Kategori: Firmalar

Firmalar

  • KuCoin’den içerik yazarlarına önemli destek: KuCoin İçerik Oluşturucu Programı 

    KuCoin’den içerik yazarlarına önemli destek: KuCoin İçerik Oluşturucu Programı 

    Global kripto para borsası KuCoin, İçerik Oluşturucu Programı’yla kripto ekosistemindeki içerik üretimini teşvik etmeyi amaçlıyor.

    Kripto dünyasıyla ilgili kaliteli içerik üretimini teşvik etmeyi amaçlayan KuCoin, içerik oluşturuculara çeşitli ödüller dağıtan programı kapsamında yazarlara her ay 2.750 dolar değerinde Bitcoin’e kadar kazanma olanağı sağlıyor. 

    Dünyanın önde gelen kripto para borsalarından KuCoin, yarattığı ekosistemi dinamik tutmaya devam ediyor. Borsa son olarak geliştirdiği ve her ay düzenli olarak hayata geçirdiği İçerik Oluşturucu Programı ile içerik yazarlarını, belirlenen çeşitli konularda içerik üretmeye teşvik ediyor. Program kapsamında içerik oluşturucuları her ay 2.750 dolar değerinde Bitcoin kazanabiliyor.

    Kripto para dünyası ve içerik oluşturma konusunda tutkulu olan herkesin katılabildiği programda aynı zamanda En İyi Oluşturucu Bonusu da bulunuyor. KuCoin, her ay her dil için seçtiği en iyi oluşturucuya 1.250 dolar değerinde ek Bitcoin bonusu veriyor. Bu aşamada içerikler kalite, yaratıcılık ve etki gibi faktörler göz önüne alınarak değerlendiriliyor.

    “Böylesi etkinlikler piyasanın enformasyonu için büyük önem taşıyor”

    Programa ilişkin görüşlerini aktaran KuCoin Türkiye PR Müdürü Melis Samir, “Çeşitli konularda her kategoriden dijital kullanıcının birer içerik geliştiriciye dönüştüğü günümüzde, özellikleKripto para piyasaları yanlış bilgi akışının yüksek olduğu ve yatırımcıların finansal okuryazarlık açısından eğitim eksikliği yaşadığı genç bir piyasa. Bu yüzden böylesi programlar piyasanın enformasyonu için büyük önem taşıyor. Biz KuCoin olarak, bu bilinç doğrultusunda elimizden geldiğince piyasayı ve kullanıcılarımızı bilgilendirmeye çalışıyoruz. Ancak bu hususta, içerik üretiminde bulunabilecek herkesi de teşvik ederek süreci hızlandırmak gayesindeyiz.” dedi.

    KuCoin, İçerik Oluşturucu Programı kapsamında farklı konular arasından seçim yapılabilen aylık etkinlikler de oluşturuyor. Katılımcıların diledikleri konuda içerik oluşturup KuCoin’e iletmesinin ardından borsa adil bir değerlendirme süreci başlatıyor. Bu sürecin sonunda da seçilen her içerik 500 dolar değerinde Bitcoin kazanıyor.

    Programla ilgili detaylar web sitesinde yer alıyor.

    KuCoin Hakkında

     

    KuCoin, çok sayıda dijital varlık ve kripto para birimi listeleyen küresel bir kripto para borsasıdır. Eylül 2017’de piyasaya sürülen KuCoin, en popüler kripto borsalarından biri haline gelerek şimdiden dünya çapında 207 ülkede 20 milyondan fazla kayıtlı kullanıcıya ulaştı.

    “Halkın Borsası” olarak bilinen KuCoin, Seyşeller’de bulunan operasyonel merkeziyle birlikte kullanıcılarına 7/24 çok dilli bir müşteri desteği sunmaktadır. Bu arada KuCoin, Avrupa, Güneydoğu Asya ve diğer bölgelerde 23 farklı yerel topluluk kurarak kullanıcılara son derece yerelleştirilmiş hizmetler de sunabiliyor. Global kripto para borsası, 1.200’den fazla işlem çiftiyle 700’den fazla projeyi destekliyor. BLOK, CHMB, VR, KMA ve DAO gibi bir dizi projenin birincil listesi KuCoin’de yer alıyor.

    2022’de KuCoin, B Serisi öncesi bir turla 150 milyon doların üzerinde yatırım topladı. Toplam yatırımları A Turu ile birlikte 170 milyon dolara çıkardı ve toplam 10 milyar dolar değerlemeye ulaştı. KuCoin şu anda CoinMarketCap’e göre en iyi 5 kripto borsasından biri. Forbes ayrıca KuCoin’i 2021’deki En İyi Kripto Borsalarından biri olarak seçti. 2022’de The Ascent, KuCoin’i meraklılar için En İyi Kripto Uygulaması seçti. Daha fazla bilgi için https://www.kucoin.com/tr adresini ziyaret edin.

  • Turizmde Rusya pazarı ve İspanya…

    Turizmde Rusya pazarı

    ve İspanya…

     

    Necdet Buluz

     

    Turizme bu sezon istediğimizi bulamadık. Rusya turizm pazarı daraldı. Rakibimiz İspanya geçen yılki gelirini çok az farkla bu sezon da elde etmeyi başardı. İspanya İngiltere, Almanya ve Fransa’dan zengin turistleri ağırlayarak dikkat çekti.

    Rusya’dan yurt dışında turist gönderen büyük tur operatörlerinin müşteri sayısı bu yıl geçen yıla göre yüzde 20’ye varan oranlarda düştü. Buna karşın niş ürünler satan orta ölçekli şirketler yüzde 17-40 arasında büyüme kaydetti.

    Rus Tur Operatörleri Birliğinin (ATOR) yaptığı analize göre, bu yıl organize seyahat pazarı geçen yılki seviyeye ulaşamadı. Bunun temel nedenleri ulaşım sıkıntısı, Yunanistan, Kıbrıs ve İspanya gibi Avrupa ve Karayipler destinasyonlarının büyük oranda kapalı olması, haziran ve temmuz aylarında Türkiye’ye; ağustos ayında ise Mısır’a yeterince uçuş yapılamaması olarak sıralandı.

    Tüm bu sorunlar nedeniyle Rusya organize seyahat pazarı (outgoing) pandemi öncesininin ancak yüzde 50’sine ulaşabildi.

    Tahminlere göre yaz sezonunda 3,5 milyon Rus tatil ve dinlenme amacıyla yurt dışına gitti. Bu turistlerin yüzde 92,4’ü 5 ülkeye giderken, pazardan en büyük payı Türkiye aldı. Geriye kalan yüzde 7,6’lık pay ise Tayland ve eski SSCB ülkeleri arasında paylaşıldı.

    ANEX Tour, Pegas Touristik, Intourist, Coral Travel ve Fun&Sun gibi tur operatörlerinin satışlarında Türkiye’nin payı yüzde 53-77 arasında değişiyor. Toplam satışın yüzde 60’ı Türkiye yönü olarak tespit edildi. Türkiye’yi yüzde 25 ile Abhazya, yüzde 5 ile Birleşik arap Emirlikleri, yüzde 3 ile Mısır ve yüzde 2 ile Maldivler takip ediyor. Diğer olarak sınıflandırılan yüzde 7’lik dilim ise eski SSCB ülkeleri ve Tayland tarafında paylaşılıyor.

    İspanya turizmindeki toparlanma hız kesmeden devam ediyor. Ülkeye gelen turist sayısı, temmuz ayında 2019 seviyesine yaklaştı.

    Açıklanan verilere göre temmuz ayında İspanya’ya giden ziyaretçi sayısı bir önceki yılın aynı ayına kıyasla yüzde 106 oranında artarak 9,1 milyona ulaştı. Bu rakamla İspanya, 9,9 milyon misafir ağırladığı 2019’un aynı ayının yüzde 92’sine ulaştı.

    Temmuz ayında İspanya’ya en fazla ziyaretçi gönderen ülke 1,9 milyonla İngiltere olurken, onu 1,4 milyonla Fransa ve 1,1 milyonla Almanya takip etti.

    Ocak-temmuz arasındaki 7 aylık dönemde İspanya’ya giden ziyaretçi sayısı ise 2021 yılının aynı dönemine göre yüzde 300 artarak 39,3 milyon oldu. Yedi aylık dönemde de İspanya’ya en fazla turisti İngiltere gönderdi. İspanya’ya 3 milyon 361 bin turist gönderen İngiltere’yi 5 milyon 470 binle Almanya, 5 milyon 350 binle Fransa, 2 milyon 250 binle Hollanda ve 2 milyon 82 binle İtalya takip etti.

    Temmuz ayında İspanya’da turist başına ortalama harcama yüzde 10 artarak 1.309 euroya, turist başına gecelik harcama ise yüzde 17,4 artarak 170 euroya yükseldi. Ortalama geceleme süresi ise 0,5 düşerek 7,7’ye geriledi.

    2022 yılının 7 aylık döneminde İspanya’ya giden ziyaretçi sayısı, 48 milyon ziyaretçinin gittiği 2019’un aynı döneminin yüzde 82’sine ulaştı.

    Temmuz ayında İspanya’nın turizm geliri yüzde 127 oranında artarak 11 milyar 869 milyon euroya ulaştı. Yedi aylık dönemdeki turizm geliri ise yüzde 331 artarak 47 milyar 637 milyon euro oldu.

  • Balıkçılara indirimli tarım kredisi

    Tarım ve Orman Bakanlığı, balıkçıların işletme giderlerinin finansmanı amacıyla 15 milyon TL’ye kadar faiz indirimli tarım kredisi kullanabileceklerini bildirdi.

     

    Bakanlığın Twitter’daki hesabından yapılan açıklamada, “Türkiye karasuları içerisinde, bakanlığımız tarafından onaylanmış ruhsata tabi olarak balık avcılığı yapan balıkçılarımız Ziraat Bankası aracılığıyla ‘Balıkçılık Destek Kredisi’nden yararlanabilecekler. Diğer taraftan, daha önce faiz indirimli tarım kredisi kullanmamış olan balıkçılarımız, işletme giderlerinin finansmanı amacıyla 15 milyon TL’ye kadar, yüzde 50- 80 arasında değişen oranlarda faiz indirimli tarım kredisi de kullanabilecek.

    Daha önce faiz indirimli tarım kredisi kullanmış olan üreticilerin ödeme güçlerini aşmamak kaydıyla ilave olarak bu krediden yararlanmaları da mümkündür” denildi.

  • Sağlığı koruma hizmeti, tedavi hizmetinden önce geliyor!

    Halk sağlığı bilincini tam olarak edinmiş toplumlarda diğer toplumlara göre gözle görülür kazanımlar elde edildiğini belirten Prof. Dr. Haydar Sur, dünya tarihinde halk sağlığı alanındaki çalışmaların hep bulaşıcı hastalıklar üzerinden geliştiğine dikkat çekti. Sağlığın kaybedilmeden sürdürülmesinin en etkili, ucuz ve sıkıntısız yöntem olduğunu vurgulayan  Sur, “Kaybedilen sağlığın geri kazanılmaya çalışılması, fiziksel ve ruhsal sıkıntılar, mali külfet getirmektedir ve bazen de sağlık geri kazanılamamaktadır. Bu açıdan iyice anlaşılmıştır ki sağlığı koruma hizmetleri tedavi hizmetlerinden önce gelir.” dedi. “Bireylerin sağlık bilinci sorumluluğu yalnızca kendilerine değil, topluma karşı bir yükümlülüktür” diyen Sur, sağlık okuryazarlığının yükseltilmesinin önemini vurguladı.

    Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur, Halk Sağlığı Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada halk sağlığı ve önemine ilişkin değerlendirmede bulundu.

    Halk sağlığı çalışmaları bulaşıcı hastalıklar üzerinden oldu

    Halk sağlığı çalışmalarının tarih boyunca hep yapılagelse de bunun sistemli bir şekilde yapılandırılma çalışmalarının bulaşıcı hastalıklar üzerinden olduğunu kaydeden Prof. Dr. Haydar Sur, “Örneğin karantina kelimesi İtalyanca’da limana yanaşacak gemilerin 40 gün boyunca içindekilerin şehre inmesinin yasaklanıp gemide izole edilmesiyle ortaya çıkmıştır. Böylelikle şehrin bulaşıcı hastalıklardan uzak tutulması sağlanıyordu.” dedi.

    Dünyadaki halk sağlığına ilişkin çalışmalardan örnekler veren Sur, “1850’li yıllarda Londra’da Avrupa’nın sürekli veba, kolera, çiçek gibi salgınlarla tehdit altında kaldığı dönemlerde 3-4 yılda önüne geçilmesi mümkün olmayan kolera salgınını Dr. John Snow’un koleranın su ile bulaştığını kanıtlayıp hastalık saçan pompayı mühürlemesiyle ilk epidemiyoloji uygulaması tarihe geçmiş oldu.” dedi.

    1950’lerde halk sağlığının önemi anlaşıldı

    1950’lere gelindiğinde savaş sonrası Avrupa’da ve Amerika Birleşik Devletleri’nde bireylerin tek tek hastalıklarının tedavi edilmesinin sonuçta bir fayda sağlamadığının anlaşıldığını kaydeden Sur,  “Çünkü bu insanlar tekrar hastalanıyorlardı. Böylelikle hastalığı yapan sebeplerin ortaya çıkarılması ve bu sebeplerin yok edilmesinin esas çözüm olduğu anlaşıldı. Bu anlayış halk sağlığı anabiliminin doğması anlamına gelir.” dedi.

    Halk sağlığı çalışmaları insan ömrünü uzattı

    Halk sağlığı çalışmalarının katkıları sayesinde insan ömrünün uzadığını kaydeden Prof. Dr. Haydar Sur, “20. Yüzyılın ikinci yarısında dünyaya ortalama ömür olarak toplam 30 yıl armağan edilmiş, bunun sadece 4 yılı tedavi hizmetlerindeki başarılarla elde edilmiş geri kalan 26 yıllık ortalama ömür uzaması halk sağlığının başarısı olarak tarihe geçmiştir.” dedi.

    20. Yüzyılda özellikle bulaşıcı hastalıklarla mücadelede başarı sağlandığını ifade eden Sur, “Aşılama çalışmaları, antibiyotiklerin kullanımı, su ve gıdalarla bulaşın önüne geçilmesi, çevre sanitasyonunda ilerlemeler bu başarıya katkı sağlamıştır.” dedi.

    Pandeminin etkisi hala sürmektedir

    21. Yüzyıla gelindiğinde bilindik hastalıklara karşı sürdürülen mücadelelerde belirli bir aşamaya gelinmiş olsa bile ortaya çıkan yeni yeni hastalıkların bütün dünyada endişe yaratmaya devam ettiğini ifade eden Prof. Dr. Haydar Sur, pandeminin etkilerinin hala devam ettiğini belirterek şunları söyledi:

    “MERS, SARS, Ebola, Covid-19 buna örnek gösterilebilir. Özellikle yaklaşık 3 yıl önce ortaya çıkan Covid- 19 virüsünün yol açtığı pandemi hem süre olarak hem de hastalandırma-öldürme boyutu olarak tahminlerin çok üzerine çıkmıştır. Bütün dünyada toplumların sıkı önlemler aldığı durumda bile pandemi henüz atlatılamamıştır. Bütün toplumları alt üst edecek şekilde etkisi altına alan Covid – 19 pandemisinde virüsün yol açtığı hastalığa kesin bir tıbbi tedavi bulunamamış. Hastalığın yol açtığı olumsuzlukların azaltıldığı ilaç uygulamaları ve bakım yöntemleriyle yetinilmek zorunda kalınmıştır. Yine en etkili yöntem olarak halk sağlığının teknikleri öne çıkmış; izolasyon, maske ve mesafe ile korunma, el ve bulunulan ortam hijyeni sağlanması ve aşılama tek kurtuluş reçetesi olmuştur. Halk sağlığı ekiplerinin sahada filyasyon çalışmaları daha fazla kişinin daha fazla kişinin hastalığı edinmesini ve sağlık sistemine daha fazla yüklenilmesinin kısmen önüne geçilmiştir.”

    Sağlığı koruma hizmetleri tedaviden önce gelir

    “Sağlık kaybedildiğinde başka bir varlıkla telafisi olmayan bir cevherdir” diyen Prof. Dr. Haydar Sur, “Sağlığın kaybedilmeden sürdürülmesi en etkili, ucuz ve sıkıntısız yöntemdir. Kaybedilen sağlığın geri kazanılmaya çalışılması, fiziksel ve ruhsal sıkıntılar, mali külfet getirmektedir ve bazen de sağlık geri kazanılamamaktadır. Bu açıdan iyice anlaşılmıştır ki sağlığı koruma hizmetleri tedavi hizmetlerinden önce gelir. Bilinen ikinci gerçek ise şudur: Hiçbir profesyonel bir bireyin sağlığını kendisi kadar koruyamaz. O halde tek çare kişilerin kendi sağlığına sahip çıkmasıdır.” dedi.

    Sağlık okuryazarlığı yükseltilmeli

    Kişilerin kendi sağlığına sahip çıkabilmesi için sağlık okuryazarlığı düzeyinin ülke çapında yükseltilmesine çalışılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Haydar Sur, “Bireylere düşen sorumluluk bu konuda bilinçlenmeye çalışmak, sağlıklarını korumanın önemini kavramak, kişisel yaşam tarzlarını sağlığa zarar veren madde ve davranışlardan uzak tutarak sağlıklı bir yaşam sürmeye çalışmaktadır. Bu şekilde hem sağlık harcamalarının azaltılmasına katkı verecek hem de sağlık sitemini gereksiz yere meşgul etmeyecektir.” dedi.

    Sağlıklı yaşam tarzı tercih edilmeli

    Prof. Dr. Haydar Sur, bireylerin mutlaka özen göstermesi gereken sağlıklı yaşam tarzı denince ilk akla gelenleri sağlıklı ve dengeli beslenme, günlük yaşamda hareketli olabilme ve spor yapma, stresten uzak durma, yeterli ve düzenli uyku alışkanlığı edinme ve sigara alkol ve diğer tiryakilik veren maddelerden kaçınma olarak sıraladı.

    Prof. Dr. Haydar Sur, “Bireylerin sağlık bilincini artırmak ve sağlığa uygun yaşamak sorumluluğu yalnızca kendilerine karşı değil, topluma karşı bir yükümlülüktür.” dedi.

    Halk sağlığı bilinci edinen toplumlar önemli avantajlar sağlıyor

    Prof. Dr. Haydar Sur, halk sağlığı bilincini tam olarak edinmiş toplumlarda diğer toplumlara göre gözle görülür kazanımlar elde edildiğini belirterek bunları şöyle sıraladı:

    – Sağlık sistemleri rahat çalışır ve gereksiz maliyetlere katlanmak durumunda kalmaz.

    – Toplumun ortalama ömrü uzar. Örneğin Japonya’da ortalama ömür 85 iken Mali’de 51’dir.

    – İnsanların beden ve ruh sağlığı olarak iyilik hali artar ve hayatın tadını çıkarırlar.

    – Yaşadıkları çevre temiz ve tertipli olur. Sağlığa tehdit oluşturan faktörler ortamdan uzaklaştırılmıştır.

    – Gelecek nesillere genetik ve davranışsal açıdan daha sağlıklı olma zemini aktarılar.

    – Yaşlılarına, engellilerine, muhtaçlarına yardım eli uzatma şansları artar.

    – Deprem, sel, yangın gibi felaketlerden mümkün olduğunca uzak dururlar, böyle bir felakete maruz kalsalar bile fazla can ve mal kaybı olmaz.

  • EİB’den ağustos ayında 1 milyar 548 milyon dolarlık ihracat

    EİB’den ağustos ayında 1 milyar 548 milyon dolarlık ihracat

    Ege İhracatçı Birlikleri (EİB), ağustos ayında ihracatını yüzde 7’lik artışla 1 milyar 446 milyon dolardan, 1 milyar 548 milyon dolara taşıdı. Ağustos ayında Türkiye’nin ihracatı yüzde 13’lük artışla 18,8 milyar dolardan 21,3 milyar dolara ilerledi.

    2022 yılının geride kalan üçte ikilik diliminde ihracatını yüzde 18 geliştirerek 10 milyar 331 milyon dolardan 12 milyar 195 milyon dolara çıkaran EİB, son 1 yıllık dönemde 18 milyar 169 milyon dolar ihracatı hanesine yazdırdı. Türkiye son 1 yıllık dönemde 250,8 milyar dolar ihracatla 2022 yılı sonu hedefine ağustos ayı sonunda ulaştı.

    Ağustos ayında Ege İhracatçı Birlikleri’nden yapılan sanayi ürünleri ihracatı yüzde 2’lik yükselişle 869 milyon dolardan, 883 milyon dolara ilerlerken, tarım ürünleri ihracatın yüzde 17’lik artışla 474 milyon dolardan 554 milyon dolara çıktı. Madencilik sektörü de, yüzde 7’lik gelişimle ihracatını 103 milyon dolardan 110 milyon dolara taşıdı. EİB bünyesinde 12 ihracatçı birliğinin 9 tanesi 2021 yılı ağustos ayına göre ihracatını artırırken, 3 birliğin ihracatında düşüş görüldü

    Kimya ihracatı zirveye çıktı

    Ege İhracatçı Birlikleri çatısı altında ihracatçı birliği bulunmayan kimya sektörü ağustos ayında gerçekleştirdiği 229 milyon dolarlık ihracatla en çok ihracat yapan sektör oldu.

    Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği 205 milyon dolarlık ihracatla EİB çatısı altındaki 12 ihracatçı birliği arasında zirvedeki yerini korudu.

    Temmuz ayında son bir yıllık dönemde 1,5 milyar dolar ihracat barajını aşan Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği, ağustos ayında 25’lik ihracat artışına imza attı ve 142 milyon dolar dövizi Türkiye’ye kazandırarak ikinci sıradaki yerini sağlamlaştırdı.

    Hazırgiyim ihracatına parite freni

    Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği, ağustos ayında 125 milyon dolarlık ihracat yaparken, 2021 yılı ağustos ayına göre ihracatı yüzde 2 geriledi. İhracatının yüzde 80’e yakınını Avrupa’ya yapan EHKİB Euro/dolar paritesindeki değişimden olumsuz etkilendi.

    Ege Maden İhracatçıları Birliği ihracatını yüzde 7’lik artışla 103 milyon dolardan 110 milyon dolara çıkarırken, Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği 99,4 milyon dolar ihracatı kayda aldı

    Hububat bakliyat yağlı tohumlar 1 milyar dolara koşuyor

    Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği her ay gösterdiği başarılı performansla yıllık ihracatta 1 milyar dolar barajına bir adım daha yaklaşıyor. Ağustos ayında ihracatını yüzde 31’lik artışla 62 milyon dolardan 81 milyon dolara taşıyan EHBYMİB son 1 yıllık ihracatta 951 milyon dolara çıktı.

    Tütün sektörü ihracat artış rekortmeni oldu

    Türkiye’deki tütün ihracatçıların tek ihracatçı birliği olan Ege Tütün İhracatçıları Birliği, ağustos ayında 81 milyon dolarlık yaprak tütün ve tütün mamulleri ihracatı gerçekleştirdi. ETİB, yüzde 41’lik ihracat artış hızıyla EİB çatısı altında ihracat artış rekortmeni oldu.

    Ege Mobilya Kâğıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği, 2021 yılı ağustos ayında 61 milyon dolar olan ihracatını 2022 yılının aynı ayında yüzde 16’lık artışla 71 milyon dolara yükseltti.

    Ağustos ayında 58 milyon dolarlık ihracat performansı ortaya koyan Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği, 2021 yılı ağustos ayındaki ihracat seviyesinin yüzde 8 gerisinde kaldı.

    Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği 21 milyon 181 bin dolarlık ihracat yaparken, Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği ihracatını yüzde 15 ilerleterek 19 milyon 885 bin dolara çıkardı. Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği ise; 17 milyon 228 bin dolar dövizi Türkiye’ye kazandırdı.

    Eskinazi: “İhracatçının ayaklarındaki prangaları çözün”

    Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, Türkiye’nin döviz ihtiyacı nedeniyle ihracatçıların ayaklarına prangalar bağlandığını, ihracatta en büyük ihraç pazarları Avrupa Birliği’ndeki resesyon beklentilerine rağmen 2022 yılı ağustos ayındaki 1 milyar 548 milyon dolarlık ihracat performansının Egeli ihracatçıların başarısı olduğunu kaydetti. Eskinazi, “Ege İhracatçı Birlikleri olarak 2022 yılı sonu için belirlediğimiz 18 milyar dolar ihracat hedefine temmuz ayında ulaşmıştık. Türkiye için 2022 yılı sonu için ortaya koyduğumuz 250 milyar dolar ihracat hedefini de ağustos ayı sonunda tutturduk. Türkiye küresel bir tedarikçi olması yanında Türk ihracatçılarının dünya pazarlarındaki çalışkanlığı bu başarıyı getirdi. İhracatçının ayaklarına son dönemde bağlanan prangaları çözün. O zaman çok daha yüksek performans gösterdiğini göreceksiniz. TCMB’nın ne kadar dövize ihtiyacı varsa, dünya ile entegre olmuş Türk ihracatçısının da o kadar dövize ihtiyacı var. Hükümetin bu gerçeği göz ardı etmemesi gerekiyor. İhracatçı olarak ihracat hedeflerimizi tutturabilmek için finansman desteğine ihtiyacımız olduğunu bir kez daha yüksek sesle dillendiriyoruz” diye konuştu.

    Türkiye’de üretici fiyatlarındaki yükselişin yüzde 160, tüketici fiyat artışlarının ise yüzde 90 bandında olduğuna dikkati çeken Eskinazi, bu makasın kapanmasının zorunluluk olduğunu, aksi takdirde sanayici ve ihracatçıların sermayelerinin erimesinin hızlanacağını ve ticari hayatlarının tehlikeye gireceğinin altını çizdi.

  • BitMEX Grubunun Bir Parçası olan BXM Link AG’nin İsviçre Finansal Hizmetler Standartları Birliği üyeliği onaylandı

    BXM Link AG’ye, İsviçre özdenetim kuruluşu Financial Services Standards Association (VQF) tarafından üyelik onayı verildi. VQF üyeliği, BXM Link AG’nin İsviçre’deki AML süreçleriyle ilgili tüm gereksinimlere uygun olarak çalıştığını doğrularken, BitMEX Link’in hizmet sunmaya başlamasına da olanak tanıyor.

    Federal Finansal Piyasa Denetleme Kurumu FINMA’nın resmi olarak tanıdığı, İsviçre özdenetim kuruluşu (SRO) Financial Services Standards Association (VQF), BXM Link AG’ye üyelik onayı verdi. BXM Link AG’ye verilen ve son birkaç düzenli kontrolden hemen sonra tamamen sonuçlandırılacak olan VQF üyeliği, BitMEX’in İsviçre’nin kara para aklamayla mücadele gerekliliklerine uygun olarak çalıştığını da doğrulamış oluyor. Bu gelişme, BitMEX’in dünyadaki yargısal açıdan kilit bölgelerde yer almaya çalışmasından dolayı da önemli bir adımı temsil ediyor.

    2022’nin başında Zürih’te kurularak ilk Avrupa ofisi olan borsanın yerel ekibi, BitMEX Link’in bölgede faaliyetlerine başlamasına yönelik sinyaller veriyor. BitMEX Link, BitMEX Group’un dijital varlıkların ticareti için yenilikçi bir aracılık hizmeti sağlıyor. Spot, yapılandırılmış ürünler ve OTC’yi kapsayan planlanmış bir dizi hizmetle; trader’ları, profesyonel yatırımcıları ve kurumları tek bir yerde toplamayı ve kripto piyasasına şeffaf, basit ve güvenli bir erişim imkanı getirmeyi amaçlıyor.

    “VQF üyeliği bizim için önemli bir kilometre taşı”

    Üyelik onayı hakkında açıklamalarda bulunan BitMEX CEO’su ve BXM Operations’ın kurucusu Alexander Höptner, “İsviçre, bizim gibi sorumlu bir şekilde büyüyen, yenilikçi şirketler için çekici bir destinasyonun tüm ayırt edici özelliklerine sahip, etkileyici bir kripto ekosistemi inşa ediyor. İsviçre’ye yaptığımız yatırımı; sunduğumuz hizmetleri genişletmek ve küresel etkimizi bir adım ileri taşıyabilmemiz açısından çok önemli görüyoruz. VQF üyeliği de bu yolda kritik bir adım ve dünyanın dört bir yanındaki kritik yargı bölgelerinde kabul görmüş bir işletme olma çabalarımızda bizim için önemli bir kilometre taşı” dedi.

    İsviçre’deki faaliyetlerine ilişkin görüşlerini aktaran BitMEX Link CEO’su ve BitMEX’in İsviçre ofisi başkanı Ivo Sauter, İsviçre, büyüyen bir blok zinciri ekosistemi ve gelişmiş bir kurumsal çerçeveye sahip olması sebebiyle bölgesel bir cazibe noktası olarak biliniyor. Bu bilinirlik, Avrupa’da göstereceğimiz ilk varlık için burayı doğal bir seçim haline getirdi. Biz de bunun farkına vardığımızdan beri çok çalışıyoruz. VQF üyeliği, İsviçre AML yönetmeliklerine uygun olarak BitMEX Link’i geliştirmeye devam etmemize ve önümüzdeki aylarda daha fazla iş fırsatı yaratmamıza olanak tanıyacak.” dedi.

    BitMEX Grubu, kripto ürünlerine erişim için tek noktadan bir mağaza kurma konusundaki iddialı hedefini sürdürüyor. Yeni VQF üyeliği, şirketin Avrupa kripto dünyasında önemli bir merkez haline gelen İsviçre’deki operasyonlarını da destekler bir nitelik taşıyor.

  • KuCoin Wallet, Yerel Takas İşlevini Devreye Aldı

    Global kripto para borsası KuCoin, kullanıcı deneyimini iyileştirmek adına çalışmalarına devam ediyor. KuCoin’in merkeziyetsiz cüzdan projesi KuCoin Wallet, son olarak yerel takas işlevini devreye aldı. KuCoin, bu yeni işlevle kullanıcılarına en düşük ücretlerle modern ve kullanışlı dijital varlık takası sağlamayı amaçlıyor.

    Dünyanın önde gelen kripto para borsalarından KuCoin’in cüzdan hizmeti sağlayan yenilikçi ürünü KuCoin Wallet, yerel takas işlevini devreye aldı. Borsa devreye aldığı bu yeni işlevle kullanıcılarına en düşük ücretlerle, modern ve kullanışlı dijital varlık takası sunmayı hedefliyor.

    KuCoin, 250’den fazla likidite kaynağının toplanmasının yanında kullanıcılarının en düşük oranlara erişim sağlaması için gayret gösteriyor. Borsa bu kapsamda; KuCoin Wallet uygulamasında, 1inch tarafından geliştirilen yenilikçi Pathfinder algoritmasını kullanıyor. Bugünkü noktaya gelmesi için 70 binden fazla kullanıcının geri bildirimine başvurulan uygulama, geliştirme için kapsamlı bir beta testinden de geçti.

    Devreye alınan yeni yerel takas işlevi, kullanıcıları üçüncü taraf hizmetlere ve borsalara yönlendirme aşamalarından kurtarırken, kullanıcıların tüm takas işlemlerini doğrudan KuCoin Wallet üzerinden gerçekleştirmelerine olanak tanıyor. Ayrıca işlev,  merkeziyetsiz  cüzdan projesinin doğası gereği KuCoin Wallet’ın sunduğu üst düzey güvenlik önlemlerine sahip. Son gelişme ile ayrıca her işlemden yüzde 1 oranındaki platform ücreti otomatik olarak hesapa aktarılacak. Bunun sebebi ise KuCoin Wallet’ın gelişimini hızlandırmak ve gelecekte daha fazla işlev eklenmesini sağlamak.

    “Ürünümüzle her zaman tüm yatırımcıların ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyoruz”

    Takas işlevinin devreye alınmasına ilişkin açıklamalarda bulunan KuCoin Wallet Başkanı Jeff Haul, “KuCoin Wallet ile her zaman tüm yatırımcı sınıflarının ihtiyaçlarına daha iyi çözümler sunmayı amaçlıyoruz. Bu noktada da swap, cüzdanların yüksek frekanslı bir özelliğidir. Merkeziyetsiz alanda DeFi çözümü üretme konusunda lider olan 1Inch ise Web-3 endüstrisindeki en popüler DEX toplayıcılarından biri. Bunları gözeterek, kullanıcılarımıza hem uygun maliyetli hem de sorun yaşamayacakları bir trading deneyimi sağlamanın yolu olan yerel entegrasyon yöntemi ile çalışıyoruz” dedi. Haul, KuCoin Wallet’ın Web3.’e açılan kapı olması sebebiyle, kullanıcılarımıza yüksek değer katabilecek en iyi Dapp’leri entegre etmeye devam etmek istediklerini de sözlerine ekledi.

    KuCoin Wallet’ın yaygınlaşması için Web-3.0 yolculuğunda kullanıcı deneyimini kolaylaştırmak büyük önem taşıyor. Borsa, ilerleyen zamanlarda da bu alandaki yeni hizmetlerini geliştirmeye devam etmeyi hedefliyor. Bununla birlikte kullanıcıya entegre 1inch protokolü genişledikçe, yeni eklenecek ağlardan ve likidite havuzlarından yararlanma imkanını artırma, kullanıcı deneyimini daha da iyileştirme ve ücretleri düşürme yeteneğini artırma konusunda kararlı.

  • WorldFood İstanbul, 30.Yılında Rekor Katılım ile Devam Ediyor!

    Türkiye’nin gıda ve gastronomi kültürünü dünyaya duyuran, Uluslararası Gıda Ürünleri Teknolojileri Fuarı – WorldFood İstanbul, ikinci gününde ilgi çekici panellerle sektörün nabzını tutmaya devam ediyor. Fuarın ikinci gününün odağında “israfla mücadele”, “yenilikçi mutfak akımları” ve “gıdada sosyal fayda ve girişimcilik” vardı.

    Hyve Group tarafından düzenlenen ve 1 Eylül’de TÜYAP’ta kapılarını açan WorldFood Istanbul Uluslararası Gıda Ürünleri ve Teknolojileri Fuarı, 30.yılında bir rekora imza attı ve ilk günü 9.200 kişinin ziyareti ile kapattı. Gıda sektörünün uluslararası buluşma noktası olan fuar, sektördeki son ürün, hizmet ve teknolojilerin sergilenmesine, yerli üreticilerin ve girişimcilerin desteklenmesine öncülük ediyor.

    WorldFood Istanbul 2022; İHBİR ile olan güçlü iş birliği ve ihracatta oldukça etkin bir rol oynayan Alım Heyeti Programı çerçevesinde Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkeleri (MENA), Balkan ülkeleri, CIS ülkeleri, Güney & Kuzey Amerika ülkeleri, Güneydoğu Asya gibi önemli bölgelerden ağırlıklı olmak üzere 77 ülkeden 600’den fazla davetli satın alma profesyonelini İstanbul’da ağırlıyor. Gıda sektörünün her alanından katılımcı ve ürünlerin yer aldığı, oldukça geniş bir ürün yelpazesini hem satın almacılar hem de ziyaretçilerle buluşturan fuar, toplamda 25 ülkeden 800’e yakın katılımcıya yeni iş birliği anlaşmaları fırsatları sunuyor. Fuar bünyesinde gerçekleşecek ticaret için bu sene 1 milyar Euro hedefleniyor.

    “Gıda Dünyasının Türkiye Buluşması” niteliği taşıyan ve bugüne kadar Türk gıda sektöründeki en son ürün, hizmet ve teknolojilerin sergilenmesine öncülük eden WorldFood Istanbul, oturumların yanı sıra konferans programıyla da sektördeki değişime ve gelişime öncülük ediyor.

    İkinci günün ilk oturumu, Fazla Gıda Pazarlama Müdürü Koray Koçer’in moderatörlüğünde düzenlenen “İyilik Yap, Gıdayı Koru! Üretimden Masaya İsrafla Mücadele” başlıklı panelde; Metro Türkiye Sürdürülebilirlik Müdürü Betül Bildik, Hiç Urla Kurucu Ortağı Sürdürülebilir Tarım ve Gastronomi Girişimcisi Duygu Özerson Elakdar, Akkomarka Yön. Kur. Üyesi Hasan Yeşilyurt ile Divan Çevre ve Sürdürülebilirlik Yöneticisi Nur Çelik gıda israfıyla mücadele konusunda yaptıkları projeleri dinleyicilere anlattı.

    30 yıldır faaliyet gösterdiklerini ve tedarik tarafında güçlü bir etki alanı olduklarına dikkat çeken Metro Türkiye Sürdürülebilirlik Müdürü Betül Bildik, “Binlerce tedarikçimiz var; çiftçilerle, balıkçılarla, burada standı olan birçok firma ile çalışıyoruz. Tedarik tarafında güçlü bir etki alanımız olduğunu biliyoruz. Bir de tüketiciler var. Bizim daha çok odaklandığımız horeca dediğimiz otel restoran ve işletme mutfaklarının olduğu alandır. Biz bu iki taraf arasında tam ortada duruyoruz ve tedarik sağlıyoruz.” dedi.

    Sürdürülebilirlik konusunda toplamda 22 tane aktif projeleri olduğuna belirterek sözlerine devam eden Bildik, “Projelerimizden bir tanesi kafessiz yumurta hayvan refahı ile ilgili. Türkiye’de ilk defa hayvan refahı ve kafessiz yumurtayı gündeme getirerek müşterilerimizi bu konuda bilgilendirip tavukların çok sıkı hareket alanı olmayan kümeslerde bütün hayatlarını geçirip ondan sonra mutfaklara sunulması konusu var. Bunun önemli bir gündem olduğunu düşünüyoruz.” ifadelerini kullandı.

    Sürdürülebilirlik konusunda, kendi operasyonlarında 2017 yılından beri çalışmalar yaptıklarını söyleyen Bildik, atıklarını %51 oranında azalttıklarını belirtti.

    Hiç Urla projesinin detaylarını dinleyicilere aktaran Hiç Urla Kurucu Ortağı Sürdürülebilir Tarım ve Gastronomi Girişimcisi Duygu Özerson Elekdar, “Lokanta olmadan öncesinde Urla’da hikayemize zeytin tarımı ile başlamış olan bir firmayız. Kısaca ne yaptığımızı özetlersek Urla özelinde yerelde döngüsel, sürdürülebilir bir ekonomik model yarattık. Bunun çıkış kaynağı bizim için zeytin ormanı oldu. Yasal anlamı ve tanımıyla orman olan 2400 dönüm bir ormanlık alanda 60 bin zeytin ağacını organik sertifikalayarak zeytinyağı üretiyoruz. En iyi zeytinyağını üretmek hedefiyle çıktığımız yol sonunda bizi bu ormanı sürdürülebilir kılmak amacıyla birçok yatırıma yöneltti.” dedi.

    Sürdürülebilirliğin ekonomik, sosyal ve çevresel olmak üzere üç unsuru olduğunu belirten Özerson, “Bizim tarıma yaptığımız yatırımı sürdürülebilir kılmak için tüm bakir doğasını döngüsel bir ekonomik sistem kurgusuna sokmamız lazım. Sonuç öyle bir yere vardı ki biz bir orman işletiyoruz bu ormanın içindeki tüm yenilenebilen tüm aromatik bitkileri de organik sertifika ile Türkiye’deki tarım sistemine ilk kez kayda aldırarak Türkiye’nin ilk ve tek yenilebilir ormanını işletiyoruz. Bu ormandaki bütün ürünleri kendi organik sertifikalı işleri, katma değerli ürünlere dönüştürerek ihracatını yapıyoruz. Bir diğer yandan ormandaki diğer ürünleri daha görünür kılmak başta zeytinyağına bir platform sunmak. Urla gibi gastronomik açıdan büyük bir zenginliğe sahip dünyada marka destinasyonu olmayı hak eden Türkiye’nin incisi olan destinasyonu da görünür kılabilecek, restoranımız aracılığıyla ormandaki tüm biyoçeşitliliği sofralara taşıyoruz. Bunu yaparken sosyal olarak bölgemize katma değer sağlayarak tarımdan bir ekonomi yaratılabileceği modelini göstermiş olarak sosyal sorumluluğumuzu yerine getiriyoruz. Diğer yandan Urla’nın biyoçeşitliliği görünür kılarak, anlatarak ve gastronomik değer katarak sofraya taşıdığımız için çevresel sorumluluğumuzu yerine getiriyoruz. Yaptığımız bu tarımsal yatırımın geleceğe dönük onu besleyecek uydu markalar yaratmamızdan kaynaklı ekonomik olarak sürdürülebilir bir model yaratmış oluyoruz.” diyerek düşüncelerini belirtti.

    Sürdürülebilirliğin reçetesini yazdıklarını belirterek sözlerine başlayan Divan Çevre ve Sürdürülebilirlik Yönetici Nur Çelik, “Arama motorundan sürdürülebilirliğin anlamına baktığımızda 23 milyona yakın farklı tanım göreceksiniz. Bu da bize herkesin bu konuya bakış açısının farklı olduğunu gösteriyor.” dedi ve sözlerine şöyle devam etti:

    “İklim krizi ile tüm dünya mücadele ediyor. İklim krizinin kaynağı biz insanlarız. Nüfus artıyor, ihtiyaç ve beklentilerimiz artıyor. Bunun yanında teknoloji ilerliyor. Biz çevre, toplumsal hayat, ekonomik kalkınmanın gereklilikleri karşısında sürdürülebilir modellere geçmek zorundayız.”

    Akkomarka olarak bir yılı aşkın süredir sürdürülebilirlik konusunda önemli çalışmalar yaptıklarına dikkat çeken Akkomarka Sürdürülebilirlik ve İş Geliştirme Uzmanı Seda Tarakçı, “Tüm çalışmalarımızı sorumlu restoran hareketi adı altında topladık. Gıda atığının ne kadar önemli olduğunu misafirlerimize anlatmak için elimizden gelen birtakım çalışmaları gerçekleştirdik. Çocuk misafirlerimiz için kitapçıklar hazırladık. Geleceğin bireylerini bilinçlendirmeyi hedefliyoruz.” dedi.

    Çağımızın en büyük probleminin iklim krizi olduğunu belirterek sözlerine devam eden Tarakçı, “Dünya nüfusu 1800’lü yıllarda 1 milyarken önümüzdeki 10 yılda 10 milyarı geçmesi bekleniyor. İklim krizi ile birlikte üretim yapılacak alanlar her geçen gün azalmakta ve yakında üretilen gıdalar çok yakında dünya nüfusuna yetmeyecek. Bu nedenle iklim değişikliğini hem de gıda israfını durdurmamız gerektiğini biliyoruz. Bunun yolu da hepimizin mutfağından ve sofrasından geçiyor. Kısacası iklim değişikliği ile mücadele sofralarımızda başlıyor.” ifadelerini kullandı.

    Günün ikinci panelinde ise Türk mutfağının global trendlerin etkisiyle gelişimi ve sağlıklı beslenme eğilimleri “Yenilikçi Mutfak Akımlarının İzinde: Geleneksel Mutfaktan Yenilikçi Mutfağa” panelinde; İşletmeci Şef Özlem Mekik moderatörlüğünde, Uzman Diyetisyen Aslı İçüngür, yönetici şef Eren Demirci, EKS Mutfak Kurucusu Eyüp Kemal Sevinç ve Koruyucu Sağlık Uzmanı ve Mikrobiyolog Prof. Dr. Oğuz Özyaral tarafından tartışıldı.

    Tat duyusunun bir hafızası olduğuna dikkat çeken Uzman Diyetisyen Aslı İçüngür, “Biz ne kadar yenilikçi olursak olalım köklerimiz her zaman o eski atalarımızın beslenme şekline doğru döndürecektir.” dedi.

    Diyetisyen olarak aşırı gelenekseli yeniliğe çevirme taraftarı olmadığını belirten İçüngür, “Türk halkı döner, köfte seven bir topluluktur. Herkes kendi alanından en doğru pişirme yöntemi ile yemeklerini icra etmelidir.  Buradaki en önemli nokta kullanılan yağlar ve miktarı, porsiyonlamalar, pişirme teknikleridir.” İfadelerini kullandı.

    Bugünün yenilikçi mutfağının ileride geleneksel mutfağa dönüşeceğini belirten EKS Mutfak Kurucusu Eyüp Kemal Sevinç, “Geleneksel mutfak evimizde pişen yemekler diyebiliriz. Yenilikçi mutfak ise son 20 yıl içerisinde ülkemizde daha aktif bir şekilde uygulanmaya başladı. Zaman geçiyor, hayat standartları değişiyor. Bu mesleği yapan şefler de misafirlerini heyecanlandırmaları gerekiyor. Onu yapabilmeleri için de yeni yemekler geliştirmek zorundalar ve yeni heyecanlar yaratmak zorundalar. Bu yapılan yenilikçi yemekler zamanla geleneksel mutfağın içine geçmiş oluyorlar. Bugünün yenilikçi mutfağı yarının geleneksel mutfağı oluyor.”

    Geleneksel mutfağa fizyon eklediğimizde gastronomi sanatı ortaya çıktığını dile getiren Koruyucu Sağlık Uzmanı ve Mikrobiyolog Prof. Dr. Oğuz Özyaral, “Geleneksel mutfağa gittiğinizde inanılmaz bir disiplin olduğunu görüyoruz. Örneğin; çorbayı tahıllı yapıyorsa önümüze bir daha tahıl çıkmıyor. Ayrıca geleneksel Türk mutfağından inanılmaz bir zenginlik var. Pirinç pilavını yaparken sunum için içine kuruyemiş koyuluyor. Biz bunları şu anda yapıyoruz, adı yenilikçi oluyor. Gelenekseli yeniden hayata getirmeye çalışıyoruz.” diyerek düşüncelerini dile getirdi.

    Sektörün nabzını uzman isimlerle tutan WorldFood Istanbul, üçüncü gününde de etkinlikleriyle sektörün ekonomik ve renkli yönünü ele almaya devam edecek.

    Hyve Group Hakkında
    Hyve Group, 10 ülkede 800’ün üzerinde deneyimli personeliyle dünya genelinde 12 ülkede 75 etkinlik düzenleyen uluslararası bir fuar şirketidir. Hyve Group, amacı dünyanın her köşesinden gelen müşterilerin olağanüstü anlar paylaştığı ve sektör inovasyonunu şekillendirdiği kaçırılmayacak etkinlikler düzenlemek olan yeni nesil bir fuar şirketidir. Hyve Group plc, Dönüşüm ve Büyüme (TAG) programının ardından Eylül 2019’da ITE Group plc’nin yeni ismi olarak duyuruldu. Vizyonumuz, dünyanın en önde gelen içerik odaklı ve mutlaka gidilmesi gereken etkinlik portföyünü oluşturarak müşterilerimize muazzam bir deneyim ve yatırım getirisi sağlamaktır. Türkiye’de ise Hyve Group gücünü bölgedeki küresel ağdan alarak inşaat (Yapı Fuarı – Turkeybuild Istanbul), turizm (EMITT), kozmetik (BeautyEurasia), gıda (WorldFood Istanbul), raylı sistemler ve lojistik (Eurasia Rail) sektörlerinde Türkiye’nin öncü fuarlarını düzenlemektedir.

  • Türkiye’nin başarısını bu fuarda dünya görecek

    Türkiye’nin başarısını bu fuarda dünya görecek: “PSB Anatolia’da 40 bin kişiyi ağırlayacağız”

    Büyükşehir Belediyesi, Kırkpınar’da bu yıl PSB Anatolia Peyzaj, Süs bitkileri, Bahçe Sanatları Fuarı’nın 5’incisine ev sahipliği yapıyor. 7-10 Eylül tarihleri arasında 220 firma ve 16 ülkeden katılımla dünyanın en büyük süs bitkiciliği fuarlarından birinde yaklaşık 40 bin ziyaretçi ağırlanacak. Başkan Yüce, “Süs bitkisi ile peyzajın, tarımın ve sanatın merkezi Sakarya’da ülkemizin göz bebeği ürünlerini dünya pazarına sunacağız, tüm vatandaşlarımızı bekliyoruz” dedi.

    Sakarya Büyükşehir Belediyesi, tarımda ve özellikle peyzaj ile bitkicilik alanında proje üretmeye ve organizasyonlar düzenlemeye aralıksız devam ediyor. Fidan Teşhir Merkezi, BAHÇEM satış ofisleri, Sakarya Botanik Vadisi, Seracılık Mükemmeliyet Merkezi, meyve ve sebze üretimiyle adını Türkiye’nin tarım şehri olarak duyuran Sakarya, Büyükşehir’in attığı güçlü adımlarla bu alandaki iddiasını sürdürüyor. Bu yıl 5’inci kez gerçekleştirilecek ve fuar statüsünde ise ikinci kez yapılacak olan PSB Anatolia Peyzaj, Süs Bitkileri, Bahçe Sanatları ve Ekipmanları Fuarı yine ilklere sahne alacak. Büyükşehir’in ev sahipliğinde 7 -10 Eylül tarihleri arasında devam edecek olan fuar, dünyanın süs bitkiciliği alanındaki en çok ilgi gören fuarlarından bir tanesi olarak ön plana çıkıyor.

    Dünyadan misafirler ağırlayacak

    Sapanca Kırkpınar’daki yaklaşık 90 bin metrekare açık alana sahip olan dev fuar dünyanın dört bir yanından misafirlerini ağırlayacak. Süs bitkiciliği, bahçe sanatları ve peyzaj alanındaki dünyanın en çok tercih edilen markaları fuarda yerini alacak. Ayrıca bu konuda ortaya koyduğu ürünler ve yaptığı büyük ticaretlerle kendisini ispatlamış iş adamları ve yöneticiler, sergilenen ürünleri incelemek ve üretimine yenilik katmak için fuar alanında olacak. Peyzaj ve süs bitkileri sektörünün tüm bileşenlerini bir araya getiren fuar, sektör profesyonellerine ve genç temsilcilere yeni iş fırsatları sunacak. Fuar kapsamında bir de gençlerin önünü açmak ve onlara güçlü bir vizyon katmak için 19 üniversitenin katılımıyla Öğrenci Tasarım ve Uygulama Yarışması düzenlenecek.

    20’ye yakın ülke

    Yarışmayı kazanan öğrencilere hayallerini gerçekleştirebileceği fırsatlar sunulacak. Organizasyona 20’ye yakın ülkeden marka ve temsilciler katılacak. Özbekistan, Azerbaycan, Irak, Gürcistan, İtalya, İsviçre, Dubai, Ürdün, Kazakistan gibi ülkelerden misafirler dev fuarda önemli temaslar yapacak. Gerçekleştirilen bu çalışma sayesinde süs bitkiciliği, peyzaj ve bahçe sanatları alanlarında üretimin kalitesi ve miktarı artıyor ve Büyükşehir bunu Türkiye adına katma değere dönüştürüyor. PSB Anatolia süs bitkisi, peyzaj ve bahçe sanatlarının yanı sıra geniş bitki profili, iş makineleri ile ekipmanları, sulama sistemleri, saksı üretimi, kent ve bahçe mobilyaları, çocuk oyun grupları gibi geniş bir yelpazeyi katılımcılara sunuyor. Fuar kapsamında bu yıl 40 bin ziyaretçinin ağırlanması hedefleniyor.

    Peyzaj ve süs bitkiciliğinde dünya şehri: Sakarya

    Zengin bir içeriğe sahip olan fuara katılım için vatandaşlara çağrı yapan Başkan Yüce, dünya genelinden ve Türkiye’den süs bitkisine ve bu sanata ilgi duyan herkesi beklediklerini belirterek, “Süs bitkisi, aromatik bitki türleri, tarımın göz bebeği olan meyve, sebze ve farklı türlerin üretiminde bir numara olmak için Büyükşehir olarak çalışıyor, üretiyor ve projelerimizi birer birer uyguluyoruz. Bu alanda iddiamızı Seracılık Mükemmeliyet Merkezi, Sakarya Botanik Vadisi, BAHÇEM, Yanık Fidan Teşhir Merkezi’miz ve ilçelerimizde çiftçimize kol kanat gerdiğimiz projelerimizle ortaya koyduk, yeni projelerle sürdüreceğiz. PSB Anatolia ile süs bitkiciliği, peyzaj ve bahçe sanatları alanında dünyanın en başarılı markalarını ve isimlerini ağırlayacak ve 40 bin kişiyi birbirinden farklı ürünlerin sergileneceği bu alanda misafir edeceğiz.

    Peyzaj ve süs bitkisi üretiminde önce Türkiye’de ve sonra dünyada söz sahibi bir şehir olmayı hedefliyoruz. Süt bitkisi ile peyzajın, tarımın ve sanatın merkezi Sakarya’da ülkemizin göz bebeği ürünlerini dünya pazarına sunacağız, tüm vatandaşlarımızı bekliyoruz” dedi.

     

  • Sakarya Arıcılar Birliği Uluslararası Kongre başarısı

    Gerçekleştirdiği projeler ve çalışmalarla ilimizin bal üretim ve arıcılık alanında marka şehirler arasına girmesini sağlayan Sakarya Arıcılar Birliği, tüm dünyada büyük öneme sahip, Uluslararası Arıcılık Kongresinde (47. APIMONDIA) şehrimizi başarıyla temsil etti.

    Dünyanın pek çok ülkesinden bilim insanları ve arıcıların katılımıyla, 47.APIMONDIA Uluslararası Arıcılık Kongresi, 24-28 Ağustos tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirildi. 120 ülkeden binlerce kişinin katıldığı konferansa ilimizi temsilen Sakarya Büyükşehir Belediyesi ile ortak stantda Sakarya Arıcılar Birliği de katıldı. Arıcılık konusunda değerli bilgi paylaşımlarının, sunumların ve panellerin gerçekleştirildiği; ürünlerin tanıtıldığı, farklı kültürlerin kaynaştığı etkinliğe rekor katılım sağlandı.

    Sakarya’yı arıcılık ve bal üretimi konusunda her fırsatta ileri taşıyan çalışmaları ile bilinen Sakarya Arıcılar Birliği , Sakarya Büyükşehir Belediyesi ile ortak katıldığı etkinlik boyunca ürün çeşitliliği ve renkli stant görüntüsü ile en çok ilgi çeken katılımcılar arasında yerini aldı. İlimizin arıcılık konusunda bereketli ürünlerinin tanıtıldığı stant, kongre yöneticileri ve katılımcılar tarafından yoğun ilgiyle karşılandı.

    Sakarya Arıcılar Birliği Başkanı Mustafa Ör karşılaştıkları ilgiden dolayı memnuniyetlerini dile getirirken şunları söyledi: ” Arıcılık konusunda her fırsatta Sakaryamızı tanıtma ve potansiyelimizi dünyaya gösterme çalışmalarımız sürüyor. APIMONDIA gibi küresel çapta bir etkinlik bizler için çok büyük öneme sahip. Burada hem kendi çalışmalarımızı ve ürünlerimizi meslektaşlarımız ve değerli bilim insanlarımıza aktarabiliyoruz hem de dünyada ne gibi çalışmalar yapılıyor, yenilikler neler bunlar hakkında bilgi sahibi oluyoruz. Bu büyük organizasyona katılmamıza vesile olan ve bizlere destek ve teşviklerini hiçbir zaman esirgemeyen Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem Yüce’ye de sizler aracılığıyla bir kez daha teşekkür ediyorum.” dedi.