Kategori: Sür Manşet

  • TOUR OF ANTALYA, 12 MART’TA REKOR KATILIMLA START ALACAK

    TOUR OF ANTALYA, 12 MART’TA REKOR KATILIMLA START ALACAK

    Tour of Antalya basın toplantısı Antalya’nın tarihi miraslarından biri olan Hadrian (Hadrianus) Kapısı’nda yapıldı

    Türkiye Bisiklet Federasyonu ve UCI 2026 Yol Bisikleti Takvimi’nde UCI Europe Tour 2.2 kategorisinde yer alan Tour of Antalya, bu yıl tarihinde ilk kez 29 takım ve 174 sporcu ile start alacak.

    Tour of Antalya 2026, 12–15 Mart tarihlerinde dört etap üzerinden gerçekleştirilecek. 2026 yılında tüm etap startları 4 gün boyunca The Land of Legends’tan verilecek.

    Tour of Antalya 2026 Rotası: 

    1. Gün: 12 Mart- The Land of Legends -Erdal İnönü Parkı (145 km)

    2. Gün: 13 Mart- The Land of Legends- The Land of Legends (138 km)

    3. Gün: 14 Mart- The Land of Legends- Saklıkent Kayak Merkezi (Kraliçe Etap) (87,7 km)

    4. Gün: 15 Mart- The Land of Legends- Atatürk Parkı (142,4 km)

    Kraliçe etap olarak öne çıkan Saklıkent Kayak Merkezi’ndeki tırmanış, genel klasmanın şekillenmesinde yarışın en kritik bölümlerinden biri olacak. Parkur, zorlu yapısıyla sportif rekabeti üst seviyeye taşırken; Perge Antik Kenti, Silyon Antik Kenti, Doyran Göleti, Kaleiçi ve Konyaaltı Sahili gibi Antalya’nın kültürel ve turistik değerlerini de uluslararası izleyiciyle buluşturacak.

    Tour of Antalya 2026, ulusal ve uluslararası yayınlarla geniş bir izleyici kitlesine ulaşacak. Yarışın 4. etabı TRT Spor’dan canlı yayınlanacak, ayrıca organizasyon için hazırlanan 52 dakikalık özel program Eurosport’ta iki kez ekranlara gelecek. Tüm etapların start ve finiş noktalarındaki heyecan, SportsTV canlı yayınlarıyla izleyicilere aktarılacak.

    Metin Cengiz: “Tour of Antalya, Antalya ve Türkiye için Büyük Değer Taşıyor”

    Antalya’nın tarihi miraslarından biri olan Hadrian (Hadrianus) Kapısı’nda düzenlenen Tour of Antalya basın toplantısında konuşan Türkiye Bisiklet Federasyonu Asbaşkanı Metin Cengiz, Tour of Antalya’nın Antalya ve Türkiye için sportif ve turizm değerini vurgulayarak şunları söyledi:

    “Bu yıl 6’ncısı gerçekleştirilecek olan Tour of Antalya, kısa süre içerisinde şehrimizin ve ülkemizin en önemli uluslararası spor organizasyonlarından biri haline gelmiştir. Antalya’mız; doğal güzellikleri, iklimi ve sahip olduğu güçlü turizm altyapısıyla yalnızca önemli bir tatil destinasyonu olmakla kalmayıp, Tour of Antalya gibi marka organizasyonlar sayesinde sporla, doğayla ve sürdürülebilir yaşam anlayışıyla bütünleşmiş çağdaş bir dünya kenti olarak da öne çıkmaktadır.

    Bu tür uluslararası organizasyonların; bisiklet altyapı yatırımlarının artmasına, bisiklete binen kişi sayısının artmasına ve ülkemizde bisiklet sporunun gelişimine önemli katkılar sunduğuna inanıyoruz. Bu nedenle Federasyon olarak, ev sahipliği yaptığımız tüm organizasyonlarda “Bir bisiklet yarışının ötesinde” anlayışını benimsiyoruz. Antalya’nın uluslararası takımlar için önemli bir kamp merkezi haline gelmesi, bu organizasyonlardan ilhamla kurulan Türk takımlarımız ve yarışı izleyen çocuklarımızın, gençlerimizin kurduğu hayaller bunun en somut göstergesidir. ”dedi.

    Tour of Antalya 2026’da 7 Türk Takımı Uluslararası Arenada

    UCI Europe Tour 2.2 kategorisinde yer alan Tour of Antalya 2026’ya 14 farklı ülkeden 29 takım ve 174 sporcu katılım sağlayacak. Rekor katılımın yaşandığı organizasyonda 7 Türk takımı da start alacak. Spor Toto Cycling Team, Konya Büyükşehir Belediye Spor, MBB Continental Cycling Team, İstanbul Team, Konya Gelişim Spor Kulübü, Gebiz Spor Kulübü ve Antalya Spor Kulübü, Tour of Antalya 2026’da Türkiye’yi temsil edecek.

    Tour of Antalya 2026 Takımları

    1. Almaty Continental Team (Kazakistan)

    2. Antalya Spor Kulübü (Türkiye)

    3. APS Pro Cycling by Team Cadence Cyclery (ABD)

    4. ASC Monsters Indonesia (Endonezya)

    5. Azerbaijan National Team (Azerbaycan)

    6. Bike Aid (Almanya)

    7. China Anta – Mentech Cycling Team (Çin)

    8. China Chermin Cycling Team (Çin)

    9. CLN – Kosovo (Kosova)

    10. Gebiz Spor Kulübü (Türkiye)

    11. Hucare Factory Team (Almanya)

    12. İstanbul Team (Türkiye)

    13. Konya Büyükşehir Belediye Spor (Türkiye)

    14. Konya Gelişim Spor Kulübü (Türkiye)

    15. Les Rouleurs (Kanada)

    16. Li Ning Star (Çin)

    17. MBB Continental Cycling Team (Türkiye)

    18. Mazowsze Serce Polski (Polonya)

    19. National Team of Kazakhstan (Kazakistan)

    20. Project Echelon Racing (ABD)

    21. Rembe | rad-net (Almanya)

    22. Shimano Racing Team (Japonya)

    23. Soudal Quick-Step Devo Team (Belçika)

    24. Spor Toto Cycling Team (Türkiye)

    25. Team Amani (Ruanda)

    26. Team Huansheng (Çin)

    27. Team Vino (Kazakistan)

    28. Uzbekistan National Team (Özbekistan)

    29. Wibatech Lubelskie Perła Polski (Polonya)

     

  • Başkan Altuğ; “Üretici Finansmana Ulaşamadığı İçin Rekabette Geri Kalıyor”

    “Finansmana Erişim İşletmeler İçin maliyetten ziyade Bir Varlık-Yokluk Meselesi Haline Geldi”

    Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Şubat Ayı Olağan Meclis Toplantısı Meclis Başkanı Erdem Ercan Başkanlığında Yönetim Kurulu Başkanı A. Akgün Altuğ, Yönetim Kurulu Üyeleri ve Meclis Üyelerinin katılımıyla Erol Öztürk Hacıeyüpoğlu Meclis Toplantı Salonu’nda gerçekleştirildi.

    Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Meclis Başkanı Erdem Ercan şunları dile getirdi: “Ramazan Ayının meclisimize, ilimize ve tüm İslam alemine hayırlar getirmesini diliyorum. Balıkesir’de F-16 uçağımızın kaza kırıma uğraması sonucu şehit olan pilotumuza Meclisimiz adına Allah’tan rahmet diliyor; ailesine ve tüm sevenlerine başsağlığı diliyorum. Geçtiğimiz günlerde kutladığımız çatı kuruluşumuz olan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’mizin 74. kuruluş yıl dönümünü Meclisimiz adına bir kez daha kutluyorum.” dedi.

    Toplantının devamında yoklama ve gündem maddelerinin oylanmasına geçildi. 1241 nolu Meclis oturumuna ait tutanak görüşülerek oy birliği ile kabul edildi. Aralık ayı Kat’i Mizan ve ekleri ile Bütçe İzleme Raporu, Hesapları İnceleme Komisyonu Başkanı Tuncay Cebeci’nin sunumunun ardından oylanarak, meclis üyeleri tarafından tasdik edildi.

    Meclis Toplantısının devamında ülke ve ekonomi gündemi hakkında değerlendirmede bulunmak ve Yönetim Kurulu’nun aylık faaliyetleriyle ilgili bilgi vermek üzere kürsüye gelen SATSO Yönetim Kurulu Başkanı A. Akgün Altuğ şunları dile getirdi;

    Genel Değerlendirme

    “Küresel ekonomi, geçici dalgalanmaların ötesinde yapısal dönüşümlerin olduğu yeni bir dönemden geçiyor. Ticaret yolları yeniden şekillenirken üretim modelleri dijitalleşiyor ekonomik güç dengeleri, çok merkezli bir yapıya evriliyor.

    Enerji politikaları, jeopolitik gelişmeler ve teknoloji artık ekonominin arka planı değil, doğrudan belirleyici unsurlarıdır. Bu yeni düzende alışkanlıklarla ilerlemek yeterli değil üretimden yatırıma kadar her alanda stratejik konumlanma zorunlu hale geldi. Türkiye ekonomisi de bu küresel dönüşüm sürecinde dengeli bir uyum arayışı içerisinde. Enflasyon yüksek seviyelerde seyretmeye devam etse de son aylarda gözlenen kademeli gerileme dezenflasyon sürecinin güçlendiğine işaret ediyor. Diğer taraftan para politikasında başlayan normalleşme süreci ve faizlerde oluşan yön değişimi beklentisi, yatırım iştahının yeniden canlanması açısından önemli bir eşik oluşturmaktadır.

    Uluslararası kuruluşların projeksiyonları, Türkiye ekonomisinin büyüme kapasitesini koruduğunu göstermektedir. Önümüzdeki dönemde temel mesele fiyat istikrarı sağlanırken, üretim dinamizmini kaybetmemek olacaktır. Bu hassas denge hem ekonomi yönetimi hem de reel sektör açısından önem arz ediyor. Sınırda karbon düzenleme mekanizması ve emisyon ticaret sistemi de ekonominin gidişatına yön verecek önemli unsurlar.  Bunlar artık geleceğe ilişkin değil, bugünden yönetilmesi gereken başlıklardır. Bu süreci doğru yöneten işletmeler avantaj sağlayacak, hazırlıksız yakalananlar ise pazar kaybı riskini yaşayacak. Bir de bu yıl ülkemizin ev sahipliği yapacağı uluslararası iklim müzakereleri platformu da sanayimiz açısından yeni bir rekabet döneminin başlangıcını işaret ediyor.

    Yerel Kalkınma Hamlesi

    Bu küresel dönüşümün yerelde karşılık bulması ise kalkınma politikalarıyla mümkün olmaktadır. Geçtiğimiz günlerde açıklanan yerel kalkınma hamlesi teşvik programı bu açıdan önemli bir adımdır. Bu yatırım konularının belirlenmesine oda olarak biz de katkı sunduk. Sektörel çalışmalarımız ve görüşmelerimiz oldu. Bu anlamda her bölgeye olduğu gibi ilimiz için de nokta atışı konular olduğuna inanıyoruz. Bu teşvik programı sayesinde Sakarya’mızda yüksek teknolojiye dayalı üretim, atık yönetimi ve sürdürülebilir üretim güçlenecektir. Bu gelişmeyle yerelde sağlanacak kalkınma hamlesi, globalde de rekabete ivme kazandıracaktır.

    100 Milyar TL Finansman Paketi

    Yatırımı konuştuğumuz her noktada karşımıza çıkan temel mesele elbette ki finansmandır. Cumhurbaşkanımız tarafından açıklanan 100 milyar TL’lik finansman paketi bu ihtiyaca yönelik önemli bir adımdır. Çıkan paketin iş dünyamıza ilaç olacağına inanıyorum. Finansmana erişim konusunda ciddi sıkıntı yaşarken TOBB’un da geçtiğimiz yıl devreye aldığı ve 2 kez de hacim artışına gittiği nefes kredisi de fayda sağladı ancak yeterli de olmadı. Bu ve benzeri desteklerin artarak devam etmesinin iş dünyamıza nefes olacağına inanıyorum.

    Finansmana Erişim

    Finansmana erişim gerçekten ciddi bir sorun. Bu konu artık işletmeler açısından bir maliyet unsuru değil, doğrudan varlık-yokluk meselesi haline geldi. 2026 yılı başı itibarıyla kredi maliyetlerinin yeniden yükseliş eğilimine girdiğini görüyoruz. Bireysel kredilerde faiz oranları yüzde 50 seviyesini aşarken ticari kredi piyasasında da sıkılaşmanın sürdüğünü görüyoruz.

    Bu tablo sahada çok net bir sonuç doğuruyor: Üreten finansmana ulaşamadığı için rekabette geri kalıyor. Sipariş var ama yatırım kararı erteleniyor, iş var ama nakit akışı kırılgan hale geliyor.

    İşte tam bu noktada açık bir tespiti ifade etmek zorundayız: Eğer firmaların finansmana erişimi kolaylaşmazsa, destek paketleri de yeterli olmayabilir ve 2026 yılı reel sektör açısından kapasite küçültmelerinin, kapanmaların daha da arttığı bir yıl olabilir. Bunu bir endişe gibi değil, sahadan gelen güçlü bir uyarı olarak dile getiriyoruz. Çünkü bizler tabloyu yalnızca verilerden değil üyelerimizin günlük mücadelesinden okuyoruz. Bugün ihtiyacımız olan şey temkinli olmakla birlikte gerçekçi bir cesarete sahip olmaktır. Sorunları görmezden gelmek yerine zamanında konuşabilmenin her zamankinden daha önemli olduğu günlerden geçiyoruz.

    Basitleştirilmiş İthalatın Sonlandırılması (30 Euro)

    Ekonomik dengeleri korumanın bir diğer boyutu da ticari düzenin sağlıklı işlemesidir. Yıl başında 30 Euro’ya kadar olan basitleştirilmiş ithalat uygulamasının sonlandırılmasını tüketici güvenliği ve adil rekabet açısından doğru bir adım olarak değerlendiriyoruz.

    Rekabet yalnızca fiyat üzerinden değil kalite, güvenlik ve standartlar üzerinden kurulmalıdır. Oda olarak bu kararın ardından yaptığımız değerlendirmede, söz konusu düzenlemenin yalnızca iş dünyamız açısından değil, aynı zamanda tüketici güvenliği açısından da önemli bir adım olduğunu ifade etmiştik. TOBB Başkanımız Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu da aynı görüşte. Ortaya çıkan yeni dengede sanayicimize ve tüccarımıza önemli görevler düşmektedir. Üretim kalitesini yükselten, tüketici sağlığını önceleyen ve vatandaşlarımızın ürünlere erişimini makul fiyatlarla sürdüren bir piyasa anlayışını hep birlikte güçlendirmek zorundayız.

    Kanatlı Eti İhracat Kısıtlaması

    Ticaret bakanlığı tarafından beyaz et yani kanatlı eti ihracatına getirilen kısıtlamaya ilişkin açıklamada bölgesel gelişmeler, iç talepteki artış ve tüketim alışkanlıklarındaki değişimin fiyatlar üzerinde oluşturduğu baskı nedeniyle bu adımın atıldığı ifade edilmiştir.

    Öncelikle şunu vurgulamak isterim ki vatandaşlarımızın uygun fiyatla gıdaya erişimi hem odamız hem de iş dünyamız açısından her zaman önceliklidir. Bu çerçevede, piyasayı dengelemeye yönelik adımların önemini elbette biliyoruz.

    Ancak sahadan aldığımız geri bildirimler kararın üretim ve ihracat tarafında riskler oluşturabileceğini göstermektedir. Nitekim 2024 yılındaki benzer uygulama sonrasında sektörün önemli ihracat pazar kayıpları yaşadığını da biliyoruz. Özellikle yılın başında uzun vadeli ihracat anlaşmaları yapan firmalar açısından mevcut durum belirsizlik oluşturmaktadır. Üretim zincirinin başında yer alan kırsaldaki küçük ve orta ölçekli üreticilerimizin de olası daralmadan doğrudan etkilenmesi söz konusudur. Burada dikkat çekmek istediğimiz husus; fiyat artışlarının sorumlusu olmayan, üretim ve ihracatını sürdüren firmaların da aynı uygulamadan etkilenmesinin sektörde zincirleme ekonomik sonuçlar doğurabileceğidir. Bu nedenle beklentimiz piyasa dengesi gözetilirken üretim sürekliliğini ve ihracat kabiliyetini koruyan, öngörülebilirliği artıran mekanizmaların etkin çalışmasıdır.

    Sakarya Ekonomisi ve İhracat

    Ekonomik açıdan kolay bir dönemden geçmediğimizi artık hepimiz sahada birebir yaşıyoruz ancak tüm zorluklara rağmen şehrimizin üretim gücü direnç göstermeye devam ediyor.

    Türkiye ihracatçılar meclisi tarafından açıklanan verilere göre Sakarya, yılın ilk ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 26,5 artışla 559 milyon dolar ihracat gerçekleştirerek tüm zamanların Ocak ayı rekoruna ulaşmış ve Türkiye’nin en çok ihracat yapan 7. İli olma konumunu korumuştur. TÜİK’in 2025 yılı kümülatif verilerine baktığımızda ilimizin ihracatın ithalatı karşılama oranının yüzde 142 seviyesine ulaştığını ve yaklaşık 1,9 milyar dolarlık dış ticaret fazlası verdiğini görüyoruz.

    Otomotivde Tek Sektöre Bağımlılık Riski Taşıyoruz

    İhracatımızın yine yaklaşık yaklaşık yüzde 80’i otomotiv sektöründen geliyor. Bu bizi sektörel olarak güçlü bir noktaya getiriyor. Güçlü bir üretim kabiliyetine sahibiz ancak aynı zamanda tek sektöre yüksek bağımlılık riski taşıyoruz. Bugün avantaj gibi görünen bu yoğunlaşma, küresel talep daralmalarında kırılganlık oluşturabilecek bir yapı anlamına da gelmektedir ki bunu her zaman dile getiriyoruz. Bu sebeple UR-GE projeleri ile firmalarımızı çeşitli sektörlerde ihracata yönlendirmeye gayret ediyoruz. Yalnızca sorun tespit eden değil, çözümün parçası olan bir anlayışla hareket ediyoruz.

    TKDK SATSO Kampüsünde

    Bilindiği gibi ilimiz 2 yıl öncesine kadar IPARD desteklerinden faydalanamıyordu ancak bu konuda girişimlerimiz neticelendi ve 2024 yılından beri desteklerden faydalanabiliyoruz. Aynı zamanda IPARD destekleri ile ilgili Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu’nun (TKDK) Sakarya Temsilciliğinin de ilimizde faaliyet göstermesi için gayretlerimiz oldu. O da yaklaşık 2 yıldır Tarım İl Müdürlüğümüzün binasında hizmet veriyordu. Şimdi bu ofisi oda kampüsümüze aldık. TKDK ofisinin üyelerimizin ve Sakarya iş dünyamızın desteklere daha kolayca ulaşabilmesi adına SATSO kampüsümüze getirilmesi faydalı oldu.  Hizmet kampüsümüz sanayiyi, ticareti, tarımı ve turizmi geliştirecek birden çok kuruluşa ev sahipliği yapmış olacak. Verdiği tüm hizmetlerle tam anlamı ile tek durak hizmet kampüsü oluyoruz.

    Büyükşehir Projeleri

    Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanımız Yusuf Alemdar’ın davetiyle, odamız 18. Ve 34. Meslek komitelerimizin temsilcileri, ilgili mesleki kuruluşların da katılımıyla AKOM’da bir araya geldik.

    Büyükşehir belediyemizin özellikle ulaşım, kentsel dönüşüm çerçevesinde ürettiği ve çalışmalarını sürdürdüğü projelerini dinledik ve üzerine istişare ettik.

    Toplantıda şehrimizin ihtiyacı olması sebebiyle hayata geçirilecek olan fuar alanı ile ilgili de görüştük. Tankpalet fabrikasının arka tarafında tahsis edilen alanda kurulması planlanıyor. SATSO olarak biz de bu konuda destek vereceğiz.  Özellikle büyükşehir belediyemizle küçük ve orta ölçekli işletmelerimiz için çok ciddi ihtiyaç olan 250-500-750 ve 1000 metrekarelik küçük sanayi siteleri kurulması konusunda hem fikiriz. Kentsel dönüşüm kapsamında bu sanayi siteleri de hayata geçirilecek.

    Sakarya’nın Toplumsal Algısı

    Şehirlerin gelişimi yalnızca fiziki yatırımlarla değil, toplumsal algıyla da şekillenir. Son dönemde kamuoyuna yansıyan cinayetler, özellikle kadın cinayetleri, intihar ve farklı adli olayların şehrimizin üretim gücüyle örtüşmeyen bir algı oluşturduğunu görüyoruz. Bunu da sıklıkla dile getiriyoruz. Güvenli ve huzurlu şehir kimliği ekonomik gelişimin de temelidir. Bu noktada özellikle olası madde bağımlılığı konusu üzerinde güçlü bir toplumsal mücadele yürütülmesi ve gençlerimizi eğitimin, üretimin ve sosyal hayatın içinde tutacak projeler geliştirmek ortak sorumluluğumuzdur. Valiliğimiz koordinasyonunda yürütülecek sosyal sorumluluk çalışmalarında oda olarak her türlü iş birliğine hazır olduğumuzu ifade etmek isterim.

    Başkan Altuğ’un konuşmasının ardından Yönetim Kurulu’nun Aylık Faaliyetleri açıklamasını değerlendirmek üzere kürsüye gelen 21. Meslek Komitesi (Otomotiv ve Yedek Parça Ticareti) Meclis Üyesi Talip KURİŞ, Başkan Altuğ’un da ihracatta tek sektöre yüksek bağımlılık açıklamasını da destekleyerek şunları dile getirdi: “İhracat sunumu ile ilgili Yönetim Kurulu Başkanımıza teşekkür ediyorum. Ülkemiz ihracatının %4 düşüş gösterdiği bir ayda Sakarya’mız %26’lık artışla 559 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi, önemli bir başarıdır. Ancak Yönetim Kurulu Başkanımızın da dikkat çektiği gibi otomotiv endüstrisi 559 milyonun 504’ünü tek başına karşılıyor ki bunun da büyük çoğunluğunu da global firmamız Toyota yapıyor. Dünya hızlı bir süreç içinde ve olmaz denilen şeyler olabiliyor. Belki bir karar alınıp firmanın Sakarya fabrikasını kapatması bile ilerleyen yıllarda mümkün olabilir ki olmaz diye bir şey yok. Toyota ile birlikte OSB’ler dışında faaliyet gösteren mega üretim ve ihracat yapan fabrikalarımız var. Otomotiv üreticilerinin ihracat başarısı hem Sakarya hem de Türkiye için hem iyi hem de düşünülmesi gereken bir tehdit..

    Bu firmalar dışında kalan oran oldukça az. Önümüzdeki yıllarda açılacak OSB’lerle ihracatta dağılım daha homojen olur. Yönetim Kurulu Başkanımız ve Yönetimimize OSB’ler bünyesinde büyük yatırımların Sakarya’mıza kazandırılması için büyük iş düşüyor. Bu konuya ivedilikle yönlenmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu yönetimimizin asli görevidir ve de meclis üyeleri olarak da bizim görevimiz bunu koşulsuz desteklemektir.” dedi.

    Meclis Üyesi Kuriş’e teşekkür eden Başkan Altuğ, üretimin gelişimi için kilit rol oynayan OSB’lere yönelik tüm meclis üyelerinin firma seçimlerinde titiz davrandıklarına dikkat çekerek özellikle ihracat yapan firma şartı olduğuna vurgu yapıp şunları dile getirdi: “OSB’lerimize firma seçerken ilk kriterimizden bir tanesi de ihracat yapan firma olmasıdır. Oda olarak Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi ile sık sık iletişim halinde bir kurumuz. Sık sık ziyaret ederek OSB’lerimizdeki çalışmaları ve şehrimizin artan potansiyelini tanıtıyorum. Ülkemizde yatırım talepleri ilk olarak Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi’ne gelir ve firma potansiyeline göre illere dağılır. Sakarya’mız da bu ofis için en fizibıl olan şehirdir. Birkaç bekleyen yatırım taleplerimiz var. Aynı zamanda üyelerimizin ihracat kapasitesini artırmak için UR-GE çalışmaları da yapıyoruz ve her sektöre yönelik UR-GE çalışması yapmaya hazırız.” diye cevapladı.

    Gündem maddelerinin müzakere edildiği toplantının devamında meslek komiteleri tarafından sunulan fiyat tarifeleri görüşüldü.

    27. Meslek Komitesi (Unlu Mamuller, Et ve Süt Ürünleri) tarafından sunulan “Ekmek ve Pide Azami Fiyat Tarifesi Teklifi” maddesinde açıklamada bulunan Meclis Üyesi Ergin Balcı, üyelerden gelen talepler doğrultusunda artan maliyet kalemlerini de hesaba katarak tüketiciyi zorlamayacak bir tarife hazırlamaya çalıştıklarını belirterek komite olarak yapmış oldukları araştırma neticesinde 400 gr. 40,00 TL – 600 gr. 60,00 TL – 700 gr. 70,00 TL olarak satılması uygun görüldüğünü belirtti. Tarife teklifleri meclis üyelerinin oylarına sunularak valiliğe gönderilmek üzere kabul edildi.

    31. Meslek Komitesi (Bilişim ve Telekomünikasyon) “Bilişim Sektörü Teknik Servis Hizmetleri Azami Fiyat Tarifesi Teklifi” maddesinde açıklamada bulunan Meclis Üyesi Necmettin Kırık, “Sektörler için bir fiyat tarifesi hazırlamak zordur. Maliyetlerin artması sebebiyle üyelerimizden gelen talepler ile bu tarifeyi hazırladık. Bu tarifenin tüketiciyi de koruyacak ham bir tarife olmasını amaçladık. Biz ve birçok komitemiz de fiyat tarifesi çalışması yapıyor ve meclisimiz onaylıyor ancak valiliğe bu tarifeyi gönderdiğimiz itiraz geliyor ve akabinde bir uzlaşma komisyonu kuruluyor. Fakat bu komisyonda işveren tarafı çoğunlukta olmuyor. Fiyat düşürme teklifi geliyor ve çoğunluk neticesinde daha düşük bir arife kabul ediliyor. Sadece bizim değil tüm sektör tarifeleri için de böyle olması muhtemeldir, bu nedenle müdahale edilmesi gerekiyor.” diye konuştu. Tarife teklifleri meclis üyelerinin oylarına sunularak valiliğe gönderilmek üzere kabul edildi.

    5. Meslek Komitesi “Kafe ve Kafeterya İşletmeleri Temel İçecek Grupları Azami Fiyat Tarifesi Teklifi” maddesinde açıklamada bulunan Meclis Üyesi Gökçe Yıldızlı, “Komite olarak üyelerimizden gelen talepler, fiyat standardının oluşturulması, işletmelerin maliyet artışlarına oranla sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla bir tarife hazırladık. Fiyat farkları çok açık, bizler bir tavan fiyat belirledik ancak bu tavanın altında dileyen dilediği fiyatta satabilecektir. Çünkü işletmeler arasında kira vb. maliyetler değişiklik gösterebilmektedir. Bu nedenle Küçük Bardak Çay 100 TL, Büyük/Duble Çay 150 TL, Türk Kahvesi 200 TL, 330 ml Su 50 TL, 500 ml Su ise 60 TL azami olarak komitemiz tarafından belirlenmiştir. Hayırlı olsun.” diye özetledi.

    Gündem maddelerinin müzakere edildiği toplantıda Yönetim Kurulu tarafından “Askı” Durumuna Alınan Üyelerimizin Oda Kayıtlarının Silinmesi Teklifi ve Mesleklerin Gruplandırılması Rehberi Güncellemesi ile İlgili Teklifi görüşüldü. Maddelerle ilgili Yönetim Kurulu Başkanı A. Akgün Altuğ açıklamada bulundu.

    Teklif maddelerinin müzakere edilmesinin ardından toplantının “Meslek Komitelerinin Sorunlarının Görüşülmesi” maddesinde söz alan;

    34. Meslek Komitesi (Müteahhitlik Faaliyetleri) Meclis Başkan Yardımcısı Murat EKŞİ, “Meslek komitemize mensup üyelerimiz internette taşınmaz ilanı vermek adına birkaç belgeye ihtiyaç duyuyordu, bizler de komite olarak temini konusunda destek oluyorduk. Ancak bu belgeleri almaları sebebiyle müteahhit iken nace kodları danışmanlık firması olarak kaydedilen firmalarımız var. Bu konuda gerekli girişimlerin yönetimimizce yapılacağına inanıyoruz.

    Geçtiğimiz haftalarda TOBB Başkanımız bir konuya değindi: vergi iadeleri ve yeni getirilen yükümlülükler. Kendisine bu hassasiyeti için teşekkür ediyoruz. Birçok sektörde vergi iadesi uygulaması var ancak süreçler çok uzun sürüyor. Devletimiz kendi alacağında çok hızlı davranırken kendi borcunda sistem yavaş ilerliyor. Bir yanda devletten alacaklı olan ancak sürecin tamamlanması beklerken vergi veya SGK ödemelerini yapmaya devam eden firmalarımız ciddi zorlukla karşı karşıya kalıyorlar.

    Devletimiz alacağında bir tuşla e-haciz koyabiliyor. Bu e-haciz uygulamasında özellikle devletten alacaklı firmaların tespit edilip bunlara haciz uygulanmaması gerekiyor. Vergi yükümlülükleriyle ilgili tüccar tarafında ciddi zorluklar yaşanıyor ancak bunlar kolay hamlelerle çözülebilecek sorunlardır. Bunları daha çok dile getirmeliyiz.” diye konuştu.

    29. Meslek Komitesi (Eğitim ve Öğretim Faaliyetleri) Meclis Üyesi Kenan TAÇYILDIZ, “5580 sayılı kanun ile kurulan özel eğitim kuruluşları kamu denetimi altında özel finansman ile yürütülen kuruluşlardır. Özel öğretim kurumları kamunun eğitim yükünün hafifletilmesini, alternatif eğitim modelleri, uluslararası eğitim modellerini ve eğitimde rekabetle kaliteyi artırma niteliği taşır. Öğrencilerimizi, öğretmenlerimizi kendimiz buluruz. Bakanlığımızın izniyle atarız, sosyal haklarını yine bizler karşılarız vergilerimizi öderiz ama herkesin hedefinde özel okullar var.

    Hazine ve Maliye Bakanımız, Merkez Bankası Başkanımız ülkemizde eğitim sektörünün enflasyonu yükselttiği yönünde açıklama yaptılar. Bugün kira artışları %34, gıda enflasyonu %60 %80’lerin üzerinde ama neyse ki her şeyi bizden buluyorlar. Gıda vb. Konularda fiyatlar artarken tek sorumlu özel kurumlar olmamalıdır.

    Herkes özel okul fiyatlarını eleştiriyor. Yılda 1440 saat 1 çocuğa hizmet veriliyor. Özel okullar devletin yükünü alır. Özel okullara öğrenci gönderenler vergisini giderlerinden düşemiyor, bu da bir haksızlıktır.” dedi

    31. Meslek Komitesi (Bilişim ve Telekomünikasyon) Meclis Üyesi Necmettin KIRIK, “Bilişim sektörümüzde komitemize mensup 600 civarı meslek mensubumuz var ve meslektaşlarımızın da birçok sorunu var. Personel istihdam etmek istiyor ancak yeni mezunlar yeteri kadar tecrübeli değil, bunları eğitmeye çalışıyor, vergiler ile mücadele ediyor üstüne de kendini sürekli geliştirme çabası gösteriyorlar.

    Artık herkes de bu sektöre kolayca giriyor ve sektörümüz değersizleştiriyor. Bu sektöre adım atmak için şirket kurmak yetmemeli, bir şart ve kural olmalıdır. Çünkü sektörde ürettiğiniz ürünün yıllarca arkasında olmalı ve desteğini vermelisiniz. Denedim tutmadı diye bir seçenek yok. Maalesef sektörümüzde kayıt dışılık da çok yüksek seyrediyor. Birçok üyemiz yatırım yapıyor, vergisini ödüyor ancak freelance çalışanlar bunların hiçbirini karşılamadan hizmet veriyor. Meslek örgütlerini bu konuda organize etmek gerekiyor. Yazılım üretiminde bir dijital kimlik olmalı ve kayıtlı olduğu resmi kuruluşlar da bu kimlikte ibraz edilmelidir.” diye konuştu.

    28. Meslek Komitesi (Danışmanlık ve Emlak Müşavirliği) Meclis Üyesi Ahmet KARAPEKMEZ, “Gayrimenkul piyasasında beyan edilen değer ile gerçek piyasa değeri arasındaki makas / fark yalnızca mali bir konudan ziyade aynı zamanda piyasa güveni, şeffaflık ve fiyat koruma açısından da kritik bir meseledir. Önümüzdeki süreçte ekspertiz temelli sistemlerin daha fazla gündeme gelmesi bekliyoruz. Geçiş döneminde sektörü zorlamadan, piyasayı rahatlatacak ve kayıt dışı bitirecek bir düzenleme değerlendirilmelidir.

    Odamızın öncülüğünde planlanan yeni organize sanayi alanları, şehrimizin geleceği açısından kıymetli bir adımdır. Bu çalışmaları destekliyoruz ancak yeni sanayi alanları planlanırken şehir içinde kalmış eski yerleşik sanayi bölgelerini de birlikte düşünmemiz gerekiyor. Zamanla yerleşim alanlarının arasında kalan bu bölgeler; altyapı, trafik ve deprem güvenliği açısından dönüşüm ihtiyacı taşımaktadır. Gayrimenkul doğru yönetilirse şehir büyür, plansız bırakılırsa şehir kaybolur.” dedi.

    4. Meslek Komitesi (Tarım ve Hayvancılık Meslek Grubu) Meclis Üyesi Ahmet BAYRAK, “Tarifeleri görünce insan gerçek üretici için üzülüyor. Bir bardak çay 100 TL ama 1 Lt. süt 19 TL. Üretici çok zor durumda ve de esamesi artık okunmuyor. Ülkede en el üstünde tutulması gereken kesim üreticiler olması gerekirken tam tersi bir durum var. Üreticilerimize bir gelecek sunmak gerekiyor ve onları görmezden gelemeyiz. Geçen yıl Sakarya’da mısır olarak ekilen arazilerin bu yıl %70’i başka alternatif ürünlerle ekildi. Çiftçi bir çıkar yolu arıyor. Bir şeyin ihracatını yasaklayarak o meseleyi çözemezsiniz. Bir şeyi daha fazla üretmek için daha fazla satmak gerekiyor. Üretici birliklerinin daha fazla sorumluluk alarak fiyatlandırma konusunda daha cesaretli olmaları gerekiyor ancak yapılmıyor.” dedi.

    31. Meslek Komitesi (Bilişim ve Telekomünikasyon) Meclis Üyesi Behlül BAYRAK, “Komite olarak Eskişehir Ticaret Odası heyetini ağırladık kendileriyle istişare ettik ve de komite çalışmalarımızı karşılıklı masaya yatırma fırsatı bulduk.

    Misafir komitemiz tüketici heyetlerine temsilci sokamadıklarını dile getirdiler ki biz bu sorunu neredeyse 13 yıl önce çözmüşüz. Bu konuda da Odamızla bir kez daha iftihar ettik. İlin Ticaret İl Müdürüyle de görüşmekte zorlandıklarını dile getirdiler. Biz ise kolay ulaşabildiğimizi, Müdürümüzün Ticaret AR-GE komisyonunda üyemiz olduğunu belirttik.

    Belirli ortak kararlar aldık ve çevre illerdeki sektör temsilcilerimizin de paydaşlığını dahil edecek bir model düşündük. Biz artık cep telefonu ve bilişim sektöründeki tüm üyelerimizle3-4 yıl önce çıkan kanunun revize edilerek tekrar taksitli satışa dönülmesini arzu ediyoruz. Cep telefonu Türkiye’de hala lüks tüketim ürünü olarak geçiyor. Günlük tüketimi ihtiyaç halinde olan bir ürün statüsüne alınsa taksitlendirilme yapılacak. Artık pos kullanma ve kullandırmada statü ve uygulamalar da değişti. Başkasına pos makinesini kullandırma konusunda caydırıcı cezalar geliyor.

    Tüketici hakem heyeti konusunda da üyelerimiz haklı olsa bile reddediliyor. Bir başvuru meblağı neyse mahkeme başlamadan işletme bu parayı yatırıyor sonra mahkeme başlıyor, yatmaz ise hesaplara el konuluyor. İşletme kaybetse bu parayı ödese daha uygun olacak ancak o para süreç sonuna kadar aylarca orada kalıyor. Üyelerimiz daha da mağdur oluyor.” dedi.

    34. Meslek Komitesi (Müteahhitlik Faaliyetleri) Meclis Üyesi Coşar TOK, yeni başladığı meclis üyeliği görevi sebebiyle iyi dilek ve temennilerini ileterek değerlendirmede bulundu “6 Şubat depreminin üzerinden 3 yıl geçti. Sakarya’nın da deprem gerçeğini unutmamak gerekiyor. Deprem bir doğa olayıdır ancak deprem değil ihmal öldürür. 1999 öncesi yapılmış birçok yapı bulunuyor ve ciddi risk oluşturuyor. Kentsel dönüşümü uygulamak için İstanbul’da uygulanan mekanizmaların Sakarya için de uygulanması gerekir. Depremi beklemek değil depreme hazırlıklı olmak gerekiyor.” diye konuştu.

    Toplantının “Dilek ve Temenniler” maddesinde söz alan;

    17. Meslek Komitesi (Kooperatifler, Enerji Altyapı ve Hafriyatçılar) Meclis Üyesi Adnan BORAZANCIOĞLU, “Kalitenin tabana yayılması gerekiyor. Üreticilerin uluslararası anlamda atacağı adım ülkenin kalkınması demektir. TSE’nin hayata geçirmek yolunda olduğu kalite kampüsü projesini alkışlıyoruz. 2026 uluslararası çevrelerde elektrik yılı olacağı öngörülüyor. Elektriğe olan talebin önümüzdeki yıllarda 2,5 katından fazlaya çıkacağı belirtiliyor. Enerji altyapısına sahip ülkeler bu süreçten kazançlı olacaktır. Türk sanayicileri bugün Akkuyu Nükleer Güç Santralinde yaklaşık 700 milyon dolarlık yerli katkı sağlamış durumdalar. Bu katkının proje tamamlandığında 10 milyar dolar seviyesine ulaşılacağı ifade edilmekte.

    Krizler, afetler, değişimler, gelişmeler bir rüzgardır ve buna yönelik de bizim yelkenlerimizi uygun açmamız gerekiyor. Deprem olur kader deriz, kriz olur şartlar deriz, bir iş yürümez zamanı değil deriz. Oysa asıl mesele Rüzgar her zaman esecektir. Önemli olan onu arkamıza alarak güç kazanmamızdır. Çalışmaya, üretmeye ve kaliteye devam etmeliyiz.” dedi.

    31. Meslek Komitesi (Bilişim ve Telekomünikasyon) Meclis Üyesi Behlül BAYRAK, “Ticaret AR-GE komisyonumuza birkaç konu gelmişti. Özellikle Tozlu Camii mevkiinde uzun yıllardır bir sorun vardı, bazı tüccarların ürünlerini dükkan dışında sergilemesinde sorunlar yaşanıyordu. Şimdi bu belediyemizin de çabalarıyla çözüldü ve hiçbir işletme sınırını aşmadan belirli bir düzende faaliyetlerini sürdürüyor. İşletmeler de buna yönelik Odamıza teşekkürlerini ilettiler. Çalışmalarımız oldukça dikkat çekiyor ve rehber görülüyor. Burası çok kuvvetli bir yer. Çünkü biz burada hem bu dertleri söylüyoruz hem de iyi ve çalışkan bir yönetim kurulu ya da meclis sistemi oluşturarak üyelerimizle ilimiz yöneticileri arasında bir köprü vazifesi görüyoruz.

    Bu ay 14 Şubat’ı karşıladık. Birçok işletmemiz için bereketli oldu. Kayıt dışı satış yapanlara yönelik de çalışmalarımız oldu. Belediye ekiplerimiz de buna dikkat etti kendilerine teşekkür ediyorum.” dedi.

    20. Meslek Komitesi (Enerji ve Petrol Ürünleri) Meclis Üyesi Ali İhsan BAKIM, “Büyükşehir belediye başkanımız şehrimiz için çok önemli projeler yapıyor ancak bu projeleri yaparken özellikle yazlık kavşağı gibi büyük çaplı ve çok uzun sürecek projeler var. Bu projelerin yapım sürecinde oraya giden ana yolların kenarında bulunan işletme sahipleri proje başlamadan birkaç ay önce uyarılırsa onlar da kendi önlemini alır. Trafik akışı başka yerden geçecekse yol kenarındaki işletmeleri ciddi anlamda krize sokabilir.” dedi.

  • Merhum Av. Dr. Nadir Latif İslam’ın eşi Seval İslam vefat etti

    Seval İslam rahmetli oldu
    15. dönem Sakarya Milletvekili (TBMM Adalet Komisyonu e. Başkanı) merhum Av. Dr. Nadir Latif İslam’ın eşi,
    27. Dönem İstanbul Milletvekili Nazır Cihangir İslam’ın annesi
    Aile ve Sosyal Politikalar eski Bakanı Ayşenur İslam’ın kayınvalidesi

    Seval İslam rahmetli oldu.
    Seval İslam’ın Cenaze Bilgisi
    Cenaze namazı yarın ( 27 Şubat 2026_Cuma) Üsküdar, Altunizade Marmara Ünv. İlahiyat Camiinde Cuma namazını müteakip kılınacaktır. Ardından Adapazarı Emirdağ Mezarlığı’nda aile kabristanına defnedilecektir.
    Defin öncesi ev önünde helallık alınacak.


    Ev adresi;
    Yenidoğan Mahallesi Konuk Sokak no:25/3 Adapazarı / Sakarya

  • Çalışan Bağlılığında Yeni Dönem: Maaş Yeterli mi?

    Çalışan Bağlılığında Yeni Dönem: Maaş Yeterli mi?

    Günümüzde çalışan bağlılığı, yalnızca maddi kazanımlar üzerinden değil; adalet algısı, anlam duygusu, gelişim fırsatları ve kurum kültürü gibi çok katmanlı faktörler üzerinden yeniden tanımlanıyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Neotalent Kurucusu Zeynep Mete, “Çalışan bağlılığı açısından maaş hala çok önemli bir motivasyon. Ancak tek başına ücret, bugün artık bir bağlılık yaratmıyor. Daha çok kopuşu engelleyen bir faktör gibi çalışıyor.” dedi.

    İş dünyasında dengelerin değişmesiyle birlikte, çalışanların kuruma olan bağlılığı da tek bir başlıkla açıklanamayacak kadar çok boyutlu bir yapıya ulaştı. Çalışan bağlılığı üzerindeki etkileri derinlemesine açıklayan Neotalent Kurucusu Zeynep Mete, “2025 yılı global verilerine baktığımızda çalışanların yüzde 82’si “işimi daha iyi yapmamı sağlayacak en önemli şey” olarak performansa göre adil ücreti ilk sıraya koyuyor. Bu veri bize bağlılığı tek başına açıklamasa da ücretin hala masanın önemli konusu olduğunu gösteriyor.”dedi.

    22 Yıl Sonra Değişen Öncelik: İş-Yaşam Dengesi Zirvede

    2025 yılında yayımlanan global araştırmalara göre iş-yaşam dengesi 22 yıl sonra ilk kez ücreti geride bıraktı, çalışanlar maaşı artık bir pazarlık unsuru olarak konumlandırıyor; gerçek bağlılığı ise ilişki kalitesi, adalet algısı, esneklik ve iyi yönetim yaratıyor. Tüm bu bilgiler ışığında çalışan bağlılığının birçok sebepten dolayı değişebileceğini vurgulayan Mete, “Son iki yılın verilerine baktığımızda, çalışan bağlılığını aşağı çeken faktörlerin artık daha görünür ve daha sistemsel olduğunu net biçimde görüyoruz. Ekonomik ve politik belirsizlik ortamı, artan iş yükü, yetersiz ya da güven vermeyen yönetici profilleri ve esneklik beklentisinin karşılanmaması; çalışanların kurumla kurduğu bağı doğrudan zedeliyor. Bugün maaş hala iş seçiminde birinci sırada yer alabiliyor. Ancak çalışanın zihninde ücret artık bir “motivasyon aracı” olmaktan çok bir “adalet eşiği”ne dönüşmüş durumda. Eğer ücret adil değilse, çalışan zaten zihinsel olarak kopuyor. Fakat ücret adil olduğunda da bu otomatik olarak yüksek bağlılık anlamına gelmiyor. Yani maaş, bağlılığı yaratmıyor; ama adaletsizliği hızla görünür kılıyor.” diye konuştu.

  • Zafer Partisi politikaları, Türk seçmeni için kurtuluş reçetesidir.

    “BÜYÜK TÜRKİYE CUMHURİYETİ NE BAHÇELİ’NİN SİYASİ FANTEZİLERİNE NE DE ERDOĞAN’IN İKTİDARDA KALMA HIRSINA MAHKUM DEĞİLDİR”

    Parti Sözcüsü Azmi Karamahmutoğlu, teröristbaşı Öcalan hakkındaki statü tartışmalarını değerlendirdi.

    Azmi Karamahmutoğlu: “Yüce Türk milleti, son 1,5 yıldır ülkemize yaşatılan aşağılamanın, bir yenilgi duygusunun ve elindeki tarihi kazanımları kaybetmenin siyasal tehdidi, saldırısı altında yaşatılıyoruz. 2024 yılının ekim ayından itibaren Devlet Bahçeli’nin anonsuyla başlatılan bir yeni süreç, Türk milletinin, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuyla elde ettiği tarihsel kazanımları tehlikeye atmaktadır. Devlet Bahçeli’yle beraber iktidardaki parti, Adalet ve Kalkınma Partisi’yle birlikte kurduğu bu pazarlık masasının bir diğer ucunda PKK isimli narko terör örgütü ve onun kurucusu ve yöneticisi olan baş terörist Abdullah Öcalan vardır. Bu al-ver pazarlık masasından kayıpla, zararla kalkacak olan Türkiye Cumhuriyeti olacaktır. Çünkü devlet pazarlık etmez, egemenliğine ortak getirmez, egemenliğini paylaşmaz. O masa hiç kurulmayacak. Çünkü millet hak ve menfaatlerinden vazgeçmez, toplumsal olarak bölünmeyi kabul etmez. O pazarlık masası hiç kurulmayacak. Ekonomik olarak fakirleştirilen, yoksulluğa, açlığa mahkûm edilen Türk halkı, vatandaşlar her gün yeni yalan, aldatmacalarla tavize, teslime sürükleniyor. 1,5 yıl önce ne güzel PKK terör örgütü silah bırakıyor aldatmacasıyla başlayan sürecin bugünkü geldiği aşama, 50 binden fazla yurttaşımızın katili olan ve cezasını çekmekte olan, ömür boyu hapse mahkûm edilmiş bir caninin siyasallaştırılması ve yeni bir konuma statüye kavuşturulması olmuştur.

    PKK silah bırakıyor aldatmacasıyla girilen yolda PKK teröristlerinin affedilmesine, suçun cezasız bırakılmasına geçilmişti bu aşamada, bu süreç içerisinde. İlk gün, Ekim 2024’te ‘Öcalan gelsin, mecliste konuşsun’ diyen Devlet Bahçeli’nin yarattığı hayret ve şaşkınlıktan bugün Abdullah Öcalan’a yeni bir statü, yeni bir konum sağlansın aşamasına geldik. PKK’nın yasal siyasi partisinin eski genel başkanı Selahattin Demirtaş, Apo’nun heykelini dikeceğiz diyordu. Devlet Bahçeli de bugün heykelin değil fakat statüsünün, Apo’nun statüsünün derdine düşmüş. Suriye PKK’sı olan YPG silah bırakmadı ve silahlarıyla birlikte tümenler halinde Suriye ordusuna eklemlendi. Ve Türkiye sınırında kendine ait yarı otonom, özerk bir coğrafya oluşturdu.

    Birinci çözüm ihanet sürecinden başlayarak şimdiki ikinci çözüm ihanet sürecinde de Türk ulus devleti aşama aşama kaybediyor, geriletiliyor. Bu gerilemenin, bu kaybın nerede duracağı ise belirsiz. Üniter Türk ulus devletinin varlığı ve laisizim güçlendirilmiş olan rejimi, Devlet Bahçeli-Tayyip Erdoğan ikilisinin yönetiminde aşama aşama geriletiliyor, aşındırılıyor. Cumhur İttifakı iktidarlarının kalan son 1,5 yılına daha hangi aşamaları sığdırmaya çalışacak? Buna seyirci kalacak değiliz, itirazımızı ve retlerimizi yükseltmemiz gerekiyor. Türkiye Cumhuriyeti ve Türk milleti Devlet Bahçeli’nin siyasal fantezilerine ve Recep Tayyip Erdoğan’ın doyumsuz siyasal ihtirasına, hırsına yenik düşmeyecektir. Parmak sallamalar ve tehditler altında Türk halkını bilgilendirme ve bilinçlendirme çabamızdan geri durmadık, durmayacağız.

    Zafer Partisi Türk seçmenine bu ikinci ihanet sürecinin en başından beri hep işin iç yüzünü ve doğruları anlata geldi. Susturulmamız için Partimizin Genel Başkanı Sayın Ümit Özdağ tutuklandı, hapsedildi. Fakat biz Zafer Partisi Türk milletine, vatandaşlarımıza, Türk seçmenine hep güvendik. Türk seçmeni oyunun rengini değiştirir ve bu oyunu sandıkta bozar. Büyük Türkiye Cumhuriyeti ne Devlet Bahçeli’nin siyasi fantezilerine mecburdur, ne de AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın yaşadıkça iktidarda kalma hırsına mahkumdur. Zafer Partisi politikaları, Türk seçmeni için kurtuluş reçetesidir.”

  • Şehit Pilot Binbaşı İbrahim Bolat İzmir’de son yolculuğuna uğurlandı

    Şehit Pilot Binbaşı İbrahim Bolat İzmir’de son yolculuğuna uğurlandı

    Eğitim uçuşu sırasında kaza kırıma uğrayan F-16 savaş uçağında şehit olan Pilot Binbaşı İbrahim Bolat’ın naaşı İzmir’de toprağa verildi.

    Balıkesir 9. Ana Jet Üssü’nden gece saat 00.50 sıralarında havalanan F-16 tipi savaş uçağı kalkıştan 6 dakika sonra Karesi ilçesine bağlı Naifli köyü kırsalında kaza kırıma uğradı.

    Kazada Pilot Binbaşı İbrahim Bolat şehit oldu. Şehit pilotun naaşı saat 11.00’de Balıkesir 9. Ana Jet Üssü’nde düzenlenen uğurlama töreninin ardından Çiğli Ana Jet Üssü’ne getirildi. Çiğli’deki evinde helallik alınmasının ardından şehit pilotun cenazesi, Karşıyaka Hacı Mustafa Beşikçioğlu Camii’ne götürüldü. İkindi namazını müteakip kılınan cenaze namazının ardından şehidin naaşı Kadifekale Şehitliği’nde toprağa verildi.

    Törene İzmir Valisi Süleyman Elban’ın yanı sıra siyasi parti temsilcileri, milletvekilleri, belediye başkanları, askeri erkan, şehidin ailesi, yakınları ve vatandaşlar katıldı.

  • Başkan Altuğ, Kanatlı Eti İhracatına Yönelik Durdurma Kararını Değerlendirdi:

    “Karar Üretici Tarafında Telafisi Güç Zararlara Yol Açılabilir”

    Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı A. Akgün Altuğ, Ticaret Bakanlığı tarafından kanatlı eti ihracatını durdurma kararına yönelik olduğunu belirtti.

    Bakanlık tarafından alınan kararda bölgesel gelişmelerin gıda piyasalarını etkilemesi, iç talebin artması ve dönemsel tüketim ilişkilerindeki değişimlerin fiyat hareketlerinin hızlanmasına neden olduğu görülen ek program ile parçalanma dengesizliklerin önüne geçmekten korunmayı korumayı ve gıda arzının arttırılmasının hedeflendiği açıklandı.

    Tüketici Önceliğidir

    Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan SATSO Yönetim Kurulu Başkanı A. Akgün Altuğ; “Ticaret Bakanlığımız tarafından alınan bu kararın gıda arz güvenliği, tüketimimizin uygun fiyatları ve gıda gıdaya erişimi açısından bakış açısı sunan bir inceleme.Bizlerin de her zaman önceliği Bakanlığımızın hedefi gibi özellikle bu enflasyonist dönemde vatandaşların gıdaya sürekli ve makul fiyatlı ulaşımıdır.

    Ancak; 2024 yılında yine kanatlı sektörümüzün ihracatına Mayıs’ta başlayana kadar bir sınırlama durumu ve sektör ciddi bir çıkış pazarı kaybedildi. Şimdi de ihracat tamamen durdurulması yönünde bu kararın ihracat yapan firmalarımız ve sektör genelinde olumsuz sonuçlar doğuracağı kanaatindeyiz.

    Sakarya Üretimde İlk 3’te

    Sakarya’mız da yıllık üretim kapasitesiyle kanatlı hayvan üretiminde üretimde ilk 3’te yer almaktadır. Söz konusu ihracat kısıtlaması ilimiz üretim ve ihracatını da balta yapıyor. Üyelerimiz bu konuda hem hatalı hem de haklı bir tepki göstermektedir.

    Sektörün Tümüne Yaptırılıyor

    Ülkenin mübarek Ramazan Ayı’nı idrak edecek. Bunun karşısında yaşanan haksız fiyat artışlarına en başta biz karşı dururuz. Ancak bu şekilde bir girişimde bulunanlara gerekli yaptırımların gücü gerekirken tüm sektörün bu yaptırımlardan olumsuz etkilenmesi söz konusudur.

    Çiftliklerden Entegre Tesislere Üretim Zinciri

    Kanatlı beyaz et üretim gezi kesimlerindeki küçük-büyük çiftliklerden entegre bölgeye ve buradan da iç-dış pazara ulaşan önemli bir üretim zincirini kapsamaktadır. Bu karar maalesef üretim planlamasını ihracat odaklı yapan, kapasitesinin de iç pazardaki fiyat artışlarına da etkisi olmayan firmalarımızı zor durumda bırakacaktır. Ayrıca da üretilen hem üretici hem de satıcı açısından yüksek ile birlikte, alınan bu kararın değiştirileceği asıl taşıyacak olan yetiştirici yani üretici olacaktır. Mevcut sürüm bu karar üretici açısından ciddi ve aniden güç zararlarına yol açabilir ki bunun göz ardı edilmemesi gerekiyor.

    Ciddi Pazar Kaybı, İhracatçımıza Güven Zedelenebilir

    Ciddi bir beyaz et üreticisi ve ihracatçısı konumundadır. Bu karar henüz yılın başındayken tüm yılı kapsayan mevcut ihracat sözleşmelerinin sekteye uğramasına, sürekli olarak yıllar içinde emek harcamalarının dış pazarlarının görülmesine ve de Türk ihracatçısının güvenilir tedarikçisinin sürekli zarar görmesine sebep olma riski doğmaktadır. Bu durum orta ve uzun süreli üretim kapasitesi, büyüme ve ihracat gelirlerini de olumsuz etkilemektedir.

    Verimli Bir Model Oluşturulabilir

    Her zaman önce ticaretimizin ve iç piyasa dengelerinin korunmasından yanadır. Ancak firmalarımızın da rekabet gücü ve dış pazarlardaki kurtarıcılarını geriye götürmeyecek kararların sektör açısından daha sağlıklı olacağı inancındayız. sürekli sektör ve bölüm temsilcisi olan profesyonel kuruluşlarla bir arada gelinip gerekli kapasite artışlarıyla ve de destekle hem iç hem de dış pazarın ihtiyacını karşılayan bir model oluşturulabileceği görüşündeyiz. Sektörlerimizin sürdürülebilirliğini gözeten bir yaklaşımla hareket etmeyi temenni ediyoruz.” dedi.

  • DOĞRU PROBİYOTİK RAMAZAN AYINDA BAĞIRSAK SAĞLINIZA İYİ GELİR

    DOĞRU PROBİYOTİK RAMAZAN AYINDA BAĞIRSAK SAĞLINIZA İYİ GELİR

    Ramazan ayında uygulanan intermittent fasting yani aralıklı oruç, yani gün ışığı saatlerinde yemekten uzak durma, bağırsaklardaki mikroorganizma topluluğu olan mikrobiyotayı önemli ölçüde yeniden şekillendiriyor. Yapılan bilimsel araştırmalar, bu sürecin mikrobiyal çeşitliliği artırdığını ve kısa zincirli yağ asitleri (SCFA) üretimini teşvik ettiğini gösteriyor. SCFA’ler, bağırsak duvarını güçlendirerek iltihaplanmayı azaltıyor, bağışıklık sistemini destekliyor ve hatta beyin sağlığına olumlu etki ediyor. Ramazan ayı, kilo kaybı veya enerji seviyeleriyle ilişkilendirirken, mikrobiyota değişiklikleri gibi derin etkiler göz ardı ediliyor. Oysa bu; obezite, diyabet ve sindirim sorunları gibi modern hastalıklarla mücadelede kritik rol oynuyor. Memorial Antalya Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uz. Dyt. Berna Ertuğ, orucun bağırsak sağlığına faydası hakkında bilgi verdi. 



    Oruç tutmak bağırsak sağlığına iyi geliyor

    Ramazan ayı, milyonlarca kişi için manevi bir “yenilenme” dönemi olmanın yanı sıra, beden sağlığı üzerinde de ilginç etkilere sahiptir. Ancak sahur ve iftar yemekleri, su tüketimi veya kilo yönetimi gibi yaygın konuların ötesinde, az bilinen bir etkisi de orucun bağırsak mikrobiyotası üzerindeki dönüştürücü etkisidir. Yapılan araştırmalarda Ramazan sonrası mikrobiyota çeşitliliğinin arttığı ve faydalı bakterilerin (örneğin, kısa zincirli yağ asidi üreten türler) çoğaldığı gözlemlenmiştir. 

    Ramazan ayının sağlığa uzun vadeli, olumlu katkıları oluyor

    Ramazan ayı, uzun süreli açlık dönemleriyle birlikte sindirim sistemimizi zorlayabilir. Bu süreçte probiyotik gıdalar, bağırsak mikrobiyotasını destekleyerek hazımsızlık, gaz, şişkinlik, kabızlık veya ishal gibi sorunları önlemeye yardımcı olur. Probiyotikler, canlı mikroorganizmalar olarak tanımlanır ve fermente gıdalar yoluyla alınabilir; bu da sindirimi sağlayan enzimleri aktive eder ve iyi bakterilerin sayısını artırır.

    Bu etkiler yaş, mevcut sağlık durumu gibi bireysel faktörlere göre değişebilir. Hamileler, diyabet hastaları veya kronik rahatsızlığı olanlar, oruç öncesi doktorlarına danışmalıdır. Bağırsak mikrobiyotası yeniden yapılandırılarak uzun vadeli sağlık kazanımları sağlanabilir.

    Probiyotik gıdaların Ramazan ayında bağırsak sağlığına etkileri şu şekildedir;

    Sindirim Düzenlemesi: Oruç sırasında mide ve bağırsaklar dinlenir, ancak iftar ve sahurda dengesiz beslenme hazımsızlık yaratabilir. Probiyotikler, bu dengesizliği gidererek ağrı ve şişkinliği azaltır.
    Bağışıklık Güçlendirme: Ramazan’da bağışıklık sistemi zayıflayabilir; probiyotikler, kötü bakterilerin kana karışmasını engelleyerek genel sağlığı korur.
    Bağırsak Florasını Destekleme: Özellikle sahurda tüketildiğinde, mikrobiyotayı yenileyerek uzun vadeli faydalar sağlar. Araştırmalar, probiyotik takviyesinin sindirim sorunlarını etkili şekilde azalttığını göstermektedir.

    Probiyotikten zengin gıdalar aşağıdaki gibidir;

    Yoğurt ve kefir: Ev yapımı yoğurt veya kefir, günlük probiyotik ihtiyacını karşılar. Sahurda bir kase yoğurt, sindirimi kolaylaştırır.
    Turşu ve lahana turşusu: Lahana turşusu gibi fermente sebzeler, yüksek probiyotik içerir. İftarda salata yanında tüketin.
    Peynir, tarhana ve şalgam suyu: Eski kaşar gibi peynir çeşitleri ve tarhana çorbası, probiyotik kaynağıdır. Şalgam suyu ise bağışıklığı destekler.
    Diğer örnekler: Kimchi, kombucha, miso veya elma sirkesi gibi uluslararası seçenekler de faydalıdır, ancak Türk mutfağına uyarlayarak kullanın.

    Probiyotik gıdaları aşağıdaki şekilde tüketin;

    Sahurda: Probiyotik gıdaları sahurda tercih edin; örneğin, yoğurtla karıştırılmış probiyotik takviyesi veya kefir. Bu, gün boyu sindirimi destekler.
    İftarda: Ağır yemeklerden sonra turşu veya yoğurt ekleyin. Prebiyotik gıdalar (pırasa, enginar) ile birleştirin ki probiyotikler daha etkili olsun.
    Günlük Miktar: Günde 1-2 porsiyon yeterli. Aşırı tüketimden kaçının ve suyla destekleyin.

    Eğer divertikülit gibi kronik bir rahatsızlığınız varsa doktorunuza danışmadan tüketmeyin.

  • İftarda mevsim sebze ve meyveleri ile vücut direncinizi artırın

    Ramazan’da enfeksiyonlara karşı beslenmeye dikkat!

    İftarda mevsim sebze ve meyveleri ile vücut direncinizi artırın

    Ramazan’da lif, protein, probiyotik dengesi şart!

    RAMAZAN’DA BAĞIŞIKLIĞI GÜÇLENDİREN 10 BESİN
    Kışın dondurucu soğukları, kapalı alanlarda geçirilen uzun süreler ve kalabalık ortamlarda enfeksiyonların yüksek bulaş riskine sahip olması, sağlıklı bir Ramazan geçirebilmek için bağışıklık sisteminin her zamankinden daha güçlü olmasını gerektiriyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik “Ramazan’da uzun süren açlık saatleri, değişen öğün ve uyku düzeni ile azalan su tüketimi vücudun bağışıklık sistemini daha hassas hale getirebiliyor. Ancak özellikle doğru besin seçimi Ramazan’ı hem sağlıklı hem de güçlü geçirmek için en önemli desteklerden biri olarak öne çıkıyor” diyor. Özellikle mevsim sebze ve meyvelerinin; vitamin, mineral ve antioksidan içerikleri sayesinde vücudu hem enfeksiyonlara karşı koruyacağını hem de enerji seviyesini dengede tutmaya destek olacağını vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik, Ramazan’da bağışıklığı güçlendiren 10 besini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu

    Portakal

    Güçlü C vitamini kaynağı olan portakal, enfeksiyonlara karşı savunmada görevli lökosit (beyaz kan hücreleri) üretimini destekler. Antioksidan etkileri sayesinde hücreleri serbest radikallere karşı korur. İçerdiği çözünür lif, mide boşalmasını yavaşlatarak kan şekerinin ani yükselmesini önler. İftardan sonra tüketildiğinde hem sıvı desteği sağlar hem de tatlı ihtiyacını doğal şekilde dengeleyerek rafine şeker tüketimini azaltmaya yardımcı olur.



    Kırmızı lahana

    Kırmızı lahananın içeriğindeki mor pigmentler güçlü antioksidan etki göstererek hücreleri; sindirim sonrası oluşan toksinlerin vücutta oluşturduğu oksidatif stresten korur. Bu şekilde bağışıklık desteklenmesine büyük katkıda bulunur. Özellikle çiğ yendiğinde çiğneme süreci uzun olacağından beyindeki tokluk sinyalinin oluşumunu hızlandırır. Salatalarda limon ve zeytinyağı ile birlikte tüketildiğinde besin değeri artar.

    Mandalina

    Zengin C vitamini içeriğiyle vücudun enfeksiyonlardan korunmasına, antioksidan etkisiyle de inflamasyonun dengelenmesine destek olur. Liften zengin olan mandalina kan şekerinin kontollü yükselmesine yardımcı olurken, antioksidan etkisiyle inflamasyonun dengelenmesini, strese karşı bağışıklık fonksiyonlarının düzenli çalışmasını sağlar. Hafif ve kolay tüketilebilir yapısıyla Ramazan’da vitamin, sıvı ve tatlı ihtiyacına destek olur ama aşırıya kaçılmamalıdır. 

    Kivi

    C ve E vitamini kombinasyonu sayesinde hücresel savunma mekanizmalarını güçlendirir. Yüksek lif içeriği bağırsak hareketlerini düzenler, kabızlığı önlemeye yardımcı olur. Uzun süreli açlıkta sık görülen sindirim problemlerinin azaltılmasına destek verir. Aynı zamanda içerdiği doğal enzimler protein sindirimine ve iftar sonrası rahatlamaya katkı sağlar.

    Ispanak
    Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik, iftar sofralarında mutlaka mevsim sebzelerinin yer alması gerektiğini belirterek “Ispanağın içeriğindeki; A ve C vitamini vücudun ilk savunma hattı olan mukozal bariyeri güçlendirirken folat hücre yenilenmesini destekler. Düşük kalorili ama hacimli bir sebzedir; mide doluluğu sağlar. Sahurda yumurta ile tüketildiğinde protein ve lif kombinasyonu sayesinde tokluk süresini uzatır” diyor.

    Brokoli

    C ve K vitamini ile sülfürlü bileşikler açısından zengin olan brokoli, özellikle içerdiği sulforafan sayesinde güçlü antioksidan ve detoks destekleyici etki gösterir. Lif ve su içeriği yüksektir; mide hacmini doldurarak doygunluk sağlar ve iftar sonrası ani acıkmaları önlemeye yardımcı olur. Buharda hafif pişirilerek tüketildiğinde besin değerleri daha iyi korunur.

    Havuç

    Beta-karoten açısından zengin olan havuç, özellikle zeytinyağı ile birlikte tüketildiğinde daha iyi emilir ve A vitaminine dönüşerek bağışıklık ve solunum yolları sağlığını destekler. A vitamini, mukozal dokuların korunmasında önemli rol oynar. Lifli yapısı sayesinde çiğ tüketildiğinde uzun süre tokluk sağlar. İftarda salatalara eklendiğinde kan şekerinin daha dengeli yükselmesine katkıda bulunur.

    Pırasa

    Beslenme ve Diyet Uzmanı Çelik “Pırasa zengin prebiyotik ve lif içeriğiyle bağırsak mikrobiyotasını besler. Güçlü bir bağırsak mikrobiyatası, güçlü bir bağışıklığın göstrgesidir. Aynı zamanda içeriğindeki lif sayesinde sindirim süresi uzar ve tokluk hissini artırır” diyor.

    Limon

    C vitamini açısından zengin olan limon, bağışıklık fonksiyonlarını desteklerken aynı zamanda sindirime katkı sağlar. İftarda salatalara sıkılan limon suyu, bitkisel kaynaklı demirin emilimini artırır. Mide asidini dengeleyerek hazımsızlık ve şişkinlik şikayetlerinin azalmasına yardımcı olabilir. Ilık suya eklenerek tüketildiğinde sıvı alımını artırarak gün içindeki susuzluğun dengelenmesine destek sağlar.

    Yoğurt

    Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik “Yoğurdun içeriğindeki kalsiyum ve probiyotik bakteriler bağışıklık hücrelerini aktive eder. Yüksek protein içeriği mide boşalmasını yavaşlatır. Sahurda tüketildiğinde gün boyu kan şekerini dengeler, iftarda tüketildiğinde iftar sonrası tokluğu uzatarak tatlı isteğini azaltır” diyor.

  • Diyabet Artık İlaçsız da Tedavi Edilebilecek

    Diyabet Artık İlaçsız da Tedavi Edilebilecek
    Dünya Sağlık Örgütü ve uluslararası otoriteler, “Remisyondaki Diyabet” tanısını uluslararası hastalık sınıflandırma sistemine dahil ederek diyabet için yeni bir tanımlama getirdi. Buna göre Tip 2 diyabet artık, fonksiyonel tıp (modern yaşam tarzı tıbbı) protokolleri ile iyileşebilir bir hastalık olarak tanımlanıyor.

    Metabolik Yaş Geriye Sarılıyor

    Yıllardır kronik ve ilerleyici bir hastalık olarak kabul edilen Tip 2 Diyabet Mellitus (T2DM) için tıp literatürü yeniden yazılıyor. Fonksiyonel Tıp (Yoğun Terapötik Yaşam Tarzı Tıbbı – ITLM) programlarıyla hastalar; kan şekerlerini ilaçsız bir şekilde normal seviyelere çekebiliyor ve hastalığın komplikasyonlarından kurtulabiliyor. Bu bilimsel dönüşümün en somut adımı, uluslararası hastalık sınıflandırma sistemi olan ICD-10 kodlarında atıldı. Artık hekimler, yaşam tarzı müdahalesi ile sağlığına kavuşan hastalar için “Remisyonda Tip 2 Diyabet Mellitus” kodunu kullanabiliyor. Bu yeni gelişme, aynı zamanda diyabetin artık “iyileşebilir” bir hastalık olduğunun da klinik kanıtı.

     

    Uzm. Dr. Hande Namal Türkyılmaz, sürecin sadece “şekeri kesmekten” ibaret olmadığını vurgulayarak şunları söylüyor: “Diyabeti geri döndürmek, kişiye özel tasarlanmış biyokimyasal bir tamir sürecidir. Fonksiyonel tıp bakış açısıyla temel hedef; hücrenin insülin direncini kırmak, mikrobiyotayı düzenlemek, stres aksını yönetmek ve sirkadiyen ritmi geri kazanmak. Bu kapsamda uygulanan yoğun programlarla, hastalar ilaç tedavilerine ihtiyaç duymuyor, metabolik yaşları da geriye sarılıyor.”

    Fonksiyonel Tıp Nasıl Bir Tedavi İçeriyor?

    Kişiselleştirilmiş ve fonksiyonel tıp uygulamaları, multidisipliner bir ekibin kontrolünde ilerleyen kapsamlı bir süreci içeriyor. Doktorun merkezde olduğu ekipte; psikolog, diyetisyen, fizyoterapist, spor koçu, sağlık koçu, eczacı, hatta bazen mutfak şefleri de yer alabiliyor. Kronik hastalıkların önlenmesinde, tedavisinde ve geri döndürülmesinde yaşam tarzı değişikliklerini öncelik olarak hedefleyen bu branşta uygulanan programlar ise şu adımlardan oluşuyor: 

    Sürekli Glukoz Takibi (CGM): Besinlerin kan şekerine anlık etkisinin kişi özelinde analizi.
    Terapötik Beslenme Planları: Kalori hesabı değil, metabolik onarım odaklı gıda stratejileri.
    Hücresel Destek Protokolleri: Eksik vitamin ve minerallerin fonksiyonel tıp testleriyle tamamlanması.
    Bütünsel Koçluk: Değişimin kalıcı olması için uzman desteği. 

    Tip 2 diyabet, hem Türkiye’de hem de dünyada en sık görülen diyabet türü ve tedavi edilmediğinde pek çok organ hasarına neden olabilen, yaşam kalitesini düşüren bir hastalık. İlaç ve insülin tedavilerinin yaygın kullanıldığı diyabet alanındaki bu yeni gelişme, diyabet hastalarının tedavi pratiğini kökten değiştirecek ve yeni bakış açıları getirecek bir adım olarak değerlendiriliyor.