Kategori: Sür Manşet

  • Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi; “İhracatta Büyük Hedeflere Kadın ve Erkek Birlikte Yürüyerek Ulaşabiliriz”

    Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi;

    “İhracatta Büyük Hedeflere Kadın ve Erkek Birlikte Yürüyerek Ulaşabiliriz”

    Gelişmiş toplumların kadın – erkek birlikte çalışarak bugünlere geldiğinin altını çizen Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, Türkiye’nin her alanda olduğu gibi sürdürülebilir kalkınma ve ihracat hedeflerine ulaşmasının yolunun kadın-erkek eşitliğini güçlendirmekten geçtiğini söyledi.

    Ege İhracatçı Birlikeri’nin dünyanın en büyük sürdürülebilirlik inisiyatifi olan Global Compact’a üye olan ilk ihracatçı birliği olduğunu hatırlatan Eskinazi, “Kadınların ekonomide, bilimde, eğitimde, sağlıkta ve yönetim kademelerinde güçlü şekilde temsil edildiği ülkelerin daha hızlı kalkındığını ve küresel rekabette daha güçlü konuma ulaştığını görüyoruz. Cumhuriyetimizin Kurucusu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Dünyadaki her şey kadının eseridir” sözünü ilke edinerek kadın erkek eşit temsiliyetini güçlendiren adımları atmalıyız. Bu adımları attığımız zaman Türkiye’nin gelişmiş ülkeler arasında yerini aldığını göreceğiz” şeklinde konuştu.

    Kalkınmanın yalnızca çevresel değil sosyal boyutlarıyla ele alınması gerektiğinin altını çizen Eskinazi şöyle devam etti: “OECD ve AB ülkelerinde kadınların iş gücüne katılım oranı yüzde 60’ın üzerinde. Türkiye’de ise yüzde 30’lar bandında.  Araştırmalar, kadınların iş gücüne katılımının artmasının GSYH büyümesini önemli ölçüde desteklediğini gösteriyor. Kadınların üretimde, ihracatta ve karar alma süreçlerinde daha fazla yer alması Türkiye’nin küresel rekabet gücünü artıracaktır. İhracatta büyük hedeflere ulaşmak istiyorsak kadın ve erkeklerin birlikte hareket ettiği bir ekonomik yapı kurmak zorundayız.”

    Birliğimizde 106 çalışanımızın 48’i erkek 58’i kadın

    Türkiye’nin ihracatta yüksek katma değerli üretim hedeflerine ulaşmasının insan kaynağının etkin kullanımıyla mümkün olacağını belirterek kadınların üretim ve ihracat ekosisteminde daha fazla yer almasının ekonomik büyüme açısından da büyük önem taşıdığını ifade eden Eskinazi, “Kadınların iş gücüne katılımı yalnızca sosyal bir kazanım değil aynı zamanda ekonomik büyüme için güçlü bir kaldıraçtır. Birliğimizde 106 çalışanımızın 48’İ erkek 58’i kadın. Ege İhracatçı Birlikleri’nde gelecek dönemlerde tecrübeli ve kadın- erkek temsiliyetini merkezine alan bir anlayışın hâkim olması için Ege İhracatçı Birlikleri Genç İhracatçılar Konseyini kurduk. GİK’de kadın ve erkek temsiliyeti eşit. 2026 yılı Nisan ayında EİB çatısı altındaki 12 ihracatçı birliğinde seçimli genel kurullar yapılacak. Bu süreç sonrasında yönetim ve denetim kurullarında kadın temsiliyetinin artmasını arzu ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, üretimde, ihracatta, bilimde ve hayatın her alanında değer yaratan tüm kadınların Dünya Kadınlar Günü’nü kutlayarak sözlerini noktaladı.

     

  • Güler Sabancı’dan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü Mesajı: “Eşitlik için çekinmek hiçbir zaman bir seçenek olamazdı”

    Güler Sabancı’dan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü Mesajı:
    “Eşitlik için çekinmek hiçbir zaman bir seçenek olamazdı”
    “Eşitlik söz konusu olduğunda ses çıkarmaktan, üretmekten ve mücadele etmekten hiç çekinmedik”
    Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında yayımladığı mesajda, toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesinde kararlılık vurgusu yaptı: “Eşitlik söz konusu olduğunda ses çıkarmaktan, üretmekten ve mücadele etmekten hiç çekinmedik. Çünkü eşitlik için çekinmek hiçbir zaman bir seçenek olamazdı.” dedi.

    Sabancı Vakfı’nın toplumsal cinsiyet eşitliği alanında 20 yılı aşkın süredir sürdürdüğü istikrarlı çalışmalara ve sahadaki somut etkilerine dikkat çeken Güler Sabancı mesajında şu ifadelere yer verdi:

    “50 yılı aşkın süredir, nitelikli eğitimden toplumsal ve ekonomik hayata katılıma kadar en temel haklara eşit şekilde erişemeyen kadınlar ve kız çocuklarının güçlenmesi için çalışıyoruz. Sistematik engelleri ortadan kaldırmaya yönelik sürdürülebilir ve etkisi ölçülebilir çözümler geliştiriyor; yerel, ulusal ve uluslararası düzeyde kurumlar, bireyler ve topluluklarla iş birliği içinde kalıcı etki yaratmak için faaliyetlerimizi sürdürüyoruz.”


    “Sessiz kalmanın eşitsizliği derinleştirdiği her yerde, sesimizi yükseltmeyi sorumluluğumuz bildik”

    Güler Sabancı ayrıca 2025 yılında ilk kez gerçekleştirilen Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Etki Araştırması’nın sonuçlarını paylaştı:

    “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Etki Araştırması, uzun soluklu çalışmalarımızın sahadaki karşılığını açık biçimde ortaya koydu. Çoklu krizler yaşadığımız bu dönemde, doğru yönde ilerlediğimizi görmek kararlılığımızı güçlendirdi.

    Araştırmaya göre; son 20 yılda ‘Çocuk Yaşta Evliliklerin Önlenmesi’, ‘Geleceğini Kuran Genç Kadınlar’, ‘Fark Yaratanlar’ ve ‘Mor Sertifika’ gibi 100’ün üzerinde proje ve programımızla ülkemizin tüm illerine yayılan bir etki alanı oluşturduk. 856 binden fazla kadın ve kız çocuğu haklarına dair farkındalık kazandı ve kendi hayatlarının öznesi oldu.

    4 bini aşkın paydaşla yürütülen çalışmalar, sivil toplum dayanışmasının dönüştürücü gücünü ortaya koydu. Desteklenen her iki sivil toplum kuruluşundan biri ilk hibesini Sabancı Vakfı’ndan aldı. Bu destek, birçok kurum için gelişim ve yeni fonlara erişim açısından önemli bir başlangıç noktası oldu.”

    Güler Sabancı mesajını şu sözlerle sürdürdü: “Haklara eşit erişimin hayatın doğal bir parçası olduğu bir gelecek mümkün. Bunun için kararlılık, dayanışma ve birlikte hareket etme iradesi gerekiyor. Yerelde kök salan ve ulusal ölçekte yaygınlaşabilen modelleri büyütmeye; veriye dayalı, güven temelli ve iş birliğine açık çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Eşitlik bir tercih değil, ortak sorumluluğumuzdur.”

    Sabancı Vakfı’nın Toplumsal Cinsiyet Eşitliğine Yönelik Çalışmaları

    Toplumsal cinsiyet eşitliğini uzun soluklu ve yapısal bir dönüşüm alanı olarak ele alan Sabancı Vakfı, 20 yılı aşkın süredir kadınların ve kız çocuklarının haklara eşit erişimini güçlendirmeye yönelik sürdürülebilir, veriye dayalı ve yaygınlaşabilir modeller geliştiriyor. Eğitimden istihdama, erken yaşta ve zorla evliliklerle mücadeleden sivil toplum kuruluşlarının kapasitelerini güçlendirmeye kadar farklı alanlarda bütüncül bir etki yaklaşımı benimsiyor.

    Bu yaklaşımıyla Vakıf, yalnızca proje yürüten bir destekçi değil; güven temelli iş birlikleri kuran, yerelde güçlenen modelleri ulusal ölçekte yaygınlaştıran bir etki ekosistemi oluşturuyor.



    OECD’nin 2019 yılında yayımladığı filantropi raporunda da cinsiyet eşitliğine odaklanan dünya çapındaki en iyi 7 vakıf arasında gösterilen Sabancı Vakfı, kadınların ve kız çocuklarının yaşamın her alanında eşit fırsatlara sahip olması için çalışmalarını kararlılıkla sürdürüyor.

    Geleceğini Kuran Genç Kadınlar Projesi: Dört yılı aşkın sürede 9.000’den fazla NEET genç kadına ulaşıldı. Saha araştırmalarıyla ihtiyaçlar belirlendi; mesleki eğitimler, hak temelli güçlenme eğitimleri, Fırsatlar Haritası, hibe programı, mentorluk ve kariyer danışmanlığı hayata geçirildi. Sosyal Getiri Analizi (SROI) sonuçlarına göre projenin ilk fazında yılda 45 milyon TL değerinde sosyal etki yaratıldı ve genç kadınların istihdam edilebilirlik, özgüven, duygusal dayanıklılık ve iyi olma hallerinde önemli artışlar gerçekleşti. Proje, Faz-2 döneminde eğitimler, mentorluk ve kariyer danışmanlığı faaliyetleriyle devam ediyor.

    Hibe Programı: Sabancı Vakfı, Hibe Programı ile toplumsal eşitsizliklerden en çok etkilenen grupların güçlenmesine katkı sunan projeleri destekleyerek sivil toplumun güçlenmesine ve toplumsal gelişime katkıda bulunmaya devam ediyor. Yaklaşık 20 yıldır farklı alan ve ölçekte pek çok sivil toplum kuruluşuyla yol arkadaşlığı yapan Vakıf, güven temelli bir etki ortaklığı anlayışıyla, bu yol arkadaşlığını yeni bir aşamaya taşıyor. Hibe ilişkisini güven, karşılıklı öğrenme ve uzun vadeli etki odağında ele alan program kapsamında seçilen projeler 3 yıl boyunca desteklenecek.

    Çocuk Yaşta Evliliklerin Önlenmesi Projesi: Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA Türkiye) ve ilgili kamu kurumlarının iş birliğinde 2018 yılında başlatılan proje ile çocuk yaşta, erken ve zorla evliliklerin (ÇYEZE) önlenmesine yönelik toplum temelli erken uyarı ve yönlendirme mekanizmalarının güçlendirilmesi amacıyla yerel aktörler, kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte çalışmalar yürütülüyor. Bugüne kadar üç fazı tamamlanan ve dördüncü fazı devam eden program kapsamında Sağlık Aracıları Modeli geliştirilerek en az 48 sağlık aracısı eğitildi; gerçekleştirilen çalışmalarla 5 bine yakın hanede önleyici mekanizmaların yaygınlaşmasına katkı sağlandı.

    İş Dünyası Ev İçi Şiddete Karşı Projesi: 2013 yılında Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu tarafından çalışanların yakın ilişkilerde maruz kaldıkları şiddete karşı iş yerlerinde destek mekanizmaları oluşturulması amacıyla tasarlanan ve 2016’dan bu yana desteklenen İş Dünyası Ev İçi Şiddete Karşı (BADV) Projesi kapsamında; iş dünyasının yönetimsel ve örgütsel kapasitesini kullanarak aile içi şiddeti azaltmaya yönelik kurumsal politika geliştirme, araç ve yöntemlerin yaygınlaştırılması çalışmaları yürütülüyor. Bugüne kadar projeye 138 şirketin katılımı sağlanarak özel sektörde şiddete karşı kurumsal dönüşümün yaygınlaşmasına katkı sunuldu.

    Mor Sertifika Programı: Toplumsal cinsiyet eşitliği farkındalığının eğitim sistemi içinde bütüncül bir yaklaşımla yer almasını ve yaygınlaştırılmasını hedefleyen program, bugüne kadar 5 bini aşkın öğretmene ve 1 milyona yakın öğrenciye ulaştı. Yaklaşık 20 yıldır devam eden program, her yıl yeni öğretmenlerin katılımıyla çalışmalarını sürdürüyor.

    Fark Yaratanlar Programı: 17 yıldır toplumsal gelişime katkı sağlayan birey ve kurumların etkisini görünür kılmayı amaçlıyor.

    Sabancı Vakfı ayrıca burs programı ve eğitim faaliyetleriyle kız çocuklarının eğitime erişimini desteklemeye devam ediyor.

  • Prof. Dr. Mehmet Tayfun Amman Vefat Etti

    Prof. Dr. Mehmet Tayfun Amman Vefat Etti

    MEHMET TAYFUN AMMAN

    Doğum Tarihi: 11.08.1962

    Ölüm Tarihi: 5.03.2026

    Sakarya Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi ve Hukuk Fakültesi eski dekanı Prof. Dr. Mehmet Tayfun Amman hayatını kaybetti.

    Sakarya Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi ve Hukuk Fakültesi eski dekanı Prof. Dr. Mehmet Tayfun Amman hayatını kaybetti. Akademi dünyasında derin bir üzüntü yaratan bu kayıp, hem öğrencileri hem de meslektaşları tarafından büyük bir hüzünle karşılandı.

    Prof. Dr. Amman, uzun yıllar boyunca sosyoloji ve hukuk alanında yaptığı çalışmalarla tanındı. Marmara Üniversitesi, İstanbul Arel Üniversitesi ve Sakarya Üniversitesi’nde çeşitli görevlerde bulundu; özellikle Sakarya Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin kuruluş sürecinde önemli katkılar sundu.

    Akademik üretkenliği ve disiplinler arası çalışmalarıyla bilinen Amman, öğrencilerine ve meslektaşlarına bıraktığı mirasla hatırlanacak. Üniversite camiası, onun vizyoner yaklaşımını ve akademiye kattığı değerleri uzun yıllar anmaya devam edecek.

    Hayatını kaybeden, gönüllerde iz bırakan hocamız Mehmet Tayfun Amman’a Allah’tan rahmet ailesine, sevenlerine başsağlığı ve sabırlar diliyoruz

  • Sahte ikinci el ilanlarıyla milyonluk vurgun

    Sahte ikinci el ilanlarıyla milyonluk vurgun!

    Sakarya merkezli 3 ilde düzenlenen siber dolandırıcılık operasyonunda, internet üzerinden sahte ikinci el ilanlarıyla 29 vatandaşı milyonlarca lira dolandırdığı tespit edilen 11 şüpheli yakalandı. Şüphelilerden 6’sı tutuklandı.

    Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında Sakarya Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, internet sitelerinde düşük fiyatlı elektronik ürün ilanları vererek dolandırıcılık yaptığı belirlenen şüphelilere operasyon düzenledi.

    “Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle dolandırıcılık” suçuna yönelik yürütülen projeli çalışmada, şüphelilerin internet ortamındaki ikinci el alışveriş sitelerinde cep telefonu, laptop, masaüstü bilgisayar ve ofis malzemeleri gibi ürünleri piyasanın çok altında fiyatlarla satışa sunarak vatandaşları tuzağa düşürdüğü belirlendi. Bu yöntemle ülke genelinde 29 vatandaşı milyonlarca lira dolandırdıkları tespit edildi.

    3 İLDE EŞ ZAMANLI OPERASYON
    Soruşturma kapsamında 3 Mart 2026 tarihinde Sakarya merkezli olarak Mersin, Adana ve Gaziantep illerinde eş zamanlı operasyon düzenlendi.

    Operasyonlarda toplam 11 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

    SİLAH VE DİJİTAL MATERYALLER ELE GEÇİRİLDİ
    Şüphelilerin ev ve iş yerlerinde yapılan aramalarda 2 adet ruhsatsız tabanca ve bu silahlara ait 24 adet 9×19 çapında fişek, suçta kullanıldığı değerlendirilen üçüncü şahıslara ait bankamatik kartları, çok sayıda GSM hattı ve çok sayıda dijital materyal ele geçirildi.

    6 ŞÜPHELİ TUTUKLANDI
    Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheliler adliyeye sevk edildi. Mahkemeye çıkarılan şüphelilerden 5’i hakkında adli kontrol tedbiri uygulanırken, 6 şüpheli tutuklanarak ceza infaz kurumuna gönderildi.

  • AFA Kültür ve Kongre Merkezi’nde bir aşama daha geride kaldı

    AFA Kültür ve Kongre Merkezi’nde bir aşama daha geride kaldı

    Başkan Alemdar, güzel haberi ‘en kısa sürede başlıyor’ diyerek paylaştı:

    AFA Kültür ve Kongre Merkezi’nde bir aşama daha geride kaldı

    Büyükşehir Belediyesi’nin kültür ve sanat alanında şehre kazandıracağı, vatandaşların uzun zamandır merakla beklediği AFA Kültür ve Kongre Merkezi’nin ihalesi gerçekleşti. Başkan Alemdar, “Fiili inşa sürecini başlatacak en önemli aşamayı geçmiş bulunuyoruz. Yeni kültür ve sanat üssümüz Sakarya’mıza hayırlı uğurlu olsun.” dedi. Bu merkez içerisinde 1000 kişilik salonu, 12 bin metrekare inşaat alanı, yeraltı otoparkı, fuaye alanları, sanatçı kulisleri, orkestra çukuruyla 1 milyon kişinin kongre, tiyatro, konser ve opera gibi etkinliklerin buluşma noktası olacak.

    Sakarya, kültür ve sanat alanında yepyeni bir sürecin kapılarını aralıyor. Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar’ın öncülüğünde tarihi adımlar atılıyor, uzun yıllardır beklenen hasretler sona eriyor.

    Önce Bilim Merkezi, sonra 1 milyon kitaplı Şehir Kütüphanesi’nde prosedürleri hızla aşıp inşa sürecine başlayan Büyükşehir, daha sonra şehrin dört bir yanında yeni SGM’lerin inşası için önemli adımlar attı.

    İhale gerçekleşti

    Şimdi ise şehrin yıllardır beklediği, kültür ve sanat alanında en belirgin ihtiyacı karşılayacak AFA Kültür ve Kongre Merkezi’nde beklenen gelişme yaşandı.

    Alemdar, bir süre önce TOKİ’ye devredilen proje için ihalenin gerçekleştiğini açıkladı. Fiili inşa süreci için beklenen en önemli eşik, bu gelişmeyle aşılmış oldu.

    İnşa süreci başlıyor

    Diğer projelerde olduğu gibi AFA’da da inşa sürecinin süratle başlayacağını ifade eden Başkan Alemdar, güzel gelişmeyi şu sözlerle paylaştı:

    “Daha önce de söylediğimiz gibi geçmişin izlerini taşıyan, yüzünü ise geleceğe dönen bir AFA Kültür ve Kongre Merkezi projesi için sürece başlamıştık. Günün her saati yaşayan, her yaştan vatandaş için sanatın Sakarya’daki merkezi olacak projemiz için TOKİ’ye teslim yapılmıştı ve projenin ihalesi gerçekleşti. Fiili inşa sürecini başlatacak en önemli aşamayı geçmiş bulunuyoruz. Yeni kültür ve sanat üssümüz Sakarya’mıza hayırlı uğurlu olsun.” dedi.

    Modern ve geleneksel mimari

    Başkan Alemdar, projenin şehrin kültür vizyonunu yansıtacağını ve modern ile geleneksel mimari arasında bir çizgide yükseleceğini ifade etti.

    Devlet Tiyatroları AFA’da sahnelenecek

    Devlet Tiyatroları’nın seçkin oyunlarının da  AFA’da sahneleneceğini ifade eden Alemdar, şehrin kültürel hafızasında çok özel bir yere sahip olan AFA’nın 1000 kişilik seyirci kapasiteli ana konferans salonuna, çok yönlü kullanım alanlarıyla 12 bin metrekare inşaat alanına sahip olacağını söyledi.

    Kongre, tiyatro, konser, müzikal ve opera…

    Merkezde yer altı otoparkı, geniş fuaye alanları, çok amaçlı salonlar, sanatçı kulis ve prova alanları ile teknik birimler yer alacak, donanımlı yapısıyla çağdaş standartlarla yükselecek. Devlet Tiyatroları’nın seçkin oyunları Sakarya’da sahnelenecek.

    Orkestra çukuru da proje kapsamında yer alacak ve opera sanatına ev sahipliği yapılacak. AFA, Sakarya’da ve hatta bölgede kongre, konferans, tiyatro, konser ve kültür-sanat etkinliklerinin yeni merkezi, Sakarya’nın yeni kültür ve sanat üssü olacak.

  • Antalya için bir fırsat…

    Antalya için bir fırsat…

    Necdet Buluz

    Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamında düzenlenen yıllık Taraflar Konferansı’nın otuz birincisi (COP31), Türkiye’nin ev sahipliğinde 9–20 Kasım 2026 tarihleri arasında Antalya’da gerçekleştirilecek.

    Son yirmi yılda istikrarlı biçimde büyüyen COP toplantıları, bugün Birleşmiş Milletler tarafından düzenlenen en büyük yıllık organizasyonlar haline gelmiş bulunuyor.

    COP31, Antalya için bir takvim etkinliği değil; geleceğimizi yeniden planlama fırsatıdır.

    İklim değişikliğinin yalnızca çevresel değil, aynı zamanda sosyal boyutlarıyla ele alınması ve özellikle kırılgan gruplarla birlikte değerlendirilmesi gerekliliği vurgulanmış; belirlenen iklim hedeflerinin sahada somut eylemlere ve uygulanabilir politikalara dönüştürülmesinin zorunluluğu öne çıkıyor.

    Geçtiğimiz yıl Brezilya’nın Belem kentinde düzenlenen COP30’da; iklim değişikliğiyle mücadelede gelinen aşama, yeni Ulusal Katkı Beyanları, iklim finansmanı ve ormansızlaşmanın durdurulması, biyolojik çeşitlilik kaybı, yerli halkların hakları gibi kritik başlıklar ele alınmış; bununla birlikte Toplumsal Cinsiyet Eylem Planı’nın güncellenmiş hâlinin kabul edilmesi, uyum politikaları, adil geçiş ve doğa temelli çözümler de gündemin önemli başlıkları arasında yer almış bulunuyor.

    COP toplantıları, 1992 yılında  Rio De Janeiro’da yapılan Dünya Zirvesinde kabul edilen çok taraflı bir anlaşma olan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (United Nations Framework Convention on Climate Change -UNFCCC) kapsamında gerçekleştirilmektedir.

    Bu konferanslar, küresel iklim politikalarının şekillendiği ve ülkelerin ortak iklim eylemindeki ilerlemelerinin değerlendirildiği en kritik karar platformudur.

    COP7’de kabul edilen ve 16 Şubat 2005’te yürürlüğe giren Kyoto Protokolü, küresel ısınma ve iklim değişikliğiyle mücadele amacıyla gelişmiş ülkelerin sera gazı emisyonlarını azaltmasını hedefleyen uluslararası, bağlayıcı bir anlaşmadır.

    Aralık 2015’te COP21’de taraflar Paris Anlaşması’nı kabul etmiş; hükümetler küresel ısınmayı sanayi öncesi seviyelerin 1,5°C üzerinde sınırlandırma taahhüdünde bulunmuştur. Bu kararın ardından ülkeler;

    • Emisyon azaltımı,

    • Enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji yatırımları,

    • Atık yönetimi ve döngüsel ekonomi,

    • Ulaşımda düşük karbon çözümleri,

    • Su kaynaklarının korunması

    gibi başlıkları kentsel politika gündemlerinin merkezine taşımıştır.

    COP31, Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek; Avustralya ise COP31 Müzakereler Başkanı olarak görev üstlenecek. Antalya’da, EXPO 2016 alanında düzenlenmesi planlanan COP31’e, UNFCCC’ye taraf yaklaşık 197 ülkenin devlet delegasyonlarının yanı sıra;

    • Belediyeler ve yerel yönetimler,

    • Üniversiteler ve akademi dünyası,

    • Sivil toplum kuruluşları ve gençlik oluşumları,

    • Özel sektör ve iş dünyası

    Katılım sağlayacak.

    Türkiye’nin öne çıkarması beklenen ana temalar şunlardır:

    • Döngüsel ekonomi ve atık yönetimi

    • İklim finansmanına erişim

    • Tarım, su ve gıda güvenliği

    • Adil dönüşüm ve gençlik katılımı

    Şüphesiz bu önemli organizasyonun kentimizde düzenlenmesi; Antalya’nın tarım, turizm, su yönetimi ve sürdürülebilirlik potansiyelini uluslararası ölçekte görünür kılacaktır.

    Ancak bu zirve yalnızca bir organizasyon başarısı olarak kalmamalıdır.

    COP31;

    • Antalya’nın uluslararası tanınırlığını artırmalı, Akdeniz coğrafyasındaki liderliğini güçlendirmeli,

    • Altyapı ve ulaşım yatırımlarına güçlü bir ivme kazandırmalı,

    • Sürdürülebilir kentsel gelişmeyi ve iklime dirençli planlamayı teşvik etmeli,

    • Kentsel dönüşüm stratejilerinin bilimsel temelde oluşturulmasına katkı sağlamalı,

    • Gençliği sürecin öznesi haline getirmeli,

    • Kent sorunlarının çözümünde katılımcı bir müzakere kültürünü geliştirmelidir.

    Bu süreçte sivil toplumun aktif katılımı büyük önem taşımaktadır. Yerel ve ulusal politika gündemlerinin oluşumunda ortak akıl ve birlik ruhu belirleyici olacaktır.

    Antalya, bu süreci bir vitrin olmanın ötesine taşıyarak somut dönüşümlere odaklanmalıdır:

    • İklime dirençli ve sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle uyumlu kent planlama çalışmalarını hayata geçirmek,

    • İl bütününde Kentsel Yeşil Alan Strateji Belgesi hazırlayarak insan odaklı planlama anlayışını güçlendirmek,

    • Su Yönetim Planı ile suyun adil ve sürdürülebilir kullanımını güvence altına almak,

    • Ulaşım Ana Planı’nı düşük karbon çözümleri merkeze alacak şekilde güncellemek,

    • Kentsel dönüşümü rant odaklı değil; sağlıklı, güvenli ve eşit yaşam alanları üretme hedefiyle yürütmek,

    • Uluslararası iklim hedeflerini yerel strateji belgelerine dönüştürmek ve pilot projeler geliştirmek,

    • Meslek odalarının ve sivil toplum kuruluşlarının karar süreçlerine kalıcı biçimde katılımını sağlamak,

    • Güncel, erişilebilir ve şeffaf kent verisi üretmek.

    Antalya turizmin, tarımın, doğal ve kültürel güzelliklerin kenti olduğu kadar,

    • İklim krizini yöneten ve dirençlilik kapasitesini sürekli arttıran,

    • Karbon salımını azaltan, sıfır atık temelli kalkınma modelini benimseyen,

    • Döngüsel ekonomi ilkelerini üretimden tüketime, atık yönetiminden kaynak verimliliğine kadar tüm kentsel sistemlere entegre eden,

    • Ekosistemini koruyan,

    • Planlama kararlarını bilimsel temelde katılımcılıkla alan

    Öncü bir Akdeniz kenti olmalıdır.

    Bu zirve yalnızca diplomatik metinlerle sınırlı kalmamalı; kentimizin sürdürülebilir gelişimi için somut ve kalıcı dönüşümlerin başlangıcı olmalıdır. 

  • Adapazarı ve Erenler’de iki ayrı uyuşturucu operasyonu!

    Adapazarı ve Erenler’de iki ayrı uyuşturucu operasyonu!

    Sakarya’da polis ekiplerince Adapazarı ve Erenler ilçelerinde düzenlenen iki ayrı uyuşturucu operasyonunda uyuşturucu maddeler ve ruhsatsız silahlar ele geçirildi. Operasyonlarda yakalanan 2 şüpheli çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.

    Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Sakarya İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince Adapazarı ve Erenler ilçelerinde uyuşturucu madde ticaretine yönelik iki ayrı operasyon gerçekleştirildi.

    Operasyon kapsamında polis ekipleri tarafından düzenlenen baskınlarda 2 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

    Şüphelilerin üzerlerinde ve adreslerinde yapılan aramalarda 112 gram metamfetamin, 2 adet sentetik ecza maddesi, 0.50 gram skunk maddesi, 2 adet ruhsatsız tabanca, 3 adet şarjör ve 41 adet fişek ele geçirildi.

    Gözaltına alınan şüpheliler emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Adliyeye sevk edilen şüphelilerden biri 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanuna muhalefet, diğeri ise Türk Ceza Kanunu’nun 188’inci maddesi kapsamında uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi.

  • PALANDÖKEN, “EŞEL MOBİL KARARI PİYASAYI RAHATLATACAK”

    PALANDÖKEN, “EŞEL MOBİL KARARI PİYASAYI RAHATLATACAK”

    -“AKARYAKITTA EŞEL MOBİL ENFLASYONLA MÜCADELEYE DESTEK OLUR”

    -“EŞEL MOBİL UYGULAMASI ZAMLARIN PİYASAYA YANSIMASINI SINIRLAR”

    ANKARA- Akaryakıt fiyatlarında eşel mobil sisteminin yeniden devreye alınmasının piyasalar açısından olumlu bir adım olduğunu söyleyen TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, Orta Doğu’daki savaş nedeniyle olumsuzlukların yaşandığı, dolayısıyla bu Eşel Mobil Sistemi uygulamasının hemen hükümetten alması piyasayı rahatlatacak. Hem esnaf sanatkârın hem vatandaşımızın fiyatlardaki istikrarını bozacak unsurlar da ortadan kalkmış olacak. Böylelikle piyasalarda pompaya yansıyan fiyatların sübvanse edilmesi çok önemliydi. Karar da zamanında alındı” dedi.

    – “AKARYAKIT FİYATLARI ZİNCİRLEME ETKİ EDEN TEMEL MALİYET KALEMİ”

    Brent petrol fiyatlarında yaşanabilecek yükselişlerin piyasaya etkisinin sınırlı kalacağını belirten Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, Tahmin ediyorum ki yüksek enflasyonun ve bugünkü evrilme noktasındaki enflasyonun düşüşü önemli ölçekte gerçekleşiyordu. Fiyatlar yüksek. Onun için çok hissedilmiyordu. Ama biliyorsunuz en büyük girdi maliyetleri enerji. Petrol, bunlar tabii ki imalat sektörünü de aynı şekilde vatandaşın sosyal hayatında kullanmış olduğu işte hem ticari araçlar hem özel araçlar aynı şekilde nakliyeci esnafı bu konuda bu fiyatlardan yüksek fiyatlarla navlun almasının önüne geçilmiş olacak. Netice itibariyle bu uygulanacak sistem dahilinde en azından enflasyondaki yükselme evrimi de durmuş olacak.  Çünkü hep yapılan bahanede tabii bu gündeme geliyordu. Biliyorsunuz petroldeki zamlar doğalgazdaki zamlar aynı şekilde elektrik enerjisindeki zamlar en çok maliyetleri artıran konulardan biriydi. Şimdi bunu tabii esnaf ve sanatkar olarak da vatandaşın nihai tüketiciye ulaştırma noktasındaki emtiaların fiyatlarının yükselmesini kırmış olacak” diye konuştu.

    – “SIKINTILARIN ORTADAN KALDIRILMASI GEREKLİ”

    Palandöken sözlerine şöyle devam etti, “İnşallah ki bir an evvel bu Orta Doğu’daki zalimlerin yapmış oldukları bu çocuklarımızı katledenler. Aynı şekilde uluslararası bu işe seyirci kalanlar da inşallah bir an evvel bu meselenin üzerine gidip bu ülkelerin sıkıntılarını Aziz Mübarek Ramazan ayında ortadan kaldırılmasının gerekliliğini artık insanlar hem idrak ediyor hem o açılan her televizyon kanalındaki bu görüntülerden insanların feryat edişleri duyabiliyor.”

  • DicleFest’te Teknoloji ve Bilim Yarışmaları Başlıyor 

    DicleFest’te Teknoloji ve Bilim Yarışmaları Başlıyor 

    Şanlıurfa DicleFest’te Bir İlk Yaşanacak

    DicleFest’te Teknoloji ve Bilim Yarışmaları Başlıyor 

    Dicle Elektrik, hizmet bölgelerinde gerçekleştirdiği enerji ve teknoloji festivali DicleFest’in dördüncüsünü 14 Mayıs’ta Şanlıurfa’da düzenleyecek. Festivalin bu yılki en büyük yeniliği ise ilk kez düzenlenecek teknoloji ve bilim proje yarışmaları olacak. “Geleceğin Enerjisini Sen Tasarla” temasıyla düzenlenen proje yarışması, ilkokuldan üniversiteye kadar tüm öğrencilere açık olacak. Enerji verimliliği, sürdürülebilirlik, dijital dönüşüm ve akıllı şehirler gibi kategorilerde düzenlenecek yarışmaya, 5 Nisan 2026 tarihine kadar www.diclefest.com üzerinden başvurulabilecek. Finalist projeler ise Şanlıurfa Diclefest alanında sergilenecek ve ödüllendirilecek.

    Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan altı ilde sürdürülebilirlik odaklı elektrik dağıtım hizmeti sunan Dicle Elektrik, teknoloji ve insan odaklı projeleriyle bölgesel kalkınmaya katkı sağlamayı sürdürüyor. Bu amaçla hizmet bölgesinde DicleFest’i hayata geçiren şirket, festival serisinin dördüncüsünü 14 Mayıs’ta Şanlıurfa’da düzenleyecek. Festival kapsamında bu yıl gençlere bilim ve teknolojiyi sevdirmek ve bu alanlarda üretimlerini teşvik etmek amacıyla yeni bir proje yarışması da başlatıldı. “Geleceğin Enerjisini Sen Tasarla” mottosuyla düzenlenen proje yarışmasına, Batman, Diyarbakır, Mardin, Siirt, Şanlıurfa ve Şırnak illerindeki ilkokul, ortaokul, lise ve üniversite öğrencileri ekiplerini kurarak katılabilecek.

    Başvurular 5 Nisan’a kadar yapılabilecek

    DicleFest kapsamındaki bilim ve teknoloji yarışmaları toplam altı farklı kategoride düzenleniyor. Yarışma ekibini kuran öğrenciler, 5 Nisan’a kadar www.diclefest.com üzerinden başvurularını yapabilecek. Finale kalan ekipler projelerini Şanlıurfa DicleFest’te sergileme şansı bulurken, kendi kategorilerinde ilk üçe girenler ödüllerini yine festival kapsamında düzenlenecek törenle alacak.  Gençlerin hem yaratıcılıklarını hem de teknik becerilerini sergileyebilecekleri proje yarışmalarında toplamda 1 milyon TL’ye yaklaşan para ödülü olacak. Dereceye girenlere tablet ve dizüstü bilgisayar gibi ödüller de verilecek.

    Her yaş grubuna özel yarışmalar

    İlkokul öğrencileri ‘Suyumuz, Enerjimiz, Geleceğimiz” temalı resim yarışmasında su ve enerji tasarrufuna dikkat çeken çalışmalarıyla, ortaokul öğrencileri ‘Su Kahramanları Görevde’ başlığı altında hikayeleriyle yarışmaya başvurabilecek. Lise düzeyinde ise ‘Tarımda Verimli Enerji Kullanımı’ proje yarışması altında akıllı tarım uygulamaları ve yenilenebilir enerji entegrasyonu üzerinden çalışmalar yürütülebilecek. ‘Verimli Enerji ile Sürdürülebilir Şehir Uygulamaları’ kategorisinin alt başlıklarında ise akıllı şehirler, enerji verimliliği ve elektrikli ulaşım çözümlerine ait projeler sunulabilecek. Üniversiteden başvuru yapmak isteyen ekipler de ‘Dijital Dönüşüm ve Enerji’ ile ‘Verimli Enerji ile Çalışan Fikirler’ başlıkları altında enerji sektöründe dijitalleşme, veri analitiği, akıllı enerji yönetimi ve inovasyon odaklı projeleriyle yarışmaya katılabilecek.

    Başvurular başladı, büyük final Şanlıurfa’da

    Başvuruların 5 Nisan 2026 tarihine kadar tamamlanmasının ardından ön eleme ve yarı final süreçlerine geçilecek.  Finale kalan projeler ise 28-29 Nisan 2026 tarihlerinde açıklanacak. Büyük final ve ödül töreni ise 14-17 Mayıs 2026 tarihleri arasında Şanlıurfa’da düzenlenecek DicleFest kapsamında gerçekleştirilecek.

    Detaylı bilgi ve başvuru için: https://diclefest.com/gelecegin-enerjisini-sen-tasarla/

  • Ege İhracatçı Birlikleri’nden Şubat ayında 1 milyar 472 milyon dolarlık ihracat

    Ege İhracatçı Birlikleri’nden Şubat ayında 1 milyar 472 milyon dolarlık ihracat

    Ege İhracatçı Birlikleri (EİB), Şubat ayında yüzde 4 artışla 1 milyar 472 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. EİB’nin 2026 yılının Ocak-Şubat döneminde ihracatı yüzde 1 artışla 2 milyar 919 milyon dolar oldu. Sanayi ihracatı Şubat ayında yüzde 4 artışla 761 milyon dolar, tarım ihracatı ise yüzde 2 artışla 585 milyon dolar olarak gerçekleşti.

    175 milyon dolarlık ihracata imza atan Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği zirvedeki yerini korudu.

    Ege Tütün İhracatçıları Birliği, Şubat ayında yüzde 22 artışla ihracatını 77 milyon dolara çıkardı ve EİB bünyesinde ihracat artış rekortmeni oldu.

    Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği yüzde 12 artışla 147 milyon dolar, Ege Maden İhracatçıları Birliği yüzde 21 artışla 125 milyon dolarlık ihracatla Şubat ayını geride bıraktı.

    Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Şubat ayında 99 milyon dolar, Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği 98 milyon dolarlık döviz getirdi.

    Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği yüzde 7 artışla 94 milyon dolar, Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği 83 milyon dolarlık ihracatı kayda aldı.

    Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği, 61 milyon dolarlık ihracat yaptı. Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği 33 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi.

    Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği, 17 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi. Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği ise ihracatını 15 milyon dolarlık dövizi Türkiye’ye kazandırdı.

    Ege Bölgesi’nin ihracatı 2 milyar 515 milyon dolar

    Ege Bölgesi, Şubat ayında 2 milyar 515 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. İzmir’de yerleşik iki serbest bölge İzmir’in ihracatına 308 milyon dolarlık katkı sağladı.

    Kasım ayında İzmir, 1 milyar 405 milyon dolarlık ihracatla Ege Bölgesi ihracatının yüzde 55’ini tek başına gerçekleştirdi.

    Denizli, Şubat ayında 388 milyon dolar, Manisa 357 milyon dolar ihracat yaptı. Muğla Şubat ayında 102 milyon dolarlık ihracatı, Balıkesir 88 milyon dolarlık ihracatı Türkiye’ye kazandırdı.

    Aydın, Şubat ayında 77 milyon dolarlık döviz getirisine imza attı. Afyonkarahisar’ın ihracatı 39 milyon dolar olarak gerçekleşti. Kütahya 30 milyon dolar, Uşak 24 milyon dolarlık ihracat yaptı.

    “İhracat artış hızının yavaşlaması ve bazı sektörlerde gerileme görülmesi şaşırtıcı olmayacaktır”

    Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, “Şubat ayında 183 ülke ve bölgeye ihracat gerçekleştirirken 105’ine ihracatımızı artırdık. Almanya yüzde 6 artışla 147 milyon dolarla ihracatımızda ilk sırada, ABD 120 milyon dolarla ikinci sırada, İtalya yüzde 37 artışla 110 milyon dolarla üçüncü sırada yer aldı. Avrupa Birliği’ne yüzde 10 artışla 708 milyon dolar, Amerika ülkelerine 166 milyon dolar, Asya ve Okyanusya ülkelerine yüzde 21 artışla 122 milyon dolar, Afrika ülkelerine 100 milyon dolar, diğer Avrupa ülkelerine yüzde 11 artışla 89 milyon dolar, Eski Doğu Bloku ülkelerine yüzde 9 artışla 96 milyon dolar, Serbest Bölgelere yüzde 19 artışla 31 milyon dolar, Türk Cumhuriyetlerine 25 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdik. Şubat ayında kaydedilen sınırlı artışlara rağmen mevcut tabloyu temkinli okumak gerekiyor; küresel talepteki zayıflama, Avrupa pazarındaki durgunluk, yüksek finansman maliyetleri ve kurun enflasyon karşısında yeterince rekabetçi seviyede olmaması ihracatçının kârlılığını ciddi biçimde aşındırıyor. Artış rakamları olumlu görünse de maliyet baskısı altında ezilen sektörlerimiz için sürdürülebilir bir büyümeden söz etmek güçleşiyor. Özellikle emek yoğun sektörlerde daralan marjlar, üretim iştahını ve yatırım kararlarını olumsuz etkiliyor. Eğer finansmana erişim kolaylaştırılmaz ve rekabetçiliği destekleyen adımlar hızla atılmazsa, önümüzdeki aylarda ihracat artış hızının daha da yavaşlaması ve bazı sektörlerde gerileme görülmesi şaşırtıcı olmayacaktır.” dedi.