Kategori: Sür Manşet

  • “Yazlık Kavşağı öncesinde önemli bir yatırımı devreye alıyoruz”

    “Yazlık Kavşağı öncesinde önemli bir yatırımı devreye alıyoruz”

    Başkan Alemdar, Yazlık Kavşağı’na alternatif olacak duble yol sahasında

    “Yazlık Kavşağı öncesinde önemli bir yatırımı devreye alıyoruz”

    Başkan Yusuf Alemdar, Yazlık Kavşağı’nda ve proje devreye alınana kadar Yenikent ulaşımını rahatlatacak yeni kaçış noktası olan duble yol projesinde son durumu inceledi. Başkan Alemdar, “Yeni duble yolda kazı dolgu işlemi bitti ve asfalt hazırlığımız var. Güçlü altyapıyla yoğun yağışlara karşı hazır edeceğiz. Yazlık Kavşağı’nda da çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bölge ulaşımını rahatlatacak kavşak projesinin yanı sıra inşa ettiğimiz arter ile önemli bir alternatif oluşturacağız” dedi.

     

    Sakarya Büyükşehir Belediyesi, şehrin trafiğinde ana omurga olarak nitelendirilen Yazlık Kavşağı’nda tarihin en büyük ulaşım projesiyle yepyeni bir dönem başlatıyor.

    Yenikent ulaşımı…

    Başkan Alemdar’ın talimatıyla Yenikent’ten Adapazarı’na dönüş istikametinde her gün mesai başlangıcı ve bitişinde ciddi yoğunluğa ulaşan trafiğin akışını rahatlatmak için ise yeni bir duble yol inşası başlamıştı.

    Prof. Dr. Sebahattin Zaim Bulvarı üzerinde inşa edilecek yeni köprü ve duble yol için çalışmaların hummalı şekilde devam ettiği sahayı ziyaret eden Başkan Alemdar, incelemeler yaptı ve son duruma ilişkin bilgiler aldı.

    Taşkınlara dirençli

    SASKİ Genel Müdürü Seyit Sakallıoğlu ve Genel Sekreter Yardımcısı Aslan Yılmaz’ın katıldığı incelemelerde içme suyu, yağmursuyu ve kanalizasyon hatlarına yönelik çalışmaları görüşen Alemdar, projenin yoğun yağmur ve taşkınlara karşı dirençli şekilde inşa edileceğini ve 25 metre genişliğe sahip yolun önemli bir alternatif olacağını söyledi.

    “Önemli bir alternatif olur”

    Alemdar şunları söyledi: “Yazlık Kavşağı’na yakın bir noktadan başlayacak yeni güzergâh, Sebahattin Zaim Bulvarı ile Çevre Yolu arasındaki bağlantıyı sağlayacak. Ayrıca Sabahattin Zaim Bulvarı üzerinde yapılacak araç ve yaya köprüsünün ihalesi tamamlandı ve ilk kazma vuruldu. Tüm bağlantılarıyla birlikte toplamda bin 600 metre uzunluğunda ve 25 metre genişliğindeki duble yolumuz bölgenin ulaşımında önemli bir alternatif olacak”

    Yoğun yağışlar olsa dahi…

    “An itibariyle yolun kazı dolgu işlemi tamamlandı ve asfalt hazırlıkları devam ediyor. Öte yandan güçlü altyapı sayesinde yeni güzergâh yoğun yağışlara karşı güvenli hale getirilecek. Aynı zamanda içme suyu yatırımı ile hızla gelişen bölgenin su ihtiyacı kesintisiz olarak karşılanacak.”

    “Tamamlamak için gayretle çalışıyoruz”

    “Yazlık Kavşağı’na bir yandan yeni alternatifler üretirken, bir yandan da projenin hızlı bir şekilde tamamlanması gerekiyor. Yazlık Katlı Kavşağı projemizi tamamlamak için gayretle çalışıyoruz.”

  • Akademi’de ilk ders Mesnevi: “Kendini bilmenin rehberi”

    Akademi’de ilk ders Mesnevi: “Kendini bilmenin rehberi”

    Akademi’de ilk ders Mesnevi: “Kendini bilmenin rehberi”

    Büyükşehir Akademi’de ilk ders zili çaldı. 8 hafta sürecek Akademi eğitimlerinde ilk

    ders ‘Mesnevi Okumaları’ oldu. Prof. Dr. Sezai Küçük, “Mesnevi, insanın kendini

    bilme, sorumluluklarını idrak etme ve hakiki kulluğa ulaşma yolculuğunu anlatan

    güçlü bir rehberdir” ifadelerini kullandı.

    Sakarya Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Büyükşehir Akademi’de yeni

    dönem dersleri başladı. Kültür ve sanat alanında nitelikli içerikleriyle dikkat çeken

    akademide, 8 hafta boyunca sürecek eğitim programı Mesnevi Okumaları dersiyle birlikte

    başladı.

    İlk ders Mesnevi ile başladı

    Prof. Dr. Sezai Küçük’ün katıldığı ‘Mesnevi Okumaları’ dersinin ilk haftasında tasavvufi

    bir çerçevede insanın kendini tanıma yolculuğu konuşuldu. Küçük, Hz. Mevlana’nın en

    önemli eseri olan Mesnevi’nin de bu anlamda insanın kendini bilme, sorumluluklarını

    idrak etme ve hakiki kulluğa ulaşma yolculuğunu anlatan güçlü bir rehber olduğunu

    belirtti.

    “Oku” emri ve kulluk bilinci

    Prof. Dr. Sezai Küçük, “Kur’an’ın ilk emri “Oku”dur. “Oku” emriyle başlayan bu çağrı,

    insanın kendini bilmesi, kendini tanıması, Allah’a layık bir kul olması ve O’nu

    görüyormuşçasına bir kulluk anlayışıyla kulluğunu yerine getirmesi çağrısıdır. Hz.

    Mevlana’nın Mesnevi’si de bu anlamda, Allahu Teâlâ’nın “Oku” emriyle başlayan

    kendimizi tanımak, kendimizi bilmek, Allah’a halis kul olmak ve bu doğrultuda

    yükümlülüklerimizi, sorumluluklarımızı yerine getirmek için bu hayatı yaşama

    gayretimizin bir ifadesi olarak karşımıza çıkar” dedi.

    Mesnevi: 26 bin beyitlik rehber

    Prof. Dr. Küçük, “Hz. Mevlana’yı konuşurken ilk gündemimiz Mesnevi olacaktır. Onun

    bırakmış olduğu bu eser, yaklaşık 26 bin beyitten oluşmaktadır. İslam’ın imandan sonra

    “ihsan” dediğimiz yolculuğunu anlatan ve Hz. Mevlana’nın kendi ifadesiyle Kur’an’ın

    sırlarını bize aktaran bir kitaptır Mesnevi. İnsanın kendisini tanıma yolunda ona rehberlik

    eden önemli bir eserdir” ifadelerini kullandı.

    Akademiye yoğun ilgi

    8 hafta boyunca 7 farklı başlıkta verilecek Akademi eğitimlerine yeni dönemde 906 kişi

    katılacak.

  • Koruyucu aile yanındaki çocuklara “bütünleşik sağlık” desteği!

    Koruyucu aile yanındaki çocuklara “bütünleşik sağlık” desteği!

    Koruyucu aile yanındaki çocuklara “bütünleşik sağlık” desteği!

    Üsküdar Üniversitesi, İçişleri Bakanlığı tarafından kabul edilen ve Türkiye’de bir “sosyal inovasyon modeli” olarak hayata geçirilen “Çocuk Dostu Bütünleşik Sağlık Hizmetleri Modeli” projesinin açılışını gerçekleştirdi. Koruma altındaki ve koruyucu aile yanındaki çocukların biyo-psiko-sosyal iyilik hallerini artırmayı hedefleyen proje; diş sağlığından dil ve konuşma terapisine kadar geniş bir yelpazede hizmet sunacak. 

    Toplumda dezavantajlı bireylerin oranının sanıldığından daha yüksek olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Toplumun yaklaşık yüzde 40-50’si dezavantajlı. Bu kesim mutlu olmadıkça diğerlerinin mutlu olması mümkün değil. Dolayısıyla bu konu yalnızca o bireyleri değil, tüm toplumu ilgilendirir.” dedi.

    İstanbul Vali Yardımcısı Hasan Gözen, toplumsal dönüşüm sürecinde aile yapısının değiştiğine dikkat çekerek, “Ülkemiz hızla sanayileşen, toplumsal ilişkileri farklılaşan bir süreci yaşıyor.” diye konuştu.

    Üsküdar Üniversitesi, İstanbul Valiliği, Ümraniye Kaymakamlığı, İstanbul Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ve İstanbul Koruyucu Aile Derneği (İSTKAD) iş birliğiyle hazırlanan projenin açılış toplantısı, Üsküdar Üniversitesi Senato Salonunda geniş bir katılımla yapıldı. Proje ile dezavantajlı çocukların sağlık hizmetlerine erişiminin “çocuk dostu” bir modelle bilimsel temelli ve multidisipliner bir yapıda sürdürülebilir kılınması amaçlanıyor.

    Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Toplumun yarısı dezavantajlıyken diğer yarısı mutlu olamaz”

    Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, dezavantajlı bireylerin toplumsal huzur ve güven açısından kritik bir rol oynadığını vurgulayarak, empati ve sosyal sorumluluk çağrısında bulundu. Prof. Dr. Tarhan, toplumun önemli bir bölümünü oluşturan dezavantajlı kesimlerin göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti.

    Toplumda dezavantajlı bireylerin oranının sanıldığından daha yüksek olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Toplumun yaklaşık yüzde 40-50’si dezavantajlı, üretmeyen kişiler olarak kabul edilir. Bu kesim mutlu olmadıkça diğerlerinin mutlu olması mümkün değil. Evde dezavantajlı bir birey varsa, o evde huzurdan söz edilemez. Dolayısıyla bu konu yalnızca o bireyleri değil, tüm toplumu ilgilendirir.” dedi.

    Avantajlı kişilerin en önemli görevi, dezavantajlı bireylerle empati kurabilmek

    Avantajlı bireylerin sorumluluğuna işaret eden Prof. Dr. Tarhan, empati kurmanın önemine vurgu yaparak, “Avantajlı kişilerin en önemli görevi, dezavantajlı bireylerle empati kurabilmektir. Bu sağlanabilirse toplumsal güven ve huzur da beraberinde gelir.” ifadelerini kullandı.

    Küresel ölçekte aile yapısına yönelik tehditler bulunduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Küresel bir kültürel emperyalizm aileyi hedef almış durumda. ‘Aileye ne gerek var’ anlayışını yaymaya çalışan projeler var. 2017 yılında bağımlılıkla ilgili incelediğim bir projede aile karşıtı unsurlar dikkat çekiyordu. Destekleyen kurumlara baktığımızda Birleşmiş Milletler Nüfus Planlama Fonu’nun yer aldığını gördüm. Anne-baba duygusunu zayıflatarak nüfusu azaltmayı hedefleyen bir zihniyet söz konusu. Bu tür yaklaşımların farkında olunmalı.” diye konuştu.

    Çocuklar günümüzde en kırılgan kesim

    Çocukların günümüzde en kırılgan kesimlerden biri olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, aile içi iletişimde kıyaslamanın olumsuz etkilerine değindi. Prof. Dr. Tarhan, “Bir ebeveyn çocuğuna ‘Arkadaşın ne güzel çalışıyor’ dediğinde, çocuğun ‘Ben seni hiç arkadaşınla kıyaslıyor muyum?’ şeklinde yanıt vermesi, çocukların artık daha bilinçli ve hassas olduğunu ortaya koyuyor.” ifadelerini kullandı.

    Devletin dezavantajlı çocuklara yönelik çalışmalarını da değerlendiren Prof. Dr. Tarhan, “Devletimiz ve İçişleri Bakanlığımız bu alanda çok önemli projeler yürütüyor. Üniversite olarak biz de toplumsal katkı alanında Türkiye’nin en yüksek puanlı kurumları arasında yer alıyoruz.” dedi.

    Nazife Güngör: “Kampüste üretilen bilgiyi toplumsal faydaya dönüştürmek önceliğimiz”

    Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazife Güngör, üniversitelerin yalnızca akademik bilgi üretmekle sınırlı kalmadığını, bu bilginin toplumsal faydaya dönüştürülmesinin temel sorumluluklarından biri olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Güngör, yeni projeye ilişkin değerlendirmesinde üniversitelerin değişen rolüne dikkat çekti.

    Prof. Dr. Güngör, “Üniversitelerin kampüs içine kapanan anlayışı artık günümüzde yok. Kampüste üretilen bilgiyi toplumsal faydaya dönüştürmek çok önemli. Biz de bu yönde adımlar attık. Eğitimin yanında toplumsal sorunlara çözüm bulmak bir diğer sorumluluğumuzdur.” dedi.

    Hasan Gözen: “Göçle değişen aile yapısına karşı koruyucu aile modeli kritik önem taşıyor”

    İstanbul Vali Yardımcısı Hasan Gözen, toplumsal dönüşüm sürecinde aile yapısının değiştiğine dikkat çekerek, koruyucu aile modelinin önemine vurgu yaptı. Gözen, üniversite, kamu ve sivil toplum iş birliğinin projelerde belirleyici rol oynadığını ifade etti.

    Konuşmasına İstanbul Valisi Davut Gül adına katılımcıları selamlayarak başlayan Gözen, projenin içeriğini değerli bulduğunu belirterek, “Ülkemiz hızla sanayileşen, toplumsal ilişkileri farklılaşan bir süreci yaşıyor. Geleneksel aile yapımızda bu tür problemler ya hissedilmiyordu ya da istatistiklere yansımıyordu. Büyükşehirlere göçle birlikte aile yapısı bozuldu. Koruyucu aile bu anlamda önemliydi. Son 30 yıl içerisinde özellikle Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın teşekkülü ve üniversitelerle iş birliğiyle güzel bir noktaya gelindi. İstanbul Valiliği olarak Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğümüz aracılığıyla projelere destek veriyoruz. Üniversitenin bilimsel birikiminin bu projeye aktarılması, derneğin sahiplenmesi ve kaymakamlığımızın benimsemesi çok kıymetli. Hayırlı olmasını diliyorum.” diye konuştu.

    Yüksel Çelik: “Koruyucu aile modeli çocuklara sıcak bir yuva sunuyor”

    Ümraniye Kaymakamı Yüksel Çelik, kamu, üniversite ve sivil toplum iş birliğinin önemli bir örneği olan projenin, çocukların sağlıklı gelişimi açısından değerli bir adım olduğunu belirtti. Çelik, önleyici sosyal politikaların önemine dikkat çekti.

    Ümraniye’nin demografik yapısına ilişkin bilgi veren Çelik, “Ümraniye, İstanbul’un en kalabalık ilçelerinden biri. Yaklaşık 730 bin nüfusa sahibiz. İlçe kaymakamlığı olarak her hafta şehit, gazi, yetim ve öksüz ailelerimizi ziyaret ediyoruz. Göreve başladığımda koruyucu aile ziyaretlerini de bu kapsama dahil ettik.” diye konuştu.

    İlçede yaklaşık 60 koruyucu ailenin bulunduğunu belirten Çelik, “Bu aileler sayesinde çocuklarımız sıcak bir aile ortamına kavuşuyor. Bu modelin yaygınlaştırılması büyük önem taşıyor.” dedi.

    Üsküdar Üniversitesi’nin projedeki rolüne değinen Çelik, “Üniversitemizin bu hassas kesime yönelik çalışmasını son derece kıymetli buluyoruz. Sorunlar ortaya çıkmadan önce önleyici tedbirlerin hayata geçirilmesi çok önemli.” diye konuştu.

    Halide İncekara: “Çocuğa ulaşamazsak toplumsal sorunları çözemeyiz”

    Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı, Özel Yetenekli Çocuklar Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Halide İncekara, çocukların toplumsal yapının merkezinde yer aldığını belirterek, çocuklara yönelik çalışmaların ihmal edilmesinin uzun vadede ciddi sosyal sorunlara yol açtığını ifade etti. İncekara, dezavantajlı gruplara yönelik projelerin önemine dikkat çekti.

    İncekara, “Çocuk dediğimiz özel bir varlıktan bahsediyoruz. Çocuğa ulaşamadığınız sürece sokağa ulaşamazsınız. Hastalıkları, suçları konuşuruz çünkü zamanında çocuğu konuşmadık. Mecliste olduğum dönemde çocuk üzerine çalışmalar yaptık. Dezavantajlı grubu en azından daha da geri kalmayacağı şartlara getirmek çok değerli. Çocuğun ailesinin zengin ya da fakir olması fark etmez, çocuk her zaman dezavantajlı olarak kabul edilip elinden tutulması gereken bir varlıktır. Bu projeyi tebrik ediyorum, kolay gelsin.” ifadesinde bulundu.

    Dr. Nebiye Yaşar: “İçişleri Bakanlığı’nın ilk sağlık odaklı sosyal inovasyon projesi”

    Toplumsal Katkı Koordinatörü Dr. Nebiye Yaşar, açılış konuşmasında projenin stratejik önemine dikkat çekerek, şunları söyledi:

    “Üniversitemiz 2025-26 döneminde 11 sosyal inovasyon model projeye bilimsel danışmanlık yapmaktadır. Ama bu bizim için çok daha özel değerde. Bu projeyi gerçekten güçlü bir iş birliğiyle, hep birlikte çok sayısız toplantı yaparak oluşturduk. Bugün burada İçişleri Bakanlığı’nın ilk defa kabul etmiş olduğu sağlık alanında bir sosyal inovasyon model projesi için buluştuk. Amacımız, koruyucu aile yanında yaşayan dezavantajlı çocukların biyo-psiko-sosyal iyilik hallerini artırmak için bilimsel kanıta dayalı bir model oluşturmaktır. Bu projede çocuklarımız ilk defa dil ve konuşma becerileri, diş sağlığı ve ihtiyaç duydukları psikiyatri desteği alanlarında bütüncül bir hizmet alacaklar. Üniversitemiz bünyesinde kuracağımız ‘Çocuk Dostu Bütünleşik Sağlık Hizmetleri Birimi’ ile bu hizmetleri sürdürülebilir kılacağız.

    Prof. Dr. Ergün Yücel: “Diş sağlığı sorunları akran zorbalığına dönüşebiliyor”

    Üsküdar Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ergün Yücel, projede çocukların fiziksel rehabilitasyonunun psikolojik süreçlerle nasıl iç içe geçtiğini dile getirerek, şöyle devam etti:

    “Dokunduğumuz hayatları iyileştirmek, rehabilite etmek temel sorumluluğumuz. Biz de bu üniversitenin en genç fakültesi olarak böyle bir projenin içerisinde bulunmaktan son derece gurur duyuyoruz. Çocukların yaşadığı travmalar fonksiyonlara da yansıyor; diş gıcırdatmadan konuşma bozukluklarına kadar birçok sorunla karşılaşıyoruz. Sağlıklı bir diş yapısı yoksa konuşma sistemi bozulur, bu da okul çağında akran zorbalığı gibi ciddi sosyal sorunları beraberinde getirir. Biz bu çocukları korkutucu klinik ortamlarından uzak, güler yüzlü ve özel çocuk kliniklerinde tedavi edeceğiz. Pedodonti bölümümüzün toleranslı yaklaşımıyla çocuklardaki diş hekimi korkusunu yenmeyi ve onları topluma daha iyi entegre olmuş bireyler olarak görmeyi amaçlıyoruz. Dil ve Konuşma Terapisi bölümümüzle birlikte yürüteceğimiz kısım çok önemli.”

    Neşe Gökalp: “Bir çocuğun elinden tutmakla sorumluluk bitmiyor”

    İstanbul Koruyucu Aile Derneği Başkanı Neşe Gökalp, koruyucu ailelik sürecinin yalnızca bir çocuğa yuva sağlamakla sınırlı olmadığını belirterek, çocukların uzun vadeli desteklenmesinin önemine dikkat çekti. Gökalp, projeyle hem kurum bakımındaki hem de koruyucu aile yanındaki çocuklara ulaşmayı hedeflediklerini ifade etti.

    Halis Kuralay: “Koruyucu ailelere yönelik bütünleşik hizmet projeleri büyük önem taşıyor”

    Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdür Yardımcısı Halis Kuralay, sosyal hizmetlerin geniş bir kapsama sahip olduğunu belirterek, farklı gruplara yönelik hizmet modelleri geliştirdiklerini ifade etti.

    Konuşmasında kurumlarının faaliyet alanına değinen Kuralay, “Biz Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü olarak engellilerden çocuklara, yaşlılardan koruyucu aile hizmetlerine kadar geniş bir alanda sorumluluk üstleniyoruz. Sosyal hizmet merkezlerimiz aracılığıyla ihtiyaçları tespit ediyor ve bireyleri uygun hizmet modellerine yönlendiriyoruz.” dedi.

  • Kardeşlerin ayrılması duygusal güvenliği riske atıyor!

    Kardeşlerin ayrılması duygusal güvenliği riske atıyor!
    Yetişkinlerin boşanma veya ayrılık süreçlerinde kardeşlerin ayrılabildiğini belirten uzmanlar, bu durumun çocuk için duygusal güvenliğin kaybı anlamına geldiğini söylüyor.

    Kardeşlerin çoğu zaman çocuk için bir duygusal destek kaynağı olduğunu aktaran Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Bu bağın kopması; yalnızlık, terk edilme hissi, kaygı ve öfke gibi duyguların yoğunlaşmasına neden olabilir.” dedi. Erken yaşlarda yaşanan ayrılıkların, bağlanma biçimlerini etkileyerek ileriki yaşlarda ilişkilerde zorluklara neden olabileceğine dikkat çeken Tunçel, kardeşlerin birlikte büyürken paylaşmayı, empatiyi ve çatışma çözmeyi öğrendiğini, ayrı büyüyen kardeşlerin ise zamanla duygusal olarak uzaklaşabildiğini vurguladı.

    Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, 10 Nisan Uluslararası Kardeşler Günü kapsamında boşanma veya ayrılık durumunda kardeşlerin ayrı büyümesinin çocukların duygusal güvenliği, psikolojik dayanıklılığı ve sosyal gelişimi üzerindeki etkileri hakkında bilgi verdi.

    Kardeşlerin ayrılması, duygusal güvenliklerini zedeliyor!

    Boşanma sürecinin çocuk için önemli bir kayıp ve yeniden uyum gerektiren bir durum olduğunu ifade eden Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Bu süreçte kardeşlerin de birbirinden ayrılması, çocuğun ‘güvenli alanlarından’ birinin daha kaybı anlamına gelir.” dedi.

    Kardeşlerin çoğu zaman çocuk için yalnızca bir aile üyesi değil, aynı zamanda bir duygusal destek kaynağı olduğunu aktaran Tunçel, “Bu bağın kopması; yalnızlık, terk edilme hissi, kaygı ve öfke gibi duyguların yoğunlaşmasına neden olabilir. Uzun vadede bu durum, çocuğun ilişkilerde süreklilik ve güven algısını zedeleyebilir. Özellikle erken yaşlarda yaşanan bu tür ayrılıklar, bağlanma örüntülerini etkileyerek daha kaygılı veya kaçıngan bağlanma stillerinin gelişmesine zemin hazırlayabilir. Çocuk, ‘yakın olduğum insanlar bir gün gider’ şeklinde bir inanç geliştirebilir. Bu da ileriki yaşlarda arkadaşlık ve romantik ilişkilerde mesafe koyma ya da aşırı bağımlı olma gibi uç davranışlara yol açabilir.” şeklinde konuştu.

    Kardeşlerin birlikte kalabilmesi, çocuğun psikolojik dayanıklılığı açısından koruyucu bir faktör!

    Kardeş ilişkisinin, çocuğun sosyal ve duygusal gelişimi için benzersiz bir alan olduğuna dikkat çeken Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Çocuklar kardeşleriyle birlikteyken paylaşmayı, çatışma çözmeyi, empati kurmayı ve duygularını düzenlemeyi öğrenirler. Aynı zamanda kardeşler, özellikle zor zamanlarda birbirleri için ‘tanıdık ve güvenli bir liman’ işlevi görür.” dedi.

    Birlikte büyüyen kardeşler arasında oluşan ortak anıların, kimlik gelişimini desteklediğini ve aidiyet duygusunu güçlendirdiğini kaydeden Tunçel, “Bu bağ, çocukların stresle başa çıkma becerilerini artırır ve yalnızlık hissini azaltır. Dolayısıyla kardeşlerin birlikte kalabilmesi, çocuğun psikolojik dayanıklılığı açısından koruyucu bir faktör olarak değerlendirilebilir.” ifadelerini kullandı.

    Temas eksikliği, kardeşler arasında duygusal mesafeyi artırır!

    Ayrı büyüyen kardeşler arasında zamanla duygusal uzaklaşma veya yabancılaşma görülebildiğine değinen Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Düzenli temas ve ortak yaşantı eksikliği, kardeşler arasında zamanla duygusal mesafenin artmasına neden olabilir. Özellikle küçük yaşlarda ayrılan kardeşler, birbirlerini yeterince tanıyamayabilir ve ilişki yüzeysel kalabilir.” dedi.

    Bunu önlemek için ebeveynlerin bilinçli bir çaba göstermesinin çok önemli olduğunu vurgulayan Tunçel, “Düzenli görüşmeler, ortak etkinlikler, tatiller ve mümkünse rutin bir iletişim planı oluşturulmalı. Günümüzde dijital iletişim araçları da bu bağı desteklemek için kullanılabilir. Ancak burada önemli olan sadece temas sıklığı değil, temasın niteliğidir yani çocukların birlikte kaliteli zaman geçirebilmesi gerekir. Ayrıca ebeveynlerin kardeş ilişkisini destekleyici bir dil kullanması ve taraf tutmaktan kaçınması da kritik rol oynar.” açıklamasını yaptı.

    Kardeşler birlikte kalmalı veya bağlarının desteklenmesine önem verilmeli!

    Ayrılığın etkisinin çocuğun bireysel özelliklerine göre değişkenlik gösterdiğini de sözlerine ekleyen Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, şunları söyledi:

    “Küçük çocuklar ayrılığı daha somut bir kayıp olarak yaşarken, ergenler bunu daha karmaşık duygularla (öfke, suçluluk, sadakat çatışması) deneyimleyebilir. Erken çocukluk döneminde yaşanan ayrılıklar, bağlanma üzerinde daha derin etkiler bırakabilir.

    Cinsiyet tek başına belirleyici değildir; ancak toplumsal roller nedeniyle bazı çocuklar duygularını ifade etmekte daha zorlanabilir veya daha fazla içselleştirebilir.

    Daha hassas, içe dönük veya kaygıya yatkın çocuklar ayrılıktan daha fazla etkilenebilir. Daha esnek ve sosyal çocuklar ise destekleyici çevre varsa daha kolay uyum sağlayabilir.

    Sonuç olarak, kardeşlerin ayrılması her çocuk için aynı etkiyi yaratmaz; ancak genel olarak bu durum, çocuğun duygusal güvenliği üzerinde risk oluşturur. Bu nedenle mümkün olan durumlarda kardeşlerin birlikte kalması, mümkün değilse de bağlarının aktif şekilde desteklenmesi büyük önem taşır.”

  • Devlet memurluğu makamı, ideolojik hesaplaşmalardan uzak durulup millete hizmet etmenin yeridir

    Devlet memurluğu makamı, ideolojik hesaplaşmalardan uzak durulup millete hizmet etmenin yeridir

    “Suç duyurusunda bulundular”

    İYİ Parti’den Vali ve Milli Eğitim Müdürüne çağrı: “Devlet memurluğu makamı, ideolojik hesaplaşmalardan uzak durulup millete hizmet etmenin yeridir”

    İYİ Parti Sakarya İl Başkanı Hasan Sarıoğlu, Milli Eğitim’e bağlı bir okulda müdür olarak görev yapan Rıza Özdemir hakkında sert açıklamalarda bulundu. Sarıoğlu, söz konusu kamu görevlisinin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 7. maddesine açıkça aykırı davrandığını ve siyasi içerikli, ideolojik beyanlarda bulunduğunun tespit edildiğini belirtti.

    SON DERECE NET

    Sarıoğlu açıklamasında, “Devlet memurları herhangi bir siyasi parti, kişi ya da zümrenin yararına veya zararına faaliyet yürütemez. Kanun bu konuda son derece nettir. Bir okul müdürünün, yani çocukların ve gençlerin geleceğini şekillendiren bir makamın ideolojik söylemlerle gündeme gelmesi kabul edilemez. Eğitim yuvası dediğiniz yer tarafsızlığın en güçlü şekilde korunması gereken yerdir” ifadelerini kullandı.

    DİSİPLİN SUÇU

    657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun ilgili hükümlerine de dikkat çeken Sarıoğlu, “Kanunun 125. maddesi çok açık; herhangi bir siyasi parti lehine ya da aleyhine fiili faaliyet yürütmek disiplin suçudur ve ağır yaptırımları vardır. Siyasi parti üyeliği ise doğrudan memuriyetten çıkarma sebebidir. Buna rağmen bu tür davranışların sergilenmesi devlet ciddiyetiyle bağdaşmaz” dedi.

    GÖRMEZDEN GELEMEYİZ

    İYİ Parti olarak konuyu yargıya taşıdıklarını açıklayan Sarıoğlu, “Sakarya’da bir okul müdürünün ötekileştirici ve ideolojik söylemlerle gündeme gelmesini asla görmezden gelemeyiz. Bu nedenle ilgili kişi hakkında suç duyurusunda bulunduk. Sayın Valimiz Rahmi Doğan ve İl Milli Eğitim Müdürü Coşkun Bakırtaş’ndan gerekli soruşturmanın ivedilikle başlatılmasını ve gereken cezai işlemlerin uygulanmasını bekliyoruz” şeklinde konuştu.

    TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ

    Açıklamasının sonunda sürecin takipçisi olacaklarını vurgulayan Sarıoğlu, “Devlet memurluğu makamı, ideolojik hesaplaşmalardan uzak durulup millete hizmet etmenin yeridir. Bu konunun sonuna kadar takipçisi olacağız” dedi.

    #iyiparti #sakarya #hasansarioğlu

  • Yusuf Alemdar’la Sakarya da tarihe geçen 2 yıl

    Yusuf Alemdar’la Sakarya da tarihe geçen 2 yıl

    Yusuf Alemdarla Sakaryada tarihe geçen
    2 yıl: En büyük yatırım dönemi diyerek
    tek tek anlattı…

    Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar, göreve geldiği 2 yıllık süreçte ilk
    adımları atılan ve Sakaryanın geleceğine yön verecek projeleri gerçekleştirdiği
    sunumla kamuoyu ile paylaştı. ADARAYın yeni ilçe hedefleri, kentsel dönüşüm ile
    sanayi dönüşümü, Sakarya Fuar ve Konser Merkezi, Sapanca Gölünün mirası, iki
    ayrı baraj ve Yazlık, Tunatan, Mithatpaşa ve SEDAŞ Kavşağı gibi projeleri anlatan
    Alemdar, programda binlerce yaşlının hayatına dokunacak Darülaceze Kampüsü
    projesini müjdeledi. Başkan Alemdar, "Umutla, güvenle, ayrıştırmadan,
    ötekileştirmeden bir arada olan Sakarya için bendeğilbiz diyoruz. 1 milyon 180
    bin vatandaşımız için yola çıktık. Bu şehir hiçbir kesimin ya da grubun değil,
    yarınlarımız için emek veren herkesin şehri. Her bir metrekaresi için hayal kurmaya,
    gayretle çalışarak geleceğin Sakaryasını inşa etmeye devam edeceğiz dedi.
    Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar’ın göreve geldiği 31 Mart tarihinden bu
    yana geçen 2 yıllık süreçte şehre kazandırılan hizmetler ve Sakarya’nın yarınlarını inşa
    edecek projeler, Erenler’de düzenlenen tanıtım toplantısında kamuoyu ile paylaşıldı.
    Yoğun katılım
    Törene Sakarya Valisi Rahmi Doğan, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz,
    AK Parti Sakarya Milletvekilleri Lütfi Bayraktar, Murat Kaya, Ali İnci, Ertuğrul Kocacık,
    MHP Milletvekili Muhammed Levent Bülbül, AK Parti MKYK Üyesi Abdurrahman
    Akyüz, AK Parti İl Başkanı Yunus Tever, MHP İl Başkanı Oğuz Alkaş, Sakarya
    Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hamza Al, Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi
    Rektörü Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık, SATSO Başkanı Akgün Altuğ, Sakarya Ticaret
    Borsası Başkanı Mustafa Genç, il müdürleri, kaymakamlar, ilçe belediye başkanları, siyasi
    partilerin il başkanları ve teşkilat başkanları, medya temsilcileri, STK temsilcileri,
    muhtarlar, basın mensupları ve vatandaşlar katılım sağladı.
    Şehrin gelecek yüzyılına yön verecek projeler…
    Alemdar, Sakarya’da temel belediyecilik faaliyetleri hiçbir aksaklık olmadan devam
    ederken insan odaklı, sosyal belediyecilik faaliyetleri ve şehrin gelecek yüzyılına yön
    verecek tarihi projeleri sunum eşliğinde anlattı.

    Her fikre değer
    “Bu Şehir Hepimizin” sloganıyla yola çıkarak fikri, siyasi görüşü veya tarafı ne olursa
    olsun herkesin düşüncelerine değer verdiklerini ve Sakarya’nın çehresini değiştirecek
    kararları bu şekilde aldıklarını vurgulayan Başkan Alemdar, Türkiye Yüzyılı’nın
    Sakarya’sını inşa edecek projeleri tek tek anlattı.

    Müjde diyerek paylaştı
    Alemdar, yaptığı sunumda “Atasını bilmeyenin yolu, hedef bulmaz” sözleriyle bakıma
    muhtaç yaşlıların yuvası olacak 43 bin metrekare alan üzerinde Darülaceze Kampüsü
    projesini inşa edeceklerini açıkladı.

    Sakarya Fuar, Kongre ve Konser Merkezi
    Ayrıca şehrin en büyük ihtiyaçları arasında yer alan ve ihracatta 7nci sırada yer alan şehre
    Sakarya Fuar, Kongre ve Konser Merkezini kazandıracaklarını ve 659 dönümlük
    arazinin kazanımını sağladıklarını paylaştı.
    Kritik projeler, önemli detaylar…
    Başkan Alemdar ayrıca ADARAY için Pamukova, Karasu, Sapanca ve Hendek hedefi,
    sanayi dönüşümü, Tığcılar 1. Etap Kentsel dönüşümündeki son durum, Sapanca Gölü'nün
    kurtuluşu için atılacak adımlar ile Ballıkaya ve Çamdağı Barajı'ndaki son durum, raylı
    sistem süreci, Sapanca Parkta gelinen duruma ilişkin önemli açıklamalar yaptı.
    Ayrıca şehrin merakla beklediği tarihi Yazlık Katlı Kavşağı Projesi ile Tunatan,
    Mithatpaşa ve SEDAŞ Kavşağı projeleriyle ilgili bazı detaylara yer verdi.
    Başkan Yusuf Alemdar’ın sunumundan satır başları şu şekilde:
    “Ben değil ‘biz’ diyerek yola çıktık”
    “Bu şehir hepimizin. Hiçbir kesimin ya da grubun değil; yarınlarımız için emek veren
    herkesin şehri. Umutla ve güvenle geleceğe yürüyen, ayrıştırmadan ve ötekileştirmeden bir
    arada yaşayan bir şehir anlayışını benimsiyoruz. Daha refah, daha demokratik ve daha
    sosyal bir Sakarya için ‘ben’ değil ‘biz’ diyoruz. Herkesin gönlüne dokunan, kapsayıcı bir
    anlayışla hareket ediyoruz. 1 milyon 180 bin vatandaşımıza hizmet etmek için yola çıktık.
    Her bir metrekaresi için hayal kurmaya, gayretle çalışarak geleceğin Sakaryasını inşa
    etmeye devam edeceğiz.”
    Darülaceze Kampüsü Projesi
    “Büyüklerimizi unutmuyor, onları hiçbir zaman yalnız bırakmıyoruz. 43 bin metrekarelik
    alanda hayata geçireceğimiz Darülaceze Kampüsü ile kimsesiz vatandaşlarımıza sahip
    çıkacağız. Bu projeyle, onları kimsenin merhametine muhtaç etmeden güvenli ve huzurlu
    bir yaşam alanıyla buluşturacağız. Atasını bilmeyenin yolu hedef bulmaz anlayışıyla,
    yaşlılarımıza sahip çıkmayı en önemli sorumluluklarımızdan biri olarak görüyoruz.”
    Sakarya Fuar, Kongre ve Konser Merkezi
    “İhracatta Türkiye’nin 7’nci sırasında yer alan Sakarya’mızın potansiyelini daha güçlü
    şekilde ortaya koymak istiyoruz. Bu doğrultuda, 659 dönümlük bir alanı şehrimize
    kazandırdık. Fuar, kongre ve konser alanı olarak hizmet verecek bu merkezle, şehrimizin
    ürettiklerini tanıtmayı ve pazarlamayı hedefliyoruz.”
    Sapanca Meydan, Karapürçek Mesire Alanı
    “Sapanca Meydanı ve Yeraltı Otoparkında çalışmalar yeniden başladı. Pamukova Meydan
    da çalışmalar kısa bir süre sonra başlıyor. Her ilçemize yeşil alanlar kazandırıyoruz. Her
    ilçemizde çocuklarımızın güvenle oynayacağı, büyüklerimizin dinleneceği bir alan
    oluşturuyoruz. Karapürçek Mesire alanı ihalemiz bitti projemize yakında başlayacağız.”
    Sapanca Gölü, Ballıkaya ve Çamdağı Barajı
    “Sapanca Gölümüzü korumak adına Ballıkaya Barajı’ndan Hızırilyas Su Dağıtımı
    Merkezine suyu kısa süre içerisinde akıtacağız. Gölümüzün yok olma tehdidini ve baskıyı

    azaltacağız. Çamdağı Barajı’nda zemin etütlerimiz tamamlandı. 3,5 milyar TLye mal
    olacak proje artık bakanlığımızın gündeminde. Barajımız ile kuzey bölgesindeki
    ilçelerimizin içme suyunu garanti altına alacağız.”
    Sapanca Parkta son durum ve işgal rakamları
    “Sapanca Gölümüzü koruyoruz. Göl çevresini de vatandaşlarımızın kullanımına açmak
    için Sapanca Park projesine başlattık. Göl kıyısındaki 8 kilometrelik güzergâhta
    çalışmalarımız bitmek üzere. Bölgedeki işgalleri kaldırılarak yürüyüş ve bisiklet yolu inşa
    ediyoruz. Göle zarar vermeden içme suyumuzu koruyarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
    Huzur Koridoru projemizin ise devamına yakında başlayacağız.”
    Kentsel dönüşüm
    “Bu şehir için kentsel dönüşüm olmazsa olmazdır. Mutlaka başarmamız gerekiyor. Bina
    analizlerini yaptık. Bina stok durumunun tamamı elimizde. Tığcılar Kentsel Dönüşüm
    Projesi 1. Etabıyla yeşil, sosyal ve güvenli bir alan oluşturacağız. Yüzde 80 uzlaşma
    sağladık. 2. ve 3. etap ile dönüşüm hızla sürecek.”
    Sakarya'da sanayi dönüşümü
    “Şehrimizin girişi küçük sanayi tesisleri iç içe girmiş bir vaziyette. Esnafımıza ve
    şehrimize katkı sunması için 2 bin 500 işyerinin yer aldığı sanayi dönüşümü projemizi
    tamamladık. Esnafımız ile görüşmeler yaparak daha yaşanabilir dirençli bir Sakaryayı
    oluşturacağız.”
    Metrobüs, yeni bulvarlar, köprüler…
    “34 yeni ulaşım aracıyla filoyu güçlendirerek himayemize kattık. 19.5 kilometrelik bir
    güzergâh ile Metrobüs sistemini 6 aylık bir süreçte hizmete geçirdik. Yeni oluşan yerleşim
    alanlarına yeni alternatif yollar ve caddeleri oluşturduk. Mevcut ulaşım akslarındaki
    ihtiyacı karşılamayan köprüleri yenileyerek hizmete sunduk. Alifuatpaşa Hemzemin
    Geçidini yıllar sonra tekrardan açarak Geyveli vatandaşlarımızın hasretine son verdik.”
    ADARAY için Pamukova, Karasu, Sapanca ve Hendek hedefi
    “ADARAY’ı tekrardan hizmete aldık. Hizmete başladığı günden itibaren 2 milyona yakın
    hemşerimiz kullandı. ADARAY’ı Pamukova, Karasu, Sapanca ve yeni açıkladığımız
    Hendek rayları ile entegre edeceğiz. Böylelikle şehrimizin dört bir yanına raylarla ulaşımı
    sağlamış olacağız.”
    Kıyı Park, tatbikat merkezi ve otopark, altyapı…
    “Karasu Kıyı Park Projesi ile Karasu turizmine katkı sağladık. Çocuklarımızın
    yaşlılarımızın sokaklarda zarar görmemesi için Türkiye ve Avrupa’nın en modern sokak
    hayvanları tesisini şehrimize kazandırdık. Deprem kuşağında bulunan bölgemize eğitim
    merkezi ve tatbikat merkezi kazandırdık. 530 araçlı Kapalı Otopark ile hastaneler
    bölgesindeki paklanma soruna çare olduk. 495 kilometre içme suyu ile 109 km
    kanalizasyon hattı ile Sakarya’da suyu güvence altına aldık.”

    Huzur Koridoru, mavi bayrak ve Dünya Şampiyonası
    “Huzur Koridoru ile Sapanca Gölümüzü vatandaşlarımızın hizmetine açarak onları gölle
    kavuşturduk. El Hizmet Binası ile birimleri birleştirdik. Uluslararası Dünya Bisiklet

    Şampiyonaları ile dünyadaki spora katkı sağladık. Kocaali ve Karasu Sahillerinde mavi
    bayrak almak için ve tüm hemşerilerimizin hizmetine almak için çalışmalar devam ediyor.
    Dar gelirli 500 haneyi kömürden odundan kurtararak doğalgaz sistemi ile ısınmalarını
    sağlıyoruz.”
    Gençleri için 3 milyar TL’lik dev yatırım paketi
    “Gençlerimize yönelik her ilçemizde spor tesisleri inşa ettik. Futbol, basketbol ve voleybol
    sahaları ile gençlerimizi yeteneklerini keşfetmelerini sağladık. 3 milyar TL’lik dev bir
    yatırım paketiyle Sakaryalı hemşerilerimizin hizmetine sunduk.”
    Çiftçiye destek ve TUTSAK buluşu
    “Üreten bir toplum olması adına çiftçimizin yanındayız. Toprak analiz hizmeti ile
    çiftçimizin yanındayız. 2 bin çiftçinin toprak numunesini yaparak çiftçilerimize destek
    olduk. Kahverengi Kokarca sorununa TUTSAK ile çare bulduk. Üniversite ile formül
    geliştirerek çiftçilerimizi bilgilendirdik, uygulamasını yaptık. 20 bin çiftçimizin yanında
    olduk.”
    Adapazarı-Serdivan Tramvay Hattı
    “Şehrimiz uzun yıllardır bekliyordu. Bir hayal gerçek oluyor. Cumhurbaşkanımızın yüksek
    iradeleri ile 24 Nisan’da Adapazarı-Serdivan Tramvay Hattının yapım ihalesini yapıyoruz.
    Yeni Stat Bölgesinden Üniversiteler Kampüsü ve Yazlık Kavşağına etaplar halinde raylı
    sistemi inşa edeceğiz. Şehrimize hayırlı olsun.”
    Yazlık, Tunatan, Mithatpaşa, SEDAŞ Kavşağı…
    “Yazlık Kavşağımıza gelmeden 500 metre geride alternatif bir köprü ile kavşağın yükünü
    hafifleteceğiz. Tunatan Kavşağı’nı, Mithatpaşa ve SGK Kavşağı ile bağlantı sağlayacak
    yeni bir ulaşım aksı üzerinden entegre edecek, bu doğrultuda projelendirme ve inşa
    çalışmalarını hayata geçireceğiz. Sedaş Kavşağı’nda alt geçitli projemizi hazırladık.
    Temaslarımız sürüyor. Sene sonuna kadar projemiz hayat bulacak inşallah.”
    Şehir Hastanesi Yolu ve alternatif caddeler
    “Şehir Hastanemizin yeni yolu için zemin etütlerini tamamladık. 5,5 kilometrelik bir yeni
    güzergahı tamamlıyoruz. Şehrimizde alternatif yollar ile ulaşım akslarını genişletiyoruz.
    Alparslan Türkeş, Altınova Caddesi, 4. Cadde, 32. Sokak ile hemşerimizin hizmetlerine
    sunmuş olacağız.”
    Bilim Merkezi, Şehir Kütüphanesi, Şehir Müzesi, Yeni Belediye…
    “7 bin 500 metrekarelik Bilim Merkezi inşaatımız sürüyor. Şu an dış mantolama
    çalışmalarındayız. 1 milyon kitaplık şehir kütüphanesi projemiz hamdolsun yolunda devam
    ediyor. Şehrimizin yeni bir müze kazandıracağız. Geçmişi gelecek ile buluşturmak için
    çalışmalarımız sürüyor. Yeni belediye binamız ile 30 bin metrekarede daha güzel bir
    hizmet sunacağız.”
    AFA Projesi, AKM ve Uzunçarşı dönüşümü
    “AFA Kültür Merkezi’ni yeniden şehrimize kazandırıyoruz. TOKİ iş birliği ile hayata
    geçireceğiz. Şehrimizin hafızası olan AKM de yenileme çalışmaları sürüyor. Tiyatro
    salonları, ders çalışma ofisleri ile gençlerimize yakışır bir hale getireceğiz. Şehrimizin

    tarihini yansıtan Uzunçarşı’da hayat kalitesini arttırmak için 1 ve 2. etap tamamlandı. 3.
    Etapta çalışmalar sürüyor.”
    Başkan Alemdar’ın sunumu sonrasında günün anısına fotoğraf çekildi.

  • Şehirlerde Sel Riski Artıyor, Altyapı Alarm Veriyor

    Şehirlerde Sel Riski Artıyor, Altyapı Alarm Veriyor

    Şehirlerde Sel Riski Artıyor, Altyapı Alarm Veriyor

    İklim krizi ve hızlı kentleşme nedeniyle aşırı hava olaylarının sayısı artıyor. Aşırı yağış da bu olayların önemli bir bölümünü oluşturuyor. Yağmur suyu ve kanalizasyon hatları geçmiş yılların nüfus ve iklim verilerine göre planlanan şehirler, yeni koşullara uyum sağlamakta zorlanıyor.

    Şiddetli yağışlarda suyun hızlı ve doğru bir şekilde yönetilmesinin hayati önem taşıdığını vurgulayan İMPO Motor Pompa Türkiye Satış Müdürü Özlem Başlangıç, artan sel riskine karşı alınması gereken önlemlere dikkat çekti.

    Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre, Türkiye’de aşırı hava olaylarının sayısı son yıllarda belirgin artış göstererek yıllık 1000’in üzerine çıktı. Bu olayların önemli bir bölümünü şiddetli yağış ve sel kaynaklı afetler oluşturuyor. Uzmanlara göre, aşırı hava olaylarında yaşanan bu artışın temel nedenleri arasında iklim krizi ve hızlı kentleşme yer alıyor.

    Küresel sıcaklık artışıyla birlikte atmosferin daha fazla nem tutması, ani ve şiddetli sağanakların sık görülmesine yol açarken; artan betonlaşma, yağmur suyunun toprağa süzülmesini engelleyerek yüzey akışını artırıyor. Ayrıca birçok şehirde yağmur suyu ve kanalizasyon hatlarının geçmiş yılların nüfus ve iklim verilerine göre planlanmış olması, mevcut sistemlerin günümüz koşullarında yetersiz kalmasına neden olabiliyor.

    “Ani ve şiddetli yağışların giderek daha sık yaşandığı günümüzde, suyun doğru ve hızlı bir şekilde yönetilmesi hayati önem taşıyor” diyen İMPO Motor Pompa Türkiye Satış Müdürü Özlem Başlangıç, artan sel riski karşısında yapılması gerekenleri paylaştı:

    Güvenli ve kesintisiz şehir hayatı için önlem şart!

    “Sürdürülebilir ve güvenli şehirler için su yönetimi artık bir tercih değil, zorunluluk. Kentlerin artan iklim risklerine karşı daha dirençli hale gelmesi için altyapı sistemlerinin güncel ihtiyaçlara göre yeniden planlanması gerekiyor; ancak bu çalışmalar kapsamlı bir planlama ve uzun vadeli stratejik yaklaşım gerektiriyor. Bu nedenle öncelikli olarak ani yağışlarda şehirlerde biriken suyun hızlı ve güvenli bir şekilde tahliyesini sağlayacak pratik önlemlerin hayata geçirilmesi şart. Bu kapsamda, doğru seçilmiş drenaj pompa sistemleriyle; binalarda, yollarda, köprülerde ve kanalizasyon altyapısında meydana gelebilecek yapısal hasarlar ile can ve mal kayıpları önlenebiliyor. Söz konusu sistemler, kamu hizmetlerinin kesintisiz sürdürülmesi ve şehir yaşamının kısa sürede normale dönmesi açısından kritik önem taşıyor.”

    İMPO drenaj pompalarının projelere sağladığı katkıya da dikkat çeken Özlem Başlangıç, şunları söyledi:

    “Altyapı projelerine güçlü drenaj çözümleri sunuyoruz”

    “İMPO olarak, dayanıklılık, verimlilik ve güvenilirlik odaklı drenaj ve atık su pompa teknolojilerimiz ile atık su terfi istasyonlarından yağmur suyu hatlarına, alt geçitlerden arıtma tesislerine kadar geniş bir kullanım alanında altyapı projelerine güçlü çözümler sunuyoruz.

    İMPO drenaj pompalarının yüksek verimli çalışma prensibi, uzun ömürlü motor teknolojisi ve otomasyon sistemleriyle entegrasyon özelliği sayesinde; yerel idarelere, sanayi kuruluşlarına ve toplu konut yönetimlerine, operasyonel güvenlik ve maliyet avantajı sağlıyoruz.” dedi.

    İMPO Motor Pompa hakkında

    Temelleri 1969 yılında İzmir’de atılan İMPO Motor Pompa, faaliyetlerine Batı Anadolu illerinde ağırlıklı olarak zirai alanda hizmet vererek başlamış; bugün ise Türkiye’de dalgıç motor ve pompa sektöründe en kapsamlı üretimi gerçekleştiren firmalardan biri haline gelmiştir.

    İMPO; sarılabilir dalgıç motor, döküm, noril ve paslanmaz dalgıç pompa, hidrofor, santrifüj ve drenaj pompaları ile farklı sektörlerin ihtiyaçlarına cevap vermektedir.

    İzmir’de 30.000 m2 alan üzerine kurulu üretim tesisinde, 400 çalışanı ve güçlü üretim altyapısı ile 50’den fazla ülkeye ihracat gerçekleştirirken İMPO, yurtiçinde de pazar payını her geçen gün artırmaya devam etmektedir.

    Kuruluşundan bu yana mevcut ürünlerinin kalitesini mükemmelleştirmek ve yeni ürünler geliştirmek amacıyla kalite ve Ar-Ge çalışmalarına aralıksız yatırım yapan İMPO, yıllar içinde oluşan bilgi birikimi ve “güvenilir marka” imajı sayesinde sektördeki global firmaların dikkatini çekmiştir. Bu gelişmelerin bir sonucu olarak, su teknolojileri sektöründe dünyanın lider şirketlerinden Franklin Electric, 2011 yılında şirketin ana ortağı olmuş, 2018 yılı itibarıyla da İMPO’nun tek hissedarı haline gelmiştir.

    İMPO; yüksek kalite standartları, geniş ürün yelpazesi, yaygın satış ağı ve hızlı teslimat gücüyle tüm ürün gruplarında mükemmelliği hedeflerken, müşterilerine maliyet avantajlı ve sürdürülebilir çözümler sunmaktadır.

  • Bu hastalıkta gülmek, hapşırmak hatta yürümek bile işkence!

    Bu hastalıkta gülmek, hapşırmak hatta yürümek bile işkence!

    Utandırdığı için doktora bile anlatılmıyor

    Kadınların hayatını kabusa çeviriyor, oysa kader değil!

    Yaşam kalitenizi geri kazanmak sizin elinizde!

    Her 3 kadından biri bu sorunla karşı karşıya!

    UTANDIRAN HASTALIĞIN 6 TEMEL NEDENİ!

    Kadın hastalıklarında en sık görülen ama çoğunlukla ‘utanıldığı’ için en az konuşulan sorunların başında idrar kaçırma geliyor. Acıbadem Taksim Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Ecem Eren “Ülkemizde her 3 kadından biri idrar kaçırma sorunu yaşıyor ancak doktora söylemekten çekiniyor. Bir çoğu da ‘doğum yaptım, normaldir’, ‘yaş aldım artık olur’ diye düşünerek sorunu baştan kabulleniyor. Oysa idrar kaçırma yaygın olsa da normal değildir ve tedavisi mümkündür” diyor.

    İdrar kaçırmanın sadece fiziksel bir problem olmadığını, günlük yaşamı kabusa çevirebildiğini vurgulayan Dr. Eren; bu sorunu yaşayan kadınların özgüveninin hızla azaldığını, spor yapmaktan, uzun yolculuklara çıkmaktan, sosyal ortamlara girmekten hatta hapşırmaktan ve gülmekten bile çekindiklerini belirtiyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Ecem Eren utandıran hastalığın 6 temel nedenini ve en en yeni tedavi yöntemlerini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

    Menopoz ve yaş

    Menopozla birlikte vücutta östrojen hormonunun azalması, mesane ve idrar yolunu destekleyen dokuların zayıflamasına yol açabiliyor. Yaş ilerledikçe kas gücünde ve doku elastikiyetinde görülen azalma da bu durumu kolaylaştırabiliyor. Bu nedenle menopoz dönemindeki kadınlarda mesane kontrolünü sağlamak zorlaşabiliyor.

    Fazla kilo

    Aşırı kilo, karın içi basıncını artırarak mesane üzerinde sürekli bir baskı oluşturabiliyor. Bu baskı özellikle gülme, hapşırma, öksürme veya egzersiz sırasında mesane kontrolünü zorlaştırabiliyor. Dr. Ecem Eren, kilo kontrolünün, bu sorunun önlenmesi ve hafifletilmesinde önemli bir rol oynadığını belirtiyor.

    Doğum yapmış olmak 

    Sadece normal doğum yapmak değil, gebelik de tek başına riski artırabiliyor. Pelvik taban kasları ve bağ dokular önemli ölçüde gerileyebiliyor. Bu bölgede oluşan gevşeme mesane ve idrar kanalını destekleyen yapıları zayıflatabiliyor. Zor doğumlar geçirmek de ilerleyen yıllarda bu sorunun ortaya çıkma riskini artırabiliyor. Doğum sırasında pelvik taban kasları ve destek dokular zarar görebilir. Sadece vajinal doğum yapmak değil, gebe kalmış olmak tek başına dahi riski artırıyor.

    Kronik öksürük veya kabızlık

    Uzun süre devam eden öksürük atakları ya da sürekli ıkınmaya neden olan kabızlık, pelvik taban kasları üzerinde tekrar eden bir basınç oluşturabiliyor. Bu durum zamanla kasların dayanıklılığını azaltarak mesane kontrolünün zayıflamasına neden olabiliyor.

    Pelvik taban kaslarının zayıflaması

    Mesaneyi ve idrar yolunu destekleyen pelvik taban kasları zamanla zayıfladığında mesane kontrolü de olumsuz etkilenebiliyor. Dr. Ecem Eren “Hareketsiz yaşam, gebelikler, hormonal değişiklikler, yaşlanma veya bazı cerrahiler bu kasların gücünü azaltabilir. Düzenli pelvik taban egzersizleri kasları güçlendirerek şikayetlerin azalmasına yardımcı olabilir” diyor.

    Diyabet (şeker hastalığı) ve enfeksiyonlar 

    Diyabet (şeker hastalığı) sinir sistemini etkileyerek mesanenin çalışma düzenini bozabiliyor. Ayrıca sık görülen idrar yolu enfeksiyonları da mesane hassasiyetini artırarak kontrol sorunlarına yol açabiliyor. Bu nedenle diyabetin iyi kontrol edilmesi ve enfeksiyonların zamanında tedavi edilmesi büyük önem taşıyor.

    xxxxx Kutu Bilgisi xxxxxx

    Farklı tedavi seçenekleri var!

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Ecem Eren, idrar kaçırma sorununa karşı günümüzde farklı tedavi seçenekleri olduğunu, yani idrar kaçırmanın kader olmadığını belirterek şöyle konuşuyor: “Pelvik taban egzersizleri ve bazı ilaç tedavileri birçok hastada fayda sağlayabiliyor. Uygun hastalarda lazer uygulamaları veya destekleyici dolgu yöntemleri de tercih edilebiliyor. Daha ileri durumlarda ise küçük cerrahi girişimler ile mesaneyi destekleyen yapılar güçlendirilebiliyor ve oldukça başarılı sonuçlar alınabiliyor. İdrar kaçırma kadınların sessizce katlanması gereken bir durum değil. Yaygın olabilir ama normal değildir ve çoğu zaman tedavi edilebilir. Bu yüzden kadınların utanmadan bu konuyu dile getirmesi ve bir uzmana başvurması çok önemli. Bazen doğru soruyu sormak bile çözümün ilk adımı olabilir.”

  • Sakarya Ticaret Borsası Hububat Kongresi’ne katıldı.

    Sakarya Ticaret Borsası Hububat Kongresi’ne katıldı.

    Sakarya Ticaret Borsası Hububat Kongresi’ne katıldı.

    Sakarya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Genç, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Nizamettin Sarı ile birlikte “2026 Hasat Öncesi Hububat Kongresi”ne katılım sağladı.

    Kongre, T.C. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ile T.C. Ticaret Bakan Yardımcısı Mahmut Gürcan’ın katılımlarıyla gerçekleştirildi. Sektörün önde gelen temsilcilerini buluşturan etkinlikte, tarım ve hububat alanındaki güncel gelişmeler kapsamlı şekilde ele alındı.

    Kongrede; değişen iklim koşullarına uyum sağlayan dirençli tohum çeşitleri, kaynakların etkin kullanımını hedefleyen akıllı tarım uygulamaları ve planlı üretim modeli gibi kritik başlıklar masaya yatırıldı. Bunun yanı sıra lisanslı depoculuktan küresel tahıl piyasalarına uzanan süreçte, gıda arz güvenliğinin güçlendirilmesi ve üreticinin korunmasına yönelik politikalar değerlendirildi.

    Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Genç, kongre kapsamında sektör paydaşlarıyla bir araya gelerek tarımsal üretimin sürdürülebilirliği ve ticaretin geliştirilmesine yönelik görüş alışverişinde bulundu.

    Başkan Mustafa Genç, hububat sektörüne ilişkin değerlendirmesinde “üretimden tüketime uzanan zincirin her aşamasında verimlilik ve sürdürülebilirliğin artırılması büyük önem taşımaktadır. Hububat sektörü, ülkemizin gıda arz güvenliğinin temel taşlarından biridir. Değişen iklim koşulları ve küresel piyasalardaki dalgalanmalar, üretimde verimlilik ve sürdürülebilirliği her zamankinden daha önemli hale getirmektedir. Bu doğrultuda, planlı üretim modellerinin yaygınlaştırılması, lisanslı depoculuk sisteminin güçlendirilmesi ve akıllı tarım uygulamalarının desteklenmesi büyük önem taşımaktadır. Üreticimizin emeğini koruyan, piyasa istikrarını sağlayan ve rekabet gücümüzü artıran adımlar atmaya devam etmeliyiz.” İfadelerine yer verdi.

  • Serdivan Muhtarlar Zirvesinde 16 İlçe Tek Sofrada Buluştu

    Serdivan Muhtarlar Zirvesinde 16 İlçe Tek Sofrada Buluştu

    Sakarya’nın 16 ilçesinde faaliyet gösteren muhtarlar derneği başkanlarının her ay düzenli olarak gerçekleştirdiği istişare toplantısına bu ay Serdivan Belediyesi ev sahipliği yaptı.

    Serdivan Belediye Başkanı Osman Çelik ve Serdivan Muhtarlar Derneği Başkanı Fikret Can’ın düzenlediği ve Belediye Başkan Yardımcısı Adem Kıyak’ın katılımıyla düzenlenen bu geniş kapsamlı

    buluşmada, şehrin tüm yerel dinamikleri bir araya geldi.

    Yerel Kalkınma ve Modern Şehircilik Projeleri Tanıtıldı

    Toplantıda Başkan Osman Çelik, ilçede hayata geçirilen ve planlanan vizyon projeleri hakkında konuklara detaylı bir sunum yaptı. Tarımsal üretimin desteklenmesi amacıyla başlatılan Çiftçiye

    Mazot Desteği ve Mazot Kart projesi ile yerel ekonomiyi canlandıracak Köylü Pazarı çalışmaları

    katılımcılardan tam not aldı. Şehir yaşamını dijitalleştiren Serdivan Cepte uygulamasının sunduğu kolaylıkları anlatan Başkan Çelik, aynı zamanda Sakarya’nın kültür takviminde önemli bir yere sahip

    olan ve 10–19 Nisan tarihleri arasında gerçekleşecek Serdivan 2. Kitap Fuarı’nın davetiyelerini muhtarlara bizzat takdim etti.

    İstişare Kültürü Hizmet Kalitemizin Teminatıdır

    Muhtarların yerel demokrasinin kilit taşı olduğunu belirten Başkan Osman Çelik, konuşmasında birlikteliğin önemine değindi. Çelik, Sakarya’mızın 16 ilçesinden gelen kıymetli dernek başkanlarımızı

    Serdivanımızda ağırlamaktan büyük onur duyuyoruz. Muhtarlarımızla kurduğumuz bu istişare kültürü,

    halkımıza sunduğumuz hizmet kalitesinin en büyük teminatıdır. Şehrimizin her bir köşesine yayılan bu dayanışma ruhu, bizlere yeni projeler üretme noktasında güç veriyor. Bu güzel buluşmanın düzenlenmesine katkı sunan Serdivan Muhtarlar Derneği Başkanımız Fikret Can’a ve katılım gösteren tüm başkanlarımıza şükranlarımı sunuyorum dedi.