Ayça Taşkent’ten çocukların içinde bulunduğu mevcut duruma dair açıklama
11.09.2023
Kişi Okumuş
0 Yorum
OKULLAR AÇILDI: ÇOCUKLAR YOKSULLUK VE EĞİTİMSİZLİK
KISKACINDA
OKULLAR AÇILDI: 2,5 MİLYONDAN FAZLA ÇOCUK YARDIMLA
OKUYOR
CHP Sakarya Milletvekili Ayça Taşkent, yeni eğitim-öğretim yılının başlaması
nedeniyle çocukların içinde bulunduğu mevcut duruma dair açıklamalarda
bulundu. Son 20 senede çocuklardan koskoca bir gelecek çalındığını ve
çocukların çocukluğu bile yaşayamadığını vurgulayan Taşkent, “Eğlenmesi,
gülmesi, iyi bir eğitim alması, özgür bir ortamda yetişmesi gerekirken bizim
çocuklarımız yoksullukla ve eğitimin niteliğinin her gün düşüşüyle mücadele
ediyor. Anne babalar beslenme çantasına ne koyacağını bilemiyor artık. Bugün
Türkiye’de 2 buçuk milyona yakın çocuk yardımla okuyor. Çağdaş eğitimden
hızla uzaklaştığımız, yoksulluğun her geçen gün arttığı Türkiye’de
çocuklarımızın payına maalesef hiç hak etmedikleri bir gelecek düşüyor. Tüm
bunların çözümü için bilimden ve akıldan beslenen, kamucu bir eğitim
politikasını hayata geçirmeli ve bu konuda mücadele etmekten geri
durmamalıyız. Biz bu mücadelemizi sürdürürken; yeni eğitim öğretim yılının
bütün öğrenciler, öğretmenler ve aileler için hayırlı olmasını diliyorum.” dedi.
CHP Sakarya Milletvekili ve Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Üyesi
Ayça Taşkent’in açıklaması şöyle:
MEB Bütçesinden Eğitim Yatırımlarına Ayrılan Pay 9,18’de Kaldı
Milli Eğitim Bakanlığı’nın bütçesine baktığımızda orada da kocaman bir
hüsranla karşı karşıya kalıyoruz. İktidarın her fırsatta övündüğü MEB bütçesi
her sene eriyor. 2023 yılında 9,64 olan oran, 2010 yılından bugüne görülen en
düşük oran oldu. Eğitim bütçesinin milli gelire oranı OECD ortalaması olan
yüzde 6’ya 21 yılda hiç ulaşamadı. MEB bütçesinden eğitim yatırımlarına
ayrılan pay AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında yüzde 17,18 iken bu oran
2009’da en düşük oranı olan 4,57’yi görmüş, 2023’te ise 9,18’de kaldığını
görüyoruz. Açık ki AKP iktidarı yurttaşların hiçbir işine yaramayan mega
projelerden Milli Eğitim’e bütçe ayıramıyor!
Okullaşma Oranı Düşüyor
Okullaşma oranlarına baktığımızda da vahim bir tablo ile karşı karşıyayız. Son
on yılın en dikkat çekici verisi, ilkokulda okullaşma oranının yüzde 99,57’den
yüzde 93,16’ya, ortaokulda okullaşma oranının yüzde 95,68’den yüzde 89,84’e
gerilemesidir. Lisede okullaşma oranı ise yüzde 67,37’den 53,55’e düştü.
Okullaşma oranının düşmesine neden olan durumların başında çocukların
ekonomik kaygılarla aile ekonomisine dahil olması ve evlendirilmesi ve bu
nedenlerle okulun bırakılması ya da örgün eğitim terk edilerek açık öğretim
okullarına geçiş yapılması geliyor.
Yoksulluk Büyüyor
Yoksulluk bugün Türkiye’nin en büyük problemi. Bu problemden çocuklar da
nasibini alıyor. Beslenme çantaları dolmuyor, çocukların derste açlıktan başları
ağrıyor. Bunları duyuyoruz öğretmenlerden. 2022 yılı itibarıyla 2 milyon 438
bin 865 çocuk Şartlı Eğitim Yardımı’ndan faydalanıyor. Eğitim yaşamını
sürdürebilmek için sosyal yardıma muhtaç çocuk sayısı ise hemen her yıl iki
buçuk milyonun üzerinde. İktidar çok fazla sosyal yardım yaptığını vurgulamaya
çalışıyor ama bu madalyonun asıl yüzünde sosyal politikanın çöküşü,
yönetilebilir yoksulluk ve büyüyen yoksulluk ağı var.
TÜİK 2022 yılı istatistiklerine göre ise 6 aydan büyük çocukların sadece yüzde
57,8’i süt ve süt ürünü tüketebiliyor. Yine aynı yaş grubu için her gün
ekmek/makarna grubu tüketen çocuk sayısı oranı yüzde 62,4. Çocuklardan
sadece yüzde 50,5’i her gün meyve, yüzde 33’ü ise sebze tüketebiliyor. 6 aydan
büyük çocuklardan sadece yüzde 12,7’si et, tavuk veya balığı her gün tüketirken
fasulye, nohut, mercimek gibi kuru baklagilleri her gün tükettiği belirtilen
çocukların oranı yüzde 10,9.
Yeni eğitim öğretim yılı başladı. Tüm Kırtasiyeciler Derneği (TÜKİD) bir
ilkokul öğrencisinin çantasında bulunması gereken ürünlerle dolu olarak
maliyetini hesapladı. Buna göre, geçen yıl 632 TL'ye dolan çanta bu yıl yüzde
66 zamla 1053 TL’ye doluyor. Veliler çocukların hem beslenme hem de okul
çantası doldurmakta zorlanıyor artık.
Çağdaş Eğitimden Hızla Uzaklaşıldı
Bilimsel, laik, özgür bir eğitimin yerine tarikatlarla, cemaatlerle protokoller
üzerinden yürüyen bir eğitim tesis etme niyetindeler. Okullara manevi danışman
adı altında imam ve vaiz görevlendirmesi, TÜGVA’ya yüzlerce okulun tahsis
edilmesi, zorunlu din dersleri gibi baskıcı politikalarla laik ve bilimsel eğitimin
açık bir şekilde önünde durmaya çabalıyorlar.
Bugün Türkiye’de bir buçuk milyona yakın çocuk taşımalı eğitim ile okullarına
gidiyor. Dolayısıyla çocuklarımız köylerinden kilometrelerce öteye taşınarak
eğitim almaya çabalıyorlar. Çocuklar neredeyse eğitim orada sağlanmalı. Bu
olmadığı sürece ne kız çocuklarının okullaşma oranı artar, ne de köyler gelişir.
Köy okulları acilen açılmalı. Çünkü bir köyde okul olması, orada öğretmen
olması, yalnızca çocukların değil, bir köyün tümüyle eğitimle, bilimle gelişmesi
demek.
Özellikle eğitim konusunda tüm politikalar göz önünde bulundurulmalı ve
bütüncül politikalar oluşturulmalı. Bütüncül politikalar olmadan eğitimde
sorunların çözülmesi çok zor. Bilimden ve akıldan beslenen, kamucu bir eğitim
politikasını hayata geçirmeli ve bu konuda mücadele etmekten geri
durmamalıyız.
İlgili Terimler :
YORUMLAR


