Kategori: Sür Manşet

  • Başkan Alemdar ve Bakan Yardımcısı İnan ‘sanayi dönüşümünü’ görüştü

    Başkan Alemdar ve Bakan Yardımcısı İnan ‘sanayi dönüşümünü’ görüştü

    Başkan Alemdar ve Bakan Yardımcısı İnan ‘sanayi dönüşümünü’
    görüştü:
    “Şehrimizin sanayi altyapısını modern bir
    yapıya kavuşturuyoruz”

    Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Oruç Baba İnan, bir dizi ziyaret için geldiği
    Sakarya’da Büyükşehir Belediyesi’ni ziyaret etti. Ziyarette Başkan Alemdar, iki gün
    önce SATSO’da kamuoyuna açıkladığı sanayi dönüşümüyle ilgili detayları Bakan
    Yardımcısı İnan ile görüştü. Projenin hazır olduğunu açıklayan Alemdar, “Şehre
    yakışan, planlı, modern bir sanayi altyapısı oluşturmak için hazırız” derken Bakan
    Yardımcısı İnan, “Sakarya’nın küçük ölçekli sanayilerinin çağa uygun şekilde
    yeniden yapılanması için çalışma yapıyoruz” diye konuştu.
    Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Oruç Baba İnan, bir dizi ziyaret için geldiği
    Sakarya’da Büyükşehir Belediyesi’ni ziyaret etti.
    Alemdar ağırladı
    Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar, Bakan Yardımcısı İnan’ı
    makamında ağırladı.
    Ziyarette ayrıca Doğu Marmara Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mustafa Çöpoğlu,
    Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Sanayi Bölgeleri Genel Müdürü Abdurrahman Aydın,
    Sakarya Sanayi ve Teknoloji İl Müdürü İsrafil Yıldız ve Büyükşehir Belediyesi
    bürokratları yer aldı.
    Toplantıda Alemdar’ın iki gün önce SATSO’da gerçekleştirilen toplantıda kamuoyu ile
    paylaştığı sanayi dönüşümüyle ilgili detaylar masaya yatırıldı.
    Başkan Alemdar sanayi dönüşümü projesini anlattı
    Küçük sanayi yerleşim bölgelerinin dönüşümü ve yeni bir düzene kavuşturulması için
    hazırlanan projeler görüşüldü ve küçük sanayi dönüşümünün detayları istişare edildi.
    Başkan Alemdar, sanayi dönüşümünün detaylarını paylaşırken Sakarya’ya yakışacak
    modern ve planlı bir sanayi altyapısına kavuşması için projenin hazır olduğunu açıkladı.
    “Sakarya sanayisiyle Türkiye’nin parlayan yıldızı olacak”
    Sakarya’da bulunmaktan duyduğu büyük memnuniyeti dile getiren Bakan Yardımcısı İnan,
    “Sakarya güzel ülkemizin en önemli sanayi noktalarından birisi. Organize sanayileri ile
    Türkiye’nin parlayan yıldızı olan ve gelecekte en önemli noktalarından birisi olacak.
    Sakarya’nın küçük ölçekli sanayilerinin çağa uygun şekilde yeniden yapılanması için
    çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde
    ve Bakanımız Mehmet Fatih Kacır’ın önderliğinde Sakarya’yı hak ettiği modern sanayi
    alanlarına kavuşturacağız” dedi.
    Planlı ve modern sanayi altyapısı…
    Sakarya’nın her türlü dönüşüme hazır olduğunu belirten Alemdar şunları söyledi:
    “Sakarya; tarımın, sanayinin ve doğal güzelliklerin bir arada bulunduğu, ulaşım

    avantajlarıyla kavşak noktası olan eşsiz bir konuma sahip. Şehrimize yakışan, planlı ve
    modern bir sanayi altyapısı oluşturmak istiyoruz. Projemizi tamamladık ve sizlerden
    aldığımız desteklerle hayata geçirmeye hazırlanıyoruz”
    Verdiğiniz destekler çok kıymetli…
    Cumhurbaşkanı kararnamesi ile sürecin hızlandığını vurgulayan Başkan Alemdar,
    “Cumhurbaşkanımızın rezerv alan ilanının ardından çalışmalarımız hız kazandı. Sanayide
    dönüşümün şehrimize önemli katkılar sunacağına inanıyoruz. Düzenli ve planlı organize
    sanayi bölgelerinin oluşmasında verdiğiniz destekler bizim için çok kıymetli. Bu şehirde
    yapılan her çalışma, insanımızın yaşam kalitesini artırmak ve geleceğimizi daha güçlü inşa
    etmek içindir” diye konuştu.
    Sanayi dönüşümüyle ilgili somut adımların kısa süre içinde atılması planlanıyor.

  • Türkiye, 2026 Küresel Kadın Zirvesi’ne Ev Sahipliği Yapacak

    Türkiye, 2026 Küresel Kadın Zirvesi’ne Ev Sahipliği Yapacak

    Türkiye, 2026 Küresel Kadın Zirvesi’ne Ev Sahipliği Yapacak
    Küresel Kadın Zirvesi Başkanı Irene Natividad, Türkiye’nin 4-6 Haziran’da düzenlenecek “2026 Küresel Kadın Zirvesi”ne ev sahipliği yapacağını açıkladı. Her yıl 60’tan fazla ülkeden yaklaşık 1.000 katılımcıyı bir araya getiren zirve, “Kadınlar: Cesur Bir Geleceğe Köprüler Kurmak” teması ile gerçekleşecek.

    İstanbul, 26 Mart 2026 – Küresel Kadın Zirvesi Başkanı Irene Natividad, Türkiye ekonomisinde hem kurumsal dünyada hem de girişimcilik alanında kadınların güçlü varlığına dikkat çekerek, Türkiye’nin 4-6 Haziran 2026 tarihleri arasında İstanbul’da düzenlenecek 2026 “Küresel Kadın Zirvesi”ne (Global Summit of Women) ev sahipliği yapacağını açıkladı. 35 yılı aşkın geçmişe sahip saygın bir küresel iş ve ekonomi platformu olan Küresel Kadın Zirvesi, her yıl 60’tan fazla ülkeden yaklaşık 1.000 katılımcıyı bir araya getiriyor. Bu sene de Kamerun, Vietnam, Fransa, Meksika, ABD, Filipinler ve Litvanya başta olmak üzere birçok ülkeden kadın iş heyetlerinin zirveye katılması bekleniyor.

    Zirve kapsamında uluslararası iş ağlarının geliştirilmesi, kariyer ve işletme büyümesine yönelik iyi uygulamaların paylaşılması ve kadınların küresel ekonomik ilerlemesini destekleyecek yenilikçi çözümlerin ele alındığı oturumlar düzenleniyor. Küresel Kadın Zirvesi Başkanı Irene Natividad, “Programda yer alacak çok sayıda Türk kadın iş liderini tanıtmayı ve Türkiye’deki yatırım ile iş fırsatlarını uluslararası katılımcılarla paylaşmayı heyecanla bekliyoruz” dedi. Türkiye’nin önde gelen iş dünyası kuruluşları olan TOBB, TÜSİAD ve Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği’nin bu küresel forumu desteklemesi, Türk özel sektörünün kadınların güçlü rol üstlendiği kapsayıcı bir ekonomik büyümeye verdiği önemi ortaya koyuyor.

    İş Dünyasından Zirveye Tam Destek

    Küresel Kadın Zirvesi 2026’nın tanıtım toplantısı, TÜSİAD ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Toplantıya Zirve Başkanı Irene Natividad’ın yanı sıra TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Fatih Kemal Ebiçlioğlu ve Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Pamir Karagöz de katılarak değerlendirmelerini paylaştı. Küresel Kadın Zirvesi Türkiye Ev Sahibi Komitesi İletişim Başkanı Doret Habib’in moderatörlüğünde gerçekleşen toplantıda, zirvenin Türkiye Ev Sahibi Komitesi ise G20 bünyesinde kurulan W20’nin kurucusu ve ABB Türkiye Yönetim Kurulu Başkan Vekili Dr. Gülden Türktan tarafından tanıtıldı.

    Toplantıda konuşan TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Fatih Kemal Ebiçlioğlu, “Tüm dünyada, kadınların karşılaştığı sorunlar bir yandan birbirine benzese de kendine özgü yerel dinamiklerle de şekillenmekte. O nedenle kadınların birbirinden öğrendiği, ilham aldığı ve aynı zamanda tüm paydaşlara seslenerek farkındalık yarattığı küresel ölçekteki tüm çalışmalar, dönüşümü hızlandırmak ve eşitliği sağlamak için çok kıymetli. Global Summit of Women toplantısının Türkiye’de gerçekleştirilmesinden büyük memnuniyet duyuyoruz. 35 yıldır kadınların ekonomik ve sosyal hayattaki konumunu güçlendiren ve destekleyen bu önemli platforma ülkemizin ikinci kez ev sahipliği yapmasını çok kıymetli buluyoruz” dedi.

    Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Pamir Karagöz ise konuşmasında, “Kadınların potansiyelini tam anlamıyla ortaya çıkaran bir sermaye piyasası yapısı; yalnızca bireyler için değil, ülke ekonomisi için de daha güçlü, daha dengeli ve daha sürdürülebilir bir gelecek anlamına gelir. Kadınların ekonomik hayata, özellikle de karar alma süreçlerine güçlü katılımı yalnızca bir eşitlik meselesi değil, sürdürülebilir büyümenin temel unsurlarından biridir. Bu nedenle yönetimde kadın temsilinin artırılması için kota uygulamalarının hayata geçirilmesi büyük önem taşımaktadır. İstanbul’da düzenlenecek Küresel Kadın Zirvesi kapsamında yürütülen çalışmaların bu dönüşümün önemli bir parçası olduğuna inanıyoruz ve teşekkür ediyoruz” dedi.

    Tema: “Kadınlar: Cesur Bir Geleceğe Köprüler Kurmak”

    Zirvenin “Kadınlar: Cesur Bir Geleceğe Köprüler Kurmak” teması, otuz yılı aşkın süredir zirvenin üstlendiği temel rolü yansıtıyor: İş dünyasındaki kadınları sınırların ötesinde birbirine bağlayarak küresel pazarın aktif oyuncuları haline getirmek. Türkiye’nin Doğu ile Batı arasında bir köprü konumunda olması, küresel gerilimlerin arttığı bir dönemde bu bağlantı kurma rolüyle örtüşüyor. Küresel Kadın Zirvesi Başkanı Irene Natividad, “Birçok ülkede, Christine Lagarde’ın (Avrupa Merkez Bankası Başkanı) son zirvede ‘annelerimizin ve anneannelerimizin uğruna savaştığı kadın haklarına yönelik küresel bir geri çekilme’ olarak tanımladığı bir dönem yaşanıyor. Böyle bir ortamda, KOBİ’ler küresel ekonominin bel kemiğini oluşturuyor ve bu işletmelerin yüzde 34’ü kadınlara ait. Türkiye’de de kadın girişimciliğini destekleyen iş dünyası, kamu ve sivil toplumdan oluşan güçlü bir ekosistemin bulunması umut verici. Ayrıca Borsa İstanbul’da işlem gören 31 büyük halka açık şirketin kadın CEO’lara sahip olması da takdiri hak ediyor; bu oran birçok ülkeden daha yüksek. Dünya Bankası raporları da hem Türkiye’de hem de dünyada kadınların son on yıllarda ulusal GSYH artışına önemli katkı sağladığını gösteriyor. Bu nedenle kadınlar geleceğin ekonomisinde girişimci, çalışan, yönetici, tüketici ve yatırımcı olarak kritik rol üstlenecek” diye konuştu.

    Zirve’nin Öne Çıkan Bazı Başlıkları

    4-6 Haziran 2026 tarihleri arasında İstanbul Hilton Bomonti Otel’de düzenlenecek olan Küresel Kadın Zirvesi 2026, e-ticaretin hızla geliştiği ve teknolojinin ekonominin her alanını dönüştürdüğü yeni küresel pazarda kadınların rolüne odaklanacak:

    • 3 Haziran’da Borsa İstanbul’da gerçekleştirilecek Piyasa Açılışı ve “Kadın CEO’lar: Küresel Bir Rapor” başlıklı 2026 raporunun açıklanması.

    • Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın ev sahipliğinde düzenlenecek ve 30’dan fazla kadın bakan ile hükümet yetkilisinin katılacağı Zirve öncesi “Bakanlar Yuvarlak Masa Toplantısı”. Toplantıda kadınların ve kız çocuklarının ilerlemesine yönelik kamu-özel sektör iş birlikleri ele alınacak.

    • Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği Başkanı Pamir Karagöz’ün katılımıyla gerçekleştirilecek “Türkiye ile İş Yapmak” başlıklı açılış oturumu. Oturumda yatırım fırsatları ve iş ortaklıkları gündeme gelecek.

    • Kazakistan, Kamboçya ve Vietnam’dan kadın girişimciler ile Türkiye’den kadın girişimciler arasında düzenlenecek B2B (işletmeden işletmeye) görüşmeler.

    • Siemens, Nestlé ve Unilever Türkiye CEO’ları ile Fransa’dan Bureau Veritas bölgesel başkanının katılacağı “Değer Temelli Liderlik” başlıklı Erkek CEO Forumu.

    • Boeing Türkiye, Hepsiburada, Kazakistan Halyk Bank ve ABD merkezli Velcro Inc. CEO’larının yer alacağı “Türbülanslı Dönemlerde Şirketlere Liderlik Etmek” başlıklı Kadın CEO Forumu.

    COVID sonrası dönemde değişen küresel ekonomide kadınlar için ekonomik eşitliğin nasıl güçlendirilebileceğine dair dinamik, veri odaklı ve ilham verici bir küresel forumun bizi beklediğini açıklayan Küresel Kadın Zirvesi Başkanı Irene Natividad, açıklamalarını; “Türkiye Ev Sahibi Komitesi, İstanbul’da düzenlenecek zirveye yönelik büyük bir heyecan yarattı. Katılımcılar bu tarihi, sanatsal ve aynı zamanda modern ülkeyi yakından deneyimleme fırsatı bulacak” sözleriyle tamamladı.

  • Türk mobilyaları dünyayı donatıyor

    Türk mobilyaları dünyayı donatıyor

    İZFURNEX Mobilya Fuarına Alım Heyeti Dopingi

    Türk mobilya sektörünün üretim ve ihracat gücünü dünyaya gösterdiği İZFURNEX Mobilya Fuarı’nda 6 ülkeden 15 ithalatçının katılımıyla “Alım Heyeti” organizasyonu yapıldı.

    Ege Mobilya Kâğıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği’nin Ticaret Bakanlığı desteğiyle düzenlediği “Alım Heyeti” organizasyonuna; Azerbaycan, Bosna Hersek, Fas, Polonya, Kosova ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden toplam 15 yabancı alıcı firma katıldı.

    “Alım Heyeti”ne Türkiye tarafından 40 firmanın katıldığı bilgisini veren Ege Mobilya Kâğıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkanı Ali Fuat Gürle, “Alım Heyeti” kapsamında firma başına ortalama 5–10 görüşme takvimlendirdiklerini, toplamda 200’ün üzerinde ikili iş görüşmesi gerçekleştirildiğini dile getirdi.

    6 ülkeye ihracatımızı 1 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz

    “Alım Heyeti”ne katılım sağlayan ülkelere ihracat hacmimiz hakkında açıklamalarda bulunan Gürle, “Azerbaycan’ın mobilya ithalatı 260 milyon dolar seviyesinde. Türkiye bu pazara 105,6 milyon dolar ihracat gerçekleştiriyor ve Azerbaycan’ın ithalatından yüzde 41 pay alıyoruz. Bosna Hersek’e 30 milyon dolar mobilya ihraç ediyoruz. Polonya’nın mobilya ithalatı yaklaşık 5,4 milyar dolar iken Türkiye’nin bu ülkeye ihracatı 57,4 milyon dolar olarak gerçekleşiyor. Güçlü ihraç pazarlarımızdan Fas’a 99 milyon dolar mobilya ürünleri ihraç ettik ve en büyük ikinci tedarikçi olduk. Birleşik Arap Emirlikleri’ne Türkiye’nin mobilya ihracatı 91,2 milyon dolar seviyesinde. Kosova pazarı daha sınırlı büyüklükte olsa da Türkiye’nin bölgedeki güçlü ticari ilişkileri ve coğrafi yakınlığı sayesinde Türk mobilya sektörü açısından erişilebilir ve gelişim potansiyeli taşıyan pazarlardan biri olarak öne çıkıyor. Bu 6 ülkeye 390 milyon dolar olan ihracatımızın orta vadede 1 milyar dolara çıkması için bugün önemli tohumlar attık” şeklinde konuştu.

    Güngör: “Savaş planlarımızı değiştirdi”

    ABD, İsrail ve İran arasındaki savaşın “Alım Heyeti” sürecinde planlarında değişikliğe yol açtığını paylaşan Ege Mobilya Kâğıt ve Ormar Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Hikmet Güngör; “Alım heyeti programı başlangıçta Hindistan, Irak, Suudi Arabistan, Fas, Bulgaristan, İngiltere, Sırbistan ve Romanya’dan daha geniş katılımlı bir yapı ile planlanmıştı. Ancak bölgemizde yaşanan savaş ve buna bağlı olarak oluşan lojistik, güvenlik ve seyahat kısıtları, bazı ülkelerden katılımı doğrudan etkiledi. Programı revize ettik ve daha sınırlı fakat nitelikli bir katılımcı profili oluşturduk; mevcut durumda 6 ülkeden 15 yabancı firmanın katılımı ile alım heyeti sürdürülebilir ve verimli bir yapıda organize ettik. Bu durum, organizasyonun ölçeğini kısmen etkilemiş olsa da hedef odaklı eşleştirmeler sayesinde iş görüşmelerinin verimliliğinin yüksek olması bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

    Ali Fuat Gürle

    Hikmet Güngör

     

  • MELİS KARADUMAN’DAN YENİ TEKLİ: “BARIŞTIM YALNIZLIKLA” YAYINDA!

    MELİS KARADUMAN’DAN YENİ TEKLİ: “BARIŞTIM YALNIZLIKLA” YAYINDA!

    MELİS KARADUMAN’DAN YENİ TEKLİ: “BARIŞTIM YALNIZLIKLA” YAYINDA!

    VAZGEÇİŞİN VE DİRENİŞİN ŞARKISI!

    Özgün ve güçlü yorumu ile dikkat çeken alternatif sahnenin yükselen isimlerinden Melis Karaduman, merakla beklenen yeni şarkısı “Barıştım Yalnızlıkla” ve video klibini dinleyicilerle buluşturdu.

    Alternatif rock dinamiklerini modern pop dokunuşlarıyla ustalıkla harmanlayan sanatçı, bu kez biten bir ilişkinin ardından geriye kalan o sağır edici sessizliği ve kaçınılmaz yalnızlık hissini merkezine alıyor.

    Aklın vazgeçtim dediği noktada kalbin inatla eski bir hikâyeye dönme arzusunu işleyen şarkı, hem melankolik derinliği hem de ritmik yapısıyla dikkat çekiyor.

    Karaduman’ın güçlü vokal performansıyla taçlanan “Barıştım Yalnızlıkla” şarkısının söz ve bestesi diğer şarkılarında olduğu gibi sanatçının kendi imzasını taşıyor.

    Prodüktör koltuğunda aynı zamanda miks çalışmasını da üstlenen, şarkıdaki akustik gitar, elektrik gitar, mellotron, elektrik piyano ve synth kayıtlarına hayat veren Arel Koray Nalbant oturuyor. Davulda Ömer Alpaslan Karaçalı’nın eşlik ettiği şarkının kayıt mühendisliğini de yine Karaçalı üstlenirken, mastering çalışması Güven Ersoysal tarafından gerçekleştirildi.

    Şarkının görsel dünyası Berkin Üregen’in hem fotoğrafları hem de yönetmenliğiyle şekillenen projenin yapımcılığını Berkay Öktem üstleniyor.

    Melis Karaduman’ın yeni şarkısı ‘’Barıştım Yalnızlıkla’’ ve video klibi, DART Music Co. Etiketiyle tüm dijital platformlarda yerini aldı.

    https://youtu.be/5J7xLQJVA8w?si=KXCxI9h7Qx31G4x6

  • Tohum Otizm Vakfı 23. Yıl Gala Gecesi’nde 2030 Vizyonunu Paylaştı

    Tohum Otizm Vakfı 23. Yıl Gala Gecesi’nde 2030 Vizyonunu Paylaştı:

    “Hedef, Dijitalleşme ile Nitelikli Eğitimi Türkiye’nin Her Yerine Ulaştırmak”

    Türkiye’de otizmli çocukların erken tanı ve nitelikli eğitime erişmesine öncülük eden Tohum Otizm Vakfı, kuruluşunun 23. yılında çalışmalarını geleceğe taşımak üzere düzenlediği Gala Gecesi’nde, iş, sanat ve cemiyet hayatından 400’ü aşkın ismi aynı amaç etrafında bir araya getirdi.

    Vakfın bugüne kadar yarattığı etkiyi 2030 dijitalleşme vizyonu doğrultusunda büyütmek amacıyla hayata geçirilen bu özel gecede; daha fazla otizmli çocuğun eğitim olanaklarına erişerek topluma kazandırılması, ailelerin daha kapsamlı desteklerle buluşturulması ve özel eğitimci ağının Türkiye’nin dört bir yanına yayılması hedefleri paylaşıldı.

    Vakfın 2030 Vizyonu: Dijital Fırsat Eşitliği

    Mine Narin ve Suzan Sabancı’nın ev sahipliğinde, 25 Mart 2026 Çarşamba günü The Peninsula İstanbul’da gerçekleşen gecede, vakfın 2030 vizyonu ilk kez kamuoyu ile paylaşıldı. Bu vizyonun merkezinde, “dijital fırsat eşitliği” yer alıyor. Amaç, vakfın eğitim modelini ve 23 yılda oluşturduğu bilimsel birikimi dijital çözümler aracılığıyla Türkiye’nin her yerine ulaştırmak. Bu kapsamda, her öğretmenin ihtiyaç duyduğu eğitim programına bulunduğu yerden ulaşabilmesi; ailelerin destek almak için kilometrelerce yol kat etmek zorunda kalmaması ve otizmli her çocuğun yaşadığı yerden bağımsız olarak nitelikli eğitime erişebilmesi hedefleniyor.

    Mine Narin: “Teknoloji ile eğitimi duvarların dışına taşımak, Türkiye’nin dört bir yanına ulaşacak bir eğitim ağı kurmak için buradayız”

    Tohum Otizm Vakfı Onursal Başkanı Mine Narin gecede yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:           “23 yıldır otizmli çocukların erken tanı alması ve bilimsel temelli özel eğitim olanaklarına erişebilmesi için çalışıyoruz. Uzun süredir planladığımız bu buluşmayı pandemi, deprem ve savaş gibi zorlu süreçler nedeniyle her seferinde ertelemek zorunda kaldık. Ancak bu kez durmadık. Çünkü otizmli çocukların ve ailelerinin ihtiyaçları beklemiyor.

    Bu özel gecede vakfımızın 23. yılını kutlarken hem bugüne kadar oluşturduğumuz etkiyi paylaşma hem de 2030 vizyonumuzla geleceğe yönelik hedeflerimizi anlatma fırsatı bulduk. Bugün her 31 çocuktan biri otizm tanısı alıyor ve her geçen gün daha fazla aile özel eğitime ulaşmak için mücadele veriyor. Bu yüzden teknoloji ile eğitimi duvarların dışına taşımak ve Türkiye’nin dört bir yanına ulaşacak bir eğitim ağı kurmak için güçlerimizi birleştirmemiz kritik önem taşıyor. Bunu yalnızca bir teknoloji yatırımı olarak değil, bir eşitlik ve gelecek meselesi olarak görüyoruz.”

    Suzan Sabancı: “Sivil Toplumun Sürdürülebilirliğinde Bireysel Destekler Büyük Fark Yaratıyor”

    Tohum Otizm Vakfı Mütevelli Heyeti Üyesi Suzan Sabancı geceye ilişkin şunları söyledi: “Tohum Otizm Vakfı’nın 23 yıldır otizmli çocuklarımızın erken tanı ve nitelikli eğitime erişimi için ortaya koyduğu kararlı ve dönüştürücü çalışmalarını büyük bir takdirle izliyoruz. Bu yolculukta emeği geçen herkese ve vakfa güç veren tüm destekçilere içtenlikle teşekkür ederim. Sayın Mine Narin ile el ele vererek vakfın daha da güçlenmesine katkıda bulunmak benim için büyük bir mutluluk. Bu özel gecede paylaşılan 2030 vizyonu doğrultusunda; daha fazla çocuğumuzun eğitime eriştiği, ailelerin güçlendiği ve uzman desteğinin ülke geneline yayıldığı bir geleceğe birlikte ilerliyoruz. Bizleri yalnız bırakmayan tüm dostlarımıza ve destekçilerimize gönülden teşekkür ederim.”

    İş ve Sanat Dünyası Aynı Amaç İçin Buluştu

    Fer Mas, Kahve Dünyası, Mesa ve Zurich Sigorta’nın sponsorluğunda gerçekleşen gecede; iş, sanat ve cemiyet hayatından 400’ü aşkın isim otizmli çocukların nitelikli eğitime erişimine destek olmak amacıyla bir araya geldi. Kenan Doğulu, bu anlamlı gecede sahne alarak sevilen şarkılarını otizmli çocukların eğitimine destek olmak için seslendirdi. Cem Yılmaz vakfın eğitim odaklı çalışmalarına özel sahne performansıyla katkı sağlarken; gecenin sunuculuğunu ise Jülide Ateş üstlendi.

    Tohum Otizm Vakfı Hakkında:

    Tohum Türkiye Otizm Erken Tanı ve Eğitim Vakfı, “otizm spektrum bozukluğu” olan çocukların erken tanısının konulması, özel eğitimi ile topluma kazandırılmasına öncülük edilmesi ve bunun yurt çapında yaygınlaştırılması amacıyla, kâr amacı gütmeyen ve kamu yararını gözeten bir sağlık ve eğitim vakfı olarak 2003 yılından bu yana çalışmalarını yürütmektedir. 2008 yılında kurulan Tohum Otizm Vakfı Eğitim Kurumları ile otizm konusunda Türkiye’ye model ve örnek bir okul kazandıran vakıf, bugüne kadar 1.298 çocuğa burs desteği vererek, toplamda 2.814 çocuğun eğitim almasına olanak sağlamıştır. 23 yılda 49 ulusal ve uluslararası projeye imza atan Tohum Otizm Vakfı; gerek okulu, gerek otizm konusunda yaptığı farkındalık ve savunu çalışmaları, projeleri ve iş birlikleri ile Türkiye’de otizmli çocuk, aile, öğretmen ve sağlık çalışanı olmak üzere toplamda 2,8 milyon kişiye ulaşarak hayatlarında fark yaratmıştır.

    TOHUM OTİZM VAKFI 23. YIL GALA GECESİ

    ILIŞ KONUŞMASI – MİNE NARİN

    25 MART 2026

    Değerli Kurucularımız, Mütevelli Heyeti ve Şeref Üyelerimiz,

    Kıymetli Yönetim Kurulumuz,

    Sayın Destekçilerimiz ve Misafirlerimiz,

     

    Tohum Otizm Vakfı’nın 23. üncü Yıl Gala Gecesinde,

    Sizlerle birlikte olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz.

    23 yıl sizlerin desteğini arkamıza alarak büyüdük ve güçlendik.
    Bu yolculukta yanımızda olduğunuz için minnettarız.

    Aslında vakfımızın 20. yılını kutlamayı uzun zamandır istiyorduk.
    Pandemi, deprem ve savaş gibi zorlu süreçler nedeniyle her seferinde ertelemek zorunda kaldık.
    Ancak otizmli çocuklarımızın, ailelerinin ve öğretmenlerinin ihtiyaçları durmuyor

    Daha fazla erteleyemedik. Erteleyemezdik…

     

    Öncelikle bu geceyi mümkün kılan destekçilerimize sizlerin huzurunda

    teşekkürlerimizi sunmak istiyorum.

    • Vizyonumuza ortak olarak bu gece için bizi yüreklendiren, ev sahipliğini paylaşarak sivil toplumun sürdürülebilirliğine öncülük eden sevgili dostum Suzan Sabancı’ya;
    • Hayalimize ortak olan, her zaman çocuklarımız için yanımızda duran ve performansları ile geceyi unutulmaz kılacaklarına inandığımız değerli sanatçılarımız Kenan Doğulu ve Cem Yılmaz’a;
    • Ve kıymetli sunucumuz Jülide Ateş’e;
    • Sponsorlarımız Fermas, Kahve Dünyası, Mesa ve Zurich Sigorta’ya;
    • Destekleri için A46, Alaaddin Reklamcılık, Dark, Netlog ve The Peninsula Istanbul’a;
    • Gecenin mimarları, en büyük gücümüz olan Sosyal Komite üyelerimize,
    • Ve her zaman büyük özveri ile çalışan Tohum ekibimize  gönülden teşekkür ediyorum.

     

    Tohum Otizm Vakfı’nı kurduğumuz ilk yıllarda,

    Türkiye’de otizm neredeyse bilinmiyordu.

    Otizmli çocukların eğitime erişimi ise yok denecek kadar azdı.
    Biz yola tek bir inançla çıktık:

    Otizmin tek çaresi erken tanı ve eğitim dedik.

    Okulumuzu kurduk.

    Bilimsel eğitim modelimizi oluşturduk.

    Konusunda uzman kurumlarla iş birlikleri yaptık.

     

    23 senede sizlerin destekleri ile, otizmli çocuklarımızı

    eğitim sistemine kattık, toplumsal hayata kazandırdık, çocuklarımız için istihdam yarattık

    Ailelerine rehberlik ettik.

    Öğretmenlerini eğittik.

    Erken tanının önemini  butunTürkiye’ye anlattık.

    Bilimsel raporlar yayınladık.

    Eğitim politikalarının geliştirilmesine katkı sağladık.Hatta geliştirdik.

    Bugune kadar yaptığımız tüm çalışmalar bire bir,yuz yüze ve okullarda kurumlarda eğitimler şeklinde oldu.

     

    Şimdi ise teknoloji ile eğitimi sınıfların dışına taşımak için kollarımızı sıvadık.

    Dijital dönüşüme ayak uydurarak vakfımızın 2030 vizyonunu şekillendirdik.

    Artık hiçbir coğrafya, mekan, zaman ve hız kısıtlaması olmadan

    eğitimi otizmli cocuklarımıza ailelerine ve öğretmenlerine ulaştıracağız.

    Tüm bilgi birikimimizi ve eğitim sistemimizi teknolojiyle güçlendirerek,

    Türkiye’nin her köşesine anında ve kesintisiz erişim sağlayacağız.

    Bir çocuğun kaderi, doğduğu şehirle ve ailesinin imkanları ile sınırlı kalmasın istiyoruz.

    Bir annenin çocuğunun eğitimi için kilometrelerce yol gitmesine gerek kalmasın istiyoruz.

    Her öğretmen bulunduğu şehirden bağımsız ve hiç beklemeden destek alabilsin istiyoruz.

    Biz buna “ eğitimde dijital fırsat eşitliği” diyoruz.
    Bunu yalnızca bir teknoloji yatırımı olarak değil,  bir  gelecek meselesi olarak görüyoruz.

     

    Gelin bu gece hep birlikte “Tohum Işıkları” yakalım.

    Yeni bir etki hikayesini birlikte yazalım.

    Daha fazla çocuk eğitime ulaşsın.

    Daha fazla aile umut bulsun.
    Ve birbirine eklenen bu iyiliklerimiz ile ışıklarımızı Türkiye’nin dört bir yanına ulaştıralım.

    Şimdi sizleri, bu geceye özel hazırladığımız kısa filmimizle baş başa bırakıyorum.

    Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ediyorum.

    Hepinize keyifli bir akşam dilerim.

  • Kentsel dönüşüm fiilen başladı! Başkan Alemdar, tüm aşamaları tek tek anlattı!

    Adapazarı’nda kentsel dönüşüm fiilen başladı! Başkan Alemdar, tüm aşamaları tek tek anlattı!

    Sakarya Büyükşehir Belediye Yusuf Alemdar, Tığcılar Mahallesi’nde başlayan kentsel dönüşüm çalışmalarını yerinde inceledi. Başkan Alemdar, mahalleyi adım adım dolaşarak bölge sakinlerine dönüşümün tüm aşamalarını tek tek anlattı.

    Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar, “Tarihi bir gün” ifadeleriyle duyurduğu Kentsel Dönüşüm 1. Etap Projesi’nin yürütüldüğü Tığcılar’daki çalışmaları yerinde inceledi ve yetkililerden bilgi aldı. Ortak akılla ve vatandaşın tam desteğiyle projeyi bitirmek istediklerini söyleyen Alemdar, “Tığcılar’da başlattığımız kentsel dönüşümle afetlere karşı dirençli bir Sakarya’yı hep birlikte inşa edeceğiz. Şunu ifade etmek istiyorum ki; bizim tek derdimiz insan. Kentsel dönüşüm ise bu şehirde olmazsa olmazdır” dedi.

    TÜM AŞAMALARI ANLATTI

    Genel Sekreter Yardımcıları Aslan Yılmaz ve Dr. İlhan Yılmaz ile mahalle muhtarlarının eşlik ettiği ziyarette, Alemdar sürecin teknik detaylarına dair yetkililerden bilgi aldı. Alemdar, Tığcılar’ı adım adım gezdi ve dönüşümün tüm aşamalarını bütün detaylarıyla anlattı. Dönüşümü kimsenin kafasında soru işareti kalmadan, ortak akıl ile, vatandaşın desteğini alarak bitirmek istediklerini belirten Alemdar, “Bizim tek derdimiz insandır ve kentsel dönüşüm olmazsa olmazdır” vurgusu yaptı.

    “BİZİM TEK DERDİMİZ İNSAN”

    Başkan Alemdar, “Afet bölgesi içerisinde yer alan Sakarya’mız için kentsel dönüşüm olmazsa olmaz diyerek yola çıktık. Göreve geldiğimiz ilk günden itibaren bu konuda ortaya koyduğumuz hassasiyet ve motivasyon, bugün zemin etüdünün başlamasıyla birlikte heyecanımızı daha da artırmıştır. Şunu ifade etmek istiyorum ki; bizim tek derdimiz insan. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde gerçekleştirdiğimiz tüm çalışmalarda her zaman insanı en ön plana alan bir anlayışıyla hareket ettik. Şehrimizdeki kentsel dönüşümde de insanımızın can güvenliği merkezimize alıyoruz” dedi.

    “ORTAK AKIL VE VATANDAŞIN DESTEĞİ”

    Başkan Alemdar şöyle dedi: “Elbette tüm çalışmaları yaparken Tığcılar Mahallesi’nde yaşayan vatandaşlarımızla birlikte hareket etmek, bu konuda onların desteğini ve tercihini arkamıza almak bizim için çok kıymetli. Bugün ziyaretlerimiz esnasında mahalle sakinlerimizle bir araya geldik. Sürecin nasıl ilerleyeceğini adım adım kendilerine aktardım. İnşallah Tığcılar Mahallemizden başlattığımız kentsel dönüşümle afetlere karşı dirençli bir Sakarya’yı hep birlikte inşa edeceğiz” diye konuştu.

    DÖNÜŞÜM FİİLEN BAŞLADI

    Yapı ruhsatına esas zemin etüt çalışmaları kapsamında zemin etüdü makinası Kesçi Sokağa indi. 45 metre derinliğe inilecek olan zemin etüdü çalışmaları 4 farklı sokakta ve 28 ayrı noktada gerçekleştirilecek.

  • Akustik kafe kapılarını yarın açıyor

    AKUSTİK CAFE 🎶Müziğin ve kahvenin buluşma noktası ☕🎤 Canlı sahne📞 Rezervasyon: 05389449113-05384629454

    Cumhuriyet Mah Şal sok no 35/A Adapazarı/Sakarya

    Akustik kafe kapılarını yarın açıyor

    Sakarya’da yeni bir sosyal yaşam alanı daha hizmete giriyor.

    Canlı müzik konsepti ve sıcak atmosferiyle dikkat çeken Akustik Kafe, düzenlenecek açılış programıyla misafirlerini ağırlamaya başlıyor

     Akustik Kafe  yarın saat 18.00 de hizmete açılışını gerçekleştircek

    Canlı müzik ve keyifli buluşma noktası

    Akustik Kafe; sahnesi, akustik müziğe uygun yapısı ve samimi ortamıyla özellikle müzikseverler için yeni bir buluşma noktası olmayı hedefliyor.

    Yeni mekân Sakarya’ya değer katacak

    İşletme sahipleri, Akustik Kafe’nin Sakarya’da sosyal hayatı canlandıran, dostlukların pekiştiği ve müziğin ön planda olduğu özel bir adres olmasını amaçladıklarını belirterek, tüm Sakaryalıları mekâna davet etti.

  • Hizmet İş Sakarya Şube Başkanı İbrahim YILMAZ seçildi

    Hizmet İş Sakarya Şube Başkanı İbrahim YILMAZ seçildi

    HAK-İŞ Konfederasyonu ve HİZMET-İŞ Sendikası Genel Başkanı Mahmut Arslan,  Sakarya Şubesinin 8. Olağan Genel Kurulu’na katılarak çalışma hayatı ile ülkemizin gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    Genel Kurul, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Divan Başkanlığını Genel Başkan Yardımcısı Celal Yıldız yaptı.

    Genel Kurula, Genel Başkanı Mahmut Arslan’ın yanı sıra HAK-İŞ Genel Başkan Yardımcısı ve Genel Başkan Vekili Halil Özdemir, Genel Başkan Yardımcıları İdris Ersoy ve Celal Yıldız, Sakarya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Burak Erken, Serdivan Belediye Başkanı Osman Çelik, Erenler Belediye Başkanı Şenol Dinç, Geyve Belediye Başkanı Selçuk Yıldız, Düzce Şube Başkanı Ali Kemal Esen, İstanbul 5 No’lu Şube Başkanı Mustafa Şişman, Kocaeli Şube Başkanı Muharrem Subaşı, Genel Başkan Danışmanı Mustafa Taştekin, AK Parti Sakarya İl Başkan Yardımcıları Ömer Arslan ve Yusuf Gökdemir, SASKİ Genel Müdürü Seyit Sakallıoğlu, BELPAŞ Genel Müdürü Ertuğrul Özcan, ADABEL Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Salim, Öz Maden-İş Sendikası Genel Başkanı Fahrettin Kütükçü, Genel Merkez Kadın Komite Başkanı Hatice Ayhan, Teşkilatlanma Daire Başkanı Gökhan Demircioğlu, HAK-İŞ’e bağlı sendikaların şube ve il başkanları, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, delegeler ve basın mensupları katıldı.

    Genel Başkanı Mahmut Arslan, Sakarya Şubenin  Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, sendikal mücadeleden çalışma hayatına, ev işçilerinin örgütlenmesinden deprem bölgesine yönelik destek faaliyetlerine, Filistin davasından bölgesel gelişmelere kadar birçok konuda önemli değerlendirmelerde bulundu.

    “Sakarya, Konfederasyonumuz ve Sendikamız Açısından Önemli Bir Merkez”

    Sakarya Şubesi Konfederasyonun  HAK-İŞ ve Sendika HİZMET-İŞ açısından taşıdığı öneme dikkat çeken Arslan, Sakarya Şubemizin bugüne kadar HAK-İŞ İl Başkanlığı sorumluluğunu da üstlendiğini belirtti. Sakarya’nın üye sayısı bakımından önemli bir yere sahip olduğunu ifade eden Arslan, başta Akyazı ve Arifiye olmak üzere. Kentte uzun yıllara dayanan bir örgütlenme geçmişine sahip olduğumuzu söyledi. Arslan, Sakarya Büyükşehir Belediyesi ile başlayan sürecin 1994 yılından bu yana devam ettiğini belirterek, “Bugüne kadar bu teşkilatta görev yapan, katkı sunan bütün sendikacı yöneticilerimizi ve başkanlarımızı saygıyla anıyoruz. Vefat eden kardeşlerimize de Allah’tan rahmet diliyoruz” dedi.

    “HİZMET-İŞ, Türkiye’nin En Büyük İşçi Sendikasıdır”

    Sendikamız HİZMET-İŞ’in, Konfederasyonumuz HAK-İŞ’in en büyük sendikası olduğunu vurgulayan Arslan, 276 bin 537 üye sayımızla Türkiye’nin de en büyük işçi sendikası olduğumuzu ifade etti. Bunun büyük bir sorumluluk yüklediğini de kaydeden Arslan, çalışma hayatının tüm sorunlarına yönelik çözüm üretmenin sendikal hareketin temel görevi olduğunu söyledi. Başta taşeron sisteminin ortadan kaldırılması olmak üzere Türkiye’nin temel sorunlarına karşı çözüm üreten bir anlayışla hareket ettiğimizi belirten Arslan, HİZMET-İŞ’in bu noktada HAK-İŞ’in amiral gemisi olarak önemli bir misyon üstlendiğini dile getirdi.

    “118 Bin Ev İşçisine Ulaştık”

    Türkiye’de 1 milyon 300 binden fazla ev işçisinin bulunduğunu hatırlatan Arslan, bu alanda büyük bir sorumluluk üstlendiğimizi söyledi. İki yıllık dönemde 118 bin ev işçisinin sendikamız bünyesinde örgütlendiğini belirten Arslan, bunun çok önemli bir başarı olduğunu ifade etti. Uluslararası sendikal hareketin de bu çalışmaları takdir ettiğini vurgulayan Arslan, HAK-İŞ ve HİZMET-İŞ’in ev işçileri konusunda dünya sendikal hareketine öncülük ve liderlik yaptığının uluslararası düzeyde de teyit edildiğini söyledi.

    “Sendikacılık Yalnızca Toplu Sözleşmeden İbaret Değildir”

    Arslan, sendikal mücadelenin yalnızca üye sayısı, örgütlenme ve toplu iş sözleşmesi ile sınırlandırılamayacağını belirterek, “Türkiye’nin hangi sorunu varsa, dünyanın hangi sorunu varsa, buna çözüm üretemiyorsanız sendikacılığınız sadece şekil ve tabeladan ibaret kalır” diye konuştu.

    HAK-İŞ’in ülkemizin ve insanlığın sorunlarına çözüm üretme iradesiyle hareket ettiğini söyleyen Arslan, 2011 yılında alınan genel kurul kararını hatırlatarak, “Ülkemizin, bölgemizin ve küremizin bütün mağdurları ve mazlumları HAK-İŞ’ten alacaklıdır” anlayışıyla hareket ettiklerini ifade etti.

    “22 Mart Dünya Su Günü’nde De Öncü Bir Yaklaşım Sergiliyoruz”

    Su meselesine de değinen Arslan, HAK-İŞ ve HİZMET-İŞ olarak 22 Mart Dünya Su Günü dolayısıyla çeşitli etkinlikler gerçekleştirdiğimizi belirtti. Suyun petrol ya da başka kaynaklarla kıyaslanamayacak kadar kıymetli bir nimet olduğunu ifade eden Arslan, bu değerin korunmasına yönelik sorumluluk taşıdıklarını söyledi.

    “Mazlumlarla Dayanışma HAK-İŞ’in Temel Misyonudur”

    HAK-İŞ’in aynı zamanda bir sivil toplum ve insan hakları örgütü olduğunu vurgulayan Arslan, dünyanın neresinde olursa olsun bütün mazlum ve mağdurlarla dayanışma içinde olduklarını söyledi. Filistin’den Batı Şeria’ya, Lübnan’dan Suriye’ye, Irak’tan Yemen’e, Libya’dan Doğu Türkistan’a ve Arakan’a kadar geniş bir coğrafyada mağdur halklarla dayanışma gösterdiklerini ifade eden Arslan, “Mazlumun dini sorulmaz” anlayışıyla hareket ettiklerini dile getirdi.

    “6 Şubat Depremlerinde Tüm İmkanlarımızı Seferber Ettik”

    6 Şubat asrın felaketinin ardından Sendikamız HİZMET-İŞ’in ve HAK-İŞ’e bağlı sendikaların hızlı bir şekilde harekete geçtiğini belirten Genel Başkanımız Mahmut Arslan, olağanüstü toplantılar yapılarak acil eylem planı oluşturulduğunu söyledi. Yaklaşık 100 bin üyemizin depremden etkilendiğini ifade eden Arslan, ekonomik destek sağlandığını, jeneratör, çadır ve battaniye gibi acil ihtiyaçlar için kampanyalar düzenlendiğini kaydetti. Arslan, HAK-İŞ’e bağlı sendikaların kendi kaynaklarıyla birlikte deprem bölgesine yaklaşık 300 milyon liralık yardım ulaştırıldığını belirterek, psikososyal destek çalışmaları da yürüttüklerini söyledi. Kahramanmaraş başta olmak üzere konteyner kentlerde kütüphaneler kurduklarını, üniversite sınavına hazırlanan gençlerin başarılarının kendilerini ayrıca gururlandırdığını ifade eden Arslan, deprem bölgesinde kreşler açmaya yönelik çalışmaların da sürdüğünü dile getirdi.

    “Filistin Davası, HAK-İŞ’in Önceliğidir”

    Filistin meselesinin HAK-İŞ’in 50 yıllık tarihinde en temel gündemlerden biri olduğunu vurgulayan Arslan, Filistin halkının yıllardır işgal, katliam ve sürgün politikalarıyla karşı karşıya kaldığını söyledi. Gazze ile Ramallah’ı Türkiye’den ayrı görmediklerini ifade eden Arslan, bu coğrafyayla tarihi ve vicdani bağların bulunduğunu dile getirdi. HAK-İŞ ve Memur-Sen tarafından 2017 yılında Uluslararası Filistin ve Kudüs’e Destek Sendikalar Birliği’nin kurulduğunu hatırlatan Arslan, bu alandaki uluslararası çalışmalara da öncülük ettiklerini belirtti.

    “Gazze’deki Katliamlara Dünya Sessiz Kaldı”

    Genel Başkanımız Arslan Gazze’de yaşanan insanlık dramına da dikkat çekerek, çok sayıda çocuk, kadın ve sivilin hayatını kaybettiğini, buna rağmen uluslararası toplumun sessiz kaldığını söyledi. Uluslararası hukukun ve kurumların işlevsiz hale geldiğini ifade eden Arslan, Filistin’de yaşananların açık bir soykırım olduğunu dile getirdi.

    “Bugün İran’ı Eleştirme Değil, Dayanışma Gösterme Günüdür”

    Konuşmasında İran’a yönelik saldırılara da değinen Arslan, bölgede yeni katliamların yaşandığını ifade etti. İran’ın siyasi yapısı ve yönetiminin ayrıca tartışılabileceğini ancak bugün önceliğin saldırılar karşısında dayanışma göstermek olduğunu belirten Arslan, İran, Lübnan ve Filistin’le dayanışmanın önemine dikkat çekti. Türkiye’nin İran ile karşı karşıya getirilmek istendiğini söyleyen Arslan, bu oyunun bozulması gerektiğini belirterek, Türkiye’nin sağduyulu ve dikkatli davranmasının büyük önem taşıdığını ifade etti.

    “Savaşın Ekonomik Faturası Emekçiye Çıkarılmamalı”

    Bölgesel çatışmaların Türkiye ekonomisine etkilerine de değinen Arslan, petrol fiyatlarındaki artışın enflasyonu daha da yükselteceğini söyledi. Bunun yoksulluğu artıracağını ve en büyük yükün emekçilerin omzuna bineceğini belirten Arslan, savaşların faturasının ücretli çalışanlara çıkarılmaması gerektiğini söyledi. ÖTV ve KDV başta olmak üzere dar gelirli kesimleri rahatlatacak tedbirlerin şimdiden alınması gerektiğini vurgulayan Arslan, ekonomi yönetiminin daha adil bir paylaşım anlayışıyla hareket etmesi gerektiğini ifade etti. Arslan, işçilerin yüksek enflasyon ve ekonomik sıkıntılara rağmen ülkenin birliği, beraberliği ve güvenliği için fedakârlık yapmaya devam ettiğini belirterek, bu yükün yalnızca çalışanların üzerine bırakılmaması gerektiğini, çok kazanan kesimlerin de sorumluluk üstlenmesi gerektiğini söyledi.

    “Türkiye Daha Güçlü Bir Güvenlik Altyapısına Sahip Olmalıdır”

    Güvenlik konusunun hayati önemde olduğunu belirten Arslan, devletin ve milli güvenliğin kıymetinin çok iyi bilinmesi gerektiğini söyledi. Türkiye’nin savunma alanında daha güçlü bir yapıya kavuşması gerektiğini dile getiren Arslan, yeni teknolojilere, yatırımlara ve güvenlik şemsiyelerine ihtiyaç bulunduğunu ifade etti.

    “Muhsin Yazıcıoğlu’nu Rahmet ve Şükranla Anıyoruz”

    Genel Başkanımız Arslan, vefatının yıl dönümünde kendisini rahmet ve şükranla yad ettiklerini söyledi. 28 Şubat sürecinde millet iradesinin yanında duran Yazıcıoğlu’nun önemli bir duruş sergilediğini belirten Arslan, 28 Şubat’a direnen bütün isimleri de şükranla andıklarını ifade etti.

    “HAK-İŞ Uluslararası Sendikal Harekette De Güçlü Bir Konumdadır”

    HAK-İŞ’in yalnızca Türkiye’de değil, uluslararası sendikal harekette de önemli bir rol üstlendiğini belirten Arslan, HAK-İŞ’in uluslararası düzeyde Türkiye’yi güçlü şekilde temsil ettiğini söyledi. Dünya sendikal hareketini, başta Filistin olmak üzere bölgesel ve küresel meselelerde daha etkin hale getirmeye çalıştıklarını kaydetti.

    “Terörsüz Türkiye Sürecini Destekliyoruz”

    Arslan, Türkiye’de yeniden başlatılan “Terörsüz Türkiye” sürecini HAK-İŞ/HİZMET-İŞ olarak ilk andan itibaren desteklediklerini söyledi. Türkiye’de bu konuda geniş bir mutabakat oluştuğunu belirten Arslan, sürece destek vermeyen kesimlere de saygı duyduklarını ancak sürecin başarıyla tamamlanmasının büyük önem taşıdığını ifade etti. 2013 yılındaki çözüm sürecinden çıkarılan derslerle bugün daha dikkatli bir süreç yürütüldüğünü belirten Arslan, provokasyonlara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı. Şehit aileleri ve gazilerle yaptıkları görüşmelerde de anaların yeniden ağlamaması yönündeki güçlü beklentiyi gördüklerini ifade eden Arslan, sürecin dikkatle ve kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğini söyledi.

    “Bölge Üzerinde Yeni Hesaplar Yapılıyor”

    Genel Başkan Mahmut Arslan, Orta Doğu’ya yönelik tarihsel planlara ve emperyalist müdahalelere değinerek, bölgedeki haritaların yeniden şekillendirilmek istendiğini dile getirerek, Türkiye’nin bu girişimlere karşı dikkatli olmak zorunda olduğunu ifade etti. Arslan, ülkemizin daha güçlü, daha etkin ve oyun kurucu bir konuma ulaşmasının zorunlu olduğunu ifade ederek, savaşların ve bölgesel gelişmelerin önümüzdeki dönemde daha zorlu bir sürece işaret ettiğini belirterek, “Daha derli toplu olmak, birlikteliğimizi daha da güçlendirmek zorundayız. HİZMET-İŞ ve HAK-İŞ olarak bu sorumluluğun farkındayız ve mücadelemizi sürdüreceğiz” şeklinde konuştu.

    Yıldız: “Emanet Bilinciyle Mücadelesini Sürdürüyoruz”

    Divan Başkanı, Genel Başkan Yardımcısı Celal Yıldız, Sakarya Şubemizin 8. Olağan Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, Sakarya’nın milli ve manevi değerlerine bağlı duruşuyla sendikal mücadelede önemli bir yere sahip olduğunu söyledi. HAK-İŞ’in 50’nci, HİZMET-İŞ’in ise 48’inci kuruluş yıl dönümünü geride bıraktıklarını hatırlatan Yıldız, yarım asırlık hak, emek ve mazlumdan yana mücadele anlayışının kararlılıkla sürdürüldüğünü ifade etti. HAK-İŞ ve HİZMET-İŞ’in bir emanet bilinciyle yoluna devam ettiğini belirten Yıldız, “Bizler hem bu sendikayı kuranların emanetini hem de üyelerimizin emanetini taşıyoruz” dedi. Sendikal mücadelenin Genel Başkanımız Mahmut Arslan’ın liderliğinde kararlılıkla sürdürüldüğünü kaydeden Yıldız, ne olursa olsun mazlumun yanında, zalimin karşısında olmaya devam edeceklerini diye konuştu.

    “Kararlı Duruşumuzun Sonuçlarını Görüyoruz”

    Konuşmasında taşeron sistemine karşı verilen mücadeleye de değinen Yıldız, Türkiye’de yıllarca süren bu adaletsiz yapının verilen kararlı mücadele sonucunda önemli ölçüde sona erdirildiğini söyledi. Belediyelerde ve kamuda çalışan çok sayıda emekçinin kadrolu çalışma hakkına kavuşmasının sendikal mücadelenin en önemli kazanımlarından biri olduğunu ifade eden Yıldız, bunun HAK-İŞ ve HİZMET-İŞ’in kararlı duruşunun sonucu olduğunu belirtti.

    Genel Kurulda ayrıca, Sakarya Şube Başkanı İbrahim Yılmaz, Genel Merkez Kadın Komite Başkanı Hatice Ayhan da selamlama konuşmaları yaptılar.

    Arslan, Merhum Şube Personeli Ertuğrul Aktaş’ın Kabrini Ziyaret Etti

    Genel Başkanı Mahmut Arslan, Sakarya Şube Genel Kurulu sonrasında, ahirete irtihal eden Sakarya Şube Personel Ertuğrul Aktaş’ın kabrini ziyaret etti.

    Sakarya Şube Başkanımız İbrahim Yılmaz Oldu

    Genel Kurulda yapılan seçim sonucunda İbrahim Yılmaz Sakarya Şube Başkanı seçilirken, Şube Başkan Yardımcılarımız ise Resul Yüksel, Kazım Tokpınar, Ertuğrul Çakmak ve Emre Çokol oldu.

  • Liman, Demiryolu ve Sanayi Entegrasyonu Sakarya’yı Üst Lige Taşıyacak

    Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Mart Ayı Olağan Meclis Toplantısı Meclis Başkanı Erdem Ercan Başkanlığında Yönetim Kurulu Başkanı A. Akgün Altuğ, Yönetim Kurulu Üyeleri ve Meclis Üyelerinin katılımıyla Erol Öztürk Hacıeyüpoğlu Meclis Toplantı Salonu’nda gerçekleştirildi.

    Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Meclis Başkanı Erdem Ercan şunları dile getirdi: “

    Katar Silahlı Kuvvetleri’ne ait bir helikopterin eğitim faaliyeti sırasında düşmesi sonucu şehit düşen Türk Silahlı Kuvvetleri personelimize ve ASELSAN çalışanlarımıza Allah’tan rahmet; ailelerine, sevenlerine ve milletimize baş sağlığı diliyorum.

    Öğrencisinin acımasız bir saldırısıyla aramızdan ayrılan Fatma Nur Çelik öğretmenimize Meclisimiz adına Allah’tan rahmet; kederli ailesine, sevenlerine ve tüm eğitim camiasına sabır diliyor, şiddetin her türlüsüne karşı olduğumuzun bir kez daha altını çiziyorum. Camiamızdan hasta olan arkadaşlarımıza acil şifalar, vefat edenlere ve yakınlarına Meclisimiz adına Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır diliyorum.” dedi.

    Toplantının devamında yoklama ve gündem maddelerinin oylanmasına geçildi. 1242 nolu Meclis oturumuna ait tutanak görüşülerek oy birliği ile kabul edildi. Şubat ayı Kat’i Mizan ve ekleri ile Bütçe İzleme Raporu, Hesapları İnceleme Komisyonu Başkanı Tuncay Cebeci’nin sunumunun ardından oylanarak, meclis üyeleri tarafından tasdik edildi.

    Meclis Toplantısının devamında ülke ve ekonomi gündemi hakkında değerlendirmede bulunmak ve Yönetim Kurulu’nun aylık faaliyetleriyle ilgili bilgi vermek üzere kürsüye gelen SATSO Yönetim Kurulu Başkanı A. Akgün Altuğ şunları dile getirdi;

    Genel Değerlendirme

    Son dönemde küresel ekonomi belki de modern çağın en çetin sınavlarından birini veriyor. Artık öyle bir dönemdeyiz ki; bir iş insanı olarak sabah uyandığınızda sadece kura, enflasyon verisine veya faiz kararına bakmanız yetmiyor.

    Artık haritayı önünüze açıp, jeopolitik dengeleri de analiz etmek ve bunları yakından izlemek zorundayız. Özellikle Orta Doğu’da aylardır süren gerginlik, bize bir gerçeği çok sert hatırlattı: huzurun olmadığı yerde, hesap da tutmuyor. Mart ayının sonuna gelirken İran ile İsrail arasındaki o bildiğimiz gerilim, maalesef ABD’nin de girmesiyle bölgesel bir savaşa dönüştü ve bu durum mutfağımızdaki enerji maliyetinden, cebimizdeki finansal varlıklara kadar her yere sirayet etti. Bugün hürmüz boğazı çevresindeki riskler arttıkça, petrol akışı aksıyor.

    Bu da başta Asya ve Avrupa olmak üzere tüm dünyada enerji fiyatlarını yukarı doğru itiyor. Goldman Sachs’ın 17 Mart tarihli analizinde ise Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalması durumunda brent petrolünün ortalama 98 dolar civarında seyredeceği, ancak uzun kesintilerde fiyatların 150 dolar seviyesine kadar tırmanabileceği öngörülüyor. Bu tablo, küresel büyümede yaklaşık 0,3 puanlık gerileme riski yaratıyor.

    IMF verileri net: enerji fiyatlarında kalıcı bir %10’luk artış demek, dünya genelinde enflasyonun 40 baz puan artması, büyümenin ise %0,2 yavaşlaması demek. ABD merkez bankası, haziran ve eylül aylarında olası faiz indirimlerinin kapsamını yeniden değerlendirmeye alırken; Avrupa Merkez Bankası da enerji kaynaklı enflasyon baskılarını izlemeye devam ediyor.

    Ancak burada asıl mesele sadece matematiksel veriler değil. Rakamların bu denli savrulmasının ardında küresel sistemin koruyucusu olduğunu iddia eden ABD gibi güçlerin, kuralları ve kaideleri hiçe sayan keyfi tavırları uluslararası ticaretin güven zeminini yerle bir ediyor.

    Artık karşımızda hukukun üstünlüğüyle işleyen bir piyasa değil, ‘güçlü olanın kuralı o an yazdığı’ ve jeopolitik çıkarlar uğruna küresel refahın feda edildiği, kaotik bir düzen var. Diğer taraftan çoğumuz, enerji krizini sadece “akaryakıt zammı” sanıyoruz. Ama aslında bu kriz, kullandığımız yapay zekayı ve dijital dünyayı da vuruyor. Bugün devasa veri merkezleri o kadar çok enerji tüketiyor ki, enerji fiyatındaki her artış dijital işlem maliyetlerimizi de sessizce yukarı çekiyor. Yani kriz, sadece depomuzda değil, cebimizdeki telefonun işlem gücünde bile hissediliyor.

    Türkiye Ekonomisi

    Peki, bu devasa küresel dalgalanma Türkiye’ye nasıl yansıyor? Enerji ithalatçısı bir ülke olarak, küresel petrol ve gaz fiyatlarındaki her kuruşluk artış, bizim dış ticaret dengemizi ve enflasyonla mücadelemizi doğrudan zorlaştırıyor. Ancak Türkiye, bu süreci sadece “izleyen” değil, “yöneten” bir aktör olmalı. Sahip olduğumuz esneklik ve stratejik avantajlara odaklanmalıyız.

    Türkiye ekonomisi tam 22 çeyrektir aralıksız büyüyor; bu önemli bir başarı. Ancak 2026 yılında da bu ivmeyi sürdürmek daha zor. Bölgedeki savaş, bu büyüme yolunu ciddi anlamda “engebeli” hale getirdi. Bu yılki büyümenin kalıcılığı, tamamen bu krizin süresine ve bizim dış şoklara vereceğimiz tepkiye bağlı. Bu fırtınayı hasarsız atlatmanın tek yolu, gerçekçi bir ekonomi yönetimidir. Küresel türbülansın etkilerini asgariye indirmek için; sıkı para politikasının kararlılıkla sürdürülmesi, mali disiplinden asla taviz verilmemesi, dış dünyaya karşı güvenilirliğimizin teminatıdır.

    Diğer taraftan riskler büyük olsa da, elimizde güçlü enstrümanlar da var. Mesela; dünya enerji yollarında kriz yaşanırken, Türkiye sahip olduğu boru hatları ve lojistik altyapısıyla “güvenli liman” ve “enerji merkezi” olma vizyonu ile ilerlemeli.

    Bununla birlikte savunma sanayiimiz sadece bir güvenlik meselesi değil, aynı zamanda yüksek teknoloji üreten ve ihraç eden bir ekonomik güç. Bu sektör, Türkiye’ye küresel masada çok stratejik bir “diplomatik kaldıraç” ve ciddi bir döviz girdisi sağlıyor.

    Bir de Uzak Doğu’dan gelen lojistik hatlarının riskli hale gelmesi, Avrupalı dev markalar için Türkiye’yi önemli bir merkez kılıyor. Özellikle lojistikte yaşanan aksamalar birçok sektörde Türkiye’yi Avrupa’nın en büyük üretim alternatifi haline getirebilir. Şunu tekrar ifade edeyim: enerji fiyatlarındaki artışın sadece ulaşım ve ısınma maliyetlerini etkilediğini düşünmek büyük bir yanılgı olur; bu kriz aslında dijital dünyayı da derinden sarsıyor. Bugün devasa veri merkezlerinin yıllık enerji tüketimi, bazı orta ölçekli ülkelerin toplam tüketimini aşmış durumda.

    Su Verimliliği

    Bu konuyla paralel olarak dün, dünya su günü vesilesiyle gerçekleştirdiğimiz Sürdürülebilirlik Konferansı’nda da altını çizdiğimiz gibi; suyun geleceği, aslında enerjinin de geleceğidir.  Bugün bir fabrikayı ‘akıllı’ yapan şey, sadece elektriği tasarruflu kullanması değil, aynı zamanda her bir damla suyun değerini bilen kapalı devre arıtma sistemlerini ve geri dönüşüm teknolojilerini devreye almasıdır.

    Su krizi kapıdayken, enerji verimliliği ile su tasarrufunu birbirinden ayrı düşünemeyiz. Sakarya olarak bu konuda bilinçli ilerlediğimizi düşünüyorum. Büyükşehir belediyemizin en kıymetli su kaynağımız sapanca gölü ile ilgili çalışmaları da ortada. Kendilerini sonuna kadar destekliyoruz.

    Dünyada yaşanan bu süreci örneğin 3. Dünya savaşı olarak okursak tarih bize defalarca gösterdi ki: savaşın galibi yoktur. Çatışmanın olduğu yerde ne sermaye çiçek açabilir ne de emek karşılığını bulabilir. Bugün Hürmüz Boğazı’ndaki gergin bekleyiş, aslında sadece petrol varillerinin değil, bir çocuğun eğitiminin, bir gencin iş hayalinin ve bir ülkenin on yıllarca ilmik ilmik ördüğü büyüme momentumunun sınavıdır. Unutmayalım ki; ekonomi rakamlardan ibaret değildir, ekonomi hayattır ve hayat, ancak barışın gölgesinde yeşerir.

    Dış ticaret verileri

    TİM tarafından açıklanan verilere göre; ilimiz şubat ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde %7.1’lik artış, ocak ayına kıyasla ise yüzde 30.3’lük bir düşüşle 390 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Kümülatif ihracatımız geçtiğimiz yılın aynı dönemine kıyasla %17.8 artış gösterdi. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise %176 olarak gerçekleşti.

    ‘Made in EU’

    Türkiye, artık resmen ‘Made in EU’ (Avrupa Malı) düzenlemesi kapsamına alındı. Biliyorsunuz; yıl başında ab ile Hindistan arasında imzalanan anlaşma, rekabet gücümüz adına hepimizi endişelendirmişti. Ancak yeşil mutabakat ve sınırda karbon düzenlemesi gibi süreçlerde sergilediğimiz titizlik, bugün meyvesini verdi. Bu yeni düzenleme, o endişelere verilmiş en güçlü ve haklı cevaptır. Artık ürünlerimiz, Avrupa pazarına hiçbir kısıtlama olmaksızın Avrupa malı etiketiyle girebilecek.

    Bu sadece bir etiket değişimi değil; Türkiye’nin Avrupa üretim ekosistemindeki ayrılmaz yerinin tescilidir. Bu fırsat, hem rekabet gücümüzü artıracak hem de ülkemize nitelikli yatırımları çekecektir. Artık sadece bir ‘tedarikçi’ değil, Avrupa üretim zincirinin ana merkezlerinden biriyiz.

    Sanayi Sıçraması

    Ancak bu fırsat penceresinden geçmek için sadece mevcut yapımızı korumak, ayakta tutmak yetmez. Bunun yerine, sanayiyi yeni nesil bir anlayışla baştan tasarlamak zorundayız. Türkiye, sanayi basamaklarını birer birer tırmanan bir ülke olmanın ötesine geçmeli gerçek anlamda bir ‘sanayi sıçraması’ gerçekleştirerek lig atlamalıdır.  Bu sıçrama sadece daha fazla üretmek değil, daha akıllı, daha yeşil ve daha katma değerli üretmek demektir. Hedefimiz, küresel tedarik zincirinde ‘sipariş bekleyen’ bir halka olmak değil, o zincirin bizzat tasarımcısı ve oyun kurucusu konumuna yükselmektir.

    Sanayinin Demiryoluna Entegrasyonu

    Bildiğiniz gibi karasu demiryolu projesi 12 yıldır atıl bir durumdaydı. Geçtiğimiz yıl ihalesi tekrar yapıldı ve çalışmalar da resmi olarak başladı. Bizler de bu gelişmeyle birlikte demiryolunun sanayi bölgeleriyle entegrasyonu konusunu gündeme getirdik.

    Karasu demiryolumuz aynı zamanda karasu limanıyla da entegre edilecek. Demiryolu en ucuz, en uygun ve en fizıbıl taşıma operasyonudur. Bu projenin sanayi bölgeleriyle de bağlantılı olması ciddi bir kazanım ve lojistik güç sağlayacaktır.

    Şehrimizin ve ülkemizin önemli ihracatçılarından olan Toyota’nın da demiryolu bağlantısı ihtiyacı var, yıllardır dile getiriyor. Üretilen araçları karayoluyla limanlara taşımaktansa demiryolu ile limanlara ve Avrupa’ya sevk etmek ciddi bir rekabet avantajı yaratacaktır.

    Bu önemli konu TOBB Ulaşım ve Lojistik sektör meclisinin de ana gündeminde yer almış durumda. Meclis üyemiz yiğit ateş de odamızı temsilen o mecliste yer alıyor ve kendisi bakanlığa bu konu ile ilgili bir sunum gerçekleştirdi. TOBB’dan da bu önerimize ciddi destek var. Çünkü bu projeye Çin ve Avrupa arasını Zengezur koridorundan birbirine bağlayacak önemli bir proje olarak bakılıyor.

    Uluslararası anlamda da önemli kazanımları beraberinde getirmesi bekleniyor. Oda olarak bu konunun üzerine gideceğiz.  Demiryolu güzergahında planladığımız lojistik OSB’mizin de demiryolu projesi ile eş zamanlı tamamlanması şehrimizin lojistik üs anlamında stratejik konumunu güçlendirecek.

    E-Haciz

    Geçtiğimiz meclis toplantımızda dile getirdiğimiz ve ay içerisinde gündeme taşıdığımız e-haciz konusuna bir kez daha değinmek istiyorum. Bu ciddi bir konu ve iş insanlarına hiçbir hareket imkanı tanımıyor. Bir tuşla koyulan E-Hacizi kaldırmak için de ciddi mesai harcanıyor.

    Borcun meblağı düşük olsa da tüm hesaplara, kartlara tedbir uygulanması günlük iş akışıyla uyuşmuyor. Uygulamanın uygulanış biçiminin değişmesi gerekiyor. E-haciz son başvuru yöntemi olmalıdır. Bunu TOBB’a da ilettik.

    Trafik Cezaları

    Bir de trafik cezaları var. Bu konuda çok telefon geliyor. Son dönemde artan trafik cezaları ve denetim uygulamaları, ne yazık ki amacını aşıyor. Ciddi bir mağduriyet oluşturmaya başladı. Elbette trafik güvenliği ve kurallar önemlidir. Ancak ekonomik zorluklarla mücadele eden üyelerimiz için bu cezalar, bir mali yük haline geldi. Denetimlerin cezalandırıcı değil, eğitici ve ticari hayatın sürekliliğini gözetici bir anlayışla yürütülmesini bekliyoruz.

    Vergi Denetimleri

    İş dünyamızın omuzlarındaki bir başka ağır yük de vergi denetimleri… Hazine ve maliye bakanlığı vergi denetim kurulu (VDK), lüks harcamalar ile beyan edilen gelirler arasındaki uyumsuzluğa yönelik çok geniş kapsamlı bir inceleme başlattı. Risk Analiz Merkezi’nin verilerine göre, 16 bin 300 mükellef mercek altında.

    Kredi kartı harcamalarından gayrimenkul alımlarına kadar her detay izahata çağrılıyor. Elbette kayıt dışı ile mücadeleyi ve vergi adaletini hepimiz destekliyoruz ancak sahadan aldığımız geri bildirimler, üyelerimizin bu süreçte ciddi bir mağduriyetle karşı karşıya olduğunu gösteriyor.

    Çünkü hepimiz biliyoruz ki; ticaretin doğası gereği her harcamanın kaynağını yıllar sonra bile ‘bire bir evrakla’ ispatlamak her zaman mümkün olmuyor. Evrak eksikliği veya teknik detaylar nedeniyle iş insanlarımız, telafisi güç vergi zayi cezalarıyla karşı karşıya kalıyor. Buradan yetkililere de bir çağrıda bulunmak isterim: denetimler, dürüst mükellefi cezalandıran veya iş dünyasını üretimden soğutan bir sürece dönüşmemelidir. İradeden beklentimiz; mükellefin izahatlarını hakkaniyetle değerlendiren, mağduriyetleri önleyen ve yapıcı bir denetim modelinin işletilmesidir. Üretim gücümüzü korumak istiyorsak, vergi sistemimizi de cezalandırıcı değil, teşvik edici ve gerçekçi bir zeminde tutmak zorundayız.

    Öğretmen Cinayeti

    Cezalar, denetimler bir tarafa toplumsal yozlaşma da göz ardı edilemeyecek bir noktaya da gelmiş durumda. Biz burada sadece ekonomik bir mağduriyeti değil, toplumsal bir sızıyı da paylaşmak zorundayız.  Asıl tehlikenin ekonomik sıkıntılar değil, toplumsal çözülme ve derin bir “değerler erozyonu” olduğunu üzülerek izliyoruz.

    Geçtiğimiz haftalarda hayattan koparılan öğretmenimizin ve Sakaryalı futbolcumuzun acısı hala yüreğimizde. Allah’tan rahmet, kederli ailesine ve eğitim camiamıza başsağlığı diliyorum.

    Yerli Malı Tebliği

    Ülkemizi dışa bağımlılığını azaltmak adına bu yılın başında önemli bir adım atıldı ve “yeni yerli malı tebliği” yürürlüğe girdi. Odamız, bu yeni dönemde de yerli üretimin tescili noktasında belge düzenlemeye devam ediyor. Burada özellikle otomotiv sektörümüzü ve tedarik zincirimizi ilgilendiren bir hatırlatmam var:

    Artık kamu alımlarında ve engelli vatandaşlarımızın araç edinimlerinde, bakanlığın ilan ettiği “motorlu araçlar yerli katkı oranı beyanları” esas alınacak. Üretimde istikrarın bozulmaması için otomotiv sektörüne 1 temmuz 2026 tarihine kadar geçiş süreci tanındı.Bu konuda odamız sanayi müdürlüğü üyelerimizin sürece doğru ve hızlı şekilde adapte olmasına destek olmak amacıyla yeni yerli malı belgesi ile ilgili bilgilendirme ve başvuru yöntemlerine yönelik firmalarımıza birebir bilgilendirme toplantıları düzenliyor. Araç üretim sürecinde yer alan tüm tedarikçi üyelerimiz, odamız sanayi müdürlüğü ile iletişime geçebilirler.

    Gündem maddelerinin müzakere edildiği toplantının “Yönetim Kurulunun Aylık Faaliyetleri” maddesinde söz alan; Maddede söz alan:

    33. Meslek Komitesi (Makine ve Otomasyon Sistemleri Üreticileri) Meclis Üyesi Günay GÜNEŞ, “

    Büyükşehir Belediye Başkanımızın hepimizin geleceğine yönelik çalışmalarını içeren sunumu çok keyifli ve güzeldi kendisine teşekkür ediyorum. Kendisi konuşmasında “Ayrıştıran kaybetmeye mahkumdur,” dedi. Biz de burada ayrıştırmamalıyız. Sayın başkanımızın seçim sürecinden sonra ayrıştırmadan süreç geçireceğiz diye bir değerlendirmesi vardı. Teşekkür ediyorum. Ama söylemle eylem her zaman aynı olmuyor.   Ramazan Ayı elbette iftar programlarıyla geçti. Akgün başkanımız da birçok iftara katıldı, ancak bir konuyu kınıyorum: mikrofondan kimse bir komite için oy isteyemez. 20 bin üyesi olan bir STK başkanı kimse için oy istememelidir. Bu bizi ayrıştırır işte; seçim süreci başladı ve bu ayrıştırmalardan vazgeçelim.” dedi.

    Gündem maddelerinin müzakere edildiği toplantının devamında “Meslek Komitelerinin Sorunlarının Görüşülmesi” Maddesine geçildi. Maddede söz alan:

    29. Meslek Komitesi (Eğitim ve Öğretim Faaliyetleri) Meclis Üyesi Kenan TAÇYILDIZ, “2 Mart’ta bir öğretmenimiz katledildi. Sosyal medyada öğretmenlerin öğrenciler tarafından tiye alınması, veliler tarafından darp edilmesini görüyoruz. Bize ne oldu diye düşünmemiz gerekir. Okullarda önlem alınması gerekir. Okullar eğitim- öğretim yeridir. Bakanlığımız gerekli önlemleri alacağına inanıyorum.

    Değerli velilerimiz çocuklarını seviyorlar ve biz öğretmenler de onları onlar kadar seviyoruz. Bizler çocuklarımızın reel hayata hazırlanması için çabalıyoruz ancak velilerimiz çok duygusal davranabiliyor. Maalesef velilerimiz çocuklarına yeteri kadar hata yapma, hayal kurma imkanı vermiyor. Çocuklar serbest bırakılmalıdır. Onların öğretmeni biziz. Sizler anne-baba olun, bizler öğretmenlik yapalım.

    12 Mart’ta istiklal marşımızın kabul gününde kendini bilmez bazı idareciler bu ülkenin temiz çocuklarını alet ederek mili maşımızı farklı dille okuttular. Kendilerini kınıyorum. Hoşgörüyle bakılacak bir olay değildir. Hepimizi ilgilendiren ancak alışılmış çaresizliğimiz var: elektrik kesintileri. Bu konuya hiçbir şey yapamıyoruz. Elektik şirketine hiçbir yaptırım uygulanamıyor. Bayramda bile elektrik kesintileri yaşadık. Bu son bulmalıdır.” diye konuştu.

    7. Meslek Komitesi (Isıtma, Soğutma ve Mekanik Tesisatçılar) Meclis Üyesi Adem BİLGEN, “Sakarya’mızda yeni el değiştiren gaz dağıtım şirketiyle alakalı ciddi sorunlar yaşıyoruz. Geçiş sürecinde elbette bir operasyon süreci yaşanabilir. Bizler de firmalar olarak buna destek olabiliriz. Ancak tesisat firmaları olarak bizler karşımızda profesyonel iletişim kuracak birini bulamıyoruz. Firmada kararlar merkezden alınıyor. Yakında bir randevu talep ettik. Üyelerimizin sahipsiz olmadığını, EPDK kuralları çerçevesinde belirli haklarımız olduğunu hatırlatmak istiyoruz.” dedi.

    16. Meslek Komitesi (Sigortacılık ve Finans) Meclis Üyesi Zafer YILDIRIM, “Ülkemizde en çok kazanan sektörler hep aynı. Ancak herkesin en çok kazancı da gideri de maalesef faiz. Bankalar, kredi kooperatifleri, yatırım şirketleri arasında sigorta acenteleri ve şirketleri de gösteriliyor ancak bizim payımız ise bunda 10 binde 3’e tekabül ediyor. Adalet eşitlik ve mesleğin devamlılığı adına destekler bekliyoruz. Sektör olarak NACE kodu düzenlemesi, sigorta acentelerinin doğru konumlandırılarak desteklere erişebilmesi gerekiyor. TOBB’dan bu konularda destek bekliyoruz. Her kesimde ciddi bir geçim problemi var. SGK, vergi dairelerinden sürekli e-haciz bildirimi geliyor. Devlet özel fark etmeksizin bankalar hep alma derdindeler. Firma sayısında artış gözükse de sicili bozuk firmalar bölünüyor. Artık iş dünyasının yönlendirmelerinin itibar sayıldığı bir ortam sağlanmalıdır.” dedi.

    19. Meslek Komitesi (Ulaşım ve Taşımacılık Grubu) Meclis Üyesi Yunus Emre ELBEK, “Komite olarak istişare toplantısı tertipledik ve üyelerimizden birçok talep var. Taşımacılık sektörü özel-devlet firmalarıyla çalışıyor. Özel firmalarla yapılan sözleşmelerde fiyat farkı yakıt farkı maddesi koyulabiliyor. Devlet kurumlarında ise bu mümkün olmuyor. Bu sağlıklı bir devamlılık sağlamıyor. Şehrimizde “S” plaka uygulamasında personel plakası yapılan araçla öğrenci taşımacılığı yapılamaz deniyor. Bize personel taşımacılığı için ayrı öğrenci taşımacılığı için ayrı araçlar ve plakalar alınması söyleniyor. Bu reel piyasada pek mümkün olmayan bir uygulamadır. Maliyetler bu şekilde içinden çıkılmaz bir hal alabilir.” ifadelerini kullandı.

    22. Meslek Komitesi (Otomotiv ve Yan Sanayi) Meclis Üyesi Yiğit ATEŞ, “Karasu limanımızın raylı sistem ile OSB’lere bağlanması için Akgün Başkanımızla ciddi girişimlerde bulunduk. TOBB ulaşım sektör meclisinde bakanlığa bu konuda detaylı bir sunum yaptık ve çok hızlı aksiyon alındı, liman ile ulusal demiryolu ağının 2028’e kadar bağlanacağı sözü aldık.

    Bu proje çok önemli. Ticarette yeni bir İpekyolu projesi var. Çin ile Londra arasında Süveyş kanalından 46 gün süren lojistik macera 16 güne iniyor. Burada en kritik yerlerden biri Zengezur koridorundan bir ağ oluşturuluyor. Bu koridorun Kars ile birleşmesi ulusal demiryolu ağına eklenmesi demektir. Karasu Limanımız ile bu entegrasyonunun sağlanması çok önemli bir kazançtır. 1 Ocak itibariyle sınırda karbon mekanizması başladı. Karbon kazanımından dolayı bu demiryolu projesi çok kazanç sağlayacaktır.” dedi.

    17. Meslek Komitesi (Kooperatifler, Enerji Altyapı ve Hafriyatçılar) Meclis Üyesi Adnan BORAZANCIOĞLU, “Şartlar ve bürokrasi artık daha da zorlaşıyor. TOBB’dan bir yazı geldi ve yıldırımdan korunma sistemleri teknik şartnamesinin yeniden yazılmasıyla ilgili görüş istendi. Yazının talebi 12 Mart, bize gelişi 17 Mart, görüşlerin bildirilme son tarihi de 26 Mart. 198 sayfalık bir şartname ve çok önemli. Ancak nedense hep -mış -muş ile ilerliyoruz. Gelecekte ayağımızı bağlayacak ciddi sıkıntılar var.

    Yönetimimizden 2 ricam olacak: Müşterek meslek komiteleri toplantısı meclis ile aynı gün yapılmasın. Meclis günleri daha planlı ve meclise odaklı ilerlesin.” dedi.

    34. Meslek Komitesi (Müteahhitlik Faaliyetleri) Mensubu Meclis Başkan Yardımcısı Murat EKŞİ, “Bugün müşterek meslek komitelerinde çok verimli toplantı gerçekleştirdik. Bu toplantıların sektörel fayda sağladığını düşünüyorum. AGDAŞ el değiştirdi, AKSA oldu. Akgün Başkanımız da bu geçiş sürecindeki sıkıntılarda sektörlere elinden gelecek her konuda destek olacağını belirtti, teşekkür ederiz.

    Maalesef tüm tesisatı hazır ve sadece dışarıdan AKSA’nın kutu takmasını 2 ay kadar bekleyen projeler ve üyelerimiz var. Bizler sektör olarak onlara karşı yükümlülüklerimizi mecburen yerine getirmek zorundaysak onlar da hizmet vermek zorunda. Bizlerin önünü açmaları gerekiyor.

    Özellikle vergi borcu, SGK nedeniyle firmalar darboğazda. Asıl borç faizlerin 3’te 1’i seviyesinde. Ödemek istese bile faize gücü yetmiyor. Ciddi bir yapılandırma talebi var. Ödeyebilmeleri için devletin bir ödeme planı çıkarması gerekiyor. Bizim oda aidatları ile ilgili de bu şekilde mağduriyet ileten üyelerimiz var. Belki biz yaparız da devletimize örnek oluruz yeni bir hareket başlatmış oluruz.

    Akgün başkanımızı tebrik ediyorum. Başkan adaylığını ilan etmiş. 2022 seçimi öncesinde son döneminiz olduğunu belirtmiştiniz, üyelerden meclis üyelerinden destek istemiştiniz. Günay Bey’in de konuşmasında birçok kısma katılıyorum. O programa SATSO Başkanı kimliği ile katıldığınız ve adaylığınızı orada açıkladığınız için Günay bey bu şekilde düşünmüştür. Akgün başkanımızı seviyoruz, sayıyoruz. Söylediklerinizi dikkate almak zorundayız. Siz de özen gösterirseniz daha birlik beraberlik içinde süreci götürürüz.

    31. Meslek Komitesi (Bilişim ve Telekomünikasyon) Meclis Üyesi Behlül BAYRAK, “Dünyada devam eden bu sancılı savaş süreç tüm sektörleri zorladı. Özellikle ithalat firmalarını. Yoğun bir dengesizlik var. Özellikle bir telefon markası cihaz tamirlerinin 6 aya ulaşabileceğini belirtmiş.

    Komite olarak yaptığımız multimedya ve ses sistemleri konusundaki basın duyurumuza çok ilgi oldu, sektörümüz de bundan çok dertli. Ülkenin bizim gibi her ilinden harekete geçen odalarla birlikte hükümetimiz askıya aldı.

    Finans problemleri, ödeme sıkıntıları da maalesef çoğaldı. Bizler bu ürüne taksit de yapamıyoruz, tüketici de mağduriyet yaşıyor. Tüketici hakem heyetlerinden gelen icralar yüzünden TOBB desteğiyle mevzu bahis meblağ kadar bloke uygulanması kararı alındı, hayırlı olsun. Maalesef bu konularda ciddi ve yavaş bir bürokrasi de işliyor.

    Seçim dönemine giriyoruz. Hepimiz sektörlerimiz için buradayız. Kürsüden mümkünse yönetime sirayet edecek konular bırakıp sadece sektörlerimizi konuşmalıyız. Kürsüden icraatları eleştirip, sektör odaklı sorunlarımızı iletmeliyiz.” ifadelerini kullandı.

    21. Meslek Komitesi (Otomotiv ve Yedek Parça Ticareti) Meclis Üyesi Ahmet Öztürk HACIEYÜPOĞLU, “

    İkinci el ticareti yapan yetkili firmalarda eksper raporunu ibraz etmek zorunlu. Şahıstan şahsa yapılan ticarette ise zorunluluk yok. Ancak mağduriyet bireysel satışlarda daha çok. Ekspertiz raporunun kanunen geçerli olması için firmanın tse 13805 yeterlilik belgesine sahip olması gerekiyor. Tüketicilerin mağduriyet yaşamaması adına bu sertifikalı firmalardan hizmet almalı. Olmadığı takdirde noterler belge yok diye kabul ederek kanuni hak kapısını da kapatmaktadır.

    E-haciz konusu anayasadaki eşitlik ilkesine aykırıdır. Hakim güç devlet istediği zaman istediği haczi yapıyor. Bizim alacaklarımız için de icra dairelerine yetki verip bizim alacaklarımızı da tahsil edip bize teslim etsinler. Firmalardaki personel borçlarından dolayı da firmalara ödeme emri gelmesi de yanlıştır.

    İş dünyasında yeşil pasaport ihtiyacı var. ATO’dan bir tavsiye vardı: 15 yıl düzenli vergi ve SGK ödemesini düzenli veren, devlete borcu bulunmayan iş insanlarına yeşil pasaport verilmeli talebini doğru buluyorum.

    Odamızda yeni üyelere yönelik düzenli oryantasyon toplantıları yapılıyor. Bu toplantılara komite ve meclis üyelerinin de davet edilmesi iyi olabilir. Tanışma etkinliği olur” dedi.

    Başkan Altuğ Kapanış Değerlendirme

    Meclis üyelerinin konuşmasının ardından değerlendirme yapmak üzere kürsüye gelen SATSO Yönetim Kurulu Başkanı A. Akgün ALTUĞ, “Meclis Üyelerimizin çok kıymetli değerlendirmeleri ve sektörleri için önem arz sorunları var. Bizler yönetim olarak çok önemsiyoruz. Bu sorunların komite olarak da karara dökülmesi işimizi resmi olarak da çok daha kolaylaştıracaktır, tüm komitelerimizden karar almasını bekliyoruz.

    SEDAŞ’ta yönetim değişti, AGDAŞ ise el değiştirerek AKSA oldu. İki kurumdan da randevu talep ettik. İlgili meslek komiteleriyle beraber ziyarete gideceğiz. Komitelerimizden de bu kurumlar ile ilgili sorunlarını iletmelerini istedik. En azından bize uzun bir toplantı ayarlayıp orada konuları değerlendireceğiz.

    Biz icra makamı değiliz. Biz sizlerin taleplerinizi, dileklerinizi, isteklerinizi yerlerine iletmekle mükellefiz. Yani sizlerin avukatıyız. Bu avukatlığı yapmaya da devam edeceğiz.

    Konuşulmaya devam eden tüm konuları TOBB’a tekrar tekrar yazacağız. Üye orantasyon programlarımız devam edecek ve bunları duyuruyoruz. Talep eden tüm meclis ve komite üyelerimiz gelebilir.

    Başkan Altuğ; “Seçim Sürecine Giriyoruz”

    Başkan Altuğ ayrıca Meclis Başkanvekili Murat Ekşi’nin seçim süreci ile ilgili aday olmayacağı söylemini hatırlatmasına istinaden şunları dile getirdi; “Değerli Meclis Üyeleri, bir seçim sürecine giriyoruz. Bir tarafın seçim kazanması benim aday olmamama bağlıysa size Allah kolaylık versin… Burası, bu kürsü bu konuların konuşulacağı yer değil, üyelerimizin sorunları ve şehrimizin geleceğini konuşacağımız yer. Dışarıda herkes etik kurallar dahilinde ne istiyorsa yapabilir. Tabii ki burası SATSO’nun seçilmiş meclis üyelerinden oluşan bir meclis. Bir dahaki dönemde kimlerin meclis üyesi olacağına kıymetli üyelerimiz karar verecektir.” diye cevapladı.

  • Başkan Yusuf Alemdar, Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası  Mart Ayı Meclisi’ne misafir oldu.

    Başkan Yusuf Alemdar, Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Mart Ayı Meclisi’ne misafir oldu.

    Başkan Yusuf Alemdar SATSO Meclisine konuk oldu: 

    “Sanayi dönüşümü için tüm çalışmalarımız hazır, süreci başlatıyoruz”

    Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar, göreve geldiği 2 yıllık süreçte atılan her adımı ve geleceğin Sakarya için sahip olduğu vizyonu SATSO Meclisi’nde iş dünyasına tüm detaylarıyla anlattı. Başkan Alemdar, yaptığı sunumda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasıyla sanayi dönüşümünün başladığını, altyapı ve bina projelerinin hazır olduğunu açıkladı. Her kararı fikir alarak, ortak akıl yürüterek aldıklarını ifade eden Alemdar, “İlk odağımız ‘insan merkezli belediyeciliktir’ çünkü bir şehrin geleceği tüm insanların bir bütün olmasıyla mümkün. İstişareyle, ortak aklı önceleyerek şehrimize değer katmaya devam edeceğiz” dedi.

    Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar, Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası (SATSO) Konferans Salonu’nda düzenlenen Mart Ayı Meclisi’ne misafir oldu.

    SATSO Başkanı Akgün Altuğ, SATSO Meclis Başkanı Erdem Ercan, yönetim kurulu üyeleri, komite başkanları ve meclis üyelerine göreve geldiği günden bu yana 2 yıllık süreçte planlanan, hayata geçirilen ve devam eden projeleri anlattı.

    Sanayi dönüşümü için her şey hazır

    Yusuf Alemdar, ‘aynı anda her alanda’ yürütülen çalışmaları sunum eşliğinde tek tek sıralarken sanayi dönüşümünün detaylarını ilişkin bilgiler paylaştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tensipleriyle rezerv alanların ilan edildiği ifade eden Alemdar, altyapının hazırlandığını ve sanayi sitelerindeki bina projelerinin de tamamlandığını açıkladı.

    Yepyeni yaşam kültürü, fuar ve kongre merkezi

    Sanayi yükünün şehrin merkezinden dışarıya taşınacağını, mevcut bölgelerin ise sosyal ilişkilerin ve şehir kültürünün zengin olduğu düzenli yerleşim alanlarına dönüştürüleceğini ifade etti. Alemdar, ayrıca şehre kazandırılacak yeni fuar alanı ve kongre merkeziyle Sakarya üreticisini dünya pazarına açmak için çalışma yürüttüklerini anlattı.

    Ayrıştırmadan, ötekileştirmeden, hep birlikte…

    Başkan Alemdar, ‘İnsan merkezli belediyecilikle’ Sakarya’nın tüm dinamikleriyle uyumlu çalışarak ulaşımda Metrobüs, Raylı Sistem, Yazlık, Tunatan, Mithatpaşa Kavşağı ve şehre alternatif giriş ve çıkışlar sağlayan projelerden örnekler verdi.

    Daha güçlü, gelişen, Türkiye’nin örnek ve marka şehri Sakarya için gelecek vizyonunu anlatan Alemdar, “Ayrıştırmadan, ötekileştirmeden, bir arada daha güzel bir yaşamı birbirimizi severek, her türlü görüşe saygı göstererek inşa edeceğiz” vurgusu yaptı.

    Önemli gündemler

    Konu başlıkları arasında ise imza projeler AFA, Bilim Merkezi, Şehir Kütüphanesi, AKM, Uzunçarşı dönüşümü, 3 milyar TL’lik spor yatırımlarına ve şehrin en önemli gündemi Sapanca Gölü ile suyun geleceği olacak Çamdağı ve Ballıkaya projelerine yer verdi.

    Başkan Alemdar’ın yaptığı sunumdan satır başları şöyle:

    Sanayi dönüşümü planı

    “Küçük sanayi siteleri Sayın Cumhurbaşkanımızın imzasıyla kentsel dönüşüm rezerv alanları ilan edildi. Altyapı çalışmalarını bitirdik. Binaların projesi bitti, küçük sanayicimizi imalatçımız daha düzenli sanayi merkezini kavuşturacağız. Bu süreçte de SATSO Başkanımız Akgün Altuğ ile koordineli bir şekilde çalıştık.”

    İnsan odaklı belediyecilik

    “Birinci odağımız insan merkezli belediyeciliktir. Bir şehrin geleceği, o şehirde yaşayan insanların bir bütün olmasıyla mümkün. Bu şehirdeki herkesin düşüncesi kıymetlidir. Biz bu işi hiçbir bireyselleştirmedik. ‘Bu Şehir Hepimizin’ sloganıyla yola çıktık. Bu şehirdeki 672 mahallenin büyük bir kısmını gezmiş, sokaklarının ne durumda olduğunu bizzat görmüş biriyim. En alt ekonomik seviyeden en üst seviyeye kadar herkesle temas kuruyorum.  Esnafımızı dinledim, vatandaşımızı dinledim. Bu şehirde yaşayan ve bu şehir için emek veren herkesi kardeş olarak gördüm.”

    Sakarya ulaşımı çağ atlıyor

    “Aynı şekilde sanayicimiz, üreticimiz ve meslek komitelerimiz de bu şehrin gelişmesi için çalışıyor. Hepimizin amacı bu şehre hizmet etmek, eksikleri gidermek ve geleceğine yön vermektir. Şehrimizin önemli sorunlarından biri ulaşımdı ve buradan başladık. Toplu taşımayı geliştirdik ve geleceğe taşıyoruz. Uygun maliyetli ulaşım ve su imkanını vatandaşımıza sunuyoruz. Büyükşehirler arasında en uygun ulaşımı sağlayan şehirlerden biriyiz.”

    Metrobüs hattını bu bakış açısıyla da değerlendiriyoruz

    “Metrobüs hattımızı hazırladık ve hizmete sunduk. Afet bölgesindeyiz ve şehir Yenikent bölgesine doğru kaydı. Metrobüs aynı zamanda itfaiye ve ambulansın kullanabileceği bir hat oldu. Üstelik mevcut ulaşım aksından bir metre yol almadan bunu gerçekleştirdik. Çünkü şehir merkezlerinde sadece trafik değil, sosyal iletişim de önemlidir.”

    ADARAY için yeni hat hedefleri

    “Metrobüsün ardından ADARAY’ı devreye aldık. Sakarya gelişiyor ve büyüyor. ADARAY’ı Pamukova’dan ve Sapanca Yanık’tan Gar Meydanı’na kadar ulaştırmayı hedefliyoruz. Durak projelerini hazırlıyoruz ve vatandaşlarımıza daha özgür bir ulaşım imkânı sunacağız.”

    AFA, AKM, Şehir Kütüphanesi, Bilim Merkezi…

    “AFA Kongre ve Kültür Merkezi’nin ihalesini yaptık, ay sonunda kazma vurmayı hedefliyoruz. AKM deprem sonrası buluşma alanıydı, tadilatını başlattık ve kısa sürede açacağız. 1 milyon Kitaplı Kütüphane ve Bilim Merkezi ile gençlerimizi geleceğe hazırlıyoruz. Büyükşehir binamız yok, farklı alanlarda hizmet veriyoruz. 30 bin metrekarelik yeni bir belediye kampüsü kurarak tüm birimleri tek çatı altında toplayacağız.”

    Gençler için 3 milyarlık spor yatırımı

    “Şehrimizin merkezi olan Uzunçarşı’yı yıl sonuna kadar tamamlamayı hedefliyoruz. Gençlerimiz için 3 milyar TL’yi bulan spor yatırımlarını hayata geçiriyoruz. Yüzme havuzları, kapalı spor salonları ve gençlik merkezleri inşa ediyoruz. Sapanca ve Pamukova meydan projeleriyle şehir estetiğini güçlendiriyoruz. Parklar, millet bahçeleri ve sosyal alanlarla vatandaşımıza nefes alacak alanlar oluşturuyoruz.”

    Raylı sistemde ilk hedef Kampüs

    “Raylı sistem projesini başlatıyoruz. İlk etapta stadyumdan kampüse uzanan hattı hayata geçireceğiz. Yazlık Kavşağı başta olmak üzere tüm ulaşım akslarını bütüncül bir şekilde planlıyoruz.”

    Karasu Demiryolu, fuar ve kongre merkezi

    “Sanayi ve üretim bizim için ayrı bir öneme sahip. Arifiye-Karasu Demiryolu Projesi ile üretim merkezlerini limana bağlayarak ticareti güçlendirmeyi hedefliyoruz. Çünkü üretilen malın pazara hızlı ulaşması şarttır. Küçük sanayi sitelerini dönüştürüyoruz. Daha modern ve düzenli üretim alanları oluşturuyoruz. Aynı zamanda bu şehre yakışır bir fuar ve kongre merkezi kazandırmak istiyoruz. Bu proje ile sanayicimizi ve üreticimizi dünyaya açmayı hedefliyoruz.

    Sapanca Gölü, Çamdağı, Ballıkaya…

    “Sapanca Gölü bizim içme suyu kaynağımızdır, can damarımızdır. Bu gölü korumak zorundayız. Altyapı çalışmalarında asbestli boruları yeniliyor, kayıp-kaçak oranını azaltıyoruz. Ballıkaya ve Çamdağı baraj projeleriyle şehrin su sorununu çözmeyi hedefliyoruz. Tüm paydaşlarımızla birlikte Sapanca Gölü’nü korumaya devam edeceğiz. 2 yılı tamamlamak üzereyiz. Bu süreçte şehrin tüm kesimleriyle uyum içinde çalıştık. Hepimiz aynı şehirde yaşıyoruz ve bu şehrin geleceği için birlikte mücadele ediyoruz.”

    Öncelik: Kentsel Dönüşüm

    “Birinci önceliğimiz kentsel dönüşümdür. Çünkü bu, şehrimizin geleceğini teminat altına alacak en önemli adımdır. Kentsel dönüşüm ise bizim için en kritik konudur. Bu bir zihniyet dönüşümüdür. Deprem gerçeğini unutmadan hareket etmek zorundayız. Sağlam binalar inşa ederek insanlarımızın hayatını güvence altına almak zorundayız. Çünkü deprem değil, binalar öldürür.”

    Tüm projeler istişare ve ortak akılla hayat buluyor

    SATSO Başkanı Akgün Altuğ, “Büyükşehir Belediye Başkanımız Yusuf Alemdar’la birlikte, şehrin paydaşları olarak istişare ile hareket ediyor, Büyükşehir ekipleriyle görüşüyor, toplantılar yapıyoruz. Her yatırım, her proje bir istişare sonucu ortaya çıkıyor. Daha önce AKOM’da katıldığımız toplantılar oldukça verimli geçti. Bugün de sizleri SATSO’da misafir ediyoruz. Katılımınız için teşekkürlerimizi sunuyor, başarılar diliyoruz” dedi.

    Projeler şehrimizin yaşam dinamiğini yukarı taşıyan vizyoner adımlardır

    SATSO Meclis Başkanı Erdem Ercan ise, “Şehirler ortak akıl ve güçlü iletişim ile büyür. İletişim kanalları açık olan şehirler kazanır. Şehir olarak son yıllarda yakaladığımız ivmede bu dayanışma ruhu vardır. Büyükşehir Belediyesi ile iş birliğimizi çok kıymetli buluyoruz. Projeler şehrimizin yaşam dinamiğini yukarı taşıyan vizyoner adımlardır.” dedi.

    Sunum sonrası Başkan Yusuf Alemdar’a SATSO üyeleri tarafından şehir hakkında sorular soruldu ve her bir soruya cevap verdi.