Cumhuriyet ve Tarikatlar

Cumhuriyet ve Tarikatlar
Bahadır Alemdaroğlu
Tarihler 30 Ağustos 1925, Büyük Zafer’den 3 sene sonra, Türk Milletinin tek Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal;
“Ey millet! İyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti, şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. En doğru, en gerçek tarikat medeniyet tarikatıdır.” diyerek Cumhuriyetin önündeki engellerden kurtulma yolunda ne yapılması gerektiğini açıkladı.
Türkiye Cumhuriyeti ideal devlet düzenine ve muasır medeniyetler seviyesine, birkaç şeyhin, dervişin, müridin bağnaz ve gerikalmış ideolojileri ile ulaşamazdı. Gazi Paşa, bu açıklamasından 3 ay sonra tekke, zaviye, tarikat ve türbeleri kapattı. Gerçek medeniyete ve ideale ulaşma hususunda gereken şeyin bilim olduğunu, birkaç şarlatana inanarak bir yere varılamayacağını gösterdi.
O dönemde tarikatlar, Cumhuriyet rejimine karşıt tutum sergileyen, insanların beynini yıkayan ve bağnaz düşünceleriyle toplumda yer edinmeye çalışan illegal bir örgüt gibiydi. Geldiğimiz bu noktada, basında yer alan haberden de yola çıkarak, tarikatların ne denli gereksiz olduğunu, toplumun ahlakî değerlerini kaybetmesine neden olan zararlı topluluklar olduğunu görüyoruz.
2016’da şahit olduğumuz, ve yüzlerce şehit verdiğimiz gün, bu tarz gruplaşmaların ülkenin birliğine ve beraberliğine alenen düşman olduğunu gördük. Nitekim o tarihten bu yana, vatandaşların beklentisi bu tarz grupların ülke toplumundan tasfiyesi iken, geldiğimiz gün itibariyle herhangi bir ilerleme kaydedilemediği aşikardır.
6 yaşındaki kız çocuğunun, bir cemaate bağlı vakfın kurucusuyla evlendirilmesi olayıyla birlikte ötelenen tarikat sorunu bir daha gün yüzüne çıkmıştır. Dini istismar eden, insanları din kisvesi altında ahlak dışı durumlara iteleyen bu zihniyet, yadsınamaz bir problemdir. Geri plana bırakılması ve çözülmemesi durumunda daha vahim vakalara neden olacak ve toplumun temelinde ahlakî bozulmaların hızlanmasına da katkı sağlayacaktır.
Türkiye Cumhuriyeti’nin şeyhe, dervişe, müride ihtiyacı yoktur. İslam dini şeyhler, dervişler dini değil; akıl, bilim, vicdan dinidir. Her kim ki, aklından, ilminden ve vicdanından kopuş sürecine girerse, kendini bağnaz tarikatların pençesinde ahlaksız eylemlerin ortasında bulacaktır.
Türkiye Cumhuriyeti insanlara istediği dini yaşama özgürlüğü vermiştir, ancak dini suistimal edin dememiştir. Aklın, bilimin çağında yaşadığımız bu olaylar ileriye değil geriye doğru adım atmak demektir.
Tarikatlar kapatılmalı, din istismar edilmemelidir. Sorunların çözümü akılda, bilimdedir.

BENZER HABERLER

-
MHP SAKARYA İL BAŞKANI OĞUZ ALKAŞ: “3 MAYIS, TÜRK MİLLİYETÇİLERİNİN ŞEREF NİŞANESİDİR”
-
Şampiyon Büyükşehir Basketbol!
-
508 yıllık cami tarihe tanıklık ediyor
-
Alemdar’dan TBB’deki O Gerginliğe Dair İlk Açıklama!
-
ULUDAĞ’IN GÖLGESİNDE HAK-İŞ’TEN TARİHİ 1 MAYIS
-
Bahar beklenirken kış geldi, yüksek kesimler beyaz örtüyle kaplandı


