Kategori: Etkinlik

Sakarya Etkinlik

  • SAKARYA AFYONLULAR PLATFORMU KASIM AYI TOPLANTISINI GERÇEKLEŞTİRDİ

    SAKARYA AFYONLULAR PLATFORMU KASIM AYI TOPLANTISINI GERÇEKLEŞTİRDİ
    İş İnsanı Erdoğan YETİŞ”Serdivan Kazımpaşa Uzunköy ‘de gerçekleştirilen kahvaltılı toplantıya sevgili hemşerilerimizle birlikte kıymetli eşleri ve dostları katılarak birliktelikvurgusunu perçinlediler. Toplantıda 24 kasım öğretmenler günüde kutlandı.İçimizde görev yapan hemşeri öğretmenleri birer hediye ile taçlandırdık.”

    Yetiş”Kahvaltıya katılarak bizleri destekliyen tüm hemşerilerimize teşekkür eder bir sonraki aralık ayı nda birlikte olmak dileğiyle toplantıya son verildi.”

  • Topyekûn kurtuluş; topyekûn eşitliğe ve adalete ulaşmaya bağlıdır

    KalDer, Kalite Kongresi’nde bir ilke imza atarak yayınladığı KalDer Kongre Bildirgesi’nde dünyadaki risklere karşı geliştirilebilecek çözüm önerilerini ortaya koydu

    Topyekûn kurtuluş; topyekûn eşitliğe ve adalete ulaşmaya bağlıdır

    Türkiye Kalite Derneği (KalDer) tarafından TÜSİAD iş birliğiyle 31’inci kez düzenlenen Kalite Kongresi, “Riskin Ötesi: Bilim, Sektör ve Toplumda Adalet” temasıyla yapıldı. Kongrede iki gün boyunca gıdadan enerji krizine, savaşın yarattığı ekonomik dalgalanmalardan göç problemlerine, teknolojik gelişmelerden istihdama kadar dünyanın gündeminde olan birçok kritik konu ele alındı. Etkinliğin sonunda bu yıl bir ilke imza atılarak yayınlanan KalDer Kongre Bildirgesi ile de tüm bu risklere karşı geliştirilebilecek çözüm önerileri ortaya konuldu.

    Mükemmellik kültürünü bir yaşam biçimine dönüştürmeyi hedefleyen Türkiye Kalite Derneği (KalDer), TÜSİAD iş birliğiyle 31’incisini düzenlediği Kalite Kongresi ile yine Türkiye’nin alanında uzman isimlerini bir araya getirdi. Bu yıl bir ilke imza atarak oturumu yapılan konulardan elde edilen çıktılar sonucunda KalDer Kongre Bildirgesi yayınladı. Risklere karşı çözüm önerilerinin yer aldığı bildirgeyi, KalDer Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz Bayraktar ve KalDer Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Filiz Öztürk kamuoyuyla paylaştı.

    Yaşam şekli ve iş anlayışındaki dönüşümün bir değişimden ibaret olmadığına dikkat çeken KalDer Kongre Bildirgesi, küresel hedeflerin çevresel, sosyal ve ekonomik alandaki başarı ölçütlerini de değiştirdiğini ortaya koyuyor. Bu noktada karşı karşıya olunan riskleri aşmanın temel koşulunun, insanlık olarak hep birlikte bu dönüşüm çabasına destek vermekten geçtiğine vurgu yapılan bildirgede, herkesin katılabileceği sürdürülebilir dünya çabasında başarıya ulaşmanın bilimde, sektörlerde ve toplumda özgür olmamıza ve bu özgürlüğü sağlayacak bir adalet zemini oluşturmamıza bağlı olduğu savunuldu.

    Bildirgenin titiz bir çalışma sonucunda ortaya çıktığına değinen KalDer Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz Bayraktar; “Bu seneki temamızı belirleyen risk konusunun sonucunu kongremize katılan herkesin içinde bulunduğu ortak bir akılla değerlendirmek istedik. Bildirgemizi; binlerce kişinin katıldığı anket sonucu ile alınan bilgiler ışığında akademisyenlerimiz, iş profesyonelleri ve KalDer yönetim kurulunca değerlendirerek hazırladık. Ortak aklın çalışması olan kapanış bildirgemizde, riskler karşısında sürdürülebilir bir dünya yaratmak için gereken eşitlik, etik değerler ve bunların tümünü tek bir çatı altında toplayan adalet kavramının önemi vurgulandı. Kongre boyunca ele alınan gıda, enerji, istihdam, göç, teknoloji ve daha fazlası için riskin ötesine odaklanıp konuları bütünüyle değerlendirerek bildirge komitemizle birlikte değerli çıktılara ulaştık. Bu çıktıların yaşamın içinde karşılık bulması, hayatımızı düzenleyen politikalarda yol gösterici olması ve dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek için ilham vermesi en önemli temennimiz” şeklinde konuştu.

    Risklere karşı ortak akıl, insanlığa yaşanabilir bir gelecek sunacak

    Bildirgede “Bilimsel Temelli Akılcı Yaklaşım” başlığı altında işlenen ‘Riskleri Görmek ve Anlamak’ konusu kapsamında, riskleri görebilmek için insanlığın hemen her alanda, çok daha doğru ve kanıta dayalı bilimsel temelli tespitlerde bulunabildiği ve hedefler koyabildiğine dikkat çekildi. Bu yetkinliğin, yaşanabilecek riskleri de aynı kesinlikte görebilmeyi sağlayacağı ortaya konuldu. Riskleri çözümlemek, anlamak, gerçek kök nedenlerini analiz etmek ve bilimsel dayanakları olan akılcı çözümler üretmek noktasında insanlığın başarılı olacağının savunulduğu bildirgede, ortak aklın riskler karşısında galip geleceğinin ve insanlığa yaşanabilir bir gelecek sunacağının altı çizildi.

    Enerji, gıda, kaynak ve tedarik sorununun anahtarı sürdürülebilir politikalar

    “Yaşadığımız Riskler” başlığı kapsamında enerji, gıda, kaynak ve tedarik konularına da değinilen KalDer Kongre Bildirgesi, bu üç konu özelinde önemli çıktılar sunuyor. Bildirgede, ‘Enerjide Dönüşüm ve Erişilebilirlik’ konusunda enerjinin daha temiz ve sürdürülebilir olma zorunluluğu vurgulanırken, bu noktada insanlığın temel meselesinin temiz enerji çözümlerini küresel ölçekte yaygınlaştırmak ve ortak geleceğimizde herkes için erişilebilir kılmak olduğu belirtildi. ‘Gıda Sisteminin Güvenliği’ ile ilgili olarak ise sistemin gözden geçirilmesi gerekliliğine değinilen bildirgede, doğru üretim ve dağıtım ile eşitlikçi tüketimin önemine vurgu yapıldı. Buna göre insanoğlu günlük olarak ihtiyacının yaklaşık 2,5 katı daha fazla kalori üretiyor, üretilen gıdanın ise sadece dörtte biri tabağa geliyor. Gıda krizinin önlenmesi ve sağlıklı bir gıda sistemine sahip olunması ise ancak doğru bir planlama ile mümkün. “Yaşadığımız Riskler” başlığının üçüncü maddesi olan ‘Kaynak ve Tedarik Sürekliliği’ konusunda ise ihtiyacımız olanı geleceği düşünerek kullanmanın gerekliliğine dikkat çekildi. Bu kapsamda kaynaklarımızın küresel ortak değerimiz olduğunu algılamanın, daha verimli kullanmanın, adil bir şekilde paylaşmanın ve bu paylaşım için gerekli olan altyapıyı her türlü riske karşı dirençli ve küresel hedeflerimiz ile uyumlu bir altyapı üzerine tesis etmenin önemi üzerinde duruldu.

    Eşit teknoloji, herkes için ulaşılabilir imkanlar, eşitlikçi büyüme anlayışı

    KalDer Kongre Bildirgesi’nde “Kapımızdaki Riskler” başlığı altında teknoloji, sosyal değişimler ve istihdam konularına da yer verildi. ‘Teknolojik Eşitsizliğin Azaltılması’ konusunda teknolojik gelişimin tüm insanlığın erişebileceği bir değer olarak kabul edilmesi gerektiğinin vurgulandığı bildirgede, bu noktada yapılması gerekenin her bölgede ve herkes için bu erişime olanak sağlayacak altyapıyı tesis etmek, yetenekleri yaygınlaştırmak, desteklemek ve korumak olduğu yönünde ortak karara varıldı. Bu konu ile ilgili toplumsal yapılara ışık tutan ‘Sosyal Değişimlerin Yönetimi’ konusunda ise 2050 yılına ulaştığımızda iklim değişikliği kaynaklı nedenlerden dolayı 200 milyon insanın yaşadığı coğrafyadan ayrılmak zorunda olacağı bilgisine yer verildi. Olası senaryonun gerçekleşmesi halinde hem doğayı hem de insan yaşamını korumak için ülkeler arası çatışmaların ve antidemokratik uygulamaların topluca önlenmesi adına herkesin samimi çaba göstermesi gerektiği belirtildi. 2050 yılında 10 milyar kişiye ulaşması beklenen insan nüfusunun istihdamı sorununa değinilen ‘Herkes İçin İstihdam Yaratmak’ konusunda ise herkesin çalışma olanağına ve eşit ücret hakkına sahip olduğu bir iş dünyası için akılcı ve eşitlikçi bir büyüme anlayışının yaygınlaşması ve yeteneklerin desteklenmesi gerektiği belirtildi.

    Riskin ötesini aydınlatacak çözüm önerileri paylaşıldı

    Bildirgenin en önemli kısmını oluşturan “Riskin Ötesi İçin Çözümler” başlığı altında ‘İklim Uyumlu ve Dirençli Ekonomi’, ‘Riskleri Aşmak için Kaliteli Düşünce’ ve ‘Yönetim ile Eşitlik, Kapsayıcılık ve Adaletin Önemi’ alt konu başlıkları yer aldı. ‘İklim Uyumlu ve Dirençli Ekonomi’ çıktılarına göre; gezegen ile uyumluluğu merkeze alan, paydaşlarının varlığını önemseyen, iklim değişikliğine karşı dirençli, kaynakları verimli kullanan, doğru planlama yapabilen, akılcı hedeflere tutku ile bağlı bir ekonomi oluşturulması gerekliliğinin altı çizildi. ‘Riskleri Aşmak için Kaliteli Düşünce ve Yönetim’ konusunun çıktılarına göre ise karşı karşıya olunan tüm risklerin, bir KalDer önermesi olan kaliteli düşünce ve yönetim anlayışı ile anlaşılması, tüm boyutlarıyla değerlendirilmesi ve bu riskleri bertaraf edecek yetkinlikte çözümlerin iş anlayışının odağına yerleştirilmesi gerektiği görüşünde hem fikir olundu. Bildirgede son olarak ‘Eşitlik, Kapsayıcılık ve Adaletin Önemi’ konu başlığının çıktılarına yer verildi. Bu çıktıya göre, sekiz milyarlık nüfusa sahip olan dünyamızın riskleri aşabilmesinin yine bu sekiz milyarın ortak çaba göstermesine, bu çabayı gösterebilmek içinse eşit koşullara, haklara ve güce sahip olmasına bağlı olduğu kararlaştırıldı. Bildirgenin temel düşünce ve söylemi ise “topyekûn kurtuluş, topyekûn eşitliğe ve adalete ulaşmaya bağlıdır” oldu.

    KalDer Hakkında

    Türkiye Kalite Derneği (KalDer), çağdaş kalite felsefesinin ülkemizde etkinlik kazanması ve yaygınlaştırılması amacıyla 1991 yılında kurulmuştur. İnsana, topluma ve doğaya saygı, güvenilir olmak, yenilikçilik ve sürekli iyileştirme ve gönüllülük değerleriyle 31 yıldır çalışmalarını sürdürmektedir. KalDer’in vizyonu, ülkemizde sürdürülebilir iş ve yaşam kalitesine yön gösteren, dönüşüme liderlik eden bir sivil toplum kuruluşu olmaktır. Bu hedefe ulaşmak için “Mükemmellik kültürünü yaşam biçimine dönüştürerek ülkemizin rekabet gücünün ve refah düzeyinin yükseltilmesine katkıda bulunmak” amacı ile çalışmalarını sürdürmektedir. Türkiye’nin rekabet gücünü artırarak toplumsal refahı sağlama yolunda kurum ve kuruluşlara rehber olmayı hedefleyen kuruluş, Ulusal Kalite Hareketi ile bu anlayışı ülkemizdeki tüm iş ekosistemine entegre etmek istemektedir. KalDer; Avrupa Kalite Yönetim Vakfı’nın (EFQM) Ulusal İş birliği Ortağı, Amerika Kalite Derneği’nin (ASQ) Küresel İş birliği Ortağı ve Orta Doğu Kalite Organizasyonu’nun (MEQA) kurucu üyesidir. KalDer’in ana faaliyetleri arasında; Türkiye Mükemmellik Ödülleri, Ulusal Kalite Hareketi Programı, Kalite ve Yönetim Alanındaki Eğitimler, Kurumsallaşma Ölçümü ve Çevik Yönetim Programı, KOBİ’ler için Stratejik Plan Rehberliği, Özdeğerlendirme ve Dış değerlendirme hizmetleri, Mevcut Durum Analizleri, Rehberlikler, Kalite Kongresi ve etkinlikler yer almaktadır.

    www.kalder.org

  • Güvercin severler 3. Tepeli Kostüm Güvercinleri Festivali’nde buluştu

    Güvercin severler 3. Tepeli Kostüm Güvercinleri Festivali’nde buluştu

    HABER-FEHMİ DUMAN-FOTOĞRAF-NECLA BAKAN

    Güvercin Severler, geleneksel hale gelen TKGD 3. Tepeli Kostüm Güvercinleri Festivali’nde bir araya geldi

    Sakarya’da 3’üncüsü düzenlenen Tepeli Kostüm Güvercinleri Festivali’nde bir güvercin, tam 1 milyon liraya satıldı.

    51 farklı ilin yanı sıra Almanya’dan da üyesi bulunan Tepeli Kostüm Güvercinleri Derneği’nce Sakarya’da 3. Tepeli Kostüm Güvercinleri Festivali düzenlendi.

     Güvercin sevdalılarının tepeli kostüm güvercinleri bir araya geldiği organizasyonda farklı farklı ırklardan bin 500’ün üzerinde güvercin sergilendi.
    Farklı ırkları besleyen güvercin severlerin katıldığı festivalde, ‘künyeli’, ‘öntepe’, ‘çifttepe’ ve ‘arkatepe’ diye tabir edilen, tepeli kostüm güvercinlerinin 19 ayrı kategoride, kendi ırklarının taşıdıkları özelliklere göre puanlandırıldığı bir yarışma yapıldı.

     Tepeli Kostüm Güvercinleri Derneği Başkanı Metin Yılmazer; ” Dernek olarak artık geleneksel hale getirdiğimiz ‘Tepeli Kostüm Güvercinleri Festivalimizin bu yıl 3’sünü gerçekleştiriyoruz olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Festivalimize 51 ilden yüzlerce  Tepeli Kostüm Güvercin yetiştiricileri ve  meraklılar  büyük  ilgi  gösteriyorlar.Sakarya ilimizede  büyük bir  prestij oluyor.”Güvercin sevdalısı dostlarımızla ortak olan Hobimiz; farklı illerde, farklı bölgelerde hatta farklı ülkelerde yaşayan insanları, farklı siyasi görüşe ve dünya görüşüne sahip olan insanları, farklı dilleri konuşan farklı dinlere mensup insanları bir araya getirebilme özelliğine sahip. Bu açıdan bakıldığında güvercinin barışın simgesi olması çok anlamlı. Düzenlediğimiz Festivaller ile birlikte, İnsanlar arasında birleştirici ve bütünleştirici özelliğe sahip olan hobimizi geliştirmek, yaşatmak ve yaygınlaştırmayı amaçlıyoruz. Farklı Farklı Irkları besleyen Güvercinseverlerin katılacağı Festivalimiz kapsamında, sadece “Künyeli” Öntepe, Çifttepe ve Arkatepe diye tabir edilen, Tepeli Kostüm Güvercinlerinin 19 ayrı kategoride, kendi ırklarının taşıdıkları özelliklere göre puanlanacağı bir yarışma olacak. Her Kategoride 1,2 ve 3. Seçilen güvercinlere kupa ve sürpriz hediyeler verilecek.

    Ayrıca Tepeli Kostüm Güvercinlerinin, “Masa Salımı” diye adlandırdığımız Sergileri olacak; Bu sergide, geçtiğimiz günlerde, Türkiye’de gelmiş geçmiş en yüksek fiyata(1.000.000TL- BirmilyonTürkLirası) alıcı bulmuş olan, Kocaeli Körfez’den bir Arkadaşımızın sahiplendirdiği, Eskişehir’den bir Arkadaşımızın sahiplendiği, Güvercinde sergilenecek. Söz konusu Güvercinin yetiştiricisi, Satan kişisi ve Alan kişisi de Sergimizde hazır bulunacak.”Derneğimizin oluşturduğu Künyeleme Sisteminin, 51 farklı İlden ve Almanya’dan 919 üyesi bulunmaktadır. Çok sayıda güvercinin yarışacağını, en az 1500 kadar da güvercinin sergileneceğini tahmin ettiğimiz Festivalimizde, puanlamaları Türkiye’nin farklı İllerinden gelen, 12 kişilik Hakem Heyeti yapacak. Önceki yıllardaki katılıma bakarak değerlendirdiğimizde, Türkiye’nin çeşitli illerinden olmak üzere, 1000 kişinin üzerinde ziyaretçimiz olacağını tahmin ediyoruz.Yarışmada, ülkenin farklı illerinden gelen 12 kişilik hakem heyeti tarafından puanlamalar yapıldı. Her kategoride 1, 2 ve 3’üncü seçilen güvercin sahiplerine ödülleri de takdim edildi. Bunun yanı sıra geçtiğimiz günlerde 1 milyon TL’ye alıcı bulunan güvercin de sergilendi. Yoğun katılımla gerçekleşen festivalde, barışın simgesi olan güvercin ile insanlar arasındaki birleştirici ve bütünleştirici özelliği de yaşatmak ve yaygınlaştırmak hedeflendi.” dedi.

       

  • FERİZLİ’DE KADINA ŞİDDETE KARŞI MÜCADELEYE YÖNELİK PROGRAM DÜZENLENDİ

    FERİZLİ’DE KADINA ŞİDDETE KARŞI MÜCADELEYE YÖNELİK PROGRAM DÜZENLENDİ

    Ferizli’de, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü dolayısıyla Ferizli Belediyesi, KADEM Sakarya İl Temsilciliği ve Ferizli Toplum Sağlığı Merkezi organizasyonu ile seminer düzenlendi.

    Ferizli Belediyesi Sosyal Tesislerinde düzenlenen program vatandaşlardan yoğun ilgi gördü.

    KADEM Sakarya İl Temsilcisi Fatma Zehra Toçoğlu moderatörlüğünde gerçekleşen programda, Uzman Sosyolog Esra Uzunoğlu, Avukat Kübra Kadayıfçı ve Başvaize Kudret Çimen “Güven Toplumunun İnşası, Şiddetin Anatomosi ve çözüm yolları” konulu brifing verdi.

    Ferizlililerin yoğun ilgi gösterdiği seminerde kadına uygulanan şiddetin anatomisi ele alınarak, şiddetin psikolojik, hukuki ve islamın şiddete karşıtlığı ve öfke kontrolü gibi konular hakkında bilgi verildi.

    Sosyolog Esra Uzunoğlu, sosyolojik kavram olarak şiddet ve kadına yönelik şiddet konusunda, Avukat Kübra Kadayıfçı hukuki açıdan kadına yönelik şiddet konusunda, Başvaize Kudret Çimen ise din ve şiddet konusunda sunumlar yaptılar. Fiziksel, cinsel, psikolojik ya da ekonomik olsun şiddetin her türlüsü, her hali insan haklarına aykırı bir durum olup, hangi sebebe dayanırsa dayansın, haklı görülemez, hoş karşılanamaz, kabul edilemez olduğuna vurgu yapıldı.

    Toplantıda konuşan Ferizli Belediye Başkanı İsmail Gündoğdu, kadına yönelik şiddetin küresel bir sorun olduğunu işaret ederek, “şiddetin coğrafyası, dini, dili, ırkı yoktur. Kadınların bir damla dahi gözyaşı dökmelerine asla toleransımız yoktur. İslam Dininin eşler arasındaki ilişkiyi ve aile hayatını düzenleyici tavsiyelerini en doğru şekilde anlamanın çok önemli olduğu düşüncesindeyim. İslam, kadın ve erkeği birbirine yol arkadaşı kılar. Peygamber Efendimiz (sav)’in eşine davranış şekli bize rehber olmalıdır” ifadelerini kullandı.

    Düzenlenen seminere, Ferizli Belediye Başkanı İsmail Gündoğdu, MHP Ferizli İlçe Başkanı Veysel Dikbaş, Ferizli İlçe Milli Eğitim Müdürü Soner Yılmaz, Ferizli İlçe Müftüsü Bedri Sinan Yazıcı, meclis üyeleri, STK Temsilcileri, Muhtarlar ve vatandaşlar katıldı.

  • Büyükşehir’den ‘atık azaltımda’ Türkiye’ye örnek proje

    Büyükşehir’den ‘atık azaltımda’ Türkiye’ye örnek proje

    Büyükşehir Belediyesi ‘Avrupa Atık Azaltım Haftası’nda başlattığı projelerle kullanılmayan giysilerin toplanıp Sosyal Mağaza’da ihtiyaç sahiplerine ulaşmasını sağlayarak örnek bir çalışmaya imza attı.

    Sakarya Büyükşehir Belediyesi “Avrupa Atık Azaltım Haftası” kapsamında Türkiye’ye örnek olacak projeleri hayata geçirdi. Bu yıl, tekstil atıklarını konu alan bir dizi program organize edildi. Son olarak SGM’de yapılan bir programa Başkan Ekrem Yüce de katıldı.  Büyükşehir, ‘Giysileri Yeniden Kullan, Doğayı Yenile’ projesiyle personelin ve vatandaşların kullanmadığı giysileri Sosyal Mağaza’da toplayarak ihtiyaç sahiplerine ulaştırdı.

    Öğrencilere de önemli bir bilinç aşılayan bu proje, vatandaşların yüzünü güldürürken diğer tarafta da önemli ölçüdeki bir atık oluşumunun önüne geçmiş oldu. Vali Mustafa Uygur Ortaokulu’nda düzenlenen projenin tanıtım etkinliğine katılan Yüce, bir araya geldiği öğrencilere çevre faktörlerinin önemini anlattı.

    Çevrenin korunması

    ‘Çevre nasıl temiz tutulur?’ konusunda fikirlerini paylaşan Yüce, Sakarya’da hayata geçirdikleri tüm projelerde çevrenin korunmasına hassasiyet gösterdiklerini ifade etti.  Sakarya’nın dünya üzerindeki en güzel coğrafyalardan bir tanesine sahip olduğuna dikkat çeken Yüce, doğal kaynakların korunmasında vatandaşların önemli bir rol üstlenmesi gerektiğine vurgu yaptı.

    Yüce, “Malumunuz artan nüfus ve gelişen teknoloji sebebiyle; günümüzde meydana gelen atık miktarı, dünyamızı teslim aldığımız şekli ile gelecek nesillere iletebilmemizin önünde bir risk oluşturacak seviyelere gelmiştir. Atıkların oluşmasını önleyerek, doğal kaynaklarımızı koruyup, enerji tasarrufu sağlarken geri kazanılması gerekli olan atıkların miktarını da azaltmış olmaktayız” dedi.

    ‘Giysileri Yeniden Kullan’

    Büyükşehir’in çevrenin korunmasına katkı sunmak için başlattığı ‘Giysileri Yeniden Kullan Doğayı Yenile’ projesini anlatan Yüce, “Tekstil sektörü, ekolojik ayak izi en yüksek sektörlerden biridir. Kullanılabilir durumdaki tekstil ürünlerimizi ikinci el mağazalara, sosyal mağazalara, yardım derneklerine bağışlamak, başkalarıyla ikinci bir hayat bulmalarını sağlamak tekstil atıklarını azaltmanın en mutluluk verici yoludur. Bu amaca hizmet etmesinin yanında şehrimizde yardıma ihtiyacı olan vatandaşlarımızın ücretsiz faydalandığı Sosyal Sevgi Mağazamız’ın sosyal önemi bir hayli büyüktür” diye konuştu.

    Yüce, “Kalan tekstil ürünlerinden hiç kullanılmamış yeni ürünler elde edilerek önemli bir atık oluşumu önlendi. Adapazarı İmam Hatip Ortaokulu, Doktor Nuri Bayar Ortaokulu ve Vali Mustafa Uygur Ortaokulu’muzdan her öğrencimiz bize kullanmadığı en az bir eşyayı teslim etti. Diğer yandan mağazamızdan faydalanan vatandaşların mutluluğu kullanılmamış ürünlerle daha da artmış oldu. Kurum çalışanlarımızdan evlerinde kullanmadıkları fakat kullanılabilir durumda olan ürünlerini aldık. Ürünler gelmeye başladığı andan itibaren hem atık oluşumu engellendi, hem de ihtiyaç sahiplerimizi sevindirmiş olduk” ifadelerini kullandı.

    Büyükşehir geri dönüşüm için çalışıyor

    Başkan Yüce geri dönüşümde yapılan hizmetlere de vurgu yaparak, “Sakarya Büyükşehir Belediyesi olarak ilçe belediyelerimizin toplamış olduğu atıkları, atık sahamıza alıyor, ön ayırma işleminden geçiriyor, Ayrılan ambalaj atıklarının hammadde olarak geri kazanılmasını sağlayacak üretim tesislerine veriyoruz. Organik atıklardan enerji üretimi sağlamakta ve toprak iyileştirici ürün elde etmekteyiz. Bunların dışında ise yanabilir özellikte olanlardan Atıktan Türetilmiş Yakıt (ATY) dediğimiz yakıt elde edip sistem içerisinde sürdürülebilirliğini sağlıyoruz” şeklinde konuştu.

    Büyükşehir’in 2022 yılında 304 bin 574 ton atığı bertaraf ettiğini anlatan Yüce, “2022 yılında sahada 304 bin 574 ton belediye atığı bertaraf edildi. Bu miktarın yalnızca 125 bin kadarı düzenli depolamada depolandı. Ürün geri kazanımının yanı sıra bu yıl içerisinde belediye atığından yaklaşık 69 bin megawatt elektrik üretimi gerçekleştirildi. Sürdürülebilir bir çevre için, atık üretimini sınırlı limitlerde tutmak, üretilen atıkları ise büyük bir dikkat ve özenle yöneterek doğal kaynaklarımızı korumak zorundayız” ifadelerini kullandı.

  • SEDAŞ’tan 57 çalışanına kıdem ödülü

    SEDAŞ’ta 10, 15, 20 ve 25’inci yıllarını dolduran 57 çalışana kıdem ödülleri takdim edildi. Bu yıl yüz yüze gerçekleştirilen etkinliğe SEDAŞ’ın üst düzey yöneticileri katıldı. Etkinlikte konuşan SEDAŞ Yönetim Kurulu ve İcra Başkanı Dr. Necmi Odyakmaz, ödül alan çalışanları tebrik ederek, başarılar diledi.

    Sakarya Elektrik Dağıtım A.Ş.’de (SEDAŞ) 10, 15, 20 ve 25’inci yıllarını dolduran çalışanlar için “Power On Day” adıyla gelenekselleşen etkinlik düzenlenerek kıdem ödülleri dağıtıldı. Sakarya’dan 25, Kocaeli’nden 9, Bolu’dan 11, Düzce’den 3 ve Gebze’den 9 olmak üzere toplamda 57 SEDAŞ çalışanına ödülleri verilerek emekleri dolayısıyla teşekkür edildi.

    Pandemi nedeni ile geçtiğimiz yıl dijital platform zoom üzerinden yapılan etkinlik bu yıl yüz yüze gerçekleştirildi.  SEDAŞ Yönetim Kurulu ve İcra Başkanı Dr.Necmi Odyakmaz ve 900 çalışanın katıldığı etkinlikte ödül alacak olan çalışanlara plaket ve hediyeler  verildi.

    Geçtiğimiz günlerde İnsan Kaynakları Profesyonelleri Derneği (PİKDER) öncülüğünde ve Türkiye Kürek Federasyonu iş birliğiyle düzenlenen “Dragon Bot” yarışlarına katılım sağlayan ve ikincilik elde eden kürek takımı oyuncularına da SEDAŞ CEO’su Odyakmaz tarafından teşekkür belgeleri verildi.

    “Nice başarılı çalışmaları birlikte kutlamak üzere”

    Etkinliğin açılış konuşmasını yapan ve ödül alan çalışanları tebrik eden Odyakmaz, “Şirketimize uzun yıllar emek veren 57 çalışma arkadaşımızı öncelikle tebrik ediyorum. Geçtiğimiz yıl dijital zoom üzerinden gerçekleştirdiğimiz etkinliğimizi, bu yıl ne mutlu ki bir arada yüz yüze gerçekleştiriyoruz. Bu yıl da şirket için yıllarca emek veren ekip arkadaşlarımızla bitmeyen enerjimiz ile bu çatı altında tekrar bir araya geldik. Hepimiz, yıllardır omuz omuza çalışarak hedeflerimize birlikte ulaştık. Bir değil birlik olduk. Daha nice yılları aynı heyecan ve enerji ile tamamlayacağımıza inanıyorum. Ödül alan arkadaşlarımı kutluyor ve başarılarının devamını diliyorum” dedi.

    Ödül töreninin ardından SEDAŞ çalışanlarına etkinlikte çeşitli ikramlar sunuldu.

  • DEVA PARTİSİNDEN Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü Açıklaması

    DEVA Partisi Kadın Çalışmaları Başkanları’nın öncülüğünde, İl Başkanı Mehmet Erdoğan ve İl Yöneticileri, İlçe Başkanları, Gençlik Çalışmaları Başkanları ve partililerin de katılımı  ile DEVA Partisi Sakarya  Kadın Çalışmaları Başkanı Hayrunisa Nur Gökçe Dursun, Adapazarı Merkezde Atatürk Kültür Merkezi önünde “Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü” nedeniyle yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi;   

    “KADINA YÖNELİK ŞİDDETİ ÜLKEMİZİN EN BÜYÜK SORUNLARINDAN BİRİDİR”

    Deva Partisi olarak kadına yönelik şiddeti Türkiye’nin en büyük sorunlarından biri olarak görüyoruz.

    Ülkemizde kadına yönelik şiddet her gün can almaya devam ediyor. Oysa biz; ‘’Tek 1 can bile feda edilemez’’ diyoruz.

    “KADINLARIN DEVASI OLACAĞIZ”

    Kadına yönelik şiddeti, kadın ölümlerini açıklamalarında kanıksamış ifadelerle sayı ve oranlara hapseden, hafifleten sorumlu tarafların anlayışını asla kabul etmiyoruz. Türkiye’nin devası olmak üzere yola çıkmış olan bizler, kadınların devası olmaya da kararlıyız.

    “ŞİDDET SARMALINDAN ÜLKEMİZİ KURTARACAĞIZ”

    Şiddetin çocuğa, kadına, erkeğe veya herhangi bir canlıya uygulanması asla kabul edilemez. Bu kısır döngüden, bu şiddet sarmalından ülkemizi kurtaracağız, kararlıyız. Kadına yönelik şiddet öncelikle bir zihniyet sorunu, toplumsal ve kültürel bir sorun. Kadını erkekten değersiz ve aşağı gören bir yaklaşımın ürünü. Ve biliyoruz ki, kadına yönelik şiddet münferit bir olay değil. Şiddet sadece kadınların değil, çocukların ve hatta şiddeti bizzat uygulayanların hayatlarını mahvediyor; toplumu içten içe çürütüyor  ve zayıflatıyor.

    “ŞİDDETİ MEŞRULAŞTIRAN ZİHNİYETİ SANIK SANDALYESİNE OTURTUYORUZ”

     İşte tam da bu sebeple; öncelikle kadınlara ayrımcılığı ve şiddeti meşrulaştıran bu zihniyeti sanık sandalyesine oturtuyoruz. Bütün kadınları tehdit eden; evde, sokakta, işyerinde ve hatta dijital mecra veya ağlarda kadınlara musallat olan şiddet, karşımıza aşağılama, eziyet, hakaret, küfür, baskı, taciz, darp, ısrarlı takip olarak çıkıyor. Hayalleri, umutları solduruyor.

    “KADINA YÖNELİK HER TÜRLÜ ŞİDDETLE MÜCADELE EDECEĞİZ”

    İşte tam bu sebeple biz DEVA Partisi olarak; şiddetin her türünün karşısında, kadınların yanında olacağız. Kadına yönelik fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik her türlü şiddetle aynı kararlılıkla mücadele edeceğiz.

    “KADINI GÜÇLÜ KILACAK POLİTİKALARIMIZI HAYATA GEÇİRECEĞİZ”

    Kadınların bireysel, sosyal, ekonomik ve siyasi anlamda güçlenmeleri için parti programımızda, politika

    metinlerimiz ve eylem planlarımızda açıkladığımız bütün kararları ivedilikle hayata geçireceğiz. Kadınları destekleyecek, güçlendirecek, zihniyetin eşitlikçi, adil bir yapıya evrilmesi için mücadele vermeye devam edeceğiz. Biz şiddetin, kadınların özgüvenini, özsaygısını, yaşam enerjisini yok etmesine müsaade etmeyeceğiz.

    “KADINLARI ŞİDDETTEN KORUYACAK TÜM YASAL UYGULAMALARIN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”

    Biz şiddetin, kadınların sağlığını bozmasına, sakatlanmasına, iyilik halini ortadan kaldırmasına ve hatta

    hayatlarını söndürmesine izin vermeyeceğiz. Biz şiddetin temel kaynağını ahlaka, kadın bedenine indirgeyen anlayışla mücadele edeceğiz, art niyetli taraflarca kullanılmasının önüne geçeceğiz.

    İstanbul Sözleşmesi başta olmak üzere, kadınları şiddetten etkili bir biçimde korumayı amaçlayan tüm

    uluslararası anlaşmalar ve yasal düzenlemelerin, vicdani sorumlulukla uygulanmasının takipçisi olacağız.

    “KADINLARIN GELECEĞE UMUTLA BAKACAĞI BİR TÜRKİYE’Yİ İNŞAA EDECEĞİZ”

    Bir taraftan cezaların caydırıcı olmasını sağlarken diğer taraftan toplumun eğitilmesi ve sorunun iyileşmesi için gereken tüm adımları kesin bir kararlılıkla atacağız.

    Söz veriyoruz; Biz DEVA Partisi olarak kadınların güvende olduğu, mutlu olduğu, üretken ve başarılı olduğu ve geleceğe umutla baktığı bir Türkiye’yi yeniden inşa edeceğiz. Ve bu hayali ülkemizdeki tüm kadınlarla birlikte gerçekleştireceğiz.”dedi.

    Bir 8 kişi, ayakta duran insanlar, açık hava ve şunu diyen bir yazı 'Ziraa Ban' görseli olabilir

  • CHP Sakarya Kadın Kolları’ndan ‘kadına şiddet’ açıklaması

    CHP İl Kadın Kolları Başkanlığı, il binasında kadına şiddete yönelik basın açıklaması yaptı.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İl Kadın Kolları Başkanlığı, 25 Kasım Kadına Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolyısıyla il binasında kadına şiddetle ilgili bir basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasına İl Kadın Kolları Başkanı Azize Çeroğlu, İl Başkanı Ecevit Keleş ve çok sayıda parti üyesi katıldı.

    CHP İl Kadın Kolları Başkanı Azize Çeroğlu, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

    “KELEBEKLER”

    “Bugün, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü. Dünya çapında şiddete karşı dayanışmayı yükseltme, mücadeleyi büyütme ve şiddet nedeniyle yaşamını kaybeden kadınları saygıyla anma günü. Bu nedenle örgütümüzle birlikte, 81 ilde, 973 ilçede eş zamanlı basın açıklaması yapıyoruz. Tarih sayfalarında bugünü özel kılan ve sorumluluk yükleyen onurlu bir mücadele hikayesi var. Dominik Cumhuriyeti’ni yöneten diktatör, halka baskıyı, zulmü ve ölümü reva görüyordu. Ülkede insan hakları ve demokrasi askıya alınmıştı. Tarihe adını “kelebekler” olarak yazdıracak üç kız kardeş, yaşananlara “Dur!” demek için mücadele meşalesini yaktı.İşkencelerin ayyuka çıktığı bir süreçte, örgütlenmenin tek çözüm olduğunun bilinciyle hareket ettiler. Direnişin simgesi olan “Mirabal Kardeşler” defalarca tutuklandı. Mal varlıklarına el konuldu. Diktatör tarafından açıkça hedef gösterilmelerinden 23 gün sonra, takvimler 25 Kasım 1960’ı gösterdiğinde; üç kız kardeşin arabası yolda durduruldu. Önce tecavüze uğradılar, sonra da öldürülüp uçurumdan aşağı atıldılar. Diktatör, “kelebekler”den kurtulduğunu sandı. Oysaki onların uçurumun kenarında çırptığı kanatlar, büyük bir rüzgâra dönüştü ve diktatörlüğü yıktı. 1999 yılında Birleşmiş Milletler bugünü Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü ilan etti.

    Bir 6 kişi ve ayakta duran insanlar görseli olabilir

    2022 DE 482 ÖLÜM

    Biz kadınlar dünyada ve Türkiye’de şiddet sarmalına karşı sesimizi yükseltiyoruz. “Kelebekler”in onurlu direnişine sahip çıkmaya ve mücadeleyi büyütmeye devam ediyoruz. Ülkemizde yaşayan kadınlar, en temel hak olan yaşam hakkı için direniyor. AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılından bu yana kadın cinayetleri sistematik olarak arttı. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun verilerine göre, 2002 yılında 66 kadın cinayeti işlenmişken, 2021 yılında 217’si şüpheli olmak üzere 497 kadın hayattan koparıldı. 1 Ocak 2022 ile 1 Kasım 2022 arasında ise 202’si şüpheli olmak üzere en az 482 kadın öldürüldü.

    Şüpheli kadın ölümü yoktur, etkin yürütülmeyen soruşturmalar vardır!

    Malatya’da 14 yaşındaki Elif Gültekin’in intihar ettiği öne sürüldü. Savcılık soruşturmayı yeniden başlattığında, Elif’in töre cinayetine kurban gittiği üç yıl sonra anlaşıldı. Eskişehir’de evinin bodrumunda ölü olarak bulunan 41 yaşındaki iki çocuk annesi Beyhan Biçer’in intihar etmediği, evli olduğu Ercan Biçer tarafından öldürüldüğü ise iki yıl sonra ortaya çıktı.

    Bir 13 kişi ve ayakta duran insanlar görseli olabilir

    KADIN CİNAYETLERİNİ DURDURUN

    Bizler “Kadın cinayetlerini durdurun!” diye haykırırken, eski Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, “Her kadın cinayeti bizim kadına yönelik şiddetteki kadın cinayeti değildir. Her şüpheli ölüm de kadın cinayeti değildir” demekle yetindi. Çocuğa yönelik tecavüzde “çocuğun rızası”ndan bahseden Bekir Bozdağ, Adalet Bakanı oldu. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, öldürülen kadınlardan sadece “sayı” olarak bahsetmeye devam etti. Yetti mi? Hayır! Şimdiki Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Derya Yanık, “2021’in ilk 10 ayında 242 ve 2022’nin ilk 10 ayında 225 vaka var. 2022’de yüzde 7 bir azalış görülüyor’’ dedi. Yanık’ın açıklamasında bir de itiraf vardı: “Kadın cinayetlerinin yüzde 8’i koruma kararı altında yaşanıyor!” Kadınları koruyamayan, şiddeti tolere edilebilir bulan, öldürülen kadınları sadece sayı olarak nitelendiren zihniyete bir kez daha sesleniyoruz:

    “HER KADIN BİR HAYATTIR!”

    Edanur Demir, öldürüldüğünde 17 yaşındaydı. Antalya’da bir kafede çalışıyordu. Semih Melih D. tarafından öldürüldü. Sanık ifadesinde “Tabanca ile şaka yapmak istedim” dedi. Nasıl bir şakaysa, namluyu Edanur’un başına doğrultmuştu! Sıla Şentürk, öldürüldüğünde 16 yaşındaydı. Ailesinin defalarca karakola giderek şikayetçi olduğu, 10 ayrı suçtan sabıkası olan Hüseyin Can Gökçek tarafından öldürüldü. Hasret Dalkoparan, öldürüldüğünde 20 yaşındaydı, 1,5 yaşında çocuğu vardı ve 5 aylık hamileydi. Katili, dini nikahla birlikte olduğu Ozan Dum idi. İsimlerini tek tek saymanın günler süreceği binlerce kadın katledildi! Bu kadınlar sayı değildi, hayatın ta kendisiydi. Anne, evlat, abla, kız kardeş, arkadaş, öğretmen, doktor, mühendis, hemşire, karşı komşu… Yaşamdan koparılan kadınların arkasında gözü yaşlı anneler, babalar, çocuklar kaldı. Kimimiz öğretmenini, kimimiz doktorunu, kimimiz sırdaşını, kimimiz akrabasını sonsuzluğa uğurladı… O nedenle bugün 81 il, 973 ilçede kadın erkek tek ses olduk, haykırıyoruz:

    KADIN CİNAYETLERİ POLİTİKTİR!

    İktidarın kadını yok sayan politikalarına karşı, biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak kadınları güçlendiren eşitlikçi politikaları hayata geçireceğiz. Bu mücadeleyi kadın erkek bir arada vereceğiz. Kadınların can simidi olan İstanbul Sözleşmesi’nden asla vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz. İktidara geldiğimizde Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun söz verdiği gibi 24 saat içinde İstanbul Sözleşmesi’ni yeniden yürürlüğe koyacağız. İki yıl önce İstanbul Sözleşmesi’nin bir maddesini hayata geçirdik. Genel Merkezimizde bir “Alo Şiddet” hattı kurduk. “YaşamHak” projemiz aracılığıyla 444 82 85 numaralı hattımızı arayan tüm şiddet mağduru kadın ve çocuklara, 7/24 ücretsiz destek hizmeti verdik, vermeye de devam ediyoruz.

    YAŞAMHAK PROJESİ

    YaşamHak projemiz kapsamında bugüne kadar binlerce kadının hayatına bire bir dokunduk. 81 ilde 129 gönüllü avukat ekibi kurduk. Bu sürede 1135 kadına yönelik şiddet ve çocuk istismarı duruşmasını takip ettik. Sivil toplum örgütleri, meslek odaları, barolar ve yerel yönetimlerle 125 protokol imzaladık. İktidara geldiğimizde, yol haritamız hazır. Kadını güçlendirecek eşitlikçi politikaları derhal uygulamaya koyacağız. Bizlere ülkemizin ve partimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten kalan büyük bir mücadele mirası var! Hiçbirimiz eşitlik mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz! Bugün sokaklara çıkarken, haklarımızı ve demokrasiyi savunmak için bir arada olacağız, kadın erkek hep birlikte sesimizi yükselteceğiz.”

  • 12. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali’nde ödüller sahiplerini buldu

    12. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali’nde ödüller sahiplerini buldu

    12. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali’nin ödül töreni Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda 24 Kasım 2022 Perşembe günü yapıldı. “Uluslararası Altın Terazi Uzun Metraj Film Yarışması” en iyi film ödülünü Alexandru Belc’in yönettiği “Metronom” filmi aldı.

    Festival Direktörü Bengi Semerci: “İyi ki gençsiniz, iyi ki varsınız”

    “Herkes İçin Adalet” temasıyla GAİN Medya ana sponsorluğunda düzenlenen 12. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali Direktörü Bengi Semerci, ödül töreninde yaptığı konuşmada, “12 yılı tamamladık. Umarız devam ederiz. Sunucularımız Pınar Altuğ Atacan ve Hakan Bilgin’e, İstanbul Üniversitesi’ne, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ve Kültür Bakanlı’ğına çok teşekkür ederim. Adalet için ayağa kalkan ana sponsorumuz GAİN Medya’ya çok teşekkür ederim. Son olarak da genç gönüllülere, hep yanımızda oldukları için çok teşekkür ederim. İyi ki gençsiniz, iyi ki varsınız” dedi.

    Festival Başkanı Adem Sözüer: “Adaletin rengi hiç bir alanda yasaklanamaz, filmler kamu spotu olamaz”

    Destek veren Habertürk’e, Ciner Holding’e, Bilgi Üniversitesi’ne ve İstanbul Üniversitesi’ndeki öğretim üyeleri ve öğrencilere teşekkür eden Sözüer konuşmasına şöyle devam etti “Elbette Türkiye’de özgürlükler yolunda, kadın hakları yolunda çok şeyler yapıldı. Örneğin İstanbul Sözleşmesi yapıldı. İstanbul Sözleşmesini yapanlara ve onaylayanlara, parlementoya çok çok teşekkür ediyoruz. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkmak nedeniyle çok sorunlar oldu. Bunları konuştuk. Ayrımcılık ve sorunlarla ilgili çok filmler yapıldı. Yapanlara teşekkür ediyoruz. Anayasaya pozitif maddeyi koyanlara çok teşekkür ediyoruz. Onları hep hatırlayacağız. Buna karşılık aynı kadınlara pozitif ayrımcılık önermişken siyasette, ekonomide hiç bir konuda fırsat eşitliği tanınmamasını anlatan filmleri yapmaya ve bu filmleri gösteren festivallere devam edeceğiz. Festivalde çok güzel renkler vardı. Hiç bir renk yasaklanamaz. Hele adaletin rengi hiç bir alanda yasaklanamaz. Biz bu festivalde renkleri yasaklamak isteyenlere karşı film yapanların filmlerini göstermeye ve adaletin her rengini, herkes için göstermeye devam edeceğiz. Filmleri bir kapu spotu yapmak isteyenlere teşekkür etmiyoruz. Filmler kamu spotu olmaz. Bizler o filmleri göstermeye devam edeceğiz.

    “Altın Terazi Uzun Metraj Film Yarışması” en iyi film ödülü: “Metronom

    Uluslararası “Altın Terazi Uzun Metraj Film Yarışması” en iyi film ödülünü “Metronom” filmi aldı. Ödül, filmin yönetmeni Alexandru Belc’e iletilmek üzere, Mars Prodüksiyon’dan Ş. Ceren Ülgen’e, jüri üyesi Irina Wanka tarafından takdim edildi.

    “Altın Terazi Uzun Metraj Film Yarışması”  “Jüri Özel Ödülü” “Kurak Günler“e verildi

    Festivalin “Altın Terazi Uzun Metraj Film Yarışması” jürisi bu yıl, “Kurak Günler” filmine özel ödül verdi. Yönetmen Emin Alper’e ödülü, jüri üyesi Müge Özen tarafından verildi.

    “Altın Terazi Kısa Metraj Film Yarışması” en iyi film ödülü: “Birlikte, Yalnız

    “Altın Terazi Kısa Metraj Film Yarışması” dalında en iyi film ödülü “Birlikte, Yalnız” filmine verildi. Ödül, filmin yönetmeni Kasım Ördek’e iletilmek üzere festival danışma kuruluna takdim edildi.

    “Altın Terazi Kısa Metraj Belgesel Film Yarışması” en iyi belgesel film ödülü: “Bir Atın Düşü

    “Altın Terazi Kısa Metraj Belgesel Film Yarışması” kategorsinde en iyi belgesel film ödülü “Bir Atın Düşü” ne verildi. Ödül, Jüri Başkanı Hasan Akbulut tarafından, filmin yönetmeni Marjan Khosravi’

    12. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali’nin ödül töreni Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda yapıldı. “Uluslararası Altın Terazi Uzun Metraj Film Yarışması” en iyi film ödülünü Alexandru Belc’in yönettiği “Metronom” filmi aldı.

    12. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali’nin ödül töreni Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda yapıldı. “Uluslararası Altın Terazi Uzun Metraj Film Yarışması” en iyi film ödülünü Alexandru Belc’in yönettiği “Metronom” filmi aldı.

    Altın Terazi Uzun Metraj en iyi film ödülünü “Metronom” filmi aldı. Ödül, yönetmeni Alexandru Belc’e iletilmek üzere, Mars Prodüksiyon’dan Ş. Ceren Ülgen’e, jüri üyesi Irina Wanka tarafından takdim edildi.

    Altın Terazi Uzun Metraj en iyi film ödülünü “Metronom” filmi aldı. Ödül, yönetmeni Alexandru Belc’e iletilmek üzere, Mars Prodüksiyon’dan Ş. Ceren Ülgen’e, jüri üyesi Irina Wanka tarafından takdim edildi.

    Festivalin “Altın Terazi Uzun Metraj Film Yarışması” jürisi bu yıl “Kurak Günler” filmine özel ödül verdi. Film ayrıca Habertürk Seyirci Ödülü’ne de layık görüldü. Yönetmen Emin Alper’e ödülü, jüri üyesi Müge Özen tarafından verildi.

    Festivalin “Altın Terazi Uzun Metraj Film Yarışması” jürisi bu yıl “Kurak Günler” filmine özel ödül verdi. Film ayrıca Habertürk Seyirci Ödülü’ne de layık görüldü. Yönetmen Emin Alper’e ödülü, jüri üyesi Müge Özen tarafından verildi.

    Festivalin “Altın Terazi Uzun Metraj Film Yarışması” jürisi bu yıl “Kurak Günler” filmine özel ödül verdi. Film ayrıca Habertürk Seyirci Ödülü’ne de layık görüldü. Yönetmen Emin Alper’e ödülü, jüri üyesi Müge Özen tarafından verildi.

    Festivalin “Altın Terazi Uzun Metraj Film Yarışması” jürisi bu yıl “Kurak Günler” filmine özel ödül verdi. Film ayrıca Habertürk Seyirci Ödülü’ne de layık görüldü. Yönetmen Emin Alper’e ödülü, jüri üyesi Müge Özen tarafından verildi.

    Festivalin “Altın Terazi Uzun Metraj Film Yarışması” jürisi bu yıl “Kurak Günler” filmine özel ödül verdi. Film ayrıca Habertürk Seyirci Ödülü’ne de layık görüldü. Yönetmen Emin Alper’e ödülü, jüri üyesi Müge Özen tarafından verildi.

    “Altın Terazi Kısa Metraj Film Yarışması” dalında en iyi film ödülü “Birlikte, Yalnız” filmine verildi.

    “Altın Terazi Kısa Metraj Film Yarışması” dalında en iyi film ödülü “Birlikte, Yalnız” filmine verildi.

    “Altın Terazi Kısa Metraj Film Yarışması” dalında en iyi film ödülü “Birlikte, Yalnız” filmine verildi. Ödül, filmin yönetmeni Kasım Ördek’e iletilmek üzere festival danışma kuruluna takdim edildi. Maxine Williamson

    “Altın Terazi Kısa Metraj Film Yarışması” dalında en iyi film ödülü “Birlikte, Yalnız” filmine verildi. Ödül, filmin yönetmeni Kasım Ördek’e iletilmek üzere festival danışma kuruluna takdim edildi. Maxine Williamson

    “Altın Terazi Kısa Metraj Belgesel Film Yarışması” kategorsinde en iyi belgesel film ödülü “Bir Atın Düşü” ne verildi.

    “Altın Terazi Kısa Metraj Belgesel Film Yarışması” kategorsinde en iyi belgesel film ödülü “Bir Atın Düşü” ne verildi.

    Altın Terazi Kısa Metraj Belgesel Film Yarışması” kategorsinde en iyi belgesel film ödülü “Bir Atın Düşü” ne verildi. Ödül, Jüri Başkanı Hasan Akbulut tarafından, yönetmeni Marjan Khosravi’ye iletilmek üzere ortak yapımcı Sajedeh Saraei’ye

    Altın Terazi Kısa Metraj Belgesel Film Yarışması” kategorsinde en iyi belgesel film ödülü “Bir Atın Düşü” ne verildi. Ödül, Jüri Başkanı Hasan Akbulut tarafından, yönetmeni Marjan Khosravi’ye iletilmek üzere ortak yapımcı Sajedeh Saraei’ye

    “Altın Terazi Kısa Metraj Belgesel Film Yarışması” kategorsinde Jüri Özel Ödülü “Her Şey Yolunda” filmine verildi.

    “Altın Terazi Kısa Metraj Belgesel Film Yarışması” kategorsinde Jüri Özel Ödülü “Her Şey Yolunda” filmine verildi.

    “Altın Terazi Kısa Metraj Belgesel Film Yarışması” kategorsinde Jüri Özel Ödülü “Her Şey Yolunda” filmine verildi. Ödül Kıvılcım Akay tarafından yönetmen Muhammet Beyazdağ’a verildi.

    “Altın Terazi Kısa Metraj Belgesel Film Yarışması” kategorsinde Jüri Özel Ödülü “Her Şey Yolunda” filmine verildi. Ödül Kıvılcım Akay tarafından yönetmen Muhammet Beyazdağ’a verildi.

    “Öğrenci Jürisi Ödülü” ise “Hilal, Feza ve Diğer Gezegenler” filmine verildi. Ödül filmin yönetmeni Kutluğ Ataman’a öğrenci jürisi tarafından takdim edildi.

    “Öğrenci Jürisi Ödülü” ise “Hilal, Feza ve Diğer Gezegenler” filmine verildi. Ödül filmin yönetmeni Kutluğ Ataman’a öğrenci jürisi tarafından takdim edildi.

    “Öğrenci Jürisi Ödülü” ise “Hilal, Feza ve Diğer Gezegenler” filmine verildi. Ödül filmin yönetmeni Kutluğ Ataman’a öğrenci jürisi tarafından takdim edildi.

    “Öğrenci Jürisi Ödülü” ise “Hilal, Feza ve Diğer Gezegenler” filmine verildi. Ödül filmin yönetmeni Kutluğ Ataman’a öğrenci jürisi tarafından takdim edildi.

    12. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali’nde ödüller sahiplerini buldu

    Bengi Semerci

    Bengi Semerci 1

    Farhad Eyvazi Kıvılcım Akay Hasan Akbulut

    Gözde Kural Ali Ercivan Maxine Williamson

    Adem Sözüer

    Adem Sözüer

    12. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali’nin ödül töreni Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda yapıldı.

    12. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali’nde ödüller sahiplerini buldu

    12. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali’nde ödüller sahiplerini buldu

    12. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali’nde ödüller sahiplerini buldu

  • Turizmciler umutlu…

    Turizmciler umutlu…

     

    Necdet Buluz

     

    Martı Otel İşletmeleri Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Nurullah Emre Narin, Türkiye’nin turizm ve yatırım gündemi ile Martı Grubu’nun geleceğe yönelik hedef ve beklentilerine dair değerlendirmelerde bulundu.

    Turizm sektörünün büyümeye devam edeceğini ancak istihdamın önemli bir sorun olduğunu vurgulayan Emre Narin, şunları söyledi:

    “Turizm sektörü çok hızlı büyüyor ve şu anda da ciddi bir talep var. Londra’da geçtiğimiz günlerde gerçeklesen World Travel Market fuarında, özellikle İngiliz pazarının önümüzdeki 5 senelik dönemde yüzde 100’ük bir büyüme yasayacağı, İngiltere tur operatörleri tarafından ifade ediliyor. Erken rezervasyon dönemi başlayan iç pazarda da çok ciddi bir talep artışı gözlemliyoruz. Öngörülerimiz, bu talep artışının tüm pazarlarda önümüzdeki süreçte de devam edeceği yönünde.

    Martı Grubu olarak bu sene sezon geç başlamasına rağmen, geçtiğimiz günlerde geleceğe yönelik yaptığımız şirket değerlendirmesinde belirttiğimiz gibi, Nisan – Eylül döneminde geceleme sayısında geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yüzde 60’lık bir büyüme kaydettik. Önümüzdeki sene için konjonktürel sıkıntılar yaşanmadığı takdirde geceleme sayımızın yüzde 40 artmasını hedefliyoruz. Ciro bazında ise, şu anki veriler ışığında, euro cinsinden en az yüzde 60’lık bir büyüme olabileceğini düşünüyoruz.

    Operasyonel olarak en önemli sorunumuz, sektörün tamamını ilgilendiren, ciddi bir istihdam yani kalifiye eleman sıkıntısı. Şu anda çalıştıracak kalifiye eleman bulmakta güçlük çekiyoruz. Bu yüzden de birçok otel grubu gibi biz de yurt dışından personel getirerek, bunu dengelemeye çalışıyoruz. Ülkemizde bu alanda çalışan çok güzel üniversitelerimiz var ama sektörün hızlı büyümesi nedeniyle mezun sayıları ihtiyacımızı karşılamaya yetmiyor. Ayrıca pandemi sürecinde otellerin birçoğu kapalı kaldığından Antalya’dan Anadolu’ya tersine bir göç yaşadık. Bunlar henüz geri dönemediğinden, istihdam sıkıntımız da büyümeye devam etti.”

    Turizm sektöründeki büyümenin yabancı yatırımcıların da sektöre olan ilgisini artırdığına dikkat çeken Narin, şöyle devam etti:

    “Turizmde yakaladığımız büyüme ivmesi yabancıların da ilgisini artırdı. İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa gibi büyükşehirlerimizde halihazırda yabancı otel zincirleri mevcut. Ancak güney sahillerimize henüz çok daha yer almadılar. Özellikle bu sahillerimize de, yabancı otel zincirlerinin ilgisinin artacağına inanıyorum. Yabancı otel zincirleri sıfırdan başlamak yerine, daha çok birkaç otellik bir portföyle sektöre girip, piyasa paylarını oluşturmaya daha yukarıdan başlamayı tercih ediyorlar. Biz de çok uzun zamandır halka açık, şeffaf yapısı olan bir şirket olarak, buraya girmek isteyen uluslararası zincirlerin ilgi gösterebilecekleri şirketlerden bir tanesiyiz. Bizim hedefimiz, şirketimizi büyüterek, hisse değerini maksimize etmek. Bu konuda önümüze çıkacak fırsatları ya da iş birliği imkanlarını elbette değerlendirebiliriz. Ancak şu an için somut bir şey yok ama olduğu zaman da buna her zaman açık olduk, bundan sonra da açık olmaya devam edeceğiz.”

    Martı Grubu hisselerindeki ortak alımları hakkında da bilgi veren Nurullah Emre Narin, şirket hisselerini almaya devam ettiklerini belirterek, “Şirketimizin hisselerine yönelik alımlarımıza belli bir seviyeye kadar bundan sonra da devam etmeyi planlıyoruz. Şirketimizin hisse değerinin son zamanlarda çok artması ya da artmaması bizim bu kararlarımızı çok da etkileyen bir faktör değil. Biz işimize inanıyoruz, işimizle varız. Diğer yandan bugünkü enflasyonist ortamda borsadaki hisse değerlemeleri çok hızlı değişiyor. Dolayısıyla şu anda çok pahalı dediğimiz birçok hisse bundan 3-4 ay sonra yatırımcı gözünde çok ucuz hale gelebilir. Geçmiş dönemde hisse alımları yapmıştık, son dönemde de bilançomuzu açıkladıktan sonra da yine alımlar yaptık. Önümüzdeki süreçte de bu alımlara devam etmeyi düşünüyoruz” açıklamasında bulundu.

    Martı Grubu olarak, 2021 yılının Şubat ayında ciddi bir yapılandırmaya gittiklerini hatırlatan Emre Narin, “2030 yılına kadar bir yapılandırma yapıldı. Bu yapılandırmayı da sorunsuz bir şekilde yürütüyoruz. Yapılandırma kapsamında, iki senelik ödemesiz dönemimiz var. Önümüzdeki seneden itibaren de ödemelerimiz başlayacak. Bu yapılandırmanın ardından Martı GYO’da 2021 yazında, Martı Otel İşletmeleri’nde ise bu sene iki sermaye artışımız oldu. Yatırımcılarımız bu sermaye artışlarımızın tamamına ilgi gösterdiler, kendilerine çok teşekkür ediyoruz. Şu anda şirketimizin finansal stabilitesi artmış durumda, kısa vadeli bütün borçlarımızı minimize ettik. Bilanço yapımızda ve likidite oranlarımızda da bu durum net olarak gözüküyor. Sermayemize göre borçluluk oranlarımız ciddi ölçüde pozitif olarak değişmiş durumda. Sermaye yapımızın, gayrimenkulde yaşanan değerlenmeler doğrultusunda önümüzdeki süreçte daha kuvvetleneceğine inanıyoruz” diye konuştu.

    Sektördeki hareketliliğin rekabet ortamını arttırdığını vurgulayarak, Martı Otel İşletmeleri olarak müşterilerine en iyiyi sunmayı hedeflediklerini kaydeden Narin, “Bu kapsamda otellerimizde bu kış mevsiminde yenileme ve modernizasyon çalışmalarına başlatıyoruz. Özellikle de sermaye artışımızın önemli bir payını da otellerimizin yenileme ve modernizasyonlarına ayırdık. Bu kışın başlıyoruz ve yeni dönemde müşterilerimizin önüne yeni yüzümüzle çıkacağız” dedi.

    Martı Otel İşletmeleri iştiraki Martı GYO’nun da yapılan sermaye artışı ve gayrimenkuldeki değerlenme sayesinde yoluna çok daha güçlenerek devam ettiğini anlatan Narin, “Şu anda ülkemizde piyasa mantığı içerisinde arz talepten ötürü gayrimenkullerin değeri daha fazla artıyor. Enflasyonun da üzerinde bir artış yaşıyoruz. Enflasyon nedeniyle para değerini kaybetmeden gidecek bir yer arıyor. Burada da gayrimenkul en doğru ve en sağlam değerleme metodu olarak öne çıkıyor. Beklentimiz, bu artışların önümüzdeki dönemde devam edeceği yönünde. Biz de gayrimenkul yoğun bir şirket olarak, bu değer artışlarından pozitif anlamda etkileniyoruz” diyerek, bilanço büyüklüklerinin bu çerçevede artmaya devam etmesini beklediklerini söyledi.