FATİH Projesi Dünyaya Değil Örnek; Baştanbaşa Hüsran ve İsraftır!

15.04.2026

Kişi Okumuş

0 Yorum

FATİH Projesi Dünyaya Değil Örnek;  Baştanbaşa Hüsran ve İsraftır!

GençTek Zirvesi’nde yaptığı dünkü konuşmada “FATİH Projesi dünyaya örnek oldu” diye kamuoyunu yanıltıcı ve gerçekleri çarpıtan bir konuşma yapan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e “FATİH Projesi Türkiye eğitim tarihinin en büyük hüsranı, israfı ve kara deliğidir” diye cevap veren DESAM (Demokrasi ve Eğitim Etütleri Stratejik Araştırma Merkezi) Yönetim Kurulu Başkanı Gürkan Avcı, şunları söyledi;

FATİH Projesi Dünyaya Değil Örnek;

Baştanbaşa Hüsran ve İsraftır!

Değerli basın mensupları, kıymetli veliler, sevgili öğrenciler ve aziz milletimiz. Bugün karşınızda, bir kez daha gerçeğin sesi olmak ve milletimizi hakikatler ışığında bilgilendirmek için bulunuyorum. Sayın Bakan Yusuf Tekin, dün GençTek Zirvesi’nde “Fatih Projesi dünyaya örnek oldu” diye kürsüden güzellemelerde bulundu. Rakamlar verdi, fiber internetlerden, etkileşimli tahtalardan, EBA’dan, TEKNOFEST mucizesinden bahsetti.

Peki Sayın Bakan, o rakamların arkasındaki hakikat ne, asıl gerçek ne? 16 yıldır süren bu “asrın projesi”nin faturası kaç milyar? Kaç ihale skandalı? Kaç âtıl tahta, kaç işe yaramaz tablet? Kaç milyarlık kamu kaynağı çöpe gitti? Ve en önemlisi: Bu proje, eğitimde fırsat eşitliği mi getirdi, yoksa eşitsizliği mi derinleştirdi?

O yıllarda eğitim sendikası genel başkanıydım ve yıllardır da bu projenin peşindeyim. Sayıştay raporlarını, ihale dosyalarını, öğretmen ve veli şikayetlerini didik didik etmiş birisiyim. Bugün kamuoyunun bilgisine yalın gerçekleri sunuyorum: FATİH Projesi, Türkiye eğitim tarihinin en büyük hüsranıdır. Başarısızlıkla, israf ile, plansızlıkla, usulsüzlükle dolu bir kara deliktir. Ve Sayın Bakan Tekin, bu gerçeğin üzerini “dünyaya örnek” masalıyla örtmeye çalışmaktadır.

Geliniz, gerçekleri tek tek ortaya koyalım: Birincisi: Maliyet ve israfın boyutları. Proje 2010’da “asrın projesi” diye başladı, 2014’te bitecekti. 2027’ye ertelendi. Bugüne kadar 10 milyar TL’yi aşan (o günün parasıyla) harcama yapıldı. 2024’te tek başına 9 milyar 930 milyon TL, 2025’te ise 4 milyar TL ek ödenek ayrıldı. Sayıştay raporları net: Yapılan yatırımların çoğu âtıl kaldı. Okullara altyapı kuruldu ama binlerce okulda etkileşimli tahta yok. Ağ altyapısı olmayan yerlerde tahtalar duvarda süs olarak duruyor. Okulların yüzde 30,6’sı hâlâ tahtasız! Sayın Bakan, bu milyarlar nereye gitti? Hangi firmaların cebine? Hangi iltisaklı-intisaplı firmalar zengin edildi! Hesabını verin!

İkincisi: Adrese teslim ihale skandalları. 2011’de akıllı tahta ihalesi tam bir “X firmasına özel” operasyondur. X firması, ihale şartnamesi açıklanmadan önce akıllı tahtayı tasarladı, 1 Temmuz 2011’de patentini aldı. Şartname 27 Eylül 2011’de ilan edildiğinde, istenen özellikler X firmasının patentli tasarımının birebir aynısıydı. Rakip firmalar teklif bile veremedi; verseydi X firmasına telif ödeyecekti. Üstelik MEB bürokratı, Vestel’in tasarım ekibindeydi! Kamu İhale Kanunu’nun 12. maddesi ihlal edildi, KİK’e şikayetler yağdı. Bu, “adrese teslim”in kitabından bir sayfadır. Sayın Bakan, o günlerde Müsteşar olarak görevdeydiniz. Bu skandalın sorumlusu kim? Hâlâ aynı yandaş mantık devam ediyor mu?

Üçüncüsü: Dağıtım ve kullanım faciası. MEB’in açıkladığına göre yüz binlerce tahta ve milyonlarca tablet dağıtıldığı iddia ediliyor, ancak aktif kullanım oranı ve atıl kalanlar Sayıştay tarafından sorgulanıyor. Peki kaçı aktif? Kaçı gerçekten derslikte kullanılıyor? Sayıştay soruyor: “Yeni yatırım yerine eksiklerin tamamlanması gerekmez mi?” Cevap yok. Öğretmenler “EBA içeriği müfredatla uyumsuz, tahta dersi engelliyor” diyor. Öğrenciler “kalitesiz cihaz, internet yok” diye şikâyet ediyor. Veliler “tablet tembelliğe yol açtı, başarı düştü” diyor. Dünya Ekonomik Forumu raporunda Türkiye okulların internet erişiminde 137 ülke arasında 72. sıradaydı. PISA’da gerileme devam ediyor. Fırsat eşitliği nerede Sayın Bakan? Doğu’da, kırsalda hâlâ “teknolojiye erişemiyoruz” çığlıkları yükseliyor.

Dördüncüsü: Plansızlık, liyakatsizlik ve öğretmen ihmali. Sayıştay 2019 raporunda açıkça yazıyor: Milli eğitim müdürlüklerine atanan personelin yüzde 70’i liyakat dışı. 127 kişiden sadece 38’i ehil. Öğretmen eğitimi? Sıfır. Donanım dağıtıldı ama pedagojik destek, müfredat entegrasyonu, hizmet içi eğitim yok. Güney Kore’de, Finlandiya’da öğretmenler yıllarca eğitilirken bizde “al cihazı, kullan” mantığı hâkim. Sonuç: Milyarlar çöpe, eğitimde sıfır dönüşüm.

Beşincisi: Propaganda ve örtbas. Sayın Bakan Tekin, Müsteşarlığı döneminde de “dünyanın en büyük projesi” diye övüyordu. Şimdi de “dünyaya örnek” diyor. Ama Sayıştay “atıl kaldı” diyor. MEB, soru önergelerine “süreklilik gerektiren dinamik proje” diye cevap veriyor; yani “bitmez, bitmeyecek, özeleştiri yok”. Gecikmeleri “ihale, mevsim, tedarik” diye bahane ediyor. Bu, 16 yıllık başarısızlığı kabul etmemektir. Cumhurbaşkanı’na yaranmak için masal anlatıyorsunuz. Gerçek eğitimciler, veliler, öğretmenler biliyor: Bu proje iflas etti. Karadelik gibi milletin parasını yutmaya devam ediyor.

Sayın veliler, sevgili öğrenciler, ey milletimiz, FATİH Projesi ne fırsat eşitliği getirdi ne de bilişimde liderlik. Aksine, milyarlarca lira israf edildi, yandaş firmalara adrese teslim ihaleler yapıldı, eğitim kalitesi yerinde saydı. Çocuklarımız hâlâ çağın gerisinde. Bu, sadece bir proje değil; bir yönetim zihniyetinin iflasıdır.

Hesap soruyoruz!

  1. Harcanan her kuruşun detaylı dökümünü kamuoyuna açıklayın.

  2. X firması ihalesi ve benzeri tüm usulsüzlükler için bağımsız soruşturma açın.

  3. Sayıştay raporlarındaki âtıl yatırımları tek tek tespit edin, sorumluları yargıya verin.

  4. Öğretmenleri ve öğrencileri dinleyin; gerçek bir özeleştiri yapın.

  5. İçi boş, altı boş siyasi propaganda yerine somut çözüm üretin: Gerçek dijital dönüşüm, eşitlikçi eğitim, liyakatli kadrolar.

Yeter artık! Kasıtlı olarak cahil ve fakir bırakılmış, sürekli aldatılmış ve yalan söylenmiş ezgin ve mahzun milletimizin çocukları masallarla büyütülmeyecek. Eğitimde gerçek reform, ancak şeffaflık, hesap verebilirlik, liyakat, ehliyet, dürüstlük ve bilimle olur. Biz DESAM olarak, bu hesaplaşmayı sonuna kadar takip edeceğiz. Milletimizle birlikte, eğitimimizi kurtaracağız.

Tarihi tavsiye:

Sayın Bakan Yusuf Tekin’e sesleniyorum: Artık propaganda masallarını bırakın. 16 yıllık bu hüsranı örtbas etmek yerine, milletin vergileriyle harcanan her kuruşun hesabını verin. Gerçek bir muhasebe yapın. Eğitimde liyakati, şeffaflığı, demokratik ve pedagojik ilkeleri ve saf bilimi esas alın. Çocuklarımızın geleceğini yandaş ihalelere, siyasi yaranmaya kurban etmeyin. Tarih, masal anlatanları değil, milletin parasını ve çocuklarının geleceğini koruyanları kaydeder. Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sesleniyorum: Bu kara deliği kapatmanın vakti çoktan geldi. Aksi takdirde, birtakım siyasetçi-bürokrat-işadamı troyka çetelerinin, iltisaklı firmaların karıştığı büyük yolsuzluklar, başarısızlıklar, beceriksizlikler, şaibeler, karanlıklar ve gölgelerle dolu bu proje Türkiye eğitim tarihine “en büyük israf ve başarısızlık” olarak geçecek ve gelecek nesiller bunu anacaktır.

İlgili Terimler :

YORUMLAR