Kategori: Etkinlik

Sakarya Etkinlik

  • Vatan ve Hürriyet Derneği Karasu’da İpsiz Recep’in Mezarı başında anma Proğramı gerçekleştirdi.

    Vatan ve Hürriyet Derneği, “İstiklalin köklerinden, Cumhuriyetin geleceğine ziyaretler” kapsamında bu hafta Karasu’da İpsiz Recep’in Mezarı başında anma Proğramı gerçekleştirdi.

    Vatan ve Hürriyet Derneği Genel Başkanı Yaşar Dursun , Genel Başkan Yardımcısı Tevfik İnan, Genel Sekreter Cemal Lüleci ,Başkan Yardımcısı Hasan Cumhur Boğaz ,Genel Başkan Danışman Uğur Şenlen, Genel Başkan Danışman Cengiz ARSLAN   Yönetim Kurulu üyeleri Halit Molla’nın Mezarı ziyaret ederken Genel Başkan Danışman Cengiz ARSLAN İpsiz Recep Hakkında  bilgiler verdiler

    Kuva-yı Milliye’nin önemli milis liderlerinden olan İpsiz Recep’in 1862 yılında Rize’de doğduğu ifade edilse de yaşıtlarının beyanlarına göre onun doğum tarihi 1855’tir. Sülale adı “Abdullah Emiralioğlu”dur. Hüseyin Bey ve Cemile Hanım’ın dört çocuğunun ikincisidir. Kabadayı, mücadeleci ve dinine bağlı bir şahsiyet olarak bilinirdi. Ayrıca nişancılığının iyi olduğu ve yoksullara her daim yardım ettiğine dair bilgiler mevcuttur.  “İpsiz” lakabıyla ilgili farklı anlatımlar vardır. En yaygın olanı, Rize’deki malını satıp bir kısmını cezaevinde sıkıntı çeken arkadaşlarına, kalan kısmını da camiye hibe ettiği ve bu nedenle malı mülkü kalmadığından kendisine bu lakabın takıldığıdır. Bu lakap dışında özellikle Milli Mücadele yıllarında yaşının büyüklüğü nedeniyle kendisi daha çok“emice” diye anılmıştır.

    I. Dünya Savaşı öncesinde Rizelilerin yoğun olarak çalışmaya gittiği Rusya’nın muhtelif yerlerine deniz ticareti ve yolcu taşımacılığı yaptı. Ayrıca kaçakçılık ve korsanlık faaliyetlerinde bulundu. Ermenilerin çetecilik faaliyetlerini yoğunlaştırdığı yıllarda, Rusya’dan Osmanlı’ya getirdiği kaçak yolcuların arasında Ermeni komitacılar bulunuyordu. Ermenilerin verdiği zararların kendisine söylenmesi üzerine hatasını anlayarak daha sonra takasına aldığı birtakım Ermeni komitacıları öldürdü. İhbar edilmesi üzerine Batum’da bulunduğu sırada tutuklandı ve mahkûm edilerek Sibirya’da bir hapishaneye gönderildi. Hapishanede kaldığı dönem boyunca taş ocaklarında çalıştırıldı. 1917 yılında firar etti ve Rize’ye geldi. Geldiği tarihte Rize, Rus işgali altındaydı. Burada halkı korumak ve Ruslar hakkında bilgi toplamak için kurulmuş olan Kurtuluş Komitesi’ne katıldı.  3 Mart 1918 günü imzalanan Brest-Litovsk Antlaşması gereği Ruslar Batum’u terketmeyince, bölgeyi Ruslardan almak için sevk edilen askeri birliklerin beraberindeki gönüllüler içerisinde yer aldı.

    Rus işgali döneminde Rize sahilinde 250 tonluk bir Rus yelkenlisi karaya oturmuştu. Recep Reis bunu yüzdürmeyi başardı ve gemiyi sahiplendi (Batum’dan erzak yüklü bir gemiyi kaçırdığı da iddia edilmektedir). Bu gemiyle Zonguldak’tan İstanbul’a kömür nakliye işleri yapmaya başladı. Bu ticaret, 1920 yılı başlarında geminin Kefken açıklarında batmasına kadar devam etti. Geminin batması üzerine adamları ile sahile çıkan Recep Reis bu bölgeye yerleşti. Ardından arkadaşları ile Kefken açıklarından geçen gemileri soymaya ve bölgede eşkıyalık yapmaya başladı. Kendisine katılan hemşerileri ile birlikte çetesinin gücü gün geçtikçe arttı. Bu faaliyetlerinden dolayı İstanbul Hükümeti tarafından gıyabında yargılandı ve idama mahkûm edildi.

    Bahsi geçen olayların yaşandığı yıllar I. Dünya Savaşı sonrasıdır. Yurdun dört bir yanı işgal edilmeye başlanmıştı ve azınlıklar Müslümanlara karşı çetecilik faaliyetlerini yoğunlaştırmıştı. Rum çetelerinin yoğun faaliyette bulunduğu bölgelerden biri İstanbul-Kocaeli bölgesiydi. Bu durum Mondros Mütarekesi’nden sonra İstanbul’da başlayan Kuva-yı Milliye hareketinin kısa zamanda İzmit bölgesine yayılmasına neden oldu.

    O günlerde Recep Reis, Kefken’den İstanbul’a geçti. Çeşme Meydanı’nda kahvede otururken, M.M. Örgütü’nün önemli isimlerinden Harbiye Nezaretinde görevli Yüzbaşı Ziya Bey yanına gelerek kendisiyle konuşmak istedi. İstanbul’da özellikle de Sarıyer muhitinde dehşet saçan Rum çeteleriyle mücadele etmesi için ricada bulundu. Recep Reis teklifi kabul etti. Çevrede bulunan arkadaşlarını topladı. Rize’deki tanıdıklarına haber gönderdi ve kısa sürede bir müfreze kurdu. Ardından Rum ve Ermeni çeteleriyle mücadeleye başladı. Sarıyer’de teşekkül eden bir Rum çetesi Uskumruköy ile Bahçeköy arasında sıkıştırıldı ve hepsi öldürüldü. Bu baskın Recep Reis’in müfrezesinin adını duyurduğu ilk hadise oldu. Takip eden günlerde de azınlık çetelerine yönelik baskınlar devam etti. Boğaz’da bir lokantada yemek yediği tespit edilen Andon Çetesi ortadan kaldırıldı. Kartal’da ve yine İstanbul’un Anadolu yakasında yer alan Paşaköy’de bulunan iki Rum çetesinin üyeleri öldürüldü. Çetelere karşı yürütülen mücadele işgal kuvvetlerine karşı da yürütülüyordu. Bazen münferit bazen de toplu bir şekilde işgal gücü askerlerine karşı eylemler yapıldı. Faaliyetleri nedeniyle İngilizler tarafından her yerde aranması üzerine Kefken’e geçi.

    Recep Reis’in Milli Mücadele’ye katılmasında Süvari Kaymakamı Âtıf ile Doktor Yüzbaşı Raif Beylerin önemli bir yeri oldu. Kuvâ-yı Milliye, Recep Reis’in katılmasıyla birlikte Batı Karadeniz kıyılarında ve bu kıyıya yakın iç kesimlerde önemli ölçüde söz sahibi oldu. Recep Reis, 1920 yılı Aralık ayında Şile’ye görevlendirildi. Reis, Karakol Cemiyeti’nin  bir üyesi yaptı. Bir süre sonra Cemiyet, Marmara Bölgesindeki kuvvetlerini mıntıkalara ayırdı. Bu görevlendirme sonucunda İpsiz Recep Kefken’e kumandan oldu.  Recep Reis müfrezesini daha da güçlendirmek için Rize’de bulunan Mataracı Mehmet Efendi’ye haber gönderdi ve gönüllü toplamasını istedi. Gerek bu gönüllüler gerekse Rize Valisi Ahmet Faik Bey’in Ankara’dan aldığı izinle Milli Mücadele’ye katılması için hapishaneden çıkardığı 600 kişinin bir bölümü Recep Reis’e katıldı.

    Bölgedeki gücü iyice artan Reis, Kefken’de açıktan geçen düşman ülke gemilerine ve düşman ülkelere yük taşıyan yerli gemilere el koymaya başladı. Öte yandan Rum çetelerine karşı mücadelede de devam etti. Durumdan rahatsız olan İngilizler sorunu çözmek için Damat Ferit Hükümetinden Recep Reisi yakalaması ve müfrezesini ortadan kaldırması için baskıda bulundular. İstanbul Hükümeti duruma müdahale etmesi için Kemal Reis Gambotu’nu Kefken Adası’na gönder. Gambottan birkaç subay ve bir kısım asker adaya çıkarak Recep Reis’le görüştü. Reis’in vatanperver biri olduğunu gören topçu komutanı İbrahim Bey, ona ve müfrezesine zarar verecek atışlarda bulunmadı Gambottan Haliç Komodorluğuna bir mesaj çekilerek geminin toplarının arızalandığı, projektörünün kırıldığı ve havanın kararması üzerine çekilmek zorunda kalındığı bildirildi. Recep Reis’in kasıtlı olarak yakalanmadığını anlayan Damat Ferit Hükümeti, Gambot subaylarını Divân-ı Harbe vererek aylarca süründürdü. Hükümet, Kefken Adası’nda bulunan İpsiz Recep ile Laz Şerif’in yakalanması için başkaca tedbirler almışsa da amacına ulaşamadı.

    Recep Reis, daha sonra Kefken’in doğusunda bulunan Karasu bölgesine yerleşti. Adamlarını bölgeye dağıtarak  altı ve on kişilik karakollar kurdu. Bölgede sadece Ermeni ve Rum çetelerle değil, isyancı Abazalarla da mücadele etti. Müfrezesi, “Orhangazi Müfrezesi” olarak anıldı. Düzenli ordunun kurulmasının ardından İpsiz Recep ve milisleri orduya katıldı. Ancak Reis, ilk başta düzenli ordu emrine girmeye yanaşmadı Kastamonu ve Havalisi Komutanı Muhittin (Akyüz) Paşa kendisine 2 Kasım 1920 tarihinde bir mektup gönderdi. Bu mektupta düzenli ordu hizmetine girmesi ve Düzce Kumandanı Yüzbaşı Edip Bey’e bağlanması istendi. Düzenli orduyu katılmayı kabul eden Recep Reis yalnız Edip Bey’in emrinde olmak istemedi. Bunun üzerine kendisi Bolu Mıntıka Kumandanı Osman Bey’in emrine verildi. Alay haline gelen kuvvetleriyle, Mekece köyüne giderek cephe emrinde çalışmaya başladı. Müfrezesi, Kocaeli grubuna bağlandı ve Aziz Kaptan milisleriyle birlikte “Kocaeli Taburu”nu oluşturdu.

    Milli Mücadele boyunca kendisine verilen görevleri yerine getirmek için büyük çaba sarf etti. 8 Haziran 1920 günü Fransızlar tarafından işgal edilen Ereğli’nin kurtarılmasında müfrezesi büyük başarı gösterdi. İkinci İnönü Savaşı sırasında Kandıra’da bulunan Yunan Tugayı’nın İnönü hattındaki diğer kuvvetlerle birleşmesini önleme emrini diğer müfrezelerle birlikte başarıyla yerine getirdi. Daha sonra Yunanlıların İzmit’ten atılmasında büyük fayda sağladı. Yine Milli Mücadele boyunca İstanbul’dan Ankara’ya gizlice geçen zevata yardımcı oldu. Sadece kişilerin geçişinde değil, İstanbul’dan Anadolu’ya silah sevkiyatında da önemli hizmetlerde bulundu.

    Recep Reis’e Büyük Millet Meclisi adına tezkere verme yetkisi de verildi. Bu yetkiye  Milli Mücadele sonrasında kendisi ile birlikte savaşan adamlarından mükellefiyetlerini tamamlayanlara tezkere verdi (Ancak bu tezkerelerin bazıları askerlik şubeleri tarafından kabul görmemiş ve bu şahıslar askere gitmek zorunda kalmıştır). Müfrezede bulunan pek çok kaçak ve suçlu, Recep Reis’e katılarak Milli Mücadele’ye ciddi katkılar sağladır. Ancak eski alışkanlıkların etkisiyle hareket edenler de yok değildi. Ayrıca Recep Reis’in sayısı gün geçtikçe artan müfrezesini doyurabilmek için bazen zorla zenginlerden para ya da mal alması da eleştiriliyordu. Tüm bunlar Milli Mücadele’ye büyük hizmetler vermiş Reis ve adamlarının zaman zaman kötü anılmalarına neden oldu. Recep Reis’e katılmak için Rize’deki hapishaneden çıkarılan mahkûmlardan bazılarının yolda eşkıyalık yaptıklarına dair haberler duyuldu. Bunu engellemek için Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Riyasetine çekilen telgrafta, “Recep Reis kuvvetlerine iltihak için çeşitli yerlerden gelen gönüllülerin öteye beriye sarkıntılık etmelerinin önlenmesi” arz edilmişti. Bartın, Ereğli, Cide ve çevrelerinde meydana gelen olaylar nedeniyle, gönüllülerin sıkı bir düzen içerisinde ve asker kontrolünde Recep Reis’in müfrezesine katılmaları sağlandı.

    Milli Mücadele’nin zaferle sonuçlanmasından sonra Mustafa Kemal Paşa, Recep Reis’i Ankara’ya çağırdı. Paşa, kendisine verilen her emri yerine getirmek için canla başla mücadele eden bu milis liderini Ankara’da iyi bir şekilde karşıladı. Kendisine “Emice” diye hitap ederek, ona iltifatta bulundu.

    Savaştan sonra müfrezede bulunanların bir kısmı Rize’ye bir kısmı da İstanbul’a döndü. Bazıları da Karasu ve civarında Rumlardan boşalan mülklere yerleştirildi. Recep Reis önce Kızılcık köyünde kendisine tahsis edilen araziye yerleşti. Daha sonra denize kıyısı olan Yenimahalle’ye taşındı. Ölümüne değin burada yaşadı. 11 Haziran 1928 tarihinde vefat etti ve Karasu Ulu Cami yanında bulunan mezarlığa defnedildi. Recep Reis, Milli Mücadele’deki hizmetlerinden dolayı TBMM tarafından Kırmızı şeritli İstiklal Madalyası ile taltif edildi. Savaş sonrası yazılmış çeşitli belgelerde “Milis Kumandanı”, “Milis Yüzbaşı”, “Milis Süvari Yüzbaşı”, “İhtiyat Milis Mülâzım (teğmen)” gibi rütbe ve unvanlarla anıldı.

  • KÜRESEL OYUNCAK SEKTÖRÜNÜN DEVLERİ BULUŞACAK

    KÜRESEL OYUNCAK SEKTÖRÜNÜN DEVLERİ BULUŞACAK

    Dünyanın en çok kazandıran oyun sektörünün büyüklüğü Türkiye’de 1 milyar 200 milyon dolara kadar yükseldi. Bu kapsamda eğlence sektörüne yeni bir soluk kazandıran Tureks Uluslararası Fuarcılık, oyuncak sektörünün Türkiye’deki en büyük ve en kapsamlı uluslararası buluşması için hazırlıklarını hızlandırdı. Her sene sektörde en yeni trendlerin belirlendiği Uluslararası Eğlence-Etkinlik, Park-Rekreasyon Fuarı ATRAX, 10’uncusunu Tureks Uluslararası Fuarcılık iş birliğinde 12-14 Ocak 2023 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenleyecek. Uluslararası fuar, eğlence sektörünün devleri ile yerli üreticileri bir araya getirerek sektörün küresel ticari faaliyetlerine kılavuzluk etmeyi sürdürecek.

    Uluslararası Eğlence-Etkinlik, Park-Rekreasyon Fuarı ATRAX 2023, 10. yılında da alanında lider bir fuar organizasyonu olarak sektör profesyonelleri, mimarlar, turizm belediyeler, kamu kurumları, sosyal tesis yatırımcıları ve Türkiye’den yetkililer dahil olmak üzere çok çeşitli ulusal ve uluslararası paydaşların projelerine rehber olmaya devam ediyor. Bu yönüyle sektörün üretim gücünün ve ihracatının üst seviyelere taşımasında kilit bir rol üstleniyor. 12-14 Ocak 2023 tarihlerinde, İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilecek 10. Uluslararası Eğlence-Etkinlik, Park-Rekreasyon Fuarı’na yurt dışından ve yurt içinden geniş bir katılım bekleniyor.

    EĞLENCEDE DİJİTAL TEKNOLOJİLER ELE ALINACAK

    Kent planlamasından kamusal alan tasarımına ve eğlence tesislerine kadar büyük projelerin tüm boyutlarına odaklanılacak fuarda 12 Ocak Perşembe günü saat 13.30’da akademisyenler tarafından kurulan Rekreasyon Çalışmaları ve Araştırmaları Derneği ( REKÇAD) öncülüğünde “Rekreasyonla Aktif ve Sağlıklı Şehirler” konulu bir panel gerçekleştirilecek. Panelde; REKÇAD Başkanı Prof. Dr. Bülent Gürbüz, Spor İstanbul Genel Müdürü Renay Onur ve Marka Danışmanı Şöhret Pakiş konuşmacı olarak yer alacak.

    Bu yılki sloganını “Büyük Oynuyoruz” olarak belirleyen ATRAX’ ın, bir diğer paneli ise Eğlence, Park, Rekreasyon Derneği (TEPEA) öncülüğünde düzenlenecek. “Eğlencede Dijital Teknolojiler ve Metaverse” başlığı altında ele alınacak panelde de sektörün öncü temsilcileri Sosyal Medya ve Dijital Güvenlik Eğitim Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Levent Eraslan, Aqua Florya İcra Kurulu Üyesi ve İstanbul Akvaryum Genel Müdürü Dilek Çapanoğlu, DOF Robotics Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Mertcan bilgilerini aktaracak.

    OYUNUN EĞLENCESİ KADAR SORUMLULUKLARINA DA DEĞİNİLECEK

    Fuarın ikinci gününde de paneller devam ederken  “Kamusal Alanlarda Çocuğun Oyun Oynama Hakkı” başlığı altında Biz Üretenler, İşletenler, Hizmet Sağlayıcılar için Temel Sorumluluklar konulu düzenlenecek konferans ise İPAR( Macera ve Oyun Parkları Derneği) tarafından saat 14.30’da dinleyicileriyle buluşturulacak. TMMOB Peyzaj Mimarları Odası Genel Başkanı Yasin Otuzoğlu panelin ana konuşmacıları arasında yer alacak.

    MOTTOMUZ “BÜYÜK OYNUYORUZ!”

    ATRAX Organizatörü Tureks Uluslararası Fuarcılık Genel Müdürü Nergis ASLAN: “2023’te 10’uncusunu düzenleyeceğimiz fuar aracılığıyla küresel oyuncak sektörünün devlerini yerli üreticilerimizle buluşturacağız. Hem çok mutluyuz hem de büyük bir sorumluluk içerisindeyiz. Her yıl bir önceki fuarımızdan daha iyisini yapmak için çalışıyoruz.  Bu yıl da mottomuzu “Büyük Oynuyoruz” olarak belirledik. Sektörümüz gün geçtikçe dünya üzerinde önemli bir potansiyel olmaya başladı. Biz de Türkiye’nin, dış ticaret ve cari dengesinde önemli rol oynayan sektördeki bu konumunu, gerçekleşecek uluslararası iş birlikleri ile daha da arttırmayı ve ihracatımıza olumlu katkılar sağlamayı hedefliyoruz.  Markalaşma yolunda ilerleyen, marka bilinirliğini artırmak isteyen üreticilerimizle yeni hedef pazarlara ulaşarak küresel adımlarını hızlandırmaya hazırlanan üreticilerimiz için büyük fırsatlar sunacağımız fuarımızla sektörün ihracat hedeflerine ulaşmasına kılavuzluk edeceğiz. Türkiye bu konuda iyi bir üretici. Yerli üretici sayımız oldukça fazla. Yurt dışından da talepler yüksek. Geleceği doğru inşa edebilmek için, biz de işimizi yeniliyoruz. Yeni yılda büyük işler için bir araya gelmeye hazırlanıyoruz. Hep birlikte oyunu yeniden düzenliyoruz ve büyük oynuyoruz.” İfadelerini kullandı.

    Atrax Hakkında:

    ATRAX dev yatırım gücüne sahip küresel eğlence-atraksiyon ve rekreasyon endüstrisinin Türkiye’deki uluslararası iş platformudur. Kentsel yaşam ve mutluluk vizyonu ile park, oyun, eğlence, dinlenme, aktivite- spor alanları gibi kent halkının rekreasyon ihtiyaçlarına yönelik tesislerin yapımı/bakımı konusunda tüm ürün, hizmet ve projeleri bir arada sunan ATRAX, ürün yelpazesi ile ziyaretçiye proje, tasarım, ürün, hizmet ve yatırım süreçlerinde rehberlik eder.

  • ‘İşimiz Temiz Projesi’ ile 60 bini aşkın kişiye hijyen eğitimi verildi

    ‘İşimiz Temiz Projesi’ ile 

    60 bini aşkın kişiye hijyen eğitimi verildi

    Konaklama, yiyecek-içecek ve ulaşım sektöründeki işletmelere yönelik hijyen eğitimlerini kapsayan İşimiz Temiz Projesi, ikinci yılını tamamlamadan 20 ilde yaklaşık 60 bin kişiyi aştı. Projenin yeni döneminde yüz yüze eğitimin yanı sıra çevrim içi eğitimlerle de hijyen bilincinin tüm Türkiye’deki işletmelere yayılımı hedefleniyor.

    Millî Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü (HBÖGM), Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Kadın Girişimciler Kurulu ve OPET’in iş birliğinde hayata geçirilen “İşimiz Temiz Projesi” kapsamında düzenlenen eğitimlerle bugüne kadar 60 bini aşkın işletme temsilcisine ulaşıldı. Konaklama, yiyecek-içecek ve ulaşım sektöründeki mikro işletmelere yönelik olarak 2021 yılında hayata geçirilen proje ile işletmelerin hijyen standartlarının yükseltilmesi, bu işletmelere duyulan güvenin artırılması ve böylelikle işletme gelirlerine destek sağlanması hedefleniyor. Yeme içme, konaklama ve ulaşım sektörleri işletmecileri ve çalışanlarına yönelik hijyen eğitim içeriklerinin halk sağlığı profesörleri tarafından hazırlandığı projede, eğitimler ücretsiz ve herkese açık olarak halk eğitimi merkezleri tarafından gerçekleştiriliyor.

    “EĞİTİMLERİ TAMAMLAYAN İŞLETMELERE HER GÜN YENİLERİ EKLENİYOR”

    Proje ile daha sağlıklı, hijyenik ve temiz işletmelerin çoğalması için rehberlik sunduklarını belirten TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı ve OPET Yönetim Kurulu Kurucu Üyesi Nurten Öztürk, “20 ilde yürütülen projemiz henüz ikinci yılını tamamlamadan 60 bini aşkın işletme temsilcisine ulaştı. Proje eğitimlerini tamamlayan işletmelere her gün yenileri ekleniyor. Bu sonuçlar bizler için son derece mutluluk verici. İşimiz Temiz Projesi kapsamında değerli paydaşlarımızla birlikte titizlikle çalışıyor ve bunun sonucu olarak işletmelerin de ilgisi ve projeyi sahiplenmesiyle başarılı sonuçlar elde ediyoruz. Projemizi tüm Türkiye’ye yayarak mikro işletmelerde hijyen bilinci konusunu güçlendirmeyi hedefliyoruz” dedi.

    ÇEVRİM İÇİ EĞİTİMLERLE PROJENİN KAPSAMI GENİŞLETİLECEK

    Türkiye genelinde 20 ilde yürütülen proje kapsamında Antalya’da 10.657, Hatay’da 11.619, Bursa’da 7.230, Samsun’da 5.392 ve Gaziantep’te 4.657 kursiyere ulaşıldı. Eğitimlerini tamamlayan işletme temsilcilerinin, Millî Eğitim onaylı sertifika ve Europass ek sertifikasına hak kazandığı projede işletmeler bu belgelere ek olarak ‘İşimiz Temiz’ belgesi alabiliyor. 8 saat süren eğitim programı, kişisel hijyenden mekân hijyenine, hijyenin sağlık üzerindeki etkilerinden işletmelerin sürdürülebilirliği ile olan ilişkisine kadar pek çok konuyu kapsıyor. Tüm Türkiye’ye ulaştırılması hedeflenen İşimiz Temiz Projesi’nin yeni döneminde yüz yüze eğitimlere ulaşması güç olan hedef kitle için çevrim içi eğitimler başlatılıyor. Eğitimlerden faydalanmak isteyenlere, e-yaygın sistemi üzerinden üç sektör için hazırlanmış online eğitimlere ulaşma imkânı sunulacak.

  • CHP’li kadınlardan Gar Meydanı’nda kadın ve çocuk istismarına karşı sessiz eylem gerçekleştirdi

    CHP Sakarya İl Kadın Kolları Başkanlığı tarafından Gar Meydanı’nda kadın ve çocuk istismarına karşı sessiz eylem gerçekleştirildi.

    HABER-Fehmi DUMAN-Fotoğraf Necla BAKAN sakarya54.net ekibi

    CHP Sakarya İl Kadın Kolları Başkanlığı, son zamanlarda gündemden düşmeyen çocuk istismarları ve kadın cinayetleriyle ilgili Gar Meydanı’nda basın açıklaması düzenledi.

    81 ilde eş zamanlı yapılan ve Sakarya’da da Gar Meydanı’nda düzenlenen basın açıklamasına CHP Sakarya İl Kadın Kolları Başkanı Azize Çeroğlu, ilçe kadın kolları başkanı ile üyeleri ,

    SASÇED Yönetimi  CHP Sakarya İl Kadın Kollarının, düzenlediği,Sessiz eyleme katılım sağladı.

    Eğitim-Sen Sakarya Şube Kadın Sekreteri Yasemin Hacıeyüpoğlu katıldı.

    CHP Sakarya İl Kadın Kolları Başkanı Azize Çeroğlu tarafından yapılan basın açıklamasının ardından Gar Meydanı’nda 30 dakika boyunca sessiz eylem gerçekleştirildi.

    Başkan Çeroğlu yaptığı açıklamada şunları kaydetti:

    “Ülkemizde yaşayan kadınlar, en temel hak olan yaşam hakkı için direniyor. AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılından bu yana kadın cinayetleri sistematik olarak arttı.

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun verilerine göre, 2002 yılında 66 kadın cinayeti işlenmişken, 2021 yılında 217’si şüpheli olmak üzere 497 kadın hayattan koparıldı. 1 Ocak 2022 ile 1 Kasım 2022 arasında ise 202’si şüpheli olmak üzere en az 482 kadın öldürüldü.

    Şüpheli kadın ölümü yoktur, etkin yürütülmeyen soruşturmalar vardır!

    Malatya’da 14 yaşındaki Elif Gültekin’in intihar ettiği öne sürüldü. Savcılık soruşturmayı yeniden başlattığında, Elif’in töre cinayetine kurban gittiği üç yıl sonra anlaşıldı.

    Eskişehir’de evinin bodrumunda ölü olarak bulunan 41 yaşındaki iki çocuk annesi Beyhan Biçer’in intihar etmediği, evli olduğu Ercan Biçer tarafından öldürüldüğü ise iki yıl sonra ortaya çıktı.

    Bizler “Kadın cinayetlerini durdurun!” diye haykırırken, eski Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, “Her kadın cinayeti bizim kadına yönelik şiddetteki kadın cinayeti değildir. Her şüpheli ölüm de kadın cinayeti değildir” demekle yetindi. Çocuğa yönelik tecavüzde “çocuğun rızası”ndan bahseden Bekir Bozdağ, Adalet Bakanı oldu. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, öldürülen kadınlardan sadece “sayı” olarak bahsetmeye devam etti. Yetti mi? Hayır! Şimdiki Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Derya Yanık, “2021’in ilk 10 ayında 242 ve 2022’nin ilk 10 ayında 225 vaka var. 2022’de yüzde 7 bir azalış görülüyor’’ dedi. Yanık’ın açıklamasında bir de itiraf vardı: “Kadın cinayetlerinin yüzde 8’i koruma kararı altında yaşanıyor!”

    Kadınları koruyamayan, şiddeti tolere edilebilir bulan, öldürülen kadınları sadece sayı olarak nitelendiren zihniyete bir kez daha sesleniyoruz: “HER KADIN BİR HAYATTIR!”

    Hayatı anlamlandıranlardan biri de çocuktur!

    Çocuk demişken;  Aziz Nesin’i rahmetle anarak ÇOCUK şiirinden bir bölüm  okumak istiyorum.

    Öyle bir ağlasam,
    Öyle bir ağlasam ki çocuklar
    Size hiç gözyaşı kalmasa..

    Öyle bir aç kalsam,
    Öyle bir aç kalsam ki çocuklar
    Size hiç açlık kalmasa..

    Öyle bir ölsem,
    Öyle bir ölsem ki çocuklar
    Size hiç ölüm kalmasa..

    Çocuklar, bugünümüz ve geleceğimizdir. AKP zihniyeti bugünümüzü ve geleceğimizi karanlığa gömmek istiyor.

    Çocuk yaşta, erken ve zorla evlilikler çocuğun insan hakkı ihlalidir ve suçtur. Aynı zamanda çocuklara ve kadınlara yönelik şiddet biçimlerinden biridir. Çocukların eğitimini, sağlığını, sosyal, psikolojik ve kültürel gelişimlerini engeller. Çocukların özgürlüklerini kısıtlar.

    AKP zihniyeti istismar vakalarının önünü açan politikalarını ilmek ilmek ördü. 4+4+4 eğitim sistemine geçilerek kız çocuklarının erken yaşta ve zorla evlendirilmelerinin önü açıldı. Ülkemiz çocukları istismar edenlerin “cezasızlıkla” ödüllendirildiği bir utanç tablosuna dönüştürüldü. Kadını ikinci cinsiyet olarak gören zihniyet, çocuk istismarında “rızadan” bahsetti.

    Çocuğa yönelik cinsel istismar ile ilgili af ve istismar eden kişi ile evlilik için yasal düzenlemeleri ısıtıp ısıtıp önümüze getiriyor.

    21. yüzyılda dahi ülkemizde milyonlarca çocuk yasal haklarından mahrum bırakılıyor. Yasal olarak çocuk evliliklerini meşru kılmak için her fırsatta adım atmaya çalışan AKP iktidarı, muhalefetin ve kadın örgütlerinin direnişi nedeniyle bu sapkın kanunu yasallaştıramıyor. Ama kendisine yakın çevrelerde yaşanan istismarların üzerini örtüyor. Çocukların istismarcıları tarafından her gün istismar edilmesine göz yumuyor.

    Bizler yaşanan bu skandallara sessiz kalmadık, kalmıyoruz. Tarikatlarda, vakıflarda ve cemaatlerde gündeme gelen hiçbir istismar skandalında susmadık! Susmayacağız!

    Çocuk istismarını meşrulaştırmaya çalışan, laik ve demokratik bir ülke olduğumuz gerçeğini yok saymaya çalışan zihniyetin karşısında dimdik durduk, duracağız!

    Maalesef şehrimizde de olmazlar oluyor. Hep konuşuluyor ama daha sonra bunlar unutulup gidiyor. Bunların unutulmasının nedeni maalesef yargı sisteminin düzgün işlememesinde, yasaların etkin yürütülmemesinden kaynaklı.

    Serdivan’da meydana gelen bir olayda; 14 yaşındaki M. isimli lise öğrencisi, eğitim gördüğü özel okuldaki arkadaşları tarafından tanıştırıldığı 19 yaşındaki B.E.Y. tarafından içeceğine ilaç atılarak uyutulduktan sonra tecavüze uğradı.  Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada mahkemeye katılmayan sanık B.E.Y.’nin tutuksuz yargılanması ancak zorla getirilmesi yönünde karar çıktı.

    Çocuk istismarı suçtur! NOKTA.

    En son yaptığımız açıklamamız sonrasında farklı nedenlerle kadınlarımız öldürülürken daha gecen gün beslenme yetersizliğinden 6 yaşında bir çocuğumuzu kaybettik. Sözün bittiği anları yaşadık. Çocukların istismarının da derin yoksulluğun da tek sorumlusu AKP hükümeti. Tüm rakamları makyajlayan TÜİK bile 20 yılda 569 bin 383 çocuğun doğum yaptığını söylüyor. Çocukların yatağa aç girmediği, eğitim dışına itilmediği, çocuk işçiliğinin son bulduğu düzen kurmaya kararlıyız. Çocuk istismarcılarının aklanmasına izin vermeyeceğiz. Çocukların küçük yaşta evlenmesinin önünü açan uygulamalara son vereceğiz. Sağlıklı toplum için sadece salgınla mücadele yetmez. Ekonomik sorunlar nedeniyle beslenemeyen çocuklar fiziki ve ruhsal sorunlarla karşılaşıyor.  Çocuklar maalesef beslenemiyor, çocukların gelişmesi için gerekli olan maddeleri aileler maalesef alamıyor. Çocukların beslenme çantası boş, çocukların sabah kahvaltısı yok. Geleceğimizi inşa edecek çocuklarımız maalesef aç.  İlk seçimlerden sonra bunları ve daha fazlasını hayata geçireceğiz.  Aslında bugün örgüt olarak daha önce defalarca seslendiğimiz bu açıklamaları yeniden yapmasak mı  dedik! Fakat yapamadan da edemedik.

    Çünkü ben , biz herkesin anlayacağı bir dil olduğunu düşünüyoruz. Bu defada sessiz kalarak bir farkındalık yaratıp yetkililerin ve halkımızın dikkatini çekelim istedik. Bu direnişimiz duruşma tarihi 3 Ocak 2023 tarihine kadar belli aralıklarla devam edecek.

    Katılmanız ve sessizliğimize ses olduğunuz için örgütüm adına teşekkür ederim

    ÇOCUK SUSAR SEN SUSMA!”

  • TED Meşale Ankara Divan’da Umut Oldu

    TED Meşale Ankara Divan’da Umut Oldu

    TED’in, geleneksel hale getirdiği Meşale Çarşısı etkinliği bu yıl 16-17 Aralık’ta Divan Hotel Ankara’da düzenlendi… TED Meşale Çarşısı, maddi durumu iyi olmayan çocuklara umut oldu…

    TÜRK Eğitim Derneği’nin (TED) gelenekselleşen yılbaşı alışveriş şenliği Meşale Çarşısı; Birçok markanın ve ünlü tasarımcının ürünlerinin satışının yapıldığı etkinlikte, ödüllü çekilişler, sürpriz etkinlikler düzenlendi. İki gün boyunca devam eden etkinliğin davetlileri arasında ise Ankara Cemiyet, iş ve sanat dünyasından pek çok ünlü isim yer aldı.

    Maddi olanaksızlıklar içindeki başarılı öğrencilerin eğitimine destek olmak’ ilkesi ile hareket eden TED, geleneksel hale getirdiği Meşale Çarşısı etkinliğini bu yıl Divan Hotel Ankara’da düzenledi.

    TED gönüllü komitelerinden Sosyal Hizmetler Komitesi tarafından yürütülen etkinlikten elde edilecek bağışlar, maddi olanaksızlıklar nedeniyle eğitime erişimi kısıtlı ancak başarısını kanıtlamış çocuklara umut olarak eğitime, sanata, spora dönüşecek ve onlarca çocuğun hayatına dokunacak.

    TED Sosyal Hizmetler Komitesinden Betül Ilgar ve Yeşim Kabalak yaptığı açıklamada; “Komitenin bu yılki hedefi 100 çocuğa burs sağlamak. Hedefimiz dokunulmadık çocuk bırakmamak. Yıllardır süregelen bu etkinlikten sağlanan her bir kuruş çocukların nitelikli eğitimine harcanmakta. 98 ayrı Standta çok değişik aksesuar, ev eşyası, kürkten takıya kadar, herkese hitap eden ürünler var.  Özelikle ebeveynlerin rahatça alışveriş yapabilecekleri bir etkinlik düzenledik.  Bu etkinliğe ilk olarak 2016 yılında başladık vebu hafta sonu 5. Sini tamamlıyoruz.  Bütün kazancımızı burslu çocuklara harcayacağız. Biz sadece stantları kiralıyoruz, buraya katılarak gelen 5 yıldır bizimle olan dostlarımıza da teşekkürler” dediler.

    ANGİAD Başkanı  Ertuğrul Onat ve eşi Öznur Onat, TÜRK Eğitim Derneği’nin (TED) gelenekselleşen yılbaşı alışveriş şenliği Meşale Çarşısı’na katılanlar arasındaydı. ANGİAD Başkanı  Ertuğrul ONAT  “Divan Ankara Otel’de gerçekleşen ve 2 gün devam eden  etkinlikten elde edilen gelirle başarılı ancak maddi durumu yeterli olmayan 100 çocuğa burs sağlanması mutluluk verici” dedi.

    Ertuğrul ONAT ve eşi Öznur ONAT, bazı ANGİAD Üyelerinin de katılım sağlayarak açtıkları stantları gezerek burslu çocuklar yararına alışveriş yaptı. Meşale Çarşısı’na; ANGİAD Başkan Vekili Mehmet Salih ERHAN, Başkan Yardımcıları Ayşegül YÜCEL ve Osman BAŞTAŞ, Yönetim Kurulu Üyesi Çoşkun SÖNMEZ ile Kadın Platformu Başkanı Cansu UYGUR DADAŞ ve platform üyeleri de katıldı.

    Türk Eğitim Derneği, başarılı ancak maddi olanakları yeterli olmayan öğrencilerin eğitimlerine destek olmaktadır. Dernek, kurulduğu günden bugüne kadar yaklaşık 50.000 öğrenciye karşılıksız burs vermiştir.

    Etkinlik; tasarımcılar ve eğitime katkıda bulunmak isteyenlerin bir araya geldiği, Ankaralılar tarafından yoğun ilgi gören, bugüne değin binlerce kişiye ulaşmış bir niteliktedir.

    Kermes’den elde edilen gelirle yaklaşık 100 öğrenciye burs sağlamak hedeflendi.

  • Büyükşehir şehir tanıtım gezilerine devam ediyor

    Büyükşehir şehir tanıtım gezilerine devam ediyor

    Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen tanıtım gezilerinin son konuğu SAÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümü öğrencileri oldu. Öğrenciler şehrin güney bölgelerindeki II. Bayezid Köprüsü, Kuva-i Milliye Müzesi ve Taraklı’yı ziyaret ettiler.

    Sakarya Büyükşehir Belediyesi tarafından gerçekleştirilen şehir tanıtım gezileri devam ediyor. Yurtdışı ve yurtiçinden birçok kişiye yönelik düzenlenen tanıtım gezilerinin son konuğu Sakarya Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümü öğrencileri oldu. Şehrin güney bölgelerindeki tarihi ve turistik mekanları gezen öğrenciler bol bol hatıra fotoğrafları çekildiler. İl Ormanı ve Tabiat Parkı turu ile başlayan tanıtım gezisinde öğrenciler tarihi II. Bayezid Köprüsü ve Kuva-i Milliye Müzesi’ni ziyaret ederek tarihi bilgileri edindiler. Öğrencilerin son gezi noktası ise mimarisiyle kendisine has sakin şehir Taraklı oldu. Öğrenciler gezi için Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkürlerini sundular.

  • CHP Serdivan İlçesi Kadın Kolları Başkanı Alev Nalan AKICI’nın Basın Açıklaması

    CHP Serdivan İlçesi Kadın Kolları Başkanı Alev Nalan AKICI’nın Basın Açıklaması

    CHPli AKICI ‘dan “İnsan Hakları” açıklaması: Eşit, adil ve onurlu bir yaşam için…

    CHP Serdivan İlçesi Kadın Kolları Başkanı Alev Nalan AKICI, 10 Aralık Dünya İnsan Hakları sebebiyle açıklamada bulunarak, “Eşit, adil ve onurlu bir yaşam için, insan haklarının korunması için hepimize düşen sorumlulukları bugün de hatırlatmak ve Hayata Destek olarak bu konuda birlikte çalışmaya her zaman hazır olduğumuzu belirtmek isteriz” dedi.

    CHP Serdivan İlçesi Kadın Kolları Başkanı Alev Nalan AKICI , 10 Aralık Dünya İnsan Hakları sebebiyle açıklamada bulundu: İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 1948 yılında  kabul edildi. Türkiye ise 1949 yılında İLK imzacılarından  oldu. Bildirge, tarihteki en ağır insan hakları ihlallerinin yaşandığı İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, her bireyin özgürce, eşitçe ve onurlu bir şekilde yaşamasının ancak devletlerin uluslararası bir belge etrafında bir araya gelmesiyle mümkün olacağı fikrine dayanıyor.

    İnsan hakları konusunda uluslararası alanda en temel belge olan bu Bildirge; ırk, renk, din, cinsiyet, dil, siyasi veya diğer görüşler, ulusal veya sosyal köken, mülkiyet, doğum veya diğer statüler sebebiyle ayrımı gözetmeksizin hepimizin doğal insan haklarına sahip olduğunu vurgular. Yaşama hakkımız başta olmak üzere tüm haklarımıza insan onuruna yaraşır bir şekilde erişmemizi hedefler. 74 yıldır hem uluslararası alanda hem de ülkelerin benimsediği kanunlarla temel hak ve özgürlüklerimizin korunması, haklarımıza erişim konusunda pek çok ilerleme oldu. Fakat hala milyonlarca insan savaş ve çatışmalarda yaşamını yitiriyor, sömürü, taciz, istismar ve şiddete uğruyor. Dünyada 70 milyondan fazla insan zorla yerinden edildi, Bunun 31 milyonu çocuk. 25 milyondan fazla insan ülkesini terk edip başka bir ülkenin korumasına sığınmak zorunda kaldı 262 milyon çocuğun okula erişimi yok, en temel haklarından biri olan eğitim hakkına erişemiyorlar. 650 milyon kadın ve kız çocuğu 18 yaş altı evliliğe zorlanmış. Her yıl 12 milyon kız çocuğu 18 yaşından önce evlendiriliyor. Dünyada 152 milyon çocuk işçi var ve bunların 10 da 7’si ağır ve tehlikeli işlerde çalışıyor.

    Serdivan İlçesi kadın kolları başkanlığı olarak;Dünya İnsan Hakları Günü’nde özellikle çocuk hakları ve kadın haklarına dikkat çekmek istiyoruz:

    Nerede doğduklarına, kim olduklarına; cinsiyetlerine, dinlerine, etnik kökenlerine bakılmaksızın bütün çocukların yaşama hakkı başta olmak üzere; eksiksiz biçimde gelişme hakkı; zararlı etkilerden, istismar ve sömürüden korunma hakkı; aile, kültür ve sosyal yaşama eksiksiz katılma hakları var. 6 yaşında çocuk gelinler istemiyoruz. Laik Cumhuriyetimizin medeni kanunlarına göre REŞİT olarak  kendi hür iradeleri ile evlenmeleri en doğal haklarıdır. Bu hakları korumak hepimizin sorumluluğu.

    Toplumsal cinsiyet eşitliği bir insan hakkı. Herkes, algılandığı ya da hissettiği cinsiyet ya da toplumsal cinsiyet sebebiyle zulme, ayrımcılığa, şiddete ve diğer hak ihlallerine uğramadan yaşama hakkına sahip.

    Eşit, adil ve onurlu bir yaşam için, insan haklarının korunması için hepimize düşen sorumlulukları bugün de hatırlatmak ve Hayata Destek olarak bu konuda birlikte çalışmaya her zaman hazır olduğumuzu belirtmek isteriz.

  • Eğitim ve Bilim Gücü Dayanışma Sendikası Genel Başkanı Oğuz ÖZAT “İkinci okul görevlendirmeleri çözüm değil”

    Sakarya Eğitim Gücü Sen Sendikası, Rehber Öğretmen/Psikolojik Danışmanların ikinci okul görevlendirmesi sürecine ilişkin yaşanılan sorunlara ve yapılan görevlendirmelerin eğitim sürecine, öğretmen ve öğrencilerimize zararları üzerine dikkat çekmek için basın toplantısı gerçekleştirdi.

    HABER-Fehmi DUMAN-Fotoğraf Necla BAKAN  sakarya54.net ekibi

    Oğuz ÖZAT “Valisi’nden, milli eğitim bakanına,milli eğitim müdürüne, bu ülkede kanun var, devlet var , millet var ,mevzuat var, hukuk var, adalet var bilmiyorlarsa öğretmek sendikamızın boynunun borcudur

    Oğuz ÖZAT”O cezalar için de ayrıca idari davaları açtık hepsi iptal edilecek. Bizzat hukuk bu devlet bilmez mevzuat bilmez yöneticilerin yaptığı işlemi evraklarını kafalarına çarpacak. Öğretmenimiz gururla mücadelesinin hikayesini anlatırken bu idareciler utancıyla yaşayacak

    Oğuz ÖZAT”O bir öğretmenim için bugün Sakaryadaydım yarın da şube müdürü tarafından hakarete uğrayan bir öğretmen için Diyarbakırdayım işte sendikacılık budur

    Oğuz ÖZAT”Devletin yöneticisi halkını öğretmenine memurunu devlete güven yok sayamaz bundan büyük suç yoktur devlete güvenini zedeleyenmez bundan büyük suç yoktur o koltuklarınızda keyfi hareketlerde çözeceğiz sendikacılık budur görür. Sizlere ifade verdireceğim

    Oğuz ÖZAT”İdareye artık yetkili ama etkisiz sendikaların gevşekliğinde Ve onların desteğinde öğretmene her mağduriyeti vicdansızlığı ve devleti yoksa sayan fevriliği yapamayacağını öğreteceğiz Devlet başa kuzgun leşe

    Sakarya Eğitim Gücü Sen Sendikası, Rehber Öğretmen/Psikolojik Danışmanların ikinci okul görevlendirmesi sürecine ilişkin yaşanılan sorunlara ve yapılan görevlendirmelerin eğitim sürecine, öğretmen ve öğrencilerimize zararları üzerine dikkat çekmek için basın toplantısı gerçekleştirdi.

    Açıklamayı gerçekleştiren EĞİTİM GÜCÜ SEN -Eğitim ve Bilim Gücü Dayanışma Sendikası Genel Başkanı Oğuz ÖZAT , şu ifadeleri kullandı:

    Bugün bir eylem kararına uyan öğretmene ceza veren Sakarya Valisi, il milli eğitim müdürü, Akyazı ilçe milli eğitim müdürü hakkında bir Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığına suç durusunda bulunduk bizzat avukatlarımızla gittim. Öğretmeni ilçesindeki okuluna kadar ziyaret ettim.

    YAMA YAPILIYOR

    REHBER ÖĞRETMEN/PSİKOLOJİK DANIŞMANLARIN

    İKİNCİ OKUL GÖREVLENDİRMELERİ ÇÖZÜM DEĞİL

    Değerli Öğretmenlerimiz, Eğitim Çalışanlarımız ve Saygıdeğer Basın Mensupları,

    Bugün burada Rehber Öğretmen/Psikolojik Danışmanların ikinci okul görevlendirmesi sürecine ilişkin yaşanılan sorunlara ve yapılan görevlendirmelerin eğitim sürecine, öğretmen ve öğrencilerimize zararları üzerine dikkat çekmek için toplanmış bulunuyoruz. Ülkemizin hemen her yerinde kadrolu olarak çalışan Rehber Öğretmen/Psikolojik Danışmanların sayısının yetersizliği sebebi ile geçici bir çözüm olarak, adeta psikolojik danışma hizmetlerinin ne anlama geldiği bilinmiyormuşçasına ısrar edilen görevlendirmeler ile rehberlik hizmetlerine yama yapılmaya çalışılmaktadır.

    Son yaşadığımız olayda Sakarya-Akyazı ilçesinde üye öğretmenimiz yasa dışı bir görevlendirme sürecine yaptığı itiraz ve sendikamızın eylem kararını uyguladığı için kademe ilerlemesi cezası ve yer değişikliği teklifi ile soruşturma süreci tamamlanmıştır. Biz Eğitim Gücü Sen Merkez Yönetim Kurulu Üyeleri, Sakarya İl Yönetimimiz ve Marmara Bölge Yönetimlerimiz ile buradan bir kez daha Psikolojik Danışma hizmetlerinin ne olduğunu anlatmak ve ikinci okul görevlendirmesi garabetine dikkat çekmek için bugün buradan bir kez daha haykırıyoruz.

    14 Ağustos 2020 tarihinde Resmî Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Millî Eğitim Bakanlığı Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetleri Yönetmeliği’nde yapılan tanımlamalara göre Psikolojik Danışma “Psikolojik danışma Bireylere kendini tanıma, karar verme ve problem çözme becerisi kazandırmayı, bireylerin kişisel ve toplumsal uyumlarını gerçekleştirmelerini ve iyilik hallerini geliştirmelerini amaçlayan, bireysel ve grupla profesyonel olarak yürütülen psikolojik yardım sürecini,” ; Rehber öğretmen/psikolojik danışman ise eğitim kurumlarında rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerini sunan, okul rehberlik ve psikolojik danışma programının uygulanması ve koordinasyonunun sağlanmasında program sorumlusu olarak görev alan, rehberlik ve araştırma merkezlerinde rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerini sunan personeli; psikolojik danışman ise üniversitelerin eğitimde psikolojik hizmetler, rehberlik ve psikolojik danışmanlık ile psikolojik danışma ve rehberlik veya bu alana denk kabul edilen programlardan en az lisans düzeyinde eğitim almış personeli ifade etmektedir.

    Bu tanımlara baktığımızda psikolojik danışma ve rehberlik hizmetlerinin bireye yardım, kendini tanıma, karar verme, problem çözme becerisi geliştirme, kişisel ve toplumsal uyumu kapsayan bilimsel ve profesyonel bir hizmet olduğu görülmektedir. Bu sebeple okullarda istihdam edilen psikolojik danışmanlardan bu süreçleri kapsayan bilimsel ve profesyonel hizmet sunmaları beklenmektedir. Ancak mevcut koşullarda bireye sunulacak temelinde bireye yardım etme işi bu hizmet için okullarda istihdam edilen psikolojik danışman ve rehber öğretmen sayısı yeterli değildir. Milli Eğitim Bakanlığı, İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri yeterli olmayan bu istihdam surecini ikinci okul görevlendirmesi ile çözmeye çalışmaktadır. Ancak okullarımızda var olan psikolojik danışmanların iş yüklerinin fazla olduğu bilinmektedir. Birçok psikolojik danışman sorumlu olması gereken öğrencilerden çok daha fazlasına psikolojik danışma ve rehberlik hizmeti vermek durumunda kalmaktadır. Sayının fazla olması verilen hizmetin kalitesini düşürmektedir.

    Durum böyleyken rehber öğretmenlerin yaşadığı problemlere bir de ikinci okul görevlendirilmeleri ile eklenmektedir. Bu durum psikolojik danışmanların motivasyonunu düşürmekte ve mesleğe olan bağlılıklarını olumsuz bir şekilde etkilemektedir. Bu şekilde görevlendirilen bir çok rehber öğretmen kendisini görevlendirildiği okula ait hissedememekte adeta yaşadığı sürgün hissini bir kenara bırakıp öğrencilerine yardımcı olmaya çalışmakta ve motivasyon kaybı sebebiyle düşen performansı gereği kendisini haksız bir şekilde suçlu hissetmektedir.

    Ayrıca istenilen hizmet bilimsel değildir. Geçici Rehber Öğretmen görevlendirmeleri, öğrencilere yarar sağlamaktan çok zarar vermektedir. Görevlendirmeler, rehber öğretmenin çalışma bütünlüğünü bozmakta, takip ettiği öğrencilerin rehberlik hizmetleri ve psikolojik danışmalarının yarıda kesilmesine sebep olmaktadır. Rehber öğretmen sadece evrak işi yapan bir memur değildir. Psikolojik danışmanlar, öğrencilerin psikolojik durumları, aile hayatları, bireysel problemleri gibi pek çok konuda güven ve işbirliğine dayalı uzun soluklu çalışmalar yürütürler. Yürüttüğü çalışmalar da konu ‘insan hayatı’ olduğundan dolayı, büyük sorumluluk gerektirir.

    Bu nedenledir ki rehber öğretmenler, görevlendirildikleri okullarda; okulu, öğrenciyi, öğretmen ve okul idaresini, veli profilini tanıyıp; onlarla işbirliği yapabilecek konuma ulaşana kadar uzun bir zaman geçecektir ve bu okullardaki öğrenciler rehberlik hizmetini nitelikli bir şekilde alamayacaklardır. Kaldı ki, o okullarda da görev süresi belli bir zaman aralığında olup, rehber öğretmen ayrıldığı zaman aynı problemi bu sefer de o okuldaki öğrenciler ve velileri yaşayacaklardır.

    Bu görevlendirmeler aynı zamanda birçok açıdan hukuksuzdur. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun çeşitli maddeleri, Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Okul ve Kurumların Yönetici ve Öğretmenlerinin Norm Kadrolarına ilişkin Yönetmeliği, Millî Eğitim Bakanlığı Yönetici Ve Öğretmenlerinin Ders Ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Kararına bakıldığında idarelerce yapılan geçici görevlendirmenin kabul edilebilmesi için her halükarda; ‘Zorunlu Bir Nedenin Doğmuş Olması’, ‘Henüz Örgütsel Altyapısı Oluşturulmamış Yeni Bir Kamu Hizmetinin Gördürülmesi İhtiyacının Varlığı’, ‘Kamu Yararı’ ve ‘Hizmet Gereklerinin Zorunlu Kılması’ gerekmektedir. İlgili kanun ve yönetmelik maddeleri detaylıca incelendiğinde yapılan ikinci okul görevlendirmelerinin hukukun temel ilkelerini zedelediği aşikardır. Çünkü ortada ne bir hizmet gereği, ne yeni bir okul ne de yeni bir kamu hizmeti ile kamu yararı bulunmaktadır.

    Bırakın Rehber Öğretmen/Psikolojik Danışman arkadaşlarımız huzurla hizmet versin. Her okula en az bir Psikolojik Danışman verilmesi gerektiğini her platformda defelarca dile getirdik. Çözüm dikiş tutmaz, yasa dışı, keyfi görevlendirmeler değildir. Milli Eğitim Bakanlığı Psikolojik Danışma normuna ilişkin ivedilikle güncelleme yapmalı, yeni kadro tahsisi ile çözüm bulmalıdır.

    Sakarya’daki ikinci okul görevlendirmeleri ilçeler arasında dahi farklı uygulamalara tabidir. Bir ilçede normu olmayan okula görevlendirme yapılmış, il temsilcimizin itirazı sonucu “ister gidin, ister gitmeyin” denerek, mevcut soruşturmadan hemen önce iptal yazısı yazılmıştır. Bir başka ilçede puan üstünlüğü esas alınmaksızın yapılan görevlendirme yine il yönetimimizin süreci takibi ile yapılan itiraza “oraya gönüllü birini verecektik, gitmeseniz de olur” denerek, tekrar tekrar yapılan talebe binaen görevlendirmenin iptali resmi yazı ile bildirilmiştir. Akyazı’da ise üyemizin yasal hakkı olan itirazına cevap dahi vermeden soruşturma açılmış adeta üyemiz kurban edilmek istenmektedir. Bugün cezaya itirazımızın görüşmesi için il disiplin kurulu toplantısı yapılmıştır. Ancak biz yine de Eğitim Gücü Sen olarak “Haksızlıklar karşısında hukuki dayanaklarla dururuz.” ilkemiz gereği sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunduk ve sürecin takipçisi olacağız.

    Eğitim ve Bilim Gücü Dayanışma Sendikası Sakarya İl Temsilcisi  Güldane BERBEROĞLU

    EĞİTİM GÜCÜ SEN -Eğitim ve Bilim Gücü Dayanışma Sendikası Genel Başkanı Oğuz ÖZAT

  • Sakarya Barosu’ndan çocuk istismarına karşı açıklama

    Sakarya Barosu’ndan çocuk istismarına karşı açıklama

    Sakarya Barosu, çocuk istismarına karşı AKM önünde basın açıklaması düzenledi. Açıklama, Sakarya Barosu Başkanı Av. İlknur Ebiz Yıldız ve Sakarya Barosu Çocuk Hakları Merkezi Başkanı Av. Elif Erdem Düzgün tarafından yapıldı. Açıklamaya, Türk Kadınlar Birliği Sakarya Şube Başkanı  Tevhide YAĞAN , STK Temsilcileri, Dernekler ve çok sayıda avukat katıldı.

    Sakarya Barosu Çocuk Hakları Merkezi Başkanı Av. Elif Erdem Düzgün, “Çocuk istismarının yoğun olarak yaşandığı ve basına yansıdığı şu günlerde bir kez daha bu konuya dikkat çekmek ve halkımızın sağduyusuna seslenmek üzere bugün buradayız. Medyada yer alan ve ülke gündemine oturan, 6 yaşında başlayıp yıllarca sistemli bir şekilde devam eden çocuğun cinsel istismarına ilişkin haberler, bir kez daha devletin hukuk sistemi eliyle çocukları koruyamadığını açık bir şekilde göstermiş ve bardağı taşıran son damla olmuştur.

    Ülkemizde çocuklara yönelik cinsel istismar olayları her geçen gün artmaktadır. Her olayda daha kötü ne olabilir ki diye hayret, öfke ve üzüntü karışımı duygular yaşarken bir sonraki olay çok daha kötü ayrıntılar ile önümüze gelmekte ve bu durum hukukçular olarak artık bizim de sabır sınırlarımızı zorlamaktadır. Zira basından da takip ettiğiniz üzere suç faillerinin ifadelerinin alınıp serbest bırakılması, tutuklama tedbirine kamuoyu baskısı olmadığı takdirde istisnai olarak başvurulması ve tutuklanan sanığın yine kısa sürede tahliye edilmesi, serbest kalan sanığın kaçması, delilleri karartması, mağdurun yaşadığı korkunun artması ancak güvenliğinin azalması ve benzeri sonuçları beraberinde getirmekte, günün sonunda her halükarda vatandaşların hukuk sistemine ve adalete olan inancı azalmaktadır. Her olayda somut delile ulaşmak mümkün olmazken, açık ve net ses kayıtlarının ve bu kayıtlarda suç failinin ikrarının bulunduğu, mağdurun 6 yaşındayken gelinlikle ve sonraki yıllarda da faille yakın şekilde fotoğraflarının dosyaya sunulduğu bir olayda dahi artık halkımız tek yürek olamamakta, çocuk istismarının karşısında durma iradesini ortaya koyamamaktadır.

    6 yaşında bir çocuğun tarikat lideri olan öz babası tarafından 29 yaşında yine aynı tarikat içinden bir kişiyle ‘’evlilik’’ adı altında bir araya getirilerek cinsel istismara maruz bırakılması karşısında sosyal medyada ve basında gördüğümüz üzere bir kısım kişiler olayın iftira olduğunu iddia etmekte, en vahimi  bir kısım insanlar ise bu olayı savunmakta, 6 yaşında evlenmenin caiz olduğunu iddia etmektedir. Bu toplumumuz açısından en büyük tehlikedir. Çünkü bu kadar küçük yaşta bir çocuğa kaşı cinsel bir yaklaşımın olağan karşılanması beraberinde toplumsal ve inançsal anlamda büyük bir çöküşü getirecektir. Çocuklar bizim en hassas noktamız, en dokunulmaz olan varlıklarımızdır.  Çocuklara zarar verilmemesi, zarar verenlerin ise en ağır şekilde cezalandırılması için hukuken tüm çabamızı ortaya koyacak ve bu olayın sonuna kadar takipçisi olacağız. Ne yazık ki bu olayla  gördük ki, çocuk daha önce kurtulmak isteyip yargıya sığınmış ama  henüz soruşturma aşamasında olay örtbas edilmiş,  hukuk mücadelesi başladığı gibi son bulmuştur. Yargının; mağdur çocukların sığınağı olması gerekirken, çocuğu istismarcısının eline bırakması kabul edilemez. Bu nedenle ilk soruşturma dosyasının itinayla incelenmesi ve sorumlular için hukuki süreç başlatılması gerekmektedir. Bağımsız yargı erki içinde yer alan kişilerin bu bağımsızlıklarını koruyamaması, daha fazla mağduriyeti ve hukuki güvencesi olmayan bir ülkeyi beraberinde getirecektir. Bu anlamda Baroların Çocuğa Yönelik Cinsel İstismar Davalarına katılma taleplerinin kabulünün önemi bir kez daha gözler önüne serilmiştir. Tarafsız ve bağımsız Baroların, bu gibi olayların takipçisi olması; adaletin önünde bir engel değil kolaylaştırıcı bir unsur olarak görülmeli ve ülkede uygulama birliği olması açısından Baroların kamu davasına katılan sıfatı ile  dahil olması yasal zemine taşınmalı, acilen gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.

    6 yaşından itibaren yakın zamana kadar sistemli olarak maruz bırakıldığı istismar mağdura öyle ağır gelmiştir ki yılmamış, ses kaydı alarak olayı bir kez daha yargıya taşımıştır. Olayın basına yansıması ile birlikte de yasal sürece ilişkin her detay kamuoyunun merakla takip ettiği bir mecraya taşınmıştır. Böylece basının ve sosyal medyanın bu tip olaylarda yadsınamaz bir gücü ve yaptırımı olmaya başladığı da bir kez daha görülmüştür.

    Tüm devlet kurumlarının, tüm sivil toplum örgütlerinin, hukukçuların bu haber karşısında kayıtsız şartsız birleşmesi ve çocuğun sesi olması gerekmektedir. Çocuklar susmasın diye susmuyoruz! Ve Bugün burada bize destek veren, gelemese de bu olay karşısında bizler gibi uykuları kaçan herkese, bu davanın takipçisi olacağımızın sözünü veriyoruz” dedi.

    Baro Başkanı Av. İlknur Ebiz Yıldız, “Son günlerde basında yer almasıyla haberdar olduğumuz; 6 yaşında bir kız çocuğunun öz ailesi tarafından evlilik adı altında cinsel istismara maruz bırakılması olayı Sakarya Barosu olarak bizi de derinden etkilemiştir. Bir çocuğun kapalı kapılar ardında, gizlice dini nikahla bir yetişkine teslim edilmesi ve yıllarca istismara maruz bırakılmasının ne vicdanen ne de dinen bir açıklaması olmadığını düşünüyoruz. Zira çocuklarımız bizlere Allah’ın bir emanetidir. Kendi dini kurallarını ihdas ederek dinimize en büyük zararı veren, çocuk istismarını olağan gören bu kişilerin cezalandırılması, çocuk istismarının önüne geçilmesi için atılması gereken en önemli adımdır.

    Küçücük yaşta istismara uğrayıp bunun ağırlığı altında ezilen mağdurun duyurmak isteyip de duyuramadığı ses, ailesinden bekleyip de göremediği destek biz olmak zorundayız. İlk fırsatını bulduğunda yargıya sığınıp yaşadıklarını anlatarak medet uman mağdurun iddiaları örtbas edilmemelidir. Böyle bir şeyin olmasına izin vermeyeceğiz. Bu olaya tepki gösteren halkımızla birlikte tek vücut olarak bu olayın peşini bırakmayacağımız gibi Sakarya Barosu olarak hukuki sürecin de sonuna kadar takipçisi olacağız. Bu olay vesilesi ile yargı bağımsızlığına ve tarafsızlığına gölge düşüren her hadisenin karşısında olacağımızın sözünü veriyor ve davaya müdahil olacağımız bilgisini kamuoyu ile paylaşıyoruz” ifadelerini kullandı.

  • Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye’den Mesleki Eğitime Büyük Destek

    Mesleki teknik eğitimin niteliğini artırmak ve nitelikli iş gücü kaynağı sağlamak adına çalışmalarını sürdüren Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye, Sakarya Uygulamalı Bilimler Meslek Yüksek Okulu ile yaptığı iş birliğiyle öğrencilere iş hayatında bir adım önde başlama fırsatı sağlıyor. 

    Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye, 2017  yılında  Sakarya Üniversitesi Arifiye MYO ile başlayan, ardından SUBÜ Arifiye MYO ile devam eden “Kaliteli eğitim ve donanımlı iş gücü“ kapsamında yaptığı iş birliğiyle gençlerin kariyerlerine katkıda bulunmaya devam ediyor. Özellikle ‘’Kalifiye Bakımcı’’ yetiştirmeyi hedefleyen iş birliği, öğrencilerin mesleki gelişimlerini desteklemenin yanı sıra otomotiv ve yan sanayideki nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesine katkıda bulunuyor. SUBÜ MYO, 2020 yılında  açılan Mekatronik bölümünün ilk mezunlarını 2022 yılının aralık ayında vermeyi hedeflerken Mekatronik bölümü 2. Sınıf öğrencileri , Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye’de bakımcıların yetiştirildiği staj programı ile eğitim hayatında edindikleri bilgileri teorik olarak da hayata geçirme fırsatı yakaladı.

     

    Mesleki gelişim anlamında öğrencileri her zaman destekleyeceklerini belirten Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye Genel Müdür ve CEO’su Erdoğan Şahin “Öğrencilerimiz ‘’Bakımcı Yetiştirme Programı’’ kapsamında uzman bakımcılar gözetiminde staj dönemi boyunca belirlenen bölümlerde sorumluluklar alırken, staj deneyimleri boyunca elde ettikleri birikimleri pratiğe dökme şansını yakalıyor. Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarından ‘’Nitelikli Eğitim’’ konusunu öncelikli konularımızdan biri olarak benimseyerek, öğrencilerin güncel teknolojiyle eş zamanlı eğitim alarak mesleki bilgi ve becerilerini artırmaları için çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz. Bu sene ilk kez hayata geçirdiğimiz Bakımcı Yetiştirme Programı’nı önümüzdeki yıllarda daha fazla öğrenci ve daha uzun eğitim dönemi ile genişletmek istiyoruz’’ dedi.

    TMMT Bakım Elemanı Yetkinlik Eğitim Merkezinde eğitime katılan öğrenciler; İşgüvenliği, bakımın temelleri, elektrik panolarında güvenli çalışma, PLC, otomatik kumanda, pnömatik ve hidrolik servo sürücü, invertör ve motorlar konularında toplam 8 hafta – 33 iş günü eğitim aldı. Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye’deki staj süreçlerinin verimli ve aktif bir şekilde geçtiğini aktaran öğrenciler, kendilerine bu imkanın verilmesinden oldukça mutlu ve motive olduklarını ifade ederken bu eğitimlerin daha fazla olmasını istediklerini belirtti. Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye, eğitim öğretim yılının ikinci döneminde de yeni öğrencilere fırsat tanımaya devam edecek.