Kategori: Guncel

  • Gelecek Partisi Sakarya İl Başkanlığı Başkanlık kurulu toplantısını İstanbul İl Başkanlığında gerçekleştirdi.

    Gelecek Partisi Sakarya İl Başkanlığı Başkanlık kurulu toplantısını İstanbul İl Başkanlığında gerçekleştirdi.

    Gelecek Partisi Sakarya il Başkanlığı Başkanlık kurulu toplantısına Prf.Dr. Ahmet Davutoğlu Başkanlığında, Genel Başkan Yardımcısı ve Teşkilat Başkanı Selim Temurci, Kurucular Kurulu Üyesi Sosyal Politikalar Başkan Yardımcısı Sevda Yılmaz, Sakarya İl Başkanı Fatih Sevindik ve yönetimine Karasu ilçe Başkanı Salim Direk, Arifiye ilçe Başkanı Metin Demirkol eşlik etti.

    Gelecek Partisi Genel Başkanı Prf. Dr. Ahmet Davutoğlu Gelecek vizyonu ve 6’lı masanın genel bir değerlendirmesini yaptığı toplantı yaklaşık 1.5 saat sürdü. Teşkilat çalışmaları ve mevcut gelişmeler üzerine değerlendirmelerde bulunan Gelecek Partisi Teşkilatlaşma Başkanı Selim Temurci’nin ardından Sakarya Koordinatörü olarak atanan Kurucular Kurulu Üyesi Sosyal Politikalar Başkan Yardımcısı Sevda Yılmaz Sakarya İl Başkanlık kuruluyla ilk toplantısını gerçekleştirdiğini, saha gözlemlerine dayanan görüş ve yaklaşımlarını başkanlık kuruluyla paylaştı.

    Gelecek Partisi Genel Başkanı Prof.Dr. Ahmet Davutoğlu başkanlığında İstanbul’da gerçekleştirilen toplantıda Sakarya İl Başkanı Fatih Sevindik, teşkilat yapılanması yanısıra saha çalışmaları kapsamında ilçeleri ve beldeleri karış karış gezdiklerini istek ve beklentileri not aldıklarını belirterek Sakarya’lı hemşehrilerinin taleplerini aktardı. Sakarya’nın genel sorunlarına değinen Sevindik, Sakarya’nın Türkiye gündemini oluşturan konu başlıklarını başkanlık kurulu ve ilçe başkanlarıyla masaya yatırdıklarını belirtti. Fındık taban fiyatı ve fındık üreticisinin sorunlarının da detaylı konuşulduğu toplantı başkanlık kurulu ve ilçe başkanlarının söz almasıyla bilgilendirme ve istişare kapsamı genişletildi.

    Gelecek Partisi Genel Başkanı Prf.Dr. Ahmet Davutoğlu, BMC arazisinin durumu hakkında Karasu İlçe başkanı Salim Direk’ten bilgi aldı. Karasu Limanı’nın genel durumu hakkında da bilgi paylaşımında bulunan Başkan Direk, Karasu’ya yapılacak olası bir OSB’nin artıları ve eksilerini de dile getirdi. Bunun yanı sıra Davutoğlu, Karasu’nun bir turizm ilçesi olduğunu ve bu turistik potansiyel yapının bozulmadan yatırımların yapılması gerektiğine vurgu yaptı.

    1.5 saat süren Sakarya il Başkanlık Kurulu toplantısında, gelecek güzel günler için ilk meşalenin Sakarya’da yakıldığına vurgu yapan Prf.Dr. Ahmet Davutoğlu, Sakarya’nın kazanımlarına hep birlikte sahip çıkacağız dedi.

    Sakarya İl Başkanlık Kurulu toplantısı sonrası İl Başkanı Fatih Sevindik, yaptığı basın açıklamasında; “Ülkemizde özlenen işte bu tablodur. Merkezi ve yerel yönetimlerin istişare ortamını Gelecek vizyonuyla sağlayacağız. Gelecek Partisi Sakarya İl Başkanlığı olarak Genel Başkanımız Prf. Dr. Ahmet Davutoğlu’nun başkanlığında tek gündem maddemiz olan Sakarya için biraraya geldik. Toplantımızın hayırlara vesile olmasını diliyorum” dedi.

  • İsmail Filizfidanoğlu 17 Ağustos 1999 Depremi münasebetiyle yazılı bir açıklama yaptı

    Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Sakarya Başkanı İsmail Filizfidanoğlu 17 Ağustos 1999 Depremi münasebetiyle yazılı bir açıklama yaptı.

    Depremin yaşantımıza etkisini ve bu felaketin yıkımını minimuma indirmek için yapılması gerekenlerden bahseden MÜSİAD Başkanı İsmail Filizfidanoğlu, “Büyük Marmara Depreminin üstünden 23 yıl geçmiş, dile kolay. Bana hala dün gibi geliyor. Acısı ve korkusu hala yüreğimde yankılanıyor. 21 yıl önce İzmit’te, Adapazarı’nda, Gölcük’te, Yalova’da, İstanbul’da ve Bursa’da binlerce insanımızın ölümüne, kentlerimizin yıkılıp harap olmasına sebep olan Büyük Marmara Depremi 17 bin 480 canı aldı aramızdan. Geriye o anın korkusu ve sevdiklerini kaybetmiş, işlerini kaybetmiş vatandaşlarımız kaldı. Hepimizin sevdiklerinin ve bu depremde hayatını kaybedenlerin mekanı cennet olsun.O dönemde bazı kişi ve kurumlar gerekli önlemleri almadığı için bu büyük felaket kaçınılmaz hale geldi. Bugün ise yapmamız gereken; geçmişte yaşadığımız felaketlerden ders alıp günümüzde ve gelecekte aynı sıkıntılarla yüzleşmek zorunda kalmamamızdır. Bunun için hepimizin yapması gereken şeylerin başında “Bina Deprem Dayanıklılık Testi” geliyor.Yeni yapılacak olan yapıları, bilim, teknik  ve mühendislik ilkeleri doğrultusunda yapılmalıdır. Planlama ve tasarım aşamasından yapının kullanıma açılmasına kadar tüm süreçlerin mesleki yeterliliğe sahip mühendisler tarafından yönetilmesi ve denetlenmesidir” dedi.

    İsmail Filizfidanoğlu,”Bugüne kadar yapılan çalışmalar, deprem öncesi alınacak önlemlerin deprem riskini önemli ölçüde azalttığını ortaya koymaktadır. Unutulmamalıdır ki, depremi afet olmaktan çıkaracak olan tek yol, deprem yaşanmadan önce alınacak önlemlerde saklıdır. 23 yılın ardından Marmara Depremi sonrası Sakarya hem maddi hem de sosyal açıdan ciddi zararlar gördü. Ülkemizin her bir bireyi üzerine düşeni yaparsa bu tarz felaketlerin yaratacağı etkinin en azından azalmasını sağlamış oluruz. Sadece bireysel olarak kendimiz için değil ailemiz ve sevdiklerimiz için de bu konunun üzerinde durup, sorumluluk sahibi olup, bilinçli şekilde hareket etmeliyiz.”dedi.

    Filizfidanoğlu, “Uzmanlar önümüzde Marmara Depremi’nden daha büyük bir deprem olduğu düşüncesinde hemfikir. Bu süreçte herkes elini taşın altına koyarak önlemini almalı, hazırlığını yapmalı. Ecel gibi doğal afetlerin de ne zaman geleceğini kimse tam olarak bilemez. Sonrasında üzülmektense, şimdiden hazırlanmak Türk Halkı olarak bu konudaki birinci önceliğimiz olmalıdır.Bu vesileyle Marmara Depreminde hayatını kaybetmiş vatandaşlarımıza bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum. Rabbimden dileğim tekrar aynı şeyleri yaşamamızdır” diye söyledi.

     

  • Mehmet Mesut GÖKDEMİR Asıl olanın Depremin unutulmamasıdır

    Hak-İş Konfederasyonu Sakarya İl Başkanı ve Hizmet-iş Sendikası Şube Başkanı Mehmet Mesut GÖKDEMİR, 17 Ağustos Marmara Depreminin 23. Yıl dönünde bir basın açıklaması yaparak, böyle bir afetin bir daha yaşanmamasını temenni ediyoruz. Dedi.

    Gökdemir, yaptığı açıklamada 17 Ağustos 1999 tarihinde meydana gelen ve büyüklüğü 7.4 olan bu deprem nedeniyle 17.479 kişi hayatını kaybetmiş,  45.953 kişi yaralanmış, 244.383 civarında konut ve işyeri hasar görmüştür. Aradan 23 yıl geçmesine rağmen maddi manevi zararların çok büyük olması ve bu felaketin olumsuz etkilerinin halen devam etmesi sebebiyle 17 ağustos depreminin hala unutulamadığını belirterek, bu tür acıların bir daha yaşanmaması için doğa afete dönüşmeden gerekli önlemlerin alınması gerektiğini ifade etti.

    Depremlerin felakete dönüşmesinin temel nedeni; yeterince mühendislik hizmeti görmemiş depreme dayanaksız yapılar, sağlıksız ve plansız kentleşmeler ile yanlış yerleşim alanlarının belirlenmesi olduğu gerçeği artık herkes tarafından kabul edilmiştir.

    Bugün dahi Depremin bu kadar etki bıraktığı bölgemizde, olası bir deprem için yapılan çalışmaların neler olduğu, toplanma alanlarının sayısı ve durumu, geçici barınma (çadır vs) alanlarının konumu, acil durum yollarının hangileri olduğu, durumu ve bu alanların kapasiteleri,  yaşamsal malzemeler için ne boyutta hazırlık yapıldığı, sağlık malzemelerinin durumu, içme suyu problemi ve arama kurtarma planları vs. de durumun ne olduğu tam olarak bilinmemektedir. Asıl olanın Depremin unutulmamasıdır. Bize de düşen görevin ise depremi unutmamak ve unutturmamak olduğudur.

    İşin doğrusu, her 17 Ağustos’ta, kamuoyuyla aynı sorunları paylaşıyor olmanın meydana getirdiği kısır döngüyü aşmak, sorunları dile getirenlerin değil, sorunları ortadan kaldırmaya muktedir olanların omuzlarında bulunmaktadır.

  • Büyükşehirli Ömer Gürmeriç Avrupa şampiyonu oldu

    Büyükşehirli Ömer Gürmeriç Avrupa şampiyonu oldu

    Büyükşehir Halter sporcularından Ömer Gürmeriç, Polonya’nın Raszyn şehrinde düzenlenen Gençler ve U-15 Avrupa Halter Şampiyonasında yarışarak önemli bir başarı elde etti. Gürmeriç U-15 Erkekler klasmanında Avrupa Şampiyonu oldu.

    Sakarya Büyükşehir Belediye Spor Kulübü sporcularından Halterci Ömer Gürmeriç, Polonya’nın Raszyn şehrinde düzenlenen Gençler ve U-15 Avrupa Halter Şampiyonasında yarışarak önemli bir başarıya imza attı.

    U-15 erkekler 96 kilogramda yarışan Gürmeriç, koparmada 105 kilogramda gümüş, silkme 135 kilogramda altın ve toplamda 235 kilogramda altın madalya kazanarak Avrupa Şampiyonu oldu. Yapılan açıklamada, “Sakarya’da yetiştirdiğimiz sporcularımızın başarıları artmaya devam ediyor. Sporcumuz Ömer de bunlardan bir tanesi ve Avrupa Şampiyonu olarak evine dönecek. Kendisini almış olduğu başarılardan dolayı tebrik ediyoruz” denildi.

  • ABP Sakarya İl Başkanlığı’ndan Türkiye’de bir ilk!

    Anadolu Birliği Partisi Sakarya İl Başkanı Sinan Daşdemir öncülüğünde Türkiye’de ilk defa bir kongre sokak meydanında yapıldı.

    Önceki gün Adapazarı Gar İstasyonu Meydanı’nda bir araya gelen Anadolu Birliği Partisi Başkanı Sinan Daşdemir ve yönetim kurul üyeleri, meydan da kongre gerçekleştiren ilk parti olma özelliğini de taşımış oldu. Konu hakkında açıklama yapan ABP Sakarya İl Başkanı Sinan Daşdemir, ‘’Bunu yapmamızın bir amacı var; bizler sokakların sesiyiz. İnsanları tepeden yönetmek gibi bir anlayış veya düsturumuz yok. Siyaset halk için yapılıyor ise halkın menfaatini gözetmeli, dert ve sıkıntılarını iyi bilmeli ve onlara ilişkin de çözüm üretmeliyiz. Biz bunu yapıyoruz ve halkın sesi olmayı da sürdüreceğiz.’’ dedi.

    ABP Sakarya İl Başkanlığı Oy Pusulası

    Yönetim Kurulu Asil Üye Adayları

    Sinan Daşdemir, Çetin Demir, Yaşar Özdemir, Tülay Güdük, Songül Erdoğan, Cezmi Düzce, Caner Saraç, Behzat Aydemir, Serdar Aydın, Fatma Sarıöz, Talha Yasin Erdoğan, Özcan Çetin, Halil İbrahim Pala, Şueda Yıldız, Adem Daşdemir, Selma Hamza, Sibel Çetin, Zeynep Baydemir, Ceyda Aydın ve Çetin İstay.

    Yönetim Kurul Yedek Üye Adayları

    Nazlı Çelebi, Ercan Yiğit, Resul Erkan, Ahmet Demir, Oktay Kaya, Mahmut Narin, Emrullah Yıldırım, Deniz Daşdemir, Muhammed Bayram, Esra İşler, Umut Yıldırım, Kenan Haymana, Fatih Macit, Orhan Macit, Selçuk Macit, Serkan Macit, Mehmet Arslan, Yıldız levent, Engin Sevinç ve Esma Levent.

    Disiplin Kurul Adayları

    Asil Üyeler

    Vedat Daşdemir, Muhammet Furkan, Barış Gündüz, Muhammed Atış ve Zafer Uygar.

    Yedek üyeler

    Selami Çöker, Mehmet Özer, Ömer İlten, Fehim Macit ve Adem Dursun.

    Büyük kongre Delege Adayları

    Asil Üyeler

    Sinan Daşdemir, çetin demir, yaşar özdemir, tülay güdük, Songül Erdoğan, cezmi düzce, Caner saraç, Behzat aydemir, serdar aydın, Fatma sarıöz, Talha yasin Erdoğan, Özcan çetin, halil İbrahim pala ve Şueda Yıldız.

    Yedek Üyeler

    Nazlı Çelebi, Ercan Yiğit, Resul Erkan, Ahmet Demir, Oktay Kaya, Mahmut Narin, Emrullah Yıldırım, Deniz Daşdemir, Muhammed Bayram, Esra İşler, Umut Yıldırım, Kenan Haymana, Fatih Macit ve Orhan Macit.

    Oy pusulasına ilişkin açıklamada bulunan ABP Sakarya İl Başkanı Sinan Daşdemir, kongreyle birlikte listelerini oluşturduklarını, vatana, millete hayırlı uğurlu olmasını temenni ederek listelerinde yer alan isimlerin halkın iyiliği ve güzelliği doğrultusunda hep birlikte çalışmalar yürüteceklerine ilişkin ifadelere yer verdi.

  • Sakaryaspor’un eski yöneticilerinden Canib Kaya son yolculuğuna uğurlandı

    Canib Kaya son yolculuğuna uğurlandı

    Sakaryaspor’un eski yöneticilerinden ve şehrin tanınmış isimlerinden Canib Kaya geçirdiği kalp krizi sonucu tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Kaya bugün sevenleri tarafından son yolculuğuna uğurlandı.

    Sakaryaspor’un eski yöneticilerinden ve şehrin tanınmış isimlerinden Canib Kaya geçirdiği kalp krizi sonucu tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.

    Canib Kaya, Orhan Camii’nde öğlen namazına müteakiben kılınan cenaze namazının ardından toprağa verildi.

    Cenazeye Erenler Belediye Başkanı Fevzi Kılıç, Serdivan Belediye Başkanı Yusuf Alemdar,,  Ak Parti İl Başkanı Yunus Tever, Serdivan Belediye Başkanı Yusuf Alemdar, Erenler Belediye Başkanı Fevzi Kılıç,  İYİ Parti İl Başkanı Selçuk Kılıçaslan ve SESOB Başkanı Hasan Alişan’ın yanı sıra siyaseti iş ve spor camiasından çok sayıda isim katıldı.

    Canib Kaya’nın cenaze namazını ise İl Müftüsü Hasan Başiş kıldırdı.

  • “Birlikteliği güçlendirecek, şehrimiz için yeni iş birliği fırsatları oluşturacağız”

     “Birlikteliği güçlendirecek, şehrimiz için yeni iş birliği fırsatları oluşturacağız”

    TDBB’nin programları için Moğolistan’da bulunan Başkan Ekrem Yüce, başkent Ulan-Batur Büyükşehir Belediye Başkanı Batbayasgalan ve Milletvekili Ö.Enkhtuvshin ile görüştü. Yüce, “Kadim tarihimizin önemli sembollerine ev sahipliği yapan Moğolistan ile ülkemiz arasındaki uzun yıllara dayanan birliktelik, halkları arasındaki dostluk ve kardeşlik bize bir sorumluluk yüklüyor. Bu ziyaretlerimizle de bu birlikteliklere güç katacak, şehirlerimiz için iş birliği fırsatları oluşturacağız” dedi.

    Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem Yüce, Türk Dünyası Belediyeler Birliği (TDBB) programları için gittiği Moğolistan’da bir dizi temaslarda bulundu. İlk olarak Moğolistan’ın başkenti Ulan-Batur Büyükşehir Belediye Başkanı Batbayasgalan’la bir araya gelen Yüce, daha sonra ise Sakarya ile kardeş şehir ilişkilerinin tesis edileceği Dornogobi şehrinin eski belediye başkanı, Milletvekili Ö.Enkhtuvshin’le buluştu. Yüce, burada TDBB’nin programlarına katılacak, bazı iş birliği çalışmalarına öncülük edecek.

    Bir 2 kişi, ayakta duran insanlar, oturan insanlar ve takım elbise görseli olabilir

    Kültürel iş birliği, bilgi ve tecrübe paylaşımı

    Türk Dünyası Belediyeler Birliği’nin kuşatıcı bir anlayışla güzel bir birlikteliğe sahip olduğunu ifade eden Başkan Ekrem Yüce, TDBB’nin oluşturduğu iş birliğinin üye ülkeler için çok önemli bir kazanım oluşturduğunu dile getirdi. Yüce, “Belediyeler birliğimizin programları için Moğolistan’a geldik. İlk olarak Moğolistan’ın başkenti Ulan-Batur Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Batbayasgalan’ı ziyaret ettik. Şehrimizi ile Ulan-Batur arasında kültürel iş birliği, bilgi ve tecrübe paylaşımları üzerine prensip olarak görüşmelerimizi tamamladık. İki ülke ve iki büyükşehrimize işbirliğimiz hayırlı olsun” dedi.

    Bir 2 kişi görseli olabilir

    Moğolistan’da kardeş şehir

    Yüce, daha sonra ise Sakarya ile kardeş şehir ilişkilerinin kurulacağı Dornogobi şehri eski belediye başkanı, Milletvekili Ö.Enkhtuvshin ile buluştu. Yüce, iki şehir arasındaki iş birliklerini artırmak adına bilgi ve deneyim paylaşımlarında bulunduklarını ifade ederek, Türkiye ve Moğolistan arasındaki dostluk ve kardeşliği pekiştirecek tüm çalışmaların önemine işaret etti. Yüce, “Kadim tarihimizin önemli sembollerine ev sahipliği yapan Moğolistan ile ülkemiz arasındaki uzun yıllara dayanan birliktelik, halkları arasındaki dostluk ve kardeşlik bize bir sorumluluk yüklüyor. Bu ziyaretlerimizle de bu birlikteliklere güç katacak, şehirlerimiz için iş birliği fırsatları oluşturacağız. Ev sahipliği için şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu.

  • 17 AĞUSTOS’UN YILDÖNÜMÜ… -ÖZKOÇ: “23 YILDA NE DEĞİŞTİ?”

    17 AĞUSTOS’UN YILDÖNÜMÜ…

    -ÖZKOÇ: “23 YILDA NE DEĞİŞTİ?”

    -“BİZE MEVZUAT, TESPİT, TEMENNİ DEĞİL; ATILMASI GEREKEN

    ADIMLARI HAYATA GEÇİRECEK, YAŞAMA SAHİP ÇIKACAK BİR SİYASİ

    İRADE LAZIM. MİLLET İKTİDARI LAZIM!”

    CHP Grup Başkanvekili, Sakarya Milletvekili Engin Özkoç, 17 Ağustos depreminin yıldönümüne ilişkin yaptığı açıklamada, “Her birimizin kendimize sorması gereken soru şu; aradan geçen 23 yılda ülkemizde, Sakarya’da ne değişti?” dedi.

    Özkoç yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye’de 17 Ağustos dahil, Bingöl,  İzmir, Van, Elazığ  gibi yaşanan tüm depremlerin “beklenen depremler” olduğuna dikkati çekerek, deprem gerçeğini kabul etmek ve hazırlık yapmak zorunda olduğumuzu söyledi.

    Özkoç özetle şunları kaydetti:

    “Yıldızların yere indiği o sıcak, kabus gecenin üzerinden 23 yıl geçti. Bu gece sabaha karşı yine, yaşamını yitiren binlerce insanımızı ve tüm kaybettiklerimizi anacağız. Hepsine bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum.

    Bu acıyı, kayıpları bir daha yaşamamak için kendimize sormak zorundayız; Biz, tarihsel döngüsünü, tekrar yaşanacağını bildiğimiz yeni depreme hazır mıyız?

    Daha açık sorayım; güvenli yapılarda oturuyor muyuz? Deprem olunca nerede toplanacağımızı, nasıl yardıma ulaşacağımızı biliyor muyuz? Çocuklarımızın gittiği okula, işyerlerimize, kamu binalarına, alışveriş yaptığımız dükkanlara, alışveriş merkezlerine,… kentin yapı stoğuna güveniyor muyuz?

    Bu sorunun peşine düşmek, üzerimize düşeni yapmak ve yaptırmak zorundayız.

    NELER Mİ YAPILDI?

    Elbette bir takım adımlar atıldı. Neler mi yapıldı? Başta ÖTV olmak üzere yeni vergiler getirildi, geçici konulan vergilerin büyük kısmı kalıcı hale getirildi, hala yürürlükte, hala ödüyoruz.

    Biliminsanlarımızdan oluşan Ulusal Deprem Konseyi kuruldu, bütüncül planlar hazırlanacaktı, lağvedildi.

    Kentsel dönüşüm kavramı hayatımıza girdi; yalnız deprem değil, sel, heyelan gibi tüm doğal afetleri gözeten güvenli yapı stoğu oluşturulacaktı, rant esas oldu.

    Toplanma alanlarının önemi gündeme geldi, sonra alanların büyük bölümü imara açıldı.

    İmar yasalarında, deprem mevzuatında bir çok defa önemli değişiklikler yapıldı. Peki bunlar uygulanıyor mu? Ne yazık ki hayır. Çünkü hiçbir alanda olmadığı gibi, bu alanda da denetim kalmadı.

    Tespitler ortada, atılması gereken adımlar belli. Ülkeyi tek başına 20 yıl yönetip, 20 yılda çözüm ortaya koymayanlar, bundan sonrası için dilek ve temenni dile getirmesin.

    İhtiyacımız olan; atılması gereken adımları atabilecek, yaşama sahip çıkacak bir siyasi iradedir, milletin iktidarıdır!”

  • İMO Şube  Başkanı Semih UÇAR; Depremi Değil Ama Afeti Önlemek Mümkün!

    Depremi Değil Ama Afeti Önlemek Mümkün!

    17 Ağustos’un Yıl Dönümünde Türkiye’nin Depreme Hazırlığı: Sorunlarımız ve Çözümlerimiz!

    TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası tarafından 17 Ağustos Depreminin 23. yıl dönümü nedeniyle, 16 Ağustos 2022 tarihinde İMO Sakarya  Şubesinde basın açıklaması gerçekleştirildi. Açıklama İMO Şube  Başkanı Semih UÇAR  tarafından yapıldı.

    TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası, tarihimizin en acı depremlerinden 17 Ağustos 1999 Marmara Depreminin 23. yılında da temel insan haklarından olan “Barınma Hakkı”nın tüm yurttaşlarımıza sunulabilmesi için depremi unutmama, unutturmama ısrarını sürdürmeye, güvenli ve sağlıklı yapı üretimi sağlanana kadar siyasi iktidarların görev ve sorumluluğunu hatırlatmaya kararlıdır.

    Bugüne kadar depreme karşı hazırlık, yapı güvenliği, hasar tespiti gibi konularda çokça konuşuldu, bu konular hakkında çokça yazılıp çizildi. Ancak bir doğa olayı olan depremin ülkemizde her defasında afete dönüşmesine bir türlü engel olunamıyor. Çıkarılan yasa ve yönetmelikler, yıllara dayanan çalışmalarla oluşturulan plan ve projeler uygulama aşamasına geçemeden kağıt üzerinde kalıyor. Ne yazık ki yapılan çalışmalar daha çok afet sonrası yara sarma düzeyinde kalıyor.

    Bir deprem coğrafyasında yer alan ülkemiz tarih boyunca birçok kez yıkıcı depremlerle karşı karşıya kalmıştır. Özellikle Marmara Bölgesinin gerek ekonomik anlamda gerekse sosyo-kültürel açıdan coğrafyamızda merkez pozisyonunu yüzyıllardır koruması nedeniyle, bu bölgede yaşanan depremler ciddi sonuçlar doğurmuştur.

    Cumhuriyet döneminin gerek can ve mal kaybı açısından gerekse sosyal ve ekonomik sonuçları açısından en yıkıcı depremlerinden biri 17 Ağustos 1999 tarihli Gölcük merkezli depremdir. 7,4 büyüklüğündeki bu deprem başta Marmara bölgesi olmak üzere tüm Türkiye’yi etkilemiştir. Ülkemizin ekonomik anlamda üretim ve ticaret merkezi olan ve yurdun her yerinden göç alan bir bölge olması nedeniyle bu depremin tüm yurttaşlarımızı doğrudan ya da dolaylı olarak etkilediğini söylemek mümkündür. Depremde 20 binden fazla yurttaşımız hayatını kaybederken yaralı sayısı 50 bini aşmıştır. Bölgede yaklaşık 113 bini yıkık ve ağır hasarlı olmak üzere toplam 365 bin bina hasar görmüştür.

    Ortaya çıkan kayıpların ve hasarın büyüklüğü, deprem sonrası müdahalede yaşanan sorunlarla birlikte bu depremin etkisi öyle şiddetli olmuştur ki 2001 ekonomik krizinin önemli sebepleri arasında sayılmaktadır.

    Bu kadar büyük sonuçlar doğuran 17 Ağustos Depremi, depreme bakış açısının değişmesinde bir milat olarak kabul edilmiştir. Yalnızca deprem sonrası yapılacak müdahaleler değil depremden önce alınması gereken tedbirler de tartışılmıştır. Plansız-çarpık kentleşmenin ve mühendislik hizmeti almayan yapıların ne kadar büyük tehdit oluşturduğu anlaşılmış, bu konuda birçok kurum ve kuruluş tarafından neler yapılması gerektiği konusunda çalışmalar yapılmış, bu çalışmalar birleştirilerek strateji ve eylem planlarına dönüştürülmüştür.

    Odamızın da bu konuda çeşitli çalışmaları olmuş, deprem kongreleri, çalıştaylar düzenlenmiş, raporlar hazırlanmış, kamuoyunu aydınlatacak ve deprem konusunda farkındalığı ve bilinci artıracak çalışmalar yapılmıştır. Yıllara dayanan çalışmalar sonucunda deprem konusunda sorunlar da bu sorunların çözümü için yapılması gerekenler de bellidir.

    Mevcut Yapı Stoku İyileştirilmeli ve Güçlendirilmelidir

    2011 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe konan ve 2012-2023 yıllarını kapsayan “Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planı”nda (UDSEP) alınan kararların uygulamaya geçirilmesi depreme hazırlık konusunda en önemli çaba olacaktır.

    UDSEP’e göre başta okul ve hastaneler olmak üzere, Türkiye’deki bina envanterinin çıkarılması ve mevcut yapıların hasar görebilirlikleri ve riskleri esas alınarak gruplandırılması planlanmıştır. Oysa 2020 yılında TBMM`de kurulan Deprem Komisyonunun 2021 tarihli raporunda, 2017 yılı itibarıyla bitirilmesi gereken envanter ve riskli yapı tespiti çalışmalarının 2021 yılı itibarıyla nasıl yapılacağının yönteminin bile çıkarılamadığı anlaşılmaktadır.

    Mevcut yapı stokunun envanterinin çıkarılması konusundaki çalışmalar hızlandırılmalı, mevcut durum tespit edilerek acilen güçlendirilmesi veya yenilenmesi gereken binalar belirlenerek bir plan doğrultusunda yapı stokunun depreme dirençli hale getirilmesi sağlanmalıdır.

    Her Şantiyeye Tam Zamanlı Bir Şantiye Şefi!

    Teknik ekiplerin gözlem ve değerlendirmelerinde, gerçekleşen depremlerde genel olarak binaların yıkılma ve ağır hasar görmelerinin ana nedenleri olarak;

    • Malzeme ile ilgili sorunlar,

    • Donatı detaylandırması ile ilgili sorunlar,

    • Alt kat kolonlarının göçmesi ile ilgili sorunlar,

    • Kısa kolon oluşumu ile ilgili sorunlar,

    • Tasarım, imalat ve kullanım aşamasındaki denetim eksikliği sorunları gibi ana hususlar tespit edilmektedir.

    Teşhis bellidir. Deprem etkileri nedeniyle oluşan yapısal hasarlar büyük oranda yapıların inşası ya da sonrasındaki denetimsizlik nedeniyle ortaya çıkmaktadır. O halde yapı üretim sürecindeki sorunların ortadan kaldırılması yetkililerin öncelikli görevi olmalıdır.

    Yapı üretiminin mühendislik esaslarına uygun olarak gerçekleştirilmesini sağlayan en önemli görev şantiye şefliğidir. Ancak bu görevin usulüne uygun olarak yerine getirilmemesi, inşaat hatalarını, dolayısıyla deprem hasarlarını büyütmektedir.

    Şantiye şefinin görevini tanımlamak gerekirse; bir yapının fen ve tekniğe, ruhsata esas teşkil eden projesine uygun olarak inşa edilmesi ile inşaatın iş ve işlemlerinin planlanmasını sağlamaktır. Bunun yanında işçi sağlığı ve iş güvenliğini şantiye sahasında gözetmek gibi önemli bir görevi daha bulunmaktadır. Türkiye işçi ölümlerinde dünya çapında en üst sıralarda yer almaktadır. Şantiye şefliği görevinin hakkıyla yerine getirilmemesi bu seviyelerdeki işçi ölümlerinin başlıca sebeplerinden biridir.

    Tam da bu sebeple biz İnşaat Mühendisleri Odası olarak sınırlı durumlar dışında, her şantiye şefinin sadece bir şantiyede tam zamanlı olarak görevlendirilmesi gerektiğini vurguluyoruz.

    Yapı Denetim Sistemi Düzenlenmelidir

    Mevcut Yapı Denetimi Sistemiyle yurttaşların can ve mal güvenliği etik kurallardan yoksun olan serbest piyasa koşullarına teslim edilmiştir.4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanunun öngördüğü sistemde, kamusal bir hizmet olan denetim hizmeti ticarileştirilmiştir. Denetim sisteminin ticari ilişkilerin belirleyiciliğine terk edilmesiyle rant ilişkileri, tekniğin, fen ve sanat kurallarının önüne geçmiştir.

    Sağlıklı işleyen bir sistemde planlama, projelendirme, üretim ve denetim hizmetleri birbirinin tamamlayıcısı olarak düşünülmeli buna göre de İmar Kanunu başta olmak üzere Yapı Denetim Kanunu, Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun ve ilgili tüm Kanunlar ve bağlı yönetmelikleri kamu yararı ilkesi gözetilerek ve bütüncül bir anlayışla yeniden düzenlenmelidir.

    Mevcut Yapı Denetim Yasasının öngördüğü, ticari yanı ağır basan yapı denetim şirketi modeli yerine; uzmanlık ve etik değerlere sahip yapı denetçilerinin etkinliğine dayalı, meslek odalarının sürece etkin katılımını sağlayacak yeni bir denetim süreci modeli hayata geçirilmelidir. Bu modellemede proje denetimi ile yapı denetimi birbirinden ayrılmalıdır.

    Kentsel Dönüşüm Kentsel Kıyım Oldu

    Devletin asli görevi sağlıklı, güvenli ve yaşanabilir kentler kurmak ve yaşanabilir bir çevre oluşturmaktır. Oysa bugün devlet eliyle “Kentsel Dönüşüm” adı altında mühendislik, mimarlık ve şehir planlama disiplinlerinin teknik ve bilimsel gereklilikleri ile toplumun ihtiyaçları, sosyo-ekonomik yapısı dikkate alınmadan rant odaklı dönüşüm gerçekleştirilmektedir. Kentlerin tarihi ve doğal dokusu yok edilmektedir.

    Bugün başta Marmara Bölgesi olmak üzere kentlerimizde yenilenmeyi ve güçlendirilmeyi bekleyen onca yapı varken kentsel yenileme ve kentsel dönüşüm gayrimenkul piyasasının talepleri doğrultusunda hayata geçirilmektedir. Kentsel dönüşüm riskli yapıların dönüştürülmesi şeklinde değil, rant değeri yüksek bölgelerde yapılaşma olarak gerçekleşmektedir. Öyle ki boş arsalar üzerinde kentsel dönüşüm yapılmaktadır.

    İmar Afları Ölüme Davetiyedir

    Mevcut yapı stokumuzun belirsizliği bilinen bir gerçektir. Olası bir depremden nasıl etkileneceği bilinmeyen çok sayıda bina mevcutken üstüne bir de siyasal iktidarlarca çıkarılan imar afları can ve mal kayıpları tehdidini büyütmektedir.

    Ülkemizde imar afları kaçak yapılaşmanın en önemli teşvik unsurlarından birisi olmuş, toplumun sağlıklı ve güvenli konutlarda yaşamasını belirsizliğe sokmuştur. Devletin bir binaya iskan ruhsatı vermesi vatandaşına o yapıda güvenle oturabileceği yönünde güvence sunması anlamına gelir. Oysa mühendislik hizmeti almamış bu yapıların, doğa olayları karşısında hasara uğramaları halinde sorumluluk bu kararı alan devletin, siyasi iktidarın üzerindedir.

    Her seçim öncesi siyasi ikbal uğruna gündeme getirilen imar affı uygulamalarına son verilmeli, imar affından yararlanan yapılar denetlenmelidir.

    Sonuç Olarak;

    Ülkemiz oldukça zor bir dönemden geçmektedir. Ekonomik anlamda yaşanan kriz koşullarında olası bir büyük depremin sonuçlarının 2001 krizinde yaşananlardan çok daha ağır olacağı açıktır. Üstelik kentlerimiz öylesine kalabalıklaşmış, plansızlık, kaçak yapılaşma öylesine ilerlemiş, afet toplanma alanları ranta açılmıştır ki can ve mal kaybı açısından da büyük bir tehlike bizleri beklemektedir. Başta Sakarya, Düzce, Kocaeli, Yalova, İstanbul ve Marmara Bölgesi olmak izere olası büyük bir depremin Türkiye’ye neler yaşatacağını kestirmek zordur.

    TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası  Sakarya şubesi olarak hem yetkili kurum ve kuruluşlara hem de tüm kamuoyuna seslenmek istiyoruz: Bu karamsar tabloyu el birliğiyle tersine çevirmemiz mümkündür. Biz İMO olarak tüm bilimsel-teknik birikimimizle, sahada edindiğimiz tecrübe ve yetişmiş kadrolarımızla, başta deprem olmak üzere doğa olaylarının afetlere dönüşmesini önleme konusunda görev almaya hazırız. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi sorunlar da bellidir, çözümleri de. Yeter ki çözüm için ortaya irade konulsun.

    Bir 1 kişi, açık hava ve şunu diyen bir yazı 'Tozlu stos 1000' görseli olabilir

  • Sapanca’da Ferhat Göçer rüzgarı esti

    Sapanca’nın yaz akşamlarına ayrı bir hava katan Sapanca Belediyesi Amfi Tiyatroda, SAVİBU’nun düzenlediği konserin ilkini ünlü sanatçı Ferhat Göçer yaptı.

    Sapanca Villa ve Bungalov İşletmecileri Derneği tarafından ( SAVİBU ) düzenlenen Sapanca Yaz Konserleri muhteşem bir coşku ve kalabalık ile başladı. Ünlü sanatçı Ferhat Göçer, birbirinden güzel şarkılarıyla seyircilere müzik ziyafeti yaşattı. Yaklaşık 1100 kişinin katıldığı konser de müthiş bir sahne performansı gösteren Ferhat Göçer, sahneden inmek üzereyken seyircilerin coşkulu tezahüratlarına kayıtsız kalmadı ve tekrar sahneye çıktı.

    Konser sonrası yaptığı açıklamada 20 yıl önce geldiği Sapanca Kırkpınar Açık Hava Tiyatrosu’nun kendisi için önemini vurgulayan ünlü sanatçı SAVİBU dernek başkanı Safa Alaçam ve Sapanca belediye başkanı Özcan Özen’e teşekkürlerini ileterek;“Sapanca Açıkhava’daki 20 yıl önce verdiğim ilk konserimi daha dün gibi hatırlıyorum. Bugün buraya gelerek bizleri yalnız bırakmayan tüm dostlara teşekkür ediyorum” İfadelerini kullandı. SAVİBU Sapanca Yaz Konserlerinin Kırkpınar Açık Hava Tiyatrosunda 27 Ağustos Ahmet Aslan, 3 Eylül Gökhan Türkmen konserleri İle devam edileceği belirtildi.