Kategori: Sür Manşet
-

Başkan Altuğ Dünya Kadınlar Günü Kutlama Geleneğini Sürdürdü
Başkan Altuğ Dünya Kadınlar Günü Kutlama
Geleneğini SürdürdüSakarya Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı A. Akgün Altuğ, SATSO
kadın çalışanlar ve kadın organ üyelerinin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutladı.
SATSO Kadın organ üyeleri ve SATSO kadın çalışanlar başta olmak üzere tüm
kadınların dünya kadınlar gününü kutlayan Başkan Altuğ şunları dile getirdi:
“Hayatımıza renk katan tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu
olsun. Daha güzel renkli ve daha yaşanabilir bir dünyanın inşası kadınlarımızın da
içinde olduğu emekle mümkün olacak.
Dokunduğu her alanı güzelleştiren, toplumu yetiştiren, iş hayatında fark yaratan ve
her alanda destek olan en önemli değerimizdir kadınlarımız. Dünyada kadına seçme-
seçilme hakkını ilk veren ülke olarak kadim tarihimizde kadınlar el üstünde
tutulmuştur. Bu değerin günümüzde de hayatın her alanında devam etmesini
diliyorum. Tüm dünyada baskıya, ayrımcılığa ve şiddete, engele, eşitsizliğe, yaşam
haklarının elinden alınmasına maruz kalmayacakları bir sosyal yaşamı inşa etmek
için toplum olarak mücadele etmeliyiz.
Biz de her yıl 8 Mart’ta olduğu gibi kadın personelimiz ve kadın organ üyelerimize
hediyelerini takdim ederek kutladık. Kendilerine emekleri, gayretleri ve varlıklarıyla
dünyaya kattıkları değer için teşekkür ediyorum. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü
kutlu olsun.” dedi. -

İşte Dünya Kadınlar Günü anlamı, önemi ve tarihçesi
Birleşmiş Milletler tarafından uluslararası özel bir gün olarak ilan edilen Dünya Kadınlar Günü anlamı ve önemi ile merak ediliyor. Eşitlik, adalet ve kadın hakları mücadelesine farkındalık yaratmak amacıyla Dünya Kadınlar Günü ortaya çıkış hikayesi ile öne çıkıyor. Geçmişte yapılan etkinlikler kapsamında Birleşmiş Milletler, 8 Mart’ı “Kadınlar Günü” olarak kutlamaya başlanmasını kabul etti. Ülkemizde ise ilk kez 1921 yılında kutlanmıştır. Peki Dünya Kadınlar Günü nasıl ortaya çıktı, 8 Mart’ta ne oldu?
Dünya Kadınlar Günü ortaya çıkış hikayesi ve tarihçesi ile milyonların gündeminde yer alıyor. Birleşmiş Milletler tarafından 1977’de onaylanmasından bu yana her yıl 8 Mart Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanıyor. Her yıl olduğu gibi bu senede Kadınlar Günü anlamı ve önemine dair farkındalık etkinlikleri olacak. Peki Dünya Kadınlar Günü nasıl ortaya çıktı, 8 Mart’ta ne oldu, Dünya Kadınlar Günü anlamı, önemi ve tarihçesi nedir? İşte detaylar
DÜNYA KADINLAR GÜNÜ ANLAM VE ÖNEMİ NEDİR?
8 Mart 1857 tarihinde ABD’nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda 120 kadın işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 10.000’i aşkın kişi katıldı.
26 – 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka’nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart’ın “Internationaler Frauentag” (International Women’s Day – Dünya Kadınlar Günü) olarak anılması önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi.
İlk yıllarda belli bir tarih saptanmamıştı fakat her zaman ilkbaharda anılıyordu. Tarihin 8 Mart olarak saptanışı 1917 Bolşevik Devrimi’nin önderi ve Sovyetler Birliği’nin kurucusu Lenin’in önerisiyle 1921’de Moskova’da gerçekleştirildi.
Adı da “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak belirlendi. Birinci ve İkinci Dünya Savaşı yılları arasında sosyalizmin yayılmasından çekinen bazı ülkelerde anılması yasaklanan Dünya Kadınlar Günü, 1960’lı yılların sonunda Amerika Birleşik Devletleri’nde gerçekleşen çeşitli gösterilerde anılmaya başlanmasıyla Batı Bloku ülkelerinde daha güçlü bir şekilde gündeme geldi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart’ın “Dünya Kadınlar Günü” olarak anılmasını kabul etti.
TÜRKİYE’DE KADINLAR GÜNÜ
Türkiye’de 1921 tarihinde 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak kutlanmaya başlandı. 1980 darbesi döneminde dört yıl kutlama yapılmadı. 1984’ten itibaren her geçen gün daha da geniş kitlelerle kutlanmaya devam ediliyor.
8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ NASIL ORTAYA ÇIKTI?
1977 yılında Birleşmiş Milletler tarafından 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ olarak ilan edildi. Kadınlar Günü’nün geçmişi ise eskilere dayanmaktadır.
Kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olmak yolunda verdiği savaşın başlangıcı, 8 Mart 1857 yılında Amerika’nın New York kentinde tekstil sektöründe çalışan yüzlerce kadının düşük ücretlerini, uzun çalışma saatlerini ve insanlık dışı çalışma koşullarını protesto etmek için grevler yapması olarak kabul edilmektedir. Bu grevler sırasında çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda çoğu kadın 129 işçi can vermiş, bu olaylardan 52 yıl sonra (1910), Danimarka’nın Kopenhag kentinde düzenlenen II. Sosyalist Enternasyonal toplantısında Clara Zetkin’in önerisiyle, 1857’de başlayan, kadın haklarının kazanılması ve kadınların birlikteliği mücadelesinin her yıl “Kadın Günü” olarak kutlanması kararlaştırılmıştır.
1975 yılında Uluslararası Kadınlar Yılı olarak kutlandı. Yapılan etkinlikler kapsamında Birleşmiş Milletler, 8 Mart’ı “Dünya Kadın Günü” olarak kutlamaya başladı. İki yıl sonra 1977 de, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda 8 Mart, “kadın hakları, uluslararası barış günü” olarak kabul edildi.
Bu kabule gerekçe olarak iki temel neden gösterildi. Bunlar: dünya barışının korunması, sosyal gelişim ve temel insan haklarının kullanılması için kadınların da eşitlik ve kendilerini geliştirmelerine olanak sağlama gereksinimi idi. Kadınlara eşit hakların verilmesinin dünya barışını güçlendireceği kabul edildi.
Günümüzde Dünya Kadınlar Günü, kadınlar açısından daha farklı anlamlar taşımaktadır. Artık 8 Mart, kadın hakları açısından bugünlere nasıl gelindiğinin hatırlanmasını sağlayan özel bir gündür. Dünya genelinde kadın hakları alanında son yıllarda olumlu gelişmeler sağlansa bile kadınlar açısından bir çok sorun hala çözülebilmiş değildir. Dünyadaki en yoksul insanların büyük bir çoğunluğu hala (%70’i) kadındır. Dünyadaki eğitim almamış insanların büyük çoğunluğu (2/3’si) yine kadınlardır.
-
KEFEK Başkanı Erdoğan’ın Kadınlar Günü Mesajı Türkiye Yüzyılı İnşasında En Önemli Gücümüz Kadınlar
KEFEK Başkanı Erdoğan’ın Kadınlar Günü Mesajı
Türkiye Yüzyılı İnşasında En Önemli Gücümüz Kadınlar8 Mart Dünya Kadınlar Gününe ilişkin bir mesaj yayımlayan TBMM KEFEK Başkanı Çiğdem Erdoğan, “Türkiye Yüzyılının inşasında en önemli gücümüzün kadınlar olduğunu, kadınların, ülkemizin ve toplumun refahının yükseltilmesinde tartışmasız bir yere sahip olduğunun farkındayız. Kadınlarımızın gücü Türkiye’mizin gücüdür” dedi.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu (KEFEK) Başkanı ve AK Parti Sakarya Milletvekili Çiğdem Erdoğan, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle bir açıklama yayımladı. Açıklamasında Türk Kadının tarihin her safhasında ön saflarda mücadele ettiğini belirten Erdoğan, kadınların bir gün değil her gün hatırlanması gerektiğini ifade etti.
Türk Kadını Tarihin Her Safhasında Fedakarlıktan Geri Durmamıştır
TBMM KEFEK Başkanı Çiğdem Erdoğan, “Bizler politika yapıcılar olarak, kadınların toplumsal hayatın her alanına katılımının önündeki engelleri kaldırmalı, onlara eşit fırsatlar sunmalı ve özgür tercihler yapmalarına imkân tanımalıyız. Kamu kaynaklarının dağıtılmasında kadınlar ile erkekler arasında adil ve hakkaniyetli bir yaklaşım benimsemeliyiz. Zira Türk kadını; tarihin her safhasında ve her sahasında, vatanı ve milleti için, hiçbir fedakârlıktan geri durmamıştır. Bu uğurda, gerektiğinde, ön saflarda her türlü cefaya ve çileye katlanmasını bilmiştir. Geçmişin başarılarının kahramanları olan kadınlar geleceğin de başarısının anahtarıdır” dedi.AK Parti İktidarında Kadınların Birçok Kazanımı Var
AK Parti döneminde kadınların birçok kazanımı olduğunun altını çizen Milletvekili Erdoğan, “Ülkemizde, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde tüm kurum ve kuruluşlarımızca, kadınlarımızın erkekler ile fırsat eşitliği edinmesi için çalışmaya devam ediyoruz. 2002 yılından bu yana kadın haklarının güvence altına alınması için devrim niteliğinde işler yapılmış, anayasal ve yasal pek çok düzenleme ile kadın haklarının korunması ve güvence altına alınması sağlanmıştır. Kadının statüsünü güçlendirmesi, kadın istihdamını teşvik edilmesi, kadına yönelik şiddetin engellemesi ve kız çocuklarının eğitimi ve benzeri pek çok alanda önemli gelişmeler kaydedilmiştir.” şeklinde konuştu.Türkiye Yüzyılı İnşasında En Önemli Gücümüz Kadınlar
Türkiye Yüzyılı inşasında kadınların önemini hatırlatan Erdoğan, “Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu olarak, kadın politikalarını bütüncül bir yaklaşımla ele alıyor, diğer kurumlarımızla koordinasyon halinde daha iyisi için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Tüm imkânlarımızla hem kadınların hem de erkeklerin her alanda fırsat eşitliği için çalışıyoruz ve bundan sonra da çalışmaya devam edeceğiz. Türkiye Yüzyılının inşasında en önemli gücümüzün kadınlar olduğunu, kadınların, ülkemizin ve toplumun refahının yükseltilmesinde tartışmasız bir yere sahip olduğunun farkındayız. Ülkemizi hep daha ileriye taşımak, hedeflerimizi gerçekleştirmek için kadınıyla erkeğiyle bütün bir millet olarak omuz omuza mücadele edeceğiz.” ifadelerini kullandı.Filistin’de Yaşanan Zulme Sessiz Kalanlar Kadın Haklarından Bahsetmesin
Gazze’de yaşanan insanlık dramına da değinen Milletvekili Erdoğan, “Kadınlarımızı refaha eriştirmek, erkeklerle arasında bir fırsat eşitliği oluşturmak adına çabalarken Filistin’de yaşanan soykırımı da es geçmemek gerekir. Katil İsrail devleti Filistin’de anneleri, kız çocuklarını acımasızca öldürürken, bu zulme sessiz kalanların kadınlar gününden ve kadın haklarından söz etmeye hakları yoktur. Hamdolsun, Gazzeli kadınların haklarını savunan liderimiz, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan var. Hamdolsun, onun yol arkadaşları var. Hamdolsun, Türkiye var! Filistin’deki çocuklar için, kadınlar için, Filistin davası için sonuna kadar mücadele edeceğiz” dedi.Kadınlarımızın Gücü Türkiye’mizin Gücüdür
KEFEK Başkanı Erdoğan sözlerini şu şekilde tamamladı; Kadınlarımızın gücü Türkiye’mizin gücüdür. Kadınlarımızın toplumsal hayattaki varlığını arttırdığımızda ülkemizin de güçleneceğini düşünüyoruz. Çünkü kadın elinin değdiği her şey güzelleşir. Bu duygularla, başta işgallerin ve savaşların hüküm sürdüğü mazlum ve mağdur coğrafyaların kadınları olmak üzere bütün dünya kadınlarının Dünya Kadınlar Günü’nü en içten dileklerimle kutluyorum. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün barışa, dostluğa, kardeşliğe, dayanışmaya vesile olmasını diliyorum. -

Kocaeli’nde bu işçi kenti, bu emeğin kenti Atasoy Bilgin’i çağırıyor ve onunla birlikte ayağa kalkmayı bekliyor.
“KANDIRILANLARIN AHI VE VEBALİ BOYUNLARINADIR”
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Adayı Atasoy Bilgin’in proje tanıtım toplantısında yaptığı konuşmada, “Bu iktidarın geçtiğimiz seçimlerde montaj videolarla korkutarak, ‘Bize oy vermezseniz bayrağı indirecekler, ezanı dindirecekler, vatanı böldürecekler’ diye kandırdıkları ile deprem bölgesinde ‘Bir sene sonra sizi eve sokarız’ diyerek kandırdıkların ahı ve vebali boyunlarınadır. Biz bundan sonraki süreçte, en etkin şekilde hem deprem bölgesindeki tutulmayan sözleri hem de vatandaşımıza yapılan, seçim öncesi o manipülasyonların tekrar etmemesi için CHP olarak bütün benliğimizle, bütün örgütümüz, gücümüzle önce 31 Mart seçimlerini kazanacağız, ondan sonra da bunlardan teker teker hesap soracağız” ifadesini kullandı.
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Atasoy Bilgin’in Kocaeli Kongre Merkezi’ndeki proje tanıtım toplantısına katıldı. Özel, “Kocaeli’nin yarınları için umudu olan, bugünlerinde bu yönetimin devam etmesi durumunda, hem kenti için endişeleri olan, hem kendi için endişeleri olan, hem ailesi ve gençleri için endişeleri olan bu güzel kentin adım adım geriye gidişinden, adım adım kimliğini kaybedişinden, adım adım değerlerinin aşındırılmasından rahatsız olan, aslında İstanbul’un yanı başında, çağdaş Türkiye’nin gelişmesine, çağdaş Türkiye’nin yürüyüşüne bayraktarlık edecek olan, teknolojisi, genç nüfusuyla, ihracatıyla Türkiye’nin kişi başına düşen en yüksek gayri safi milli hasılası ile Türkiye’nin büyük yürüyüşüne önderlik etmesi gerekirken hep bir şekilde geride bırakılan, ihmal edilen ve kent kimliği kaybettirilen Kocaeli’nin değerli hemşerileri, hepinizi saygı ile selamlıyorum, hoş geldiniz” dedi. Özel, “Salona girdiğim andan itibaren hem genç kardeşlerimden, hem sizlerden müthiş bir enerji aldım. Kocaeli örgütünün birlik ve beraberlik halinde, tüm ilçe başkanlarımızın gözleri ışıl ışıl. Adaylarımız enerjik. Salon son derece motive” diye konuştu. Özel, şunları söyledi:
“YARINLARA IŞIK TUTAN BİR SUNUM”
“Hem il başkanımızın harikulade açılış konuşmasından hem adayımız Atasoy Bilgin’in dünyadaki gelişmeleri gören, Kocaeli’nin Türkiye’deki yerini doğru yerden okuyan, Kocaeli ile ilgili eksiklikleri tespit eden, geliştirilmesi gereken kısımları, güçlü kaslarımızı, zayıf yanlarımızı doğru tespit eden, son derece hem ayakları yere basan, hem yarınlara ışık tutan sunumunu izledik. Bir yanda bu Cumhuriyet kentinde şehrin emin kişisi olarak, şehrin kendisine emanet ettiği bir belediye başkanının Cumhuriyetin kurucu değerleri, kurucu kadroları ile çelişkili, onlara minnet duyacağına husumet duyan kişileri baştacı eden yaklaşımı, bir yanda Kocaeli gibi bir Cumhuriyet kentini hak ettiği yere getirecek, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret ettiği yere yürüyecek bir büyükşehir belediye başkan adayı. Derince’de aralıklarla 8 yıl ilçe başkanlığını yapmış, dolayısıyla örgütü bilen, bir yandan TMMOB’un üyesi, bir yandan İnşaat-Sen’in yönetim kurulu üyeliğini yapan, yani emeği, örgütlenmeyi bilen, 2 yıl süreyle devam etmiş Kayı İnşaat işçilerinin direnişinin örgütlenme sekreterliğini yapmış değerli adayımıza güveniyoruz. İnanıyoruz. Sonuna kadar arkasındayız.”
“HEP BİRLİKTE KENT İÇİN MÜCADELE”
“2 kentin CHP açısından tarihini biliyoruz, bugününü yaşıyoruz, yarınları için yapmamız gereken önemli işler var. Bu kentlerden bir tanesi Gaziantep, bir tanesi Kocaeli. Hem potansiyeli ile hem geçmişte belediyecilikte yapmış olduğumuz önemli işlerle hem bugün geldiğimiz noktada emeğin kenti olmasına rağmen sendikaların beklenilen durumda olmaması, emek mücadelesi yönünden yaşanan eksiklikler, zafiyetler ama bir yandan örgütlemeye müsait, mevcut örgütleri ile dayanışmaya müsait. Emeğin hakkını alması ve dolayısıyla bu kentin hakkını alması noktasında yapılacak çok işin olduğunu düşündüğüm Kocaeli’nde sol, sosyal demokrat değerleri ön plana çıkacak, emek ve emek örgütleri ile dayanışma içinde olacak, bunları yaparken servet düşmanlığı ya da iş dünyası ile kavga etmek yerine iyi bir diyalog, iyi bir etkileşim ama hakkın talebi, hep birlikte kent için mücadele noktasında gerçek sosyal liderlik yapacak büyükşehir belediye başkan profili çizen Atasoy Bilgin ile ilgili çok ciddi ümidim var. Bütün gücüm ve desteğimle arkasındayım.”
“HAZİNE’YE EN ÇOK BORCU OLAN BELEDİYE KOCAELİ”
“Burası Türkiye’nin hazineye en çok borcu olan belediyesi. Borcu çok deyince Manisa’da belediyeler devralıyoruz, başkanımız diyor ki çok borcumuz var, 70 milyon, 100 milyon, 130 milyon borç devraldık denirken Kocaeli Belediyesi’nin sadece hazineye olan borcunun 2 milyar 102 milyon lira olduğunu inanamayarak bir daha, bir daha kontrol ederek baktım. Sonra öğrendim ki Kocaeli Belediyesi’nden sonra ben çok borcu olanın borcu bile 1,5 milyarmış. Bir yandan emekten, vatandaştan yana Kocaeli Büyükşehir Belediyesi yönetimi anlayışının belediyeyi bu borçlu yapıdan kurtarması gerektiği çok açık. Başkan ifade etti, il başkanı ifade etti. Elbette bu göreve talibiz. Kocaeli, gelişmiş sanayisi nedeniyle sendikacılığın gelişmesi gereken kentlerden bir tanesi. Aynı zamanda İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi verilerine göre Kocaeli, Türkiye’de iş cinayetlerinin ve iş kazalarının en çok yaşandığı üçüncü il konumunda. Yani rakamlara baktığınızda, Kocaeli’ndeki talebe baktığınızda Kocaeli’nde bu işçi kenti, bu emeğin kenti Atasoy Bilgin’i çağırıyor ve onunla birlikte ayağa kalkmayı bekliyor.”
“BUGÜNE KADAR NEDEN ÖNLEM ALINMAMIŞ?”
“Kocaeli deyince insan büyükşehir belediye başkan adayından ne duymak istiyor? Dirençli kentlerle ilgili önemli sözler duymak istiyor. Sunumun dirençli bir kent yaratma vizyonu ile başlamış olmasından büyük memnuniyet duyuyorum. 1999’da Gölcük depremi ile birlikte çok büyük bir yıkım yaşandı. Depremin travmaları kentte ve bu kentten göç etmiş on binlerde, yüz binlerde devam ediyor. Üzerinden 25 yıl geçmiş olmasına rağmen bu iktidar, o depremde çıkarılan geçici deprem vergisini kalıcılaştırmış olmasına rağmen, bu iktidar, kendisinden önceki Cumhuriyet iktidarlarının topladığı bütün vergilerin 4 katını toplamış olmasına rağmen, bu iktidar, deprem vergisi ile bu kenti yeni baştan 3 kez yapacak imkanlara sahip olmasına rağmen, bu kentin belediye başkanı 6 Şubat depreminden sonra açıklamada bulunup, Kocaeli yapı ve envanter çalışmasının tamamlanamadığını, kentsel dönüşüm yapılabilecek yerlerde fizibilite etütlerinin devam ettiğini itiraf etmiştir. Oysa bu kenti depremden beri yönetenlerin, bu kenti dirençli haline getirmiş olması, kentsel dönüşüm çalışmalarının bırakın fizibilitelerinin tamamen hayata geçmiş olması, kentin yeniden imar edilmiş olması, bugün sunumumuzun bu konu ile hiç ilgilenmiyor olması gerekirken sunumun ana konusu yaşanacak yeni bir depreme karşı hazırlıktır. Toplanma alanları ile ilgili tespitler doğrudur. Ancak bugüne kadar niye hayata geçirilmemiştir? Toplanma alanlarının etrafında gündelik yaşam için hizmet sunumu olacak kent lokantalarının deprem sonrasında depremde evini kaybetmiş o alanlara toplanmış kişilere aş sağlaması çok doğru bir yaklaşımdır ama halen daha ne için yıkılacak evlerde oturulmaktadır?
“10 KİŞİDEN 9’U HALA AYAZDA”
“O alanlara yapılacak olan toplanma alanlarına yapılacak olan hizmetlerle ilgili bizi bugün Gaziantep, Kahramanmaraş, Malatya, Adıyaman, Hatay’da ortaya çıkan görüntünün benzerini Kocaeli için bekliyor olmak, bu kenti yönetenlerin bu kente hizmet değil ihanet ettiklerinin kanıtıdır. İhanet etmişlerdir. Bugünkü iktidar, 6 Şubat tarihinden sonra yaklaşmakta olan seçimi görünce ve kendisinin 1999 seçimlerinde ‘Efendim depremin üçüncü günündeyiz, hala çadır yok’ demişlerdi, depremin 33’üncü gününde çadır yoktu. Depremin birinci ayındayız hala millet çadırlarda diyorlardı, depremin bir yılı tamamlandı. Bu iktidarın sahibi Recep Tayyip Erdoğan, depremden 3 gün sonra 650 bin konut yapacağız demişti, depremden 45 gün sonra bu ifadesini revize edip, 319 bin konutun bir yıl içinde teslim edileceğini söylemişti. Bugün deprem bölgesinde şu ana kadar teslim ettikleri konut sayısı 45 bin 977. Kendi revize ettiği sözünün yüzde 15’ini, ihtiyaç olduğunu ifade ettikleri 650 bin konutun sadece yüzde 7’sini teslim edebilmiş durumdalar. Bugün geçtiğimiz günlerde gidip gözlerinin içine baka baka şantaj yaptığı, tehdit ettiği Hataylılar. Geçmişte kullandıkları oydan sorumlu tutup, hizmet geldi mi, gelmez, Hatay mahsun kaldı diyerek taş kalpli birisi olduğunu ifade ettiği, 31 Mart’ta kullanacakları oyla ilgili tehdit ettiği Hataylılara verdiği söz. 10 kişiden 9’u, verdiği söze rağmen hala çadırda, hala yağmur altında. Hala ayazda. Hala konteynerde. Hala çamurların içinde. Bugün bu ülkeyi yönetenlerin artık kent vizyonu kalmadığı, afet vizyonu kalmadığı, aslında hiç olmadığı, depremden sonra yaşanan seçimden insanların korkutularak, kandırılarak, biz olmazsak evleri yapamazlar, bir yılda yetiştiremezler diye sözünü ve oyunu aldıklarının sadece 46 bininin evlerinde, 604 bin kişinin perişanlıkta olduğunu görüyoruz.”
“O KENTLERİ KENDİ MEMLEKETLERİNE GETİRSİNLER”
“Bu iktidarın geçtiğimiz seçimlerde montaj videolarla korkutarak, ‘Bize oy vermezseniz bayrağı indirecekler, ezanı dindirecekler, vatanı böldürecekler’ diye kandırdıkları ile deprem bölgesinde ‘Bir sene sonra sizi eve sokarız’ diyerek kandırdıkların ahı ve vebali boyunlarınadır. Biz bundan sonraki süreçte, en etkin şekilde hem deprem bölgesindeki tutulmayan sözleri hem de vatandaşımıza yapılan, seçim öncesi o manipülasyonların tekrar etmemesi için CHP olarak bütün benliğimizle, bütün örgütümüz, gücümüzle önce 31 Mart seçimlerini kazanacağız, ondan sonra da bunlardan teker teker hesap soracağız. Bugün Türkiye’nin göç alan kentlerini CHP’li belediyeler yönetiyor. Bugün Kocaeli’nde hafta sonu insanlar CHP’nin yönettiği İzmit ilçesine gidiyorlar. Bugün insanlar tatillerini geçirmek için CHP’li belediyeleri tercih ediyorlar. Bugün öğrencilerin yüzde 85’inin tercih ettikleri üniversiteler, CHP’lilerin yönettiği kentlerde ya da ilçelerde. Biz herkesi CHP’li belediyelere getiremeyiz, göç edemezler, hepsini birden CHP’li belediyelerde barındıramayız. Ama eğer insanlar o beğendikleri kentleri, o beğendikleri parkları, sosyal donatı alanlarını, o kentlerde belediye başkanlarımızın yaptığı iyi şehircilik uygulamalarını, halkçı belediyecilik uygulamalarını, dayanışma belediyeciliklerini istiyorlarsa o zaman çağrımız bütün Kocaeli’nedir. Kocaeli’nin bütün ilçelerinedir, CHP’li belediye başkalarına oy versinler, o kentleri kendi memleketlerine getirsinler.”
“CANLARI SAĞ OLSUN”
“Bir yanda endişe var. Endişe şudur, iktidar orantısız güce sahiptir, kendi ittifakını sürdürmektedir. İçinden Yeniden Refah Partisi ayrılmıştır, geçen sene Yeniden Refah Partisi’ni ittifakta tutarken, Necmettin Erbakan Hocanın gerçek partisi diyenler, Yeniden Refah Partisi kendi başına bir seçime girmek istediğinde Fatih Erbakan’a ip cambazı demekten geri durmamışlardır. Yeniden Refah Partisi’ne ihanet içindesiniz demekten geri durmamışlardır. Bize kaybettirmek için bir şeyler yapıyorlar deyip hatta çok daha ileriye gidip, düşünsenize Yeniden Refah Partisi gibi bir partinin CHP’den rüşvet aldığını dahi iddia edecek kadar çirkinleşmişlerdir. Benim sözüm Türkiye kamuoyuna. Geçen seçimi yaşayan herkese. Biz de bir ittifaktaydık, onlar da bir ittifaktaydılar. Bizim ittifak ortaklarımız, tek başımıza seçime gireceğiz dediler, ne dedik? Canınız sağ olsun. Bize en sert eleştirileri yönelttiler. Ne dedik, canınız sağ olsun. Bizim karşımızda güçlü adaylar çıkarma arayışına girdiler, hatta bizim adaylaştıramadıklarımızı aday edip karşımıza çıkarmaya çalıştılar, dedik ki canınız sağ olsun. Bir de bakın Recep Tayyip Erdoğan’ın eski ittifak ortaklarına, hocasının oğluna söylediği sözlere, layık gördüklerine ettikleri hakaretlere… İşte bir tarafta bir tek adam ve oy verenin oy verdiği sürece makbul olduğu, ittifak ortağının yan yana olduğu sürece makbul olduğu, aksi durumda en ağır hakaretlere, iftiralara karşı kendisini bir anda onların karşısında bulduğu bir ittifak. Bir tarafta geçmişte ittifak yaptıklarına eski dosttan düşman olmaz diyenler. Bir tarafta sizin, bizim gibi ittifak ortaklarını kucaklayanlar, yakasında güneş olan birini yolda görünce gidip sarılanlar, hatırını soranlar ve onlarla birlikte olanlar. Bir tarafta nefret, korku ve saldırgan bir ittifak.”
“KAPILAR ARDINA KADAR AÇIK”
“O ittifak, boşalan yeri ayrıca dolduruyor. Hizbullahçılarla, domuz bağcılarla, kadınlar sahiplendirilmelidir diyen, kadınlara sokak hayvanı muamelesini bile layık gören bir anlayış ile dolduruyor. Herkes soruyor, orada bir ittifak var. Biz bunun karşısında kim olarak varız? Biz onun karşısında çok daha büyük bir ittifakla varız. Biz onun karşısında bütün Türkiye’yi kucaklayan, eski dosttan düşman olmaz diyen ve sadece sosyal demokratlarla değil muhafazakar demokratlarla, milliyetçi demokratlarla, bu ülkenin bütün demokratlarıyla, Türk’ü, Kürt’ü, Laz’ı, Çerkez’i ile birlikte Türkiye’yi kucaklayan Türkiye ittifakı ile varız. Biz Türkiye ittifakına inanıyoruz. Türkiye ittifakı, Cumhur ittifakı gibi korkunun, şantajın değil umudun, sevginin ve kardeşliğin ittifakıdır. Türkiye ittifakının rengi Cumhur ittifakının yağmur bulutlarını, kasvetli bulutların koyu gri rengi değil ay yıldızlı al bayrağın renkleri olan kırmızı ile beyazdır. Türkiye ittifakının belediye başkan adaylarının kapısı Kürt’e de Türk’e de Laz’a da Çerkez’e de ardına kadar açıktır. Türkiye ittifakı, ayrımcılığı reddeder. Bütün Türkiye’yi hep birlikte kucaklar. Milli marş okunurken, filenin sultanları şampiyon olduğunda, milli marş okunurken gözleri dolmuş, hıçkırarak o milli marşı okuyanları dolu gözlerle alkışlayanlar, gırtlağı düğümlenenler Türkiye ittifakıdır.”
“UMUDUNU KAYBETMEYENLER KAZANACAK”
“Tayyip Beyin önce bütün milliyetçilikleri ayakları altında ezip, sonra Devlet Beye mahkum olunca çakma milliyetçilik yaptığı, o çağırınca havaalanına koşturup, kot üstüne perdelik kumaştan kefen giyenlerin ittifakı değil Türkiye ittifakı Çanakkale’de koyun koyuna kefensiz yatanların torunlarının ittifakıdır. O yüzden Türkiye ittifakı, Kocaeli’ni kazanacak ittifaktır. İzmir, Ankara, Adana, Antalya, İstanbul, Aydın, Muğla’yı kazanacak ittifaktır. Türkiye ittifakı, Bursa, Balıkesir, Manisa, Denizli’yi kazanacaktır. Türkiye ittifakının bütün bileşenlerini bağrımıza basıyor ve diyoruz ki 10 bin lira maaşa mahkum edilen, ayın sonunu değil ortasını bile getiremeyen emeklinin, pazarlar dağılırken o pazarlarda satılmamış ürünleri toplamaya çalışan teyzelerin, marketlerde çürümeye yüz tutmuş meyveleri olgun meyve diye almak zorunda kalanların. Sendikal hakları elinden alınmış, asgari ücrete mahkum edilmiş işçilerin, her dördünden üçü bavulları zihninde toplamış, fırsatını bulursam yurtdışına giderim diyen gençlerin ve onların kaygılı anne ve babalarını yüzünü güldürecek olan ittifak, Türkiye ittifakıdır. Korkuya teslim olmayacağız, korkmayacağız ama korkutanlardan da olmayacağız. Ancak karşımızdaki bu suç örgütleri ile kol kola, karşımızda cinayetleri, ittifakları sarsılmasın diye örtbas eden anlayışa, bir elleri yasa dışı örgütlerin bir elleri dış bağlantıların üzerinde birbirlerine tutunarak ayakta kalmaya çalışan o korku ittifakına karşı korkmayanlar, susmayanlar, teslim olmayanlar, umudunu kaybetmeyenler, Kocaeli’ni de kazanacak. Türkiye’yi de kazanacak.”
“BU TOPRAKLAR BEKA SORUNU YAŞADI”
“Türkiye ittifakının renkleri kırmızı ile beyazdır. Çakma milliyetçilere, birbirlerinden milliyetçilik ve muhafazakarlık öğrenip, birlikte milliyetçi muhafazakar bir ittifakız diye milleti kandıranlara karşı altı okun tamamına sahip çıkan ama Türkiye’nin de tamamını kucaklayan, Türkiye’deki tüm renklerin değerini bilen, gören, bunu bir zenginlik olarak gören, tüm renkleri kucaklayan, buradan güç alan ve Türkiye’nin 100 yıl önceki hikayesinden umutla bahseden, onu örnek alan bir ittifakımız var. 100 yıl önce birileri o şimdi milliyetçi olanlar ama bir yandan da geçmişte Türkiye şimdi beka sorunundan bahsediyorlar ya. Bu topraklar gerçekten beka sorunun yaşadı. Nasıl yaşadı? Hatırlayalım. Matbaayı 200 yıl geç getirdiler de bütün dünya ilimle, bilimle, fenle, icatla uğraşırken burada oyalandılar ya. Bütün dünya donanmalarını güçlendirirken donanmayı Haliç’te 33 yıl tutup da Kıbrıs’ı bile kaybettiler ya. Bir gün geldi o teknolojinin, gücün sahipleri yayılmaya başladılar. Onlara karşı matbaadan, bilimden, fenden ve gelişmeden nasibini almamış bir tek adam yönetiminde sürekli gerileyen, sürekli güçsüzleşen ülkemiz işgal edildi. 7 farklı ordu Anadolu’yu zapt ederken donanmalar geldiler. O donanmalar gelirken o Tayyip Erdoğan’ın yere göğe sığdıramadıkları önce o donanmalara kırmızı halılar sererken bizim yüreğimizin en müstesna yerine koyduğumuz, ona bakıp ‘Geldikleri gibi gidecekler’ diyordu. Kartal istimbotunun ucundan geldikleri gibi gidecekler diyordu. Gün oldu o yere göğe sığdıramadıkları Yıldız Sarayı’nın arka bahçesinden bir botla İngiliz zırhlısına kaçarken, bizimki Bandırma Vapuru ile Samsun’a geçip Kurtuluş Savaşını başlatıyordu.”
“BİR SANTİM EĞİLMİYORUZ”
“Şimdi Türkiye ittifakının bir kez daha hep beraber Türkiye’yi kucaklaması, bu vatanı yeniden kurtarması, bu Cumhuriyeti yeniden demokrasi ile tanıştırması, demokrasiyi kurması, bu ülkeyi yaşanacak bir hale getirmesi gerekiyor. Onun Kocaeli’ndeki adımını Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve sizlerin kazanacağı belediyelere. 31 Mart’ta elimizdeki belediyeleri tutarak, güçlenerek, yeni belediyeleri kazanarak. Geneldeki iktidarı yerelden hep birlikte dengeleyerek, daha sonra hem muhalefetin gücünü, birlikteliğini hep birlikte kol kola, omuz omuza yükselterek, hem de karşı karşıya olduğumuz bütün tehditleri savuşturarak başaracağız. Bunu yapacak olan Türkiye ittifakının bayrağı ve renkleri buradadır. Kırmızı ile beyazdır. Türkiye ittifakının renkleri o demin çok güzel bağıran gençleri duyalım bakalım. Kırmızı, beyaz. En büyük Türkiye. Türkiye ittifakını yenecek ne güçleri, ne cesaretleri var. Onlardan korkmuyoruz, bir adım geri atmıyoruz, bir santim eğilmiyoruz, bir kelime eksik konuşmuyoruz. Biz haklıyız, biz kazanacağız. Size güveniyorum, inanıyorum. Bu seçimi alın Kocaeli’nin makus talihini değiştirin. Hak ettiği halkçı belediyeciliğe Kocaeli’ni yeniden kavuşturun.”
-

Belediye Başkan adayı Ömer Abdullah Ayhan, Akyazı ilçesinde esnaf ve vatandaş ziyareti gerçekleştirdi.
Saadet Partisi Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ömer Abdullah Ayhan, Akyazı ilçesinde esnaf ve vatandaş ziyareti gerçekleştirdi.
Saadet Partisi Sakarya Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ömer Abdullah Ayhan, Akyazı Belediye Başkan Adayı Şeref Tan, İlçe Başkanı Bayram Balık ile birlikte vatandaş ve esnaf ziyareti yaptı.
Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ayhan, Akyazı üzerine çalışmaları yaptığını ve bazı sorunların artık kronik hale geldiğini belirtti.
OTOPARK SORUNU VAR
Özellikle Çarşamba Pazarı’nın olduğu günlerde ortaya çıkan çok ciddi bir otopark sorunu olduğunu ifade eden Ayhan, “Akyazı’da maalesef caddelere girdiğinizde hala park yeri bulmakta zorlanıyorsunuz. Akyazı ile ilgili ikinci gördüğüm en temel sorun, şehir merkezine yakın insanların birlikte vakit geçirebileceği bir mesire alanı, bir toplanma yeri yok.” dedi.
VAKİT GEÇİREBİLECEK YER HALİNE GETİRECEĞİZ
Mudurnu Nehri’nin bu anlamda nimet olduğunu belirten Ayhan, “Mudurnu Nehri’nin çevresi yeşillendirilip bir park alanı, bir mesire alanı oluşturacağız. Bu bölge artık şehir dışından bazen yurt dışından misafirlerimizin geldiği, İhlas Kuzuluk Kaplıcaları sebebiyle veya Mudurnu’daki diğer yerleşkeler sebebiyle insanların gelip güzel vakit geçirdiği sadece alışveriş yapıp gittiği yer değil aynı zaman da çocuklarımızın, gençlerimizin güzel vakit geçirdiği yer haline getireceğiz.” dedi.
VATANDAŞLA BULUŞTU
Büyükşehir Belediyesi Başkan adayı Ömer Abdullah Ayhan, Akyazı Belediye Başkan adayı Şeref Tan, İlçe Başkanı Bayram Balık ve teşkilat üyeleri ile birlikte kapalı pazaryerinde bulunan vatandaşları ziyaret edip, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle karafiller dağıttı.
-
CHP Sakarya Milletvekili Ayça Taşkent, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü nedeniyle mesaj yayımladı.
CHP Sakarya Milletvekili Ayça
Taşkent, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü nedeniyle mesaj yayımladı. Kadınların içinde bulundukları eşitsizlik ve ayrımcılık kıskacını mücadele ile yeneceklerini vurgulayan CHP’li Taşkent:
“8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Türkiye’de ve dünyada kadınların büyük mücadeleleri ile elde ettikleri, haklarını savundukları, her türlü ayrımcılığa, baskıya ve sömürüye karşı eşitlik, barış ve özgürlük taleplerini dile getirdikleri bizler için çok önemli bir gün.
Cumhuriyetin ikinci yüzyılına girdiğimiz bu dönemde kadınlar olarak mücadelelerle kazandığımız haklarımıza saldırılar maalesef sürüyor. Kadına yönelik şiddet her geçen gün artıyor; toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve ayrımcılık büyüyor. Bu çarpık düzeni değiştirmek, kazanımlarımıza el uzatanlara karşı birlik olmak, laik ve demokratik bir Cumhuriyetin bizler için yaşamsal önemde olduğunun bir kere daha altını çizmek, esnek ve güvencesiz çalışma koşullarına karşı direnmek için omuz omuza olacağız ve mücadelemizi her gün büyüteceğiz.
Bu önemli ve anlamlı günde, bütün kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutluyorum. Yoksulluğun, işsizliğin, şiddetin ve ayrımcılığın son bulduğu; fabrikalarda, evlerinde, iş yerlerinde direnen bütün kadınların, hepimizin mücadelesinin memlekete kök saldığı günler ümidiyle…” dedi.
-
AİLE HEKİMLERİ TİCARET YAPANLAR KADAR VERGİ VERMEMELİ
AHEF (Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu) Başkanı Dr. Türkü Yağmur Nehir, aile hekimlerinin temel hak edişlerinin yoksulluk sınırı altında kaldığına dikkat çekti. Dr. Nehir, “Sağlık Bakanlığı’na ve Maliye Bakanlığı’na sesleniyoruz; biz ticaret yapmıyoruz. Maaşımızın yüzde 25’i vergiye gidiyor. AHEF olarak talebimiz, zaten kamu hizmeti veren aile hekimliği çalışanlarının vergilerinin yüzde 15’te sabitlenmesi; ayrıca verilen ek ödemelerin vergi dışında tutulmasıdır” dedi.
Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu Başkanı Dr. Türkü Yağmur Nehir, aile hekimlerinin yıl boyunca ödediği verginin, orta ölçekli bir tüccarın ödediğinden çok daha fazla olduğunu vurguladı. Kamu hizmeti sunan diğer kurumlara bağlı memurlarda sabit ek ödemeler vergi matrahına dahil edilmezken aile hekimlerinde durumun böyle olmadığına dikkat çeken Dr. Nehir, aile hekimliği çalışanları zor yaşam koşulları ile boğuşurken bir de ortalama yılın yarısından sonra yüzde 35 vergi dilimiyle karşılaşıyor. Yani her 100 liradan 35 TL kesinti görüyorlar” ifadesinde bulundu.
Son iki yıl içerisinde vergi kesintilerindeki artışın yüzde 116 olduğuna ve aile hekimlerinin gelir artışının ise yüzde 87’de kaldığına değinen Dr. Türkü Yağmur Nehir, bu durum aile hekimliğinin tercih edilebilirliğini ortadan kaldırıyor diyerek kamudan aile hekimliğine geçişin azaldığına, 100 aile hekimliği biriminden 20’sinde aile sağlığı çalışanı olmadığına dikkat çekti.
AHEF Başkanı Dr. Nehir, yüksek vergi kesintisinin önümüzdeki yıllarda ciddi boyutta aile sağlığı çalışanı açığına sebep olacağını belirtti ve yeni açılacak aile hekimliği birimleri için aile hekimliğine geçişlerin de önünde önemli engel olacağını sözlerine ekledi. “Mesleğe geçen yeni hekimler aile hekimliğini bu ağır ekonomik şartlar nedeniyle artık istemiyor. Görevinin başında olan aile hekimleri yıllar içinde giderek daha fazla gelir kaybına uğradı. Yıl boyunca sürekli vergi dilimlerine girerek büyük kesintilere maruz kalıyoruz. Vergi matrahı toplamında ana hak edişimize ek olarak performans, destek ve teşvik ödemeleri gibi ek ödemeler de hesaba katılıyor. Emekliliğimize yansımayan, günü kurtarmak amacıyla getirilen ek ödemeler üzerinden de vergi ödeyerek daha elimize geçmeden kesintilerle karşı karşıya bırakılıyoruz.”
Son yıllarda pandemi ve deprem felaketi gibi ağır toplumsal olaylarda özveriyle çalışan aile hekimlerinin bu vergi yükünden kurtarılmasını istediklerini belirten Dr. Türkü Yağmur Nehir şunları dile getirdi. “Sorumluluğumuz gün geçtikçe artarken, oransal olarak kazancımız düşüyor ve satın alma gücümüz azalıyor. Vergi kesintilerinin gözden geçirilmesini ve bu konuda aile hekimlerine yan haklar tanınmasını ilgili Bakanlıklardan talep ediyoruz.”
-

MÜSİAD Sakarya Arabistan’da IBF fuarına katıldı
MÜSİAD Sakarya Arabistan’da IBF fuarına katıldı
Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) 27. Uluslararası İş Forumu (IBF), Suudi
Arabistan'ın başkenti Riyad'da başladı.
Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, MÜSİAD Genel Başkanı Mahmut Asmalı, MÜSİAD
Kurucu Başkanı ve IBF Başkanı Erol Yarar, Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkan Vekili
Ahmet Güleç'in katılımı ve iş dünyası temsilcilerinin iştirakiyle, MÜSİAD ve Riyad Ticaret
Odası iş birliğinde düzenlenen IBF 27. Uluslararası İş Forumu Açılış Programı'nda MÜSİAD
Sakarya Şubesi de yoğun katılım gerçekleştirdi.
3-11 Mart arasında gerçekleşen fuara Sakarya’dan; MÜSİAD Sakarya Başkanı ve Filizfidan
Yapı Yönetim Kurulu Üyesi İsmail Filizfidanoğlu, MÜSİAD Sakarya Şube Başkan
Yardımcısı ve Daim Yapı Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Cihan, MÜSİAD Yönetim Kurulu
Üyesi ve Otom Oto Tekstil Yönetim Kurulu Üyesi Fatih Emre Koç, Tanrıkulu Grup Yönetim
Kurulu Üyesi ve MÜSİAD üyesi Mustafa Tanrıkulu, Sayın İnşaat Yönetim Kurulu Üyesi ve
MÜSŞAD Üyesi Murat Fahri Sayı, Milkman Makina Yönetim Kurulu Üyesi ve MÜSİAD
Üyesi Sabri Tecelli, Atom Isı Yönetim Kurulu Üyesi ve MÜSİAD Üyesi Orhan Yurtsever
katılım sağladı.
Fuar ile ilgili açıklama yapan MÜSİAD Sakarya Şube Başkanı İsmail Filizfidanoğlu,
“Ülkemiz için büyük öneme sahip programın bir kez daha hayırlı olmasını diliyorum. Riyad-
Cidde-Mekke ve Medine’yi kapsayan 8 gün sürecek olan iş formumuzun camiamız ve
ülkemiz adına hayırlı olmasını temenni ederim” açıklamalarında bulundu.
Arabistan-Sakarya ticareti için görüşmeler
Öte yandan Başkan Filizfidanoğlu, fuara katılan Cidde Ticaret Ataşemiz Oğuz Şahin ve Cidde
Başkonsolosumuz Mustafa Ünal ile bir araya gelerek Sakarya ile Suudi Arabistan ticaretinin
artırılması konusunda istişarelerde bulundu.
Sosyal medya hesabından paylaşımda bulunan Şube Başkanı Filizfidanoğlu, “27. IBF
Programımız kapsamında Türk İhraç Ürünleri Fuarında Cidde Ticaret Ataşemiz Oğuz Şahin
ve Cidde Başkonsolosumuz Mustafa Ünal ile bir araya gelerek Sakarya ile Suudi Arabistan
ticaretinin artırılması konusunda istişarelerde bulunduk. 300’den fazla MÜSİAD üyemiz ile
Suudi Arabistan’ın Cidde Şehrinde ülkemizin ihracatının artırılmasına yönelik önemli
görüşmeler gerçekleştiriyoruz” açıklamalarında bulundu. -
Ali İhsan Yavuz, “CUMHUR İTTİFAKININ ADAYI TEKTİR, TURGUT BABAOĞLU’DUR”
“CUMHUR İTTİFAKININ ADAYI TEKTİR, TURGUT BABAOĞLU’DUR”
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, Hendek’te bir araya geldi. AK Parti Hendek İlçe Teşkilatı’ndaki buluşmada Cumhur İttifakı adayının Turgut Babaoğlu olduğu vurgulandı.
Sakarya’da tüm belediyeleri kazanarak 17-0’ı hedefleyen Cumhur İttifakı’nda AK Parti ve MHP teşkilatları teyakkuz halinde. AK Parti ve MHP’nin Hendek teşkilatları ile Cumhur İttifakı Adayı Turgut Babaoğlu çalışmalarını tüm hızıyla sürdürürken, dün akşam AK Parti ve MHP’nin kurmayları da Hendek’teydi.
MHP Grup Başkanvekili, Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül ile AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Seçim İşleri Başkanı Ali İhsan Yavuz, AK Parti Hendek İlçe Teşkilatını ziyaret etti.
BÜLBÜL: “ADAYLARIMIZLA SAHADAYIZ”
Öz’e ilçe başkanlığı görevinde başarı dileyen MHP Grup Başkanvekili Bülbül, Cumhur İttifakı birlikteliğiyle Hendek’te ve Sakarya’nın tamamında seçimleri kazanacaklarını ifade etti. Bülbül, seçim dolayısıyla meclis çalışmalarına ara verildiğini de belirterek, “Milliyetçi Hareket Partisi ve AK Parti teşkilatlarıyla, adaylarımızla bizlerde sahada olacağız. Hendek’te, Sakarya’da ve bütün şehirlerimizde Cumhur İttifakının başarısı için çalışacağız” dedi.
YAVUZ: “REKOR BİR OYLA KAZANACAĞIZ”
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yavuz ise, “Sakarya’da 17-0 yapma hedefimiz yanında Türkiye rekoru hedefliyoruz. Hendek’ten AK Parti ve MHP birlikteliğiyle oy patlaması bekliyoruz. İnşallah sandıkları patlatacağız” diye konuştu.
“ONLARIN AK PARTİ’YE GERİ DÖNÜŞÜ YOK”
Toplantıda soru da alan Yavuz, “Hendek’te bir aday kendilerinin de Cumhur İttifakında olduğunu söylüyor, bu konuda ne söylersiniz?” sorusuna; Sayın Cumhurbaşkanımızda defalarca bahsetti. Bu trenden inen bir daha bu trene binemez. Ak Parti’den ayrılanların geri dönüşü yok. Cumhur İttifakının adayı tektir, Turgut Babaoğlu’dur” şeklinde net bir yanıt verdi.
BABAOĞLU: YENİ DÖNEME DAHA GÜÇLÜ GİRECEĞİZ
Hendek Belediye Başkanı ve Cumhur İttifakı Adayı Turgut Babaoğlu, “Milliyetçi Hareket Partisi, AK Parti ve Cumhur İttifakı gücü arkamızda. Halkımızın teveccüh ve desteği de çok şükür yanımızda. Önümüzdeki dönem değerli Grup Başkanvekilimiz, değerli Genel Başkan Yardımcımız, değerli Milletvekillerimiz ve merkezi yönetimin de destekleriyle Hendek’imiz için çok daha fazla yatırım ve hizmet bulacağız. Teşkilatlarımızla, kadrolarımızla hazırız ve yeni döneme çok daha güçlü gireceğiz” dedi.


























