Kategori: Guncel

  • Sakarya Ticaret Borsası Başkanı Adem Sarı, fındık sezonunun başlamasıyla birlikte fındık ticaretinde yaşanabilecek hilelere karşı uyardı.

    Fındıkta Oyuna Gelmeyin

    Sakarya Ticaret Borsası Başkanı Adem Sarı, fındık sezonunun başlamasıyla birlikte fındık ticaretinde yaşanabilecek hilelere karşı uyardı.

    Sakarya Ticaret Borsası Başkanı Adem Sarı, fındık alımlarının başladığı bu günlerde köylere giderek bin bir türlü hile ile üreticinin fındığını almaya çalışan sözde tüccarlara karşı, üreticileri uyararak fındıkta oyuna gelmemeleri için dikkatli olmalarını istedi.

    Başkan Sarı, “Sakarya ekonomisine yüksek oranda katma değer sağlayan ve önemli bir ürünümüz olan fındığın üretiminin ilimiz için ayrı bir yeri ve önemi var. Oluşabilecek mağduriyetlerin önlenmesi adına üreticisinden tüccarına hatta tüketicisine kadar dikkatli olmalı, sözde tüccarlara fırsat vermemeli, toplu bir mücadele başlatarak zararın önüne geçmeliyiz.” dedi

    Sözde fındık tüccarlarına karşı özellikle üreticinin dikkatli olmasını isteyen Başkan Adem Sarı “Vatandaşlarımızın dikkatli olmasını istiyoruz. Korsan tüccarlar; köy köy gezerek kantarda kilodan çalıp, randımanında da oynama yapıp üreticimizi kandırabiliyor. Üstelik vergisi yok. Kaydı yok. İn midir, cin midir? Ne yaptıkları bilinmiyor. Burada en büyük görev üreticimize düşüyor. Üreticimizin fındığına sahip çıkması randıman ve kantar konusunda temkinli olması gerekmektedir. Ayrıca devletimizin de riskleri en aza indirmek için denetim mekanizmalarını daha da sıklaştırması gerekmektedir. İnşallah alıcının da satıcının da kazandığı herhangi bir mağduriyetin yaşanmadığı bereketli bir sezon geçiririz ” ifadelerini kullandı.

     

  • Ülkemizde 2 milyonun üzerindeki kişinin sorunu: ‘kalp yetmezliği’

    Dolaşım sisteminin pompası olan kalbin yeteri kadar verimli çalışmayıp vücudun kan dolaşım ihtiyacını karşılamada yetersiz kalması durumuna ‘kalp yetmezliği’ deniyor. Ülkemizde HAPPY (Heart Failure Prevalence and Predictors in Turkey) çalışmasına göre; 2 milyon üzerindeki kişide değişik evrelerde kalp yetmezliği mevcut. Gelecekte bu sayının artması öngörülüyor. Kalp yetmezliği tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de önemli bir sağlık sorunu olmaya devam ediyor. Öyle ki kalp yetmezliğinde sağ kalım oranları, prostat, meme ve bağırsak gibi bazı kanser türlerinden daha düşük. Kalp yetmezliği tehlikeli bir sorun olsa da, erken tanı ve tedavi sayesinde aslında kontrol altına alınabiliyor, bu sayede hastaların yaşam kaliteleri artarken yaşam süreleri de uzuyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci, toplumda kalp yetmezliği ile ilgili doğru sanılan hatalı bilgilerin erken tanı ve tedaviyi önleyebildiğine dikkat çekerek, doğru sanılan 6 yanlış bilgiyi anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!

    Kalp yetmezliği bir hastalıktırYANLIŞ!

    DOĞRUSU: Toplumdaki yaygın inanışın aksine, kalp yetmezliği bir hastalık değil, çeşitli hastalıkların oluşturduğu bir sonuçtur. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci, kalp fonksiyonlarının bozulmasına ve kalp yetmezliğine yol açan başlıca nedenleri şöyle sıralıyor:

    • Kalp damar hastalıkları (kalp krizi geçirilmiş veya geçirilmemiş)

    • Kalp kası hastalıkları (kalbin kasılma ve gevşeme fonksiyonunda bozulma)

    • Kalp kapaklarının hastalıkları (darlık veya yetersizlik)

    • Doğumsal kalp hastalıkları

    • Çeşitli ritim bozuklukları

    • Hipertansiyon, diyabet,  tiroit problemleri (hipo-hipertroidi), toksik kimyasallar (alkol, çeşitli ilaçlar…)

     

    Kalp yetmezliği şikayetleri her hastada aynıdır. YANLIŞ!

    DOĞRUSU: Kalp yetmezliğinde her hastada şikayet ve bulgular aynı olmayabiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci, “Bazı hastalarda şikayetler kalbin fonksiyon düzeyine göre daha az iken, diğerlerinde daha şiddetli olabiliyor” diyerek, sözlerine şöyle devam ediyor: “Nefes darlığı, halsizlik-bitkinlik, çabuk yorulma, ayaklarda ve vücutta ödem, kilo artışı, karında şişkinlik, çarpıntı-nabız düzensizliği ile kronik öksürük, kalp yetmezliğinin başlıca şikayet ve bulgularını oluşturuyor.  Hastalarda yetmezliğin derecesine bağlı olarak bu şikayetlerden birkaçı veya çoğu gelişebiliyor”

    Kalp yetmezliği olup olmadığını şikayetlerime bakarak kendim anlayabilirim. YANLIŞ!

    DOĞRUSU: Kalp yetmezliğinde gelişen belirtilerin bazıları başka hastalıklarda da görülebiliyor. Örneğin nefes darlığı, halsizlik ve çabuk yorulma sorunları; kalp dışında akciğer, kan ve kas hastalıklarında da oluşabiliyor. Ödem-kilo artışına, böbrek ve tiroit hastalıkları da yol açabiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci, bu yüzden şikayetlerimizin ilgili branş doktorları tarafından yorumlanması gerektiğine işaret ederek, “Kalp yetmezliği tanısını koymak için fiziki muayene yanında, ekokardiyografi, kardiyak MRI, kan testleri ve gerekirse koroner anjiyografi ile kalp kateterizasyonu yapılıyor” bilgisini veriyor.

    Tedaviyle şikayetlerim geçti. Bu durumda ilaçlarımı bırakabilirim. YANLIŞ!

    DOĞRUSU: “Tedavi ile şikayetlerin geçmesi hastanın iyileştiği anlamına gelmiyor. Dolayısıyla ilaçların bırakılması son derece yanlış bir davranıştır” uyarısında bulunan Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci, “Bazı durumlarda altta yatan nedenin tedavisi ile kalp yetmezliği düzelse bile, çoğu durumda hastalık süreçleri devam eder. İlaçlar ile denge sağlanıp, kalp yetmezliği şikayet ve bulgularının geçtikten sonra tedavinin kontrolsüz bırakılması yetmezlik tablosunun tekrar oluşmasına neden olur. Hastalığın evresine göre ilaçlarda değişiklikler yapılsa bile tedavi yaşam boyu devam eder” diyor. Günümüzde şikayetleri gideren ve altta yatan süreçleri kontrol eden modern ve etkili ilaç tedavilerinin mevcut olduğunu belirten Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci, bunların yanı sıra bazı hastalara kalbin kasılma etkinliğini arttıran ve ölümcül ritim bozukluklarını tedavi eden kalp pilleri ile mekanik kalp destek cihazlarının takıldığı bilgisini veriyor. Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci, bu sayede hastaların hem yaşam kalitelerinin arttığını hem yaşam sürelerinin uzadığını belirtiyor.

    Kalp hastalarının cinsel hayatı sona erer. YANLIŞ!

    DOĞRUSU: “Aksine düzenli bir cinsel yaşam genel sağlık açısından çok önemlidir ve kalp hastaları için de bu durum geçerlidir” şeklinde konuşan Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci, şöyle devam ediyor: “Kalp yetmezliği, miyokard enfarktüsü, by-pass operasyonu ve stent gibi kardiyak olaylardan sonra cinsel yaşam devam etmelidir. Enfarktüs sonrası 2 hafta, by-pass operasyonu sonrası hastanın durumuna bağlı olarak 6-8 hafta süre ile cinsel aktivite kısıtlaması yeterlidir. Bu süre sonrasında hastanın bireysel performansı ve klinik tablosu göz önüne alınarak serbestleştirilir” Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci, seksüel aktivitede harcanan eforun 2 kat merdiven çıkmak veya düz yolda 20 dakika canlı yürümek ile  eşdeğer olduğunu vurgulayarak, “Bu aktiviteleri sorunsuz ve şikayet oluşmaksızın yapan hastalar uygun olarak kabul edilir. Ayrıca hastane ortamında yapılacak olan efor stres testi de karar vermede yardımcı olur” diyor. Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci, hastalarda gerek kullanılan ilaçlara gerekse kalp hastalığına bağlı çeşitli cinsel fonksiyon bozuklukları oluşabileceğini,  bu durumlarda da gerekli tedavi düzenlemelerin yapılıp Üroloji ve Kadın Doğum gibi diğer branşlardan destek alınabileceğini ifade ediyor.

    İlişki sırasında ağrı oluşursa, tüm hastalar dilaltı damar genişletici ilaç alabilir. YANLIŞ!

    DOĞRUSU: Cinsel ilişki esnasında göğüs ağrısı olmuş ise erektil disfonksiyon ilaçlarını kullanmış olan hastalar kesinlikle dilaltı nitrogliserin içeren ilaç almamalıdır, çünkü ciddi ölümcül tansiyon düşüklüğü oluşabiliyor.  Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci, bu durumda cinsel aktiviteye ara verilmesinin yeterli geleceğini belirterek, “Şikayet geçerse ilişkiye daha düşük tempoda devam edilebilir. Geçmez devam eder ise bir sağlık kurumuna başvurulmalıdır diyor. Eğer hasta bu tür ilaç kullanmıyorsa göğüs ağrısı durumunda dilaltı nitrogliserin kullanabilir. Tüm bu konuları hastanın doktoru ile açıkça konuşmasını öneriyorum.”  diyor.

    ———–Kutu bilgisi———

    Bu öneriler hayat kurtarıyor!

    • Kalp yetmezliği hastaları artmış risk grubunda oldukları için enfeksiyonlardan korunmalıdırlar. Bu yüzden hastaların zatürre, influenza ve Covid aşısı olmaları öneriliyor.

    • Mevsimsel etkiler kalp yetmezliği hastaları için önem taşıyor. Dolayısıyla çok sıcak ve soğuk havalarda zorlayıcı fiziksel aktiviteden kaçınılmalıdır.

    • Kıyafetler yaz ve kış için uygun olmalı. Örneğin sıcak havalarda ince açık renkli terletmeyen giysiler kışın ise kalın – koruyucu giysiler giyilmelidir.

    • Sağlıklı ve yeterli beslenmeye mutlaka dikkat edilmeli. Yeterli miktarda sıvı alınmalı ve alkol ile kafeinli içeceklerden kaçınılmalıdır. Diyetteki tuz içeriği azaltılmalı, kardiyolog ve diyetisyen koordinasyonu ile belirlenen kişiye özel diyetler aksatılmamalıdır.

    • Hastanın tedavi disiplini iyi olmalıdır. Düzenli olarak sağlık kontrolü yaptırılmalıdır. Acil durumlar için hastanın ve ev halkının mutlaka bir hareket planı olmalıdır. Acil durumlarda 112 veya diğer özel acil sağlık hizmeti sunan kuruluşlara müracaat edilmelidir.

    • Hasta, aile ve sağlık sisteminin koordineli yaklaşımı yaşam kalitesini ve süresini arttırır.

  • “Bir Deprem Ülkesi Olan Türkiye’de Sigorta Bilinci Halen Çok Düşük”

    Tüketicilere sigorta bilincini aşılamak ve sigortalılık oranını artırmak hedefiyle yola çıkan Birtep Grup’un Sigorta sektöründeki markası yeni nesil Insurtech platformu Sigortambir, DASK tarafından sunulan zorunlu deprem sigortası ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Ülkemizde halen 500’ün üzerinde aktif fay hattının bulunduğuna dikkat çeken Birtep Grup CEO’su ve Sigortambir Genel Müdürü Kürşat Köz, 17 Ağustos 1999’da meydana gelen Gölcük Depremi’ni hatırlatarak, “Aradan geçen 23 yıla karşın halen acımız taze. Ancak o günden bugüne zorunlu deprem sigortası sigortalılık oranımız yüzde 53,9. Sigorta bilincimiz halen çok düşük, konut sahibi her vatandaşımız, zorunlu deprem sigortasını yaptırmalı.” dedi.

    “Olası bir depremde İstanbul’da ortaya çıkacak zarar yaklaşık 150 Milyar TL”

    Gölcük Depremi’nin ardından geçen 23 yılda gayrimenkul ve sigorta sektörünün önemli bir gelişim kaydettiğini, ancak yeterli olmadığını dile getiren Birtep Grup CEO’su ve Sigortambir Genel Müdürü Kürşat Köz, DASK tarafından sunulan zorunlu deprem sigortasının, olası bir depremde tüm hasarların önüne geçebileceğinin altını çizdi: “Türkiye, bir deprem kuşağı ülkesi ve 500’ün üzerinde aktif fay hattıyla birlikte yaşıyoruz. 17 Ağustos 1999’da yaşanan depremde 300 bine yakın konut, 45 bine yakın işyeri hasar gördü. Halen acımız taze. İstanbul’da yaşanacak olası bir deprem senaryosunda ortaya çıkacak zarar yaklaşık 150 Milyar TL boyutunda ve bu metropolde DASK sigortalılık oranı maalesef yüzde 61,9 seviyesinde.” dedi.

    “10 konuttan yaklaşık 5’i halen sigortasız”

    Ülkemizde yaklaşık 20 milyon konuttan 10,7 milyonunun ancak aktif zorunlu deprem sigortası poliçesine sahip olduğunu ifade eden Köz, “Resmi verilere göre zorunlu deprem sigortası oranımız yüzde 53,9 seviyesinde, 10 konuttan 5’i halen sigortasız. Marmara Bölgesi’nde yüzde 62,9, Ege Bölgesi’nde ise bu oran yüzde 54,6. Bugün Türkiye’de bir konut fiyatı ortalama 1,3 Milyon TL iken yaptıracağınız zorunlu deprem sigortası ise sadece 200 TL. Medeniyetin getirdiği en kıymetli ürünlerden biri olan sigortadan faydalanılması gerektiğini düşünüyorum. Konut sahibi her vatandaşımız zorunlu deprem sigortasını yaptırmalı. Aynı acıların tekrar yaşanmamasını temenni ediyor, 17 Ağustos 1999’da yaşanan Gölcük Depremi’nde ve tüm depremlerde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum.” açıklamasında bulundu.

    DASK zorunlu deprem sigortası nedir?

    DASK (Doğal Afet Sigortaları Kurumu) tarafından sunulan, deprem ve deprem kaynaklı yangın, tsunami veya yer kaymasının binaya vereceği maddi zararlar ile ilgili teminat veren bir sigortadır. DASK Poliçesi ile; deprem kaynaklı tüm hasarlar, DASK tarafından karşılanır. Sigortanın kapsamı ve teminat planı, her türlü konut ve işyeri için uyarlanabilir. Sigorta dahilinde; depremin binaya verdiği hasarlar ve deprem kaynaklı; yangın, toprak kayması, sel hasarları, tsunami riskleri teminat olarak verilir. Kiracılar, oturdukları konutlar için zorunlu deprem sigortası yaptıramazlar. Kiracılar eşyalarını hırsızlık, yangın, deprem gibi risklere karşı koruyabilmek için konut sigortası yaptırabilirler.

  • Sakarya Barosu Başkanı Av. İlknur Ebiz Yıldız, 17 Ağustos Marmara Depremi’nin yıl dönümünde açıklamalarda bulundu.

    Baro Başkanı Yıldız’dan 17 Ağustos açıklaması

    Sakarya Barosu Başkanı Av. İlknur Ebiz Yıldız, 17 Ağustos Marmara Depremi’nin yıl dönümünde açıklamalarda bulundu.

    Başkan Yıldız’ın açıklamaları şu şekilde:

    “17 Ağustos 1999 bu kent için asrın felaketinin adı. Acılarımız sağalmış değil, hala taptaze. Yitirdiğimiz canlara hala içimiz yanıyor. Geçen 23 yılda her yıl kaybettiğimiz canlarımıza rahmet dilemekten öte neler yapıldı? Bu kent için bilimsel olarak yapılaması gerekenlerin ne kadarı yapıldı ne kadarı eksik kaldı? Bunu ciddiyetle sorgulamak gerek diye düşünüyoruz. Kentsel dönüşüm bu kent için olmaz ise olmaz ve bilimin emri ancak geçen 23 yıla rağmen sorunun çözümü için atılan adımlar bir nebze önemli ama yeterli değil. Bize göre tüm süreçlere ivedilikle müdahale edilmeli.

    Bu nedenle kamu otoritesi, şehrimizi depreme hazırlıklı, kentin yapı stoğunu depreme dayanıklı hale dönüştürmek için hemen şimdi var gücüyle gayret göstermelidir.

    Bilim diyor ki Marmara depremi mutlaka gerçekleşecek. Her 30 yılda bir bu coğrafya büyük bir depremle sarsılmış, geleceği beklenen bu deprem için karar vericilerin ve yerel yönetimlerin birinci önceliği depreme hazırlık olmalı. Afet öncesi, sırası ve sonrası her şey planlı ve kriz yönetimini tek bir aksaklık yaşanmayacak şekilde programlamak olmalı. Depreme hazırlıklı olmak için diri fay hatları üzerinde yapılaşmaya asla müsaade verilmemelidir.

    Yerel jeolojik koşullara uygun olmayan inşaat teknikleri ve yapı inşaasına müsaade edilmemelidir. Mevcut deprem yönetmeliğine uygun olmayan ve bina mühendislik ömrünü tamamlanmış binalar ile ilgili dönüşüm süreci ivedilikle harekete geçirilmelidir. Yine iskan sonrası kullanım hataları nedeniyle binaların statiğine olumsuz etkilerin buna dair müdahalenin önüne geçilmelidir. Bu nedenle Sakarya Barosu olarak şehrimizi yöneten kamu otoritesini kullanan tüm yetkililere hukuki ve vicdani  sorumluluklarını bir kez daha hatırlatıyoruz.”

  • 17 Ağustos Marmara Depremi’nin 23’üncü yılı: Hayatını kaybedenler etkinliklerle anıldı

    Türkiye’yi sarsan 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 23’üncü yılı dolayısıyla, depremin etkilediği Sakarya,İstanbul, Kocaeli  ve Yalova’da anma etkinlikleri düzenlendi

    Sakarya’da, 17 Ağustos 1999’daki Marmara Depremi’nde hayatını kaybedenler için anma programı gerçekleştirildi.

    Sakarya Büyükşehir Belediyesince Demokrasi Meydanı’nda düzenlenen etkinlikte, Kur’an-ı Kerim, ilahi ve kasideler okundu.

    Acının 23’üncü yıl dönümü Demokrasi Meydanı’nda anıldı

    Büyükşehir Belediyesi’nin asrın felaketi 17 Ağustos depreminin 23’üncü yıl dönümünde Demokrasi Meydanı’nda düzenlediği anma gecesinde dualar deprem şehidi binlerce vatandaş için yapıldı.

    Sakarya Büyükşehir Belediyesi, acının yıl dönümünde meydanda her yıl olduğu gibi bir anma programı gerçekleştirdi. Asrın felaketi olarak nitelendirilen, Sakarya başta olmak üzere Marmara bölgesindeki birçok şehre yıllarca kapanmayan yaralar bırakan 17 Ağustos 1999 depreminin üzerinden tam 23 yıl geçti. Adapazarı’nda ve kentin dört bir yanında ailesini, yakınlarını, sevdiklerini enkaz altında kaybeden vatandaşlar önceki yıllarda olduğu gibi aynı gece meydanda buluştu. Programa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Mustafa Ak’ın yanı sıra Vali Yardımcısı Muhsin Çatmadım, SAÜ Rektörü Prof. Dr. Hamza Al, SUBÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık, Baro Başkanı İlknur Ebiz Yıldız, Adapazarı Muhtarlar Federasyonu Başkanı Erdal Erdem ile belediye başkanları, siyasi parti temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.

    Gözyaşı ve dualar

    Saat 22.00’da meydanda oluşturulan oturma alanlarında, sahnenin önünde anma için bekleyişe başlayan vatandaşlar ilk olarak Kur’an tilaveti dinledi. Okunan dualar deprem şehitlerinin ruhuna hediye edildi. Program, 17 Ağustos gecesinin hemen ardından kaydedilen görüntüler ve yakınlarını kaybeden vatandaşların, yöneticilerin röportajlarından oluşan sinevizyon gösterileriyle devam etti. 23 yılın unutturamadığı acıyı ilk günkü gibi hisseden vatandaşlar video sırasında gözyaşlarına hâkim olamadı. Anma programı gecenin ilerleyen saatlerinde konuşmalar ve ilahi dinletileriyle devam etti. Büyükşehir, programda 17 Ağustos’a dair arşivinde yer alan fotoğrafları sergiledi. Meydanın bir bölümünde ise lokma ve çay ikramı yapıldı.

    Yüce: “Kaybettiğimiz vatandaşları rahmet ve dua ile anıyorum”

    Programa yurt dışı programı sebebiyle katılamayan Başkan Ekrem Yüce yolladığı telegrafla vatandaşların acısını bir kez daha paylaşırken, “23 yıl geçmesine rağmen yaramız hala çok taze. Binlercemiz evimizi, yuvamızı, ailemizi kaybetti. Kelimelerle tarifi olmayan bu acıyı hisseden her bir vatandaşımızın hüznünü yürekten paylaşıyor, sabırlar diliyorum. Yerle bir olan bir şehri yeniden inşa etme gücünü hepimize veren, umudumuzu asla kaybetmememizi emreden yüce Allah’a şükürler olsun ki zorlukları aşıyoruz. Tüm deprem şehitlerini rahmet ve dua ile anıyor, asrın felaketi 17 Ağustos depremini en kalbi duygularımla hissediyor, anıyorum” ifadelerini kullandı. Anma gecesi deprem saati olan 03.02’de duaların yapılmasıyla son buldu.

    Vatandaşlar, depremin yıkıcı etkisini gösteren kentin çeşitli noktalarından çekilmiş manzaraların bulunduğu resim sergisini gezdi.

    Kızılay ve AFAD’ın bilgilendirme filmlerinin gösterildiği etkinlik süresince katılımcılara çay ve su ikram edildi.

    Saatler 03.02’yi gösterdiğinde İl Müftüsü Hasan Başiş’in eşliğinde “deprem şehitleri” için dua edilmesiyle program son buldu.

    Etkinliğe, kent protokolünün temsilcileriyle vatandaşlar katıldı.

    Yalova’da, 17 Ağustos 1999’daki Marmara Depremi’nde hayatını kaybedenler için anma programı düzenlendi.

    15 Temmuz Demokrasi ve Cumhuriyet Meydanı’nda toplanan katılımcılar, sahildeki Deprem Anıtı’na kadar “sessiz yürüyüş” gerçekleştirdi.

    Depremde hayatını kaybedenlerin isimlerinin yazılı olduğu mermer blokların bulunduğu anıta gelen katılımcılar, anıta karanfiller bırakarak deprem günü çekilen fotoğrafların bulunduğu salonları gezdi, o gün kaydedilen kurtarma görüntülerini izledi.

    Kur’an-ı Kerim tilaveti ve okunan mevlidin ardından program, deprem saati olan 03.02’de duaların edilmesiyle son buldu.

    Vatandaşlara Yalova Belediyesi tarafından çorba ve helva ikramı yapıldı.

    Anma törenine, Vali Muammer Erol, AK Parti Yalova Milletvekili Ahmet Büyükgümüş, Belediye Başkan Vekili Mustafa Tutuk, kurum müdürleri ve vatandaşlar katıldı.

    Marmara Depremi’nde hayatını kaybedenler, 17 Ağustos 1999’da yaşanan depremin merkez üssü Kocaeli’nin Gölcük ilçesinde anıldı.

    Kavaklı Sahili’ndeki Deprem Anıtı önünde Marmara Depremi’nin 23. yılı dolayısıyla düzenlenen anma etkinliğinde, felaketin yaşandığı saat olan 03.02’de saygı duruşunda bulunulup, depremde yaşamını yitirenler için dua edildi.

    Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer, gazetecilere yaptığı açıklamada, 45 saniyenin Gölcüklüler için unutulmayacak bir zaman dilimi olduğunu ifade ederek aradan geçen 23 yılın ardından saat 03.02’de anma programı düzenlediklerini kaydetti.

    Gölcük’te acıların taptaze olduğunu söyleyen Sezer, “Bu zaman zarfında aslında maddi anlamda kaybedilen her şey geriye geldi. Ancak sevdiklerimize maalesef tekrar kavuşma imkanımız yok. Biz şunu anladık; Afetler her zaman olabilir, onlara hazırlık yapmamız afetlere hazır olmamız, tedbir almamız gerekir.” ifadelerini kullandı.

    Sezer, devlet kurumlarının afetlere yönelik birçok hazırlık yaptığına işaret ederek bundan sonra tedbirlerin sıkılaşması gerektiğini vurguladı.

    Vatandaşların da kurallara uymasını ve afet anında ne şekilde hareket edeceğini bilmesi gerektiğini belirten Sezer, “Kurallara uymamız gerekiyor. O kurallara uyduğumuz takdirde yaptığımız binalarda binaların yüksekliği de kurallara uyduğu takdirde biz aslında ilk sırada kendimizi korumuş oluyoruz.” diye konuştu.

    BAKAN SOYLU GÖLCÜK’TEKİ ANMA TÖRENİNDE KONUŞTU

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “Bütün hazırlıklarımızı yine İstanbul’da yaşanabilecek 7,5’luk bir deprem üzerinden yapıyoruz.” dedi.

    Gölcük ilçesi Kavaklı sahilinde düzenlenen “17 Ağustos Depremi Anma Töreni”nde konuşan Soylu, Marmara Depremi’nde İstanbul’da olduğunu belirterek o süreçte vatandaşların yaşadığı sıkıntılara değindi.

    Marmara Depremi’nde hayatını kaybedenlere rahmet dileyen Soylu, her afet ve her zorluktan birçok ders aldıklarını, aldıkları dersin kendilerine birçok adım attırdığını söyledi.

    Geçen yıl yaşanan sellerin ardından alınan önlemlere ve AFAD’ın gönderdiği uyarı mesajlarına değinen Soylu, bu yıl uyarı mesajları sayesinde Batı Karadeniz’de kurumların ve vatandaşların tedbirlerini mümkün olduğu ölçüde aldığını kaydetti.

    Soylu, afetten etkilenen vatandaşların her zaman yanında olduklarını vurgulayarak “Devlet eski devlet değil. Türkiye de eski Türkiye değil, Allah’a hamdolsun.” dedi.

    Sel, yangın gibi afetlerden etkilenen vatandaşların yaşadığı ümitsizliğin giderilmesi için yapılan çalışmaları hatırlatan Soylu, şunları söyledi:

    “O gün gördüğümüz ümitsiz yüzlerin, gözlerin yerini geleceği yine kucaklayabilecek umutlu insanlar almıştı. Bunu biz kendimiz yapmadık. Bunu tam da sizin desteklerinizle, katkılarınızla ve bu devletin azametiyle, bu devletin gayretiyle ve işini bilen Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu iradeyle beraber. Başımız yere eğik olabilirdi. ‘Ne yapacağız, elimizden bir şey gelmiyor’ diyebilirdik. Ama sadece burası için değil. Allah’ınızı severseniz, ben her zaman söylüyorum, söylemeye devam edeceğim. Bir millet olarak, şu Ayasofya’nın minareleri kadar dik olun, başınız göğe değecek kadar dik olun, hiçbir zaman kimseye boynunuzu eğmeyecek kadar dik olun. Bu kardeşiniz, bu memleketin gücünü ve kuvvetini dünyanın birçok yerinde gören bir kardeşiniz.”

    Terörle mücadele çalışmalarını anlatan Soylu, “Bugün sabah milletimize bir müjde daha verdik. Tendürek Dağı’nı temizledik. Kolay bir iş değil. Sadece Tendürek Dağı’nı temizlemedik. Tendürek Dağı’nın en tepesine ay yıldızlı bayrağı diktik. Ve Allah bize ömür boyu oradan etrafımızdaki coğrafyaya bakabilme fırsatı sağlayacak.” diye konuştu.

    “ALLAH BİZİ MİLLETİMİZE MAHCUP ETMESİN”

    Soylu, doğal afetlerin yanında bir de yalan afetiyle karşı karşıya kaldıklarını belirterek siyasetin her yerde yapılabileceğini ancak yalan söylenmemesi gerektiğini söyledi.

    “Baraj patladı” şeklinde söylemlerde bulunulduğunu ifade eden Soylu, “Barajın patlamadığını anlatmakla mı uğraşalım yoksa evin 4. katından 5. katından, aşağıda şuramıza kadar su varken, ‘ne olursunuz hamileyim’ diye işaret yapan kadını kurtarmakla mı uğraşalım? Bunu bütün milletimize 17 Ağustos’un 23 yıl sonrası belki de afette yapabileceğimiz en hayırlı işlerden bir tanesi. Ben de muhalefet partilerinde siyaset yaptım. Orman yangınlarına gittim. Yapacağınız bir şey var; Allah kolaylık versin, Allah yardım etsin deyip yapabileceğimiz bir şey var mı? Üzerimize düşen bir şey var mı? deyip afette elini taşın altına gerekiyorsa sokmandır.” diye konuştu.

    Soylu, helikopterle köylere jeneratör götürerek 24 saatte elektrik bağladıklarını, şeker hastası varsa doktoru vatandaşın ayağına getirdiklerini dile getirerek hiç kimseyi yalnız bırakmadıklarını kaydetti.

    Resim

    “Allah başımıza bir afet vermesin” diyen Soylu, “Bütün hazırlıklarımızı yine İstanbul’da yaşanabilecek 7,5’luk bir deprem üzerinden yapıyoruz. Zamanını bilmiyoruz. Yerküreyi tutabilecek bir halimiz ve gücümüz söz konusu değil ama tedbir almak bizim en büyük sorumluluğumuzdur. Bu tedbirleri almak için bir taraftan öncesinde yapmamız gerekli olduklarını, zamanında yapmamız gerekli olduklarını ve sonrasında yapmamız gerekli olduklarını gücümüz yettiğince yapmaya çalışıyoruz. Allah bizi milletimize mahcup etmesin.” ifadesini kullandı.

    Soylu, 23 yıl önce yaşanan deprem gerçeğini unutmamaları gerektiğini belirterek bunu gelecek nesillere aktarmaları gerektiğini vurguladı.

    Çok çalışmaları gerektiğine işaret eden Soylu, “Sadece bizim bize ihtiyacımız yok. Filistin’in bize ihtiyacı var. Bu ülkenin öyle bir Cumhurbaşkanı var ki Lübnan’da ekonomik kriz yüzünden 0-2 yaş arasındaki çocukların süt içemediklerinden dolayı onların süt ihtiyacını nasıl karşılayacağım diye dert edinen ve bunu karşılamak için çaba üreten ve Müslüman ve bütün dünyada kimseyi mağdur ve mazlum bırakmamak için gayret sarf eden bir taraftan Libya’da kendi gücümüzü ortaya koyan, diğer tarafta Yemen’de insanlara elini uzatan, Suriye’de kimseyi yalnız bırakmamak için gayret gösteren bir Cumhurbaşkanımız var. Bu milletimizin özüdür ve milletimizin tecrübesidir.” şeklinde konuştu.

    Resim

    Soylu, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi ve diğer afetlerde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet dileyerek, gelecek nesillere güçlü ve büyük Türkiye bırakmanın kendilerinin en büyük sorumlulukları olduğunu bildirdi.

    Konuşmanın ardından Soylu, Vali Seddar Yavuz, Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın depremde hayatını kaybedenler anısına denize karanfil bıraktı.

    Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Cemil Meriç Engelsiz Yaşam Merkezi’nde eğitim gören engelliler bireyler, çakıl taşları kullanarak yaptıkları “Türk Bayrağı” tablosunu Bakan Soylu’ya takdim etti.

    17 Ağustos Marmara Depremi’nin 23’üncü yılı dolayısıyla Avcılar’da anma etkinliği düzenlendi.

    Avcılar’da Marmara Caddesi’ndeki deprem anıtı önünde gerçekleştirilen etkinliğe, Avcılar Belediye Başkanı Turan Hançerli, siyasi ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile depremde hayatını kaybedenlerin yakınları katıldı.

    Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan etkinlikte konuşan Avcılar Belediye Başkanı Turan Hançerli, 1999 yılındaki Marmara Depremi’nde, ilçede 247 kişinin hayatını kaybettiğini, 28 binanın yıkıldığını ve binlerce binanın hasar gördüğünü söyledi.

    Hançerli, “Bundan 23 yıl önce Avcılar’da da Avcılarlı hemşehrilerimizin ölümüyle sonuçlanan bir deprem gerçekleşti. Deprem Avcılar’dan çok uzaklarda Gölcük’te gerçekleşti ve işte hemen önünde bulunduğumuz deprem anıtında ismi zikredilen 247 insan yaşamını yitirmişti. Bugün özellikle bu saatte burada olmak bu acıyı unutmadığımızın, acının unutulmadığının açık göstergesi.” dedi.


  • Başkan Özen’den, 17 Ağustos Mesajı

    Başkan Özen’den, 17 Ağustos Mesajı

    17 Ağustos 1999 yılında gece 03.02’de meydana gelen ve 45 saniye sürerek ülkemizde yaşanan en büyük deprem felaketlerinden biri olan “Marmara Depremi” münasebetiyle Sapanca Belediye Başkanı Özcan Özen, bir mesaj yayımladı.

    Yıllar yaraları sarsa da acılarımızı azaltmadı

    Başkan Özen, mesajında “23 Yıl önce meydana gelen Marmara Depremi, Milletimizin yaşadığı en acı felaketlerden biri olarak tarihteki yerini almıştır. Ülkemiz için yaşanan büyük doğal felaket olan Marmara depreminde, 17 bin 480 vatandaşımız yaşamını yitirmiş, 43 binden fazla vatandaşımız yaralanmış, yüzlerce insan evsiz kalmıştır. Geçen yıllar yaraları sarsa da ne acılarımızı azalttı ne de kaybettiklerimizi unutturdu. Geride yıkım ve acı bırakan önemli olaylar genellikle hatırlanmak istenmez. 17 Ağustos, depremle yaşamayı öğrenebilmemiz için bize sorumluluklarımızı hatırlatan bir tarihtir. En büyük temennimiz ve dualarımız, böyle bir felaketin ve acının bir daha yaşanmamasıdır.

    Bizler her koşulda yaşanabilecek olumsuzluklara karşı hazırlıklı olmalıyız. Unutulmamalıdır ki; deprem değil, bilinçsizlik ve tedbirsizlik öldürür. Aynı acıların bir daha dünyanın hiçbir yerinde yaşanmamasını diliyorum. 17 Ağustos 1999 Depremi’nde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum” ifadelerini kullandı.

  • Büyükşehir’den Bocce’de gümüş madalya geldi

    Büyükşehir’den Bocce’de gümüş madalya geldi

    Büyükşehir Belediyesi Bocce Volo Sporcusu Faik Dursun Öztürk, bu yıl 5.’si düzenlenen İslami Dayanışma Oyunları’nda gümüş madalyanın sahibi oldu

    Sakarya Büyükşehir Belediyesi sporcusu Faik Dursun Öztürk, 5. İslami Dayanışma Oyunları’nda Bocce Volo altın nokta tek erkekler disiplininde gümüş madalyanın sahibi oldu. Konya’da gerçekleştirilen yarışlarda ülkemizi temsil eden Öztürk, zorlu geçen yarışlarda finalde Cezayirli rakibine karşı çok az farklı kaybederek 2. oldu. 7 ülkenin sporcusu arasından gümüş madalyanın sahibi olan Öztürk, oyunların önemine vurgu yaparak, “Bugün hem şehrimizi hem ülkemizi en güzel şekilde temsil etmenin mutluluğunu yaşıyorum. İslami Dayanışma Oyunları yarı olimpik ve dünyada gerçekleştirilen en önemli organizasyonlardan birisi olarak kabul ediliyor.

    Böylesine bir organizasyonda kürsüye çıkmak bizler için çok büyük önem arz ediyor. Bundan sonraki süreçte de tüm gayretimi ortaya koyarak kulübümüzü ve ülkemizi en iyi şekilde temsil etmeye devam edeceğim. Bu vesile ile Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem Yüce beyefendiye bizlere sunduğu olanaklar için sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum” diye konuştu.

  • Başkan Fatih Sevindik’ten 17 Ağustos Mesajı

    Asrın en büyük felaketlerinden birisi olarak tarihe geçen 17 Ağustos Marmara Depremi’nin 23. yıldönümü dolayısıyla bir mesaj yayınlayan Başkan Sevindik mesajında; “Başta Sakarya’mız olmak üzere Marmara Bölgemizi etkileyen, ülkemizi derin acılara boğan ve binlerce canımızı kaybettiğimiz 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden 23 yıl geçti. Ancak yaşanan acılar halen daha yüreklerimizde tazeliğini koruyor. Allah bir daha böyle bir acı yaşamaktan korusun.”dedi.

    Başkan Sevindik “Ülkemizin etkili ve yıkıcı bir deprem kuşağı üzerinde olduğunu hatırlatarak. Deprem gerçeğinin yıkıcı ve tahrip edici etkilerini ; sağlıklı, planlı kentleşme, bilinçlendirme ve farkındalık eğitimleri, yapı ve inşaat endüstrisinin tüm bileşenlerinin teknik ve vicdanı sorumluluğunu yerine getirmekle en aza indirilebiliriz. Dolayısıyla deprem değil, tedbirsizlik öldürür.” ifadelerini kullandı.

    Deprem konusundaki sorumluların bilincinde olmamız gerekli ve tedbirler almalıyız diyen Başkan Sevindik, Sakarya olası bir depreme ne kadar hazır? Vatandaş olarak hepimiz aynı bilinçle bu soruyu kendimize de sormalıyız. Yarın öbür gün “eyvah” dememek için deprem gerçekliğine uygun olarak Sakaryamı’zı, kendi yaşamımızı ve ailelerimizi güvence altına almaya çalışmalıyız.” dedi.

    Başkan Sevindik “Bu vesileyle 17 Ağustos 1999 depreminde hayatını kaybeden tüm hemşehrilerimizin acı kaybını yüreğimizde hissederken, bir kez daha rahmetle anıyor, depremde yakınlarını kaybeden vatandaşlarımıza ve milletimize başsağlığı diliyorum.”dedi.

    Gelecek Partisi Sakarya İl Başkanlığı

  • Muhtardan Kocaali Belediyesine; ciddiyete davet ediyorum

    Kocaali Yeni Mahalle Muhtarı “Kocaali belediyesini ciddiyete davet ediyorum. “

    Kocaali Yeni mahalle muhtarı Cemal Geçeci yaptığı açıklamayla Kocaali belediyesinde birimlerde yaşanan sorunlara dikkat çekti.

    Muhtar Geçeci konuyla ilgili yaptığı  açıklamada ; mahalle halkından seçimle yetki aldım.

    Vatandaşlarımız her hangi bir sorunda ilk olarak muhtarlığımıza müracaat ediyor. Sorunlarına çözüm İçin oy, dolaysıyla yetki verdiği muhtarlığımızdan sorunlarına çözüm bekliyorlar.

    ***

    Belediyemizle koordineli çalışmak istiyoruz!.

    Muhtarlık olarak mahallemizde vatandaşımızın yaşadığı her hangi bir sorundan haberdar olduğumuzda gerekli çalışmaları yapıyoruz. Çözüm üretiyoruz.

    Bazı sorunları aşmak İçin yetki ve imkanla bakımından  Muhatabımız olan Kocaali Belediyemize konuyu, yaşanan sorunu ya da sorunları aktarıyoruz.

    Ancak Sn. Başkanla ve Başkan yardımcıları mahallemizde hizmet eksikliği noktasında yaşanan sorunları paylaştığımızda gerekenler için birimleri işaret ediyorlar.

    Belediyemiz birimlerden, yetkililerden  üstelerinden gelen ya da aktarıldığını varsaydığımız sorunlarımıza gerekli çözümü ve çözümleri mantıklı süreler içerisinde üretmiyorlar.

    ***

    Vatandaşımızın mağduriyet yaşamasını kabul etmiyorum.

    İlçe halkına dolaysıyla Yeni Mahallemize hizmet üretmekle mükellef Kocaali Belediyesinde düzensizlik, adeta laçkalık kurumsallık kazanmış.

    Belediye yetkililerinden hizmet üretmektede yaşanan bu düzensizliğin giderilmesi hususunda sorumlu olduğumuz vatandaşlarımız adına ısrarcı oluyoruz.

    Ancak yaşananlar konusunda muhtarlık olarak özellikle son yıllarda olumlu bir gelişme göremedik.

    ***

    Bugün git yarın gel anlayışını red ediyoruz.

    Muhtar Geçici sözlerine şöyle devam etti; Muhtarlık birimi vatandaşın gözünde ne anlama geldiğini biliyoruz.

    Bu doğrultuda mahallemde sorunların çözümü yönünde muhtar olarak aralıksız çalışıyoruz.

    Vatandaş 24 saat ulaştığı ve belediyenin sorumluluğunda olan konulardan haberdar ettiğimizde, mahalle halkımızın hizmet beklediği ve taleplerini görmezden gelinmesini kabul ermemiz mümkün değil. İşleyişte yaşanan aksaklıkları defeten ilgililere, belediye yönetimine  bildirmemize rağmen işleyişte bir gelişme yaşanmamasını ülkenin hizmet üretmekle konumlandırılmış bir kuruma yakışmamaktadır.

    ***

    Belediye kurumu   “bugün git yarın gel” anlayışıyla yönetilemez.

    Muhtarlık makamı ve belediye yönetiminde bulunmak süreli zamanları içerir.

    Asıl olan Belediye kurumlarının kurumsal anlayışla hareket ederek  planlı programlı çalışarak mahallelerimize eşit hizmet üretmekle mükelleftir.

    Kurumlarda başta üst düzey yönetimler olmak üzere, mahallelere, dolaysıyla halka hizmetle mükellef belediyeler keyfiyet içerisinde hareket etmeleri kabul edilemez.

    ***

    Makamlar geçicidir.

    Muhtarlık makamı başta olmak üzere tüm makamlar adaletli ve zamanında hizmet üreterek görevleri son bulduğunda halkta olumlu anılmamalı.

    Bu düşüncelerle Kocaali Belediye yönetimini kurumsallığa, belediye birimlerini hizmet üretmekte planlamaya ve  ciddiyete davet ediyorum.” diyerek açıklamasını sonlandırdı.

  • Yüce 17 Ağustos’un yıl dönümünde açıkladı: “300 bin yapıyı incelemeye aldık”

    Yüce 17 Ağustos’un yıl dönümünde açıkladı: “300 bin yapıyı incelemeye aldık”

    Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem Yüce 17 Ağustos’ta yaşanan asrın felaketinin yıl dönümünde önemli mesajlar verdi. Yüce, “Büyük acılar yaşadığımız, asrın felaketi üzerinden 23 yıl geçse de acımız hala taze. Aynı acıların yaşanmaması için dönüşüm üzerine görevli birimlerimizle 7/24 düşünüyor, üretiyor ve uyguluyoruz. Kaybettiğimiz her bir vatandaşımızı bu vesileyle rahmetle anıyorum, rabbim tekrarını yaşatmasın” dedi. Başkan Yüce, bakanlığın pilot il seçtiği Sakarya’da 300 bin yapıyı incelemeye aldıklarını söyledi.

    Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem Yüce, 17 Ağustos’un 23’üncü yıl dönümünde bir mesaj yayımladı. Yapılan açıklamada Sakarya’da uygulanacak kentsel dönüşüm uygulamaları hakkında önemli notlar yer aldı. Asrın felaketi olan ve Sakarya başta olmak üzere Marmara’daki şehirlerde derin izler bırakan üzerinden 17 Ağustos depreminin üzerinden 23 yıl geçtiğini ancak acıların hala taze olduğunu ifade etti. O gün, aynı acıyı bizzat yaşayanlardan biri olduğunu vurgulayan Başkan Yüce, felaketlere hazırlanmak ve Sakarya’yı buna uygun bir mimariyle dizayn etmek için gereken adımları attıklarını söyledi. AFAD ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından dönüşüm için pilot il seçildiklerini kaydeden Yüce, “300 bin yapıyı incelemeye aldık, şehrin yapı envanterini çıkarıyoruz” diyerek projeye dair bilgiler verdi.

    “O geceyi kelimelerle ifade edemeyiz”

    Başkan Yüce, 17 Ağustos 1999’da yaşanan acının kelimelerle ifade edilemeyeceğini belirterek,  “Büyük acılar yaşadığımız, asrın felaketi üzerinden 23 yıl geçse de acımız hala taze. Aynı acıların yaşanmaması için dönüşüm üzerine görevli birimlerimizle 7/24 düşünüyor, üretiyor ve uyguluyoruz. Kaybettiğimiz her bir vatandaşımızı bu vesileyle rahmetle anıyorum, rabbim tekrarını yaşatmasın. O gece aynı acıyı yaşayanlardan bir tanesi de bizzat bendim. 17 Ağustos gecesi, çok zor bir geceydi. O acıyı, bizzat yaşayanlardan biri de ben ve ailemdi. Saatler 03.02’yi gösterdiğinde inanılmaz bir sarsıntı oldu, kıyametin koptuğunu zannettik. Bu anlarda bir insanın yaşadığı duygular ve aklından geçenler kelimelerle ifade edilemez. Erenler’de belediye başkanıydım, evim yıkıldı. Her yer patlamıştı ancak Allah bizi korudu. O gece işittiğimiz feryatlar, gözlerimizle gördüğümüz acılar tarif edilemezdi. Biz hayatımız boyunca çok kuyruk görmüştük ancak o gece ilk kez cenaze kuyrukları oluştuğuna şahit olduk. Üzerinden tam 22 yıl geçti. Binlerce canımızı toprağa koyduk. Aralarında bebeklerimiz, evlatlarımız ve kardeşlerimiz vardı” dedi.

    “Pilot il olduk ve 300 bin yapıyı merceğe aldık”

    Sakarya’da olası afetlere hazırlık için şehrin ‘yapı envanterini’ çıkarmak için harekete geçtiklerini, AFAD ve Çevre Bakanlığı tarafından pilot il seçildikten sonra 300 bin yapıyı merceğe aldıklarını anlatan Başkan Yüce, “Sakarya’mız deprem kuşağında yer alan bir şehir. Bilindiği üzere beklenen İstanbul depremi için de risk teşkil ediyor. Bu yüzden dikey mimarinin yanında Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın da ifade ettiği gibi yatay mimariyi savunuyor, planlarımızı bu yönde yapıyoruz. Jeofizik uzmanları ve deprem bilimcilerin görüşlerini yakından takip ediyor, bir yandan da şehrimizin daha güçlü bir yapı stokuna sahip olması için proje yürütüyoruz. Kurduğumuz Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Daire Başkanlığımız ile şehirdeki orta hasarlı, hasarlı binalarını tespit ediyor, risk haritamızı oluşturuyoruz. Başladığımız bu projeyle Türkiye’de ilk olacak ve kentin yapı envanterini çıkararak dönüşüm için önemli bir adım atacağız. Gerekli belgelerimiz var, bakanlıktan onay aldığımız andan itibaren bu yönde aksiyon almaya hazır olacağız. Yeniden aynı acıları yaşamamak için konuyu büyük bir hassasiyetle takip ediyoruz” diye konuştu.