Poyrazlar Gölü “Doğal Sit – Nitelikli Doğal Koruma Alanı” statüsüne alındı.
15.04.2026
Kişi Okumuş
0 Yorum
Poyrazlar Gölü için yeni koruma statüsü
Poyrazlar Gölü Doğal Sit Alanı’nın koruma statüsü Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından güncellendi. Alınan kararla birlikte bölge, “Doğal Sit – Nitelikli Doğal Koruma Alanı” statüsüne alındı.
Bakanlık Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü’nün kararı doğrultusunda yapılan düzenleme, 8 Nisan 2026 tarihli ve 15365067 sayılı Bakanlık Olur’u ile yürürlüğe girdi. Yapılan tescille birlikte Poyrazlar Gölü’nün doğal yapısının daha güçlü şekilde korunması amaçlanıyor.
Söz konusu karar, 19 Temmuz 2012 tarihli ve 28358 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelik” kapsamında değerlendirildi.
Yetkililer, tescil sürecine ilişkin koordinat ve parsel bilgilerinin Bakanlığın resmi internet sitesi üzerinden kamuoyunun erişimine açık olduğunu bildirdi.
Nitelikli Doğal Koruma Alanı, doğal yapısı değişmemiş veya çok az değişmiş, insan etkisinden uzak, ekolojik süreçlerin devam ettiği ve geleneksel yaşamın sürdüğü hassas kara/su alanlarıdır. Bu alanlarda; bilimsel çalışmalar, geleneksel balıkçılık, sınırlı tarım/hayvancılık gibi faaliyetlere, doğal yapıyı bozmamak şartıyla izin verilir.
-
- Tanım: Doğal yapısı bozulmamış, ender bulunan, peyzaj değeri yüksek alanlardır.
- Faaliyetler: Kesin korunacak hassas alanlardan farklı olarak, burada doğal hayata dayalı geleneksel yaşam şekillerinin sürmesine izin verilir.
- Yapılaşma: İmar planı gerektirmeyen, sökülüp takılabilir, denize girme-güneşlenme amaçlı hafif yapılar (büfe, iskele, duş) yapılabilir
.
- İzinli Kullanımlar: Tarımsal faaliyetler, geleneksel balıkçılık, çevre düzenleme planına uygun düşük yoğunluklu turizm ve rekreasyon alanları
109 sayılı Doğal Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşulları İlke Kararı, 16.10.2019 tarihinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın çalışmaları doğrultusunda 30971 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. 07.12.2019 tarihli Resmî Gazete ilanı ile 05.01.2019 tarihli ve 99 sayılı Doğal Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşulları İlke Kararı yürürlükten kaldırılmıştır. Böylece üç yeni koruma kategorisi doğal sit alanlarında uygulanmaya başlanmıştır. Bunlar:
A) Kesin Korunacak Hassas Alanlar,
B) Nitelikli Doğal Koruma Alanları,
C) Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanlarıdır.
Düzenlemedeki tanıma göre, Nitelikli Doğal Koruma Alanları, kayda değer şekilde etkilenmemiş; bir başka deyişle, doğal yapısı kısmen veya hiç değişmemiş, modernize olmuş yaşam yerine doğal süreçlerin sürdüğü, bu durum ve koruma maksadına uygun olarak bölge insanlarının alandaki doğal kaynakları kullanarak geleneksel yaşam şekillerini sürdürdüğü kara ve su alanlarıdır. Bu su alanları hem tuzlu su kaynakları (denizler gibi), hem de tatlı su kaynakları (göller gibi) alanları içerebilmektedir.
Bu alanların jeolojik yapısına gerçekleşebilecek müdahaleleri engellemek adına madencilik faaliyetlerine izin verilmemektedir. Ayrıca toprağın yapısını değiştirebilecek faaliyetler olan taş, toprak ve kum alımı; bunun yanı sıra toprak, çöp ve sanayi atığı dökümü yasaklanmıştır. Yapılaşma konusunda ise, eğer alanın tescili yapılmadan önce yapılar mevcutsa, mevzuat yenilerinin yapımına izin vermese bile mevcut olanların ekonomik ömürlerinin sonuna kadar kullanımına izin vermektedir. Ayrıca, koşul, kapsam ve süresi Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonları tarafından belirlenmek koşuluyla çeşitli koruma koşulları, kullanım şartları veya koruma amaçlı imar faaliyetlerine izin verilebilir.
Nitelikli Doğal Koruma Alanlarında yapılabilecek olan faaliyetleri özetlemek, bu kategoriyi anlamak adına yarar sağlayacaktır. Bu kategoride, Kesin Korunacak Hassas Alanlarda izin verilen faaliyetler gerçekleştirilebilir. Entegre tarım ve hayvancılığa izin verilmezken, kurum görüşleri alınarak sınırlı tarım ve hayvancılığa müsaade edilebilir. Koruma amaçlı ve mevcut kaynaklardan kaynaklı imar faaliyetlerine, örneğin bekçi kulübesi ve balıkçı barınağı, izin verilebilir. Mesire alanları ve kıyı mevzuatına uygun olmak şartıyla rekreatif alanlar yapılabilir. Yapılaşmaya gidilmeden avlak sahası ayrılabilir.
Turizm yatırımları için ise, kadastrol yol cephesi bulunan parsellerde turizm tesislerinin belgelendirilmesine ve niteliklerine ilişkin yönetmelik dışına çıkmaksızın kamping alanları düzenlenebilmektedir. Alanların 10.000 metrekarenin altında olmama şartı koşulurken, kampçı ünitesi başına en az 200 metrekareden hesaplanması öngörülmüştür. Alanın büyüklüğünden bağımsız olarak ise, en fazla 150 kampçı ünitesine izin verilmektedir. Ülkemizde yaygın hâle gelen bungalov kampçı ünitesi için ise taban alanı 45 metrekare ve yüksekliği için 4.5 metre azami sınır olarak belirlenmiştir. Kıyı bölgelerinde, imar olmaksızın deniz turizmi ve kullanımı için sabit olmayan duşlar, gölgelikler, soyunma kabinleri, büfe ve tuvaletler; sökülüp takılır yapılar bulundurulabilir. Son olarak, zorunluluk hâllerinde altyapı hizmetleri, su arıtma tesisleri, su ve enerji iletim hatları, açık otopark, teleferik, telesiyej ve benzeri hizmetlerin imkânına izin verilmektedir.
Doğal sit alanları, tabiat varlıklarından çeşitli açılardan ayrılmaktadır; bu sebeple farklı koruma kategorisine sahiptir. Doğal sit alanları, jeolojik devirlere ait ender özelliklerdeki yer üstünde, yer altında veya su altında bulunan alanlardır. Tabiat varlıkları ise jeolojik devirlerle beraber tarih öncesi ve sonrası devirlere ait olabilir; korunmaları, enderliklerine ek olarak güzelliklerine de bağlı olarak gerçekleştirilebilir. Öte yandan, tabiat varlıkları mağara, anıt ağaç ve ağaç toplulukları gibi tikel varlıkları çağrıştırırken; doğal sit, doğal bir alanı ifade etmektedir. Ancak görev ve sorumluluğu büyük oranda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı bünyesindeki Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü’ne ve onun bölge komisyonlarına düşmektedir.
YORUMLAR





