Sapanca belediye başkanı Arda Şahin’den önemli açıklama!

Sapanca belediye başkanı Arda Şahin’den önemli açıklama!
Şahsım ve Sapanca Belediyesi olarak, göreve geldiğimiz ilk günden itibaren her adımımızı adalet,
şeffaflık ve kamusal alanların halkın yararına kullanımı üzerine attık. Sapanca’nın güzelliklerini, doğal
kaynaklarını ve ekonomik potansiyelini koruma ve bu değerlerden herkesin eşit bir şekilde
faydalanmasını sağlama sözü verdik. Bu yüzden daha yola ilk çıktığımızda, bu kutsal göreve talip
olduğumuzda, ‘Mesele Kamusal Alanların Adil Kullanımı’ dedik. Bu sözümüzü tutmak adına, doğal
kaynaklarımızın şeffaf ve adil bir şekilde yönetilmesi de önceliğimiz oldu.
Su, Sapanca’nın en kıymetli değeri. Sadece Sapanca’nın değil, dünyanın en kıymetli değeri. Bugün
dünyada her on kişiden birisi içilebilir temiz suya erişemezken, biz burada, şükürler olsun ki bereket
içerisinde yaşıyoruz.
Ancak bu değerli kaynaklar üzerinde bazı özel şirketlerin yasaları ve toplum vicdanını göz ardı ederek
keyfi ve kural tanımaz davrandığını görüyoruz. Biz, Sapanca Belediyesi olarak bu adaletsizliği kabul
etmiyoruz.
Sizlere içerisinde bulunduğumuz durumu, verdiğimiz mücadeleyi ve geldiğimiz noktayı şeffaf bir
şekilde anlatayım. Bunu tüm vatandaşlarımızın bilmesi gerekiyor. Çünkü burada gasp edilen hak
onların hakkı, savunmaya çalıştığımız hak Sapancalı çocukların hakkı. Burada yıllardır yaşanan bir
hak ihlali var, buradan yıllardır gelmesi gerektiği halde gelmeyen kaynak:
Yani kısacası 47.000 Sapancalının bir fiil cebinden çalındı ve çalınmaya devam ediyor.
İlçemizin kaynak sularını kullanan su fabrikalarının denetlenmesi, bu denetimlere bağlı olarak da
paketlenen sulara özel işaret konulması ve bu hizmet sonucunda da ortaya çıkan harcın, bu kaynağı
kullanan işletmeler tarafından belediyemize ödenmesi gerekmektedir.
Peki, bu denetimleri yapmaktaki yetki ve sorumluluğumuz nereden geliyor bir bakalım.
– 2464 Sayılı Belediye Gelirleri Kanunun 63 ve 66. maddeleri uyarınca “özel kaplara doldurularak
satılacak olan kaynak sularının belediyelerce denetlenmesi ve kaplara özel işaret konulması harca tabi
tutulmuştur.
Bu kanun maddesi çok açıkça bize bir görev veriyor. Diyor ki: bu kaynakları kullanan fabrikaları
denetleme yetkiniz var, bu denetlemeyi ve işaretlemeyi yapın, buradan doğan harcı da tahsil edin.
Fakat, kanun maddesi gayet açık ve yeterli olmasına karşın biz bununla yetinmedik.
– Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı’ndan söz konusu uygulama için olumlu görüş
yazısı aldık.
– Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğü’nden söz konusu
uygulama için olumlu görüş yazısı aldık.
– Aynı uygulamaya ilişkin memleketimizin farklı bölgelerindeki vergi mahkemelerince verilmiş,
danıştayca onanmış emsal kararlara eriştik ve hepsini dava dosyasına ekledik.
Tüm bu kanun ve görüş yazıları çerçevesinde belediyemizce su fabrikalarına özel işaretleme
makineleri takılması ve denetim süreçlerinin şeffaf bir şekilde yürütülmesi bizim için bir yasal
zorunluluk ve görevdir! Biz görevimizi yapmaya çalışıyoruz.
Peki, bu süreçte bugüne kadar neler yaşadık.
Denetimlerin yapılması ve özel işaretlerin konulması ile birlikte kanunda belirtildiği üzere alınması
gereken bu harç bedeli yıllarca encümen kararı ile sabit bir rakam olarak belirlenerek, hiçbir veri
olmadan alınmış. Tabi bu durum fabrikaların oldukça işine gelmiş.
Öncelikle tüm su fabrikalarına bu işaretleme makinelerini takmamız gerektiğini belirttik. Bunun
karşılığında ise gelin bu işi masada çözelim, bir fiyat belirleyelim cevabını aldık. Elimizde hiçbir veri
olmadan hangi para üzerinden pazarlık edeceğiz? Neyin hesabını yapacağız?
Geçen yıl ödenen ücrete yapılması teklif edilen astronomik zamları kabul etmek bir yana dursun,
kimse ile özel bir ilişki içerisine girmeden hepsi ile aynı anda görüşerek kanunu uygulayacağımızı
deklare ettik. Bu harcın veriler ışığında kanunda belirtildiği gibi hesaplanması yerine fabrikalar
içerisinde hiçbir denetim yapılmadan belirlenecek bir rakam üzerinden verilmesi talebini de hiç bir
zaman anlayamadık.

Kanunların bize verdiği görevi yerine getirmek amacı ile yine aynı şekilde kanunların verdiği yetki ile
işaretleme yapabileceğimiz bu cihazları fabrikalarda bulunan su hatlarına takmamız gerekiyordu. Buna
ek olarak takacağımız cihazların, şirketlerin mevcut iş akışlarına, hijyen ve sağlık kurallarına, iş
güvenliği kurallarına hiçbir engel olucu durum getirmesini de istemedik. Tüm bu sebeplerle doğru bir
sistemle cihazları kurabilmek adına kurulum öncesinde bir keşif ziyareti gerçekleştirmemiz gerekti. Bu
ziyaretimizi yine işletmelerin iş akışına da engel olmamak ve planlamalarını yapabilmeleri adına
öncesinde yazılı olarak haber verdik ve sonrasında ilgili ekiplerimiz keşif ziyaretine gittiler. Fakat
kamuoyu tarafından da bilindiği üzere bu ziyaretlerimizin tamamında, tüm su fabrikalarında adeta
birlikte planlanmışçasına bir dirençle karşılaştık. Kapılar kilitlendi, personellerimiz içeri alınmadı,
hukuki görünen tehditlerle sindirilmeye çalışıldı. Olayların toplum vicdanını yaralayacak bir boyuta
gelmemesi ve hukuki çerçevede kalma gayemizle ilgili tutanakları tuttuktan sonra içeri girmeden
ziyaretleri sonlandırdık. Ve bu ziyaretlerimizle birlikte siyasi baskılar, karalama kampanyaları,
itibarsızlaştırma çalışmaları da bu sermaye sahiplerinin uşakları tarafından düğmeye basılmış gibi
ortak bir şekilde başladı.
Elbette kanunun emrettiği gibi bu denetimlerin yapılması ve cihazların takılması zaruriyetini değiştiren
herhangi bir durum söz konusu değildi. Hukuki çalışmalarımızın çerçevesini çok ciddi şekilde
genişlettik. Devletimizin ilgili kurumlarından görüşleri talep ettik, araştırmalarımızı tamamladık ve zaten
emin olduğumuz sürece, kamu paydaşlarının da görüşünü alarak, çok daha net bir şekilde devam
etme kararı aldık.
Ekiplerimizle tüm hazırlıklarımızı yaptık ve ikinci kez keşif için bu fabrikalara ziyarete gittik.
Peki ne oldu? Daha ne kadar ileri gidebilirler diye düşündüğümüz bu güruh, bu ziyaretimizde
personellerimize bıçaklı saldırıda bulundu. Herkes bu görüntüleri gördü. Personelimiz canı ile tehdit
edilerek sindirilmeye çalışıldı. Ne kadar acı değil mi? Ama yetmez, size daha acısını söyleyeyim.
Bundan daha acısı, bu ve benzeri durumları öngördüğümüz için, ilgili devlet kurumlarından bu ziyaret
öncesi resmi olarak güvenlik desteği istedik. Çünkü biliyorsunuz bizim zabıtamız ‘’silahsız kolluk
kuvveti’’. Resmi olarak istediğimiz bu destek sonrasında gelen cevap koca bir sessizlik oldu!
Soruyorum, orada benim avukatım bıçaklansaydı? Benim zabıta ya da teknik personelim yaralansaydı
bunun hesabını kim verecekti?
Elbette bizi bu saldırı sindiremezdi, sindiremedi de. Tüm fabrikalara girdik. Keşif ve inceleme
ziyaretlerimizi gerçekleştirdik. Ardından da cihazları her fabrika ve hat için ayrı ayrı en doğru şekilde
nasıl takabileceğimizin çalışmasını yaptık.
Bu ziyaretimizden sonra da yine başka yerlerden sesler gelmeye başladı. Başka karalama
kampanyaları başladı, sözde vatandaşın yanında duranlar bizi farklı cephelere çekerek bu sermaye
sahiplerine çalışmaya başladılar. Bunların hepsinin notunu aldık.
Bu cihazlar hem çok pahalı hem de termin süreleri olan cihazlar, bizim de çöpe atacak paramız yok.
Dolayısı ile birinci aşama olarak tüm fabrikaların birer hattına cihaz takarak sayıma başlamak ve veri
toplamak istedik.
Bu plan çerçevesinde ilk su fabrikasına tekrar giderek bir su hattına cihazımızı taktık. Tam diğer
fabrikalardaki montaja hazırlanıyorduk ki bir de ne görelim! Ne tasadüftür ki bizim taktığımız cihazın
olduğu hat bakıma alınmış ve hat durdurulmuş. Bizden veri saklanmaya devam ediliyor. Bu davranışın
ardından bu fabrikada ki tüm hatlara tüm cihazları takma kararı aldık ve montaj için tekrar fabrikaya
gittik.
Ve yine, bir kez daha, tekrar dirençle karşılaştık!
Arkadaşlarımız görevlerini yapmak üzere, bu dirence rağmen hiçbir taşkınlığa mahal vermeden
fabrikaya giriş yaptılar.
Ve bu aşamada ne oldu biliyor musunuz? Devlet geleneği ve ahlakının getirdiği sorumluluk ile
herhangi bir arbede vb. duruma mahal vermemek adına ve hukuki zeminde kalma çabamızla destek
almaya çalıştığımız kamu kurumlarından beklediğimiz desteği görmek bir yana dursun, talimat ile
personellerimiz polis zoruyla fabrikadan çıkarıldı. Bazı kamu görevlileri Sapanca halkının haklarının bu
sermaye sahiplerine peşkeş çekilmesinin maşası oldu. Çok üzücü bir şekilde bir devlet kurumunun
görevini yapması, daha kalabalık ve daha teçhizatlı personele sahip başka bir devlet kurumu
tarafından engellendi, yetkimiz gasp edildi, Sapanca halkının hakları yine, bir avuç insana peşkeş
çekildi.
Bu haklı mücadelemiz sırasında, karşımıza çıkan engeller, asılsız ithamlar ve tüm baskılar, adalet için
doğru yolda olduğumuzu bir kez daha göstermektedir.
Ancak, halkın hakkını savunmak için çıktığımız bu yolda geri adım atmamakta kararlıyız. Adaletin
sağlanmasına karşı olanların, baskılarına boyun eğmek bizim için bir seçenek değildir. Buradan tüm
paydaşlara seslenmek istiyorum. Magazin peşinde mi koşmak istiyorsunuz, buyurun koşun. Yirmi yıllık
geleneğiniz olan iftira siyasetimi yapmak istiyorsunuz buyurun yapın! Bu sermaye sahiplerine her
dokunduğumuzda, dönen çarklarına her çomak sokmaya çalıştığımızda bambaşka mesnetsiz
gündemlerle bambaşka oyuncular karşımıza çıkmaya devam ediyor. Buyurun devam edin. Bu boş
muhabbetlerle ne bizi vatandaştan koparabilirsiniz, ne bu milleti bunlara inandırabilirsiniz ne de
Sapanca halkının hakkını savunma davamızdan bizi vazgeçirebilirsiniz.
Gelelim bugün, tam şu anda bu sürecin nerede olduğuna. Bu su fabrikası dediğimiz sermaye sahipleri,
bu işlemin durdurulması için mahkemeye başvurdular. Mahkeme ise bize, süreç devam ederken
herhangi bir işlem yapmayın dönüşünde bulundu. Tabi bu fabrikalar bunu bir karar gibi göstererek algı
oyunları kurmaya çalışıyorlar.
Biz de bu duruma ve bu karara gerekli itirazlarımızı yaptık. Bu itirazımız Bursa Bölge İdare
Mahkemesince değerlendirilecek. Burası çok önemli arkadaşlar! Buradan şunu da ayrıca paylaşmam
gerek herkesin haberi olsun. Bu mahkeme daha 2 ay önce, Bursa’nın İnegöl ilçesinde bir su fabrikası
ve ilçe belediyesi arasındaki bire bir aynı konuya ilişkin uyuşmazlıkta ilçe belediyesinin denetim
yapmaya ve harcı almaya yetkili olduğuna dair karar vermiştir. Kayıtlardan bulabilirsiniz. Durum ne
kadar da aynı değil mi? (gülerek) Bakalım karar da aynı ve adil olacak mı birlikte göreceğiz.
Bu sürecin bir parçası olan tüm kamu görevlilerine, tıpkı bizim gibi adı üzerinde kamunun yani halkın
hizmetinde olduklarını, görev ve yetkilerini sermaye sahiplerinden değil hukuktan ve milletten yana
kullanmak zorunda olduklarını hatırlatırız.
Sermaye sahiplerinden korkmayın! Hukuktan vazgeçmeyin! Vatandaşın yanında durun! Seçmeniz
gereken taraf sermaye güçleri değil, Yüce Türk Milletidir.
Biz, Sapanca’nın doğal kaynaklarının gelecek nesillere miras olarak bırakılması gerektiğine
inanıyoruz. Bu nedenle, tüm hukuk yollarını kullanarak ve halkımızın desteğini arkamıza alarak
mücadelemize devam edeceğiz. Bu sadece Sapanca halkı için değil, ülkemizin doğal kaynaklarının
adil kullanımı için de önemli bir süreçtir.
2025 yılı ile birlikte, bu makinaların çalışması durumunda Bu yılki bütçemizin %30 u buradaki
harçlardan gelecek. Bu lobi bu kadar büyük bir ekonominin üzerinde oturuyor. Bu paranın
Sapancalılara harcanması gerekiyor. Sapanca’nın böyle bir ekonomi ile ne kadar kalkınabileceği
hakkında fikriniz var mı?
Tüm Sapancalı hemşehrilerimizi bu mücadelede bize destek olmaya davet ediyor, hak ettiğimiz adaleti
birlikte sağlayabileceğimize olan inancımızı sürdürüyoruz.
Mesele Sapanca

BENZER HABERLER

-
Şampiyon Büyükşehir Basketbol!
-
508 yıllık cami tarihe tanıklık ediyor
-
ULUDAĞ’IN GÖLGESİNDE HAK-İŞ’TEN TARİHİ 1 MAYIS
-
YÜKSEK NAKİT DOLAŞIMI SAHTE PARA RİSKİNİ ARTIRIYOR
-
Sakarya Ticaret Borsası (STB), hizmet kalitesini zirveye taşıyacak yeni merkezine taşındı
-
Sapanca Belediyesi’nde 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü Buluşması


