Eğitim ve Öğretimde Eşitlik İlkesi
07.10.2020
Kişi Okumuş
0 Yorum
Eğitim ve Öğretimde Eşitlik İlkesi
🔴Bahadır Alemdaroğlu
Yaklaşık 8 aydır içinde bulunduğumuz pandemi süreci, eğitim üzerinde yıkıcı etkiye sebep oldu. Okulların kapanmasının ardından canlı derslere katılmak gerekli kılındı. Ancak hala bazı öğrenciler derslere katılmıyor veya katılamıyor.
Bu konu hakkında gördüğüm en ilginç haber ise, İnternet çekmeyen bir evde pencereye çıkıp derse girmeye çalışan öğrencimizle alakalı. Öyle ki internet çekmeyen yerde çocuğa tablet hediye etmişler. Anlaşılması güç şeyler yapmaktan çekinilmiyor. Buna karşın her ne kadar bazı öğrencilerimiz girişte sorun yaşasa da EBA platformu iyi bir sınav verdi. Ta ki okulların açıldığı ilk güne kadar. O gün anladık ki EBA konusunda 8 aydır gelinen nokta bir hayli geride. EBA platformunun çökmesine ilişkin diğer uygulamalar ile yapılan kıyaslamalar ise kabul edilemez. Sonuçta bir sosyal medya uygulamasına giren kişi sayısıyla, EBA’ya girebilen öğrenci sayısında bir hayli fark var.

Başlıkta belirtilen konu ise ülkemizde hiçbir zaman tam olarak sağlanamadı. Uzaktan eğitim sürecinden önce de aynı şeyler vardı. Özellikle doğu kesimde kız çocuğunu okula götürmek, anne babaların itibar kaybetmesine neden oluyormuş gibi düşünülüyordu. Ki hala bu zihniyete sahip insanlar var. Şu zamanı değerlendirecek olursak eğer, şimdi de maddi imkansızlıktan doğan sıkıntılar mevcut. Telefonu, tableti, bilgisayarı olmayanlar var, bunlardan en az biri olup İnterneti olmayanlar var. Peki sonuç? Aynı tas, aynı hamam. Sadece öğrenciler için değil öğretmenler de kötü bir süreç yaşıyor. Sınıf ortamında sağlanan işitsel ve görsel temas, uzaktan eğitim sürecinde tam olarak sağlanamıyor. Ve bu yüzden de dersin verimli geçmesi söz konusu değil.

Eğitimde eşitlik ilkesi gereğince herkes aynı imkanlara sahip olmalı, bir yerken diğeri bakmamalı. Bu tarz sorunlar büyüyerek bir çığa dönüşebilir. Konunun eğitim olması da bunu bir hayli önemli kılıyor. Nitekim bir devletin en çok bütçe ayrıması gereken, en çok üzerinde planlamalar yapması gereken alanı eğitim. Peki ya neden bu imkansızlıklar sürüyor? Bu soruyu duyunca aklıma gelen cevap ise oldukça değişik. Milli Eğitim Bakanımız daha öncesinde bu imkansızlıkların “öğretmen maaşı”nın bütçede çok yer kaplamasından dolayı olduğunu söylemişti. Sizce haklı mı?
Salgının 8. ayını bitirmek üzereyken okullar hala açılabilmiş değil. Bu bağlamda işlerini tam olarak yapamayan servis çalışanları da ekonomik olarak zora girdi. Vaka sayımız 1500’lerde seyrederken okulların açılabiliyor oluşu velileri endişeye sürüklüyor. Öyle ki her şey velinin inisiyatifine bırakıldı. Geçen gün paylaşılan rehber de velilerin endişelerini destekler nitelikte. Herhangi bir okulda bir öğrencinin veya bir öğretmenin pozitif çıkması durumunda okulun eğitime devam etmesi söz konusu olabilir mi? Uzaktan eğitim sürecinde yaşanan aksaklıkları bile gideremezken, atılan bu adımlar salgının seyrini kötü yönde etkiliyebilir.
İletişimde olduğumuz öğrenciler, öğretmenler, veliler ve servisçilerin tek ricaları alınması gereken önlemleri almak kaydıyla okulların açılması. Umarım okullarımız en kısa zamanda açılır ve eğitim ve öğretimin daha nitelikli hale gelmesi sağlanır.



YORUMLAR


