Kategori: Gündem

  • Engelsiz yürekler ata binme heyecanı yaşadı

    Engelsiz yürekler ata binme heyecanı yaşadı

    Büyükşehir Belediyesi Engelsiz Hobi Atölyeleri’nde engelli bireylere yönelik eğitimler devam ediyor. İlk kez ata binen engelli bireylerin psiko-sosyal gelişimlerinin, fiziksel fonksiyonlarının güçlendirilmesi hedefleniyor.

    Sakarya Büyükşehir Belediyesi Sosyal Gelişim Merkezi’nde engelsiz hobi atölyeleri tüm hızıyla devam ediyor. Her kesimden insanı, çocukları ve gençleri sosyal ortamlarda buluşturan, SGM’lerde son olarak engelli bireylere yönelik at binme etkinliği yapıldı. İlk defa ata binen engelsiz yürekler, eğlenip mutlu olurken fiziksel gelişimleri için yararlı bir etkinlik oldu. Psiko-sosyal gelişimlerinin yanı sıra fiziksel olarak da fonksiyonlarını güçlendiren at binme etkinliği büyük mutluluk yaşattı.

    Mutluluklarını paylaştık

    Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada, “Engelsiz hobi atölyelerimizde bir yandan kişisel gelişimlerini geliştirmelerini sağlayacak eğitimler sunuyor, bir yandan da sosyal etkinliklerle de motivasyonlarına katkı sunuyoruz. Son olarak engellilerimize fiziksel ve psikolojik olarak katkı sağlayacak at binme etkinliğimizi düzenledik. İlk defa ata binme heyecanını yaşayan engelsiz yüreklerle birlikte hayatlarında unutamayacakları bir aktiviteyi gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyoruz’’ denildi.

  • İslami Dayanışma Oyunları’nda bir madalyada kick bokstan geldi

    İslami Dayanışma Oyunları’nda bir madalyada kick bokstan geldi

    Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü Kick Boks Sporcusu Fatih Erman, bu yıl 5.’si düzenlenen İslami Dayanışma Oyunları’nda yarı finale kadar yükselerek üçüncü oldu.

    Sakarya Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü Kick Boks sporcusu Fatih Erman, Konya’da düzenlenen 5. İslami Dayanışma Oyunları’nda üçüncülük elde etti. Nefes kesen müsabakalarda çeyrek finalde Azeri rakibini mağlup eden Erman, yarı finalde Kazak rakibine karşı puan farkıyla mağlup olarak bronz madalyaya hak kazandı.

    Gelecekte bu başarıların daha da artacağını ifade eden Erman, “Böylesine büyük bir organizasyondan madalya ile dönmek bizlere özel bir mutluluk veriyor. Burada bu mücadeleyi verirken bizlerden dualarını eksik etmeyen herkese çok teşekkür ederim. Bilhassa spora ve sporcuya verdiği olağanüstü emeklerle bu başarılarda büyük katkısı olan Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem Yüce’ye ayrıca teşekkür ediyorum. İnşallah gelecekte bu başarılarımızı çok daha iyi noktalarda artırarak devam ettireceğiz” diye konuştu.

  • Öğretmenlere Angaryaya Dönüşen Seminer-Sınav Süreci Durdurulmalıdır!

    Öğretmenlik Meslek Kanunu İptal Edilmeli,

    Öğretmenlere Angaryaya Dönüşen Seminer-Sınav Süreci Durdurulmalıdır!

    Ekonomik ve Özlük Hak Kazanımları Ayrımsız Uygulanmalıdır!

      Eğitim Sen Sakarya Şube Başkanı Yücel KAÇAR “Siyasi iktidar ve Milli Eğitim Bakanlığı, eğitimin asli bileşenlerinin görüşünü almadan, masa başında hazırlanmış meslek kanunu ile eğitim emekçilerinin çalışma ve yaşam koşullarını tek taraflı olarak düzenlemiştir. Bu kanun, muhatabı olan öğretmenlerin iradesi dışında, onların hakları ve taleplerini dikkate almadan hazırlanmış, eğitim emekçilerinin bütün eleştirilerine rağmen, yandaş sendikanın desteği ile iktidar tarafından yasalaştırılmıştır. Anayasa Mahkemesi süreci devam ederken yönetmelik yayınlanmış ve öğretmenlik kariyer basamakları sürecinin uygulamasına başlanmıştır. Anayasa Mahkemesi’nin bir an önce bu haksız süreci durdurmaya yönelik olarak karar sürecini hızlandırmasını talep ediyoruz. Ayrıca sendikamız tarafından yönetmeliğin bütün maddelerine ilişkin Danıştay’a açılan iptal davası da kamu vicdanını yaralayacak eşitsizlikler ortaya çıkmadan bir an önce sonuçlanmalıdır.

    Sendikamız bu kanuna dair sürecin en başından bugüne itirazlarını yükseltmiş, gerek eylem ve etkinliklerle, gerekse hukuksal mücadeleyle bu kanunu ve bağlı süreci durdurmaya çalışmıştır. Ne yandaş sendika gibi kanunu desteklemiş ne de iyileştirmeler, kısmı düzenlemeler talep etmiştir. Kanuna muhalefet eder gibi gözüküp üyelerini sınava hazırlama tutumuna da girmemiştir. Eğitim emekçilerinin bu kanun ve yönetmelik kapsamında angaryaya dönüşen seminer kıskacına alınmasına da sınava da kariyer basamaklarına da karşı olan sendikamız, bu kanunun ve yönetmeliklerin bir an önce iptal edilmesini, öğretmenlere yaşatılan anlamsız, nitelik kazandırmayan ve tersine öğretmen emeğini değersizleştiren bu sürecin bir an önce durdurulmasını talep etmektedir.

    Ekonomik krizin derinleştiği bu dönemde eğitim emekçilerinin ekonomik ve özlük hak kazanımlarının kariyer basamaklarına ve sınavlara endekslenmesi asla kabul edilemez. Tüm eğitim ve bilim emekçileri için, hiçbir ayrım yapılmadan yoksulluk sınırının üzerinde insanca yaşanabilir bir ücret düzenlemesi ve özlük haklarının iyileştirilmesi çalışması ivedi biçimde hayata geçirilmelidir.

    Kapsamlı ve bütüncül bir Öğretmenlik Meslek Kanunu, tüm eğitim emekçilerinin ekonomik taleplerini ve başta iş güvencesi olmak üzere öğretmenlerin temel haklarını, sosyal, demokratik ve özlük haklarını güvenceye almak zorundadır. Mevcut meslek kanununun öğretmenlerin ihtiyaçlarını karşılamadığı açıkça ortadadır. Bundan dolayı yeni bir meslek kanunu düzenlenmek zorundadır. Öğretmenler lehine bir içerik taşıması gereken meslek kanunu, ILO ve UNESCO tarafından 5 Ekim 1966’da kabul edilen “Öğretmenlerin Statüsüne İlişkin Tavsiye Kararı”na uygun şekilde düzenlenmelidir.

    Eğitim Sen olarak, eleştiri ve önerilerimiz doğrultusunda hazırlanacak gerçek bir meslek kanununu talep etmeye devam edeceğiz.

    Banka Promosyonları Güncellenmelidir!

    Ülkemizde son aylarda enflasyon tamamen kontrolden çıkmış, işçi ve emekçiler başta olmak üzere geniş halk kitleleri zamlar altında ezilerek geçim derdine düşmüştür.

    Yıl başından bu yana Türk lirasında yaşanan aşırı değer kaybı ve yüksek enflasyon nedeniyle, daha önce imzalanan ve halen yürürlükte olan banka promosyon sözleşmeleri nedeniyle, kamu emekçileri ciddi anlamda ekonomik zararla karşı karşıyadır. Enflasyonun yüzde 20’nin altında olduğu ve çalışanların bu enflasyona göre maaş ve ücret zammı aldığı dönemde imzalanan sözleşmeler, resmi enflasyonun yüzde 80’leri aştığı ve çalışanların maaşlarının enflasyon farkı nedeniyle arttığı dönemde bütün anlamını yitirmiştir. Kamu emekçilerinin bankaya yatan maaşlarında ‘enflasyon farkı’ nedeniyle artış olurken, eski enflasyon oranı ve maaş düzeyine göre saptanan promosyonlar komik düzeyde kalmıştır. Bu nedenle başta kamu bankaları olmak üzere tüm bankalar, maaş ödediği emekli ve çalışanlara verdiği promosyonları, geçmişe yönelik olanları da kapsayacak şekilde güncellemelidir.

    Eğitim Öğretime Hazırlık Ödeneğinin, Ayrımsız Bütün Eğitim ve Bilim Emekçilerine Bir Maaş Tutarında ve Yılda İki Kez Ödenmesi Sağlanmalıdır

    2021 Ağustos ayında yandaş sendika tarafından imzalanan toplu sözleşmenin “Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmet Koluna İlişkin Toplu Sözleşme” bölümünün “Öğretim Yılına Hazırlık Ödeneği” başlıklı 11. maddesinde, “657 sayılı Kanunun ek 32 nci maddesinde öngörülen öğretim yılına hazırlık ödeneği; 2022 yılında 1.325 TL, 2023 yılında 1.400 TL olarak ödenir” hükmü bulunmaktadır.

    2020 yılında 1210 TL, 2021 yılında 1250 TL olarak verilen eğitim ödeneği, günümüz enflasyon oranları ve kırtasiye kalemlerindeki ciddi artışlara rağmen, yandaş sendika sayesinde 2022 yılında sadece 1325 TL olarak ödenecektir. Ekonomik krizin geldiği düzey ve enflasyon oranları dikkate alındığında bu rakamın çok yetersiz olduğu açıktır. Gerekli düzenlemeler bir an önce yapılmalı ve eğitim öğretime hazırlık ödeneğinin, ayrımsız bütün eğitim ve bilim emekçilerine bir maaş tutarında ve yılda iki kez ödenmesi sağlanmalıdır.

    Eğitim Sen, tüm eğitim emekçilerinin sesi olmaya devam edecek ve ekonomik, özlük, mesleki, sosyal ve demokratik haklarımız için mücadelesini yükseltecektir.

  • Başkan Yüce, “Yenilenen hat ile esnafımızı uzun yıllar boyunca güvence altına aldık”

     Başkan Yüce, “ Yenilenen hat ile esnafımızı uzun yıllar boyunca güvence altına aldık”

    Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem Yüce, çalışmalarını ilk günden itibaren yakından takip ettiği 3 bin metre uzunluğa sahip Kudüs Caddesi ve Katlı Pazar Bölgesi yağmursuyu projesinin tamamlandığını açıkladı. Başkan Yüce, “Etaplar halinde yürüttüğümüz çalışmalarımızı bölge esnafıyla istişareler halinde hızla tamamladık. Bölgenin kanayan yarası haline gelen yağmursuyu sorununu uzun yıllar boyunca çözüme kavuşturduk. Vatandaşlarımıza hayırlı olsun” dedi.

    Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem Yüce, Kudüs Caddesi ve Katlı Pazar bölgesinde alt ve üstyapı çalışmaları tamamlanan 3 bin metrelik yağmursuyu hattı ile ilgili açıklamalarda bulundu. SASKİ marifetiyle hayata geçirilen 9 etaplık proje kısa sürede tamamlanarak bölge halkının hizmetine sunuldu. Bölgedeki hareketliliğin ve trafiğin olumsuz etkilenmemesi için altyapısı tamamlanan etapların hızla asfalt çalışmaları tamamlandı. Gündüz gece süren çalışmalar doğrultusunda adeta bölgenin kanayan yarası haline gelen ve her yağışın ardından olumsuzluklara neden olan hat, 3 bin metrelik yağmursuyu hattı ile yenilendi.

    “Projemizi esnaflarımızla istişare halinde yürüttük”

    Çalışmaları ilk başladığı günden itibaren yakından takip ettiğini belirten Başkan Yüce, “Katlı Pazar bölgesi bu şehrin adeta sembolü haline gelmiş alışveriş noktalarından biri. Her yağışın ardından bölgede olumsuzluklara neden olan ve esnafımızın işlerine de zarar veren altyapı Katlı Pazar’a yakışmıyordu. Esnaflarımızdan ve vatandaşlarımızdan gelen talepleri anında yerine getirerek Kudüs Caddesi ve Katlı Pazar bölgesinde çalışmalarımızı başlattık. Projenin merkezi konumda bulunması ve önemli bir alışveriş yoğunluğunun yaşandığı bölge olması nedeniyle kimsenin işlerini etkilemeden çalışmalarımızı yeri geldi gece sabaha kadar yeri geldi hafta sonu 24 saat esasıyla sürdürdük. Çok şükür bugün kimsenin üzülmesine müsaade etmeden 3 bin metrelik yeni yağmursuyu hattımızı bölgemize kazandırdık” dedi.

    “Hizmetlerimizin takdir görmesi bizleri gururlandırıyor”

    Başkan Yüce, “9 etap halinde yürüttüğümüz projede altyapı çalışmaları tamamlanan etapların hızla asfaltını sererek vatandaşların hizmetine sunduk. Geçtiğimiz günlerde ilimizde kuvvetli bir şekilde etkili olan yağışta güçlü altyapı hattımız kendisini kanıtlamış oldu. Yağışın ardından çok fazla teşekkür ve takdir aldık. Bu bizim işimizin en değerli en özel kısmı. Bizim tek bir derdimiz var vatandaşımıza hizmet. Hizmetlerimizin takdir görmesi bizleri gururlandırıyor. Yeni hat ile esnafımızı uzun yıllar boyunca güvence altına almış olduk. Geleceğe bir eser daha bırakmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Yeni hat vatandaşlarımız için hayırlı olsun” ifadelerini kullandı.

  • Demokrat Parti Sözcüsü Dr. Neslihan Çevik, yaptığı haftalık basın açıklamasında gündemi değerlendirdi.

    Demokrat Parti Sözcüsü Dr. Neslihan Çevik, yaptığı haftalık basın açıklamasında gündemi değerlendirdi
    “21 yıl… Trajik bir savruluş!!! 2002 Seçim
    Beyannameleri bile AKP’den davacıdır!”
    “İktidar için Esed yeniden Esad olacak gibi görünüyor”
    “Söz veriyoruz; üreterek zenginleşeceğiz”
    “Traktör ve tarım ekipmanları fiyatları uçuşta!”
    “Kıbrıs Sorununa sırtını dönüyorlar”
    (DP Basın Merkezi – 18 Ağustos 2022) Demokrat Parti Sözcüsü Dr.
    Neslihan Çevik, yaptığı haftalık basın açıklamasında gündemi
    değerlendirdi.
    Çevik’in değerlendirmelerinin odağında AK Parti’nin kuruluşunun 21.
    Yıldönümü ve bu süreçte milletimize söyledikleri yalanlar vardı. Demokrat
    Parti Sözcüsü Dr. Neslihan Çevik, “AKP yalannameleri” adını verdiği 21
    yıllık icraatları eleştirdi.
    Çevik, ekonomi, Suriye ve sığınmacılar meselesi, Kıbrıs ve tarım
    konularında da eleştirilerde ve tespitlerde bulundu.
    Demokrat Parti Sözcüsü Dr. Neslihan Çevik, şunları kaydetti:
    “AKP Yalannameleri”
    AKP 14 Ağustos’ta 21. Yılını kutladı. Evet gerçekten de AKP kutladı, zira 21 yıllık maziye baktığımızda varlıklarında kutlanacak bir unsur bulmak oldukça zor bizler için.
    21 yıl… ‘Ak Parti’ den AKP’ye… Trajik bir savruluş!!! 2002 seçimlerindeki beyanlarının, kuruluş sürecindeki iddialarının ve tabii ki bugüne dek söylediklerinin tamamını bir sınama kabul edersek, AKP kadroları ve Genel Başkanı, iddialarıyla sınanmış ve kaybetmiştir.


    Aslında, 2002 Seçim Beyannameleri bile AKP’den davacıdır! 2002 Seçim
    Beyannamesi’nden bugüne baktığımızda bir beyan değil, yalan olduğu
    aşikar olan iddialarıdır.
    2001 ekonomik krizini odağa alarak bir ekonomik eleştiri ile iddialarına
    başlayan AKP, parti beyannamelerinde ve Erdoğan’ın konuşmalarında
    şöyle demişti: “Krizin sorumlusu halkımız değildir. Krizin sorumlusu
    ülkeyi yönetenlerdir.” Ancak bugün gelinen noktada kriz için bazen
    lobileri ve dış güçleri, küresel olan ama etkisini nedense en çok Türkiye’nin
    yaşadığı arz şokunu bazen de utanmadan muhalafeti gerekçe
    gösteriyorlar.
    “İddialarıyla sınadılar ve kaybettiler”
    AKP yine bu beyannamede “parti çıkarlarını ülke çıkarlarına üst tutan
    değil, ülke çıkarlarını önde tutan bir ‘pozitif siyaset’ takip edeceğiz”
    demişti. Bu iddia da ilk geldikleri andan itibaren yaptıkları ile sınanıp
    kaybetmiş bir iddia olarak tarihte yerini almıştır.
    Zira sadece “öfkeli ülkeler” ligindeki yerimizi nazara alarak bakarsak,
    AKP’nin izlediği negatif siyasetin ülkeyi nereye sürüklediğini görebiliriz.
    “Belirli bir sınıfın çıkarlarını savunan yapı haline geldiler”
    Yanı sıra, kendine oy verenleri de değil, yolsuzluklarına ve suçlarına ortak
    ettikleri bir kesimle kurdukları sınıfın çıkarlarını savunmak için işleyen bir
    yapı halini aldılar.
    Aynı beyannamede “yasal düzenleme ve anayasal değişikliklerin
    yapılmasında, Meclisteki sayısal üstünlük yeterli olsa bile, mümkün
    olabilecek en geniş toplumsal mutabakatı arayacaktır” iddiası ise 16
    Nisan referandumu ile tamamen ortadan kalkmıştır.
    “Bir kişinin dışındaki herkesin rızası önemsiz hale geldi”
    Bugün gelinen noktada bırakın “çoğunlukçu” anlayışı, bir “rıza rejimi”
    olan demokrasiden dahi uzak biçimde, bir kişinin dışındaki herkesin rızası
    önemsiz hale gelmiştir. Meclisin elinden bütçe yapma hakkının alınması ve
    Sayıştay’ın denetim kabiliyetinin nasıl budandığını buna örnek olarak
    görebiliriz.
    “Kamu İhale Kanunu’nu 192 kez değiştirdiler”
    2002’de “rekabetçi piyasa” diyen AKP, bu rekabeti Kamu İhale
    Kanunu’nu 192 kez değiştirerek kendi lehine çevirmiştir.
    Maalesef Türkiye medyadan ekonomiye, spordan siyasete kadar
    “tekelleşme”yi en ağır şekilde yaşıyor. Örneğin, medyada kurdurulan
    “havuz” sistemi ile kamuyu bilgilendirmek yerine, süreci enfekte etmek
    görevi verilen medya gruplarının yanında bir “hakem kuruluşu” olan RTÜK
    gibi kurumlarla da siyasette rekabet ortadan kaldırılmıştır.
    “Rekabet iklimi yara aldı”
    Dahası “siyasetin finansmanı” konusunda iktidarları öncesindeki iddiaları
    da geçerliliğini yitirmiş, “şeffaflık”tan yoksun bir siyasi finansman süreci ile
    de bu rekabet iklimi yara almıştır.
    AKP’nin 2002 Seçim Beyannamesi’nde yoruma lüzum görmediğimiz birkaç
    başlığı sıralamak bugünle kıyas yapmak için son derece yeterlidir.
    Sadece şu başlıklarla ilgili bulunduğumuz yeri izah etmek dahi AKP’nin
    aslında bir “beyanname” değil “yalanname” yayımladığını gösterecektir;
    Bağımsız ve tarafsız yargı
    Tam ve zamanında adalet
    Devlette şeffaf yönetim
    Gelir dağılımında adalet
    Yolsuzlukla mücadele
    İşsizliğin önlenmesi
    Nitelikli eğitim
    AKP kuruluş belgelerinde rastladığımız bir tespit bu açıdan son derece
    önemlidir: “Amacını yitiren siyaset, istikbalini de yitirir.” Amacını “3Y
    ile (yolsuzluk/yoksulluk/yasaklar) mücadele” olarak izah eden Ak Parti,
    amacını yitirince istikbalini de yitirmiştir.
    “Ülkeyi kara para aklama merkezi haline getirdiler”
    AKP’nin yolsuzlukla ilgili iddialarının ne durumda olduğunu gösterir bir veri
    ile bitirelim:
    Merkez Bankası’nın geçen hafta açıkladığı verilere göre kaynağı belirsiz
    para girişi son 6 ay için toplamda 17.5 milyar dolar olarak gerçekleşti.
    Bugüne dek en yüksek kaynağı belirsiz para girişi 2018 yılında 22.7 milyar
    dolar olarak gerçekleşmişti.
    İşte 21 yılın sonunda AKP, bu ülkeyi kara para aklama merkezi haline
    getirdi.
    “Ülkenin güvenliği için değil, iktidarın güvenliği için atılmış bir
    adım”
    Geçtiğimiz hafta Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun, “Muhalefet ile
    Suriye’deki rejimi bizim bir şekilde anlaştırmamız lazım. Aksi takdirde
    kalıcı bir barış olmaz” şeklindeki açıklaması üzerine, Suriye’deki “muhalif
    gruplar” bugüne kadar Esed takıntısı nedeniyle kendilerine destek veren
    Türkiye aleyhine bir muhalefete dönüştü.
    “İktidar için Esed yeniden Esad olacak gibi görünüyor”
    Bu açıklamanın yankıları sürerken AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayati
    Yazıcı’nın “Şam ile ilişkiler direkt hale gelebilir, seviyesi de
    yükselebilir. Özellikle uluslararası alanda yaşanan ihtilafları çözecek
    olan diyalogtur” sözleri ve AKP’nin hatada ve yanlışta destekçisi Devlet
    Bahçeli’nin “Dışişleri Bakanımızın Suriyeli muhaliflerle Esad rejimi
    arasında barışın tesis edilmesi hususundaki yapıcı ve gerçekçi
    sözleri kalıcı çözüm arayışlarına güçlü bir nefestir. Türkiye’nin Suriye
    konusunda attığı adımlar değerli ve isabetlidir” şeklindeki sözleri ise
    Suriye’de bir politika değişikliğinin kesin olduğunu ortaya serdi.
    Görünen o ki iktidar için Esed yeniden Esad olacak, Suriye ile 12 yıldır
    yaşanan gerilim seçim öncesi bir yatırım mahiyetinde son bulacaktır.
    AKP Suriye’de de her zamanki gibi yanlışlarının maliyetini milletimize
    ödetmiştir. Acı olan şudur ki milletimiz Suriye’de telafisi mümkün olmayan
    bir maliyeti yüklenmiş, yüzlerce şehit vermiştir. Dahası ilke ve akıldan uzak
    inatlarla bugün ekonomik krize sebep olan AKP, Suriye’de de bir inat
    uğruna onmaz yaralar açmıştır.
    AKP’nin Suriye’deki Esed takıntısı önce sınırlarımızda bir terör devleti
    kurulmasına, sonra da bölgenin jeopolitikasını kalıcı biçimde değiştirecek
    bir duruma, Rusya’nın asırlık hayallerinin gerçekleşmesine, bölgeye
    yerleşmesine, sıcak denizlere inmesine sebep olmuştur.
    Demokrat Parti olarak Suriye’de Suriye Arap Devleti yönetimi ile, Esad ile
    görüşülmesi gerektiğini, bugün yaşadığımız güvenlik sorunları ve
    demografik sıkıntılar için elzem kabul ettik. Bunu da defaatle beyan ettik,
    lakin şimdi sormak gerekmektedir; “Daha ne kadar hatalarınızın
    maliyetini ödemeye, gencecik Mehmetçiklerimizin canı pahasına
    yanlışlarınızın ceremesini çekmeye devam edeceğiz?”
    Bugün “diyalog önemli” diyen zevat yeni mi anladı? Sayın Bahçeli “Katil
    Esad’la görüşme teklifinde bulunanlar akıllarını başlarına alsın”
    derken bugün en oldu da çark etti?
    Kuşkusuz bu adım toplumsal bir krize tekabül eden Suriyeli sığınmacılar,
    geçici koruma statüsündekilerle ilgili sorunu, sınır güvenliğimizle alakalı
    sorunu çözmek konusunda değil, iktidarın seçimle ilgili kaygılarını, iktidarın
    güvenliğini tahkim etmek için atılmıştır.
    “Traktör ve tarım ekipmanları fiyatları uçuşta!”
    Yaşanan pandemi süreci üretim maliyetlerini negatif olarak etkiledi ancak
    fiyatlardaki artış esas kur maliyetleri ile ilgili. Artan ekipman fiyatları
    çiftçinin belini büküyor, modern tarım yapmak küçük üreticiler, işletmeler
    için giderek zorlaşıyor. Bunun sonucunda da araziler el değiştiriyor!
    Gelin 2021 sonu ile bugünü tarım ekipmanları konusunda kıyaslayalım:
     20 sıralı mibzer (tohum ekici) geçen sene yılsonu 33.000 lirayken
    bugün tam 90.000 lira!
     4’lü normal bir pulluk geçen sene yılsonu 12.000 lirayken bugün
    32.000 lira!
     1000 litre kapasiteli ilaçlama makinesi geçen sene yılsonu 20.000
    lira iken bugün 60.000 lira!
     Traktör fiyatlarını hiç konuşmaya bile gerek yok.
    “Bugün artık AKP’nin yeni Türkiye’si ve anlık değişen fiyatlar var”
    Normalde yılda bir defa maliyet zammı yapan firmalar, şimdi üretim
    bandından çıkana kadar üç kez değişen maliyetlerle karşı karşıyalar.
    Ülkemizin temel eksikliği burada da karşımıza çıkıyor; ithal ham madde
    ihtiyacı ile dışa bağımlılık. Ancak lafa söze gelince milli ve yerliler…
    Tabi bu sadece üretim ayağı. Bunun bir de bayi ve müşteri ayağı var.
    Bundan böyle “kaporasını verdim, fiyatı bloke ettim” dönemi eski
    Türkiye’de kaldı. Bugün artık AKP’nin yeni Türkiye’si var, anlık değişen
    fiyatlar var karşımızda.
    Demokrat Parti olarak bir kez daha diyoruz ki;
    ÜRETMEZSEK TÜKENİRİZ TÜRKİYEM. Üretmemenin maliyeti maalesef
    her geçen gün katlanarak artıyor. Artık iktidardan umudu kestik, bu iktidar
    inşaat, beton, AVM sevdalısı bir iktidar.
    Biz çiftimize ve gençlerimize söz veriyoruz: kurulduğu ilk andan itibaren
    ülkenin kırsal kesiminde devrim yapan DEMOKRAT PARTİ olarak yine
    aynısını bugünün şartlarına uygun olarak yapacağız ve üreterek
    zenginleşeceğiz.
    “Kıbrıs Sorununa sırtını dönerek, bunu bir iç politik malzemesi
    yapıyorlar”
    Ağustos 1991’de İslam İşbirliği Teşkilatı’nda “gözlemci üye” statüsü
    kazanan Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, teşkilata üye ülkelerin dahil olduğu,
    bizim evsahipliği yaptığımız İslami Dayanışma Oyunları’nda bugün tek bir
    sporcu ile temsil edilmiyor.
    Güya dünya mazlumlarının sesi olan AKP iktidarı, devletimiz ve milletimiz
    nazarında “Milli Mesele” olarak görülen, bir varlık, hak ve adalet
    sorununa, “Kıbrıs Sorunu”na sırtını dönerek, bir iç politik malzemesi
    yapıyor.
    İktidara geldiği gün “toprak vermeyi dahi düşünebiliriz” diyen AKP,
    bugün başta kapalı Maraş’ın açılması meselesi olmak üzere Kıbrıs Türk
    Cumhuriyeti ile ilgili her sorunu “yerli ve milli” söylemlere malzeme ediyor.
    Neticede bugün en temelde “tanınma” sorunu yaşayan Kıbrıs Türk
    Cumhuriyeti, evsahibi olduğumuz ve Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin gözlemci
    üye olduğu bir birliğin organizasyonunda temsil edilmiyor. Sormazlar mı
    sen tanımıyorken kim tanısın Kıbrıs’ı diye?

  • Mercedes-Benz Türk’ün Sağlık Bakım Tırı’nın ikinci durağı Sakarya oldu

    Mercedes-Benz Türk’ün Sağlık Bakım Tırı’nın ikinci durağı Sakarya oldu

    • Sağlık Bakım Tırı ile Türkiye’de daha önce benzeri görülmemiş bir uygulamayı hayata geçiren Mercedes-Benz Türk, etkinliğin ikinci durağı Sakarya’da kamyon şoförleri ile buluştu.
    • Kamyon şoförlerinin ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılayabilmesi için özel olarak tasarlanan Sağlık Bakım Tırı’ndaki 1 iç hastalıkları uzmanı, 1 fizyoterapist ve 2 berber, gün boyunca kamyon şoförlerine hizmet verdi.
    • Mercedes-Benz Türk Kamyon & Otobüs Pazarlama İletişimi ve Müşteri Yönetimi Grup Müdürü Serra Yeşilyurt, “İstanbul’da olduğu gibi Sakarya’da da yoğun bir ilgiyle gerçekleştirdiğimiz buluşmamıza yaklaşık 200 kişi katıldı. Şoförlerimizin sağlık ve konforuna katkıda bulunmayı hedeflediğimiz Sağlık Bakım Tırı ile gelecekte de onların yanında olmayı sürdüreceğiz” dedi.

    Sağlık Bakım Tırı ile Türkiye’de daha önce benzeri görülmemiş bir uygulamayı hayata geçiren Mercedes-Benz Türk, etkinliğin ikinci durağı olan Sakarya’da kamyon şoförleri ile bir araya geldi. Temmuz ayında Yayla Alabalık Dinlenme Tesisleri’nde düzenlenen etkinlik, şoförler tarafından yoğun ilgiyle karşılandı.

    Kamyon şoförlerinin ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılayabilmesi için özel olarak tasarlanan Sağlık Bakım Tırı’ndaki 1 iç hastalıkları uzmanı, 1 fizyoterapist ve 2 berber, gün boyunca kamyon şoförlerine hizmet verdi. Şoförlerin ön muayenesini gerçekleştiren iç hastalıkları uzmanı, gerekli gördüğü kişileri tedavi olmaları için sağlık kuruluşlarına yönlendirdi. Fizyoterapistin uzun yol şoförlerine araç içinde yapabilecekleri hareketleri ve doğru oturma pozisyonlarını anlattığı etkinlikte, Sağlık Bakım Tırı’nda bulunan berberler de şoförlerin saç ve sakal bakımlarını gerçekleştirdi.

    Etkinlikte, Satış Sonrası Hizmetler Bölümü ekibinin getirdiği diagnoz cihazıyla Mercedes-Benz marka kamyonların arıza teşhisi de yapıldı.

    Mercedes-Benz Türk Kamyon & Otobüs Pazarlama İletişimi ve Müşteri Yönetimi Grup Müdürü Serra Yeşilyurt, “Covid-19 pandemisi döneminde ara verdiğimiz şoför etkinliklerimize 26 Mayıs’ta İstanbul’da Bi Mola Reşadiye tesislerinde düzenlediğimiz Sağlık Bakım Tırı organizasyonumuzla geri dönmüştük. Tıpkı İstanbul’da olduğu gibi Sakarya’da da yoğun bir ilgiyle gerçekleştirdiğimiz ikinci buluşmamıza yaklaşık 200 kişi katıldı. İstanbul etkinliğimizden sonra aldığımız olumlu geri dönüşler ve organizasyonumuza katılan tüm şoförlerimizin Sağlık Bakım Tırı uygulamasının devam etmesini talep etmeleri bizi ayrıca mutlu etti. Yaşamlarının büyük bir bölümünü yollarda geçiren şoförlerimizin sağlık ve konforuna katkıda bulunmayı hedeflediğimiz Sağlık Bakım Tırı ile gelecekte de onların yanında olmayı sürdüreceğiz” diye konuştu.

    Yaklaşık 3.500 km yol yapacak olan Sağlık Bakım Tırı, önümüzdeki dönemde Manisa Abla’nın Yeri, Adana İpekyolu Dinlenme Tesisi ve Hendek Sarıoğlu Çetin Usta Tır Kamyon Parkı’nda kamyon şoförleri ile bir araya gelecek. Sağlık Bakım Tırı’nın bir sonraki durağı ile ilgili ayrıntılar Mercedes-Benz Türk’ün sosyal medya hesaplarından duyurulacak.

  • Kansızlığınızın Sebebi B12 Vitamini Eksikliği Olabilir

    Vücutta önemli işlevleri olan B12 vitamini, besinler yoluyla elde ediliyor. B12 vitamini DNA sentezi, hücre bölünmesi ve kan hücrelerinin oluşumda görev alıyor. B12 vitamini eksikliği ise bu fonksiyonların bozulmasına neden oluyor. Bu eksiklik ile ilgili bir tedavi yürütülmediğinde;  anemi (kansızlık), kas güçsüzlüğü, bağırsak problemleri, psikolojik bozukluklar ve geri dönüşü olmayan nörolojik hastalıklar ortaya çıkabiliyor. Memorial Şişli Hastanesi İç Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Yeliz Zıhlı Kızak, B12 vitamini eksikliği hakkında bilgi verdi.

    B12 vitamini (kobalamin) ısıya duyarlı ve diğer B vitaminleri gibi suda çözünen bir vitamindir. Az miktarda da olsa karaciğerde depolanabilir. B12 vitamini; DNA sentezi, enerji üretimi, kırmızı kan hücresi yapımı, sinir sistemi ve beyin fonksiyonlarında görev almaktadır. En önemli işlevlerinden biri gen kopyalanmasında koenzim olarak görev yapmasıdır.

    B12 vitamini besinler yoluyla elde ediliyor

    Vücudun B12 vitamini ihtiyacı günlük 2-3 mcg’dir. Hamilelerde ve emziren annelerde günlük B12 vitamini ihtiyacı miktarı daha fazladır. Vücuda yeterli miktarda B12 vitamininin alınamaması durumunda B12 vitamini eksikliği ortaya çıkar.  B12 vitamini eksikliğinin birçok nedeni olabilir. En yaygın nedeni B12 vitamini içeren besinler yönünden zayıf beslenmedir. B12 vitamininin alımı sadece besin yoluyla gerçekleşebilir. Özellikle hayvansal ürünler B12 vitamini içermektedir. Hayvansal besin tüketmeyen vejetaryen ve veganlar genellikle B12 vitamini eksikliği yaşarlar. Ayrıca yeme bozuklukları, kullanılan bazı ilaçlar, ileri yaş (65 yaş ve üstü), besin alerjilerinden dolayı B12 açısından zengin besinlerin tüketilememesi, Çölyak ve Crohn hastalıkları gibi sindirim sistemi hastalıkları, hamilelik, sigara ve alkol tüketimi de B12 vitamini eksikliğine neden olabilmektedir.

    B12 vitamini eksikliği beyin ve sinir dokusunu etkiliyor

    İnsan vücudu B12 vitamini özellikle hayvansal kaynaklı gıdalardan (et, süt ve türevleri, yumurta, balık) temin etmektedir. B12 vitamini eksikliği durumunda vücutta görülen belirtiler; çarpıntı hissi,  üşüme, halsizlik, yorgunluk, uzuvlarda uyuşmalar, dil üzerinde ağrı, ağız ülserleri (aftlar), cilt kuruluğu, saç dökülmesi, kilo kaybı ve ishaldir. B12 vitamini sinir dokusunun sağlığı için gereklidir. B12 vitamini eksikliğinde birincil olarak beyin ve sinir dokusu etkilenmektedir. Depresyon, sinirlilik, unutkanlık, düşünme ve davranışlarda değişiklik, yargılama, hafıza ve anlayış gibi bilişsel kabiliyetlerde azalma B12 vitamini eksikliğinin psikolojik belirtileridir.

    Hayvansal gıdalar B12 vitamini açısından zengin

    Besinlerle alım yetersizliği, emilim ve metabolizma bozukluğu olmak üzere farklı etiyolojilere bağlı gelişen B12 vitamin eksikliği olan kişiler; B12 vitamin hapları, iğneleri ve B12 vitamini alımını artıracak şekilde tasarlanan diyetler ile tedavi edilebilirler. B12 açısından zengin besin kaynakları arasında karaciğer, dalak, böbrek, midye, alabalık, karides, ton balığı, süt, peynir, yoğurt ve yumurta yer almaktadır. Özellikle vejetaryen ve vegan beslenen kişilerde bu vitamin eksikliğinin yaşanmaması için B12 vitamini desteği almaları önem taşımaktadır. Ciddi klinik bozuklukları ya da B12 vitamini emilim ve metabolizma problemleri olanlarda öncelikle yeterli yanıt alınıncaya kadar B12 iğne tedavisinin tercih edilmesi daha uygun olmaktadır.

  • “Sermaye Odaklı Dönüşüm ve İmar Affı Uygulamaları Terk Edilmeli”

    “Sermaye Odaklı Dönüşüm ve İmar Affı Uygulamaları Terk Edilmeli”

    TMMOB  İnşaat Mühendisleri,Makina Mühendisleri ,Mimar Odası’nın, 17 Ağustos Marmara Depremi’nin yıldönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada, “Büyük yıkımlara ve kayıplara sebep olan rant odaklı planlama, kentleşme ve yapılaşma politikaları terk edilmelidir.” denildi.

     Sakarya Deprem Müzesi önünde  İnşaat Mühendisleri Odası Sakarya Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Semih Uçar,Mimarlar Odası Sakarya Şubesi Başkanı  Bora Altınışık,Makina Mühendisleri Odası Kocaeli Şubesi Sakarya İl Temsilciliği  Olgun Özdemir açıklama  yaptılar.

    TMMOB Bileşenleri 17 Ağustos Marmara Depremi’nin yıldönümü dolayısıyla bir açıklama yaptı. “Sermaye Odaklı Dönüşüm ve İmar Affı Uygulamaları Terk Edilmelidir” başlıklı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “17 Ağustos 1999 tarihinde Kocaeli-Gölcük merkezli; büyüklüğü, etkilediği alanın genişliği, sebep olduğu kayıplarla ülkemizin son yüzyılda yaşadığı en büyük felaketlerden olan Marmara Depreminin ve ardından yaşanan 12 Kasım 1999 Düzce Depreminin üzerinden yirmi üç yıl geçmiştir.

    Yirmi binin üzerinde can kaybının yaşandığı bu depremlerin ardından, 2011’de Van’da, 2019’da İstanbul’da, 2020’de Manisa, Elazığ, Van ve İzmir’de meydana gelen depremler ise; yıkım ve kayıplara sebep olan sermaye odaklı planlama, kentleşme ve yapılaşma politikaları yaşanan acılara ve kayıplara rağmen sürdürüldüğünü göstermiştir.

    Marmara Depremleri ile Van Depreminin ardından; mevcut yapılaşmanın güvenli hale getirilmesi; tehlike arz eden yapıların tespit edilerek yenilenmesi gerekçeleri ile 2012 yılında ‘Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’ yürürlüğe konulmuştur. 2016 yılında ise; uygulamaların ülke genelinde kamu denetimi olmaksızın uygulanabilmesi için; kamu düzeni ve güvenliği, yapı ve altyapı hasarları, kaçak yapılar da dönüşüm gerekçelerine dâhil edilerek 6306 Sayılı Kanunun Bakanlar Kurulunca uygun görülen her alanda uygulamasının önü açılmıştır.

    Aradan geçen sürede kentlerimiz afetlere karşı hazırlanmadığı gibi Bakanlık ve Toplu Konut İdaresi (TOKİ) eliyle; tüm kentsel ve kırsal alanlar imara açılarak doğal, kültürel ve tarihi değerler sermaye ve yatırım araçlarına dönüştürülmüş, olası bir afette kullanılması planlanan toplanma alanları yatırımcı ve sermaye sahiplerine tahsis edilerek, bu alanlarda iş merkezi, alışveriş merkezi, toplu konut ve stat yapılmasında bir sakınca görülmemiştir.

    Ülkemizdeki mevcut yapı stokunun yüzde 60’ının mimarlık ve mühendislik hizmeti almamış olmasına 10 milyonun üzerinde yapının sağlıksız ve afetlere karşı dayanıksız olmasına karşın; 2012 yılından bugüne kadar yalnızca 197 bin yapı 859 bin 114 bağımsız birim için riskli yapı tespiti yapılmış ve bunlardan 165 bin yapı 767 bin 349 bağımsız birim yıkılmıştır.

    Kamu yararı yerine özel çıkarlar korunarak çoklu imar uygulamalarına izin verilmiş, sağlıklı ve güvenli yapı üretim süreçlerinin ön koşulu olan nitelikli mimarlık ve planlama hizmetleri engellenmiş, devletin kamu adına denetim sorumluluklarını yok sayan bir anlayışla yapı denetimi özel sektöre devredilmiştir.

    Kısa sürede ve çok sayıda yapı üretilmesi baskısıyla; son yirmi yılda 2,7 milyar metrekare alan için inşaat izni verilerek 2 milyon 144 bin 656 yapı ruhsatı düzenlenmiş; 13 milyon 348 bin 492 konut üretilmiştir.

    1999 Marmara ve 2011 Van Depremlerinde daha önce çıkarılan imar afları kapsamındaki kaçak yapıların çoğunun yıkılmasına ve binlerce yurttaşın hayatını kaybetmesine rağmen; 2018 yılında ‘İmar Barışı’ adı altında yeni bir imar affı yürürlüğe konulmuştur.

    Afet riski altındaki alanlarda olup olmadıklarına, kıyı alanları, tarım arazileri, orman alanları, içme suyu havzaları ve tarihi, doğal, arkeolojik sit alanları üzerine inşa edilip edilmediklerine bakılmaksızın; 3 milyon 119 bin 947 kaçak ve imara aykırı yapı için 26 milyar 151 milyon 389 bin 263 TL yapı kayıt belge bedeli alınarak yurttaşlara riskli yapıları kullanma izni verilmiştir. Yapı güvenliği olmayan, planlama, mimarlık ve mühendislik süreçlerinden geçmemiş, teknik olarak sağlık ve güvenlik koşulları belirsiz toplam 7 milyon 393 bin 413 bağımsız bölüme belge düzenlenmiştir.

    İmar Affı ile kaçak yapılara yapı kayıt belgesi verilen illerin başında deprem riski altında olan İstanbul bulunurken; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, kaçak ve imara aykırı olduğu belgelenen bu yapıların depreme dayanıklılıklarının denetlenmediğini itiraf etmiş ve sorumluluğu yapı sahiplerine bırakmıştır.

    Boğaziçi Üniversitesi, Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü tarafından 2019 yılında hazırlanan İstanbul İli Olası Deprem Kayıp Tahminlerinin Güncellenmesi Projesi sonuçlarına göre; İstanbul bina stokunun yalnızca %30’u 2000 yılı sonrası inşa edilmiştir. Olası bir depremde yaklaşık 194 bin binanın yıkılacağı veya oturulamayacak derecede hasar göreceği, 14 bin 150 can kaybının yaşanacağı tahmin edilmektedir.

    Raporda, 47 bin kişinin ağır yaralanacağı veya hastane şartlarında tedavi görmesi gerekeceği ve 640 bin hane yani yaklaşık 2 milyon kişinin acil barınmaya ihtiyaç duyacağı öngörülmektedir. Ancak, sağlık hizmetleri ve acil barınma için kullanılacak eğitim, sağlık ve spor tesislerinin; yüzde 50’sinin depremin etkisinin şiddetli olacağı bölgelerde bulunduğu, deprem sırasında işlevlerini devam ettirmesi zorunlu olan bu binaların hasar göreceği ve yapısal güvenliklerini koruyamayacakları belirtilmektedir.

    Devlet tüm yurttaşlara eşit, sağlıklı, güvenlikli yaşama koşullarında nitelikli yaşam çevreleri sağlamakla yükümlüdür. Salgın, afet ve kriz koşullarında başarılı iyileşme süreçleri için alınacak önlemlerin bilimsel ilkeler ve gerçeklerle, toplum yararı gözetilerek oluşturulması; afet yönetimi hakkında geliştirilecek politikaların bilim insanlarını, meslek odalarını, akademik kuruluşları ve ilgili uzmanlıkları dikkate alarak oluşturulması zorunludur. Bugüne kadar pek çok yurttaşın hayatına mal olmuş ve olmaya devam eden, büyük yıkımlara ve kayıplara sebep olan rant odaklı planlama, kentleşme ve yapılaşma politikaları terk edilmelidir.

    Mimarlar Odası olarak, afetlerde kaybettiğimiz yurttaşlarımızı saygıyla anıyor; sahip olduğumuz mesleki uzmanlık ve toplumsal sorumluluklarımız kapsamında, doğal afetlerin tahribata ve can kaybına yol açmasının temelinde yer alan bilimsel kentleşme ve mimarlık ilkelerine aykırı planlama ve kentleşme süreçleri karşısında mücadelemizi kararlı bir şekilde sürdüreceğimizi değerli kamuoyumuzla paylaşıyoruz.

  • Sakarya MTB Kupası Gece Yarışı nefes kesti

    Bisiklet Vadisi’nin zorlu parkurunda pedallar çevrildi

    Sakarya MTB Kupası Gece Yarışı nefes kesti

    Uluslararası Sakarya Bisiklet Festivali’nde Sakarya MTB Kupası ve UCI Dağ Bisikleti Maraton Serisi yarışlarının ardından Sakarya MTB Kupası Gece Yarışı büyük heyecana sahne oldu. Ayçiçeği Bisiklet Vadisi’nin zorlu parkurunda gerçekleştirilen yarışlarda elit erkeklerde Silas Graf, elit kadınlarda ise Tatyana Geneleva ipi göğüsledi. Dünya Bisiklet Birliği’nin takvimde yer alan tek resmi gece yarışı olan organizasyonda heyecan tüm parkur boyunca sürdü.

    Bir 7 kişi, ayakta duran insanlar ve açık hava görseli olabilir

    Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, Sakarya Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen Uluslararası Bisiklet Festivali’nde heyecan tüm hızıyla sürüyor. 30’a yakın ülkeden 350’yi aşkın sporcunun yer aldığı uluslararası organizasyonda, Sakarya MTB Kupası ve UCI Dağ Bisikleti Maraton Serisi yarışları başarıyla tamamlandı. Pedallar bu kez Sakarya MTB Kupası Gece Yarışı için çevrildi. Elit erkekler ve elit kadınlar kategorilerinde gerçekleştirilen yarışlarda kıyasıya rekabet yaşandı.

    Dünyanın en modern tesisi ev sahipliği yaptı

    Sakarya MTB Kupası Gece Yarışı’na, dünyanın en modern bisiklet tesislerinden olan Ayçiçeği Bisiklet Vadisi ev sahipliği yaptı. Tamamı ışıklandırmalı olan ve bu özelliğiyle dünyadaki tek tesis olma özelliği taşıyan Ayçiçeği Bisiklet Vadisi’nin içerisindeki 4,3 kilometrelik zorlu parkurda elit erkekler 7, elit kadınlar ise 6 tur boyunca yarıştı. 10 ülkeden 31 sporcunun yer aldığı Sakarya MTB Kupası Gece Yarışı’nda heyecan tüm yarış boyunca sürdü.

    Bisiklet Birliği’nin tek gece yarışı

    Dünya Bisiklet Birliği’nin resmi takvimine kayıtlı tek gece yarışı olan Sakarya MTB Kupası Gece Yarışını elit erkekler kategorisinde Silas Graf, elit kadınlar kategorisinde ise Tatyana Geneleva kazandı. Elit erkeklerde 2.’liği Ursin Spescha, 3.’lüğü ise Markus Eydt elde etti. Elit kadınlarda 2. Giachou Eleftheria, 3. Alexandra Adam oldu. Dereceye giren sporculara madalyalarını Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Bedrullah Erçin, Gençlik ve Spor Hizmetleri İl Müdürü Nevzat İnanç, İl Emniyet Müdürü Fatih Kaya, Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanı İlhan Şerif Aykaç ve Büyükşehir Belediyespor Kulüp Başkanı Cevat Ekşi takdim etti.

    Tour of Sakarya ve Dünya Kupası heyecanı

    12 Ağustos Cuma günü başlayan ve 28 Ağustos Pazar gününe kadar devam edecek Uluslararası Bisiklet Festivali’nde yarışlar ve diğer etkinlikler yeni yarış organizasyonları ve programlarla devam edecek. Tour of Sakarya Yol Bisiklet Yarışı ve daha önce Türkiye’de hiç yapılmayan UCI Dağ Bisiklet Eliminatör Dünya Kupası uluslararası bisiklet festivalinin en dikkat çeken yarışları olarak öne çıkıyor. 25-28 Ağustos tarihleri arasında da Demokrasi Meydanı’nda Sakarya EXPO gerçekleştirilecek. Burada şehrin sportif, yöresel ve sosyal özellikleri tanıtılacak.

    Yarışlar, konser ve diğer etkinliklerin tarihleri şöyle:

    21 Ağustos UCI Eliminator World Cup

    25 Ağustos – 28 Ağustos – EXPO Sakarya

    25 Ağustos – 28 Ağustos – Tour Of Sakarya

    Konserler:

    21 Ağustos – Ekin Uzunlar (19.00) / Bisiklet Vadisi

    25 Ağustos – Sefo (19.00) / Demokrasi Meydanı

    28 Ağustos – Bilal Sonses (19.00) / Demokrasi Meydanı

    Bir 13 kişi, ayakta duran insanlar, bisiklet ve açık hava görseli olabilir

    Bir 4 kişi, ayakta duran insanlar ve açık hava görseli olabilir

    Bir 7 kişi, ayakta duran insanlar ve yol görseli olabilir

  • Türkiye’de ilk! Madde bağımlılarının umudu: Bağımsızlık Köyü

    Türkiye’de ilk! Madde bağımlılarının umudu: Bağımsızlık Köyü

    Eyüpsultan Belediye Başkanı Deniz Köken, Eyüpsultan halkının daha sağlıklı ve bilinçli bireyler olarak gelişimlerine destek vermek, ilçedeki her kesimden insanın yaşam koşullarını iyileştirmeye yönelik birçok örnek projeyi hayata geçirdi.

    Eyüpsultan’ın yaşam kalitesini artıran bu eserlerin açılışı ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından “41 Ayda 41 Eser” sloganı ile yapıldı.

    Bu önemli projelerden birisi de Türkiye’de tarımla terapinin resmi kurumlarda kullanıldığı ilk merkez olma özelliğini taşıyan, madde bağımlılarının rehabilite edilip hayata hazırlandığı Bağımsızlık Köyü…

    Bağımsızlık Köyü, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Denetimli Serbestlik Müdürlüğü, İstanbul Valiliği, Eyüpsultan Belediyesi ve Eyüpsultan Kültür, Sanat, Spor, Eğitim ve Dayanışma Derneği işbirliği ile hayata geçirildi.

    TÜRKİYE’DE İLK

    “Bağımsızlık Köyü’nde Değişim Seninle Mümkün” sloganıyla hayata geçirilen proje, Türkiye’de tarımla terapinin resmi kurumlarda kullanıldığı ilk merkez olma özelliği taşıyor.

    Bağımsızlık Köyü Projesi ile bağımlılıkla mücadelede tüm çocuk ve gençlerin rehabilitasyonunun sağlanması, bu kişiler arasında girişimcilik kültürünün geliştirilmesi, istihdam edilmeleri yoluyla İstanbul’un sosyo ekonomik kalkınmasına katkı sunmaları amaçlanıyor.

    MERKEZ, ATÖLYE VE REHABİLİTASYON BÖLÜMLERİYLE DİKKAT ÇEKİYOR

    Merkez, bugüne kadar benzeri olmayan eğitim, uygulama, atölye ve rehabilitasyon bölümleriyle dikkat çekiyor. Kemerburgaz’da, yeşillikler içinde 14 bin 970 metrekare alana kurulan merkezde birçok atölye çalışması yapılıyor. Terapi bahçesi, manej alanı, seramik atölyesi, yemek atölyesi, drama atölyesi ve ritim atölyesi gibi atölyelerde eğitimler veriliyor. Bu atölyelerde kişilerin yeni beceriler kazanmaları, kendilerini daha iyi ifade edebilmeleri ve yeni deneyimler kazanmaları destekleniyor. Ayrıca atölyelerde workshop tarzında tek seferlik uygulamalar da yapılıyor.

    BİREYSEL VE GRUP TERAPİLERİ

    Bağımsızlık Köyü’nde yaklaşık 200 yükümlü atölye çalışmalarına katılıyor. Çalışmalar hafta içi 5 gün gerçekleştiriliyor. Günlük 20 yükümlü sabah 10.30 ve öğleden sonra 13.30 saatlerinde olmak üzere iki farklı grupta eğitim alıyor. Bu eğitimler içerisinde grup terapisi ve bireysel terapiler de gerçekleştiriliyor. Bağımsızlık Köyü’nde 116 bağımlıya 341 kez atölye faaliyeti hizmeti verildi. 2021-2022 yılları arasında ise üç bireysel bir grup terapisi olmak üzere 184 kişi Bağımsızlık Köyü Bireysel ve Grup Terapi Hizmetinden faydalandı.

    TERAPİ BAHÇELERİ TEDAVİNİN ÖNEMLİ BİR AYAĞI

    Bağımsızlık Köyü’nde, madde bağımlılarının, park, bahçe ve koruların bakımı, organik tarım, sebze fidesi üretimi alanlarında eğitimler almaları sağlanıyor. Bağımlılıkla mücadele eden kişiler için bu terapi bahçesi tedavinin önemli bir ayağını oluşturuyor.

    Terapi bahçesi, huzur veren yürüyüş yolları ile farklı tarzda oturma alanlarından oluşuyor. Bağımlılar, bu terapi bahçesinde hem 5 ay devam eden sigara, alkol ve madde bağımlılığı müdahale programını alıyor hem de doğa ve bitkiler arasında vakit geçirme şansı buluyor.

    İlaçsız, ücretsiz yatılı rehabilitasyon hizmeti veren Liman Ayık Yaşam Derneği’ne de kapılarını açan Bağımsızlık Köyü’nde 210 kişiye terapi bahçesi, manej alanı, seramik atölyesi, yemek atölyesi, drama atölyesi ve ritim atölyesi gibi atölyelerde eğitimler verildi.

    Ayrıca bağımlıların ihtiyaçlarına yönelik rehabilitasyon faaliyetlerinin dışında Sosyal Destek Hizmetleri Müdürlüğü tarafından istihdam, sosyal market, giyim ve eşya desteği gibi ihtiyaçlarına yönelik hizmetler de verilmeye devam ediliyor.