*Kemal Okuyan: Yabancı şirketlere açtığınız her sektör vatan topraklarının elden çıkarılmasıdır*
04.01.2026
Kişi Okumuş
0 Yorum
*Kemal Okuyan: Yabancı şirketlere açtığınız her sektör vatan topraklarının elden çıkarılmasıdır*
ABD’nin Venezuela’ya emperyalist saldırısının ardından başlayan “yabancı sermaye” tartışmalarına ilişkin Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan’dan açıklama geldi.
“Çağımızda dünya ekonomisine entegre olmaksızın ve bu anlamda yabancı şirketleri ülkeye çekmeksizin kalkınma, sanayileşme ve refahın mümkün olmadığına iyi niyetle inanan ama yurtsever duygularla hareket eden çok sayıda kişi var” diyen Okuyan, “Yabancı şirketlere açtığınız her sektör vatan topraklarının elden çıkarılmasıdır” ifadelerini kullandı.
Okuyan’ın yaptığı açıklamanın tamamı şöyle:
“Gördünüz mü yabancı sermaye denen olgunun anlamını?
Bu soruyu herkese sormuyorum elbette. Dün ABD’nin dayılanmasından başı dönen biri bölgedeki ülkelerin ABD eyaleti olmasının herkes için en uygunu olacağını ileri sürdü örneğin. Sonra sildi. Ancak böyle düşünen epey bir kişi var Türkiye’de. Kimileri bağımlılığın, hatta sömürgeleşmenin medeniyet ve demokrasi getireceğini inanmış, kimise ise bayağı bilinçli aparat durumunda. Bu tarafı bir kenara bırakalım.
Beri yanda çağımızda dünya ekonomisine entegre olmaksızın ve bu anlamda yabancı şirketleri ülkeye çekmeksizin kalkınma, sanayileşme ve refahın mümkün olmadığına iyi niyetle inanan ama yurtsever duygularla hareket eden çok sayıda kişi var.
Planlı ve devletçi bir ekonominin dünyanın geri kalanından izole olmak anlamına gelmediğini, belli koşullarda önlem alınarak ve akılcı anlaşmalarla yabancı yatırımların elbette ülkeye çekilebileceğini, başka ülkelerle ticaret yapılacağını hatırlatmak gerekir.
Bu akılcılık ve toplum ve ülke menfaatlerini gözetmek, ancak sosyalizmde mümkün.
Kapitalizm ise çokuluslu tekellere sınırsız özgürlük ve ayrıcalık sağlar. Kilit bütün sektörler onlara teslim edilir (bugün Türkiye’de olduğu gibi).
Peki sonra? Diyelim ki emekçi halk iktidara geldi ve ekonomi politikaları değişti, toplumun çıkarları doğrultusunda adımlar atıldı. Tazminatla ya da değil, devletleştirme uygulamalarına geçildi.
İşte o zaman Trump gibileri çıkacak ve “hoooop bu işletmeler benim, dokunamazsın” diyecek. Venezuela’da diyor ahlaksızca.
Derse desin elbette ama bütün bu işletmelerin teknolojik anahtarlarının, lojistiklerinin bu haydutlarda olduğunu unutmayalım.
Devam edelim. Bambaşka hesaplarla Türkiye’de bazı şirketlere TMSF el koyuyor. Bunu güçlü yabancı bir şirkette denesinler bakalım ne oluyor!
Dünyada geçmişte de benzer örnekler yaşanmıştı. Küba Fidel Castro önderliğinde başta United Fruit Company olmak üzere bir dizi şirketi millileştirdi, Küba’nın çıkarlarına uyacak şekilde tazminat da önerildi ama ABD “buraları bizim mülkümüz” diyerek teklifi reddetti. Fidel oralı bile olmadı, güzel yaptı. Trump’a şimdi şımarıkça ve ahlaksızca “bizimdir buraları” deme cesareti veren ABD emperyalizmine zamanında Küba’yı alçakça açan bir avuç zengin ve onların diktatörleridir.
Venezuela’da ise petrol sektöründeki ana millileştirmeler Chavez ya da Maduro döneminde gerçekleştirilmedi, bu işin mazisi 1976’ya kadar gidiyor. Ama zamanında tamamen yabancı sermayeye terk edilmiş bu sektörün ABD tekellerine büyük kaynak aktarması devam etti. Chavez ile birlikte bu kaynak aktarımı kesintiye uğrayınca ABD ciyak diye bağırdı.
Trump bizim diyor ama 1976’deki millileştirmelerde ABD’nin onayı vardı. Buna rağmen bir kez girdiği yerden çıkmıyor çokuluslu tekeller. Lenin’in dediği gibi yabancı sermaye girdiği yeri kendi mülkiyeti görüyor.
Uzatmayayım. Yabancı şirketlere açtığınız her sektör, sattığınız toprak ve mülk vatan topraklarının elden çıkarılmasıdır ve halkımızın geleceğine ipotek koymaktır.
Hoş, bir kez kalksın ayağa emekçi halk ve kendine ait olanı alsın, o zaman Trump gibiler desin bakalım “bunlar bizim” diye…”
İlgili Terimler :
YORUMLAR



