garantili kurslar ile kuruma mensup her sektörün uzmanları tarafından iş arayan ile işverenin buluşturulduğu platform ile hizmet verdiklerini dile getirdi.

    SGK Sakarya İl Müdürlüğü Temsilcisi Abdullah Yeni, teşvik, sigorta primleri hakkında bilgiler verdi. İşverenlerin sigorta ve teşvik indirimlerinden faydalanması adına yasal süreler içerisinde yapılması gerekenler. Desteklerde aranan şartlar, engelli istihdamına yönelik teşvikler, girişimci genç işletme sahipleri, kayıtlı istihdamın avantajları ve kayıt dışı istihdama yönelik yaptırımlar hakkında ayrıntılı sunumlar gerçekleştirdi.

    Programın devamında KOSGEB Sakarya İl Müdürü Onur Kurtçu, KOBİ tanımını yaparak başladığı konuşmasında bazı destek programlarındaki limit değişikliği ve yeni destek programları hakkında bilgiler paylaştı. Destek verilen konular, projeler ve sektörler bazında AR-GE, ÜR-GE ve inovasyon destek programı gibi büyük çaplı desteklerin detaylarını da paylaştığı kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi.

    Sakarya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü temsilcisi de; Kırsal Kalkınma Destekleri Kapsamında Tarıma Dayalı Destekler başlığı altında bilgiler verdi. İl Tarım Orman Müdürlüğü tarafından 2006-2022 yılları arasında 127 adet projeye 62 milyon TL üzerinde hibe verildiğini belirterek yeni dönemde de tesis inşası, kapasite artırımı, teknoloji yenileme/modernizasyon gibi destekler hakkında bilgiler paylaştı.

    Programın son konuşmacısı ise Doğu Marmara Kalkınma Ajansı (MARKA) Uzmanı Muttalip Peker oldu. Katılımcılara yatırım teşvik sistemi başlığı altında ayrıntılı bilgiler paylaşan Peker, teşvik sisteminin cari açığı azaltarak teknolojik dönüşüme katkı sunmayı ve bunun yanı sıra az gelişmiş bölgeler ve iller, ilçeler arasındaki farkı azaltmayı hedeflediğini belirtti.

    Sistem kapsamında vergi muafiyetleri, yatırım teşvik belgesi, faiz veya kâr payı destekleri, 2-3-4-5. olarak adlandırılan bölgesel yatırım teşviklerinin avantajları hakkında katılımcıları bilgilendirdi.

    Toplantının kürsüye gelen SATSO Genel Sekreteri Şevket Kırıcı, katılımcılardan SATSO’dan sektörleri ve şehir adına beklentilerini de bu toplantıda iletmelerini, Odanın çalışma yol haritasının ve hizmetlerinin şekillenmesine katkı sunmalarını talep etti. Birçok katılımcı söz alarak taleplerini dile getirdi ve talepler SATSO Yetkililerince not alındı.

  • Yazar Betül Ak Örnek, yeni kitabı ‘Evliliğin Üç Hali’ ile TÜYAP’ta okuyucularıyla buluşuyor!

    TÜYAP İstanbul Kitap Fuarı ve Türkiye Yayıncılar Birliği iş birliği ile otuz dokuzuncu yılında Beylikdüzü TÜYAP Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi’nde 3- 11 Aralık 2022 tarihleri arasında yayıncılar, yazarlar ve kitapseverleri bir araya getirmek için organizasyon gerçekleşiyor.

    Betül Ak Örnek

    Yazar Betül Ak Örnek, Destek Yayınları’ndan yeni çıkan “Evliliğin Üç Hali” kitabını imzalamak, okuyucularıyla bir araya gelmek ve hasbihal etmek için TÜYAP 39. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı etkinlikleri çerçevesinde 11 Aralık Pazar günü 14:00-16:00 saatleri arasında 2. Salon 269 numaralı Destek Yayınları standında imza gününe katılıyor.

    Betül Ak Örnek kitaba dair şunları kaydetti:

    “Bu kitap yalnızca evli insanlar için değil, evlenmeyi düşünen ya da evlilik planı yapan herkes için de iyi bir kılavuz olacak. Evliliğin sadece görünen ve gösterilmeye çalışılan tarafını değil her noktasını detaylıca anlatmaya çalıştım. Ayrıca ‘Evliliğin Üç Hali’ni okuyan herkes yalnızca evliliğe değil tüm ilişkilere dair de tatmin olacağı bilgilerle karşılaşmış olacak. Kitabı yazarken hem çevremden hem de akademik olarak çok sayıda kaynaktan faydalanarak en ideal sonucu ortaya çıkarmaya çalıştım. Kısacası, kitabı okuyan herkesin ‘bir de bu taraftan bakmış oldum’ demesini istiyorum. Umarım, bu niyet okuyucuda da bir karşılık bulmuş olur…”

    Yazar Hakkında

    1988 İstanbul doğumludur. Ailenin tek çocuğu, doğma büyüme Sarıyerlidir. Deniz kokusuyla büyümüş olmasından mütevellit maviyi görünce huzur bulur.

    Dünya tarihiyle 2008 yılında ezelden beri tanışık olduğu eşi ile evlenmiş, iki evlat sahibi olmuş onların doğumuyla birlikte tekrar çocukluğuna yolculuk etmeye başlamıştır.
    Sosyoloji lisans bölümünü bitirmiştir. Eğitimcidir. Üniversite’de uzman aile danışmanlığı eğitimini tamamladıktan sonra danışmanlık yapmaya başlamış, evlilik ve aile konularında çalışmakta, psikoloji alanında tezli yüksek lisansına devam etmektedir.

    İlk evladını büyütürken ilkokul yıllarından gelen yazma yeteneğini geliştirmiş; kişisel gelişime, hayatı sorgulamaya, sıradan gördüklerimizin aslında ne büyük mucizeler olduğuna odaklanarak yazmaya başlamıştır. Bunun neticesinde 2020 yılında Hayy Kitap’tan “Bir Yolculuktur Aşk” romanı ve 2021 yılında Cezve Çocuk’ tan “Yuvarlayınca Ne Olacak?” isimli okul öncesi öykü kitabı yayımlanmıştır.

    Online yayın yapan www.muthispsikoloji.com sitesinde köşe yazarlığının yanı sıra kendi sitesi olan www.betulice.com‘da düzenli olarak yazmaktadır. Instagram hesabı @betulice‘de takipçilerine seslenmektedir.

    Kitap Adı: Evliliğin Üç Hali: Başlarken- Yürütürken-Bitirirken

    Kimdir?

    Karların İstanbul’u beyaza boyadığı bir şubat günü ayrılık hikâyesi başlamıştır.

    Dünya takvimiyle 2008 yılında yol arkadaşıyla karşılaşmış, iki evlat emanetçisi olmuştur.

    Uzman Aile Danışmanı olarak aile ve çift terapisi, romantik ilişkiler ve kişisel gelişim alanlarında çalışmakta lisans ve yüksek lisansına psikoloji alanında devam etmektedir.

    Yazar, eğitimci ve talebedir.

    İlim talep etmekte ve ilmi yaymak için vesile olduğuna inanır.


    • “Bir Yolculuktur Aşk” – Hay Edebiyat – Roman 2020
    • “Yuvarlayınca Ne Olacak?” – Cezve Çocuk – Okul önceli öykü 2021
    • “Evliliğin Üç Hali” – Kişisel Gelişim 2022
    • www.muthispsikoloji.com sitesinde köşe yazarlığı yapmakta
    • Kendi sitesi olan www.betulice.com’da yazmakta
    • İnstagram hesabı @betulice‘de takipçilerine seslenmektedir.

    Kitaplar

    Anasayfa  Kitaplar

    Evliliğin Üç Hali: Başlarken - Yürütürken-Bitirirken
    Evliliğin Üç Hali: Başlarken – Yürütürken-Bitirirken

    “BİZ” OLABİLMEK “BİR” OLABİLMEKTEN DAHA BÜYÜK BİR DEĞERDİR. Evlilik iki insanın birbirlerine bağlanmasıdır. Gönül, destek, sevgi, saygı, fedakârlık, …

    Devamını Oku

    Koca Böceğin Küçük İsteği Oynayalım Mı?
    Koca Böceğin Küçük İsteği Oynayalım Mı?

    Uzun zamandır kılıfından çıkmayı bekleyen herkül böceği epey sıkılmıştı. Hemen bir arkadaş bulup oyun oynamak istedi ama kimse onunla oynamaya …

    Devamını Oku

    Yazılar

    Anasayfa  Yazılar

    Beyaz Atlı Prensini Bekleyenler Buraya
    Beyaz Atlı Prensini Bekleyenler Buraya

    Hangimiz hayalini kurmadık ki beyaz atlı yakışıklı prensin? Cinsiyet …

    Devamını Oku

    Damlanın İçindeki Okyanus
    Damlanın İçindeki Okyanus

    Yunanca parça anlamına gelen mereo sözcüğünden türeyen mereoloji, bir …

    Devamını Oku

    İnsan İnandıklarından İbarettir
    İnsan İnandıklarından İbarettir

    İnanmak kelime anlamı olarak bir şeyi doğru olarak benimsemek demek. …

    Devamını Oku

    Seri Katil Ted Bundy ve Önyargılarımız
    Seri Katil Ted Bundy ve Önyargılarımız

    Amerika’nın en cani seri katillerinden biri Ted Bundy. Otuz kadına …

    Devamını Oku

    Toksik Olumluluğun Zehirli Tarafı
    Toksik Olumluluğun Zehirli Tarafı

    İsmini bilmesek de son zamanlarda özellikle sosyal medyanın …

    Devamını Oku

    Yara Işığın İçine Sızdığı Yerdir
    Yara Işığın İçine Sızdığı Yerdir

    İçimizde kalanlarla nasıl başa çıkabiliriz? Böyle soruyordu gelen …

    Devamını Oku

    Zararın Neresinden Dönersen Kâr vs Battı Balık Yan Gider
    Zararın Neresinden Dönersen Kâr vs Battı Balık Yan Gider

    Batık bedel sendromu ( Sunk Cost Syndrome ) diye bir kavram var. Bu …

    Devamını Oku

  • “10 Aralık Dünya insan hakları günü ” konulu sokak tiyatrosu oynandı

    “10 Aralık Dünya insan hakları günü ” konulu sokak tiyatrosu oynandı

    İnsan Hakları Günü, İnsan Hakları Evrensel Bildirisi’nin kabul edildiği gün olan 10 Aralık 1948’den bu yana her 10 Aralık’ta kutlanan gündür

    İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, 74 yıl önce bugün Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul edildi. Türkiye ise 1949 yılında imzacı oldu. Bildirge, tarihteki en ağır insan hakları ihlallerinin yaşandığı İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, her bireyin özgürce, eşitçe ve onurlu bir şekilde yaşamasının ancak devletlerin uluslararası bir belge etrafında bir araya gelmesiyle mümkün olacağı fikrine dayanıyor.

    İnsan hakları konusunda uluslararası alanda en temel belge olan bu Bildirge; ırk, renk, din, cinsiyet, dil, siyasi veya diğer görüşler, ulusal veya sosyal köken, mülkiyet, doğum veya diğer statüler sebebiyle ayrımı gözetmeksizin hepimizin doğal insan haklarına sahip olduğunu vurgular. Yaşama hakkımız başta olmak üzere tüm haklarımıza insan onuruna yaraşır bir şekilde erişmemizi hedefler.

    71 yıldır hem uluslararası alanda hem de ülkelerin benimsediği kanunlarla temel hak ve özgürlüklerimizin korunması, haklarımıza erişim konusunda pek çok ilerleme oldu. Fakat siz bu satırları okurken hala milyonlarca insan savaş ve çatışmalarda yaşamını yitiriyor, sömürü, taciz, istismar ve şiddete uğruyor. 2019 itibariyle dünyada 70 milyondan fazla insan zorla yerinden edildi, bunun 31 milyonu çocuk. 25 milyondan fazla insan ülkesini terk edip başka bir ülkenin korumasına sığınmak zorunda kaldı. 262 milyon çocuğun okula erişimi yok, en temel haklarından biri olan eğitim hakkına erişemiyorlar. 650 milyon kadın ve kız çocuğu 18 yaş altı evliliğe zorlanmış. Her yıl 12 milyon kız çocuğu 18 yaşından önce evlendiriliyor. Dünyada 152 milyon çocuk işçi var ve bunların 10 da 7’si ağır ve tehlikeli işlerde çalışıyor .

    Hayata Destek olarak, Dünya İnsan Hakları Günü’nde özellikle çocuk hakları, mülteci hakları ve kadın haklarına dikkat çekmek istiyoruz:

    • Nerede doğduklarına, kim olduklarına; cinsiyetlerine, dinlerine, etnik kökenlerine bakılmaksızın bütün çocukların yaşama hakkı başta olmak üzere; eksiksiz biçimde gelişme hakkı; zararlı etkilerden, istismar ve sömürüden korunma hakkı; aile, kültür ve sosyal yaşama eksiksiz katılma hakları var. Bu hakları korumak hepimizin sorumluluğu.

    • Yaşadığı ülkede zulümden kaçıp sığınma, bir statüye sahip olma, sığındığı ülkede temel hak ve özgürlüklerden yararlanma ve geri göndermeme ilkesinden yararlanma hakkı herkes için temel bir insan hakkı. Geri gönderme yasağını ihlal etmek, uluslararası hukuka göre işkence suçunu işlemek anlamına gelmekte.

    • Toplumsal cinsiyet eşitliği bir insan hakkı. Herkes, algılandığı ya da hissettiği cinsiyet ya da toplumsal cinsiyet sebebiyle zulme, ayrımcılığa, şiddete ve diğer hak ihlallerine uğramadan yaşama hakkına sahip.

    Eşit, adil ve onurlu bir yaşam için, insan haklarının korunması için hepimize düşen sorumlulukları bugün de hatırlatmak ve Hayata Destek olarak bu konuda birlikte çalışmaya her zaman hazır olduğumuzu belirtmek isteriz. Birlikte bir gelecek hepimizin hakkı…

  • Anadolu Vakfı Değerli Öğretmenim Programı ile Sakaryalı Öğretmenleri Yaratıcı Uygulamalarla Tanıştırıyor

    Anadolu Vakfı tarafından, öğretmenlerin değişen koşullar karşısında bilgi, beceri ve yetkinliklerini arttırmak amacıyla sürdürülen “Değerli Öğretmenim Programı” kapsamındaki eğitimleri Aralık ayında da devam ediyor. Program, 12 Aralık’ta düzenlenecek “Eğitimlerde Yaratıcı Uygulamalar” eğitimi ile Sakaryalı öğretmenlerle buluşacak.

    Anadolu Vakfı’nın, gelecek nesillere eğitim ile dokunmayı ve ülkemizin yeteneklerinin gelişimine destek olmayı amaçladığı Değerli Öğretmenim programı kapsamında, 12 Aralık’ta “Eğitimlerde Yaratıcı Uygulamalar” eğitimi ile Sakaryalı öğretmenlerle buluşacak. Artan ve sürekli geliştirilen konuları, güçlü eğitmen kadrosu ile hem öğretmenlerin hem de gençlerin geleceğine katkı sağlamayı hedefleyen online eğitim ve seminer programı ile Türkiye’deki tüm eğitimcilere katılım imkanı sunuluyor.

    Anadolu Vakfı Değerli Öğretmenim eğitimleri 12 Aralık’taki “Eğitimlerde Yaratıcı Uygulamalar”, 15 Aralık’taki “Hikayeleştirme”, 20 Aralık’taki “Sosyal İnovasyon” eğitimleri ile devam edecek. Ayrıca 22 Aralık’ta “Sınav Kaygısını Yönetme” ve 27 Aralık’ta “Zihin Haritası Tekniklerinin Eğitimlerde Kullanılması” başlıkları altında öğretmen ve idarecilerle bir araya gelinecek.

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın “Eğitim Vizyonu” doğrultusunda hazırlandı

    Anadolu Vakfı gençleri yetiştiren Değerli Öğretmenleri de eğitim ve gelişim programları ile destekliyor. Değerli Öğretmenim Programı’nda öğretmenlerin; sürekli değişen dünya ve koşullar karşısında fark yaratabilen, araştıran, sorgulayan profesyoneller olarak bilgi, beceri ve yetkinliklerini arttırmaları hedefleniyor. Milli Eğitim Bakanlığı’nın “Eğitim Vizyonu” doğrultusunda hazırlanan eğitim programlarına Türkiye’nin dört bir yanındaki öğretmenlerin yanı sıra eğitim alanında görev yapan yöneticiler ve okul idare ekipleri de katılıyor. Bugüne kadar 190 bine yakın öğretmenin hayatına değer katan Değerli Öğretmenim, 2013 yılından bu yana kesintisiz devam ediyor. Değerli Öğretmenim Programı kapsamında verilen eğitimler İl Milli Eğitim Müdürlükleri iş birliği ile uzaktan erişim aracı olan Zoom uygulaması üzerinden devam ediyor. 

    DEĞERLİ ÖĞRETMENİM PROGRAMI HAKKINDA

    Anadolu Vakfı Değerli Öğretmenim Programı; Kendini Geliştir, İşini Geliştir ve Öğrencini Geliştir olarak üç ayrı modülden oluşuyor. Kendini Geliştir modülünde; iletişim dilinin ve şeklinin yeniden tasarlanmasına hikayeleştirme teknikleri ile destek olunuyor ve etkin iletişim becerilerini artırmaya yönelik yaklaşımlara yer veriliyor. Ayrıca proje yönetimi, sosyal girişimcilik ve tasarım odaklı düşünme konularına değiniliyor. İşini Geliştir modülünde; iş dünyasının öncelikleri gözetilerek değişen dünya koşullarına uyum sağlayacak uygulamaların, dijital dönüşüm ile hayata geçirilmesine destek olmak hedefleniyor. Takım çalışması ile güçlü ilişkiler inşa ederek büyük resmi görme, sosyal dahil etme, yaratıcı düşünme ve sonuç odaklı olma konularına değiniliyor. Bununla birlikle odaklanmayı ve hafızayı günlendiren zihin haritalaması teknikleri eğitimleri veriliyor. Öğrencilerini Geliştir modülünde; -Eğitimde mentorluğun rolü anlatılıyor. Anadolu’dan Yarınlara Sürdürülebilirlik eğitimi ile geleceğe dokunuluyor. Sınav kavgısı yönetme ve eğitimde yaratıcı uygulamalar eğitimleri veriliyor.

    ANADOLU VAKFI HAKKINDA

    Kamil Yazıcı ve İzzet Özilhan tarafından 1979 yılında, Anadolu topraklarından kazandıklarını yine bu toprakların insanları ile paylaşmak ve onlara hep daha iyisini sunabilmek arzusu ile kurulan Anadolu Vakfı, 40 yılı aşkın süredir toplumun sosyo-kültürel gelişimine katkı sağlamak için eğitim ve sağlık alanlarında hizmet veriyor.

    Anadolu Vakfı, eğitimde fırsat eşitliği yaratmak üzere, Türkiye’de 30 binin üzerinde öğrenciye burs imkanı sağladı. Vakıf, aynı zamanda bursiyerlerinin bireysel gelişimlerini ve yetkinlik kazanımlarını destekleyecek çalışmalar yapıyor.

    Anadolu Vakfı, Sağlıkta Sosyal Sorumluluk Projesi ile de 60 bine yakın ihtiyaç sahibi hastaya 700 binden fazla bedelsiz sağlık hizmeti sundu.

  • Doğal Taş Sektörünü Natural Stone Show ile Keşfedin!

    The Natural Stone Show 14. Uluslararası Doğal Taş Fuarı

    İki yılda bir düzenlenen ve İngiltere’nin doğal taş alanındaki tek fuarı olan Natural Stone Show bu yıl 14’üncü kez gerçekleşecek. Natural Stone Show; pazar taş levhalar, döşeme ve blok, bilgisayarlı sayısal denetim makineleri, elmas süsleme, en son düzeltme sistemleri, derz dolgu maddeleri, yapışkanlar; temizlik malzemeleri veya bu alanlarla alakalı ürün ve hizmetlerinizi uluslararası alıcılarla buluşturmanız için en ideal platformdur.

    FUAR KÜNYESİ

    THE NATURAL STONE SHOW

    14. Uluslararası Doğal Taş Fuarı

    Tarih :

    6-8 Haziran 2023

    Yer :

    ExCel London – Londra, İNGİLTERE

    Sektör :

    Mermer

    Katılımcı Ürün Grupları :

    Hemen Katılımcı Olun

     Mermer
     Traverten
     Onyx
     Granit
     Bazalt
     Kireçtaşı
     Kumtaşı
     Arduaz
     Seramik
     Çimstone
     Decton
     Neolith
     Çatı ve Cephe Kaplaması
     Zemin Döşeme
     Sert Peyzaj Uygulamaları
     Evi içi Tasarımlar
     Anıtlar ve Heykeller
     Restorasyon
     Döşeme
     Testereler ve Testereyle Kesme
     Bilgisayarlı Sayısal Denetim Çalışma Merkezleri
     Cilalama ve Oyma
     Elmas İşleme (Kesme, Şekillendirme ve Cilalama)
     Elmaslı Kesiciler
     Düzeltme, Mühürleme, Tutturma, Derzlendirme ve Temizleme Ürünleri
     Sert Yüzey Uygulama Ürünleri
     Yapı Kimyasalları (Derz Dolgu, Epoxy, Yapıştırıcılar)
     Zımpara
     Fabrika Makineleri
     Silim Makineleri
     Danışmanlık
     İç Tasarım
     Restorasyon
     Koruma

    PAZARLAMA HİZMETLERİ

    Pazarlama Departmanının fuara yönelik konsept belirleme, ilan hazırlama, iletişim stratejileri ve planı oluşturma, dijital ve konvansiyonel medya planlama ve farklı basın yayın kuruluşlarıyla çalışarak medya erişimini artırmaya yönelik ajans çalışmaları mevcuttur.

    Yerli ve yabancı medyada sağladığımız basın işbirlikleri ve yürüttüğümüz medya planlama aktiviteleri, ulusal ve uluslararası medyada duyurumlarını sağladığımız geniş ölçekli fuar haberleri, röportajlar, tanıtım videoları, fuar alanı reklamları, fuar katalogları ve açık hava reklamlarıyla fuarın hedeflenen ticari buluşmaları sağlamasına ve katılımcı firmalarımızın uluslararası alanlarda en iyi şekilde tanıtılmasına destek veriyoruz.

    TG Expo Pazarlama Departmanı olarak her fuar öncesinde gerekli stratejik planlamaları yaparak, hizmet verdiğimiz fuar katılımcısı firmaların, hedef pazarlarında doğru kanallarla kısa sürede marka bilinirliğinin artmasına ve nitelikli iş bağlantıları kurmalarına katkı sunuyoruz.

    OPERASYONEL HİZMETLER

    Fuara katılan onlarca rakip firma arasında fark yaratmak için, katılımcılarımızın ihtiyacı olan özel tasarım stantlarla, ihracatçı markanın dikkatini çekerek potansiyel alıcılar tarafından algılanmasını sağlıyoruz.

    Katılımcı firmalarımızın sergilemek istedikleri ürünlerin fuar alanına ulaşım ve geri dönüşü için gerekli kara, hava veya deniz yolu nakliyesini operasyon ekibimizce yürütüyoruz.

    Fuar alanının içinde ve dışında bulunan reklam alanlarından fuar katılımcısı firmalarımıza en uygun olanlarını kiralama ve firmanın adını daha geniş kitlelere duyurarak stantlarına ziyaretçi çekmelerini sağlamaya destek veriyoruz.

    • Katılımcı Firmaya Özel Stant Tasarımı
    • Nakliye Hizmetleri
    • Duvara Giydirme Poster Uygulamaları
    • Fuar Alanı İç ve Dış Alan Reklamları
    • Stant İkramları

    B2B EŞLEŞTİRME VE İŞ GELİŞTİRME

    Uluslararası pazarda yerini almak isteyen ihracatçı firmaların, hedefleri doğrultusunda ülke çalışmaları ve pazar analizleri yapılmaktadır. İlgili sektörlerde firmaların ihtiyaçlarına yönelik yapılan çalışmalar ışığında tespit edilen yabancı firmalarla eşleştirmeleri sağlanıp ikili iş görüşmeleri organize edilmektedir.

    İkili iş görüşmeleri, yurt içi veya yurtdışı fuarlarla eş zamanlı organize edilebildiği gibi firmaların bağlı olduğu ihracatçı birlikleri, organize sanayi bölgeleri, sektör dernekleri, ticaret ve sanayi odaları ile işbirliği yapılarak programlanan ticaret heyeti ve alım heyeti organizasyonları kapsamında da yapılabilmektedir.

    TG EXPO fuarlarında ikili iş görüşmelerine katılabilmek için fuar sayfalarındaki B2B eşleştirme formları aracılığı ile taleplerinizi bize iletebilirsiniz.

    İŞ GELİŞTİRME

    İş geliştirme departmanımız, yurt dışı pazar ve sektörleri düzenli olarak analiz ederek ihracatçı firmalarımız için azami fayda sağlayacak ülke, sektör ve fuarları titizlikle belirlemektedir.

    Gelişen pazarlardaki fırsatları takip ederek firmaların bu pazarlardan paylarını alabilmeleri adına TG EXPO sektörel fuarlara milli katılım veya bireysel katılım sağlanması ile ilgili detaylı çalışma yürütmektedir.

    FUAR TEŞVİKLERİ

    Fuar Teşvik Başvurusu

    Fuar sonrası teşvik başvurularında istenen belgeler;
    1- İmza sirküleri (Fotokopi),
    2- Kapasite Raporu (Fotokopi),
    3- Stantta kullanılan markalara dair Marka Tescil Belgesi, tescil belgesi yoksa fuardan önceki bir tarihte marka tescili için başvuru yapıldığına dair belge fotokopisi.

    Önemli Uyarılar

    Bireysel fuarlara katılacak firmaların, fuar teşviklerinden yararlanabilmesi için öncelikli olarak yapması gerekenlere buradan ulaşabilirsiniz.

    Formlar ve Dilekçeler

    Bireysel Fuar öncesi bağlı olduğunuz birliğe asgari 1 ay önce yapılacak ön başvuruya ilişkin dilekçe örneğine; Bireysel Fuar sonrası bağlı olduğunuz birliğe teşvik için vereceğiniz dilekçe örneğine ve diğer form ve dilekçelere buradan ulaşabilirsiniz.

    Devlet Destekleri için DYS Sistemine Nasıl Kayıt Olunur?

    Ticaret Bakanlığı’ndan alınan 29.12.2020 tarihli muhtelif yazılarda; Bakanlıklarınca yürütülmekte olan mal ve hizmet ihracatına yönelik uygulanan devlet yardımlarına ilişkin başvuru, değerlendirme ve sonuçlandırma süreçlerinin Destek Yönetim Sistemi (DYS) üzerinden yürütülmesi usulüne geçilmekte olduğu bildirilmiş olup, 01.01.2021 tarihinden itibaren yapılacak tüm başvuruların sadece Destek Yönetim Sistemi üzerinden kabul edileceği, bu tarihten itibaren Kayıtlı Elektronik Posta (KEP) üzerinden müracaatların kesinlikle kabul edilmeyeceği belirtilmiştir.

    Detaylı Bilgi

    TURİZM VE KONAKLAMA

    Expoland Tour, 20 yılı aşan fuarcılık deneyimi ve sektördeki saygın konumu ile fuarcılık, kongre ve etkinlik yönetimi alanlarında faaliyet gösteren TG Expo grubu tarafından, bilgi ve deneyimlerini turizm sektörüne aktararak bu alanda da fark yaratmak amacıyla kurulmuş profesyonel bir seyahat acentesidir.

    Müşteriden ziyade iş ortaklarımız olarak gördüğümüz firmalarımıza kurumsal ve turistik seyahat ihtiyaçlarına profesyonellik, saygı, güven, sorumluluk ve şeffaflık ilkeleri doğrultusunda çözümler üretmekteyiz.

    Fuar ziyaretleri, şirket seyahatleri ve toplantıları, bayi toplantıları, lansman toplantıları, eğitim toplantıları, motivasyon toplantıları, uçak biletleri, otel rezervasyonları, incoming hizmetleri, vize takip hizmetleri alanlarında hizmet vermekteyiz.

    Resmi turizm acentamız Expoland Tour ile alakalı detaylı bilgi için: http://www.expolandtour.com/

  • Vefatının 20. yılında Faik Baysal konuşulacak

    Vefatının 20. yılında Faik Baysal konuşulacak

    Büyükşehir Belediyesi Aralık kültür sanat etkinlikleri ‘Vefatının 20. Yılında Faik Baysal’ isimli özel etkinlik ile devam edecek.

    Sakarya Büyükşehir Belediyesi Aralık kültür sanat etkinlikleri ‘Vefatının 20. Yılında Faik Baysal’ isimli özel etkinlik ile devam edecek. 9 Aralık Cuma günü 4 farklı lisede ve Faik Baysal Kütüphanesi’nde gerçekleştirilecek etkinliklerde şehrin yetiştirdiği önemli isimlerden biri olan Faik Baysal’ın edebi anlayışı, yazarlığı ve kitapları konuşulacak. Faik Baysal’ın oğlu Emre Baysal da özel etkinlik kapsamında kültür sanat dostlarıyla buluşacak. Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığından yapılan açıklamada, vefatının 20. yılında Faik Baysal’ın konuşulacağı programlara tüm vatandaşların davetli olduğu ifade edildi.

    Özel etkinlik programları şu şekilde;

    Lise Etkinlikleri / 14.00

    Sibel Akkuzu – Cemil Meriç Sosyal Bilimler Lisesi

    Ahmet Karakulak – Tes-İş Anadolu Lisesi

    Yasin Yarar – Şehit Üsteğmen Selçuk Esedoğlu Anadolu Lisesi

    Oğuz Şenses – SAÜ Vakfı Özel Anadolu Lisesi

    Kütüphane Etkinliği / 18.00

    Emre Baysal (Yazar)

    Faik Baysal, Türk yazar ve şair. İlk, orta ve liseyi Saint-Joseph Fransız Lisesi’nde okudu. 1942 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü’ndeki yüksek öğrenimini tamamladı.

    FAİK BAYSAL (1922 – 9 Aralık 2002)

    Adapazarı’nda doğdu. İlkokulu Adapazarı’nda tamamladı. Kadıköy Saint Joseph Lisesi’ni bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Fransız Filolojisi Bölümü’nden mezun oldu. İstanbul Pertevniyal Lisesi’nde Fransızca öğretmeni olarak çalıştı. Özel dersler verdi. Ankara Radyosu’nda spikerlik, Yeni İstanbul gazetesinde gece editörlüğü ve gazeteler ile ansiklopedilerde çevirmenlik yaptı. “Kavanoz Adam” adlı senaryosu filme alınarak 1988 yılında TRT’de beş bölümlük dizi olarak yayımlandı.

    İlk şiiri “Tahta At” 1936 yılında Gündüz dergisinde yer aldı. Şiir ve öyküleri Servetifünun-Uyanış, Büyük Doğu, Yaratış, Varlık ve Hisar dergilerinde yayımlandı. Öykü ve romanlarındaki konuları Adapazarı ve çevresindeki köylerden, İstanbul’un kenar mahallelerinden aldı. “Sancı Meydanı” adlı kitabı ile 1969 Sait Faik Hikaye Armağanı’nı Orhan Kemal ile paylaştı.

    9 Aralık 2002’de hayatını kaybeden yazarın Set Yayınları tarafından 1968 yılından basılan Sancı Meydanı isimli öykü kitabından aynı isimli öyküyü paylaşıyoruz. Baysal’ın kitaplarının son baskıları Kyrhos Yayınları tarafından yapılıyor.

    SANCI MEYDANI

    Bir araba durdu kapımızın önünde. Bir kamçı şakladı. Dingile asılmış çocuklar çil yavrusu gibi öteye beriye dağıldılar. Arkadan sakallı bıyıklı, yırtık pantolonlu, yamalı gömlekli, kocaman ayaklı adamlar geldi. Arabanın içindeki kazmalarla kürekleri alıp Sancı Meydanı’nın ot ve ısırgan ormanına daldılar. Ne varsa toprağın üstünde yoldular, İpçi Vafi’nin duvarı dibine yığıp hepsini ateşlediler. Aksırtıcı, alyandoz kokan bir duman kapladı mahalleyi. Ne kadar çocuk varsa oraya kümelendi. Ufacık bir patatese benzeyen, serçe parmağı ile mahallenin en güzel ıslığını çalan Sabo en öndeydi. Mulo da koşa koşa geldi, yarışta hepimizi geçen çubuk bacaklı Mulo. Başına gelecekten haberi yoktu. Kıskandığım çelik bacaklarını on gün sonra diz kapaklarından bir tren ikiye biçiverecekti. (…) Sabire de göründü. Çilli Sabire. En iyi arkadaşım, insan incitmez beni hiç. Kim dövecek olsa beni Sabire’yi bulur karşısında. Benim yüzümden kaç yere dayak bile yedi. Onu sevdiğimi belli etmiyorum anneme. Yine kalbim çarpmaya başladı işte. Peynir ekmeğimi bile yemeği unuttum. Allah Allah, ne var bu çilli kızda böyle. Görürü görmez başım döner, diken diken olurum.

    • “Ne oluyor?” dedi Sabira Mulo’ya.

    • Mulo dalgındı, ısırgan dumanının içinde yarı yarıya kaybolmuştu.

    • “Bayram yeri olacakmış kız!” dedi Sabo

    Sevincimden deli olmuştum. Ayakkabılarımı elime alıp sokağa fırladım. Akşama kadar hiç girmedim içeri. İpçi’nin duvarının dibine oturdum, Sabire’nin yanına. Dumanın içinde birbirimize iyice sokulduk. Sıcacıktı Sabire, elleri ayakları sıcacıktı.

    • “Üşüyor musun?” dedi bana.

    • “Hayır” dedim.

    Berrak bir su gibi baktı gözlerimin içine:

    • Ellerin buz gibi ama?” dedi.

    • Doğruydu, yalan söylemiştim. Üşüyordum, adamakıllı üşüyordum hem de.

    • “Ver!” dedi.

    • “Neyi?” dedim.

    • “Ellerini” dedi.

    Verdim tutmasını o kadar istediğim ellerimi verdim. Eteklerinin arasına soktu ikisini de. Isıttı orada, bacaklarının arasında iyice ısıttı. Baktım gözleri ıpıslaktı. Sanki yağmur çiselemişti ikisinin de üstüne.

    (…)

    • “Çok seviniyorum” dedi birdenbire.

    • Şaşırdım:

    • “Neye seviniyorsun?” dedim.

    • “Oh! Ne güzel olcak!” dedi

    • “Ne” dedim

    • “Sancı Meydanı” dedi. “Tertemiz olacak, hiç kokmayacak artık”

    • “Yâ!” dedim.

    Hışımla baktı yüzüme:

    • “Sen sevinmiyor musun” diye sordu.

    • “Seviniyorum” dedim. “Çok seviniyorum”

    Bembeyaz güldü, halbuki yalan söylemiştim. İçimde sinsi sinsi bir üzüntü vardı benim. Sancı Meydanı’nı otlarıyla, pis pis kona ısırganlarıyla ben severdim? Bilmiyordum ben de. Bu Sancı Meydanı’nında beni çeken ne vardı böyle? Acı ismiydi belki de. Kim koymuştu bu ismi ona? Bilen yoktu. Neden Sancı Meydanı denilmişti acaba?

    (…)

    Saatlerce oturduk orada. Ne karnım acıkmıştı, ne de susamıştım. Bir de baktım güneş İpçi’nin bahçecinin öbür ucunda kıpkırmızıydı. Sancı Meydanı çırılçıplaktı karşımda. Bir tek ot bile kalmamıştı. Adamların gittiğini bile görmemiştim. Sabire de yoktu yanımda. Şaşırdım, Mulo da yoktu, Sabo da. Annem seslenmeseydi daha kim bilir ne kadar oturup kalacaktım orada. Yemeğimi erkenden yiyip yattım. Gece hiç uyumadım. Sabahleyin de güneş doğmadan kalktım. Adamları yine meydanda buldum. Havada yine yanmış bir ısırgan kokusu duruyordu. Toprağa kazıklar çakılmıştı. Vafi adamlarıyla ip büküyordu bahçesinde. Öğleye doğru üç araba geldi. Adamlar birlik olup eşyaları boşalttılar. İkindiye doğru koca meydan çadırlarla çevrildi. Orta yere uzun iki direk diktiler, ara yerine de kalın bir tel gerdiler. Çadırların iç tarafına sıralar koydular. Kapıya da bir tahta çakıp üstüne tebeşirle bir şeyler yazdılar. Bütün çocuklar bağırmaya, mahallenin köpeği Fındık da havlamaya başladı. Bu gürültü arasında bir davul gümledi. Arkasından Bal Apti’nin cıgara kokan sesi duyuldu:

    -Alo Alo!

    – Bu akşam Sancı Meydanı’nda, saat tam dokuzda, Mûcizeler Cambazhanesi temsillerine başlıyor. Telde takla atan dünyanın en meşhur cambazı Hintli Musa Raca. Kılıç üstünde yürüyen meşhur fakir Garip Biricik. Meşhur rakkase Mısırlı Noho Nohoruni. Büyük fedakarlıklarla getirttiğimiz eşsiz sanatkar Tahire Thain. Bülbül sesli Gülistan Gül. Bu akşam Mûcizeler cambazhanesinde. Saat dokuzda, saat…

    Sancı Meydanı’nda ne kadar insan, kedi köpek varsa hepsi dışarı boşalmıştı. Çocuklar Bal Apti’nin peşine tutulmuşlardı.

    (…)

    Akşama doğru Sabire ile yine buluştuk. Hemen gözlerine baktım, yaşlı değildiler bu sefer. Ama bir durgunluk vardı yüzünde.

    • “Ne var?” dedim

    • “Canım sıkılıyor!” dedi.

    • “Neden?”

    • “Bayram yeri olsaydı burası daha iyiydi!” dedi.

    • “Salıncağa mı binecektin?”

    • “Hı”

    • “Ne yapacaksın salıncağı? Cambaz daha güzel!”

    • “Ben hiç salıncağa binmedim de ondan”

    • “Bayramda ben seni bindiririm.”

    • “Nerede?”

    • “Aksaray’da. Paranı da ben veririm hem.

    • “Sahi mi?”

    • “Sahi ya!”

    Birden ellerimi tuttu. Ne sıcaktı elleri Allahım, ne kadar beyazdılar! Benim ellerim kapkaraydı onun elleri yanında. Ne kadar yıkasam ne kadar sabunlasam beyazlatamazdım hiç birini. Sancı Meydanı’nın kiri çıkar şey değildi.

    • “Ben gidiyorum artık!” dedi.

    Ellerim bomboş kalmıştı.

    • “Biraz daha kal!” dedim.

    • “Olmaz!” dedi. “Bulaşık yıkayacağım daha”

    • “Daha iyi olmadı mı annen?”

    • “Oldu ama yarın kalkacak.

    Sabire’nin arkasından hemen eve girdim bende. Beni cambaza götürmesi için durmadan yalvardım.

    • “Babana sorayım da öyle!” dedi.

    Hava kararırken babam geldi. Annemden önce onu ben kandırdım. Yemek yedikten sonra evden çıktık. Babam biletleri aldı, içeri girdik. En ön sıraya oturduk.

    (…)

    Biraz sonra Sabo annesiyle Mulo da babasıyla geldi. Yalnız Sinek Muammer’le Sabire gelmedi. Gelemezdi Sabire, beyaz ufacık elleriyle akşam bulaşığını yıkıyordu belki de.

    (…)

    Birdenbire hoparlörün sesi duyuldu:

    “Muhterem dinleyiciler! Meşhur rakkase Noho Nohuruni huzurunuzda…!”

    Davul zurna harekete geçti, Noho Nohuruni koşarak sahneye çıktı. Meydan ıslık ve alkıştan çınlıyordu. Uzun, pembe, göğsü açık bir elbise giymişti Noho. Kolları lokum gibi yumuşaktı. Elleri yüzükten görünmüyordu. Yanaklarını kırmızı boyamıştı. Kulaklarında uzun küpeler ışıldıyordu. Parlak siyah saçları beyaz omuzlarına tel tel dökülmüştü. Önce etrafı baygın gözleriyle uzun uzun süzdü. Başını gökyüzüne kaldırdı, altın dişleriyle bir yere sırıttı. İri topuğunu yere vurup bel kıvırmaya başladı. O güne kadar kadının çıplaklığını hiç görmemiştim.

    Annem hırsından küplere binmişti:

    • “Hay aşifte hay” dedi. “Bir şey olsa bari yüreğim yanmaz.”

    Babam bir kibrit çaktı, yanmakta olan cıgarasını bir daha yaktı:

    • “Öyle!” dedi. “Çok çirkin!”

    Annem geniş bir nefes aldı:

    • “Çirkin de laf mı? Şu halimle bile ondan bin kere güzelim.

    • “Güzelsin ya!” dedi babam.

    Arkamızdan o küp gibi karı atıldı:

    • “Kartaloşun biri!” dedi.

    • “Öyle ama para kırıyorlar!” dedi dondurma yalayan bir kadın.

    • Nohi midir, nohut mudur?” dedi beriki. “Ben de onun kadar sürünsem valla yıkarım şurayı!. Erkekler aptallıklarına doymasınlar. Paracıklarını böyle orospulara yediriyorlar”

    • “Susalım!” diye bağırdı arkadan bir adam.

    Bir daha mırıldandılar, sonra sustular. Noho gürültüye aldırmamıştı. Olduğu yerde, parmaklarının ucunda fırıl fırıl döndü. Aynı şekilde sahnenin kenarını dolaştı. Birdenbire ortaya geldi, kendini sol kalçasının üzerine attı. Tatlı bir rüya gibi uzandı orada. Saçlarını çıplak sırtına bir bulut gibi serdi. Bir ıslık fırtınası koptu.

    (…)

    Noho çıkmadı bir daha. Başka bir kadın çıktı onun yerine. Ne kadar kıvırdıysa da Noho’yu unutturamadı. Sonra ceketini ters giymiş bir adam fırladı ortaya. Burnundan bir sürü güvercin uçurdu. Cebinden yüzlerce yumurta çıkardı. Başını koparıp dizinin üstüne koydu. Sakallarını traş edip tekrar taktı yerine. Sonra havaya üç kere sıçradı, uçup gitti. Bütün çocuklar çılgınca alkışladık adamı, fakat Noho gibi oda bir daha görünmedi. Arkasından bir kadın çıkıp şarkı söyledi, kimse dinlemedi bile. En son cambaz telde yine bazı numaralar yaptı. Yere inerek temsilin bittiğini haber verdi. Herkes kalktı, tam gideceğimiz sırada bir dakika durmamızı söyledi. Yerimizde mıhlanıp kaldık.

    “Değerli misafirler!”

    Durdu, bir saniye gürültünün geçmesini bekledi.

    • “Cumartesi günü bu saatte, sizlere bir sürprizimiz var” dedi. “Mısır çöllerinde yanmış, ceylan gözlü Nil kızı Melikî El Cemâli! Büyük dansöz…”

    Bütün mahalle o günü sabırsızlıkla bekledik. Melikî El Cemâli rüyalarımıza girmişti. Akşam üstü Sabire koşarak yanıma geldi. Tarçınlı birer akide şekeri gibiydi gözleri.

    • “Ne var?” dedim

    • “Annem bu sabah kalktı!” dedi

    • “Bulaşık yıkamaktan kurtuldun!” dedim.

    • “Annem iyi olsun da ben yine bulaşığı yıkarım!” dedi.

    • “Sen çok iyi kızsın Sabire!” dedim.

    Boynunu büktü, sanki bir şeyden utanmıştı.

    • “Melikî El Cemâli’yi görmeye gidecek misin?” diye sordu.

    • “Bilmem” dedim

    • “Beni annem götürecek” dedi

    • “Ben de gelirim öyleyse “dedim.

    Akide şekir gözlerinin ta içinden baktı bana. Elimi tuttu, sonra kaçıp gitti.

    Annem ilk önce gitmek istemedi. Sonra kendi kendine gitmeye karar verdi:

    • “Şu rezili de bir göreyim bakayım” dedi.

    Erkenden gidip yerimize oturduk. Sabire de anne ve babasıyla birlikte gelip tam karşımızda boş bir yer bulabildiler. Bir müddet bakıştık, sonra araya giren kalabalıktan birbirimizi kaybettik. Hamallar, boyacılar, işçiler, arabacılar ne kadar insan varsa mahallede hepsi cambazhanede almıştı soluğu. (…) Melikî El Cemâli’nin sahneye çıkmak üzere olduğu bildirildi. Kıyamet koptu sandım. Herkes birbirinin üstüne yığıldı. Bütün gözler dipteki perdedeydi. Önce sarı bir etek ucu göründü aralıktan. Derken pullar, taşlar, renkler içinde parıldayan alevimsi bir şey süzüldü gözlerimizin önünden. Rüzgara kapılmış ipek bir şal uçup sahneye konuverdi sanki. Meydan taş kesilmişti. Yalnız cıgara dumanları kıvır kıvırdı boşlukta. Ufacık bir ağız kum gibi beyaz dişleriyle etrafa gülümsedi. Davul, zurna, keman harekete geçti. Alev dönmeye başladı. Kıvrıldı, büzüldü, yılan gibi uzadı. Büsbütün hızlandı, birden durdu. Uzun parmaklarını gökyüzüne uzattı, uzattı. Sol eli parmaklarında yıldızların en irileriyle geri dönmüştü sanki.

    • “Allome Allome…”

    Biraz tuhaf ama gözyaşına benziyordu bu ses. Laz elması gibi buruk, tuzlu yeşildi. Üşütüyordu insanı.

    (…)

    Yakıcı kıvraklığıyla oynamaya başladı. Birden, bir saniyede belini sımsıkı saran etekliğini çıkarıp atıverdi. Ufacık, pembe bir donla kaldı. Eğildi, büküldü, halka oldu. Alnını sahnenin tozlu, ceviz kabuğu gibi sert, çatlak ve pürtüklü tahtasına dayadı.

    • “Onu da çıkar!” diye bağırdı birisi.

    Annem hemen babamı dirsekledi:

    • “Kalk gidelim şurdan” dedi “Rezillik bu!”

    • Gitmeye vakit kalmadan Melikî El Cemali gitmişti. Islık yağmuruna rağmen bir daha gelmedi.

    Gece Melikî El Cemâli’yi düşündüm hep. Sabo da uyumamıştı hiç. Mulo cambaz olmaya karar vermişti. Güvercin uçurtmaya çalışıyordu burnundan. Yalnız Sabire tuhaftı nedense. Gözleri kocaman kocamandı. Sancı Meydanı’nın şimdi apartmanlar altında kalan toprağı gibi siyahtılar. Anlamadığım bir şey vardı. Tozlu tozluydu bakışları.

    • “Beğendin mi?” dedi.

    • “Neyi?” dedim

    • “O fingirdek karıyı?”

    • “Melikî El Cemâli’yi mi?”

    • “Evet”

    • Boş bulundum:

    • “Beğendim” dedim.

    • Gözleri büsbütün karardı:

    • “Ben hiç beğenmedim!” dedi.

    • “Neden “ diye sordum.

    • “Orospunun neresini beğeneyim?” dedi.

    • Kıpkırmızı oldu, başka hiçbir şey demeden kalkıp gitti. Bir daha göremedim Sabire’yi. Birkaç gün sonra hasta olduğunu duydum. Annemle bir sabah onu görmeye gittik. Gittik ama geç kalmıştık. Sabire’nin o sıcacık elleri çoktan soğumuştu. Yapyalnız kalıverdim Sancı Meydanı’nda. O gece, bütün yaz Melikî El Cemâli şarkısını söyledi yine:

    • “Allome Allome…”

    Aradan on yedi yıl geçti. Hiç belli etmeden, iz bile bırakmadan geçti. Şeytan küfret diyor. Şöyle adam akıllı küfret, içini boşalt diyor. İyi ama, neye yarar sanki, hiç!’

    Fizikçi Hayri’den Öğrenilen İlk Hayat Dersi

    1943 yılı. İkinci Dünya Savaşı. O günlerin Türkçesiyle İkinci Cihan Harbi. Hitler bütün Avrupa’yı işgal etmiş, Balkanları da. Edirne’ye ha girdi ha girecek. Türkiye savaşa ha girdi ha girecek. Herkeste bir bedbinlik bir mutsuzluk bir korku. Yoksulluk da diz boyu. Bir endişe bir ümitsizlik bir telaş. O zor günlerdeyiz.

    1922 doğumlu Faik Baysal da Ankara Etimesgut Topçu Okulu’nda yedek subaylık eğitimindedir. Altı ay sürecektir bu eğitim. O dönemde topçu okulu çok önemlidir. Zira II. Dünya Savaşı’nda en önemli savaş silahı toptur. Bu nedenle Türkiye’de uzun yıllar genelkurmay başkanları hep topçu sınıfından seçilecektir. Kenan Evren de dâhil. Topu olan ve iyi kullanan, ülkeleri birer birer düşürmekte, işgal ede ede yoluna devam etmektedir. Hitler de böyle yapmaktadır işte.

    Yedek subay okulunda eğitim görmekte olan Şair Faik Baysal’a kulak verelim:

    “- Sıcak. Mutsuzluk. Yorgunluk. Topçu binbaşı her akşamki gibi ders anlatıyor kara tahta önünde. Gündüz açık alanda eğitim, akşamları da ders; uykusuz bitkin yorgun durumda hepimiz onu dinliyoruz.

    Binbaşı koca tahtayı dolduran bir problemi çözdü. İşte ‘şu karşıdaki tepenin altı kilometre ardındaki düşman bölüğüne topu kaç derecelik açı ile hedef alacaksın da ateşleyeceksin?’ Sinüs kosinüs eşittir şu. Koca tahta doldu ama. Ben duvar dibinde en arkadaki sırada oturuyorum hep. Yanımda da biri oturuyor. Üstü başı dökülüyor. Aslında hepimiz dökülüyoruz da kendimizi gördüğümüz yok. Parmak kaldırdı:

    “- Komutanım bu cevap yanlış” dedi. Binbaşı sesin geldiği yöne ona doğru döndü, öfkeli bir ses tonuyla kükredi:

    “- Ne demek yanlış! Ben onu Fizikçi Hayri’nin kitabından aldım. Otur oturduğun yere, saygısız adam!..”

    “- Fizikçi Hayri benim efendim” diye cevapladı bizimkisi.

    Binbaşı daha da köpürdü. Sonuç mu? Komutana hakaretten kırk beş gün katıksız hapis cezası aldı benim sıra arkadaşım Fizikçi Hayri.

    Türkçe Sevdalısı, Ömrünü Türkçeye Adamış Bir Şairdi O

    Son on iki yılında yakın dostlarından biri olmakla iftihar ettiğim Faik Ağbi’den çok anılar dinledim ben.

    Çok güzel çok latif çok içtenlikli konuşan biriydi Faik Baysal. Hafif boğuk sesi, kuyunun içinden bakıyormuş izlenimi veren gözlerinden daha çok elleriyle konuşan biriydi o. Çok saygılı çok kibar ve çok yerinde konuşurdu. Saatlerce bıkmadan yorulmadan doymadan dinleyebilirdiniz. Sigarası ve çayı eşliğinde elbette.

    Türk edebiyatının yaşayan çınarı, sesi gibi bakışları gibi derin, ta 1940’lardan itibaren büyük bir titizlikle biriktirdiği yaşanmışlıklarını özel süzgecinden geçirip de sunuyordu dost sofrasına. İmbiğinden akıtırcasına hem de.

    On iki yıl Fransız kolejinde (ilk orta lise) okuduğu, hayatını Fransızca çevirilerden kazandığı hâlde iliklerine kadar Türkçeciydi o. Türk’tü. Türkçe sevdalısıydı.

    Fransızcadan nefret ederdi hatta. Bu nefretinde daha lise öğrenciliğinde, Fransızca bir cümleyi çevirirken bir kelimeyi ‘öküz’ diye nitelemesi üzerine sınıfın kahkahalarla gülmesi ve öğretmeninin sözlüden sıfır vermesinin de etkisi olabilir mi, bilinmez.

    Türkçesi namusuydu onun. Onuruydu. Hayatıydı. ‘Dünyanın en güzel en incelikli dili Türkçedir’ diyordu sık sık.

    Evet; çok güzel konuşan, çok güzel anlatan, çok güzel dinleten bir şairdi o. Şair öykücü romancı.

    Vefatının üzerinden on altı koca yıl geçse de anlattıklarının birçoğu hâlâ hafızamdadır.

    Bunların bir kısmını Mahalle Mektebi okurlarıyla paylaşmak istiyorum. Umarım beğenirsiniz ey benim mektep arkadaşlarım

    Gün Yüzüne Çıkması Gereken Yahya Kemâlli, Nazım Hikmetli, Sait Faikli Anılar

    Şairler yazarlarla örülü bir hayatı olmuştu onun. Bin bir anılarla yüklü. Gâhı acı gâhı tatlı anılarla.

    Kâh Yahya Kemâlli kâh Nâzım Hikmetli, kâh Sait Faikli kâh Orhan Velili anılar.

    Birbirinden ilginç birbirinden güzel birbirinden zengin anılar.

    Yazdığını söylemişti onları. Göstermişti de bana bir keresinde. Bir tarafı çeviri karalamaları diğer yüzünde anıları. Baysal’ın o zarif incelikli duyarlıklı kaleminden dökülen, Türk edebiyatına mutlaka kazandırılması gereken anılar anekdotlar yaşanmışlıklar.

    İnşallah çocukları Emre Ağbi ile Elif Kardeşim o dosyayı bir yayıneviyle anlaşıp gün ışığına çıkartırlar.

    Ne kadar da iyi olur.

    Rezil Dünya

    Faik Baysal

    “Romancı sihirbaz değil, anlatan adamdır. Bu da çalışmakla, gece gündüz demeden çalışmakla olur. Romancı soytarı olamaz. Görevi insanları eğlendirmek değil, insanı anlatmaktır. Romancısı olmayan bir toplumda sevgi saygı bekleme. Bunu unutan ya da bilmeyen toplumlar barajların ve fabrikaların arkasına sığınsalar da bir gün yıkılmaktan kurtulamazlar.”

    Faik Baysal’ın toplumcu gerçekçilik bakış açısıyla kaleme aldığı Sarduvan’dan sonra yazdığı ikinci romanı Rezil Dünya kafasındaki bilgilerden başka silahı olmayan bir yarı aydının kentteki mücadelesini konu edinir.

    Rezil Dünya, Mustafa’nın çocukluk anılarından başlar ve Mustafa’dan Rafet’e dönüşen ana karakterin toplumun çeşitli yüzleriyle karşı karşıya gelmesini anlatır. Açlık, fakirlik, kimsesizlikle etrafı kuşanan kahramanın ayakta kalmak için sarfettiği çaba ve dönüştüğü kişi, içinde bulunduğu toplumdan bağımsız değildir.

    Yayımlandığı dönemde büyük ses getiren Rezil Dünya, yeniden gözden geçirilmiş baskısıyla tekrar okurla buluşuyor. Rezil Dünya; konusu, olay örgüsü ve karakterleriyle başarılı bir edebiyat eserinin her döneme ve çağa hitap edebildiğinin önemli kanıtlarından biri.

  • ANGİKAD KADIN HAKLARI GÜNÜ’NDE ATA’NIN HUZURUNDAYDI

    ANGİKAD KADIN HAKLARI GÜNÜ’NDE ATA’NIN HUZURUNDAYDI

    Girişimci İş Kadınları Derneği (ANGİKAD), 5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü dolayısıyla Yönetim Kurulu ve üyeleri ile birlikte Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün ebedi istirahatgahı Anıtkabir’i ziyaret etti. ANGİKAD Yönetim Kurulu Başkanı Hande Öztürk’ün önderliğinde Ata’nın huzuruna çıkan heyet, mozoleye çelenk bıraktı.

    Saygı duruşunun ardından Atatürk’e şükranlarını sunan ANGİKAD Yönetim Kurulu Başkanı Hande Öztürk, Anıtkabir Özel Defteri’ne şunları yazdı:

    “Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk,

    Atam, ANGİKAD Girişimci İŞ Kadınları Derneği Başkanı olarak yönetim kurulumuz ve üyelerimizle birlikte bu özel günde manevi huzurunda olmanın onur ve heyecanı içerisindeyim.

    İlke ve inkılaplarınla büyümüş, laik ve çağdaş girişimci iş kadınları olarak, inanılmaz vizyonunla birliktearmağan ettiğin cumhuriyet devrimlerinin izindeyiz. Bugün Türk kadınına seçme ve seçilme hakkının verilmesinin 88.yıl dönümünü kutluyoruz. Ulu Önder Atatürk, kadının siyasi yaşama dahil olmasına büyük önem vererek, bu hakları Türk kadınına vermiştir. Bu yüksek düşünce, Türk kadınının gurur kaynağı olmuştur.

    5 Aralık 1934’te yürürlüğe giren bu yazıyla, Türkiye’de kadınlara seçme ve seçilme hakkı dünyada birçok ülkeden önce verilmiş olmasına rağmen, bugün dünyada kadına tanınan haklar sıralamasında 128.sırada olmamız çok düşündürücü ve üzücüdür.

    Ülkemiz nüfusunun yarısını oluşturan kadınların erkeklerle fırsat eşitliğine ulaşabilmesi için kadın ve erkek ayrılmadan çok çalışmamız gerekmektedir.

    Aziz hatıran önünde Türk kadınları olarak bize tanınmış olan hakları korumak ve ‘en değerli eserin, Türkiye Cumhuriyeti’ni’ her zaman ileriye taşımak için tüm enerjimizle hizmet etmeye ve üretmeye söz veriyoruz.

    ANGİKAD adına sizlere şükranlarımı sunuyor ve özlemle anıyorum.

    Ruhunuz şad olsun.”

    Tören, toplu fotoğraf çekiminin ardından sonra erdi.

  • İşte Sakarya’nın ruhunu yansıtan fotoğraflar: Büyükşehir kazananları açıkladı

    İşte Sakarya’nın ruhunu yansıtan fotoğraflar: Büyükşehir kazananları açıkladı

    Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı 2. Ulusal Sakarya Bir Başka fotoğraf yarışmasında Sakarya’nın tarihi değerleri ve doğal güzelliklerini en etkileyici şekilde anlatan fotoğraflar ödülleri aldı.

    Sakarya Büyükşehir Belediyesi, şehrin tanıtımını en güçlü şekilde yapmak ve turizm potansiyelini artırmak için farklı etkinlikler düzenliyor. Bunlardan bir tanesi olan ve bu yıl ikincisi düzenlenen Ulusal Sakarya Bir Başka Fotoğraf yarışması tamamlandı.

    Sakarya’nın tarihi değerlerini ve doğal güzelliklerini anlatacak fotoğrafların çekilmesi için fotoğraf sanatçılarını teşvik eden yarışma sayesinde birbirinden güzel fotoğraflar görücüye çıktı.

    En iyi fotoğraflar seçildi

    Yarışmanın sonuçları, bugün itibariyle Büyükşehir Belediyesi tarafından açıklandı. Bu kapsamda jüri tarafından değerlendirilen fotoğraflar arasında Gökhan Alpdoğan’ın çektiği ‘kar’ temalı köprü fotoğrafı birinci, Melek Okur’un kadrajına aldığı ‘kar ve köy evi’ temalı fotoğraf ikinci, A.Cihat Köseoğlu’nun ‘bisiklet’ konulu fotoğrafı ise üçüncü seçildi.

    Mansiyon ödülünü ise İhsan Korkut’un ‘Gün batımında Taraklı’ temalı fotoğrafı, Salih Kuş’un ‘emek’ anlatımlı fotoğrafı, Faruk Turna’nın ise ‘Adapazarı’nda gün başlarken’ konulu fotoğrafı kazandı. Yarışmaya 14 Mart tarihinden itibaren 334 katılımcı toplamda 1416 fotoğraf ile başvuru yaptı. Yarışmanın başvuruları ise 20 Kasım’da sonlandı.

    Sergileme alan 44 fotoğrafçının isimleri ise şu şekilde: Ahmet Zeki Okur (3), Mustafa Yiğit, Hasan İçel, Tekin Özcan, Serkan Özkan, Nuri Çoban, Abdurrahman Çetin (3), Hüseyin Can (2), Kevser İnan, Alaeddin Koç, Melek Okur (2), Baki Dertlioğlu (2)  Muhammet Cansever, Hidayet Okutan, Mürsel Tahtacı (2), A. Cihat Köseoğlu, İhsan Korkut, Ali Aslan, Erdem Alkan, Yüksel Yavuz, Kenan Demir, Serdar Şeker, Emir Tetik(2), Şevki Karaca, Esengül Alıcı, Cengizhan Türkoğlu (2), Nurten Koç, Sare Kural, Nihat Kolunsağ, Ebru Subaşı Utanır, Serdar Kıran, Ahmet Turan Kural, Sevde Er, Şule Çakar.

    Seçici kurul şöyle:

    1. Coşkun ARAL (Fotoğraf Sanatçısı, Gazeteci, Belgesel Yapımcısı)

    2. İbrahim ZAMAN (Fotoğraf Sanatçısı)

    3. İsa CİDA (Fotoğraf Sanatçısı, AFIAP)

    4. İzzet KERİBAR (Fotoğraf Sanatçısı, EFIAP)

    5. Merih AKOĞUL (Fotoğraf Sanatçısı, Şair, Yazar)

    6. Sinan Çileli

    7. Servet SEZGİN (SUBÜ, Öğretim Görevlisi – Fotoğraf Sanatçısı)

    Yarışma sonucunda birinci 9 bin TL, ikinci 7 bin TL, üçüncü ise 6 bin TL ödül kazandı. Mansiyonda seçilen ilk 3 fotoğraf ise 3’er bin TL ödül alacak. Ayrıca sergileme alan her bir fotoğrafçıya da ödül verileceği açıklandı. Yarışmanın sonuçları 6 Aralık’ta Büyükşehir sayfasında yayınlanacak. Ödül töreni ve sergi 29 Aralık’ta AKM’de gerçekleştirilecek.

    “Tüm hemşerilerimizi bekliyoruz”

    Büyükşehir Kültür ve Sosyal İşler Dairesi’nden yapılan açıklamada, “Şehrimizin Türkiye’ye ve dünyaya tanıtılmasında büyük emeği olan ve turizme önemli bir katma değer sunan kıymetli fotoğraf sanatçılarımız teşekkür ediyor, kazananları tebrik ediyoruz. Fotoğrafa gönül veren tüm hemşerilerimizi ödül törenimize ve fotoğraflar için hazırlayacağımız sergimize bekliyoruz” denildi.