Kategori: Etkinlik
Sakarya Etkinlik
-
KÜRESEL OYUNCAK SEKTÖRÜNÜN DEVLERİ BULUŞACAK
KÜRESEL OYUNCAK SEKTÖRÜNÜN DEVLERİ BULUŞACAK
Dünyanın en çok kazandıran oyun sektörünün büyüklüğü Türkiye’de 1 milyar 200 milyon dolara kadar yükseldi. Bu kapsamda eğlence sektörüne yeni bir soluk kazandıran Tureks Uluslararası Fuarcılık, oyuncak sektörünün Türkiye’deki en büyük ve en kapsamlı uluslararası buluşması için hazırlıklarını hızlandırdı. Her sene sektörde en yeni trendlerin belirlendiği Uluslararası Eğlence-Etkinlik, Park-Rekreasyon Fuarı ATRAX, 10’uncusunu Tureks Uluslararası Fuarcılık iş birliğinde 12-14 Ocak 2023 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenleyecek. Uluslararası fuar, eğlence sektörünün devleri ile yerli üreticileri bir araya getirerek sektörün küresel ticari faaliyetlerine kılavuzluk etmeyi sürdürecek.
Uluslararası Eğlence-Etkinlik, Park-Rekreasyon Fuarı ATRAX 2023, 10. yılında da alanında lider bir fuar organizasyonu olarak sektör profesyonelleri, mimarlar, turizm belediyeler, kamu kurumları, sosyal tesis yatırımcıları ve Türkiye’den yetkililer dahil olmak üzere çok çeşitli ulusal ve uluslararası paydaşların projelerine rehber olmaya devam ediyor. Bu yönüyle sektörün üretim gücünün ve ihracatının üst seviyelere taşımasında kilit bir rol üstleniyor. 12-14 Ocak 2023 tarihlerinde, İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilecek 10. Uluslararası Eğlence-Etkinlik, Park-Rekreasyon Fuarı’na yurt dışından ve yurt içinden geniş bir katılım bekleniyor.
EĞLENCEDE DİJİTAL TEKNOLOJİLER ELE ALINACAK
Kent planlamasından kamusal alan tasarımına ve eğlence tesislerine kadar büyük projelerin tüm boyutlarına odaklanılacak fuarda 12 Ocak Perşembe günü saat 13.30’da akademisyenler tarafından kurulan Rekreasyon Çalışmaları ve Araştırmaları Derneği ( REKÇAD) öncülüğünde “Rekreasyonla Aktif ve Sağlıklı Şehirler” konulu bir panel gerçekleştirilecek. Panelde; REKÇAD Başkanı Prof. Dr. Bülent Gürbüz, Spor İstanbul Genel Müdürü Renay Onur ve Marka Danışmanı Şöhret Pakiş konuşmacı olarak yer alacak.
Bu yılki sloganını “Büyük Oynuyoruz” olarak belirleyen ATRAX’ ın, bir diğer paneli ise Eğlence, Park, Rekreasyon Derneği (TEPEA) öncülüğünde düzenlenecek. “Eğlencede Dijital Teknolojiler ve Metaverse” başlığı altında ele alınacak panelde de sektörün öncü temsilcileri Sosyal Medya ve Dijital Güvenlik Eğitim Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Levent Eraslan, Aqua Florya İcra Kurulu Üyesi ve İstanbul Akvaryum Genel Müdürü Dilek Çapanoğlu, DOF Robotics Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Mertcan bilgilerini aktaracak.
OYUNUN EĞLENCESİ KADAR SORUMLULUKLARINA DA DEĞİNİLECEK
Fuarın ikinci gününde de paneller devam ederken “Kamusal Alanlarda Çocuğun Oyun Oynama Hakkı” başlığı altında Biz Üretenler, İşletenler, Hizmet Sağlayıcılar için Temel Sorumluluklar konulu düzenlenecek konferans ise İPAR( Macera ve Oyun Parkları Derneği) tarafından saat 14.30’da dinleyicileriyle buluşturulacak. TMMOB Peyzaj Mimarları Odası Genel Başkanı Yasin Otuzoğlu panelin ana konuşmacıları arasında yer alacak.
MOTTOMUZ “BÜYÜK OYNUYORUZ!”
ATRAX Organizatörü Tureks Uluslararası Fuarcılık Genel Müdürü Nergis ASLAN: “2023’te 10’uncusunu düzenleyeceğimiz fuar aracılığıyla küresel oyuncak sektörünün devlerini yerli üreticilerimizle buluşturacağız. Hem çok mutluyuz hem de büyük bir sorumluluk içerisindeyiz. Her yıl bir önceki fuarımızdan daha iyisini yapmak için çalışıyoruz. Bu yıl da mottomuzu “Büyük Oynuyoruz” olarak belirledik. Sektörümüz gün geçtikçe dünya üzerinde önemli bir potansiyel olmaya başladı. Biz de Türkiye’nin, dış ticaret ve cari dengesinde önemli rol oynayan sektördeki bu konumunu, gerçekleşecek uluslararası iş birlikleri ile daha da arttırmayı ve ihracatımıza olumlu katkılar sağlamayı hedefliyoruz. Markalaşma yolunda ilerleyen, marka bilinirliğini artırmak isteyen üreticilerimizle yeni hedef pazarlara ulaşarak küresel adımlarını hızlandırmaya hazırlanan üreticilerimiz için büyük fırsatlar sunacağımız fuarımızla sektörün ihracat hedeflerine ulaşmasına kılavuzluk edeceğiz. Türkiye bu konuda iyi bir üretici. Yerli üretici sayımız oldukça fazla. Yurt dışından da talepler yüksek. Geleceği doğru inşa edebilmek için, biz de işimizi yeniliyoruz. Yeni yılda büyük işler için bir araya gelmeye hazırlanıyoruz. Hep birlikte oyunu yeniden düzenliyoruz ve büyük oynuyoruz.” İfadelerini kullandı.
Atrax Hakkında:
ATRAX dev yatırım gücüne sahip küresel eğlence-atraksiyon ve rekreasyon endüstrisinin Türkiye’deki uluslararası iş platformudur. Kentsel yaşam ve mutluluk vizyonu ile park, oyun, eğlence, dinlenme, aktivite- spor alanları gibi kent halkının rekreasyon ihtiyaçlarına yönelik tesislerin yapımı/bakımı konusunda tüm ürün, hizmet ve projeleri bir arada sunan ATRAX, ürün yelpazesi ile ziyaretçiye proje, tasarım, ürün, hizmet ve yatırım süreçlerinde rehberlik eder.
-
‘İşimiz Temiz Projesi’ ile 60 bini aşkın kişiye hijyen eğitimi verildi
‘İşimiz Temiz Projesi’ ile
60 bini aşkın kişiye hijyen eğitimi verildi
Konaklama, yiyecek-içecek ve ulaşım sektöründeki işletmelere yönelik hijyen eğitimlerini kapsayan İşimiz Temiz Projesi, ikinci yılını tamamlamadan 20 ilde yaklaşık 60 bin kişiyi aştı. Projenin yeni döneminde yüz yüze eğitimin yanı sıra çevrim içi eğitimlerle de hijyen bilincinin tüm Türkiye’deki işletmelere yayılımı hedefleniyor.
Millî Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü (HBÖGM), Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Kadın Girişimciler Kurulu ve OPET’in iş birliğinde hayata geçirilen “İşimiz Temiz Projesi” kapsamında düzenlenen eğitimlerle bugüne kadar 60 bini aşkın işletme temsilcisine ulaşıldı. Konaklama, yiyecek-içecek ve ulaşım sektöründeki mikro işletmelere yönelik olarak 2021 yılında hayata geçirilen proje ile işletmelerin hijyen standartlarının yükseltilmesi, bu işletmelere duyulan güvenin artırılması ve böylelikle işletme gelirlerine destek sağlanması hedefleniyor. Yeme içme, konaklama ve ulaşım sektörleri işletmecileri ve çalışanlarına yönelik hijyen eğitim içeriklerinin halk sağlığı profesörleri tarafından hazırlandığı projede, eğitimler ücretsiz ve herkese açık olarak halk eğitimi merkezleri tarafından gerçekleştiriliyor.
“EĞİTİMLERİ TAMAMLAYAN İŞLETMELERE HER GÜN YENİLERİ EKLENİYOR”
Proje ile daha sağlıklı, hijyenik ve temiz işletmelerin çoğalması için rehberlik sunduklarını belirten TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı ve OPET Yönetim Kurulu Kurucu Üyesi Nurten Öztürk, “20 ilde yürütülen projemiz henüz ikinci yılını tamamlamadan 60 bini aşkın işletme temsilcisine ulaştı. Proje eğitimlerini tamamlayan işletmelere her gün yenileri ekleniyor. Bu sonuçlar bizler için son derece mutluluk verici. İşimiz Temiz Projesi kapsamında değerli paydaşlarımızla birlikte titizlikle çalışıyor ve bunun sonucu olarak işletmelerin de ilgisi ve projeyi sahiplenmesiyle başarılı sonuçlar elde ediyoruz. Projemizi tüm Türkiye’ye yayarak mikro işletmelerde hijyen bilinci konusunu güçlendirmeyi hedefliyoruz” dedi.
ÇEVRİM İÇİ EĞİTİMLERLE PROJENİN KAPSAMI GENİŞLETİLECEK
Türkiye genelinde 20 ilde yürütülen proje kapsamında Antalya’da 10.657, Hatay’da 11.619, Bursa’da 7.230, Samsun’da 5.392 ve Gaziantep’te 4.657 kursiyere ulaşıldı. Eğitimlerini tamamlayan işletme temsilcilerinin, Millî Eğitim onaylı sertifika ve Europass ek sertifikasına hak kazandığı projede işletmeler bu belgelere ek olarak ‘İşimiz Temiz’ belgesi alabiliyor. 8 saat süren eğitim programı, kişisel hijyenden mekân hijyenine, hijyenin sağlık üzerindeki etkilerinden işletmelerin sürdürülebilirliği ile olan ilişkisine kadar pek çok konuyu kapsıyor. Tüm Türkiye’ye ulaştırılması hedeflenen İşimiz Temiz Projesi’nin yeni döneminde yüz yüze eğitimlere ulaşması güç olan hedef kitle için çevrim içi eğitimler başlatılıyor. Eğitimlerden faydalanmak isteyenlere, e-yaygın sistemi üzerinden üç sektör için hazırlanmış online eğitimlere ulaşma imkânı sunulacak.
-
CHP’li kadınlardan Gar Meydanı’nda kadın ve çocuk istismarına karşı sessiz eylem gerçekleştirdi
CHP Sakarya İl Kadın Kolları Başkanlığı tarafından Gar Meydanı’nda kadın ve çocuk istismarına karşı sessiz eylem gerçekleştirildi.
HABER-Fehmi DUMAN-Fotoğraf Necla BAKAN sakarya54.net ekibi
CHP Sakarya İl Kadın Kolları Başkanlığı, son zamanlarda gündemden düşmeyen çocuk istismarları ve kadın cinayetleriyle ilgili Gar Meydanı’nda basın açıklaması düzenledi.
81 ilde eş zamanlı yapılan ve Sakarya’da da Gar Meydanı’nda düzenlenen basın açıklamasına CHP Sakarya İl Kadın Kolları Başkanı Azize Çeroğlu, ilçe kadın kolları başkanı ile üyeleri ,
SASÇED Yönetimi CHP Sakarya İl Kadın Kollarının, düzenlediği,Sessiz eyleme katılım sağladı.
Eğitim-Sen Sakarya Şube Kadın Sekreteri Yasemin Hacıeyüpoğlu katıldı.
CHP Sakarya İl Kadın Kolları Başkanı Azize Çeroğlu tarafından yapılan basın açıklamasının ardından Gar Meydanı’nda 30 dakika boyunca sessiz eylem gerçekleştirildi.
Başkan Çeroğlu yaptığı açıklamada şunları kaydetti:
“Ülkemizde yaşayan kadınlar, en temel hak olan yaşam hakkı için direniyor. AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılından bu yana kadın cinayetleri sistematik olarak arttı.
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun verilerine göre, 2002 yılında 66 kadın cinayeti işlenmişken, 2021 yılında 217’si şüpheli olmak üzere 497 kadın hayattan koparıldı. 1 Ocak 2022 ile 1 Kasım 2022 arasında ise 202’si şüpheli olmak üzere en az 482 kadın öldürüldü.
Şüpheli kadın ölümü yoktur, etkin yürütülmeyen soruşturmalar vardır!
Malatya’da 14 yaşındaki Elif Gültekin’in intihar ettiği öne sürüldü. Savcılık soruşturmayı yeniden başlattığında, Elif’in töre cinayetine kurban gittiği üç yıl sonra anlaşıldı.
Eskişehir’de evinin bodrumunda ölü olarak bulunan 41 yaşındaki iki çocuk annesi Beyhan Biçer’in intihar etmediği, evli olduğu Ercan Biçer tarafından öldürüldüğü ise iki yıl sonra ortaya çıktı.
Bizler “Kadın cinayetlerini durdurun!” diye haykırırken, eski Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, “Her kadın cinayeti bizim kadına yönelik şiddetteki kadın cinayeti değildir. Her şüpheli ölüm de kadın cinayeti değildir” demekle yetindi. Çocuğa yönelik tecavüzde “çocuğun rızası”ndan bahseden Bekir Bozdağ, Adalet Bakanı oldu. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, öldürülen kadınlardan sadece “sayı” olarak bahsetmeye devam etti. Yetti mi? Hayır! Şimdiki Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Derya Yanık, “2021’in ilk 10 ayında 242 ve 2022’nin ilk 10 ayında 225 vaka var. 2022’de yüzde 7 bir azalış görülüyor’’ dedi. Yanık’ın açıklamasında bir de itiraf vardı: “Kadın cinayetlerinin yüzde 8’i koruma kararı altında yaşanıyor!”
Kadınları koruyamayan, şiddeti tolere edilebilir bulan, öldürülen kadınları sadece sayı olarak nitelendiren zihniyete bir kez daha sesleniyoruz: “HER KADIN BİR HAYATTIR!”
Hayatı anlamlandıranlardan biri de çocuktur!
Çocuk demişken; Aziz Nesin’i rahmetle anarak ÇOCUK şiirinden bir bölüm okumak istiyorum.
Öyle bir ağlasam,
Öyle bir ağlasam ki çocuklar
Size hiç gözyaşı kalmasa..Öyle bir aç kalsam,
Öyle bir aç kalsam ki çocuklar
Size hiç açlık kalmasa..Öyle bir ölsem,
Öyle bir ölsem ki çocuklar
Size hiç ölüm kalmasa..Çocuklar, bugünümüz ve geleceğimizdir. AKP zihniyeti bugünümüzü ve geleceğimizi karanlığa gömmek istiyor.
Çocuk yaşta, erken ve zorla evlilikler çocuğun insan hakkı ihlalidir ve suçtur. Aynı zamanda çocuklara ve kadınlara yönelik şiddet biçimlerinden biridir. Çocukların eğitimini, sağlığını, sosyal, psikolojik ve kültürel gelişimlerini engeller. Çocukların özgürlüklerini kısıtlar.
AKP zihniyeti istismar vakalarının önünü açan politikalarını ilmek ilmek ördü. 4+4+4 eğitim sistemine geçilerek kız çocuklarının erken yaşta ve zorla evlendirilmelerinin önü açıldı. Ülkemiz çocukları istismar edenlerin “cezasızlıkla” ödüllendirildiği bir utanç tablosuna dönüştürüldü. Kadını ikinci cinsiyet olarak gören zihniyet, çocuk istismarında “rızadan” bahsetti.
Çocuğa yönelik cinsel istismar ile ilgili af ve istismar eden kişi ile evlilik için yasal düzenlemeleri ısıtıp ısıtıp önümüze getiriyor.
21. yüzyılda dahi ülkemizde milyonlarca çocuk yasal haklarından mahrum bırakılıyor. Yasal olarak çocuk evliliklerini meşru kılmak için her fırsatta adım atmaya çalışan AKP iktidarı, muhalefetin ve kadın örgütlerinin direnişi nedeniyle bu sapkın kanunu yasallaştıramıyor. Ama kendisine yakın çevrelerde yaşanan istismarların üzerini örtüyor. Çocukların istismarcıları tarafından her gün istismar edilmesine göz yumuyor.
Bizler yaşanan bu skandallara sessiz kalmadık, kalmıyoruz. Tarikatlarda, vakıflarda ve cemaatlerde gündeme gelen hiçbir istismar skandalında susmadık! Susmayacağız!
Çocuk istismarını meşrulaştırmaya çalışan, laik ve demokratik bir ülke olduğumuz gerçeğini yok saymaya çalışan zihniyetin karşısında dimdik durduk, duracağız!
Maalesef şehrimizde de olmazlar oluyor. Hep konuşuluyor ama daha sonra bunlar unutulup gidiyor. Bunların unutulmasının nedeni maalesef yargı sisteminin düzgün işlememesinde, yasaların etkin yürütülmemesinden kaynaklı.
Serdivan’da meydana gelen bir olayda; 14 yaşındaki M. isimli lise öğrencisi, eğitim gördüğü özel okuldaki arkadaşları tarafından tanıştırıldığı 19 yaşındaki B.E.Y. tarafından içeceğine ilaç atılarak uyutulduktan sonra tecavüze uğradı. Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada mahkemeye katılmayan sanık B.E.Y.’nin tutuksuz yargılanması ancak zorla getirilmesi yönünde karar çıktı.
Çocuk istismarı suçtur! NOKTA.
En son yaptığımız açıklamamız sonrasında farklı nedenlerle kadınlarımız öldürülürken daha gecen gün beslenme yetersizliğinden 6 yaşında bir çocuğumuzu kaybettik. Sözün bittiği anları yaşadık. Çocukların istismarının da derin yoksulluğun da tek sorumlusu AKP hükümeti. Tüm rakamları makyajlayan TÜİK bile 20 yılda 569 bin 383 çocuğun doğum yaptığını söylüyor. Çocukların yatağa aç girmediği, eğitim dışına itilmediği, çocuk işçiliğinin son bulduğu düzen kurmaya kararlıyız. Çocuk istismarcılarının aklanmasına izin vermeyeceğiz. Çocukların küçük yaşta evlenmesinin önünü açan uygulamalara son vereceğiz. Sağlıklı toplum için sadece salgınla mücadele yetmez. Ekonomik sorunlar nedeniyle beslenemeyen çocuklar fiziki ve ruhsal sorunlarla karşılaşıyor. Çocuklar maalesef beslenemiyor, çocukların gelişmesi için gerekli olan maddeleri aileler maalesef alamıyor. Çocukların beslenme çantası boş, çocukların sabah kahvaltısı yok. Geleceğimizi inşa edecek çocuklarımız maalesef aç. İlk seçimlerden sonra bunları ve daha fazlasını hayata geçireceğiz. Aslında bugün örgüt olarak daha önce defalarca seslendiğimiz bu açıklamaları yeniden yapmasak mı dedik! Fakat yapamadan da edemedik.
Çünkü ben , biz herkesin anlayacağı bir dil olduğunu düşünüyoruz. Bu defada sessiz kalarak bir farkındalık yaratıp yetkililerin ve halkımızın dikkatini çekelim istedik. Bu direnişimiz duruşma tarihi 3 Ocak 2023 tarihine kadar belli aralıklarla devam edecek.
Katılmanız ve sessizliğimize ses olduğunuz için örgütüm adına teşekkür ederim
ÇOCUK SUSAR SEN SUSMA!”
-
TED Meşale Ankara Divan’da Umut Oldu
TED Meşale Ankara Divan’da Umut Oldu
TED’in, geleneksel hale getirdiği Meşale Çarşısı etkinliği bu yıl 16-17 Aralık’ta Divan Hotel Ankara’da düzenlendi… TED Meşale Çarşısı, maddi durumu iyi olmayan çocuklara umut oldu…
TÜRK Eğitim Derneği’nin (TED) gelenekselleşen yılbaşı alışveriş şenliği Meşale Çarşısı; Birçok markanın ve ünlü tasarımcının ürünlerinin satışının yapıldığı etkinlikte, ödüllü çekilişler, sürpriz etkinlikler düzenlendi. İki gün boyunca devam eden etkinliğin davetlileri arasında ise Ankara Cemiyet, iş ve sanat dünyasından pek çok ünlü isim yer aldı.
Maddi olanaksızlıklar içindeki başarılı öğrencilerin eğitimine destek olmak’ ilkesi ile hareket eden TED, geleneksel hale getirdiği Meşale Çarşısı etkinliğini bu yıl Divan Hotel Ankara’da düzenledi.
TED gönüllü komitelerinden Sosyal Hizmetler Komitesi tarafından yürütülen etkinlikten elde edilecek bağışlar, maddi olanaksızlıklar nedeniyle eğitime erişimi kısıtlı ancak başarısını kanıtlamış çocuklara umut olarak eğitime, sanata, spora dönüşecek ve onlarca çocuğun hayatına dokunacak.

TED Sosyal Hizmetler Komitesinden Betül Ilgar ve Yeşim Kabalak yaptığı açıklamada; “Komitenin bu yılki hedefi 100 çocuğa burs sağlamak. Hedefimiz dokunulmadık çocuk bırakmamak. Yıllardır süregelen bu etkinlikten sağlanan her bir kuruş çocukların nitelikli eğitimine harcanmakta. 98 ayrı Standta çok değişik aksesuar, ev eşyası, kürkten takıya kadar, herkese hitap eden ürünler var. Özelikle ebeveynlerin rahatça alışveriş yapabilecekleri bir etkinlik düzenledik. Bu etkinliğe ilk olarak 2016 yılında başladık vebu hafta sonu 5. Sini tamamlıyoruz. Bütün kazancımızı burslu çocuklara harcayacağız. Biz sadece stantları kiralıyoruz, buraya katılarak gelen 5 yıldır bizimle olan dostlarımıza da teşekkürler” dediler.

ANGİAD Başkanı Ertuğrul Onat ve eşi Öznur Onat, TÜRK Eğitim Derneği’nin (TED) gelenekselleşen yılbaşı alışveriş şenliği Meşale Çarşısı’na katılanlar arasındaydı. ANGİAD Başkanı Ertuğrul ONAT “Divan Ankara Otel’de gerçekleşen ve 2 gün devam eden etkinlikten elde edilen gelirle başarılı ancak maddi durumu yeterli olmayan 100 çocuğa burs sağlanması mutluluk verici” dedi.
Ertuğrul ONAT ve eşi Öznur ONAT, bazı ANGİAD Üyelerinin de katılım sağlayarak açtıkları stantları gezerek burslu çocuklar yararına alışveriş yaptı. Meşale Çarşısı’na; ANGİAD Başkan Vekili Mehmet Salih ERHAN, Başkan Yardımcıları Ayşegül YÜCEL ve Osman BAŞTAŞ, Yönetim Kurulu Üyesi Çoşkun SÖNMEZ ile Kadın Platformu Başkanı Cansu UYGUR DADAŞ ve platform üyeleri de katıldı.
Türk Eğitim Derneği, başarılı ancak maddi olanakları yeterli olmayan öğrencilerin eğitimlerine destek olmaktadır. Dernek, kurulduğu günden bugüne kadar yaklaşık 50.000 öğrenciye karşılıksız burs vermiştir.
Etkinlik; tasarımcılar ve eğitime katkıda bulunmak isteyenlerin bir araya geldiği, Ankaralılar tarafından yoğun ilgi gören, bugüne değin binlerce kişiye ulaşmış bir niteliktedir.
Kermes’den elde edilen gelirle yaklaşık 100 öğrenciye burs sağlamak hedeflendi.
-
Büyükşehir şehir tanıtım gezilerine devam ediyor
Büyükşehir şehir tanıtım gezilerine devam ediyor
Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen tanıtım gezilerinin son konuğu SAÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümü öğrencileri oldu. Öğrenciler şehrin güney bölgelerindeki II. Bayezid Köprüsü, Kuva-i Milliye Müzesi ve Taraklı’yı ziyaret ettiler.
Sakarya Büyükşehir Belediyesi tarafından gerçekleştirilen şehir tanıtım gezileri devam ediyor. Yurtdışı ve yurtiçinden birçok kişiye yönelik düzenlenen tanıtım gezilerinin son konuğu Sakarya Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümü öğrencileri oldu. Şehrin güney bölgelerindeki tarihi ve turistik mekanları gezen öğrenciler bol bol hatıra fotoğrafları çekildiler. İl Ormanı ve Tabiat Parkı turu ile başlayan tanıtım gezisinde öğrenciler tarihi II. Bayezid Köprüsü ve Kuva-i Milliye Müzesi’ni ziyaret ederek tarihi bilgileri edindiler. Öğrencilerin son gezi noktası ise mimarisiyle kendisine has sakin şehir Taraklı oldu. Öğrenciler gezi için Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkürlerini sundular.
-
CHP Serdivan İlçesi Kadın Kolları Başkanı Alev Nalan AKICI’nın Basın Açıklaması
CHP Serdivan İlçesi Kadın Kolları Başkanı Alev Nalan AKICI’nın Basın Açıklaması
CHPli AKICI ‘dan “İnsan Hakları” açıklaması: Eşit, adil ve onurlu bir yaşam için…
CHP Serdivan İlçesi Kadın Kolları Başkanı Alev Nalan AKICI, 10 Aralık Dünya İnsan Hakları sebebiyle açıklamada bulunarak, “Eşit, adil ve onurlu bir yaşam için, insan haklarının korunması için hepimize düşen sorumlulukları bugün de hatırlatmak ve Hayata Destek olarak bu konuda birlikte çalışmaya her zaman hazır olduğumuzu belirtmek isteriz” dedi.
CHP Serdivan İlçesi Kadın Kolları Başkanı Alev Nalan AKICI , 10 Aralık Dünya İnsan Hakları sebebiyle açıklamada bulundu: İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 1948 yılında kabul edildi. Türkiye ise 1949 yılında İLK imzacılarından oldu. Bildirge, tarihteki en ağır insan hakları ihlallerinin yaşandığı İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, her bireyin özgürce, eşitçe ve onurlu bir şekilde yaşamasının ancak devletlerin uluslararası bir belge etrafında bir araya gelmesiyle mümkün olacağı fikrine dayanıyor.
İnsan hakları konusunda uluslararası alanda en temel belge olan bu Bildirge; ırk, renk, din, cinsiyet, dil, siyasi veya diğer görüşler, ulusal veya sosyal köken, mülkiyet, doğum veya diğer statüler sebebiyle ayrımı gözetmeksizin hepimizin doğal insan haklarına sahip olduğunu vurgular. Yaşama hakkımız başta olmak üzere tüm haklarımıza insan onuruna yaraşır bir şekilde erişmemizi hedefler. 74 yıldır hem uluslararası alanda hem de ülkelerin benimsediği kanunlarla temel hak ve özgürlüklerimizin korunması, haklarımıza erişim konusunda pek çok ilerleme oldu. Fakat hala milyonlarca insan savaş ve çatışmalarda yaşamını yitiriyor, sömürü, taciz, istismar ve şiddete uğruyor. Dünyada 70 milyondan fazla insan zorla yerinden edildi, Bunun 31 milyonu çocuk. 25 milyondan fazla insan ülkesini terk edip başka bir ülkenin korumasına sığınmak zorunda kaldı 262 milyon çocuğun okula erişimi yok, en temel haklarından biri olan eğitim hakkına erişemiyorlar. 650 milyon kadın ve kız çocuğu 18 yaş altı evliliğe zorlanmış. Her yıl 12 milyon kız çocuğu 18 yaşından önce evlendiriliyor. Dünyada 152 milyon çocuk işçi var ve bunların 10 da 7’si ağır ve tehlikeli işlerde çalışıyor.
Serdivan İlçesi kadın kolları başkanlığı olarak;Dünya İnsan Hakları Günü’nde özellikle çocuk hakları ve kadın haklarına dikkat çekmek istiyoruz:
Nerede doğduklarına, kim olduklarına; cinsiyetlerine, dinlerine, etnik kökenlerine bakılmaksızın bütün çocukların yaşama hakkı başta olmak üzere; eksiksiz biçimde gelişme hakkı; zararlı etkilerden, istismar ve sömürüden korunma hakkı; aile, kültür ve sosyal yaşama eksiksiz katılma hakları var. 6 yaşında çocuk gelinler istemiyoruz. Laik Cumhuriyetimizin medeni kanunlarına göre REŞİT olarak kendi hür iradeleri ile evlenmeleri en doğal haklarıdır. Bu hakları korumak hepimizin sorumluluğu.
Toplumsal cinsiyet eşitliği bir insan hakkı. Herkes, algılandığı ya da hissettiği cinsiyet ya da toplumsal cinsiyet sebebiyle zulme, ayrımcılığa, şiddete ve diğer hak ihlallerine uğramadan yaşama hakkına sahip.
Eşit, adil ve onurlu bir yaşam için, insan haklarının korunması için hepimize düşen sorumlulukları bugün de hatırlatmak ve Hayata Destek olarak bu konuda birlikte çalışmaya her zaman hazır olduğumuzu belirtmek isteriz.
-
Eğitim ve Bilim Gücü Dayanışma Sendikası Genel Başkanı Oğuz ÖZAT “İkinci okul görevlendirmeleri çözüm değil”
Sakarya Eğitim Gücü Sen Sendikası, Rehber Öğretmen/Psikolojik Danışmanların ikinci okul görevlendirmesi sürecine ilişkin yaşanılan sorunlara ve yapılan görevlendirmelerin eğitim sürecine, öğretmen ve öğrencilerimize zararları üzerine dikkat çekmek için basın toplantısı gerçekleştirdi.
HABER-Fehmi DUMAN-Fotoğraf Necla BAKAN sakarya54.net ekibi
Oğuz ÖZAT “Valisi’nden, milli eğitim bakanına,milli eğitim müdürüne, bu ülkede kanun var, devlet var , millet var ,mevzuat var, hukuk var, adalet var bilmiyorlarsa öğretmek sendikamızın boynunun borcudur
Oğuz ÖZAT”O cezalar için de ayrıca idari davaları açtık hepsi iptal edilecek. Bizzat hukuk bu devlet bilmez mevzuat bilmez yöneticilerin yaptığı işlemi evraklarını kafalarına çarpacak. Öğretmenimiz gururla mücadelesinin hikayesini anlatırken bu idareciler utancıyla yaşayacak
Oğuz ÖZAT”O bir öğretmenim için bugün Sakaryadaydım yarın da şube müdürü tarafından hakarete uğrayan bir öğretmen için Diyarbakırdayım işte sendikacılık budur
Oğuz ÖZAT”Devletin yöneticisi halkını öğretmenine memurunu devlete güven yok sayamaz bundan büyük suç yoktur devlete güvenini zedeleyenmez bundan büyük suç yoktur o koltuklarınızda keyfi hareketlerde çözeceğiz sendikacılık budur görür. Sizlere ifade verdireceğim
Oğuz ÖZAT”İdareye artık yetkili ama etkisiz sendikaların gevşekliğinde Ve onların desteğinde öğretmene her mağduriyeti vicdansızlığı ve devleti yoksa sayan fevriliği yapamayacağını öğreteceğiz Devlet başa kuzgun leşe
Sakarya Eğitim Gücü Sen Sendikası, Rehber Öğretmen/Psikolojik Danışmanların ikinci okul görevlendirmesi sürecine ilişkin yaşanılan sorunlara ve yapılan görevlendirmelerin eğitim sürecine, öğretmen ve öğrencilerimize zararları üzerine dikkat çekmek için basın toplantısı gerçekleştirdi.
Açıklamayı gerçekleştiren EĞİTİM GÜCÜ SEN -Eğitim ve Bilim Gücü Dayanışma Sendikası Genel Başkanı Oğuz ÖZAT , şu ifadeleri kullandı:
Bugün bir eylem kararına uyan öğretmene ceza veren Sakarya Valisi, il milli eğitim müdürü, Akyazı ilçe milli eğitim müdürü hakkında bir Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığına suç durusunda bulunduk bizzat avukatlarımızla gittim. Öğretmeni ilçesindeki okuluna kadar ziyaret ettim.
YAMA YAPILIYOR
REHBER ÖĞRETMEN/PSİKOLOJİK DANIŞMANLARIN
İKİNCİ OKUL GÖREVLENDİRMELERİ ÇÖZÜM DEĞİL
Değerli Öğretmenlerimiz, Eğitim Çalışanlarımız ve Saygıdeğer Basın Mensupları,
Bugün burada Rehber Öğretmen/Psikolojik Danışmanların ikinci okul görevlendirmesi sürecine ilişkin yaşanılan sorunlara ve yapılan görevlendirmelerin eğitim sürecine, öğretmen ve öğrencilerimize zararları üzerine dikkat çekmek için toplanmış bulunuyoruz. Ülkemizin hemen her yerinde kadrolu olarak çalışan Rehber Öğretmen/Psikolojik Danışmanların sayısının yetersizliği sebebi ile geçici bir çözüm olarak, adeta psikolojik danışma hizmetlerinin ne anlama geldiği bilinmiyormuşçasına ısrar edilen görevlendirmeler ile rehberlik hizmetlerine yama yapılmaya çalışılmaktadır.
Son yaşadığımız olayda Sakarya-Akyazı ilçesinde üye öğretmenimiz yasa dışı bir görevlendirme sürecine yaptığı itiraz ve sendikamızın eylem kararını uyguladığı için kademe ilerlemesi cezası ve yer değişikliği teklifi ile soruşturma süreci tamamlanmıştır. Biz Eğitim Gücü Sen Merkez Yönetim Kurulu Üyeleri, Sakarya İl Yönetimimiz ve Marmara Bölge Yönetimlerimiz ile buradan bir kez daha Psikolojik Danışma hizmetlerinin ne olduğunu anlatmak ve ikinci okul görevlendirmesi garabetine dikkat çekmek için bugün buradan bir kez daha haykırıyoruz.
14 Ağustos 2020 tarihinde Resmî Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Millî Eğitim Bakanlığı Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetleri Yönetmeliği’nde yapılan tanımlamalara göre Psikolojik Danışma “Psikolojik danışma Bireylere kendini tanıma, karar verme ve problem çözme becerisi kazandırmayı, bireylerin kişisel ve toplumsal uyumlarını gerçekleştirmelerini ve iyilik hallerini geliştirmelerini amaçlayan, bireysel ve grupla profesyonel olarak yürütülen psikolojik yardım sürecini,” ; Rehber öğretmen/psikolojik danışman ise eğitim kurumlarında rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerini sunan, okul rehberlik ve psikolojik danışma programının uygulanması ve koordinasyonunun sağlanmasında program sorumlusu olarak görev alan, rehberlik ve araştırma merkezlerinde rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerini sunan personeli; psikolojik danışman ise üniversitelerin eğitimde psikolojik hizmetler, rehberlik ve psikolojik danışmanlık ile psikolojik danışma ve rehberlik veya bu alana denk kabul edilen programlardan en az lisans düzeyinde eğitim almış personeli ifade etmektedir.
Bu tanımlara baktığımızda psikolojik danışma ve rehberlik hizmetlerinin bireye yardım, kendini tanıma, karar verme, problem çözme becerisi geliştirme, kişisel ve toplumsal uyumu kapsayan bilimsel ve profesyonel bir hizmet olduğu görülmektedir. Bu sebeple okullarda istihdam edilen psikolojik danışmanlardan bu süreçleri kapsayan bilimsel ve profesyonel hizmet sunmaları beklenmektedir. Ancak mevcut koşullarda bireye sunulacak temelinde bireye yardım etme işi bu hizmet için okullarda istihdam edilen psikolojik danışman ve rehber öğretmen sayısı yeterli değildir. Milli Eğitim Bakanlığı, İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri yeterli olmayan bu istihdam surecini ikinci okul görevlendirmesi ile çözmeye çalışmaktadır. Ancak okullarımızda var olan psikolojik danışmanların iş yüklerinin fazla olduğu bilinmektedir. Birçok psikolojik danışman sorumlu olması gereken öğrencilerden çok daha fazlasına psikolojik danışma ve rehberlik hizmeti vermek durumunda kalmaktadır. Sayının fazla olması verilen hizmetin kalitesini düşürmektedir.
Durum böyleyken rehber öğretmenlerin yaşadığı problemlere bir de ikinci okul görevlendirilmeleri ile eklenmektedir. Bu durum psikolojik danışmanların motivasyonunu düşürmekte ve mesleğe olan bağlılıklarını olumsuz bir şekilde etkilemektedir. Bu şekilde görevlendirilen bir çok rehber öğretmen kendisini görevlendirildiği okula ait hissedememekte adeta yaşadığı sürgün hissini bir kenara bırakıp öğrencilerine yardımcı olmaya çalışmakta ve motivasyon kaybı sebebiyle düşen performansı gereği kendisini haksız bir şekilde suçlu hissetmektedir.
Ayrıca istenilen hizmet bilimsel değildir. Geçici Rehber Öğretmen görevlendirmeleri, öğrencilere yarar sağlamaktan çok zarar vermektedir. Görevlendirmeler, rehber öğretmenin çalışma bütünlüğünü bozmakta, takip ettiği öğrencilerin rehberlik hizmetleri ve psikolojik danışmalarının yarıda kesilmesine sebep olmaktadır. Rehber öğretmen sadece evrak işi yapan bir memur değildir. Psikolojik danışmanlar, öğrencilerin psikolojik durumları, aile hayatları, bireysel problemleri gibi pek çok konuda güven ve işbirliğine dayalı uzun soluklu çalışmalar yürütürler. Yürüttüğü çalışmalar da konu ‘insan hayatı’ olduğundan dolayı, büyük sorumluluk gerektirir.
Bu nedenledir ki rehber öğretmenler, görevlendirildikleri okullarda; okulu, öğrenciyi, öğretmen ve okul idaresini, veli profilini tanıyıp; onlarla işbirliği yapabilecek konuma ulaşana kadar uzun bir zaman geçecektir ve bu okullardaki öğrenciler rehberlik hizmetini nitelikli bir şekilde alamayacaklardır. Kaldı ki, o okullarda da görev süresi belli bir zaman aralığında olup, rehber öğretmen ayrıldığı zaman aynı problemi bu sefer de o okuldaki öğrenciler ve velileri yaşayacaklardır.
Bu görevlendirmeler aynı zamanda birçok açıdan hukuksuzdur. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun çeşitli maddeleri, Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Okul ve Kurumların Yönetici ve Öğretmenlerinin Norm Kadrolarına ilişkin Yönetmeliği, Millî Eğitim Bakanlığı Yönetici Ve Öğretmenlerinin Ders Ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Kararına bakıldığında idarelerce yapılan geçici görevlendirmenin kabul edilebilmesi için her halükarda; ‘Zorunlu Bir Nedenin Doğmuş Olması’, ‘Henüz Örgütsel Altyapısı Oluşturulmamış Yeni Bir Kamu Hizmetinin Gördürülmesi İhtiyacının Varlığı’, ‘Kamu Yararı’ ve ‘Hizmet Gereklerinin Zorunlu Kılması’ gerekmektedir. İlgili kanun ve yönetmelik maddeleri detaylıca incelendiğinde yapılan ikinci okul görevlendirmelerinin hukukun temel ilkelerini zedelediği aşikardır. Çünkü ortada ne bir hizmet gereği, ne yeni bir okul ne de yeni bir kamu hizmeti ile kamu yararı bulunmaktadır.
Bırakın Rehber Öğretmen/Psikolojik Danışman arkadaşlarımız huzurla hizmet versin. Her okula en az bir Psikolojik Danışman verilmesi gerektiğini her platformda defelarca dile getirdik. Çözüm dikiş tutmaz, yasa dışı, keyfi görevlendirmeler değildir. Milli Eğitim Bakanlığı Psikolojik Danışma normuna ilişkin ivedilikle güncelleme yapmalı, yeni kadro tahsisi ile çözüm bulmalıdır.
Sakarya’daki ikinci okul görevlendirmeleri ilçeler arasında dahi farklı uygulamalara tabidir. Bir ilçede normu olmayan okula görevlendirme yapılmış, il temsilcimizin itirazı sonucu “ister gidin, ister gitmeyin” denerek, mevcut soruşturmadan hemen önce iptal yazısı yazılmıştır. Bir başka ilçede puan üstünlüğü esas alınmaksızın yapılan görevlendirme yine il yönetimimizin süreci takibi ile yapılan itiraza “oraya gönüllü birini verecektik, gitmeseniz de olur” denerek, tekrar tekrar yapılan talebe binaen görevlendirmenin iptali resmi yazı ile bildirilmiştir. Akyazı’da ise üyemizin yasal hakkı olan itirazına cevap dahi vermeden soruşturma açılmış adeta üyemiz kurban edilmek istenmektedir. Bugün cezaya itirazımızın görüşmesi için il disiplin kurulu toplantısı yapılmıştır. Ancak biz yine de Eğitim Gücü Sen olarak “Haksızlıklar karşısında hukuki dayanaklarla dururuz.” ilkemiz gereği sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunduk ve sürecin takipçisi olacağız.
Eğitim ve Bilim Gücü Dayanışma Sendikası Sakarya İl Temsilcisi Güldane BERBEROĞLU
EĞİTİM GÜCÜ SEN -Eğitim ve Bilim Gücü Dayanışma Sendikası Genel Başkanı Oğuz ÖZAT
-
Sakarya Barosu’ndan çocuk istismarına karşı açıklama
Sakarya Barosu’ndan çocuk istismarına karşı açıklama
Sakarya Barosu, çocuk istismarına karşı AKM önünde basın açıklaması düzenledi. Açıklama, Sakarya Barosu Başkanı Av. İlknur Ebiz Yıldız ve Sakarya Barosu Çocuk Hakları Merkezi Başkanı Av. Elif Erdem Düzgün tarafından yapıldı. Açıklamaya, Türk Kadınlar Birliği Sakarya Şube Başkanı Tevhide YAĞAN , STK Temsilcileri, Dernekler ve çok sayıda avukat katıldı.
Sakarya Barosu Çocuk Hakları Merkezi Başkanı Av. Elif Erdem Düzgün, “Çocuk istismarının yoğun olarak yaşandığı ve basına yansıdığı şu günlerde bir kez daha bu konuya dikkat çekmek ve halkımızın sağduyusuna seslenmek üzere bugün buradayız. Medyada yer alan ve ülke gündemine oturan, 6 yaşında başlayıp yıllarca sistemli bir şekilde devam eden çocuğun cinsel istismarına ilişkin haberler, bir kez daha devletin hukuk sistemi eliyle çocukları koruyamadığını açık bir şekilde göstermiş ve bardağı taşıran son damla olmuştur.
Ülkemizde çocuklara yönelik cinsel istismar olayları her geçen gün artmaktadır. Her olayda daha kötü ne olabilir ki diye hayret, öfke ve üzüntü karışımı duygular yaşarken bir sonraki olay çok daha kötü ayrıntılar ile önümüze gelmekte ve bu durum hukukçular olarak artık bizim de sabır sınırlarımızı zorlamaktadır. Zira basından da takip ettiğiniz üzere suç faillerinin ifadelerinin alınıp serbest bırakılması, tutuklama tedbirine kamuoyu baskısı olmadığı takdirde istisnai olarak başvurulması ve tutuklanan sanığın yine kısa sürede tahliye edilmesi, serbest kalan sanığın kaçması, delilleri karartması, mağdurun yaşadığı korkunun artması ancak güvenliğinin azalması ve benzeri sonuçları beraberinde getirmekte, günün sonunda her halükarda vatandaşların hukuk sistemine ve adalete olan inancı azalmaktadır. Her olayda somut delile ulaşmak mümkün olmazken, açık ve net ses kayıtlarının ve bu kayıtlarda suç failinin ikrarının bulunduğu, mağdurun 6 yaşındayken gelinlikle ve sonraki yıllarda da faille yakın şekilde fotoğraflarının dosyaya sunulduğu bir olayda dahi artık halkımız tek yürek olamamakta, çocuk istismarının karşısında durma iradesini ortaya koyamamaktadır.
6 yaşında bir çocuğun tarikat lideri olan öz babası tarafından 29 yaşında yine aynı tarikat içinden bir kişiyle ‘’evlilik’’ adı altında bir araya getirilerek cinsel istismara maruz bırakılması karşısında sosyal medyada ve basında gördüğümüz üzere bir kısım kişiler olayın iftira olduğunu iddia etmekte, en vahimi bir kısım insanlar ise bu olayı savunmakta, 6 yaşında evlenmenin caiz olduğunu iddia etmektedir. Bu toplumumuz açısından en büyük tehlikedir. Çünkü bu kadar küçük yaşta bir çocuğa kaşı cinsel bir yaklaşımın olağan karşılanması beraberinde toplumsal ve inançsal anlamda büyük bir çöküşü getirecektir. Çocuklar bizim en hassas noktamız, en dokunulmaz olan varlıklarımızdır. Çocuklara zarar verilmemesi, zarar verenlerin ise en ağır şekilde cezalandırılması için hukuken tüm çabamızı ortaya koyacak ve bu olayın sonuna kadar takipçisi olacağız. Ne yazık ki bu olayla gördük ki, çocuk daha önce kurtulmak isteyip yargıya sığınmış ama henüz soruşturma aşamasında olay örtbas edilmiş, hukuk mücadelesi başladığı gibi son bulmuştur. Yargının; mağdur çocukların sığınağı olması gerekirken, çocuğu istismarcısının eline bırakması kabul edilemez. Bu nedenle ilk soruşturma dosyasının itinayla incelenmesi ve sorumlular için hukuki süreç başlatılması gerekmektedir. Bağımsız yargı erki içinde yer alan kişilerin bu bağımsızlıklarını koruyamaması, daha fazla mağduriyeti ve hukuki güvencesi olmayan bir ülkeyi beraberinde getirecektir. Bu anlamda Baroların Çocuğa Yönelik Cinsel İstismar Davalarına katılma taleplerinin kabulünün önemi bir kez daha gözler önüne serilmiştir. Tarafsız ve bağımsız Baroların, bu gibi olayların takipçisi olması; adaletin önünde bir engel değil kolaylaştırıcı bir unsur olarak görülmeli ve ülkede uygulama birliği olması açısından Baroların kamu davasına katılan sıfatı ile dahil olması yasal zemine taşınmalı, acilen gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.
6 yaşından itibaren yakın zamana kadar sistemli olarak maruz bırakıldığı istismar mağdura öyle ağır gelmiştir ki yılmamış, ses kaydı alarak olayı bir kez daha yargıya taşımıştır. Olayın basına yansıması ile birlikte de yasal sürece ilişkin her detay kamuoyunun merakla takip ettiği bir mecraya taşınmıştır. Böylece basının ve sosyal medyanın bu tip olaylarda yadsınamaz bir gücü ve yaptırımı olmaya başladığı da bir kez daha görülmüştür.
Tüm devlet kurumlarının, tüm sivil toplum örgütlerinin, hukukçuların bu haber karşısında kayıtsız şartsız birleşmesi ve çocuğun sesi olması gerekmektedir. Çocuklar susmasın diye susmuyoruz! Ve Bugün burada bize destek veren, gelemese de bu olay karşısında bizler gibi uykuları kaçan herkese, bu davanın takipçisi olacağımızın sözünü veriyoruz” dedi.
Baro Başkanı Av. İlknur Ebiz Yıldız, “Son günlerde basında yer almasıyla haberdar olduğumuz; 6 yaşında bir kız çocuğunun öz ailesi tarafından evlilik adı altında cinsel istismara maruz bırakılması olayı Sakarya Barosu olarak bizi de derinden etkilemiştir. Bir çocuğun kapalı kapılar ardında, gizlice dini nikahla bir yetişkine teslim edilmesi ve yıllarca istismara maruz bırakılmasının ne vicdanen ne de dinen bir açıklaması olmadığını düşünüyoruz. Zira çocuklarımız bizlere Allah’ın bir emanetidir. Kendi dini kurallarını ihdas ederek dinimize en büyük zararı veren, çocuk istismarını olağan gören bu kişilerin cezalandırılması, çocuk istismarının önüne geçilmesi için atılması gereken en önemli adımdır.
Küçücük yaşta istismara uğrayıp bunun ağırlığı altında ezilen mağdurun duyurmak isteyip de duyuramadığı ses, ailesinden bekleyip de göremediği destek biz olmak zorundayız. İlk fırsatını bulduğunda yargıya sığınıp yaşadıklarını anlatarak medet uman mağdurun iddiaları örtbas edilmemelidir. Böyle bir şeyin olmasına izin vermeyeceğiz. Bu olaya tepki gösteren halkımızla birlikte tek vücut olarak bu olayın peşini bırakmayacağımız gibi Sakarya Barosu olarak hukuki sürecin de sonuna kadar takipçisi olacağız. Bu olay vesilesi ile yargı bağımsızlığına ve tarafsızlığına gölge düşüren her hadisenin karşısında olacağımızın sözünü veriyor ve davaya müdahil olacağımız bilgisini kamuoyu ile paylaşıyoruz” ifadelerini kullandı.
-
Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye’den Mesleki Eğitime Büyük Destek
Mesleki teknik eğitimin niteliğini artırmak ve nitelikli iş gücü kaynağı sağlamak adına çalışmalarını sürdüren Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye, Sakarya Uygulamalı Bilimler Meslek Yüksek Okulu ile yaptığı iş birliğiyle öğrencilere iş hayatında bir adım önde başlama fırsatı sağlıyor.
Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye, 2017 yılında Sakarya Üniversitesi Arifiye MYO ile başlayan, ardından SUBÜ Arifiye MYO ile devam eden “Kaliteli eğitim ve donanımlı iş gücü“ kapsamında yaptığı iş birliğiyle gençlerin kariyerlerine katkıda bulunmaya devam ediyor. Özellikle ‘’Kalifiye Bakımcı’’ yetiştirmeyi hedefleyen iş birliği, öğrencilerin mesleki gelişimlerini desteklemenin yanı sıra otomotiv ve yan sanayideki nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesine katkıda bulunuyor. SUBÜ MYO, 2020 yılında açılan Mekatronik bölümünün ilk mezunlarını 2022 yılının aralık ayında vermeyi hedeflerken Mekatronik bölümü 2. Sınıf öğrencileri , Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye’de bakımcıların yetiştirildiği staj programı ile eğitim hayatında edindikleri bilgileri teorik olarak da hayata geçirme fırsatı yakaladı.
Mesleki gelişim anlamında öğrencileri her zaman destekleyeceklerini belirten Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye Genel Müdür ve CEO’su Erdoğan Şahin “Öğrencilerimiz ‘’Bakımcı Yetiştirme Programı’’ kapsamında uzman bakımcılar gözetiminde staj dönemi boyunca belirlenen bölümlerde sorumluluklar alırken, staj deneyimleri boyunca elde ettikleri birikimleri pratiğe dökme şansını yakalıyor. Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarından ‘’Nitelikli Eğitim’’ konusunu öncelikli konularımızdan biri olarak benimseyerek, öğrencilerin güncel teknolojiyle eş zamanlı eğitim alarak mesleki bilgi ve becerilerini artırmaları için çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz. Bu sene ilk kez hayata geçirdiğimiz Bakımcı Yetiştirme Programı’nı önümüzdeki yıllarda daha fazla öğrenci ve daha uzun eğitim dönemi ile genişletmek istiyoruz’’ dedi.
TMMT Bakım Elemanı Yetkinlik Eğitim Merkezinde eğitime katılan öğrenciler; İşgüvenliği, bakımın temelleri, elektrik panolarında güvenli çalışma, PLC, otomatik kumanda, pnömatik ve hidrolik servo sürücü, invertör ve motorlar konularında toplam 8 hafta – 33 iş günü eğitim aldı. Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye’deki staj süreçlerinin verimli ve aktif bir şekilde geçtiğini aktaran öğrenciler, kendilerine bu imkanın verilmesinden oldukça mutlu ve motive olduklarını ifade ederken bu eğitimlerin daha fazla olmasını istediklerini belirtti. Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye, eğitim öğretim yılının ikinci döneminde de yeni öğrencilere fırsat tanımaya devam edecek.










































































